Orijinalini görmek için tıklayınız : Toplumsal uzlaşma için kutsalların gömülmesi.
Şüpheci Dinsiz
16-06-2015, 02:05
Sevgili arkadaşlar,
İçinde bulunduğumuz günlerde çoğumuz resmi tarihin yalanlarına tanıklık ediyoruz. İşin doğrusu, yoğun bir kirli propaganda bombardırmanı altındayız. Kafamızda belirli şablonlar oluşmuşsa da, hala tam bilmediğimiz milyon tane gizli kapaklı/üstü örtülmüş gerçek olduğunu hissediyor/biliyoruz.
Yaşamımızda bazı semboller/kutsallar edinmiş/edindirilmişiz. Bunlara karşı sarfedilen kötü sözlere kızıyor, söyleyenlere düşman oluyoruz.
Nedir bu kutsallar: Muhammed, İslam, Allah, Osmanlı Sultanları, Atatürk, Saidi Nursi, Abdullah Öcalan diye liste uzar, gider.
Bakıyorsunuz din düşmanı/antidemokratik/faşist/ırkçı olduğu gerekçesiyle Atatürk'e sövülüyor.
Bakıyorsunuz din karşıtları Allah'a, İslam'a, Muhammed'e sövüyor.
Bakıyorsunuz Öcalan'a bebek katili diye sövülüyor.
Bu sövme eylemi halkı kutuplaştırıyor. Bence bu yanlış. Zaten bildiğimiz, bizden saklanan buz dağının ucu kadar. Yarım yamalak bilgimizle karşılıklı birbirimizi suçlayıp, hakaret edip duruyoruz.
Bana göre doğru olan, bu kutsalları şimdilik gömmek, bu kişiler/kavramlar hakkında artık hakaret içeren konuşmalar yapmamak. Çünkü tüm resmi görmedik, tüm gerçekleri bilmiyoruz.
Önce eşitlikçi, özgürlükçü bir anayasa yapmak, eğitim sistemini adam etmek, akademik/tarafsız araştırmacılığın kurallarını koymak, akademik/tarafsız araştırmacılığı desteklemek, resmi devlet ideolojisini korumak adına saklanan kaynakları halka açmak, akademisyenlerin kutsalları içeren konuları incelemesine destek olmak, halkın önüne gerçekleri koymak, özgürce belgelerle tartıştırmak, halkın kendi yargılarını oluşturmasını sağlamak en doğru/kalıcı/tutarlı/ilerici yöntemmiş gibi geliyor bana.
"Doğru bilgi vermek=namus" anlayışını yerleştirebilirsek, ne yandaş basın kalır, ne çakma profesörler, ne satılmış kalemler, ne de bilgi kirliliği.
Sizin bu konudaki fikriniz nedir?
Sevgiler
Nedir bu kutsallar: Muhammed, İslam, Allah, Osmanlı Sultanları, Atatürk, Saidi Nursi, Abdullah Öcalan diye liste uzar, gider.
Yazdığınıza %100 katılıyorum. Bunların hepsinin birden gömülmesi lazım. Gömülmek derken hepsinin hakkında insanların eleştiri duymaya tahammülleri olması lazım artı sorgulamaları lazım kafalarında.
İnsanların tuttuğu tarafın kendi grupları değil, yaşamlarına olumsuz etki etse bile, doğrular olması lazım.
Ama eğer bizim yoksa karşımızdaki insanların fikirlerine tahammülümüz, onlardan nasıl bekleyeceğiz aynı tahammülü?
Türkiye'nin bu kötü halini üzülerek seyretmekteyim.
"Doğru bilgi vermek=namus" anlayışını yerleştirebilirsek, ne yandaş basın kalır, ne çakma profesörler, ne satılmış kalemler, ne de bilgi kirliliği.
Bu söylediğiniz keşke yerleştirilebilse.
Fakat aynı şekilde doğru bilgi arama anlayışının da verilmesi lazım. Yanlış bilgi vermek de, doğru bilgiyi aramak da kişinin faydasına olabilir. O nedenle bir kontrol dengesi olur diye düşünmekteyim.
