PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kitap Okurken Çabucak Sıkılıyorum


world
20-01-2016, 03:06
Bilgisayar başında makale okurken ilgilendiğim bir konuda özellikle hele de doyurucu bilgiler varsa zevkle okuyorum. Konulrı okurken müthiş şeyler okumuş oluyorum ve sürüyle belgesel,tartışma programı,konferans,film izledim.İzlediğim tartışmaların çoğu da akademik düzeyde.

Yazılar da yazıyorum bazen kendimce özellikle Yahudi ve Hristiyanlık ve İslam ile ilişkisi ile ilgili ama...

Gelin görün ki çok sevdiğim bir konuda yazılmış kitap bile olsa 10 sayfadan sonra uykum geliyor.Okumak istiyorum alışıcaksın diyorum ama olmuyor. Hevesle oturuyorum en fazla 60 sayfa okumuşluğum var oysa ben de kitap okuyanlara özeniyorum neden makale okurken sorun olmuyor bilgisayar başında da kitap okurken böyle oluyor anlamıyorum.Bilmeyi öğrenmeyti çok seviyorum ama kitabı elime alır almaz uyku basıyor .

Bunun bir çözümü var mıdır?

Şüpheci Dinsiz
20-01-2016, 03:22
Sevgili world,

Gözlük kullanıyor musunuz?
Evet ise göz kusurunuz ilerlemiş olabilir.
Hayır ise gözlük kullanma zamanınız gelmiş olabilir.

Sevgiler

world
20-01-2016, 03:27
Sevgili world,

Gözlük kullanıyor musunuz?
Evet ise göz kusurunuz ilerlemiş olabilir.
Hayır ise gözlük kullanma zamanınız gelmiş olabilir.

Sevgiler

Görmekte bir sıkıntım yok hocam Uykum geliyor okurken sıkılıyorum .

spartacus
20-01-2016, 05:26
Bilgisayar başında makale okurken ilgilendiğim bir konuda özellikle hele de doyurucu bilgiler varsa zevkle okuyorum. Konulrı okurken müthiş şeyler okumuş oluyorum ve sürüyle belgesel,tartışma programı,konferans,film izledim.İzlediğim tartışmaların çoğu da akademik düzeyde.

Yazılar da yazıyorum bazen kendimce özellikle Yahudi ve Hristiyanlık ve İslam ile ilişkisi ile ilgili ama...

Gelin görün ki çok sevdiğim bir konuda yazılmış kitap bile olsa 10 sayfadan sonra uykum geliyor.Okumak istiyorum alışıcaksın diyorum ama olmuyor. Hevesle oturuyorum en fazla 60 sayfa okumuşluğum var oysa ben de kitap okuyanlara özeniyorum neden makale okurken sorun olmuyor bilgisayar başında da kitap okurken böyle oluyor anlamıyorum.Bilmeyi öğrenmeyti çok seviyorum ama kitabı elime alır almaz uyku basıyor .

Bunun bir çözümü var mıdır?
Uyuyun... Zamanla değişebilir.
PC ekranından kaynaklı alışkanlıklar etkili olabilir, zira PC başından uzaklaştığımda bende de arada bir oluyor(uykum gelmiş algısı)... belkide, PC başında bulamadığın rahatlığı, kitap okurken buluyorsundur hem fiziken hem de psikolojik olarak...

Uyku gelince uyu(bazen yazı yazarken bir kaç satırı kalıyor, lakin feci uyuma isteği var, başka hiç bir şey düşünmeden cart diye PC yi kapatıp uyuyorum) :)

world
20-01-2016, 05:40
Uyuyun... Zamanla değişebilir.
PC ekranından kaynaklı alışkanlıklar etkili olabilir, zira PC başından uzaklaştığımda bende de arada bir oluyor(uykum gelmiş algısı)... belkide, PC başında bulamadığın rahatlığı, kitap okurken buluyorsundur hem fiziken hem de psikolojik olarak...

Uyku gelince uyu(bazen yazı yazarken bir kaç satırı kalıyor, lakin feci uyuma isteği var, başka hiç bir şey düşünmeden cart diye PC yi kapatıp uyuyorum) :)

Sağolun iyi fikir.Birm de bazen okuduğum her şeyi unutmuşum gibi oluyorum aslında orda ama.

pianola
20-01-2016, 06:43
Bunun bir çözümü var mıdır?

