Orijinalini görmek için tıklayınız : Bu iktidar demokrasiyle gider mi?
Şüpheci Dinsiz
20-08-2015, 15:26
Sevgili arkadaşlar,
Soru açık:
Bu iktidar demokrasiyle gider mi?
Sevgiler
Kurdistannn
20-08-2015, 15:41
İç savaş çıkarmadan gitmezler.
Giderlerse başlarına ne geleceğini biliyorlar. En azından Erdoğan, yaşadığı müddetçe AKP nin tamamen zayıflamasına izin vermez.
Çünkü o takdirde, Yüce Divan yolu görünecek.
Pardon da zaten ak parti 7 haziranda tek başına iktidardan "demokrasi yoluyla" duştu,siz geriden mi geliyorsunuz yoksa?
Vefik Sami
20-08-2015, 16:16
Sevgili arkadaşlar,
Soru açık:
Bu iktidar demokrasiyle gider mi?
Sevgiler
İktidar olmak ile muktedir olmak farklı kavramlar.
Uluslararası siyasi dengeler ve konjonktür; özellikle de ABD emperyalizmi Türkiyede etkin olduğu müddetçe, gitmek veya gitmemek, kukla yönetimlerin elinde değildir. Türkiyede hangi parti veya siyasi anlayış iktidar yapılacaksa on sene öncesinden o iktidar için kamuoyu oluşturulur ve insanlar hazırlanır. Perde arkasından ama; perde önündeki kuklaları vasıtasıyla ülkeyi yönetenler istemediği, dilemediği müddetçe; mevcut iktidara alternatif bir siyasi oluşum asla boy vermez. Çünki; toplum mühendisliği rolündeki güçler, hesapta olmayan durumlarla karşılaşmak istemezler.
Türkiye artık dünyada ne kültürü, ne de gücü kuvveti nedeniyle önemli sayılabilecek bir ülke. Sâdece boğazlar nedeniyle sâhip olduğumuz jeopolitik konum, Suriye, Irak, Libya veya Mısır gibi ülkelere benzememizi engellemekte. Süveş kanalı nedeniyle Mursi yönetimine ne oldu ise, Boğazlar nedeniyle bu memlekette İslamcıların başında da aynı şeyin gelmesi muhtemel.
Bunu gören Tayyip; Fethullah Cemâatini topun ağzına attı.
"Ergenekon savcısı" şimdi gerçek savcıların peşine düşümüş görünüyor.
Kullanıp attığı savcılar da Almanyadan "medet" umuyor.
İşte bizim asâletimiz ve değerimiz.
O zaman bu demokrasiiiii denen şey iktidardan düşürdüyse onları neden hala başbakanlar,bakanlar vs. Hmm ama cevap hazır devletin yönetilmesi lazım.Hmm seçim olunca bu demokrasiiiii bizi iktidardan düşürmesin diye önlem almak lazımmm.
Demokrasi nedir yahu?Emperyalizmin uydurmasıdır bence.Daha doğrusu sanki ülkede demokrasi var da onu konuşuyoruz.
Ülkemizde tek bir kural var o da her ne şekilde olursa olsun kim iktidar ise onun ve etrafının borusu öter.Onun çıkarlarının dışındaki her şey tu kakadır.
Bence soru şöyle olmalıydı:
Bu iktidar ülkemizde uygulanan seçimler ile gider mi?
Adı üstünde iktidar bu yüzden çok ama çok zor.
Bu geçmişteki Anap iktidarı gibi değil (özal başbakan iken )
Bu demirelin laf ebeliği kurnazlığı gibi değil.
Bu bambaşka birşey.Erk uğruna yapamayacağı hiçbir şey olmayan bir yapı.
Sevgiler
O zaman bu demokrasiiiii denen şey iktidardan düşürdüyse onları neden hala başbakanlar,bakanlar vs. Hmm ama cevap hazır devletin yönetilmesi lazım.Hmm seçim olunca bu demokrasiiiii bizi iktidardan düşürmesin diye önlem almak lazımmm.
