PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Doğru mu yapıyoruz


gur91
20-05-2015, 13:46
Dini sürekli eleştirerek ve yanlışlarını ortaya koyarak doğru olanı mı yapıyoruz sizce , dinin ortadan kalkmasını mı yoksa dinin topluma verdiği zararların ortadan kalkmasını mı istiyoruz?Bence dini eleştirmekle , yanlışlarını göstermekle bir yere varamıyoruz bunun yerine dinin içinden hadisler , ayetler seçerek gerekirse farklı yorumlayarak toplumun düzelmesini sağlayabiliriz.Dinden kopmak hiç kolay değil zaten ortada bir bilenememezlik var , korku var.İnsanların önüne her ne koyarsanız koyun sorgulamaktan korkacaktır.
Örn : Senin dinin sana , benim dinim bana.Dinde zorlama yoktur.İlim Çin'de olsa gidip alınız.Kalplerin Allah'ın elindedir dilediği gibi çevirir gibi ayet ve hadisleri kullanarak toplumu iyi anlamda şekillendiremez miyiz?Hem toplum manevi olarak da diri kalır.Bence bu yöntemle insanların birbirlerine olan bakış açılarını bile değiştiririz.Sizin bu konu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

errata
20-05-2015, 14:51
Din inancı demek; yukarıdan bakmak, ben olayı çözdüm, hakikati buldum demektir. Hakikate eriştiğini düşünen insan bilgi kanallarını kapatır, ona artık bir şey aktaramazsın.

Din ortadan kalkmayacak, tanrı inancı da öyle.

Ancak bilimsel veriyi tabana yaymaya çalışarak dinin dogmalarının etki alanını daralmaya zorlayabiliriz. Bu, Avrupa ve Birleşik Devletler'de pek çok yerde yapılabildi. Tabi buralarda bile dinin etkileri tümüyle ortadan kalkmış değil. Oturmuş seküler sisteme rağmen güçlü tarikatler ve garip inançlar insanları kendi yok oluşlarına sürükleyecek kadar güçlü olabiliyor.

Bazı coğrafyalarda ise din/ırk kavrayışı aynı sepetin içinde eritildiğinden sanki ortadan kalkması imkansız gibi görünebilir.

İslâm'ın veya doğu dinlerinin ise iyi yönde evrilmesi için o coğrafyaların dünya yaşamına katılımını artırmak gerekiyor. Örneğin Hindistan ve Çin büyük hızla değişiyor.

Fakir adamın rahatlaması lâzım, fakir adama bir güvence lâzım. Gerçekten zenginleşmediği müddetçe bu rahatlamayı öteki dünyadan almaya devam edecek. Ancak hiç bir din ve toplum değişen dünya karşısında duramaz. Değişmek zorunda.

90'larda bir kaç sene ticari gemilerde "yağcı" olarak çalıştım. Pek çok limanda mini kiliselere girdim, papazlarla konuştum. Bu insanların pek çoğu kendileri bağışlarla sefalet içerisinde olmalarına rağmen size bir şeyler armağan verip, kiliselerine konuk ederler, bedava telefon hizmeti sunarlar. Sizi uzun uzun dinleyecekleri toplantılar düzenlerler, kendi meşreplerince bir şeyler anlatırlar. Bunu hiç bir zaman din adına yapmazlar. Ancak siz bir kilisede olduğunuzu bilirsiniz ve günün sonunda şu kıvama gelirsiniz: "yahu bu adamlar ne kadar iyi, hiç de Battal Gazi filimlerindeki papazlara benzemiyorlar". Benim bu şekilde hristiyan olan çokça arkadaşım olmuştur. Ne kadar hristiyan oldukları tartışılır tabi.

Genel olarak Hristiyan kilisesini orta çağdaki gibi ülke istila etmekten, kralı kukla diye kullanmaktan, en ufak dinsizliği acayip işkencelerle cezalandırmaktan bu noktaya getiren neydi? Bu değişim yalnızca tarihin belli zamanlarında kiliseye/krala karşı gerçekleşmiş ihtilallerle açıklanamaz.

