vartor
21-03-2007, 04:28
Bahr *Alfred
Fizikçi *gözüyle *Tanrının *gerçek *Varlığı *problemi.
*
* * Bütün *büyük *dinlerde, *Tanrı, *dünya *ve *insanların *yaratıcısı, *ki *aynı *zamanda *kâinatın *yaratıcısı *olarak, *düşünülmüştür. *Ayrıca, *Tanrının *uzay, *zaman *ve *maddeden *de *önce *var *olduğu *varsayılmaktadır. *Teologlara *göre, *Tanrı *tam *bir *“yokluk†*içinde *varlığını *sürdürüp *hüküm *sürme *yeteneğine *sahiptir. *Tarihimizin *büyük *düşünürleri, * bu *Tanrı-fikrine *felsefi *delillerle *sürekli *saldırmış *ve *eleştirmiştir. *Buna *rağmen *sorunlu *fikri *ve *düşüncelerle *desteklenerek *hayat *bulan *bu *Tanrı-fikir *hala *yaşamaktadır. *Bu *durum, *bu *Yaratıcı-Tanrı *fikrinin, *Fizikçi *mantığıyla *irdelenmesi *ve *tartılmasına *yol *açmıştır.
* Yaratıcı-Tanrı *fikrinin *esas *dayanağı *ve *aynı *zamanda *zayıf *noktası, *“yokluk†*kavramıdır. *“Yokluk†*içinde *tamamen *hiçbir *şeyin *var *olamaması *ispatı, *Yaratıcı-Tanrı *fikrinin *sonunu *getirecektir. *Ve *eğer *ki, *buna *ek *olarak, *teologların *“yokluk†*kavramının *gerçekte *var *olmadığı, *bu *kavramın *sadece *bir *düşünce, *beynimizdeki *spekülatif *bir *fikir *olduğu *gösterilse, *Yaratıcı-Tanrı *fikrinin *temel *dayanağı *yok *olmuş, *Tanrı *da *sadece *bizim *beynimizin *ürünü, *beynimizdeki *hayal-düş, *beynimiz *dışında *var *olmayan, *gerçek *olmayan *bir *fikir *olarak *ortaya *çıkacaktır. *Aşağıda *getirilen *deliller *bu *amacı *desteklemektedir.
* *Tanrının, *Kâinatı *yaratmadan *önce *de *var *olduğu *iddia *edilmektedir. *Bu *da, *O’nun *tam *bir *“yokluk†*içinde *var *olduğunu *içinde *barındırır. *Bu *yokluk, *zaman, *madde *ve *uzayın *kendisi *tarafından *yaratılmadan *önce, *Tanrının *bulunduğu *“süper-vakum†*veya *“süper-boşluk†*benzeri *bir *durum *olarak *tanımlanmaktadır. *Hâlbuki *“yoklukâ€, *“var *olmamanın†*bir *eşanlamlısıdır. *
* *Sonuçta, *Tanrının *“yokluk†*içinde *bulunduğu *iddia *edilmesi, *Tanrının *“var *olmamalık†*içinde *bulunduğu *anlamına *gelir. *Başka *bir *deyişle, *daha *hiçbir *şey *var *olmadığında, *yani *ne *uzayın, *ne *zamanın, *ne *de *maddenin *var *olmadığında, *kâinatın *var *olmadığını *bir *durumla *karşı *karşıyayız. *Ve *bu *“yokluk†*sadece *durumu *anlatır, *yani *bir *şeyin *var *olmamasını *durumunu *anlatır *ve *bu *da *“X†*zamanında *bir *şeyin *yaratılıp, *var *olabileceği *vakum *olduğu *anlamına *gelmez. *
* *Vakum *uzay-benzerdir, *boş *bir *uzaydır; *uzay-benzer *olmayan *vakum, *uzayı *da *barındırmayan *vakumdur, *böyle *bir *vakum *yoktur *ve *hiçbir *zaman *da *var *olmamıştır! *Hiç *kimse *havası *boşaltılmış *bir *kutunun *içinden *uzayı *söküp *alamaz. *Böylelikle *hiçbir *şey *yokken, *yani *“yokluk†*veya *başka *deyişle *“var *olmamalık†*varken, *bir *anda *uzay, *zaman *ve *maddeyi *elde *edemeyiz.
