PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ben Kimim


Msrtc
19-07-2015, 20:18
merak ettim şey ne olduğudum. akıbetimin ne olacağını bulmak için önce kim olduğumu bulmam gerekiyor. ben kimim sorusunu sordum ve ben kimim sorusunun cevabını 3 şıkka indirdim. 3 şıktan biri %33.3 ihtimal doğru. bu şıklardan başka ihtimal olamaz.

A-Ben dediğim şey maddenin bir parçası beni ben yapan şey bana özel bir madde.


B- Öznelliğimi madde ötesi bir şeye borçuluyum.(ruh gibi)


C.Beni ben yapan herhangi birşey yok ne madde nede ruh.



şimdi şıkları inceleyelim ve doğru cevabı arayalım. A şıkkı deneye gözleme açık bir şık bilimsel olarak incelenebilir. B şıkkı ise madde ötesi bir şık deney gözlem yapılması imkansız. doğru olsa bile sadece kanıt olarak A şıkkının bilimsel olarak yanlış olduğu ispatlanmalı. B şıkkı doğru olsa bile bunu bilemeyiz en iyi ihtimal bilimin A şıkkını yanlışlamasıyla beraber %50 ihtimal olarak doğru B ve C'den bir tanesi olacaktır. A şıkkını inceleyeim. beni ben yapan madde nedir nerededir. ben neden benimde başka biri değilim. beni ben yapan şeyi beyin diye kesitirp atanlar soruyu anlamamış demektir. herkesin beyni var. ama her beyinin içinden çıkan bilinç-izleyici-tanık farklı kişilerdir. bizim aradığımız şey içimizdeki izleyenenin diğer izleyenlerden farklı kılan onu özel-biricik yapan şey. insan vucudundaki hücreler her zaman değişiyor 5 yaşında sahip olduğumuz hücreler yenilendi şuan vucudumuzun içinde 5 yaşından kalan değişmeden duran bir parçamız yok. ayırca bilim bu soruyu bugune kadar cevapsız bıraktı. bence cevapsız bırakmasının sebebi imkan yetersizliğinden değil öyle birşeyin olmadığındandır. B şıkkı ise incelenecek herhangi birşeyi yok. topu madde ötesine attığımız andan itibaren o konu üzerine delil getirmemizin imkanı yoktur. çünkü madde ötesinden bilgi alamayız. bilgi alınabiliyorsa alınan bilgi madde ötesi değil maddedir. B şıkkının üzerinde durmaya gerek yok B şıkkı ancak diğer şıkların yanlışlanması sonucunda doğru kabul edilebilir.



C şıkkının anlamı çok derin. beni ben yapan birşey yoksa buradan şu anlam çıkar. ben ve sen ve diğer insanların içindeki izleyicileri özel kılan birşey yok. yani bu insanların içlerindeki izleyiciler arasında fark olmaması bu insanların aynı kişi olduğu anlamına gelir. yani benim içimdeki izleyici ile diğer insanların içindeki izleyen şey aynı şey. bunu anlamayan insanların genelde öne sürdüğü şeyler şunlar oluyor. benim kişiliğim farklı senin farklı nasıl aynı kişi olabiliriz. benim fiziksel görüntüm başka benim bulduğum yer başka sen oradasın ben buradayım nasıl olur aynı kişi oluruz. hem birşey aynı zaman içerisinde farklı yerlerde olabilir mi? gibi absurd sorular sormaktadırlar. kişiliğinin farklı olmasının sebebleri var ama senin kişiliğin zaten orjinal ve seninle beraber her zaman varolan değişmeyen birşey değildi ki. 10-20-30-40-50 yaşlarında sahip olduğun ve olacağın karakterler birbiriyle aynı mı? zaman içinde karakterin bile değişmiş ama sen bunu ben dediğin şeyle özleştirmişsin. ben dediğin şeyin karakteri yok. ben izleyicidir. izleyici sadece izler onun karakteri olmaz düşünmez fikir yürütmez yorum yapmaz... C şıkkının doğruluğu anlatılarak kavranacak birşey değil. C şıkkının doğruluğunu anlayıp tüm insanların aynı kişi olduğunu kavramak kişinin kendi cabasına bağlıdır. C şıkkının doğruluğunu anlmak için bir kaç ipucu vereceğim bunları düşünün.

