Orijinalini görmek için tıklayınız : Dinden kurtuluşum
Merhaba.
Benim hikayem geçen yıl ramazan ayında başladı. Yaşım 30, eşim hristiyan ortodoks. Bugüne kadar dinle ilgili pek konuşmamız olmamıştı. Geçen yıl, kadir gecesinden söz açılınca sormuştu nedir kadir gecesi diye. Bende tabii bildiğim kadarıyla anlatmıştım. Konu ilgisini çekti ve birkaç soru sordu devamında. Öğrenmek isterim dedi.
Uzun zamandır zaten düşünüyordum ona dinimi anlatmayı. Daha doğrusu onu müslüman yapıp, öbür tarafta sonsuza yanmasını engellemekti amacım. :)
Ama baktım ki benim de fazla bir bilgim yok dinle ilgili. Alevilik nedir, mezhepler neden vardır, neden ayrılıklar olmuş, bunları araştırmaya, islam tarihini öğrenmeye başladım. Kuranı ve hangi ayetin ne için ve hangi olaydan sonra geldiğini detaylı incelemeye başladım.
Fakat yolunda gitmeyen şeyler vardı. Kafamdaki sorular büyüyordu. Bazı ayetleri mantıken açıklayamıyordum. Sorularıma kimse doğru düzgün cevaplar veremiyordu. Bu sorular bilirsiniz işte, bilindik şeyler. Kadınların ikinci insan muamelesi görmesi, bugünü ilgilendirmeyen ayetler, gelecekteki insanların hiç düşünülmemiş olmaları, kölelik ve cariyeler vs. saymakla bitmez.
O günlerde çok kötüydüm. Kendi kendimi telkin ediyordum. Dinimin en doğru din olduğunu düşünüyordum. Google da kafama takılan ayeti arayıp, ekşi sözlük ve turandursun.com forumlarını gördükçe sinir oluyordum. Doğru değil diyordum bu yazılanlar, vardır bir açıklaması.
Dini duygularımı pekiştirecek şeylere yöneldim hemen. Mesela youtube'da insanların müslüman oluş hikayeleri vs. Bilirsiniz bazı videolar var. Bir hoca kılıklı birisi topluluk önünde konuşur ve islamın mükemmelliğinden falan bahseder. Böyle videolar izliyordum. Bazen ise gözlerim doluyordu. İnancımı sağlam tutmaya çalışıyor, her gün bunun için dua ediyordum.
Ama olmadı. Temmuz ayıydı ramazan ve o günlerde başladığım sorgulama dönemi kışın bıçak kemiğe dayandı ve en sonunda kendime itiraf ettim. Ben artık inanamıyordum. Boy abdesti almayı kestim. İçimdeki korkular yerini bir boşluğa, sakinliğe bıraktı. Ne demek. Başıma ne iş gelse Allah büyük derdim. Ne kötülük görsem, nasıl olsa hesaplaşacağız derdim. Cennet ve sonsuza kadar yaşama olayı ise, nasıl desem başka türlüsünü hiç düşünmemiştim ki. Yani biz varız ve hep var olacağız. Böyle bildim bu zamana kadar.
Buydu boşluk zamanla o da kayboldu. İlk önce eşime anlattım. Benden beklediği bir şey değildi ama pek bir tepki vermedi. Konuşmalarımla onun da hristiyanlık inancını sarstım. Zaten önceden de dinle ilgisizdi. Adı hristiyan işte o kadar.
Anneme ise alıştırarak söyledim. 50 küsür yaşında kadın. Aslında ben dinden çıktım da demedim. Sana anlatmam gereken şeyler var dedim ve beni dinledi. Hem de bir haftadan fazla bir süre kademe kademe. Bir haftanın sonunda onun da kafasında sorgulamalar başlamıştı. Hatta dediğine göre daha önceden de sorguluyormuş. Özellikle Adem ve Havva'dan çoğalmanın sapıklık olduğunu düşünüyor ve Nuh'un gemisini saçma buluyormuş. Bir aya kalmadı abdesti namazı bıraktı. Evet 5 vakit namaz kılar, ölüm ve ötesinden korkardı. Bana çok teşekkür etti. Her gün, her an korkuyla yaşıyordum diye. Ona asla anne bunlar yalan bırak bu dini demedim. Şunları, şunları yaşadım. Şu sonuçları buldum. Bence sende okumalısın diyerek kuran meali okumaya teşvik ettim. İnandığın şeyi bilmelisin diyerek. Sonucunda kendi doğrusunu kendi buldu.
Kardeşlerim ise benim dinden çıkmamı şok edici buldular ve beni onaylamadılar. Benim doğru yolu bulmam için dua ediyorlar. Ben ise laflarımı esirgemiyor, gerçekleri yüzlerine çarpıyorum. O vakit konuyu değiştirmem için yalvarıyorlar. Bu durumu acınası buluyorum. Kimsenin karşımda tartışmaya cesareti yok. Körü körüne bir inançları var ve bunun sarsılmaması için dinlememeyi tercih ediyorlar. Tıpkı bir zamanlar benim de yaptığım gibi. Ama ben kendi iç sesimden kaçamadım.
