PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Öğretici Rüyalar


Felâsife
26-06-2015, 01:13
Hiç rüyalarınızdan bir şeyler öğrendiğiniz veya kendinize dersler çıkarttığınız oldu mu?

Bu benim bazen başıma gelir, kendime küçük küçük derslerde çıkartırım, tabi bu her zaman olmaz, ara sıra olur.
Eğer böyle bir dersleriniz varsa, bunu duymaktan memnun olurum.
Ayrıca rüya deyince öyle uhrevi, ulvi vs. şeyleri kast etmiyorum, benim için rüya tamamen kişisel, içsel bir şeydir.

Geçen haftaydı, gündüz uyumuştum, uzunca bir rüya gördüm, tabi uzun olduğu için sadece son kısmını anlatacağım.

Bir adam oluyor, adamın kanatları var ve bir kuş gibide seri uçabiliyor, sonra ben bunu takip ediyorum, ben kendimi görmüyorum, ama sanırım bende uçuyorum ki onu takip ediyorum.
Oldukça uzak bir yere gidiyoruz, Sibirya'nın tundralıkları gibi ıssız yerler, kayalıkların dibinde bir Şaman oluyor ve onun yanına iniyoruz.

Kısa bir tanışma faslından sonra, uçan adam bir avuç fındık gibi tohumları Şamanın elinde ki kaseye döküyor ve bunları ezer misin diyor, Şaman da tabi deyince.
Uçan adam, tohumların içinde ki iki tane beyaz değişik tohumu ezmeden yapacaksın diye ekleyince, Şaman ona da tamam diyor ve çok hızlı bir şekilde, nasırlı ellerinde ki bir odun parçasıyla eziyor.
İçimden işinin ehliymiş hakikaten diyorum.

Sonra Şaman bizim uçana adama, kaseyi uzatıp buna kus diyor, bizimkide hemen hazırdaymış ki kusuveriyor.
(normalde kusmuktan hiç hazetmem) bir kaç metre öteye gidip, ben başlıyorum kusmaya, içimde ne varsa çıkıyor.
Sonra yanlarına geliyorum, Şaman kasede ki bu karıştırdığı şeyi bir yiyecek haline getirmiş, bana kaseyi uzatıp yer misin? diyor.
Ben de yemem diyorum... sonrada uyanmışım.

Buradan kendime çıkardığım ders tuhaf gelebilir ama adam kusmuğunu adeta geri dönüştürüp yiyor ve bundan iğrenmiyor ama bense iğreniyorum.
Kendimde kibir sezinledim ve son bir kaç aydır örn. tavuk derisini filan atıyordum ki bu rüyayı görünce, jeton düştü. Gerçi öncesinde pek atmazdım ama bunu tam bilinçle de yaptığım söylenemezdi, en azından şimdiki gibi net değilmişim diyebilirim.
Zaten burada ki Doğa vahşi değildir! (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=37355) konusuda bu meyanda ilerledi ki bundan sonra tabağımda, bir şey kalması, ısrafa gitmesi çok mümkün görünmüyor.

Hasılı yanlışımı TAM anlamış oldum. =)
Başka değişlede ne halt yediğimi anlamış oldum=\

Yıldıztozu
26-06-2015, 01:46
Rüyanda bütün bunlar olurken gerçekte seni sivrisinek falan ısırıyordur belki de :) Onun yansıması olabilir.

Ben rüyalarımda birkaç kere geleceği gördüm.
Mesela birinde rüyamda pencere camını kırdığımı gördüm ve o gün uyanınca yanlışlıkla aynayı kırdım. Bağlantılı gibi:D
Paralel evrenlere giderek geleceği yaşayıp geldim belki de rüyamda

Felâsife
26-06-2015, 01:55
Ben rüyalarımda birkaç kere geleceği gördüm.
Mesela birinde rüyamda pencere camını kırdığımı gördüm ve o gün uyanınca yanlışlıkla aynayı kırdım. Bağlantılı gibi:D
Paralel evrenlere giderek geleceği yaşayıp geldim belki de rüyamda
Rüyaların bir sınırı yok zaten, bağlantın iyiymiş yalnız :D

