Şüpheci Dinsiz
04-08-2015, 22:15
Son günlerde terör arttı. Bir yanda hiç bir kurumuna güvenilmez hale gelmiş bir devlet, bir yanda Ortadoğu kökenli dinci terör örgütleri, diğer yanda 30 yılı aşkındır Türkiye'de adı terörle anılan bir örgüt olan PKK, hedefte ise yine halk, hep halk.
Despot devlet, derin devlet eliyle yıllardır halkın tamamına baskı uygulamış, halkın belli bir kesimine karşı baskı, asimilasyon ve katliamlar yapmış. Sicili oldukça kabarık. Binlerce faili mechulü var, onbinlercesini katletmiş, onbinlercesine işkence etmiş, yüzbinlercesini sürmüş, asimile etmiş. Devleti denetleyemiyorsunuz, devletin kendi hukuku var, devletin bekası söz konusu olduğunda hiç bir vatandaşın canının önemi yok, üstüne basıp eziveriyor, istediğine yol veriyor, vatandaşlarını dövdürüyor, soyduruyor, katlettiriyor. Neden/kim diye soramıyorsunuz, devlet sırrı diyor, konuyu kapatıyor.
Bu despot devlet, vatandaşların devleti değil, hiç olmamış. Hep emperyallerin kuklası olmuş. Emperyalller gak dedikçe gerekli kanunları çıkarttırıp memleketi soydurmuşlar, guk dedikçe vatandaşın kanını dökmüşler, höt dedikçe darbe yapıp anti-emperyalist görüşlere sahip kişileri ezmişler, he deyince Türkçülük/Türk-İslamcılık-İslamcılık akımlarına yol vermişler. Bunları yaparken olay mahalline "vatanseverlik-Atatürkçülük" süsü vermişler.
Halkın bir kesimi asimilasyona, baskıya, işkencelere dayanamayarak dağa çıkmış, kendilerine PKK demişler, o andan itibaren memlekette adı terörle anılır olmuş. Köyler yakılmış, köylüler katledilmiş, sürülmüş, işkenceler görmüşler, tecavüze uğramışlar, ana dilleri yasaklanmış, mahkemelerde ana dilleri ile yaptıkları savunmalar dikkate alınmamış. Şehirlerde kanlı terör eylemleri, suikastler olmuş. Bunların bir kısmını terör örgütü olarak anılan örgüt kabul etmiş, bir kısmını etmemiş. Hangi eylemi devletin, hangisini terör örgütünün yaptığı net değil. Çünkü devlet denetlenemiyor, devletin kurumlarına güvenilemiyor. Çünkü arada bazı itirafçılar çıkıp, devletin yaptığı katliamları itiraf ediyorlar. Bu itiraflara rağmen bu devlet, itiraf edilen suçları kabul etmiyor, suç işleyenleri cezalandırmıyor. Böylece devletin hiç bir güvenilirliği kalmıyor. İnternette bir çok Türkiye'de yaşanmış hapishane işkencesi belgeseli var. İçiniz kaldırıyorsa izleyin. Bu Kürtlerle sınırlı değil, sol ve sağ görüşlü kişilere de yapılmış. İşkence bu devletin standart uygulamasıdır.
Özellikle Gezi olayları bizlere çok net gösterdi ki, devlet bize olayları olduğu gibi yansıtmıyor ve medyaya baskı kurarak yansıtılmasına engel oluyor. Bunu şimdiki iktidarla sınırlı tutmamak gerek. Cumhuriyet tarihinde hep böyle olmuş. Dersim katliamında da, Sivas, Çorum, Maraş katliamında da, yazmadığım katliamlarda da böyle olmuş.
Örneğin, askerin döşediği mayına asker basıyor, PKK yaptı deniyor.
http://www.youtube.com/watch?v=jT8t9ixC4hI
http://siyasihaber.org/tsk-askeri-7-askerin-hayatini-kaybettigi-mayini-biz-dosedik-orgute-mal-ettik#.Vb8UZZqvGuQ.facebook
Bana göre silah zaten onursuz bir şeyken, mayın için söyleyecek şey bulamıyorum. Sanırım tüm zamanların en alçakça, en onursuzca silahıdır, günümüzde mayın kullanan bir devletin, terör örgütünün ideolojisinin kaç para edeceğini varın siz düşünün.
Deniyor ki, "PKK ayrılıkçı örgüttür, ayrılık istiyor, Türkiye topraklarından pay istiyor" veya, "Kürtler bu ülkeden defolsun, ya da biz kökünü kazımayı biliriz". Bu söylemler Cumhuriyetin ilk yıllarında "'zo' diyenleri temizledik, sıra 'lo' diyenlere geldi" şeklinde söyleniyordu. Yani yıllar geçmiş pek bir şey değişmemiş.