Demokrasi nedir yahu?Emperyalizmin uydurmasıdır bence.Daha doğrusu sanki ülkede demokrasi var da onu konuşuyoruz.
Ülkemizde tek bir kural var o da her ne şekilde olursa olsun kim iktidar ise onun ve etrafının borusu öter.Onun çıkarlarının dışındaki her şey tu kakadır.
Bence soru şöyle olmalıydı:
Bu iktidar ülkemizde uygulanan seçimler ile gider mi?
Adı üstünde iktidar bu yüzden çok ama çok zor.
Bu geçmişteki Anap iktidarı gibi değil (özal başbakan iken )
Bu demirelin laf ebeliği kurnazlığı gibi değil.
Bu bambaşka birşey.Erk uğruna yapamayacağı hiçbir şey olmayan bir yapı.
Sevgiler
Yapmayın yaa,bu "ak parti seçimleri hep hile ile goturuyor" paranoyası sizi gerçeklerden koparmış anlaşılan,demek ki ak partinin 7 haziranda hile yapmak aklına gelmedi ve 9 puan birden duşerek tek başına iktirdan duştu,kendi salaklığı yüzünden..
Çok anlı şanlı demokrasimiz adına biz iktidar değiliz artık.Hiçbir yere atama yapamayız bu etik değil.Normal koşullardaki hizmetler devam eden projelerin finansmanı dışında birşey yapamayız da diyemiyorlar.
Şimdi erken seçim olacak iktidar kim?Başbakan kim?
Birilerinin değişiyle 7 haziranda ulu çok ulu demokrasi ile iktidardan uzaklaşmışlardı.
Bu iktidarın şu ana kadar hile yaptığına inanmıyorum artık.Neden hileye gerek yokmuş ki yahu.
Ortada oyun var senarist aynı yönetmen aynı.Olan daima ve mecburen bu oyunu seyreden( veyahut seyrettirilen ) halklara olur.
Demokrasi ha.
Komik cidden
Sevgiler
Çok anlı şanlı demokrasimiz adına biz iktidar değiliz artık.Hiçbir yere atama yapamayız bu etik değil.Normal koşullardaki hizmetler devam eden projelerin finansmanı dışında birşey yapamayız da diyemiyorlar.
Şimdi erken seçim olacak iktidar kim?Başbakan kim?
Birilerinin değişiyle 7 haziranda ulu çok ulu demokrasi ile iktidardan uzaklaşmışlardı.
Bu iktidarın şu ana kadar hile yaptığına inanmıyorum artık.Neden hileye gerek yokmuş ki yahu.
Ortada oyun var senarist aynı yönetmen aynı.Olan daima ve mecburen bu oyunu seyreden( veyahut seyrettirilen ) halklara olur.
Demokrasi ha.
Komik cidden
Sevgiler
Siz hikaye yazmaya devam edin.
Saygılar bizden.
Siz hikaye yazmaya devam edin.
Saygılar bizden.
En azından benim hikayem.Başkasının yazdığı hikayede değil kendi yazdığım hikaye de oynuyorum.
Ne demek efendim :clap2:
Bizden de saygılar.
Sevgiler
En azından benim hikayem.Başkasının yazdığı hikayede değil kendi yazdığım hikaye de oynuyorum.
Ne demek efendim :clap2:
Bizden de saygılar.
Sevgiler
Dünya bir tiyatro sahnesi,bizler ise oyuncularız...
Demokrasi ile gitmez, zira oyle gidebilmesi icin, once demokrasinin anlasilmasi gerekiyor.
Ülkücüsünden HDP’lisine, İslamcısından sosyalistine, merkez sağcısından Atatürkçüsüne herkesin bir “hayır”ı var, toplumun farklı düşüncelere sahip farklı kesimlerinin farklı nedenlerle “hayır” diyeceği bir referanduma doğru gidiyoruz. Önümüzdeki iki aylık süreçte elbette ki kimsenin “hayır”ıyla özel olarak bir kavgaya tutuşmayacağız, “bizim ‘hayır’ımız sizinkinden daha anlamlı, daha kıymetli” yarışına girmeyeceğiz, buna vaktimiz de, enerjimiz de yok çünkü.
