PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Irklar, kökenleri hakkında bilimsel bilgiye eğitime sahip olan var mı?


LaIlaheIllallah
05-05-2015, 22:20
Şimdi ben bu ırk meselelerine merak saldım, DİNDEN UZAK olarak, bu meseleyi konuşmak istiyorum

Öncelikle Aryan Irkı diye bir şey var mıdır? Bunlar üstün ırk mıdır? Genetikleri daha mı evrimleşmiştir? Doğu Asya Irklarının zeka ortalaması niye daha yüksektir?

İlk insanın ırkı neydi, Richard Dawkinse göre, İlk insanın olmadıgını varsayarsak, ilk insanların, homosapienslerin, ırkı neydi, siyahiler miydi?

Nethendalslar nedir, İnsan sınıfına mı giriyor, hakikaten bizimkiler :D (homosapiensler) bunları katletmiş midir?

İlk ırklar, ayrımlar,Ben yunanım sen bulgarsın ayrımları, insanların bunu idrak etmeleri ne zaman oluşmuştur, devletler nasıl oluşmuştur,

Teşekkürler şimdiden

Dialectics
05-05-2015, 22:25
Şu bir gerçek ki herkes aynı ırktan olsaydı, aynı dili konuşuyor olsaydı ve aynı şeye inanıyor olsaydı ne tartışacak bir şeyimiz olacaktı, ne de uğruna mücadele edilecek bir ideoloji ve hatta belki de tüm tarihin konusu olan savaşlara bile gerek kalmayacaktı belki de...

Eğer gizli olarak imâ etmek istediğin şey Tanrı ırkları yarattı ise, şüphesiz ki ABD ile aynı taktiği kullanmış: "böl ve yönet".

LaIlaheIllallah
05-05-2015, 22:31
Şu bir gerçek ki herkes aynı ırktan olsaydı, aynı dili konuşuyor olsaydı ve aynı şeye inanıyor olsaydı ne tartışacak bir şeyimiz olacaktı, ne de uğruna mücadele edilecek bir ideoloji ve hatta belki de tüm tarihin konusu olan savaşlara bile gerek kalmayacaktı belki de...

Eğer gizli olarak imâ etmek istediğin şey Tanrı ırkları yarattı ise, şüphesiz ki ABD ile aynı taktiği kullanmış: "böl ve yönet".

Din konusuna girmeyelim dedim. Ben bilim forumuna boşuna mı açtım?

Dialectics
05-05-2015, 22:35
Din konusuna girmeyelim dedim. Ben bilim forumuna boşuna mı açtım?

O zaman bir alternatif teori:

Morfik alanlar teorisine göre bir türün herhangi bir bireyi yeni bir özellik kazandığında bu özellik o türün morfik alanına işlenir ve o türe mensup dünyanın diğer muhtelif bölgelerindeki bireylerinde de görülmeye başlar.

Bu teori farklı dillerin oluşumunu, farklı bölgelerdeki cro-magnonlarda beynin neokorteks bölümünün gelişimini vb. açıklar...

Zaten bu sorunu açıklayabilecek iki yaklaşım mevcut gibi görünüyor:
A. Önce insan dünyanın bir bölgesinde evrimleşti, üredi, çoğaldı ve bir şekilde dünyaya yayıldı ve farklı özellikler kazandı.
B. Dünyanın farklı bölgelerinde eş zamanlı olarak bir evrim gerçekleşti, böylece aynı türün farklı versiyonları oluştu.

Benim teorim B şıkkı.

Aslına bakarsan bir takım hayvan türlerinde de insan türündeki gibi farklı ırklar ya da versiyonlar görülmüyor mu zaten?

Yıldıztozu
05-05-2015, 22:47
Bundan 100 bin yıl önce 6 farklı insansı tür vardı. Hepsi gelişmiş zekaya sahipti. Sonra diğer 5'i yok oldu biz kaldık.
Yani biz o kadar özel değiliz.

LaIlaheIllallah
05-05-2015, 23:03
Bundan 100 bin yıl önce 6 farklı insansı tür vardı. Hepsi gelişmiş zekaya sahipti. Sonra diğer 5'i yok oldu biz kaldık.
Yani biz o kadar özel değiliz.

Bunlar homo sapiense girmiyor değil mi tür olarak? Cinsimiz mı aynı? Yoksa o da farklı da familyamız mı aynı?

LaIlaheIllallah
05-05-2015, 23:08
O zaman bir alternatif teori:

Morfik alanlar teorisine göre bir türün herhangi bir bireyi yeni bir özellik kazandığında bu özellik o türün morfik alanına işlenir ve o türe mensup dünyanın diğer muhtelif bölgelerindeki bireylerinde de görülmeye başlar.

Bu teori farklı dillerin oluşumunu, farklı bölgelerdeki cro-magnonlarda beynin neokorteks bölümünün gelişimini vb. açıklar...

Zaten bu sorunu açıklayabilecek iki yaklaşım mevcut gibi görünüyor:
A. Önce insan dünyanın bir bölgesinde evrimleşti, üredi, çoğaldı ve bir şekilde dünyaya yayıldı ve farklı özellikler kazandı.
B. Dünyanın farklı bölgelerinde eş zamanlı olarak bir evrim gerçekleşti, böylece aynı türün farklı versiyonları oluştu.

