Orijinalini görmek için tıklayınız : Pablo Saratoga Kimdir?
Başka bir forumda Q-Türkçe klavye düzeni mi? F klavye düzeni mi? başlığına birşeyler yazmıştım, sonra yazdıklarım aklıma başka şeyler getirdi.
Efendim, Pablo Saratoga, Linux işletim sistemlerinin bir çoğunda Türkçe klavye düzeni dosyalarını hazırlayan kişinin adıdır. O dosyalarla uğraşa uğraşa artık adamın adını ezberlemişim kendi kendime. İyi de, neden bu dosyaları hazırlayan arkadaşın adı Pablo Saratoga'dır? Bu soruyu yıllardır sormaktayım kendi kendime. Şöyle bir sonuca ulaştım, doğru mu yanlış mı bilmiyorum, görüşlerinizi bekliyorum.
Biz kendi dilimiz ile o kadar ilgisiziz ki, kendi klavye düzenimizle ilgili çalışmaları bile yapmıyoruz ve başkaları yapıyor.
Peki, bir soru. İthal bir elektronik eşya aldınız diyelim, içinden kullanım kitapçıkları çıktı. Bakıyorsunuz, Türkçe dışında hemen hemen her dil var. Hatta 1-2 farklı Arapça ile de açıklamalar yazılmış. Neden böyle olduğunu merak eder misiniz? Yoksa hemen "nasıl olsa İngilizcesi var" deyip "İngilizce" olan bölümü mü okursunuz?
Sana hak vermemek elde değil sevgili neutrino daha 100 yıl önce konuşulan osmanlıcayı bile anlamıyoruz...
Türkiyede yaşayanların %0,1 bile orhun abidelerinde yazılanları bile anlamıyor.Yazık ..
Ama Ahmed-e Xanen'în 1600 lü yılarda yazmış olduğu romanı kendi dilini bilen herkes rahatlıkla anlaybiliyor..
Türk halkı kendisi birşeyler üretmiyor hazırcılığa alışmış..
Sevgili Tewderi,
Konuyu açma amacım aslında dilimizin değişmesi değildi ama, ilginç bir örnek yazmışsın, 100 yıl önce konuşulan osmanlıca diye. Buna bir şiirle karşılık vereyim istedim.
BEN YÜRÜREM YANE YANE
* *Ben yürürem yane yane, Aşk boyadi beni kane
* *Ne akilem ne Divane, Gel gör beni aşk neyledi
* *Gah eserem yeller gibi, Gah tozaram yollar gibi
* *Gah akaram seller gibi, gel gör beni aşk neyledi
* **** ***
* *Akan sulayın çağlaram, Dertli cigerem dağlaram
* *Şeyhim anuban ağlaram, gel gör beni aşk neyledi
* *Ya elim al kaldır beni, ya vaslına erdir beni
* *Çok ağladım güldür beni, gel gör beni aşk neyledi
* **** ***
* *Mecnun oluban yürürem, ol yari düşte görürem
* *Uyanıp melul oluram, gel gör beni aşk neyledi
* *Miskin Yunus biçareyem, baştan aşağı yareyem
* *Dost ilinden avareyem, gel gör beni aşk neyledi
Bu şiir yaklaşık 600-650 yıllık olabilir mi? Acaba anlaşılmaz durumda mı? Osmanlıca, oldukça yapay bir dil. Türkçe kökenli ve çoğunlukla Türkçe grameri taşıyor olsa da Türkçe değil :). Bir ara YKY'den çıkan Dede Korkut hikayelerini de okumuştum, anlaşılmaz değil. Ama Orhun hitabeleri ile günümüzde kullandığımız Anadolu Türkçesi (Oğuzların dili) arasında ciddi farklar var.
Sevgili Neutrino buda en az 500- 600 yılık bir şiir
Gazel
Hâsılım yok ser-i kûyunda belâdan gayrı
Garazım yok reh-i aşkında fenâdan gayrı
Ney-i bezm-i gamem ey âh ne bulsan yele ver
Oda yanmış kuru cisminde hevâdan gayrı
Perde çek çehreme hicran günü ey kanlu sirişk
Ki gözüm görmeye ol mâhlikadan gayrı
Yetti bi-kesliğim ol gayete kim çevremde
Kimse yok çizgine gird-âb-ı belâdan gayrı
Bozma ey mevc gözüm yaşı habâbın ki bu seyl
Komadı hiç imâret bu binadan gayrı
Bezm-i aşk içre Fuzûli nice âh eylemeyem
Ne temettu' bulunur neyde sadâdab gayrı
Fuzuli belkide diyarbekir çermikli *diye böyle anlaşılmaz olabilir mi ?
Bir zamanlar Türkce karakterlerin ASCII tablolarindaki karsiligi konusunda da birtakim tartismalar olmustu. 15 yil once falan olsa gerek. O zaman da bir turlu bir standart kurulu olusturulup da bizdeki harflerin kodlari su olacaktir kardesim denememisti. Sonra nasil duzenlendi bilmiyorum. Hala bazi sistemlerde siralama yapildiginda turkce karakterler sayfanin altina duser. Zamaninda sistemini, standardini kurup dunyaya duyurursan, uretim yapan firmalar da belirlenen standardlari kullanmaya basliyorlar. Bizde milliyetcilik hava atmaktir, baskalarini dusman belletip propaganda yapmaktir. Is dunyada bir yer edinmek icin birseyler uretmeye gelince ortada kimse kalmaz.