Sayin world, pc basinda makale okuyorsunuz ama kitap okuyamiyorsunuz; bu durumda uzun metinleri mi okuyamiyorsunuz, yoksa sayfalari mi? Uzun metinleri ise, Supheci Dinsiz'in belirttigi gibi gorsel bir problem olabilir, sorun sahifeler ise durum daha cok psikolojik gibi, belki bir sure e-reader kullanmaniz bir cozum sunabilir..

Kurdistannn
20-01-2016, 17:13
Tek bir kitaba yönelme. Ben de 10-15 sayfadan fazla okumuyorum tek seferde. Uykum gelmiyor ama sıkılıyorum.

Ben lise yıllarında şöyle bir yöntem geliştirmiştim.Mesela elimde okuyacağım 3 kitap var diyelim. Felsefe, Genetik ve Fizik üzerine. 10 sayfa ondan , dinlendikten ya da bir şeyler yiyip içtikten sonra 10 -15 sayfa diğerinden belli bir zaman sonra 10-15 sayfa diğerinden...

Böylece keyifli oluyor ve sıkılmıyorum. Hem de bana göre en güzel öğrenme yöntemi budur. Zamanında üniversite sınavlarına hazırlanırken de bu yöntemi uygulamıştım. Günde 100 matematik sorusu çözeceğime, 20 Fizik, 20 Biyoloji, 20 Matematik vs.. çözerdim. Bu yöntemi günümüzdeki gençlere de hep tavsiye ederim. Hem verimlidir, hem de sıkılmazsın.

Bu yüzden ilgi alanlarınla ilgili elinde okuman gereken kitap sayısını çeşitlendir. Örneğin Tarih, Din ve Sosyoloji ile ilgili 3 farklı alandan kitap aldın. Her kitaptan 10-15 sayfa okuman yeterlidir.
Bir seferde oturup 100 sayfa okuyanların çok da verim aldıklarını sanmıyorum. Yani, kısa kısa aralıklarla az az çalışıp , yeni öğrenilen şeylerin de altı çizilip bunlar tekrar edilirse, daha iyi öğrenme yöntemi olur. Bilgiler çok daha kalıcı olur.

Birileri bir oturuşta 100 sayfa okuyor diye aynı yöntemi izlemek zorunda değiliz.

Kurdistannn
20-01-2016, 17:14
............................

world
20-01-2016, 17:19
Tek bir kitaba yönelme. Ben de 10-15 sayfadan fazla okumuyorum tek seferde. Uykum gelmiyor ama sıkılıyorum.

Ben lise yıllarında şöyle bir yöntem geliştirmiştim.Mesela elimde okuyacağım 3 kitap var diyelim. Felsefe, Genetik ve Fizik üzerine. 10 sayfa ondan , dinlendikten ya da bir şeyler yiyip içtikten sonra 10 -15 sayfa diğerinden belli bir zaman sonra 10-15 sayfa diğerinden...

Böylece keyifli oluyor ve sıkılmıyorum. Hem de bana göre en güzel öğrenme yöntemi budur. Zamanında üniversite sınavlarına hazırlanırken de bu yöntemi uygulamıştım. Günde 100 matematik sorusu çözeceğime, 20 Fizik, 20 Biyoloji, 20 Matematik vs.. çözerdim. Bu yöntemi günümüzdeki gençlere de hep tavsiye ederim. Hem verimlidir, hem de sıkılmazsın.

Bu yüzden ilgi alanlarınla ilgili elinde okuman gereken kitap sayısını çeşitlendir. Örneğin Tarih, Din ve Sosyoloji ile ilgili 3 farklı alandan kitap aldın. Her kitaptan 10-15 sayfa okuman yeterlidir.
Bir seferde oturup 100 sayfa okuyanların çok da verim aldıklarını sanmıyorum. Yani, kısa kısa aralıklarla az az çalışıp , yeni öğrenilen şeylerin de altı çizilip bunlar tekrar edilirse, daha iyi öğrenme yöntemi olur. Bilgiler çok daha kalıcı olur.

Birileri bir oturuşta 100 sayfa okuyor diye aynı yöntemi izlemek zorunda değiliz.