Yazı biraz uzun ve dağınık oldu. Kusura bakmayın. Forumda yeniyim ve ilk mesajım. Bir yıldır takip ediyorum. Bugüne kadar okurdum. Artık yazmaya kadar verdim.
Yıldıztozu
30-08-2015, 22:09
https://lh3.googleusercontent.com/-C69-6rcZ0PI/Unwr1w-3IsI/AAAAAAAACrg/H-muiZA5Zvc/yanacaksin_521321.jpg
:) Şaka yapıyorum tabiki. Güzel hikayeymiş okudum. Birçoğumuz aynı süreçlerden geçtik. Sonunda gerçeğe ulaştığınız için tebrik ederim.
Hem siz bir taşla üç kuş vurmuşsunuz;)
Dinden çıkınca bir boşluk hissederseniz, yaratıcıya inanabilirsiniz, ben ona da gerek görmüyorum ama sizin tercihiniz.
Hahahaha. Yanacaksın diye bir resim görünce şaşırdım bir anda.
Hoş buldum. :)
Tanrı inancıyla ilgili kesin bir düşüncem yok. Tabii dinden ilk çıktığımda tanrı inancım bir süre devam etti. Fakat şuanda tanrı inancı da bana pek tutarlı gelmiyor artık.
agnostikman
30-08-2015, 22:20
Merhaba,
Zor bir süreçten geçmişsiniz. Ayrıca fikirlerini yakınlarına paylaşma cesaretini tebrik ederim.
Tutsaklıktan özgürlüğe hoş geldiniz.. :thumb:
Böyle uzun anlatımlar sayesinde insanların dinden nasıl, ne şekilde ayrıldığını görebiliyoruz. Dininizi araştırmanız, dayatılmış inancınızdan kurtulmanıza vesile olmuş anladığım kadarıyla.
Hoşgeldiniz.
bakkalmahmud
30-08-2015, 22:40
Hosgeldin analog,bilgi caginda yasiyoruz,otuzunda isyan icin gec bile kalmissin genede zararin neresinden dönersen kardir.Özellikle islami essek kadar adamlar yalanla dolanla ayakda tutuyor,medyada var,bu kadar tuzaga ragmen kurtulman genede iyi olmus,yeni hayatinda mutluluklar.
Bir sorum var İslamı bırakınca Hristiyanlığı ya da deizmin doğru olma ihtimalini nasıl aştınız?
Şüpheci Dinsiz
30-08-2015, 23:05
Sevgili analog hoşgeldiniz. :)
Yazı biraz uzun ve dağınık oldu. Kusura bakmayın. Forumda yeniyim ve ilk mesajım. Bir yıldır takip ediyorum. Bugüne kadar okurdum. Artık yazmaya kadar verdim.
Bence çok güzel anlatmışsınız. Umarım yazmaya devam edersiniz.
Sevgiler
Bir sorum var İslamı bırakınca Hristiyanlığı ya da deizmin doğru olma ihtimalini nasıl aştınız?
İslamı bıraktığım anı tam olarak ifade edemiyorum. Tam bir an yok. Zaman içinde oluştu.
Hayatımın bir döneminde namaz kılardım, orucumu mütemadiyen tutardım. Fakat dinle ilgili derin bir bilgim yoktu. Küçükken bana dayatılan, öğretilenlerle ilgili hiç sorgulama ihtiyacı bile duymadım.
Hikayemde anlattığım gibi, dini derinlemesine araştırınca bulduğum şeyler hristiyanlık ve yahudilikte de vardı. Adem ve Havva inancı, Nuh'un gemisi, cennet ve cehennem inancı ve diğer dindekilere sonsuz azap. Ve bu üç dinin aslında bir sami geleneği olduğunu, dünyanın diğer bölgelerinde -mesela Amerika, Avustralya gibi- peygamber inancı olmadığını gördüğümde diğer 2 dinle ilgili acaba bu mudur gerçek diye düşünmedim bile. İncil de kendi içinde tutarlı bir kitap değil. İslamdan çıkmak, büyük resmi görmemi sağladı. Benim düşüncem, dinler insanları yönetmek için çok güzel birer araç.
Dinden çıktığımda ise kendimi bir deist olarak ifade ederdim. Yani o Allah inancını atamadım ilk başta. Durumu şöyle açıkladım. Bir yaratıcı var ama din göndermedi o zaman. Şu anda tamda annemin inancı bu şekilde.
Bir yaratıcı var mıdır? Bunun yokluğunu ispat edemeyiz. Her yere bakmamız lazım ki bu da mümkün değil. Ben küçük, zavallı insan ırkından biri olarak bunun cevabını veremiyorum. Hiç bir şeyi bilemem. Dünyanın düzenine bakarak bir yaratıcı varsa da buraya müdahale ettiğini düşünmüyorum.
