Orijinalini görmek için tıklayınız : Doğu Perinçek-Son savunma
Uzun "kopyala-yapıştır"lara iyi gözle bakılmadığının farkındayım ama Doğu Perinçek'in Ermeni Soykırımı hakkındaki sözleri nedeni ile yargılandığı İsviçre'deki mahkemede yaptığı son savunmanın site arşivi açısından da önemli olduğunu düşündüğümden link vermek yerine böyle bir yola baş vurup www.acikistihbarat.com sitesinden aldığım bu yazıyı kopyalayıp yapıştırdım:
Sayın Başkan,
YANLIŞ SALON
Burada iki gündür yapılan iş, yargılamaya benzemiyor; akademik bir toplantıya benziyor.
İsviçre basınının yorumu da bu yöndedir. O zaman yanlış bir salon seçilmiştir.
(Burada yargıç müdahale ederek, Perinçek'ten suçlama konusu içinde kalmasını ve mahkemeye eleştiri yöneltmemesini istedi)
Perinçek devamla:
Ben de suçlamaya cevap veriyorum. Açıklamalarım, akademik hürriyetle ilgilidir. Üniversitelerin işini mahkemeler yapmaz. Mahkeme salonlarında tarih tartışması yapılmaz. Yargıçlar, tarih hakkında hüküm veremez. Aksi halde, tarih tartışmasını yok ederler. Ve yapılan iş, Avrupa uygarlığı için ayıptır.
Eğer buradaki faaliyet, ille bir yargılamaya benzetilecekse, Ortaçağdaki yargılamaların bir örneğidir. Sabahtan beri sorulan sorularla beynimin kıvrımları arasında dolaşılmaktadır. Cadı davalarında olduğu gibi, bilimsel kanaatim, düşüncelerim araştırılmaktadır ve suçlanmaktadır.
Bu yapılanlarla bana bir zarar verilemez.
Ama İsviçre'ye ve Avrupa'ya zarar verirsiniz.
Bilimsel konuların tartışılmasını mahkemeyle, polisle, hapishaneyle, gardiyanlarla önlemeye kalkarsanız, kendinize yazık edersiniz.
AVRUPA UYGARLIĞININ HALİ
Bir kez bilimsel kanaat ve düşünce suçlanınca, burada görüldüğü gibi, Talat Paşa, Mustafa Kemal Atatürk, Lenin, Mao gibi geçen yüzyılın bütün devrimcileri; hedef alınmaktadır. Bu devrim düşmanlığıyla ve paslanmış anti-komünizm silahıyla varabileceğiniz bir yer yoktur.
Avrupa uygarlığı kendi temellerini yıkmaktadır.
Bu salonda yaşananlar da ne yazık ki bu gerçeği kanıtlamıştır.
Bazı Avrupa ülkeleri 1930'larda Nazi Almanya'sından kaçan insanları ve Yahudileri sınırdan geri çevirir ve ölüme teslim ederken, Burada suçlanan işte o Jön Türkler, o insanları bağırlarına bastılar. Atatürk de o devrimci geleneğin temsilcisiydi. Almanya'dan gelen Hirsch, Röpke, Schwarz, Koschaker, Ernst Reuter gibi bilim adamları, Avrupa'da faşizmin ve faşizme teslimiyetin kol gezdiği koşullarda, ırkçı zulümden kurtuluş ve bilim özgürlüğünü Türkiye'de buldular.
(Doğu Perinçek burada İsviçre'nin Yahudileri sınırdan çevirerek Nazi soykırımına yaptığı katkılara değinmektedir. Ve bu sözleri yargıç ve savcı başlarını önlerine eğerek dinlediler.)
Avrupa uygarlığı öyle bir yıkılıyor ki, Jean Thibaux gibi dürüst ve gerçek aydınlar, Avrupa ülkelerinin vatandaşlığını terk ediyor.
Tanığımız olarak dinlenen Prof. Dr. Jean Thibaux'nun Fransız vatandaşlığından Türk vatandaşlığına geçmesinden alayla söz edildi burada. Bu alayları bırakıp, Avrupa'nın gerçek aydınının niçin bu tavrı aldığı üzerinde düşünmeniz yerinde olur.
Hürriyetler Avrupası'nın değerlerini bugün, çürüyen Avrupa'ya karşı bizler savunuyoruz. Bu yargılamada benim esin kaynaklarımı araştırmak için hayli gayret sarfedildi.
Galile, Robespierre, Goethe ve Marx gibi Büyük Avrupalı'lardan aldığım esinle “Ermeni soykırımı uluslar arası bir yalandır.” diyorum.
SOYKIRIM YOK SAVAŞ VAR
Ermeni soykırımı iddiaları kesinlikle gerçek dışıdır.
Konu iki düzlemde ele alınabilir.
Birincisi, devletler arasında savaştır.
Çarlık Rusyası ordusunda, Türkiye'ye karşı 200 bin Ermeni piyadesi savaşmıştır. Fransız ordusunda da 5 bin Ermeni askeri Fransız üniforması giydirilerek, Türkiye'ye karşı cepheye sürülmüştür.
Rus ve Fransız ordusunda savaşan Ermeni askerlerinin önemli bir kesiminin Türk ordusu tarafından savaşta öldürüldüğü bilinmektedir.
1920 ve 1921 yıllarında Ermenistan'ın Türkiye'ye saldırıları üzerine yapılan savaşlardaki kayıpları da buna eklemek gerekir.
İkincisi, Rusya tarafından silahlandırılan Ermeni gönüllü birliklerinin Türk ordusunu iç hatlardan vurması ve köylerdeki terörü de, her iki taraftan önemli kayıplara neden olmuş, halklar arasında karşılıklı kırımlar yaşanmıştır.
Ancak şunu belirlemek gerekir ki, Ermeni birlikleri emperyalizmin aleti olurken, Türkiye vatan savunması yapmıştır.
RUS ARŞİVLERİ
Gerçekleri size göstermek için, Rus arşivlerinden yüz belge seçtik. Bunlar, yalnız Sovyet ve Bolşevik arşivleri değildir. Belgelerin çok önemli bir bölümü, Rus Çarlığı arşivlerindendir ve aynı zamanda Sovyet döneminde Moskova'ya getirilen Ermeni belgeleridir.
Bunu ısrarla belirtmemize rağmen, Savcının devamlı Bolşevik ve Sovyet arşivi diye anması, meslek ve kural dışı faullerdir. Böyle anti-komünizme başvurarak ulaşılacak bir gerçek bulunmamaktadır.
Benim tanıklarım, Ermenistan'ın ilk Başbakanı Kaçaznuni'dir. Dikkat ediniz Bolşevik değil Taşnak'tır.
Ermeni devlet adamları Karinyan, Myasnikyan, Sovyetler Birliği'nin ünlü Dışişleri Bakanı Mikoyan, hep benim tanıklarımdır.
Yine Boryan, Lalayan gibi Ermeni tarihçileri doğruları yazmışlardır. Bunların hepsi namuslu olan Ermenilerdir.
Ermeni komutanlarının savaş raporları da çok çarpıcı gerçekler içermektedir. Örneğin bu raporlardan birinde Taşnak subayı 1920 yılında Beyazıt Vaaram bölgesinden yazdığı raporda marifetlerini şöyle anlatmaktadır:
“Basar-Geçar'daki Türk nüfusu ayırt etmeden imha ettim. Bazen kurşunlara yazık olmasın dersin ya. Bu köpeklere karşı en etkili yol, çarpışmadan sonra sağ kalanları toplayıp kuyuların içine tıkmak ve bir daha dünyada bulunmamaları için yukardan ağır kayalarla ezmek. Ben de öyle yaptım. Bütün erkekleri, kadınları ve çocukları topladım, benim tarafımdan atıldıkları kuyuların içinde kayalarla ezerek hepsinin hayatına son verdim.“
(Gosarhiv Armenii F.65, D.116, y.96'dan aktaran Lalayan, Daşnaksutyun'un Karşı Devrimci Rolü, Kaynak Yayınları)
Elimizde Rus askeri mahkemelerinin kararları da bulunmaktadır.
Örneğin Kafkas Ordu karargahına bağlı Askeri mahkeme Dairesi'nin 1014 sayılı kararında, Rus ordusundaki Ermeni askerler, 26 Müslüman kadınının ırzına geçerek öldürmeleri nedeniyle idama mahkum edilmişlerdir.
YARGIÇIN TARAFLILIĞI
Klebov gibi Rus komutanların raporları da çok çarpıcıdır.
Bu raporlarda Ermeni piyade birliklerinin yaptıkları kırımlar, işkence ve tecavüzler ayrıntılı olarak anlatılır. Albay Klebov, Erzurum'da Ermeni piyadelerin katliamını ancak Rus topçu ateşiyle durdurabildiklerini anlatır.
Sayın Yargıç bu davada tanıklara ve bana, hep kaç Ermeni'nin öldürüldüğünü sordu.
Ancak kaç Türkün öldürüldüğünü hiç kimseye sormadı.
Bunun kasıtlı olarak yapıldığını sanmıyorum. Ama bu tavır da işte o taşlaşmış önyargıyı yansıtıyor.
Türk'ün hayatının değeri yoktur. Tıpkı bugün Irak'ta ABD işgal kuvvetleri tarafından katledilen 600 bin insanın hayatının değerinin olmayışı gibi.
TAŞLAŞMIŞ ÖNYARGILARI KIRMA YÖNTEMİ
“Ermeni soykırımı uluslararası yalandır”
dedim, doğru.
Bunu “provokasyon” olarak niteleyenler bile oldu.
Tarihten öğrendim ki, taşlaşmış önyargılar, okşayarak düzeltilmemiştir.
Bu nedenle çarpıcı, vurucu ifadeler kullanmayı yeğledim. Başarı da kazandık.
Bizim İsviçre'de ve Almanya'da yaptığımız eylemleri “provokasyon” olarak nitelediler.
Oysa bu eylemlerde kimsenin burnu kanamamış, yürüyen kitlenin olgunluğu ve vakarı gazete haberlerine geçmiştir.
İsviçre gazetelerinde bugün olayı
“On bir saat boyunca tarih yeniden yapıldı”
gibi başlıklarla vermeleri, önyargıları kırmada aldığımız mesafeyi göstermektedir. (Le Matin, 7 Mart 2007).
“Uluslararası yalan” saptaması, iddia edildiği gibi benim suç kastımı değil, İsviçre kamuoyunu uyandırma kastımı kanıtlar.
TÜRK IRKÇILIĞININ TEMELİ YOK
Benim ırkçı veya aşırı milliyetçi olduğum ileri sürüldü. Irkçılık benim açımdan şerefsizliktir. İşin ahlaki cephesi budur.
Türk milliyetçiliği ırkçı değildir.
Türkler, bir etnik grup değildir. Bilimsel açıdan bakarsak, Türk ırkçılığının temelinin olmadığı da görülür.
Bugün Pasifik Okyanusu'ndan Atlas Okyanusu'na kadar uzanan alanda yaşayan halkların hepsi Türklerle şu veya bu oranda akrabadır. Hatta Amerika'da bile akrabalarımız bulunmaktadır.
Türkler dünyanın en geniş alanlarına yayılmış kavmidir.
Her yerde karışmış ve kaynaşmışlardır. Türk imparatorluk kültürü, aslında çok geniş bir coğrafyadaki halkları bir arada yaşatmaktır.
Irkçılığın böyle bir tarih ve böyle bir zeminde tutması mümkün değildir.
Türkler etnik grup değil, büyük bir millettir.
Türklerin Müslümanlığı kabul eden Ermenileri kendilerinden görmeleri de, ırkçılığa ne kadar yabancı olduklarını gösterir.