Ancak bu, kendi “hayır”ımızı örgütlemeyeceğimiz, kendi sözümüzü söylemeyeceğimiz, kendi taleplerimizi dillendirmeyeceğimiz anlamına gelmiyor. “Böyle dersek şunları küstürür müyüz, flamalarımızı dalgalandırırsak şu kesimi ürkütür müyüz, sokakta olursak şunlar ne der” gibi sorular da, ilkelerimizi geri plana atan, apolitik, pragmatist, içi boş “milli birlik beraberlik” hamasetine yaslanan bir tutum da bizden uzak olsun.
Referandum bir fırsat, “hayır”ı örgütlerken toplumu da örgütlemek için çok önemli bir fırsat. Her şeyden önce, Gezi dalgasının geri çekilmesi, sandıkta üst üste yaşanan hayal kırıklıkları, bombalı saldırılar, darbe girişimi, OHAL derken, giderken umudunu yitiren, memleketle bağlarını koparan, kabuğuna çekilen, yılgınlığa düşen milyonların yeniden politize olması, yeniden ülkesini sahiplenmesi, yeniden kendi kaderine sahip çıkması için iyi bir fırsat bu süreç.
http://www.birgun.net/haber-detay/hem-hayir-i-hem-bahari-orgutlemek-144916.html
Asinus Orientalis
29-01-2017, 12:37
Demokrasinin, yeniden, oldukça kusurlu bir idare tarzı olduğunu gördüğümüzü düşünüyorum. Burada bu palyaçolar, ABD'sinde Trump ve güruhu. Demokrasi denklerin rejimi olarak icat edilmiştir, heterojen yapıların değil.
Bu rejimin zamanında aydınlarca desteklenmiş olmasını hala anlayamam. 10 yaşına eren çocuklar bile insan sarrafı olmaya, iyiyi kötüden ayırmaya başlarlar. Bizi dibe çeken en başta aydınlar oluyor.
Her iktidarı, iktidardan indirmenin bir eşik enerjisi vardır. Bu eşik enerjisi bu ülkede oldukça yüksek ve şiddetlidir. Bu da basit bir seçimin bu partiyi götürmeye yetmeyeceği anlamına gelmektedir, derim.
Bir diğer çıkarım ise, Türkiye'yi sağlıklı ve zinde tutmak için tüm hükümet ve partilerin en geç 3 seçim sonunda gitmesi gerektiğidir. :):evil:
Hep söylerim, doğa ana ölümü Türkiye'de lider değişimini mümkün kılmak için icat etmiştir diye. Ama liderlerin hayatları konusunda az daha çalışman gerek, yine de, doğa ana sen çok yaşa :clap2:
Felâsife
29-01-2017, 13:06
Hep söylerim, doğa ana ölümü Türkiye'de lider değişimini mümkün kılmak için icat etmiştir diye. Ama liderlerin hayatları konusunda az daha çalışman gerek, yine de, doğa ana sen çok yaşa :clap2:
Doğa ana işi bilirde, Atalarda bu işi çok denemiş olsa gerektirlerdir ki, bayağı tecrübe etmişler.
"Bir kötü gidipte bir iyi gelmez, gelen gideni aratır!" derler. :D
Demokrasinin, yeniden, oldukça kusurlu bir idare tarzı olduğunu gördüğümüzü düşünüyorum.
Toplumun bir kismi demukrasiiiii, demukrasiii, benim vatandasima diye baslayan cumlelerle(oteki vatandaslar kimse artik!?) demukrasiiii diye bagiriyordu, su kosullar altinda da malum referandum bahsi, yine en makulu demukrasiiii ile ilerlemektir. Doga ana'nin suprizleri bitmez elbette, bir bakarsin tsunami olur, bir bakarsin deprem olur, simsek cakar yagmur bosalir vs. doga bu ne yapacagi belli olmaz. Ama dogaya yakisan mutedil bir gidisat olsa gerektir, saglikli bir ruh hali ve zindelik acisindan. Malum bunyeler yorgun, stress hat safhada.