Tanrı var olabilir ama dinden çıktığım ilk zamanlardaki tanrı inancım yok. Yani her şeye gücü yeten, her şeyi yaratan değil. Belki bir enerji, belki sadece bizim evreni oluşturan başka bir canlı. Sınırsız ihtimal var.
Evrimin varlığını bugün inkar edemeyiz. Papa bile kabul etmişken kutsal kitaplardaki yaratılış hikayelerine artık inanamam. O yüzden hristiyanlık, yahudilik de benim için kapanmıştır.
Not: Tekrar hoş buldum. Herkese çok teşekkürler. :)
dolekbas
01-09-2015, 15:49
Tebrik ederim.
Kendi durduğum noktadan en azından cesaretinizi ve sorgulama ihtiyacının gerekliliğini idrak edişinizi tebrik ediyorum.
Hep merak ettiğim bir konudur.
Artık dinlere ve belki de tanrıya inanmayan bir insan olarak hayatınızda neyi değiştirebileceğinize inanıyorsunuz.
İlk olarak hür bir insan olarak yapmak istediğiniz şey(ler) nedir?
Bir de korkularınız arttı mı azaldı mı?
Saygılarımla.
Analog merhaba benim de annem 5 vakit namaz kılar kuran okur günahtan çok korkar hatta her konuya günah sevap diye bakan bi kadın. Bugün biraz bahsettim bu konulardan kuranda yazanlardan haberi yok merak ettiğim bazı ayetlerin türkçesine baktım sadece dedi 1-2 ayet gösterdim muhammedin cariyeleri yerin 4 gün gök ün 2 günde yaratıldığının saçma olduğunu falan olur mu öyle şey saçma dedi bende kızmadığını görünce ben müslüman haricinde kimsenin cennete gidemeyeceğini öğrendikten beri çok inanmıyodum araştırdıktan sonra artık hiç inanmıyorum dedim evet ona bende inanmıyorum insanlar değiştirmiştir orayı dedi yok dedim değiştirmemişler direk insanlar yazmış aklına yattı ama allah olduğunu biliyoruz dedi nerden biliyosun çocukluktan sana öyle empoze edilmiş sende sorgulamamış inanmışsın çocukluğundan beri ailen ve çevren şu siyah tv ye beyaz dese sende beyaz derdin ki siyah olduğunu gördüğün halde allahın daha ne olduğu belli değil dedim doğru söylüyosun dedi. Şimdi gitti akşam gelince konuşalım dedi aslında din allah varsa kadını yolundan da saptırmak istemiyorum. Ne önerirsin senin annen ne durumda şu an benim ki 58 yaşında ne yapıcam bilmiyorum fikrini öğrenmek isterim
RollingStones
02-09-2015, 11:05
ben müslüman haricinde kimsenin cennete gidemeyeceğini öğrendikten beri çok inanmıyodum araştırdıktan sonra artık hiç inanmıyorum dedim
nasıl öğrendiniz?
nasıl öğrendiniz?
Kuranda çok açık belirtilmiş
RollingStones
02-09-2015, 13:41
Kuranda çok açık belirtilmiş
çok açık olan ilgili ayet/ayetleri paylaşabilirmisiniz.
çok açık olan ilgili ayet/ayetleri paylaşabilirmisiniz.
Al-i imran/85
Al-i imran/19
Al-i imran/32
Bu ayetlerde giremeyeceği belirtiliyo
Birde bakara/62 ve Maide/69 var Bu ayetlerde de girebileceği söyleniyo kuranın her zamanki çelişkilerinden biri sanırım ama internette araştırınca bu ayetlerin farklı anlamları olduğu yazıyo sonuç olarak ne kadar çelişkide olsa genel görüş giremeyeceği yönünde. Kusura bakma ayetleri yazamadım telefondan girdiğim için çok zor oluyo
RollingStones
02-09-2015, 16:04
Ali İmran-84;
De ki: “Biz, Allah'a; indirilene; İbrahim'e, İsmail'e, İshâk'a, Yakub'a ve o'nun neslinden gelenlere indirilene; Rableri tarafından Musa'ya, İsa'ya ve [diğer] tüm peygamberlere bahşedilene inanırız; onlar arasında hiçbir ayrım yapmayız. Ve kendimizi O'na teslim ederiz (müslüman).”
Buradaki atıf, anladığınız anlamda islamiyet değil. Allah'a ve tüm bu peygamberlere iman eden kendini teslim edenlere yani müslümanlaradır.
Ali İmran-85;
Kim Allah'a teslimiyetten(islam) başka bir din ararsa, bu kendisinden asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette kaybedenlerden olacaktır.
Ve kim ki bu kaideye uymaz ise kaybeden olacaktır deniyor.
Ali-İmran-19
Allah nezdinde tek [hak] din, [insanın] O'na teslimiyetidir.
Aynı şey söyleniyor.
Maide-69;
iman edenler ve Yahudi itikadına uyanlar ile Sâbiîler ve Hristiyanlardan Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanıp, doğru ve yararlı fiillerde bulunanlar ne korkacak, ne de üzüleceklerdir.