Aleph
26-06-2015, 02:19
Öğretici bir rüya olmuş gerçekten. Bu arada tavuk dersi yenmez mi yahu? Tavuğun en güzel yeri derisiyle gerisidir.. :) ;)

Yeri gelmişken ben de yıllar önce gördüğüm bir öğretici rüyamı sizlerle paylaşmak isterim:

Sene bilmem kaç, ben ilkokul 2. sınıftayım. Hoca bütün öğrencilerden çarpım tablosunu eksiksiz ezberlemesini istiyor. Hafta boyunca her gün rastgele soracağım diyor. Ben çarpım tablosunu sürekli tekrarlıyorum ancak ezberlediğimden bir türlü emin olamıyorum. Hoca her sorduğunda yüzüm kızararak sessiz kalıyorum. Hoca diyor ki: "senin doğru cevabı vermeni beklerdim, beni şaşırtıyorsun, otur yerine!" Daha çok utanıyorum, sıranın içine gömülüyorum.. Okul çıkışı mahcup ve utanmış bir şekilde evin yolunu tutuyorum. Her gün birlikte yürüdüğüm, evi bizim eve yakın olan bir sınıf arkadaşım var. O gün o arkadaşımı ekiyorum ve eve yalnız dönüyorum..

Anneciğim sobayı yeni yakmış. Kanepeye uzanıyorum. Sıcacık odada, yanmakta olan ateşin çıkardığı sesi dinleyerek uykuya dalıyorum..

Sisli bir ortamda, çok üzgün bir şekilde boynu bükük bekliyorum. Tıpkı bir dönem Samanyolu'nda oynayan şu aptal dizideki gibi sislerin arasından ak sakallı bir dede beliriyor ve bana doğru yaklaşıyor. Onu görünce bir anda içimi huzur kaplıyor. İyice yanıma yaklaşıyor ve elini omzuma koyarak soruyor: "evladım söyle bakalım, derdin nedir senin?" Kafamı kaldırıp yüzüne bakarak cevaplıyorum: "Çok çalışıyorum ama olmuyor, çarpım tablosunu bir türlü ezberleyemiyorum.." Teskin edici ve güven verici bir sesle gülümseyerek cevaplıyor: "evladım neden endişe ediyorsun ki? sen zaten biliyorsun çarpım tablosunu.." O anda inanılmaz bir hisle mucizevi bir şekilde çarpım tablosunu bildiğimi fark ediyorum. Sevinçten ağlamak istiyorum. Kucaklamak üzere ak sakallı dedenin boynuna atılıyorum, dede kayboluyor ve ben havayı kucaklıyorum. Sonra uyanıyorum...

Hemen evde bulunan abimin eline bir defter tutuşturuyorum ve arka kapağında yer alan çarpım tablosundan bana rastgele sormasını istiyorum. Hiç düşünmeden bütün sorulara doğru yanıtlar verince şaşırıyor ve afallıyor. "Sen hani bir türlü öğrenemiyordun? Dün sorunca bilemiyordun, bugün bir anda nasıl hepsini öğrendin?" Gülerek büyük bir özgüven ve mutluluk içinde cevap veriyorum: "Rüyamda ak sakallı dede öğretti..."

Bu rüya, kaygı ve stresin, gerçekte bildiğim bir şeyin üzerini örttüğünü, o şeyi geri çağırmamda işimi son derece zorlaştırdığını bana o yaşta öğretti. Hoca, her gün rastgele soracağım demişti ve bu sınanma korkusu bende kaygıya yol açmıştı..

"Endişe etme" demişti ak sakallı dede, "endişe etme". O günden sonra, girdiğim bütün sınavlarda kaygı düzeyin hep makul ölçülerde oldu..

gur91
26-06-2015, 03:57
bundan sonra tabağımda, bir şey kalması, ısrafa gitmesi çok mümkün görünmüyor.
Bende tabak sünnetlemeyi çok severim ama artık müslüman gibi gözükmek istemediğim için her zaman yapamıyorum , israfı da hiç sevmem doğaya gösterilecek en büyük saygı israftan kaçınmaktır bence.