-izleyici hissetmek için sürekli diğer insanların izleyicisini anlamaya çalışın. aynı benim gibi görüyor oda bir beyinin içine hapsolmuş çeşitli görüntüleri izleyen duyan bir izleyici. acaba o kim? onun gözünden gördüğünüzü hayal edip aslında yan yana olmanıza rağmen ne kadar uzak iki şey olduğunuzu hissedin.

-eğer klonlansaydınız ve uyandığınızda orjinal değilde klon olan kişi siz olsaydınız ne hissederdiniz.

-acı çeken hayvanları gözlemleylim. yerde acıdan tepinen bir böceği uzunca gözlemleyin mesela ve oradaki acıyı çekenin kim olduğunu sorun. neden orada sen değilsin? yada yoksa oradamısın.

C şıkkı üzerine yazabileceğim daha çok şey var fakat şimdilik bu kadar yeterli.

Felâsife
20-07-2015, 06:11
.. ben kimim sorusunun cevabını 3 şıkka indirdim. 3 şıktan biri %33.3 ihtimal doğru. bu şıklardan başka ihtimal olamaz.
Sevgili Msrtc,

Kendi adıma konuşacak olursam, ben bu konulara Doğru/Yanlış kavramı üzerinden değilde, İyi/Kötü kavramı üzerinden gitmeyi daha uygun bulurum, zira bir şeye Doğru/Yanlış dediğimizde genelde o şeyi sabitleriz, artık kararımız kesinleşir, ve o şey üzerinde düşüncemizi çokta işletmeyiz.
Çünkü o şey doğrudur, düşünmeye gerek yoktur.
Çünkü o şey yanlıştır, düşünmeye gerek yoktur.

Bizler doğru ve yanlışları düşünmeyiz, kestirip atarız, neticede KARARIMIZI vermişizdir.

İyi/Kötü kavramı üzerinde daha az sabit fikirliyizdir, bunları daha çok düşünürüz, daha çok eleştirebiliriz.

O yüzden %33 lük bir doğru, istesede doğru olamaz, helede bir bütünden koparılıpta, bunu %100 olarak ele almak, bütünü temsilde etmez.
Verdiğiniz A, B, C şıkları ile hayat bir bütünse ve bunlar da bu hayatın içinde varsa, doğru olan hayatın bütünü budur, bir kısmı değildir.

Ama tabi hayatı bir bütün olarak "kabullenmek" hiçte kolay bir olay değildir, bu yüzden bu kadar dinler, ideolojiler, felsefeler çıkmıştır.

... C şıkkının doğruluğu anlatılarak kavranacak birşey değil. C şıkkının doğruluğunu anlayıp tüm insanların aynı kişi olduğunu kavramak kişinin kendi cabasına bağlıdır.
Zahiri baktığımızda her kişi ayrı, oğul bile babasından farklı, bunların aslında aynı kişi olduğunu söylemek, bayağı bir uğraşı gerektirecektir.
Aynılık konusuna bazı noktalarda bende katılırım, fakat bunun temelden böyle olması, pek bana uymaz, zaten BEN denilen şey sanal bir kimliktir bana göre.
İnsanlar genelde BEN şuyum, buyum, haklıyım, biliyorum vs vs. dediklerinde samimi değillerdir. BEN derken bile o BEN 'i anca kullanıyorlardır. Yoksa o özelliklere sahipte değillerdir.

Ubuntu diye bir işletim sistemi var, anlamı Zulu dilinde;
"Ben, sen sen olduğun için, benim" demekmiş.

Bu sözü ilk duyduğumda, kara Afrika'nın bu kara derili insanların felsefi derinliğine hayran kalmıştım, zira bu denli derin düşünüş Tasavvufta bile yok. Tasavvuf bile Vahdet- i vücut filan deyip, olayı aynılığa getirip bağlıyor sonuçta.

Özetle BEN denilen yapının, BEN olabilmesi, SEN olabilmesine bağlı, benim anladığım budur.
Aynılık, ben ve sen kavramlarını da yok edeceği için, burada aynılıktan söz etmek nasıl olur, onu bilmedim.

