PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Milliyetçilerin Doğu Türkistan ve Azınlık İkiyüzlülükleri


Boolean
18-06-2015, 00:37
Aynı İslamcıların ikiyüzlülükleri gibi (ör. Sudan), milliyetçilerin de ikiyüzlülüklerini özellikle Çinliler tarafından asimile edilmeye çalışılan Uygur Türkleri konusunda görmekteyim.

Günümüzde Çin'in devlet politikalarıyla XUAR bölgesindeki Çinlilerin nüfusu, Uygur Türklerine neredeyse yaklaşmıştır ve kısa zaman içinde geçiyor olacak gibi gözükmektedir.

Raporlara göre Uygur Türkleri, Han Çinlilerine göre %52 daha az kazanmakta, Çinliler tarafından ekonomik etnik ayrımcılığa maruz bırakılmaktadır.

Ayrıca yine aynı bölgede Çince eğitim baskısıyla Uygur Türkçesi unutturulmaya çalışılmaktadır.

Uzun uzun yazmayacağım fakat konu şu ki;

Milliyetçilerin konu Türkler olunca "Türkler eziliyor" diye bağrışmaları fakat konu farklı topluluklar olunca "Normaldir, zaten böyledir" şeklinde ikiyüzlü bir tutum izliyor olmaları beni rahatsız ediyor.

Bu durumun aynısını Sudan, Irak ve Türkiye gibi çeşitli örneklerle İslamcılarda da görüyorum.

Nevandaar
18-06-2015, 01:37
Söz konusu ikiyüzlülük olunca kendini solcu olarak tanıtanların ekserisinin eline kimse su dökemez.
Örneğin Marksist.orga girip aratın doğu "doğu türkistan","uygur" gibi kelimeleri kaç sonuç çıkacak. Söz konusu mao'un, lenin'in, stalin'in memleketleri olunca akan sular duruyor herşey toz pembe oluyor. Bu aramanın ardından "kürt", "kürdistan" gibi aramalar yapın ve çıkan zibilyon tane yazıyı okuyup ne kadar doğru bilgi içerdiğini kontrol edin.
Mesela Abd-İngiltere-İsrail üçlüsü ile Kürt ilişkileri hakkında herhangi bir yazı var mı?
Kürtler'in iddia ettikleri gibi anadolunun yerlesi olmadıkları, tarihsel olarak buradan bir hak iddia edemeyeceklerine dair bir yazı var mı?
Kuzey ırak'ın çoğunluğunun Türk olduğundan ama kovulduklarından, tecavüz, ve ölümlere maruz kaldıklarından enerji bölgelerine batı tarafından yoğun bir kürt göçü yaptırıldığından bahsediyor mu bir inceleyin.

Kuzey Suriye'de kürtlerin çok küçük bir grup olup hangi hakka hukuka dayanarak bu bölgeye el uzatabildiğini, tel abyadı alır almaz hangi hak hukukla arapları türkleri bölgeden atmaya çalıştığını yazan bir yazı var mı bakın.

Doğu türkistan meselesine gelelim:
Doğu Türkistan denen yer ezelden beridir Türk toprağı idi. Ancak Çin orayı işgal etti ve hatta sonrasında elinden kaçırmamak için Rusya ile işbirliği yapıp oldukça kanlı katliamlara giriştiler. İnsanların sesini kimse duymuyor. Çin'in yaptığı ultra baskıcı, kontrolcü tutumdan dolayı bırakın uluslararasını, Çin dışında yaşayan Uygur Türkleri daha doğru dürüst haberdar olamıyor.
Uygurlar azınlık değil aksine o bölgenin yerli halkı sahibidirler. Azınlık gibi bir niteleme komik. Kürtlerle zerre alakası benzerliği olmayan bir konu ancak klasik solcu cehaletine sahip olduğunuzdan dolayı tek hareketle bin çam deviriyorsunuz. Alıştık artık sizlere.

Boolean
18-06-2015, 01:59
Uygurlar azınlık değil aksine o bölgenin yerli halkı sahibidirler. Azınlık gibi bir niteleme komik. Kürtlerle zerre alakası benzerliği olmayan bir konu ancak klasik solcu cehaletine sahip olduğunuzdan dolayı tek hareketle bin çam deviriyorsunuz. Alıştık artık sizlere.

Bu size göre öyle, Çin devletine göre de böyle mi? Ağzınızla diyorsunuz Çin işgal etti diye.

Solcuların da kendilerini eleştirmeleri konusuna katılmakla beraber, bir kötüye, başka bir kötüyü örnek göstererek kendinizi aklıyorsunuz.

Nasıl ki; El Kaide bomba patlatıyor ve "ama batılılar da şunu yaptılar" diyerek bir kendilerini aklamaya çalışıyorlar. Sizin yaptığınız aynı şu an.

Sizin bakış açınıza göre, XUAR ezelden beri Çin Toprağı olsaydı, Türkler sonradan gelseydi hiçbir sıkıntı yoktu. Çinliler Türklere yaptıklarına haklıydılar.

Boolean
18-06-2015, 02:09
Bir de kafanız Kürtlere kilitlenmiş. Ben Kürt dedim mi? Niye konuyu hemen geldiniz Kürtlere çektiniz?

Ben insanların doğuştan gelen haklarından bahsediyorum.

Nevandaar
18-06-2015, 02:27
Bu size göre öyle, Çin devletine göre de böyle mi? Ağzınızla diyorsunuz Çin işgal etti diye.

Solcuların da kendilerini eleştirmeleri konusuna katılmakla beraber, bir kötüye, başka bir kötüyü örnek göstererek kendinizi aklıyorsunuz.

Nasıl ki; El Kaide bomba patlatıyor ve "ama batılılar da şunu yaptılar" diyerek bir kendilerini aklamaya çalışıyorlar. Sizin yaptığınız aynı şu an.

Sizin bakış açınıza göre, XUAR ezelden beri Çin Toprağı olsaydı, Türkler sonradan gelseydi hiçbir sıkıntı yoktu. Çinliler Türklere yaptıklarına haklıydılar.

Çin devletine göre nasıl olduğunun bir önemi yok. Önemli olan burada gerçek nedir. Gerçek benim söylediğim.

Çinlilerin türklere yaptıkları insanlık ayıbı resmen. Lafın gelişi söylemiyorum bunu. Konuyu az biraz araştıran herkes dilini yutar öğrenecekleri karşısında. Öyle böyle değil.
Ezelden beridir Çin toprağı olsaydı bile haklılık payı olamazdı. Çinin baskı ve zulmü uygurların yaptıklarından kaynaklanmıyor. Çin işini şansa bırakmak istemiyor ve onyıllardır düzenli olarak işkence ile o bölgeye sonsuza dek çinlileştirmeye çalışıyor. Olay bu. Konu hakkındaki bilginiz çok kısıtlı olduğundan dolayı bu tür yanlış genel geçer cümleler kuruyorsunuz.

Bir de kafanız Kürtlere kilitlenmiş. Ben Kürt dedim mi? Niye konuyu hemen geldiniz Kürtlere çektiniz?

Ben insanların doğuştan gelen haklarından bahsediyorum.

Milliyetçilerin ikiyüzlülüğünden bahsederken türk milliyetçisinin, örneğin benim tibet hakkındaki olmayan düşüncelerimden dolayı ikiyüzlü olduğumu ifade ettiğiniz sanmıyorum.

Boolean
18-06-2015, 02:38
Benim bu konudaki hakkındaki bilgim belki sizden fazladır. Bakın yukarıda oran bile verdim %52 diye. Siz bunu biliyor mudunuz bilmem. Çinlilerle bilakis bu konuda sohbet etmişliğim kafalarını yoklamışlığım, ne düşünüyorlar diye merak etmişliğim bile vardır. Sizlen kafa yapıları aynı. Siz buna katılmazsınız olabilir.

Milliyetçilerin ikiyüzlülüğünden bahsederken türk milliyetçisinin, örneğin benim tibet hakkındaki olmayan düşüncelerimden dolayı ikiyüzlü olduğumu ifade ettiğiniz sanmıyorum.

Burada sizin görüşünüzden olan arkadaşınız sırf kendi ideolojisi nedeniyle Ainu toplumuna asimilasyon yapılmadığını iddia ediyor.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=552339#post552339

Nevandaar
18-06-2015, 02:53
Benim bu konudaki hakkındaki bilgim belki sizden fazladır. Bakın yukarıda oran bile verdim %52 diye. Siz bunu biliyor mudunuz bilmem. Çinlilerle bilakis bu konuda sohbet etmişliğim kafalarını yoklamışlığım, ne düşünüyorlar diye merak etmişliğim bile vardır. Sizlen kafa yapıları aynı. Siz buna katılmazsınız olabilir.

Bu konuya benden daha hakim olacağınızı hiç sanmıyorum. Gereksiz bir tartışma dönüyor. Konu hakkında fikirilerimi beyan ettim.



Burada sizin görüşünüzden olan arkadaşınız sırf kendi ideolojisi nedeniyle Ainu toplumuna asimilasyon yapılmadığını iddia ediyor.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=552339#post552339

Herkesin görüşü kendini bağlar.

Japonlara laf yok. Onlar iyi insanlar :P

http://i.ytimg.com/vi/8D0QGN3t1Ow/0.jpg

Boolean
18-06-2015, 03:03
Bu konuya benden daha hakim olacağınızı hiç sanmıyorum. Gereksiz bir tartışma dönüyor. Konu hakkında fikirilerimi beyan ettim.





Herkesin görüşü kendini bağlar.

Japonlara laf yok. Onlar iyi insanlar :P

http://i.ytimg.com/vi/8D0QGN3t1Ow/0.jpg

Peki :) Uygur Türklerine zorbalık yapan Çinliler kendilerini görmüyorlar fakat Japonya'daki Çinlilere yapılan zobalık için isyan ediyorlar.

Biz de diyoruz ki;

Kimse kimseye zorbalık yapmasın. Herkes doğuştan gelen haklarını;

Nedir bunlar?

Dil, Din ve Kültürlerini yaşatmalarına izin verilsin. Kimseye bir ayrımcılık yapılmasın. Eğer durum bu şekilde olursa, Türk de, Çinli de, Japon da, Ainu da bu gezegende barış içerisinde var olur.

İnsan hakları bunu söylüyor zaten. Bunun sol ile bir alakası yok.

Evrensel bir düşünce bu. Sadece Türkleri veya Kürtleri bağlamıyor.

spartacus
18-06-2015, 05:17
Aynı İslamcıların ikiyüzlülükleri gibi (ör. Sudan), milliyetçilerin de ikiyüzlülüklerini özellikle Çinliler tarafından asimile edilmeye çalışılan Uygur Türkleri konusunda görmekteyim.

Günümüzde Çin'in devlet politikalarıyla XUAR bölgesindeki Çinlilerin nüfusu, Uygur Türklerine neredeyse yaklaşmıştır ve kısa zaman içinde geçiyor olacak gibi gözükmektedir.

Raporlara göre Uygur Türkleri, Han Çinlilerine göre %52 daha az kazanmakta, Çinliler tarafından ekonomik etnik ayrımcılığa maruz bırakılmaktadır.

Ayrıca yine aynı bölgede Çince eğitim baskısıyla Uygur Türkçesi unutturulmaya çalışılmaktadır.

Uzun uzun yazmayacağım fakat konu şu ki;

Milliyetçilerin konu Türkler olunca "Türkler eziliyor" diye bağrışmaları fakat konu farklı topluluklar olunca "Normaldir, zaten böyledir" şeklinde ikiyüzlü bir tutum izliyor olmaları beni rahatsız ediyor.

Bu durumun aynısını Sudan, Irak ve Türkiye gibi çeşitli örneklerle İslamcılarda da görüyorum.
Daha temeli cahilce etiket köleliğinde yatıyor. İnsanlar bir çevre-ortama doğuyor, Türkiye gibi hem sanayi hem de toplumun geri olduğu ülkelerde etiket siyaseti siyasetçileri ihya ediyor, tabi toplumuda sürü olarak görüyorlar-sürüleştiriyorlar, 3-5 etiket ile tereyağından kıl çeker gibi-...

Osmanlı zamanında bir İttihat-ı Anasır hortlatılmıştı. "Osmanlı sınırları dahilinde yaşayan herkes Osmanlıdır" kuralına sahipti. Güya bu Osmanlı'nın çöküşünü durduracakdı, oysa tam tersi, sınırlar dailinde yaşayan tüm insanlar, olmadıkları bir soy-sülale adıyla hem siyasi hemde yurttaş olarak ötekileştirilmiş oldu. Akabinde Balkanlar ardı ardına hadi oradan dedi... Siz Osmanlı iseniz ve bunu dayatacaksanız Biz Sırpız, Bulgarız, Yunanınz, Macarız dedi ve kısa sürede Osmanlı bu ayrımcılık ve bölücülük politikasının zararına uğradı. Yani insana dayalı modelden ırka, inanca dayalı modele geçmekle Osmanlı bölücülüğü hem kendi yapmış hemde hortlatmış oldu.

Türkiye de bu hastalık Osmanlıdan beri devam ediyor ve milliyetçiler, bir insanın ben Kürdüm, ben Rum'um, ben Çerkezim ben Romenim demesini bölücülük olarak lansediyorlar. Halbuki kendileri herkes Türktür olmayanda defolsun politikasıyla asıl bölücülüğü, rencideyi kendileri yapar, koca bir çelişkidir ki, ben Türküm demeyide bölücülük görmezler(cühelalıkları, yaman bir çelişki).

Neyse asıl konuya gelirsek, bir diğer iki yüzlülüğe; örneğin Türkiye'de yaşayan herkes Türktür derler!!!! Savunurken bir Fransız, Fransızım nasıl derse bu da öyle derler! Halbuki kendileri Çin'de yaşayan Türklere, Türk derler orada insanların gördüğü baskıya karşı değillerdir, özünde tek dertleri vardır etiket! Hadi geçtik, iyide o halde Çin'de yaşayan herkes Çin değil mi? Yine aynı şekilde Yunanistan'da yaşayan Türklere'de Yunan demezler... Halbuki Avrupa ülkelerinde yaşayan insanlara etnik kökeni sorarsanız o zaman söylerler, nerelisin dersen Fransa derler, Fransızım demezler! Neysin diye sorarsan da hemen atlamazlar hristiyanım, Fransızım vb, öncelikle insanım demeyi bilirler, Fransa yurttaşıyım vb demeyi.

Kısaca bu kadar çelişki ancak cehaletle mümkün ve dincilerden demektense aksine her türlü etiketin siyasileştirilmesine din ve holiganlarına(cahil, kullanılan andaval) da dinci diyorum.. Irkçılara ise kuduz köpek demeyi tercih ediyorum, zira sosyal medyadaki o koyunlaşmış psikolojilerinin oraya buraya tehditler, küfürler, ona buna vatan haini diye laf savurmalarıyla, hatta İŞİD gibi kafa, kelle kesmekten dem vurmaya başlamalarıyla çözüyorum.

Milliyetçilik köhnemiş bir çağdışılıktır. Feodaliteye karşı birleştirici, meşruiyet kazandıran bir araç olarak bir dönem kullanıldı, ama artık feodalite yok, laiklik şart(her türlü etiketin siyaset ve hukuktan men edilmesi, yoksa kendi kendine bölücülük yapan bu ırkçıları çok daha uzun süre dinleriz ve sayelerinde dünyadaki sınırlar daha da küçülür)!