* Buradan *da *kâinatın *yokluktan *var *olamayacağı *sonucuna *varmaktayız. *Gerçekten *de *modern *uzay *bilim *bize *kâinatın *kuantum-mekanik *durumundan *oluştuğunu *söylemektedir. *Başka *deyişle *kâinat *oluşmadan *önce *bir *şeyler *vardı. *Kâinat, *böyle *söylemek *mümkünse, *başlangıç *evresinde *embriyo *halinde *var *olmuştur, *daha *sonraki *uzaya *dağılması *da, *bir *patlama *sonucu *olmuştur, *bir *Büyük *Patlama *sonucu *(Big *Bang) *! *Eklemek *gerekirse, *uzay *bilimcilerin *(Fizikçilerin) *son *çalışmalarına *göre, *tek *değil, *sayısız *ve *biri-birinden *bağımsız *var *olan *kâinatların *var *olduğu *düşünülmektedir. *Bu *uzay *bilimcilerin *(Fizikçilerin) *sonucu, *gerçekçi *gözükmektedir; *eğer *bir *kâinat *varsa, *neden, *başka *bir *yerlerde *başka *kâinatlar *olmasın *ki? *Ve *tabiî *ki *bu *durumda, *bu *“dünyalar *dünyasındaâ€, *teologların *“yokluğuna†*ve *bu *“yoklukta†*var *olan *Tanrıya *hiç *yer *kalmamaktadır. *
* Varsayalım *ki, *böyle *bir *“yokluk†*ve *bu *“yoklukta†*bulunan *Tanrı *mevcuttur *ve *bu *argümanın *sonuçlarına *bir *göz *atalım. *Tanrı *en *azından *form *ve *ölçülere *sahip *olmalıdır. *Ayrıca *kendisinin *bu *“yokluktan†*ayrılabilinmesi *için, *Tanrının *da *bir *tür *madde-varlık *( *sübstansiyon *) *olması *gerekmektedir. *Tanrı *basit *bir *“yokluk†*olamaz. *Ama *form *ve *ölçü *kavramları *uzaya *bağlıdır. *Fakat *uzayın *var *olmadığı *yerde, *yani *“yokluk†*içinde, *hiçbir *şey *form, *ölçü *ve *madde-varlığa *( *sübstansiyon *) *sahip *olamaz. *Yokluk *içinde *farklılaşma *ve *ayrılmaya *gerek *duyulmaz. *Ayrıca *yokluk *içinde *zaman *akışı *da *mümkün *değildir. *Zaman *akışı, *sadece *uzay *var *olduğunda *ve *bunun *içinde *maddenin *hareket *ettiğinde *veya *değişime *uğradığında *vardır. *Yokluk *içinde *hareket *edebilecek *veya *değişime *uğrayabilecek *hiçbir *şey *yoktur *zaten.
* Yokluk *içinde *saate *de *sahip *olamayız. *Sadece *uzay *içinde *zamana *sahip *olunabilir *ve *sadece *uzay *içinde *bir *şey *formuna, *ölçülerine *ve *madde-varlığına *(sübstansiyonuna) *sahip *olabilir. *Yokluk *içinde *her *şey *farklılaşma *özelliklerini *kaybeder *ki *zaten *Tanrı *da *kendisini *yokluktan *ayırt *edemez, *uzay, *zaman *ve *maddenin *var *edebilmesi *için *bir *“X†*zamanı *tayin *edemez, *yokluk *içinde *yoğrulup *gider, *yoklukla *tıpatıp *aynılaşıp *kendi *varlığını *kaybeder, *çünkü *yoklukta *“var *olmamalık†*mevcuttur. *Aynı *zamanda *Tanrının *eğer *ruhani, *her *ne *anlama *geliyorsa, *tabiatı *varsa, *o *tabiat *için *de *bu *durum *geçerlidir. *Kısacası *eğer *Tanrı *varsa, *“yoklukta†*uzay *ve *zamanın *var *olması *gerekmektedir.
* * Zaman, *var *olabilme *şansına *sadece *uzayda *sahiptir. *Ama *uzaydaki *zaman, *her *zaman *maddeyle *beraber *ortaya *çıkmaktadır. *Bu *da, *Tanrının, *ancak *kendisinin *var *olmasını *sağlayabilen *kâinatın *var *olması *ihtimalinde, *var *olabilmesi *anlamına *gelmektedir. *Ama *bu *zaman *da *Tanrı, *“Yaratıcı-Tanrı†*statüsünden *çıkmakta, *Büyük *Patlama *sonucu, *kâinatla *beraber *var *olmuş *bir *fani *yaratık *statüsüne *inmektedir!
* *Ama *yine *de *bir *anlık *varsayalım *ki, *Tanrı *kâinatı *yokluktan *yaratmıştır. *Mantıken *bu *kâinatın *“yokluk†*tarafından *çevrelenmiş *olması *lazım *ki, *Tanrımız *bu *“yokluk†*içinde *bulunsun *ve *hüküm *sürsün. *Ama *görmüş *olduğumuz *gibi, *yokluk *içinde *hiçbir *farklılaşma *özelliğinin *bulunması *mevcut *değildir. *Yokluk *içinde *hiçbir *şey *kendisini *bu *“yokluktan†*ayırt *ettiremez. *Özellikle *yokluk *içinde *hiçbir *şey, *strüktüre, *forma *veya *ölçülere *sahip *olamadığından, *kâinat *da, *bütünüyle *ele *alırsak, *bir *obje *olarak *bu *yokluk *içinde *kendini *ayıt *ettiremez, *yokluk *içinde *yoğrulup *gider, *varlığını *kaybeder, *sonuç *itibariyle *yokluk *içinde *varlığını *sürdüremez.
