PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : 2015 seçim analiz


ozkanates
06-11-2015, 16:04
Türkler 2200 yıldır yazılı tarihteler.
90 yıllık reklam arasından sonra, 2200 yılda yaratılmış değerlerin ülkede karşılığı % 50.
Son 13 yıldaki tüm seçimler, 2200 yıllık değerlerin tehdit edildiği bir ortamda yapıldı.
Yani bunları savunun % 50 'nin konsolide olduğu, birleştiği koşullar altında yapıldı.

7 Haziran'da ise hiç bir siyasi baskı yoktu, ortalık sakindi ve oylar konsolide olmadı.
Bir kısmı 90 yıllık alışkanlıklar ne ise = gönlünde ne varsa oraya gitti = MHP + HDP.
Gidenler sadece ve sadece "AKP nasılsa tek başına iktidar olacak" oylarıydı.
8 Haziran herkesi birden şaşırttı. Başta MHP'ye oy verenlerin % 22 'sini.

1 Kasım sadece ve sadece "önce ülke sonra parti" oylarının dönüşüydü:

2011 - 49,95
2015 - 49,49

Bu kadar net!

Peki diğer % 50 ?
90 yıllık ara köklü alışkanlıklar üretti: Kemik oylar =,
"Türkiye batsa, Dünya batsa gene partime veririm" oyları =,
CHP % 25 + MHP % 13 + HDP % 7 + diğer % 5

Görüldüğü gibi, maksadı anlaşılmaz HDP oyları hariç,
Ne bir gram artan bir oy var, ne bir gram azalan bir oy var.
Çünkü hareket edebilen tüm oylar zaten hareket etti, AKP'ye.
Hareket edemeyen tüm oylar da zaten hareket etmemekteler.

Öncelikle şunu belirtmek gerek, AKP diye bir parti zaten yok.
Kökeni Refah'ın oyları % 8. Bunun % 1 i şu anki Saadet.
O halde AKP'nin kendi oyu sadece % 7.
Geri kalan hepsi zaten diğer partilerin oyları.
Başka deyişle, hareket edebilen tüm oyların adı AKP.


Peki neden bütün partilerin hareket edebilir bütün oyları birleşti?
Çünkü konu parti konusu değil, siyaset, inanç vs. konusu da değil:

Dağılan imparatorluk ve yükselen Batı,
Tüm dünyada olduğu gibi Osmanlı aydınlarına bir seçim yaptırdı.
Redd-i miras = geçmişle ilgili tüm bağları koparmak, batılılaşmak.

Aradan geçen 90 yılda, Türkiye artık dağılan bir imparatorluk değil.
Ve Batı da yükselen bir uygarlık değil. Kendi sorunlarını çözemiyor,
Kendi dışındakiler için ise en büyük sorun haline gelmiş durumda.

Özetle Türkiye artık bir yol ayrımında.
Batının örtülü mandası olmaya devam etmek,
Veya kendi yoluna gitmek, kendi yoluna gidenlerle birleşmek.
Ve işte budur 2200 yıllık değerlerin bu ülkedeki % 50 karşılığı.


Yükselmek isteyen Türkiye muhalefeti, gereğin tam tersini yapıyor.
Amerikan neokonlarının Türkiye bürosu olmakta devam etmek,
Örtülü mandayı korumak ve % 50 ile asla uzlaşmamak demek.
MHP'nin milli duruşunu bundan düşersek geriye kalır % 37.
Manda olayını bilmeyen veya bilip umursamayan bu % 37'yi
Aralarında bölüşünce, muhalefete iktidar umudu yok.


Ülkenin bölge bölge kopartıldığı haber veriliyor,
Ülkenin muhalefeti olan bitenin farkında bile değil.
Çünkü örtülü manda neyi isterse onlara onu göstermekte.
Mesela yılbaşı paketlerinde alkol ve sigara olsun-olmasın?

Neokonlar kendi çıkarları için her gün politika değiştirirken,
Onların takipçisi siyasetlerin güven kazanmaları imkansız.
O yüzden muhalefet neyi denerse denesin yükselemiyor.

Oysa seçimler iktidar mı muhalefet mi seçimleri değil,
Seçimler bağımsızlık mı örtülü manda mı seçimi.

Muhalefet partileri, muhalifler önce karar vermeli:
Türkiye kendi ayaklarının üzerinde durabilir mi,
Türkiye kendi gücüne güvenebilir mi?

Bu soruyu müspet yanıtlayamadıkları sürece,
Ve müspet yanıta uyumlanamadıkları sürece,
Her seçime %50 eksik girecekler.

Çünkü ancak bu yanıtın sonrasında,
Hangi rejim, hangi siyaset, hangi parti sorusu var.

fidato
07-11-2015, 10:01
Türkler 2200 yıldır yazılı tarihteler.
90 yıllık reklam arasından sonra, 2200 yılda yaratılmış değerlerin ülkede karşılığı % 50.
Son 13 yıldaki tüm seçimler, 2200 yıllık değerlerin tehdit edildiği bir ortamda yapıldı.
Yani bunları savunun % 50 'nin konsolide olduğu, birleştiği koşullar altında yapıldı.

Bu 2200 yılı neye göre tespit ettiniz çok merak ettim. MÖ.185 yılına ait öncekilerini hükümsüz bırakacak bir yazıt mı bulundu?

Türk dediğinizi yazınızdaki şekilde sadece Türkiye Türkleri kullanır. Çünki onlar sadece kendilerini Türk sanırlar. Bu tarih bilmezliktir.

Türk dediğiniz kültür, kendi diline ait eserleri ile -en kaba ve tarihi, felsefeyi kendi grek geçmişine dayatmak için kıvranan avrupalı kaynaklarda bile- 5000 yıldır tarih sahnesindeler. En kötü yaklaşımla Orkun yazıtları bile MÖ.580 -bu bile çok tartışmalıdır ya neyse-yılına aittir.

Şimdi bu 90 yıllık reklam arası ne demek oluyor. Eğer konu Türk ise verilen ara 90 yıl değildir. Dinlerinden ve dolayısı ile kültürlerinden vazgeç-iril-dikleri 1000 li yıllarda başlayan ve halen devam eden süreçtir "ara". Hadi Anadolu'da Selçuklu Müslümandı ama arapçı olmadı falan dersek asıl verilen ara Osmanlı imparatorluğu diye bilinen Devlet-i Âliye-i'dir. Tam olarak din ve kültüründen zamanla dilinden, örfünden, adetinden, geleneğinden kopup arapçılaşan bir Anadolu vardır ortada.

Anadolu için bahsi geçen aranın bitmesi adına yapılan en büyük hamle birinin çıkıp siz arap değil Türk'sünüz ey halk demesi idi. Yapılan dil ve eğitim devrimlerinin arkasında da bu vardı. Orta Asya ise SSCB bitişi ile özgür olan Türk boylarının kendi kimliklerini yeniden arama, bulma uğraşındadır. Bu konuda Türkiye Türk'lerinden çok daha erdemli şekilde ilerlediklerine bizzat şahit oldum. Anadolu'daki sorun ise arapçılığın bırakılamasıdır. Öyle dış mihraklar palavralarına girmeyelim artık. Kendi benliğinizi bulamadığınız an güçlü devletler gelir sizi sömürür. Öyle eskisi gibi Devlet-i Âliye-i olacağız hikayeleri ile sadece zaman ve kan kaybediliyor.

ozkanates
17-11-2015, 15:18
Başkalarından alıntı yapmasam da, zamanın ilerisindeki bu analiz paylaşmaya değer:


Celal Kazdağlı: Bu bir Bahçeli ne yaptı analizidir


Son 5 ayda en çok tartışılan isim MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli.

1 Kasım sonrası O’nu linç etmek isteyenler var. Eleştiriler parti tabanından çok başka mahfillerden geliyor. Küreselciler, Paralel Yapı, PKK Bahçeli’yi “yemeyi” kafalarına koymuş görünüyorlar. CHP ve HDP ise Bahçeli’yi “günah keçisi” olarak göstermeye çalışıyorlar.

MHP tabanı başka duygularla hareket ediyor; biraz buruklar, liderlerinin izlediği politikayı anlamaya çalışıyorlar. Aradıkları sorunun cevabı şu:

Devlet Bahçeli önüne gelmiş iktidar imkanını neden elinin tersiyle itti ve kötü adam olmayı bilerek ve isteyerek seçti?

Gerçekten Bahçeli neden iktidar olmadı da AK Parti’nin tek başına iktidar olmasının yolunu açtı?
Devlet Bahçeli 2002’de ne yaptı ise, 7 Haziran’dan sonra aynısını yaptı.

O zaman DSP-MHP-ANAP koalisyonu vardı. Bülent Ecevit Başbakandı.

Almanya’da bir toplantı yapıldı. Hürriyet grubunun Almanya tesislerinin açılışı vesilesi ile.

DSP içinde darbe yapılacak Ecevit Başbakanlık’tan düşürülecek, Türkiye’yi tam anlamıyla IMF’ye bağlayacak, adeta Batı’nın müstemlekesi bir ülke için yeni bir hükümet kurulacaktı.

Nedeni de Bülent Ecevit Irak’a ABD’nin Türkiye üzerinden operasyon yapılmasına karşı çıkıyordu.
Bahçeli o tehlikeyi gördü ve “seçim” dedi. Sandığı milletin önüne koydu.

2002’de kendisi dahil herkes o sandığın dışında kaldı.

Bahçeli bedel ödedi. Türkiye kazandı. 1 Mart 2003’te yeni Meclis CHP Genel Başkanı sıfatıyla Deniz Baykal’ın dik duruşu ile tezkereyi reddetti.

Deniz Baykal da o kararının bedelini ödedi lakin Türkiye o karar sonrası İslam Dünyası ile buluştu, gönül coğrafyasına açıldı.

Bugüne gelen yolun ilk taşını Devlet Bahçeli tek başına aldığı erken seçim kararı ile döşedi.
Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesinde oynadığı rolü, başörtüsü konusundaki duruşunu, Anayasa değişikliği gibi kritik konulardaki tavırlarından söz etmeye bile gerek yok.

7 Haziran sonrası Devlet Bahçeli ne yaptı?

Seçim sonuçlarının ne anlam ifade ettiğini daha ilk anda gören yegane isim Devlet Bahçeli’ydi.
Daha sandık kapanmadan “seçim” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı çok eleştiren Devlet Bahçeli, “Erdoğan karşıtlığı” üzerine siyaset yapılmasına izin vermedi.

Önce HDP’yi dışladı. “Onunla asla yan yana gelmem” dedi.

Rövanşist anlayışı berhava etti. 3’lü blok içinde olmadığını ilan etti.

Çözüm sürecinden dolayı AK Parti ile de Hükümet kurmayacağını söyledi.

Geriye tek seçenek bıraktı: AK Parti-CHP Hükümeti.

CHP-MHP (içerden veya dışardan HDP destekli) hükümeti bir cephe oluşturuyordu. Bu Hükümet, karşısına Erdoğan’ı ve AK Parti’yi alacaktı.