Demokrasi denklerin rejimidir dogru, ama kisilerin demokrasi algisi farkli olabilir. Kitaplarda yazilan demokrasi fikriyle uyusmayabilir.Yoksa azicik siyasi birikimi olan, demokrasi'nin diktatorlukle paralel oldugunu bilir.
Hala demokrasi kelimesinin cazibesi var, goruldugu anda en azindan karsidakinin gorusunu okuyorsun, mesela. :biggrin1:
Doğa ana işi bilirde
:D
bilgivehis
29-01-2017, 13:31
Demokrasiyi insanların özgür iradesi diye tanımlarlar.
Genel tanım ifadesi bu olsa da özellikle geri bıraktırılmış ülkelerde asla pratikte örtüşmez.
Özgür iradenin tanımı yapılmadan demokrasi tanımı teoriden öte gitmez.
Oysa özgür iradeyi anlamlı yapan bilinç düzeyinin yüksekliğidir, genelin bilinç düzeyi düşük ise orada özgür irade aslında figurandır, bir köpege şu kâgıdı çöpe at demekten farksızdır.
Bilinç düzeyi düşük, ekonomisi tamamen bağımlı, halkı yoksulluk sınırının altında olan bir ülkede özgür irade ve dolayısıyla demokrasi olmaz.
Bu aynı zamanda sürece bağlıdır, bazı değerler kazanılmadan reel anlamda özgür iradeye de kavuşulamaz.
Değerler; söz, kâgıt veya münazara ile değil, kan ile kazanılır, münazara son aşamadır, sen kazanmadan birilerini münazara masasına oturtamazsın.
Peki özgür iradeye kavuşmak nasıl olur?
İnsanlara tencerede pişmiş tavuk olduğunun kaynagını anlatmak işe yarar ama asla çözüm değildir.
Çözüm koşulların dayatmasıyla mümkündür ve o da uzun süreç gerektiren bir aşamaya gebedir.
Bu durumda bu iktidar demokrasiyle gider mi, gitse dahi bir anlam ifade etmiyor, aynı güç ve aynı zihniyet hakim oldugu müddetçe bir başkası da gelse gaz almaktan başka fark olmayacaktır.
Önemli olan halkın önce kendi iradesini kazanmasıdır...
Vefik Sami
29-01-2017, 13:36
Bu rejimin zamanında aydınlarca desteklenmiş olmasını hala anlayamam. 10 yaşına eren çocuklar bile insan sarrafı olmaya, iyiyi kötüden ayırmaya başlarlar. Bizi dibe çeken en başta aydınlar oluyor.
Efendim; Su musluklarını hepimiz biliriz. Bir müddet kullandıktan sonra conta iş görmez olur. Musluğu kapatmamıza rağmen, önce damlalara engel olamayız; sonra su sızıntısına. Ama; bu noktada fazla bir problem yoktur. Contayı değişip, sorunu ortadan kaldırmak mümkündür.
Ya o musluğun sıkma aparatı yalama olmuşsa ?
Artık, çözüm yoktur. Yalama olan şeyin tamiri olmaz. Kaldırıp atmak gerekir. İnsanoğlu, hayatını kolaylaştırmak için kullandığı araçlarda bunu kolayca yapar. Ne var ki; bizimle birlikte yaşayan kavramlar ve fikirler "yalama" olmuşsa, onları kolayca hayatımızdan söküp atamıyoruz. Misâl; bahsettiğiniz "aydın" kavramı üzerinde tefekkür edelim biraz.
Kimdir aydın ?