Bu başlığı açmamın sebebi, "bölünme" ve "bölünmeme" durumunda ne değişeceğini, nelerin değişmesi gerektiğini tartışmaktır.
Bunlar da benim görüşlerim:
Bölünme durumu
Ancak bir iç savaş sonucunda, ortada Kürt kalırsa ve bunlar savaşta belirgin bir varlık göstermişse oluşabilecek bir durumdur. Bunun dışında demokrasi-oylama vs aygıtlarla varılabilecek bir sonuç değil. Bunu ummak gerçekçi değil çünkü demokrasi geleneğini hazmetmiş bir halka sahip değiliz.
Bölünme olursa;
- Kürtler yeni vatanında kendi anayasalarını düzenlerler, sonrası onların problemi.
- Türk tarafında ırkçılık iyice tırmanabilir. Bu halde, saf Türk, Öz Türk takıntısı, kafatasçılık, tüm diğer etnik grupları rahatsız edecek düzeye gelebilir. Bu durumda ne olacaktır? Örneğin, göçmenler ne olacaktır? Cumhuriyetin ilk yıllarında söylendiği gibi "Türk soyundan olmayanın bu memlekette sadece köle, hizmetçi olma hakkı vardır" söylemi mi pekiştirilecektir? Yani bölünme olsa bile Türk tarafının iyi bir anayasaya ihtiyacı var. Bu açık.
Bölünmeme durumu
Ülkedeki tüm etnik grupların, dinlerin mezheplerin haklarını "Temel İnsan Hakları" düzeyinde ele alan bir anayasa yapılması, devletin denetlenebilir olması, adaletin tesis edilmesi, eşitlikçiliğe, (gerçekten) laikliğe kavuşturulması ile bölünmeye gerek olmaksızın birlikte yaşanabilir ki, böyle bir anayasaya sahip olunsa, uygulansa tüm sorunlar çözülmüş olacak, terör/bölücülük sona erecektir.
--/--
Zaten eşitlikçi, laik, adil bir anayasa sahibi olmak, yıllar geçtikçe, ihtiyaç oldukça bunu daha iyileştirmek çağın gereği değil midir?
Son olarak; terörü üreten kişiler terörü sona erdirmez. Bu eşyanın tabiatına aykırı.
Sevgiler
Despot devlet, derin devlet eliyle yıllardır halkın tamamına baskı uygulamış, halkın belli bir kesimine karşı baskı, asimilasyon ve katliamlar yapmış. Sicili oldukça kabarık. Binlerce faili mechulü var, onbinlercesini katletmiş, onbinlercesine işkence etmiş, yüzbinlercesini sürmüş, asimile etmiş. Devleti denetleyemiyorsunuz, devletin kendi hukuku var, devletin bekası söz konusu olduğunda hiç bir vatandaşın canının önemi yok, üstüne basıp eziveriyor, istediğine yol veriyor, vatandaşlarını dövdürüyor, soyduruyor, katlettiriyor. Neden/kim diye soramıyorsunuz, devlet sırrı diyor, konuyu kapatıyor.
Bu despot devlet, vatandaşların devleti değil, hiç olmamış. Hep emperyallerin kuklası olmuş. Emperyalller gak dedikçe gerekli kanunları çıkarttırıp memleketi soydurmuşlar, guk dedikçe vatandaşın kanını dökmüşler, höt dedikçe darbe yapıp anti-emperyalist görüşlere sahip kişileri ezmişler, he deyince Türkçülük/Türk-İslamcılık-İslamcılık akımlarına yol vermişler. Bunları yaparken olay mahalline "vatanseverlik-Atatürkçülük" süsü vermişler.
Halkın bir kesimi asimilasyona, baskıya, işkencelere dayanamayarak dağa çıkmış, kendilerine PKK demişler, o andan itibaren memlekette adı terörle anılır olmuş. Köyler yakılmış, köylüler katledilmiş, sürülmüş, işkenceler görmüşler, tecavüze uğramışlar, ana dilleri yasaklanmış, mahkemelerde ana dilleri ile yaptıkları savunmalar dikkate alınmamış. Şehirlerde kanlı terör eylemleri, suikastler olmuş. Bunların bir kısmını terör örgütü olarak anılan örgüt kabul etmiş, bir kısmını etmemiş. Hangi eylemi devletin, hangisini terör örgütünün yaptığı net değil. Çünkü devlet denetlenemiyor, devletin kurumlarına güvenilemiyor. Çünkü arada bazı itirafçılar çıkıp, devletin yaptığı katliamları itiraf ediyorlar. Bu itiraflara rağmen bu devlet, itiraf edilen suçları kabul etmiyor, suç işleyenleri cezalandırmıyor. Böylece devletin hiç bir güvenilirliği kalmıyor. İnternette bir çok Türkiye'de yaşanmış hapishane işkencesi belgeseli var. İçiniz kaldırıyorsa izleyin. Bu Kürtlerle sınırlı değil, sol ve sağ görüşlü kişilere de yapılmış. İşkence bu devletin standart uygulamasıdır.
