PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : islamiyet ve sosyalizm


dilaver
21-03-2007, 23:41
Biraz da sosyalizm ve müslümanlığı birleştirmemden bahsedeyim.Şimdi arkadaşlar hiçbir düşünce yazıldığı gibi kalmamalı bana göre,onun farklı yorumları olmalı toplumlara göre.Örneğin biz Türkiyeliler toplum olarak Çinlilerden ya da Ruslardan çok farklıyız.Onlar sosyalizmi kendilerine göre yorumlamalıdır biz de kendimize göre yorumlamalıyız.Ki Marx bu kitabı 19.y.y.da yazmıştır,biz 21.y.y.dayız,insan ve toplum değişmektedir,bu değişim zaten olmazsa olmaz bir olgudur.Temeline sadık kalarak daima yenilenmelidir bana göre ideolojiler.Sizce neden Türkiyede sosyaliste bir devrim olmamıştır?Bana göre en büyük neden, malesef devrimciler halkı yanına alamamıştır,sosyalizmin din düşmanlığı olarak gösterilmesinin önüne geçememişlerdir.Böyle olunca da muhafazakar halk onlara tam destek vermemiştir.Temelinde marksizm en nihayetinde ekonomik bilimsel bir sistemdir.Devletin her alanında *bilime dayalı yönetime geçilmesi öngörülür.Bunun yanında birey ve özgürlükleri çerçevesinde insanlara dinlerini yaşamalarına izin verilmelidir kanımca.Aksi taktirde o ülkede özgürlükten bahsedilemez.


* * * * * yeni bir katılımcımız var aramızda, ben bu başlıgı sadece kendisine 10 mesaj kotası için yardımcı olmak için açıyorum ve tukarıda alıntıladıgım görüşlerini detaylandırmasını diliyorum.

* * * * * *islamiyet ile sosyalizmi bagdaştırırken sosyalizmin ustalarını ki hepsi ateisttir nereye koyuyur onları merak ediyorum. Evet sevgili humanistee *bu başlık şimdilik sizin.


* * * * * * saygılarımla

humanistee
22-03-2007, 00:16
Öncelikle çok teşekkür ederim dilaver...

Evet ben kendi içimde birçok farklı düşünceyi onların en güzel renklerini alarak birleştirdim.Sadece saf sosyalizmi alıp ben buyum demek bana dogru gelmedi aynı şekilde islamiyeti de.İslamiyet bundan 1400 yıl önce geldi,ve büyük ölçüde o dönemin insanlarını düzenlemekti amacı fakat biz 21.y.y.dayız.İslamiyetin geldiği dönemde bırakın insanlar devlet mülkiyetini benimsemeyi ,insan olduklarının farkında bile değillerdi (kız çocukların diri diri gömülmesi iyi bir örnek olabilir).Bu yüzden, insanoğlunun zamanla kazandığı yeni ideolojilerin size göre doğru olduğu yanlarını almanız gerekmektedir.Marx da Kapitali 19.y.y.da yazmıştır ve insanoğlu yine değişmiştir,bu yüzden onu olduğu gibi almak da hata olur.Yaşanılacak topluma göre enkarne edilmelidir.
Gelelim sosyalizmi kuran ustaların ateist olmalarına.Elbette sosyalizm temelini materyalizmden alır fakat temelinde ve uygulanışında ekonomik ve sosyal bir düzen içerir.Bu ustalar ateist diye benim de bu ideoloji benimsemiş olmam benim de ateist olmamı gerektirmez.Yani klasik düz mantıktan kaçınmak gerekmektedir.İslamiyet benim iç dünyamı ilgilendirir ve bana huzur verir.Sosyalizm ise yaşam tarzımı *düzenler.Önemli olan insanın hiçbir düşünceye körü körüne bağlanmamasıdır.Sosyalizm ve islamiyetin yanına birçok başka kavram da eklenebilir,örneğin humanizm,pozitivizm,dadaizm,surrealizm...
saygılarımla...

pante
22-03-2007, 02:30
"Elbette *sosyalizm *temelini *materyalizmden *alır *fakat *temelinde *ve *uygulanışında *ekonomik *ve *sosyal *bir *düzen *içerir."

Sosyalizm temelini materyalizmden almaz.
Bilimsel sosyalizm, diyalektik materyalizme dayanır.
İslam ve sosyalizmi bir arada düşündüğünüzde materyalizme dayanmaması gerekir.

tewderi
22-03-2007, 09:35
Elbette sosyalizm temelini materyalizmden alır fakat temelinde ve uygulanışında ekonomik ve sosyal bir düzen içerir.Bu ustalar ateist diye benim de bu ideoloji benimsemiş olmam benim de ateist olmamı gerektirmez.Yani klasik düz mantıktan kaçınmak gerekmektedir.İslamiyet benim iç dünyamı ilgilendirir ve bana huzur verir.

İslamiyet Bu kadar acizmi kaldıki Meteryalizm Â*gelip islamiyeti tamamladı ...

commandante
22-03-2007, 09:56
sosyalizm temelini diyalektik materyalizmden alır ve kendini sosyalist olarak nitelendiren kişi ve grupların felsefi olarak bu temelden uzak olmaları sosyalizmin özünden uzak olmaları demektir.Marx,Engels ya da diğer öncüllerin ateist olmaları nedeniyle dinsizlik vardır sosyalizmde demek sosyalizmi ii anlamamaktan başka birşey değildir.Sizce idealist felsefeye dayanarak sosyalizm ortaya atılabilir mi bence bu ideolojiyi temelinden sakatlar ve bir tarafı aksak basar.

mhmd
22-03-2007, 11:18
Yanlış düşündüğümüzü düşünüyorum.

Tarihin içinden çıkmış, topluluk inançları, yönetimleri, ideolojileri ayrı ayrı değerlendirme ve sınıflama hatası yapıyoruz.