Benim teorim B şıkkı.

Aslına bakarsan bir takım hayvan türlerinde de insan türündeki gibi farklı ırklar ya da versiyonlar görülmüyor mu zaten?

Bilim insanlarına göre, hangisi daha geçerli. Mesela Sicim teorisi diye bir şey de var ama insanlar BIG BANG i tercih ediyor.

Bir de, BİLİME GÖRE, üstün ırk, gelişmiş genleri taşıyan ırk diye bir şey var mıdır?
Siyahilerin daha ilkel genlere, haplogrublara sahip oldugu dogru mudur?

Irkçı kişiler B şıkkını mı tercih etmektedir?

Keepbelieverthough
05-05-2015, 23:32
Bilim insanlarına göre, hangisi daha geçerli. Mesela Sicim teorisi diye bir şey de var ama insanlar BIG BANG i tercih ediyor

Sicim teorisi Cern`de ispatlanmak üzre az kaldı ,ve arkasından Quamtum String (Sicim,tel) teorisinin öngördüğü Multi Universes 4. üstü boyutlar ve ayrıca Holografik prensip de ispatlanmış olacak

Einstein`in geliştirip günümüzün kabul görüşü olan Standart modele uymayan bir kaç mesele ispatı gerekli: Gravitasyon ( yerçekimi) dalgaları ve Quantum Stiringlerinin oluşturduğu Membranlar ,Quantum foam Fluctions vb ..



Bir de, BİLİME GÖRE, üstün ırk, gelişmiş genleri taşıyan ırk diye bir şey var mıdır?

tamamıyla false rumor hayal ürünü safsata

Hitler rejiminin ari ırk saçmalığına delil olsun diye ortaya attığı Safsata

LaIlaheIllallah
05-05-2015, 23:45
Bilim insanlarına göre, hangisi daha geçerli. Mesela Sicim teorisi diye bir şey de var ama insanlar BIG BANG i tercih ediyor

Sicim teorisi Cern`de ispatlanmak üzre az kaldı ,ve arkasından Quamtum String (Sicim,tel) teorisinin öngördüğü Multi Universes 4. üstü boyutlar ve ayrıca Holografik prensip de ispatlanmış olacak

Einstein`in geliştirip günümüzün kabul görüşü olan Standart modele uymayan bir kaç mesele ispatı gerekli: Gravitasyon ( yerçekimi) dalgaları ve Quantum Stiringlerinin oluşturduğu Membranlar ,Quantum foam Fluctions vb ..



Bir de, BİLİME GÖRE, üstün ırk, gelişmiş genleri taşıyan ırk diye bir şey var mıdır?

tamamıyla false rumor hayal ürünü safsata

Hitler rejiminin ari ırk saçmalığına delil olsun diye ortaya attığı Safsata
Hocam merhaba,
Belki bilirsiniz ateistforum.org da cok bilmiş Haci nikli ultra süper bilim adamı Sicim teorisine zırva diyor, ondan sordum.

Dialectics
05-05-2015, 23:46
Bilim insanlarına göre, hangisi daha geçerli. Mesela Sicim teorisi diye bir şey de var ama insanlar BIG BANG i tercih ediyor

Sicim teorisi Cern`de ispatlanmak üzre az kaldı ,ve arkasından Quamtum String (Sicim,tel) teorisinin öngördüğü Multi Universes 4. üstü boyutlar ve ayrıca Holografik prensip de ispatlanmış olacak

Einstein`in geliştirip günümüzün kabul görüşü olan Standart modele uymayan bir kaç mesele ispatı gerekli: Gravitasyon ( yerçekimi) dalgaları ve Quantum Stiringlerinin oluşturduğu Membranlar ,Quantum foam Fluctions vb ..




Sicim teorisinin ve holografik evrenin ispatlanmak üzere olduğuna dair incelememiz için bir kaynak verebilir misin?

Yıldıztozu
06-05-2015, 00:58
Bunlar homo sapiense girmiyor değil mi tür olarak? Cinsimiz mı aynı? Yoksa o da farklı da familyamız mı aynı?

İsimlerini pek bilemiyorum açıkçası, Homo'lu bir şeylerdi sanırım:D

Keepbelieverthough
06-05-2015, 12:57
ya gerçekten sıkıldım bu aynı mesajı 4. kere atıcam galiba ,umarım şimdi olur diğerlerini fazla link yazdığımdan kabul etmedi herhalde kusura bakmayın arkadaşlar :=)


Hocam merhaba,
Belki bilirsiniz ateistforum.org da cok bilmiş Haci nikli ultra süper bilim adamı Sicim teorisine zırva diyor, ondan sordum.

