PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Evrendeki Hassas Ayarlar


Yıldıztozu
05-05-2015, 01:07
Evrenin, atomların, yıldızların ve canlılığın ortaya çıkabilmesi için bir sürü değişkenin doğru ayarlarda olması gerekiyordu ve öyle de.
Bu ayarlar nelerdir? Bilimsel açıklamaları var mıdır? Bu ayarlar bilinçli bir tasarımcı tarafından ayarlanmış olabilir mi?

Hassas ayarlara örnekler:

Hawking'e göre en etkileyici ayar kozmolojik sabittedir. ''Evrenin genişleme hızı o kadar kritik bir noktadadır ki, Big Bang'ten sonraki birinci saniyede bu oran eğer yüz bin milyon kere milyonda bir daha küçük olsaydı evren şimdiki durumuna gelmeden içine çökerdi.'' der.

Kütleçekiminde, güçlü ve zayıf nükleer kuvvetlerde ve elektromanyetik kuvvette çok ufak değişiklikler olsaydı evren bu şekliyle var olamazdı.

Uzay boyutları üçten farklı olsaydı bildiğimiz atomlar oluşamazdı.

Roger Penrose ise bu ayarların hepsinin birlikte gerçekleşme olasılığını 10^10^123 de bir olarak hesaplamıştır. Bu üslü ifadeyi doğal sayı şeklinde yazmak mümkün değildir. Sıfırlar evrene sığmayabilir.

Hassas ayarlara örnekler artırılabilir. Merak edenler Martin Rees'in 6 ayarını araştırabilir.

Hassas ayarların bilimsel açıklamaları:

Çoklu evrenler teorisi hassas ayarlara açıklama getirebiliyor.
Buna göre çok sayıda ve belki sonsuz sayıda evren vardır. Öyleyse bizimki gibi evrenlerin var olması olasılık açısından gayet doğaldır, mümkündür.
Dünya gezegeni için de birçok hassas ayar söylenirdi. Güneşe biraz daha yakın olsak yanardık gibi. Halbuki evrende trilyonlarca gezegen olduğu için bu ayarlarda bir gezegenin varlığı normaldir.Çoklu evrenler de buna benziyor.
Ayrıca bu teorinin doğruluğuna dair işaretler Kuantum belirsizlik ilkesinden ve Enflasyon teorisinden de gelebiliyor. Yani sırf hassas ayarları açıklasın diye uydurulmuş bir teori değil. Önemli bilim insanları başka evrenlerin de var olduğunu düşünüyor.

Tek bir evren modelinde de hassas ayarları açıklamak imkansız değil. Deneme yanılmalar sonucunda böyle bir evren ortaya çıkmış olabilir ya da uzun süreçler sonucunda ayarlar uygun değere gelmiş olabilir.
Hatta bu ayarlar hassas bile olmayabilir. Çünkü evren hangi ayarda olsaydı o ayara uygun şekilde farklı bir evren ortaya çıkabilirdi.

''Her şeyin teorisi'' adaylarından olan M kuramı ve Sicim teorileri de hassas ayarları açıklayabilir. Ama kanıtlanmaları şuanki teknolojiyle çok zor.

Hassas ayarlar bilinçli bir yaratıcı tarafından ayarlanmış olabilir mi?

Einstein şöyle bir soru sormuştu: ''Evreni yaratırken Tanrının başka bir seçeneği var mıydı?'' Tabi Einstein tanrıya inandığı için sormadı bu soruyu.

Bu soruya cevap olarak ''hayır yoktu'' dersek tanrıyı kısıtlandırmış oluruz. Tanrıyı bu ayarlara muhtaç kılarız.
Eğer ''evet başka ayarlarda da yaratabilirdi'' dersek bu sefer de hassas ayar ortadan kalkmış olur. Hassas ayar argümanına göre biz sadece bu ayarlarda var olabiliyoruz. Tanrı her ayarda yaratabilirdi dediğimizde bu ayarlar ''hassas'' olmaz.

Bu konudaki en önemli sıkıntılardan biri de neden-sonuç ilişkisini tersinden kurmakla alakalı.
Bu ayarlar bizim var olmamız için mi böyle oldu? Yoksa bu ayarlar böyle olduğu için mi biz var olduk?
İkisi arasındaki farkı örnekle gösterecek olursak; burnuma göre gözlük mü alırım yoksa gözlüğe göre burun mu alırım?
Yani gözlüğü aldıktan sonra; burnum tam da bu gözlüğe göre ayarlanmış demeyiz herhalde. Zaten gözlüğü burnuma göre seçtim.

“Fizik yasaları yaşamın olması için böyle ayarlanmıştır” demek yerine “Fizik yasaları uygun olduğu için yaşam ortaya çıkmıştır” demek daha mantıklı görünüyor.

Tabi her şeyi tanrı yaratmış olabilir. Ama her şeyi tanrısız da açıklayabiliriz. Bütün bu ayarlar için tanrıya ihtiyaç yoksa tanrı yaratmıştır dememiz için bir neden kalıyor mu?

Konuyla alakalı şu eğlenceli video da tavsiye edilir.
https://www.youtube.com/watch?v=8t8WUj4VXcE

pianola
05-05-2015, 07:37
"Bu ayarlar bilinçli bir tasarımcı tarafından ayarlanmış olabilir mi?" Hayir.

odunkafa
05-05-2015, 14:10
deprem olmuş bina sarsıntıya dayanamayıp yıkılmış.
Yıkılan bir bina var ortada.

depremin varlık sebebi binanın yıkılması değil.
depreme ne binadan!
canı mı sıkılıyor durağanlıktan!
deprem olduğu için bina yıkılmıştır.

evrene 'ayar vermeye' kalkan allahçıların tersi düz etmeleri gerek.

Dialectics
05-05-2015, 21:57
Kozmolojik sabitlerin veyahut da evreni şu an açıklamakta kullandığımız diğer muhtelif sabitlerin tam da neden o değerde olduklarını açıklayan "yeter neden"ler vardır diye düşünüyorum.

Bu tip antropik prensipe dair açıklamalarda; bu tip kozmolojik sabitlerin rastgele, bir tesadüf eseri, bir 10 üzerili olasılığın gerçekleşme ihtimaline bağlı olarak ortaya çıktığı yaklaşımı yapılarak olaya mucizevilik katılmaya çalışılıyor. Ancak dediğim gibi herşeyin birbirine bağımlı olduğu bu kâinatta, o kozmolojik sabit değerine yol açan bir denklem de mutlaka vardır...

Nasıl ki Fibonacci serisi kendisini yapraklara, bir papatya çiçeğine vs. saklamışsa; kozmolojik sabiti de barındıran bir matematiksel denklem olasıdır.