Yanlış bilgi vermek de, doğru bilgiyi aramak da kişinin faydasına olabilir. O nedenle bir kontrol dengesi olur diye düşünmekteyim.
Yanlış bilgi vermek kişinin faydasına olabilir dediğim, namusları olmadığı için "yanlış bilgi veriyor ve bundan kendilerine fayda sağlıyorlar", fakat toplum doğru bilgi araşyışını kendine alışkanlık edinse. Bunların tuzağına düşmez.
Yanlış anlaşılabileceği düşüncesiyle, son cümlemi açıklama gereği duydum.
Once insan demek veya o sekilde ele almak unutuluyor cok zaman.
Diger sosyal, siyasi vs. kimlikler insan kimliginden one cikiyor ne yazik ki.. Bilgi kirliligi, yanli propoganda dediginiz gibi hat safhada..
Nevandaar
16-06-2015, 23:04
Sevgili arkadaşlar,
İçinde bulunduğumuz günlerde çoğumuz resmi tarihin yalanlarına tanıklık ediyoruz. İşin doğrusu, yoğun bir kirli propaganda bombardırmanı altındayız. Kafamızda belirli şablonlar oluşmuşsa da, hala tam bilmediğimiz milyon tane gizli kapaklı/üstü örtülmüş gerçek olduğunu hissediyor/biliyoruz.
Resmi Tarih yalanlarına örnekler verebilir misiniz?
Ve elbetteki hangi ileri düzey tarih bilgisi ve güvenilir kaynaklara dayanarak bunları iddia ettiğinizi belirtmelisiniz.
Yaşamımızda bazı semboller/kutsallar edinmiş/edindirilmişiz. Bunlara karşı sarfedilen kötü sözlere kızıyor, söyleyenlere düşman oluyoruz.
Nedir bu kutsallar: Muhammed, İslam, Allah, Osmanlı Sultanları, Atatürk, Saidi Nursi, Abdullah Öcalan diye liste uzar, gider.
Bakıyorsunuz din düşmanı/antidemokratik/faşist/ırkçı olduğu gerekçesiyle Atatürk'e sövülüyor.
Atatürk antidemokratik ve faşist değil. Kim bu nedenle sövüyorsa aklısızlığından sövüyor.
Bu sövme eylemi halkı kutuplaştırıyor. Bence bu yanlış. Zaten bildiğimiz, bizden saklanan buz dağının ucu kadar. Yarım yamalak bilgimizle karşılıklı birbirimizi suçlayıp, hakaret edip duruyoruz.
Bana göre doğru olan, bu kutsalları şimdilik gömmek, bu kişiler/kavramlar hakkında artık hakaret içeren konuşmalar yapmamak. Çünkü tüm resmi görmedik, tüm gerçekleri bilmiyoruz.
Önce eşitlikçi, özgürlükçü bir anayasa yapmak, eğitim sistemini adam etmek, akademik/tarafsız araştırmacılığın kurallarını koymak, akademik/tarafsız araştırmacılığı desteklemek, resmi devlet ideolojisini korumak adına saklanan kaynakları halka açmak, akademisyenlerin kutsalları içeren konuları incelemesine destek olmak, halkın önüne gerçekleri koymak, özgürce belgelerle tartıştırmak, halkın kendi yargılarını oluşturmasını sağlamak en doğru/kalıcı/tutarlı/ilerici yöntemmiş gibi geliyor bana.
"Doğru bilgi vermek=namus" anlayışını yerleştirebilirsek, ne yandaş basın kalır, ne çakma profesörler, ne satılmış kalemler, ne de bilgi kirliliği.
Sizin bu konudaki fikriniz nedir?
Sevgiler
Gömülecek birşey yok. Şahsen ben koyu bir Kamalist olarak hodri meydan diyorum.
Varsa Türk'ün Atası hakkında halkın nefret edeceğini düşüneceği sebebiyle saklanan gerçekler buyursunlar açıklasınlar. Ben/biz buradayım/ız.
Sizin de kutsallarınız var Sayın Şüpheci Dinsiz, mesela siz bildiğim kadarıyla Kürtsünüz, bu nedenle araya Öcalan'ı da sıkıştırmışsınız zaten. Bakın gördünüz mü, sizin de Kürt olmanızdan dolayı Öcalan'a sempatiniz var, bu da doğal. İşte biz Türkler de Mustafa Kemal'e sempati besliyoruz, olay bu kadar net.