Merhaba . evet nasıl bilmem O meşhur Üstad Hacı Hocayı :=) çok istifade ettim kendisinden fakat evet seninde tespit ettiğin gibi bende kendisine katılmıyorum Sicim teorisi hakkındaki yanlış görüşlerini
kendileri fundamental kadim 1 Metaryalist olduğu için meseleye herşeyin gördüğümüz Evrenden ibaret olduğu ön kabulu ile bakıyor

çünkü mataryalist görüş iplik söküğü gibi sökülür gider Quantum String Teorisiyle

Ve ayrıca diğer katılamadığım yanlış görüşü olarak hz Muhammedin yaşamadığı iddiasıdır

Dialectics;547432]Sicim teorisinin ve holografik evrenin ispatlanmak üzere olduğuna dair incelememiz için bir kaynak verebilir misin?

Sayın Dialecticks Direkt olarak değilde Dolaylı olarak Quantum String ,Membran ,Ve ayrıca M (Matrix) Teoremi Öngörüyor Holografik prensibini

bildiğiniz üzre Holografik prensip Teoremi aslında platonun meşhur Mağara alegorisinden başlar Bohm ve Hoyle ile gelişir Ve en nihayetinde ise meşhur Su tesisatcısı emeklisi Fizikçi Suskind ile ise bugüne güncellenip son bulur Quantum foamını,köpüğünü ,fluctions dalgalanmalarını anormalleştiren inside Super Massive Black hole Varsayımı Teorisiyle

'The Black Hole War: My Battle with Stephen Hawking to Make the World Safe for Quantum Mechanics, susskind’in Brown and Company tarafından 7 temmuz 2008’de yayımlanan ikinci popüler bilim kitabıdır. Bu onun en ünlü kitabıdır ve kitapta eğer karadelikler buharlaşırsa içinde saklı olan bilgilere ve maddelere ne olabileceğini düşündüğü anlatıyor. kitap, fizikçilerin 1981'de, parçacıkların belli temel parçalarının nasıl işlediğini hakkında bazı gizemleri çözmeye çalıştıkları bir toplantıda başlayan bir tartışmadan hareketle yazıldı.Tartışma sırasında Stephen Hawking, karadelik buharlaşırken içindeki bilgilerin sonsuza kadar yok olduğunu söyledi. Leonard Susskind’in Hawking’in yanlış olduğunu ıspatlayan teorisini formüle dökmesi 28 yıl sürdü.

ona göre (ki kendisi Hawking ile mucadelesini kazanmış olan bir Bilim adamıdır: Kara deliğin içine düşen madde Ve bilgi yok olmaz ) Karadeliğin içine düşen madde ve enerjiler 2 sonuçtan biri ile karşılaşır , ya Uzayın kumaşını yırtıp diğer bir paralel Evrenden bir kısmı çıkar ( o bir kısım Hawkinng`in Işıması olan eş partıkullerden biri karadelik yerçekiminden kurtulup Jet fışkırması ile galaxinin diğer tarafından çıkıyor
diğeri ise diğer evrenden )
yada Karadeliğin Singularty ,tekilliğinin içlerindeki çepherinde Hologram olarak 2 boyutlu olarak kayıt edilir Ve buda bizlere Evrendeki Herşeyin aslında 2 boyutlu olduğu aynen hologram filmindeki karelerin ve bilgilerin 2 boyutlu olduğu Işık sayesinde 3 boyutlu nesnelere dönüştüğü gibi

Herşey aslında 2 boyutlu bilginin Işık sayesinde Holografik olarak yansımasıdır

konu ile ilgili Videolar

https://www.youtube.com/watch?v=2DIl3Hfh9tY"]http://https://www.youtube.com/watch?v=2DIl3Hfh9tY


https://www.youtube.com/watch?v=tpjUtQxKjQ4"]http://https://www.youtube.com/watch?v=tpjUtQxKjQ4

Holografi ilkesi, bir uzayın hacminin kendi yüzeyi üzerine kodlanmış şekilde düşünülebileceğini ifade eden bir kuantum kütleçekimi ve sicim kuramı özelliğidir. İlk olarak Gerardus 't Hooft ortaya atmış ve yine Leonard Susskind; Hooft ile Charles Thorn'un fikirlerine kendininkilerini de ekleyerek net bir sicim kuramı yorumu haline getirmiştir.

Daha geniş bir manada, teoriye göre tüm evren kozmolojik ufukta "boyanmış" iki boyutlu bir bilgi yapısı olarak görülebilir, öyle ki gözlemlediğimiz üç boyut anca makroskopik ölçek ve düşük enerjide geçerli bir açıklamadır. Kozmolojik ufkun sonsuz alanı bulunduğu ve zamanla büyüdüğü için kozmolojik holografi matematiksel olarak kesinlik kazanmamıştır.[3][4]

Holografik prensipte kara delik termodinamiğinden esinlenilmiştir. İçerisinde herhangi bir nesne bilgisi barındırmayan kara deliklerde, düşen nesnelerin bilgileri olay ufkundaki dalgalanmalarda korunur. Holografik prensip, kara delik bilgi paradoksunu sicim kuramı çerçevesinde çözüme kavuşturmuştur.