Sargon, o tartışma Unicode ile ilgili. Unicode toplantılarına bizden hiç kimse katılmamıştı en başlarda. Hatta Türkçe ile ilgili ilginç bir öneri de gördüm. Türkçe için Unicode'a *İngilizce'deki I ve i harfinden ayrı harfler eklenmesi önerilmiş. Kabul edilmemiş. Bu ı, i vs yüzünden ne kadar uykusuz kaldığımı hatırlıyorum da....
Benzer saçmalık F ve Q klavye işinde de var. Ülkede yaygın kullanılan bir klavye standardı vardı. Ancak sanırım bir çeşit "kargo kültü" yaşandığı için içerik değil şekil önemliydi bizde ve Apple dışındaki bilgisayarlar (Kişisel bilgisayarlardan konuşuyorum) Q klavye ile geldi. MS-DOS'un 6.20 sürümüne kadar Türkçe işletim sistemince desteklenmiyordu bile. Hiç kimse de böyle bir taleple üreticilerin karşısına çıkmadı.
"Bizde milliyetcilik hava atmaktir, baskalarini dusman belletip propaganda yapmaktir. Is dunyada bir yer edinmek icin birseyler uretmeye gelince ortada kimse kalmaz."
Bu cümleye sonuna kadar katılıyorum. Zaten Saratoga örneğini vermemin nedeni de buydu.
Sevgili Neutrino buda en az 500- 600 yılık bir şiir
Gazel
....
Fuzuli belkide diyarbekir çermikli *diye böyle anlaşılmaz olabilir mi ?
Toparlayalım bir miktar. Ben "Osmanlıca"yı (Türkçe çıkışlı, yapay, farklı bir dil) anlayabiliyoruz (bkz. Fuzuli) gibi bir iddia içerisinde değilim. Türkçe'yi anlayabiliyor muyuz? Aslında benim bazen iş ortamında kullandığım dili de birkaç kişi dışında kimse anlamıyor. Sevgili Tewderi, bir örnek vermiştin (1600 yılından kalma Kürtçe roman), ben de ona karşılık bir örnek verdim (1200 yılından kalma Türkçe bir şiir). Üstelik yine Fuzuli'nin döneminden başka şiir örnekleri de verilebilir.
Daha da ilginci, Osmanlı sultanlarının bazı fermanları da olabilir. "Entellektüel" görünmeye çalışırken ya da "sanat" yaparken kullandıkları dil dışında oldukça anlaşılır bir Türkçe de kullanılıyor.
Bu arada, başlığın ana fikri tam da Sargon'un işaret ettiği nokta idi bu arada. :)
Aslinda bu kullanim kitapciklari konusu da oldukca onemli bence. Aslinda bu konularda firmalar miliyetcilik falan yapmazlar. Musterisi Turkce isterse de Turkce basar, Kurtce isterse Kurtce basar adam. Bu konularda uluslararasi firmalar 20-30 dilde prospektus hazirlatiyorlar. Bunun o firmalar acisindan sorun olacagini sanmiyorum. Ama bircok ulkede bu konularda standartlar var. Sen bir malzemeyi burada satacaksan, kullanim klavuzu su dillerde olmak zorunda gibi. Bizde boyle standartlar ya yok, yada kimse umursamiyor herhalde.
Bir de su var. Ornegin Isvicre'de ben bir malzeme aliyorum. Icinden ingilizce kullanim klavuzu cikmiyor. Buranin resmi dillerinde hazirlanmis klavuzlar cikiyor. Ingilizce yada Turkce klavuz almak icin ayrica talep etmen gerekiyor. Bizde neden Ingilizce klavuzlar cikar ki? Halbuki Isvicre nerdeyse uluslararasi bir ulkedir. Cogu kisi Ingilizce bilir.
. MS-DOS'un 6.20 sürümüne kadar Türkçe işletim sistemince desteklenmiyordu bile. Hiç kimse de böyle bir taleple üreticilerin karşısına çıkmadı.
Bu cümle beni eski günlere götürdü. MS-DOS 5.0'da Türkçe desteği yoktu, IBM-DOS 5.0'da vardı, fakat IBM-DOS'un da farklı problemleri vardı. O nedenle IBM-DOS'un keyboard.sys dosyasını Norton'un editörü ile açıp içindeki IBM-DOS yazısını MS-DOS yapmıştım ve MS-DOS'un keyboard.sys'i ile değiştirmiştim, çalışmıştı. Hey gidi günler hey, eskiden işler ne kolaydı.
Evet, IBM-DOS, MS-DOS'tan önce TR desteği çıkartmıştı. Ama çok az kullandığım için onun versiyonunu hatırlayamadım. Asıl Novell'in satın aldığı ve piyasaya çıkarttığı bir DR-Dos (Digital Research idi sanırım DR) vardı. O da desteklerdi ve bir sürü güzel özelliği de vardı (Multitasking gibi). Novell, MS ile Netware desteği için anlaşmaya çalışırken DR-DOS'u piyasadan kaldırmıştı.
Nedense kendimi biraz yaşlı hissettim. Bu arada sevgili Tewderi, yukarıda birşeyler yazmıştım. "Aslında benim bazen iş ortamında kullandığım dili de birkaç kişi dışında kimse anlamıyor." diye. Çok başarılı olmasa da burada yazdıklarıma bakınca bir örnek oluşturur diye düşünmekteyim :D
DR-DOS'a doktor DOS derdik, gerçekten diğerlerinden üstün özellikleri vardı ama zor bulunurdu (korsan piyasada :) ). Neyse, ruhlar genç olsun.