PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Beyni uyararak inanç azaltıldı


Yıldıztozu
18-10-2015, 18:45
University of York’da yürütülen yeni bir araştırma, insan beyni içine doğru manyetik enerji yönelterek ilk kez hem milliyetçi dürtülerin hem de Tanrıya olan inancın azalabileceğini açığa çıkardı.

Beyne yollanan bir kısım elektrik sinyallerinden sonra katılımcılara din hakkında sorular soruldu. ‘’Tanrı, Melekler ve Cennet’’ konularına olan inançlarına dair %38’lik bir azalma meydana geldiği rapor edildi.

http://bilimfili.com/beyni-uyararak-inanc-ve-milliyetcilik-gudulerini-etkilemek-mumkun-mu/

Yani beyin kontrol edilerek insanlar ''inançsız'' yapılabilir. Aynı zamanda milliyetçilik duyguları da azaltılabiliyor.

Elbette insanları inançsız yapmak için beyinlerini uyarmak etik bir davranış olmayacaktır. Fakat bunun mümkün olması bile dinler açısından sakıncalı olsa gerek.
İnsanların karakterlerini ve inançlarını ''maddesel'' yöntemlerle değiştirmek mümkün olduğuna göre dinlerdeki ruh kavramı geçerliliğini yitirmiş demektir.

spartacus
18-10-2015, 19:36
Elbette insanları inançsız yapmak için beyinlerini uyarmak etik bir davranış olmayacaktır. Fakat bunun mümkün olması bile dinler açısından sakıncalı olsa gerek.
İnsanların karakterlerini ve inançlarını ''maddesel'' yöntemlerle değiştirmek mümkün olduğuna göre dinlerdeki ruh kavramı geçerliliğini yitirmiş demektir.
Tutarlı ve gayet can alıcı bir tespit :)

Bir diğer taraftanda insanların inanç ya da milliyetçilik benzeri, bebeklikten itibaren yetiştikleri ortamda işlendikleri ve bunlarında bilinçaltı ve üstü alanda kayıt edildiği ve işlevli kılındığı, gerekirse bu işlevli kılınma ve şartlanmanın düşürülebileceği gösterilmiş oldu.

Aklıma gelen ise, bu ilaç muhtemel insanların en önemli bebek çağı ve çocukluk dönemindeki ebeveyne muhtaç, korunağa muhtaç yanıyla oluşan mecburiyetin, zaafa dönüştürülerek kaygı, korku temelli kullanımıyla oluşan, yerleşik kaygı ve korkularını hafifletiyor ya da etkisini kırıyor olmalı.

10 Yaş br çocuğun korku ve kaygıları, eğer zaafa dönüştürülerek kullanılırsa bu 30 yaşında da devam eder, 60 yaşında da, ancak temelde yatan ise 10 yaş mecburiyetidir. Kişi o zaman enjekte olduğu ve şartlandığı için artık çevresini yeniden algılama ve yorumlama yetisini kaybetmiş, çok önceleri yaptığı yoruma ve enjekte edilen bağıl korunağa(inanç ile aşmak, korkusunu taparak frenlemek vs) sebat etmeye devam etmiştir. Kısaca insanlarımız bebeklikten itibaren, kendi, kendini üreten, sürdüren bir şartlı-korku, şartlı-refleks ile sütten ağzı yakılıyor, yanıyor, ömür boyu yoğurdu üfleyerek yiyor.

Sundance
18-10-2015, 23:16
University of York’da yürütülen yeni bir araştırma, insan beyni içine doğru manyetik enerji yönelterek ilk kez hem milliyetçi dürtülerin hem de Tanrıya olan inancın azalabileceğini açığa çıkardı.

Beyne yollanan bir kısım elektrik sinyallerinden sonra katılımcılara din hakkında sorular soruldu. ‘’Tanrı, Melekler ve Cennet’’ konularına olan inançlarına dair %38’lik bir azalma meydana geldiği rapor edildi.

http://bilimfili.com/beyni-uyararak-inanc-ve-milliyetcilik-gudulerini-etkilemek-mumkun-mu/

Yani beyin kontrol edilerek insanlar ''inançsız'' yapılabilir. Aynı zamanda milliyetçilik duyguları da azaltılabiliyor.

Elbette insanları inançsız yapmak için beyinlerini uyarmak etik bir davranış olmayacaktır. Fakat bunun mümkün olması bile dinler açısından sakıncalı olsa gerek.
İnsanların karakterlerini ve inançlarını ''maddesel'' yöntemlerle değiştirmek mümkün olduğuna göre dinlerdeki ruh kavramı geçerliliğini yitirmiş demektir.

Allah asıl inananların beynini mi mühürlemiş demek lazım yoksa insanlar allahın beyin mühürleme sırrını buldu mu demek lazım?

İnanç ile beynin tehdit algılama mekanizmasının bağlantısı ilginç. Dinlerin nasıl doğduğunu açıklıyor bence.

İnançsızlaştıkça ırkçılığın azalması daha da ilginç. Demek ki içinde ne kadar ahlaki moral olursa olsun din yine de ırkçılık kaynağı olabiliyormuş.

spartacus
21-10-2015, 15:43
İnançsızlaştıkça ırkçılığın azalması daha da ilginç. Demek ki içinde ne kadar ahlaki moral olursa olsun din yine de ırkçılık kaynağı olabiliyormuş.
Aslında aynı damardan besleniyorlar, kaygı, korku, endişe.