Ali-İmran Suresi, 113-115:
Hepsi bir değildir. Kitap verilenler içinde gece vakitlerinde Allah’ın ayetlerini okuyup secdeye kapanan doğru bir topluluk vardır. Allah’a ahiret gününe inanır, iyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar ve hayırlara koşuşurlar. İşte onlar, iyi kimselerdendirler. Ne hayır işlerlerse, asla karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, takva sahiplerini çok iyi bilir.
Ali İmran Suresi, 199:
Ehlikitap’tan öyleleri var ki, Allah’a, size indirilene ve kendilerine indirilene inanırlar. Allah karşısında ürperirler; Allah’ın ayetlerini basit bir ücret karşılığı satmazlar. İşte bunlar için Rableri katında kendilerine özgü ödüller vardır. Allah, hesabı çabucak görüverir.
Ve bu ayetlerle de müslüman yani teslim olan herkesin (müslüman yada ehli kitap) üzülmeyeceği hükme bağlanır.
Bu ayetlerden çok açık şekilde bu insanların cennete giremeyeceği değil, girebileceği anlaşılıyor.
dolekbas
02-09-2015, 17:40
Ali İmran-84;
De ki: “Biz, Allah'a; indirilene; İbrahim'e, İsmail'e, İshâk'a, Yakub'a ve o'nun neslinden gelenlere indirilene; Rableri tarafından Musa'ya, İsa'ya ve [diğer] tüm peygamberlere bahşedilene inanırız; onlar arasında hiçbir ayrım yapmayız. Ve kendimizi O'na teslim ederiz (müslüman).”
Buradaki atıf, anladığınız anlamda islamiyet değil. Allah'a ve tüm bu peygamberlere iman eden kendini teslim edenlere yani müslümanlaradır.
Ali İmran-85;
Kim Allah'a teslimiyetten(islam) başka bir din ararsa, bu kendisinden asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette kaybedenlerden olacaktır.
Ve kim ki bu kaideye uymaz ise kaybeden olacaktır deniyor.
Ali-İmran-19
Allah nezdinde tek [hak] din, [insanın] O'na teslimiyetidir.
Aynı şey söyleniyor.
Maide-69;
iman edenler ve Yahudi itikadına uyanlar ile Sâbiîler ve Hristiyanlardan Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanıp, doğru ve yararlı fiillerde bulunanlar ne korkacak, ne de üzüleceklerdir.
Ali-İmran Suresi, 113-115:
Hepsi bir değildir. Kitap verilenler içinde gece vakitlerinde Allah’ın ayetlerini okuyup secdeye kapanan doğru bir topluluk vardır. Allah’a ahiret gününe inanır, iyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar ve hayırlara koşuşurlar. İşte onlar, iyi kimselerdendirler. Ne hayır işlerlerse, asla karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, takva sahiplerini çok iyi bilir.
Ali İmran Suresi, 199:
Ehlikitap’tan öyleleri var ki, Allah’a, size indirilene ve kendilerine indirilene inanırlar. Allah karşısında ürperirler; Allah’ın ayetlerini basit bir ücret karşılığı satmazlar. İşte bunlar için Rableri katında kendilerine özgü ödüller vardır. Allah, hesabı çabucak görüverir.
Ve bu ayetlerle de müslüman yani teslim olan herkesin (müslüman yada ehli kitap) üzülmeyeceği hükme bağlanır.
Bu ayetlerden çok açık şekilde bu insanların cennete giremeyeceği değil, girebileceği anlaşılıyor.
Aynı şekilde bir yazı hazırlamayı düşünürken siz yapmışsınız zaten. Evet kalp soğukken gerçekten Kur'an insana çok vahşi geliyor. Bu doğru. Ama okudukça anladım ki gerçekten özünde bir tanrının olabileceğine iman eden ve iyi işler yapan kişiler cennet girecek.
Daha ilginç olanı ise; Allah varken başka putlardan bir şeyler dileyenler, Allah'ın indirdiğinden sonra başka şeyler ile hüküm verenler, Allah'ın indirdiğini değiştirenler, kendilerine başka ilahlar edinenler diye kitapta belirtilen ifadelerin çoğu müslümanlara söylenmektedir. Ancak mesaj gizli (aynı kanıtlarda olduğu gibi :) ) olduğu için ilk okuyan müslüman hep inanmayanların yanacağını anlar. Ancak elinde Kur'an olan bu ümmetin bu kadar dininden habersiz olması da onlar için cehennem habercisidir bence. Kimse kendini kandırmasın. Hocaların ağzının içine bakacaksın, cemaat tarikat diye bölük bölük olup Kur'an 'dan uzaklaşacaksın, okumayan anlamayan araştırmayan düşünmeyen bir toplum olacaksın, günah olmayana günah diyeceksin, elindeki o arapça kitabı böğrüne sıkıca bastırıp "siz bana sorun ben anlatırım, siz ellemeyin" diyeceksin, Kur'an da olmamasına rağmen 15 yaşında kızı nikahlayacaksın sonra cennete gideceksin. Yok öyle birşey.