Keepbelieverthough
06-05-2015, 00:01
bence Evrende Blinçli olarak dizayn edilen Hassas ayarlar Var

düşünsenize bilimde son nokta the Big bang ile yoktan Var olduk hemde kontrollü kaos neticesinde
diğer taraftan aynı Bilim bize Termo dinamik 1 ve 2. yasası ile Hiç 1 şey yoktan var olamaz Var olanda yok olamaz der

Ve şu meşhur Entropi yasası

hal böyle iken paradox ile sonuçlanıyor bütün Evren ile ilgili Varsayımlarımız adeta koskoca Kaainat The Mother of Nature bizimle utanmadan dalgasını geçiyor
tam hah! şimdi çözdüm anladım meseleyi derken bilmediğimiz başka 1 yasa yeni 1 kavram çıkıyor Ör: Karanlık Enerji Ve Karanlık madde daha 10 seneye kadar haberimiz bile yoktu şimdi ise karanlık madde

``the dark matter ``resmini dahi çekebiliyoruz the Bulletin çarpışması mesela

http://www.spacetelescope.org/video

oradaki mavi renkte olanlar karanlık madde


Hülasa , benim fikrim ise bu Big bang bizim 3. boyutumuzdan yüksek olan 4. ve üstü boyutlardan tetiklendi

diğer gizemli boyutlarda fizik yasaları,neden sonuç ilişkileri farklı olduğu öngörüldüğünden Quantum String teorisi gereği, bizler bu 3. boyuttaki Evrenmizin yasalarını Ve başlangıcını bu boyutta kavrayamıyoruz ve nihayetinde Paradox ile sonuçlanıyor bizim bütün Evren nasıl işler arayışımız.

Mesele bundan ibaret Kanaatimce .

Yıldıztozu
06-05-2015, 00:57
bence Evrende Blinçli olarak dizayn edilen Hassas ayarlar Var

düşünsenize bilimde son nokta the Big bang ile yoktan Var olduk hemde kontrollü kaos neticesinde
diğer taraftan aynı Bilim bize Termo dinamik 1 ve 2. yasası ile Hiç 1 şey yoktan var olamaz Var olanda yok olamaz der

Ve şu meşhur Entropi yasası

hal böyle iken paradox ile sonuçlanıyor bütün Evren ile ilgili Varsayımlarımız adeta koskoca Kaainat The Mother of Nature bizimle utanmadan dalgasını geçiyor
tam hah! şimdi çözdüm anladım meseleyi derken bilmediğimiz başka 1 yasa yeni 1 kavram çıkıyor Ör: Karanlık Enerji Ve Karanlık madde daha 10 seneye kadar haberimiz bile yoktu şimdi ise karanlık madde

``the dark matter ``resmini dahi çekebiliyoruz the Bulletin çarpışması mesela

http://www.spacetelescope.org/video

oradaki mavi renkte olanlar karanlık madde


Hülasa , benim fikrim ise bu Big bang bizim 3. boyutumuzdan yüksek olan 4. ve üstü boyutlardan tetiklendi

diğer gizemli boyutlarda fizik yasaları,neden sonuç ilişkileri farklı olduğu öngörüldüğünden Quantum String teorisi gereği, bizler bu 3. boyuttaki Evrenmizin yasalarını Ve başlangıcını bu boyutta kavrayamıyoruz ve nihayetinde Paradox ile sonuçlanıyor bizim bütün Evren nasıl işler arayışımız.

Mesele bundan ibaret Kanaatimce .

Einstein'ın bahsettiğim sorusuna nasıl cevap vereceksin o halde?

Keepbelieverthough
06-05-2015, 01:43
Sn Yıldıztozu

Hassas ayar argümanına göre biz sadece bu ayarlarda var olabiliyoruz. Tanrı her ayarda yaratabilirdi dediğimizde bu ayarlar ''hassas'' olmaz.

bence Sizin söylediğiniz Hassas ayar argümanında bir sorun Var

Tanrı bizim bildiğimiz,algıladığımız manada Super güçleri olan Sofistike Akl üstü Greatest Tanrı ise eğer,yaratmak istediği Evreni Ve milyonlarcasını dahi farklı farklı Hassas ayarlar ile Pek Ala yaratabilir hemde ışık hızıyla hatta dahada hızlı bir şekilde ,tıpkı Big bang ın ilk dakikalarındaki Evrenimizin genişleme hızının yapılan hesaplamalara göre ilk 10 saniyede bizim Milky Way galaximiz kadar 100.000 ışık yılı genişlediği gibi

yani Einstein sorusuna cevabım 2. olurdu ,=)

Yıldıztozu
06-05-2015, 02:04
Sn Yıldıztozu

Hassas ayar argümanına göre biz sadece bu ayarlarda var olabiliyoruz. Tanrı her ayarda yaratabilirdi dediğimizde bu ayarlar ''hassas'' olmaz.

bence Sizin söylediğiniz Hassas ayar argümanında bir sorun Var

Tanrı bizim bildiğimiz,algıladığımız manada Super güçleri olan Sofistike Akl üstü Greatest Tanrı ise eğer,yaratmak istediği Evreni Ve milyonlarcasını dahi farklı farklı Hassas ayarlar ile Pek Ala yaratabilir hemde ışık hızıyla hatta dahada hızlı bir şekilde ,tıpkı Big bang ın ilk dakikalarındaki Evrenimizin genişleme hızının yapılan hesaplamalara göre ilk 10 saniyede bizim Milky Way galaximiz kadar 100.000 ışık yılı genişlediği gibi

yani Einstein sorusuna cevabım 2. olurdu ,=)

Her ayarda yaratır dediğinde bu ayarlar zaten sıradanlaşıyor, ayar özelliğini kaybediyor bir bakıma.

dünyadaki hassas ayarların mantığı var aslında.
dünyaya şaşırmıyoruz artık, evrene de şaşırmamak lazım.

odunkafa
06-05-2015, 10:52
bence Evrende Blinçli olarak dizayn edilen ...
.

Arkadaş,

Dizayn etmek için zihne yani beyine ihtiyaç var.
Tasarlayıcıdan bahsediyorsun.
Bu tasarlayanın var olduğuna inanıyorsun.

Yani ortada TEK BİR TASARLAYAN var o da SENsin.

Tasarlamak, modellemek dediğimiz şeyi ancak düşünen bir zihin yapabilir.

Evrene ilişkin bir bilgiyle geleceğine,
karşımıza kendi zihnindeki inançlarınla, imanınla geliyorsun.

Bir şeye inanıyor olman o şeyin gerçek olduğunu da kanıtlamaz.
bırak onu, hiç bir şeyi kanıtlamaz.

Tasarımcı..?

nereden çıktı bu kavram?

insandan yani senden.

Demek bu haltları hep sen (insanoğlu) çıkarıyorsun karşımıza.

Keepbelieverthough
06-05-2015, 13:01
ya gerçekten sıkıldım bu aynı mesajı 4. kere atıcam galiba ,umarım şimdi olur diğerlerini fazla link yazdığımdan kabul etmedi herhalde kusura bakmayın arkadaşlar :=)


Hocam merhaba,
Belki bilirsiniz ateistforum.org da cok bilmiş Haci nikli ultra süper bilim adamı Sicim teorisine zırva diyor, ondan sordum.

Merhaba . evet nasıl bilmem O meşhur Üstad Hacı Hocayı :=) çok istifade ettim kendisinden fakat evet seninde tespit ettiğin gibi bende kendisine katılmıyorum Sicim teorisi hakkındaki yanlış görüşlerini
kendileri fundamental kadim 1 Metaryalist olduğu için meseleye herşeyin gördüğümüz Evrenden ibaret olduğu ön kabulu ile bakıyor

çünkü mataryalist görüş iplik söküğü gibi sökülür gider Quantum String Teorisiyle

Ve ayrıca diğer katılamadığım yanlış görüşü olarak hz Muhammedin yaşamadığı iddiasıdır


Sicim teorisinin ve holografik evrenin ispatlanmak üzere olduğuna dair incelememiz için bir kaynak verebilir misin?