Alıntı .wikipedia.org


Hawking, holografik yansımalar olabileceğimizi belirtiyor.
Evren neden var oldu? Araştırmacılar, bu sorunun yanıtını “Herşeyin Teorisi” adını verdikleri bir evren formülüyle yanıtlamayı umuyorlar. İngiliz astrofizik uzmanı Stephen Hawking, yeni bulgularıyla, içinde bulunduğu fantastik bir “hiper uzay” ın kapılarını açıyor. Biz diğer evrenleri göremiyoruz; ancak, Hawking teorisinde paralel evrenlerde olanların bizim korkularımızı, becerilerimizi ve özlemlerimizi etkileyebileceğini ileri sürüyor.· Yalnız değiliz: Hiçlikten, sürekli yeni evrenler doğuyor. Bazıları kendi içinde çöküyor, diğerleri sürekli genişliyor. Daha başkaları, bu iki durumun arasında kritik bir konuma sahip. Bazı evrenlerin, zeki yaşam biçimlerini barındırabileceği tahmin ediliyor. Bizim evrenimiz genişleme evresinde.

Paralel evrenlerle ilgili model, şu bilinmeyenleri çözebiliyor: Uzayda gözlemlenen kara delikler nelerden oluşuyor? Çekim kuvveti, diğer doğal kuvvetlere oranla neden zayıf? Işık, içinde bulunduğu evreni terk edemez, dolayısıyla komşu evrenin yaşayanları onu göremezler. Bununla beraber, gravitonlar hiper uzaya uçuyorlar.Şu sıralarda, siz bu cümleleri okurken, paralele evrenlerdeki eşizleriniz de bu cümleleri okuyor olabilirler. Onlar da bu teoriyi okuyunca, büyük olasılıkla sizin gibi inanmayacak ve başlarını sallayacaklardır. İlk bakışta çılgınlık ya da bir bilimkurgu fantezisi gibi görünse de, bu teori tamamen matematiksel temellere dayanıyor. Stephen Hawking, “Sonsuz sayıda eşiz evrenler var” diyor. Hawking, Cambridge Üniversitesi’nin Matematik bilimleri merkez’nde profosör olarak görev yapıyor. “Amyotrafik lateral skleroz” adı verilen bir sinir hastalığı nedeniyle, ünlü fizikçinin vücut kasları her geçen gün biraz daha eriyor. 1986’da bir soluk borusu ameliyat ameliyatı sonucu sesini de kaybetti. O günden bu yana bilgisayar aracılığı ile iletişim kuruluyor. Şu anda tamamen felçli, ancak zihni, inanılmaz bir hareketliliğe sahip. 59 yaşındaki astrofizikçi, evrenin varoluşunu açıklamak amacıylayıllardır üstünde çalışılan “Her Şeyin Teorisi” nin (Theory of Everithing) formülünü oluşturmayı başardı ve “M-teorisi” adını verdi. Buradaki “M” (Magic, misterios, mother) büyülü, esrarengiz ya da her şeyin (Bütün teorilerin) anası olarak değerlendirilebilir.

Teori, uzayı, içlerinde bizim eşizlerimizin bulunduğu başka evrenlerden oluşan çok boyutlu bir labirent olarak görüyor. Hawking, bu “kobold evrenler”in yaşayanlarını “gölge insanlar” olarak nitelendiriyor. Yani, bizim evren olarak tanımladığımız belki de, gerçekte iç içe geçmiş, birbirini şekillendiren ve hatta belki birbirine paralel çok sayıda evrenlerin bulunduğu sonsuz bir uzayın minik bir kesiti. Bu sadece birçok esrarengiz olguya aniden bambaşka bir açıdan baktığı için değil, aynı zamanda sıradan yaşamımızın bu kadar basit olmadığını göstermesiyle de büyüleyici bir evren tasviri. Birçoğumuz, yaşadığımız olaylara hep daha fazla anlam yükleme eğilimindeyiz. “Yaşamımda, ne olduğunu bilmediğim bir değişiklik olacağını hissediyorum dediğimiz anları hepimiz yaşamışızdır. Korkular, hayaller, özlemler, fikirler… Ortada neden yokken, birden bire nasıl çıkıyorlar, nereden geliyorlar?

Stephen Hawking’in geliştirdiği evren teorisi, hesaplamalara dayalı yepyeni bir açıklama getiriyor. Hawking, mantıksal olarak beynimizde hiçbir şeyin bir bütünden bağımsız gerçekleşmediğini ileri sürüyor. Görülebilir evrenlerimiz dışında, iç içe geçmiş ve eşizlerimizin bulunduğu, görülemeyen daha çok sayıda evren var.



www.alternet.org/world/mindboggling-our-universe-might-just-be-one-giant-projection



http://sibelatasoy.com/hawking-holografik-yansimalar-olabilecegimizi-belirtiyor/

http://khosann.com/holografik-evren-varolus-ici-bos-bir-hologram-mi-kara-deliklerin-icinde-gorunmez-evrenler-mi-sakli/


http://scitation.aip.org/content/aip/journal/jmp/36/11/10.1063/1.531249


According to ’t Hooft the combination of quantum mechanics and gravity requires the three-dimensional world to be an image of data that can be stored on a two-dimensional projection much like a holographic image. The two-dimensional description only requires one discrete degree of freedom per Planck area and yet it is rich enough to describe all three-dimensional phenomena.