* * Ama *kâinatın *yaratıldığını *biliyoruz. *Bu *da *kâinatın *var *olabilmesi *için, *onun *dışında *böyle *“yokluluğun†*olmaması *ve *uzay–zamanın *var *olması *gereksinimini *doğurmaktadır. *Fakat *bu *durumda *da, *kâinat *yaratılırken *böyle *bir *“yokluğun†*olmamasını *gerektirmektedir. *Yokluğun *olamaması *da, *“Yaratıcı-Tanrıâ€nın, *“yokluğu†*kendisine *ikametgâh *seçtiğinden *dolayı, *“Yaratıcı-Tanrıâ€nın *olmaması *sonucunu *getirmektedir. *Bu *yüzden *de, *kâinat *dışında *“Süper-Boşluğunâ€, *“Yokluğunâ€, *“Var *olmama†*bölgesinin *bulunduğuna, *ya *da *zaman *ve *uzay *ötesine *inanmak *yanlıştır. *Teologların, *saatine *bakıp, *“X†*zamanında *cennet *ve *cehennemle *beraber *kâinatı *yaratan *Tanrıyı *barındıran, *“Yokluk†*kavramı, *imkânsızlıktır *ve *ötesi *söylenemez *bir *saçmalıktır! *“Yokluk†*yoktur *ve *“yoklukta†*ikamet *eden *Tanrı *da *yoktur. *Bu *fikirler, *beynimizde *sadece *bir *hayal *ürünü *olarak *var *olabilir, *fakat *beynimiz *dışındaki *gerçek *dünyada *bunlara *yer *yoktur. *
* *Bu *arada *“yokluk†*kavramı *beraberinde, *kâinatın *bittiği *ve *“yokluğun†*başladığı, *“görünmez *sınır†*kavramını *da *getirmektedir, *kâinatın *bittiği *ve *“yokluğun†*başladığı *bir *sınır. *Şimdi *de *kâinatta *hareket *eden *ve *bir *anda *bu *sınıra *gelen *bir *uzay *yolcusunu *hayal *edelim. *Bir *adım *daha *atarsa, *yolcumuz *bu *“yoklukta†*yok *olacaktır. *Ama *sadece *kâinatımızı *terk *etme *teşebbüsünde *bulunan *yolcumuzun *bu *“yoklukta†*yok *olmaması *gerekirdi, *zaten *bizim *kâinatımızın *da, *çok *daha *önce, *Tanrının *onu *yarattığı *anda, *tıpkı *zavallı *yolcumuz *gibi, *bu *“yoklukta†*yok *olması *gerekirdi. *Buradan, *kâinat *dışındaki *“yokluk†*kavramının, *ne *kadar *saçma *olduğunu *bir *daha *fark *ediyoruz.
* *Tanrının *ikametgâhı,“Yoklukâ€, *var *olmadığından *dolayı, *“Ötesiâ€, *“Cennetâ€, *“Cehennem†*gibi, *Tanrıya *inananların, *Tanrıya *inanmayanların, *İslam’daki *acı *çekenlerin, *Allahın *askerlerinin *v.s. *ruhları *için *de *herhangi *ikametgâh *bulunmamaktadır. *Kâinat *dışında *veya *zaman *ve *uzay *ötesinde *ruhların *bulunacağı *böyle *mekânlar *olamayacağından, *ruhların *da *aslında *bir *hayal *ürünü *olduğu *ve *gerçekte *mevcut *olmadığı *sonucunu *çıkarmaktayız. *Tanrıyla *beraber *ruhlar *da *gitmiştir *ve *böylelikle *hepimiz *ileride *ruhsuz *olarak *yaşamak *zorundayız!
* * Ve *Tanrı *olmadığından, *“Tanrının *Oğlu†*olan, *İsa *isimli *birisinin *de, *kutsal *ve *mucizeler *yaratan *“Tanrı *Oğlunun†*annesi *olan *“Kutsal *Bakire *Meryem’in†*de *gerçek *olamayacağı *da *açıktır. *Hıristiyan *için *bu, *onu *affedecek *ve *günahlarından *arındıracak *bir *“Tanrı *Oğlunun†*olmadığından, *günah *işlemeden *yaşamak *zorunda *kalacağı *anlamına *gelmektedir.
