PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Şeriat: Şu andan sonra ne yapılabilir?


Barlas
22-01-2016, 20:56
Veli Der: Kız öğrencilerin liseden kopuşu rekor düzeyde

Veli Der’in 2015-2016 yarıyıl sonu için hazırladığı raporda lise döneminde kız öğrencilerinin okulu terk etme oranlarının rekora ulaştığı belirtildi.

Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) 2015-2016 eğitim raporunda eğitimde kopuşun hızlandığına dikkat çekti.

İşte raporda öne çıkan vurgular:

*2014-2015 verilerine göre ülkemizde çocukların sadece yüzde 30’u okul öncesi eğitim alabilmektedir.

*Avrupa Birliği 2012 verilerine göre özellikle lise döneminde ülkemizde kız öğrencilerin eğitimi terk etme oranı yüzde 36 ile rekor sayılara ulaştı. Kopuş ise devam ediyor.

*4+4+4 eğitim sistemi ile liselere devam eden 4 öğrenciden 1’i açık liseye devam etmektedir.

*Okula gitmeyen çocuklar haftada ortalama 54 saat çalıştırılıyor. Çalıştırılan 3 çocuktan 1’i çalıştırıldığı yerde yemek yiyememekte ve yarısı 400 TL’nin altında ücretle, sağlık ve sosyal güvenceden yoksun olarak çalıştırılıyor.

*1994-1999’da 128.000 olan ‘çocuk işçi’ sayısı 2014’te 893.000’e ulaşmıştır. Bu veriler sadece ulaşılabilen verilerdir.

* 2013’te 59 çocuk, 2014’te 54 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiştir.

* Okula başlama yaşı 60 aya düşürmesi nedeniyle, 9 yaştan itibaren kız çocuklarının başı ve bedenleri yasa ile de düzenlenerek kapatılmaya başlanmıştır. Hatta basında yer alan haberlerde okul öncesi ve ilkokulda da çocukların başlarının ve bedenlerinin kapatılmasını durumları yaşanmaktadır

* Özellikle imam hatip okullarında çocuklar cinsiyetlerine göre sınıflara hatta okullara ayrılmaktadır. Bilimsel eğitimin en önemli aşamalarından olan karma eğitim ilkesi yok edilmeye çalışılmaktadır.

*Özellikle okul idareleri ve din öğretmenleri tarafından kız çocuklarına nasıl giyinecekleri ve nasıl davranacakları konusunda baskı uygulanmaktadır. Bu durum çocukların fiziksel ve psikolojik gelişimlerini- kendileriyle barışık olarak tamamlamalarını engellemektedir.

Laik ve bilimsel eğitim istiyoruz

*Okulların önemli bir bölümü yada tamamı imam hatibe dönüştürüldü. Ayrıca dönüştürülmeyen ortaokul-liselerin içine imam hatip sınıfları açıldı. İstanbul Pendik ilçesinde şu anda genel eğitim veren ortaokul kalmamıştır.

*Okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve liselerde etkinlik sınıfları veya fen labaratuvarları kapatılarak mescitler açılmıştır.

*Okullarda tatil dönemlerinde İHH, Kimse Yok Mu Derneği, Yardımeli Derneği gibi onlarca derneğin yaz kursları adı altında ideolojik/siyasal çalışmalar yapmasının önü açılmıştır.

*Çocukların hafızlık eğitimi alabilmesi için okuldan 1 yıl ayrılabilmesine ilişkin yasa çıkarılmış ve uygulanmaya başlamıştır.

*Okul öncesi eğitimin zorunlu ve ücretsiz olması talebimize yıllardır Milli Eğitim Bakanlığı sessiz kalmıştır. Ancak Diyanet İşleri Bakanlığı’nın okul öncesi dini kreş uygulaması teşvik edilmiştir. Okul öncesi yaş grubunun soyut bilgiyi kavrayamayacağı bir dönemde din eğitimi alması çocuklarımızın özellikle psikolojilerini, gelişimlerini olumsuz etkilemektedir.

*İlkokul 2. sınıftan itibaren Arapça dersleri getirilmiştir.

*Sosyal devletten en büyük beklentilerimizden olan öğrenci yurtları talebi dikkate alınmamıştır. Kamu kaynakları ve binaları çok düşük ücretlerle TÜRGEV’e tahsis edilmiş, Bilal Erdoğan’ın kontrolünde 18 büyükşehirde öğrenci yurtları açılmıştır. En son Suudi Arabistan’dan TÜRGEV’e 100 milyon TL bağış yapılmıştır.

*Özellikle son 5 yıl içerisinde ilkokul ve ingilizce öğretmenliğinden sonra 3.sırada ataması yapılan öğretmenler din dersi öğretmenleri olmuştur. Din öğretmenlerinin her sene çoğunluğu idari kadrolara yerleştirilmiştir.

