31-03-2007, 11:31
İnsanı insan yapan değerlerden en önemlilerinden biri olan sosyal dayanışmayı ihlalden olsa gerek, ihanet, pek çok toplumda nefret edilen bir davranış olagelmiş eskiden beri.
1944 yılında Alman halkının çok beğendiği hatta düşmanlarının bile askeri dehasına hayran olduğu Mareşal Erwin Rommel, Hitler'e suikast düzenleyen grupta olduğu için, "Almanya'ya ihanetten, Vatana ihanetten" intihar etmesi istendi. O da bunu yaptı.
1950'lerde, atom bombasının formülünü Ruslara verdiği iddia edilen bir Amerikalı ülkesinde idam edildi. Çünkü vatanına ihanet etmişti.
Çoğu millet gibi bizler de ihaneti sevmiyoruz. Kendi dünya anlayışımıza göre ihanet olan şeyleri kolay affetmiyoruz. Örneğin ihanet eden kadınları öldürme oranımızi yüksektir. İstiklal mahkemelerinde de siyasi örnekleri mevcut ihanetin karşılığının.
1071 Malazgirt zaferini okul ders kitaplarında okurken, Savaşta Bizanslılar tarafında yer alan, daha önceden Bizans topraklarına yerleşen ve oranın vatandaşı olan ve bu nedenle Bizans ordusu içinde savaşa katılan Türklerden bahsedildiğini hatırlıyorum. Bu Türkler Malazgirtte bakıyorlar ki karşılarındaki düşman Türk. Savaş esnasında saf değiştiriyorlar ve Türklerin galip gelmesinde rol oynuyorlar. Yani demek oluyor ki ekmek yediği, vatandaşı olduğu, ordusunda komutanının ona güvendiği Türk asıllı Bizans vatandaşları ihanet etmemiş oluyor bizim resmi tarih kitaplarımıza göre! Aynı ihaneti biz yaptık mı ihanet olmuyor ancak başkaları bize yaptı mı (örneğin Araplar veya ayaklanan Balkanlılar) ihanet oluyor. İşte bizim resmi devlet tarihçiliğinin iki yüzü.
Daha güncel meselelere gelirsek, yakın tarihimizde çoğunlukla ihanet olarak algıladığımız iki olay var:
1) 1915'deki Ermeni çetecilerinin Osmanlı geri hatlarına saldırması
2) 1980'lerde başlayan PKK saldırıları
Öncelike "ihanet"in ortak yaşama antlaşması yapan iki veya daha fazla taraf arasındaki uzlaşmanın ihlali önkoşuluna bağlı olduğunu düşünüyorum. Özgür irade ile yapılan bir ortaklık söz konu olmadan ihanet de söz konusu olamaz. Örneğin bir erkekle baba zoruyla evlendirilmiş bir kızın başka bir erkeğe kaçmasını ihanet olarak yorumlayamam.
Aynı şekilde Türklerle ortak yaşama antlaşması yapmamış, sadece egemenlikleri altında kaldığı için yaşamak zorunda kalmış olan Ermenilerin 1915'deki başkaldırısı ihanet olamaz. Gerçekte de tarihte Ermenilerle Türkler arasında yapılan bir ortak yaşama anlaşması yoktur. Türkler ortaasyadan gelmiş Anadoluya girmişlerdir. Ermenilerin ve diğer bazı etnik grupların ağır Bizans vergisinden kurtulmak için Türklere verdiği kısmi destek, bir başka boyunduruk altına girmelerini istemeleriolarak yorumlanamaz.
Hegemonyaya altında kalanların, hegemonyacılar zayıfladığında saldırıya geçmesi kadar normal birşey yoktur. Düşünün ki biz Türkler de iki kez Moğol boyunduruğu altında köle olarak yaşadık. 1200'lerde ve 1400'lerin başlarında. Moğol ordusu beyazıt'ın ordusu darmadağın etti. Sivas'ı kan gölüne çevirdi. O dönemlerde yaşadığımızı farzedelim. Okullarda çocuklarımıza derse girmeden evvel marş okutuyorlar:
"-Moğolum, çalışkanım, yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, varlığım Moğol varlığına armağan olsun, Ey bugünü sağlayan ulu Timur.."