AK Parti-MHP Hükümetini doğrusu her iki seçmen tabanı istiyordu. Ancak bu Hükümetin de bir başka cepheleşme olduğunu Bahçeli gördü. Kürtler kendilerini dışarda hissedecekti. Başkaları da “demokrasi güçleri dışarda kaldı” kampanyasını başlatmak için hazır bekliyordu.

Devlet Bahçeli o meşhur “Hayır”ları ile bu iki hükümet modeline hayır dedi.

12 Eylül öncesini yaşamış olan Bahçeli cepheleşmenin ne olduğunu, kimlerin nasıl o cepheleri inşa ederek 5 binden fazla gencimizin ölmesine neden olduğunu bilen bir siyasi liderdi.

O dönemleri yaşamış biri olarak Devlet Bahçeli Türkiye’nin bir 10 yıl daha kaybetmesine izin veremezdi.

Pekala, AK Parti-CHP hükümeti kurulabilirdi. Ancak AK Parti ve CHP başta olmak üzere Türkiye böyle bir koalisyona hazır değildi.

Bunu gören isim Recep Tayyip Erdoğan’dı.

AK Parti-CHP koalisyonunu önleyen isim Erdoğan oldu.

Seçime gidileceği anlaşıldığı an Türkiye’ye saldırılar başladı. Suruç’ta bomba patlatıldı ardından Ceylanpınar’da iki polis uykusunda öldürüldü.

Arka arkaya şehitler gelmeye başladı.

Devlet operasyon kararını uyguladı. PKK, IŞİD ve FETÖ aynı anda hedef alındı.

Saldırıların bir amacı da Türk kamuoyunu provoke etmekti.

Nitekim birileri harekete geçti, komşusu Kürt esnafına saldırmaya kalkıştı.

Birden sokak hareketlendi.

Herkes kabul eder ki, ülkücüleri sokaktan çeken adam Devlet Bahçeli’dir.

İlk kez ülkücüleri sokağa çıkardı Devlet Bahçeli.

Neden?

Bunu kimse anlamadı.

Ülkücüler bir yaz günü akşam saat 19.00’da Türkiye’nin pek çok şehrinde sokağa çıktı ve sokağı, sokağı karıştırmak isteyenlerden temizledi.

Kontrol etti, sükûneti sağladı, provokasyonları önledi.

Türkiye’yi karıştıramayan küreselciler bu defa bir büyük planı üç başkentte aynı anda uygulamaya kalkıştı.

Erbil, Riyad, Ankara.

Erbil’de 8-10 Ekim’de Barzani hedef alındı. Bir kalkışma yaşandı.

Aynı tarihte Suudi Arabistan Kralı zehirlenmek istendi.

Ve Ankara Garı’nda bomba patlattılar, 102 insanımızı öldürdüler.

Millet hedefin Türk Devleti olduğunu anladı. Bölgeyi yeniden dizayn etmek isteyenler önce Türkiye’yi bertaraf etmek istiyorlardı.

Devlet Bahçeli, o andan itibaren kampanyayı bitirdi.

Adeta “gidin istikrara oy verin” dedi.

Parti mi Millet mi; Parti mi Devlet mi; Parti mi Vatan mı?

Sorularına Devlet Bahçeli önce millet, önce devlet, önce vatan cevabını verdi.

Bir büyük oyunu bozdu.

Şimdi küreselcisi, paralelcisi, bölücüsü Bahçeli’ye diyor ki “Biz seni yiyeceğiz.”

CHP’si, HDP’si, Doğan Medyası faturayı Bahçeli’ye kesmek istiyor.

Şunu bilmiyorlar.

Bu millet “Adam”ını artık hiç kimseye yedirmiyor.

Millet için, Devlet için, Vatan için Partisini feda edene Adam denir.



Celal KAZDAĞLI

Kurdistannn
17-11-2015, 15:26
Bu Celal KAZDAĞLI denen kişiyi tanımıyorum. Ama yazdıklarından şunu diyebilirim. Bu kişi % 99,99 ihtimalle AKP lidir.

Her AKPlinin gözünde Bahçeli kıraldır. Ben AKP li olsam, en zor zamanlarımda hep imdadıma yetişen Bahçeliyi el üstünde tutardım.


Gerisi geyik yazılar.

Önce vatanı düşündü sonra partisini olayı zaten geyiğin kıralı. Ama bu aptalca manipülasyonu yiyenlerde var.

ozkanates
17-11-2015, 16:51
Bu Celal KAZDAĞLI denen kişiyi tanımıyorum. Ama yazdıklarından şunu diyebilirim. Bu kişi % 99,99 ihtimalle AKP lidir.

Her AKPlinin gözünde Bahçeli kıraldır. Ben AKP li olsam, en zor zamanlarımda hep imdadıma yetişen Bahçeliyi el üstünde tutardım.

Gerisi geyik yazılar.

Önce vatanı düşündü sonra partisini olayı zaten geyiğin kıralı. Ama bu aptalca manipülasyonu yiyenlerde var.


Merhaba Kurdistannn kardeşim,
Seninle yazışalı epey süre ve epey gelişme oldu,
Ve bu yargılara bağladığın her konu sonucuna bağlandı.
Bugün yeni gündemi/geleceği yine konuşalım sorun değil.
Yeter ki gelişmeler bizde öz-eleştiri sürecini tetikleyebilsin,
Ki sonsuza kadar gelecek geçmişin tekrarı olmasın.

Şimdi söyle, nedir geyik bulduğun, sendeki gerçekliğe uymayan?

ozkanates
17-11-2015, 16:53
Bir gün bu kavga sona erince
Elimde karanfil dönerim daye
Bedenim dönmezse ruhum dönecek
Alkışlar içinde göm beni daye


Kavgaya gerek yok,
Senin ölmene/öldürmene de gerek yok.
Bu dünya hepimize yeter.

kkwejr213
17-11-2015, 17:08
Kavgaya gerek yok,
Senin ölmene/öldürmene de gerek yok.
Bu dünya hepimize yeter.

Onu mümin kardeşlerinize söyleyin. Savunduğunuz din kötülüklerin ana kaynağıdır. Sen cehenneme gideceksin, sen kafirsin, sen müminsin cennetliksin diye ayırıyor insanları, birbirine düşman ediyor ve pek çok madrabaz da bu dini kendi kötülüğüne maske olarak kullanıyor. Sözde Sonsuz ve Saf Aşk'ı savunuyorsunuz ancak kasıtlı olarak yalan söyleyip içerisinde hiçbir ayrımı barındırmayan Mutlak Gerçek'i tutup psikopat bir dinle bağdaştırıyorsunuz.

ozkanates
17-11-2015, 17:39
Bu 2200 yılı neye göre tespit ettiniz çok merak ettim. MÖ.185 yılına ait öncekilerini hükümsüz bırakacak bir yazıt mı bulundu? Türk dediğinizi yazınızdaki şekilde sadece Türkiye Türkleri kullanır. Çünki onlar sadece kendilerini Türk sanırlar. Bu tarih bilmezliktir.


İlgisi yok ama aşağıdaki Jean Paul Roux metninde benim yanlış anlamam var:

Türk, Türkçe konuşandır. Bu ölçüt asla etnik değildir. Türklerin ilk kolunun belirgin bir ırkın özelliklerini taşıdığı doğrudur. Ama bu antropolojik niteleme ayırıcı özelliğini hemen kaybetmektedir. Hıristiyanlıktan hemen önceki dönemde, uzun boylu, sarışın, mavi gözlü paleo-Asyalılar ya da Türkleştirilmiş Hint-Avrupalılar olması gereken insanlardan oluşan Kırgız halkından Türk olarak söz edilir.

Metni, Türklerin yazılı tarihe ilk çıkışı olarak anlamışım, oysa Türklerin yazılı tarihe çıkışından hemen sonra tamamen farklı kavimlere de Türk denmekte olduğunu anlatıyor. Değerli düzeltme için teşekkür.


Türk dediğiniz kültür, kendi diline ait eserleri ile -en kaba ve tarihi, felsefeyi kendi grek geçmişine dayatmak için kıvranan avrupalı kaynaklarda bile- 5000 yıldır tarih sahnesindeler.


Bahsettiğin arkeolojik tarih.


En kötü yaklaşımla Orkun yazıtları bile MÖ.580 -bu bile çok tartışmalıdır ya neyse-yılına aittir.


Tekrar yazılı tarihe döndün. MÖ 400-600 yılları arası dersek, yuvarlak 2500 yıl yapıyor.


Şimdi bu 90 yıllık reklam arası ne demek oluyor. Eğer konu Türk ise verilen ara 90 yıl değildir. Dinlerinden ve dolayısı ile kültürlerinden vazgeç-iril-dikleri 1000 li yıllarda başlayan ve halen devam eden süreçtir "ara". Hadi Anadolu'da Selçuklu Müslümandı ama arapçı olmadı falan dersek asıl verilen ara Osmanlı imparatorluğu diye bilinen Devlet-i Âliye-i'dir. Tam olarak din ve kültüründen zamanla dilinden, örfünden, adetinden, geleneğinden kopup arapçılaşan bir Anadolu vardır ortada.


Jean Pual Roux: Türklerin dinle ilgili her şeye karşı büyük bir merakları olmuştur. Batılılara Muhammed ve Kuran’ın ateşli yandaşları, ardılları olarak görünseler de aslında Türkler, İslamiyet’te yollarını bulmadan önce birbiri ardınca dünyanın bütün büyük evrensel dinleri kabul etmiş ve çoğu zaman bu dinleri başarılı biçimde temsil etmişlerdir. Müslüman olduktan sonra bile diğer dinsel inançlara ilgi göstermeyi sürdürmüşlerdir. Kutsal metinleri dillerine çevirtmişler, teologlara sorular sormuşlar, kolokyumlar düzenlemişler ve bunlara çeşitli dinsel inanç temsilcilerinden olabildiğince çok sayıda kimsenin katılmasına çalışmışlardır.


Anadolu için bahsi geçen aranın bitmesi adına yapılan en büyük hamle birinin çıkıp siz arap değil Türk'sünüz ey halk demesi idi. Yapılan dil ve eğitim devrimlerinin arkasında da bu vardı. Orta Asya ise SSCB bitişi ile özgür olan Türk boylarının kendi kimliklerini yeniden arama, bulma uğraşındadır. Bu konuda Türkiye Türk'lerinden çok daha erdemli şekilde ilerlediklerine bizzat şahit oldum. Anadolu'daki sorun ise arapçılığın bırakılamasıdır. Öyle dış mihraklar palavralarına girmeyelim artık. Kendi benliğinizi bulamadığınız an güçlü devletler gelir sizi sömürür. Öyle eskisi gibi Devlet-i Âliye-i olacağız hikayeleri ile sadece zaman ve kan kaybediliyor.