Birinci Dünya Savaşı sırasında 400-600 bin arasında Ermeni'nin Müslüman olduğu bilinmektedir. Türkler onları bağırlarına basmışlardır. Evlenmişlerdir, birlikte çocukları olmuştur.
70 milyonun içinde Ermeni kökenli veya Ermenilerle karışmış olanların sayısı 6-7 milyona kadar ulaşmış olmalıdır.
Eğer Türkler ırkçı olsaydı, onları bağrına basar mıydı? Hitler bunu yapar mı?
BOŞLUĞUN HAKARET VE PSİKOLOJİK SAVAŞ MALZEMESİYLE DOLDURULMASI
Bu davada suçlamalar önyargılardan geliyor.
Ön yargılara tarihi gerçeklerle cevap verdik.
Tarih bilgisi olmayanlar, usavurma ve olgulardaki boşlukları hakaretlerle ve psikolojik savaş malzemesiyle doldurmaktadırlar. Bu bir gelenektir.
Ermeni soykırımı yalanı, Morgenthau ve Toynbee gibi devlet görevlileri ve istihbarat servisi elemanları tarafından uyduruldu.
Aynı misyon, bugün de benzerleri tarafından yürütülmektedir.
İki gün önce dinlenen Tessa Hofman, Almanya'nın Federal İstihbarat Servisi'nin Kafkasya masası şefidir.
Yayınladığı kitabın kapağına, Rus ressamı Vasili Vereşçagin'in 1871 yılında yaptığı kurukafa yığını resmini, 1915 yılındaki Ermeni soykırımının fotoğrafı olarak yayınlamıştır.
Bu yalan kampanyası, işte böyle pejmürde ve zavallı kanıtlarla yürütülmektedir. İki gün önce sorduğumuz soru üzerine, "hatamı düzelttim" demiştir.
Hatalı fikirler düzeltilebilir elbette. Ancak ahlak düşüklüğü düzeltilemez.
Sürekli gönderme yapılan Taner Akçam ise, Alman servisi görevlisi Tessa Hofman'ın rahlei tedrisinde yetişmiştir.
Türkiye'de iken, Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde okumuştu.
Ancak tarih bilmez. Hamburg Sosyal İncelemeler Merkezi'nde kendisi “Tarih alimi” olarak imal edilmiş ve siparişleri üretmiştir.
Duruşmanın ilk gününde sürekli Andonyan belgeleri diye bilinen Talat Paşa telgrafları üzerinde duruldu.
Savcıya bu telgrafların sahteliğinin uzun yıllar önce kanıtlandığını anlatmıştık.
Nitekim Birleşmiş Milletler'e ait sunduğumuz belge, bu sahtekarlığı yeniden belirlemiştir.
Türk-Ermeni Uzlaşma Komisyonu'nun foyası da çıkmıştır. Ermeni soykırımı kampanyaları her aşamada böyle düzmece belgelerle yürütülmüştür.
KANUN UYGULANAMIYOR
Burada yaptığımız tartışma artık mahkemelerde değil, üniversitelerde ve diğer bilim kurumlarında sürdürülmelidir.
Varolan yasaya göre suçsuzum.
Çünkü soykırım iddiası, Ermeni olayında geçersizdir. Bana uygulanmak istenen hüküm, Ermeni meselesinde ölmüştür. Bu yasa, Yahudi soykırımı için uygulanabilir, bu mahkemelerin bileceği iştir. Ancak Ermeni meselesinde uygulanamıyor.
İngiltere Eski Başbakanı Margaret Thatcher'in danışmanı Prof. Dr. Norman Stone, Die Weltwoche dergisinde “Ermeni soykırımı olmamıştır” başlıklı yazısında,
“Doğu Perinçek ile bütünüyle aynı görüşteyim”
diye yazmıştır.
Prof. Stone'u yargı önüne çıkaramıyorsunuz.
Korg. Yaşar Müjdeci;
“Ermeni soykırımı yalandır”
diye konferans veriyor. İsviçre polisi kameraya alıyor. Ama dava açılamıyor.
Eski Bern Milletvekili Albert Hourriet de Ermeni soykırımının yalan olduğunu açıkça belirtiyor. Ancak yine dava açamıyorsunuz.
Nitekim Lozan sorgu yargıcı, 21 Eylül 2006 günü beni sorguladıktan sonra, takipsizlik kararı vereceğini İsviçre Devlet televizyonu 1. Kanal dahil, bütün kanallardan açıklamıştır.
Açıktır ki, İsviçre'nin kamu vicdanında bu kanun Ermeni soykırımı açısından kabul görmemiştir.
Bizim Lozan 2005 eylemimizden sonra İsviçre Senatosu, Ermeni katliamını kabul kararını gündeminden temelli kaldırmıştır.
Ve 2006 Ekim ayında İsviçre Adalet bakanı sayın Blocher, soykırımı inkar edenleri cezalandıran yasayı kaldıracaklarını açıklamış ve bu amaçla bir komisyon kurmuştur. Komisyon Başkanı sayın Leupold da, “Yargıçların tarih hakkında hüküm veremeyeceklerini” açıklamıştır.
İşte bizim yaptığımız provokasyon diye suçlanan eylemler! İsviçre devletini kanun değiştirme noktasına getirmiştir.
Demek ki yapılan iş provokasyon değil, İsviçre'ye yardımdır.
ÖLMÜŞ EŞEĞİN ETİNDEN SUCUK OLMAZ
Bizim Türkçemizde söylenen bir söz vardır: Ölmüş eşeğin etinden sucuk olmaz.
Bana uygulanmak istenen kanun maddesi, Ermeni soykırımı açısından ölmüştür. Artık bu ölüyü ortadan kaldırmak gerekmektedir.
Kanunun hukuken bugün yürürlükte bulunması, uygulanabilir olması anlamına gelmez. Kanunlar da ölürler ve defnedilirler. Yapılması gereken ve kaçınılmaz olarak yapılacak olan budur.
TÜRKİYENİN, ORTADOĞU'NUN VE DÜNYANIN GELECEĞİ İÇİN
Suçun oluştuğunu belirlemek için benim kastım araştırıldı. Size Ermeni soykırımı uluslararası bir yalandır derken, hangi amaçla hareket ettiğimi belirteyim.
Birincisi gerçeğe bağlılık duygusudur.
İkincisi, Türkiye'nin, Ortadoğu'nun ve dünyanın geleceğiyle ilgilidir.
Bu yalan, Ermeni meselesiyle ilgili olarak değil, ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi'nde kullanılacaktır.
Kuzey Irak'taki kukla devleti Türkiye, İran ve Suriye'ye doğru genişletme operasyonunda bu yalana başvurulacağı şimdiden görülmektedir.
Bunda İsviçre'nin ve Avrupa'nın bir çıkarı yoktur. İnsanlığın ve Ermeni kardeşlerimizin de bu politikada bir çıkarı yoktur.
Adil bir karar vermenizi talep ediyor ve saygılar sunuyorum.
PERİNÇEK'İN SAVUNMASI KANIMCA NEDEN GEÇERLİ DEĞİLDİR
Herşeyden evvel avrupa tarihindeki ırkçılığın ve soykırımın açtığı yara ve bunun günümüz avrupasında yarattığı duyarlılık bilinmeden, gerek İsviçre gerekse de Fransa gibi ülkelerdeki soykırımı inkarı suç sayan yasaları kavramak mümkün değildir. Türkiye toplumunun bakış açısından soykırımı inkarı suç saymak fazla anlaşılır değil. Ancak avrupalılar yakın bir geçmişte 20 milyona yakın insanını ırkçılığa ve bunun ciddi bir oranını da soykırıma kurban verdiler. Çok büyük acılar ve utançlar yaşadılar. İşte bu nedenle günümüz avrupasında ırkçılığa karşı ve soykırımlara karşı duyarlılık fazladır. Elbetteki bu konuda dört dörtlük bir politika izledikleri söylenemez. Avrupa dışında yapılan soykırımlara daha az duyarlı hatta duyarsız kaldıkları da söylenebilir. Ancak 50 yıl öncesinin avrupası ile günümüz avrupası arasında bu konuda ciddi fark olduğu da ortadadır.
Üniversitelerin işini mahkemeler yapmaz. Mahkeme salonlarında tarih tartışması yapılmaz.
Öylesine fazla mutabık kalınan tesbitler vardır ki bunların gerçekliği artık sorgulanmaz. Dünyanın yuvarlak olup olmadığı da bilimsel bir konudur. Çeşitli deneyler ve gözlemler, hesaplar gerektirir. Sonuçta bilimsel bir konudur. Ama siz kalkıp da mahkeme de "dünya düzdür, siz yuvarlak olduğunu söyleyerek üniversitelerin işine karışıyorsunuz" diyemezsiniz. Aynı şekilde Ermeni Soykırımı'da biz Türkler dışında dünyada hiç bir millet tarafından inkar edilmiyor. Sadece Türkiye ile ekonomik veya stratejik ortaklıklarına zarar vermekten çekinen bazı devletler soykırımı resmen tanıma aşamasına geçmiyor (ABD gibi) o kadar.
Bugün dünyada 18 devlet resmi olarak Ermeni Soykıımını tanımıştır. Bunların bazıları Türkiye ile hiçbir alıp-veremediği olmayan, bizim hiçbir şeyimizde gözü olması mümkün olmayan devletlerdir, örneğin Arjantin. Bu nedenle "Avrupalının ve ABD'nin bizim kötülüğümüzü istemesi" gibi paranoyaların gerçerli olmadığına inanıyorum. Olay, emperyalist oyunu olmakla açıklanamaz.
Türk milliyetçiliği ırkçı değildir.
Türk milleti ırkçıdır diye bir iddia yok, 1915'de Osmalı devleti tarafından sistematik soykırım yapılmıştır diye bir iddia var.
70 milyonun içinde Ermeni kökenli veya Ermenilerle karışmış olanların sayısı 6-7 milyona kadar ulaşmış olmalıdır.
Asimile ettiklerin de senden saylır. Tarihte başka örneği de var: Yeniçeriler.
SOYKIRIM YOK SAVAŞ VAR
Onbin veya yirmibin Ermeni çetecisi yüzünden (hadi bu rakamı 50.000 yapalım), 2 milyon sivil Ermeni vatandaşını; yaşlısını, sakatını, körünü, hamilesini, bebeğini (acaba onlarda mı çeteci idi?) ya gırtlaklıyor ya da topraklarından sürüyorsanız; çeteciler sadece doğuda iken Eskişehirde ve batıdaki Ermenileri de yurtlarından kovuyorsanız olay "savaş durumu" ile açıklanamaz. Açık şekilde soykırımdır, ırkçılıktır.
Bilhassa hiç bir olayın meydana gelmediği batı illerimizdeki Ermeni vatrandaşların bir bütün olarak göçe zorlanması dikkat etmemiz bir noktadır. İşte bu gibi detaylarda Talat paşa önderliğindeki İttihat ve Terakki'nin anadoluyu bir Turan Ülkesi haline getirme emelini anlayabiliriz.
Soykırımın özü, yüzlerce yıldır gerileye gerileye bir avuç trakyaya ve anadoluya sıkışan biz Türklerin, hiç olmazsa bu toprakları tam anlamıyla Türkleştirme emelidir. Ermenici çetecilerin ihaneti İttihat ve terakki'nin eline bu emeli açıkça fiiliyata dökme konusunda koz vermiştir.
Suç ve ceza arasında büyük bir orantısızlık vardır. "Ermeniler de bize şunları yapmıştı" diyenlere verilecek en iyi yanıtlardan biri sanırım budur.
Yabancı tarihçiler de Ermeni çetecilerin cephe gerisinden vurma harekatı yaptığını kabul ediyor. Ancak Ermenilerin tamamına atfedilemeyecek bu kısmi ihanetten dolayı bir milleti tümden yok etmenin hoş görülecek bir tarafı da yok. 1914-15'de çok sayıda ermeninin osmanlı ordusuna asker yazıldığını da belirtmekte büyük önem vardır.
