PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Alevici Terör Örgütleri


Bedevi
20-08-2015, 22:44
Türkiye Komünist Partisi/Marksist-Leninist

https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/1/1c/Tkp-ml-tikko.jpg

Daha çok TİKKO kısaltmasıyla bilinen bu terör örgütü, Alevi nüfus ile meskun Tunceli'de faaliyet göstermekte ve kahpece düzenlediği terör saldırıları ile pek çok masum askerimizi şehit etmektedir Üyelerinin yüzde 90'ı Alevilerden oluşan örgüt, PKK ile de sıkı bir işbirliği içerisindedir.

Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi

https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/5/53/DHKP.svg

Bu örgütte yine Alevi nüfusun yoğun olduğu bir bölge olan İstanbul Gazi Mahallesinde faaliyet göstermektedir. Üyelerinin çoğu Alevilerden oluşan örgütün, hatırlanacağı gibi etkisiz hale getirilen bir çok üyesinin cenazeleri de Cem evlerinden kaldırılmıştır. En son eylemleri hatırlanacağı gibi Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın kahpece katledilmesidir.

Aleph
20-08-2015, 22:55
Terör, dinlerden ve ideolojilerden beslenir. Bunun mezheple doğrudan ne ilişkisi var ki? Bu durumda sünni IŞİD'i nereye koyacaksın..?