Boolean
18-06-2015, 10:08
İkiyüzlüler kesin bu. Bu sadece Türkiye'dekiler için değil, tüm dünyadaki ırkçılar için böyle. Çinliler Nanking için ağlaşırlar, kendi Türklere yaptıklarını görmezler.

Bu Hayran oldukları Japon milliyetçilerinin (İyi ki artık soyları tükendi, Japonya'da yoklar) ellerine bir düşseler, koyun gibi Türkleri kesmeye başlarlar.

Eskiden Japonya'daki Tatarların çektiklerini, bir Tatarlar bilir.

Bunların hepsini bir adaya kapatsan birbirbirlerini keserler.

Fakat düşüyor sayıları.

errata
18-06-2015, 12:14
İkiyüzlüler kesin bu.

İki yüzlülük konunun bir tarafıdır. Irk ayrımı, kayırması yapanların büyük çoğunluğunda ve sonradan görme kof milliyetçilerde geniş çaplı bastırılmış korkular ve kendinden emin olamama durumu da vardır.

Bu korkular ve duygu durum bozuklukları zaman içinde ilerlemiş komplekslere ve davranış anomalilerine dönüşüyor. Bu bir hastalıkmıdır emin değilim, ancak rehabilitasyona ihtiyaç olduğu muhakkak.

İnsanın çocukluğundan 20'li yaşlarına kadarki hızlı bilgi edinme çağında etraftan topladığı verilerin insanın ileriki yaşlarına etkilerini yabana atmamak gerekiyor.

Bu yalnızca ırkçı tutum sergileyenlerde böyledir diye bir şey yok. Aynı şey aşırı dinci ailelerde yetişmiş insanlarda da aşırı dincilik veya tam tersi istikamette zıvanadan çıkma olarak görülebiliyor. Gerçi aşırı dincilikle aşırı dinsizliğin farkı yok. İkisi de beyni kese kağıdına sarıp yatak altında unutmaktan farklı değil.

postalmarx
18-06-2015, 19:53
Bence mevzu ikiyüzlülüğün ötesinde bir gerizekalılık. Kendi ülkesinde yaşayan kendine benzeyen adamı soydaş saymıyor, dünyanın öbür tarafındaki adama "soydaş" diyor. Sırf aynı dil konuşuluyor diye. Peki bir coğrafyaya bir dil ille atalarından mı geçer? Başka türlü bir dil bir bölgeye yayılamaz mı? Kuzey Afrika'da ta Atlantik'e kadar Arapça konuşuluyor, peki bunların hepsi Hicaz'dan mı gelmiş? Akıl almaz bir salaklıktır bu.

http://im.haberturk.com/2013/09/10/ver1378796668/876408_detay.jpg

Aradaki diyalog muhtemelen şöyle:
- Merhaba soydaş biz sizin ırkdaşınız, ortadoğudan geliyoz
- He allahın salağı, oldu

İlahimasal
18-06-2015, 19:59
Hayret bu konuda hak verdim size. Ordaki sarıklı adam müslüman ,kaypaklık o sarığın temsiliyetinden kaynaklaniyor. Mersedes benz

postalmarx
18-06-2015, 20:11
kendinden emin olamama durumu da vardır.

Ben de bu konuda katılıyorum. Kendisi bir bok değilse, hayatta bir başarısı, kendisinde bir fazilet bir değer yoksa, "benim ırkım ama böyle tarih şöyle ben de buna binaen birşey olmuyor muyum?" diye beleşten bir bok olma teşebbüsü durumu olabilir.

Tabii bir de şu var ki pekçok şey gibi milliyetçilik de Batı'dan ihraç edilmiş birşeydir. Şu an yeni nesil milliyetçiliklerde Batı ve Kuzey Avrupa milliyetçiliklerinin aynısı şablon gibi alınıp içi yerli muadilleriyle doldurulmaya çalışılıyor. Davranış tutumun ötesinde sembollere yaklaşım, tarihi okuma tarzına, bir führer tespitlemeye kadar aslında bunun tamamı "Batı'da şu şekil yapılıyor" diye aynen aparma ve taklittir. Bu bir altkültür olarak gençlerin kimlik bunalımında, "aha ben farklıyım, kızlar bana pas verir mi şimdi acaba, bak ben bir karakter oldum" debelenmelerinde, özellikle Batı kökenli bir davranış şekli olmasına binaen "cool" olma potansiyeli kazandırması ölçüsünde bilinçdışında aklı sadece kızlara odaklı gençlerin faydalı bulduğu bir strateji olabilir.

kut
20-06-2015, 02:29
Aynı İslamcıların ikiyüzlülükleri gibi (ör. Sudan), milliyetçilerin de ikiyüzlülüklerini özellikle Çinliler tarafından asimile edilmeye çalışılan Uygur Türkleri konusunda görmekteyim.

Günümüzde Çin'in devlet politikalarıyla XUAR bölgesindeki Çinlilerin nüfusu, Uygur Türklerine neredeyse yaklaşmıştır ve kısa zaman içinde geçiyor olacak gibi gözükmektedir.

Raporlara göre Uygur Türkleri, Han Çinlilerine göre %52 daha az kazanmakta, Çinliler tarafından ekonomik etnik ayrımcılığa maruz bırakılmaktadır.

Ayrıca yine aynı bölgede Çince eğitim baskısıyla Uygur Türkçesi unutturulmaya çalışılmaktadır.

Uzun uzun yazmayacağım fakat konu şu ki;

Milliyetçilerin konu Türkler olunca "Türkler eziliyor" diye bağrışmaları fakat konu farklı topluluklar olunca "Normaldir, zaten böyledir" şeklinde ikiyüzlü bir tutum izliyor olmaları beni rahatsız ediyor.

Bu durumun aynısını Sudan, Irak ve Türkiye gibi çeşitli örneklerle İslamcılarda da görüyorum.

Böyle bir tutum Siyasal İslamcılarda vardır evet. Dünyanın herhangi bir yerinde Müslüman bir topluluğa en ufak bir ayrımcılık yapılsa ortalığı ayağa kaldırırlar (haklı olarak), ancak kendi dindaşları soykırım dahi yapsa sesleri çıkmaz. Siz de bahsetmişiniz Sudan buna bir örnektir. Bir diğer örnek Batı Papua'dır mesela. Batı Papua Endonezya işgali altında olan bir bölgedir ve Endonezya hükümeti sistemli bir şekilde Batı Papualılara soykırım yapmaktadır. Bugüne değin yaklaşık 300 bin insanı katlettiler. Ancak bu örnekte katleden Sünni Müslüman, katledilen ise animist yerel inançlara mensup insanlar oldukları için (öldürülenler kafir nasıl olsa) bizim Sünni İslamcıların haberleri bile yok.

Ülkemizde Türkçülük ya da milliyetçilik dendiğinde de Türk-İslam sentezi ya da ülküsü denen Amerikan yapımı ideoloji akla geliyor hemen. Türk-İslam ülküsü denen şey bizatihi Amerikan tasarımıdır, tıpkı Siyasal islam gibi, yeşil kuşak projenin bir parçasıydı ve zamanında Komünizmin Türkiye'ye gelmesini engellemek için kullanıldı, yani özünde Ülkücülük (Mhp) ve Alperenlik (Bbp) miyadı dolmuş ideolojilerdir ancak zaman içinde belli bir tabanı oluştu bu hareketlerin ve hâlâ sürüyorlar.

Esas Türkçülük yok Türkiye'de ne yazık ki. Asılında Türkçülük "kullanılmaması gereken bir ad", bu konuya Sayın Şüpheci Dinsiz'in açtığı başlıkta değineceğim, kendisi Türkçülük adlı bir başlık açmış. Türkçülük adını mecburiyetten ve alışkanlıktan kullanıyoruz...

Özetle, Türkiye'deki milliyetçilik de aslında İslamcılıktır, hiçbir farkı yoktur. Bu nedenle Akp-Mhp-Bbp-Fazilet partilerinin tabanları aynıdır, birbirlerine çok rahat oy geçişi olabilir, tümü İslamcıdır, aslında İslam milliyetçiliği/ümmetçilik yaparlar.

Yani, ülkemizde milliyetçilik de özünde İslamcılık olduğu için aslında İslamcılar ile Milliyetçiler aynı kesimdirler ve doğal olarak verdikleri tepkiler de benzeşir.

Doğu Türkistan ve diğer meselelere de kısaca değinmek isterim. Milliyetçiler/İslamcılar Doğu Türkistan meselesine de İslam üzerinden bakarlar, yoksa Uygurların Türkî bir halk olup olmaması umurlarında değildir. Yani Patani, Moro gibi meseleler onlar çin ne ise Doğu Türkistan da odur, daha özel bir yeri yoktur.

Bir Türkçü olarak benim Doğu Türkistan konusuna bakışım nedir? İran Türkleri konusuna bakışım nedir? Türkiye konusuna bakışım neyse odur. İran'ın bütünlüğünden yanayım, Çin'in bütünlüğünden yanayım, tıpkı Türkiye'nin bütünlüğünden yana olduğum gibi. Amerika, tıpkı Türkiye'yi bölmek istediği gibi, İran'ı ve Çin'i de bölerek güçsüzleştirmek istiyor ve bu ülkelerdeki ayrılıkçı/bölücü kesimleri destekliyor. Bizim duygularına kapılan Türkçüler de tıpkı İslamcılar gibi bu Türkî halkların bağımsızlıklarını savunuyor ve dincilik/mezhepçilik ya da salt soyculuk ile İran ve Çin düşmanlığı yapıyorlar.

Uygurların Anası lakabıyla anılan Rabia Kadir adlı bir kadın var, cia ile birlikte hareket ettiği belgeli, kendisi Uygurların temsilcisi olamaz bence. Ama bizim İslamcılar/Milliyetçiler ve soycu Türkçüler bu kadını Uygurların temsilcisi sayar, duygularına kapılırlar. İran'da bölücü bir hareket var kısa adı GAMOH (Güney Azerbaycan Millî Oyanış Hereketi). Bu hareket ve başındaki Mahmut Çöhreganlı adlı şahıs da cia ile iş tutan bir adamdır. Ama bizim soycu Türkçüler yine Rabia Kadir gibi Çöhreganlı'yı da çok severler.

Oysa biraz araştırma yapsalar bu adamların pkk'nın İran kolu pjak ile ortaklaşa çalışarak İran'ı bölmeye çalıştıklarını görürler. Amerika, İranlı bu Türk ve Kürt bölücülere her türlü desteği veriyor, hatta bunlara tv kanalı kurdular yıllar önce, uydudan yayınları var, ne hikmettir ki bu iki bölücü yayın yapan kanal da Amerika'da aynı binada yan yana stüdyolardan yayın yaparlar, İranlı Türk bölücülere kurdukları kanalın adı Özgür Tv, İranlı Kürt bölücülere kurdukları kanalın adı Tişk (Kıvılcım) Tv...

Türkiye'de Hdp ne ise İran'da Çöhreganlı ve GAMOH, Çin'de Dünya Uygur Kurultayı ve başkanı Rabia Kadir odur. Gamoh ile Uygur Kurultayının tek farkı silahlı terör örgütleri yok, bugüne dek silaha bulaşmadılar, ancak bölücülük konusunda Hdp gibiler. Gamoh'u ve Uygur Kurultay'ını destekleyen soycu Türkçüler acaba Hdp'yi de desteklerler miydi? Bu düşüncedeki arkadaşlara diyeceğim; kendinizle çelişmeyin... Amerika, kimseye babasının hayrına destek vermez. Ayrıca Amerikan desteğiyle gelecek bağımsızlık da yerin dibine girsin.

Çin'de Uygurlara zulüm edildiği de palavradır. Mao zamanında büyük zulüm vardı ancak herkese zulmedildi, Çinlilere de (Han halkı yani), Tibetlilere de, Moğollara da, tüm Çinlilere zulmedildi. Ancak o devirler geçti. Siyasal İslamcılar burada uydurdukları palavraların aynısı Çin için de uyduruyorlar, neymiş? "Çinliler Uygurların camilerini domuz ahırı yapıyorlarmış" (tanıdık geldi mi?) Yani koskoca Çin'de ivedi olarak ahır ihtiyacı var ve ahır yapacak yer de yok gidip Uygur camilerini ve de domuz ahırı yapıyorlar öyle mi? :) Propagandanın artık bu kadar ucuzu... Neymiş? "Cuma namazına giden Uygurları kurşuna diziyorlarmış"... İslamcıların hayatları yalan ve iftira üzerine kuruludur...

Uygurların kendi özerk bölgeleri var, belediye binalarında Çin bayrağıyla birlikte bizim bayrağımızın aynısı olan Gökbayrak dedikleri bayrak da kullanılabiliyor. Okullarda Çince ile birlikte Uygurca eğitim de serbest. Uygurca tabela asma vb. serbest, yasak yok. Tüm bunların üstüne, açıp Çin banknotuna bakın, tüm Çin'de geçerli olan Yuan'ların üzerinde 5-6 dilde "Çin Merkez Bankası" yazar ve bu dillerden biri de Uygurcadır. Yani Uygur özerk bölgesinin dışında, mesela Pekin'de yaşayan adam da aynı parayı kullanır ve parasının üzerinde Uygurca ibare de vardır. Bu nice zulümdür?

http://blog.slcollectors.com/wp-content/uploads/2009/08/10-Yuan-1980-China-Paper-Money-Note-1024x932.jpg

Arap tabanlı bir alfabe kullanır Uygurlar. Altta, soldan itibaren ilk sırada Moğolca, ikinci sırada Tibetçe, üçüncü sırada Uygurca yazı vardır. Uygurcası; "On Yuen, Coñgo Xelıq Bankasi" (On Yuan, Coñgo Çin Halk Bankası).

Bizim paraların üzerine, Türkçenin yanı sıra Lazca, Kürtçe, Zazaca, Ermenice de "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası" yazsanıza, yazamayan Çin'e çamur atmasın. Çin'de Uygurlara zulüm olduğu bir Amerikan palavrasıdır ki Siyasal İslamcıların ne denli Amerikancı oldukları hepinizin malumudur.

Birkaç yıl önce kimi Çinliler Uygurlara saldırmışlardı, bayağı bir Uygur hayatını kaybetti. Ancak bu olay halk arasındaki bir olay, ırkçı her yerde var, yani bu olaylar bizatihi Çin devleti tarafından düzenlenmiş ve desteklenmiş olaylar değildi. Bugünkü Çin eski Çin değil, Mao zamanındaki zulüm dönemleri geçmişte kaldı.

Çin, tüm yeraltı ve yerüstü kaynaklarının %75'ini Doğu Türkistan bölgesinden elde ediyor, orayı hayatta bırakmazlar yani. Amerikan'nın amacı da zaten bu, o bölgeyi yapabilirlerse Çin'in elinden almak ve böylece Çin'i ekonomik açıdan güçsüz düşürmek ki ardından Tibet, İç Moğolistan ve Yanbian bölgeleri de sapır sapır gider... Ancak Çin akıllıca davrandı, o bölgeye 50'lerden itibaren Han halkından nüfus yerleştirdi tıpkı Rusların kendi ülkelerinde yaptığı gibi, bugün Doğu Türkistan'ın başkenti Urumçi'de bile Uygurlar ancak nüfusun %12'sidir, yani o bölge mümkün değil Çin'in elinden çıkamaz. Uygurlar o bölgede nüfusça azınlık zaten. Uygurlar için en iyi seçenek, Han halkıyla birlikte, karşılıklı saygı ve birlik ile, Çin'in bir parçası olarak yaşamaktır bence. Amerika'nın ipiyle kuyuya inmek değil.