Neva
26-06-2015, 09:05
Kendimde kibir sezinledim ve son bir kaç aydır örn. tavuk derisini filan atıyordum ki bu rüyayı görünce, jeton düştü. Gerçi öncesinde pek atmazdım ama bunu tam bilinçle de yaptığım söylenemezdi, en azından şimdiki gibi net değilmişim diyebilirim.


Kanatlilar(!) kacmis senin ruyana sanirim sevgili Felasife . Kanatlilar da yavrularini oyle kusarak veya agizlarina kusarak besliyorlardi degil mi?

Felâsife
26-06-2015, 09:36
Sevgili Aleph,

Sizin rüyada çok öğretici olmuş gerçekten, hemde küçük bir çocuğun ihtiyacı olan özgüven, kolay yoldan hallediliyor, müthiş.
Bazen anlamak ile anlamamak arasında kalıyoruz, sıkışıyoruz, ihtiyacımız olansa küçük bir tetikleme, bu tip rüyalar adeta imdada yetişiyor. ve ardından rahatlama...

Aslında aynı bende sizin gibiydim, olayı biliyordum ama bir türlü netleştirememiştim, tabi sonunda netleşmesi güzel.

Yalnız bu ak sakallı dede olayı Anadolu da çok yaygın, işe yarıyor olması, olayları çözüyor olmasıysa, ayrı bir ilginçlik tabi.
Çoğu kişinin vardır ak sakallı hikayesi, benim direk yok, ama Hintli bir şifacı veya burada ki gibi bir Şaman lar denk geliyor bana niyeyse :D
Neyse Hintliyi de başka bir zaman anlatırım, zira Şamanlığa dalmama kadar pek çok şeyi o sayede öğrendim sayılır, o da öğretici oldu adeta.

Bu anınızı detaylarıyla paylaştığınız için teşekkür ederim, tamda merak ettiğim şekilde olmasıysa, ayrı bir güzel.

Sevgiler
---*

Sevgili gur91,
Aynen öyle, israf etmek büyük sıkıntı, doğa zaten bize kullanmayın demiyor bir şekilde, var olan bir şeyi en etkin şekliyle kullanmak, en güzeli bu olsa gerek.
Zaten olay sadece tabakta da olmuyor, içtiğimiz sudan, kullandığımız eşyalara kadar, oldukça geniş bir alanı kapsıyor israf.

Kısaca kafada başlıyor vede bitiyor desek daha doğru olacak.

Sevgiler

Felâsife
26-06-2015, 09:44
Kanatlilar(!) kacmis senin ruyana sanirim sevgili Felasife . Kanatlilar da yavrularini oyle kusarak veya agizlarina kusarak besliyorlardi degil mi?
Valla kaçıp kaçmadıklarını bilmiyorum ama oynanan senaryo müthişti, hiç aklıma gelecek, böyle bir çıkarım çıkaracak, kırk yıl düşünsen olmazdı.
Dediğim gibi helede kusma işlerinden midem çabucak kalkar ki ne diyeyim bilemiyorum.

Felâsife
28-06-2015, 14:33
Yıl 2002-2003 filan, benim ağrıları tavan yapmıştı, günler haftalar geçtiği halde alevli dönem geçmediği gibi, artık iyice gücümde tükenmişti, öteki tarafa gidip geliyordum acıdan, ağrıdan.
Dr.lara da gitmiyordum zira bir işe yaramıyordu, silmiştim dr. alternatifini defterden çoktan, ama o son gece iyice çıldırdı ağrılar, sonra aklıma geldi dua filan edeyim dedim yattığım yerde, ki normalde o zamanlar bile dua etmezdim ben.