*Okullarda dini derslere hiçbir öğretmenlik, pedagoji, psikoloji, çocuk-genç gelişimi eğitimi almayan imamlar girmektedir.

Yaşam hakkı en temel haktır

*Son 11 yılda toplumsal olaylarda 241 çocuk hayatını kaybetti.

*2014-1215 eğitim öğretim yılında özel okullara giden öğrenci sayısı yüzde 15 arttı.

*2014-1215 eğitim öğretim yılında 534.326.500 TL özel okullara devlet desteği aktarıldı.

*MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay 2002 yılında yüzde 17 iken, 2009’da yüzde 4,57’ye kadar düştü, 2014 yılı itibariyle eğitim yatırımlarına ayrılan pay yüzde 9 oldu.

http://www.birgun.net/haber-detay/veli-der-kiz-ogrencilerin-liseden-kopusu-rekor-duzeyde-101499.html

"Gerçekler acıdır" diyen bir rapor işte... Sorum, adım adım şeriat felâketine yaklaştığımız şu günlerde, artık n'apılabilir laik cumhuriyeti koruyabilmek için?

http://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2016/01/22/veli-der-kiz-ogrencilerin-liseden-kopusu-rekor-duzeyde-106681-5.jpg

Yıldıztozu
22-01-2016, 21:21
Çocuğunu sonradan imam-hatibe aldırmış bir veliden şunu duymuştum: ''Ben oğlumu, daha ahlaki bir ortamdır diye düşündüğüm imam-hatibe aldırmıştım fakat burada çocuğumun ahlakı bozuldu ve ortamdan şikayetçi''

Okullarda 12-13 yaşlarındaki çocukları kız-erkek ayrı sınıflarda okutuyorlar. Böyle yaparak onların daha da ahlaksızlaşmasına neden oluyorlar. Çünkü özellikle erkekler, sap gibi yetişiyor ve hepsi bir kız görünce ağızlarından salya akıtarak bakıyorlar. Çünkü hep uzak kalmışlar. İleride potansiyel tecavüzcü olmaları da muhtemel.

Özellikle imam-hatip meselesi ciddi bir konu maalesef. Evine imam-hatip okulu yakın diye ve normal okul uzakta kaldı diye mecburen imam-hatipe yollamak zorunda kalanlar var. Özellikle orta-okul çocuklarına yazık ediliyor.

Ülkede 50 yıl sonra büyük bir ayrımlaşma meydana gelebilir. Bir yandan akılcı ve bilimsel düşünenlerin sayısı artarken, diğer yandan gericiler de yetiştiriliyor. Düşünsenize bir ülkenin yarısını almanlar, yarısını arabistanlılar oluştursaydı ne olurdu? ona benzer derecede bir ayrımlaşma yaşanabilir gelecekte türkiyede.

spartacus
22-01-2016, 22:37
"Gerçekler acıdır" diyen bir rapor işte... Sorum, adım adım şeriat felâketine yaklaştığımız şu günlerde, artık n'apılabilir laik cumhuriyeti koruyabilmek için?

http://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2016/01/22/veli-der-kiz-ogrencilerin-liseden-kopusu-rekor-duzeyde-106681-5.jpg
Şeriat veya despotik yönetimler, ancak parçalanmışlık ortamında gelir ve kalıcı olur. Bu tür Tiranlıkları kalıcı kılacak olan da sürekli çatışma, dost-düşman, bizden-ötekiden, ben-öteki, mümin-kafir edebiyatının, edebiyat olmaktan çıkıp fiili durum almasına muhtaç-bağlıdır...

El kesmek isterseniz, ihtiyaç duyacağınız sizi buna itecek olan fiiliyattır. Bu buna benzer.

Bu yatırım 2020 lerden sonraki BOR içindirde...

Ne yapılabilir?

İnsanı, yaşadığı coğrafya üzerinde SİYASETEN(kültürel demiyorum) kamplaştıran her türlü ideoloji terkedilebilir, bu sayede hem tiranlık, despotik, şeiat tarzı iktidarı meşrulaştıran zemin yok edilmiş hem de bu heveste olan ÇAPULCU, HIRSIZ, YİYİCİ, HARAMİ(!) saltanat yanlısı böylelikle rahatça semireceklerin önüne de aşamayacakları bir set(TOPLUMSAL BİRLİK) çekilir, bu yapılmazsa boşa debelenmenin bir anlamı yok...

bakın bunu ben söyledim, ben Komünsitim, ee siz beni hiç bir zaman ciddiye almayacaksınız, çünkü ben komünisttim, benle yanyana asla gelmeyecek, hatta ilk fırsatta başımı ezeceksiniz(işte içinizdeki şeriat)... Sebebin komünist, alevi, sünni, Türk, Kürt, Ermeni olması hiç bir ayrıcalık tanımaz, bir toplum nasıl yönetilmek istiyorsa öyle yönetilir..