Son olarak, bugünkü Doğu Türkistan, Uygurların ana yurdu da değildir. Bugünkü Doğu Türkistan yaklaşık olarak Türkiye'nin 2.5 katı bir alan, devasa bir yer. Bu bölgenin batısı, Toharlar denen eski bir Hint-Avrupa halkının anayurdu idi, ancak Toharların tümü Uygurların ve diğer halkların (Tacikler vb.) arasında eriyip gittiler. Doğu kısımlarında Han halkı zaten eskiden de vardı, kuzeyi ise bir miktar Türk'e ev sahipliği yapıyordu, yani Doğru Türkistan'ın tümü, ezeli Türk yurdu değildir, Uygurlar da o bölgeye sonradan göçtüler, en azından aşağı yukarı 2/3'üne.

İran Türklerinin durumları Uygurlardan çok daha kötüdür, ne kendi dillerinde eğitim hakları vardır ne paralarda dilleri, ne de özerk bölgeleri. Ama nedense çok daha iyi durumda olan Uygurlar gündeme getirilir, İran Türklerinden kimse söz etmez, çünkü Uygurların tümü Sünnidir, İran Türklerinin içinde ise bir tane dahi Sünni yoktur, tümü Caferî-Şii'dir. Madem meseleniz Türklük, bırakın Uygurları da İran Türklerine kulak verin. Ama verilmez, çünkü yukarıda değindik, bizdeki milliyetçilik = İslamcılıktır ki o da Sünni merkezli bir İslamcılıktır.

Tabii İran Türkleri için de İran'ı bölmeyi öngören, Amerikan çıkarlarına uygun bir sözde bağımsızlık savunulmamalıdır. İran'ın bütünlüğü içinde, kendi dilinde eğitim alarak, kendi dil ve kimliğinle yaşayabilerek, İranlılığı da benimseyen bir yol tutulmalıdır.

spartacus
20-06-2015, 03:13
İran Türklerinin durumları Uygurlardan çok daha kötüdür, ne kendi dillerinde eğitim hakları vardır ne paralarda dilleri, ne de özerk bölgeleri. Ama nedense çok daha iyi durumda olan Uygurlar gündeme getirilir, İran Türklerinden kimse söz etmez, çünkü Uygurların tümü Sünnidir, İran Türklerinin içinde ise bir tane dahi Sünni yoktur, tümü Caferî-Şii'dir. Madem meseleniz Türklük, bırakın Uygurları da İran Türklerine kulak verin. Ama verilmez, çünkü yukarıda değindik, bizdeki milliyetçilik = İslamcılıktır ki o da Sünni merkezli bir İslamcılıktır.

Tabii İran Türkleri için de İran'ı bölmeyi öngören, Amerikan çıkarlarına uygun bir sözde bağımsızlık savunulmamalıdır. İran'ın bütünlüğü içinde, kendi dilinde eğitim alarak, kendi dil ve kimliğinle yaşayabilerek, İranlılığı da benimseyen bir yol tutulmalıdır.
Peki Kut
Daha da sadeleştirsek, milliyetçilik = dinciliktir. İslamcılık demeye lüzum yok aslında...

Bölücülük konusunda da baltayı taşa vuruyırsun, şöyleki söylemlerinle bölücülük yapıyorsun., ama bölücü arıyorsun. O kadar yazdığına göre zaten Türkiye'de milliyetçilerin CIA ile olan işbirliğide ortada değil mi? Sadece silam, yeşil kuşak olarak bakarsanız hata olur zira, Türkiye'de bu işi ABD:'den önce İngiltere örgütledi ve islamcılık değil Türkçülük üzerine...

Şimdi sen Türkçülük yapınca bölücü olmuyorsunda, diğeri Kürtçülük yapınca neden bölücü olsun? Ya da diğeri Kürtçülük yapmakla bölücü ise e haliyle Türkçülük ile de sen bölücüsün. Şimdi kimi kime şikayet ediyorsun ya da hangi öküzün altındaki buzağıdır aradığınız ve heleki kaybettiğiniz...

Çözüm sadece paralara dil koymakla da olmaz, İNSANCILIK yapmakla olur... Bana kalırsa çözüm sınıfsaldır, yani kapitalizm çözülmeden, o temelde gizlenmiş sınıfsal yapı çözülmeden, ifşaa olmadan sınır meselelerinde bir çözüme kavuşulamaz. Zira her ülkenin egemen sınıfının gözü önce kendi kaynakları, sonra diğer ülke kaynakalrıdır, buna engel olunamaz.

Ne ABD, ne İngilere ne de isizn milliyetçilerinizin, özünde milelt, din şu ya da bu umrunda değil. Sermayenin milleti, dini de olmaz, böyle bir ayrımı da. Bunalr kullanılan araçlardır sadece... Şunu artık görmek gerekiyor, milletin devleti, milletin ülkesi filan olmaz, bunu anlamadıkça bizden bir halt olmaz, daha çok milli benlşik masalalrı anlatılır.. Diğer mesele de, Türkçülük mü yapacaksın, o halde ötekininde hakkıdır(artık hangi milletten ise).. Bunu coğrafya ile ne sınırlayabilir ne de belirleyebilirsiniz, zira kişilerin etnik kimliğini siyasileştirmesi yeterli, isterlerse Mars'ta yaşasınlar, bir önemi yok!

Temelde ise, ne inancın ne de etnisiteniN siyaseti OLMAZ, bunalr SOSYO-KÜLTÜREL alanın bileşenleridir, siyasi-politik alanın değil!!

Ben Türk, Kürt şu ya da bu diyor muyum hayır, yani tüm etnik, inanç çerçeveli konular sosyo-kültürel alana aittir. kaşının üstünde gözün var diye siyaset yapmak, işte bölücülük burada başlar, sen bölücülük yaparsan, sen bölersen, diğeride eni, sonu sana senle BİRLİKTELİK olmuyor ark<daş demek durumunda!

MHP, BBP bunlar proje partileriydi, özünde bir ideolojileri yok(Uluslararası sermayenin ideolojisinin bekçiliği dışında)... Peki neyle yapıyorlar bunu? ne garip ki sizin bağımsızlık sandığınız etiketlerle, bu trajik değil mi?
Neyse siz böyle düşündüğünüz sürece dha çoook bu tür yazılar yazacaksınız, bu gün iran diyeceksiniz, yarın Çin'deki kaynaklar, ve bir gün Türkiye'nin boru, uranyumu olacak konu.... Ve sizlerin sayesinde birileri gemisini yürütecek, yelkende siz, rüzgarda siz, kürek mahkumalrıda siz, tayfa da siz...

İran farklı kültürlere ciddi baskılar yaptı... yapmaya da devam ediyor, bu sandığın gibi Amerikan masalı filan değil. Amerika ateşi olan yere körük salar, ateşi olmayan yerde körükle işi olmaz, olamaz.... O halde ateşi yakan sizsiniz, üstelik körükleyende ama ABD benim körüğüm küçük, sen şu büyük körüğünle körükle diyende sizsiniz aslında. nasıl mı, işte o milliyetçilik, ırkçılık, islamcılık vb ile... Zaaflarınızla, yanlışlarınızla(etnisitenin de, inancında siyaseti olmamalı, siyasete alet edilmemeli vb)...

HDP konusunda ise tespitlerin yanlış, özünde Birlikte yaşama platformudur, yani ayrılık istemeyenlerin ama birlikteliğinde yollarını arayanların olduğu bir platform. Tabi dediğin konular çerçevesinde... Ha HDP'li değilim, ciddi eleştirilerim vardır, fakat işin bu kısmı asgari müştereklerin siyasetiyle karıştırılamaz...

ABD ya da başka ülkelerden destek almak ise yine bu Türkiye tarzlı DEVLET yapıalrından kaynaklı. EZİYOR, yok sayıyor, öteki ilan ediyor ve bundan vazgeçmiyor. Azınlıklar ise güçsüz, izira develt ve silahlı gücü BASKIN yapıda, baş edemeyecek belli, o halde ne arayacak? Destek!

Çanakkale savaşı ile övünülür, olmadık destanlar eklenir, bazı kişiler yüceltilir(ölen onca insanı yok sayarcasına, bazı kişilerin yüceltim istismarı olurlar), oysa oradaki toplar Alman topudur, Kumandan Alman generalidir vb... Bu Osmanlı'nın, Almanya ile işbirliğidir ve savaşta ortaktırlar.... Mesela Suriye'de, İran destek veriyor, bu da Suriye ile İran ve Rusya ile girdiği ilişkdir....

Şimdi sen bir devlet düşün ki, millete dayalı... Farklı milletlere ise sizind evletiniz yok demektesiniz, siz de aslında yoksunuz demektsiniz? O halde bu insanların bir kısmı bizde devlet isteriz diyecektir.... Sen ULUS DEVLET çağdışılığını, ezen, ezilen ulus saçmalığını terketmediğin sürece, ötekinin de ulus devlet hakkı sabittir... Bunu gerekirse diplomasi alanında güç toplayarak, daha byük devletlerden destek alarak yapma yoluna girebilir(aynen Türkiye'nin bir dolu ABD çöpünü hibe alması, karşılığında Rusyaya karşı nükleer başlıklı füzeleri toprağına dikmesi gibi!).. Devlet yapınca ihanet, bölücülük olmuyorsa, devletin yok saydığıda devlet istemekle ihanet etmiş olmaz...

bana sorarsan her ikiside aynı haltı yiyor demektir!

Ama asıl suçlu da, söyletende devlettir ve tabi öncelikle sizlersiniz. Bu yangını yakan sizsiniz, söndürmek isteyene de müdahale eden siz, yaktığınız yangını körükleyen de sizsiniz ama ABD de gelip körük basınca hoooop bütün suç ABD'nin, siz ise sütten çıkmış ak kaşık oluveriyorsunuz.. Olmaz, ateş olmayan yerden duman çıkmaz, duman olmayan yerede kimse körüğe gitmez... örneğin İran diğer kültür ve inançlara baskıyı sürdürdüğü ve etiketten nemalandığı, kendi toplumunu böylelikle afyonlayıp, iktidar sürdüğü, tiranlık yapabildiği sürece ABD olsa ne, olmasa ne? Mesele bunu idrak edebilmekte!

Kısaca sizin düşüncelerinizde aslında siyasetinizde çapsız, kof lakin masa başı planlarıyla üretilmiş, hayattan kopuk, insana yabancı ve birilerinin çıakrları uğruna oluşturulmuş basit projelerin ürünü...

Ayrılık değil sizden ne zaman birliktelik duyabilirsek, işte o zaman aydınlanma yoluna koyulduğunuzu düşünürüm ve gerçekten bölücülüğe, ayrımcılığa karşı olduğunuzu düşünmeye başlarım, aksi böyle sembol, etiketle devam ederseniz, sizleri o basit projelerin enjeksiyonundan sağlıksız bir hale gelmiş toplum olarak düşünmek zorundayım ve böylesi haritalar ve coğrafya problemleriyle daha çok gelip gidersiniz, siz söylediğinizle, biz anlatamadığımızla kalırız, ve üstelik siz, ABD den söz edip en büyük suç ortağı olmanıza rağmen, işin zevalinide bize yıkarsınız, bizleri vatan haini, şu bu ilan edersiniz, hatta ABD ile işbirliği yaptığımzı filan söylersiniz(halbuki karşı olan bizleriz), yani sosyal devlet, sosyal ülke, ayrımcı ve ayrıcalıklı olmayan ülke, bölücü olmayan, ötekileştirmeci olmayan, laik olan(din ve milelt olgusunu siyasetten çekmek), sosyal insanlar diyen bizlere yıkarsınız.... Bu hep böyle olmadı mı? Son yüzyıla bakmak yeterli... Mesela Denizler 6. Filo Defol, Bağımsız Türkye diye eylem yapar, ama bizim milliyetçiler eylem yapana satırla saldırır... Altında yatan ne, işte özetledim ve hala her şey aynen devam ediyor, bu toplum ilerlemiyor, din ve milliyetçilik afyonuyla geriledikçe, geriliyor...

kut
20-06-2015, 03:29
Yazdıklarımı ya okumamışsın ya da anlamamışsın Ispartaküs :) kusura bakma. Benim Amerikancı olmam mümkün değil, ben Türk-İslamcı da değilim, İslamcı da ve hatta Türkçü de (bu adı ne yazık ki dil alışkanlığından kullanıyoruz). Türkçülük başlığına kısaca yazmaya çalıştım.

Sen sosyalist olduğun için yani elindeki cetvel yanlış olduğu için tüm ölçümlerin yanlış çıkıyor, sınıf mınıf diye bir şey yoktur, hikaye bunlar. Size homo-economicus'u öğretmişler, yani insan sadece midesini ve çıkarlarını düşünen bir varlıktır, karnı tok sırtı pek olursa iş tamamdır. Yanlış... (ya da kısmen doğru belki).

İnsan, herşeyden önce egosantrik bir canlıdır, bu nedenle din, dil, kimlik vb. yemeden içmeden önce gelir. Sınıf falan hikayedir yani. Gecekonduda yaşayan başörtülü bir kadın ile son teknoloji ile donatılmış rezidansta yaşayan başörtülü kadın birbirine daha yakın hisseder. Gecekonduda yaşayan başı açık ve sol görüşlü kadın ile gecekonduda yaşayan başörtülü dindar kadın hiçbir şekilde "biz aynı sınıftanız, o halde bırakalım sen ateistsini, sen Müslümansını ve birlikte, sınıfımız için mücadele edelim" diyemezler. Bu sadece siz solcuların hayal aleminde olabilecek bir şey.

kut
20-06-2015, 03:34
Burada sizin görüşünüzden olan arkadaşınız sırf kendi ideolojisi nedeniyle Ainu toplumuna asimilasyon yapılmadığını iddia ediyor.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=552339#post552339

Ben Ainu halkına asimilasyon ve katliam yapılmadığını iddia etmedim ki... Japonlar Ainuların neredeyse köklerini kazıdılar. Benim değindiğim konu Ainuların bugün iyi kötü hâlâ var oldukları ve o var olabilen Ainuların da doğal olarak Japonlarla karıştıkları ile ilgiliydi.

spartacus
20-06-2015, 03:56
Yazdıklarımı ya okumamışsın ya da anlamamışsın Ispartaküs :) kusura bakma. Benim Amerikancı olmam mümkün değil, ben Türk-İslamcı da değilim, İslamcı da ve hatta Türkçü de (bu adı ne yazık ki dil alışkanlığından kullanıyoruz). Türkçülük başlığına kısaca yazmaya çalıştım.
Türkçülük başlığına sonradan yazdın, ben ise senin önceki ifadelerini biliyorum :) Yanlış analdığım bir şey yok, sütten şikayet ediyorsun, ağzını yakan sensin..

Sen sosyalist olduğun için yani elindeki cetvel yanlış olduğu için tüm ölçümlerin yanlış çıkıyor, sınıf mınıf diye bir şey yoktur, hikaye bunlar. Size homo-economicus'u öğretmişler, yani insan sadece midesini ve çıkarlarını düşünen bir varlıktır, karnı tok sırtı pek olursa iş tamamdır. Yanlış... (ya da kısmen doğru belki).
daha yaşın genç, onuda öğrenirsin merak etme... Şimdilik bu kadar geçeyim, develtler, sistemler EKONOMİ-POLİTİKTİR, ve bu işin omurgasında ise SINIFLAR yatar... Bu sınıfın eski, antik çağ versiyonuna ise KAST denirdi, o zamanlar köle ile efendi, sömüren ile sömürülen, ezen ile ezilen arasındaki çelişki daha keskindi ve manipüle edilmesi gerekmiyrdu, çünkü insanlığın bilinç düzeyi bu düzeyde değildi, kalem gereksizdi, kılıç işi bitiriyordu... Neyse öğrenirsin, hayat öğretiyor...