After outlining ’t Hooft’s proposal we give a preliminary informal description of how it may be implemented. One finds a basic requirement that particles must grow in size as their momenta are increased far above the Planck scale. The consequences for high-energy particle collisions are described.

The phenomenon of particle growth with momentum was previously discussed in the context of string theory and was related to information spreading near black hole horizons. The considerations of this paper indicate that the effect is much more rapid at all but the earliest times.

In fact the rate of spreading is found to saturate the bound from causality. Finally we consider string theory as a possible realization of ’t Hooft’s idea. The light front lattice string model of Klebanov and Susskind is reviewed and its similarities with the holographictheory are demonstrated. The agreement between the two requires unproven but plausible assumptions about the nonperturbative behavior of string theory. Very similar ideas to those in this paper have long been held by Charles Thorn.
© 1995 American Institute of Physics


Saygılar...

spartacus
07-05-2015, 02:38
İnsanlar arası farklılıkların temeli coğrafik, yaşam biçimleri ve dillerin gelişimi de yine insanların da diğer canlılar gibi iletişim gereksinimi ve ses kullanımıyla ilgilidir.

İnsanın konuşma dili özünde taklit dilidir, taklit ile gelişir, normal sesler ise bebeklerin çıkarttığı, bizim açımızdan anlamsız kelimelerdir.

Örneğin dil biliminde "N","M" harfi, vakti zamanında ana ve insanlara yakın yaşayan otçul canlılardan çok nadir coğrafyalarda ise kuşlardan geçmedir, insanlar anne ses benzeşimini artık hangi canlıya göre yaptılar ise(çoğunluk koyun, inek vb memeliler)
Anne (Türkçe)
Mother (İngilizce)
мать (Rusça)
Mutter (Almanca)
Mor (danca)
nënë (Arnavutça)
Ama (baskça)
маці (Belarusça)
majka (Bosnakça)
майка (Bulgarca)
Inahan (Cebuano)
mayi(Chicheva)
matka (çekçe)
Mǔqīn(Çince)
mayr (Ermenice)
ema (estonyaca)
ina (Filipince)
mam(Galce)
nai(galiçyaca)
Madhara (Güceratça)
am'ma (malayalam)
umama (Zulu)

Neyse oradan buradan, mümkün olduğunca benzeş ve farklı coğrafyalardan seçtim.

Yine kelimelerin, sözcüklerin hele, hele ilk kelimelerin daha çok basit çevre taklidi olduğu aşikar, bir av hayvanı sürüsü gören bir avcı nasıl seslerdi? Dillerin gelişiminin temeli iletişim ve izahtır, hiç bir YÜCE, ulu, efendim bilmem benzer AMAÇ taşımazlar, sadece insanlar arası çeşitli coğrafyalara dağılmış grupların iletişim aracı olarak gelişiyor.

Irklar konusu da günümüzün siyasi çehresi ve subjektif değerlerle ele alınamaz diye düşünüyorum.

İnsanlığın farklı coğrafyalarda, bir bütün halinde eş zamanla evrimleştiği konusuna katılmıyorum, bir noktadan sonrası ise, insanlığın yayılması, çoğalması, arayışa girecek denli gelişmesi, olumsuz ortam, hava ve coğrafya şartlarında göç edecek kadar az-buçuk koordineli düzeye geldiğinde ise coğrafik etkinliğin oluşturduğu farklılıklar ise geçerli diye düşünüyorum. Yani her iki seçenekte etkin.

Soğuk, sıcak, deniz seviyesine yakın, çok daha yüksek vb gibi her türlü coğrafik ya da hayat şartları canlı organizmalarında ortama uyum çerçevesinde değişimlerine yol açıyor. Bir uzakdoğulu insan topluluğu, batıya göç ederse, ciddi ve niteliğe dönüşecek kadar geçecek değişim sonrası, kaçınılmaz olarak değişime uğrayacaktır, dün sarı ırk denilen bir gün beyaz olabilir ve evrim ortam koşullarında nicelik olarak zaten süreğendir(aslına uygun, soyunun aynısı vb diye bir canlı da, hiç değişmeyen ortam da bulunmaz), nitelik ise birikimin sıçrama noktasından başka bir şey değildir (bu nedenle de ara formlar konusu kısa, çok kısa süreci kapsadığı için bulunması zordur veya muğlaktır, çünkü niceliğin niteliğe dönüşümü aniden ve çok kısa sürede gerçekleşir). Bu tür çevresel ve ortamsal ama özünde yaşamsal farkların da dil gibi koşula göre ve özünde biyolojik olduğu aşikar, bunla birlikte insanları ancak tür olarak ayırabiliriz, ırk olarak ayıramayız.

İnsanların, bariz olarak birbirinden ayrılmasını gerektirecek düzeyde coğrafik farklar olduğunu düşünmüyorum, ama atıyorum bir Çernobil faciası yani atmosferik ve yaşamsal ortamın değişimi ciddi etkilere yol açmıştır, aniden olması evrim sürecini saf dışı bırakmış, olağan dışı durum savunma mekanizması ya da uyum sağlamayı imkansızlaştırmıştır. Peki milyon yıla yayılsa idi?

