Orijinalini görmek için tıklayınız : Sicim teorisi
Olimpiyat
26-07-2015, 16:34
sicim teorisi ile big bang arasındaki ilişki nedir?
Yıldıztozu
26-07-2015, 17:28
Sicim teorisi ilk ortaya atıldığında ''her şeyin teorisine'' aday olarak gösterildi. Maddenin yapıtaşının atomdan milyarlarca küçük sicimlerin olduğu öne sürüldü. Teoriye göre 10 uzay boyutu var olmalıydı. bizim göremediğimiz 7 tanesi mikroskobik seviyelerde bükülmüş durumda olmalıydı.
Bigbang'le bağlantısı boyut kırılması ile ilgili olabilir. 10 boyut arasından 3 boyut ayrışarak bigbang'e neden olmuş olabilir. Başka evrenlerde başka boyut sayıları var olabilir. Ama 3 boyut bilinen canlılık için en ideal boyut sayısıdır.
Sicimler mikro seviyeyle ilgilendiği için ve Bigbang de mikro seviyede başladığı için bu anlamda bağlantı kurulabilir.
Zaman da bir boyut sayıldığı için sicim teorisindeki toplam 11 boyuttan 4 tanesi bizim evrenimizin başlangıcına neden olmuş olabilir. Zaman da bigbang ile başladığı için.
Teoriye göre 11 boyut uzayda hep vardı, bu yüzden uzay ezeli olabilir. Sadece 4 boyutluk ayrışmanın bir başlangıcı var. O da Bigbang.
Onun dışında bilgim yok.
Yıldıztozu
27-03-2016, 12:53
Maddenin yapıtaşı atomlar, atomların altında proton nötronlar, onların altında kuarklar var. Peki kuarkların altında ne var? Yoksa son nokta kuark mı?
İşte parçalanamayan boyutsuz son nokta adayı sicimler. Sicimin daha gerisi yok.
Uzay-zaman tekilliği denilen kavram aslında sicimdeki farklı boyutlar olabilir.
https://www.ted.com/talks/brian_greene_on_string_theory?language=tr#t-751931
Kuarklar,leptonlar, electroweak gauge bosons, gibi temel parçacıkların kütleler haline nasıl geldiğini ya da kuantum kütle çekimine ilişkin kütleden neden çok daha az olduğunu bilmiyoruz.iki kütle arasında tam 10uzeri -16 fark var. Uzayın ek boyutlarını kapsayan mevcut parçacık fiziği araştırmaları bunu keşfetmeye çalışıyor.
Sicim kuramı en iddialı kuram. Elektromanyetik kuvvet, nükleer bozunuma bağlı zayıf kuvvetler, kuarkları proton ve notronlar halinde birbirine bağlayan güçlü kuvvetler gibi ilgili soruları ele alıyor.
Supersicim kuramının bir formülüne göre evrenin toplam 11 boyutu vardır. Bu boyutların altısı o kadar küçük bir top içine sıkışmış,bunlar yok gibi davranalım.Ele şu boyutları alıyoruz şimdilik; üç uzay boyutu,bir zaman,bir de ek bir boyut.Bu resimde üç uzay boyutu muz, bir hiperyüzey ya da zar bir yapı üzerindedir.Bu zar ek uzay boyutunu n sınırıdır.Ek boyutun diğer sınırını oluşturan başka bir zar var.Bu iki sınır arasında yukarı uzay hacmi(bulk volume) içinde,bizim olağan üç boyutundan farklı olarak ,sadece sonlu bir aralık boyunca uzanan ek boyut var.((bu yüzlere "orbit manifold" ya da "brane" membrane kelimesinden) denmektedir).
Bu zarların fiziksel özellikleri ,enerji ve momentumları var ve harekete geçirdiğiinizde kuark ve elektronlar üretilir.Bizler bulunduğumuz zarların üzerindeki kuark ve leptonlardan oluşmaktayız.Kuark ve leptonlar yalnızca içinde bulunduğu zarlar boyunca hareket ettiklerinden,biz de yalnızca kendi zarımızın üç boyutu boyunca hareket edebilir ve bu kısmı görebiliriz.Diğer bir zarın içeriğini ve oradaki maddeyi göremeyiz.
Döngüsel evren kuramına göre,bu iki zar trilyonlarca yıllık düzenli periyotlarla çarpışıp parçalanmaktadır.Bu da hareketlenmeye, parçacıkların ve radyasyonun oluşmasını neden olur.Bu zarlar esnek bir yay gibi davranır.Her bir döngü boyunca,evren iki tür hareket sergiler.Evrende madde ve radyasyon olduğunda,asıl hareket zarların gerilmesidir.ya da üç boyutumuzun genişlemesidir.Bu arada zarlar arasındaki uzaklık az çok sabittir,bu evre son patlamadan beri 13,7 milyar yıldır devam ediyor.
spartacus
21-02-2017, 22:15
sicim teorisi ile big bang arasındaki ilişki nedir?