Sayın Dialecticks Direkt olarak değilde Dolaylı olarak Quantum String ,Membran ,Ve ayrıca M (Matrix) Teoremi Öngörüyor Holografik prensibini

bildiğiniz üzre Holografik prensip Teoremi aslında platonun meşhur Mağara alegorisinden başlar Bohm ve Hoyle ile gelişir Ve en nihayetinde ise meşhur Su tesisatcısı emeklisi Fizikçi Suskind ile ise bugüne güncellenip son bulur Quantum foamını,köpüğünü ,fluctions dalgalanmalarını anormalleştiren inside Super Massive Black hole Varsayımı Teorisiyle

'The Black Hole War: My Battle with Stephen Hawking to Make the World Safe for Quantum Mechanics, susskind’in Brown and Company tarafından 7 temmuz 2008’de yayımlanan ikinci popüler bilim kitabıdır. Bu onun en ünlü kitabıdır ve kitapta eğer karadelikler buharlaşırsa içinde saklı olan bilgilere ve maddelere ne olabileceğini düşündüğü anlatıyor. kitap, fizikçilerin 1981'de, parçacıkların belli temel parçalarının nasıl işlediğini hakkında bazı gizemleri çözmeye çalıştıkları bir toplantıda başlayan bir tartışmadan hareketle yazıldı.Tartışma sırasında Stephen Hawking, karadelik buharlaşırken içindeki bilgilerin sonsuza kadar yok olduğunu söyledi. Leonard Susskind’in Hawking’in yanlış olduğunu ıspatlayan teorisini formüle dökmesi 28 yıl sürdü.

ona göre (ki kendisi Hawking ile mucadelesini kazanmış olan bir Bilim adamıdır: Kara deliğin içine düşen madde Ve bilgi yok olmaz ) Karadeliğin içine düşen madde ve enerjiler 2 sonuçtan biri ile karşılaşır , ya Uzayın kumaşını yırtıp diğer bir paralel Evrenden bir kısmı çıkar ( o bir kısım Hawkinng`in Işıması olan eş partıkullerden biri karadelik yerçekiminden kurtulup Jet fışkırması ile galaxinin diğer tarafından çıkıyor
diğeri ise diğer evrenden )
yada Karadeliğin Singularty ,tekilliğinin içlerindeki çepherinde Hologram olarak 2 boyutlu olarak kayıt edilir Ve buda bizlere Evrendeki Herşeyin aslında 2 boyutlu olduğu aynen hologram filmindeki karelerin ve bilgilerin 2 boyutlu olduğu Işık sayesinde 3 boyutlu nesnelere dönüştüğü gibi

Herşey aslında 2 boyutlu bilginin Işık sayesinde Holografik olarak yansımasıdır

konu ile ilgili Videolar


https://www.youtube.com/watch?v=2DIl3Hfh9tY



https://www.youtube.com/watch?v=tpjUtQxKjQ4



Holografi ilkesi, bir uzayın hacminin kendi yüzeyi üzerine kodlanmış şekilde düşünülebileceğini ifade eden bir kuantum kütleçekimi ve sicim kuramı özelliğidir. İlk olarak Gerardus 't Hooft ortaya atmış ve yine Leonard Susskind; Hooft ile Charles Thorn'un fikirlerine kendininkilerini de ekleyerek net bir sicim kuramı yorumu haline getirmiştir.

Daha geniş bir manada, teoriye göre tüm evren kozmolojik ufukta "boyanmış" iki boyutlu bir bilgi yapısı olarak görülebilir, öyle ki gözlemlediğimiz üç boyut anca makroskopik ölçek ve düşük enerjide geçerli bir açıklamadır. Kozmolojik ufkun sonsuz alanı bulunduğu ve zamanla büyüdüğü için kozmolojik holografi matematiksel olarak kesinlik kazanmamıştır.[3][4]

Holografik prensipte kara delik termodinamiğinden esinlenilmiştir. İçerisinde herhangi bir nesne bilgisi barındırmayan kara deliklerde, düşen nesnelerin bilgileri olay ufkundaki dalgalanmalarda korunur. Holografik prensip, kara delik bilgi paradoksunu sicim kuramı çerçevesinde çözüme kavuşturmuştur.

Alıntı .wikipedia.org


Hawking, holografik yansımalar olabileceğimizi belirtiyor.
Evren neden var oldu? Araştırmacılar, bu sorunun yanıtını “Herşeyin Teorisi” adını verdikleri bir evren formülüyle yanıtlamayı umuyorlar. İngiliz astrofizik uzmanı Stephen Hawking, yeni bulgularıyla, içinde bulunduğu fantastik bir “hiper uzay” ın kapılarını açıyor. Biz diğer evrenleri göremiyoruz; ancak, Hawking teorisinde paralel evrenlerde olanların bizim korkularımızı, becerilerimizi ve özlemlerimizi etkileyebileceğini ileri sürüyor.· Yalnız değiliz: Hiçlikten, sürekli yeni evrenler doğuyor. Bazıları kendi içinde çöküyor, diğerleri sürekli genişliyor. Daha başkaları, bu iki durumun arasında kritik bir konuma sahip. Bazı evrenlerin, zeki yaşam biçimlerini barındırabileceği tahmin ediliyor. Bizim evrenimiz genişleme evresinde.

Paralel evrenlerle ilgili model, şu bilinmeyenleri çözebiliyor: Uzayda gözlemlenen kara delikler nelerden oluşuyor? Çekim kuvveti, diğer doğal kuvvetlere oranla neden zayıf? Işık, içinde bulunduğu evreni terk edemez, dolayısıyla komşu evrenin yaşayanları onu göremezler. Bununla beraber, gravitonlar hiper uzaya uçuyorlar.Şu sıralarda, siz bu cümleleri okurken, paralele evrenlerdeki eşizleriniz de bu cümleleri okuyor olabilirler. Onlar da bu teoriyi okuyunca, büyük olasılıkla sizin gibi inanmayacak ve başlarını sallayacaklardır. İlk bakışta çılgınlık ya da bir bilimkurgu fantezisi gibi görünse de, bu teori tamamen matematiksel temellere dayanıyor. Stephen Hawking, “Sonsuz sayıda eşiz evrenler var” diyor. Hawking, Cambridge Üniversitesi’nin Matematik bilimleri merkez’nde profosör olarak görev yapıyor. “Amyotrafik lateral skleroz” adı verilen bir sinir hastalığı nedeniyle, ünlü fizikçinin vücut kasları her geçen gün biraz daha eriyor. 1986’da bir soluk borusu ameliyat ameliyatı sonucu sesini de kaybetti. O günden bu yana bilgisayar aracılığı ile iletişim kuruluyor. Şu anda tamamen felçli, ancak zihni, inanılmaz bir hareketliliğe sahip. 59 yaşındaki astrofizikçi, evrenin varoluşunu açıklamak amacıylayıllardır üstünde çalışılan “Her Şeyin Teorisi” nin (Theory of Everithing) formülünü oluşturmayı başardı ve “M-teorisi” adını verdi. Buradaki “M” (Magic, misterios, mother) büyülü, esrarengiz ya da her şeyin (Bütün teorilerin) anası olarak değerlendirilebilir.

Teori, uzayı, içlerinde bizim eşizlerimizin bulunduğu başka evrenlerden oluşan çok boyutlu bir labirent olarak görüyor. Hawking, bu “kobold evrenler”in yaşayanlarını “gölge insanlar” olarak nitelendiriyor. Yani, bizim evren olarak tanımladığımız belki de, gerçekte iç içe geçmiş, birbirini şekillendiren ve hatta belki birbirine paralel çok sayıda evrenlerin bulunduğu sonsuz bir uzayın minik bir kesiti. Bu sadece birçok esrarengiz olguya aniden bambaşka bir açıdan baktığı için değil, aynı zamanda sıradan yaşamımızın bu kadar basit olmadığını göstermesiyle de büyüleyici bir evren tasviri. Birçoğumuz, yaşadığımız olaylara hep daha fazla anlam yükleme eğilimindeyiz. “Yaşamımda, ne olduğunu bilmediğim bir değişiklik olacağını hissediyorum dediğimiz anları hepimiz yaşamışızdır. Korkular, hayaller, özlemler, fikirler… Ortada neden yokken, birden bire nasıl çıkıyorlar, nereden geliyorlar?