* Kâinat *dışında *“yokluğun†*olmaması, *bakış *açısında *ciddi *sonuçlar *doğurur. *Sadece *uzay-zaman *içinde *bir *şeylerin *var *olabileceğini *bildiğimiz *andan *itibaren, *kâinat *dışında *uzay *ve *zamanı *bulundurmamız *gerekecektir. *Kâinatın *hayal *edebileceğimiz *bir *sınırına *vardığımızda, *o *hayali *sınır *dışında *da *zaman *ve *uzayın *bulunması *gerekecektir, *kâinatın *o *sınırlar *içinde *var *olabilmesini *sağlayan *şart *olarak. *Bu *durumun *sürekli *sürüp *gitmesi *sonucunda, *önümüze *sonsuz *“uzay-zaman *dünyası†*çıkar. *Sonuçta *bu *“uzay-zaman *dünyası†*boş *veya *sadece *bir *köşede *tek, *bizim *kâinat *olarak *isimlendirilen, *kâinatı *barındıran *bir *dünya *olamaz. *Kâinatın, *aşırı *büyük, *fakat *Büyük *Patlama *merkezine *bağlı *olarak *sınırlı *olduğunu *bilmekteyiz. *“Uzay-zaman†*ikilisinin *de *sadece *maddenin *varlığında *var *olduğunu *bilmekteyiz. *Maddesiz, *ne *uzay *– *bölümler *mevcut *olabilir, *ne *de *ki, *hareket *eden *ve *değişebilen, *maddesiz, *zaman-bölümler *mevcut *olabilir; *ki *bu *da *maddenin *olmadığı *yerde *uzay-zamanın *olamayacağını, *uzay-zamanın *olmadığı *yerde *de *maddenin *olamayacağını *gösterir. *
* * Buradan *da, *kâinatın *her *zaman *sınırları *olduğundan, *bu *sınırsız * “uzay-zaman *dünyasında†*sınırsız *sayıda *kâinat *olacağını *sonucuna *varmaktayız. *Bu *sınırsız *“Uzay- * * * *Zaman *Dünyası†*her *zaman *var *olacaktır, *ama *bir *tek *inatçı *değişimi *de *barındırmaktadır: *yeni *kâinatlar *doğacak, *diğerleri *de *ölecek *ve *yok *olacaktır. *Kâinatlar *sadece *boyutsal *sınırlara *sahip *değillerdir, *yaşam *süresi *açısından *da *sınırlıdırlar. *“Yokluk†*hakkında *tartışırken, *modern *uzay *bilim *tarafından *da *tanımlanan, *fakat *başka *delillere *dayandırılan, *sınırsız *“uzay-zaman *dünyasına†*vardık.
* *Tanrının *ve *ruhların *olamayacağı *düşüncesine *varmamız *kesinlikle *başka *sonuçları *da *getirmektedir. *Örneğin, *çocuklarımızın *dini *eğitimi *diye *isimlendirilen *bir *eylem *için *artık *herhangi *bir *açıklama *bulamayacağız. *Tabi *ki *rahip *seminerlerinin *de *artık *yapılmaması *gerekecektir. *Açıktır *ki *Tanrının *var *olmaması *sırf *kiliseyi *ilgilendiren *sonuçları *da *getirecektir. *Kilisenin *kurulmasından *sonra, *rahipler *aydın *ve *yönetici *sınıfına *da *ulaşma *çabaları *göstermiştir. *Kilisenin *gücünün *arttırılması *için, *başka *ülkelere *yayılma *politikası *içinde *bu *önemli *bir *koşul *olarak *görülmüştü. *Bu *amaca *ulaşmak *için, *Kilise *öğretisine *felsefi *bir *altyapı *hazırlama *uğraşına *girilmişti. *Sırasıyla *Platon *ve *Aristoteles’in *fikirleri *çok *“Hıristiyani†*bulunmuştu.
* * *Her *nedense, *bir-kaç *yüzyıl *sonra, *bu *düşünce *artık *bir *anda *doğru *bulunmamaya *başlandı.(Skolâstiğin *Hıristiyanlıkta *doğuşu *ve *ölümü) *Bu *yıllarda, *yönetici *ve *aydın *sınıfının *soru *sorabileceklerinden *ve *ispat *isteyebileceklerinden, *Tanrının *varlığına *dair *deliller *üretilmiş *ve *oluşturulmuştur. *Bu *delillerden *en *önemlileri *ontolojik, *kozmolojik *ve *teleolojik *delillerdi. *Konumuz *felsefe *olmadığından *bu *delillerin *detaylarına *girmeyeceğiz.
* * Söyleyebileceğimiz *tek *şey, *Immanuel *Kant *(1726 *– *1806) *dönemine *kadar *hemen-hemen *herkes *Tanrıya *ve *Şeytana *(ayrıca *Şeytanın *gelinleri *olan *Cadılara) *inanıyordu. *Kant, *Tanrının *gerçekliliğini *ispatlayan *bu *delillerin *aslında *tamamen *yanlış *olduklarını *gösterdi. *Bu *arada *Kilise *öğretisini *eleştiren *ilk *kişi *Kant *değildi. *Aslında *bunu *ilk *yapan *İngiliz *David *Hume *(1711 *-1776) *du. *Kiliseyi *eleştirerek *bu *süreci *başlatan *ilk *kişiydi. *Kant’tan *sonra *Kiliseyle *tartışmaya *birçok *düşünür *girmiştir *ve *bu *tartışma *günümüze *kadar *süregelmiştir. *Kilisenin *bu *konudaki *bugünkü *iddiası *şudur: *“Tanrının *gerçekliği *tam *olarak *ispatlanamaz, *fakat *Tanrının *“var *olmadığı†*da *ispatlanamaz.†*Fakat *2003 *ten *itibaren *Kilise *bu *savda *yanılmaktadır; *Tanrının *“var *olmadığı†*kesinlikle *ispatlanmıştır. *Bu *yeni *durumdan *Kilisenin *çıkaracağı *sonuçlar *nelerdir? *Kilise *kapılarını *ne *zaman *kapatacaktır?
* *Asagidaki linkten, degerli uyemiz larra tarafindan tercume edilmistir.