Gerçekte ise toplumları yönettiğini iddia etmek, o toplumlara siz benim kölemsiniz demektir, oysa insan-toplum yönetilemez, insan eğitilmez, insan ancak yönetebilir, insan ancak öğrenebilir... Bizim gibi toplumlar öğrenemezde, çünkü her ne kadar insan desemde, bu tarz yönetim anlayışı, insanı kendisine, toplumuda kendisine yabancılaştırır, insan deriz kendimize ama yaslında yabancıyızdır. Bu yabancılık ise insan yerine koyduğumuz bir çok ideolojik, teolojik sembollerden mütevellittir, bu alde de yönetilemez olan insan, yönetilir, güdülemez olan insan güdülür...

Şeriat bir güdü yönetimidir, bir kez topluma bir şekilde nüfuz ederse, bu kanserli hücre gibidir, güdülenmiş insanı, güdülenmenin yarattığı yayılımı durdurmak, her babayiğidinde harcı değildir, tek ikisiri vardır, güdülenin, dülendiği gibi olmamak, zemin olmamak, kısaca ayrımsız birlik. şeriat gibi sistemler baştan dediğim gibi farklılıkalrın, ayrıcalığa dönüştürülmesi böylelikle çatışma ortamından beslenir.

Bu ülkeye şeriatın gelip gelmeyeceği konusunu ise ben ifadelerime yaklaşım çerçevesiyle çözerim.. Hasssstır lannn! diyen çoğunlukta ise, şeriat gelecek demektir, adı şeriat olamsın mesele değil, ama hakim olan yönetim anlayışı TİRANLIK olacaktır, şeriat bunun için var, tiran...

Dialectics
31-03-2016, 23:52
Müslüman = Şeriatçı (tescilli)
Şeriat = Kuran ayetlerinden çıkan islam hukuku...

ihJQ5p7KsQc

Selmet
01-04-2016, 09:51
Turkiye olarak maalesef bu seriatci zihniyete teslim olduk. Bundan geriye kola kolay donus olacagini sanmiyorum. Ulke olarak yonumuzu batidan ortadoguya cevirdik, veya cevirttiler!

Şüpheci Dinsiz
01-04-2016, 12:00
Bu ülkeye şeriat getirilmeye çalışılırsa iç savaş çıkar. Bu savaşın sonucunu (ağır silahların sahibi olan) TSK belirler. TSK kimin tarafındaysa o kazanır.

Mevcut iktidarın İslami şeriat getirmeye çalışacağını sanmıyorum. Kendi iktidarını pekiştirecek bir monarşiye yönelebilir. Demokratik görüntü vererek (Mısır, Azerbaycan, Suriye gibi) fiilen iktidarın babadan oğula geçtiği, kanunlarda/uygulamada hakim dinin/mezhebin baskısı olan yandan yemiş bir başkanlık/demokrasi fiilen monarşi.

Beni asıl düşündüren; mevcut iktidar (RTE) istediğini alırsa veya alamazsa ne olacağıdır.

Senaryoları birer birer elden geçelim.
1 - Diyelim ki RTE başkan oldu. RTE'nin başkanlık kurgusu 'dediği dedik, çaldığı düdük' minvalinde olduğundan, O'na muhalif olanları acımadan ezecektir. Bu, nüfusun en az %35'i demektir. 'İmam yellenirse cemaat defekasyon yaparmış' sözü gereği, %65'lik kesim ötekilere sık sık linçler, yakmalar, doğramalar, tecavüzler, yağmalar yapacaktır. Devlet bütün imkanlarını %65'in önüne yatıracak, %35'i açlıkla/baskıyla/zulümle/terörle terbiye edecektir. Bunun işaretleri şimdiden güçlü bir şekilde ortadadır.

2 - Diyelim ki, RTE demokratik yollarla başkan olamadı. Türkiye, potansiyel olarak %65'i bulan hüloğcu kesimi nasıl taşıyacak, işte asıl sorun bu. Çünkü bu %65'lik kesim var olduğu sürece bir çoban gider, başka çoban gelir.

3 - Diyelim ki, RTE başkan olamadan halk devrimiyle veya darbeyle devrildi. Malum %65'lik kesim hala yanıbaşımızda olacak. Tıpkı 1980 darbesinde olduğu gibi, korkutulunca faşist bir anayasaya bile %95 evet diyebilen bir güruhuz, aslında hüloğculuk/yobazlık hepimizde belirli oranda var, bunu kabul etmek lazım.