İnsan, herşeyden önce egosantrik bir canlıdır, bu nedenle din, dil, kimlik vb. yemeden içmeden önce gelir. Sınıf falan hikayedir yani. Gecekonduda yaşayan başörtülü bir kadın ile son teknoloji ile donatılmış rezidansta yaşayan başörtülü kadın birbirine daha yakın hisseder. Gecekonduda yaşayan başı açık ve sol görüşlü kadın ile gecekonduda yaşayan başörtülü dindar kadın hiçbir şekilde "biz aynı sınıftanız, o halde bırakalım sen ateistsini, sen Müslümansını ve birlikte, sınıfımız için mücadele edelim" diyemezler. Bu sadece siz solcuların hayal aleminde olabilecek bir şey.
Nerede test ettin sen insanı? Ben Komünistim, solcu değilim. Bu yazdıkalrını okuyunca da zorlanıyorum açıkcası, bunun nasıl bir şey olduğunu ifade edemem. Yani doktor olmayan ama hiç bir bilgiside olmayan birisinin, organ nakline hikaye demesi gibi... Nereden başlamalı?

Komünistler KAFALARLA uğraşmaz, sen o SAĞCI MİLLİYETÇİLERLE ama kendilerine SOLCU diyenlerle karıştırıyorsun, karıştırma. Komünistlerin takıntı edeceği bir biçimde kafalarla işi yok, komünistler KOŞULLARIN DEĞİŞİMİ üzerine yorum yapar. yani belirleyici olan koşullardır der, salt öznel değil nesnel koşullar da önemli hatta özne koşullarıda belirleyen nesnel koşullardır derler... Kimse anasından silamcı, dinci, ırkçı doğmuyor değil mi? O halde etki ne? ortam çevre, nedir bunun aslı, astarı koşullar...

Kısaca insan yada hiç bir canlı senin siyaseten çıkarına konuşacağın diye, bunca anti-bilimsel laflar etmenle belirleme şansınız yok, her canlının davranış, eylem ve hatta yaşam biçimini belirleyen koşullardır, evrimi dahi!. Neden Japonya da islamcılardan bahsetmiyoruz? Madem insan senin dediğin gibi anadan doğmadan önce şöyle gaipte bir yerlerde işlenip, fabrika malı gibi çıkıyor?

Aha benim dinim yok, ne olacak şimdi ben insan değil miyim? demek ki neymiş koşullar.. Komünistler o her şeyi öğrendiğiniz(öyle sandığınız) ABD yeşil kuşağında anlatılan (Nazi Artığı!) masallardaki kişiler değil, yanlış biliyor hatta hiç bilmiyorsunuz, o masallarda yalan, hani Mao zulmüdnen dem vurmuştun ya, halbuki o masalda Mao'dan önce, yani Monarşinin olduğu zamandaki katliamlar ve kıtlıklar ve Japon katliamalrıyla ilgili, naziler, CIA üfürecek, siz tapacaksınız, adam bir gider Çin ne zaman kurulmuş tarihine bakar birde gider o kıtlıklara, katliam ve Japon, İngliz katliamalrının tarihine bakar -ki neyi ne zaman ve kimin üzerine yıkmaktalar. neyse, siz devam Yeşil Değil sizler artık, resmen kahverengi Kuşak oldunuz... :)

Yani sizlerin kafasında neyin olup olmadığı beni pek fazla ilgilendirmiyor, biz baktığımızda sizlerin kafasına enjekte olan hayata ve koşullara bakarız, koşulların değişimiyle ancak kafalar değişecektir, kafaları alıp tokmaklamakla olmayacak... Ha bu değişimin araçları nelerdir? Bir çok sosyal-kültürel, ekonomi-politik ilişki ağında, bakın kıyamete kadar gideceğine inanılan FEODAL imparatorluklar artık yok! yani neymiş demek ki koşullar değiştikçe her şey değişiyormuş, kapitalizm imparatorluğu da öyle yok olup gidecek(el mahkum, zira dünya dönüyor her şey dinamik. Kıyamete kadar gidecek imparatorluklar da, bu düşüncelerde olduğunuzu düşünün, siz sadece hayal diyecektiniz tabi ki!)....

Mesela örnek vermişsin baş örtülü 2 KADIN!

O sarayda yaşayan CİNS olarak belki ekonomik olarak ezilmiyordur, ya öteki? Sen şimdi cinsel ayrımcılıkta yok dersin, ve sen sanırsın ki, baş örtüsüyle mutlu olan, böyle mutlu olunca, cinse ayrımcılık biter, yok olur, derdinden muzdarip olmaz!!! Böyle bakar, hayat da böyle çözümler ararsın, kendine de bir kasket bulursan tamamdır... Mutlu olursun... Senin insan tarifin bu idi değil mi? O baş örtüsü takan kadınlar öyle mutlu olur ki, hayatları afyonlanmakla geçer, işte tamda o mutlu olur dediğin şey, özünde O'nun köleliğinin mihenk taşı oluverir, baş örtüsünün altında, erkeğe köle olan bir KENDİNE YABANCILAŞMIŞ insan motifi ile karşılaşırız... Eeee sonuç? İnsan öyle mutlu oluyor diye bakılmaz, her afyon mutlu eder, ama bu mutluluklar kısa süreli ve gelip geçicidir ve aslında tarifi zor daha büyük acılar, mutsuzluklara yol açar(bilmeseniz bile!!), sen bir çocuğunun gelecek derdine düş, akşam kocandan yiyeceğina azar, dayak derdine düş, hayatın derdine düş bakalım başörtüsü o ZENGİN BAŞÖRTÜLÜ ile bir ayar eder mi seni? Sınıf diye bir şey yokmuş tabi, tabi, bizim sınıf dediğimiz %1 dünyanın yarıdan fazlasını sömürüyor, senin öve, öve bitiremedin ırkçı ülkende ise o %1, ülke kaynaklarının %50 den fazlasını sömürüyor ve gözünü Somali, Ortadoğu kaynaklarına dikmiş, acaba bizim bu köle milliyetçi, dincileri nasıl olurda çıkarlarımız için gerekirse savaşa yollarız, güzelce ölüşürler diye düşünüyorlar.. Sana da biiiiiz Yöce osmanlıııııı, şöyle öldüüüük, böyle öldüüüüüük masalını anlatmak düşüyor, sizde ezberleyip tekrar ediyorsunuz işte, kimin için öldüğünüz ise kabak gibi ortada(Osmanlı'da da padişah, saray eşrafı ve derebeyleri, ağaların toprak genişlemesi için ölüyordunuz ve gelip sınıf, mınıf yok, ağalık, marabalık diye bir şey yok sayıklıyordunuz, zaten bu nedenle anlatması zor ya!) Birde Çin ve kaynaktan bahsetmişsin, sanki ABD o bölgeyi ele geçirince sanıyorsun ki ABD halkı yiyecek, yahu 3-5 büyük konsorsiyum aralarında pay edecek, o konsorsiyumların başındakilerde işte egemen sınıf yani toplumun, ekonomi-politiğin ,sermaye ve kaynak akışının, sömürünün üst kademesinde olan kesim=>SINIF, yani o yazıyı yazıp burada sınıf yoktur dediğinde, aslında kendi yazdıklarınında kulaktan dolma olduğu kanısı güçleniyor bende :)
Aha bunu iyi oku!
http://www.hurriyet.com.tr/planet/17583953.asp
Bunlarada göz gezdir ve TPAO'nunda bu konsursiyumlara dilenmesiyle elde ettiği kırıntılarda senin, benim çıkarın nedir gel bana onu anlat! Sınıf, mınıf yokmuş, sizler ancak 3-5 kof etiket, sembol, yöccccceeeeee ırkımız lafzıyla gider 3-5 dümbük için ölürsünüz, sağ kalanınıza se ne mi düşer? Nah düşer, tabi 3-5 sınıftan biriside sen değilsen, o zamanc ephede de işin olmayacak! :)

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=168489
http://www.milliyet.com.tr/irak--bp-onderligindeki-konsorsiyuma-petrol-cikarma-izni-verdi/ekonomi/ekonomidetay/17.10.2009/1151422/default.htm


Neyse zamanımı boşa harcıyorum, zira böyle çok yüzeydeyiz, yani daha henüz alfabede, bu nokta için ise yazışarak olmaz, kişi hayat hikayesini noktalayana kadar ya bir şekilde öğrenir ya da öğrenemeden gider, bilinç montaj malı değil ki alıp montaj edilebilsin.. zaten o yazımda dedim ya, SİZ BÖYLE DAHA ÇOOOOK GELİP GİDERSİNİZ, O ÖKÜZ, O BUZAĞIYI DOĞURMAYACAK...

kut
20-06-2015, 13:53
Siz kömülerde (kömünistin kısaltması) anlama sorunu var, okuduğunu anlamada sıkıntı yaşıyorsun. Kalkmış bana hâlâ yeşil kuşak projesinin enjekte ettiği bilmem ne diyorun :)

Bizim gibi doğu toplumları hiçbir konuya sınıf açısından yaklaşmaz, ben bunu kast ettim, bu gerçeği ister kabul et, ister etme.

Boolean
20-06-2015, 14:02
Siz kömülerde (kömünistin kısaltması) anlama sorunu var, okuduğunu anlamada sıkıntı yaşıyorsun. Kalkmış bana hâlâ yeşil kuşak projesinin enjekte ettiği bilmem ne diyorun :)

Bizim gibi doğu toplumları hiçbir konuya sınıf açısından yaklaşmaz, ben bunu kast ettim, bu gerçeği ister kabul et, ister etme.

Siz de asıl gerçeği ister kabul edin, ister etmeyin. :) Doğu toplumu, batı toplumu ülkeler geliştikçe ortadan kalkıyor. Nasıl İslamcılar zaman ile baş edemiyor. Siz de edemeyeceksiniz. Ulaşım araçları gelişti, iletişim teknolojileri gelişti.

Eski nefretler bitiyor. İnsanlar birbirlerini tanıyor. 50 sene önce tanışsalar birbirlerini boğazlayacak olan bir Japon ile Koreli arkadaş olup, aynı eve çıkıyorlar.

Gelişmiş ülkelerde eğitim de arttığı için, uyanış başladı. Köle olduklarını görüyorlar. Bir ev almak için 20 sene çalışmak zorunda olmalarından şüphe duyuyorlar.

Kapitalizm çatırdamaya başladı.

Japon ve Ainu toplumu konusunda nasıl önce "Japonları koruma güdüsüyle çıkış yaptınız" sonra yukarıda "Japonların Ainulara asimilasyon yaptığını kabul ettiniz. (Kıvırdınız :) )" Bunları da zamanla göreceksiniz.

kut
20-06-2015, 14:33
Japonları korumaya falan çalışmadım (bana ne Japonlardan niye koruyayım ki?) siz okuduğunuzu anlayamamışsınız. Bu forumda okuduğunu anlayamama sorunu olanlar hayli fazla sanırım, ben ne yazıyorum siz ne anlıyorsunuz? :)

Geçenlerde de Postalmarx'a ve Dialectics'e batının ırkçılığı hakkında bir örnek yazdım. Irkçılık batılıların öylesine iliklerine dek işlemiştr ki reklam filmlerinde örneğin Bangladeşli bir erkek ya da kadın oynatmazlar, ille de beyaz ırktan birini oynatırlar, sizin gibi batının üstünlüğünü kabul etmiş kişiler de ister istemez, farkında olmadan bu ırkçılıktan etkilenirler ve örneğin başörtüsü reklamlarında bile Rus/Slav kadın kullanırlar dedim. Postal kalktı Bangaladeşlilere çirkin dediğimi iddia etti, oysa benim öyle bir imam bile olmadı, verdiğim örnek gayet açıktı. Yani, ben ne diyorum adamlar ne anlıyor. Ispartaküs de siz de böylesiniz...

Kapitalizmin bittiği falan yok, o sizin gibi kömülerin ham hayali :) kapitalizm dünyadaki tek sistem, dün de öyleydi bugün de öyle, yarın da öyle olacak. Kapitalizm ille de sömürgeci vb. olmak zorunda değil. Kapitalizmin olmadığı yerde özgürlük de olmaz, gelişme de, sizin komü ülkelerin haline bir bakın, İslam ülkelerinden halliceler :) bunun nedeni komünizmin de bir din olmasıdır, sizler de yobaz Müslümanlar gibi fanatik birer imanlısınız.

Şu anda bana bu iletiyi yazdığın bilgisayar, internet vb. tümü kapitalizmin sayesinde, sizin kömünizme kasaydık şu anda kolhozlarda çapa falan yapıyor olurduk üç kuruşa :)

Dünya tabii ki gelişiyor, tabii ki insanlar birbirlerini tanıyor, bu da kapitalizm sayesinde. Benim bir şey kaybettiğim yok, ben niye kaybedeyim ki? Tam tersine herşey benim savunduğum şekilde ilerliyor. Bugün artık insanların tek kimlik farkı "dil"leri, dil dışında pek bir fark yok, ileride belki dil farkı dahi kalmayacak, atıyorum 400-500 yıl sonra, insanlar oturup hiçbir halka ait olmayan %100 yapay bir dil icat edip, herkese eşit mesafedeki bu dili benimseyecekler belki de. Esperanto var mesela, yapay bir dil, ancak Esperanto Latincenin yandan yemişi, bu nedenle tüm dünyada bu dilin benimsenmesi güç, bir Japon neden Esperantoyu benimsesin ki? Üstü kapalı Latin dayatmacılığı olur bu.

Neyse, ileride, belki de ortak bir dile geçilebilir yani, beni bozmaz. Ancak doğal diller yaşadığı müddetçe, dil kimliğin tek ve yegane belirleyicisi olarak kalacak.

postalmarx
20-06-2015, 14:58
Geçenlerde de Postalmarx'a ve Dialectics'e batının ırkçılığı hakkında bir örnek yazdım. Irkçılık batılıların öylesine iliklerine dek işlemiştr ki reklam filmlerinde örneğin Bangladeşli bir erkek ya da kadın oynatmazlar, ille de beyaz ırktan birini oynatırlar,

Hayır tam tersi. Political correctness diye bir kavram var onlarda. Özellikle bu dediğin şeye dikkat ediyorlar. Her dizide filmde farklı ırklardan bir iki karakter mutlaka koyuyorlar. Big Bang Theory'ye bak mesela, bir tane Hintli bir tane Yahudi var. Veya Scrubs diye bir dizi vardır eski senelerde, ana karakter beyaz ama en yakın arkadaşı zenci.

Veya bir üniversitenin websitesine gir, öğrencilerin hani bahçede oturmuş olduğu falan resimler koyarlar ya, reklam amaçlıdır. Oralarda her zaman uzakdoğulu veya zenci falan bir öğrenci olur.

Zaten onların üniversitelerinde kota var. Belli bir sayıda "azınlık" yani beyaz olmayan ırklardan öğrenci almak durumundasın. Bunu devlet dayatmıyor, kendi kendilerine dayatıyorlar. Oralarda solculuk ve "political correctness" en çok üniversitelerde ve Hollywood'ta gelişmiştir.