Gerçi bir bilim oluştururken, sınıflayarak, ayırarak, kategorize ederek, tasnifleyerek tanımlama yöntemi uygulanması elzem olmaktadır. Ve medeniyet dediğimiz, günümüz batı ekolünün temeli bunun üzerine kurulmuştur. Ancak sosyal hayatı açıklarken ve tartıştığımız konuları anlamlandırırken bu yöntem yetersiz kalmaktan öte, yanlış sonuçlara varmamıza da neden olmaktadır.

Bir taraf; öncesiz bir dünyadan bahseder. Her yeniliği kendisinin getirdiğini, mucizevi bir şekilde, sihirli annem formülü ile olguların ortaya çıktığını savunur.
Diğer taraf; öncesini bilir ve yeninin hiçbir fonksiyonunu kabul etmeden, geçişleri atlatarak sunar.

Tarih; tedrici bir süreçtir. Bu süreç içinde oluşan tüm evreler birbirlerini etkilemiş ve birbirlerine basamak teşkil etmiştir. Değişim devamlı bir şekilde ve etkileşim içinde süregelmiştir.

Tüm bu açıklamaların ışığında şunu rahatlıkla söylemlendirebiliriz.
Yahudi şeriatının içinden doğan İsevilik; pek tabiidir ki bu düzenden etkilenmiştir. Tezlerini ya da antitezlerini bunun üzerine kurgulamıştır. Toplumun o zamanki ihtiyaç ve isteklerini karşılama doğrultusunda geçmiş yaşamdan, tarihten, ekonomiden, medeniyetten etkilenmiş, zaman içinde yoğrularak kendini izah tarzı bulmuştur.

Mısır uygarlığının içinden doğan Yahudi şeriatı gibi v.s.

İslam şeriatı da etkilenmiştir önceki toplum kural ve kaidelerinden. Ve de etkilemiştir sonraki toplum kural ve kaidelerini.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın

spartacus
22-03-2007, 13:18
Sosyalizm dinleri asıl, ana amaç olarak görmez, dinlerin gereksinimlerinin kökenine iner ve egemen güçler tarafından kullanılan bir araç, bir üstyapı kurumu olduğunu belirler.
Bir toplumun sosyo-ekonomik yapısını dinler oluşturmaz hiç bir din bir ekonomik sistem değilken aslen toplumların maddi hayatlarınıda işleyen düzene koyan role sahip değildir.

Al Yapı kurumları dediğimiz kurumlar belirleyici öneme sahiptirler ve bu kurumlar varlık koşullarını üretim tarzı ve yansıması olan üretim ilişkilerinden alır. Her değişen mülkiyet biçimi beraberinde üretim tarzınada yansır ve her değişen üretim tarzı yine beraberinde yeni üretim ilişkileri açığa çıkartır. öyle ki;
Ticaretin salt tüccarlığa dayandığı, üretim araçları ve mülkiyetinin toprak kadar insan da olduğu köleci toplumlarda, mülkiyet direk olarak insan üzerinedir. Kısaca insan ticareti, insana olan direk sahiplik ve onun işgücünden, kas gücünden yararlanma fazlasıyla öne çıkar. Mesala bu gün Çorumda anılan Hattuşa kalesinin yapımı için Hitiler(kral ve eşraf) çevre yerleşimlere seferler düzenlemiş ve oralardan binlerce köle(esir) getirerek kale inşasını yapmıştır.. Kale taşları arasında binlerce köle hayatını kaybetmiştir.... Tarihi tersten okuyan bizim küçük beyinlerimiz ise Kalenin ihtişamı, Hitilerin ne kadar uzun zaman egemen oldukalrı, büyük bir uygarlık oldukları, Krallarının şu yada bu olduğunu bilirken, kale taşları arasında yada esir edinme savaşlarında ölen binlerce, hatta milyonlarca insan hayatını görmez, göremez(enjeksiyon meselesi).
Ne diyordu Marks, filozoflar bu güne kadar dünyayı yorumladılar oysa aslolan O'nu değiştirebilmektir.

Bu söz materyaliz bir sözdür çünkü, Kutsallık atfedilerek oluşturulan idealist dinsel çıkarımlara göre, kanun Tanrı kanunudur, düzen tanrı düzenidir ve Tanrının düzeninde ne bir yanlış, ne bir eksik nede bir değişim göremezsin, hiç bir insan gücü yetmez ki Tanrı kanunlarını(düzeni, devleti) değiştirebilsin...

Feodal sistemde üretim araçları mülkiyeti ise toprağa dayalıdır, nedir buradan açığa çıkan üretim araçları, toprak, insan gücü, öküz, katır, eşek, saban, orak, ambar.................... Mülkiyetin karakteri toprağa dayalı olduğu için, üretim tarzıda toprağa dayalıdır ve tabiki üretim ilişkileride. Burada Sınıfların konumlanışı ve sınıfların yapısınıda yine mülkiyetin karakteri belirler. Ortaya, bir yanda toprağın(mülkiyetin) ve dolayısıyla ambarlarda biriken yada pazara(hapan) sunulan ürünlerin tek sahibi ağa sınıfı, diğer tarafta ise üretim araçlarından yoksun, burjuva aydınlanma sürecinde köylüye dönüşebilmiş, serf(maraba) kesimi vardır. Bu bir analizdir ve bu analiz materyalist bir analizdir, aksine, bu topraklar Tanrının, Tanrı adına sahiplik ağalarındır demez...

Sosyalizmin özünde bir kaç basit tahlil vardır alayım birazını;
Ortada bir mülkiyet vardır.
1.Üretim toplumsal fakat mülkiyet bireyseldir.
2.Üretimin toplumsal olmasına rağmen mülkiyetin bireysel olması, toplumsal olarak üretilen ürünlerin tasarrfunu topluma değil, mülkiyetin sahibine açar. Böylelikle toplumun ürettiği tüm ürünler belirli elit kesimlerin el koymasına dönüşür..

