Orijinalini görmek için tıklayınız : MHP baraj altında kalsın!
Dialectics
13-08-2015, 18:16
Bir sonraki seçimde en büyük temennim bu. Nasıl olsa AKP yeri gelince MHP nin işlevini yapabilecegini gösterdi. Boş yere mecliste koltuk işgalinin anlamı yok.
Son dönemde artan MHP eleştirilerine şöyle bir bakıyorum da, genellikle HDP'nin yer alacağı bir koalisyonda bulunmama inadı ve bu sebeple Ak Parti'nin olmadığı bir hükümet seçeneğinin mümkün kılınamaması üzerinden kurgulanıyor. Yani buna göre MHP, söz konusu koalisyonda yer alsaydı ve bu kişilerin öngördüğü şekilde bir Ak Parti karşıtı bir muhalefet üretebilseydi, söz konusu partiyi içselleştirebileceklerdi. İşin ilginç yanı bu görüşü paylaşan güruh içerisinde kendisini sol ve demokrat kimliği ile tanımlayan oldukça da fazla kişi var.
Sözü edilen parti ise MHP! Hani 70'lerde Maraşta, Çorum'da toplu kıyımlara sebep olan, solcu kişi ve güruhlara karşı kiralık katil görevini üstlenen, pek aydın ve entelektüelin cinayetinde tetikçilik yapmış (bakınız ; Abdi İpekçi), 80'lerde eski mensupları kara para, uyuşturucu, fuhuş gibi sektörlere el atarak yer altına inen bir mafyatik karaktere bürünen, 90'larda ise Kürt aydın ve iş adamlarına yönelik faili meçhul cinayetlerde ''devletin bekası için'' tetikçi olarak ortaya çıkan bir anlayışın ürünü...
Yunanistan'da Altın Şafak isimli aşırı sağcı bir parti (ki bu parti yeni kurulmuş bir farksiyondur ve mazisinde henüz MHP kadar pislik bulunmamaktadır) sadece meclise bir kaç milletvekili soktuğu için yer yerinden oynarken, yıllardır mecliste faaliyet gösteren bu partinin varlığı bizde herhangi bir demokratik hassasiyet bile uyandırmıyor. Bence burada MHP'nin Ak Parti'nin koltuk değneği olması gibi ucuz söylemlerin ötesine geçen ciddi bir toplumsal sorunumuz var. Biz toplum olarak faşizmi içselleştirmişiz. Buna karşı herhangi bir insani, vicdani ve demokratik duyarlılık taşımıyoruz.
Biz toplum olarak faşizmi içselleştirmişiz. Buna karşı herhangi bir insani, vicdani ve demokratik duyarlılık taşımıyoruz.
Berbat yahu. Toplumda faşizm sanki doğal bir şeymiş gibi kabul ediliyor. Aynı yemek, yemek su içmek kadar doğal.
Sadece MHP değil ki;
CHP'nin de;
AKP'nin de içinde varlar.
AKP'dekiler bunun üzerini islamla kapatıyor, CHP'dekiler sol görüşler ile.
HDP'nin üstünü kazısak eminim içinden Altın Şafak kadar marjinal Kürt gruplar da buluruz.
Ayrıca faşizmin de sert ve yumuşak dereceleri var.
Yumuşak olanı ki bunlar sloganlaştırmıyorlar ve üzerlerini başka bir şey ile örtüyorlar, toplumda çok yaygınlar, sert olanları da sayısal bakımdan çok fazlalar.
Yani Türkiye sert ve yumuşak faşizm toplamından oluşan bir ülke.
Bu nedenle sert faşizme karşı durmak, sanki faşizm değilmiş gibi savunuluyor.
Mesela bakınız;
Barış Atay "bile" fikir özgürlüğünü içine sindirememiş ki;
Ufacık bir şakayı kaldıramıyor, çıkıyor had bildiriyor.
Çünkü siyasi görüşlerimiz ne olursa olsun, toplum olarak aynı kültürde yetişmişiz hepimiz.
İslam Kültüründe yetişmiş Ateistlerin de İslam'dan parçalar kapması gibi, bizler de farkında olmadan faşizmden parçalar kapıyoruz.
http://s30.postimg.org/6yaj7fly9/baris.jpg
Toplumda düşman ve dost şeklinde ayrım sürdükçe ve insanlar kendi canları ve başkalarının canları pahasına görüş savundukları müddetçe bu düzelmeyecek.
Tüm toplum için geçerli tabi.
