PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Amerikalı sosyalistlerin asırlık mücadelesi


xcan
04-11-2015, 15:44
İrfan TAŞTEMUR / Londra A+ (http://abcgazetesi.com/yazar/amerikali-sosyalistlerin-asirlik-mucadelesi-1450.html#) A- (http://abcgazetesi.com/yazar/amerikali-sosyalistlerin-asirlik-mucadelesi-1450.html#)
Amerikalı sosyalistlerin asırlık mücadelesi





2016 seçimlerinde ABD Başkan adaylarından biri olan Vermont Bağımsız Senatörü Demokratik Sosyalist Bernie Sanders'in beklenmedik yükselişi politik analizcileri ve siyaset bilimcileri şaşırtmaya devam ediyor.
Uzun zamandır, belki de hiçbir zaman, Amerika'da bir sosyalist bu kadar popüler olmamış. İktidar ve sermaye sınıfı kendi kontrollerinin dışına çıkan bu tür sosyalist muhalif hareketlerin önünü kesme konusunda her zaman hızlı davranmış. Soğuk Savaş zamanında sadece sosyalist olmak bile birinin kariyerinin hatta özgürlüğünün önünde bir engel oluşturabilmiş.
Kapitalist propaganda ve hem liberalleri hem de muhafazakarları saran Kızıllar korkusu, sosyalist lafını bile bir tür aşağılamaya ve hakarete dönüştürmüş.
Amerikan tarihinde Sanders ile benzer bir popülerliği bir başka sosyalist daha yaşamış; Sanders'in de kahramanı olan Eugene V. Debs. Aslında 1979'da Sanders, 20'nci yüzyılın başında 1912 yılında Amerikan Sosyalist Partisi'nin adayı olarak başkanlık yarışına girmiş ve oyların yüzde 6'sını almış olan Eugene V. Debs'le ilgili bir dökümanter de hazırlamış. Sanders'in ofisinde Debs'in bir plaketinin yer aldığı da söyleniyor.

Bernie Sanders gibi senatör olmamasına rağmen Debs'in Amerikan siyasetindeki rolü büyük olmuş.
Birinci Dünya Savaşı'na karşı çıkması ve "Askere gitmeyin!" çağrısı nedeniyle 1918 yılında 10 yıllık hapis cezasına çarptırılmadan önce “Big Bill” Haywood, Mary Harris, “Mother” Jones, Daniel De Leon gibi işçi liderleriyle birlikte radikal işçi sendikası Dünya Sanayi İşçileri Sendikası'nı (IWW) kurmuşlar. Bu sendika ve Amerikan Sosyalist Partisi, tıpkı bizdeki DİSK ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) gibi önemli bir güç olmuşlar.
Birinci Dünya Savaşı bu tür organizasyonları baskı altına almak için iktidara mükemmel bir bahane teşkil etmiş ve 1917 yılında “askerliğe karşı çıkmak ve ulusal güvenlikle ilgili sırları açıklamak” suçlamasıyla yüzlerce sendikacıyı ve sosyalisti tutuklamışlar.
Debs politik hayatına 1875'de demiryollarında bir meslek örgütünün sekreteri olarak başlıyor. İlk yıllarda Debs'in radikal değil aksine grevlere karşı çıkan bir muhafazakar olduğunu görüyoruz. Counter Punch'da yer alan yazıda, Debs'in mesleğinin bu ilk yılları şu sözlerle anlatılıyor:
“Kendisini işine adamıştı. Çok fedakardı. Kayıp, umutsuz, yoksul kesimlerle kendisini özdeşleştiriyordu. Bir aziz gibi cömert davranıp, cebindeki bütün parasını yoksullara dağıtıyor ve üşüyen birine çıkartıp kendi ceketini veriyordu. Yoksulun, suçlunun yanındaydı. 'Hapishanede biri varsa benim ruhum da özgür değil' diyordu. 1893 yılında Amerikan Demiryolu Sendikası (ARU) ortaya çıktığında Debs, Amerika'nın en sevilen işçi lideri olmuştu bile.”
Debs, ılımlı muhafazakar işçi liderliğinden radikal sosyalistliğe geçişini 1894 yılındaki büyük vagon fabrikası Pullman Şirketi grevi sırasında yaşamış. Debs'in örgütlediği büyük Pullman grevine 27 eyaletten işçiler destek verince ulusal basın kendisini hedef almış, “İnsanlık Düşmanı” ve “Kral Debs” gibi başlıklar atarak damgalamış.
Federal Birlikler ve polis tarafından kırılan grev sonunda Debs tutuklanmış ve 6 ay hapiste kalmış. Hapisteyken sosyalist ve Marksist yazıları okuyan Debs, dışarıya sıkı bir Marksist olarak çıkmış ve “Mesele Sosyalizm-Kapitalizm karşıtlığıdır. Ben insanlığın yanında olduğum için Sosyalizmi seçtim” diyerek bunu ilan etmiş.
Amerikan Sosyalist Partisi lideri olan Debs, 5 kez Başkanlık yarışına katılmış ve en iyi olduğu durumda 340 ayrı yerel yönetimde 1200 yöneticilik kazanmış. Durumdan rahatsız olan Başkan Roosevelt, bir noktada Başsavcıya “Yazılarından dolayı Debs hakkında bir şeyler bulabilir miyiz?” diye sormuş.
Roosevelt'i asıl rahatsız eden ise yeni kurulan ve üye sayısı yüzbinleri aşan örgütlü, kararlı ve bilinçli Sanayi İşçileri Sendikası olmuş. Üstelik bu sendikanın üyeleri birlikte kitaplar okuyorlar, konuşmalar yapıyorlar ve şarkılar söylüyorlarmış. Hatta ırk ve cins ayrımı yapmaksızın bütün işçilere açıklarmış. Dünya işçilerinin birliğinden de söz ediyorlarmış.
Debs, savaş karşıtlığından tutuklandığında mahkemede savunma yapmayı reddetmiş ama jüriye şunları söylemiş: “Savaşı engellemekle suçlanıyorum ve bunu kabul ediyorum. Baylar, savaştan nefret ediyorum. Tek başıma da kalsam yine savaşa karşı çıkardım. Nerede yaşadıkları ve hangi bayrak altında doğdukları farketmeksizin bütün ezilenlerin ve mücadele edenlerin yanındayım.”
Debs, en son 1920 yılında hapisanedeyken yine Başkan adayı olmuş ve 1 milyon oy almış. Aralık 1921'de Başkan Warren Harding'in özel affıyla hapisten çıkarılmış ve 5 yıl sonra da 70 yaşında vefat etmiş.
Counter Punch yazarı Conor Lynch'e göre, Başkan Barack Obama için Abraham Lincoln ne ifade ediyorsa Senatör Bernie Sanders için de Eugene V. Debs aynı şeyi ifade ediyor.
Sanders'in sosyalist lider Eugene V. Debs'e niçin hayranlık duyduğunu anlamak ise zor değil. “Çünkü O işçi sınıfının yorulmaz bir savaşçısıydı. Kendisini bu davaya adamıştı ve sermaye sınıfını korkudan titretmeyi başarmıştı."