Mülkiyetin karakteri ise üretim tarzı ve üretim ilişkilerine doğrudan yansır. Köleci toplumlar ile feodal toplumlar arasında belirli oranda farklar vardır ve her iki biçimdede mülkiyetin karakterindeki değişiklik, sınıflar ve toplum yapısında da değişikliğe yol açar.

Eğer ağanın elindeki kendi ağzı ile ifade ettiği uçsuz bucaksız topraklar alınırda, tüm topluma mal edilir ise, isanlar yine üreteceklerdir, üretmek zorundadırlar, o halde toprak(üretim araçları) tüm toplumun malı olmalıdır, böylelikle toplumsal üretilen ürünler belirli elit bir tabakanın(ki sınıf denmiş) el koyması ve kendince tasarrufu ile sonuçlanmaz...
Üretimin toplumsal mülkiyetin bireysel olmasına nihai çözüm, üretim araçları üzerindeki mülkiyetinde toplumsallaştırılmasıdır.

Şimdi en son yazdığıma bakarak şunu diyebilirmiyiz, hayır arkadaş ben Müslümanım o yüzden bu anlatılanları kabul etmem, elbette böylesi bir bakış yanlış olurdu, değil mi?

Peki sosyalizm açısından din nasıl ele alınır, şöyle ele alınır...
Din hali hazırda olan kurulu sistemlerin birer üst yapı(devlet, yönetim, eğitim) kurumudur. Sistemden ayrı değildir bilakis sistemin hizmetindedir. Elit ama yöneten-egemen azınlık geriye kalan köleleşmiş çoğunluğa, var olan düzenin, insanlar arasındaki farkın takdiri-ilahi olduğuna inandırır, çünkü teolojide son tahlilde kralda olsa, paşa beyde olsa asıl yönetici Allah'dır ve kuşkusuz düzen O'nun düzenidir... İnsanların toplumsal yaşamıda Allah, Tanrı'nın yasalaştırdığı, tüm bu yasaların birer Tanrı yasası olduğu, bunun değişiminin ancak ve ancak Tanrı dilemesiyle olacağı yönünde innaç oluşturular. Ben buraya Kurt kapanı diyorum....
Sosyalist düşünceninde, felsefeninde asıl çelişmesi din ile değildir, çünkü din gibi kurumların aslen hali hazırda olan toplumsal yapı ve düzenin birer yansıması olduğu aşikardır.. Dinlerinde ortadan kalkıp, kurum düzeyinden çıkarak salt inanç noktasına evrimleşmeside ancak ve ancak, dinlerin egemen güçler yararına birer araç olarak kullanılamayacağı kısaca egemen güçlerinde olmayacağı sistemi oturtmakla mümkündür. Bu durumda, din bir yan ürün olmakla birlikte, sosyalist düşünce açısından asli unsur değildir, çünkü dinler birer ekonoımik sistem değillerdir.

Bir zamanlar Anadoluda egemen olan üretim tarzı ve egemen olan toplum yapısı Feodal iken, bu gün kapitalist gelişme ve devrimlerle geçilen kapitalist değişimde, görürüz ki din yine aynıdır. Ancak Burjuva aydınlanma sürecinde gözden kaçırılmaması gereken Feodal sistemin asıl insan gücünü toplumsal düzeyde örgütlemiş olan ÜMMET etmenine karşı, toplumsal birlik sağlamak ve Ümmet olgusunu parçalamak için, Millet faktörü öne çıkmış, binanın temel taşı Ümmet olandan millet olana değiştirilmiştir.
Osmanlı'da bir üst yapı kurumu olarak Dinin kullanımı ile bu günki kullanım arasındaki temel çelişme burasıdır, ama din manevi görevini sürdürmeye devam etmektedir, edecektir.. Burjuvazi dini, feodal beylerden yeni bir kullanımla kullanmak amacı ile devralmıştır, hatta kimi bir çok ülkede devrimler, gericiler(feodal) ile yapılan uzlaşmalar nedeni ile yeterli sonuç sağlanamamıştır, kısa sürede burjuva üst kurumları oluşturulmuş, kimi ülkelerde henüz alt yapı(üretim tarzı, ilişkileri vs) kapitalistleşmemişken, üst yapı kurumları feodal olandan kapitalist olana dönüştürülmüştür, sebebi ise iktidarı elde tutma gayesidir... Toplum yeni gelene hazır değilken, eski ümmi birliğini korumakta ve geçmiş feodal beylerde bu ayrıcalıklarını kullanmaktadır, 1940 lardan sonra Din tekrar üst yapıda kurumlaşmaya başlarken, gericilik ilede uzlaşılmıştır... Egemen güçlerin dinden aldıkları üstünlük onların gündelik ve stratejik(uzun vadeli hedefler) politikaları için bulunmaz nimetler sunmaktadır...

Sosyalizmde, din, dil, ırk ayrımı yoktur, çünkü bu düşüncenin temel taşı bunlar değildir ve böylesi ayrımlar üzerine bina edilmez, ölçüt alınan esas çelişme, üretici sınıflar ile yiyici-sömürücü sınıflar arasındaki ilişkiyi tam tersine çevirmektir bu başarıldığı ölçüde eski egemen sınıfların(köle sahibi, ağa, burjuva) kullandığı üst yapı kurumları, üst yapı kurumu olmaktan lav edilecektir, çünkü sosyalizmde üst yapı kurumlarında, devlet örgütlenmesinde dinin yeri yoktur. Bunu toplumun idaresi ve iradesi olarak algılayamayan insanlar ise, dinin aslen bir inanç sistemi olduğunu unutup, zaten hali hazırda kullanılan karakteri ile karıştırırlar, hali hazırdaki din nedir, bir yönetim biçiminidir. Yönetim-idare ve hakimiyet sorunlarında kullanılan biçimi ile inanç biçimi arasında derin farklar vardır... Üst yapı kurumlarından bir taneside eğitimdir ve toplumların bilimsel eğitim alması doğrultusunda dinlerin insan üzerindeki tahakkümününde zamanla son bulacağını öngörür, kullanım alanı ve değeri azaldıkça, belirli çevrelerin menfi kullanımlarından kurtuldukça, dinin evvela insanın bir öznesi olma durumuna erişeceği ve sorgulama sürecinin burada başlayabileceği öngörülebilir.