Benim anlayışıma göre elinde bir mum taşırsan, onun ışığı kadar bir yeri karanlıkta aydınlatabilirsin. Karanlığın ışık gibi bir gücü veya etkinliği yoktur. Karanlık, ışıksızlıktan güç alan bir nesnedir. Bizler; başımıza ne gelirse gelsin, elimizdeki mumları tutmaya devam ettiğimiz müddetçe karanlığı aydınlatabiliriz. En azından, dünyanın bilgi birikimi artmaya devam ettiği sürece bunu umuyorum. Dünyanın yuvarlak olduğunu ilk defa Galileo söylemedi. Ona gelene kadar belki onlarca kişinin ölmesi gerekti. Ancak gerçeği ne kadar örtebilirsin, karanlık ışığı boğamaz.

İnsanları anlamaya yönlendirmek gerekiyor. Yanlışlığı ortaya koymak gerekiyor.
Ancak bunu yaparken bozuk saati, günde bir kez doğruyu gösteriyor diye referans veremeyiz. Elimizde insanlığın bilgi birikimi, özgürlük tanımı, insan hakları tanımı varken dinin onlarca çürük anlayış içinde sunduğu doğruları kullanarak yürüyemeyiz.

Zaten bu iki yüzlülük olmaz mı?

Biz bildiğimizi yapacağız, yarattığımız şey kendiliğinden varması gereken yerlere varacak. Biz sonucu göremeyeceğiz belki, ama bir gün anlayışımız genele yayılacak.

Tabi bu ilkesellikle hareket edebilmek için sabırlı olmak gerekiyor. Militanca hareket etmemek gerekiyor. En azından benim kafamda sürekli cebelleştiğim en büyük sorun bu. Zira çoğu zaman sabredemiyorum.

gur91
20-05-2015, 15:23
Sevgili Shibumi bozuk saatin doğrularıyla toplum iyi yönde değişirse elimizdeki ışığı görmeleri de kolaylaşmaz mı , ikiyüzlülük konusunda haklısın ona bişey diyemem.

errata
20-05-2015, 16:25
Bence din reformistleri ve ılımlı kesimler bize çok da uzak değiller. Ilımlı islamcılarla, reformcularla ilişkiler kurulabilir. Birleşik Devletler'de ılımlı islâmcıların, yeni islâm yorumcularının büyük kitleleri var. Avrupa'da duymadım ama muhtemelen vardır. Ancak bizim doğrudan dinin "iyi söylemleriyle" bir şeylere girişmemiz kabul edilebilir olmaz.

Tabi bu tür reformcular genellikle ulema fetvasıyla mürted ilân ediliyorlar ancak yine de etkiledikleri büyük topluluklar olabiliyor.

Bunların etkiledikleri insanlar genellikle sosyo-ekonomik seviye bakımından biraz eli ayağı düzgün noktada. Nitekim, bu tip değişimler de belli bir doygunluk zeminine ihtiyaç duyar. Aç olan insanın değişim, dönüşüm veya gelişimden önce çok temel ihtiyaçlarını karşılaması gerekir.

İlahimasal
20-05-2015, 17:29
şahsen din ile alakalı tepkisel söylemlerimde shibumunun işaret ettiği ılımlı kesimleri kırdığım için üzülüyorum.

o kesim aslında inandıkları dinin zarar veremeyeceğini idââ ederek karşı kesime tatlı dil ile yaklaşıyorlar,bu davranışları samimi? evet samimi.

neden samimiler diyorum. burdaki görüşlerimi real hayatımda söylediğim insanlar var o kesimden, inanın tepkileri tartışma uslubunun ve hoş görünün dışına çıkmıyor.benim bu görüşde olmama rağmen beni iğrenilecek bir yaratık gibi,öldürüp yok edilmesi gereken bir kafir gibi görmüyorlar. iyi niyetlilermi? evet iyi niyetliler.

benim iyi niyetime onlar inanıyormu? evet inanıyorlar.

fakat kendi görüşlerine beni çekmek için fikirlerinden vazda geçmiyorlar. tam tersini bende onlar için uygulamaya çalışıyorum.

geçinip gidyoruz ,şimdilik.



fakaaaaat. islami kesim içerisinden bazı yapılar var hepinizin malumu, bendende ,bizdende,nefes dahi almamızdan nefret ediyorlar, ellerine fırsat geçse( bu ülkede şartları yetersiz) yok etmek için her fırsatı değerlendirirler. bu insanlarla anlaşmak,diyalog kurmak imkansızdır.


bu tip tarz insanlardan benim düşüncemden insanlarda var elbet.

dinleri sevmememden kaynaklı bu tip bir insan olmak istemiyorum.onlar şartları zorlamadığı sürece. bende ılımlı islami kesimin inançlarına laf etmeden gerçekden dolayı çok üzgünüm.

ortak bir yolu umuyorum aklı başında,bilgili insanlar önümüze koyarlar.

bu paylaşım beni kendime getirdi.