Stephen Hawking’in geliştirdiği evren teorisi, hesaplamalara dayalı yepyeni bir açıklama getiriyor. Hawking, mantıksal olarak beynimizde hiçbir şeyin bir bütünden bağımsız gerçekleşmediğini ileri sürüyor. Görülebilir evrenlerimiz dışında, iç içe geçmiş ve eşizlerimizin bulunduğu, görülemeyen daha çok sayıda evren var.



www.alternet.org/world/mindboggling-our-universe-might-just-be-one-giant-projection



http://scitation.aip.org/content/aip/journal/jmp/36/11/10.1063/1.531249


According to ’t Hooft the combination of quantum mechanics and gravity requires the three-dimensional world to be an image of data that can be stored on a two-dimensional projection much like a holographic image. The two-dimensional description only requires one discrete degree of freedom per Planck area and yet it is rich enough to describe all three-dimensional phenomena.

After outlining ’t Hooft’s proposal we give a preliminary informal description of how it may be implemented. One finds a basic requirement that particles must grow in size as their momenta are increased far above the Planck scale. The consequences for high-energy particle collisions are described.

The phenomenon of particle growth with momentum was previously discussed in the context of string theory and was related to information spreading near black hole horizons. The considerations of this paper indicate that the effect is much more rapid at all but the earliest times.

In fact the rate of spreading is found to saturate the bound from causality. Finally we consider string theory as a possible realization of ’t Hooft’s idea. The light front lattice string model of Klebanov and Susskind is reviewed and its similarities with the holographictheory are demonstrated. The agreement between the two requires unproven but plausible assumptions about the nonperturbative behavior of string theory. Very similar ideas to those in this paper have long been held by Charles Thorn.
© 1995 American Institute of Physics


Saygılar...

Yıldıztozu
07-05-2015, 23:35
Holografik evren diyince aklımıza gelen ilk isim Susskind'dir elbette.

Ama şu videoda Brian Green de güzelce anlatmış.

https://www.youtube.com/watch?v=xQFpss2O50c

odunkafa
08-05-2015, 00:01
Hassas massas yok.
Götünüzden uyduruyorsunuz.
Az biraz sosyoloji, felsefe okuyun cahiller

Yıldıztozu
08-05-2015, 00:10
Hassas massas yok.
Götünüzden uyduruyorsunuz.
Az biraz sosyoloji, felsefe okuyun cahiller

Evrendeki hassas ayarlar bilimsel gerçekliktir.

Ateist teist bütün önemli bilim insanları hassas ayarları kabul eder.

Kaç tane bilimsel kitap okudunuz ki?

spartacus
08-05-2015, 00:19
Ne diyor video da, bilgi ve yansıma...

Yine ne diyor efendim kara deliklerde bilgi depolanıyor, Holografik olarak yansıyormuş vs...

Çağımızın modern idealizmi, yıllardır okudum bu söylevleri, lakin hiç bir objektif, bilimsel veri, dayanağı yok, felsefe alnında ise ancak çağdaş idealizmin günümüzde evren anlayışının bir versiyonu olabilir....

Hee öyle uzakta bir yerlerde depolu bilgi var, ha bire can sıkıntısından holografik olarak etrafa saçıp duruyor...

yarın doğacak bebekler aslında doğmayacaklar, zaten o bebekler daha dünden bilgi olarak bir yerlerde depo idi, ama bu depocu iyi bri kurgucu, senarist, illa bebeklikten başlatacak hazır depolu bilgiyi yansıtmaya, tek sorun holografik yansıma idi.

Neyse, şu an hastanelerde doğan bebekler aslında yoklar, daha doğrusu onlar canı sıkılan bir bilgi deposunun etrafa saçtığı ilizyondan başka bir şey değil, iyi de bilgi'nin yansıması için neden illa bir anne gerekiyor? ha pardon aslında anne de yok, gerçek olan hiç bir şey yok, tek gerçek var oda bilgi idi değil mi? Bu teori bilimde değil, teoride değil aslında, biz teori diyoruz-ama gerçekte bilim camiasında teori olarak kabul görmüyor-, özünde felsefik bir varsayım(çağdaş idealizmin dünyası), antik çağdan beridir böyledir. İdealizm illa sanal bir gerçeklik ve zihni bir zemini, temeli olacak, illa dual alemler, bir gerçek(zihin) bir de yalan(ha bu evren!) alemleri olacak, her şey zihinlerin tertibi olacak... İnsanlık iyi ki hologramı buldu, resim sanatı üzerinde kullandı da, günümüz idealizminin, teolojininde imdadına bu tür felsefik varsayımlar yetişti... :)

Konu açısından ise evrende ayar yok ki, hassas olsun. Bilim hassaslık kelimesini, belirli çerçevesi çizilmiş satıh, ortam vb ölçeğine göre kıyas üzerinde ifade eder, bu farklı bir durum, hassas, peki neye göre?(işte bu önemli)... Örneğin su 100 derecede kaynar diyende bilimdir, lakin hangi yükseklikte-atmosferik basınçta, bileşenin içeriği vb ölçeğiyle ele alır ve değişken ortam-bileşim suyun kaynama derecesini de değiştirir(96 derece de de kaynayabilir, 110 derece de de, hassaslık bunun neresinde? Atmosferik basıncı belirli vb. yani ideal ortam ölçeğiyledir ve bu çerçevede ifade edilir, gerçek, nesnel koşullar ise ideal değildir. İdeallik özneldir, ancak esas alınan bir şeylere, gözlemciye ya da gözlenene göre değişir, görecelidir, örneğin insan için ideal koşullar ile bir penguenin aynı değildir. Laboratuvar ortamı ile reel ortamın zaten aynı şeyler olmadığını her bilim insanı bilir...

Yıldıztozu
08-05-2015, 00:24
Ne diyor video da, bilgi ve yansıma...

Yine ne diyor efendim kara deliklerde bilgi depolanıyor, Holografik olarak yansıyormuş vs...

Çağımızın modern idealizmi, yıllardır okudum bu söylevleri, lakin hiç bir objektif, bilimsel veri, dayanağı yok, felsefe alnında ise ancak çağdaş idealizmin günümüzde evren anlayışının bir versiyonu olabilir....

Hee öyle uzakta bir yerlerde depolu bilgi var, ha bire can sıkıntısından holografik olarak etrafa saçıp duruyor...

yarın doğacak bebekler aslında doğmayacaklar, zaten o bebekler daha dünden bilgi olarak bir yerlerde depo idi, ama bu depocu iyi bri kurgucu, senarist, illa bebeklikten başlatacak hazır depolu bilgiyi yansıtmaya, tek sorun holografik yansıma idi.