Sevgiler

Yıldıztozu
02-10-2018, 21:15
bacaklarım, kollarım var.
içimde kırmızı bi sıvı dolaşıyor.
oturabiliyorum, yazabiliyorum, aynaya bakabiliyorum.
ben kimim diye sorgulayabiliyorum.
müzik dinleyip pencereden dışarı bakabiliyorum.

kelimeler üretmişim.
neredeyse her şey sembolik.
toplumsal ve psikolojik yapılar bu sembollerle dolu.

beni ben var etmedim, bu durumda beni var eden koşullar benden daha güçlü gibi görünüyor, buna rağmen beni var eden koşulları şu anki halimle kontrol edebiliyorum.
ben, beni var eden koşullardan daha güçlüyüm.

peki ben, beni yok edecek koşullardan daha güçlü müyüm? Bu önemli bi soru.
bir şeyler beni yok etme gücüne sahip.
yok eden, yok edilenden her zaman daha güçlü müdür?
gücü nasıl tanımladığımıza bağlı.

beni yok edebilirler, buna izin veriyorum.
onlar doğal güce sahip, ama ben iradi güce sahibim.
hangi güç çeşidi daha üstündür.

spartacus
03-10-2018, 00:12
Sevgili Yıldıztozu

Bizi var eden koşullar, irademizden bağımsızdır dolayısıyla, böyle bir kıyas anlamlı durmuyor.

Bununla birlikte, nesnel koşullar irademizden bağımsızdır, ancak irademiz, nesnel koşullar dahilinde anlam kazanır. Yani bir başka deyişle irademizi anlamlı kılan koşullardır, iradelerimizde koşullara bağlıdır, koşul sayesinde işlev kazanır, gelişir, işler.

İrade koşullara bağlı olduğu için müdahale edebilme yetisi kazanılır. Burada belirleyici olan eylemdir, hasılı, eylem de koşullarla ilgilidir, bu halde koşullara müdahale etmek dahi koşullar eliyledir ve müdahale nesnel olduğu tabanda, koşulların da artık bir parçasıdır. Hasılı döner, dolaşırsak, irademiz, parçası olduğu, daha doğrusu koşullarca anlam kazandığı haliyle, koşul üzerinde üstünlük sağlayamaz, özel de şu ya da bu koşul denilen koşullara ise müdahale edebilir-bu da yine-yeni bir koşuldur denebilir.

Etkileşimler ve nesnel müdahalalelerden söz edeceksek, bu farklı bir konu olmakla birlikte, koşullara üstün gelmekten ziyade koşulları değiştirmek olarak ele alınabilir ama bu özel koşullar olarak belirmelidir. Yoksa koşulun değişmesi, özel zemindedir, koşul ise genel olarak bakılırsa, özelde değişen biçim-yapı, ilişkiler, yine koşuldur. Böylece iradenin şu ya da bu koşula üstünlüğü de, özünde bir koşul olmakla birlikte, meselenin bu yönünü dışta tutar, irade ve koşul tarzında, muhataplı düşünürsek, iradenin, koşullara üstün gelmişliği meseleside yeni bir koşul olur. Kısaca bu bağlamda, iradenin anlamı, sağlayanı ve işlevi, konu itibariyle, koşulun dışına çıkılamaz, lakin müdahale edilebilir(müdahalede yine koşulu gereksinir, yine koşullar eliyle sağlanır)...

Benliği anlamlı kılan senliğimdir. Benlik ancak diğerleriyle ve diğerlenebilme sayesinde anlam kazanır, ben hem bendir hemde sen. yani ben-sen birlikteliği anlamlı kılar.

Birde özne olarak, kendimize, yani kendim-ben dediğimiz yönü vardır ki, bunun da temelinde yatanın, temel ihtiyaçlar, nesnel koşullara ve tabiata bağlı olmak olduğunu düşünüyorum ve en temelde bir çok duygumuz, esasında bir kaç basit temel ihtiyaçla anlam kazanıyor veya koşutlanıyor. doygunluk, doyum hazzı veya mahrumluk bir çok kalemde çeşitli hazlarla kendini gösterir hale geliyor. Örneğin doğan bir bebeğin, memeye olan eyleminde yatan özneleşme halleri gibi, bir dürtü de denebilir, başka şeyler de, ancak eylemin kaynağı, benleşmeyi anlamlı hale getirmeye başlar ve ayırır, burada, temelde ihtiyaç ekseni önem arzeder ve bu koşullar eliyle, koşutlanmayı doğrurur, koşutlanma ise iradeyi, eylemi, özneleşmeyi, bu paragraftaki benlenmeyi, ego'yu vb anlamlı kılar...