Amerika'da bir ünlü insan kazayla bile ağzından ırkçı bir laf kaçırsa kariyeri biter. Mesela Seinfeld dizisinde oynayan "Kramer" adlı karakter geçen senelerde bir stand-up gösterisinde "nigger" falan kelimesi kullandı diye kariyeri bitti. TV'de özür diledi falan. Veya, 2014 başkanlık seçimi adaylarından Rick Santorum bir mitinginde Obama'dan "government nigger" diye dili sürçünce, ki "nig..." deyince hemen toparlamaya çalışsa da, bir hafta sonra falan adaylıktan çekildi. Çünkü büyük skandaldır o kültürde.

Boolean
20-06-2015, 15:07
Şu anda bana bu iletiyi yazdığın bilgisayar, internet vb. tümü kapitalizmin sayesinde, sizin kömünizme kasaydık şu anda kolhozlarda çapa falan yapıyor olurduk üç kuruşa :)

Şurada kahkaha attım ama sayın kut :) Aşıksınız kapitalizme. Babadan kalan yüklü miras var sanırım.

postalmarx
20-06-2015, 15:07
Ayrıca "affirmative action" diye bir politikaları var ki sağcılar ve solcular arasında çok büyük ihtilaf sebebidir. Bizim ülkede de son zamanlarda "pozitif ayrımcılık" diye getirilir oldu mesela. Daha çok kadınlar açısından bizde. Ama Amerika'da şirketlere belli bir "azınlık" yani beyaz olmayan personel kotası da dayatıyorlar. Yani senin 100 tane çalışanın varsa diyelim en az 5-10 tane işte zenci, uzakdoğulu, kızılderili falan çalıştırmazsan sana ceza kesiyorlar. Bunun gibi. Youtube'de ve Wikipedia'da "affirmative action" diye aratın.

kut
20-06-2015, 15:14
Hayır tam tersi. Political correctness diye bir kavram var onlarda. Özellikle bu dediğin şeye dikkat ediyorlar. Her dizide filmde farklı ırklardan bir iki karakter mutlaka koyuyorlar. Big Bang Theory'ye bak mesela, bir tane Hintli bir tane Yahudi var. Veya Scrubs diye bir dizi vardır eski senelerde, ana karakter beyaz ama en yakın arkadaşı zenci.

Veya bir üniversitenin websitesine gir, öğrencilerin hani bahçede oturmuş olduğu falan resimler koyarlar ya, reklam amaçlıdır. Oralarda her zaman uzakdoğulu veya zenci falan bir öğrenci olur.

Zaten onların üniversitelerinde kota var. Belli bir sayıda "azınlık" yani beyaz olmayan ırklardan öğrenci almak durumundasın. Bunu devlet dayatmıyor, kendi kendilerine dayatıyorlar. Oralarda solculuk ve "political correctness" en çok üniversitelerde ve Hollywood'ta gelişmiştir.

Amerika'da bir ünlü insan kazayla bile ağzından ırkçı bir laf kaçırsa kariyeri biter. Mesela Seinfeld dizisinde oynayan "Kramer" adlı karakter geçen senelerde bir stand-up gösterisinde "nigger" falan kelimesi kullandı diye kariyeri bitti. TV'de özür diledi falan. Veya, 2014 başkanlık seçimi adaylarından Rick Santorum bir mitinginde Obama'dan "government nigger" diye dili sürçünce, ki "nig..." deyince hemen toparlamaya çalışsa da, bir hafta sonra falan adaylıktan çekildi. Çünkü büyük skandaldır o kültürde.

Doğrudur. Benim kast ettiğim aslında daha çok batıdan çok batıcı olanlardı. Sana olan sözümü geri aldım, sen öyle değilmişsin. Ancak batıdan çok batıcı olup, kendileri de farkında olmadan ırkçılık yapanlar var, onları kast ettim. Daha önceki iletimde söz etmiştim, mesela Biscolata reklamı vardı, bu reklamı çekenler Türk, yani işin içinde batılılar yok, ancak bu reklamı çekenler muhtemelen söz etiğim çizgide batılılar, yani batıyı üstün kabul edip, farkında olmadan ırkçılığı benimsemiş olanlardı, bu nedenle reklamda hep Nordic ve açık kumral erkekler vardı, Bangladeşli ya da Moğol bir adam yoktu reklamda. Başörtüsü reklamlarını çekenler de Türk, ama onlar da her ne kadar batıya karşıymış gibi takılsalar da farkında olmadan batıyı üstün kabul etmişler ki reklamlarda hep Nordic ve Slavic kadınlar kullanıyorlar.

Yani kast etmek istediğim buydu. Benim bir arkadaşım mesela yurt dışına gitti geldi, bir sohbette kendisini nasıl hiç Türk'e benzetmediklerinden, kendisini İtalyan sandıklarından sevinçle bahsetmişti, işte benim bu batıperest arkadaşım da farkında olmadan batının üstünlüğünü kabul etmiş ve farkına varmadan Europid ırkı üstün kabul eder bir düşünceye gelmişti. Kast ettiğim bu tip kişilerdi...

postalmarx
20-06-2015, 15:34
Bu konuda haklısın. Bizde "beyaz" özentiliği var. Beyaz olmak deyince insanların aklına zenciden üstün olmak geliyor. Bir tane resim var mesela Avustralya'da 100 sene önce çekilmiş. İngilizler gelmiş, Aborjin zencilerin sırtına binmişler bir dereyi geçiyorlar. Eskiden böyledi beyaz olmak. Mesela bunlar gider Afrika'ya safariye, zenciler ilkeldir, karnını doyuramaz, bunlar ise en basit açlık meselelerini çoktan aşmış, parası var vahşi doğayı ve hatta "otantik" kültürleri görmeye gelmiş. Zenci buna hizmet eder vs.

Bizim TV'de mesela bir Turkcell reklamı vardı. Sertab Erener böyle bir safari arabası gibi bir ciple, safari kıyafeti gibi işte şortla mortla, Anadolu'ya gidiyor, oranın "otantik yerlisi"ne işte lütfediyor onla üstten üstten muhatab oluyor, ona "teknoloji" getiriyor. Kendisi "beyaz" olduğu için bu Anadolu yerlisi bunun bu kıyafetini ve Amerkanvari davranış şeklini mesela ayıplayamaz. Anadoluda kadın öyle giyinmez, ve kimse o tarz mimiklerle dublaj Türkçesiyle falan konuşmaz. Ama bu gelen bir "beyaz", farklı ve üstün bir kültürden gelmiş. Böyle şeyler işte. Bizde "Batılı" olmak sadece bu minvalde anlaşılıyor. Halbuki gerçekten Batılı olmak çok farklı birşeydir. Batılılar 100 sene önceki Batılılar değil artık. Kimse yerinde saymıyor. Bir tek biz.

spartacus
20-06-2015, 15:35
Siz kömülerde (kömünistin kısaltması) anlama sorunu var, okuduğunu anlamada sıkıntı yaşıyorsun. Kalkmış bana hâlâ yeşil kuşak projesinin enjekte ettiği bilmem ne diyorun :)

Bizim gibi doğu toplumları hiçbir konuya sınıf açısından yaklaşmaz, ben bunu kast ettim, bu gerçeği ister kabul et, ister etme.
Şimdi yazdıkalrımı okumayacağını düşünüyorum, uzun gelecek. Dedimya benim için zor zira alfabe! Ha dilersen acele etme, bir kaç günde bir uğra paragrafları oku, Yeşil Kuşak halt etti, dediğim gibi sizler Kahverengi Kuşağın nesillerisiniz, size miras kalan ancak anti-koministlik, ırkçılıktır, ama artık Yeşil Kuşakta gerekmiyor çünkü bilinciniz sıfırlandı, yani Kahverengi Kuşak modundayız..

Soylular ve soylular diye yaklaşır değil mi? Feodal bilinci aşamamışsın ki, dahi kapitalizm(günümüz) ve gelecek sosyalizm bilincini tartışabilelim. Sen hala babadan oğula geçer hanlıkların, yok Oğuzun 7 çocuğunun, şu ya da bu SOYLU kesiminin(SINIFININ!!!!) masallarını okur, destanlarını yazarsın..

Bir hayat hikayesi anlatayım..

Feodal toplumda ana sınıflar derebeyleri ve serfler daha temel düzeyde ise(tamda senlik doğu modeli) ağalık ve marbalıktı. Ağa kısımı(sınıfı!!!!) ağalığını, maraba da(sınıfı!!!) marabalığını bilecekti, aynen bu gün işçi işçiliğini bilsin demekle patron(sınıfı!) patronluğunu bilecek demek gibi. Hatta bu ayrışma o düzeydedir ki, burjuva sııfından bir erkek ya da kız, işçi sınıfından birisini sevip evlenmek istedi mi, SOYA, SOPA, yakışmaz gbi laflar önce baskın gelir zira öünde mesele soy, sop ayrımı değil sınıf ayrımıdır, bu ayrım tabi sizin göremeyeceğiniz biçimde toplumun dişinden, tırnağına, devletden, sosyal hayatın her alanına yansır. Örneğin villa kentlerin karşısındaki fakir yerleşimleri manzarayı bozuyor diye yıkılabiliyor dahi!(Araştırın İstanbul-Sultanbeyli Pendik). Feodal çağlarda ekonomi modellerinden birisi fetih ekonomisi, birisi üreim-rant ekonomisi idi...

İnsanların üzerinde kılıç sallayanların önüne kemiği koyanlar soylulardı. Yüzyılalrca köle olan halk, bu sefer de feodal sınıflar tarafından kandırılmaktaydı. Köleci fetih ekonomilerinin bskınalrından toplumalrı bu ilk yetme feodal sınıflar koruyacak ama karşılığında korunanlarda, koruyanlara biat edip, vergi ödeyecekti, hatta koruyanlara karşılıksız asker verecek, topraklrında çalışacaktı vs....

Zamanla bu sistem embriyon halden bebeklik, bebekliktente erişkin düzeye erişti. Fetih ekonomileri çağı kapanmış yerini feodal ekonomiler almıştı. Yani herkesin sahibi efendiler(AĞALAR=RAB), birde kullar(halk-marabalar) vardı... Bir yanda azınlık köle, kul sahipleri, öte yanda çoğunluk KULALR. Bu dengeyi sağlamak gerekirdi, işte develtlerin tarih sahnesine çıkışı gibi, dinlerinde tarih sahnesine çıkışının özü budur. Din havuç ile kulu-köleyi elde tutarken, devlet kılıçla, hukuk ve eğitimle, enjeksiyonla elde tutacak ve kullar sürekli kutsal devlet, mezhep, ümmet, genişleyen sınrılarımız ve çok çeşitli masallarla kandırılacaktı. Bir maraba için ağaların, derebeylerinin, mesela Osmanlı'nın Eflak, Boğdan derebeyliğini almasının O'na ne yararı, ne faydası ya da ne önemi olabilirdi????? Neyse yani bazılarımız hala MARABA zihniyetinde ama marabalığından haberi yok...

Neyse ben kısa, kaba ve alfabetik geçiyorum zira alfabedeyiz, ağır gelecek, ekonomi-politik dil kullanamıyorum. Günümüz egemen sınılarıda feodal sistemde meydana geldiler. Hatta taaaa 11-12. Yüzyıllarda... Muvaffak olmaları ise 500-600 yıllarını aldı! Feodal sistem toprağa dayalı üretim tarzı üzerine bina edilmişti. Yani HASAD, SERVET. Feodalitede ağalık(büyük ağalar derebeyleri), servet birikimi temelinde örgütlüydü, kapitalizmde ise sınıflar servet değil SERMAYE birikimi temelinde örgütlenir. Neyse onların da hayat hikayesinden biraz bahsedeyim.

Şimdi birde MANİFAKTÜR dediğimiz toprak dışı üretim vardır. Bu üretim tarzı doğası gereği FEODAL üretim yani toprağa dayalı üretimle çelişir. Feodalitede manifaktür, ATÖLYE üretimi değil, USTA üretimidir yani EV YA DA EL İŞİDİR. Tüccarlardan kumaşı alırsın gider evinde elbise dikersin, keçeyi şunu alır kendine çarık yaparsın... Ustalık gerektiren durumalrda kumaşını alır, komşunun kapısını çalarsın, elbise dik dersin, o kişi terzidir, diker sana verir sende el emeğinin karşılığında ona ağadan sana ölmeyeceğin kadar pay edilen buğdaydan biraz verirsin(ötekide servet biriktirir böylece)...

Siz doğu feodallerine anlatmak için başından başlamak gerekir.
"Zenginlerin tarlalarını - bütün toprak az sayıda kimsenin elinde toplanmıştı - kaldırdıkları ürünün yalnızca altıda birini kendileri için alıkoymak üzere ekip biçiyorlardı. Geri kalan altıda beşi kira ücreti olarak tarla sahiplerine vermezlerse kendileri ve çocukları köle olarak satılıyorlardı." Aristoteles Atinalılar Devleti, Bölüm 2.
Şimdi yerini öğrendin mi Kut?? Sınıfını bildin mi? Neymiş 6 da 1, yani sizin köle sınıfı ürettiğinin 6 da 5 ini efendiye(egemen sınıfa) verecek. Oranı gördün mü???? De bakalım bir insanın, bir diğer insanlara karşı köle olarak satılması ne demek! HANGİ HAKLA!!!!!! iyi bak hak ÜRETİM üzerinden biçimlendirilmiş ve oturup adamalr bu haklarını YASA yapmış, DEVLET böyle ortaya çıktı, her devlet egemen sınıfın devletidir, hukuku, sert yanıdır, yani havuç ve sopa meselesinde sopayı temsil eder...

Bu günde aynıdır, 6 da 1 yerine PARA kondu ve insanlık biraz daha ilerledi, sen ürettiğinden payını ayırıp geriye kalan büyük payı burjuvalara vermiyorsun, kapitalizmde durum değişti, burjuvalar sen üretirken daha üretir, üretmez ürüne el koyar ve o sana payını verir(yani ürettiğinin %20 sini sana, %80'ini kendisine alır). Köle olara satılmazsın, ama işten atılırsın, zaten bütün alınterin o karın tokluğunadır, aç kalırsan da öleceğini bilirsin, yani elin mahkumdur.....

Peki burjuva sınıfı nasıl ortaya çıktı? Hani yukarıda feodal dönem toprak dışı üretimden bahsetmiştim, el işiydi, ev işiydi, ustalıktı, zamanla şehirlerde UYANIKLAR türedi. Bunlar ev işi yrine ATÖLYE işi yapmaya başladı. Yani eski usta terzi, şimdi atölye açmıştı. Eski feodal tarz yerini manifaktüre bırakmıştı, yani artık sen kumaş götürüp bana elbise dik demiyorsun, burjuva kumaşı tüccarlardan alıp, envai çeşit elbise dikip vitrine asar oldu.... Yani el işi el emeği yerini HAMMADE-KAYNAK işlemesi temelinden alıp, üretime geçirdi, ortaya META çıktı(ticaret malı)... Bunlara şehirliler dendi(burjuvalar)... feodalizm bu burjuvalara karşı hem ekonomik hem de siyasi olarak 500-600 yıl savaştı. Bir kere bunlar soylu kesimden gelmiyordu, aristokrat kesimi temsil etmiyorlardı, ağa veya derebeyi soyundan değillerdi... Feodalizm LONCA SİSTEMİYLE bunalrı bitirmek için harekete geçti ve bu lonca sistemi burjuvaların belini bir 200-300 yıl kırmayı başardı... Yani kapitalizm bir dönem onalr içinde hayaldi artık...