Moğol liderler şunu söylüyor: "Hepiniz Türk asıllı Moğolsunuz. Her Türk vatandaşımız Moğol vatandaşı ile aynı haklara sahiptir Bakın filanca Türk hangi makamlara bile gelebildi, bakan bile olan Türk var." Bu arada özgürlük isteyen Türklere Moğollar diyor ki "Ya sev ya terket". Bu arada dağa çıkan Türk gerillaları Moğollar "vatan haini" diye vuruyor. Bazı Türklerin kulaklarını kesip evinde saklayan Moğol askerler de var. Hatta bunlar ceset değil leş diyerekten cesetleri toplamayıp öyle bırakan Moğol askerler de az değil.
Bu arada bizim Türk direnişçilerimiz, Türk çocuklarına "hepimiz Moğoluz sadece kökenimiz farklı" diyen ve yukarıdaki andı içiren Moğol Öğretmenleri yolda çevirip, vurup öldürüyor. Medyada masum öğretmenlerden ne istendiği, bu Moğol öğretmenlerin sadece görevlerini yapan sade vatandaşlar olduğu, aslında Türk gerillaların Türk köylerin geri kalmasını istedikleri için böyle yaptıkları söyleniyor. İç huzuru bozan ve devlete milyarlarca Moğol dolarına patlayan bu iç savaş kaynakların boşa akıtılması değil miydi? Ne istiyordu bu Türkler? Bir Türk bakan bile olabiliyordu daha ne hak verilecekti.
Böyle bir ortamda Moğol devleti teröre karşı diğer devletlere işbirliği çağrısında bulunuyor. Ama fazla olumlu yanıt alamıyor çünkü pek çok devlet egemenelik altında yaşayan Türklere daha fazla hak verilmesini istiyor. Ancak Moğollarla ekonomik ilişkilerini bozmamak için fazla da üzerinde gitmiyorlar konunun.
Bu arada Suriye civaralarındaki Memlük devletinin yönetimi altında yaşayan milyonlarca Türk, devletin zayıflamasından istifade ederek bir bağımsız Türk devleti kurma hazırlığı içinde. Moğol devleti hemen basıyor feryadı "Biz komşu devletlerin toprak bütünlüğüne saygılıyız". Aslında toprak bütünlüğüne saygılıyız diyen bu Moğollar daha kısa bir süre evvel Tarumar adasının üçte birini alıp tüm dünyanın muhalefetine rağmen Tarumar-Moğol Cumhuriyeti'ni kurmuştu orada. Bu nedenle aslında Moğolların "biz toprak bütünlüğüne saygılıyız" demesinin ardında Memlük topraklarında kurulacak Türk devletinin, Moğol hakimiyetinde yaşayan Türkler için bir örnek teşkil etmesinden korkmanın bir ifadesi olduğunu çoğu kişi biliyordu. Moğol hükümeti ise avrupalı Teutonların ortadoğuda böl ve yönet taktiği güttüğünü, bu nedenle Memlükün dağılmaması gerektiğini, Teutonlar Memlük hükümetini Memlük Türklerinin desteğiyle yıktığı için oradaki Türklerin dötünün kalktığını söylüyor.
Bu arada Moğol mezalimini anlatan Türk yazarlar 30. maddeki "Moğolluğa hakaretten" yargılanıyor.
Sonra Moğollar komşu Cenevizlilerle büyük bir savaşa tutuşuyor, bu savaşta askerlik görevini yapmakta olan Türkler de yer alıyor hatta bazı türkler devlete görevini yerine getirme adına askere gidiyor. Ama başka binlerce Türk ise bu savaşı fırsat bilip Moğollara karşı çete savaşı veriyor, Moğol geri hatlarına saldırıyor. Aralarında bazı çeteler sivil Moğol köylerine de saldırıyor. Bu nedenle Moğol devleti köyünde oturan yaşlı Türkleri, bebekleri, sakatları ve hastaları dahil tüm Türkleri ya öldürüyor ya da İran'a sürüyor. İşin ilginci ayaklanma sadece batı anadoluda olmasına rağmen hiçbir ayaklanmanın olmadığı doğu karadenizdeki ve doğu anadoludaki Türkler de sürülüyor. "Tedbir" amaçlı bu tehcirden yıllar sonra, savaş bittiği halde hatta Moğollar cenevizlilerle dost olduğunda bile Türklerin topraklarına dönmesinin mevzusu yapılmıyor. Türklerin terkettiği evler, topraklar Moğol vatandaşlarına veriliyor.