Birisi (Big-bang teorisi-ydi) gözlem, olgular üzerinden gitmeye çalışırken ve defalarca kez dayanakların tümünde yanlışlanmışken(1 tanesi hariç ama o da alternatifsiz dayanak değil)
İkincisi(Sicim düşüncesi!) Mitolojidir, teori filan değildir(gözlem, deney-sınama tabanı sunmaz), antik çağ mitolojisi-idealizminin günümüzde benzeri, savunmasını ise idealist indirgemecilikle-izolasyon-atmasyonla yapan ve hiç bir bilimsel metoda, zemine dayanmayan, yerine insan kurgusu-akıl yürütümüne dayanan tipik modern mitoloji...
O düzeyde izolasyonlara dayanır ki(artık henüz bilemiyoruz diyebileceğimiz düzeylere inerek), ardınca bastırır;
Yağmurun neden yağdığını bilmiyorsak -> Zeus yağdırıyordur...
Madde, fizik dünyası yoktur vs, falan, filan... Tipik idealizm, her çağda mevcut ve her çağda söylemleri var-bilimin dışında alanları düşünürsek gayet doğal-...
Bu arada en son hatırladığım, 24 boyuttan söz eden bir mitolojidir, bilimin tanımlarınıda çarpıtmıştır(boyut, uzay-nesne üzerinde herhangi bir noktayı tanımlamak için gerekli olan minumum koordinat sayısına denir, cinler, periler ülkesinde üstelik anlamıda çarptılarak uzaylaştırlmış boyut anlamına gelmez. Ve insan uzay-nesne her ne ise herhangi bir noktasının yerini belirlemek için minumum koordinat sayısı tanımladığında, neye dair olduğundan da, tanımladığı koordinat sayısından da bihaber olamaz. hayalde-düşde boyut öne sürülemez. Ama bizim bu mitolojicilerimiz, 20 boyutun ne olduğuna dair hiç bir fikre sahip değiller, sıkıştıkça uzay anlamıyla boyut sallıyorlar, söylemleri ne zaman fizikle bağdaşmıyor, metafiziğe düşüyor, ama efendim onun sebebi de 17.boyuttur(zeusdur, peridir, cindir dersek farklı olmaz), 17.boyut nedir? uzay gibi filan işte, develerin tellal, pirelerin berber olduğu boyut... Atmasyonun, çarpıtmanın sonu yok... Hasılı her zamanki tipik yöntem, safsata, kavramları çarpıtma, izolasyon kullanılır ve fantazi sever insanlar kolayına inanır-hol yok, yumurta yoktur, ağzı iyi laf yapan bir edebiyatçı, bir masalcı vardır karşılarında, tam bir akıllı tasarımcıdır, cazibesine kapılır gidilir)
Hasılı Gökkuşağının altından geçersek cinsiyet değişitirirmişiz söyleminin farklı versiyonlarını da sergiler(bu kısımda mitolojik efsane olan kara delik edebiyatalrıyla ilgiliydi, oysa kara delik sanılan, kara topak ve içinden başka evrenlere filan çıkılmıyor veya içinden evrenler, bilgiler filan fışkırmıyor, bir güzel presleniliyor)...
Sicim teorisi veya onun bir üst modeli M teorisi, kuantum fiziğiyle uyuşmaktadır. Kesinlikle mitoloji değildir;mitoloji vb gibi söylemler, inanç söylemleridir. Nasıl ki, determinizm savunucuları , mikro dünyada da nedensellik olmasını arzu ettiler ; ki deneylerde kuantum aleminde tersine nedensellik durumu olduğu görüldü, yani sonuç nedenden önce olabiliyor ; yani olasılıklar dünyası geçerli. İşte,M teorisi henüz çok genç bir teoridir, önümüzdeki yıllarda yapılacak olan çalışmalarda M teorisi bugün ki bildiğimizden bambaşka durumlara girecek ve takiben dört temel kuvveti birleştirip büyük birleşik teoriyi oluşturacak.
Çünkü,simetri içerdiği gibi, kuantum mekaniğini ve genel göreliliği birleştiriyor.
spartacus
26-02-2017, 12:37
Sevgili tatarka
Bir şeyle uyuşmuyor, mitolojidir.