Ülkedeki asıl sorun şu bence; Bizler "bir ulus" değiliz. Cumhuriyet kurulduğunda, "bir ulus" olma fikri denendi, olsaydı iyiydi ancak olmadı, bir tek ulus olamadık. Ülkemizde nüfusu en çok olan "üç ulus"; Türkler, Kürtler ve Araplar. Araplar derken gönüllü olarak Araplaşmış olanları kast ediyorum, yani dindar denen kitleyi, kendini Osmanlı tornu kabul eden, kimliğini Arap dini İslam üzerinden tanımlayan ve zaten Türklük gibi bir kimliği olmayanları kast ediyorum ki bu kitle de zaten Arap olarak adlandırılmaktan gocunmazlar diye düşünüyorum. Arap alfabesine alfabemiz, Arap diline dilimiz dediklerine göre Arap olmaktan da rahatsız olmazlar.
Bu üç kalabalık ulusun dışında, Lazlar, Çerkesler gibi nüfusça daha az olan uluslar da var tabii.
Bu noktada ulus sözcüğü ve kavramına da değinmek isterim. Türkçe olan ulus sözcüğü aslında Latince kökenli nation karşılığı değildir. Çünkü Latince nation < nat- "doğmak" kökünden gelip, "aynı soydan gelenler" demektir, yani kanı/soyu baz alan bir kavramdır. Türkçe ulus ise ul- "birleşmek 2. kaynaşmak, bütünleşmek" kökünden gelir, günümüzde bu kökü ula- biçiminde kullanıyoruz, mesela dil bilgisinde de vardır, bir sözcük sessiz ile bitip, ardından gelen sesli ile başlıyorsa (ya da tersi) ulanma/ulama olur, örneğin hanım + eli > hanımeli gibi, iki sözcük ulanırlar "birleşir, kaynaşır, bütünleşir"ler. İşte ulus da eski Türklerde farklı boy ve oymakların birleşerek oluşturdukları daha büyük birliklere denirdi. Ulus aynı zamanda "halk" demektir. Çünkü halk dediğimiz şey de aslında farklı kökenlerden gelen insanların, belli bir zaman içinde, belli bir yerde, belli bir dil ve kültür etrafında "ulanmalarıyla" oluşur. Yani aynı halka mensup kişiler aslında "soydaş" değildir, dildaş ve kültürdeştirler. Mesela bir Markar Esayan'ın görünümüne bakın bir de Hayko Bağdat'ın, bu iki adamın genetik ve soy olarak ataları aynı kişiler olabilir mi? Mümkün değil, apayrı iki tip, ancak onları bir kılan şey, ikisini de Ermeni kılan şey dil ve kültürdür. Bir Ahmet Türk'ün görünümüne bakın bir de Altan Tan'a, soy olarak aynı ataların torunu olma ihtimalleri sıfırdır, ikisi de dil ve kültür birliğinden başka ortaklığa sahip değildirler. Bu durum Türkler, İngilizler, Yunanlar, İtalyanlar vb. için de geçerlidir. Ulus işte, adı üzerinde...
Akadcadan Arapçaya geçmiş olan mella(t) sözcüğü de benzeri bir anlama iyedir; mella "dil" kökünden gelip "aynı dili konuşanlar" demektir. Ancak sözcük zaman içinde Arapçada anlam değiştirerek millet "aynı dine mensup kişiler" anlamını kazanmıştır. Osmanlı zamanında ise 1800'lerin sonlarına doğru Fransızca nation karşılığı olarak kullanılamaya başlanmış, ancak yanlış yapılmıştır. Nation ile millet ya da ulus aynı kavrama işaret etmez, nation "ırkçı/soycu" bir kavramdır ve doğal olarak batılılara aittir. Millet ile ulus ise benzer, aynı kavrama işaret ederler.