Neyse, şu an hastanelerde doğan bebekler aslında yoklar, daha doğrusu onlar canı sıkılan bir bilgi deposunun etrafa saçtığı ilizyondan başka bir şey değil, iyi de bilgi'nin yansıması için neden illa bir anne gerekiyor? ha pardon aslında anne de yok, gerçek olan hiç bir şey yok, tek gerçek var oda bilgi idi değil mi? Bu teori bilimde değil, teoride değil aslında, biz teori diyoruz-ama gerçekte bilim camiasında teori olarak kabul görmüyor-, özünde felsefik bir varsayım(çağdaş idealizmin dünyası), antik çağdan beridir böyledir. İdealizm illa sanal bir gerçeklik ve zihni bir zemini, temeli olacak, illa dual alemler, bir gerçek(zihin) bir de yalan(ha bu evren!) alemleri olacak, her şey zihinlerin tertibi olacak... İnsanlık iyi ki hologramı buldu, resim sanatı üzerinde kullandı da, günümüz idealizminin, teolojininde imdadına bu tür felsefik varsayımlar yetişti... :)


Konu açısından ise evrende ayar yok ki, hassas olsun. Bilim hassaslık keliemsini, belirleri, çerçevesi çizilmiş satıh, ortam vb ölçeğine göre kıyas üzerinde ifade eder, bu farklı bir durum... Örneğin su 100 derecede kaynar diyende bilimdir, lakin hangi yükseklikte-atmosferik basınçta, bileşenin içeriği vb ölçeğiyle ele alır. Laboratuvar ortamı ile reel ortamın zaten aynı şeyler olmadığını her bilim insanı bilir...


ayar var da ayarlama yok diyelim.:)

Ayardan kasıt mesela Hawking'in bahsettiği ayar.
Bigbang anındaki çok hassas ayarlar olmasaydı evren oluşamazdı. Başka türlü bir evren de oluşamazdı. Anında içine çökerdi. Ya da aşırı genişlerdi.

Sadece uygun değerlerde evren var olmaya devam edebilir.
Ama bu değerlere ayarlanmış demek zorunda değiliz. Zaten çoğu bilim insanı da ayarlanmış demez.

Holografik teori tarzı teorileri beğenmediğini biliyorum.
Materyalizme aykırı görüyorsun sanırım.

Ama artık bilinen fizik kanunları bir yerden sonra tıkanıyor. Mecburen hayalgücünü kullanarak farklı yasalara başvurulmak zorunda kalınıyor.
Tabi bu hayalgücünü sadece varsayımlara değil, bilimsel desteklere de dayandırmak gerekiyor.

spartacus
08-05-2015, 00:37
ayar var da ayarlama yok diyelim.:)

Ayardan kasıt mesela Hawking'in bahsettiği ayar.
Bigbang anındaki çok hassas ayarlar olmasaydı evren oluşamazdı. Başka türlü bir evren de oluşamazdı. Anında içine çökerdi. Ya da aşırı genişlerdi.

Sadece uygun değerlerde evren var olmaya devam edebilir.
Ama bu değerlere ayarlanmış demek zorunda değiliz. Zaten çoğu bilim insanı da ayarlanmış demez.

Holografik teori tarzı teorileri beğenmediğini biliyorum.
Materyalizme aykırı görüyorsun sanırım.

Ama artık bilinen fizik kanunları bir yerden sonra tıkanıyor. Mecburen hayalgücünü kullanarak farklı yasalara başvurulmak zorunda kalınıyor.
Tabi bu hayalgücünü sadece varsayımlara değil, bilimsel desteklere de dayandırmak gerekiyor.
Sevgili Yıldıztozu
Hawking'in ömrü yetmeyecek diye düşünüyorum.

Aslında ayar filan yok, ne ince, ne de kalın :)

İfade etmenin-edebilmenin kavramları ile ifade edilenin kendisi karıştırılmamalı diye düşünüyorum. Hawking'i her okuyan farklı sonuçlar çıakrtabilir, zaten öyle olduğu için de son kitabını çıkartmak zorunda kaldı(Tanrı'nın gereksizliği)...

Bu arada Big Bang'in, bang, bang!(bommm! yani pofff oldu) olduğunu düşünenlerdenim. Big Bang'de ısrar edildikçe, bu tür akıl oyunlarına muhtaçlık bitmeyecektir, bitmezde...

Big bang sınırlı uzay-evren dönemlerinden ve illa bir şeyin her bir şeyi yarattığı-var ettiği dönemlerden kalma, özünde kendisi ile de başlangıç mefhumu, neden aramaklığın mantıksal hatasını da taşır(Hawking'de bunun itirafını da bulabilirsiniz), zaman yoksa haliyle bir başlangıçtan, yani başlatan bir nedenden söz etmekte saçmadır). Eski anlayışlardan -olması muhtemel olmayan bir başlangıç ve/veya başlatan(ki bu ifadeler tamamen saçmadır)- kalma, ama milyonlarca dolar harcanmış bir teori, kanıt şu ya bu gibi yapılan deneylerde, bir gün aslında belki verim alınacak başka donelere sebep olur, belkide maksadın, çalışmayı etkilediği haliyle fazlasıyla verimsiz sonuçlar olur. haliyle teori pratikle çeliştikçe ancak hassas ayar şu bu gibi akıla yatkın/dayalı pratik çözümler gündeme gelecek(bir süre daha).. İnsanlar bazen ne görmek istiyorsa, onu görüyorlar, görmek için düzenekler kurabiliyor ve görmek istedikleri gibi görüp(ki düzenekler buna zemin olabiliyor), yorumlayabiliyorlar.. neyse, ne olduğu ise sanırım gelecek on yıllarda belli olacak...

Örneğin Plazma Evren modeli, görünür maddenin %99'u plazma olan evren açısından Big Bang'den hiçte geri kalır bir teori değil-di ve kanıtları daha fazlaydı... Ancak bazı siyasi-teolojik sebeplerle rafa kaldırılmaya çalışıldı ve başarıldı...

Keepbelieverthough
08-05-2015, 01:09
Sn spartacus

sana String Teorisi hakkında yazacak çook delilllerim Var fakat

Arif olana 2 söz yeter felsefesince haraket edip 2 laf edeceğim

1. hemen hemen Tüm fizikçiler String Teorisine 100 % ispatlanamamasına rağmen Teori of everything e uyan en mantıksal teori olduğu için kabul ediyorlar . ama durun bekleyin tamamıyla ispat edilecek . uzaya kozmik mikro dalga radyasyon ölçen Wmap benzeri bir uydu fırlatılacak
Gravitasyon dalgalarını tespit etmek için
yerçekimi gravitasyon Quantum membran teorisine ters düşüyor
ayrıca gravitasyonun neden Evrendeki 4 temel kuvvetten daha zayıf olduğunun diğer farklı boyutlar ,paralel evrenlerden geliyor olması ve nihayetinde gücünün zayıfladığı nedeniyle gerçekleştiği ispatlanmış olacak

Hatta sırf Quantum Teorisi için Fizik Bilimi dalında yeni bir alt dal icat ettiler
Teorik Fizik multi universes ,çoklu boyutlar bu dalın araştırma alanıdır

Sen hala Quantum Teorisine idailzm sonucu oluşan safsata de..

2. demek bu dünyaya sen gerçek diyorsun Hologram safsata
tek gerçeklik var o da senin görüp hissetiğin dokunduğun
peki bana ispat et benim bu yazımı okurken bu esnada Rüyada olmayıp Rüya görmediğini?

sakın bana rüyalarda sebep sonuç ilişkisi olmaz deme
sen hiç gerçek sandığın sebep sonuç ilişkileri olan bir rüyadan uyanmadınmı ? veya Rüya içinde hiç rüya görmedinmi?