Kitap okumadan çok izlediğim tonla belgesel beni kitap okuyan birçok arkadaştan bilgili yaptı ağzı açık kalıyor çoğunun nerden biliyorsun bunları diye çok kitap okumuşsun belli diyorlar ben de hayır diyorum :)

Şu an pdf olarak Thomas Kuhn'un Bilimsel Devrimlerin Yapısı'nı okuyorum , kitap olarak da Kutsal Kitap'ın Levililer bölümünün ortasındayım. Oku oku bitmiyor 1300 sayfa civarı Allah'tan kuşe kağıda da yormuyor :)

Nana Buluku
20-01-2016, 18:05
Şu an pdf olarak Thomas Kuhn'un Bilimsel Devrimlerin Yapısı'nı okuyorum

Kuhn'dan sonra farklı görüşü savunanları da okumanız yaralı olur. Kuhn bilimin devrimlerle ilerlediğini savunur. Ancak bu şekilde olmadığını düşünenlerde var.

world
20-01-2016, 18:17
Kuhn'dan sonra farklı görüşü savunanları da okumanız yaralı olur. Kuhn bilimin devrimlerle ilerlediğini savunur. Ancak bu şekilde olmadığını düşünenlerde var.

Popper,Feyarabend'i falan da okuyacağım.

Aleph
20-01-2016, 20:12
https://s-media-cache-ak0.pinimg.com/736x/ed/b9/26/edb926d7e77864d2b2ed26378c0b7ce0.jpg

world
20-01-2016, 20:45
https://s-media-cache-ak0.pinimg.com/736x/ed/b9/26/edb926d7e77864d2b2ed26378c0b7ce0.jpg

Thomas Kuhn-Bilimsel Devrimlerin Yapısı: 33 sayfa önsöz

24. sayfada bıraktım pdf idi.

spartacus
20-01-2016, 21:07
Thomas Kuhn-Bilimsel Devrimlerin Yapısı: 33 sayfa önsöz

24. sayfada bıraktım pdf idi.
Yerinde bir seçim, tabi dili ağır ve daha en başta paradigmayı çözmek vs...

Popper konusunda ise -kişisel kanaatim- okumasaydım pek bir şey kaybetmezmişim, ama okudum dön baba dönelim hadi bize gidelim, döndüm durdum.
Sebebi, gerçekten dayanaktan yoksun, yöntemsizliklerinden, misal yanlışlama konusunu minvalinden çıkarttığı için(ciddi düzeyde ahmakça bir tutum, o ahmaklığa nasıl düşebildi hayret ettim)...

Oysa o mesele bir teoronin, bir iddianın kendisinin (yani burada içerik değil önemsenen teorinin biçimi, yapısı!) bilimsel olup, olmaması, bilimsel çerçevede sunulup sunulmaması idi, biraz sözdebilimciler, biraz kıt Popperciler, birazda kendi gayretiyle, bilimsel teori yanlışlanmış teoridir noktasına varıldı, oysa bu yanlışlama konusunun çerçevesi teorinin kendisi değil sunumuyla! ilgiliydi, yani sunum üzerine bir meseleydi... Olgu yanlışlanamaz söylemiş olayım...

Teori zaten pratikle sınanmışlıktır(doğrula, test et, eksik yerleri ayıkla, yanlışlanabilir sun(işte Popper'ın yerinde katkısı!), mutlak sunum yöntemi kullanma, yanlışlanabilir ifade et. Kısaca kapıları kapatma, teorini herkesin gözlemine açık tut(!). Yani mesele neyin teori olup olmadığı meselesi değil ki, orada, Popper katkısı nasıl sunulduğu. teori pratikçe yanlışlanmış demek olabilir mi(buda sözdebilimcilerin, sahtebilimcilerin ahmak ıslatan olarak kullanış biçimleri)? bu konuda Kuhn daha başarılı diye düşünüyorum ve aslında okumalıyız, zira bilim devrimlerle ilerler, evrende niteliklerde öyle belirlenir, aniden bürünür(gerçekte ise evet nicel birikimler bir noktadan sonra(eşik, kelebek etkisi) aniden nitele dönüşür, bu işte devrim anıdır), paradigma budur -> bakınız Ortaçağ ve Galileo, yakın çağ ve Newton, yani ne oluyor, nicel bir birikim yaşanıyor-bilimsel veri birikimi- ve devrimle niteliğe eriyor, o ana kadar eskiyi bir çok boyutta yıkan teori henüz yok demektir ve mantıken de karşı-devrimle gelişecektir, paradigma. bilimin derdi Newton'u yanlışlamak olmadı ki, böyle bir dert, amaç güdülemez, aksine öngörü ve teorisini sınamakla ilerledi, daha doğrusu Newton o zeminde kimin umurunda, o nereye baktı gözledi ise bugün daha ileri olanaklarla onlar gözlendi, burada önemli olan Hz. Newton ya da nasıl sunduğu değil ki, neye baktığı, neye dair ve neye dayandığı... Yanlışlamak diye bir dert psikolojik-siyasi bir sorun olur -ki bunu da net ortamının kirinde de görebileceğiniz gibi ağırlıklı olarak inancın ideolojik zeminde şartlanmaya dönüştürülmüş saplantısı temelinde, hayli sayıda psikolojik olarak ya da maddi gelir-cehaleti sömürmek-, sükse(ün!) sorunuyla muzdaripler(sözdebilimciler, sahtebilimciler) kullanıyor :)