Lep
20-05-2015, 19:45
Dini inançların ya da tanrı tarafından gönderildiğine inanılan kitapların kendi içerisindeki bilimsel ve içsel tutarsızlarını ortaya koyan insanlar tabiki de doğru olanı yaparak gerçeğe çağrıda bulunuyorlar. Birileri bu doğru olan şeyi yaptıkları için bir tane olan hayatlarını yitirdiler. Onlara minnettarız. Böyle saçma bir düşünce içerisinde bulunarak ortaya attıgın görüş akıl alır gibi değil.

Müslüman reformistlerin çogu önceleri inandıkları inancı terk ederek dinsiz olan akabinde ise bir şekilde binbeşyüz yıl boyunca kimsenin göremediği gerçeği kendilerinin gördüğünü iddia ederek tekrar o inanca dönen ve o inanç üzerindeki temel öğretileri inkar ederek kendi hoş fantastik dünyalarına uyan çağın gerekleriyle ahlaki normlarıyla çatışmayan bir din inşaa etmeye çalışan insanlar. Yazdıkları kuran mealleri ile düpedüz insanları kandırıyorlar. Ne gerekçe ile olursa olsun bu insanlar birer sahtekar. Bu insanlar daha az saçmalaştırdıkları modernize dinlerini insanlara kabul ettirmek için karşılarındaki insanlara benim gördüğümü gör göremiyorsan sen bir aptalsın muamelesinde bulunan cüretkar ve kibirli halleriyle de doğrusu geleneksel anlayışdan daha itici ve farklı görünmüyorlar.

Uyuşturucunun tozunu azaltarak herşeyin daha iyiye gideceğini düşünmek yerine uyuşturucuyu tamamiyle bırakmayı düşündünüz mü hiç ?

Düşünmediyseniz bir düşünün derim.

Vefik Sami
20-05-2015, 19:45
Eleştiri dozunda olursa yanlış değil.
Yanlış olan; itham, hakâret ve dışlamadır.

Sebep-sonuç ilişkisine dikkat etmeden, dinlerin doğrudan "tartışılmaz" buldukları kişilere yönelmiş ölçüsüz ithamlar, mütedeyyin insanların kutsallarına daha çok sarılmalarına yol açıyor. Defalarca yazdım. Yapılan, yapılacak eleştiriler; bilgiye, belgeye ve kaynağa dayalı olmalı. Kendilerini "Dindar" olarak nitelendiren insanları düşünmeye sevk etmeli.

Ayrıştırıcı, kin ve nefret pompalayıcı söylemlerin kimseye bir yarârı yok.

gur91
20-05-2015, 21:00
Uyuşturucunun tozunu azaltarak herşeyin daha iyiye gideceğini düşünmek yerine uyuşturucuyu tamamiyle bırakmayı düşündünüz mü hiç ?

Düşünmediyseniz bir düşünün derim.
Uyuşturucunun dozunu azaltmazsak ilerde farklı boyutlara varacak düşüncelerimizi istediğimiz gibi sanal ortamda bile ifade edemeyeceğiz.Bu herifler iyice partizanlaşıp işin boyutu saldırıya , hukuksuzluğa , cizye bağlamaya kadar varırsa istenmeyen kötü olaylar peşinden gelecek.Bunlar belki bir kısım insana hayal gibi geliyordur ama ne zaman ne olacağı belli olmaz...Bu toplumda dini kimse tamamen bırakmaz , bırakamaz , nedenini tam olarak anlamamakla birlikte bende yapamıyorum.Toplumsal kaygı neden oluyordur belkide.

Lep
20-05-2015, 23:28
Uyuşturucunun dozunu azaltmazsak ilerde farklı boyutlara varacak düşüncelerimizi istediğimiz gibi sanal ortamda bile ifade edemeyeceğiz.Bu herifler iyice partizanlaşıp işin boyutu saldırıya , hukuksuzluğa , cizye bağlamaya kadar varırsa istenmeyen kötü olaylar peşinden gelecek.Bunlar belki bir kısım insana hayal gibi geliyordur ama ne zaman ne olacağı belli olmaz...Bu toplumda dini kimse tamamen bırakmaz , bırakamaz , nedenini tam olarak anlamamakla birlikte bende yapamıyorum.Toplumsal kaygı neden oluyordur belkide.