Jean Pual Roux: Türklerde imparatorluk kurma eğilimi vardır. Türkler sözcüğün tam anlamıyla yeryüzünün hükümdarlarıdır. Kurdukları ve hiçbiri diğerine benzemeyen imparatorluklar iki bin yıl boyunca bazı temel özellikler taşımaktadır. Bu imparatorluklar birer halk mozaiğiydi; Türkler bu imparatorluklarda, halkları uyum içinde bir arada yaşatmaya çalışıyor, onlara güçlü bir biçimde merkezileştirilmiş bir iktidarın altında kimliklerini, dillerini, kültürlerini, dinlerini, hatta çoğunlukla önderlerini muhafaza etme hakkını da tanıyorlardı. Fetih hakkı olarak en yüksek görevler kendilerinin olduğu halde, ele geçirdikleri ülkenin insanları onlardan uygarsa, yerli halkı güven gerektiren makamlara getirmekten çekinmemişlerdir. Osmanlı İmparatorluğunda yüksek devlet görevlerinin çoğu Ermeni, Rum, Arnavut kökenliydi. Hatta Latin kökenli paralı askerlerin bile devlet hizmetine alındığı görülüyordu. Devlete yaralı olabilecek yabancıları çekiyorlardı, Hıristiyan İspanya’dan kovulan Yahudiler gibi. Hatta onların, kendilerine yararlı olacağını düşündükleri tekniklerini, kimi zaman yaşam tarzlarını, kimi zaman dinlerini, kimi zaman da dillerini almışlardır. Başlıca kaygıları ise onları örgütlemek, idare etmek, savaşa sürmek, ticaretlerini, sanayilerini geliştirmek, sanat eserleri üretmelerini sağlamak, arşivler kurmak olduğu anlaşılmaktadır. Neden genel olarak sonuçta ele geçirdikleri ülkelerin halklarının içinde eridikleri de böylece daha iyi anlaşılmaktadır.



Türklerin tarihi Osmanlı tarihi değil ama şu da var ki Türk denen kültür kendinin en güzel örneğini Anadolu topraklarında ve İslam ile, Osmanlı örneğinde verdi. Bu sebeple Osmanlı deyince, son 700 yılı anlamayız ama son 2500 yılda kurulun 120 devlet ve 11 imparatorluğun en son ve en parlak temsilini anlarız. Bütünü görmek için:

Jean Paul Roux, Türklerin Tarihi : https://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=559451&postcount=9

ozkanates
17-11-2015, 17:46
Onu mümin kardeşlerinize söyleyin. Savunduğunuz din kötülüklerin ana kaynağıdır. Sen cehenneme gideceksin, sen kafirsin, sen müminsin cennetliksin diye ayırıyor insanları, birbirine düşman ediyor ve pek çok madrabaz da bu dini kendi kötülüğüne maske olarak kullanıyor. Sözde Sonsuz ve Saf Aşk'ı savunuyorsunuz ancak kasıtlı olarak yalan söyleyip içerisinde hiçbir ayrımı barındırmayan Mutlak Gerçek'i tutup psikopat bir dinle bağdaştırıyorsunuz.


Evren bir ayna, gördüğümüz kendimiz = Nefsimizde bulmadığımızı hiç bir Gerçek'de bulmayız.

aliyarasfal
17-11-2015, 17:59
Midem bulandı lan bu kadar ikiyüzlü bir yazıyı okuyunca.

102 insanımız, küresel güçler ve çok bilinçli % 50 (yersen) yedirmiyor adamıymış.

O adamki bu coğrafyada dökülen her kanın küresel güçlerce tezgahlanmasında aktif rol oynayan, esad kadar suçlu, feto kadar suçlu, kandırıldığını iddia ettiği her suç ortağını harcayan ve ABD nin kanatları altında bop kuşatmasının yarattığı ortamda vurgubn yapan, ihya olan kişi.

Deniz Baykal, Devlet Bahçeli yemede yanında yat, hizmette kusursuzlar tıpkı APo ve PKK gibi.


Ülke türkçü-kürtçü-dinci faşizmin cirit attığı bir coğrafya ve halkmış . Ulan ancak sandıkta bir oy kadar hak ve özgürlük anlayışına sıkışmış bu insanları halk-(%50-gerisi terörist) yalanıyla, nefret aşılayarak savaşın ortasına sürüklüyor küresel güçler ve yandaş firmaları. Valla bu soytarıların adıda yazar oldu ya vay ki vay halimize.

Aptallar dahi olur halk cehalette boğulursa.

Değil % 50 % 99,99999 verse oyu gerçekler değişmiyor.

kenan evrenin anayasasınada % 95 vermişti halk oysa idamlar işkenceler baskılar had safhadaydı ve o halk sırt çevirmişti bunlara, görmezde geliyordu.


E noldu, şimdi halkın iradesini yok sayıyorsunuz bu durumda öyle mi? Niye yeni anayasa diyip yırtınıyorsunuz o halde? Bak o anayasayı kevgire çevirdiler.

Söyle bakim % 95 mi büyük, % 50 mi?

İkiside birbirinden beter milli irade yalanı.



Şimdilik saygımla gittim...

kkwejr213
17-11-2015, 18:02
Evren bir ayna, gördüğümüz kendimiz = Nefsimizde bulmadığımızı hiç bir Gerçek'de bulmayız.

Sonuç bu değil yalnız, propagandasını yaptığınız bu din palavra. Evren sonsuzun aynasıdır ve hiç kimsenin peygamberlik gibi bir vazifesi olmadığı gibi hiç kimse de cehennemde falan yanmayacaktır. Tasavvufu, sonsuz ve saf aşk'ı bu tip yalanlara alet etmenize göz yumamam.

https://scontent.fash1-1.fna.fbcdn.net/hphotos-xfa1/v/t1.0-9/12241351_172206319795545_4436519050422664682_n.jpg ?oh=aefca2dd8ab85a3940d09a909e63c870&oe=56F9A97F

aliyarasfal
17-11-2015, 18:11
Mem nelere gark olmadı Zin’in ateşi için
Ferhat dağlar delmedi mi Şirin'in düşü için
Kusur ise her saniye her yerde seni anmak
Mecnun az mı yemin etti Leyla’nın başı için

Sesi yorgun gözlerinden uykusuzluk seçilir
Görkeminin zerresinden Ağrı Dağı küçülür
Gecelerin kollarında leblerinin bal suyu
Aydan dökülürcesine kana kana içilir

Uykularından kopardım hoş geldin mihmanımsın
Artık geri dönüşü yok ahımsın eyvahımsın
Elâlem ne derse desin hiç umurumda değil
Akıbetine razıyım sevabım günahımsın

Sana yine sana yandım Nesimî'de dün gece
Gözlerinle yüzüleyim bend olayım Hallac'a
Öyle hüküm buyurmuşlar tanrılar divanında
Ha ben sana yollanmışım ha Muhammed mi'raca

Cümle cihan güzelleri yüzlerine ben örsün
Gözlerin balyozu oldu içerimdeki örsün
Ruhumdaki fırtınalar Merih'i usandırdı
Nuh'a haber eyleyin de gelsin de tufan görsün

Yokluğuna dayanamam ahım arşı boyladı
Gölgeni Nil'de görmüşler piramitler söyledi
Hele bir bak şu sevdaya kimler yanmış ben gibi
Dediği üzre Yunus'un "gör beni aşk neyledi"

Son duraklarda beklerdim sonun olsaydı senin
Neler verilmez ki yerim yanın olsaydı senin
Çıkar kınından ne olur kirpiklerinle bile
Çal sineme gözlerini aşkına şah Hüseyn'in

Harikalardan biriymiş diyorlar Çin seddine
Seni görmeden hükmetmek kimin düşmüş haddine
Ulu divana baş vurdum dönsün diye Bağdat’tan
Ol sebepten ahvalimi arz ettim Bedreddin'e

Gamzelerini görseler bülbüller de lâl olur
Aşklar ülkesi sarsılır korkunç ihtilâl olur
Beklenmedik bir zamanda ölür isem sebebi
Beni eritip bitiren sevda-i iclâl olur

Kahreden ateş bilinem yananı sen olsaydın
Nal olurdum aşk atına bineni sen olsaydın
Deseler ki şu kadehte ağu var içen ölür
Bir solukta bitirirdim sunanı sen olsaydın

Belki de hatırlanırım ararsın şimdi nerde
İzim deryada damladır köyüm Hatçepınar'da
Bizim köyün kıyısında Dilav suyuna uğra
Hangi çobanın kavalı ağlıyorsa ben orda

Tanrılar yaratan Zerdüşt serdarıdır aslımın
Mazdek Hürrem nişanıdır inancımın neslimin
Dersimli Seyyid Rıza’ya ağır selamları var
Himmeti var gayreti var Horasanlı Müslim'in

Seni tanrılara sunam keremetin görünsün
Nazar eden köryılandan beter olsun sürünsün
Dağlar naz yapmaya aday insafını bağışla
Bağışla ki gözlerinde eşkıyalar barınsın

Söyler misin anlar mısın ah çekerin suçu ne
Bulutlardan damlar gibi düştüm girdap içine
Ay bulandı güneş kustu yıldızlar beklemede
Artık yolla gözlerini yolla Çin-u Maçin'e

Titanik'ten son sesleri alizeler getirdi
Son seslerin son demini balinalar bitirdi
Her yerde terör estiren sabıkalı gözlerin
Bermuda’yı kamçılayıp Atlantis’i batırdı

Toprak sudan bülbül gülden dost dosttan bulur deva
Dârâ'dan çok önce seni ağırlamış Ninova
Benim ömrüm yanan roma senin gözlerin Neron
Örste demir dövmededir şimdi Demirci Kawa

Melekler ipekyolu'nda aryaları gözledi
Yeri göğe ayı güne seni bana sözledi
Ilık bir güz akşamıydı yine senin yüzünden
Koçero Harran’a doğru atını mahmuzladı

Kirpiklerin yeni değmiş kaşların firik başak
Ay ışığı az geliyor hadi gözlerini yak
Fesatların hasetlerin eli kına görmesin
Terk-i canan eylemeden Şahmeran'a danışak

Keşke gelmez olaydı böyle bir hâl başıma
Temaşaya meraklılar toplandı el başıma
Herkesin dilinde şarkı elinde yarin eli
Artık yine sensiz artık yalnızım kul başıma

En yorulmaz yolcusuyum müptelası bu yolun
Ben zamanla boğuşayım sen seyreyle sen salın
Kor alevler buz kesilir gördüklerinde beni
Bir sensizlik yakar bir de hasreti İstanbul’un

Sen ey gönüller sahibi ey yüzleri gök zemin
Ey deryalar şahanesi sen ey gözleri kimin
Düzgün Baba hatırına Munzurlar'a mihman ol
Mihman ol da güneşlensin yaylaları Dersim'in

Gözlerinin dokunduğu her mekân memleketim
Bakıver de uzamasın gurbetim esaretim
Ahmed Arif hasretinden prangalar eskitmiş
Beni böyle eskitense prangalı hasretim

Umutların menzilinden uzaklara atılmış
İki cihan mucizesi ilâhlara katılmış
En amansız gecelerde aynalar yine suskun
Perçemi yüzünü gizler sanırsın ay tutulmuş

İmanım varsa kaşların, kirpiklerinse dinim
Muhammed Kâbe'ye döner, benimse sensin yönüm
Musa meşhur asasıyla, çarmıhı ile İsa
Bütün hepsi senin olsun, senin gözlerin benim

Senin yüzdüğün sularda ayrılık ölümü yur
En son yolcun ben olayım bekle biraz gitme dur
Beni İstanbul’a götür ya da İstanbul getir
Dokununca Nazım’ın ellerini yakan vapur