Neyse, konumuza geri dönelim. Bizler "bir ulus" değiliz (ne yazık ki), tüm sıkıntıların nedeni aslında bu. Üç ulus bir ülkede hakimiyet kurmaya çalışıyor ve bu çok zor, hatta mümkün değil. Dilleri ve kültürleri hemen hemen aynı olan Çekler ile Slovaklar dahi (dil ve kültür olarak Azerilerle bizden bile daha yakındırlar birbirlerine) bir arada tek ulus olamadıysa biz hiç olamayız. Bu saatten sonra "bir tek ulus" olmamız mümkün değil bence.
Türkler, Kürtler ve Araplar (ya da Ottomanlar diyelim) olarak önce bu gerçeği kabul edip ondan sonra politika üretmemiz gerekir. Şunu da herkes bilsin, bu üç ulustan biri tüm ülkeye hakim olacak ve diğer iki ulusa (ve diğer küçüklere) başat olacak, böyle bir şey mümkün değildir, herkes bunu kafasına soksun. Bu üç ulustan birinin çıkıp da tüm ülkeyi kendi istediği şekle sokmaya kalkması bu saatten sonra iç savaş çıkarmaktan başka bir işe yaramaz. Bu sözümü özellikle Ottomanlar iyi dinlesinler.
Cumhuriyet kurulduğunda, o devirdeki Kürt nüfusu toplamda 1 milyon kadardı, Ottomanlı Arapların da büyük çoğunluğu köylerde yaşayan ve sayıca az kişilerdi. Cumhuriyeti kuran Türk kadro bu nedenle 8 milyonluk ülkede hakim olabildi bir süre. Fakat zaman geçtikçe nüfus dengesi değişti. Daha iyi eğitimli ve şehirli olan Türkler az ürerken, daha az eğitimli olan ve çoğunluğu taşralı Araplar ve Kürtler bizim 10 katı hızımızda ürediler. Kendi bölgelerinde mutlak çoğunluğu sağladıkları gibi bizim bölgelerimize de göçerek oralarda da hissedilir oldular. Tabii bu süreçte Arap ve Kürtlerden de okuyan, adam olanlar oldu ve artık eskisi gibi cahil cühela değildiler, yönetilmeleri zorlaştı, talepleri olmaya başladı ve bugünlere böylece geldik özetle (ne kadan da jakoben ve elitistim değil mi).
Bence işin başında bunları aramıza hiç almamalıydık ya neyse geçti artık, yani sadece Türkleri kapsayan bölgelerde bir cumhuriyet kuraydık iyiydi, cumhuriyeti kuran kadro ne bilsin bu adamların adeta bölünerek çoğalacaklarını ve inatla değişmeyip iptidai törelerinde kalmakta ısrar edeceklerini. Bilselerdi zaten cumhuriyeti kuran kadro bence İç Anadolu'dan ötesi ile hiç uğraşmazdı. Hem, Türk olmayan adamı Türkleştirsen ne olacak? Bir Kürt ya da Çerkes kalkıp da "Ben Türk'üm" dese buna ilk itirazı ben ederim, o da ayrı bir konu.
Neyse, konumuza dönerek toparlayalım. Şu aşamadan sonra bir arada yaşamamız zor gözüküyor, bölünme de olmaz, karşıyız, peki ne olacak? Bir fikrim yok açıkçası, ya ipler iyice gerilecek, Ottomanlarla birbirimize gireceğiz, ölen ölecek kalan sağlar ayrılacak (en istenmeyen senaryo) bu arada da Kürtler, biz birbirimizle uğraşırken voltayı alıp ayrılacaklar (yemezler). Ya da herkesin kendi bölgelerinde iç işlerinde özerkliği olan federatif bir yapı düşünülebilir belki (ben federasyona da karşıyım gerçi), net bir düşüncem yok açıkçası. Ortada bir sorun var ancak çözüm yok...