Bu gün açısından ise, insanların inançları değil, insan inancının menfi kullanımı ve bu doğrultuda kurumlaşmış haramiler kurumu olmuş halidir sorun teşkil oluşturan.. Nasıl ki bir köle sahibi 1 kişi iken, 3000 köleye hükmedebilmiş ama bu başarısının sırrınıda onlara bu dünyanın takdiri ilahi, konumların ise Allah'ın düzeni olduğuna inandırmak ile başarmışsa ve nasıl ki Tanrılar söz dışarı ve itaat dışı eden köleleri Yıldırımlar vs ile cezalandırmakta ise, asıl yapılması gereken ortada ne bir Tanrı düzeni olmadığı ama nede köle sahibi efendilerin Tanrıların bir bahşı olmadığını, inandırılmış bu insan sürüsüne göstermektir. İşte din ile temelde ilk düşünsel açıdan çatışma ve çelişme burada başlar, materyalizm gerçektende burada toplumu, insan yaşamını, doğayı, doğa kanunlarını, ışığı, güneşiayı yıldırımı açıklamaya yönelir. Bu aslen açıklama amacı değil bilakis zorunlu bir yönelimdir...

Din halkın afyonudur sözü eksik bir sözdür sadece 1 tarafı kapsama alanına alır, toplumun bu afyondan kurtulmasının temel ve toplumsal çözümü, insan inançlarının değiştirilmesi olarak algılanır, doğru değildir çünkü din hala bir üst yapı kurumu olarak kullanım alanına sahipse bu başarısı minimum düzeyde kalacak bir çabadır. Öncelikle din konusunda Çobanı lav edilebilir olduğunu görüp(kutsal olmadığını), Çobanın elinden sopası(Tanrı) alınmalıdır bunun yoluda sürü sürü kaldığı halde mümkün değildir, bizzat sürü olduğu ve çoban tarafından sömürüldüğü, hiç bir şeyin Tanrısal bir lütuf değil, tamamen insani sistemlere dayalı olduğunu gösterebilmek, sistemlerinde değişken olduğunu, Tanrıların Yasaları olmadığını, kutsal olmadıklarını ve bu doğrultuda dini kurt kapanlarını kırmakla yapılabilir. Burada hedeflenen asla ve asla kişinin inancı değil, inancından hareketle kullanılıyor olmasıdır. İkisi arasında fark vardır ve bir inançlı kişide böyle bir durumun tahlilini inancı onu çepeçevre saran bir sistemle zapturap altında tutuluyorsada yapabilir, inancı buna engel değildir... En basit örnekle, bu gün ortaya çıkan ve yeşil sermayenin kökeni olan Din sömürüsü ve istismarı sonunda multi milyonerlerin ve onların kurumlarının nasılda filizlenmiş olduğu 1980 sonrası gözlmelenebilir, en basitinden Cüppeli Ahmetten girip, bankalara kadar sahip olan Fettullahdan çıkılabilir ve sorulabilir bu adamlar ne üretti= HİÇ, bir hiç ürettiler ama zengin olup, egemen konuma yükseldiler, işte dinin innaç dışındaki asıl kullanımı burada da kendisini ele verir ve bu yön ile herkes mücadele etmek zorundadır, dinlisi yada dinsizi diye bir ayrım yoktur

Kısa bir alanda, anlaşılabilir anlatma çabasından dolayı gerçekten ifadesi zor bir konu.... Yinede basit bir şeyle bitireyim;
Dinler ekonomik sistemler değildir ve hiç bir biçimde alt yapıyı(üretim tarzı, *araçları vs) teşkil etmezler, dinler sadece ve sadece yönetim biçimimlerinde asıl rolü oynarlar ve devlet gibi üst yapı kurumlarıdır... Alt yapılar değiştikçe, sistemlerde değişir ve dinlerde her sisteme göre farklı kullanım alanına oturtulurlar... Sosyalizmin temel taşı ise ekonomik sistemin bizzat kendisidir, Sistemlerin araçlar olarak neleri kullandığı asıl belirleyici değildir...

Bir diğer yön felsefik yöndür ki, buda dünya görüşü ve düşünce yapısı ile bağlı olup, dini felsefe ile temelden çelişir, asıl savaşımın verildiği alanda burasıdır...
Sanılanın aksine Diyalektik bir felsefe değildir, diyalektik bir yöntemdir.... Materyalizm ise bir felsefedir ve yöntemi diyalektiktir. İdealizmde bir felesefedir ve kökeni açısından yöntemi Metafiziktir..
Toplumsal sömürü ve ezilmişlik dahilinde İnsandan yana sistemlerde sömürüsüz ve insanca yaşamak özlemi ayrımsız her innaçda olan insanların gönül verebileceği bir düzlemdir, anormal bir şey değildir....
Kapitalizmde ise temel önemde çelişmeler vardır en üstteki basit analizlerde söylediğime ek olarak, kapitalist üretim biçimi ve ilişkilerinde her şey metaya(ticaret malına) dönüşür. Öyleki insan emeği dahi kategorilenip, pazarlık konusuna dönüşür, kalifiye bir işçi ile kalifiye olmayan bir işçi emeğinin karşılığı farklı olarak bedellenip SATIN ALINIR, yada satılır... Her şey metadır, çöp, su, doğa, hayvan, ilaç, sağlık böcek...