Gördüklerin sensizliğin dayanılmaz göçüdür
Sıla gurbet gurbet sıla birbirinin içidir
Ne aradın ne de sordun ben nerede neylerim
Kara Fatma Kara Yılan senden şikayetçidir

Bilirsin ki sevenlerin ayrılığı kâbustur
Tahir'i Zühre’ye bahşet zemmedenleri sustur
Sen istesen Sina Çölü bin çeşit çiçek açar
Suya sudan köprü kurmak yalnız sana mahsustur

Bazen kırmızı karanfil zakkum mereti bazen
Sevmeyenleri şad edip sevenlerini üzen
Ağlayanın güleninden misli misli fazladır
"İşte gidiyorum çeşm-i siyahım" diyen ozan

Bahçıvanlar kır bayırda boz kevene gül aşlar
Ol sebepten didelerden eksilmez kanlı yaşlar
Sana yanar sana susar sana acıkır sana
Ehl-i Haklar, Kakailer ve mağrur Kızılbaşlar

Meri keklik Binboğa'dan Çukurova’yı süzer
Yörüklere konuk olur yaylalarını gezer
Al'Osman'a diklenenler Göv Osman'a kul oldu
Avşar ellerinin hali Dadaloğlu'nu üzer

Sana sevdalıdır diye Pir Sultan asılırken
Kadılar bayram ettiler Hızır’a susulurken
Bilcümle taş kesildiler sözde Itır sevenler
Kirli sarı bir bıçakla Nergisler kesilirken

Senin rengin tüm renklerin şahı padişahıdır
Senin ahın tüm ahların kahredici ahıdır
Yıllar gün misali geçti asırlar ay misali
Herkes kendi âleminde bu neyin eyvahıdır

Yüreğim atom yüklenir sesini duyduğum an
Dört kitap çaresiz kalır el-aman aman aman
Başka biri yapar mıydı Eyyub'a sabır verdim
Ay kendini kuşatıp da gece sustuğu zaman

Arzu'yu Kamber'e yolla bayram seyran etsinler
On emiri on bir eyleyip Tur'da semah tutsunlar
Lûtfeyle de Eshab-ı Kehf açsın kapılarını
Yediler'e yoldaş olup yedi asır yatsınlar

Güzelliklerin mimari cennetlerin ustası
Misk-ü amberli cemlerin vazgeçilmez bestesi
Dört kapı kırk makam mağdur mecbur olsa da sana
En çok Zerdüşt yanar bir de Zerdüşt'ün avestası

Tay Dağı'ndan Kafdağı'na bakışların gerilmiş
Nazlarını çekemiyor arap atlar yorulmuş
Yol bilenler hâl bilenler sırrın sual etmişler
Nesimî Hallac-ı Mansur Şah Hatayi darılmış

Gel de dal tomura dursun daha uzansın elim
Eski dostu yarenleri gel de çağırsın dilim
Bir "he" desen ben Sırat'ı tez geçerim kıratla
Köroğlu tek vekilimdir Kiziroğlu kefilim

Ay ışığı bilâdestur rüyalarıma dalar
Kuşkularımı bağlamış uykularımı yolar
Daha kuşlar uçamazken nergisler açamazken
Bir sen vardın gülümseyen bir sen bir de inkalar

Gözlerinden uzak olmak inan beni bitirir
Gider de gelmez bilirim yıllarımı götürür
Bir sonbahar yaprağı ol dalı ver kuşun çekme
Kızılırmak incitmeden seni bana getirir

Ağuları yıllandırıp içirdin yudum yudum
Ahvalimi anlar diye Baba Üryan’a dedim
Karıncayı gözlerinin karasından vuran ben
Çok saldırdım ruhumdaki seni öldüremedim

Yerim yurdum meçhul oldu neredeyim şaşmışım
Kafdağını turnaların kanadında aşmışım
Kanlılar kandan vazgeçer üçler beşler aşkına
Sen de bir gün Maraş’tan geç ocağına düşmüşüm

Bana gözlerini gönder sakın ha olmaz deme
Kime yanam dertlerimi yalnızlığımı kime
Bir başıma kâbuslarla boğuşurken ansızın
Hayallerin şeref verdi dün akşam viraneme

Hicran son arifesinde yolculuk var makbere
Siyabend'i öldürdüler Xece ölmek üzere
Ab-ı hayat çeşmesidir leblerin esirgeme
Ne o tanrıya minnet et ne de dal tevekküre

Bulutlar yağmur yorgunu ufuklar ateş yüklü
Bir damla ateşte derdim sensizliklerim saklı
Yedi kıtaya dağılıp elleri boş döndüler
Huma kuşu intizarda turnalar ağlamaklı

Sana sunulmaya hazır gökkuşağı destimde
Emrine amade olmak hayran olmak kastımda
Gözden ırak alemlerde yitik insanlar gibi
Ha ülkeler zaptedilmiş ha gözlerin üstümde

Hal bilmeze yoldaş olmak yola zulüm değil mi
Cevreyleyip gönül kırmak dile zulüm değil mi
Ömründe bir defa bile gül koklamamışların
Bahçıvana saldırması güle zulüm değil mi

Mevsimlerin prensidir güzleri Akdeniz'in
Aşikârdır huzurunda gizleri Akdeniz'in
Damıtılıp Lût Gölü'ne bağışlansa suları
Leblerinde denizleşir buzları Akdeniz'in

Şarkılarını dokudum senle geçen her anın
Sebebi katili olma yorgun yaralı canın
Sen de anlamazsan beni sen de gider gelmezsen
Şikayet ederim seni Şah'ına Pir Sultan’ın

Sürmeleri yel götürür gözlerine güneş çek
Yağmur yanak rengin yağsın bulutlara kına ek
Lübnan yeniden kurulur yine şenlenir Beyrut
Ama senin gözlerinin savaşı bitmeyecek

Yeter çektiklerim yeter benden beter olası
Yusuf'u kahretmedi mi Züleyha'nın çilesi
Yüzün suyu hürmetine binboğalar and içer
Ol diyarda vekilimdir Diyarbakır Kalesi

Karda kan damlası rengi yüreklerde ölmezin
Ne hükmü var ne kıymeti gidip geri gelmezin
Dost Fuzulî mest Fuzulî mayaları anlatmış
Sızıları Zap Suyu'nda Siverekli Yılmaz’ın

Bana renklerini uzat uzat ellerimi tut
Tut ki gönüller şenlensin tut ki yeşersin umut
Kervanlar yollara düştü Şam'dan Darüsselam'dan
Doğuver de incinmesin mahcup olmasın Nemrut

Sırrın dirheminde tutsak arzuların ağlaşır
Bıçkın kaçak hislerinde gece-gündüz bağlaşır
Bir elinde Van Gölü var bir elinde Urmiye
Damlasını sürgün etsen nurhaklarda çağlaşır

Duyar mısın İnce Memet Toroslardan seslenir
İki canlı Hatçesiyle doruklara yaslanır
En onulmaz en insafsız en çaresiz ağrılar
Gözlerinin feri değse iflah olur uslanır

Senin olmadığın yerde benim yokluğum başlar
Hayallerim yola düştü arandı dağlar taşlar
Hayyam çorak yüreğime bir kaç damla dem serpti
Periler Cudi Dağı'nda izine rastlamışlar

Sen pervasız çığlıklar at ben kahrolam ben üzgün
Sen kırklarda demlenedur ben beklemekten bezgin
Deryaların kucağında cem tutar semazenler
Düşlerim dağlar başında düşlerim dolu dizgin

Seni Dicle beni Fırat resmetmiş güneş ya rab
Güneşin vekili aya yıldızlar olmuş turab
Bizleri merak edenler aydan izin alsınlar
Bir başkadır yıldızlardan görülse Şattü'l-arab

Yağmur yüklü bulutlardan ruhunu koklayışım
Çağları tedirgin etmiş ömrünü saklayışım
Eyyub'un sabrı tükendi tükenmiyor nedense
Ne senin gelmeyişlerin ne benim bekleyişim

Gözlerinin damlasıyla çölde gül yetiştirdim
Sam yelleri yenik düştü sesinle çatıştırdım
Gölgenin düştüğü yerden bir avuç sönmüş külü
Serptim derin uykularda Kerem'i tutuşturdum

Dilek ağacına gittim sesini bağlamışsın
Islaktı dallar yapraklar hıçkırıp ağlamışsın
Karac'oğlan hayıflanır Hayyam duysa gücenir
Bulanık göl sularını şaraba yeğlemişsin

Düştüm dipsiz kuyuların en zifiri yerine
Sarkıt gözlerini durma muhtaç oldum nârına
Semiramis haber salmış zümrüd'ü-anka ile
Davetliymişiz Babil'in asma bahçelerine

Sesi mavi rengi esmer bu diyarda sazların
Geceleri parlamaktır töresi yıldızların
Dağlar uykulara daldı okyanuslar uykuda
Beni sabahlara boğan senin deli gözlerin

Teninin saçtığı nurdan güneş bile utanır
Söyle seni benden başka daha iyi kim tanır
Sevdalıların tarihi ıstıraba büründü
Seni arzular kıskanır seni Aslı kıskanır

Yanarım ah çeker gibi çekerim nazlarını
Canını canıma değdir tutuştur közlerini
Bir bilsen bir bilebilsen hallerim pemperişan
Merhem ol yarelerime gizleme yüzlerini

Düşlerimle savaşarak gün be gün yordum seni
Hayallerimle kuşatıp ruhuma kordum seni
Dediler ki aradığın şaraba yoldaş oldu
Yanıbaşımda bekleyen Hayyam'a sordum seni

Daha mecalim kalmadı bitti bu son çağrı gel
Gel ki yokluğun tükensin tükensin bu ağrı gel
Köroğlu'dan kıratını istesen sana verir
Seni Nemrut'a beklerim her sabaha doğru gel

Aşıkların sırdaşıdır Dicle gizemli akar
Siti muradına erdi Botan seyrana çıkar
Kör olası kinli beko keyfinden dört köşedir
Mem Zin'i Zin Mem'i yakar tacdin evini yakar

Serbest geceleri giyin korkularını sıyır
Yudumla ki mest olasın şarabı sudan ayır
Çöl su ister lâl dil ister gözlerini isterem
Vermeyenin iki yüzü ben garibanı doyur

Haramiler cirit atar kaynağında bu nehrin
Dudaklarını savur ki hükmü kırılsın zehrin
Bir bakışın bir taburdur gönder ordularını
Sana mecburiyeti var yedi tepeli şehrin

Kudretinden sual olmaz can verir can alırsın
Ya ömrü saadetim ya da Azrailim olursun
Mecnun'un yerine sordum dediler Allah bilir
Ben nerede ne olurum onu da sen bilirsin

Bir yanımda yarasalar işitir ağıtları
Halepçeli bir çocuğa taşıtır ağıtları
Küllerim Ağrı'da çığdır tüterim çığlık çığlık
Sivas'ta tutuşan ateş kuşatır ağıtları

Gözlerinin beşiğinde rüyalarım sallanır
Zehri kana zerk etseler damarında ballanır
Gılgamış küçük asyanın sensiz fotoğrafıdır
Yaşar Kemal'in dilinde Anadolu dillenir