Yıldıztozu
08-05-2015, 01:18
Sevgili Yıldıztozu
Hawking'in ömrü yetmeyecek diye düşünüyorum.

Aslında ayar filan yok, ne ince, ne de kalın :)

İfade etmenin-edebilmenin kavramları ile ifade edilenin kendisi karıştırılmamalı diye düşünüyorum. Hawking'i her okuyan farklı sonuçlar çıakrtabilir, zaten öyle olduğu için de son kitabını çıkartmak zorunda kaldı(Tanrı'nın gereksizliği)...

Bu arada Big Bang'in, bang, bang!(bommm! yani pofff oldu) olduğunu düşünenlerdenim. Big Bang'de ısrar edildikçe, bu tür akıl oyunlarına muhtaçlık bitmeyecektir, bitmezde...

Big bang sınırlı uzay-evren dönemlerinden ve illa bir şeyin her bir şeyi yarattığı-var ettiği dönemlerden kalma, özünde kendisi ile de başlangıç mefhumu, neden aramaklığın mantıksal hatasını da taşır(Hawking'de bunun itirafını da bulabilirsiniz), zaman yoksa haliyle bir başlangıçtan, yani başlatan bir nedenden söz etmekte saçmadır). Eski anlayışlardan -olması muhtemel olmayan bir başlangıç ve/veya başlatan(ki bu ifadeler tamamen saçmadır)- kalma, ama milyonlarca dolar harcanmış bir teori, kanıt şu ya bu gibi yapılan deneylerde, bir gün aslında belki verim alınacak başka donelere sebep olur, belkide maksadın, çalışmayı etkilediği haliyle fazlasıyla verimsiz sonuçlar olur. haliyle teori pratikle çeliştikçe ancak hassas ayar şu bu gibi akıla yatkın/dayalı pratik çözümler gündeme gelecek(bir süre daha).. İnsanlar bazen ne görmek istiyorsa, onu görüyorlar, görmek için düzenekler kurabiliyor ve görmek istedikleri gibi görüp(ki düzenekler buna zemin olabiliyor), yorumlayabiliyorlar.. neyse, ne olduğu ise sanırım gelecek on yıllarda belli olacak...

Örneğin Plazma Evren modeli, görünür maddenin %99'u plazma olan evren açısından Big Bang'den hiçte geri kalır bir teori değil-di ve kanıtları daha fazlaydı... Ancak bazı siyasi-teolojik sebeplerle rafa kaldırılmaya çalışıldı ve başarıldı...


Ayar konusunda çok farklı düşünmüyoruz aslında sen ve ben.

Sadece tanımlamalarımız farklı.

Dünyada şuan insanların ortaya çıkabilmesi için bazı ayarlar olması gerekirdi değil mi?

Mesela Güneşe uygun uzaklıkta bulunmamız gerekir. Galaksimizin yaşanılabilir bölgesinde olmamız gerekir. Ya da atmosferimizin manyetik dalgaları olması gerekir. Böylece gama ışınlarından süper novalardan bizi korusun.

Şimdi bu ayarlar olmasaydı var olamazdık.

Evrendeki ayarlar da buna benziyor.

Aslında ayarlanmış bir şey yok.

Biz bu şartların uygun olduğu yerde ortaya çıkmışız. Aynı dünya gibi evren için de öyle.

Neden-sonuç ilişkisini doğru kurmakla alakalı.
Başlığın bir yerinden neden-sonuç ilişkisinden bahsetmiştim.

Evren bizi ortaya çıkarmak için böyle olmadı. Evren böyle olduğu için biz ortaya çıktık.

Neden-sonuç ilişkisini tersinden kuranlar buna ayarlanmış diyorlar.

Ben de diyorum ki ayar var ama ayarlanma yok.
Tabi buna da ''ayar'' dersek. Tanıma bağlı.

spartacus
08-05-2015, 01:41
Sn spartacus

sana String Teorisi hakkında yazacak çook delilllerim Var fakat

Arif olana 2 söz yeter felsefesince haraket edip 2 laf edeceğim

1. hemen hemen Tüm fizikçiler String Teorisine 100 % ispatlanamamasına rağmen Teori of everything e uyan en mantıksal teori olduğu için kabul ediyorlar . ama durun bekleyin tamamıyla ispat edilecek . uzaya kozmik mikro dalga radyasyon ölçen Wmap benzeri bir uydu fırlatılacak
Gravitasyon dalgalarını tespit etmek için
yerçekimi gravitasyon Quantum membran teorisine ters düşüyor
ayrıca gravitasyonun neden Evrendeki 4 temel kuvvetten daha zayıf olduğunun diğer farklı boyutlar ,paralel evrenlerden geliyor olması ve nihayetinde gücünün zayıfladığı nedeniyle gerçekleştiği ispatlanmış olacak

Hatta sırf Quantum Teorisi için Fizik Bilimi dalında yeni bir alt dal icat ettiler
Teorik Fizik multi universes ,çoklu boyutlar bu dalın araştırma alanıdır

Sen hala Quantum Teorisine idailzm sonucu oluşan safsata de..

2. demek bu dünyaya sen gerçek diyorsun Hologram safsata
tek gerçeklik var o da senin görüp hissetiğin dokunduğun
peki bana ispat et benim bu yazımı okurken bu esnada Rüyada olmayıp Rüya görmediğini?

sakın bana rüyalarda sebep sonuç ilişkisi olmaz deme
sen hiç gerçek sandığın sebep sonuç ilişkileri olan bir rüyadan uyanmadınmı ? veya Rüya içinde hiç rüya görmedinmi?
Sevgili Keepbelieverthough
Arif değilim, zaten arif olabilmek için ortada ele avuca gelir şeyler olmalı.

O dediklerinin, bilgi pıtırcığı holografik saçılım ile, ne ilgisi, ne de alakası yok. Ha siz aşağıda vereceğim mantıksal hata gereği ilişki kurabilirsiniz(zaten sicimciler de kurgularını böyle safsata bağıntılara dayandırmakta). Bir diğer başlıkta dediğim gibi;

Çiçeklerin varlığı tanrının delili argümanı geçerli değildir, radyasyon ölçülse ne ölçülmese ne, 3 çıkarsa sicimi, 5 çıkarsa sicimin sicimini filan mı kanıtlayacak, ne alaka?

Sizin ifadelerinizde bu biçimde.

Bilgi nedir? Özne nesne ilişkisinde aktının-verinin değerlendirilip, yorumlanması, analizinden başka bir şey değildir. Bilgi saltık olarak depolanmaz, depolanan veridir(daha doğrusu kodlanmış hali -etki, tepki ve/veya aktının ortam, koşul ve bileşenini içermez, belirli bir dizilime binaen dizilen sembollerdir ve ele avuca gelir, boşlukta yer kaplar yorumlanmaya muhtaçtır) ve verinin bilgi olarak ifade edilmesi için, öznenin veriye erişip yorumlaması gerekir. Peki holografik evren kurgularındaki bilginin, aktısı, satıhı, öznesi nedir?...

Kısaca ne sizin ne de trilyonlarca nesne, ilişki, ne de gündelik sosyal ilişkileriniz, evvelce bir yerde depolanmış bilginin(!?), etrafa saçılması olamaz. Öyle absürt bir kurgudur ki bu, şimdi ne desem bana boş bir vakit israfı olacak...

Yani demem şu ki, kısa geçiyorum, fizik, hayat öyle sonu baştan belli, öneğin CD'ye kopyalanmış bir filmin, perdeye yansıtılması değildir. Bu idealist teolojik kurguları bir kalem geçin...

spartacus
08-05-2015, 01:44
Ayar konusunda çok farklı düşünmüyoruz aslında sen ve ben.