Entellektüel birikimi olup da fikirlerini egemenlerin hizmetine veren, kalemini satan, âdeta "yalama musluk" gibi teoride var olup, pratikte toplumun işine yaramayan karektersiz, kişiliksiz ve bencil mahlûklar mı ?
Yoksa; az şey de bilse, tüm bilgi ve birikimini kendisine, çevresine ve doğaya faydalı olacak şekilde kullananlar mı ?
Vatandaşlık bilinci gelişmemiş, Demokrasi kültürü oluşmamış toplumlarda "aydın" kavramı bir sosyal statü aracı olarak algılanır. Halbuki gerçek aydın; içinde bulunduğu toplumun en üst sınıfında yer alıp, lüks içinde yaşayan lümpen burjuva değil, müntesibi bulunduğu toplumun tüm sıkıntılarını yüreğinde hisseden ve o yükleri omuzlamaya çalışan, hayatını da bu uğurda tüketen kişidir.
Size bir "cevap" bâbında yazmadım bunları.
Alıntıladığım satırlarınız ilham verdi diyelim.
Karakteri, kişiliği yalama olmuş insanlardan her şey olur.
Ama; aslâ aydın olmaz !..
Felâsife
29-01-2017, 13:44
:D
Siz bana savaş açın, beni anlamamak için elinizden geleni yapın, ekmeğimi yiyin, suyumu için, üzerimde gezin, havamı soluyun, sonrada beni hiç ama hiç hesaba katmayın, birde benden huzur ve mutluluk bekleyin, oldu gözlerim doldu ; gülüşü sezinledim o manidâr gülen yüzde. :biggrin1:
bursali68
29-01-2017, 20:59
Merhaba,
Bu iktidar da demokrasiden yana...! Ancak çoğunluk olarak kendi inançlarının olduğunu bildiklerinden bunu kullanarak demokrasinin " ÇOĞUNLUKÇU " tarafından yana ÇOĞULCU DEĞİL...! Tüm bunların olmasının nedeni de " ben çoğunluğum, benim düdüğüm öter " zihniyetidir...!
Sağlıcakla kalınız...
spartacus
30-01-2017, 06:29
Demokrasi, "insanın kendisini temsil hakkını başkasına vermemektir"... Mevcut sistemin demokrasi anlayışı yoktur, şu an gördüğümüz partiler sistemide demokrasi değildir... demokrasi bu değildir. Demokrasi özünde kişilerin kendilerini temsil edebildikleri, kendilerine rağmen başkalarının onlar adına hükmedemediği biçime denir. Bu ise sadece at yarışlarına kupon yapmaktır, alakası yok demokrasiyle...
Hatta bu partiler bile program, tüzüklerine uymazlar, kongreleri bile doğru düzgün işletilmez, o bile artık temsili gösterişe dönüşmüştür. Demokrasilerde en üst ve geçerli olan, üstünde hiç bir organ olmayan kurum KONGRE'dir, seçim değildir(seçimler kongrenin üstünde değil içinde bir kısımcıktır sadece ve yönetim kongrelerde alınan toplam karar ve planların, programın fiiliyatda uygulanması anlamına gelir, seçilenler parti şu ya da buna karşı değil, kongrelerde alınmış kararların yerine getirilmesine karşı sorumludur) ve kongreler bir merkezde süslülerin bir araya gelmesi de değildir, milyonlarca insanın kendi birimlerince katıldığı, milyon örgütlülükte kendi birimiyle söz sahibi olduğu ve kendi temsilcisini de kendisinin belirlediği ve hesap soduğu, sorumluların sorumluluklarını yerine getirmediğinde de geri alabildiği(yine olağanüstü kongre ile!) kongreler toplamıdır...