Amerika'nın radikallik tarihi oldukça zengin. Senatör Sanders'in yaptığı da bu geleneği uyandırmak. Debs'in Birinci Dünya Savaşı'na karşı çıktığı için tutuklanmasının üzerinden neredeyse bir asır geçti. Ancak muhalefet, isyan ve sınıf mücadeleleri hiç bu kadar önemli olmamıştı.
ABD Başkanlık seçimlerinde aday olan Senatör Bernie Sanders'in “milyarderler sınıfı” adını verdiği sermaye sınıfını ne kadar titreteceğini ve Amerika işçi ve emekçi sınıflarının ne kadarının desteğini alacağını göreceğiz.


http://abcgazetesi.com/yazar/amerikali-sosyalistlerin-asirlik-mucadelesi-1450.html


Amerikalı sosyalistler!
Yemiminli anti komunistler ABD içinde sosyalizmin öldürülemediğini ,öldürülemiyeceğini görsün istedim.
Aydın varsa ,ezilen mazlumlar ,emeği sömüren alçak kapitalistler varsa Sosyalizm ölmez.
Namuslu ve vicdanlı tek insan varsa Sosyalizm ölmez.

İlahimasal
09-11-2015, 17:37
Sosyalizmde

Bekçi ve polis olmaz sanırım.

Herkesin kazanılanı eşit bölüşdüğü bir düzende ,hırsızlık,fuhuş,gasp,zimmete para geçirme,kamu malını yağmalama,İNSAN öldürme,başkasının malına çökme v.b. gibi suçlar olmayınca

Polise ve bekçiye ihtiyaç kalmayacağına göre.

Kapitalist düzen ayakda kalmak için din ve yarenlerine ihtiyaç duymak zorundadır.....başka insanlardan gaspettiği tüm ganimeti koruyacak polis ve bekçileri kutsayıp beslemek için tanrı kelamları üretsin.

Başkalarindan çaldığı malın bekçisi kimse? malı ,ganimeti o korur.

Bekçi ise köle olmakdan başka bir meziyet sergileyemez.

spartacus
09-11-2015, 22:56
Biraz Küba'ya bakmalı. Küba küçük, kaynakalr olabildiğince sınırlı, bir zamanalr cümleten -resmen !- köle bir toplumun bugün hayatına bakmalı.