Nana Buluku
20-01-2016, 21:15
tabi dili ağır ve daha en başta paradigmayı çözmek vs...


Ne kadar doğru bilmiyorum ancak Kuhn'un paradigma kelimesini 20 farklı anlamda kullandığı söyleniyor.

world
20-01-2016, 21:46
Yerinde bir seçim, tabi dili ağır ve daha en başta paradigmayı çözmek vs...

Popper konusunda ise -kişisel kanaatim- okumasaydım pek bir şey kaybetmezmişim, ama okudum dön baba dönelim hadi bize gidelim, döndüm durdum.
Sebebi, gerçekten dayanaktan yoksun, yöntemsizliklerinden, misal yanlışlama konusunu minvalinden çıkarttığı için(ciddi düzeyde ahmakça bir tutum, o ahmaklığa nasıl düşebildi hayret ettim)...

Oysa o mesele bir teoronin, bir iddianın kendisinin (yani burada içerik değil önemsenen teorinin biçimi, yapısı!) bilimsel olup, olmaması, bilimsel çerçevede sunulup sunulmaması idi, biraz sözdebilimciler, biraz kıt Popperciler, birazda kendi gayretiyle, bilimsel teori yanlışlanmış teoridir noktasına varıldı, oysa bu yanlışlama konusunun çerçevesi teorinin kendisi değil sunumuyla! ilgiliydi, yani sunum üzerine bir meseleydi... Olgu yanlışlanamaz söylemiş olayım...

Teori zaten pratikle sınanmışlıktır(doğrula, test et, eksik yerleri ayıkla, yanlışlanabilir sun(işte Popper'ın yerinde katkısı!), mutlak sunum yöntemi kullanma, yanlışlanabilir ifade et. Kısaca kapıları kapatma, teorini herkesin gözlemine açık tut(!). Yani mesele neyin teori olup olmadığı meselesi değil ki, orada, Popper katkısı nasıl sunulduğu. teori pratikçe yanlışlanmış demek olabilir mi(buda sözdebilimcilerin, sahtebilimcilerin ahmak ıslatan olarak kullanış biçimleri)? bu konuda Kuhn daha başarılı diye düşünüyorum ve aslında okumalıyız, zira bilim devrimlerle ilerler, evrende niteliklerde öyle belirlenir, aniden bürünür(gerçekte ise evet nicel birikimler bir noktadan sonra(eşik, kelebek etkisi) aniden nitele dönüşür, bu işte devrim anıdır), paradigma budur -> bakınız Ortaçağ ve Galileo, yakın çağ ve Newton, yani ne oluyor, nicel bir birikim yaşanıyor-bilimsel veri birikimi- ve devrimle niteliğe eriyor, o ana kadar eskiyi bir çok boyutta yıkan teori henüz yok demektir ve mantıken de karşı-devrimle gelişecektir, paradigma. bilimin derdi Newton'u yanlışlamak olmadı ki, böyle bir dert, amaç güdülemez, aksine öngörü ve teorisini sınamakla ilerledi, daha doğrusu Newton o zeminde kimin umurunda, o nereye baktı gözledi ise bugün daha ileri olanaklarla onlar gözlendi, burada önemli olan Hz. Newton ya da nasıl sunduğu değil ki, neye baktığı, neye dair ve neye dayandığı... Yanlışlamak diye bir dert psikolojik-siyasi bir sorun olur -ki bunu da net ortamının kirinde de görebileceğiniz gibi ağırlıklı olarak inancın ideolojik zeminde şartlanmaya dönüştürülmüş saplantısı temelinde, hayli sayıda psikolojik olarak ya da maddi gelir-cehaleti sömürmek-, sükse(ün!) sorunuyla muzdaripler(sözdebilimciler, sahtebilimciler) kullanıyor :)