1 safra kesesi ameliyatı yaptırana 1 apandist ameliyatı bedava...

İnsan gereksinimlerinin, ihtiyaçlarının bir menfii kazanım ve çıkarlara dönüştürülmüş olması, insanında artık dolaylıda olsa bir eşya gibi görülüp, alınıp satılması çağdışıdır, insani düzeyde toplumsal bir yaşam bu sistemde tam anlamıyla mümkün değildir. Kaldı ki evvelkiler ise bundan çok daha kötüdür ve İslam yada adına Şeriat denilen Köleci Yönetimden Miras, Feodal yönetimde Yasa olan düzenlemeler, bu günki toplumsal yapı karşısında Katliamdan başka bir şey değildir, tamamen köle ve efendi arasındaki toplumsal ilişkiyi doğrudan düzenleme sürecinin ürünüdürler, böylesi bir tercih düşüncesi dahi gerciliğin en gericisidir, köhnemişliğin en köhnesidir... Aslen dönüş mümkünde değildir, çünkü din ekonomik bir sistem değildir, ortaçağ toplum ve egemenlik yasalarını bu güne uygulamak mümkün de değildir, sürüdürülen politikalar ise, 3-5 uyanığın insanların etinden sütünden ve yahnisinden faydalanmak, politik çıkarlar ve üstünlük elde etmek içindir... Az biraz zenginleştiklerinde, ağalıktan(feodal), şeyhlikten(feodal bir kurum) sıyrılıp beyefendiliğe evrilirler, şalvar çıkar kumaş gelir, göynek gider kıravat gelir, tespih gider siyah Mercedes gelir, din bir deniz yemeyen keriz hesabı, herkes vurun garibana söyleminde çobanlığa devam eder, sürü sürü oldukça, daha çok sağanı olacaktır ve hazır sistemde insani değil, eşyai(ticaret malı) üzerine olduğu için bu gidişde bir çelişik durum oluşturmaz, din ile mücadele ise kişiler, kurumlar düzeyine indirgenerek, dinin asıl misyonu perdelenmiş olur, dini yönetim iyidirde, işte Ali yapamamış, Veli uygulamamış, Ahmet caymıştır

umut1917
23-03-2007, 15:20
üreten Â* Â*insan, mümkün olduğu kadar sığıntılardan uzak durur. çünkü yaratıcıdır, hayat yaratır. insanlar dine neden ihtiyaç duyar? neyin hakkından gelemiyolarda bu kadar kendilerine yabancılaşıyorlar. tarihten günümüze kimler kimlerin değirmenini döndürüyor. Â*sosyalizim Â* gelişmiş ,özgürleşmiş ,Â*tabuları yıkmış ,Â*insanların kuracğı bir düzendir. öyle emek vermeden sırtlarındaki keneleri temizlemeden olacakmı ?sanırsınız .Â* Â* Â* Â*insan olmadan, tanrı olacak mı ?kuşların Â*otların tanrısı mı olacak? Â* tanrıyı yaratan insan Â*dır insan.

sodomo--
23-03-2007, 16:04
Demek Hümanistee arkadaş hem sosyalist hem de dini bütün bir müslüman öyle mi :)

Vallahi tam isabet olmuş. Zaten tam da sosyalistlerimizin islama gösterdikleri bu engin hoşgörünün sonuçta evrim geçirip islama doğru kaykılmaya başlayacağını düşünüyordum ki tam bunun üstüne gelen bir örnek oluşturuvermiş :) Cem Karaca da öyle olmuştu ya hani onun gibi bir şey. Yahu arkadaşlar bari adam gibi bir din seçin diyeceğim ama o da teoriye ters çünkü insan toplumun ürünüdür neticede ve içinde yaşadığın toplum da belirleyeici olacaktır pek tabii ki din seçiminde. Şimdi size bari Budist falan olaydınız diyecem ama boşver dağınık kalsın :)

Ne demiş Hümanistee arkadaş bakalım:

"İslamiyetin *geldiği *dönemde *bırakın *insanlar *devlet *mülkiyetini *benimsemeyi *,insan *olduklarının *farkında *bile *değillerdi *(kız *çocukların *diri *diri *gömülmesi *iyi *bir *örnek *olabilir)"

Oooo bu arkadaşımız tam kopmuş. Artık geri dönüşü de yok. Bırakıyorum dağınık kalsın :)

27-03-2007, 22:26
dostlar sosyalizm hümanizme değer verir. sizlere bir çalışmayı ulaştırmak istiyorum. ih bildirgesi ile kuran'ın çelişkilerini görün:


KONU BAŞLIĞI : İNSAN HAKLARI VS KURAN


Arkadaşlar elimden geldiğince İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (günümüzün ahlak ve hukuk anlayışı) ile Kuran'ın ahlak ve hukuk sistemi arasında bir karşılaştırma yapmaya çalıştım. Yorumu okuyuculara bırakıyorum. Ve bir de sorum olacak müslüman arkadaşlara: İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'ni nasıl karşılıyorlar ?



İNSAN HAKLARI BİLDİRGESİ

Madde 1- Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.

Ali-İmran/28. Müminler, müminleri birakip da kâfirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa, artik onun Allah nezdinde hiçbir degeri yoktur.....

Nisa/144. Ey iman edenler! Müminleri birakip da kâfirleri dost edinmeyin; (bunu yaparak) Allah'a, aleyhinizde apaçik bir delil mi vermek istiyorsunuz?

Muhammed/35. Üstün durumda iken gevseyip barisa çagirmayin. Allah sizinle beraberdir. O amellerinizi asla eksiltmeyecektir.