Nasıl ifade edilir ki, sözde bilim özünde... Yalıtık 1 ya da bir kaç parçacığa göre evrenler yıkıp, kurmak kolaydır, tek yapmanız gereken masabaşında kurgudur ve yalıtımın mantığı özünde safsata mantığı... Şimdi şahsına münhasır kalem bazlı girme adına vaktim yok, ama nasıl anlatmalı ki Akıllı Tasarımcılar türevinde, yani aynı safsata yöntemlerine dayanan kurguları?
Determinizm savunucusu? meselenin determinizmle alakası yok, bu tür sözde mitolojiler adına(daha doğrusu kurgular) savunular yapıyorlarsa belli ki modern idealistlerimiz, Evrim karşıtlarıyla aynı yola başvurmuşlar, meselenin özü, madde yok, fizik yok, yansıma zeminine dayanıyor... Kuantum medyumluk ne kadar uyum sağlıyorsa, buda o türden safsata bağıntılara dayanıyor, edebiyat söylemlerini çıkarsanız zaten elinizde kalacak olan 3-5 kalem safsatadır, aslında magazin...
Ne Sicim ne M, "teori" değildir, teori denmesi dahi, bilimin bilhassa son 30 yılda mitolojili ve magazinle ne düzeyde örselendiğinide gösterir ... Şöyle bakalım;
Sizden bir oksijen atomu alınsın, bir tanede musluğunuzdaki sudan... Böylece siz eğer, efendim 1 atomun şu ya da bu davranışına göre insanlık adına veya insan=su'dur demek namına söylemler üretecekseniz, bu hiç zor değildir, lafızda(!) gayet kolaydır. Hemen yapabilirim;
Sizden alınan oksijen atomu ile musluktan alınan arasında muazzam bir benzerlik ve uyum tespit edildi. O halde insan, musluk suyudur. Ya da bir dolu lafız, kurgu üretilebilir, sözde M düşüncesinde olduğu gibi, modern mitoloji yazarları hayal gücünü, güzel bir edebiyatla da kullanabilir... Şşşş, itiraz yok, işte ikisinden alınan örnekde aynı! İspatladım! (neyi? safsatayı)... Yağmur yapıyorsa bu Zeus'u gösterir türünden farklı değil, kuantum fiziğinin şu ya da bu özgülünün, şu ya da bu türden dışsal-makro kurgulara işaret olmayacağı gibi...
Sizin bir musluk suyu olduğunuzu (evreninde yansıtılmış görüntü olduğunu söylemenin kolaylığı gibi) söylemem ne kadar kolay oldu, peki gerçek böyle mi, bu mudur? bundan mı, olabildiğince yalıtıklaştırılmış minik, izolasyondan ve üzerine yapılmış kurgudan mı ibarettir?. peki açıkladığımı iddia ettiğim siz, musluk suyu, minik izolasyon parçacığı mıdır? Ama, ama, ama, bu ifade kuantum bilmem neyi açıklıyor, bal gibi ikisininde aynı özellikde olduğunu gösteriyor(.... Bir şey açıklamıyor, sadece safsata ve bu örnekde kullandığımız yöntem hemen her şeye kadirlik sağlayan idealist indirgeme yöntemi idi...
Kısaca şu safsata mantığını anlatmak gerçekten zor, çünkü doğamız gereği, yani insan doğasının lineer mantığı gereği, safsata mantığına topluca meyilliyiz ve farkındalığımız neredeyse sıfıra yakın...
M teorisinde en son 24 Boyuttan söz ediliyordu(26 olmuş!), peki hiç sorguladınız mı, boyut nedir? o 20 tanesi nedir? Kendileride bilmiyor, daha işin başında kavramları çarpıtmış durumdalar, bilinmeyen boyut olmaz, ama olduruyorlar. benim dedem de 30. boyutdan el sallıyor, aksini ispatlayın, tamamen(?) bilimsel zemine oturuyor değil mi? :) Peki boyut ne idi? "bir noktayı tanımlamak için gerekli olan minumum koordinat sayısı", dedem bir noktayı tanımlamak için gerekli olan minumum koordinat sayısında olabilir mi ve boyut bir uzay anlamına çarpıtılabilir mi?
Boyut kavramını da uzay olarak kullanıyorlar, aynı hata zaman kavramı içinde yapılmıyor mu?
Örneğin
https://tr.wikipedia.org/wiki/Zaman
Uzaysal boyutundan söz edilemez, aslında hareket-değişimin soyutlanması esasını taşır(kavram olarak hayat kazandığı zemin bellidir ve o zemini belirlemez, o zemince belirlenir, ama insan bir kez bu kavramı çarpık anlar, zeminlerin yerini değişitirirse, milyonlarca satır hikaye yazabilir, afaki iddialarda bulunabilir-zaten yapılıyorda).