Türk ulusunun önderi olarak kabul ettiği kişi Mustafa Kemal'dir ve bunu hiç kimse değiştiremez, boşa kasmayın yani, yırtılırsınız sonra. Mustafa Kemal'i sevmeyenlerin de hiçbiri köken olarak Türk değildir, yani kimi Kemalistlerin/Atatürkçülerin "ya bunlar neden Mustafa Kemal'i sevmiyorlar, onlar da sevsin" diye düşünenleri var, onlara şunu derim hep, "Oğlum biz apoyu seviyor muyuz? Ya da apoyu sevmeyişimizi Kürtler takıyorlar mı?", ya da "Bizler Erdoğan'ı seviyor muyuz? Sevmeyişimizi Erdoğanistler umursuyor mu?" konuya böyle yaklaşın. Tabii bu üç ulusun arasındaki kalibre farkı da böylece ortaya çıkmış oluyor, Türklerin önderleri olarak kabul ettikleri kişi Mustafa Kemal, Kürtlerin apo, Ottomanlıların Erdoğan, yoruma gerek yok...
Özetle, Türk olmayanlar (apocu ve Erdoğancılar) zaten Atatürk'ü sevmeyecekler, gayet doğal, garip bir durum yok ortada. Şüpheci Dinsiz'in de dediği gibi, sevsek de sevmesek bu adamlara sövmeden tartışabiliriz. Gerçi tartışmalarda söven kesim genelde Ottomanlardan ve Kürtlerden çıkıyor ya neyse.
Yazdığınızı başından sonuna kadar okudum. Güzelce yazıyordunuz birden mesela şu cümleyi kurdunuz.
ne bilsin bu adamların adeta bölünerek çoğalacaklarını ve inatla değişmeyip iptidai törelerinde kalmakta ısrar edeceklerini.
Sn. Şüpheci Dinsizin söylediği bu işte. "Bölünerek çoğalmak". Bunu bakteriler yapar veya mikroplar yapar. İnsanlar böyle çoğalmaz.
Türküm ben bu arada. :) Söyliyim de acaba Kürt mü diye düşünmesin kimse.
Yazdığınızı başından sonuna kadar okudum. Güzelce yazıyordunuz birden mesela şu cümleyi kurdunuz.
Sn. Şüpheci Dinsizin söylediği bu işte. "Bölünerek çoğalmak". Bunu bakteriler yapar veya mikroplar yapar. İnsanlar böyle çoğalmaz.
Türküm ben bu arada. :) Söyliyim de acaba Kürt mü diye düşünmesin kimse.
"Teşbihte hâtâ olmaz" - bir Türk deyimi
Bu ülkede iç savaşın çıkmaması imkansız. Geciktirilebilir ama iptal edilemez. gecikme de boyutunu arttıracak. Bunun nedeni kürtler. Türk er ya da geç uyanacak ve ülkesinin durumunu görecek.
Tamam işte uyandı Türkler. :) Türk ve Kürt diye insanların birbirlerini öldürmenin saçmalığını görüyorlar. 1930'lardan beri Türkiye'de egemen olan Türkler. Kürtlerin ne suçu olcak? Azınlık olan onlar ama ülkeleri Türkiye. Kürtlerin hepsi ben bağımsızlık peşinde koşcam demiyor ki; Yeter ki "kendilerine mikropmuş gibi bakan hasta insanlar olmasın."
Ama hastalıklı bir şekilde. Batılıların, doğululara baktıkları gibi; Bunlar düşük ırk, biz üstünüz gözüyle bakarlarsa. Tepkileri normal.
Atatürk konusu;
Atatürk'ü kendi yaşadığı dönem içinde değerlendiririlmesi lazım. 1930'lardaki dünya ile şimdiki dünya aynı mı?
Mesela "Muhammed'in kölelerinin olması", Muhammed köle alıyordu diye onu bu konuda kötü yapar mı? Bence yapmaz. Yaşadığı dönemin ahlak anlayışı ile şimdinin ahlak anlayışı farklı.
Muhammed çıkmasa, Hüsnü diye bir peygamber çıkacaktı. Şimdi peygamberimiz Hüsnü diyeceklerdi.
Atatürk'e de bu şekilde bakılması lazım. Kürtlerin de böyle bakması lazım, Türklerin de.
Tamam işte uyandı Türkler. :) Türk ve Kürt diye insanların birbirlerini öldürmenin saçmalığını görüyorlar. 1930'lardan beri Türkiye'de egemen olan Türkler. Kürtlerin ne suçu olcak? Azınlık olan onlar ama ülkeleri Türkiye. Kürtlerin hepsi ben bağımsızlık peşinde koşcam demiyor ki; Yeter ki "kendilerine mikropmuş gibi bakan hasta insanlar olmasın."