Ben dostumu hak bilirim hakkı bilir dost beni
Tanrıların sofrasına çağırır bir dest beni
Nesimî'nin derisinden sızan şarabı tattım
Damlasına dilim sürdüm bir hoş etti mest beni

Hallac olup taşlandılar hak ruhunu tadanlar
Zal'ın elinden savruldular riyakârlar nadanlar
Aşkı şehvete boğduran ummi nebi misali
Zul'm ile serdar oldular nefse biat edenler

Hakkı sırda sır olanın sor kendisi necidir
Aklı mahrum ruhu kanlı her kelâmı acıdır
Baba Üryan yana yana der ki aman uzak dur
Gönül gözü görmeyenin Allah'ı kıyıcıdır

Saçlarından dökülüyor yıldız yıldız sırmalar
Düştüğü yeri yakar da sırlarımı tırmalar
Kör karanlık bir gecede cürm-ü meşhut dediler
Gözlerinde saklanıyor beni ele vermeler

Gözlerinde gözlerinde en çılgın uçurumlar
Atmacalar yuvalanmış bıldırcınları kovalar
Kâbil Hâbil'e yapmadı senin yaptıklarını
Duy feryad-ı isyanımı duy artık havar havar

Beni sensizliğe sürme uzaklara bakamam
Girdaplarda boğulurum boğulurum çıkamam
Nice sefil ihanetin ceremesini çektim
Öldürseler gözlerimi gözlerinden çekemem

Yaslı doruklardan güler sağlarımıza kaçak
Bir tılsımlı anahtardır bağlarımızda kaçak
Tiksinirim siliklikten mıntıkama uğrama
Bize kaçaklık yakışır dağlarımıza kaçak

Gel de bülbüller kıskansın gel de güller serpilsin
Gel de ahrimanlar yansın gel de allar serpilsin
Istıraplar diyarını baykuşlara hibe et
Gel de Emekçiyi güldür gel de diller serpilsin.
Ozan emekçi

slave
17-11-2015, 22:20
Türkler 2200 yıldır yazılı tarihteler.
90 yıllık reklam arasından sonra, 2200 yılda yaratılmış değerlerin ülkede karşılığı % 50.
Son 13 yıldaki tüm seçimler, 2200 yıllık değerlerin tehdit edildiği bir ortamda yapıldı.
Yani bunları savunun % 50 'nin konsolide olduğu, birleştiği koşullar altında yapıldı.

7 Haziran'da ise hiç bir siyasi baskı yoktu, ortalık sakindi ve oylar konsolide olmadı.
Bir kısmı 90 yıllık alışkanlıklar ne ise = gönlünde ne varsa oraya gitti = MHP + HDP.
Gidenler sadece ve sadece "AKP nasılsa tek başına iktidar olacak" oylarıydı.
8 Haziran herkesi birden şaşırttı. Başta MHP'ye oy verenlerin % 22 'sini.

1 Kasım sadece ve sadece "önce ülke sonra parti" oylarının dönüşüydü:

2011 - 49,95
2015 - 49,49

Bu kadar net!

Peki diğer % 50 ?
90 yıllık ara köklü alışkanlıklar üretti: Kemik oylar =,
"Türkiye batsa, Dünya batsa gene partime veririm" oyları =,
CHP % 25 + MHP % 13 + HDP % 7 + diğer % 5

Görüldüğü gibi, maksadı anlaşılmaz HDP oyları hariç,
Ne bir gram artan bir oy var, ne bir gram azalan bir oy var.
Çünkü hareket edebilen tüm oylar zaten hareket etti, AKP'ye.
Hareket edemeyen tüm oylar da zaten hareket etmemekteler.

Öncelikle şunu belirtmek gerek, AKP diye bir parti zaten yok.
Kökeni Refah'ın oyları % 8. Bunun % 1 i şu anki Saadet.
O halde AKP'nin kendi oyu sadece % 7.
Geri kalan hepsi zaten diğer partilerin oyları.
Başka deyişle, hareket edebilen tüm oyların adı AKP.


Peki neden bütün partilerin hareket edebilir bütün oyları birleşti?
Çünkü konu parti konusu değil, siyaset, inanç vs. konusu da değil:

Dağılan imparatorluk ve yükselen Batı,
Tüm dünyada olduğu gibi Osmanlı aydınlarına bir seçim yaptırdı.
Redd-i miras = geçmişle ilgili tüm bağları koparmak, batılılaşmak.

Aradan geçen 90 yılda, Türkiye artık dağılan bir imparatorluk değil.
Ve Batı da yükselen bir uygarlık değil. Kendi sorunlarını çözemiyor,
Kendi dışındakiler için ise en büyük sorun haline gelmiş durumda.

Özetle Türkiye artık bir yol ayrımında.
Batının örtülü mandası olmaya devam etmek,
Veya kendi yoluna gitmek, kendi yoluna gidenlerle birleşmek.
Ve işte budur 2200 yıllık değerlerin bu ülkedeki % 50 karşılığı.


Yükselmek isteyen Türkiye muhalefeti, gereğin tam tersini yapıyor.
Amerikan neokonlarının Türkiye bürosu olmakta devam etmek,
Örtülü mandayı korumak ve % 50 ile asla uzlaşmamak demek.
MHP'nin milli duruşunu bundan düşersek geriye kalır % 37.
Manda olayını bilmeyen veya bilip umursamayan bu % 37'yi
Aralarında bölüşünce, muhalefete iktidar umudu yok.


Ülkenin bölge bölge kopartıldığı haber veriliyor,
Ülkenin muhalefeti olan bitenin farkında bile değil.
Çünkü örtülü manda neyi isterse onlara onu göstermekte.
Mesela yılbaşı paketlerinde alkol ve sigara olsun-olmasın?

Neokonlar kendi çıkarları için her gün politika değiştirirken,
Onların takipçisi siyasetlerin güven kazanmaları imkansız.
O yüzden muhalefet neyi denerse denesin yükselemiyor.

Oysa seçimler iktidar mı muhalefet mi seçimleri değil,
Seçimler bağımsızlık mı örtülü manda mı seçimi.

Muhalefet partileri, muhalifler önce karar vermeli:
Türkiye kendi ayaklarının üzerinde durabilir mi,
Türkiye kendi gücüne güvenebilir mi?

Bu soruyu müspet yanıtlayamadıkları sürece,
Ve müspet yanıta uyumlanamadıkları sürece,
Her seçime %50 eksik girecekler.

Çünkü ancak bu yanıtın sonrasında,
Hangi rejim, hangi siyaset, hangi parti sorusu var.

Netekim diyorsun 7 Kasım darbesini 30 yıl sonra dönemin bir yetkilisi hatıralarında yazacaktır. Bunu anlatmak için bir ileri bir geri, olmadı ara tarih içinde dolanarak kehanette bulunmaya gerek yoktu.

İlahimasal
18-11-2015, 01:41
Özkan ates ben seni adam sanardım.....deilmişsin

Ortada bir yerde sanıyordum seni.

Partici deil sanardım.particilik damarlarına işlemiş.

Bak bu alttaki ni sen yazmışsın.

Oysa seçimler iktidar mı muhalefet mi seçimleri değil,
Seçimler bağımsızlık mı örtülü manda mı seçimi.


Sen ne alçak adamsın be bize salak muamelesi yapmaya çalışıyorsun karşındakilerin hepsini akp ye oy verip cumaya giden malmı sanıyorsun eğersiz beygir.

İktidar partisi ......bağımsızlık
Geri kalanı .......mandacı haa

Halk dilinde bir söz vardır ...yalancının taaaaaa.........

Özkan lan yumuşak diken.13 yıldır senin bağımsızlık mucadelesi( imparatorluk) veren oy veripde ayakda tuttuğun bağımsızlikcılar .....kendi amaçları için ne kadar kan dökduler?

Bu kan müslüman kanı deil ,muhalif kanı sen biliyorsun o muhaliflerin kim olduğunu.

Senin ırakda,suriyede ,mısirda,libyada dokülen kanların şahsen beni enterese bile etmiyor.zaten o kanın sebebide hem direk sen ve o bağımsızlıkcı dediklerin.

Evinde çay diye müslüman kanı içen yavşaklar sizsiniz.biz o ülkelerde kan dökülmesin diye sizinlede o yavşak batılı dostlarinızlada mucadele ettik ama sizin üstün kancıklığınız ile o mucadele de sonuçsuz kaldı.

O kancık duruşunuz yüzünden anadoluda ne kadar sosyalist var hepsini %37 diye niteendiren sen ve senin gibi yavşaklar onların çocuklarını o kancık inanclarınızın kahpe yöntemleri ile öldürttünüz.

Sonrada statlarda ölü bedenlerine kadar sövdünüz..ölumlerinden sonra daha bedenlerinin ısısı bile. Gitmeden şerefsizce gaza tuttunuz.

Lan özkan mısın ne yavşaksın senin analizine sokuyum.

Geçen hamile bir kadını karnında çocuğü ile birlikde kurşunlayıp hayattan aldilar.

Sen o anda ne yapıyordun ?

Ben biliyorum 1 kasım sonuçlarını tekrar analiz ediyordun..


Ulan o kadar ahlaksızlaştınızki .ölü bedenlere bile sex yapılır fetvasinı veren yavşaklara sol çekdiniz.

Araplara pis derdim. Anadoldaki arap kırmaları daha pis çıkdı.

13 senelik
bağımsızlık mucadelene sokuyum özkan ateş olurmu. Al sana analiz.......allahını bize her türlü yitmeye çalışan yavsak

fidato
18-11-2015, 17:29
Öncelikte benim eleştirim sizin güncel siyaset ile yaptığınız çıkarıma değildir. Bu forumda güncel siyaset ile alakalı pek yorum yapmıyorum. Bunun okuyucular tarafından göz önünde tutulmasını isterim.


İlgisi yok ama aşağıdaki Jean Paul Roux metninde benim yanlış anlamam var:

Türk, Türkçe konuşandır. Bu ölçüt asla etnik değildir. Türklerin ilk kolunun belirgin bir ırkın özelliklerini taşıdığı doğrudur. Ama bu antropolojik niteleme ayırıcı özelliğini hemen kaybetmektedir. Hıristiyanlıktan hemen önceki dönemde, uzun boylu, sarışın, mavi gözlü paleo-Asyalılar ya da Türkleştirilmiş Hint-Avrupalılar olması gereken insanlardan oluşan Kırgız halkından Türk olarak söz edilir.

Jean Paul Roux dünya üzerindeki onlarca oryantalist ve türkologlardan bir tanesidir. Eserleri bilimsel çalışmalardır ve zaman içinde doğal olarak sıkı eleştirilere maruz kalmış ve yapılan arkeolojik çalışmalar ile bulunan eserler eleştirilerin haklılığını ortaya koymuştur.
Türk kültürü ve tarihi gibi çok derin bir konuda tek kaynağa bakarak yorum yapmak sizi yanıltır. Zaten gördüğüm üzere yanıltmış.