Dediğiniz gibi MHP gibi partilerin de çoktan marjinal olup tükenmesi lazımdı, gizli Kürt faşist grupları ile birlikte.
Fakat kültür ve sistem bunları besliyor.
dindarateist
13-08-2015, 21:41
Tabii, Tabiii. Hem MHP hem HDP baraj altında kalsa en güzeli olur. He he......
Tabii, Tabiii. Hem MHP hem HDP baraj altında kalsa en güzeli olur. He he......
HDP demedim, bazı Kürt gruplar dedim. HDP'nin korunması, barajı geçmesi lazım.
Forumda Bedevi trol olarak kaliteli bir trol. Sen ise kalitesiz bir trolsün.
dindarateist
13-08-2015, 21:45
HDP demedim, bazı Kürt gruplar dedim. HDP'nin korunması, barajı geçmesi lazım.
Forumda Bedevi trol olarak kaliteli bir trol. Sen ise kalitesiz bir trolsün.
Sen kimsin len?
dindarateist
13-08-2015, 21:57
Ülen bu site tıfıl dolmuş. Hem bulaşıyorlar, hem de cevap veremiyorlar.
dindarateist
13-08-2015, 22:07
Dialectics, sana söylemiyorum biliyorsun. Aslında bu p....... 'lerin baraj altında kalmasını ben de çok arzu ediyorum ama ne yazık ki sonuçları tatsız olacak.
Dialectics, sana söylemiyorum biliyorsun. Aslında bu p....... 'lerin baraj altında kalmasını ben de çok arzu ediyorum ama ne yazık ki sonuçları tatsız olacak.
"p....... 'lerin" derken aslında şunu mu demek istedin: Kemal Sunal: "Bundan sonra hep fiski içeceğim!"
(http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=37669)
dindarateist
14-08-2015, 07:11
"p....... 'lerin" derken aslında şunu mu demek istedin: Kemal Sunal: "Bundan sonra hep fiski içeceğim!"
(http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=37669)
Fiskinin makbulü malt olur. İskoçsa genelde Glen'le başlar. İrlandası da vardır, hatta Fransızı bile mevcuttur.
Dialectics
14-08-2015, 11:33
MHP'nin açıkçası ne yapmaya çalıştığını anlayamıyorum. Örneğin bugün Bahçeli'nin yaptığı açıklamarı okuduktan sonra acaba "sağ gösterip sol mu vurmaya çalışıyorlar" gibi bir şüphe de kafamda belirmedi değill. Bakın neler demiş Bahçeli:
...Ancak özellikle AKP Genel Başkanı Sayın Davutoğlu’nun koalisyon görüşmelerini kasten ağırdan aldığı, bunca süreyi boşa geçirip zamana oynadığı objektif bir bakışla ileri sürülebilecektir.
Erdoğan’ın çekim alanından bir türlü kurtulamayan, sarayın güdümüne çaresizce girmekten başka bir davranış gösteremeyen Davutoğlu koalisyona baştan itibaren gönülsüz yaklaşmıştır.
Sonuç itibariyle Türkiye 35 gündür fütursuzca vakit kaybetmiş, pişkince oyalanmıştır.
Elbette bunun demokratik bir faturası olacaktır ve Türk milleti bu gelişmeler hakkında ki yorumunu en iyi şekilde yerine getirecektir.
Bu husus tartışma götürmez bir gerçektir.
....
Cumhurbaşkanı Erdoğan her fırsatta koalisyon hükümetlerini kötülemiş, milli iradenin kararını tartışmaya açmış, dedikodu kazanını kaynatarak Davutoğlu’nun zihni melekelerine ipotek koymuştur.
Türkiye tek bir kişinin egosuna, tatminsiz iktidar hastalığına ve koltuk hırsına adeta boyun eğmiştir.
Hiç hakkı ve yetkisi olmadığı halde, Erdoğan’ın kritik dönemeç ve dönemlerde sesini yükselterek AKP’ye ve Genel Başkanı’na parmak sallaması en azından Türk siyasetine vurulmuş paslı bir pranga olarak görülmelidir.
Sayın Davutoğlu’nun bundan sonra ne yapılacağıyla ilgili saraydan talimat ve siyasi diyet listesini bizzat alması en makul ve doğru seçenektir.
Türkiye’nin normalleşmesinin, siyasi istikrar kazanmasının bu kafa yapısı ve mantık örgüsüyle temin ve idamesi imkânsızdır.
Erdoğan’ın Türkiye’nin önünde aşılması gereken bir bariyer, açılması gereken kara bir tıkaç olduğu kuşkusuzdur.