Sonuç ne oldu? Burjuva sınıfı zamanla güçlendi, ağa-maraba ilişkisini aldı, yani toprak üretimi ilişkisii aldı atölye-fabrika ilişkisine evirdi. Şimdi mülkten yoksun maraba ama mülk sahibine kölelik edeb maraba yerini belirli bir miktar para karşılığında mülk sahibi olan burjuvaya kölelik olarak el değiştirdi. Bunun zemininde duran ise KOŞULALRDIR!!! O koşulalrıda senin öyle sandığın gibi yok insan doğası gereği dindir, başörtüsüdür mutlulu değil, bizzat sistemin kendisi AŞILAR! yani önce seni alır başörtüü ile mutlu olacağın düzeye getirir, sen de çocukalrını kandırırsın, onlarda kendi çocuklarını, bu korkunç girdap işledikçe işler... Sonra 2015 yılında Spartacus çıkacakta sana taaaa Arsito döneminden bir yazı aktaracak, sana masal gelecek tabi. Çünkü ne bilincin, ne kültürün ne de cehaletin özünde sana ait değil... Sana ne öğretiliyorsa, sistem ve egemen sınıfın yararınadır aynen feodalite de marabalara öğretildiği gibi, ağaya karşı gelmek ilahi adalete karşı gelmektir gibi...

Neyse alfabe düzyi zor oluyor, sana diyeceğim bu gün blincinden, inciğinden, eğitiminden, boncuğuna kadar bilincini belirleyen bilki o egemen sınıf çıakrlarıdır. Bu çıakrlar burada bir çırpıda anlatılamaz, ama nasıl ki 5/6 mevzusunda mülk sahibi hasadın %90'ını almazsa, üreticiyi köle pazaralrında satıyorsa buradaki çıkar hasadın %90'ını alıkoymak çıkzrıdır. Bu çıakr insanın, insanı köle edip satmasına değin bir yelpazeye varabiliyor. İşte o çıkar var ya o çıkar, tanrılarda yaratıyor, devletlerde, silahlı güçleride oluşturuyor.... Bu iş çıakr örgütlenmesi olarak KENDİLİĞİNDEN gelişip, serpiliyor, öyle masabaşına birisi oturup ağa şöyle olmalı, maraba böyle olmalı, burjuva böyle olmalı, işçi şöyle olmalı demiyor... Sistem bir kez kurulmuş ise, artık otomatikman işler....

Neyse, bir zamanlar işçier 16 saat çalıştırılıyordu ve 12 saatlik iş günü talebinde bulunmak bile işçi için ölüm demekti. bakarsan 100 yıl evvellere çalışma saatinin düşürülmesi talebinde bulunan işçilerden kimileri öldürülmüş, kimileri iten atılmıştır vs. Yani merkezde olan çıkarlardır... Her sınıf çıkarını güder, o hasadın 6 da 5 dilimini(yani çoğunu nerdeyse hepsini) mülk sahibi ağaya-derebeyine veren isterki bu oranlar değişsin! 6 da 5 ini değilde dördünü versin, kendisine hiç olmazsa 1 yerine 2 kalsın! Sonra bu istem artar, oran 6-5 den 6-1 e kadar zorlanır. O halde kim karşı koyacak bu çıakrlara? Devreye silahlı ordu, devlet, din, eğitim şu bu girer, zira nasıl ki 6 da 1'ci çıakrını güdüyorsa, ötekide çıakrını güder ve egemendir... O derecede egemendir ki, topraklarda çalıştırdıkalrı insanları dilerse köle olarak satabilir bile!!!!

Kötü olan şurasıdır, egemene toprağı kazandıran, fetihlerde orada burada ölende yine o kölelerdir. Hani bir söz vardır, "her ağacın kurdu özünden olur" diye. Tarlada çalıştırdıkalrından bazılarını, güçlü, kuvvetli olanları köle olarak almaktansa, eline kılıç verip bundan sonra benim için savaşacaksın derler, bunu şahıs olarak söylemek meşruiyeti aşar, o halde devlet kurumu meşruiyeti burada da iş görür. neyse kısaca devlet demek, toplumun sınıflara bölünmüşlüğünde, egemen sınıfın ÇIAKRLARI ve yararına örgütlenmiş TEŞKİLATLAR demektir, özü, hasılı budur...

Neyse alfabe şimdilik bu kadar yeter. üzernde düşüneceğimiz sıradaki temel konu ise ÇIKAR eksnidir, ÇIAKR insanları OTOMATİKMAN ÖRGÜTLER, SINIFLARA ayırır.. Ne demişti BAKAN! Asgari ücretin artması demişti, İşçiye ZULÜMDÜR!!!!! Daha geçenlerde Cumhurbaşkanı kimlerle bir araya geldi? mesela TÜSİAD, öteden beri kimlerle sürekli bir aradadır MÜSİAD, bu süreğendir ve basın, yaın, medya da tamamen egemen sınıfın elindedir, zira kapitalizmde her kapının anahtarı sermaye gücüdür!!

Peki asgari ücretina rtması neden işçiye zulümdür KUT? İşçi SINIFINA zulümdür yani, çünkü işçiler, egemen sınıfın yani BURJUVANIN MALIDIR! Aristo'nun andığı sistem bu günde geçerlidir, aradaki fark sadece ama sadece biçimseldir! Anladınız mı neden zulümdür? Çünkü ülkede SINIFLAR vardır, AZINLIK ise egemen sınıftır, DEVLET ise bu SINIFIN devletidir, herkes ÇIKARLAR gereği hareket edecek ve bu öyle sandığın gibi kitaplarda yazmaz, otomatikmandır, aha tuvalete bile giriş tarzına kadar yansır.

Burjuvanın çıkarı kapitalizmdir(feodalizmde olduğu gibi bu günde!), işçilerin çıkarı ise sosyalizm! Bunun lamı, cimi yok. Egemen sistem kapitalizm lduğu için siz siyasi cahiller, sosyalizmi, kapitalizmi, tarihi hep kapitalizmin ideolojisyle öğreneceksiniz, yani yalan, yanlış, iftira, kara propagandaların bini bin para olacak! Yani demem oki, kölelik için çalışacaksınız, kasabın elindeki kuzusunuzdur, o düzeye erdrilmiş kuzualrsınız ki, cehaletinizle kasaba bağıracaksınız! Sen zahmet etme! Bu koyun can derdine düşemez, kasket, şapka, türban, ırkım!!! şu bu gibi dertlerden muzdarip, ver o bıçağı, ver o satırı ben kendimi senin için keserim!!!

Ben sana bu yazımda tek bir tae bile Komünist kaynaktan alıntı yapmadım, alfabe dili kullanacam diye, 10 yaşındaki bir çocuğun bile anlayacağı dilde uzun, uzadıya yazmak zorunda kaldım. Şimdi Komünist olmayan kaynakalrdan birisi Aisto idi, al buda önce Aristo'dan sonra Victor Hugo'dan!
"Ares tepesindeki meclisin ödevi yasaları korumaktı. Devlette en geniş yetkileri, en yüksek erki olan oydu. Düzgün davranmayanları cezaya ya da para cezasına çarptırabilirdi. Arkhonlar zengin ve yüksek soylu kimseler arasından seçiliyorlar, Arkhonluk etmiş olanların arasından Areopagos Meclisi'ne üye alınıyordu." Aristoteles Atinalılar Devleti, Bölüm 3.Eh artık sınıfını öğrendin, de bakalım bu Roma Demokrasisinde vekillerin ne alemde! Kaçı SOYLU-zengin, kaçı fakir? kapitalizmde VEKİL olmak için dahi milyar TL ler dökmen gerekir, zengin, soylu olman şu ya da bu, hadi şaştın yanıldın, halktan ama kapitalizminde bilincinde insanlar mecliste çoğunluk oldu, öyle kolayca yasa filan değiştireceğini, üretim ilişkilerine müdahale edebileceğini mi sanıyorsun! NAH değiştirirsin, ORDU devreye girer, kellerinizi alır, sistem yine devam eder, Aristo anlatıyor ya işte! En fazla asgari ücreti biraz yukarı çekebilrisin, kapitalizmde ezilen ve sömürülen sınıfların hayatında birazcık iyileştirmeler yaparsın, ama basın, yayın, eğitim, kitle araçları egemen sınıfın çıakr ve yararına işlediği için kısa süre sonra seni oradan alaşağı eder ve yaptıkalrını geri eski haline getirir, bol bl türban takar kafanıza, kandırır... Bunuda uzatmayım, bu işler böyledir, devlet egemen bir azınlığın, çoğunluk üzerindeki çıakrlarının ürünü, diktatörlüğüdür, bu hiç bir sınıflı toplumda değişmez!

"Romantizm Bildirisi
Yeryüzünde her zaman aynı toplum bulunmadı. İnsan türü, bizlerden biri gibi, kendi bütünü içinde büyüdü, gelişti ve olgunlaştı. Çocuktu adam oldu, şimdide onun yaşlılığına tanık oluyoruz. Çağdaş toplumun eski (antique) dediği dönemden önce bir başka çağ vardı. Eskiler bu çağa masal çağı diyorlardı. Aslında ilkel çağ demek daha yerinde olur. ...
İlkel çağda, kişi, yeni doğan bir dünyaya gözlerini açtığı zaman, şiirde onunla birlikte uyandı. Gözlerini kamaştıran ve onu kendinden geçiren şeyler önünde söylediği ilk şey ilahi oldu. Tanrıya çok yakından dokunduğu için tüm düşüncelerini coşku, tüm düşlerini ise hayaller oluşturuyordu. Soluk alır gibi şarkı söylüyor, içini döküyordu. Lirinin yalnızca üç teli vardı. Tanrı, ruh ve yaratılış. Herşeyi bu üçlü gizem kaplıyor, her şeyi bu üçlü düşün içeriyordu. Yeryüzü hemen hemen ıssızdı. Halklar değil, aileler, krallar değil, babalar vardı. Her soy rahatça varlığını sürdürüyordu; özel mülkiyet yoktu yasa yoktu, kırgınlıklar yoktu, savaşlar yoktu. Herşey hem tek kişinin hem herkesindi. Toplum şekli komündü. İnsan huzursuz değildi. İnsan bütün uygarlıklara beşiklik eden ve yalnız adamın gözlemlerine, tutkulu düş hallerine pek uygun düşen bir çoban ve göçebe yaşamı sürdürüyordu. Dilediğini yapıyor, dilediği yere gidiyordu. Yaşam gibi düşünceside rüzgara göre şekil ve yön değiştiren rüzgara benziyordu."
İlkel dönemler, şimdide ileri ilkel dönemdeyiz, gelecek ise modern dönemlerimiz olacak, yani insanlığın tarihinde sömürü, kölelik şu ya da bu gibi zor olanı başaranlarda bir gün tarih olacak, lamı, cimi yok, bir çırpıda olmayacak tabi , Avrupa bile reformları 500 yılda tamamlayabildi, gelecek bizlerden yani biz insanlardan yana... Sizin ırkçılığınız, ötekinin dinciliği, berikinin türbancılığı şu ya da bu, özünde kölelerin cehaletinin yansıdığı boyutudur yani masalımızdaki koyunun, ksaba benim cand erdim yok, türban derdim var, ırk derdim var, ver satırı ben kendimi keserimsen yorulma, sana kıyamam demesidir, yani tecavüzcüsüne zorluk çıkartmamasıdır bir yerde... Şimdi asıl soru, Osmanlı Eflak derebeyliğini alınca, bizim marabalar ve AVAM için ne değişti? Aristo'nun aktardıklarında o 5/6 cılar vardıya, hani köleler, EFENDİSİ gidip öteki coğrafyalarda toprak sahibi olunca, bu köleler için ne değişiyor? Tek şey, vayyyy benim efendim şurayı aldı! O kadarrrrr! Ne kırbacının ne köleliğinin markası değişmiyor, ancak böyle kendisine ve çıkarına yabancı göğüs kabartan cins andavallıklarla gözlerini kör ediyor, afyonlanıyor... Böööyüüüük ecdanınız!!! Siz yöce Osmanlıııııııııııııı, 3 kıtaya hükmettinizzzzzzzzz(ulan hepi topu, her şey padişahın, eşrafının, egemen sınıfın -asıl ağa beylerin- dili ve uçkuru arasındaydı, sizlere ise onlar için kölelik, onlar için ölmekten başka bir şey birde yöce peygamberim, dinim avuntusundan(afyonundan) başka bir şey yoktu(avucunuzu yaladınız yani)! Ecdadınız köle idi, siz ise efendileri ecdat sanıyorsunuz, öyle ecdatlığın taaaa... Ecdadınız ne zaman köle değildi biliyor musun? KOMÜN halinde yaşarken ve göçebe kültür ekseri komün hayatın mirasıdır, devlet, sömürgen ve kölelik sistemlerinden bir süre uzak kalmayı başarmıştır!!

Yöce ırkın Kut! Aman türbanı da eksik etme, tak kafana murlu ol, sanane dünya dönüyor, dönmüyormuş, hayat geçiyor, geçmiyormuş, boşverrr, git ırkvari semboller ara bul yakana iliştir mutlu ol, dünya zaten o 3-5 sembolden ibaret, aman gözünü açma, aman başını kaldırıp çevrene, dünyaya bakma, gerçi sen bunu idrak edemezsin, zira kendi insan tanımına göre ben boşa yazmış oluyorum, sana türban lazım, sana yakana takılacak etiket lazım, çünkü insan olma benliğine özgüvene sahip değilsin, kaybettiğin benlik ve özgüveni ancak öyle sembollerde arar, avunur, kendini kandırırsın :) Sonra da sana ABD'nin EGEMEN SINIFLARININ(! ve konsorsiyumalrının!) hangi kaynakları, neleri kullanarak sömürgeleştirme edeceğinin destanını yazmak kalır ve kendşni o yöce ırkım ayağına kullandırtırsın da kullandırırsın, ve sayende o ortam da yaratılır, ateş harlanır. Sistem değişmediği sürecede(yani dünya kaynakalrının çoğunluğu küçük bir egemen sınıfı azınlığın sermayesine aktığı sürece!) bu işlerrrr devam eder ve bir gün sıra sayende sana gelir ve senin küçük egemen sınıfın çıakrını o büyük egemen sınıfların sermayesinde görür, pay alır, devletde senin o küçük egemen sınıfının devleti zaten ve senin masalınıda dünyanın başka bir yerinde senin gibi yöceeee ırkım, türbanım şu bu diyen başkaları yazar ve bir gün sıra onalrada gelir... Gelecekte bir gün nasıl ki bu gün Aristo'dan bahsettiysek, senden de bahsedilir, nasıl köle olduğundan ve afyon olarak nelerin kullanıldığından(din, mezhep, ırk, millet vb)...

kut
20-06-2015, 16:03
Yazdığın tüm iletileri okuyorum Ispartaküs merak etme :), bunu da okudum. Fakat okurken şöyle bir hisse kapılıyorum, sen, ben ne yazarsam yazayım, kafandaki Türk-İslamcı ile tartışıyorsun. Bu nedenle boşu boşuna uzun uzun yazışmamıza gerek yok. Ben ne yazarsam yazayım, sen yine kafandaki Türk-İslamcıya hitaben cevap vereceksin.