1944 yılında Alman halkının çok beğendiği hatta düşmanlarının bile askeri dehasına hayran olduğu Mareşal Erwin Rommel, Hitler'e suikast düzenleyen grupta olduğu için, "Almanya'ya ihanetten, Vatana ihanetten" intihar etmesi istendi. O da bunu yaptı.
1950'lerde, atom bombasının formülünü Ruslara verdiği iddia edilen bir Amerikalı ülkesinde idam edildi. Çünkü vatanına ihanet etmişti.
Çoğu millet gibi bizler de ihaneti sevmiyoruz. Kendi dünya anlayışımıza göre ihanet olan şeyleri kolay affetmiyoruz. Örneğin ihanet eden kadınları öldürme oranımızi yüksektir. İstiklal mahkemelerinde de siyasi örnekleri mevcut ihanetin karşılığının.
1071 Malazgirt zaferini okul ders kitaplarında okurken, Savaşta Bizanslılar tarafında yer alan, daha önceden Bizans topraklarına yerleşen ve oranın vatandaşı olan ve bu nedenle Bizans ordusu içinde savaşa katılan Türklerden bahsedildiğini hatırlıyorum. Bu Türkler Malazgirtte bakıyorlar ki karşılarındaki düşman Türk. Savaş esnasında saf değiştiriyorlar ve Türklerin galip gelmesinde rol oynuyorlar. Yani demek oluyor ki ekmek yediği, vatandaşı olduğu, ordusunda komutanının ona güvendiği Türk asıllı Bizans vatandaşları ihanet etmemiş oluyor bizim resmi tarih kitaplarımıza göre! Aynı ihaneti biz yaptık mı ihanet olmuyor ancak başkaları bize yaptı mı (örneğin Araplar veya ayaklanan Balkanlılar) ihanet oluyor. İşte bizim resmi devlet tarihçiliğinin iki yüzü.
Daha güncel meselelere gelirsek, yakın tarihimizde çoğunlukla ihanet olarak algıladığımız iki olay var:
1) 1915'deki Ermeni çetecilerinin Osmanlı geri hatlarına saldırması
2) 1980'lerde başlayan PKK saldırıları
Öncelike "ihanet"in ortak yaşama antlaşması yapan iki veya daha fazla taraf arasındaki uzlaşmanın ihlali önkoşuluna bağlı olduğunu düşünüyorum. Özgür irade ile yapılan bir ortaklık söz konu olmadan ihanet de söz konusu olamaz. Örneğin bir erkekle baba zoruyla evlendirilmiş bir kızın başka bir erkeğe kaçmasını ihanet olarak yorumlayamam.
Aynı şekilde Türklerle ortak yaşama antlaşması yapmamış, sadece egemenlikleri altında kaldığı için yaşamak zorunda kalmış olan Ermenilerin 1915'deki başkaldırısı ihanet olamaz. Gerçekte de tarihte Ermenilerle Türkler arasında yapılan bir ortak yaşama anlaşması yoktur. Türkler ortaasyadan gelmiş Anadoluya girmişlerdir. Ermenilerin ve diğer bazı etnik grupların ağır Bizans vergisinden kurtulmak için Türklere verdiği kısmi destek, bir başka boyunduruk altına girmelerini istemeleriolarak yorumlanamaz.
Hegemonyaya altında kalanların, hegemonyacılar zayıfladığında saldırıya geçmesi kadar normal birşey yoktur. Düşünün ki biz Türkler de iki kez Moğol boyunduruğu altında köle olarak yaşadık. 1200'lerde ve 1400'lerin başlarında. Moğol ordusu beyazıt'ın ordusu darmadağın etti. Sivas'ı kan gölüne çevirdi. O dönemlerde yaşadığımızı farzedelim. Okullarda çocuklarımıza derse girmeden evvel marş okutuyorlar:
"-Moğolum, çalışkanım, yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, varlığım Moğol varlığına armağan olsun, Ey bugünü sağlayan ulu Timur.."