Sadece tanımlamalarımız farklı.

Dünyada şuan insanların ortaya çıkabilmesi için bazı ayarlar olması gerekirdi değil mi?

Mesela Güneşe uygun uzaklıkta bulunmamız gerekir. Galaksimizin yaşanılabilir bölgesinde olmamız gerekir. Ya da atmosferimizin manyetik dalgaları olması gerekir. Böylece gama ışınlarından süper novalardan bizi korusun.

Şimdi bu ayarlar olmasaydı var olamazdık.

Evrendeki ayarlar da buna benziyor.

Aslında ayarlanmış bir şey yok.

Biz bu şartların uygun olduğu yerde ortaya çıkmışız. Aynı dünya gibi evren için de öyle.

Neden-sonuç ilişkisini doğru kurmakla alakalı.
Başlığın bir yerinden neden-sonuç ilişkisinden bahsetmiştim.

Evren bizi ortaya çıkarmak için böyle olmadı. Evren böyle olduğu için biz ortaya çıktık.

Neden-sonuç ilişkisini tersinden kuranlar buna ayarlanmış diyorlar.

Ben de diyorum ki ayar var ama ayarlanma yok.
Tabi buna da ''ayar'' dersek. Tanıma bağlı.
Sevgili Yıldıztozu, zaten çok farklı düşünmediğimizi biliyorum. Senin ifadende de ayar lafzı, bir ayarlılık, planlılık mefhumunda değil.

Lakin günümüzde sansasyonel terimlere saplanma hastalığı, medyatik bir hastalık ve aslında bazı kelimeler günümüz biliminin ekonomik sıkıntılarından veya kitlelere seslenebilme sorunlarından dolayıdır da(ilgi çekmek, çekici olmak, merak uyandırmak vb), tabi ben katılmasam da bu böyle olabiliyor(örneğin uzay araştırmaları için kullanılan bir çok gizemli ifade, ilgi çekici canlılar söylemleri vb, ilgi, merak, kitle, ekonomik taban gibi kaygıları da taşır bazılarıda gezegenlerde aslında yer altı kaynağı arar, haritalarını çıkartır ama bizlere ise gezegende hayat araştırması diye yutturabilir, özellikle NASA gibi kuruluşlar).

Biz ayar demiyoruz, KOŞUL diyoruz :)

spartacus
08-05-2015, 03:45
Bu arada Plazma Evren modelinden bahsetmiştim, bir iki örnek vereyim.

Plazma Evren modelinin hem gözlem hemde teorik temeldeki dayanakları Big Bang'den daha sağlamdır. Big Bang sektörünün getirdiği politik-ideolojik baskılar ise vakti zamanında bilim insanının elinden gözlem yapma şansını almakla önlem almıştı... Bu kişi Laplace Bulutsu Hipotezini ispatlayan kişi yani Alfven idi...

Alfven'e göre ise uzay sınırsızdır, evren değil evrenlerden bahsedebiliriz. Ancak bir evrenden bakıp bir diğer evreni görmek, arada bulunan plazma nedeniyle mümkün olmayabilir. Evren dediğimiz ise özünde evreni meydana getiren şeylerin, kabaca ifade- toplanması dağılması tekrar toplanması olabilir. Bu arada belirteyim Alfven'in plazma oluşumuna dair öne sürdüğü oluşum modeli, gözlemlerle kanıtlandı...

Bu Modelle karşı çıkışın temelinde Alfven'e göre

Alfvén'e göre, onun yaklaşımıyla Büyük Patlama kozmologlarınınki arasındaki en kritik farklılık, yöntem farklılığıydı. "İnsanların evreni düşündüğü her an, mistik yaklaşımla ampirik bilimsel yaklaşım arasında bir ihtilâf söz konusudur" diye açıklamıştı. "Efsanede, insan her zaman, tanrının dünyayı nasıl yaratmış olması gerektiğini, hangi kusursuz ilkenin kullanılmış olduğunu çıkarsamaya çabalar." Bu, der Alfvén, geleneksel
kozmolojinin bugünkü yöntemidir
Kaynak: http://vivo-book.com/blog/Kitab/Alan%20WoodsTed%20Grant-Aklın%20İsyanı.pdf

bana göre ise safsata diyebileceğim paradokslar ve/veya din merkezli, inanç merkezli kısaca teolojik güdülenme yatıyor.

Elimizde pek bir kaynak yok ne yazık ki, zira Big Bang diye aratsak, karşımıza belkide tonlarca link çıkar ve bir çoğuda teist kaynaklar olabilir..

Örneğin Big Bang üzerine bazı kişiler zaman olayların meydana geldiği boyuttur ifadesini kullanır, peki o halde Big bang olay ise, boyutu nedir? Soru yanıtsız kalabilir, ya da tanrı gösterilebilir... İşin aslı ise -o minvalde- zamanı ortaya çıkartan tamda olaylardır, yani zaman ikincildir, aslında bir boyuttur, peki boyut ne idi, önceki yazımda açıkladım.

Sebep-sonuç ilişkisi de tamamen hareket değişim, ilişki sathında bir ilişkidir, yani her şeyin dışında bir işleyiş ve her bir şeyin dışında bir zaman kavramı/mefhumu, sebep/sonuç ilişkisi olamaz. Mesela ilk neden? Bu soru? Mantıksız bir safsata olabilir...

Peynir neden küflendi, deprem neden oldu, yanardağ neden patlıyor, dünya da su neden var? Hidrojenin yanması olabilir mi? (http://tr.wikipedia.org/wiki/Hidrojen)bazılarımız ilk defa duyuyor olabilir :) İşte her nasılların, nedenlerin bir gözlem satıhı var, işte bu satıha ilk neden payesi biçmek safsatadır.. örneğe bakalım, hidrojen yoksa, yanıp suya dönüşeceğine dair gözleminiz-nedenlerinizden bir tanesi olabilir mi? Kısaca fiziğin ilk nedeni sorusu saçmadır, Big Bang teorisinin iyice zayıf kaldığı noktalardan birisi de ne yazık ki burasıdır. Anlaşılır kaba bir örnek vereyim, bir balonu şişirin, balonumuzun çepeçevre iç hacmi fizik olsun, zaman, nedenler vb tüm ilişkilerde içinde anlam kazansın, bu halde balonun ilk nedeni, balon ne zaman gibi sorular saçmadır, çünkü bunlar balonun dışında değil içindedir ve ancak balona bağlıdırlar:)... Çok kaba bir örnek ama binlerce yıllık şartlanmışlığımızla idrak edebilme açısından iyi bir ifade diye düşünüyorum... Daha kabaca, fiziğe ilk neden aramak saçmadır, çünkü nedenlerin, nedeni zaten fiziktir :)

* 1783'te Antoine Lavoiser,Laplace ile Cavendish'in bulduklarını tekrarlarken, yandığı zaman su üreten bu gaza hidrojen adını vermiştir.

Verdiğim linkte ayrıca şu noktalara bakalım;
Hidrojen, evrenin kütlesinin %75'ni oluşturan ve evrende en çok bulunan elementtir. Ana hatta bulunan yıldızların çoğunluğu plazma halinde olan hidrojenden oluşur.