İlahimasal
20-08-2015, 23:05
R SULTANIN BİR CARİYEYE DÜŞKÜNLÜĞÜ CARİYENİN YOLDA KÖLEYLE EVDE SULTANLA MACERALARI…
(C.5 Beyitler 3831-4025; s. 312-326)
Bir kovucu, Mısır halifesine, Musul padişahının: huri gibi bir cariyesi olduğunu söyleyip dedi ki: Onun bir cariyesi var ki âlemde onun gibi güzel yok. Güzelliğinin haddi yok, söze sığmaz, anlatılmaz ki. İşte resmi, şu kâğıtta, bir bak! O ulu halife, kâğıttaki resmi görünce hayran oldu, elindeki kadeh düştü.
3835. Derhal Musul’a büyük bir orduyla bir er gönderdi. Eğer o ay parçasını sana teslim etmezse orasını tamamıyla yak yık. Verirse bir şey yapma, bırak, yalnız o ay parçasını getir de yeryüzündeyken ayı kucaklayayım dedi. Er, binlerce Rüstem’le, davul ve bayraklarla yola düştü, Musul’a yollandı. Sayısız asker, şehri mahvetmek üzere tarlama çevresine üşüşen çekirgeler gibi oraya üşüştüler.
3840. Savaş için her yana Kafdağı gibi mancınıklar kurdurdu. Oklar yağmur gibi yağmada, mancınıklarla atılan taşlar gök gürler gibi gürlemeye, kılıçlar şimşek gibi çakmaya başlamıştı. Savaş, tam bir hafta sürdü, kanlar döküldü. Taştan yapılma kale mum gibi eridi, yerle yeksan oldu. Musul padişahı, bu korkunç savaşı görünce içeriden bir elçi göndererek, Müslümanların kanını dökmekten maksadın ne? Bu şiddetli savaşta ölüp gidiyorlar. Meramın nedir?
3845. Maksadın, Musul şehrini almaksa böyle kan dökmeden de olur bu iş. Ben şehirden çıkayım gel, sen gir. Tek mazlumların kanı, seni tutmasın. Yok, muradın mal, altın ve mücevherse bunu, bu şehirden almak, zaten kolay bir şey dedi. Elçi, o erin huzuruna gelince er, cariyenin resmîni verdi. Bu kâğıda bak dedi, bunu istiyorum. Derhal teslim etsin, yoksa ben üstünüm.
3850. Elçi gelip maksadı söyleyince o erkek padişah dedi ki: Bu suret eksik olsun, tez götür. Ben, iman ahdında puta tapanlardan değilim. Putun, puta tapanda olması daha doğru. Elçi, kızı getirince o yiğit er, derhal âşık oldu. Aşk bir denizdir, gökyüzü, bu denizde bir köpük. Aşk, Yusuf’un havasına kapılan Zeliha gibi insanı hayran eder. Gönüllerin dönüşünü aşktan bil. Aşk olmasaydı dünya, donar kalırdı.
3860. O yiğit er de kuyuyu yol sanmış, çorak yerden hoşlanmış, oraya tohum ekmeye kalkışmıştı. O yatıp uyuyan, rüyada bir hayal görür, onunla buluşur, düşü azar. Uyanıp kendine gelince görür ki o oyunbazlık, uyanıkken olmamış. Vah der, beyhude yere erlik suyumu zayi ettim, o işveli hayalin işvesine kapıldım. O yiğit er de beden yiğidiydi, asıl erliği yoktu. O yüzden erlik tohumunu öyle bir kuma saçtı gitti.
3865. Aşk bineği, yüzlerce gemi atmış, ölümden bile korkmam diye nara atmaktaydı. Aşk ve sevdada Halifeden pervam bile yok. Varlığımla ölümüm birdir bence diyordu. Fakat böyle ateşli ateşli ekmeye kalkışma. Bir iş eriyle danış. Fakat meşveret nerde, akıl nerde? Hırs seli, adama yıkık yerleri kazdırır, tırnaklarını uzatır. Bir güzele âşık olanın önünde de sed vardır, ardında da. öyle adam, artık önünü, ardını az görür.
3875. O yiğit er de Musul’dan döndü, yola düştü. Yolda bir ormana, bir yeşilliğe geldi. Aşk ateşi, öyle bir parlamıştı ki yerle göğü fark etmiyordu. Çadır içinde o ay parçasına kasdetti. Akıl nerde, Halifeden korkma nerde? Şehvet, bu ovada davul dövdü mü akıl dediğin ne oluyor ki a turpoğlu turp: Yüzlerce halife, o anda o erin ateşli gözüne bir sinekten aşağı görünür.
3880. O kadına tapan er şalvarını çıkarıp cariyenin ayak ucuna oturdu. Aleti, dosdoğru gideceği yere giderken orduda bir gürültü, bir kızılca kıyamettir koptu. Er sıçradı, götü başı açık bir halde ateş gibi Zülfikar elinde dışarı çıktı. Birde ne görsün, ormandan kara bir erkek aslan, kendisini ordunun içine kapmış koyvermiş. Atlar, ürküp köpürmüşler, her çadır ve ahır yeri yıkılmış, herkes birbirine girmiş.
3885. Erkek aslan, ormanın gizli bir yerinden fırlamış, havaya deniz dalgası gibi tam yirmi arşın sıçramıştı. Er, pek yiğitti, aldırış bile etmeden sarhoş bir erkek aslan gibi aslanın önünü kesti. Kılıçla bir vurdu, başını ikiye böldü. Derhal o ay yüzlü dilberin bulunduğu çadıra koştu. O hurinin yanına gelince aleti hâlâ dimdikti. Öyle bir aslanla savaştı da erliği, yine sönmedi, hâlâ ayaktaydı.
3890. O tatlı ve ay yüzlü güzel, onun erliğine şaşıp kaldı. istekle ona kendisini teslim etti. O anda o iki can, birleştiler.. Bu iki canın birbirleriyle birleşmesi yüzünden gayıptan bir başka can gelir erişir. Kadının rahminde meniyi kabule mâni bir şey yoksa bu can, doğuş yoliyle gelir, yüz gösterir. Her nerde iki adam, sevgiyle, yahut kinle birleşseler, bir üçüncü can, mutlaka doğar.
3900. Kadının canı da kıyamet gününü bekler, erkeğin canı da. Bu âlemde emeklemen nedir ki? Daha çabuk adım at. O er, o yalancı sabah yüzünden yolunu kaybetti de sinek gibi ayran kabına. Düştü işte. Birkaç gün murat alıp murat verdiler. Fakat sonra o büyük suçtan pişman oldu. Ey güneş yüzlü, bu işe dair Halifeye bir şey söyleme diye cariyeye yemin verdi. Halife cariyeyi görünce sarhoş oldu, onun tası da damdan düştü.
3905. Onu, övdüklerinin yüz misli güzel buldu. Hiç görme, işitmeye benzer mi? Övme, akıl kulağı için bir tasvirdir. Fakat suret, bil ki gözün harcıdır, kulağın değil. Birisi, bilir bir adama sordu: A sözü güzel er, hak nedir, bâtıl ne? O er, adamın kulağını tutup bu batıldır dedi, gözse haktır onun her şeye yakîni vardır.
3925. O ahmak Halife de bir zaman o güzel cariyeye kapıldı, onunla gönül eğledi işte. Tut ki bütün doğuyu, batıyı zapt ettin, her tarafın saltanatına sahip oldun. Mademki bu saltanat, kalmayacak, sen onu bir şimşek farzet, çaktı, söndü. Ebedî kalmayacak mülkü, gönül, bir rüya bil! Cellat gibi boğazına yapışan debdebeyi, şan ve şöhreti ne yapacaksın ki? Bil ki bu âlemde de bir emniyet bucağı vardır. Yalnız münafıkın sözünü az duy, çünkü o söz, zaten söz değildir. Halife buluşmayı diledi, bu maksatla o cariyenin yanına gitti. Onu andı, aletini kaldırdı. O cana canlar katan, o sevgisini gittikçe artıran güzelle buluşmaya niyetlendi. Kadının ayakları arasına oturdu. Oturdu ama takdir, zevkinin yolunu bağladı.
3945. Farenin catırdısı kulağına değdi. Aleti indi, uyudu, şehveti tamamıyla kaçtı. Bu ıslık, yılan ıslığı olmasın, çünkü hasır kuvvetle oynamakta dedi.