Türk Türkçe konuşandır diyerek işin içinden çıkamazsınız. Bu gün halen Türk tanımlaması hakkında birçok bilimsel öneri sunulmaktadır.
Üzerinde tamamen karar kılınan bir çalışma ise mevcut değildir.

Bu sebeple siz bu tanımı kabul etseniz bile karşınızda buna itiraz eden büyük bir kesim olacaktır.

Ayrıca genetik ve tip olarak Türk insanı işte budur denilecek bir tip yoktur. Renkli gözlü olanı da var, kahverengi gözlü olanı da var, iri gözlü olanı da var, çekik gözlü olanı da var. sarı saçlı olanı da var, siyah saçlı olanı da var.

Çıkıp bunların sarı saçlı renkli gözlüleri Hint/Avrupalıydı demek sadece komedidir. Tabi ki altında uzun yıllardır oturtulmaya çalışılan Arî ırk teorisi var. Bay Roux'unda Fransız olmasında bunun etkisini görmek çok normaldir tabi ki.

Metni, Türklerin yazılı tarihe ilk çıkışı olarak anlamışım, oysa Türklerin yazılı tarihe çıkışından hemen sonra tamamen farklı kavimlere de Türk denmekte olduğunu anlatıyor. Değerli düzeltme için teşekkür.


Bahsettiğin arkeolojik tarih.


Tekrar yazılı tarihe döndün. MÖ 400-600 yılları arası dersek, yuvarlak 2500 yıl yapıyor.


Sevgili ozkanates,

Tarih sahnesine çıkmak demek bahsi geçenle alakalı herhangi bir bulguya ulaşılan yıl demektir. Arkeoloji bunun bulunmasında rol alan bir bilim dalıdır. Yaptığı çalışma sonucunda bulgulara ulaşır. Bu bulgular konusuna göre değişik disiplinler tarafından incelenir ve yorumu yapılır. Arkeolojik tarih, yazılı tarih bu konu açısından anlamsızdır.

Türk tarihinin başlangıcı halen büyük tartışmalar içermektedir. Son yıllarda artan Orta Asya arkeolojik çalışmaları büyük eserlere ulaşmamıza sebep olmuştur. Bunlar geçmişte yazılıp çizilenleri değişerek niteliğe ulaşmaktadır. Son 50 yılda Türk Türkologların konuya yaklaşımları ciddileşmiş ve günümüzde çok önemli eserler yazmaktalar.

Tüm bu çerçevede sizin yazınızda belirttiğiniz Türkler 2200 yıldır yazılı tarihteler. sözü tam olarak yanlıştır. Yazılı tarihten kastınız yazılı eserler ise, tarih olarak en eski kaynaklara sahip Çinlilerdir. Onlar Hun denilen konfederasyonun ilk olarak kendileri ile iletişime geçtiği seneyi MÖ 318 yılında bir antlaşma dolayısı ile kayıt edilmiştir. Bu tarih bir antlaşmanın tarihidir. Dolayısı ile bir devletin antlaşma ile yanı yıl kurulmuş olması imkansızdır. Kaldı ki bahsimiz Türkler. Bu tarih genel olarak Hun tarihinin başlangıcı olarak kabul edilir.

Çinliler kaynaklarında Türk boylarının isimlerini Çince yazmışlardır. Bu sebeple transkripsiyonu tam yapılamamış ve dedikleri şekilde kabul görmüş bir çok devlet ve kağan adı bulunmaktadır. Sadece Hunlar için yazılanlar; Yen-yün, Hsien-yün, Hu-chu, Jung-ti, Kuei-fang vb. Çinlilerin daha eski tarihler hakkında yazdıklarına ve efsanelerine bakacak olursanız, sadece Hunların bile MÖ.2255 yılına kadar bir geçmişi söz konusudur.

Yine Çin kaynaklarında yazılan ilk Hun Kağanı T'ou-man dır. MÖ.221 yılında Shan-yü ünvanı ile bahsi geçmektedir.

İşte bu tarihler sanki Hun Konfederasyonunun kuruluş yılları gibi karşınıza çıktığından hata yapıyorsunuz.

Daha eski tarihlere bakacak olurcak,

MÖ.800 - Altay ve Minusink civarında atlı göçebelerin hakimiyeti

MÖ.1000 - Minusink bölgesinde "Karasuk Kültürü" görülmesi.

MÖ.2000-1000 - "Andronovo kültürü" ve Sibirya bronz devri başlaması.

MÖ.2500 - 2000 - Çin sarı ırmağının üst tarafında "Yang-shao kültürü" görülmesi.

MÖ.3000- 2500 - Güney Sibirya'da oluşan "Afanasyevo kültürü" görülmesi.

MÖ.3000 Altay bölgesinde Oğuz tipinde brakisefal beyaz bir ırkın yaşadığının tespiti.

Bir başka yaşlaşımla Saka veya iskit denilen boyun MÖ.800 yıllarında varlığı ve yayılması söz konusudur. MÖ.200 yılına kadar varlığını sürdürdüğü batı ve güney kaynaklarında mevcuttur. Üzerinde yok Türk değil idi tartışmaları her zaman bilimsel veriler eşliğinde çöpe gitmiş ve gidecektir.

Tüm bu anlattıklarımı görmezden gelip 2200 yıldır tarih sahnesindeler demek yanlıştır demek istiyorum. Bahsettiğim 5000 yıl ise işte yukarıda detaylarını verdiğim süreçtir. Bu bir çok bilim disiplini tarafından kabul görmektedir.

Ben ise bundan çok daha eski olduğu kanısındayım ve zaman içerisinde bu bilimsel kanıtları ile ortaya konacaktır.


Jean Pual Roux: Türklerin dinle ilgili her şeye karşı büyük bir merakları olmuştur. Batılılara Muhammed ve Kuran’ın ateşli yandaşları, ardılları olarak görünseler de aslında Türkler, İslamiyet’te yollarını bulmadan önce birbiri ardınca dünyanın bütün büyük evrensel dinleri kabul etmiş ve çoğu zaman bu dinleri başarılı biçimde temsil etmişlerdir. Müslüman olduktan sonra bile diğer dinsel inançlara ilgi göstermeyi sürdürmüşlerdir. Kutsal metinleri dillerine çevirtmişler, teologlara sorular sormuşlar, kolokyumlar düzenlemişler ve bunlara çeşitli dinsel inanç temsilcilerinden olabildiğince çok sayıda kimsenin katılmasına çalışmışlardır.


Bakınız Türk dediğimiz bir kültür ise içinde bir felsefeyi barındırmaktadır zaten. Bu kültür için MÖ.3000 yılına kadar geri gidebiliyor isek mevcut sami dinlerin çok öncesinde bir inanışı olması çok normaldir. Bu inanış Tengri olarak bilinmektedir. Yazılı taşlar üserinde 15.000 yıllık kazımalar konu hakkında bizlere bilge vermektedir. Bu kadar eski bir düşüncenin ve inanışın kolay bir şekilde değiştirilmeceğini düşünmek çok normaldir.

Bilinmesi gereken Türk kültürünü benimseyen çok farklı genetik özellik taşıyan boyların büyük bir çoğrafya üzerine yayılmış olmasıdır. Her boy inancı ve düşünceyi farklı pratiklere dönüştürmüşlerdir.

Zaman içerisinde bazı boylar başka dinlere geçiş yapmış olsa bile kurulan konfederasyonlar her zaman Tengri inancına sadık kalmıştır. Özellikle batıda Musevi ve Hristiyan olan Türk boyları Türklüklerini kaybettiği gibi, Anadolu ve Batı Asya'daki Türk boyları da İslamiyeti kabulü ile Türklüklerinden vazgeçmişlerdir.

Türk kültürü inanç ve düşüncesi olmadan içerisindeki Töre denen unsurları barındıramaz ve dil dahil büyük değişime uğrar. Bu sebeple Türk boylarından Din ve inanış, dolayısı ile düşünce ve yaşayış sistemini değiştirenler ortak kültüre ait olamazlar ve olamamışlardır.


Jean Pual Roux: Türklerde imparatorluk kurma eğilimi vardır. Türkler sözcüğün tam anlamıyla yeryüzünün hükümdarlarıdır. Kurdukları ve hiçbiri diğerine benzemeyen imparatorluklar iki bin yıl boyunca bazı temel özellikler taşımaktadır. Bu imparatorluklar birer halk mozaiğiydi; Türkler bu imparatorluklarda, halkları uyum içinde bir arada yaşatmaya çalışıyor, onlara güçlü bir biçimde merkezileştirilmiş bir iktidarın altında kimliklerini, dillerini, kültürlerini, dinlerini, hatta çoğunlukla önderlerini muhafaza etme hakkını da tanıyorlardı. Fetih hakkı olarak en yüksek görevler kendilerinin olduğu halde, ele geçirdikleri ülkenin insanları onlardan uygarsa, yerli halkı güven gerektiren makamlara getirmekten çekinmemişlerdir. Osmanlı İmparatorluğunda yüksek devlet görevlerinin çoğu Ermeni, Rum, Arnavut kökenliydi. Hatta Latin kökenli paralı askerlerin bile devlet hizmetine alındığı görülüyordu. Devlete yaralı olabilecek yabancıları çekiyorlardı, Hıristiyan İspanya’dan kovulan Yahudiler gibi. Hatta onların, kendilerine yararlı olacağını düşündükleri tekniklerini, kimi zaman yaşam tarzlarını, kimi zaman dinlerini, kimi zaman da dillerini almışlardır. Başlıca kaygıları ise onları örgütlemek, idare etmek, savaşa sürmek, ticaretlerini, sanayilerini geliştirmek, sanat eserleri üretmelerini sağlamak, arşivler kurmak olduğu anlaşılmaktadır. Neden genel olarak sonuçta ele geçirdikleri ülkelerin halklarının içinde eridikleri de böylece daha iyi anlaşılmaktadır.


Türkler "aile=>sülale=aşiret => boy" şeklinde yaşamışlardır. Bozkırların doğası gereği konar/göçer yaşam tarzları vardır. Yaz ve kış için iki ayrı yerleşkeleri bulunmaktadır. Nüfusları arttığında ayrılıp yeni sülale=aşiretler=>boylar kurarlardı. Buna dolma/taşma deniliyor. bu boylar ise geniş bir coğrafya üzerine yayılmıştı. Özellikle Çin ve güney bölgelerden ve dolma/taşma neticesinde yapılan göçler ile batıda karşılaşılan tehditler için güç birleştirme gerekmektedir. Bu sebeple değişik boylar diğer boyları toplayıp bir çatı altında toplamışlardır. Buna devlet diyebilirsiniz. İmparatorluk demek ise yanıltıcı olur. En uygun tabir Konfederasyondur. Hun ve Kök-Türk Konfederasyonları en başarılı olanlarıdır. İçlerinde 10 ile 40 arasında değişik boyu ve etnik unsuru bulunduran yapılardır. Özelikle kaynaklarda Batı Hun denilen devlet sadece Türk boylarını değil Cermen/Germen, Slav, Fin/Ugor gibi Avrupa ırklarını da içine almayı başarmıştı. Amaçları geniş coğrafyada kendi bildikleri şekilde yaşama istekleri idi.