Ama sen şuan bizlerden maske takmamızı istiyorsun. Huzur verici yalanlarla kandırılan İnsanları rahatsız edici gerçeklerle yüzleştirmenin doğru olmadıgını ileri sürüyorsun. Böyle düşünmene yol açan şey bana göre inanç saplantından henüz kurtulamamış olman olabilir. Zaten bu sancılı bir süreçtir. Kolay değil zihinsel istismar çocukluktan başlıyor. Ancak zihni istismar edilmemiş ateist insanlar için bu yazdıkların bir anlam ifade etmiyor bile bilmelisin.

Kimse dini bırakamaz diyorsun ancak bir çoğumuz bıraktık. Dine inanmak ve dinlerle ilgilenmek farklıdır. Bir tanrıya inanmak ve tanrı fikri üzerine varoluş üzerine düşünmek farklıdır. Şuan zaten dinler konusunda farkındalıgı olan kimsenin geri dönebileceğini düşünmüyorum. Dönse bile ancak edip yüksel gibi döner )) Diğer insanlarında emin ol ki gerçekleri rahatsız olsalarda öğrenmeye ihtiyacları var. Belki bahsettiğin yöntemle başkalarına zarar vermeyecekler ancak kendi hayatlarını mahvedecekler. Öyle insanlar görüyoruz ki daha gencecik yaş da kendisini kiliseye kapatıp cinselliği kendine yasaklayan ve kendisini tanrısına adayan ya da kuran kurslarına cemaat evlerine yıllarca kapatılan üniversiteye gönderilmeyen hatta kendi hayallerinin peşinde koşmayı inancından ötürü kendine haram gören. Bu insanların bambaşka yaşantıları da olabilirdi bir düşün... Geçen gün ki konuyu okumadın mı bir insanın din yüzünden hayatı hayalleri nasıl karartılır hepimiz okuduk ve üzüldük.. Şimdi sen bu adamları kendi hallerine bırak diyorsun. Böyle bir istismara vicdan sahibi seyirci kalamaz.

gur91
21-05-2015, 00:48
Ama sen şuan bizlerden maske takmamızı istiyorsun. Huzur verici yalanlarla kandırılan İnsanları rahatsız edici gerçeklerle yüzleştirmenin doğru olmadıgını ileri sürüyorsun. Böyle düşünmene yol açan şey bana göre inanç saplantından henüz kurtulamamış olman olabilir. Zaten bu sancılı bir süreçtir. Kolay değil zihinsel istismar çocukluktan başlıyor. Ancak zihni istismar edilmemiş ateist insanlar için bu yazdıkların bir anlam ifade etmiyor bile bilmelisin.

Kimse dini bırakamaz diyorsun ancak bir çoğumuz bıraktık. Dine inanmak ve dinlerle ilgilenmek farklıdır. Bir tanrıya inanmak ve tanrı fikri üzerine varoluş üzerine düşünmek farklıdır. Şuan zaten dinler konusunda farkındalıgı olan kimsenin geri dönebileceğini düşünmüyorum. Dönse bile ancak edip yüksel gibi döner )) Diğer insanlarında emin ol ki gerçekleri rahatsız olsalarda öğrenmeye ihtiyacları var. Belki bahsettiğin yöntemle başkalarına zarar vermeyecekler ancak kendi hayatlarını mahvedecekler. Öyle insanlar görüyoruz ki daha gencecik yaş da kendisini kiliseye kapatıp cinselliği kendine yasaklayan ve kendisini tanrısına adayan ya da kuran kurslarına cemaat evlerine yıllarca kapatılan üniversiteye gönderilmeyen hatta kendi hayallerinin peşinde koşmayı inancından ötürü kendine haram gören. Bu insanların bambaşka yaşantıları da olabilirdi bir düşün... Geçen gün ki konuyu okumadın mı bir insanın din yüzünden hayatı hayalleri nasıl karartılır hepimiz okuduk ve üzüldük.. Şimdi sen bu adamları kendi hallerine bırak diyorsun. Böyle bir istismara vicdan sahibi seyirci kalamaz.
Haklısın gerçeklerin üstünü örtmek iyi değil , yanlış bir düşünceydi.

turin
21-05-2015, 01:11
Herkes inandığı, savunduğu düşüncesini söylemekte serbest olmalı. Hakaret, aşağılama, kibir vs olmadığı sürece ben dine yönelik getirilen eleştirilerin totalde fayda sağlayacağını düşünmekteyim, nitekim "görünen köy klavuz istemez"..