Burada yine AKP'ye ayarı vermiş yani...
Devamında ise:
Terör saldırılarının ülkemizi savaş alanına çevirdiği, üç haftada 37 vatan evladının şehadetine, Suruç’ta 33 insanımızın ölümüne yol açan hain eylemlerin zirve yaptığı bir dönem ve eşikte seçimlerin yenilenmesi akıl karı değildir.
Dahası seçim güvenliğinin tam ve etkin bir şekilde sağlanacağının teminatını hiç kimse veremeyecektir.
PKK’nın 20 ilde alan hâkimiyeti kurmak için artan ölçüde yığınak yaptığı, 20 Temmuz’dan itibaren de Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı kanlı saldırılarını tırmandırdığı açıktır.
Silahların gölgesinde seçim tekrarı öncelikle demokrasiye ihanet olacaktır.
Milliyetçi Hareket Partisi, ağırlaşan şartlardan dolayı olası bir seçimin tedavülden kalktığını daha önce açıkça ilan etmiştir.
Bu itibarla seçimin yegâne ihtimal olduğunu söyleyerek AKP-CHP arasında koalisyon hükümeti kurulmasını engelleyici tutum takınmak gafletten öte sorumsuzluk ve şuursuzluk örneğidir.
Yani MHP'ye göre erken seçim de tedavülden kalmış durumda...
Parti olarak azınlık hükümeti veya seçim hükümeti formüllerine kapalı duruşumuz bozulmamıştır. Bu konuda geri adım atmamız eşyanın tabiatına aykırıdır.
Hiç kimse bizden, siyasi hesap ve sinsi planlarını hayata geçirmek için destek veya örtülü bir müsamaha beklememelidir.
Türk siyaseti, bugünkü kriz ortamından çıkmak için ya bir yol inşa etmeli ya da bir yol bulmalıdır."
Seçim hükümetine de razı değil MHP.
Şimdi o zaman MHP kiminle nasıl bir uzun vadeli koalisyon kurmak istiyor?
Yoksa tüm bunlar bir sonraki erken seçimde AKP'nin oylarının biraz daha eriyerek tek başına CHP-MHP koalisyonun dışarıdan desteksiz kurulması umuduna mı yönelik stratejiler? Ya da AKP'nin MHP'nin kırmızı çizgilerini kabullenmesi adına bir köşeye sıkıştırma taktiği mi?
dindarateist
14-08-2015, 11:56
Dialectics, MHP'yi anlamaya çalışıyorsun, bunu anlıyorum ama belli ki yaşın 1980 öncesini hatırlamaya yetmiyor. MHP=CIA'dir. Onlar ne derse MHP onu yapar. Kafayı yorma, MHP'nin yaptıklarına bak, ABD ne istiyor anlarsın.
postalmarx
14-08-2015, 17:09
Bence MHP burada strateji falan yapmıyor. AKP-CHP koalisyonu hemen kurulsun diyor. Ki doğru diyor. Şu anda ülkenin erken seçim falan lüksü yok bence.
Şimdi CHP diyor ki "bize koalisyon teklifi gelmedi". Yani bu doğruysa AKP şu ana kadar milleti oyalıyormuş demektir. MHP'nin eleştirisi doğru.
MHP'nin ise bir ideoloji olarak zamanının geçmiş olduğuna katılıyorum. Soğuk Savaş zamanı, o zamanın hassasiyetlerine göre kurulmuş bir parti bu nihayetinde. Temel olayı "komünizm olmasın" idi. SSCB'nin çökmesinden sonra bu partinin bir olayı kaldı mı?
Siyasi konularda CHP ile AKP'nin arasında bir yerlerde duruyor. Bence gereksiz ve oyları bölüyor. İşte, hükümet kurulamıyor.
90larda daha kötüydü tabii. O zaman Merkez Sağ diye birşey de vardı. Sağ üç ideolojiye bölünmüştü: Merkez sağ, Erbakancılar ve MHP.
Merkez Sağ da kendi içinde Demirelciler ve Özalcılar diye ikiye bölününce toplamda 4 tane parti ortada dolaşıyordu. Toplam oyları %70'e geliyor. Ama uygulamada ortada hükümet yok. Koalisyon kuruluyordu.
Şimdi AKP bir nevi sürekli bir Merkez Sağ - Erbakancı koalisyonu gibi düşünülebilir. Tabii ki iki tarafın da fikirlerinin ortasında bir yerde bir denge tutturmuş gidiyorlar.