Ama hastalıklı bir şekilde. Batılıların, doğululara baktıkları gibi; Bunlar düşük ırk, biz üstünüz gözüyle bakarlarsa. Tepkileri normal.
Atatürk konusu;
Atatürk'ü kendi yaşadığı dönem içinde değerlendiririlmesi lazım. 1930'lardaki dünya ile şimdiki dünya aynı mı?
Mesela "Muhammed'in kölelerinin olması", Muhammed köle alıyordu diye onu bu konuda kötü yapar mı? Bence yapmaz. Yaşadığı dönemin ahlak anlayışı ile şimdinin ahlak anlayışı farklı.
Muhammed çıkmasa, Hüsnü diye bir peygamber çıkacaktı. Şimdi peygamberimiz Hüsnü diyeceklerdi.
Atatürk'e de bu şekilde bakılması lazım. Kürtlerin de böyle bakması lazım, Türklerin de.
Kimsenin kimseye parazit dediği yok, sen anlamak istediğini anla, ben açıklamamı yaptım. "Adeta bölünerek çoğalmak" bir benzetmedir, ayrıca bunu sadece Kürtlere değil Ottomancı Arapları da katarak kullandım. Çocuklarının adların bilmeyen insan var ya ülkede, hiç mi duymadınız. 50-60 çocuk yapıp adlarını dahi bilmeyen adama "adeta bölünerek çoğalıyor" demenin neresi yanlış? Şu Kürtçülerle Ottomancı Arapçıların ağlaklığı, mağduriyeti de sıktı artık ha... Gerçekleri de söylemeyecek miyiz?
İzin almadan ve kot pantolon giyerek çarşıya gittiği için kız kardeşinin burnunu kesen davarın "törem" dediği, "kültürüm" dediği şeyi eleştirmeyecek miyiz? Karısının üstüne kuma alan, kızını 12 yaşındayken 60 aşındaki bir tirite para karşılığı veren İç Anadolulu Ottoman torununun "kültürü"nü, "değerlerim" dediği bu iptidailikleri eleştirmeyecek miyiz? Hadiyin lan ordan, sıktınız artık...
Kimsenin kimseye parazit dediği yok, sen anlamak istediğini anla, ben açıklamamı yaptım. "Adeta bölünerek çoğalmak" bir benzetmedir, ayrıca bunu sadece Kürtlere değil Ottomancı Arapları da katarak kullandım. Çocuklarının adların bilmeyen insan var ya ülkede, hiç mi duymadınız. 50-60 çocuk yapıp adlarını dahi bilmeyen adama "adeta bölünerek çoğalıyor" demenin neresi yanlış? Şu Kürtçülerle Ottomancı Arapçıların ağlaklığı, mağduriyeti de sıktı artık ha... Gerçekleri de söylemeyecek miyiz?
İzin almadan ve kot pantolon giyerek çarşıya gittiği için kız kardeşinin burnunu kesen davarın "törem" dediği, "kültürüm" dediği şeyi eleştirmeyecek miyiz? Karısının üstüne kuma alan, kızını 12 yaşındayken 60 aşındaki bir tirite para karşılığı veren İç Anadolulu Ottoman torununun "kültürü"nü, "değerlerim" dediği bu iptidailikleri eleştirmeyecek miyiz? Hadiyin lan ordan, sıktınız artık...
Benzetme ama "Türkler adeta bölünerek çoğalıyor" sözünü duysanız siz rahatsız olmaz mısınız? Ben duysam bunu ben olurum. Ağzını topla derim. Kürt de rahatsız oluyordur yani.
Kürtlerde geri kalmışlıktan olan bu tür sorunlar olduğunu Kürtler de biliyor zaten. Hadi gelin beraber bunları düzeltelim deyin.
Ben ne Kürtçü olacam? Siz Türkçü olduğunuz için. Direkt "Kürtçü" damgası vurmaya meğillisiniz. Ben Türkçülüğü de, Kürtçülüğü de anlamlamdırmakta zorlanıyorum kafamda.