Kurulan konfederasyonlar istila mantığı ile haraket etmemişlerdir. Buna yazılı kaynaklarda çok örnekler vardır. Kök-Türk döneminde Çin içlerine kadar girilmiş, Han sarayının içinde ölümü beklerken bırakıp gitmişlerdir. Atilla Bizans başkentini (İstanbul) alacak gücü varken (Bu gün ki Büyükçekmece'ye kadar gelmişken)bırakmış, Batı Roma İmparotorluğu başkenti, Papa'nın Atilla'ya bizi bağışlayın demesi ile bırakılmıştır.

Yinede devlet idaresinde Türk olmayana pek itibar edilmemiştir. Osmanlı bunu yapan az devletten birdir. Kök-Türk zamanında annesi Çinli diye kağan yapılmayan kişiler vardır. Yani o kadarda tozpembe değil.

Lakin Bay Roux Din ve Dillerini almaktan bahsederken pek bir cüretkâr. Dil konusunun örneği nedir acaba? Sanırım Osmanlı döneminden bahsetmekte?


Türklerin tarihi Osmanlı tarihi değil ama şu da var ki Türk denen kültür kendinin en güzel örneğini Anadolu topraklarında ve İslam ile, Osmanlı örneğinde verdi. Bu sebeple Osmanlı deyince, son 700 yılı anlamayız ama son 2500 yılda kurulun 120 devlet ve 11 imparatorluğun en son ve en parlak temsilini anlarız. Bütünü görmek için:

Jean Paul Roux, Türklerin Tarihi : https://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=559451&postcount=9

Bu çok büyük bir yanılgı. Tarihte bir çok devlet ve konfederasyon kurulmuştur. Osmanlı bunlardan sadece biridir. İslam ve Anadolu ise Türk tarihinde sadece bir dönemdir. Osmanlının en güzel olması neye dayanmaktadır. İslam sizin için bir güzellik olabilir ve Osmanlının İslam yaymak adına fetihler yapması size gurur verebilir. Emin olun ki, Orta, Doğu ve Kuzey Asya ile Avrupa'da bulunan Türk boyları sizinle aynı görüşte olmayacaktır.

İşin özetinde sevgili ozkanates, Türk Tarihi derken bir sınırlamada bulunmak çok yanıltıcı olabilmektedir. Hangi devlet ve konfederasyon üstündü dersen bu hangi açıdan baktığımıza göre değişir.

Verdiğiniz linkteki konuyu da okuyacağım. Gerekirse oraya da yazabilirim.

Saygıyla.

ozkanates
10-12-2015, 11:01
.
Celal Kazdağlı, zamanın ilerisinden bir adam:


Katar’da Üs Musul’da Asker... Bu bir geri dönüş hikayesidir...


PKK Diyarbakır’da Kurşunlu Camii’ni yaktı.

Neden? Müslüman bir ülkede cami neden yakılır?

Hem de tarihin yeni bir sayfası açılırken.

Önce 10 güne nelerin sığdığına bir bakalım.

1 Aralık: Mesut Barzani, Irak Kürt Yönetimi Başkanı, Suudi Arabistan’da Kral Selman tarafından karşılandı. Alışılmışın dışına çıkıldı, 20 Suud Prensi huzurunda ağırlandı...

1 Aralık: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Paris’ten Doha’ya gitti. Katar Emiri Şeyh Tamim Bin Hamad Al Thani’nin misafiri oldu...

Türkiye Katar’da bir askeri üs kurdu. ABD askeri gücünü bu ülkeden çekerken Ankara iki tabur askerini gönderdi. Yerleşme sürüyor...

Türkiye Katar ile doğalgaz anlaşması yaptı. Ankara’nın isteği karşılanacak...

3 Aralık: Başbakan Ahmet Davutoğlu Bakü’ye gitti. Azerbaycan ile TANAP’ı hızlandırma kararı alındı. Azerbaycan ordusu ile Türk ordusu iç içe...

4 Aralık: Türkiye Musul yakınında bulunan Başika kampına asker ve tank gönderdi. Eğitim kampı askeri üsse dönüştürüldü...

8 Aralık: Suriye’de savaşan muhalif gruplar Riyad’ta toplandı. Strateji belirliyorlar...

9 Aralık: Mesut Barzani Ankara’ya geldi... Her şey konuşulacak...

Davutoğlu Azerbaycan öncesi Brüksel’de AB-Türkiye zirve toplantısına katıldı. AB fasılları açmaya başladı, vizeyi 2016’nın Ekim ayında kaldıracağını açıkladı.

Bütün bunlar Türkiye’nin sınırı ihlal eden Rus uçağını 24 Kasım’da vurmasından sonra oldu.
24 Kasım Türkiye’nin dönüm tarihidir.

Türkiye 150-200 yıldır savunmadaydı. Olayları hep geriden takip eder, gelişmelere göre pozisyon belirlemeye çalışırdı.

24 Kasım’da Rus uçağının düşürülmesi Türkiye’nin dünyaya “Ben artık Pro-aktif politika izleyeceğim” kararının ilanıdır.

Rusya’yı öfkelendiren budur.

NATO’yu telaşlandırıp “Seni korumaya geliyoruz” diye yola çıkartan budur.

NATO’nun gelişi, Doğu Akdeniz’e 36 gemi yığmaları bundandır. Ankara’yı kararından caydırmak içindir.

Onlara Türkiye’nin cevabı Başika’yı üs yapmak oldu.

Katar’dan sonra Musul’un yanında kurulan Başika üssü ne anlama geliyor?

Bu bir geri dönüştür.

100 yıl önce Osmanlı’nın çıkartıldığı topraklara Ankara’nın uzattığı muhabbet bağıdır.

“Unutturduk” zannettikleri bir mirasın devralınma ameliyesidir bu iş.

Devamı gelecektir.

Reelpolitik açıdan baktığımızda olan ne?

Hem Katar’da hem Musul’da Ankara; Tahran’a “dur” demiştir.

İran, Irak-Suriye-Lübnan, üç Arap ülkesini Rusya ile birlikte yönetebileceğini sanıyordu.

Türkiye İran’ı Irak’ta sınırlamış, Suriye bağlantısını kesmiştir.

PYD’ye Irak üzerinden giden her türlü yardım Başika üssü üzerinden kesilmiştir.

PKK’nın PYD ile buluşması artık hayaldir.

Sincar-Telafar-Musul-Duhok-Erbil hattı üzerinden PKK bir kuşatma altına alınmıştır.

Türkiye DAEŞ sonrası Musul’un Erbil’in yanında Sünni bir unsur olarak kalmasını garanti altına almıştır.

Musul-Telafar-Sincar çizgisi Suriye içinde Deyra Zor-Rakka ve Halep çizgisi ile devam edecektir.

Bu ne demektir?

PKK ve PYD’nin sonu demektir.

Cemil Bayık BBC Türkçe’ye konuştu, Figen Yüksekdağ Londra’da İngiliz ile, Brüksel sonrası Selahattin Demirtaş Washington’da Amerika ile görüştü.

PKK Diyarbakır’da “Kurşunlu Camii’ni yaktı.

Sonuç?

Karşılarına “Bir Geri Dönüş Hikayesi” çıktı.

Önlerinde iki yol var:

Ya her şeyi bırakıp o hikayenin bir parçası olacaklar...

Ya da tarihe Kürt’ün ve Türk’ün haini diye geçecekler..


Celal KAZDAĞLI

aliyarasfal
10-12-2015, 11:38
Celal Kazdağlı ve sen sadece birer asalaksınız.


Demek zamanın ilerisinde bir adam. Bir akıllı bizimkiler ve o, diğer ülkeler salak, sen kısacası ABD köpeğiyiz yazsana şeref yoksunu zavallı.

Demek Musul sünni kaldı. Şu petroldende söz etsene. Talabani-barzani denen İsrail sevgilisi iki şerefsizle yapılan ortaklıkla İsraile taşınan ırak petrolünden , sırf amerikanın (israilin) çıkarları uğruna bölgeye dolduduğumuz ruh hastalarından, onlara kimler tarafından silah sağlandığından(bizim süper silah fabrikalarımız var), sevgili katarın ve suudi arabistanın hangi götüne güvenip ABDnin kendi ülkesi dışındaki en büyük askeri üslerine sahip ülkelerken böyle rahat rahat sünni kardeşlerine para aktaracak cesareti olduğundan, cümle emperyal devetler türkiyenin üstün dehasını tahmin edemeyecek kadar öngörüsüz olduğundan ve bağımsız olduğumuzdan falan söz etsene.

Ulan başlarım sizin aptal toplum mühendisliği palavralarınıza. Ülkeninde bölgeninde a.koydunuz. İnsanları öldürdünüz, yurdundan ettiniz ve tek özelliğiniz ABD köpekliği. Türkiyedeki kütlerde başlarına geleceklerden habersiz, alevilerde. Haberli olsalar kaç yazar bu saatten sonra. ABD düğmenize bastı, türkiyede konuşlandırılan ve ırağa-suriyeye sürülen ruhhastaları oralarda işleri bitince türkiyede ve başka ülkelerdede kullanılacak ve kullanılıyor(suruç-ankara- katliamları ilk örnekleri)


Hadi git başka yerlerde paylaş, görevini yerine getir maaşını haket , zekanız gerçekten düşük ama yapcak bir şey yok, elinizde islam adlı silah var, bu masalların inanırları var oldukça emperyalizme her iş kolay.

Ne yazıkki bizler din tüccarı değiliz, bu yüzden sözlerimiz itibar görmüyor, bu yüzden rahatsınız. Al o sünni musulunu .....


Bu yazı ateist forumda paylaştığın diğer yazıya cevap, sen paylaşmadan fikrimi öğrenmiş oldun, bak buda öngörü.:)

Ulan yazana kadar yapıştırmışın, :)


Devlet Bahçeli AKP dolayısı ile ne yazıkki ABd payandası. uzun uzun yazmaya bile gerek yok.

Şimdilik saygımla gittim...

aliyarasfal
10-12-2015, 11:39
.....

ozkanates
10-12-2015, 17:15
Midem bulandı lan bu kadar ikiyüzlü bir yazıyı okuyunca.

102 insanımız, küresel güçler ve çok bilinçli % 50 (yersen) yedirmiyor adamıymış.

O adamki bu coğrafyada dökülen her kanın küresel güçlerce tezgahlanmasında aktif rol oynayan, esad kadar suçlu, feto kadar suçlu, kandırıldığını iddia ettiği her suç ortağını harcayan ve ABD nin kanatları altında bop kuşatmasının yarattığı ortamda vurgubn yapan, ihya olan kişi.

Deniz Baykal, Devlet Bahçeli yemede yanında yat, hizmette kusursuzlar tıpkı APo ve PKK gibi.


Ülke türkçü-kürtçü-dinci faşizmin cirit attığı bir coğrafya ve halkmış . Ulan ancak sandıkta bir oy kadar hak ve özgürlük anlayışına sıkışmış bu insanları halk-(%50-gerisi terörist) yalanıyla, nefret aşılayarak savaşın ortasına sürüklüyor küresel güçler ve yandaş firmaları. Valla bu soytarıların adıda yazar oldu ya vay ki vay halimize.