Bunlar insan için zaaf değildir, ancak siyasi amaçalrla kullanım alanına çekilirse bu zaaf ve istismar olur. Zamanla zaaf ve istismar sistematik düşünme biçimlerine ya da kurallara döner.

Örnek vermek gerekirse küçük bir çocuğa

Ateşe yaklaşma.
Sebep
Yasak

İşte bu dini mantıktır, din ilal tanrı merkezli olması gerekmiyor, tabu ve kalıtsallaşmış kaidelerde aslında dine götürür.

Oysa doğrusu
Ateşe yaklaşma.
Sebep
Çünkü yanarsın, canın yanar, zarar görürsün.

Yine de kişi kişisel olarak tecrübe edebilmelidir. Yerine yasak deyip, yaklaşınca kafa, göz girmek, bu tarz tüm yöntemler insanı psikolojik olarak arızaya düşürür ve etkisi, izi, ölünceye kadar kalır. Bir çeşit robotlaşmaya, monotona döner ve en kötüsüde bilinçaltında arzuya dönüşür. Örneğin küçük çocukların daha cinsel bilinçleri oluşmadığı halde bile, birbirinden ayrıştırılması, kutuplaştırma toplumlarda olumsuz sonuca yol açar, suç olmadığı halde her türlü yakınlaşma suç addedildiği için, toplum sağlıksız bireyler yaratır ve fiiliyatı da olumsuz sonuçlanır. Örnekler çoğaltılabilir.

İlgili ilaç ise kişinin şartlı olduğu kaygılarından uzaklaştırıyor haliyle normal(duyular açık) davranış sergilemelerini sağlıyor olmalı.

Sundance
21-10-2015, 21:25
Aslında aynı damardan besleniyorlar, kaygı, korku, endişe.

Bunlar insan için zaaf değildir, ancak siyasi amaçalrla kullanım alanına çekilirse bu zaaf ve istismar olur. Zamanla zaaf ve istismar sistematik düşünme biçimlerine ya da kurallara döner.

Örnek vermek gerekirse küçük bir çocuğa

Ateşe yaklaşma.
Sebep
Yasak

İşte bu dini mantıktır, din ilal tanrı merkezli olması gerekmiyor, tabu ve kalıtsallaşmış kaidelerde aslında dine götürür.

Oysa doğrusu
Ateşe yaklaşma.
Sebep
Çünkü yanarsın, canın yanar, zarar görürsün.

Yine de kişi kişisel olarak tecrübe edebilmelidir. Yerine yasak deyip, yaklaşınca kafa, göz girmek, bu tarz tüm yöntemler insanı psikolojik olarak arızaya düşürür ve etkisi, izi, ölünceye kadar kalır. Bir çeşit robotlaşmaya, monotona döner ve en kötüsüde bilinçaltında arzuya dönüşür. Örneğin küçük çocukların daha cinsel bilinçleri oluşmadığı halde bile, birbirinden ayrıştırılması, kutuplaştırma toplumlarda olumsuz sonuca yol açar, suç olmadığı halde her türlü yakınlaşma suç addedildiği için, toplum sağlıksız bireyler yaratır ve fiiliyatı da olumsuz sonuçlanır. Örnekler çoğaltılabilir.

İlgili ilaç ise kişinin şartlı olduğu kaygılarından uzaklaştırıyor haliyle normal(duyular açık) davranış sergilemelerini sağlıyor olmalı.

Evrimsel gelişiminin sonucu olarak beynimizin en dip bölümünde sürüngen atalarımızdan bize miras kalan R komplexi bulunduğunu biliyoruz.

Yaşamsal önem taşıyan kaygı, endişe, korku, öfke, saldırganlık gibi duygular bu beynimizin en gelişmemiş bölümünün işlevleri.
Soyut düşünebilme, çocuklara merhamet, ahlaki dürtüler ise beynimizin en dış katmanı olan kortexin işlevleri. Beyin kortexi memeliler ile evrimleşen ve özellikle en gelişmiş olarak insanda ortaya çıkan bir yapı. İşin ilginç yanı yaşamsal bir tehlike durumunda R komplex beyin kortexine baskın çıkıyor. Beyin kortexini devreden çıkarıp kontrolü ele alıyor.

Anladığım kadarı ile yapılan işlem beynin frontal kortexine gönderilen elektrik akımı bu bölgenin işlevini yapamamasını sağlıyor. Dinsel inançta ve milliyetçilik duygularında suni olarak azalma sağladığına göre dinsel duygular ve milliyetçilik ile beynin bu bölgesinin ilgisi olmalı.

Sundance
21-10-2015, 21:31
Bir seyin icyuzu bilinmedigi zaman o sey hakkinda psikofiziksel ve cevresel faktorlerimiz tarafindan nitelenen fikirler uretiyoruz, ve bu fikirlere tutunuyoruz, buna da inanc ya da dusunce bicimi deniyor.

Evrensel bir perspektiften, butun inanclar delusif ve gecicidir, bunu da insanin kendi icinde idrak etmesi gerekiyor.

Benim aslında o cümleden kastım teistlerin eğer ateistler bir yaratıcı olmadığını iddia ediyorlarsa "mutlak ahlak" veya "ahlakın temeli" kavramlarını açıklayamazlar şeklindeki ifadelerine yönelik idi.

Hani din mutlak ahlakın temeli ya teistlere göre dini inanç ile ırkçılığın o mutlak ahlak temelinde beraber yükselip azalması neyi gösteriyor acaba?