Uyuya kalışım, rüyamda;
Hindistanda çok meşhur şifacı/dr. varmış onun evini filan görüyorum, bu adam aynı Hindistanın dervişleri gibi yöresel temiz giyimli biri, hastalanan herkes onun evine gidiyormuş, ve her gelenede bir ot verip gönderiyor..(ben bunları rüyada HD film gibi çok net bir şekilde seyrediyorum)

Sonra bu meşhur derviş Türkiye'ye geliyormuş, daha doğrusu Ankara Esenboğa havaalanına geliyor, karşılamayada bir tek ben gidiyorum ve alıp şuan oturduğumuz eve getiriyorum.
Evde de biri daha oluyor (Hocam sayılan bir kişi) oturuyor konuşuyoruz filan derken, en sonunda yer sofrasında yemek yiyoruz ve yemek bittikten sonra aynen şunları söylüyor..

Herkes bende bir şey var sanıyor, oysa bütün keramet bu otta, diyor
(İki avcunun içinde otu bize uzatıyor)
O nedir? diyorum
Tütün diyor.
Şimdi bu tütünde Bitlis'in altın sarısı pahalı bir tütünü olur, aynı ona benziyordu.

Tabi ben bu olaydan sonra, tütünü kaynatıp içmedim mi, tütsü yapıp evde kullanmadım mı, öyle çiğ çiğ yemedim mi, ne yaptıysam hiç bir işe yaramadı.
Bu dedim yoksa şu mu demek dedim.
Yani tütün keyfi bir şeydir, İç tütünü bak rahatına mı demektir dedim, bu yöntemi de uyguladım.

Lakin ne hastalığım azaldı, nede tütün hakkında ki acabalar kafamdan gitti, dolayısıyla ara ara aklıma geldikçe, denemediğim diğer yöntemleri de denedim, tabi her deneme fiyasko ile sonuçlandı...

Rüyalara bu kadar önem vermezdim ama 96 yılında yakalandığım nefes darlığından, gene bir rüya ile, mucize gibi bir gecede şak diye kurtulunca, bu olayın peşini bırakmadım.

En son 2-3 yıl önce, netten Tütün ile ne kadar yazı varsa okumaya başladım, Tütün tabi ilginç bir bitkiymiş, kendini koruma mekanizmasından, topraktan radyasyon çekmeye, biliminde bakterilerin keşfinden, doğal tarım ilaçlamasına kadar, pek çok alana yayılmış, aslında zehirli sayılan bir bitki.
Tütün tarlarında çalışanlar tütüne temaslarından dolayı, yeşil tütün hastalığı gibi bir rahatsızlığa da yakalanabiliyorlarmış.

Başka bir şeyde “İmmun sistem” üzerinde ki etkisi ki bizim rahatsızlıkta tamda bu noktada, normalde insanlar “İmmun sistem” i güçlendirirlerken, bizdeyse tam tersi, baskılanıyor, bu da Anti-TNF denen ilaçlarla baskılanıyorlar, Tütünde baskılama yapıyormuş (http://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:fpluXbWyk1gJ:www.kocatepetipdergisi .aku.edu.tr/PDF/Ocak%202004/02Yasemin%20SUNUCU.pdf+&cd=2&hl=tr&ct=clnk&gl=tr&client=opera) meğersem.


Neyse uzatıyorum, araştırırken tütünün Şamanik dünyada bir fenomen olduğunu öğrenince, 2-3 yıl önce Şamanik dünyaya gelişi güzel bir dalışla daldım.
Tütün, Peyotl ve Ayahuasca gibi halusinojik bitkiler kapsamında "öğretmen bitkilermiş" Amerikan yerliler için, Asyada da aynen tedavilerde kullanılıyormuş.
Halusinojik etkisi olmasa bile, ruhu dinlendirme, temizleme gibi özellikleri onu bu kapsama almış, hatta usta bir Şaman için Tütün, diğer bitkilerden de önemliymiş, tütün içerek Ruhlar dünyasına geçebilmek ustalık belirtisiymiş.