Kısaca öyle soydan, soptan gelen değil, özünde evrim açısından da,bilim açısından da ayırıcı nitelik evrimdir, bunun koşulları, değişkenlik arzeden ortamdır, coğrafyadır, fark sadece buradadır. Bilim ırk konusuna da 3. Dünya ülkelerinde hala yoğun etkili olan siyasi empoze, subjektif fark ya da ayrım çerçevesinde yaklaşmaz, yaklaşamaz, zira bilimin alanı objektiftir diye düşünüyorum..

Ne ayrıcalıklı, yüksek ırk vardır ne de benzer metafizik, siyasi çıkarlara, ya da hazır asker-emir kulu düzlemine dayalı çıkar-yüklemelerin bilimsel bir değeri...

Olası bazı dayanıklılık farkları da yine coğrafik, ortam etkisidir, uyumdur, bir coğrafya da güçlü bir özellik, bir başka coğrafya da zayıf bir özellik olabilir, böyle düşünüyorum ve meselenin güncel-siyasi anlamıyla giydirilmiş subjektif yükleme işlerinin, bilimsel bir yanı olduğunu düşünmüyorum.

spartacus
07-05-2015, 17:09
Merhaba . evet nasıl bilmem O meşhur Üstad Hacı Hocayı :=) çok istifade ettim kendisinden fakat evet seninde tespit ettiğin gibi bende kendisine katılmıyorum Sicim teorisi hakkındaki yanlış görüşlerini
kendileri fundamental kadim 1 Metaryalist olduğu için meseleye herşeyin gördüğümüz Evrenden ibaret olduğu ön kabulu ile bakıyor

çünkü mataryalist görüş iplik söküğü gibi sökülür gider Quantum String Teorisiyle

Ve ayrıca diğer katılamadığım yanlış görüşü olarak hz Muhammedin yaşamadığı iddiasıdır

Dialectics;547432]Sicim teorisinin ve holografik evrenin ispatlanmak üzere olduğuna dair incelememiz için bir kaynak verebilir misin?
Sevgili Keepbelieverthough

başka başlıklarda bir çok yönüyle nedenlerini açıkladım, sadece Boyut kavramına değinip geçeceğim.

Sicim teorisine bende katılmıyorum ve aslında materyalist olmaklıkla ilgisi yok. Bu teori edebiyat ya da bu tarz gerekçeler dışında savunulamıyor. İki bu bir TEORİ değil, %90 ise nazarımda edebiyat, akıl yürütümü(akıl oyunu da oynanabilir, yani güvenirliği, bilimsel bütünlük açısından şüpheli) ağırlıklıdır.

Üç Halografik Evren modeli de, bu güne kadar edebiyat ağırlıklı bir sunum noktasını aşmış değil. Bilimin bazı konualrda boşluklarını masabaşında varsayımlar üretmekle heleki zihin merkezli-idealist ölçeklerle doldurmanın sakıncalı olduğunu düşünüyorum ve Sicim teorisinin sansasyon temelinde nedenler(çeşitli çıkar ilişkileri)içerdiğini de düşünüyorum.

4. Bilimsel yanı olmayan çıkarımlarda, TIKANDIKLARINDA, masabaşında BOYUT üretmektedirler. En son 24 Boyut üfürdüler sanırım. BOYUT kavramı açısından ise metafizik bir gizem, kendisi NESNEL bir kendindelik(kerameti kendinden menkul), ya da BOYUT'a uzay addedilen somut, ayrı bir şeymiş gibi sunularak bir YANILSAMA yaratılmaktadır. Bu yanılsama görülmedikçe de teori objektşif olarak ne doğrulanabilir, ne de yanlışlanabilir. Çünkü ortada teoriye ölçüt diyebileceğimiz ana-esas temel-dayanak açısından bilimsel veri yoktur, masabaşı ya da bazı hesap-formül dediğimiz biçimiyle varsayımlar vardır. Günümüzde çiçekler varsa tanrıda vardır geçerli, bilimsel bir argüman değildir, bu tür(yani çıakrım olarak benzer zeminde olmak) varsayımların bilimde kullanılması da geçerli değildir, argümanı da geçerli yapmaz.

Boyut'un tanımı açıktır (http://tr.wikipedia.org/wiki/Boyut), boyut herhangi bir şeyin, ortam yada satıhın UZAY'ı değildir, yani nesnel bir uzay mefhumu değildir.
Fizik ve matematikte bir uzayın ya da nesnenin boyutu, gayriresmi olarak bu uzay ve nesne üzerindeki herhangi bir noktayı belirlemek için gereken minimum koordinat sayısı olarak tanımlanır.
Açık değil mi, Boyut özne-nesne ilişkisinde, öznenin kendisini de dahil ettiği referanslama, koordinatlama işidir. Yani boyut nesnel değil özünde kavram olarak özneldir, soyutlamadır. 24 Boyut üfüren Sicimcilerin üfürüğü, herhangi bir özneyi, herhangi bir soyutu, somutun yerine geçirip, gizemli bir özneyi tanrılaştırmaktan başka bir anlam taşımaz. Yani onlar öznel BOYUTLARI(ancak nesne ve bir gözlemciye göre tanımlanabilir olan), nesneler dünyasının uzayı, belirleyeni, her şeyi yapmakla zaten daha başından bilimsel, mantık, felsefe düzeyinde hata yapmış oluyorlar.