Soykırımın özü, ortasyadan batıya göç eden biz Türklerin, "vatanımız" diyebileceğimiz ve salt bizlere ait bir toprak yaratma kaygısıdır. Çünü "vatanımız kabul ettiğimiz Budin (budapeşte), Belgrad, Kosova, Mora, Bulgaristan, Mısır, Hicaz, bağdat ve nice yer elden gitmişti. Bize kala kala bir Anadolu kalmıştı ki onun da batısında Rumlar (ki onları da 1928 de "postaladık"), doğusunda da Ermeniler ve Kürtler (Ermenileri 1915'de yolladık, Kürtlerin ise ayaklanmalarını bastırdık) var idi. Bu üç halkı bir şekilde bastırmak, yok etmek veya asimile etmek gerekiyordu, koşullara göre bu yöntemleri farklı zamanlarda uyguladık. Böylece Anadoluyu "Türk" yaptık. Çevremizdeki her millet milli devlet kurarken bizim de milli devlet kurabaileceğimiz "bize ait" bir "temizlenmiş" alan, bir "Türk toprağı" oluşturduk. Ortaasyayı terketmekle yaşadığımız "vatansızlık" kaygısını bu şekilde çözmeye çalıştık. Tabi çalıştık derken burada tüm Türk milletini dahil etmiyorum, yönetime hakimleri kasdediyorum.
Şahane bir savunma olmuş. Doğu Perinçeği tebrik etmek lazım.
Onbin veya yirmibin Ermeni çetecisi yüzünden (hadi bu rakamı 50.000 yapalım), 2 milyon sivil Ermeni vatandaşını; yaşlısını, sakatını, körünü, hamilesini, bebeğini (acaba onlarda mı çeteci idi?) ya gırtlaklıyor ya da topraklarından sürüyorsanız; çeteciler sadece doğuda iken Eskişehirde ve batıdaki Ermenileri de yurtlarından kovuyorsanız olay "savaş durumu" ile açıklanamaz. Açık şekilde soykırımdır, ırkçılıktır.
Sevgili Cem,
Soykırım, Jenosit, Holokast, ya da adına ne dersen de, bir milleti böyle ağır bir suçla suçlayınca doğal olarak sayılardan bahsedilmeye başlanıyor. Adı üstünde soykırım, yani bir topluluğun soyunu kurutmak üzere sistematik olarak uygulanmış ve başka bir topluluğun sorumlu olduğu büyük bir insanlık suçu. Sen de 50.000 Ermeni çeteciden ve Türkler tarafından soykırıma uğratılmış 2 milyon Ermeniden bahsetmişsin. Bugün en kötümser Ermeni kaynakları bile savaş sonunda 1 milyondan fazla Ermeni'nin Anadolu toprakları dışına göç ettiklerini-ettirildiklerini kabul ediyorlar. İnsanları topraklarından sürmek, bir varolma-yokolma savaşı koşullarında ve ihanet karşısında dahi olsa günümüzde bir suç olarak kabul edilebilirse de soykırım değildir, zaten soykırımın tanımı da bu değildir. Ayrıca 1915 yılından bahsettiğimizi unutmayalım ve çeşitli kaynaklardan o dönemde Anadolu'daki toplam Ermeni nüfusuna bakalım:
M.Zarceshi, Van’daki Fransız konsolosu: 1.300.000
Francis de Pressence (1895): 1.200.000
Torumnekize (1900): 1.300.000
Lynch (1901): 1.158.484
Osmanlı belgeleri (1905): 1.294.851
İngiliz “Mavi Kitap” (1912): 1.056.000
L.D. Conterson (1913): 1.400.000
Fransız “Sarı Kitap”: 1.475.000
İstanbul Ermeni Patriği Ormanian (ö:1918): 1.579.000
Lepsius: 1.600.000
Bu sayılardan istediğini kabul edip 1.000.000'u düşersen 1915 olaylarında ne kadar Ermeni'nin hayatını kaybetmiş olduğunu bulabilirsin. Şu anda bulamam ama daha sonra iletirim, aynı dönemde Doğu'daki olaylarda ölen Türklerin sayısı da bulacağın o sayıya eşit, hatta daha fazladır. Dolayısı ile de "savaş" tezi birebir doğrudur.
" Türkiye *toplumunun *bakış *açısından *soykırımı *inkarı *suç *saymak *fazla *anlaşılır *değil. *Ancak *avrupalılar *yakın *bir *geçmişte *20 *milyona *yakın *insanını *ırkçılığa *ve *bunun *ciddi *bir *oranını *da *soykırıma *kurban *verdiler. *Çok *büyük *acılar *ve *utançlar *yaşadılar. *İşte *bu *nedenle *günümüz *avrupasında *ırkçılığa *karşı *ve *soykırımlara *karşı *duyarlılık *fazladır. "
Sevgili Cem,
bu soylediklerin hangi Avrupa? Nerede? 10 sene muhendis, hukukcu diplomasi ile is bulamayan azinliklari oraya gonderelim. Genclerimiz bu bunalimlar yuzunden kendilerini asiyor. Cunku arada vize, pasaport engelleri var diye Avrupa'ya gelmemissiniz, tanimiyorsunuz ama bir kaniya sahipsiniz, nasil.
Kimse hicbir yaptigindan utanmiyor arkadasim, hakli oldugunu dusunuyor, ici buz gibi soguyor, Amerika Irak savasini bir hristiyan musluman kirismasi olarak gorup arabalarini amerikan bayraklari ile donatanlar hayli fazladir Avrupa'da. Buradaki demokrasi Roma . Hele bu medyada yansitilan Avrupa'yi gormek mumkun degil, *demokrasisidir, halk icin degil bir ummet icin afrikanin muzlari ile, Hindistan'in ipekleri ile insaa edilmistir. Butun Avrupa anayasalari azinliklar icin istisnai durumlar icerir.
Avrupa'nin azinlik dedigi sey mesela bir Fransa'da fransiz olmayanlardan ibaret degildir. Avrupa'ya dahil olan insanlari zengin uluslardir. Avrupa devletleri surekli ulkeye yeni gelen yabancilari kendi dillerini konusmaya zorlar, Hollanda'da yasayan bir amerikan yada Azeri bir petrol zengini bu sinifa girmez, gemilerin kargo bolumlerinde Fransa sahillerine kacmis ganalilarla ayni siralara oturmaz. O zaman Avrupa'yi demokrasinin savunucusu olarak gormek yanlistir. Yani azinliklar fakir uluslardir, hammadde ulkelerinin irgatlaridir, kendi somurgelerinin cocuklaridir. Ermeniler'de herkesin gozunde boyledir, Avrupa dunyayi bu sekilde ikiye boler. Bizden mi degil mi. Kim bizden kim degil zaten tarihte yazilmistir ve bu degismez, bu yuzden AB'ye yeni giren ulkelerde onlardan olmamistir, olamazda. Bu sinsi bir politika degildir, Avrupa'da yasayan insanlar kim "Bizden" kim "Onlardan" cok iyi bilir. Bu sebeple her Avrupa ulkesinde bir turk gettosu vardir, insanlar adalete, sisteme guvenini kaybetmis, tehdit altinda hissettiklerinden dolayi bir arada yasamaya itilmistir.
Turkiye'de yasayan bircok insan mesela turklere yapilan muamelelerin asil sorumlusunun turkler oldugunu dusunur, bizim insanimiz soyle bizim insanimiz boyle, yok ayi diye anlatir durur. Bu turkler sizin insaniniz felan degildir, yasadiklari ulkenin insanlaridir. Uc dort nesil dogmus buyumus olmuslerdir, Avrupa okullarina gitmis, Avrupa kitaplari okumuslardir. Eger bu insanlarin begenilmeyecek yanlari varsa bu durum o insanlarin sorumlulugu degildir, vergi verdikleri ulkenin bir sorumlulugudur, egitim sisteminin eksikligidir. Eger bu gencler okulada gitmiyorlarsa neden gitmedikleri arastirilmali ve bu durum oradan kaldirilmalidir.
"Bugün *dünyada *18 *devlet *resmi *olarak *Ermeni *Soykıımını *tanımıştır. *Bunların *bazıları *Türkiye *ile *hiçbir *alıp-veremediği *olmayan, *bizim *hiçbir *şeyimizde *gözü *olması *mümkün *olmayan *devletlerdir, *örneğin *Arjantin. *Bu *nedenle *"Avrupalının *ve *ABD'nin *bizim *kötülüğümüzü *istemesi" *gibi *paranoyaların *gerçerli *olmadığına *inanıyorum. *Olay, *emperyalist *oyunu *olmakla *açıklanamaz. "
K.K.T.C. 'yi hicbir uke tanimiyor, demekki butun dunya bile bir haksiz menfaat icin bir araya gelebiliyor. Arjantin gibi hem cografyadan uzak, hem mevzudan uzak bir ulkenin yaptigi arastirma ne kadar saglikli olabilir? Biz oturdugumuz yerden kokain ticareti ile ilgili bir arastirmayi Arjantin'den daha saglikli inceleyebilir miyiz? (Bunu soylerken Arjantin'in parasal sorunlar ceken bir ulke oldugunu gozonunde bulunduruyorum, yoksa paranin gucu ile istenilen yerde istenilen arastirma yapilir)
Kimse bizim kotulugumuzu felan istemiyor, uluslararasi politika budur. Herkes kendi milletinin menfaati icin, menfaatine engel olabilecek durumlari ortadan kaldirmaya calisiyor. Bunlar bize gore dusmanliktir ama onlarin yaptigi sadece ulkelerinin menfaatine yarayacak bir politika uygulamak. Eger masada 10 elma varsa, kendiliginden 11 olamiyorsa, bu elmalarida 10 kardes paylasacaksa, kardeslerden biride iki elma yemek istiyorsa, kardeslerinden birinin o elmalardan bir tane almasini engellemek zorundadir. Turkiye kimseye zarari dokunmadan kalkinamaz, insanlarin ihtiyaclari 10 elmadir, pazardaki payi buyurse bir baskasinin pazar payinin kuculmesi gerekir. Bu sebeple Avrupa icin "Sozde Ermeni Soykirimi" onemli bir kozdur, yoksa avrupalilarin ermeniler yuzunden gozune uyku girmedigi icin degildir. Ben bir turk olarak bir restoranta giremedigim gibi bir ermenide o avrupali insanlarin icini kaldiran esmer suratini omzuna asip kapidan donmek zorundadir.
"Bilhassa *hiç *bir *olayın *meydana *gelmediği *batı *illerimizdeki *Ermeni *vatrandaşların *bir *bütün *olarak *göçe *zorlanması *dikkat *etmemiz *bir *noktadır. *İşte *bu *gibi *detaylarda *Talat *paşa *önderliğindeki *İttihat *ve *Terakki'nin *anadoluyu *bir *Turan *Ülkesi *haline *getirme *emelini *anlayabiliriz. "
Yani ancak Talat pasa ve turkleri yuzlerce sene egemenligi altina almis bati asigi, somurgeci Osmanogullari asireti boyle bir suclamanin muhattabi olabilir. Bu kisileri yada makamlari tekrar tekrar elestirmek saflik olur. Turklerin cumhuriyetten once bir ummet gibi yasadigi, kendi iradeleri ile bir karar veremedikleri aciktir. Bati boyle bir hegomanyaya son verip, somurgeci asan kesen Osmanogullari asiretinin yerine calisip uretip tuketen bir cumhuriyet getirdigimiz icin bizi takdir etmeli, hala krallikla yonetilen Avrupa ulkelerine de bizim yolumuzu izlemelerini onermelidir. Zaten bu tartismalarin temelini olusturan sorun, Avrupa'nin Lozan antlasmasini tanimamasidir.