Moğol liderler şunu söylüyor: "Hepiniz Türk asıllı Moğolsunuz. Her Türk vatandaşımız Moğol vatandaşı ile aynı haklara sahiptir Bakın filanca Türk hangi makamlara bile gelebildi, bakan bile olan Türk var." Bu arada özgürlük isteyen Türklere Moğollar diyor ki "Ya sev ya terket". Bu arada dağa çıkan Türk gerillaları Moğollar "vatan haini" diye vuruyor. Bazı Türklerin kulaklarını kesip evinde saklayan Moğol askerler de var. Hatta bunlar ceset değil leş diyerekten cesetleri toplamayıp öyle bırakan Moğol askerler de az değil.
Bu arada bizim Türk direnişçilerimiz, Türk çocuklarına "hepimiz Moğoluz sadece kökenimiz farklı" diyen ve yukarıdaki andı içiren Moğol Öğretmenleri yolda çevirip, vurup öldürüyor. Medyada masum öğretmenlerden ne istendiği, bu Moğol öğretmenlerin sadece görevlerini yapan sade vatandaşlar olduğu, aslında Türk gerillaların Türk köylerin geri kalmasını istedikleri için böyle yaptıkları söyleniyor. İç huzuru bozan ve devlete milyarlarca Moğol dolarına patlayan bu iç savaş kaynakların boşa akıtılması değil miydi? Ne istiyordu bu Türkler? Bir Türk bakan bile olabiliyordu daha ne hak verilecekti.
Böyle bir ortamda Moğol devleti teröre karşı diğer devletlere işbirliği çağrısında bulunuyor. Ama fazla olumlu yanıt alamıyor çünkü pek çok devlet egemenelik altında yaşayan Türklere daha fazla hak verilmesini istiyor. Ancak Moğollarla ekonomik ilişkilerini bozmamak için fazla da üzerinde gitmiyorlar konunun.
Bu arada Suriye civaralarındaki Memlük devletinin yönetimi altında yaşayan milyonlarca Türk, devletin zayıflamasından istifade ederek bir bağımsız Türk devleti kurma hazırlığı içinde. Moğol devleti hemen basıyor feryadı "Biz komşu devletlerin toprak bütünlüğüne saygılıyız". Aslında toprak bütünlüğüne saygılıyız diyen bu Moğollar daha kısa bir süre evvel Tarumar adasının üçte birini alıp tüm dünyanın muhalefetine rağmen Tarumar-Moğol Cumhuriyeti'ni kurmuştu orada. Bu nedenle aslında Moğolların "biz toprak bütünlüğüne saygılıyız" demesinin ardında Memlük topraklarında kurulacak Türk devletinin, Moğol hakimiyetinde yaşayan Türkler için bir örnek teşkil etmesinden korkmanın bir ifadesi olduğunu çoğu kişi biliyordu. Moğol hükümeti ise avrupalı Teutonların ortadoğuda böl ve yönet taktiği güttüğünü, bu nedenle Memlükün dağılmaması gerektiğini, Teutonlar Memlük hükümetini Memlük Türklerinin desteğiyle yıktığı için oradaki Türklerin dötünün kalktığını söylüyor.
Bu arada Moğol mezalimini anlatan Türk yazarlar 30. maddeki "Moğolluğa hakaretten" yargılanıyor.
Sonra Moğollar komşu Cenevizlilerle büyük bir savaşa tutuşuyor, bu savaşta askerlik görevini yapmakta olan Türkler de yer alıyor hatta bazı türkler devlete görevini yerine getirme adına askere gidiyor. Ama başka binlerce Türk ise bu savaşı fırsat bilip Moğollara karşı çete savaşı veriyor, Moğol geri hatlarına saldırıyor. Aralarında bazı çeteler sivil Moğol köylerine de saldırıyor. Bu nedenle Moğol devleti köyünde oturan yaşlı Türkleri, bebekleri, sakatları ve hastaları dahil tüm Türkleri ya öldürüyor ya da İran'a sürüyor. İşin ilginci ayaklanma sadece batı anadoluda olmasına rağmen hiçbir ayaklanmanın olmadığı doğu karadenizdeki ve doğu anadoludaki Türkler de sürülüyor. "Tedbir" amaçlı bu tehcirden yıllar sonra, savaş bittiği halde hatta Moğollar cenevizlilerle dost olduğunda bile Türklerin topraklarına dönmesinin mevzusu yapılmıyor. Türklerin terkettiği evler, topraklar Moğol vatandaşlarına veriliyor.