Benim dini bir inancım olmadığı halde bana başörtüsü örneği veriyorsun. oysa ben o örneği, bizim gibi toplumlarda sınıf bilinci olmaz, insanlar her konuya din, mezhep, ırk vb. üzerinden bakarlar demek için vermiştim. Ben, Osmanlıcı olmadığım halde bana gidip Yüce Osmanlı vb. diyorsun :) bana ne Osmanlı'dan...

Irkçı olmadığım halde bana hâlâ ırkçı deyip duruyorsun. Sen de dindar Müslümanlar gibisin çünkü, ne dersem diyeyim, ne yazarsam yazayım imanına göre algılayacaksın. Çünkü komümizn dinine bağlı bir dindarsın ve komünizm dinine göre ben bir kafirim :) senle tartışırken aynen bir dindar Müslümanla tartışır gibi hissediyorum, onlar da karşısındaki "kafir" olunca, ne dersen de, kendi kafalarındaki kafirle tartışıyorlar ve kafir mutlak haksızdır.

Sen de anti-komünist bir kafirle tartıştığını bildiğin için, bodoslama tartışıyorsun, benim ne yazdığımın bir önemi yok. Sen mutlak doğrunun, ben mutlak yanlışın temsilcisiyiz sana göre, bu nedenle tartışmamız anlamsız.

spartacus
20-06-2015, 16:13
Yazdığın tüm iletileri okuyorum Ispartaküs merak etme :), bunu da okudum. Fakat okurken şöyle bir hisse kapılıyorum, sen, ben ne yazarsam yazayım, kafandaki Türk-İslamcı ile tartışıyorsun. Bu nedenle boşu boşuna uzun uzun yazışmamıza gerek yok. Ben ne yazarsam yazayım, sen yine kafandaki Türk-İslamcıya hitaben cevap vereceksin.

Benim dini bir inancım olmadığı halde bana başörtüsü örneği veriyorsun. oysa ben o örneği, bizim gibi toplumlarda sınıf bilinci olmaz, insanlar her konuya din, mezhep, ırk vb. üzerinden bakarlar demek için vermiştim. Ben, Osmanlıcı olmadığım halde bana gidip Yüce Osmanlı vb. diyorsun :) bana ne Osmanlı'dan...

Irkçı olmadığım halde bana hâlâ ırkçı deyip duruyorsun. Sen de dindar Müslümanlar gibisin çünkü, ne dersem diyeyim, ne yazarsam yazayım imanına göre algılayacaksın. Çünkü komümizn dinine bağlı bir dindarsın ve komünizm dinine göre ben bir kafirim :) senle tartışırken aynen bir dindar Müslümanla tartışır gibi hissediyorum, onlar da karşısındaki "kafir" olunca, ne dersen de, kendi kafalarındaki kafirle tartışıyorlar ve kafir mutlak haksızdır.

Sen de anti-komünist bir kafirle tartıştığını bildiğin için, bodoslama tartışıyorsun, benim ne yazdığımın bir önemi yok. Sen mutlak doğrunun, ben mutlak yanlışın temsilcisiyiz sana göre, bu nedenle tartışmamız anlamsız.
Bende bizim toplum olarak yazıyorum Kut. Sana hitaben değil ki o ifadeler...

Sen şahıs olarak neden üzerine alınasın, üzerine alınacağın yerler;

Sınıf diye bir şey yok demendi...
Türban üzerine ifadeleride tabi ki senin insan tanımında düştüğün o türban yanlışı idi..

Yani insanlara ne verilirse onu söylemeleri, GERÇEĞİNDE öyle olduğu anlamına gelmez değil mi?

Yazım ise sınıfın ortadalığının alfabetik kısımı. Sen türbancı değilsen, başka türden etiketçisin, yani illa türban derken senden bahsetmiyorum ki, şahsına yazmıyorum, milyonalrca Kut var, sen çevre, ortam, koşulların gereği türban afyonunu kullanmazsında, öteki milyonlarca Kut kullanır!

Yani yazımda şahsına göre yazdığım yer neresi ise alıntılarsın, Kut dediğim her yer seni kastetmiyor... Kutları yani bizim toplumu ve insanalrımızı temsile diyor, onlara da kimin neyi kullandığını! Bu yelpazede ben sana şahsi olarak şu ya da bu sana ait demiyorum ki, sana düşen o yelpazede(yani türbandan, ırka, hatta futbol takımına, meta seviciliği, fetişzmine değin geniş bir yelpaze) SENİN PAYINA DÜŞEN nedir buna bakmak ben ise o düzeyde özele girmedim hiç, kendi adına kendin bakmalısın, ben değil... Ve sen çıkıp hala IRK temelli düşünceler üretirsen, sınıf, mınıf diye bir şey yok, senin anlattıkalrın HAYal DERSEN, İZİN VERDE BENDE seni neyin bu derecede afyonladığının analizine yönelebileyim :) Şimdi başka konualrdan sana ait ifadeleri burada alıntılatma, zamanımız gidecek :)

Kendi kafamdaki kafirle yazışıyorsam, alıntı yap mesela nerede yapmışım? Senin ismin Kut olabilir ama bana göre milyonalrca Kut var, hitap ile temsili karıştırıyorsun bence..

hani Aristo demiştim, şu 6 da 1 meselesi, isimleri Kut olsa ne olur, Spartacus olsa ne olur, bu günde aynı diyorum, değişen sadece biçim :)

neyse boşver şahsi kısımları, eleştireceğin yerlere değin... haklı, haksız kafasından da sıyrıl, sınıf, mınıf hikaye, söylediklerin hayal diyen sendin, bana da hayal olmadığını yazmak düşüyordu, haklı olmak ne yahu???!

Boolean
20-06-2015, 16:16
Irkçı olmadığım halde bana hâlâ ırkçı deyip duruyorsun.

Madem ırkçı değilsiniz. Irka bakmıyorsunuz? Peki nedir bu Türklüğü gösterme çabanız? Ben de Türküm mesela. (Nikimi Börteçine yapsaydım keşke) :) Fakat sizin gibi Kurt logoları koyma gereği duymuyorum.

Nedir bu Türklüğü öne çıkarma sevdası? Ya Kongolu olsaydınız, Bakongo heykeli falan mı koyacaktınız?

https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/b/be/Raccolte_Extraeuropee_-_Passar%C3%A9_00139_-_Statua_Bakongo_-_Rep.Dem.Congo.jpg/320px-Raccolte_Extraeuropee_-_Passar%C3%A9_00139_-_Statua_Bakongo_-_Rep.Dem.Congo.jpg

Bak ben Kongoluyum. Baaaaaaaak. Bak ben Kongoluyum.

kut
20-06-2015, 16:43
Madem ırkçı değilsiniz. Irka bakmıyorsunuz? Peki nedir bu Türklüğü gösterme çabanız? Ben de Türküm mesela. (Nikimi Börteçine yapsaydım keşke) :) Fakat sizin gibi Kurt logoları koyma gereği duymuyorum.

Nedir bu Türklüğü öne çıkarma sevdası? Ya Kongolu olsaydınız, Bakongo heykeli falan mı koyacaktınız?

https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/b/be/Raccolte_Extraeuropee_-_Passar%C3%A9_00139_-_Statua_Bakongo_-_Rep.Dem.Congo.jpg/320px-Raccolte_Extraeuropee_-_Passar%C3%A9_00139_-_Statua_Bakongo_-_Rep.Dem.Congo.jpg

Bak ben Kongoluyum. Baaaaaaaak. Bak ben Kongoluyum.

İstediğim avatarı koyabilirim, bunda ne var ki? Bu, Türklüğü öne çıkarmak mı? Hadi öyle olsun diyelim, Türklüğü öne çıkarmak neden yanlış olsun? Laz üyeler de Lazlıklarını öne çıkarsınlar, engel olan mı var? :)

Türklerin kullandığı simgelerden biridir börü/kurt, altına da Türk alfabesiyle Türk yazdım :) kendi alfabemizi kullanmamız gerektiğini düşünen biriyim. Yani avatarım dünya görüşümün bir özeti gibi.

Türk kültüründe Börteçine diye bir şey de yok bu arada. O, bizim uydurmacı Türkçülerin inandığı bir şey. Börte-çono, Moğolcada alaca-kurt demektir, Türk kültüründe börte-çono yoktur, sadece börü vardır rengi önemli değil (yani ille boz olacak diye bir kural yok) :)

Aryıca tek simge kurt da değildir, geyik, kaplumbağa, kartal, dağ keçisi de kullanılan Turkic simgeler arasındadır, ben en çok bilinen olduğu için börü'yü seçtim.

Türk olup da Türklüğü önemsememek de bir tercihtir, önemsemek de. Türkseniz ve Türklük sizin için önemli değilse, o da olur, sizin tercihiniz.

Boolean
20-06-2015, 16:49
1. Aşama: İstediğim avatarı koyabilirim, bunda ne var ki?

2. Aşama: Bu, Türklüğü öne çıkarmak mı?

3. Aşama: Hadi öyle olsun diyelim

4. Aşama Türklüğü öne çıkarmak neden yanlış olsun?

5. Aşama: Laz üyeler de Lazlıklarını öne çıkarsınlar

Sonuç: "Bu türklüğü öne çıkarmak ve bu yanlış değil."

Düşünüyorsunuz en azından yazarken. :)

kut
20-06-2015, 16:52
Ayrıca Türk kimliğini önemsemek ırkçılık mıdır? Kürt, Laz, Zaza, Ermeni olup kimliğni önemsemek demokratik ve kültürel hak ama Türk olup kimliğini önemsemek ırkçılık mı? Aklıma şu karikatrü getirdiniz

http://store.donanimhaber.com/6c/70/a7/6C70A7B53A3924AAC027771E7ABFBB9E.jpg

postalmarx
20-06-2015, 17:03
İstediğim avatarı koyabilirim, bunda ne var ki? Bu, Türklüğü öne çıkarmak mı? Hadi öyle olsun diyelim, Türklüğü öne çıkarmak neden yanlış olsun? Laz üyeler de Lazlıklarını öne çıkarsınlar, engel olan mı var? :)


Buna engel olan yok, dediğini herkes yapabilir. Ama düşünsene toplumu ki herkes etnik kimliğini öne çıkarmış, zaten Kürtlerin milliyetçiliği problem, ne diye bu tür bir davranış teşvik edilsin ki? Yani sence mantıklı bir davranış mı özellikle bugünkü konjönktürde? Daha kapsayıcı, 70 milyonu tek millet olarak tanımlayıcı kavramlara ve sembollere ihtiyacımız yok mu? Yoksa parça parça bölücü işaretlere kavramlara mı ihtiyacımız var? Sen bu bayrağı asarsın, sonra diğeri gider Kürt bayrağı asar. Ne gereği var?

Bence sen de bunun yanlış birşey olduğunu biliyorsun ama işte topluma isyan eden ergen psikolojisinde bunu yapıp sonra da insanlar kızınca "ben işte kendi irademle birey olarak birşey yaptım, insanlar bunu farketti, bir etkim oldu" diye kendinle gurur duyuyorsun. Yaptığın şeyin topluma zararlı birşey olması seni çok da rahatsız etmiyor. Çünkü şu an daha çok odaklandığın şey kendini ispat etmek. Ergence bir durum değil mi?

Boolean
20-06-2015, 17:08
Aryıca tek simge kurt da değildir, geyik, kaplumbağa, kartal, dağ keçisi de kullanılan Turkic simgeler arasındadır, ben en çok bilinen olduğu için börü'yü seçtim.

Ben olsam kaplumbağayı seçerim. :)

Fakat kaplumbağa, Türk gücünü zayıf gösteriyor diye ırkçılar genelde Kurt hayvanını seçiyorlar. :)

Sizin Kurdu seçmenizin nedeni, çok bilinmesi ve Türk kültürünü yaşatmak tabi. :)

postalmarx
20-06-2015, 17:09
Ben olsam kaplumbağayı seçerim. :)

Fakat kaplumbağa, Türk gücünü zayıf gösteriyor diye ırkçılar genelde Kurt hayvanını seçiyorlar. :)

Sizin Kurdu seçmenizin nedeni, çok bilinmesi ve Türk kültürünü yaşatmak tabi. :)

Kanadalıların milli maskot hayvanı porsukmuş :) Amerikalıların kartalına karşı onu gösterip Amerikalıların kendini bu kadar ciddiye almasıyla dalga geçiyorlar.

spartacus
20-06-2015, 17:16
Ayrıca Türk kimliğini önemsemek ırkçılık mıdır? Kürt, Laz, Zaza, Ermeni olup kimliğni önemsemek demokratik ve kültürel hak ama Türk olup kimliğini önemsemek ırkçılık mı? Aklıma şu karikatrü getirdiniz

Kut
Bu tür semboller sosyo-kültürel alana aittir ve özünde siyasi kimlik haleine getirilince hem dejenere ediliyorlar hem de istismara ve yanlış kullanıma dönüyor. Irkçılık orada başlıyor.

Mesela şeriatçı kime denir? Siyasi islamcıya...

Milliyetçilik, ırkçılık ile sosyo-kültürel zenginlik ve temsili arasında dağlar kadar fark var.

İkincisi çerçevesinde ise, dilediğiniz sembolü kullanmanızda ben hiç bir sorun görmüyorum. O sembollerin oluşturulduğu tarihlerde de kimse çıkıp kendisine, ırk merkezli TÜRK demiyordu ve dahi o semboller IRK temelli değil SOY temellidir, sosyo-kültürel bir mirastır da. :) Ben bir beis görmüyorum sorun ve intiba meselesi ise tamda o siyasi islam örneğini verdiğim gibi siyasi etnisite durumu hasıl olduğunda ortaya çıkıyor.

Doğrusu ben bir türlü ayırt edemiyorum, hangisi...

Birde genelde bazı milliyetçilerimiz sürekli cumhuriyet ve laiklikten dem vurur, ama etnisiteyi siyasete alet etmekte de bir beis görmezler, yani anti-laiktirler ama laiklikten de dem vururlar. Bunu şuna bağlıyorum, sosyo-kültürel olan ile siyasal olanı karıştırmaları ve aslında siyasal tarafta durmakla asli yönü kendilerinin dejenere etmeleri. Özünde siyasi islam adına dinin hiç bir sosyo-kültüre yanının önemi yoktur ve zaten insanlığa zarar verirler, milliyetçiler içinde aslında sosyo-kültürel açıdan, şu ya da bu temellerde hiç ama hiç bir biçimde milliyet umurlarında değildir(yani ikiyüzlüdürler). Umursadıkalrı doğuştan onlara enjekte edilen devlet, bayrak, sınır hamasetidir, yoksa millet filan umurlarında değildir, kısaca onlara taş aşılansa, taşaı tabu etseler bu seferde taş uğruna kamasi nutukların kurbanı olacaklardır(insan bu yani özü hayvandan farklı değil, şartlandırılabiliyor ve şartlandırana ise ara, sıra çıakrı adına zili çalmak işi düşüyor-şartlı refleks!-). Gerçekten siyasi, yani anti-laik düzlemde millet hiç, ama hiç umurlarında değildir, nasıl bir hayat yaşadıklarının, dünyanın nasıl bir yer olduğunun, insanlığın hangi koşullarda yaşadığının onlar açısından bir önemi olmaması gibi, hatta öyleki onca türk kadını ANALAR! çocukalrına 3-5 ekmek götürecek diye onun, bunun kapısında hizmetçilik eder, boyun büker, gündeliğe gider bu umurlarında değildir, onalr dik başlı TÜRKTÜRLER, bu kafaları sayesinde işte Türk analar(tüm diğer halktan analar), aç çocukları için başkasına boyun eğer ve bu hali durumun en önemli nedenlerinden biriside toplumun o etiket afyonuyla uyutulmasıdır, yani toplum kendinden bi haberdir... Tek önemsedikleri afyonuyla kölesi oldukları sembollerdir yani soyut, kimisi taş, kimisi kağıt parçası üzerine çizilmiş şekiller(insanın kendine bu kadar yabancılaşması ancak afyonla mümkün).