Ez-cümle bu rüya hastalığıma bir çare olmadı, hatta dahada ilerledi ama içimdeki büyük bir boşluğu da doldurmaya vesile oldu, bir tütün peşinde çok şey öğrendim sayılır. Sanıyorum ki dahada öğreneceğim geride :D

Ya Devlet Başa, Ya Kuzgun Leşe.
Ya Tütünü Çöze, Ya Toprağa Gire.

Neva
01-07-2015, 12:06
En son 2-3 yıl önce, netten Tütün ile ne kadar yazı varsa okumaya başladım, Tütün tabi ilginç bir bitkiymiş, kendini koruma mekanizmasından, topraktan radyasyon çekmeye, biliminde bakterilerin keşfinden, doğal tarım ilaçlamasına kadar, pek çok alana yayılmış, aslında zehirli sayılan bir bitki.
Tütün tarlarında çalışanlar tütüne temaslarından dolayı, yeşil tütün hastalığı gibi bir rahatsızlığa da yakalanabiliyorlarmış.





Cok da faydasi vardir ama.

Barlas
01-07-2015, 12:18
Bir dönem İzmir'de yaşadım, bir berberim vardı, sarma tütün içerdi sigara yerine. Bir gün bende merak ettim, "Ağbi ver bakayım şundan bir duman nasılmış" diye, o da (boş bulundu herhalde) verdi. Bir duman almamla kafamın tepesinden başladı ateş, ta ayak parmaklarıma kadar indi. :)

Nasıl ağır, zehirden beter bir şey, ki ben sigara kullanan adamım ama en sert sigara diyelim Camel, onun beş katı daha sert, öyle diyeyim.

İlk ve son oldu. :)

Berber ağbi de zaten onu içmekten, kafadan 20 yaş daha yaşlı gösteren bir tipti, canlı cenaze misali.

Aleph
01-07-2015, 20:25
Bunu rüyanda mı gördün Barlas?

Felâsife
01-07-2015, 21:53
Cok da faydasi vardir ama.
Aması da var yani diyorsun :D
... Bir duman almamla kafamın tepesinden başladı ateş, ta ayak parmaklarıma kadar indi. :)

Nasıl ağır, zehirden beter bir şey, ki ben sigara kullanan adamım ama en sert sigara diyelim Camel, onun beş katı daha sert, öyle diyeyim.

İlk ve son oldu. :)

Evet böyle bir türün var sarma dünyasında iyi bilirim, bunu bilmeyen içtiğinde adeta ciğerleri yırtılır gibi olur, gözlerinden yaş gelir, öksürmekten bitap olurlar, Fransızların Gitanes sigarası bile bunun yanında hafif kalır, o derece sert içimli, bir tütündür o

Kendim parayla alıp hiç içmedim ama otlanarak çokta içmişimdir bunu, senin hesap bir abimiz vardı Remzi dayı diye sürekli bundan alırdı, bazen hele Remzi dayı tabakayı ver de bi yakam derdim... gerçi senin sigaranda içilmezya mecburiyetten içiyoruz işte derdik gülüşürdük. :D

Yalnız Remzi dayımız oldukça yapılı biriydi, gerçi vefat etti 70 ni de geçkindi ama bu tütünden alınca 4-5 kilo alırdı, başkada tütün içmezdi.
Bazen ikram ederdikte, elinin tersiyle iterdi bizimkileri :D