Dip not: Bunu da anlamam. İslam coğrafyasından birisi 14-15 yaşında biri ile evlense kıyamet kopar. Ama batıda gençler arası sex yaşı bundan daha düşükmüş. Arada evlenme olmadığı için sanırım kimse buna kızmaz, dile getirmez.
Analog merhaba benim de annem 5 vakit namaz kılar kuran okur günahtan çok korkar hatta her konuya günah sevap diye bakan bi kadın. Bugün biraz bahsettim bu konulardan kuranda yazanlardan haberi yok merak ettiğim bazı ayetlerin türkçesine baktım sadece dedi 1-2 ayet gösterdim muhammedin cariyeleri yerin 4 gün gök ün 2 günde yaratıldığının saçma olduğunu falan olur mu öyle şey saçma dedi bende kızmadığını görünce ben müslüman haricinde kimsenin cennete gidemeyeceğini öğrendikten beri çok inanmıyodum araştırdıktan sonra artık hiç inanmıyorum dedim evet ona bende inanmıyorum insanlar değiştirmiştir orayı dedi yok dedim değiştirmemişler direk insanlar yazmış aklına yattı ama allah olduğunu biliyoruz dedi nerden biliyosun çocukluktan sana öyle empoze edilmiş sende sorgulamamış inanmışsın çocukluğundan beri ailen ve çevren şu siyah tv ye beyaz dese sende beyaz derdin ki siyah olduğunu gördüğün halde allahın daha ne olduğu belli değil dedim doğru söylüyosun dedi. Şimdi gitti akşam gelince konuşalım dedi aslında din allah varsa kadını yolundan da saptırmak istemiyorum. Ne önerirsin senin annen ne durumda şu an benim ki 58 yaşında ne yapıcam bilmiyorum fikrini öğrenmek isterim
Benim de annem aşağı yukarı o yaşlarda.
İlk başta, hiç anlatmayım kafasını karıştırmayım diye düşündüm. Belki mutsuz olur diye düşündüm. Ama sonra gerçekleri bilmesi gerektiğini düşündüm. Ben en azından onu teşvik etmeliydim okumaya. Bana veya başka insanlara değil, okuyup mantığına uyana inanmalıydı. Nitekim kuranı Türkçe okumaya teşvik ettim. Okuyup bunların Allah sözü olamayacağına kendi kanaat getirdi. Tabii ki benden de etkilendi ama eski inancı gibi sağdan soldan duyduklarınyla değil, direkt olarak kendi mantığıyla seçimini yaptı.
Bence siz de teşvik etmelisiniz okumaya. İnsan okuyup anlamadığı şeye inanması kabul edilemez.
Tebrik ederim.
Kendi durduğum noktadan en azından cesaretinizi ve sorgulama ihtiyacının gerekliliğini idrak edişinizi tebrik ediyorum.
Hep merak ettiğim bir konudur.
Artık dinlere ve belki de tanrıya inanmayan bir insan olarak hayatınızda neyi değiştirebileceğinize inanıyorsunuz.
İlk olarak hür bir insan olarak yapmak istediğiniz şey(ler) nedir?
Bir de korkularınız arttı mı azaldı mı?
Saygılarımla.
Öncelikle hayatımda neredeyse hiç bir değişiklik olmadı. Yine çalışıyorum, iş ev hayatı klasik devam ediyor. Hırsızlık falan yapmıyorum mesela. :) Hayvanları doyurup, kolluyorum.
Ne değişebilir bilmiyorum hayatımda. Hür olduğumu pek düşünmüyorum. İşimin kölesiyim halen. Dini araştırırken sigarayı bıraktım. Bir yıla yaklaştı. Bence hayatımın dönüm noktası diyebilirim.:)
Dünyanın çok boktan bir yer olduğunu düşünüyorum. Zavallı çocuklar acı çekiyorlar, ölüyorlar, hayvanlar aç, hasta, sakat yaşıyorlar veya tutsaklar. İşkenceler, tecavüzler var. Bunlar günlük hayatımızın bir parçası haline gelmiş durumda. Bence bu dünyada mutlu olmanın bir yolu yok. Süremi doldurup tekrar gelmemek üzere gitmek istiyorum sadece.
Korkuyorum. Mesela kör olmaktan, ve öyle yaşamaktan. Bu tür şeyler. Yoksa olmayan bir yerde yanmaktan korkmuyorum tabii ki.
Al-i imran/85
Al-i imran/19
Al-i imran/32
Bu ayetlerde giremeyeceği belirtiliyo
Birde bakara/62 ve Maide/69 var Bu ayetlerde de girebileceği söyleniyo kuranın her zamanki çelişkilerinden biri sanırım ama internette araştırınca bu ayetlerin farklı anlamları olduğu yazıyo sonuç olarak ne kadar çelişkide olsa genel görüş giremeyeceği yönünde. Kusura bakma ayetleri yazamadım telefondan girdiğim için çok zor oluyo
İnsanların aklı fikri cennette. Cenneteki çocuk kızlada şaraplarda. Bıldırcınlarda . Siz gidin sülün osmana inanın benim aklım bana yeter.
