PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Türkiye'de 'eğitim'in medeniyete katkısı sıfır. Ya teröre katkısı?


Şüpheci Dinsiz
22-07-2015, 16:57
Türkiye'de eğitim kötü der dururuz, ne var ki şikayet etmekten başka bir şey de yapmayız. Sözde çok sevdiğimiz çocuklarımızın geleceğini olumsuz etkileyeceğini bile bile, düzenin iğrenç dişlilerine bir parça yağ da biz sürer, 'iyi okul' olarak adlandırılan paralı okullara gönderir, üstümüze düşeni yapmış olmanın rahatlığıyla hayatımıza devam ederiz.

Oysa, 'iyi okul' denen okullar da milli eğitim politikasına uygun ders veren kurumlardır. Yalnızca daha lükstür, bir kaç da ek ders vardır, yoktur diğerlerinden farkı.

Kötü eğitim teröre, baskıya, zulme, yoksulluğa destek veriyor. Çünkü insanlarda adalet, vicdan, muhakeme, bilgi-bilgiye ulaşma, mantıklı/akılcı düşünme özelliklerini geliştirmiyor, onların biat eden mankurtlara dönüşmesine zemin hazırlıyor.

--/--

Önceki gün olan Suruç Katliamının intihar bombacısının kimliği belirlenmiş Cumhuriyet'teki habere (http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/327447/_Canli_bomba_nin_kimligi_kesinlesti.html) göre. 20 yaşındaki bir üniversite öğrencisiymiş...

Bu eğitim sistemi, ilk okuldan üniversiteye kadar bu çocuğa mantıklı/akılcı düşünceyi öğretememiş. Bu siyasi sistem, bu çocuğun şeyhlerin/şıhların kucağına itilmesine engel olmamış. El ele vermişler, eğitim sistemi çocuğun gardını güdükleştirmiş, siyasi sistemin yol verdiği şeyhler/şıhlar çocuğu mankurtlaştırmış, efendisi/sahibi olmuşlar. Öyle ki, 'git kendini şurada patlat' diyorlar ve çocuk karşı koymuyor, koymadığı gibi şevkle gidiyor, kendisini patlatıyor.

20 yaş üniversite 2-3'e denk geliyor. Tam 14 sene bu eğitim sistemi bu çocuğa sorgulamayı, araştırmayı, akılcı düşünmeyi öğretememiş. Yıkılmayı bundan daha fazla hak eden bir düzen var mıdır?

Eğitim sistemi cahillik ekiyor, dincilik/ırkçılık biçiyor. Dinci/ırkçı ürünler faşist iktidarın faşist askerleri oluyor. Eğitim sisteminin cenderesi daha sıkılıyor, baskı/zulüm artıyor, faşizm doruğa ulaşıyor. Kısır döngü...

--/--

Demokrasi hakkında söylenegelen bir pireli köpek hikayesi vardır.

Hikayede bir köpek vardır, bir evin bahçesinde alımlı uzun-parlak tüyleriyle bütün mahallenin sevdiği, beslediği, şımarttığı mutlu mesut bir hayat yaşamaktadır.

Derken, bir gün kaşıntı hisseder, dişleriyle vücudunu eşelerken bir pire görür, ne yaptıysa pireyi yakalayamaz, sonunda bıkar "amaan, alt tarafı bir pire, bir şey olmaz" der. Ertesi gün iki tarafında kaşıntı hisseder, eşelenir, iki pire görür, yakalayamaz "amaan, alt tarafı iki pire, bir şey olmaz" der. Daha ertesi gün vücudunun her tarafı kaşınmaya başlar, eşelenir, yakalayamaz "amaan, alt tarafı bir kaç pire, bir şey olmaz" der.

Ne var ki, artık çok kaşınmaya başlamıştır. Hem kaşıdığı yerler yara olmaya, kokmaya, tüyler dökülmeye başlamıştır. Bunu gören insanlar artık yanına çağırmaz, onunla oynamaz olmuşlar, üstelik yanından kovmaya başlamışlardır.