Cariyeciğin, Halifenin şehvetinin zayıflığını görüp o beyin kuvvetini hatırına getirerek gülmeye başlaması ve Halifenin bu gülüşten bir şey anlaması
Cariye, Halifenin gevşekliğini görünce kahkahalarla gülmeğe başladı. O erin, aslanı öldürüp geldiği halde hâlâ aletinin inmediğini hatırladı. Kahkahası arttıkça arttı, uzadıkça uzadı. Kendini tutmaya çalışıyordu ama bir türlü dudaklarını kapatamıyordu ki.
3950. Esrara alışık olanlar gibi boyuna gülüyordu. Kahkaha, kârına da üstün gelmişti, ziyanına da. Ne düşündü, aklına ne getirdiyse fayda vermedi; aklına getirdiği şeyler de gülmesini artırıyordu. Sanki bir selin bendi, birden yıkılmıştı. Ağlayış, gülüş gönlün gamı, neşesi.. BU ki her birinin ayn bir madeni vardır. Her birinin bir ayn mahzeni vardır ve o mahzenin anahtarı, kapalı kapılan açan Tanrı’nın elindedir. Bir türlü gülmesi dinmiyordu. Nihayet Halife alındı, huysuzlandı.
3955. Hemencecik kılıcını kınından sıyırdı. Habis dedi, neden gülüyorsun? Söyle. Bu gülüşten gönlüme bir şüphe düştü. Hileye kalkışma, doğru söyle. Yalanla beni kandırmaya kalkışırsan yahut boş bir bahane icat edersen, Ben bunu anlarım, gönlümde bunu anlıyan bir nur vardır. Doğruyu söylemek gerek vesselam.’ Bil ki padişahların gönüllerinde ulu bir ay vardır. Bazı bazı gaflet yüzünden bulut altına girer ama ehemmiyeti yok.
3965. Cariye âciz kalınca ahvali anlattı. O yüz Zâl’e bedel olan Rüstem’in erliğini söyledi. Yoldaki gerdeği, o sırada vukua gelen halleri bîr bir nakletti. Erin kılıcını çekip gidişini, aslanı öldürdükten sonra gelişini, aletinin hâlâ gergedan boynuzu gibi ayakta olduğunu söyledi. Ondan sonra namuslu Halifenin gevşekliğini ve farenin bir çıtırtısından aletinin söndüğünü görünce dayanamayıp güldüğünü bildirdi. Tanrı sırları meydana çıkarır. Mademki sonunda bitecek, kötü tohum ekme.