Çoğu kapitalsit Küba'ya gittiğinde ilgilendiği tek eşy ihtşamlı bina ve lükse dair şeyler görmek, göremediği içinde Küba kendisi için bir anlam ifade etmez. Misal bir gezi anlatımları

http://www.celebialper.com/ulkeler/kuba/kubada-1-ay.html

Santa Clara‘nın arka sokaklarında rastladığım bu çukulata tatlısı çocuğun evinde halı, bulaşık makinesi, perde, bilgisayar, DVD oynatıcı, çamaşır makinesi, cep telefonu, mikrodalga fırın, pilli oyuncaklar yok. Evinin kapısı boyasız. Hamburger, pizza, biftek yiyemez. Ama plastik kuşuyla mutlu. Çünkü devletin her gün bedava verdiği sütü içiyor, yemeği yiyor, istediği zaman ücretsiz satranç ve bale kursuna gidebiliyor. Kredi kartı borcunu ödeyemediği için eve asık suratla gelen bir baba ve işini kaybetme endişesiyle antidepresan içen bir anne tarafından büyütülmüyor. Hayatında hiç şiddet suçu, silah sesi, soygun, kapkaççı, tinerci görmedi. DÜNYADA 100 MİLYONDAN FAZLA SOKAK ÇOCUĞU VAR, VE BUNLARIN BİR TEKİ BİLE KÜBA’DA YAŞAMIYOR.

Kısaca sokakta hiç çocuk yok, kapkaç, hırsızlık, soygun, tinerci görebilmek belkide milyonda bir.

Lüks yok ama aç, açık, sağlıksız olan da yok.

Barınak, gıda, sağlık develt garantisinde.

Kısaca kapitalizm varken, tamamı köle, zincirli bir toplumdu. Kölelerin özgür memleketi Küba.

Buda Berna Laçin'den.

http://www.gazetevatan.com/berna-lacin-744938-yazar-yazisi-kuba-yi-anlamak-icin-kuba-da-neler-yok-bakmak-gerek-/

Gelecek Sosyalizm, zorlu, yeri geldi hatalı, yeri geldi dünyaya erken merhaba deme hataları, kapitalizmin kuşatması ve baskısı altında kısa vadeli, tabi yüklü kapitalist kara propaganda altında tarihte bir dönemde olsa tecrübesi kazanılan sistem. Güncel sorunlarında çözümleneceği haliyle, gelecek sosyalizm. Başka alternatif ya da çıkış yolu görmüyorum. Kapitalizm böyle devam ederse, torunlarınız ya da torunalrınızın çocukları bilim kurgu karışık zombi şehir hayatları gibi yaşar hale gelecek, dünya yaşanılamaz ve korkun kar ve tüketim hırsı doğayı da bitirecek.

Bu gün Küba kıyaslansa, kıyaslansa ancak kapitalist Somai ile kıyaslanabilir ki, Somali petrol kaynaklarına sahip(!), bir Küba gibi sistemi olsa sanırım bu gün çok hem de çok farklı olurdu, her yanı gülümseyen, sokaklarda dans edebilen, a-sosyal değil, sosyal insanla dolardı(Küba öyle!).

Dünyanın %1'i, dünyanın %60'ına sahip, her şeyiyle ve dünyayıazınlık bir grup-sınıf çıkarları doğrultusunda yönetiyor, %99 ise dünyanın %1 den geriye kalan %40 kaynaklardan faydalanabiliyor(Dünya kaynaklarının %99 oranlı insan sayısı-> %40, %1 oranlı insan sayısı -> %60'ını yiyor). İşte kapitalizm. Kapitalizm %1',n dünya yönetim ve sömürüsü, sosyalizm ise %99'un %1'e fırsat tanımadığı ve onuda %99'a katarak, insanları bütünlediği(%100) bir sistem(amaç o).

Kısaca gidişat böyle ve her geçen gün %1 ile %99 arasındaki uçurum artarken, nüfus artmaya, sömürülen kaynaklar ise yetersiz kalmaya devam ediyor.

Neva
10-11-2015, 09:49
Sadece Amerika degil, bircok baska ulkeler de durumlar ayni.

İlahimasal
10-11-2015, 12:38
Ovacık belediye başkanı sayın Fatih mehmet Maçoğlu Türkiyemin en kral sosyalistti.

Müslüman hemde sünni bir devlet yapısının içinde harika bir mucadelesi var.mühim olan zor şartlarda mucadele etmekdir.

Umarım başına bir iş gelmez.
Kendisine gerçekden çok büyük saygı duyuyorum.

Varol be fatih MAÇOĞLU.