* * * http://www.atheism.ru/library/Bahr_1.phtml
Fizikçi *gözüyle *Tanrının *gerçek *Varlığı *problemi.
*
* * Bütün *büyük *dinlerde, *Tanrı, *dünya *ve *insanların *yaratıcısı, *ki *aynı *zamanda *kâinatın *yaratıcısı *olarak, *düşünülmüştür. *Ayrıca, *Tanrının *uzay, *zaman *ve *maddeden *de *önce *var *olduğu *varsayılmaktadır. *Teologlara *göre, *Tanrı *tam *bir *“yokluk†*içinde *varlığını *sürdürüp *hüküm *sürme *yeteneğine *sahiptir. *Tarihimizin *büyük *düşünürleri, * bu *Tanrı-fikrine *felsefi *delillerle *sürekli *saldırmış *ve *eleştirmiştir. *Buna *rağmen *sorunlu *fikri *ve *düşüncelerle *desteklenerek *hayat *bulan *bu *Tanrı-fikir *hala *yaşamaktadır. *Bu *durum, *bu *Yaratıcı-Tanrı *fikrinin, *Fizikçi *mantığıyla *irdelenmesi *ve *tartılmasına *yol *açmıştır.
* Yaratıcı-Tanrı *fikrinin *esas *dayanağı *ve *aynı *zamanda *zayıf *noktası, *“yokluk†*kavramıdır. *“Yokluk†*içinde *tamamen *hiçbir *şeyin *var *olamaması *ispatı, *Yaratıcı-Tanrı *fikrinin *sonunu *getirecektir. *Ve *eğer *ki, *buna *ek *olarak, *teologların *“yokluk†*kavramının *gerçekte *var *olmadığı, *bu *kavramın *sadece *bir *düşünce, *beynimizdeki *spekülatif *bir *fikir *olduğu *gösterilse, *Yaratıcı-Tanrı *fikrinin *temel *dayanağı *yok *olmuş, *Tanrı *da *sadece *bizim *beynimizin *ürünü, *beynimizdeki *hayal-düş, *beynimiz *dışında *var *olmayan, *gerçek *olmayan *bir *fikir *olarak *ortaya *çıkacaktır. *Aşağıda *getirilen *deliller *bu *amacı *desteklemektedir.
* *Tanrının, *Kâinatı *yaratmadan *önce *de *var *olduğu *iddia *edilmektedir. *Bu *da, *O’nun *tam *bir *“yokluk†*içinde *var *olduğunu *içinde *barındırır. *Bu *yokluk, *zaman, *madde *ve *uzayın *kendisi *tarafından *yaratılmadan *önce, *Tanrının *bulunduğu *“süper-vakum†*veya *“süper-boşluk†*benzeri *bir *durum *olarak *tanımlanmaktadır. *Hâlbuki *“yoklukâ€, *“var *olmamanın†*bir *eşanlamlısıdır. *
* *Sonuçta, *Tanrının *“yokluk†*içinde *bulunduğu *iddia *edilmesi, *Tanrının *“var *olmamalık†*içinde *bulunduğu *anlamına *gelir. *Başka *bir *deyişle, *daha *hiçbir *şey *var *olmadığında, *yani *ne *uzayın, *ne *zamanın, *ne *de *maddenin *var *olmadığında, *kâinatın *var *olmadığını *bir *durumla *karşı *karşıyayız. *Ve *bu *“yokluk†*sadece *durumu *anlatır, *yani *bir *şeyin *var *olmamasını *durumunu *anlatır *ve *bu *da *“X†*zamanında *bir *şeyin *yaratılıp, *var *olabileceği *vakum *olduğu *anlamına *gelmez. *
* *Vakum *uzay-benzerdir, *boş *bir *uzaydır; *uzay-benzer *olmayan *vakum, *uzayı *da *barındırmayan *vakumdur, *böyle *bir *vakum *yoktur *ve *hiçbir *zaman *da *var *olmamıştır! *Hiç *kimse *havası *boşaltılmış *bir *kutunun *içinden *uzayı *söküp *alamaz. *Böylelikle *hiçbir *şey *yokken, *yani *“yokluk†*veya *başka *deyişle *“var *olmamalık†*varken, *bir *anda *uzay, *zaman *ve *maddeyi *elde *edemeyiz.