Şüpheci Dinsiz
17-06-2015, 03:39
Sizin de kutsallarınız var Sayın Şüpheci Dinsiz, mesela siz bildiğim kadarıyla Kürtsünüz, bu nedenle araya Öcalan'ı da sıkıştırmışsınız zaten. Bakın gördünüz mü, sizin de Kürt olmanızdan dolayı Öcalan'a sempatiniz var, bu da doğal. İşte biz Türkler de Mustafa Kemal'e sempati besliyoruz, olay bu kadar net.
Bakın ne kadar yaftacısınız. Ayıp, çok ayıp.
Atatürk'ü takdir ederim, ülke tarihi açısından çok önemli bir insandır, çok önemli hizmetleri dokunmuştur. Bununla birlikte önemli hataları da olmuştur. O da insandır neticede. Putlaştırılmamalıdır, olduğu gibi iyisiyle, kötüsüyle tarafsız değerlendirilmelidir.
Abdullah Öcalan'ı sevmem, çünkü hak aramanın yolu terör değildir bana göre. Bununla birlikte Kürt hareketinin önderidir. O da insandır. Olduğu gibi iyisiyle, kötüsüyle tarafsız değerlendirilmelidir.
Forumdaki yazılarımı okursanız hiç bir şekilde Kürtçülük/ırkçılık yapmadığımı, hiç bir halkla/milletle hatta türle meselem olmadığını görürsünüz.
Bence sizin sorununuz, sizin gibi düşünmeyeni hemen düşman olarak işaretlemenizdir. Bunu yapmayın.
Ben kimseye düşman değilim. Hep eşitliği/barışı/uzlaşmayı savundum, böyle de kalacağım. Üstümde etiket yok, buyum.
Bunu da Bilal'e anlatır gibi anlattım.
Bakın ne kadar yaftacısınız. Ayıp, çok ayıp.
Atatürk'ü takdir ederim, ülke tarihi açısından çok önemli bir insandır, çok önemli hizmetleri dokunmuştur. Bununla birlikte önemli hataları da olmuştur. O da insandır neticede. Putlaştırılmamalıdır, olduğu gibi iyisiyle, kötüsüyle tarafsız değerlendirilmelidir.
Abdullah Öcalan'ı sevmem, çünkü hak aramanın yolu terör değildir bana göre. Bununla birlikte Kürt hareketinin önderidir. O da insandır. Olduğu gibi iyisiyle, kötüsüyle tarafsız değerlendirilmelidir.
Forumdaki yazılarımı okursanız hiç bir şekilde Kürtçülük/ırkçılık yapmadığımı, hiç bir halkla/milletle hatta türle meselem olmadığını görürsünüz.
Bence sizin sorununuz, sizin gibi düşünmeyeni hemen düşman olarak işaretlemenizdir. Bunu yapmayın.
Ben kimseye düşman değilim. Hep eşitliği/barışı/uzlaşmayı savundum, böyle de kalacağım. Üstümde etiket yok, buyum.
Bunu da Bilal'e anlatır gibi anlattım.
Genelde postal'la birlik olup yazdığınız için öyle düşündüm, o halde sorun yok.
Şüpheci Dinsiz
17-06-2015, 04:12
Genelde postal'la birlik olup yazdığınız için öyle düşündüm, o halde sorun yok.
Bu da başka bir yafta.
postalmarx
17-06-2015, 15:42
Benim Apo ve PKK için ne düşündüğümü yazmam lazım o zaman. Demek ki insanlar ne düşündüğümü bilmiyor. Spekülasyonları önlemek için fikirlerimi açıkça yazayım.
Apo kendi açısından 1970lerin bir komünisti olarak ne devlete ne düzene inanmayan biriydi. Bugünlerde de Kropotkin vs anarşistleri okuyormuş diyorlar. Yani hala klasik anlamda devlete düzene inanmıyor.
Bu adamın toplumsal vizyonunun sağlıksız olduğunu görmek için alim olmaya gerek yok. Varolanı yıkmak için daha iyi bir fikirle gelmesi lazım insanın ki insanlar da onu ciddiye alsın.