Eğer bir teori için çiçeklerin açması tanrıya delil noktasıyla ele alınıyorsa(Sicim teorisi dediğim edebiyat), şu yukarıdaki ifade Plazma Evren Modelini miraca çıkartır :)
Mazlum Çimen'in seslendirdiği bir türküdür. Ha ben sana yollanmışım ha Muhammet miraca

IZ-KSzseKh0

pianola
08-05-2015, 04:58
0Q4fecFbYBg

akM9KNEv_JE

odunkafa
08-05-2015, 14:38
Evrendeki hassas ayarlar bilimsel gerçekliktir.

Ateist teist bütün önemli bilim insanları hassas ayarları kabul eder.

Kaç tane bilimsel kitap okudunuz ki?

https://www.youtube.com/watch?v=724wMBr5n98&list=PL42oFb4iYcS5PMW0M_a_kgh70xT3QFUUQ&index=2

Yıldıztozu
09-05-2015, 01:03
724wMBr5n98


K.Cankoçak'ın bir sempozyumuna katılıp yakından dinlemiştim.

Hassas ayarların fizikte kabul edilmiş bir problem olduğunu söyler kendisi.

Tasarlanamaz demesi ayrı bir konu.

spartacus
09-05-2015, 12:08
İnce ayar, hassas ayar bu tür ifadeler sorunlu ifadeler diye düşünüyorum.
Ayar ancak düzenekler açısından ve/veya irade çerçevesinde geçerli olabilir.. Big Bang'in kurgu dünyasının o ilk başlarına dair ise, çaresiz kalınıyor çünkü ne yapılsa da Big Bang bir türlü, ama bir türlü fizik, kimya, bilim zeminine oturtulamıyor.

Bir cezaevi düşünün, mahkumların kaçma şansı neredeyse hiç yok, ama her gün bir kaç mahkum kaçıyor?
Sebep? Çapı ancak bir farenin sığabileceği havalandırma bacası mazgallarından insanlar geçi, geçiveriyor.. Nasıl mı? İşte orada ince bir ayar olmalı...

İyi de tüm kaçışlar gece oluyor(gündüz zor), mahkumlar hücrelerden nasıl kaçıyor? Efendim basit, hücrelerde geleneksel kilit sistemi kullanılmış, anahtar delikleri var, mahkumlar o delikten sızıp, bacadan tüyüyorlar, eğer bilim bir laboratuvarda bir nesneyi parçalarına ayırıp, tekrar kayıpsız biçimde birleştirebilirse bu ispatlanmış olacak, peki, acaba bu indirgeme geçerli olabilir mi? Günümüzde bu indirgeme için milyarlarca dolar harcanıyor, bilimsel çalışma namına değil sözüm, bu indirgemeyi yapıp çiçekler varsa tanrı da vardır noktasına, işte mahkum ve parçalara ayırılabilirliğin bu tarz indirgeme ile ispatı namına dayatanlar için.. (eğer laboratuvarda bir nesne parçalarına ayrılıp birleştirilirse bu da mahkumun anahtar deliğinden sızdığının ispatı olur mantığı, peki olur mu?)

O zaman bacayı kapatalım, kapı kilitlerini değişelim, hayır çözüm değil, bu seferde duvarlardaki muazzam quantum boşlukları kullanarak dışarı sızarlar, bir kere Quantum felsefesi(idealizmi, teolojisi) var, belirsizlik ilkesi var(halbuki bu bir parçacığın momentumu ve konumunun tam doğrulukla ölçülemeyeceği üzerinedir), hiç birisi yoksa tasarımcı var, mahkumu bir an quantum çorbaya çevirip, dışarı çıkınca da tekrar birleştiriyor olabilir, iyide bu teolojik, hayır ne münasebet bizzat evrenin kendisi bunu yapıyor diyoruz, tasarımcı derken kasıt o. :)

İnsanın hayal gücü, ona etkin bir kurgu yeteneği sağlar.

Son olarak, bilim insanları ifade zorluğundan dolayı, gündelik kavramları kullanırlar, örneğin ayar lafzı italik veya tırnak içi olmalı. Lakin doğru-yerinde bir kavram değil, ama Big bang'in hokus-pokus kurgusu bunu dayatıyor. Evrende ise hakim bir dengeden söz edilemez hele ki sözde ışık hızının binlerce kez aşıldığı, patlamanın(kaosun, yoğun kaotik) hüküm sürdüğü bir an için bile olsa söz edilemez. Evrenimiz dinamik. Eğer mekanik ve hareket-değişim ardışık olsaydı(Pisagor'un dünyası gibi), belki ayar-denge durumu söz konusu olabilirdi, lakin evren mekanik değil dinamiktir ve matematiğe dayalı mekanik evren, gözleme dayalı dinamik evren ölçeğiyle aşıldı.

Ne olursa Big Bang gerçekleşir bakış açısı, bilimsel değildir, insani, zihinseldir, ama ne olmazsa Big Bang olmaz bunun hayli örneği mevcut, üstelik zihine değil, olguya dayalı. Yani teorinin tutarlı noktaları üzerinden, tutarsızlıklara akıl oyunlarıyla çözüm aramaktansa, kurgunun ciddi düzeyde revize edilmesi gerekir diye düşünüyorum.

Yıldıztozu
09-05-2015, 16:28
Sevgili Spartacus;

Ayar kelimesi çarpıtılmaya çok müsait, farkındayım.
Başka bir kelime bulmak lazım belki de.

Evrenin sayısal değerleri diyebiliriz mesela.

Örneğin; protonun kütlesinin elektronun kütlesine oranı 1836/1 oranında olmasaydı, canlılığı mümkün kılan uzun moleküller oluşamazdı.

Bu tarz garip değerler ve sayılar var.
Aslında bu sayılar yerine başka bir sayı olsaydı ona da hassas ayar diyecektik. 1836 yerine 3459 olsaydı da hassas diyecektik.
Bu değerler mecburen birer sayı olmak zorunda. Her sayıya hassas ayar diyeceksek ne anlamı var.

Evren sürekli deneme yanılmalar yapıyor, bir şeyler gelişiyor ve o şeylere göre sonuçlar ortaya çıkıyor.
Ayar kelimesi yanıltıcı.


Bigbang'den hoşlanmıyorsun. Farkındayım.:)

Bigbang'i her şeyin başlangıcı olarak düşünmüyorlar artık önemli bilim insanları.
Sadece kendi uzay-zamanımızın başlangıcı olabilir.

Bizim evreni bir galaksi olarak düşünelim. Bir sürü galaksi daha var. Yani bir sürü evren daha var.

Farklı uzay-zamanları var.

Mesela 20 milyar yıl öncesi diye bir kavramdan söz edilemiyor. Çok ilginç.
Sanal zaman falan diyenler var ama bi garip.

Yıldıztozu
05-08-2017, 15:10
Hassas ayardaki sayisal değerlerin yanilticiligini açıklamak için şu örneği önemli görüyorum.

Üçgenlerin iç açıları toplamı 180 dir. Bu sayı birazcık farklı olsaydı üçgenler oluşamazdı denilebilir. Neden 179 değil de tam 180 gibi sorular akla gelebilir.

Eğik düzlemde çizilen bir üçgenin açıları toplamı 180 den farklı çıkıyor. Mesela bir balonun üzerine üçgen çizildiğinde açıları toplamı 200 olabiliyor.
O halde 180 gibi bir sayısal ayar sözkonusu degildir.

Diğer bütün sayısal degerler ve sabitler de bu örnekteki gibi. Belirli sınırlandırmalar altında geçerli olan sabitler hepsi.

Özetle bu hassas ayar argümanı sacmasapan matematiksel sınırlamalara, soyutlamalara ve mutlaklastirmalara dayalı.