Rolingstones sana alıntı yapıp cevap vermekle uğraşamicam ayetleri yazıp açıklamasını yazmışsın sanki ben farklı bişey söylüyomuşum gibi. Benim o ayetlerden çıkardığım giremeyeceği sen al-i imran ayetlerini doğru anlayıp hala girer diyosan kuranın kendiyle çelistiğini kabul ediyosun demektir saygılar.
Ana log cevap için teşekkür ederim
dolekbas
03-09-2015, 09:24
Dünyanın çok boktan bir yer olduğunu düşünüyorum. Zavallı çocuklar acı çekiyorlar, ölüyorlar, hayvanlar aç, hasta, sakat yaşıyorlar veya tutsaklar. İşkenceler, tecavüzler var. Bunlar günlük hayatımızın bir parçası haline gelmiş durumda. Bence bu dünyada mutlu olmanın bir yolu yok. Süremi doldurup tekrar gelmemek üzere gitmek istiyorum sadece.
Sizi anlıyorum. Ölümden sonra bir mahkeme olmayacaksa ve dünyada çekilen acıların bir karşılığı olmayacaksa söyledikleriniz gerçekten anlam kazanır. Dini inancım olmasa evlenmezdim ve sanırım ya kafama göre yaşayan biri olurdum ya da çoktan intihar etmiş oldum. Ama inancım beni ayakta tutuyor. Başka türlü hangi sebep bu acıları çekmemizi bize telkin edebilir?
Sizi anlıyorum. Ölümden sonra bir mahkeme olmayacaksa ve dünyada çekilen acıların bir karşılığı olmayacaksa söyledikleriniz gerçekten anlam kazanır. Dini inancım olmasa evlenmezdim ve sanırım ya kafama göre yaşayan biri olurdum ya da çoktan intihar etmiş oldum. Ama inancım beni ayakta tutuyor. Başka türlü hangi sebep bu acıları çekmemizi bize telkin edebilir?
Dolekbaş inancın değilde cehennem korkusu olabilir mi bu acıları çekmeni telkin eden ? Korkuyla inanç çok farklı şeyler
Sizi anlıyorum. Ölümden sonra bir mahkeme olmayacaksa ve dünyada çekilen acıların bir karşılığı olmayacaksa söyledikleriniz gerçekten anlam kazanır. Dini inancım olmasa evlenmezdim ve sanırım ya kafama göre yaşayan biri olurdum ya da çoktan intihar etmiş oldum. Ama inancım beni ayakta tutuyor. Başka türlü hangi sebep bu acıları çekmemizi bize telkin edebilir?
Bu şekilde kendini avutmasaydın daha güzel bir dünya için varını yoğunu verirdin belki de , religion is opium
dolekbas
03-09-2015, 23:25
Dolekbaş inancın değilde cehennem korkusu olabilir mi bu acıları çekmeni telkin eden ? Korkuyla inanç çok farklı şeyler
Kesinlikle cehennem inancı olmadığını belirtirim. Kastettiğim suç işlemek değil. 60 sene yaşayacağım diyelim ve bir daha başka bir şekilde canlılığı tadamayacağım ve bilinçli olmayacağım diyelim. O halde neden bu 60 seneyi çocukların öldüğü savaşları izlemekle yada tecavüzcülerin kadınlara verdiği ızdırapları izlemekle geçireyim. Buna neden katlanıyım şayet bişey değiştiremeyeceksem. Ancak kurulacak bir mahkeme olduğunu düşünmem bunları şimdilik yaşanır kılıyor.
Öte yandan tesadüfi bir yaradılış modelinde tekrar geliş neden olamalı. Bugün böyle varolduk ama ya yarın. Belkide sonsuza kadar bir hiç olacağız. Çünkü buna karar verecek bir mekanizma yok. Fakat hayatın farklı algı seviyelerinde devamına inanan insan hayatta bence daha dikkatli oluyor. Bunlar benim düşüncem elbette.
Saygılar.
dolekbas
03-09-2015, 23:27
Bu şekilde kendini avutmasaydın daha güzel bir dünya için varını yoğunu verirdin belki de , religion is opium
Daha güzel bir dünya için varımı yoğumu veriyorum zaten.
Yoksa inanacağıma inanır sonunda da cennete gideceğim diye rahat rahat yaşardım. Neden buralarda takıldığımı zannediyorsun.
spartacus
04-09-2015, 00:31
Kesinlikle cehennem inancı olmadığını belirtirim. Kastettiğim suç işlemek değil. 60 sene yaşayacağım diyelim ve bir daha başka bir şekilde canlılığı tadamayacağım ve bilinçli olmayacağım diyelim. O halde neden bu 60 seneyi çocukların öldüğü savaşları izlemekle yada tecavüzcülerin kadınlara verdiği ızdırapları izlemekle geçireyim. Buna neden katlanıyım şayet bişey değiştiremeyeceksem. Ancak kurulacak bir mahkeme olduğunu düşünmem bunları şimdilik yaşanır kılıyor.