* Buradan *da *kâinatın *yokluktan *var *olamayacağı *sonucuna *varmaktayız. *Gerçekten *de *modern *uzay *bilim *bize *kâinatın *kuantum-mekanik *durumundan *oluştuğunu *söylemektedir. *Başka *deyişle *kâinat *oluşmadan *önce *bir *şeyler *vardı. *Kâinat, *böyle *söylemek *mümkünse, *başlangıç *evresinde *embriyo *halinde *var *olmuştur, *daha *sonraki *uzaya *dağılması *da, *bir *patlama *sonucu *olmuştur, *bir *Büyük *Patlama *sonucu *(Big *Bang) *! *Eklemek *gerekirse, *uzay *bilimcilerin *(Fizikçilerin) *son *çalışmalarına *göre, *tek *değil, *sayısız *ve *biri-birinden *bağımsız *var *olan *kâinatların *var *olduğu *düşünülmektedir. *Bu *uzay *bilimcilerin *(Fizikçilerin) *sonucu, *gerçekçi *gözükmektedir; *eğer *bir *kâinat *varsa, *neden, *başka *bir *yerlerde *başka *kâinatlar *olmasın *ki? *Ve *tabiî *ki *bu *durumda, *bu *“dünyalar *dünyasındaâ€, *teologların *“yokluğuna†*ve *bu *“yoklukta†*var *olan *Tanrıya *hiç *yer *kalmamaktadır. *
* Varsayalım *ki, *böyle *bir *“yokluk†*ve *bu *“yoklukta†*bulunan *Tanrı *mevcuttur *ve *bu *argümanın *sonuçlarına *bir *göz *atalım. *Tanrı *en *azından *form *ve *ölçülere *sahip *olmalıdır. *Ayrıca *kendisinin *bu *“yokluktan†*ayrılabilinmesi *için, *Tanrının *da *bir *tür *madde-varlık *( *sübstansiyon *) *olması *gerekmektedir. *Tanrı *basit *bir *“yokluk†*olamaz. *Ama *form *ve *ölçü *kavramları *uzaya *bağlıdır. *Fakat *uzayın *var *olmadığı *yerde, *yani *“yokluk†*içinde, *hiçbir *şey *form, *ölçü *ve *madde-varlığa *( *sübstansiyon *) *sahip *olamaz. *Yokluk *içinde *farklılaşma *ve *ayrılmaya *gerek *duyulmaz. *Ayrıca *yokluk *içinde *zaman *akışı *da *mümkün *değildir. *Zaman *akışı, *sadece *uzay *var *olduğunda *ve *bunun *içinde *maddenin *hareket *ettiğinde *veya *değişime *uğradığında *vardır. *Yokluk *içinde *hareket *edebilecek *veya *değişime *uğrayabilecek *hiçbir *şey *yoktur *zaten.
* Yokluk *içinde *saate *de *sahip *olamayız. *Sadece *uzay *içinde *zamana *sahip *olunabilir *ve *sadece *uzay *içinde *bir *şey *formuna, *ölçülerine *ve *madde-varlığına *(sübstansiyonuna) *sahip *olabilir. *Yokluk *içinde *her *şey *farklılaşma *özelliklerini *kaybeder *ki *zaten *Tanrı *da *kendisini *yokluktan *ayırt *edemez, *uzay, *zaman *ve *maddenin *var *edebilmesi *için *bir *“X†*zamanı *tayin *edemez, *yokluk *içinde *yoğrulup *gider, *yoklukla *tıpatıp *aynılaşıp *kendi *varlığını *kaybeder, *çünkü *yoklukta *“var *olmamalık†*mevcuttur. *Aynı *zamanda *Tanrının *eğer *ruhani, *her *ne *anlama *geliyorsa, *tabiatı *varsa, *o *tabiat *için *de *bu *durum *geçerlidir. *Kısacası *eğer *Tanrı *varsa, *“yoklukta†*uzay *ve *zamanın *var *olması *gerekmektedir.
* * Zaman, *var *olabilme *şansına *sadece *uzayda *sahiptir. *Ama *uzaydaki *zaman, *her *zaman *maddeyle *beraber *ortaya *çıkmaktadır. *Bu *da, *Tanrının, *ancak *kendisinin *var *olmasını *sağlayabilen *kâinatın *var *olması *ihtimalinde, *var *olabilmesi *anlamına *gelmektedir. *Ama *bu *zaman *da *Tanrı, *“Yaratıcı-Tanrı†*statüsünden *çıkmakta, *Büyük *Patlama *sonucu, *kâinatla *beraber *var *olmuş *bir *fani *yaratık *statüsüne *inmektedir!
* *Ama *yine *de *bir *anlık *varsayalım *ki, *Tanrı *kâinatı *yokluktan *yaratmıştır. *Mantıken *bu *kâinatın *“yokluk†*tarafından *çevrelenmiş *olması *lazım *ki, *Tanrımız *bu *“yokluk†*içinde *bulunsun *ve *hüküm *sürsün. *Ama *görmüş *olduğumuz *gibi, *yokluk *içinde *hiçbir *farklılaşma *özelliğinin *bulunması *mevcut *değildir. *Yokluk *içinde *hiçbir *şey *kendisini *bu *“yokluktan†*ayırt *ettiremez. *Özellikle *yokluk *içinde *hiçbir *şey, *strüktüre, *forma *veya *ölçülere *sahip *olamadığından, *kâinat *da, *bütünüyle *ele *alırsak, *bir *obje *olarak *bu *yokluk *içinde *kendini *ayıt *ettiremez, *yokluk *içinde *yoğrulup *gider, *varlığını *kaybeder, *sonuç *itibariyle *yokluk *içinde *varlığını *sürdüremez.