Padişahın, işi anlayınca o hıyaneti örtüp affetmeyi ve kendisinin, Musul padişahına zulmettiği için “Kim kötülük ederse kendine eder” ve “Şüphe yok, rabbin gözetleme yerindedir, seni görür” âyetleri mucibince bu kötülüğe uğradığını anlayıp intikam almaya kalkışırsa, bu zulüm ve tamahın cezasını çektiği gibi o intikamın cezasına da uğrayacağını kestirerek cariyeyi o beye vermeyi kurması
3995. Padişah, kendi kendisine suçunu, kabahatini, kızı ele geçirmek için ettiği ısrarı anıp tövbe etti, Tanrı’dan yarlıganmak diledi. Dedi ki: Başkalarına yaptığım şeyler, ceza haline geldi, bana gelip çattı. Mevkiime güvenip başkalarının eşine kasdettim. Bu kasıt, bana döndü, kuyuya düştüm. Başkasının kapısını dövdüm, o da tuttu, benim kapımı dövdü. Kim, başkalarının karısına kötülük ederse bil ki kendi karısına pezevenklik eder.
4010. Rabbimiz, biz nefsimize zulmettik, bir hatada bulunduk. Ey merhameti büyük Tanrı, bize acı! Ben onu affettim, sen de yeni suçumu da affet, eski suçlarımı da. Sonra cariyeye sakın dedi, bu senden duyduğum sözü kimseye söyleme. Seni, beyinle evlendireceğim. Tanrı hakkı için sakın bu hikâyeyi bir daha anma. Anma da o, benden utanmasın. Çünkü o, bir kötülükte bulundu ama yüz binlerce de iyilik etti.
4015. Ben, onu defalarca sınadım, ona, senden de güzel kadınları emniyet ettim. Hiç dokunmadı. Bu olan şey, benim yaptığımın cezası. Bundan sonra o beyi huzuruna çağırdı. Âlemi: kahretmeyi düşünen hışmını yendi. Ona kabul edilecek bir bahane buldu. Dedi ki: Ben bu cariyeden soğudum. Sebebi de şu: Çocuğumun anası, bu cariyeyi kıskanmada, âdeta bir tencere gibi kaynayıp durmada, yüzlerce sıkıntılara uğradı.
4020. Oğlumun anasıdır, onun nice hakları vardır. Böylece cevir ve cefalara lâyık değildir o. Kıskançlığa başladı, kanlar yutmada. Bu cariye yüzünden pek şiddetli acılara düştü. Hâsılı bu cariyeyi birine vereceğim. Buna karar verdikten sonra azizim efendim, senden daha iyisini bulacak değilim ya. Sen onun için canınla oynadın. Artık onu senden başkasına vermek doğru değil. Onu, o beye nikahlayıp verdi, öfkesini, hırsını kırdı geçirdi

Bedevi
20-08-2015, 23:14
sünni IŞİD'i nereye koyacaksın..?

Öncelikle yukarıda iktibas ettiğim şekliyle IŞİD'i, Sünni mezhebi ile özdeşleştirerek, bu karşılaştırma üzerinden Sünnilik=terörizm gibi ötekileştirici bir algı oluşturmaya çalışman açıkca bir nefret söylemine denk düşmektedir. Bir tür marjinal terör örgütüne karşılık gelen IŞİD'i herhangi bir teolojik veya ideolojik bağlantısı olmamasına rağmen Sünni mezhebi ile özdeşleştirerek, 1 milyara yakın Sünni Müslümanı terörizm ile itham etmektesin ki inançsal bağlamda kendinden farklı olan bir topluluğa takındığın bu tutum, farklı olana karşı bir çeşit tahammülsüzlük olması babında açık bir faşizme tekabül etmektedir

Ben ise yukarıdaki yazımda bu tür bir manaya gelebilecek herhangi bir ifade kullanmadığım gibi bu örgütleri senin yukarıda IŞİD'i Sünni bir örgüt olarak tanımlamana benzer bir şekilde ''Alevi örgüt'' olarakta isimlendirmedim. Sadece üyelerinin çoğunun Alevilerden oluşması ve Alevilerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde faaliyet göstermelerine dikkat çekerek bunun üzerinde durulması gerektiğini belirttim.

Lütfen herhangi bir inanç grubuna yönelttiğiniz eleştirilerinizde nefret söylemine düşmemeye özen gösteriniz.

Tekrar konuya dönersek, neden bu tür terör örgütleri Aleviler arasında kitleselleşebilmektedir? Bunun sebebi Aleviliğin inanç kaidelerimidir, yoksa bu sadece bir tesadüf mü? Burası inançların özgürce tartışıldığı bir platform ise artık bu mühim meseleyi masaya yatırmamız gerekmektedir.