En son ermeni soykiriminin formulune bir bakalim,
Oyuncular, 1-Avrupa 2-Osmanli 3-Kuvay-i milliyeciler yani TC
Osmanli tecrid kararini cikartti
TC Osmanlinin hukmune son vermek istedi
Avrupa Osmanliya destek verdi
TC yinede Osmanliyi yikti
Avrupa Osmanli padisahini gemi ile ulkesine kacirdi
En son olarakta Avrupa TC yi ilk maddeden sorumlu tutuyor.
teotihuacan
17-03-2007, 16:25
Cem ben burada san katılmıyorum.
"Herşeyden *evvel *avrupa *tarihindeki *ırkçılığın *ve *soykırımın *açtığı *yara *ve *bunun *günümüz *avrupasında *yarattığı *duyarlılık *bilinmeden, *gerek *İsviçre *gerekse *de *Fransa *gibi *ülkelerdeki *soykırımı *inkarı *suç *sayan *yasaları *kavramak *mümkün *değildir. *Türkiye *toplumunun *bakış *açısından *soykırımı *inkarı *suç *saymak *fazla *anlaşılır *değil. *Ancak *avrupalılar *yakın *bir *geçmişte *20 *milyona *yakın *insanını *ırkçılığa *ve *bunun *ciddi *bir *oranını *da *soykırıma *kurban *verdiler. *Çok *büyük *acılar *ve *utançlar *yaşadılar. *İşte *bu *nedenle *günümüz *avrupasında *ırkçılığa *karşı *ve *soykırımlara *karşı *duyarlılık *fazladır. *Elbetteki *bu *konuda *dört *dörtlük *bir *politika *izledikleri *söylenemez. *Avrupa *dışında *yapılan *soykırımlara *daha *az *duyarlı *hatta *duyarsız *kaldıkları *da *söylenebilir. *Ancak *50 *yıl *öncesinin *avrupası *ile *günümüz *avrupası *arasında *bu *konuda *ciddi *fark *olduğu *da *ortadadır. " demişsin.
Avrupalılar (emperyalistler) her şeyi işlerine geldiği gibi değerlendirirler. İşlerine gelen konularda pişmanlık ve utanç da duymazlar. Daha çok yeni, Boşnak soykırımını inkar etmediler mi? Üstelik soykırımın başrolünde yine kendileri yok muydu? Elleriyle Boşnakları katillere teslim edenleri madalyalarla ödüllendirmediler mi?
"Onbin *veya *yirmibin *Ermeni *çetecisi *yüzünden *(hadi *bu *rakamı *50.000 *yapalım), *2 *milyon *sivil *Ermeni *vatandaşını; *yaşlısını, *sakatını, *körünü, *hamilesini, *bebeğini *(acaba *onlarda *mı *çeteci *idi?) *ya *gırtlaklıyor *ya *da *topraklarından *sürüyorsanız; *çeteciler *sadece *doğuda *iken *Eskişehirde *ve *batıdaki *Ermenileri *de *yurtlarından *kovuyorsanız *olay *"savaş *durumu" *ile *açıklanamaz. *Açık *şekilde *soykırımdır, *ırkçılıktır."
Benim bildiğim ve Doğu Perinçek'in de belirttiği gibi sadece on-yirmibin değil en az ikiyüzbin çeteci/düzenli ordu/paralı asker mevcut.
"Bilhassa *hiç *bir *olayın *meydana *gelmediği *batı *illerimizdeki *Ermeni *vatrandaşların *bir *bütün *olarak *göçe *zorlanması *dikkat *etmemiz *bir *noktadır. *İşte *bu *gibi *detaylarda *Talat *paşa *önderliğindeki *İttihat *ve *Terakki'nin *anadoluyu *bir *Turan *Ülkesi *haline *getirme *emelini *anlayabiliriz."
Techir tedbir amaçlıdır, ayrıca turan sadece anadoluyu kapsayan bir şey değildir. Ermeniler o dönem yaşadıkları Osmanlı topraklarından yine bir Osmanlı toprağına göç ettirilmişlerdir. Ülke dışına sürülmemişlerdir.
Ayrıca bütün dünya kabul ediyor diyorsunuz. Arjantin, Uruguay bile kabul etmiş, neden kabul etmiş? Arjantinliler veya Uruguaylılar, hiçbir lobi ve baskı grubunun etkisi altında kalmadan evet Ermeni soykırımını tanıyalım mı demiş? Peki bu güzel insanlar neden başka yerlerdeki soykırımları/kırımları da tanımamışlar?
Benim bildiğim kadarıyla Ermeni soykırımını tanıyan ülkelerin hepsinin nüfus çoğunluğu hristiyan/yahudi. Başka dini çoğunluğa sahip ülkelerden kabul eden yok. (Lübnan hariç, özel bir durumu var!)
"Onbin veya yirmibin Ermeni çetecisi yüzünden (hadi bu rakamı 50.000 yapalım), 2 milyon sivil Ermeni vatandaşını; yaşlısını, sakatını, körünü, hamilesini, bebeğini (acaba onlarda mı çeteci idi?) ya gırtlaklıyor ya da topraklarından sürüyorsanız; çeteciler sadece doğuda iken Eskişehirde ve batıdaki Ermenileri de yurtlarından kovuyorsanız olay "savaş durumu" ile açıklanamaz. Açık şekilde soykırımdır, ırkçılıktır."
cEM abim bu görüşün yannış.. 8O
tarafsıs deil*yannı bakış..ayrıcadana bilinsel deil.. :lol:
Neden de*? Sor bakalım.. baK abim bis pırofluu vARtOL amcam sayesinde aMArikada bilene tastikettirdik ama*ordumus malesef kabul yapmadı ve KoSKOCA pırof ceMaL askerliine er olarak yaptı..Askerlik yapannar teskereden sonada bu mahappeti severler.Herkeş birbirine -ama gırgılına başından geçenneri*ama nöbet maceralarını*ama girmişse çarpışma filece her macerasına annatır.
Şindi bizim burda dukanda yemek yiyen buranın esnafından bi uzunHüseyin kardeşimis var (bi doksan maşallah?*bunun buzdolabı-çamaşır makinası özel servisi var deerli biusta.Bu uzun -güneydouda askerliine yapmış.
Bak o senin dediklerinin aksine ne annatıyo..
Yanı kelkör*hamile*çocuk nası çeteci olmuyo-ama nası yataklık yapıyo.. 8O
"Şindi cemal abi(benne aynı yaşta haa... bu abi esnef aazı)Tam teizat kçlerde arama yapıyoz.Benim ilk devriye günnerim.acemiyim.Köye giriyos.tabi bi heycan köylerde..vatandaşbiras ürküyo askere görünce..Sate daın başı köyler..kuş ucmas kervan geçmes..
Şindi komutan köylüye mikrofonna *talimat sölüyo..Arama yapılcek pekakaile ilgili nebilyosanıs annatılcek.Arada kütçearda türkçe..Mühimmat-silah varsa onnara ayit.teslim edilcek..falan okuyo..Ondan sona tektek evlere giriliyos.Komutan aratıyo evleri.Yannız o işin kurdu ya..Bazı evleri *öle eften püften aratıyo..*Oyalanmayın tamamdiyo.Usulden sorular soruyo.Tamam *diyo çıkıyos..Bazı evlere didik* didik aratıyo..Bida ara..bida ara..Evlerde yıkık dökük ev.İçindede çoluk çocuk ve yaşlı nene*dede..Bigün böle bi dedeye kendi eliyle tuttu.duvara sıskıştırdı.. Kendide kürteçe biliyo..Soruyo boyuna silah nerde..dede ıkzıkediyo..ellerini kaldırıyo ..yok yok diyo..Yaw yaşlı adam..benim içim çız ediyo..dede gebercek korkudan..Sate bu eşkiya olsa ne yazar..yok ..yok diyo..Komutan *tuttu yakasından baççeye çıkattı.Bizde mermi sürülü eller tetikde bekliyos..
Baççede duvar dibine koydu..Bize işaret etti silahların bi kısmını dedeye çevirdik.sona döndü bizdenkıdemli bi arkadaşımıs var ona gözetti*TARA diye emir verdi..Arkadaş kaldırdı..5-6 saydırdı havaya üstüste..Millet dışarı fırladı..hepimis tetikdeyis.çatışma çıkarmı*deyi.Neyseme saymayı gören *dedebaşladı konuşmaa..
Abim komutan biliyo...Bunnar ASKER vatan bekçisi..aslan bunnar..Dede önde..komutan yanında bis bi kısmı baççede kaldı bis üç kişi dede ve komutanın yanında ahıra girdik..Dede göstertti. Saman yıınları kaldırıldı..altı toprak..kazma kürek kazıldı..bi metreye yakın..hiçbişe yok..Sona çuvallar çıktı..içinde yecekler..onukaldırdık toprak gene..Komutan kaz dedi..az daa kazıldı..4 tane kELEŞ abimm..çuvallada mermi..."
" Bak ****lara..Dedeye kullanarak..orda hem yecek saklıyo ..hem Keleş saklıyo..BENİM ASKERİME öldürmek için..Günnüznormel vatandaş..gece eşkiya..Buldumu vurcek bana..
İşte böle ceM abim..KEl kör*ettiyar*sakatkocakarı-çocuk.. Bunnar çetecimi*?
DEİL..ama yatakçı..yardımcı..
ona buna acırsan .. acınacak duruma düşersin..
ASkerim bilir işine..
Bizin esnaflıkda bi laf vardır..
ona acı.. buna acı..ona kıyak (eyilik)yap.. buna kıyak yap..
Kıyakçılıın sonu AYAKÇILIK..
bide bu tarfdan bak ermeni göç ettirmesine cEM abim..
kardeşin cml. aynı zamanda pırof ve yakın tarih usmanı.. :roll:
Sevgili Cemal,
teori ile pratigin, yani evdeki hesap ile carsi fiyatlari arasindaki ucuruma guzel dikkat cekmissin. Yoruldum okurken yine ama okudum yani.
sodomo--
17-03-2007, 17:09
Bu "Ermeni soykırımı" iddiasını hiçbir zaman gerçekçi bulmadım.
Bence katliama uğrayan insan sayısı iki taraftan da Â*10-20 bin civarındadır. Buna soykırım demek gerçekçi değildir ama Ermenilerin kitlesel olarak Suriye'ye sürülmesi bir soy-sürgündür.
Hadisenin özü "çete savaşlarında" gizlidir. Ermeni çeteleri de bir çok Türk köyünü basıp katliam yapmıştır. (Herkes doğudaki katliamlarını bilir de Bursa-Mudanya gibi yerlerdeki katliamlarından pek bahsedilmez) Türk çeteleri de (özellikle Topal Osman Karadeniz'de) bir çok Ermeni köyünü basıp ya sürgün ya da katliam yapmıştır. Sadece Ermeni değil, Rumların ve Yahudilerin yaşadığı bölgelerde basılmış ya sürgün ya katliam yapılmıştır. Hatta öyle ki, Topal Osman Karadeniz'de bunların arazilerine el koymuş ve kendi tapulu malı haline getirmiş ve dahası Ermeni, Rum ve Yahudilerin Türklerden olan alacak senetlerine de el koymuş ve sonra o senetleri de Türk köylülerinden zorla tahsil etmiştir.