Ben devrimden çok ilerlemecilikten yanayım.Newton mekaniği doğruydu ama eksikti Einstein onu daha da ilerletti tamamen yıkmadı.

spartacus
20-01-2016, 22:14
Ben devrimden çok ilerlemecilikten yanayım.Newton mekaniği doğruydu ama eksikti Einstein onu daha da ilerletti tamamen yıkmadı.
Newton'u yıkmadı, Newton'un gözleminden çıkan sonuçlara dayalı kaideleri yıktı. İlerlemek ancak yıkıntılar varsa, geride kalmış, bırakılmış, artık kullanım dışılık varsa mümkündür, çünkü ilerlemenin, neye, kime göresinde, neyeliğin kıstası yıkık olandır, yeniliğin kıstası nedir peki? eskidir.

Devrim yıkmak değil, devrim malumun ilanıdır-ortaya çıkışıdır-, yıkma işini doğa-hayat-koşullar doğurur(bilimsel veri birikimide burada doğadır!), siz yapamazsınız. Kimse devrim yapamaz, devrim yapılmak eylemi-fiili taşımaz, ilk homoyla, son homo son homo şahsında devrimdir, ama bu bir yapım değildir, bu bir süreçtir, bu süreçle değişimin, malumun ilanıdır. Yıkmak filan değildir ve dahi evrimler de devrimlerle ilerler ya da tersi, hangsini öne koyarsak, bize kalmış.. devrim bir yıkmak işide değildir, özünde embriyon düzeyde-zeminde iken doğumdur(filizdir), sonra yeni doğan şekillenmeye başlar, yine kendini ortaya çıkartan koşullarla, büyür, serpilir, gelişir, işte bu süreçte kurulum dönemidir, o dönem tamamlanmadıkça devrimde tamamlanmış olmaz. devrimi ortaya çıkartan koşullar ne ise şekillendirecek olanda odur, o nedenle de ilk çıkış ile son nokta arasında uyum sorunu yaşanmaz burada ise mesele teori ise,teorik uyumda olmak zorundadır!.

Devrim kelimesinin ötelenmesinin sebebi 12 Eylülde bu kelimenin hem yasaklanması hem de çarpıtılması ve bazılarınında çıkarsal kaygıları çerçevede yorumlanmasından kaynaklı, çünkü statüko değişimi istemez, bu ölüm demektir, ama doğada statükoyu tanımaz bu da bilimdir, ya değişir uyum sağlarsın ya da direncinle bir süre daha ahkam keser, ama sonuçta elenirsin, ölürsün!. Zaten biz Evrim kelimesini de sevmeyiz... Dilerseniz araştırın 12 Eylülde EVREN kelimesi bile yasaklanmıştır, bize devrim lazım, işte paradigma budur. Evrim sürecidir, devrim ise ortaya çıkışı ne yapalım şimdi, devrim kelimesini sevmiyoruz diye evrimi mi boğalım? zaten tamda şimdi, dünyada bu yapılmıyor mu?(anti bilimcilik, anti bilimsel duruş, stotüko inadı) Kuhn bu konuda, bu nedenler de önemli, bu zihniyetimiz(dünyanın) değişirse, işte bu devrim olacak. çünkü değişim nicel(evrim-süreç) değil, artık niteliğe bürünmüştür(devrim). Bilimin ilerleyişide bu nedenle doğa ve nitelikler gibidir. Su aniden kaynama moduna geçer, buna devrim sevmiyorum diye mani olamayız, fikirlerde öyledir, birikimle değişir, bilgide öyle ilerler, birikimle, evrimde öyledir ve bir noktaya gelir ki karar anını oluşturacak kadar done elde edilmiştir, artık eski ya da yanlış olan kaideler terkedilir, güncellenir(eski parçalar sökülüp atılır, yenisi konur bu da işin yedek parça tarafıdır ve yeni yedek parça, devrime göredir). Bir inançlı 10 yıl kuşkuda kalır, ama bu arada da birikim artar ve 10 yılın sonunda 1 günde karar verir, işte o karar anı niteliğe yansır buda devrimdir, artık hiç bir şeyi eskisi gibi düşünmeyecek, çünkü terketmiştir..

Aslında bilimin açısı, objektiftir, duygusallık, subjektiflik, bana görelik, işime geldi, gelmedilik içermez, malumun ilanı(devrim) olmalı.