İlahimasal
20-08-2015, 23:18
https://gercektasavvuf.files.wordpress.com/2012/07/dbfng-bmn.png?w=394

Türkçesi şu oluyor.
ey şeyhin müridi kadın,
kocan seni yatakda altına alınca şeyhinin yüzünü hayal etki,doğacak olan çocuk şeyhine benzesin.
RABITA.......İĞRENÇ

slave
20-08-2015, 23:36
İ.Komedya;
Bedevi kaç yaşında? +18 yazıp çocuğun ahlakını bozmayın.:shocked:

https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Ter%C3%B6r_%C3%B6rg%C3%BCt%C3%BC_olarak_tan%C4%B1m lanm%C4%B1%C5%9F_%C3%B6rg%C3%BCtler_listesi

İŞİD sünni mezhebine ait değilmiş. Bu kafalar sadece sünni mezhebini islam zannediyor.

Diğer mezheplerin terör estirmelerinde dinen bir sakınca bulunmuyor. Bedevi bunu mu iktibas etmişidin?

Aleph
20-08-2015, 23:43
Öncelikle yukarıda iktibas ettiğim şekliyle IŞİD'i, Sünni mezhebi ile özdeşleştirerek, bu karşılaştırma üzerinden Sünnilik=terörizm gibi ötekileştirici bir algı oluşturmaya çalışman açıkca bir nefret söylemine denk düşmektedir. Bir tür marjinal terör örgütüne karşılık gelen IŞİD'i herhangi bir teolojik veya ideolojik bağlantısı olmamasına rağmen Sünni mezhebi ile özdeşleştirerek, 1 milyara yakın Sünni Müslümanı terörizm ile itham etmektesin ki inançsal bağlamda kendinden farklı olan bir topluluğa takındığın bu tutum, farklı olana karşı bir çeşit tahammülsüzlük olması babında açık bir faşizme tekabül etmektedir

Sevgili trol kardeşim,

Açtığın konunun başlığına bakar mısın? "Alevici terör örgütü" ne demektir? Bir mezhebi terörizmle eşdeğer gösteren sensin, kalkmış bir de arsız şekilde beni suçluyorsun.. :) Ben bütün Sünniler teröristtir anlamına gelen bir şey söylemedim. Aksine bir mezhebi terörizmle eşdeğer görmenin hatalı olduğunu, her mezhepten terörist gruplar çıkabileceğini söyledim. Buna IŞİD'i de örnek gösterdim. IŞİD'in Sünni bir terörist yapılanma olduğunu bugün yeryüzünde bilmeyen kalmadı. Sen buna henüz ikna olmadıysan aşağıdaki videoyu izlemeni öneririm:

Dikkat! Şiddet içerir 18+
https://www.youtube.com/watch?v=zF35a5E0uss

Vefik Sami
20-08-2015, 23:49
IŞİD selefîdir.
Sünni değildir.

Bedevi
20-08-2015, 23:57
Açtığın konunun başlığına bakar mısın? "Alevici terör örgütü" ne demektir?

Dikkat ederseniz başlık ''Alevi'' değil, ''Alevici'' Terör Örgütleri şeklinde açılmıştır. İki kavramın ihtiva ettiği mana bakımından içerdikleri farklılığı anlayabilmenizi beklerdim.

Ayrıca konunun IŞİD ve Sünni inancı ile herhangi bir alakası da bulunmamaktadır.

Aleph
21-08-2015, 00:04
IŞİD selefîdir.
Sünni değildir.

Şia karşıtı diyelim. Her neyse. Ne olduğunun çok da bir önemi yok. Sonuçta bir İslami mezhep üyesi ve teröristler..

Bedevi
21-08-2015, 00:28
Sonuçta bir İslami mezhep üyesi ve teröristler..

Sayın Aleph,

Büyük bir yanılgı içerisindesiniz. Zira İslamiyet, barış ve sevgi dinidir. İslam inancının kaynakları olan Kuran ve Sünnette bırakın terörü, en ufak bir şiddet içeren ima bile bulunmamaktadır.

Hatta İslam inancını modern dünya görüşlerinden hümanizm ile özdeşleştirebiliriz.

İlahimasal
21-08-2015, 00:53
Son günlerde dedikodu haline gelen borçlar kamuoyunda sıkça dile getirilmişti. Vuslat Tv Spor Servisi olarak yaptığımız araştırmalar sonrasında Yeni Malatyaspor’un SSK ve Maliye’ye olan borçların tamamını ödediği ve temiz kağıdını aldığı belirtildi.