Öte yandan tesadüfi bir yaradılış modelinde tekrar geliş neden olamalı. Bugün böyle varolduk ama ya yarın. Belkide sonsuza kadar bir hiç olacağız. Çünkü buna karar verecek bir mekanizma yok. Fakat hayatın farklı algı seviyelerinde devamına inanan insan hayatta bence daha dikkatli oluyor. Bunlar benim düşüncem elbette.
Saygılar.
Acı mahkemelerle dindirilen bir şey değil ki. Acıyı ayaşarsan, yaşarsın. Gelecekte bir masal dünyasında kurulacağını öngördüğümüz bir mahkeme, yaşanmışı değiştirmez. Hukukun eksik klaması da bir yerde değindiğin gibi, insanlar doğar, yaşar ve ölürler. Önemli olan hayattayken bir şeyler yapabilmiş olmaktır. Yoksa böylesine bir çıkar dünyasında, nasılsa gelecekte -biz öldükten nice sonra- hayal ve kurgularımızda bir mahkeme kurulacak demek, bence dünyanın rezilliğine katkıda bulunmaktır.
Dünya işi dünya da görülür ve hayatın getirisi de götürüsüde yine hayatla birliktedir. Ölüm yaşayanı yakalar, ondan sonrası ölüm diye bir şey yok. Ölü ölmez, hesap filan da sormaz, tüm bunalr hayatla, canlılıkla ilgili konular. Yaşayan ölür ve yaşarken ölür, bu halde ölüm ile yaşam arasında elimizden geldiğince hiç bir şeyi ertelememek gerekir. Heleki ölüm sonrasına, zira hayatta iken yapılamayanın, ölümden sonra olması düşü hiç bir gerçekçi ve geçerli dayanağa sahip değil.
Bir şey yapmak, avunmaktan yeğdir.
Dünya'da olumsuz şeyler nasıl olabiliyorsa, demek ki olumlu şeylerde mecvut, olumlu yapmakta mümkün-kısaca olumsuzluklar gibi olumlulukta mümkün. Bilinemez ve aslında masal-kurgu diyebileceğimiz hayali mahkemelere filan ertelemek, bir yerde olumsuz olanın yaşanmasına, yine de fare deliği kadar bile olsa bir yol vermektir diye düşünüyorum. Zira, fare delikleri bir araya gelince, insan değil fil bile geçebilir..
İnsanlar binlerce yıl önceden öldükten sonra tekrar dirileceği zannıyla mesela firavunlar eşyaları ile altınları köleleri ile gömülmüşler. Hala dirilecekler. Hayal insanın ekmeği. İnsan niye var bu dünyada ne yapıyor bilemiyor. Bazı uyanıklarda bundan istifade ederek insanı fellik fellik döndürüyor. İnsan zamanla nasıl ayağa kalkıp elini kolunu geliştirdi ise zamanla beynide geliştirdi. Artık daha geniş düşüne biliyor. Algılaması arttı. Artık dırtlağından böğürür gibi sesler çokarmıyor. Çok güzel notalı şarkılar aryalar söyliyor.
İnsan boşuna gelmedi hayatı boşa geçmiyor halen insanda büyük değişimler yeni icatlar oluyor. Neandertenden bu tarafa olan gelişmeyi bir düşünsene. Her birey bu gelişime bir fiske tuz atsa dağlarca tuz birikir.
İnsanlık yakında uzaya taşınacak. Yeni yurtlar bulacak. İnsan ve kainatı keşfedecek. Belirsizlik kalkacak. Daha dün yıldırımdan gök yüzünün gürlemesinden korkuyordu.
Uyanık muhammette Yıldırımla seni korkutup istediğini yaptırıyordu.
Nur:43 Allah’ın bulutları sevkettiğini, sonra onların aralarını birleştirdiğini, sonra da onları küme haline getirdiğini görmüyor musun? Böylece onların arasından yağmur çıkardığını görürsün.Ve semadan, içinde dolu bulunan dağlar (dolu kümeler) indirir. Böylece onu dilediğine isabet ettirir. Ve onu dilediğinden çevirir (uzaklaştırır). Onun şimşeğinin parıltısı, neredeyse görmeyi giderir (gözleri kör gibi yapar).
Şimdi korkuyormusun yıldırımdan. Onu Allahın istediğine gönderdiğine.