Çok daha muhafazakar(sözde) olduğum zamanlarda bile ateistlerle veyahut din konusunda önyargılı(!) insanlarla konuşmaktan kaçınırdım-bunun da nedeni karşımdaki kişinin günaha girmesini arzu etmiyor olmamdı.. Kafaya gel, sen şimdi bu durumdaki birine ne anlatacaksın:)

Bahsettiğiniz şekilde davranabilmeniz içinse "takiyye" yapmanız gerekir ki bu sizi siz olmaktan çıkarır, bu halinizle sizlerle fikir alışverişinde bulunacak müslüman zaten bulunur-bu kendisini bağlar.. Bahsettiğiniz yönlendirmeleride bırakınız; ılımlı müslümanlar, reformistler yapsın-neticede aynı dili konuşuyor olacağız- ki sağlam eleştiriler(ateistlerden gelenler) asıl devrimlerin öncülleridir ve sizlerin bu yaklaşımları ifade ettiğimiz modern müslümanların gerek dinlerini sorgulamalarına, gerekse günümüz koşullarına göre yeniden yorumlamalarına sebebiyet vermekte..

Hakaret, aşağılama, kibir, (ben bilirim) vs yoksa yapılan haktır/doğrudur/iyidir, bu tarz bir takım davranışlar varsa bu davranışı yapan kişiyi bağlar-ciddiye alınmaz, önyargı oluşmasına katkı sağlar.. Ha hepimiz hata yaparız, insanız neticede!!

Ateist değilim ama bence böyle devam, vesselam..

Şüpheci Dinsiz
21-05-2015, 04:15
Kişisel ilişkilerimde, "dürüstlük zemini" üzerinde ilerlediğimde din tartışmalarında ilerleme kaydedebildim.

Örneğin, "bir harfi bile değişmemiştir" ezberini bozmuşluğum çok olmuştur, bu kişilerin artık (en azından benim yanımdayken) başkalarının da ezberlerini bozduğuna şahit oldum.

Örneğin, "Allah birdir, Muhammed onun peygamberidir" dediklerinde dürüstlük gereği "Allah'ın bir olduğuna ve Muhammed'in onun elçisi olduğuna inanıyorum" demesi gerektiğini söylerim. Önce apırıp köpürürler, sonra hak verirler. Bundan sonrası daha kolay ilerler, çünkü şimdiye kadar "kesin bilgi" olarak kabul ettikleri şeylerin artık inanç/sanı olduğunu fark etmişlerdir. Bu sebeple başka inançlara/sanılara/inançsızlığa saygı gösterme gereğini, dinde zorlamanın yanlış olduğunu iyi/kötü akıl edebilmeye başlarlar.

Sevgiler

Boolean
22-05-2015, 10:53
Kendi adıma fikirlerimi söylersem;
Ben bütün Teistlerin tamamiyle aklı başında olmayan insanlar olduklarını sanmıyorum. Kimisi %10 aklını kullanıyor, kimisi %90 aklını kullanıyor. O nedenle radikal olup, işi insan öldürmeye kadar vardırtmadıkça teistleri akılsız olarak görmüyorum.
Fakat ülkemizde "İslam akıl değil nakil dinidir" diyenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Bunlar da İslam Devleti kurmak peşindeler.
"Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler kafirlerdir" ayeti oldukça, Türkiye'de 5 vakit Allah vardır propagandası yapılırken insanlara, devlet, kültür teistlerin yanındayken... Ateistlerin (Agnostik, Deist vs.) susması, gelecekte olmayan haklarımızın tamamen yok olmasına neden olacaktır bence.
Yoksa ben Türkiye'nin dinsiz olmasını değil, insanların bilinçli olarak dine girip, çıkmasını istiyorum.
Türkiye'deki teistlerin de suçu yok. Davutoğlu kendisi mi girmiş bu dine sanki? Konya'da doğmuş bir insandan genelde ne beklenirse, aynen onları yapıyorlar.
Bizim susmamız değil, aksine "dışlamadan, sert sözler kullanmadan" konuşmamız lazım sürekli. Özellikle bu dönemde.