Boyut
uzaysal değildir, özünde koordinat sistemiyle ilgilidir. Yani efendim farklı ama ne idüğü belirsiz binlerce boyut-evreni, boyut-uzayları diye bir şey yoktur... Ne zaman bu lafta teorisyenler sıkışıyor, tepetaklak oluyor, hooop gizemli bir boyut sallayıp, içinden çıkıyorlar, nesini araştırabilirsin, irdeleyebilirsin, aksini iddia edebilirsin ki...
Tek yapmamız gereken, yalıtım safsatası, olabildiğince at gözlüğü, sonra bir kaç önemli kavramı çarpıtıp, uzaylaştırmak, böylece elimizde modern çağın mitolojik alemlerine anlam verebiliriz, bundan sonrası kurmaca, kurgu ve akıl yürütümünden ibaret kalır.
Maddenin şu ya da bu düzeyin neye benzediği değil, tartışma konusu şuna yada buna işaret eder tadında safsata-kurgu düzeyiyle ilgilidir(lütfen karıştırılmasın)...
1980'lerde Kara Delik efsaneleri, magazin dünyasında kendisine hayli bir yer edinmiş, bu sözde idealist-metafizik teorilerin eli, bu efsaneler sayesinde görünüşte güçlü gözüküyordu, ancak o işinde mitolojik posası sökülüp atıınca, şimdi bilinmezler dünyası olarak kuantum kullanılıyor, astrolojide, medyumluk da, hafıza tekniklerinde kullanıldığı gibi. musluk suyu ve sizden bir oksijen atomu almak örneği gibi, yapılacak bir yalıtım ve indirgeme her şeyi söylemeyi mümkün kılar, zira nasılsa zemin yoktur artık, böylece zeminsiz-çekimsiz ortamda gelişi güzel uçulur ve kimse tutamaz...
yalıtık ortama dair bir ifade, ortamın şu ya da bu yönünü açıklayabilir, ama bu demek değildir ki, başka ortam, şeyleri açıklamış olsun...
toplamı şu aslında; Hologram, Sicim, M
Ve maddenin, aslında fiziğin olmadığını iddia ederler, çok kaba abukluklara ise girmeye bile gerek yok, bütün yapılması gereken, kafa karıştırmak, bir kaç yalıtık ortam üzre enflasyon(bir dolu formülü kullanmak) vb, Akıllı Tasarımcılarda o kadar çok kullanır işin bu matematiksel kısımlarını, milyonlarca satır külliyat dökmediler mi? Aaaa ne kadar da bilimsel, fizikçi, matematikçi, ne kadar da yetkin görüntüsü oluşturup kullanmayı?. Hasılı antik çağ idealizminin her şeyin bir görüntü olduğu, aslında görüntünün, mutlak ideanın bir yansıması olduğu görüşünün, modern zeminde kara delik öyle dedi, kuantum böyle dedi türünden efsane zemininde, öte alemden, uzaylaştırmış ne idüğü belirsiz boyut üfürükleriyle, salt bir yansıma olduğu temel iddiasına dayanır... (kuru söylemler yerine elbette ilgili kurgulardan örnekler alınarak detaya girebiliriz, daha sonra girelim)
https://tr.wikipedia.org/wiki/Boyut
Süper sicim teorisi (https://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=S%C3%BCper_sicim_teorisi&action=edit&redlink=1), M teorisi (https://tr.wikipedia.org/wiki/M_teorisi) ve Bozonsal sicim teorisi (https://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Bozonsal_sicim_teorisi&action=edit&redlink=1), fiziksel uzayın sırasıyla 10, 11 ve 26 boyutlu olduğunu iddia ederler.
24 idi, artık 26 demeliyim, hatta 30'a hazırlık yapmalıyım...
Spartacus slm. O zaman safsata bu teori.Ben bununla ilgili bir kitap okumuştum,ondan etkilendim.Yazarı evrimci bir bilim adamı.Ben sadece olabilir gözüyle değerlndirmiştim.
İdealizm? Bunu içerdiğini bilmiyordum, idealizm tam bir saçmalıktır. Teşekkür ederim, yazdıklarınızı katılıyorum.
spartacus
26-02-2017, 13:33
Spartacus slm. O zaman safsata bu teori.Ben bununla ilgili bir kitap okumuştum,ondan etkilendim.Yazarı evrimci bir bilim adamı.Ben sadece olabilir gözüyle değerlndirmiştim.