Topal Osman'ın akibeti de çok fena olmuştur. Kendisi bir milletvekilini (Ali Şükrü Bey)öldürdükten sonra takibata uğramış ve sonra da Çankaya'yı basıp Atatürk'ü öldürmek gibi bir amaç içine girince Atatürk'ün hazırladığı bir plan sonucu olarak Ankara'da süvari birliği çembere alındıktan sonra yaralı olarak ele geçirilmiş ve sonra da ölmüş veya o arada Atatürk'e küfür ettiği için bir subay tarafından öldürülmüştür. Başı da kesilerek Atatürk'e getirilmiştir. Ama Atatürk bununla da yetinmemiş Meclise adeta talimat vererek Topal Osman için idam kararının oybirliği ile çıkartmıştır. Ve Topal Osman'ın başsız gövdesi Meclisin önünde ayaklarından asılarak idam edilmiştir.
Nereden girdim nereye geldim veya kime niyet kime kısmet. Neyse gerekirse konuyu detaylandırırım da.
kurduğu parti'nin temel taşı olan maoizm'i şimdi partisinden silen,
abdullah öcalan'ı özgürlük savaşçısı diye nitelendirirken şimdi ona katil diyen,
aynı yolda yürüdüğü ibrahim kaypakkaya, mahir çayan, deniz gezmiş ve diğer yoldaşlar faşizmin zulmüyle can vermişken, kendisi binbir türlü hile ve yalakalıkla ayakta kalan biri 5 yıl sonra ermeni soykırımı'nı tanımamız gerekir derse hiç şaşırmayın. doğu perinçek sıradan bir popülisttir.
saygılar...
Techir tedbir amaçlıdır,
Tedbir amaçlı değil Ermenileri Anadoludan silmek amaçlıdır. Eğer tedbir amçlı olsa idi savaş bittikten, barış sağlandıktan sonra suçsuz olan Ermenilere topraklarına dönebilme olanağı sağlanırdı. Oysa sanki tüm Ermeniler suçluymuş gibi hiçbiri çağrılmadığı gibi topraklarına, evlerine, her türlü mallarına el konmuştur. *Ermeni soykırımını tanımamanın bir nedeni de budur. Yüzbinlerce insanımıza Ermenilerin alın teriyle ekip biçtikleri toprakları, evleri, tapuları Ermenilerde olmasına rağmen verilmiştir.
Yfln,
Sayılar 1 ila 2 milyon rasında değişiyor hadi 1 milyon kabul edelim değişen birşey var mı? Bir katliamın, soykırım kabul edilebilmesi için illaki tüm halkın katledilmesi gerekmiyor. Hitler avrupadaki tüm yahudileri katledemedi ama yaptığı soykırım kabul ediliyor. Önemli olan soru kanımca şudur:
Anadoludaki Ermenilerin soyu kırılmış mıdır?
Yanıt: Evet kırılmıştır. %90 oranında kırılmıştır. Bugün anadoluda pek çok dere-tepe hala Eski Ermeni adıyla anılıyor. Hatta Ağrı dağı'nın adı Uluslararası dağcılık sporları aktivitelerinde Ararat olarak geçer. Peki sorarım bu yörelerin Ermenileri nerede? Yoklar! Çünkü bu bölgelerde soyları kırıldı. Hepsi öldürülerek değil, sürüldü veya başka bir şey yapıldı ama artık binlerce yıllık topraklarında yoklar bu insanalr. Çünkü bu bölgedeki soyları kurudu!
Respendial,
Yazımı iyi okumadığını düşünüyorum. Çünkü avrupa toplumuna yönelik şunu da yazmışım:
Elbetteki bu konuda dört dörtlük bir politika izledikleri söylenemez. Avrupa dışında yapılan soykırımlara daha az duyarlı hatta duyarsız kaldıkları da söylenebilir. Ancak 50 yıl öncesinin avrupası ile günümüz avrupası arasında bu konuda ciddi fark olduğu da ortadadır.
Avrupa elbette zaaflar ve tutarsızlıklar sergiliyor ancak herşeye rağmen önemli ilerlemeler sergiledikleri, tüm dünya devletleri göz önünde bulundurulduğunda göreceli olarak en iyi demokrasi ve özgürlüklere sahip olduğu da kabul edilmeli. geriliğimiz yüzünden onları karalayarak yükselmeye çalışmak yerine bizim de gelişmemiz gerekiyor.
Ermeni soykırımı biz Türklerin *tarihinde kara bir lekedir. Bunu yok saymaya kalkışmakla yok olmaz. Nitekim dünyada yalnız kalmış durumdayız bu konuda aynı Kıbrıs gibi konularda da olduğu gibi. Ancak soykırım yapmış olmak bizi küçültmeye yetmez. Almanya daha büyüğünü yaptığı halde bugün en saygın ülkelerden biri. Çünkü soykırımı kabul ediyor, geçmişinden ders alıyor, demokrasi ve özgürlükleri genişletiyor. Önemli olan da budur. Atalarımızın yaptığı güzellikler de kötülükler de bizim eserimiz değil. Bize düşen güzellikleri devam ettirip geliştirmekten, kötülükleri ise kabul edip, kendimizi sorgulamak ve bunu gelişim için motor haline getirmekten geçiyor.
"kurduğu *parti'nin *temel *taşı *olan *maoizm'i *şimdi *partisinden *silen,
* abdullah *öcalan'ı *özgürlük *savaşçısı *diye *nitelendirirken *şimdi *ona *katil *diyen,
* aynı *yolda *yürüdüğü *ibrahim *kaypakkaya, *mahir *çayan, *deniz *gezmiş *ve *diğer *yoldaşlar *faşizmin *zulmüyle *can *vermişken, *kendisi *binbir *türlü *hile *ve *yalakalıkla *ayakta *kalan *biri *5 *yıl *sonra *ermeni *soykırımı'nı *tanımamız *gerekir *derse *hiç *şaşırmayın. *doğu *perinçek *sıradan *bir *popülisttir. " *
Doğu Perinçek tasvip etmediğim ve tutarsız görüşleri nedeniyle benim de eleştirdiğim
bir siyasetçidir. Dolayısıyla bana göre de güven vermeyen bir yapısı vardır.
Ancak bu yapısından yola çıkarak bu konuyu değerlendirmek çok yanlış ve haksız bir
düşüncedir. Doğrusu bir tarafta farklı görüş belirtmeyi yasaklayan bir zihniyet ve diğer
tarafta bu çarpık zihniyete mertçe tavır koyan bir kişi olarak ele almaktır.
Kararı veren yargıçın fikirleri, karakteri, siyasi görüşü nasıl bizi ilgilendirmiyorsa, aynı
şekilde Perinçek de ilgilendirmemeli. PerinçeK'in yerine sevdiğiniz bir siyasi kişiliği
koyarak değerlendirmelisiniz ki objektif olabilesiniz.
Eğer Perinçek'in 5-10 yıl sonra Ermeni konusunda görüş değiştirmesinden kaygı
duyuluyorsa ve böyle bir görüş değişikliğinin " Bakın Perinçek bile artık soykırımı
kabul ediyor. " denmesine ve Türkiye'ye zarar vermesine neden olacağını
düşünüyorsanız; hata Perinçek'de değil, ondan daha çok sevdiğimiz, tuttuğumuz,
güvendiğimiz bir siyasinin neden Perinçek'in oturduğu sanık sandalyesinde
olmamasındadır. Perinçek kadar yürekli olsalardı ve bu tavrı onlar koysaydı da biz de
bu kaygıya düşmeseydik.
Yok, eğer siz zaten mahkemeden yanaysanız ve oraya kim çıkarsa çıksın ceza almasını
düşünüyorsanız, bu durumda eleştirdiğiniz nokta ve yaklaşımınız yanlıştır.
sodomo--
17-03-2007, 18:10
Tamamda bu "soykırım kelimesi "öldürerek yok etme" anlamı verir. Bu şekilde kullanılmaz. Burada soy-sürgün vardır. "Sürgün" başkadır "kırım" başkadır.
Sevgili enkidu,
Deniz Gezmis ve diger yoldaslar uygun ve iyi bir lider olsalardi asilmazlardi bu bir.
Insanin teorik anlamda degismesi gayet normaldir. Schindlerin Listesi buna guzel bir ornek. Dogu Perincek siyasi hayatinda bircok seyi gordu ve ogrendi, bunun sonucu olarakta politikasini duzeltti. Polisle catismaya girmis birinin cumhurbaskani olacagi bir ulkede cokda absurd degil. Bu siradan halkevi solculari ne zaman biraz halktan destek goren solculara populist yakistirmasi yapmaktan vazgecicek? Bu teorilerin bir yerde bir zamanda bir mekanda halkla bulusmasi gerekmez mi? safca...
Bugün dünyada 18 devlet resmi olarak Ermeni Soykıımını tanımıştır. Bunların bazıları Türkiye ile hiçbir alıp-veremediği olmayan, bizim hiçbir şeyimizde gözü olması mümkün olmayan devletlerdir, örneğin Arjantin. Bu nedenle "Avrupalının ve ABD'nin bizim kötülüğümüzü istemesi" gibi paranoyaların gerçerli olmadığına inanıyorum. Olay, emperyalist oyunu olmakla açıklanamaz.
Güney Amerika'da cizvitlerin, dolayısı ile de Vatikan'ın çok büyük gücü vardır, bu gücün en çok hissedildiği ülkeler Paraguay, Arjantin ve Uruguay'dır. Halkının %99'unun Türkiye'yi haritada bile gösteremiyeceği Arjantin meclisinde Ermeni Soykırımı durduk yerde kabul edilmemiştir, Vatikanın isteği üzerine kabul edilmiştir.
Doğrusu bir tarafta farklı görüş belirtmeyi yasaklayan bir zihniyet ve diğer
tarafta bu çarpık zihniyete mertçe tavır koyan bir kişi olarak ele almaktır
sevgili pante, perinçek'in amacı ülkesini savunmak değil oy toplamaktır. tam seçim arefesinde bu işe girişmesinin sebebi budur.
Perincek siyasi hayatinda bircok seyi gordu ve ogrendi, bunun sonucu olarakta politikasini duzeltti.
sevgili respendial, düzelmek dediğin şey dönmekse kendisini en fazla düzelten lider erkan mumcu'dur. deniz gezmiş iyi bir lider derğildir diyorsun.
samsun'dan ankara'ya mustafa kemal yürüyüşünü bugün hangi lider yapabilir?
bugün hangi lider abd ordusu ile göğüs göğüse çarpışmaya girebilir? (6. filo olayını hatırla)
bugün hangi lider rahat mekanını bırakıp inandığı uğurda fiziksel mücadeleye girebilir?
sıradan bir döneğin, sıradan politikaları hiç bir zaman kahramanlık olamaz. sosyalizm ile kızıl elmacılığı bağdaşlaştırabilen birisi hiç bir zaman ben sosyalistim diyemez.
saygılar...
yfln,
Sayılar 1 ila 2 milyon rasında değişiyor hadi 1 milyon kabul edelim değişen birşey var mı? Bir katliamın, soykırım kabul edilebilmesi için illaki tüm halkın katledilmesi gerekmiyor. Hitler avrupadaki tüm yahudileri katledemedi ama yaptığı soykırım kabul ediliyor.
1 milyon sayısı, tehcir sonucu sağ salim başta Suriye olmak üzere çeşitli ülkelere ulaşan Ermeni sayısıdır ve Ermeni kaynaklarındandır. Yukarıda verdiğim sayılara bakıldığında o dönemde her türlü nedenle ölmüş olması muhtemel Ermeni sayısı 56 bin (İngiliz mavi kitabı) ile 6 yüzbin (Lepsius) arasında değişmektedir. Aynen yahudi soykırımında olduğu gibi, burada da aslında amaçlanan soykırım olmadığı halde çok ağır savaş koşullarında yaşanan trajediler soykırım olarak nitelendirilmekte, sayılar abartılmakta ve batı emperyalizminin çıkarlarına uygun kazanımlar elde edilmeye çalışılmaktadır.
