PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İşsizlik


İlahimasal
15-05-2015, 12:37
Türkiye'de işsizlik oranı, Ocak'ta bir önceki aya göre 0.4 puan artarak yüzde 11.3 ile beklenenden yüksek gerçekleşti. İşsiz sayısı, aynı dönemde 3 milyon 145 binden 3 milyon 259 bin kişiye çıktı. İşsizlik oranı geçen yılın aynı ayına göre ise 1 puan arttı.

makarna ,kömür,yardımları artıcak galiba.

İlahimasal
15-05-2015, 13:06
millet cumaya mı gitti ne?

gur91
15-05-2015, 13:30
Bugün kandil fazla yazmasın :D

İlahimasal
15-05-2015, 13:51
millet ufak ufak cumadan dönmeye başladı:-)

Amon yarebbi
27-08-2017, 21:20
İşgücü İstatistikleri, Mayıs 2017

İşsizlik oranı %10,2 seviyesinde gerçekleşti

Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2017 yılı Mayıs döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 330 bin kişi artarak 3 milyon 225 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,8 puanlık artış ile %10,2 seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde; tarım dışı işsizlik oranı 0,9 puanlık artış ile %12,2 olarak tahmin edildi. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 2,4 puanlık artış ile %19,8 olurken,15-64 yaş grubunda bu oran 0,8 puanlık artış ile %10,4 olarak gerçekleşti.

manas
28-08-2017, 01:32
şu da var işsizliği tercih eden insan sayısı da az değil. iş beğenmeyen insan da çok, çalıştığım iş yerinde eleman sıkıntısı çekiyoruz. dükkanların camlarında "eleman aranıyor" ilanı da az değil gördüğüm kadarıyla, günlerce ilanlar duruyor. gençleri görüyorum altlarında motorlar fink atıp duruyorlar işe gelince tık yok, çalışanları da sürekli iş değiştiriyorlar yani ülkede işsizlik var söylemlerine kısmen katılırım ama söylendiği kadar değil ama üni mezunları için uygun işler kısıtlı tabi, mezun çok iş az ve düşük maaşlı.

kartopu
28-08-2017, 11:11
Dünyanın her yerinde memnuniyetsizlikler çoğaldı. Bunun sebebi (bana göre ) kapitalizmin geldiği aşama.
Harcama kalemleri çoğaldı bunu kaldıracak ücret sistemi yok. Taknoloji ile akıllı makinalar çoğaldı insana ihtiyaç azaldı.
Zaman iş saatlerinin düşürülmesini çağırıyor ama bu da kapitalizmi yeni krizlere sokuyor.
Artık günlük çalışma saatleri 4 veya 5 saat olmalı, haftada 2 gün tatil.

"ictenlik"
28-08-2017, 11:52
işsizlik?
işlilik evde oturmamaktır.!

şu yapılıyor.. (işsizlik rakamlarını düşürmek için) devlet taşeron olarak işçi çalıştırdı
ya da işverenin yanına adam verdi/soktu/koydu-yerleştirdi.

Adam vermek/işe koymak gibi kavramlar var piyasada .
Devlet -işverene- dedi ki; Bunların parasını ben ödeyeyim sen çalıştır (sen işe koy ve) daha sonra yüzde x ini belirli bir süre zorunlu istihdam et dedi önce.

İş-Kur'un işbaşı eğitim programı denilen zırvalıkla birlikte devlet asgari ücretin altında sosyal güvencesiz işçi çalıştırılmasına kendi birinci elden alet olurken çanak tutarken ve bu durumda kendi de çürütmüyor muydu?

(işsizlik rakamlarını düşük göstermek amacına gebe yatırım)

İstihdam edilmeyi ve olunmayı hala bir işverenin yanına adam sokmak (bir yere adam koymak/yazmak) zanneden piyasa aklıyla devlet yöneten ve idame ettiren zeka sürüsü ücret gelirlerini artırmanın, düşük gelirleri yükseltmenin ya da sosyal devlete adımların/iş güvencesinin ve işsizlik fonunun güçlenmesi ve işssizin nafakalanması, işçinin güçlenmesi/örgütlenmesi, söz sahibi olması ve işvrerenle çatışacak (ve pazarlık edecek vs. -iş bırakacak, rekabetçi) güce gelmesi gibi gerçekçi faktörlerin piyasa istihdamını gerçekte körükleyebilecek ve artırabilecek gerçekçi faktörler olduğunu ne zaman keşfedecektir?