Artık acı gerçeği anlamıştır, o önemsemediği pireler vücudunu ele geçirmişlerdir, sebep oldukları acı dayanılır gibi değildir, artık yaşadığı yerde hiç sevilmemektedir, buraları terk edip gitmeli ve kimseye yük olmadan ölmelidir.

Nehir kıyısına gelir. Hayatı film şeridi gibi gözünün önünden geçer. Bir tek pireye göz yumduğu için bu hale geldiğini anlamıştır, pişmanlık duyar. Kendi kendine "ben öleceğim ama sizi de öldüreceğim kan emici pireler" der.

Nehre ilk adımını atar, ayaklarındaki pireler telaşla vücudunun üst kısımlarına kaçarlar. Köpek zevkle ikinci adımını da atar, pireler telaşla sırtına kaçışırlar. Köpek bir adım daha atar, artık bütün pireler köpeğin kafasında toplanmıştır.

Köpek son adımını da atar, nehrin dibine doğru inerken "oh be kurtuldum bu kan emicilerden" der, bu arada bütün pireler boğulmuştur. Nehrin dibine çok yaklaşmışken "bir pireye bile göz yummam ölümüme sebep oldu, ama intikamımı aldım, hepsini öldürdüm kan emicilerin" diye düşünür. Ayakları nehrin dibine değer, artık huzurludur. Bilinci kaybolmak üzereyken aklından son bir düşünce geçer "hepsini öldürdüm kan emicilerin".

"Hepsi öldüyse benim ölmem gerekmez" der, yüzerek kıyıya çıkar. Kısa zamanda yaraları iyileşir, tüyleri çıkar, insanlar yine onu severler, onunla oynarlar, eski mutlu günlerine geri döner.

Köpeğe ara sıra yine pire dadanır, ama artık tek pire bile olsa onu öldürmeden peşini bırakmayacak kadar akıllanmıştır. Artık bilir ki, tek bir pireye bile göz yumsa, ölüme kadar giden acı dolu bir süreçle sonuçlanacaktır.


Demokrasilerde de kan emicilere göz yumulduğunda olacak olan budur. Toplumlar köpeğin nehrin dibine vurduğunda akıllanması gibi dibe vurmadıkça akıllanmazlar hikayeye göre.

Dibe vurduk dedikçe nehrin daha derin olduğunu anlıyoruz, bütün pireler kafamıza toplandı, onlar can havliyle kaçacak yer arıyor, üstelik havasızlığa bağışıklık geliştirmiş gibiler, biz daha derine sürüklenip duruyoruz. Belki de tekrar kıyıya çıkamayacak derinliğe...

Sevgiler

Olimpiyat
22-07-2015, 17:20
Bu eğitimin kişiyi yetiştirmesi konusunda kafam çok karışık.
Türkiyedeki eğitim eğitim değil buna evet.
Ama radikalleşme ile eğitim arasındaki ilişkiyi tam anlayamıyorum. Eğitim arttıkça, radikalleşmeden kopmaları lazım. En azından öyle umulur.

Tam anlayamadım diyorum çünkü, benim aşırı Kürtçü(Kürdistan tişörtleri giyen,PKK sempatizanı) bir arkadaşım Harvard TIP fakültesinden derece ile mezun oldu. Aradan yıllar geçti, fanatikliği hiç azalmadı.

Nurcu bir arkadaşım ise, üniversite sınavlarında ilk 3 e girip, ODTÜ Bilgisayar Mühendisliğini kazandı ve derece ile bitirdi. Halen haberleşiriz, halende Nurcudur. 5 vakit namazı hiç aksatmaz falan...

Üniversite eğitimi düşünceleri çok değiştirmiyor gibi. Bilmiyorum belki de benim gördüklerim istisna idi.