Özellikle Gezi olayları bizlere çok net gösterdi ki, devlet bize olayları olduğu gibi yansıtmıyor ve medyaya baskı kurarak yansıtılmasına engel oluyor. Bunu şimdiki iktidarla sınırlı tutmamak gerek. Cumhuriyet tarihinde hep böyle olmuş. Dersim katliamında da, Sivas, Çorum, Maraş katliamında da, yazmadığım katliamlarda da böyle olmuş.
Örneğin, askerin döşediği mayına asker basıyor, PKK yaptı deniyor.
http://www.youtube.com/watch?v=jT8t9ixC4hI
http://siyasihaber.org/tsk-askeri-7-askerin-hayatini-kaybettigi-mayini-biz-dosedik-orgute-mal-ettik#.Vb8UZZqvGuQ.facebook
Bana göre silah zaten onursuz bir şeyken, mayın için söyleyecek şey bulamıyorum. Sanırım tüm zamanların en alçakça, en onursuzca silahıdır, günümüzde mayın kullanan bir devletin, terör örgütünün ideolojisinin kaç para edeceğini varın siz düşünün.
Deniyor ki, "PKK ayrılıkçı örgüttür, ayrılık istiyor, Türkiye topraklarından pay istiyor" veya, "Kürtler bu ülkeden defolsun, ya da biz kökünü kazımayı biliriz". Bu söylemler Cumhuriyetin ilk yıllarında "'zo' diyenleri temizledik, sıra 'lo' diyenlere geldi" şeklinde söyleniyordu. Yani yıllar geçmiş pek bir şey değişmemiş.
Bu başlığı açmamın sebebi, "bölünme" ve "bölünmeme" durumunda ne değişeceğini, nelerin değişmesi gerektiğini tartışmaktır.
Bunlar da benim görüşlerim:
Bölünme durumu
Ancak bir iç savaş sonucunda, ortada Kürt kalırsa ve bunlar savaşta belirgin bir varlık göstermişse oluşabilecek bir durumdur. Bunun dışında demokrasi-oylama vs aygıtlarla varılabilecek bir sonuç değil. Bunu ummak gerçekçi değil çünkü demokrasi geleneğini hazmetmiş bir halka sahip değiliz.
Bölünme olursa;
- Kürtler yeni vatanında kendi anayasalarını düzenlerler, sonrası onların problemi.
- Türk tarafında ırkçılık iyice tırmanabilir. Bu halde, saf Türk, Öz Türk takıntısı, kafatasçılık, tüm diğer etnik grupları rahatsız edecek düzeye gelebilir. Bu durumda ne olacaktır? Örneğin, göçmenler ne olacaktır? Cumhuriyetin ilk yıllarında söylendiği gibi "Türk soyundan olmayanın bu memlekette sadece köle, hizmetçi olma hakkı vardır" söylemi mi pekiştirilecektir? Yani bölünme olsa bile Türk tarafının iyi bir anayasaya ihtiyacı var. Bu açık.
Bölünmeme durumu
Ülkedeki tüm etnik grupların, dinlerin mezheplerin haklarını "Temel İnsan Hakları" düzeyinde ele alan bir anayasa yapılması, devletin denetlenebilir olması, adaletin tesis edilmesi, eşitlikçiliğe, (gerçekten) laikliğe kavuşturulması ile bölünmeye gerek olmaksızın birlikte yaşanabilir ki, böyle bir anayasaya sahip olunsa, uygulansa tüm sorunlar çözülmüş olacak, terör/bölücülük sona erecektir.
--/--
Zaten eşitlikçi, laik, adil bir anayasa sahibi olmak, yıllar geçtikçe, ihtiyaç oldukça bunu daha iyileştirmek çağın gereği değil midir?
Son olarak; terörü üreten kişiler terörü sona erdirmez. Bu eşyanın tabiatına aykırı.
Sevgiler