*******

Madde 2- Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğuş veya herhangi başka bir ayrım gözetmeksizin bu Bildirge ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir. Ayrıca, ister bağımsız olsun, ister vesayet altında veya özerk olmayan ya da başka bir egemenlik kısıtlamasına bağlı ülke yurttaşı olsun, bir kimse hakkında, uyruğunda bulunduğu devlet veya ülkenin siyasal, hukuksal veya uluslararası statüsü bakımından hiçbir ayrım gözetilmeyecektir.

Maide/51. Ey iman edenler! Yahudileri ve hiristiyanlari dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafini tutarlar). Içinizden onlari dost tutanlar, onlardandir. Süphesiz Allah, zalimler topluluguna yol göstermez.
*******

Madde 3- Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır.

Tevbe/5. Haram aylar çikinca müsrikleri buldugunuz yerde öldürün; onlari yakalayin, onlari hapsedin ve onlari her gözetleme yerinde oturup bekleyin. Eger tevbe eder, namazi dosdogru kilar, zekâti da verirlerse artik yollarini serbest birakin. Allah yarligayan, esirgeyendir.

Nisa/89. Sizin de kendileri gibi inkâr etmenizi istediler ki onlarla esit olasiniz. O halde Allah yolunda göç edinceye kadar onlardan hiçbirini dost edinmeyin. Eger yüz çevirirlerse onlari yakalayin, buldugunuz yerde öldürün ve hiçbirini dost ve yardimci edinmeyin.

*******
Madde 4- Hiç kimse kölelik veya kulluk altında bulundurulamaz, kölelik ve köle ticareti her türlü biçimde yasaktır.


Bakara/178. Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın (öldürülür). Ancak her kimin cezası, kardeşi (öldürülenin velisi) tarafından bir miktar bağışlanırsa artık (taraflar) hakkaniyete uymalı ve (öldüren) ona (gereken diyeti) güzellikle ödemelidir. Bu söylenenler, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Her kim bundan sonra haddi aşarsa muhakkak onun için elem verici bir azap vardır.

Bakara/221. İman etmedikçe putperest kadınlarla evlenmeyin. Beğenseniz bile, putperest bir kadından, imanlı bir câriye kesinlikle daha iyidir. İman etmedikçe putperest erkekleri de (kızlarınızla) evlendirmeyin. Beğenseniz bile, putperest bir kişiden inanmış bir köle kesinlikle daha iyidir. Onlar (müşrikler) cehenneme çağırır. Allah ise, izni (ve yardımı) ile cennete ve mağfirete çağırır. Allah, düşünüp anlasınlar diye âyetlerini insanlara açıklar.

Nur/58. Ey müminler! Ellerinizin altinda bulunan (köle ve cariyeleriniz) ve içinizden henüz ergenlik çagina girmemis olanlar, sabah namazindan önce, ögleyin soyundugunuz vakit ve yatsi namazindan sonra (yaniniza gireceklerinde) sizden üç defa izin istesinler.......

Nisa/92. Yanlislikla olmasi disinda bir müminin bir mümini öldürmeye hakki olamaz. Yanlislikla bir mümini öldüren kimsenin, mümin bir köle azat etmesi ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gereklidir. Meger ki ölünün ailesi o diyeti bagislamis ola. (Bu takdirde diyet vermez). Eger öldürülen mümin oldugu halde, size düsman olan bir toplumdan ise mümin bir köle azat etmek lâzimdir. Eger kendileriyle aranizda antlasma bulunan bir toplumdan ise ailesine teslim edilecek bir diyet ve bir mümin köleyi azat etmek gerekir. Bunlari bulamayan kimsenin, Allah tarafindan tevbesinin kabulü için iki ay pespese oruç tutmasi lâzimdir. Allah her seyi bilendir, hikmet sahibidir.

Maide/89. Allah, kasitsiz olarak agzinizdan çikiveren yeminlerinizden dolayi sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptiginiz yeminlerden dolayi sizi sorumlu tutar. Bunun da keffâreti, ailenize yedirdiginiz yemegin orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onlari giydirmek, yahut da bir köle azat etmektir. Bunlari bulamiyan üç gün oruç tutmalidir. Yemin ettiginiz takdirde yeminlerinizin keffâreti iste budur. Yeminlerinizi koruyun (onlara riayet edin). Allah size âyetlerini açikliyor; umulur ki sükredersiniz!
*******
Madde 5- Hiç kimseye işkence yapılamaz, zalimce, insanlık dışı veya onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz ve ceza verilemez.

Maide/33. Allah ve Resûlüne karsi savasanlarin ve yeryüzünde (hak) düzeni bozmaya çalisanlarin cezasi ancak ya (acimadan) öldürülmeleri, ya asilmalari, yahut el ve ayaklarinin çaprazlama kesilmesi, yahut da bulunduklari yerden sürülmeleridir. Bu onlarin dünyadaki rüsvayligidir. Onlar için ahirette de büyük azap vardir.

Muhammed/4. (Savasta) inkâr edenlerle karsilastiginiz zaman boyunlarini vurun. Nihayet onlara iyice vurup sindirince bagi sikica baglayin (esir alin). Savas sona erince de artik ya karsiliksiz veya fidye karsiligi saliverin. Durum su ki, Allah dileseydi, onlardan intikam alirdi. Fakat sizi birbirinizle denemek ister. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onlarin yaptiklarini bosa çikarmaz.

Nur/2. Zina eden kadin ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah'a ve ahiret gününe inaniyorsaniz, Allah'in dininde (hükümlerini uygularken) onlara aciyacaginiz tutmasin. Müminlerden bir gurup da onlara uygulanan cezaya sahit olsun.