Aptallar dahi olur halk cehalette boğulursa.

Değil % 50 % 99,99999 verse oyu gerçekler değişmiyor.

kenan evrenin anayasasınada % 95 vermişti halk oysa idamlar işkenceler baskılar had safhadaydı ve o halk sırt çevirmişti bunlara, görmezde geliyordu.


E noldu, şimdi halkın iradesini yok sayıyorsunuz bu durumda öyle mi? Niye yeni anayasa diyip yırtınıyorsunuz o halde? Bak o anayasayı kevgire çevirdiler.

Söyle bakim % 95 mi büyük, % 50 mi?

İkiside birbirinden beter milli irade yalanı.



Şimdilik saygımla gittim...


Özkan ates ben seni adam sanardım.....deilmişsin

Ortada bir yerde sanıyordum seni.

Partici deil sanardım.particilik damarlarına işlemiş.

Bak bu alttaki ni sen yazmışsın.

Oysa seçimler iktidar mı muhalefet mi seçimleri değil,
Seçimler bağımsızlık mı örtülü manda mı seçimi.


Sen ne alçak adamsın be bize salak muamelesi yapmaya çalışıyorsun karşındakilerin hepsini akp ye oy verip cumaya giden malmı sanıyorsun eğersiz beygir.

İktidar partisi ......bağımsızlık
Geri kalanı .......mandacı haa

Halk dilinde bir söz vardır ...yalancının taaaaaa.........

Özkan lan yumuşak diken.13 yıldır senin bağımsızlık mucadelesi( imparatorluk) veren oy veripde ayakda tuttuğun bağımsızlikcılar .....kendi amaçları için ne kadar kan dökduler?

Bu kan müslüman kanı deil ,muhalif kanı sen biliyorsun o muhaliflerin kim olduğunu.

Senin ırakda,suriyede ,mısirda,libyada dokülen kanların şahsen beni enterese bile etmiyor.zaten o kanın sebebide hem direk sen ve o bağımsızlıkcı dediklerin.

Evinde çay diye müslüman kanı içen yavşaklar sizsiniz.biz o ülkelerde kan dökülmesin diye sizinlede o yavşak batılı dostlarinızlada mucadele ettik ama sizin üstün kancıklığınız ile o mucadele de sonuçsuz kaldı.

O kancık duruşunuz yüzünden anadoluda ne kadar sosyalist var hepsini %37 diye niteendiren sen ve senin gibi yavşaklar onların çocuklarını o kancık inanclarınızın kahpe yöntemleri ile öldürttünüz.

Sonrada statlarda ölü bedenlerine kadar sövdünüz..ölumlerinden sonra daha bedenlerinin ısısı bile. Gitmeden şerefsizce gaza tuttunuz.

Lan özkan mısın ne yavşaksın senin analizine sokuyum.

Geçen hamile bir kadını karnında çocuğü ile birlikde kurşunlayıp hayattan aldilar.

Sen o anda ne yapıyordun ?

Ben biliyorum 1 kasım sonuçlarını tekrar analiz ediyordun..


Ulan o kadar ahlaksızlaştınızki .ölü bedenlere bile sex yapılır fetvasinı veren yavşaklara sol çekdiniz.

Araplara pis derdim. Anadoldaki arap kırmaları daha pis çıkdı.

13 senelik
bağımsızlık mucadelene sokuyum özkan ateş olurmu. Al sana analiz.......allahını bize her türlü yitmeye çalışan yavsak


Celal Kazdağlı ve sen sadece birer asalaksınız.


Demek zamanın ilerisinde bir adam. Bir akıllı bizimkiler ve o, diğer ülkeler salak, sen kısacası ABD köpeğiyiz yazsana şeref yoksunu zavallı.

Demek Musul sünni kaldı. Şu petroldende söz etsene. Talabani-barzani denen İsrail sevgilisi iki şerefsizle yapılan ortaklıkla İsraile taşınan ırak petrolünden , sırf amerikanın (israilin) çıkarları uğruna bölgeye dolduduğumuz ruh hastalarından, onlara kimler tarafından silah sağlandığından(bizim süper silah fabrikalarımız var), sevgili katarın ve suudi arabistanın hangi götüne güvenip ABDnin kendi ülkesi dışındaki en büyük askeri üslerine sahip ülkelerken böyle rahat rahat sünni kardeşlerine para aktaracak cesareti olduğundan, cümle emperyal devetler türkiyenin üstün dehasını tahmin edemeyecek kadar öngörüsüz olduğundan ve bağımsız olduğumuzdan falan söz etsene.

Ulan başlarım sizin aptal toplum mühendisliği palavralarınıza. Ülkeninde bölgeninde a.koydunuz. İnsanları öldürdünüz, yurdundan ettiniz ve tek özelliğiniz ABD köpekliği. Türkiyedeki kütlerde başlarına geleceklerden habersiz, alevilerde. Haberli olsalar kaç yazar bu saatten sonra. ABD düğmenize bastı, türkiyede konuşlandırılan ve ırağa-suriyeye sürülen ruhhastaları oralarda işleri bitince türkiyede ve başka ülkelerdede kullanılacak ve kullanılıyor(suruç-ankara- katliamları ilk örnekleri)


Hadi git başka yerlerde paylaş, görevini yerine getir maaşını haket , zekanız gerçekten düşük ama yapcak bir şey yok, elinizde islam adlı silah var, bu masalların inanırları var oldukça emperyalizme her iş kolay.

Ne yazıkki bizler din tüccarı değiliz, bu yüzden sözlerimiz itibar görmüyor, bu yüzden rahatsınız. Al o sünni musulunu .....


Bu yazı ateist forumda paylaştığın diğer yazıya cevap, sen paylaşmadan fikrimi öğrenmiş oldun, bak buda öngörü.:)

Ulan yazana kadar yapıştırmışın, :)


Devlet Bahçeli AKP dolayısı ile ne yazıkki ABd payandası. uzun uzun yazmaya bile gerek yok.

Şimdilik saygımla gittim...


Evren bir ayna, gördüğümüz kendimiz.

ozkanates
10-12-2015, 17:17
.
Sözü olan hiddete zaman ayırmaz,
O sözden hiddete zaman kalmaz.

İlahimasal
10-12-2015, 17:27
Ozkan lafın yok başkasının lafını buraya taşıyıp fitne ,fucurluk yapıp tahrik ediyorsun.
Korkak birisin
Burada ne istedigini başkalarının üzerinden anlatmaya çalışan yumuşak dikensin.

Ne istiyorsan onu söyle.

Dolaylı yollardan katilleri savunuyorsun.

upuaut
10-12-2015, 17:36
Celal Kazdağlı ve sen sadece birer asalaksınız.


Demek zamanın ilerisinde bir adam. Bir akıllı bizimkiler ve o, diğer ülkeler salak, sen kısacası ABD köpeğiyiz yazsana şeref yoksunu zavallı.

Demek Musul sünni kaldı. Şu petroldende söz etsene. Talabani-barzani denen İsrail sevgilisi iki şerefsizle yapılan ortaklıkla İsraile taşınan ırak petrolünden , sırf amerikanın (israilin) çıkarları uğruna bölgeye dolduduğumuz ruh hastalarından, onlara kimler tarafından silah sağlandığından(bizim süper silah fabrikalarımız var), sevgili katarın ve suudi arabistanın hangi götüne güvenip ABDnin kendi ülkesi dışındaki en büyük askeri üslerine sahip ülkelerken böyle rahat rahat sünni kardeşlerine para aktaracak cesareti olduğundan, cümle emperyal devetler türkiyenin üstün dehasını tahmin edemeyecek kadar öngörüsüz olduğundan ve bağımsız olduğumuzdan falan söz etsene.

Ulan başlarım sizin aptal toplum mühendisliği palavralarınıza. Ülkeninde bölgeninde a.koydunuz. İnsanları öldürdünüz, yurdundan ettiniz ve tek özelliğiniz ABD köpekliği. Türkiyedeki kütlerde başlarına geleceklerden habersiz, alevilerde. Haberli olsalar kaç yazar bu saatten sonra. ABD düğmenize bastı, türkiyede konuşlandırılan ve ırağa-suriyeye sürülen ruhhastaları oralarda işleri bitince türkiyede ve başka ülkelerdede kullanılacak ve kullanılıyor(suruç-ankara- katliamları ilk örnekleri)


Hadi git başka yerlerde paylaş, görevini yerine getir maaşını haket , zekanız gerçekten düşük ama yapcak bir şey yok, elinizde islam adlı silah var, bu masalların inanırları var oldukça emperyalizme her iş kolay.

Ne yazıkki bizler din tüccarı değiliz, bu yüzden sözlerimiz itibar görmüyor, bu yüzden rahatsınız. Al o sünni musulunu .....


Bu yazı ateist forumda paylaştığın diğer yazıya cevap, sen paylaşmadan fikrimi öğrenmiş oldun, bak buda öngörü.:)

Ulan yazana kadar yapıştırmışın, :)


Devlet Bahçeli AKP dolayısı ile ne yazık ki ABd payandası. uzun uzun yazmaya bile gerek yok.

Şimdilik saygımla gittim...

Buyur!

http://odatv.com/images/2015_12/2015_12_10/o-teklif-kabul-edilseydi-suriye-krali-hasan-cemal-olacakti-1012151200_m2.jpg (http://odatv.com/o-teklif-kabul-edilseydi-suriye-krali-hasan-cemal-olacakti-1012151200.html)
"Bu toprakların dincisi 200 yıldır emperyalizmin emrinde!"

Biz de kalkmış bu topraklarda hala İslamiyet'ten ve geleceğinden söz ediyoruz. Yani 200 yıllık bu ihanetle yol almanız imkansız.

Bana göre, gelecekte İslamiyet ve diğer tüm dinlerin yerini aşağıdaki haberdeki gibi ritüeller alacak:

http://odatv.com/images/2015_12/2015_12_10/stalin-mesut-telefonla-gomuldu-1012151200_l2.jpg (http://odatv.com/stalin-mesut-telefonla-gomuldu-1012151200.html)
77 yaşındaki Mesut Yasa, vasiyeti üzerine elbiseleri ve elinde cep telefonuyla toprağa verildi.

Takdir ettim!

aliyarasfal
10-12-2015, 17:36
Özkan denen tip demişki evren bir ayna yansıması biz.

Evet baktığın ayna hırsız-katil-yalancılık vesaire ki aynen yansımış sana.

Sen evren değilsin, savundukların da değil ve iğrenç, halada iğrençsin, sana bakınca bunları görüyorum, evrene bakınca iyiki sen ve zihniyetin yok bu yüzden güzeliz işte yansımamız bu :)

Şimdi anladın mı aramızdaki farkı?

Sizin tüm yansımanız ABD kapı köpekliği, napalım evreniniz onlar :)

Bu arada siz İsrailin şeyi ile girin gerdeğe pardon desteğiyle girin bölgeye, gerçi siz masabaşı işi yapıyonuz oraya girp ölenler umrunuzda olmaz değilmi?Ölen öldüren gram umrunuzdaysa bende ateist değilim . Davul ve uzaklık ve ses meselesi. Acı sizin değil, kan sizin değil bakın çıkarınıza rantınıza.