" Ancak *soykırım *yapmış *olmak *bizi *küçültmeye *yetmez. *Almanya *daha *büyüğünü *yaptığı *halde *bugün *en *saygın *ülkelerden *biri. *Çünkü *soykırımı *kabul *ediyor, *geçmişinden *ders *alıyor, *demokrasi *ve *özgürlükleri *genişletiyor. *Önemli *olan *da *budur. "
Savasi kaybeden Almanya diger ulkelerden k*cini toplamak icin yardim alirken bir iki sinir duzenlemesi ile kurtulmustur. Buna ragmen Osmanli devletine Sevr dayatilmistir. Bunun sebebi Almanya onlardandir Osmanli degildir. Soykirimi kabul etmek eger bizi biryere goturecekse diger soykirimlarida ustlenelim ve tazminat odeyelim. Bizdendir ve bizden degildir semalari yuzyillar once cizilmistir.
"Avrupa *elbette *zaaflar *ve *tutarsızlıklar *sergiliyor *ancak *herşeye *rağmen *önemli *ilerlemeler *sergiledikleri, *tüm *dünya *devletleri *göz *önünde *bulundurulduğunda *göreceli *olarak *en *iyi *demokrasi *ve *özgürlüklere *sahip *olduğu *da *kabul *edilmeli. "
Sevgili Cem eger boyle bir ifade kullaniyorsaniz altini doldurmaniz lazim. Bunu neye dayanarak soyluyorsunuz? Ben boyle dusunmuyorum.
Bunun goreceli oldugunu zaten soylemissin. Bir millet icin en iyi demokrasi ve ozgurluk kendi iradesi ile kurdugudur. Oyle dunya guzeli secer gibi demokrasi secilmez. Ama bu konuda tek sey soyleyebilirim, bati yuzyillardir halklarin kendi istedigi gibi, kendi menfaatlerine uygun bir demokrasi kurmalarina mudahale etmistir, savas acmistir.
Sevgili enkidu,
"sevgili *pante, *perinçek'in *amacı *ülkesini *savunmak *değil *oy *toplamaktır. *tam *seçim *arefesinde *bu *işe *girişmesinin *sebebi *budur."
Yillardir ABD mangacilarinin sandalyeye oturabildigi bu ulkede oy toplamaya calismak bir hainlik gibi ele alinir olmus. Ulkesinin gelecegini ve menfaatlerini dusunen bir kisi bu fikirlerini hayata gecirmek icin yetkiye ihtiyac duyar, demokrasimizde de bu yetkiyi elde etmenin yolu oy toplamaktir. Bu adam siyasi bir lider, kamuoyu olusturmasin mi?
" sevgili *respendial, *düzelmek *dediğin *şey *dönmekse *kendisini *en *fazla *düzelten *lider *erkan *mumcu'dur"
Turan Dursun'da eskiden inancliydi (belki bu forumdaki daha bircok arkadasim) daha sonra ateist dusunceyi benimsedi. Turan Dursun'un donek oldugunu soyleyebilir miyiz?
"deniz *gezmiş *iyi *bir *lider *derğildir *diyorsun."
Bunu ben demiyorum tarih diyor. Bu adam kalici ve pozitif bir etki birakabildi mi? Amerikan gudumlu askeri darbeyi onleyebildi mi? Arkadaslarini yoldaslarini ipten iskenceden kurtarabildi mi? Hayir hayir hayir! Demek ki iyi bir lider degilmis. Bu sorulari mesela K. Ataturk icin sorsak evet evet evettir cunku kendisi iyi bir lider.
Sosyalizmde kimsenin mali degildir, muglak bir politikadir. Kesin sinirlari yoktur, sadece temelleri vardir. Sosyalizmin yazili bir haritasi var mi?
Nedense bu tartismalar Hrant Dink'i getirdi gozlerimin onune.
* * *Ethnic cleansing = Soykirimi = soy temizligi *kelimesi bir soyun, irkin, yasadigi topraklardan silinmesidir. Sayilari ne olursa olsun, su veya bu sekilde dogu illerimizde, Adana, karadeniz bolgesinde, hatta ic Anadoluda yasayan, kulturlerinden iz birakan Ermeniler bu bolgelerden tamamen yok edilmis temizlenmistir. Bunun da adina ne derseniz deyin.
*301'inci madde ile hem de haksiz bir karar ile olume mahkum edilen Hrant Dink'in infazini yerine getiren beyaz bereli cellatlarin varligi da, yakin tarihimizde olan bir olay oldugundan inkar edilmez bir gercek oldugunu dostlarimiza hatirlatirim. Bunlar dun de vardi, bugun de var, eger kendimizi duzeltemezsek yarin da varolacaktir.
Sevgili vartor,
ermenilerin guvenlik gerekcesi ile Osmanli'nin baska taraflarina suruldugunu, ulkeden cikarilmadiklari soylendi.
Hrant Dink'in oldurulmesi senin benim sucum mu?
Evet bizlerin sucu, Her bir aydinin olduruldugunde havalara kalkip yerimize oturdugumuzu gorenler,kuru gurultuden baska birsey olmadigimizi anliyor, ona gore davraniyor. Aziz Nesin az mi yazdi bizler hakkinda. *
* * ermenilerin *guvenlik *gerekcesi *ile *Osmanli'nin *baska *taraflarina *suruldugunu, *ulkeden *cikarilmadiklari *soylendi.
*Ne soylendigi degil nerede olduklarini soruyorum size. Binlerce yil oturduklari, isledikleri topraklarinda var mi bir tanesi? 1914-15 yillarinda bile ,osmanliya hizmet icin askere alinan bir tebasinin, korunmalari icin arap collerine surulmesine inananlari, muhammedin yedi kat arsa cikip da Musa arayiciligiyla kac vakit namaz pazarligina oturduguna inanlardan bir farki olmayacagini dusunuyorum.
Sevgili vartor, bu cevabi editliyorum cunku senin dediklerin oznel seyler, benim dusuncelerimi curutmuyor.
Sevgili vartor,
Aslında olay çok basit ve 1915 yılının mantığı içinde son derece anlaşılabilir. Çanakkale'de o dönemin Osmanlı ordusu büyük ölçüde kırılınca Tebayı Sadıka denen Ermeni vatandaşlarımız da havaya girip Doğu Anadolu'yu bağımsız Ermenistan yapmak istemişler. Osmanlı buna karşı olabilecek en yumuşak tedbiri almış, en an 1 milyon Ermeni sağ salim Suriye ve başka ülkelere ulaşmışlar. Bu nedenle Anadolu'da bugün Ermeni yok denecek kadar az. Yani bu hayale kapılmasalarmış şu anda o 1 milyon Ermeni'nin soyundan gelenler oralarda yaşıyor olacaklarmış. Bence bunu anlamak çok da zor değil, sadece bugünün gözlüklerini çıkarıp 1915 gözlüğü takmak ve tarihi tarafsız gözle okumak lazım.
Bir ülke yönetiminin, meclisinin herhangi bir konu hakkında bir karar alıp, onun aksini
savunanları suçlu sayması ve cezalandırmasının demokrasi ile bağdaşır yanı var mıdır?
Bu tür bir kanunu demokratik olarak mı tanımlayabiliriz faşist olarak mı?
Elbette faşist bir kanundur.
Üzerinde tüm dünya devletleri ve halklarının ittifak sağlamadığı, ispatlanmamış, tartışılan
bir olayın, bir konunun kanunlaştırılması akıl dışıdır.
Hele bu konu bir milleti, bir devleti hedef alıyorsa..
Dünyanın en önemli konusu, insanlığın ve dünya yaşamının geleceği ile ilgili küresel
ısınma konusu ile ve Kyoto sözleşmesi ile ilgili olarak kıllarını kıpırdatmayanlar,
90-100 yıl öncesi bir olay hakkında böyle faşist kararlar alabiliyorlar. Üstelik mahkemesi görülmüş, sorumluları cezalandırılmış ve mesul devleti tarihe gömülmüş olan bir konu
hakkında..
Zaman önemli değil, olayın gerçek olması önemli diyenler için, örneğin yarın Latin Amerika ülkeleri de kalkıp Afrika, Amerika ve Avustralya yerlilerine uygulanan soykırım hakkında
kanun çıkarsalar, bu ülkeler ne derece duyarlı davranacaklardır acaba?
Dünya devletlerinin sadece %10'unda kabul görmüş iken ve bu ülkelerin neredeyse
tamamında Ermeni ve Rum lobi ittifaklarının etkili olduğu biliniyorken, hiçbir Türk
hükümetinin bu talebi asla kabul etmeyeceği ortada iken, işbirlikçi piyon bir hükümet,
böyle bir talebi imzalama gafletine düşse dahi ulusun nezdinde bunun bir anlam ifade etmeyeceği ve o ihanet çizgisindeki hükümetin en kısa zamanda altedileceği kesin iken,
netice vermeyecek bir maksatta diretmenin anlamı açıktır. Soykırım iddiası amaç değil
bahanedir. Evet soykırım bahane Anadolu şahanedir..
"pante"
"Dünyanın en önemli konusu, insanlığın ve dünya yaşamının geleceği ile ilgili küresel
ısınma konusu ile ve Kyoto sözleşmesi ile ilgili olarak kıllarını kıpırdatmayanlar,
90-100 yıl öncesi bir olay hakkında böyle faşist kararlar alabiliyorlar. Üstelik mahkemesi görülmüş, sorumluları cezalandırılmış ve mesul devleti tarihe gömülmüş olan bir konu
hakkında.."
Bence en önemli nokta yukarıda koyu işaretlediğim yer. Ama bu konuda ciddi olarak sorumlu olan da biziz. Lozan ile "borçlarının beni ilgilendiren kısmını öderim"(*) dediğimiz devlete bir süre sonra kendi devletimiz kadar sahip çıkmaya başlayınca bu konuda doğrudan muhatap alınmamızı ve suçlanmamızı yadırgamamak gerekiyor
(*)Lozan antlaşmasına göre, Osmanlı devletine ait borçlar, 1. Dünya savaşı öncesi sınırlar göz önüne alınarak, o sınırlar dahilinde olan tüm yeni devletler arasında bölüşüldü. Türkiye Cumhuriyeti, üzerine aldığı borcu geçikme olmadan vadesinde ödedi. Yunanistan ödemedi ve bu konuda her hangi bir yaptırımla da karşılaşmadı. Ek olarak Ürdün vs. gibi ortadoğu ülkelerinin de bir kısmı ödemedi. "Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı'nın borçlarını ödemiştir" gerekçesi ile Osmanlı'nın devamı olduğunu kabul etti savı aslında geçerli değildir. Lozan'da yapılan tartışmaların önemli bir kısmı bu borçlar ile ilgiliydi ve TC, Osmanlı devletinin tüm sorumluluğunu değil, kendi toprakları ile ilgili bir oranda sorumluluğunu kabul etmiş, kendini diğer kurulan devletler ile aynı mesafede tutmuştur Osmanlı'ya karşı.
dikkat ederseniz tartışmanın özü dönüyor, dolaşıyor ve mülkiyuet konusunda tıkanıyor. Neden çünkü Adalae Mülkün Temelidir de ondan. Mülkün temeli olan adalet baştan adaletsiz demektir, neyse bunu bir yana bırakalım.
* * * *Neyi paylaşamıyor insanlar, bazı toprakları ve malları ve bir kabulün sonucu ortaya çıkabilecek tazminat taleplerini.
* * * *Dikkat ediyormusunuz her sorunun altından mülkiyet çıkıyor.
* * * *saygılarımla
umut1917
17-03-2007, 22:00
sosyalizim *sınıf egemenliğine dayanan sistemdir bu sistem işçi emekçi pralotaryanın sistemidir *herkesin deyil
Evet, en önemli nedenlerden biri bu zaten. Bu konunun sürekli gündemde kalması da, Türkiye'nin buna karşı çıkması da bu şekilde açıklanabilir.