---
Şu anda ise işsizlik rakamlarını düşürmek için kayıtlı işsizlerin nerdeyse tüm sosyal güvenlik ve vergi masrafları düşülerek uygulanan sözde bir teşvikle sistem çürütülüyor

sonuçta -işsizlik artacak /daha da, ya da içe çökecektir iş;para;

diyorlarmışi ki; düşünüyorlarmış ki bu iş saatlerini ve çalışma saatlerini azaltsak istihdamı artırabilir miyiz? vs.vs...

----
Aslında;
dar gelir nedeniyle dar tüketim ve bu nedenle dar üretim ve dar harcama ve bu nedenle de geniş işsizlik var...
ve
piyasa da ki işgücü, harcama koşulları, üretim gibi faaliyetleri belirleyen tüketim etkinliğini canladırmak'ın (artırmakın) yolu para arzını para gücünü ya da gelirleri yükseltmek,ve geniş esnek gelir dağılımı iken; kısıtlı para kısıtlı elde hissiyle yönetilen azınlıklı çoğunluka para dağıtmaktan ve piyasadaki parayı (gelire endeksli çapsal) artırmaktan çekinen ya da bunu bilmeyen anlamayan millet ahali devlet-işsiz türetir

geniş ve artmış gelir yüzeyi işli türetir/tüketim türetir..
Tüketim iş/işli türetir.

"Daha fazla gelir/para, daha fazla harcama ve dolayısıyla daha fazla tüketim ve dolayısıyla daha fazla iş-üretim ve dolayısıyla daha fazla işli türetir

Artmış düzenli, güvenli (akarlı) ve statik para/gelir ile birlikte; Para harcama güveni harcama artırır ve tüketim türetir ve bu da üretim türetir. Bu da işli türetir.

Sonuçta matematik ekonomi ve gözlem ya da yönetim-organizasyon bilmeyen ahali/devlet/millet işsiz türetir...

---
Devletin/devlet denen kurumun ve devlet denilenin (gönüllere kerhane kuran kahpe viranenin!)
İşsizlik rakamlarına vurabileceği en nitelikli darbe ne yazık ki; ücret gelirlerini kat be kat artırmak, örneğin asgari ücretin ikibuçuk katı satınalma güçlü asgari ücret yaratmaktır..
Bir ikincisi ve devamında ise piyasa koşullarını canlandırmak/güçlendirmek , harcama yaratmak-harcama yaratmak ve sosyal devlet adımlar atmak, işçi hukuku güçlendirme ,işsiz nafakasifaskayonu/işsiz koruması-güvencesi ve iş gücü kondisyonu gibi aşamalardan geçer. nokta!



Devlet ya da yönetimsel azınlık ya da her kimse; Bu ve bunları öğrenmediği sürece kötü piyasa koşullarına mahkumsunuz. ya da seçen azınlık çoğunluk farketmez...

kartopu
28-08-2017, 12:21
Kapitalizm yaşadığımız çağda çok büyük kriz yaşıyor umutsuz bir vaka bazı takviyelerle ömrü uzatılmaya çalışılıyor. Teknoloji kontrolsüz ve rekabetçi anlayışla hızla ilerliyor bu hız ve rekabet insanlığın sonuna doğru hızlı adımlarla ilerliyor.
Bunu çaresi merkezi planlamadır.
Kapitalizm çürümüş bir ağaç gibi olmaya başladı kesiyorsun sağlam bir şey bulmak için mümkün olmuyor yine kesiyorsun içi çürümüş sağlama ulaşamıyorsun. Kapitalizmi tamir etmek onu yıkmaktan daha zor olmaya başladı.

Yüksek ücret vermek için yüksek kazanç gerekiyor bunun içinde emperyalist olmak. Herkese iş vermek için iş saatlerini azaltmak bunun içinde ihracat ağırlıklı üretim. Bu da başka ülkelerin birikimine el koymayı gerektiriyor.