Örneğin Dünya etrafındaki meridyenler gibi! Meridyenler nedir? Varsayımdır, aslında yokturlar, ancak insan nasıl ki bir cetvelin sathını, dilimlere ayırır, ölçek oluşturur, meridyenlerde bunun gibi bir ölçekleme, dilimleme, kıyas işinden başka bir şey değildir. 2 Dilim arası mesafede özünde o dilimlere ait değildir, o mesafelerde nesnel satıha yani dünyaya aittir. Gerçek olan dünyadır, meridyenler ise bu gerçekliğe göre ancak ikincil ve özne-nesne ilişkisi temelindedir, yani özneldir, gözlemciye de göredir. Ekmeği varsayım olarak dilimlemeniz gibi, gerçek olan ise ekmektir ve ekmeğin gerçekliği sizin varsaydığınız dilimlerine bağlı-muhtaç-mahkum değildir..

5. Sicim teorisi olarak şu an son hali 30 yıllık bir süreçte çeşitli kalemlerde varsayım ve derlemelerin bir araya getirilmesidir. Bilimin metod ve yöntemlerine, objektif zeminlerine aykırı bir çok dayanak barındırmaktadır, bir kere nesnel zemin problemi vardır -ki yukarıda basitçe değindim, materyalist olup-olmamakla ilgisi yoktur, 30 yıldır da ciddi, bilimsel-objektif diyebileceğimiz desteklere sahip olamamıştır.

Nana Buluku
07-05-2015, 17:23
Öncelikle Aryan Irkı diye bir şey var mıdır? Bunlar üstün ırk mıdır? Genetikleri daha mı evrimleşmiştir? Doğu Asya Irklarının zeka ortalaması niye daha yüksektir?

Üstün ırk yoktur. Bununla ilgili çalışmalar yapılmıştır. Zeka seviyesi veya başka yönlerden üstün olan bir ırk yok.


İlk insanın ırkı neydi, Richard Dawkinse göre, İlk insanın olmadıgını varsayarsak, ilk insanların, homosapienslerin, ırkı neydi, siyahiler miydi?

İlk insan homo sapiens değildir. İlk ırksal ayrılıklar Homo erectus zamanında başlamıştır. İlk insanlar 6 milyon yıl önce yaşadılar. 6 milyon yıl öncesi ortak atadan ayrıldığımız zamandır. Yani maymundan farkımız çok azdı. Dik yürüme gibi özellikler kazanmıştık. Vücudumuz hala kıllarla kaplıydı. Zamanla evrimleşerek daha az maymun daha çok insan olmaya başladık.


Nethendalslar nedir, İnsan sınıfına mı giriyor, hakikaten bizimkiler :D (homosapiensler) bunları katletmiş midir?

Neandertalleri, Kro magnonlar öldürmüştür.


İlk ırklar, ayrımlar,Ben yunanım sen bulgarsın ayrımları, insanların bunu idrak etmeleri ne zaman oluşmuştur,

Bu sorunun cevabını bilmiyorum. Fransız ihtilali diye biliyorum ama kesin doğrudur diyemem.


devletler nasıl oluşmuştur,

Teşekkürler şimdiden

Bu sorunun cevabı biraz uzun aslında. Çok fazla detaya girmeden cevaplamaya çalışayım.

İlk devletler Dünya'nın farklı bölgelerinde farklı zamanlarda ortaya çıkmıştır. Mezopotamya da MÖ 3700 yılında ilk devletler ortaya çıkmıştır. Bu tarih bölgeden bölgeye değişir. En geç tarih budur.

Nasıl oluştuğuna gelecek olursak.

İlk devletler Şefliklerden oluşmuştur. Bu en kısa cevabı.
Şeflikler ise; Merkezi bir oteritesi bulunan, birden fazla köyden oluşan, köleliğin az olduğu, bir ırk ve dili olan toplum türü.

Devlette ise ekonomi çok fazla gelişmiştir, kölelik çok fazladır, pek çok şehirden oluşur.

Şefliklerin en önemli özellikleri merkezi otoritenin ve eşitlikçi olmayan toplumun olmasıdır.

Bunun dışında din ilk defa şefliklerde ortaya çıkmıştır. Din gerekliydi çünkü merkezi otoritenin korunmasına, zenginliğin el değiştirmesine ve akraba olmayan insanlar arasında barışı korumayı sağlıyordu. Şefler kendilerini Tanrı ilan ediyordu. Tanrılara da kimse karşı çıkamaz. Dinin bir başka yararı da insanları savaşmak için daha istekli hale getiriyordu.

İstersen daha fazlada detaya girebiliriz.

Nana Buluku
07-05-2015, 19:52
Bundan 100 bin yıl önce 6 farklı insansı tür vardı. Hepsi gelişmiş zekaya sahipti. Sonra diğer 5'i yok oldu biz kaldık.
Yani biz o kadar özel değiliz.