Şeriatçılar içinde inançlı toplumların, o insanların nasıl yaşadığının önemi yoktur, ölürlermiş, öldürürlermiş, birbirini boğazlarmış zerre önemi olmaz, Boko Haram gibi, İŞİD gibi, yani insanın zerre değeri, önemi yoktur, onalr açısından müslümanlar da insansa tabi! Etiketçiler kendilerini insan olarak görmezler, kullananlarda onları insan olarak görmez çünkü insanlıklarını, etiketlere teslim etmekle çoktan kaybetmişlerdir, bu insanın kendisine yabancılaşmasıdır, vicdanına kadar kaybetmesidir. O nedenle de kullananlar insaniyete, bu kişilerin yaşadığına, hayatlarına zerre değer vermez zaten ötekide ben insan değilim demek için çırpınır, ben sembolüm diye bağırır, Boko haram gibi yapılar yüzlercesini rahatlıkla katleder ve insanlığını kaybetmiş öteki etiket köleleride buna destek verir, hatta askeri olur.

Bu tarz-ı siyasetin islamı, hristiyanı yok Türkü, yok bilmem hangi ırkı diye bir ayrımı yok, siyasetle dejenere edildi mi bir kez artık sadece istismar aracıdırlar, ve bu düzeye getirtilen her insan da benliğini kaybeder, millet der ama milelt zerre umrunda değildir, sadece kullananların çıakrları, onlara ezberletilen sloganları uğruna yaşadıkalrını öngörecek derecede bilimden, insan olmaktan uzaklaşırlar. handiyse varlığımı etiketime borçluyum düzeyine değin dincileşirler(islamcıları düşünün, kıyaslayın anlaması çok kolay)...

Neyse ben senin ifadelerinde farkı ve ayrımı bir türlü koyamıyorum, sosyo-kültürel mi, siyasi etiket mi-ırkçılık, şeriatçılık düzeyi mi-?

Sosyo kültürel ise bu bizim zenginliğimizdir. Siyasi-ideolojik düzeyde kullanım ise dejenere olmuşluğumuz, yani neresinden baksan zarar, ziyan etmişliğimiz.

kut
20-06-2015, 17:57
Buna engel olan yok, dediğini herkes yapabilir. Ama düşünsene toplumu ki herkes etnik kimliğini öne çıkarmış, zaten Kürtlerin milliyetçiliği problem, ne diye bu tür bir davranış teşvik edilsin ki? Yani sence mantıklı bir davranış mı özellikle bugünkü konjönktürde? Daha kapsayıcı, 70 milyonu tek millet olarak tanımlayıcı kavramlara ve sembollere ihtiyacımız yok mu? Yoksa parça parça bölücü işaretlere kavramlara mı ihtiyacımız var? Sen bu bayrağı asarsın, sonra diğeri gider Kürt bayrağı asar. Ne gereği var?

Bence sen de bunun yanlış birşey olduğunu biliyorsun ama işte topluma isyan eden ergen psikolojisinde bunu yapıp sonra da insanlar kızınca "ben işte kendi irademle birey olarak birşey yaptım, insanlar bunu farketti, bir etkim oldu" diye kendinle gurur duyuyorsun. Yaptığın şeyin topluma zararlı birşey olması seni çok da rahatsız etmiyor. Çünkü şu an daha çok odaklandığın şey kendini ispat etmek. Ergence bir durum değil mi?

Ergence bir durum olabilir belki, evet. Genelde benim gibi bir kimliğe (dine, ideolojiye, mezhebe, veya bir davaya vb.) kendini adayanlar (ki ben kendimi adamış değilim, sadece önemsiyorum) ya da önemseyenler, genelde hayattan pek hoşnut olmayan kişilerden çıkarlar genelde. Kimisi fanatik futbol takipçisi olur, hatta bu uğurda döner bıçağıyla adam falan dahi kesebilir. Kimi komünist olur, devrim yapacağım diye ortalıkta gezer, üçüncü sınıf izbe barlarda sesi sigara içmekten borazana dönmüş ak sakallı tipleri dinler, hem belki tipsiz bir komü kız da bulurum diye düşünür vb. :)

Kimisi kendini dine verir, milletin yaşamına müdahale ederi orulç tutmayana saldırır ve bundan sevap kazanacağını umar vb.

Ben gene iyi kötü akli dengesini korumaya çalışan biriyim, hiçbir siyasi oluşumla ilişiğim yok. Zaten Türk-İslamcı olmadığım için Ülkücü mülkücü olamam ki zamanında bir dernek açmıştık, derneği taş ve sopalarla basanlar komünistler, Kürtçüler vb. değil Ülkücüler oldu :) sonuçta kitapsız, kafir, kurda tapan şamanistleriz ya, o nedenle. O günlerden beri siyasete bulaşmadım. Benim için Türklük sadece dil ve kültür olayı hepsi bu.

Hatta kendi çizgimde yeni bir Türkçülük anlayışı oluşturmaya çalıtım ama çok zor, bir kesim Nihal Atsız çizgisinde işin içine ille de ırkçılığı sokuyor, bir taraf Türk-İslamcı vb.

Kafamdaki şeyi kimseye anlatamadım. Beni klasik Türkçüler de sevmezler. Belki de bu nedenle gidip de Türkçü forumlara değil buraya yazıyorum, çünkü Türkçü forumlarda beni anında banlarlar (bir zamanlar atsızcılar.com mu ne vardı, iki gün kalabildim forumda, banladılar). Burada özgür bir ortam var, dediklerimi anlama ihtimali olan kişiler var.

Benim savunduğum şey kimilerine göre oldukça ütopik ve manyakça bir şey olduğu için fazla takiçisi yok :) Dediğim gibi benim için Türkçülük sadece dil ve kimlik bazlı, gerisi hikaye. Ben, biz Türklerin kendi alfabemizi kullanmamız gerektiğini düşünüyorum mesela, bunun pekçok gerekçesi var, birincisi dilimizin ilk kez yazı dili haline gelmesi bu alfabeyle, bir dil hangi alfabeyle yazı dili olmuşsa ilelebet o alfabeyi kullanmalıdır ki köklü bir yazı geleneği oluşsun. İkincisi dilinizdeki tüm sesler, ancak kendine özgü alfabenizde vardır. Mesela Türkçede bir kapalı e sesi vardı bir de açık e, bunlar tıpkı o ile ö gibi farklıdır. Türk alfabesinde bu iki harf de vardır, ancak kendi yazımızı bırakıp da Arap yazısına geçtiğimiz günden beri, Türkçede bu iki harf yazımda gösterilmiyor, bence gösterilmesi gerek. Séksen sözcüğüne bakın örneğin, birinci e kapalı, ikinci e açıktır. Hép, sözcüğündeki e ile pergel sözcüğündeki e'ler ayrı harftir... Daha bunlar gibi nice şey kendi alfabemizde zaten var, mesela Osmanlıcada da olan genizden çıkan n "ñ" sesi, Türk alfabesinde de vardır. Türkçe özgün alfabede iki tane s, iki tane t, beş tane k vardır mesela, b iki tanedir, l, r vb. hep ikişer tanedir ve yarı-hece dizgesine göre yazılır ki bugün hâlâ hecelememizin nedeni de budur. Kendi yazımızı kulanmamız bizler için en iyisi ve doğrusudur. Çünkü Latin alfabesi de Türkçe için gereksizdir, fazladan harf yazdırır. Çünkü bu alfabe Latin dili içindir. Mesela Latin tabanlı Türk alfabesine bakın, söz gelimi dikişçililik yazdık, bakınız hep "i" sesi var, çünkü Türkçenin yapısı gereği böyle, işte buradaki "i"lerin tümü Türk alfabesinde yazılmaz, çünkü gerek yoktur, tarif etmek gerekirse dikşçlk gibi yazılır ancak "dikişçilik"okunur (bunları anlamanız için alfabeyi iyi bilmeniz gerek). Bir diğer örnek, görüştürücülük mesela, bakın yine bir sürü "üüüü" :) yani Latin tabanlı alfabe bize boş yere fazladan harf yazdırıyor, harf kalabalığı. Oysa kendi alfabemizle yazsak bu sözcüğü görştrclk gibi yazılır ilgili damgalarla ve "görüştürücülük" okunur, çünkü alfabenin yapısı dilin yapısı ile koşut...

Nyese, şimdi bunları deyince "dil ırkçısı" diyorlar adama, yav arkadaş bu dil bizim ise bu dili biz koruyacağız, alfabedeki eksikleri biz gidereceğiz, ama çoğu Türk ne dilini önemsiyor ne kimliğini, bu nedenle benim gibi bunları önemseyenler marjinalmiş gibi oluyor. Oysa bir Gürcü kendi milli alfabesini kullanır örneğin, Ermeni de öyle. Şimdi bir Ermeninin işte bu nedenle ekstradan "Ermenici" olmasına gerek yoktur, zaten kendi alfabesini kullanıyor, Ermeniceye birileri gerekli gereksiz yabancı sözcük de doldurmamış, bu nedenle bir Ermeni zaten korunmuş dili ve kimliğiyle insan gibi yaşayabiliyor, ama ben Ermeninin durumda olmamız gerektiğini düşününce marjinal kalıyorum (öyle adlandırıyorlar). Bir Gürcü neden ekstradan Gürcücü olsun ki? Gerek yok...

Yani aslında benim ideolojim, tam aksine Türkçülüğü bitirecek bir ideolojidir. Benim gibi düşünenlere, kendi alfabemizi kullanma hakkı olsa mesela, resmi olarak yazımızı eğitimde, tabelalarda vb. hayatın her alanında kullanabilsek, bu tür Türklük eğilimleri olanlar zaten diğer halklar gibi kendi dil ve kültürleriyle yaşama hakkına sahip oldukları için ekstradan Türkçü olmaya gerek de duymazlar. Ben aynı şeyi Osmanlıcayı savunanlar için de isterim. Mesela Norveçte iki tane ayrı Norveççe vardır biri Bokmal (kitap-dili, edebi dil. Bizdeki bol yabancı sözcüklü Osmanlıcaya tekabül eder. Danca etkisi altında kalmıştır ve bolca Latince kelime içerir) diğeri ise Nynorsk (Yeni Norsça, ancak 1920'lerde yazı dili yapıldı, daha çok halk diline dayanır, eski Norsçanın devamıdır ve daha az yabancı kelime barındırır, bizdeki yörük ağızlarına tekabül eder).

Norveçliler medeni bir millet, bu yüzden dil yüzünden kavga etmemişler, "tamam ülen, ikisini de ayrı dil/lehçe sayar, ikisine de özgürlük veririz" demişler ve işi 20'lerde çözmüşler. Bizde ise hâlâ Türkçe-Osmanlıca, Latin harfleri-Arap harfleri kavgası bitmiş değildir. Çünkü bizde hep diğerine, senin gibi düşünmeyene boyun eğdirtme mantığı var, herkese özgürlük mantığı yok. Hep dayatma mantığı var... Norveçliler de bizim kafada olsalardı bugün Nynorsk diye bir dil yoktu, herkese Bokmal'i dayatmışlardı. Oysa bu iki dilden de vazgeçmek olmaz diye düşündüler, biri 800 küsür yıllık bir birikimin temsilcisi bir dil, evet Danca etkisi altında kalmış, evet çok fazla yabancı sözcük var ama o dilden vazgeçilemez demişler. Diğeri ise yazılı değil, daha az sözcüğü var, daha çok köylülerin, kırsalın konuştuğu bir dil ama o dil de özümüz, eski Norsçanın devamı, hem de daha fazla öz sözcük var deyip onu da korumuşlar. Özlerinden de vazgeçmemişler, sonuç olarak her iki dil de bugün ayrı diller kabul edilip korunmuş.

Bizde de Osmanlıca ayrı bir dil/lehçe sayılıp, kendi Arap tabanlı alfabesiyle, isteyenlerin kullanabilmesi hakkına kavuşmalıdır. Adına Türkçe dediğimiz ve Latin tanbanlı eksik alfabesiyle kullanılan mevcut dil zaten hepimizin ortak dili, yoluna aynen devam edecek. Bir de azınlık olan benim gibi düşünen Türkler/kişiler için özgün alfabesiyle yazılan ve daha çok eski Oğzuca söz dağarcığını ve halk ağızlarını baz alan bir ayrı dil/lehçe sayılmalıdır, Oğuzca adıyla belki... Bu dile de kullanım özgürlüğü olmalıdır bence.

Ülkedeki tüm tabelalar bu üç alfabeyle ve dille olabilir. Tabii ki bu düşünce ülkemiz için bir hayal, ama ben savunuyorum :) Eskilik sırasına göre, en başa Türk alfabesi, altına Osmanlı alfabesi en alta ise Latin tabanlı alfabe ile yazılabilir ibareler. Hatta bu dillere ek olarak Turkic olmayan ülkemiz dilleri de eklenebilir tabelalara, Lazca, Kürtçe, Zazaca, Ermenice vb. Çok dilli tabelalar...

Şimdi bu görüşlerime sırf Türk alfabesini savunuyorum diye ırkçılık ya da Türkçülük denemez bence, ama dil alışkanlığından dolayı biz de kendisimize Türkçü demek zorunda kalıyoruz. Bir de mesela Sayın Boolean gibi, Türk olduğu halde Türkçe gibi bir derdi olmayan, Latin tabanlı eksik gedik alfabe mi kullanmışız, Türkçe gereksiz yabancı kelimelerle mi dolmuş vb. bunları önemsemeyen Türkler de Türk olduğu için, kendimize ekstra başka bir ad bulmamız gerekiyor :) bu nedenle de kendimize Türkçü demek zorunda kalıyoruz...

Boolean
20-06-2015, 18:18
Türkolojiye merakı olan ve önem veren bir türksünüz. Türk alfabesini kullanmak durumu ise bence Türkiye'nin demografik yapısına uymuyor. Ülke kurulurken olsaydı olurdu. Kurslar açılıp Türklerin Türk alfabesini öğrenmelerini ise ben de desteklerim. Hatta kendim bile gidebilirim.

postalmarx
20-06-2015, 18:53
Bizde de Osmanlıca ayrı bir dil/lehçe sayılıp, kendi Arap tabanlı alfabesiyle, isteyenlerin kullanabilmesi hakkına kavuşmalıdır. Adına Türkçe dediğimiz ve Latin tanbanlı eksik alfabesiyle kullanılan mevcut dil zaten hepimizin ortak dili, yoluna aynen devam edecek. Bir de azınlık olan benim gibi düşünen Türkler/kişiler için özgün alfabesiyle yazılan ve daha çok eski Oğzuca söz dağarcığını ve halk ağızlarını baz alan bir ayrı dil/lehçe sayılmalıdır, Oğuzca adıyla belki... Bu dile de kullanım özgürlüğü olmalıdır bence.


Bu kadar bu işlerle uğraşan adamsın, yaptığın şu temel hata nasıl olabiliyor. Yani sokaktaki adam dil ile yazı arasındaki farkı karıştırabilir ama sen bu işle bu kadar ilgilenen adamsın, yakışmıyor.