Yani kapitalizm iki ucu boklu değnek olmuş ortasından başka tutacak yeri kalmamış.
Ya başka milletlerin gırtlağına basıp elinden ekmeğini alacak kendi halkını mutlu edeceksin ya başkalarına ekmeğini kaptıracaksın başka yol kalmamış.

Kapitalizm hurdaya çıkmak için bekliyor. Bu enerjiyi bu insanlık bulacaktır.

"ictenlik"
28-08-2017, 13:11
dağıtmak/paylaşmak/bölüşmek ve artı-k değer ekonomisi

--
-çözümleme/pratik- soru cevap dinamik

işsizlik paylaşmamak mıdır? İşsizlik çalışmamak mıdır? işsizlik sende olup onda olmaması mıdır?
herkese yetecek iş yoktur neden?
piyasa koşulları düzensizdir

(İşsizlik teknik bir bilgisizliktir.
Yönetimsizlik, toplum organizasyonsuzluğu, iyi organize olamamamış toplum ve bilgisiz toplum ve toplum düzeni eksikliği ve bilgi eksikliği.)

Her şeyden yönetim sorumlu iken işsizliği yaratan toplumsal koşulları düzenlemekle sorumlu yönetimsel kudret neden işsizlikten sorumlu ve bu koşulları düzenlemekten sorumlu değildir?
O yönetmekten sorumludur
kimi? bireyi mi? bireyi mi yönetiyor? bireyleri mi yönetiyor o?

biz devlete bireylerin yönetimini mi devrettik işlerin organizasyonunu mu?

işsizlikten yönetim/devlet denilen birincil elden sorumlu değilken ve sayılmazken neden birey denilen kendi işsizliğinden birincil elden sorumludur?.
çünkü onun/bireyin yaşamını etkiliyor
ve sanırım devlete devredilen aslında azınlıkları yönetmek

Birey denilenden devlet ve toplumsal organizasyon (bireyden/kendinden daha önce) sorumlu değil midir? O halde devletler niye var?
İşsizlik bireyin konusudur ancak devlet yönetimi devletin sorunudur?
devlet neyi yönetir?

(Yönetim ekonomi organizasyonunu ya da toplumsal düzenini/dengesini/hukukunu kuramamış toplum..ya da bunların bozuk dengesini kurmuş toplum..)

(İşsizlik;
İyi organize olmamış toplum ya da olunmamış toplum düzen?
işsizlik, bölüşmeyi ve emek bölüşmeyi ya da emek/değer üretmeyi ve bu değeri değişmeyi/paydaşmayı bilmeyen/öğrenmemiş toplum işareti ve anlatımı )

:herkes eşit değildir
Ya da yönetim kolları bozuktur
ancak yönetim toplumdur-topluma ait.
Yönetim dersek ?
Toplumsal yapı bozuktur

----
işsizlik toplumsal sahip olmanın kısıtlanması, alım gücünün kısıtlanması sonucu doğurur

İşsizlik dediğimiz herkeste para olmaması.. Para dönmüyor elden ele geçmiyor neden;?
Çünkü çalışmıyor
neden?
çünkü iş yok
neden?
yeterince iş yok
yeterince iş olmaması ne anlatır? ne anlama gelir
yeterince gelir yok
yeterince sistem yok
yeterince iş, para, toplumsal bilgi, düzen ve sistem yok gibi şeyler mi?

İşsizlik sadece çalışmamak değildir? Geliri olmamak ya da gelire ulaşamamaktır
O halde gelir getiren bir işte emeğini/işgücünü satmalısın ve bunun karşılığında para ve karşı harcama gücü ve etkinliği kazanıp ele geçirmelisin ancak bunu yapamıyorsun
neden?
kısıtlanmış

emek satmak istiyorum. makul insani şartlarda ve yaşam standartımı sağlayan şartlarda emek satmak istiyorum ve
x-piyasada iş yok
a- piyasa alıcı yok /emek alıcısı yok
b- piyasadaki emek alıcıları emeğimi değerinin altında almak ve sömürmek istiyor
c- piyasadaki emek alıcıları sürekli bol işsiz düşük emek ve işgücü istiyor
d- emeğimini karşılığını vermiyorlar
insani standartların ya da hayat standartlarının üstünde ...