Felâsife
14-09-2016, 02:43
Rüya Ve Kader
Nisan ayının ortalarında kızım depresyona girdi, akabinde kendini kaybetmeler, korkmalar, kişilik kayıpları gibi tuhaf tuhaf şeyler yaşamaya başladı, resmen duyguları karıştı ve bunlarda ki akli kontrolü de sıfırdı. Hangi duygu öne çıkarsa onun kontrolüne giriyordu, bu bazen cinsellik, bazen korkular, bazen hayaller, öyleki tv ile konuşmadan tutunda, erkeklere aşırı ilgiye, oradan rüyalarını gerçek zannetmeye kadar içselinde ne varsa, ne duygu varsa, onların kontrolüyle hareket ediyordu. Baskıladığı ne duygusu varsa onlar dışarı çıktığı gibi, bizdende zaman zaman nefret ettiğini açıkça belli ediyordu. Aslında herkesten nefret ediyormuş, helede mutlu insanlardan özellikle nefret ediyormuş, zira o çok mutsuzmuş...
Bir gece bana sabaha kadar tüm sıkıntılarını anlattı ki şaşırdım kaldım, normalde unutkandır, 6-7 yaşından beri ne yaşadıysa 22 yaşına kadar olan süreci bir bir anlattı ki acayipti, neredeyse hiç bir detayı unutmamış ve dilide çözülmüştü...
O gün bam-başka bir kızım vardı karşımda, tabi o süreç fazla sürmedi, bir ki gün içerisinde diğer duygulara geçiş yaptı... Dediğim gibi kızım duyguları ne tarafa sürüklerse o tarafa gidiyordu.

Ayrıca eşimde bu olayla bilikte resmen zıvanadan çıktı, onunda psikolojisi darman duman oldu.
Kızım zaten işitme engeli yüzünden içine kapanık, derdini pek ifade edemeyen yönleride vardı, bunu biliyorduk, lakin böyle git-geller yaşamak, neredeyse aklını yitirmesi bu olayı çok daha zora soktu.

Çok geçmedi, 4-5 gün sonra psikiyatrik yardım da almaya başladık. Kâh ilaçlar, kâh bizim telkinlerimizle kızım düzelme eğilimine girdi. Bende hazır biraz düzelmişken Mayıs sonunda İstanbula götüreyim, iyi gelir, biraz kafası dağılır dedim. (Ne bileyim olayın daha kaotik bir hale gireceğini)
Neyse İstanbula kardeşimin yanına gittik, normalde kızımda zaten İst. severdi, gönüllüce gittik.

İlk günden sonra kızım gene dağıtmaya başladı, kontrolü zorlaşıyor, kafası karışıyor, saçma sapan şeyler yapıyor, kâh düzeliyor, kâh bozuluyordu, kısacası ayarı kaçmıştı gene, o haliyle hiç bir yerede götüremedim tabi, yoksa planlarım da müzeler, gezi yerleri filan vardı. Hatta İst. kartları filanda çıkartmıştım...

Ben çocukla uğraşırken, kardeşimde tutturmaz mı bu çocuk cinlenmiş diye... (haydaa al başına belayı...)
Ondan sonra bir cin muhabbeti aldı yürüdü, daha sonrada akrabalarada yayıldı mesele, hoca aramaya başladı millet, yok Düzcede şu hoca varmış, yok Beykozda bu hoca varmış, vs.
Ben çocukla uğraşırken, birde milletle uğraşmaya başladım ki girdiğim bunalımın haddi hesabı yok, ama tabi ben soğuk kanlılığımı hiç bozmadım...
Zaten soğukkanlığım baştan beridir hiç bozulmadı, adeta bu olayların önceden böyle olacağını bekliyor gibiydim... (onu en altta anlatacağım)

---

Derken tuhaf bir gelişme oldu;

Kardeşimle mutfakta karşılıklı oturup hem sigara içiyoruz, hemde kızımın hastalanması üzerinde konuşuyorduk... kızımda salonda uyuyordu...

Bir ara kardeşim;
"Ben hiç cin görmedim ama cin üzerine çok konuşma duydum" dedi.

ve der demez, birden irkildi kendini geriye attı, adeta elektrik çarpmış gibi oldu.

Ben bu konuşmayı daha önce yaptım, dedi...
devamında, Bu sahneyi önceden de aynen yaşadım diye ekledi, titrek bir sesle.

Ne oldu, nasıl filan diye sorunca, 4-5 dk. sonra.
Ben rüyamda aynen bu sahneyi yaşadım, aynı gene seninle böyle karşılıklı oturuyoruz, kızın da içeride hasta uyuyordu, her şey aynıydı, ve ben sana gene aynı bu sözleri söylüyordum dedi.