mahallende bir birim olacak, olsa hangi sorunları tartışırdınız? Herkes efendim yeterli öğretmen yok, kaldırımlar yapılmamış, yollar su dolu, çocuk parkları yok, ulaşım sıkıntısı, temizlik ile ilgili sorunlar vb... İşyeri birimlerinde ne konuşalacak ki, yetersiz koşullar, uygunsuz çalışma koşulları, kalitesiz yemekler, sigortaların vaktinde yatmaması, maaşların vaktinde ödenmemesi, haksız çalışma saatleri, gıda, barınak, sağlık, eğitim koşullarını karşılamaması vb...... gibi, gibi olacak(10 yıldan fazla yöneticilik yaptım, envai çeşit inançtan, ideolojiden insanla çalıştım, toplantılar yaparak hep onlarla birlikte kararlar aldık ve bir tanesi olsun, efendim imam hatip açılsın, yok Erdoğan führer olsun, AKP'li vekillere saraylar, makam arabaları, rant geliri elde edip çalıp, çırpacağı arsalar, AVM'ler açılsın, dinci vakıflar, tarikatlar bıtırak gibi çoğalıp bizi düdüklesin, enerji sektörü milletin mına koyan mehmet şeyhime peşkeş çekilsin, galatasaray şampiyon olsun vb derdinde olmadı-neden olsun ki, kendi durumunu-ortamını soruyorsun ve bu insanlar saraylarda yaşayan hakim-elitlerden değil!-, yemeklerin iyi olmaması, ücretlerin düşük olması, temizlik koşullarının olmaması, sağlıksız koşullar, ulaşım sorunları-6 da kalkıp 2 saat sabah, 2 saat akşam yolda geçen zaman vs.)...
istediğimiz toplumda deneyelim, insanlar hep yaşamsal sorunlarını tartışacak ve öncülleyecek, kimse efendim dinmiş, yok bilmem neymiş yarışına girmeyecek, girmez de, gerçekte hepsinin sorunu içinde olduğu ortamla ilgilidir ve aslidir. Ama sistem çıkarda, inançların, etnistelerin çeşitli sahte, subjektif hayatın hiç bir sorununu kapsamayan aitlikleri, takım tutma ve fanatikliği bir parkurda at gibi yarıştıran ve başka bir şeyde sunmayan, medya organlarına değin(ki onlarında sahipleri gücü olan elitlerdir, sermayedarlardır, halk değildir veya gazete değil reklamdan-ilandan kar elde etme aslına dayalı işletmedir) süreğen o tarz siyasetin-zombiliğin- pohpohlandığı ve milyonlar adına sanki başka hiç bir sorun yokmuşçasına hep bu topluma yabancı kof subjektif siyasetin propaganda edildiği ve parası olanın at koşturduğu ve çoğunluğun zihniyetine oynadığı(!) bir piste çevirirse, insanlarda tabi salak gibi tuttukalrı takımları yarıştırıp birbiriyle hırlaşırlar...
Sonra ne olur, efendim demokrasi kötü, sebep hırlaşanların sayısına göre iş görüyor! Alakası yok, aksine bu mevcut olanı demokrasi diye kabul ederseniz, birde üstüne katılımcılığı(demokrasiyi), at yarışı kuponu oynamaya -vitrin süslerine oy atmak- indirgerseniz, müstehak hale gelirsiniz...
mevcut olan demokrasi değil, bir avucun, katakülle yöntemleriyle tüm toplumu hükmü altına aldığı bir ip cambazı gösterisi, dikatörlüktür.. Diktatörlük nedir? Senin adına ama SANA RAĞMEN birilerinin karar verip uygulamasıdır, hükmetmesidir, peki dönün 10 yılınıza bakın, size bir kez olsun herhangi bir konuda bir şey soran oldu mu? Ya da varlığınızın ne gibi bir etkis, önemi vardı? Sizin paranızla yapılan köprüden geçiş ücreti ve bir özel şahısa peşkeş de çekilmişken, ücretli mi olacak, olmayacak, olacaksa ücreti ne olması hanginize soruldu? Aldığınız ürünlerden, döktüğünüz alınterine kadar ne alacağınız, ne ödeyeceğiniz, neye göreliği hanginize soruluyor, soruldu? uzatmayayım ama en azından 1000 kalem dökerim buraya...