Olası bir ödememe durumunda ciddi sıkıntılarla karşılaşacak olan Yeni Malatyaspor, TFF’den büyük cezalar alma söz konusu olacaktı. Bunu ödeyerek çözüme kavuşturan sarı kırmızılı takım, PTT 1.Ligin en az borçsuz 1-2 takımından biri haline geldi.

Geçen sezondan futbolculara 206 bin tl borcu olan Yeni Malatyaspor, bu ödemeler içinde Vedat Kapurtu, Hüseyin Kar ve Ramazan Kahya’ya çek verdi. Şampiyonluk prim borcu 520 bin civarında olan kulüp, bu konuda verdiği çeklerin günü de 9.ve 10.aylarda gelecek ve ödemeleri gerçekleştirecek.

Yeni Malatyaspor kulübünün toplamda 1 milyon 300 bin tl borcu bulunuyor ve PTT 1.Lig takımları içerisinde en borçsuz 1-2 kulübü arasında yer alarak bütün dikkatleri üzerine çekiyor. AHMET POLAT

İlahimasal
21-08-2015, 01:07
Sebzeli Pilav Tarifi'nin Malzemeleri

1 su bardağı pirinç
1 çay bardağı bezelye
1 çay bardağı mısır
1 adet patates
1 adet patlıcan
1 adet kabak
1 adet havuç
1 adet kırmızı biber
2 su bardağı su
Tuz
Şehriye
Yağ
Sebzeli Pilav Tarifi'nin Yapılışı

Tencereye yağı ve şehriyeyi dökerek kızartıyoruz. Yıkadığımız pirinçleri de ekleyerek 1 dakika kadar kavuruyoruz ve suyu, tuzu, bezelyeyi ve mısırı koyarak kısık ateşte pişmeye bırakıyoruz.
Patatesi, patlıcanı, kabağı, havucu ve kırmızı biberi küp küp doğruyoruz ve kızartıyoruz.
Servis esnasında pişen pilava kızarttıklarımızı ekleyerek karıştırıyoruz. Afiyet olsun

İlahimasal
21-08-2015, 01:17
Göbeklitepe
Arkeolojik Höyük
Adı: Göbekli Tepe
il: Şanlıurfa
İlçe: Merkez
Köy: Örencik
Türü: Kutsal alan
Tescil durumu: Tescilli[1]
Tescil No: 422
Tescil Derecesi: I. Derece Arkeolojik Sit
Tescil tarihi: 27.09.2005[1]
Araştırma yöntemi: Kazı
Dönem: Çanak Çömleksiz Neolitik A - B
Tarihlendirme: MÖ 10.000 – 8.000

2011 kazı sezonu sonunda genel görünüm
Göbeklitepe ya da Göbekli Tepe, Şanlıurfa il merkezinin yaklaşık olarak 22 km. kuzeydoğusunda, Örencik Köyü yakınlarında[2] yer alan dünyanın bilinen en eski kült yapılar topluluğudur.[3] Bu yapıların ortak özelliği, T biçimindeki 10 – 12 dikilitaş yuvarlak planda dizilmiş, araları taş duvarla örülmüştür. Bu yapının merkezinde daha yüksek boyda iki dikilitaş karşılıklı olarak yerleştirilmiştir. Bu dikilitaşların çoğu üzerinde insan, el ve kol, çeşitli hayvan ve soyut semboller, kabartma ya da oyularak betimlenmiştir.[4] Söz konusu motifler yer yer bir süsleme olamayacak kadar yoğun olarak kullanılmıştır. Bu kompozisyonun, bir öykü, bir anlatım ya da bir mesaj ifade ettiği düşünülmektedir.[5] Hayvan motiflerinde boğa, yaban domuzu, tilki, yılan, yaban ördekleri ve akbaba en sık görülen motiflerdir.[4] Bir yerleşim değil, kült merkezi olarak tanımlanmaktadır. Buradaki kült yapılarının üretime geçiş aşamasına – tarım ve hayvancılığa- yakın olan son avcı grupları tarafından inşaa edilmiş olduğu anlaşılmaktadır.[6] Diğer anlatımla Göbekli Tepe, çevredeki oldukça gelişmiş ve derinlik kazanmış bir inanç sistemine sahip olan avcı – toplayıcı gruplar açısından önemli bir kült merkezidir.[7] Bu durumda bölgenin en erken kullanımının Çanak Çömleksiz Neolitik Çağ’ın (PPN, Pre-Pottery Neolithic) A evresine (MÖ. 9.600 – 7.300), yani günümüzden en azından 11.600 yıl öncesine dayandığı ileri sürülmektedir.[4] Bununla birlikte Göbekli Tepe'deki en eski faaliyetleri tarihlendirme olanağı şimdilik yoktur, fakat bu anıtsal yapılara bakıldığında Paleolitik Çağ'a kadar uzanan, birkaç binyıl daha eskiye, epipaleolitike kadar giden bir tarihçesi olduğu düşünülmektedir.[8][3] Göbekli Tepe'nin bir kült merkezi olarak kullanımının MÖ 8 bin dolaylarına kadar devam ettiği, ve bu tarihlerden sonra terk edildiği, başka ya da benzer amaçlarla kullanılmadığı anlaşılmaktadır.[9]