Rüyayı ne zaman gördün deyince, kıştan, Şubat aylarında gördüğünü söyledi, hatta o zamanda çok korkmuş, zira cin min değince normalde de çok korkar.

Kardeşime dedim ki;

Ben yanlış bir şey yapmadım, ne gerekiyorsa onu yaptım...
Bak şuan aynı rüyanda ki gibi karşı karşıyayız ve aynı şeyleri konuşuyoruz... rüyayı görende sensin ben değilim.
Keşke şöyle yapsaydın, keşke bunu yapsaydın, şu hoca, bu hoca gitseydin bunlar boş konuşmalar, olay hocalık değil, cin min meselesi de değil, bunda ısrarlıyım, çünkü olayın başlangıcını biliyorum dedim.

ve sende ta 3 ay öncesinden, daha bizim olay patlak vermeden haberin olmuş!
Bu yaşadığımız şeyin adı KADER başka bir şey değil.
ve yapılması gereken neyse bende onu yapıyorum, yapmışım ki bak buradayım! dedim...

Neyse uzatmayayım, kardeşim bu rüya dejavusu ve benimde söylediklerimden sonra biraz yumuşadı, ve bana ısrar etmeyi bıraktı.

---

Gelelim neden bu olayları bu kadar soğuk kanlı karşıladığıma, hatta eşim bana çok şaşırıyor, sen nasıl etkilenmedin diye, zira o da mahvoldu bu olay karşısında...
Birden evde bunalıma girmiş 2 kişiyle uğraşmak pek hoş olmuyor.

Eşime dedim, ben aslında böyle bir şeyi bekliyordum, fakat ne olacağını, nasıl gelişeceğini bilmiyordum, çokta şaşırmadım o yüzden. Geçen sene rüyamda kızım beni dinlemiyor ne desem tersini yapıyordu, rüyamda beni deli etmişti, adeta bana bir yabancı gibiydi, gibisi fazla resmen yabancıydı.
Sonra uyandığımda bu rüya boş değil, bakalım zaman ne gösterecekte dedim... ve dediğim gibide oldu... çok şaşırmadım...
Zira bazı şeyleri çoktan düşünmeye başlamıştım bile...

Senle farkımız; sen şimdi şoka girdin, şoktasın, bense o şoka bir yıldır önceden girerek zamanla atlattım, sende sabırlı ol zamanla bu şoku atlatırsın dedim...
Ve öylede oldu, her ikiside normalleşme sürecine girdiler bakalım.


Hasılı Rüya ve Kader ile 2016 da 2 kez yolum kesişmiş oldu... başka değişlede tedbirlerim boşa çıktı, olacak olan oldu...
Yani Kader ağlarını ördü, bense anca seyrettim, pek bir fonksiyonum olmadı, hiç olmadı.

Sevgiler

Şüpheci Dinsiz
14-09-2016, 04:17
Sevgili Felasife,

İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde iyi-kötü bir çevrem var. Yardım gerekirse bildirmen yeter.

Sevgiler

Felâsife
14-09-2016, 04:20
Çok teşekkür ederim sevgili dost, aslında bu aşamada çokta gerek kalmadı, dediğim normalleşme sürecine girdik, hal böyle oluncada çokta kurcalamak istemiyorum. Ama tabi düşünmen yeter, sağ olasın.

Neva
14-09-2016, 12:34
Ilginc bir deneyim olmus Felasife, durumun normallesmesine sevindim, ve fakat basliga cin kacmis gorunuyor.

Felâsife
14-09-2016, 13:00
Teşekkür ederim @Neva, sağ olasın.
Evet hakikaten ilginç bir deneyim oldu, başlığa cin kaçması da normaldir, insanların hiç görmeyipte bu kadar cin hakkında kesin fikirleri olmasıda acayip.
Adeta insanın bilmediği konularda çok şey bilmesine! tuhaf bir örnektir.=)