Nedense bu çocuk aile yetiştirmeyen insanlar düzeni yıkmaya bu kadar hevesli oluyorlar. Çocukları olsa dünyaya bakışları da değişirdi. Şu anda tek istedikleri dünyayı ateşe vermek. Belki de tam da zaten çocukları olmadığı için.
Peki PKK nedir? Bir halkın mazlumluğunu silahla şiddetle vahşetle nasıl tersine çevirebildi?
Şu anki durumun zorluğu ve karmaşıklığının suçu büyük etapta PKK'nındır. PKK olmasaydı Kürtlerin azınlık hakları illa ki demokratikleşme sonucu alınırdı. Ama yine de ben demokrasi ve düzen ve barış yanlısı biri olarak bu hayvanlığın sona ermesi için PKKlıları değil Türk milliyetçilerini ikna etmeye çalışıyorum. Bunun sebebi açık olmalı: Türk milliyetçilerini en azından daha uzlaşılabilir, daha makul, daha insan görüyor olmalıyım. Yoksa gider PKKlıları ikna etmeye çalışırdım. Demek ki onları daha az anlaşılabilir uzlaşılabilir görüyorum.
Ben Apo'nun yerinde olsaydım Gandi veya Martin Luther gibi bir sivil direniş yapardım. Ama Apo'nun tek bildiği Leninci gerilla-terör olaylarıydı. Kürtler de zaten barışçıl medeni insanlar değildir ki hemen bu yolda mesafe kaydettiler. Bunu en iyi ben bilirim ki aralarında büyüdüm ve sokak sokak Kürt çocuklardan kaçardım dayak yememek için. Sebepsiz yere saldırırlardı. Ama bunların üzerine ben Kürtlerden nefret etmiyorum. Yok olsunlar istemiyorum. Barış olsun, insanlık olsun, medeniyet olsun, sükunet olsun, düzen olsun istiyorum.
Hepinizden daha Atatürkçüyüm ki muasır medeniyetlere bakıyorum. Ve ülke için Batı'yı referans alan bir vizyon hayal ediyorum. Düşüncelerimle hepinizden ilerde olduğumu düşünüyorum. Atatürk nasıl kendi döneminde toplumdan ileriydi, bu yüzden de nefret edildi. Benim Atatürkü eleştirmemin amacı Atatürkten geriye gitmek değil, daha da ileriye gitmektir. Bu konuda da anlaşılamıyorum. Liberaller olarak daha doğrusu anlaşılamıyoruz. Bu yüzden bir avuç insanız bu ülkede. Fikirlerim bu şekilde.
Hem, Türk olmayan adamı Türkleştirsen ne olacak? Bir Kürt ya da Çerkes kalkıp da "Ben Türk'üm" dese buna ilk itirazı ben ederim, o da ayrı bir konu.
--------------------------
Türk ulusunun önderi olarak kabul ettiği kişi Mustafa Kemal'dir ve bunu hiç kimse değiştiremez, boşa kasmayın yani, yırtılırsınız sonra.
Fazla kasmissiniz elitist olacagim diye ve bir kisim jakobenlerin sesli dusunurken yaptigi gibi,dogal olarak celismissiniz soylemlerinizle sayin kut;
Ne sebeple itiraz edeceksiniz?
Ne yani,bunu diyen insan, pekala anayasadaki tanimla "Ben Turk'um" dediginde ornegin, "hadi oradan Mustafa Kemal de kimmis" mi diyeceksiniz, madem ki onder kabul etmektesiniz?
Turkiye'de cok sayida Ataturkcu veya Kemalist Kurt de mevcut ve onlar kendilerini Turk'um diye tanimlamaktan rahatsizlik duymuyor.
Bu genelleme takintisi nereden geliyor ki?
Kimsenin kimseye parazit dediği yok, sen anlamak istediğini anla, ben açıklamamı yaptım. "Adeta bölünerek çoğalmak" bir benzetmedir, ayrıca bunu sadece Kürtlere değil Ottomancı Arapları da katarak kullandım.
Sayin kut;
Zenofobik misiniz?
Konudaki bir kisim mesajlar, asagidaki linke kaydirilmistir.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=31334&page=12