Yanlış biliyorsun. 100 bin yıl önce üç insan popülasyonu vardı.
Neandertaller, Moder Anatomili Afrikalılar, Asyalılar.

Zekalarının pek gelişmiş olduğu söylenemez. İkisinin anatomileri bile modern insandan farklıydı.


Bunlar homo sapiense girmiyor değil mi tür olarak? Cinsimiz mı aynı? Yoksa o da farklı da familyamız mı aynı?

Farklı tür. Aynı cins.

Yıldıztozu
08-05-2015, 00:09
Yanlış biliyorsun. 100 bin yıl önce üç insan popülasyonu vardı.
Neandertaller, Moder Anatomili Afrikalılar, Asyalılar.

Zekalarının pek gelişmiş olduğu söylenemez. İkisinin anatomileri bile modern insandan farklıydı.


Bbc'deki bir belgeselde izlemiştim. 100 bin yıl önce 6 farklı zeki homo türü olduğunu.

Ayrıntıları bilmiyorum.

Şuradan baktım da http://tr.wikipedia.org/wiki/Homo

4-5 tanesinin beyin hacmi bizimki kadar. Zeki varlık kategorisine girebilecek seviyedeler yani.

Yaşadığı tarihlere bakarsak; erectus, neandertal, sapiens, rhodesinsis, idaltu ve florisiensis türleri aşağı yukarı 100 bin yıl önce birlikte var görünüyor.

Nana Buluku
08-05-2015, 09:20
Bbc'deki bir belgeselde izlemiştim. 100 bin yıl önce 6 farklı zeki homo türü olduğunu.

Ayrıntıları bilmiyorum.

Şuradan baktım da http://tr.wikipedia.org/wiki/Homo

4-5 tanesinin beyin hacmi bizimki kadar. Zeki varlık kategorisine girebilecek seviyedeler yani.

Yaşadığı tarihlere bakarsak; erectus, neandertal, sapiens, rhodesinsis, idaltu ve florisiensis türleri aşağı yukarı 100 bin yıl önce birlikte var görünüyor.

Wikide yazanları çok fazla dikkate alma.

Beyin hacmi zekayı etkileyen tek faktör değildir. Neandertaller en büyük beyin hacmine sahip olmasına rağmen büyük atılımı gerçekleştirememiştir.

Erectus, homo sapiense evrildi zaten. 100 bin yıl önce olması imkansız. Florensis ve idaltu alt türdür. Bu alt türlere ait fosilde çok az. Florensis için wiki kretinizm hastası homo sapiens demiş.

Yani doğruluğu kesinleşmemiş. Bunlara genel olarak modern anatomili afrikalılar demek daha doğru.

Şüpheci Dinsiz
08-05-2015, 16:53
Sevgili arkadaşlar,

Aşağıdaki sitede insanın evriminin zaman çizelgesi güzel bir interaktif flash animasyonla verilmiş. Animasyondaki "magnifier" (büyüteç) butonuna bastıktan sonra beliren dikey bantın altında "Drag along the time line" yazısını sol mouse butonuyla ile yakalayın, sola sağa hareket ettirip zaman çizgisinde istediğiniz aralığa getirin, grafikteki kırmızı bantı (hominid tür) tıklarsanız o dönemde yaşamış olan atalarımız hakkında bilgi edinebilirsiniz. Büyüteçte görünen mavi beneklerin (bulunan fosiller) üzerine gelirseniz fosiller hakkında bilgi edinebilirsiniz.

http://humanorigins.si.edu/evidence/human-evolution-timeline-interactive

Sevgiler

Nana Buluku
08-05-2015, 17:54
Teşekkürler Sn. Şüpheci Dinsiz.

Başlığı açan arkadaşta ortalıkta yok.

Felâsife
09-05-2015, 13:55
İlk insanın ırkı neydi,
İnsanlar hem ırklar deyip, bunu kabul edip, hemde tek bir insanın peşine düşmesi zaten başlı başına bana göre bir hatadır.
Ya "İlk insan" gibi bir durum yoksa, yani "İnsanlar" varsa, "Atalar" varsa?

Atalar kültürü bu çerçevede kadim toplumların inancın da büyük yer tutarken, bugünün dini de bilim de "İlk insan" peşine düşmüşlerdir, oysa bu kadim toplumlara göre zaten her kıtada ayrı bir yaratılış hikayeleri var, hatta bazı kıtalar içinde çoklu yaratılış hikayeleri de var.

Hasılı ortada Atalar kültürüne göre, zaten tüm insanların tek bir atası şeklinde "İlk insan" diye bir kavram yok.
Her ırkın kendi ilk atası olabilir, lakin o bile "Ata" veya "İlk insan" değil, "Atalardır"

Tabi bu dediklerim ŞEHİR kültürlerine göre imkansız bir şeydir, ama bu Atalar kültürü toplumların en eski bir kültürüdür. Bunun unutulmuş olması, yok sayılması, yerine başka bir şeylerin getirilmiş olması, bu kültürü yok etmediği gibi, bu açıdan bakınca zaten "İLK İNSAN" diye bir kavram olması da YABAN a göre mümkün değildir.

Sevgiler.