Tüm bunlar ve kazılarda ortaya çıkarılan anıtsal mimari, Göbekli Tepe'yi eşsiz ve özel yapmaktadır. Bu bağlamda UNESCO tarafından 15.04.2011 tarihinde Dünya Mirasları'na aday gösterilmiştir.[5]

Tüm bu dikilitaşlar, stilize insan heykelleri olarak yorumlanmaktadır. Özellikle D yapısı merkez dikilitaşlarının gövdesinde bulunan insan el ve kol motifleri, bu konudaki her türlü şüpheyi ortadan kaldırmaktadır. Dolayısıyla "dikilitaş" kavramı, işlev belirtmeyen yardımcı bir kavram olarak kullanılmaktadır. Esasen bu "dikilitaş"lar, insan vücudunu üç boyutlu olarak betimleyen stilize tarzda yontulardır

Aleph
21-08-2015, 01:19
Sayın Aleph,

Büyük bir yanılgı içerisindesiniz. Zira İslamiyet, barış ve sevgi dinidir. İslam inancının kaynakları olan Kuran ve Sünnette bırakın terörü, en ufak bir şiddet içeren ima bile bulunmamaktadır.

Hatta İslam inancını modern dünya görüşlerinden hümanizm ile özdeşleştirebiliriz.

https://pbs.twimg.com/media/B4fJ-x-IUAAaZWH.jpg

ilahikomedya.. :D

İlahimasal
21-08-2015, 01:20
Enteresannnnnnnn
http://img-1.onedio.com/img/719/bound/2r0/53ceba58c71771ef26c280cd.webp

İlahimasal
21-08-2015, 01:22
https://pbs.twimg.com/media/B4fJ-x-IUAAaZWH.jpg

ilahikomedya.. :D

Aleph bu işaretler nedir.

İlk başdakiler gözlüğe en sondaki leyleğe benziyor.çivi yazısı gibi bişey.

Belem kemal sunal ,şener şen repliği gibi bişem

Aleph
21-08-2015, 01:34
Aşağıdaki yazının Osmanlıcası:
http://37.media.tumblr.com/2cf624075162295890b7196e119edd6a/tumblr_mzjup1j5Uw1t7zdafo1_500.gif

Turdur
04-08-2018, 04:47
Bazı Alevilerin bazı terör örgütleriyle tuhaf bir bağı var. Bu kırmızı çizgi çoğu yerde. Nedense üstünde bile durulmuyor. Devrim argümanına saklı duruyor.
Bildiğim kadarıyla Gezi Olayları sırasında 9 kişi ölmüş. Hepsi de Alevidir.

kartopu
04-08-2018, 09:58
Terör örgütü nedir bunu kim ve nasıl belirler.?- Terör nedir kime göre nasıl anlaşılır.?- Soru çok da bir de anlayan olsa.

En büyük Terör örgütleri devletlerdir.

İşte ABD başka ülkelere ne yapacağını nasıl yaşayacağını ne alacağını ne satacağını talimatını veriyor.
En güçlü silahlar devletlerde var. El kaide yi kim ve niçin besledi korudu. Taliban nasıl çıktı ve hangi silahla kime karşı kimden yana savaştı.
Almanlar ikinci dünya savaşında ABD ile birlikte 100 milyon insanı katletti

IŞID nasıl ortaya çıktı ve güçlendi nasıl bütün ülkelerde aynı anda büyüdü ve bir yerden bir yere nasıl kim tarafından taşındı.

Alevileri terörle birlikte anma kimin çıkarına siyaset yapma. Kim böyle bir siyaseti yönlendirmek istiyor.