İdealizm? Bunu içerdiğini bilmiyordum, idealizm tam bir saçmalıktır. Teşekkür ederim, yazdıklarınızı katılıyorum.
Sevgili tatarka
incelik ve detay içeren ifadeler kullanmadım, haksızlık olmasın, acele bir sonuca gitmeyin(bazı alıntılar yaparım, irdeleme şansımız olur)...
Aslında kabaca en kaba tespitlerimi ifade ettim. Bir zamanlar Holografik Evren modaydı, sunum yaparlardı, sunumlarda ilk iş ve genelde dinleyiciyi etkileme üzerine kurulu idi...
Kimi sunumlarda, bir sır vereceklerini söylerlerdi, baştan cezbe düşerdik, sonra ise o sırrın aslında "madde yok, bildiğiniz fizik yok" olarak açıklanmasıyla, karşı konamaz bir aleme dalmış gibi hissederdim, eğer sunumları izleme şansınız olursa izleyin ve en önemli dayanağın dinleyici-izleyici etkilemek üzerine kurulu olduğunu hissederseniz, birde o gözle tekrar değerlendirirsiniz..
Anahtar kelime olarak ararsak, materyalizmi çökerten buluş kuantum fiziği oluverir, safsata ve soytarılık dünyasını anlatmak çok zor, gerçekten anlatılmaz yaşanır türünden ve izolasyona dayalı her türlü makro atmasyonu yapmak mümkün-kolay;
madde yok, bildiğiniz fizik yok (https://www.google.com/search?num=50&safe=off&q=madde+yok%2C+bildi%C4%9Finiz+fizik+yok&oq=madde+yok%2C+bildi%C4%9Finiz+fizik+yok&gs_l=serp.3..35i39k1.86690.86690.0.86907.1.1.0.0.0 .0.178.178.0j1.1.0....0...1c.1.64.serp..0.1.178.mV PF77JWJ00)
Açıkcası kanaatlerim, bugüne değil bir kaç yıl öneki duruma dayanıyor, şimdi ne durumdadır bilmiyorum, bildiğim maddenin olmadığı, gördüklerimizin ise sadece görüntü-sanal- olduğu temel zeminidir ve bu benim için yeterli...
Birde aslında bu hologramcı, sicimcilerin temel dayanağı, kara Delik efsanesi vardı, Hawking bu konuda bilimsel sorumluluk anlamında, hesap sorulması gereken birisi... Nedense köşeyi dönen teorik fizikçiler oluyor ve bir türlü mitolojiden, mitolojik söylemden vazgeçmiyorlar.
Bilimsel bir makale, sunumda amaç kitleyi etkilemek, cezbetmek, şaşı bırakmak değildir, ama andığım kalemlerde sunum ve davranış sergileyenler dinleyiciyi, mitolojik biçimlerle, sırlı, gizemli etkiler altında tutarak etki altında tutma yolunu seçiyor, bu sunum tarzı bilimsel midir, tartışılır, lakin bana doğru bir tutummuş gibi gelmiyor.
Karadelik Efsanesi de kısaca, efendim içinden geçilirse başka evrenlere çıkılıyordu, bebek evrenlerdi, karadelikler evrenler yaratıyordu, karadeliklere bilgi giriyor, bilgi çıkıyordu, karadeliklerde bilgi saklanıyordu(?) vs. Şimdide kuantum fiziğine göre evrenin veriden- bilgiden oluştuğu -böylece mutlak idea, allah, tanrı ne denirse- iddia ediliyor, kara delik efsanesi bitti, idealizm kuantuma yüklendi..
Oysa bilgi, özne-nesne ilişkisinde elde edilen özel bir üründür, yani ancak bir özne, özne-nesne ilişkisinde, nesneden hareketle girilen etkileşimin yorumlanmasıyla bilgi edinebilir ve doğada kendiliğinden bulunmaz. Veri ise aslında elde edilen etkileşimdir, yani etkileşim anı alınan etkiler toplamıdır ve yüklenen anlam sembolize edilebilir. neyse, insanları kandırmak kolay, örneğin kuantum fiziğe göre evren bilgi yükünden ibaret(sanal), karadelik efsanesine göre evrenler bilgiden doğuyor vb demek kolaydır... insan yalanı kolay gerçeği zor kabul eden bir canlı, çünkü kafası sepet gibi, empoze ve şartlandırmalarla dolu, böylece neyin geçerli, geçersiz olduğunun ölçütünü, kafasına kazınmış olan şartlanmalara göre belirlemek gibi bir zaafı var, bu zaaflar ise sektörel bazda topluca kullanılıyor...