bunlar neden?
sence?

devlet kim ve ne? çanak tutuyor neden? zengin aygıtı mı?
zenginlerin sahip olduğu -devlet zenginlerin sahip olduğu mu? ama azınlıklar seçiyor

------
--emek piyasasını ya da sosyal sistemi

bunu toplum organize ediyor
bunu devlet organize ediyor
bunu hukuk organize ediyor
bunu yönetim ...
ve bunu ,bunun hukukunu da devlet ve devleti de toplum biçimliyor/organize ediyor

işsizlik=yönetim organizasyonumuz bozuk işlev görmüyor-bilgisiz
oda eşittir toplum organizasyonumuz bozuk -bilgisiziz

sonuçlar;
güçlüler var. para tiranları var...işsizlik var.bilgisiziz.toplum berbat

kartopu
28-08-2017, 19:20
Bozuk düzenin bozuk çarkları dönmeye devam ediyor. İşsizlik bu düzenin en son çarkının eksik dönmesini sağlayacak. Bunu farklı bir (borçlandırarak) çözmeye çalışanlar kontrolsüz rekabet sonucu makinaları insanlara karşı geliştirecek yeni işsizler üretecek. Bu durumu kurtarmaya çalışan devletler sosyal yardımlar icat edecekler ama bunu yapmaları için vergileri çoğaltacak yeni bir krizle başbaşa kalacağız.

Sistem yap boz tahtasına dönecek.
İşsizliğin çözümü iş saatlerinin kısalması en az 3 saat.

"ictenlik"
09-11-2017, 20:02
Yaşamsal hakları koruma, sağlama ve güvence altına almak ödevini, bizatihi kendisi hukuki bir varlık olan devletten başka kurumsal yapıttan beklemek pek de mümkün görülmüyor. "Her bir bireye/insana eşit mesafede durarak tüm toplumun ortak hoşnutluğunu ve gelişimini odak almayan bir devlet ve siyasi iradenin varlığı ise tartışmaya açıktır. Otoriteler tarafından, her birimize grupluluk ve toplumluluktan böünün ve bireyselleşin diye salık verilerek işgücü piyasasında rekabet kültürü kanıksatılmaktadır. Oysa devlet ve onun dönemsel yöneticileri olarak siyasi irade (ya da onu temsil eden) toplumun çobanı değildir; insanlar da sürü değildir.

"İşsizlik Sorumluluğunun Bireye Yüklenmesi"

Piyasa sisteminde istihdam yaratan iş yokluğu, günümüzde pek çok sosyal sorunun kaynağını oluşturmaktadır.

Vatandaşlarının vergileriyle finanse olan ve onların yönetme erkini onlar adına kullanan devlet ve siyasi irade, bu çıkmaz karşısında "işsizliği" bireye indirgeyerek onu bir kamu sorunu olmaktan çıkarmakta; "sürüden ayrılmayı beceremeyenlerin kişisel sorunu" olarak görmeyi yeğlemektedir. Hâl böyle olunca devletler şirketleşmiş, şirketler devletleşmiştir; insanların işsizliği, açlığı, faturalarını ödeyememeleri, üşümeleri ya da hastalanmaları önemini kaybetmiştir.

Bu sorunların çoğu yüzeysel olan çözümleri ve bu çözümlere ulaşmak için insanları yıldıran bir dizi prosedürün varlığı ile -prosedür çerçevesinde "yapılacak ne varsa yapıldı" rahatlığıyla- insana dair çözümsüzlüğün kurumsallaşması sağlanmaktadır. Piyasada kıt olan işlere girme yarışında, herkes kendi başını kurtarma derdine düşmekte; bu konuda başarılı olamadıkça da yalnızlaşmaktadır.