Natan
21-02-2016, 18:23
Ben pc'den okuyamiyorum. Kendimi veremiyorum ve zevk alamiyorum. Illaki elime alip sayfalari ceviricem, arada koklayacagim da :) Bende sikilma pek olmuyor da bu aralar uyku problemi yasiyorum. Ornegin simdi bunu denemek amaciyla kronometre acip okumaya koyuldum. Tam 40 dk sonra uyku bastirdi. Gidip bir bardak su icmek yada elini yikamak uykuyu dagitiyor. Uyku icin bunu deneyebilirsin.

Sikilma konusunda ise, herkes zaman zaman sikilir. Alirsin kitabi buyuk bir zevkle baslarsin okumaya. Sayfalari cevirdikce beklentini karsilamadigini fark edersin. O baslangictaki ilgini kaybetmeye baslarsin. Bu benim de sik sik basima geliyor. Belki de okudugumuz kitabin ilgi alanimizin disinda oldugu yada sayfa ve yazi sekli, kullanilan dilin akiciligi, bolca terim ve deyim kullanilmasi, vs. Vs. Seyler kitaptan sikilmamiza neden olauyor olabilir. Bazi kitaplari bir okuyusta bitirebiliyorum. 250 sayfadan fazla degilse tabii.

Dedigim gibi benim taktik ise yariyor. Uykun gelirse yerinden kalk bir bardak su ic ve ellerini yika ( sicak suyla degil) yada uyu..sikilirsan siktir et kitabi firlat gitsin.. ilgi alanina giren ve bitmemesini istedigin kitaplar okuyabilirsin. Oyle daha iyi olur. Burada cok okumak degil derdimiz. Cunku okunacak cok sey var.

Oyle siktiriboktan seyler var ki zamanimizi calan. Birincisi secici olunmali. Ikincisi okunulan kitap hakkinda dusunulmeli.

Benim suan uykum geldi, bir siteye gireyim dedim. Uykum dagildi. Demek devam edebilirim. :) herkese iyi okumalar.

Corpse Bride
27-11-2016, 23:47
https://pbs.twimg.com/media/CWXNT5tVEAAMZDr.jpg:large

Felâsife
28-11-2016, 16:33
Kafa dolu ise kitap okumak hiç sarmaz. :)

Bu tıpkı pazara dolu çantalarla gidip, hiç bir şey alamadan geri dönmek gibi olur, hasılı pazara boş çantalarla gidilir, dolular ile gidilirse, bir şey almakta mümkün olmaz.
Bu pazar benzetmesini bir kitapta görmüştüm, yıllar sonra bende o duruma düştüm, elime kitap alıp okumak mümkün olmadı.
Cilt cilt kitapları su gibi okumak, hiç problem değildi, hatta ansiklopedileri bile aşk ile okuyan ben, şimdi çok çok özel bir kitap olmasa, okumam, okuyamam.

Ama nette .pdf filan okumak çok sorun değil, kim bilir belkide kısa olması filan etkiliyordur.

bilgivehis
28-11-2016, 19:27
Kitap okumaktan her zaman büyük keyif alıyorum. Bunun nedenini kendime göre düşündüm, kitap okuma zevki bende neden hiç azalmıyor, çıkardığım sonuç şöyle oldu:

-Kitabı asla okumak için okumam, anlamak için okurum ve her kelimesini dahi tahlil masama yatırırım...

-Kötü olduğunu bildiğim kitabı da iyi olduğunu bildiğim kitabı da okurum ve her ikisine de aynı özeni gösteririm (iyi kitap, kötü kitap anlayışı biraz tartışmalıdır)...

-Kitabı yazanın ideolojisi ne olursa olsun o kitaba bir emek verilmiştir, ideolojisine saygı duymasam dahi verilen emege saygı duyarak okurum, bu beni okumamda olası sıkıntıdan uzak tutmada yardımcı olur...

-Kitabı okurken hem yazarın hayal dünyasını hem de kitabın konusunun içine dalarım, böylece farklı mecralardan kurtularak hem iyi anlamamı sağlar hem de okumaya akıcılık kazandırır...

-Hangi kitap olursa olsun hep eleştirel gözle okurum, bu durum konuyu tahlil etmemde bana kolaylık sağlar...

-Kitabı her zaman değil, onu anlayabileceğim zamanlar okurum, aksi halde boş okumaktan öteye gitmez...

Kitap okuma şeklim belki arkadaşlara bir fikir verir...