Keşke MHP de aynı şekilde bir kısmı AKP'ye, bir kısmı CHP'ye veya neyse, şeklinde büyük partilerin içine karışıp asimile olsalar. Kendi fikirleriyle o partilerin çizgisine, sayıları ölçüsünde bir etki ederler, ama partinin ana fikrinden de etkilenirler ve bir denge oluşur. Sonuç olarak ülkede bir hükümet kurulması daha kolay olur.
Kürt partisi ise ayrı bir olay. 90larda Kürt partisi Sol-Atatürkçü parti tarafından içeriliyordu. O zamanlar SHP ve CHP kontenjanlarından meclise giriyorlardı. Aslında doğrusu da budur, çünkü nihayetinde ideolojik olarak sol ideolojideler. HDP'nin de CHP içersinde erimesi gerekir. Hem Ulusalcıların Kürt düşmanlığının törpülenmesi manasına gelir bu, ki bir Sol parti için zaten ayıp birşeydir.
Nihayetinde ülkede iki tane ana parti olmalı biri sağ, biri sol olacak şekilde.
Bu aslında kendiliğinden oluşacak bir denge ama belki onyıllar alır. Keşke bu denge tepeden inme kurulsaydı. Mesela 80 darbesi zamanı bu adamlar deseydi ki "bundan sonra iki tane sabit parti vardır, başka parti kurmak da yasaktır, isimleri Sağ ve Sol partiler." Her önüne gelen saçma sapan parti kuramazdı.
Mesela birkaç sene önceydi. Etyen Mahcupyan'ın bir yazısındaydı. Rahşan Ecevit'le dalga geçiyor. Bu kadın gidip Hulki Cevizoğlu'na parti kurdurmuş, demiş ki "yeni bir parti lazım, DSP elden gitti, Ecevit'in partisi kalmadı". Yani burada her marka olmuş ismin kendi partisi olması gerekiyor!
Aslında bu da bizi gene Tayyip faktörüne getiriyor. Bu ülkede bu tek adamcılık işini, bir adamın bir partiye tek başına tekel kurması olayını Tayyip icat etmedi. İşte Ecevit'in kendi partisi, işte Özal'ın Demirel'in. İşte Refah partisi başkanı Erbakan, ölene kadar koltuğunda oturdu. Bu Gül, Tayyip falan parti içersinde lider ve fikir değişmediği için ayrılıp AKP'yi kurdular. Yoksa orda hazır parti vardı.
Demirel de siyaset yasağı bitince kendi ideolojisindeki ve kendi eski partisinin darbe sonrası devamı olan ANAP'a katılmadı. "Özal'ın emrine giremem ben daha büyüğüm" falan dedi heralde. Gitti kendi partisini kurdu. Aynı ideoloji, iki parti.
Bu ülkede heralde partilerin kendi iç işleyiş mekanizmalarıyla alakalı bir durum ki bu bir kişi bir şekilde o partide başa geçince ömrü billah orada oturabiliyor. Kendisini seçecek delegeleri kendi atıyor heralde.
Bu aslında bize Atatürk'ten kalma bir gelenektir. O da meclis üyelerini tek tek kendi belirliyormuş cumhurbaşkanı ve CHP başkanı iken.
Bizde yakın zamana kadar yüksek yargı da bu şekilde işliyordu. Nasıl bir tezgah kurmuşlarsa birbirlerini seçiyorlardı, ve kendilerinden farklı ideolojidekilerin yükselmesi imkansızdı.
Siz AKP ile CHP arasında bir koalisyon kurulacağını zannededurun, PENGUEN, bu koalisyonun kurulamayacağını dünkü sayısıyla okurlarına şöyle duyurdu (ki bu sayı çıktığında koalisyon görüşmeleri halen devam ediyordu):
http://4.bp.blogspot.com/-VEijSI9io5Q/Vcroo43MxYI/AAAAAAAABMw/fEdChDnakpo/s1600/penguen_dergisi-13-agustos-2015-kapak.jpg
Dialectics
14-08-2015, 19:07
Sn. Upuaut,
O karikatürde ülkenin 4 bir yanı kan revan icindeyken koalisyonu agirdan alan zihniyet ti ye alınmış.
Kimbilir kaç ana koalisyon kurulsa da bu terör bitse diye umut besliyordu. Ama bunlar pazartesi göruselim, persembe göruselim dedikce insanların umutlarını adeta iskenceye cevirdiler.
Özetle karikatürün koalisyonun gerceklesmeyecegini önden bilmek ile bir alakası yok.