İşte demokrasi buna denmiyor demokrasi her bireyin yönetime(!) bir dahaki kongreye kadar fiili olarak katılıp, kendisini temsil edebilmesi esasına dayanıyor, demokraside siz, vitrine çıkmış soytarılardan şu ya da bunu seçmiyorsunuz, mahallenzde, iş birimlerinizde, dahili olduğunuz ve fiili aktif ve yönetime dahil olan birimleriniz oluyor, ve sizler kongreye gidildiğinde, ilk kongre o birimlerde oluyor, parti filan yok! olması da demokrasiye zarar zaten, sadece birimler var, mahalle, işyeri, ve o birimlerde siz kendi içinizde, karşılıklı oturduğunuz insanları seçmezden evvel, biriminizin kapsamında olan bölgedeki sorunalrınızı masaya yatırıyorsunuz, hem bölgeniz hem daha geniş coğrafy hemde ülke genelinde olanalrıda, aldığınız kararlar veya maddelediğiniz taleplerin bir üst organa(kongreye) taşınması için, kararlarınız ve taleplerinizi dile getirecek ve yükümlülüğünü alacak delegeleri seçip, atıyorum ilçeye yolluyorsunuz, ilçedekiler tüm birimlerin karar, talep ve kongre sonucu belgelerini değerlendirip, bir kalemde ilçe kongresi belgesi oluşturup ile gidiyor, aynı işlemler ilden, merkeze, merkezde de aynı şekilde bir nihayete erdiriliyor. Siz biriminizde delege seçmiştiniz, işte siz o delegeye tabi değilsiniz, o delege size tabi, tabiliğinin esası, hukuku ve siyaseti ise, kongrede aldığınız kararların gerçekleşmesi için çalışmak yani o delegede aldığınız karara tabi, şahsiyetinize filan değil. Böylece ne oluyor, sizi, size rağmen başkası ya da paralı, ya da toplumu din, şu ya da bu kof şeyle kandıranların parasıyla fink atanın ASLA TEMSİL ETMEDİĞİ VE ETMEYECEĞİ bir yönetim biçimi olmuyor, aksine sizi size rağmen mecbur bırakıldığınız ve seçildikten sonrada bir kez olsun sizinle teatisi olmayan, size hesap vermek bir yana, yanınızdan geçse ayağa kalkıp saygı duruşunda bulunmanızı isteyen şaklabanlar olmuyor, aksine kendi aldığınız kararların uygulanması yönlü, içinizden temsilci seçiyorsunuz, o temsilci sizi temsil etmiyor, sizin aldığınız kararların delegesi oluyor(yani sizin aldığınız kararların işletilmesinden sorumlu, böylece sizi o kararlar metni ve çalışması temsil ediyor)..
Uzatmayayım, lütfen içinde olduğumuz diktatörlüğe ve sahtekarlığa, demagograsiye -gücü yetenin diktatörlüğüne- demokrasi demeyelim, değil, demokrasi değil, çünkü demokraside ilk-esas olan, sizin, size rağmen temsilinizin olmaması, sizin, sizi kendinizin temsil etmesidir...
Demokrasi olsa zaten, partiler olmaz, çünkü demokrasi atını seçenin koşturup, üzerine at yarışı oynadığınız kupon demek değildir, tam tersine halkın içinde olduğu, mahalle, mahalle, işyeri, işyeri(fabrika, okul, hastane, organize sanayi bölgesi şu ya da bu tümü dahil) binlerce birimler olur ve demokrasi işte o koşulda anlam-hayat kazanır, aynen insan vücudunun hücrelerde oluşması gibi, hücreler yok, hayat yok, demokraside öyledir, birimler yok, demokrasi yok. ha sanılmasın ki kongreler olup bitince birimlerin işi bitiyor hayır, her birim sorumlu olduğu coğrafya, alan esaslı yönetimi kendisi yapıyor, bütçe payıda alıyor, mahalleme park alanı yapacağım, yapabiliyorum, benim işyerimi, mahallemi Ankarada kıçı yumuşak koltukta olanın aitlikle köşe olduğu partisi(şirketi) rantı-çıkarları şekillendiremiyor, çünkü o ortamlarda yaşayan sensin, benim, tabi ki insanlar yaşadıkları alanlar üzerine karar verebilmeli, söz sahibi olabilmeli, işi de yüklenebilmeli...