Daniel Blake'in ifade etme fırsatı bulamadığı savunmasında dile getirdiği gibi:

""Ben bir müşteri, bir alıcı ya da hizmet kullanıcı değilim,

Ben bir kaytarıcı, bir beleşçi, bir dilenci ya da bir hırsız değilim,

Ben bir sosyal güvenlik numarası ya da ekranda yanıp sönen bir ışık değilim,

Faturalarımı, vergilerimi zamanında ve son kuruşuna kadar ödedim ve bununla da gurur duyuyorum,

Kimseye boyun eğmem, ama elimden gelirse komşumun gözünün içine bakarak ona yardım ederim.

Sadaka istemiyorum ve kabul de etmiyorum. Benim adım Daniel Blake,

Ben bir insanım, bir köpek değilim. Bu sıfatla haklarımı talep ediyorum.

Benim adım Daniel Blake, bir vatandaşım, ne bir eksik ne de bir fazlası…""

http://cagandikenelli.blogspot.com.tr/2017/07/issizlik-sorumlulugunun-bireye.html
http://sendika53.org/2017/07/suruden-ayrilmiyorum-haklarimi-istiyorum-ben-daniel-blake-fatma-karakus-kacmaz/

Dijwar
10-11-2017, 11:49
Normalde işsizlik sonucu, iktidarların gitmesi lazım.
Ama insan psikolojisinin çok zayıf bir yönü vardır.
Geneli değil, özeli görüp, minnet duymak.

Şöyle ki;
Bir ülkede işszlik varsa, ilk sorumlu her zaman iktidardır.Ama bu ve bu tarz iktidarlar, eğer işsizliğin kaynağı olmalarına rağmen, işsizlik parası, makarna.kömür vb. yardımlarında bulunurlarsa, sorumlulukları adeta kalkıyor ve insanlarda karşılık verme, minnet duygusu oluşuyor.
Yani, insanlar,iktidarların kaşıkla verip kepçe ile alma olayına bakamıyor, resmin bütününü göremiyor, minnet duygusu ile hareket ediyorlar.

Bu çok temel insan psikolojisidir. Birileri yardımda bulunduğunda, bu insanlar da karşılık vermediklerinde, suçluluk hissederler.
Bu yöntem iktidarlarında işine yarar. Herkese iş verip, ya da iş sahaları açıp çok fazla yükün altına girmektense, çok daha küçük miktarlarda yardımda bulunup,fazla oy alıp, çok daha marjinal fayda görürler.

bilgivehis
10-11-2017, 20:25
Yani, insanlar,iktidarların kaşıkla verip kepçe ile alma olayına bakamıyor, resmin bütününü göremiyor

Çıkardığım yerler doğru olmakla birlikte işin "göremiyor-bakamıyor" kısmını tam olarak doğru bulmuyorum.

Görüyorlar ve bakabiliyorlar ancak bedava sirke baldan tatlıdır zaafıyla kişisel davranıp resmin bütününü hiçe sayıyorlar.

Makarnacı dediğimiz kesimden oldukça muhatap olmuş biriyim, onlara resmin bütününü anlattığımda, iyi anlamış olduklarını görmeme rağmen bir başka zaaf olan bananecilik içine girdiklerine kendim şahit olmuşumdur.
Üstelik bu egoist davranış sadece makarnacılarda değil, insanların genelinde olan bir zaaftır.
Bedava sandıkları her ne ise onu ganimet sayıyorlar, ötesini-berisini umursamıyorlar.
Hatta küçük burjuva dediğimiz memur ve bürokrat kesim bu sistemi daha iyi bilmekle birlikte onlar da bunu fırsat sayarak balıklama atlıyorlar.
Sonuçta toplumun her kesimi bedava, ganimet, bananecilik, fırsat gibi birbirine benzer farklı gerekçeler olsa da bir şekilde aynı kulvarda buluşup egoistlik tarafında oynuyor.
Biz ise bunu göremiyor-bakamıyor olarak değerlendirdiğimizde bir başka yanlış tahlilde bulunmuş oluruz.
Bizi yanıltan ise toplumun resmin tamamını görmediğine dayanmasıdır.
Oysa bahsettiğim gibi görse de bir şey değişmeyecek, çünkü önlerine kemik atılmış, o kemik karşısında nerede duracakları ancak ve sadece koşullara bağlıdır...