Nur/4. Namuslu kadinlara zina isnadinda bulunup, sonra (bunu isbat için) dört sahit getiremeyenlere seksener sopa vurun ve artik onlarin sahitligini hiçbir zaman kabul etmeyin. Onlar tamamen günahkârdirlar.

Nisa/34. Allah'in insanlardan bir kismini digerlerine üstün kilmasi sebebiyle ve mallarindan harcama yaptiklari için erkekler kadinlarin yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için sâliha kadinlar itaatkârdir. Allah'in kendilerini korumasina karsilik gizliyi (kimse görmese de namuslarini) koruyucudurlar. Bas kaldirmasindan endise ettiginiz kadinlara ögüt verin, onlari yataklarda yalniz birakin ve (bunlarla yola gelmezlerse) dövün. Eger size itaat ederlerse artik onlarin aleyhine baska bir yol aramayin; çünkü Allah yücedir, büyüktür.
******
Madde 6- Herkesin, her nerede olursa olsun, hukuksal kişiliğinin tanınması hakkı vardır.

Tevbe/29. Kendilerine Kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah ve Resûlünün haram kildigini haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar savasin.

*******
Madde 7- Herkes yasa önünde eşittir ve ayrım gözetilmeksizin yasanın korunmasından eşit olarak yararlanma hakkına sahiptir. Herkesin bu Bildirgeye aykırı her türlü ayrım gözetici işleme karşı ve böyle işlemler için yapılacak her türlü kışkırtmaya karşı eşit korunma hakkı vardır.

Nahl/75. Allah, hiçbir seye gücü yetmeyen, baskasinin mali olmus bir köle ile katimizdan kendisine verdigimiz güzel riziktan gizli ve açik olarak harcayan (hür) bir kimseyi misal verir. Bunlar hiç esit olurlar mi? Dogrusu hamd Allah'a mahsustur. Fakat onlarin çogu (bunu) bilmezler.

Nahl/76. Allah, su iki kisiyi de misal verir: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir sey beceremez ve efendisinin üstüne bir yüktür. Onu nereye gönderse bir hayir getiremez. Simdi, bu adamla, dogru yolda yürüyerek adaleti emreden kimse esit olur mu?

*****

Madde 8- Herkesin anayasa yada yasayla tanınmış temel haklarını çiğneyen eylemlere karşı yetkili ulusal mahkemeler eliyle etkin bir yargı yoluna başvurma hakkı vardır.

Maide/44 ....... Kim Allah'in indirdigi (hükümler) ile hükmetmezse iste onlar kâfirlerin ta kendileridir.

Maide/......Kim Allah'in indirdigi ile hükmetmezse iste onlar zalimlerdir.

Maide/47. Incil'e inananlar, Allah'in onda indirdigi (hükümler) ile hükmetsinler. Kim Allah'in indirdigi ile hükmetmezse iste onlar fâsiklardir.
********.
Madde 10- Herkesin, hak ve yükümlülükleri belirlenirken ve kendisine bir suç yüklenirken, tam bir şekilde davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından hakça ve açık olarak görülmesini istemeye hakkı vardır.

Madde 11-
1. Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli olan tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda, yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır.
2. Hiç kimse işlendiği sırada ulusal yada uluslararası hukuka göre bir suç oluşturmayan herhangi bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu sayılamaz. Kimseye suçun işlendiği sırada uygulanabilecek olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.

Tevbe/5. Haram aylar çikinca müsrikleri buldugunuz yerde öldürün; onlari yakalayin, onlari hapsedin ve onlari her gözetleme yerinde oturup bekleyin. Eger tevbe eder, namazi dosdogru kilar, zekâti da verirlerse artik yollarini serbest birakin. Allah yarligayan, esirgeyendir.
******
Madde 16-
1. Yetişkin her erkeğin ve kadının , ırk, yurttaşlık veya din bakımlarından herhangi bir kısıtlamaya uğramaksızın evlenme ve aile kurmaya hakkı vardır.

Bakara/221. İman etmedikçe putperest kadınlarla evlenmeyin. Beğenseniz bile, putperest bir kadından, imanlı bir câriye kesinlikle daha iyidir. İman etmedikçe putperest erkekleri de (kızlarınızla) evlendirmeyin. Beğenseniz bile, putperest bir kişiden inanmış bir köle kesinlikle daha iyidir. Onlar (müşrikler) cehenneme çağırır. Allah ise, izni (ve yardımı) ile cennete ve mağfirete çağırır. Allah, düşünüp anlasınlar diye âyetlerini insanlara açıklar.
******

Madde 18- Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak, din veya topluca, açık olarak ya da özel biçimde öğrenim, uygulama, ibadet ve dinsel törenlerle açığa vurma özgürlüğünü içerir.

Madde 19- Herkesin düşünce ve anlatım özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak düşüncelerinden dolayı rahatsız edilmemek, ülke sınırları söz konusu olmaksızın, bilgi ve düşünceleri her yoldan araştırmak, elde etmek ve yaymak hakkını gerekli kılar.

Tevbe/5. Haram aylar çikinca müsrikleri buldugunuz yerde öldürün; onlari yakalayin, onlari hapsedin ve onlari her gözetleme yerinde oturup bekleyin. Eger tevbe eder, namazi dosdogru kilar, zekâti da verirlerse artik yollarini serbest birakin. Allah yarligayan, esirgeyendir.
******

Madde 23-
1. Herkesin çalışma, işini serbestçe seçme, adaletli ve elverişli koşullarda çalışma ve işsizliğe karşı korunma hakkı vardır.
2. Herkesin, herhangi bir ayrım gözetmeksizin, eşit iş için eşit ücrete hakkı vardır.
3. Herkesin kendisi ve ailesi için insan onuruna yaraşır ve gerekirse her türlü sosyal koruma önlemleriyle desteklenmiş bir yaşam sağlayacak adil ve elverişli bir ücrete hakkı vardır.
4. Herkesin çıkarını korumak için sendika kurma veya sendikaya üye olma hakkı vardır.
Madde 24- Herkesin dinlenmeye, eğlenmeye, özellikle çalışma süresinin makul ölçüde sınırlandırılmasına ve belirli dönemlerde ücretli izne çıkmaya hakkı vardır.
(Bakınız Madde 4 için verilen ayetler (Köleliğin İslam'da meşru sayılması))