Kısaca hayat ev gibidir, evinizi nasıl şekillendiriyorsanız yaşadığınız toprağıda öyle şekillendirebildiğinizde adına demokrasi denecek. Bu oy kullan, ligdeki takımlardan birisine oyna türü demokrasi değil, hiçbir zaman da bunun adı demokrasi olmadı, sadece ama sadece günümüz insanının avutulup, kandırıldığı bir kandırmacadan ibaret->demagograsi->zenginler diktatörlüğü(aslı tipik Roma demokrasisi-sadece elitler ve ayrıcalıklıların yurttaş sayıldığı türden, konsül yönetimi, olması gerken ise halk konseyleri yönetimidir ki(ki birim olarak ifade edildi) demokrasi olsun)...
haydin yaşadığınız alana(semt, işyeri, hayat-çalışma koşullarınız) dair sorunlarınızı sırayla dile getirin, kim çözecek bu sorunları? Nasıl? Böyle oturduğu yerden salt ideolojik ve kendine siyasi Kararname Hükmünde Kanun yazan dikatörler mi? hangi işlerinde sizin sorunalrınız var? ne alaka demokrasiyle?
Şüpheci Dinsiz
27-05-2019, 09:43
Hale bakın, 4 sene olmuş, gündem hala aynı.
Bu ülkede demokrasi ne zaman var oldu, Hatırlayan var mı. Ne kadar zaman demokrasi varlığını sürdürdü. Ben hatırlamıyorum.
1961 de bir anayasa çıktı 1971 de kırpıldı 1980 de o kırpılan ana yasa bile sevilmedi 1981 de yenisi çıktı 1921.1924 leri saymıyorum o anayasaların bile kırpıla kırpıla kuşa döndüğünden söz etmiyorum .
Kendi yaşadıklarımdan söz ediyorum.
Aslında taşlar yerine 2017 de tam oturdu ana yasa değişimi tamda bu ülke için iyi bir kasket oldu. Hep istenene bu idi oldu.
Türkiyedeki egemen siyaset bunu istiyordu oldu Bir fark var bu koltuğa kim oturacak.
Bu ülkeyi yönetenlerin hiç bir zaman demokrasi diye bir derdi yoktu. En nihayetinde demokrasiden top yekün kurtuldular Tek çelişki musluğun başında kim olacak.
Bu ülke 1921 den 1950 ye nasıl geldi nerede ne kadar demokrasi vardı Ya 1950 den 1960 a nasıl gelindi 1971 i1980 i hep birlikte yaşadık gördük.Zaten o karanlık kimi kim yönettiği 1990 lı yılları biliyoruz derin devlet projelerini .2002 ye nasıl gelindi kim kimi proje yaptı orta doğu eş başkanlığı sonraları karanlık günler pusular katliamlar infazları hepimiz hatırlarız.
Bu gün soruyoruz Bu iktidar demokratik yani seçim yolu ile gider mi . GİTMEZ.
Çünkü bu ülkeyi yönetenler ve yönetmeye talip olanların demokrasinin D sine düşman sadece kendilerine ait olan kısmına bakıyorlar.
DEMOKRASİ bu Halk a çok geniş geliyormuş içinde oynuyorlarmış bunu da duyduk o yöneticilerden.
Bir tek şey var değişmez her kes en fazla 80 yaşında ölüyor daha erken biraz daha geç te olsa yine ölüyor Ha şu da var öldüğünde kimse ne koltuk ne servet ne mevki götüremiyor.
Demokrasiyle gitmek mi?
İstanbul seçimlerinde gitmediler.