Bir taraf "Benim burada topraklarım var, 1.Dünya savaşı sonucunda elimden alındı, benim hakkım" diyor
Bir taraf da "Bu hakkı tanımıyorum ve vermiyorum" diyor doğal olarak.
Mülkiyet konusunun altına indiğinizde de tüm canlıların ortak amaçları ortaya çıkar. Mülkiyet neye yarar? Kendinize ve daha önemlisi kendi genlerinize daha fazla yaşam şansı vermeye.
Aslında olay çok basit ve 1915 yılının mantığı içinde son derece anlaşılabilir. Çanakkale'de o dönemin Osmanlı ordusu büyük ölçüde kırılınca Tebayı Sadıka denen Ermeni vatandaşlarımız da havaya girip Doğu Anadolu'yu bağımsız Ermenistan yapmak istemişler
Olay hiç de öyle basit değil. Birincisi daha evvel de söyledim gene söyleyeyim:
Ayrılıkçı Ermeni çeteleri Ermeni nüfusu içinde bir azınlık teşkil ediyordu. *Bir kısım Ermeni çetecilik yapıyor diye tüm Ermeni halkının yok edilmesi (öldürülerek veya sürülerek) soykırımdır. Çünkü sadece çeteciyi (suçluyu) değil yaşlı dedesini, ninesini, kız kardeşini, kör ağbisini, kundaktaki kardeşini de sürüyor veya öldürüyorsun. Tüm sivil Ermeni halkını potansiyel suçlu olarak addediyorsun. Araştırma yok, yargı yok!
Erdoğan Aydın'ın birkaç ay evvelki bir makalesinde Eskişehir'den sürülen Ermeniler anlatılıyordu. Eskişehirli Ermeniler ne yapmış da sürülmüş? Hiç! Onlar potansiyel suçluydu. Ne vukuat var, ne bulgu var, ne yargı var! Tam bir trajedi.
Elbette faşist bir kanundur.
Faşizm sözcüğü bu kadar ucuza kullanılmamalı pante. Faşizm, belirgin ve saldırgan bir ırkçılıkla karekterize, tek lider tek parti diktatörlüğüdür. Kanunun faşist kanun olması için de bu öğeleri taşıması gerekir. Kanun faşist olmasının tam tersine faşizme ve ırkçılığa/soykırımcılığa karşı bir kanundur görüşümce.
Bu kanun, demokrasiye aykırı görünüyorsa da bu başlık altındaki ilk mesajımda anlattığım nedenlerden ötürü avrupa toplumunun geçmişiyle ilintili olduğu gözden kaçırılmamalıdır. BU nokta kanımca çok önemlidir. Bu nedenle istisna teşkil eder. Ve yine bu nednele demokrasi ve ifade özgürlüğü genel ilkesi ile çelişmez. Bizim gözümüzden değil avrupalının gözünden kanunlarını değerlendirmeliyiz.
Sevgili vartor, ermenilerin guvenlik gerekcesi ile Osmanli'nin baska taraflarina suruldugunu, ulkeden cikarilmadiklari soylendi.
Sana da Ermenilerin suçsuz olanalrının bile savaştan sonra geri dönmesine izin verilmediği ve topraklarının evlerinin de yağmalandığı söylendi.
sodomo--
18-03-2007, 02:10
Ermeni çetelerinin yaptıklarının Ermeni halkına mâl edilmemesi gerekirdi. Bırakın o yılları bugün bile "Ermeni çetelerinin katliamları" demek yerine "Ermeni katliamı" denilerek bütün Ermeniler suçlanmaktadır ve Ermeni düşmanlığı sistematik bir şekilde yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır.
Ama "sürgün" ile "kırım" aynı kavramlar değildir. Bu hem tarihsel gerçekler planında hem de bilimsel mantık açısından böyle olmak zorundadır. Aksi taktirde Nazilerin yahudi soykırımına benzer bir soykırım varmış gibi olaylar sunulmuş olur. Ortada bir soykırım yoktur, soy-sürgün vardır. Yine aynı şekilde varlık vergisi ve Â*6-7 Eylül olayları da bu sürgünü tamamlayıcı uygulamalardır. Ama nasıl 6-7 Eylül olaylarına "katliam" denilemez ise "tehcir"e de "soykırım" denilemez. Kavramları keyfii bir biçimde kullanmayalım.
Sevgili Cem hocam,
"Bizim *gözümüzden *değil *avrupalının *gözünden *kanunlarını *değerlendirmeliyiz."
Peki bu nasildir? Ben anlamadim. Ayni Avrupa neden kuzey kibrista yasayan turk halklari gozden kaciriyor? Dedigim dedik caldigim duduk bu!
Ayni halklar birkac asir once yeni dunyayi buldular, 240.000.000. kizilderili ve guney amerikali olduruldu. Sonra yetmedi koleler getirildi, bu kolelere ihtiyac kalmayinca Klu Klux Klan'lar cikti. Bu hizmet icin zorla getirdikleri adamlari yaktilar. Guney Afrika Cumhuriyeti ayri bir drama, Surinam, Sudan. Bu devletler butun insanligin dusmanidir. Ben bu kanuna insancil bir vicdanla bakiyorum ve bu yoksul halkin boylesine agir bedeller odemesini adil bulmuyorum. Birinci konu "Sozde Soykirim Iddasi" nin varligi, ikinci konuda Turkiye Cumhuriyeti koca halife soyunu ingiliz gemileri ile kaciran bu ulus Osmanli Imparatorlugunun devami midir. Boyle bir kanunun gecerliligi icin Avrupa bu iki soruya evet diyebilmeli.
Avrupa kimdir nedir?
Ben bu paragrafta Avrupa ile ingiliz ve fransiz cephesinin (Atlantik ulkeler) hukumetlerini kastediyorum. Bu halklarla kimsenin bir sorunu olamaz, halklar hakkinda genelleme yapmak, kin gutmek, fasistce bir davranis olurdu.
Bu ulkeler sunlardir, Amerika, Israil, Fransa, Ingiltere, Almanya, Yeni Zellanda, Avusturalya, Vatikan, Hollanda, Belcika, Luksemburg vs. gibi tampon germen ulkeler, Finlandiya haric Iskandinav ulkeleri.
Avrupa gercektende insan haklarinin ve demokrasinin temsilciligini oynamayi hakediyor mu? Insan hayati ve haklari icin 20. ve 21. yuzyilda kayda deger birsey yapmis mi? Avrupa kendi cografyasinda olan demokratik hareketlerin karsisinda durmus, aristokrasiyi savunmustur. Jean Darc Avrupa degildir, Avrupa karsitligidir, emperyalizm karsitligidir. Jean Jacques Rousseou ona keza. Avrupa aristokrasidir, somurgeciliktir, Vatikandir. Bu sebeple bu hukumetlerin ne kanununa, ne arastirmasina ne de istatigine guvenemem.
Bu insanlarin benim vakur, durust, caliskan halkimi yargilamasina izin vermem. Rus da olsam vermezdim, Japon da, yamyam da.
Tesekkur ederim.
Bunu ben demiyorum tarih diyor. Bu adam kalici ve pozitif bir etki birakabildi mi? Amerikan gudumlu askeri darbeyi onleyebildi mi? Arkadaslarini yoldaslarini ipten iskenceden kurtarabildi mi? Hayir hayir hayir! Demek ki iyi bir lider degilmis. Bu sorulari mesela K. Ataturk icin sorsak evet evet evettir cunku kendisi iyi bir lider.
*abd üç askerini deniz gezmiş'in elinden kurtarabilmiş miydi? (daha sonra deniz bu üç askere acıyıp onları salmıştı)
*peki israil koskoca büyükelçisini mahir çayan'ın elinden kurtarabilmiş miydi?
*türkiye devleti büyükelçilerini asala'nın elinden kurtarabilmiş miydi?
senin kıyaslamanı yaparsak bu üç devlette güçsüz devletler. her neyse konumuz önderimiz değil.
benim söylemek istediğim doğu perinçek'in bu davaya sadık kalmayacağıdır. bu adam bir zamanlar turan dursun'a kucak açmış ve onun görüşlerine katıldığını bildirmişti. geçen aylarda ana haberde gördüğümüz manzara şok ediciydi. ateist perinçek olmuş müslüman perinçek. doğu perinçek'in hayatını incelerseniz bununla ilgili örnek çok.
türkiye bir fedai arıyorsa,seçtiği isim çok yanlış.
saygılar...
" Sana *da *Ermenilerin *suçsuz *olanalrının *bile *savaştan *sonra *geri *dönmesine *izin *verilmediği *ve *topraklarının *evlerinin *de *yağmalandığı *söylendi."
O donemi yasayan insanlarin psikolojisi, devletin gucu, bugunki ile karsilastirilmamalidir.
" senin *kıyaslamanı *yaparsak *bu *üç *devlette *güçsüz *devletler. *her *neyse *konumuz *önderimiz *değil. "
Eger Deniz Gezmis ABD baskanini asmis, anayasayi degistirmis olsaydi haklisin derdim. Yaptiklari eylemler zamansiz ve yersiz oldugu icin tabiri caizse 70'li yillarindan bugune turk solunu p*ç etmislerdir. Bu adamlarin yuzleri t-shirt leri kartpostallari suslemekten baska birseye yaramaz. Demogoji malzemesi olmuslardir.
Dogu Perincek tabiki politik davranicak, tabi insanlari tavlayacak. Bunda yanlis olan ne? bende cevremde dislanmamak icin ateistim demiyorum. Ateistlik bir ayrintidir, politik soyleme katilmasi, dikkat cekmek gereksiz bence. Gercek vatansever bir sosyalistin meclise girmesi ne kadar kotu olabilirki?
"Faşizm *sözcüğü *bu *kadar *ucuza *kullanılmamalı *pante. *Faşizm, *belirgin *ve *saldırgan *bir *ırkçılıkla *karekterize, *tek *lider *tek *parti *diktatörlüğüdür. *Kanunun *faşist *kanun *olması *için *de *bu *öğeleri *taşıması *gerekir. *Kanun *faşist *olmasının *tam *tersine *faşizme *ve *ırkçılığa/soykırımcılığa *karşı *bir *kanundur *görüşümce.
*
Bu *kanun, *demokrasiye *aykırı *görünüyorsa *da *bu *başlık *altındaki *ilk *mesajımda *anlattığım *nedenlerden *ötürü *avrupa *toplumunun *geçmişiyle *ilintili *olduğu *gözden *kaçırılmamalıdır. *BU *nokta *kanımca *çok *önemlidir. *Bu *nedenle *istisna *teşkil *eder. *Ve *yine *bu *nednele *demokrasi *ve *ifade *özgürlüğü *genel *ilkesi *ile *çelişmez. *Bizim *gözümüzden *değil *avrupalının *gözünden *kanunlarını *değerlendirmeliyiz."
Soykırım kanunu Avrupa'da değil de Türkiye'de çıkmış olsaydı eğer;
TBMM ' " Ermeniler soykırıma uğramıştır, soykırım gerçektir." demek suçtur.' şeklinde bir kanun çıkarsaydı ve bu konuda bir yazar cezalandırılsaydı, acaba Türkiye ve bu kanun hakkında ne
düşünülürdü.
Bırakın kanunun faşizan olmasını, Türkiye'de faşistlikle suçlanırdı. Avrupa ve Amerika'dan büyük tepki alır, hatta ambargo bile uygulamaya kalkanlar olurdu.
Bir ülkenin demokrasi ile yönetilmiş olması kanunlarının tümünün demokratik olduğunu göstermez. Kimi kanunlar anti-demokratik, kimileri de faşist özellikte olabilir. Faşist bir kanunun yer alması için rejimin faşizm olması gerekmiyor.