* * Ama *kâinatın *yaratıldığını *biliyoruz. *Bu *da *kâinatın *var *olabilmesi *için, *onun *dışında *böyle *“yokluluğun†*olmaması *ve *uzay–zamanın *var *olması *gereksinimini *doğurmaktadır. *Fakat *bu *durumda *da, *kâinat *yaratılırken *böyle *bir *“yokluğun†*olmamasını *gerektirmektedir. *Yokluğun *olamaması *da, *“Yaratıcı-Tanrıâ€nın, *“yokluğu†*kendisine *ikametgâh *seçtiğinden *dolayı, *“Yaratıcı-Tanrıâ€nın *olmaması *sonucunu *getirmektedir. *Bu *yüzden *de, *kâinat *dışında *“Süper-Boşluğunâ€, *“Yokluğunâ€, *“Var *olmama†*bölgesinin *bulunduğuna, *ya *da *zaman *ve *uzay *ötesine *inanmak *yanlıştır. *Teologların, *saatine *bakıp, *“X†*zamanında *cennet *ve *cehennemle *beraber *kâinatı *yaratan *Tanrıyı *barındıran, *“Yokluk†*kavramı, *imkânsızlıktır *ve *ötesi *söylenemez *bir *saçmalıktır! *“Yokluk†*yoktur *ve *“yoklukta†*ikamet *eden *Tanrı *da *yoktur. *Bu *fikirler, *beynimizde *sadece *bir *hayal *ürünü *olarak *var *olabilir, *fakat *beynimiz *dışındaki *gerçek *dünyada *bunlara *yer *yoktur. *
* *Bu *arada *“yokluk†*kavramı *beraberinde, *kâinatın *bittiği *ve *“yokluğun†*başladığı, *“görünmez *sınır†*kavramını *da *getirmektedir, *kâinatın *bittiği *ve *“yokluğun†*başladığı *bir *sınır. *Şimdi *de *kâinatta *hareket *eden *ve *bir *anda *bu *sınıra *gelen *bir *uzay *yolcusunu *hayal *edelim. *Bir *adım *daha *atarsa, *yolcumuz *bu *“yoklukta†*yok *olacaktır. *Ama *sadece *kâinatımızı *terk *etme *teşebbüsünde *bulunan *yolcumuzun *bu *“yoklukta†*yok *olmaması *gerekirdi, *zaten *bizim *kâinatımızın *da, *çok *daha *önce, *Tanrının *onu *yarattığı *anda, *tıpkı *zavallı *yolcumuz *gibi, *bu *“yoklukta†*yok *olması *gerekirdi. *Buradan, *kâinat *dışındaki *“yokluk†*kavramının, *ne *kadar *saçma *olduğunu *bir *daha *fark *ediyoruz.
* *Tanrının *ikametgâhı,“Yoklukâ€, *var *olmadığından *dolayı, *“Ötesiâ€, *“Cennetâ€, *“Cehennem†*gibi, *Tanrıya *inananların, *Tanrıya *inanmayanların, *İslam’daki *acı *çekenlerin, *Allahın *askerlerinin *v.s. *ruhları *için *de *herhangi *ikametgâh *bulunmamaktadır. *Kâinat *dışında *veya *zaman *ve *uzay *ötesinde *ruhların *bulunacağı *böyle *mekânlar *olamayacağından, *ruhların *da *aslında *bir *hayal *ürünü *olduğu *ve *gerçekte *mevcut *olmadığı *sonucunu *çıkarmaktayız. *Tanrıyla *beraber *ruhlar *da *gitmiştir *ve *böylelikle *hepimiz *ileride *ruhsuz *olarak *yaşamak *zorundayız!
* * Ve *Tanrı *olmadığından, *“Tanrının *Oğlu†*olan, *İsa *isimli *birisinin *de, *kutsal *ve *mucizeler *yaratan *“Tanrı *Oğlunun†*annesi *olan *“Kutsal *Bakire *Meryem’in†*de *gerçek *olamayacağı *da *açıktır. *Hıristiyan *için *bu, *onu *affedecek *ve *günahlarından *arındıracak *bir *“Tanrı *Oğlunun†*olmadığından, *günah *işlemeden *yaşamak *zorunda *kalacağı *anlamına *gelmektedir.