*******



Madde 25-
1. Herkesin kendisinin ve ailesinin sağlık ve refahı için beslenme, giyim, konut ve tıbbi bakım hakkı vardır. Herkes, işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, yaşlılık ve kendi iradesi dışındaki koşullardan doğan geçim sıkıntısı durumunda güvenlik hakkına sahiptir.
2. Anaların ve çocukların özel bakım ve yardım görme hakları vardır. Bütün çocuklar, evlilik içi veya evlilik dışı doğmuş olsunlar, aynı sosyal güvenceden yararlanırlar.

(İslam'da Zekat, Kurban eti, Sadaka vardır ve 1400 yıldır hiçbir coğrafyada bu sorunlara hiçbir çözüm getirememiştir)

*********
Madde 26-
1. Herkes eğitim hakkına sahiptir. Eğitim, en azından ilk ve temel eğitim aşamasında parasızdır. İlköğretim zorunludur. Teknik ve mesleksel eğitim herkese açıktır. Yüksek öğretim, yeteneklerine göre herkese tam bir eşitlikle açık olmalıdır.
2. Eğitim insan kişiliğini tam geliştirmeye ve insan haklarıyla temel özgürlüklere saygıyı güçlendirmeye yönelik olmalıdır. Eğitim, bütün uluslar, ırklar ve dinsel topluluklar arasında anlayış, hoşgörü ve dostluğu özendirmeli ve Birleşmiş Milletlerin barışı koruma yolundaki çalışmalarını geliştirmelidir.
3. Çocuklara verilecek eğitimin türünü seçmek, öncelikle ana ve babanın hakkıdır.

(Bu Maddenin ikinci şıkkını tekrar okuyun ve İslam'ı düşünün)

InVitatio
01-04-2007, 02:47
Islam ve Sosyalizim

bence bu kismen dogrudur cünkü benim bilidigim Islam, kamusal hayat'da sosyalistir...insanlarin manevi ve vicdani degerlerini Allah ile ifade eder ve ticari sistemi "pazar ekonomisidir" yani pazardaki alici ile satici arasindaki arz-talep fiyati belirler....

bir müslüman is adami "kar" yapmak zorundadir cünkü yaptigi kar'dan fitresi ve zekati kesilcektir, fitre ve zekat ise bugün avrupa devletlerin dedigi "sosyal devlet" mantigi ile de örtüsür....aslinda bir nevi "sosyalist dayanisma" gerektiren olgulardir fitre ve zekat.....

islam herseydir veya hic birsey ama bildigim sudur ki Islam *feuerbachin, marx'in, nietzsche'nin materializimi degildir !

InVitatio

sodomo--
02-04-2007, 18:34
InVitatio kardeşim, peki fitre ve zekatın Cahiliyye devri uygulaması olduğunu biliyor muydun?

InVitatio
07-04-2007, 07:20
sevgili sodomo
cahilye devrinde insanlar bir biri ile yardimlasmasinin ne gibi bir anti islamist mantigi olabilir....
yani öyle olmus olsa ve islam bu devirden kalan kendi dogmasina uyan degerleri de benimsemisse bu iste ne gibi bir gariplik aranabilinir....
simdi bir imanli icin , isin seklin'den cok niyeti önemlidir....bu yüzdendir ki insanlar bilhasa müslümanlar bir ibadete baslamadan önce ilk is niyetlerini beyan ederler.....eger niyet beyan edilmemisse yapilan ibadetin sadece sekli ile ortada kalir.....
eger böyle bir uygulama islam öncesi olmus sa o zaman söyle düsünmekte de fayda var "ne güzelki öyle bir dine sahibim bana insanlar arasinda yardimlasmanin önemine vurgu yapiyor "



ama sizlerle siyasetini coktandir ve elimden geldigi kadar yakindan takip ettigim dogu perincekten bir reportaj paylasmak istiyorum......farkli bir bakis acisi....bence okunmaya deger ilgili arkadaslara saygilarim ile


Hz Muhammed'de Mao'da Putlari Yikti " D. Perincek

......"TURAN DURSUN'LA İSLAMİYET TARTIŞMASI

AYDINLIK: Hz. Muhammed için devrimci diyerek parti programınıza koydunuz. "Peygamberdir, yani Allah'ın resulüdür" dediniz. Peki efendim, Hz. Muhammed ve İslamiyet ile ilgili bugün söyledikleriniz ile Turan Dursun'un sizin dergilerinizde Hz. Muhammed hakkındaki yazıları çelişmiyor mu? Turan Dursun adına her yıl düzenlenmekte olan bir yarıştırmanın da düzenli seçici kurul üyesisiniz.

PERİNÇEK: Hayır, herhangi bir çelişki yok. Turan Dursun, büyük bir aydınlanmacı ve Türk milletine İslamiyet'i öğreten bir yazardır. Çoğu insanın beynini açmış ve büyük bir eğitim yapmıştır. Turan Dursun'un eserleri yeniden yayınlanmaktadır, milyonlarca kitabı satmıştır. Çok değerli bir dostumdur. Onun yaptığı hizmeti, çok az insan yapmıştır. Aydınlanma hareketimizde böyle yazarlarımız olacaktır.
Turan Dursun ile her konuda.....(ilgilenlere yazinin devami >> http://www.invitatio.org/Forum/viewtopic.php?t=23 )


dostca selamlarim ile

InVitatio