Soykırım kanunu tamamen siyasi bir kanundur. Kabul eden ülkelerin parlamentolarında milletvekillerinin parmak sayısıyla çıkarılmıştır. Katılımın çok düşük olduğu meclislerde Ermeni kökenli siyasilerin ve Türk düşmanı, ırkçı siyasilerin kulisleri neticesinde tavlanan milletvekillerinin oylarıyla çıkarılmıştır. Uluslararası bir tarih komisyonunun araştırmaları, arşiv incelemeleri neticesinde çıkarılan bilirkişi raporları değerlendirilerek çıkarılmış bir kanun değildir. Dolayısıyla bu açıdan Avrupa halklarının yapısıyla ilgisi yoktur kanunun. Avrupa halkları katliamlara, soykırımlara karşı hassas olabilir. Ancak bu hassasiyetinin yönetimlere yansıdığı söylenemez. Çıkarılan bu kanunlarda Avrupa halklarının etkisi kesinlikle yoktur.
Bu kanunla bir tarihçinin konu ile ilgili olarak araştırma, inceleme yapması engellenmiştir. Bu kanunla bir siyasetçinin kanun aleyhinde konuşması yasaklanmıştır. Bu kanunla savunma hakkı ortadan kaldırılmıştır. Bu kanun soykırım konusunda düşünce ve ifade özgürlüğünü tamamen
yok etmiştir. O nedenle faşist bir kanundur.
Sadece bu konu hakkında değil, benzeri konulardaki tüm yasakçı kanunlar faşisttir.
Örneğin 141-142. maddeler faşist kanunlardı.
Bu Avrupa, soykırım kanununu uzun müddet sırtında taşıyamaz. Yapısına uygun değildir çünkü.
Hatta soykırımın gerçek olduğuna tüm Avrupa inansa dahi kanun anti-demokratik özellikte olması nedeniyle tepki çekmeye devam edecektir. Nitekim mahkeme sonrası isviçre gazetelerindeki yorumlar bu yöndedir. Fransa'da kanundan geri adım atmıştır.
Doğu Perinçek'in yaptığını kitleler halinde Avrupa'daki Türkler yapacak olsalar, bu kanunda kesinlikle ısrarcı olamazlar.
Ama maalesef meydan boş kalınca Perinçek gibi itici bulunan, sevilmeyen, güvenilmeyen kişiler belki de prim yapmak adına ortaya çıkıyor ve kitleleri peşinden sürükleyemiyor. Perinçek yerine ittifak halinde tüm siyasiler tepki koysalardı, dalga dalga tepkiler yayılır ve bu durum doğmazdı.
TBMM ' " Ermeniler soykırıma uğramıştır, soykırım gerçektir." demek suçtur.' şeklinde bir kanun çıkarsaydı ve bu konuda bir yazar cezalandırılsaydı, acaba Türkiye ve bu kanun hakkında ne
düşünülürdü
Bizde zaten anti-demokratik yasalar çok bulunduğu için, zaten sicilimiz kötü olduğu için *böyle bir yasa da çıkarmak dediğin tepkiyi verecekti büyük ihtimalle, sicilimiz daha da bozulacaktı. Çünkü örnek olarak veriyorum: Türkiye daha 1980'lerin başında bile Kürtçe konuşmayı (dikkat edin radyo-tv yayını vs. demiyorum konuşmayı diyorum) yasaklamış bir ülke. Bu yasak uzun sürmemiştir orası ayrı mesele ama faşizan kanunların hadsiz hesapsız olduğu bir ülke olduğumuz da bence bir gerçek. Örnekleri uzatıp kalabalık yapmak istemiyorum. Günümüzde de benzerleri devam ediyor pek çok konuda.
Oysa avrupa demokrasisi için mevzu ettiğimiz kanun istisna teşkil eder. BU istisnanın hangi koşulda doğduğunu ilk yazımda belirtmiştim. Özetle tekrarlarsam avrupa yakın tarihindeki soykırımlar düşünülürse kanunun anti-demokratik olmadığı tam tersine insancıl bir görev olduğu da söylenebilir. Bu kanun olmazsa olmaz derecede önemli olmayabilir. Ama varolması da ters bir durum değildir.
İşin ilginç bir yönü Türkiye'de ifade özgürlüğü gerekliliğini ağzına almayanlar bile (pante burda seni kastetmiyorum) her nedense İsviçre veya Fransa gibi ülkelerdeki bu istisnai kanuna karşı birden bire "özgürlükçü" kesilmiş durumdalar.
Sevgili Cem,
tipki NGO lar gibi Cagdas Yasam Dernegi gibi konusuyorsun. Eger bu bati taa sana kadar odenek cikartmissa, taa seni bile satin almissa bravo. Sana 10 kere soyledim, yanlissin yanlissin yanlissin.
"Sozde Ermeni Soykirimi" nin en azindan Turkiye icerisinde, turk tarihcilerle, turkiye ermenileri ile arastirilmasi gerekir. Dinime kufreden musluman olsa hesabi, bati ulkelerinin bizim milli gururlarimizi ayaklar altina alip, kulagimizi cekip nasihat vermesi neden gerekiyor?
"Oysa *avrupa *demokrasisi *için *mevzu *ettiğimiz *kanun *istisna *teşkil *eder. *BU *istisnanın *hangi *koşulda *doğduğunu *ilk *yazımda *belirtmiştim. "
Bunlar senin sahsi kanaatlerin, biraz ornek verip soylediklerinin altini doldurabilirsen bende farkli bakabilirim.
"Çünkü *örnek *olarak *veriyorum: *Türkiye *daha *1980'lerin *başında *bile *Kürtçe *konuşmayı *(dikkat *edin *radyo-tv *yayını *vs. *demiyorum *konuşmayı *diyorum) *yasaklamış *bir *ülke."
Iste bu dusunce kulaga hos geliyor ama o kadar masum bir politika degil. Bu sebeple Avrupa'ya gelen 3. dunya ulkesi insanlar o ulkenin dilini ogrenmeye zorlanir. Butun somurgeler kendi dillerini unutmak zorunda birakilmistir. Ilk olarak din degistirme, ikinci olarakta yerel dillerin yasaklanmasi ile 30-40 sene icerisinde o kabile kendi dilini buyuk olcude unutur. Turkiye'nin kendi ic guvenligi icin, ulusal birlik duygusu icin, kurtce ve diger dilleri resmilestirmemesi cok dogrudur. Eger kurtlere kendi dilini konusma ozgurlugu verilirse, bu topraklarla kaynasmis kokeni mechul milyonlarca vatandasimizin ne gunahi var? Onlarin tek sucu nereden geldiklerini, kokenlerini bilmemek mi? Bugun aramizda dolasan hititlilere, pamfilyalilara, fenikyalilara yazik degil mi? Turkce kullanmak ve konusmak hangi kurdun neresinden birsey eksiltir?
Batililar sik sik kulturlere saygi adi altinda ulkedeki etnik gruplar arasindaki kontrasti arttirip ic karisikliga neden olmuslardir. Bunun en guzel ornegi hey gidinin Yugoslavya'sidir. Bu politikalarin buralarda tellalligini yapmak icin ya saf ya da satilmis olmak gerekir. Bati'nin zihniyeti ile, batililasmak demokratiklesmek ve modernlesmek ise, kurtlerin kurtce konusmalarinin yasak olmasi bir modernlesme olarak ele alinmalidir. Bu insanlar konusmalarini, gorunuslerini, aliskanliklarini bizim Aydinlarimiza benzetmelidirler. Donla denize girip Istanbulaki medeni batililasmis turkleri rahatsiz etmemelidirler (!). Globallesme diye k*cini yirtan bir toplum neden kulturleri dert ederki?
"Soykırım *kanunu *tamamen *siyasi *bir *kanundur. *Kabul *eden *ülkelerin *parlamentolarında *milletvekillerinin *parmak *sayısıyla *çıkarılmıştır. *Katılımın *çok *düşük *olduğu *meclislerde *Ermeni *kökenli *siyasilerin *ve *Türk *düşmanı, *ırkçı *siyasilerin *kulisleri *neticesinde *tavlanan *milletvekillerinin *oylarıyla *çıkarılmıştır. " ~Pante~
TOPRAK06
18-03-2007, 16:30
putları yıkmak için uğraşanlar tarihte hep böyle durumlara düşmüşlerdir.kapitalizm en büyük put dostudur.
seyyah3441
18-03-2007, 17:05
YAZIK YA, GERÇEKTEN YAZIK........
İNSAN DENİLEN TÜRDAŞIM OLAN YARATIĞIN ZEKASINA İNANCIMI TAMAMEN YİTİRİYORUM BU YAZILANLARI OKUDUKÇA......
ÇEKTİĞİ ACININ ARTMASI VE BİRDEN BİRE CAN VERMEMESİ İÇİN İPİ UZUN TUTULMUŞ GENCECİK YAŞINDA İNANÇLARI DOĞRULTUSUNDA *YILMADAN *MÜCADELE ETMİŞ VECANINI ÇEKİNMEDEN VERMİŞ, HAYATTA OLMAYAN BİR FİDANIN ARKASINDAN *NEDİR BU ÖFKE NEDİR BU NEFRET *DOLU KONUŞMALAR.......
YAPTIĞININ ONDA BİRİNİ YAPIN HİÇ OLMAZSA....
TATLI SU SOLCULARI......................
TARİH HİÇ OLMAZSA ROMANTİKTE OLSALAR VERDİKLERİ MÜCADELEYİ ANIYOR..........
BE HEY *GAFİLLER SİZİ KİM HATIRLIYACAK VE *NE İZİNİZ KALACAK *SOL HAREKETTE KENDİ ADINIZA........
KOCAMAN * *H İ Ç...................
Batililar sik sik kulturlere saygi adi altinda ulkedeki etnik gruplar arasindaki kontrasti arttirip ic karisikliga neden olmuslardir. Bunun en guzel ornegi hey gidinin Yugoslavya'sidir.
Hans-Dietrich Genscher Almanya Dışişleri Bakanı-1992
Türkiye için bir "Yugoslavya modeli" öngörülmektedir.
Otto Schily Almanya İçişleri Bakanı Sütdeutsche Zeitung - Temmuz 2002
"Almanya'da homojen bir Türk azınlık toplumu istemiyorum."
"Krezberg homojen değildir, ancak bazı yerlerde etnik konsantrasyon yoğundur, işte oralar tehlikeli olabilir, bunu değiştirmek gerekir."
"Azınlıkların korunmasıyla ilgili maddelerin anayasaya konulması reddedilmişti ve böyle kalacaktır."
"En iyi entegrasyon asimilasyondur."
Fransa'da "Mahalli diller ve şivelere özgürlük kanunu" 17 Temmuz 1999'da reddedilmiştir.
24 Şubat 1994 Tarihinde Yunan parlamentosu 19 Mayıs gününü "Pontus Soykırımını Anma Günü" olarak kabul etmiştir. Bu karar 7 Mart 1994 tarihinde Yunanistan Cumhurbaşkanı tarafından da onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Bu soykırımda 350.000 Pontuslu Rumun soykırıma uğratıldığı iddia edilmektedir!
Kıbrıs Rum Yönetimi de aynı tarihi Pontus soykırımını anma günü olarak kabul etmiştir.
Engse Hohol
14-01-2018, 22:50
✔ (https://www.artigercek.com/darbecilerin-erdogan-i-oldurme-amaci-yoktu) Doğu Perinçek : "AKP'nin darbeyi halk bastırdı söyleminin gerçekle ilgisi yok. Darbecilerin Erdoğan'ı öldürme amacı yoktu. 15 Temmuz'un başarılı olmamasının nedenlerinden biri, darbenin halkı yoktu."