* Kâinat *dışında *“yokluğun†*olmaması, *bakış *açısında *ciddi *sonuçlar *doğurur. *Sadece *uzay-zaman *içinde *bir *şeylerin *var *olabileceğini *bildiğimiz *andan *itibaren, *kâinat *dışında *uzay *ve *zamanı *bulundurmamız *gerekecektir. *Kâinatın *hayal *edebileceğimiz *bir *sınırına *vardığımızda, *o *hayali *sınır *dışında *da *zaman *ve *uzayın *bulunması *gerekecektir, *kâinatın *o *sınırlar *içinde *var *olabilmesini *sağlayan *şart *olarak. *Bu *durumun *sürekli *sürüp *gitmesi *sonucunda, *önümüze *sonsuz *“uzay-zaman *dünyası†*çıkar. *Sonuçta *bu *“uzay-zaman *dünyası†*boş *veya *sadece *bir *köşede *tek, *bizim *kâinat *olarak *isimlendirilen, *kâinatı *barındıran *bir *dünya *olamaz. *Kâinatın, *aşırı *büyük, *fakat *Büyük *Patlama *merkezine *bağlı *olarak *sınırlı *olduğunu *bilmekteyiz. *“Uzay-zaman†*ikilisinin *de *sadece *maddenin *varlığında *var *olduğunu *bilmekteyiz. *Maddesiz, *ne *uzay *– *bölümler *mevcut *olabilir, *ne *de *ki, *hareket *eden *ve *değişebilen, *maddesiz, *zaman-bölümler *mevcut *olabilir; *ki *bu *da *maddenin *olmadığı *yerde *uzay-zamanın *olamayacağını, *uzay-zamanın *olmadığı *yerde *de *maddenin *olamayacağını *gösterir. *
* * Buradan *da, *kâinatın *her *zaman *sınırları *olduğundan, *bu *sınırsız * “uzay-zaman *dünyasında†*sınırsız *sayıda *kâinat *olacağını *sonucuna *varmaktayız. *Bu *sınırsız *“Uzay- * * * *Zaman *Dünyası†*her *zaman *var *olacaktır, *ama *bir *tek *inatçı *değişimi *de *barındırmaktadır: *yeni *kâinatlar *doğacak, *diğerleri *de *ölecek *ve *yok *olacaktır. *Kâinatlar *sadece *boyutsal *sınırlara *sahip *değillerdir, *yaşam *süresi *açısından *da *sınırlıdırlar. *“Yokluk†*hakkında *tartışırken, *modern *uzay *bilim *tarafından *da *tanımlanan, *fakat *başka *delillere *dayandırılan, *sınırsız *“uzay-zaman *dünyasına†*vardık.
* *Tanrının *ve *ruhların *olamayacağı *düşüncesine *varmamız *kesinlikle *başka *sonuçları *da *getirmektedir. *Örneğin, *çocuklarımızın *dini *eğitimi *diye *isimlendirilen *bir *eylem *için *artık *herhangi *bir *açıklama *bulamayacağız. *Tabi *ki *rahip *seminerlerinin *de *artık *yapılmaması *gerekecektir. *Açıktır *ki *Tanrının *var *olmaması *sırf *kiliseyi *ilgilendiren *sonuçları *da *getirecektir. *Kilisenin *kurulmasından *sonra, *rahipler *aydın *ve *yönetici *sınıfına *da *ulaşma *çabaları *göstermiştir. *Kilisenin *gücünün *arttırılması *için, *başka *ülkelere *yayılma *politikası *içinde *bu *önemli *bir *koşul *olarak *görülmüştü. *Bu *amaca *ulaşmak *için, *Kilise *öğretisine *felsefi *bir *altyapı *hazırlama *uğraşına *girilmişti. *Sırasıyla *Platon *ve *Aristoteles’in *fikirleri *çok *“Hıristiyani†*bulunmuştu.
* * *Her *nedense, *bir-kaç *yüzyıl *sonra, *bu *düşünce *artık *bir *anda *doğru *bulunmamaya *başlandı.(Skolâstiğin *Hıristiyanlıkta *doğuşu *ve *ölümü) *Bu *yıllarda, *yönetici *ve *aydın *sınıfının *soru *sorabileceklerinden *ve *ispat *isteyebileceklerinden, *Tanrının *varlığına *dair *deliller *üretilmiş *ve *oluşturulmuştur. *Bu *delillerden *en *önemlileri *ontolojik, *kozmolojik *ve *teleolojik *delillerdi. *Konumuz *felsefe *olmadığından *bu *delillerin *detaylarına *girmeyeceğiz.
* * Söyleyebileceğimiz *tek *şey, *Immanuel *Kant *(1726 *– *1806) *dönemine *kadar *hemen-hemen *herkes *Tanrıya *ve *Şeytana *(ayrıca *Şeytanın *gelinleri *olan *Cadılara) *inanıyordu. *Kant, *Tanrının *gerçekliliğini *ispatlayan *bu *delillerin *aslında *tamamen *yanlış *olduklarını *gösterdi. *Bu *arada *Kilise *öğretisini *eleştiren *ilk *kişi *Kant *değildi. *Aslında *bunu *ilk *yapan *İngiliz *David *Hume *(1711 *-1776) *du. *Kiliseyi *eleştirerek *bu *süreci *başlatan *ilk *kişiydi. *Kant’tan *sonra *Kiliseyle *tartışmaya *birçok *düşünür *girmiştir *ve *bu *tartışma *günümüze *kadar *süregelmiştir. *Kilisenin *bu *konudaki *bugünkü *iddiası *şudur: *“Tanrının *gerçekliği *tam *olarak *ispatlanamaz, *fakat *Tanrının *“var *olmadığı†*da *ispatlanamaz.†*Fakat *2003 *ten *itibaren *Kilise *bu *savda *yanılmaktadır; *Tanrının *“var *olmadığı†*kesinlikle *ispatlanmıştır. *Bu *yeni *durumdan *Kilisenin *çıkaracağı *sonuçlar *nelerdir? *Kilise *kapılarını *ne *zaman *kapatacaktır?
* *Asagidaki linkten, degerli uyemiz larra tarafindan tercume edilmistir.
* * * http://www.atheism.ru/library/Bahr_1.phtml