Hemen ümitsizliğe kapılmıyalım. Belki ölüme care bulacak belki eskiyen parçalarını değiştirecek. Bizim bir görevimiz var . İnsan ve insanlığın gelişimine katkıda bulunmak. Artık insanlar duvar ve ağaç kovuklarında yaşamıyorlar.
dolekbas
04-09-2015, 10:25
Söyledikleriniz doğru, katılıyorum. Ama kendimce faydalılık konusunda bir çıkış bulamıyorum. Tanrı bile faydalılık kriterlerine göre kabul veya ret edilebilirken, tüm insanlığın harcadığı emek ve bu kainatta dönen bunca enerjinin amacı nedir o zaman? Belki de çözülmesi gereken en büyük sorun bu olabilir mi?
Öte yandan ahlak ve doğruluk kriterlerini nasıl belirleriz. Et yiyen bir insan doğaya karşı sorumlu mudur? Peki ot yiyen? Bitkilerinde algılayabildiğimiz bir canlılık boyutu var. Belki de daha fazlası var. Müslümanlığın doğruluğunu ispat peşinde değilim. Bunun ispatı benim ya müslüman kalmamı sağlar ya da kalmamamı. Ancak kontrol unsuru olan, bazı şeylere karar veren, yasaları oluşturan, referansları belirleyen bir tanrı (enerji, benlik, boyut... her ne derseniz) olması gerektiği fikrindeyim.
Sizin görüşleriniz nelerdir acaba?
dolekbas
04-09-2015, 16:27
Şimdi bir önceki mesajınız ile bir sonrakine bakıyorum ama tutarlılık kuramıyorum. Nedenleri çok uzun. Burada tartışılacak bir durum değil.
Bu forumlar işimi daha da zorlaştıracak. Yanıtlardan çok yeni kaoslar doğuruyor.
Mesela pirincin hayvana göre daha az acı çekiyor olması gerektiğini savunmak bana çok ama çok saçma geldi. Tamamen insan gözünden bir bakış. İnsan akıl süzgecinden bir örnek. Ama ben şunu diyorum basitçe: Acı nedir bir tarifi var mı?(İnsan dışı varlıklar için) Pirincin çektiği acıyı pirinç gibi hissetmeden nasıl anlarsınız ve bir koyunun çektiği acı ile kıyaslayabilirsiniz? Bunları bize söyleyen bir referans olmadan eldeki bulguların doğruluğundan nasıl emin olabilirsiniz. Ben islam gerçek mi sorusunun peşinde değil bilakis bir tanrı var mı sorusundayım. Zira bir tanrı varsa ve ben O'nu ararsam O beni bulur diye düşünüyorum. Mesele müslüman kalmak değil yanlış anlaşılmasın.
Bu konuyu biraz fantastik biçimde açayım isterim. Belki biraz bilim dışı gelebilir ama öyle olmadığı kanaatindeyim;
Yer çekimini yıllardır kütlelerin birbirleri üzerinde olan kütle çekim kuvveti olarak tanımladık. Yeni yeni bu kuvvetin evrende bildiğimiz en zayıf kuvvet olduğunu da öğrendik. Ama bir şey daha öngörüyoruz. Boyutlar arası çekim gücüne sahip olan tek kuvvet olduğunu. Yarın belki başka bir yönünü kavrayacağız. Pirinç ise henüz kavrayamadığımız bağlarla (gülmeyin yer çekimi bağını binlerce yıl sonra çözebildik) başka bir mekanda çok kuvvetli sinirsel ağlara bağlı ise ve gerçekten her ısırığımızda evrende müthiş bir acı meydana geliyorsa diye düşünelim.
Buradan iki durum ortaya çıkar. Bu bağları keşfedebiliriz ya da edemeyiz.
Keşfedemez isek belki sonsuza dek hayvanları koruma uğruna bitkiler alemini derin acılara sürükleye biliriz. Bu durumda bilimin verileri ışığında (ki bu ışık evrene oranla çok çok zayıf günümüzde) davransak da aslında yanlış yapmış oluruz.
Eğer keşfedebilirsek, sanırım bu ilk insandan sonra binlerce yıl sürer, o zaman bunun farkına varıncaya dek geçen zaman içinde yine yanlış davranmış oluruz. Yazık değil mi binlerce yıldır yetişen bitkilere :)
Kısacası pirinç ile koyuna haklarını vermek için hem pirinç hem de koyun gibi düşünebilen ve onlar gibi hisseden ve onların her halini bilen bir referans gerekmez mi sizce? Bu konuya sadece insan gözünden bakmak ve kendimizi bu konularda yeterli görmek insanlığın bencilliği olmaz mı?
Burada birkaç açıklama daha yapıyım ki en azından tahmin ettiğim şu iki soru gelmesin;
Öncelikle pirinç de evrimleşebilirdi. Doğal seleksiyon demeyelim. Bizler bitkileri ve hayvanları yiyebilecek şekilde evrimleştik ama onların var olması ile bu süreç işliyor. Bu altı çok boş bir dayanak olur ve sorumla ilgili olmaz.
Bir diğeri de "senin din dediğin 7. yy da gelmiş. Bundan öncekilerin canı veya hakkı yokmuydu" demeyin zira dediğim gibi ben islamiyet olarak bakmıyorum. Bir tanrı var mı acaba tarafındayım.
Sevgilerle.