--/--

Bana sorarsanız RTE sayesinde toplumumuz geri dönülmez bir şekilde bölündü. Bir yanda çağdaş düşünce, diğer yanda gerici düşünce. Çağdaş düşünce dil/din/ırk/mezhep/siyasi düşünce/cinsiyet/tür ayırd etmiyor, diğeri "illa benim ırkım, illa benim dinim, illa benim mezhebim, illa benim liderim" diyor. Bu iki toplum artık bir arada yaşamamalı. Yaşamaya zorlanırsa her iki topluma da yazık olur.

Bence bu iki toplum birer anayasa/manifesto oluşturmalı.
Örneğin çağdaş toplum, manifestosunda demeli ki;
- Yeni devletimizde dil/din/mezhep/siyasi düşünce/cinsiyet/tür ayırd etmeden yaşayacak her kişi bizim vatandaşımızdır.
- Her vatandaş eğitim/adalet/ulaşım/iletişim/sağlık/barınma imkanlarından eşit yararlanacaktır.
- Devlet laik olacaktır, tüm dinlere/mezheplere/etniklere/siyasi görüşlere/cinsiyetlere eşit mesafede olacaktır.
- Devlet eğitimde bilimi ve insan haklarını baz alacaktır. İstisnası olmayacaktır.
- Hiç bir etnik/din/mezhep/siyasi görüş, sayısal çoğunluğa bakılmaksızın istismar edilemeyecek, baskı unsuru olarak kullanılamayacaktır.
- Bilime ve insan/hayvan haklarına aykırı eylemlerde bulunanlar vatandaşlıktan çıkarılacaktır.

Gerici toplum da demeli ki; (Bunlar bir kaç gruba ayrılabilir, Türkçü-Tengriciler, Türkçü-İslamcılar, Sünni İslamcılar-Şii İslamcılar, Vahabiler)
- Bizim devletimiz Sünni-İslamcıdır. Sünni İslam kurallarına uyacak her kişi bizim vatandaşımızdır.
- Adalette Sünni İslam şeriatı uygulanacaktır.
- Eğitimde Sünni İslam şeriatı uygulanacaktır.

Sonra insanlar bunu oylasınlar. Kimin ne kadar oyu varsa ülkeyi aynı oranda bölelim, veya bağımsız federasyonlar haline getirelim. Sonradan karar değiştiren insanların göçünü her devlet kabul etsin, göç oranı kadar sınırlar da değişsin.

İnsanlar yaşamak istediği devlete göç etsin, tatsızlık çıkmadan/kan dökülmeden mesele hallolsun. Bize ülkenin neresi düşerse kabulümüzdür. Nereye gitsek orayı cennete çeviririz çünkü.

İspanya - Barcelona (https://en.wikipedia.org/wiki/Barcelona)

Sevgiler

kut
01-04-2016, 13:35
Beni asıl düşündüren; mevcut iktidar (RTE) istediğini alırsa veya alamazsa ne olacağıdır.

Senaryoları birer birer elden geçelim.
1 - Diyelim ki RTE başkan oldu. RTE'nin başkanlık kurgusu 'dediği dedik, çaldığı düdük' minvalinde olduğundan, O'na muhalif olanları acımadan ezecektir. Bu, nüfusun en az %35'i demektir. 'İmam yellenirse cemaat defekasyon yaparmış' sözü gereği, %65'lik kesim ötekilere sık sık linçler, yakmalar, doğramalar, tecavüzler, yağmalar yapacaktır. Devlet bütün imkanlarını %65'in önüne yatıracak, %35'i açlıkla/baskıyla/zulümle/terörle terbiye edecektir. Bunun işaretleri şimdiden güçlü bir şekilde ortadadır.

Verdiğin oranlara katılmıyorum. Erdoğan'a itaat etmeyecek kesim en az %51'dir. Erdoğan'a itaat etmeye gönüllü kesim %49 ki bunların içinde de çıkarı için Erdoğan'a destek olan, özünde ne İslam'la ne de Şeriat'la ilgisi olmayanlar da var, onları da düşersek gerçekten İslamcı olan ve gerçekten Şeriat isteyenler %30'u ancak bulur.

2 - Diyelim ki, RTE demokratik yollarla başkan olamadı. Türkiye, potansiyel olarak %65'i bulan hüloğcu kesimi nasıl taşıyacak, işte asıl sorun bu. Çünkü bu %65'lik kesim var olduğu sürece bir çoban gider, başka çoban gelir.

Buraya değindik, %65 çok fazla, gerçekçi değil. Yalnızca Alevileri baz alsak bile tek başlarına %20'yi bulurlar, buna Alevi olmayan sekülerleri, dinsizleri, Sünniyim diyen ama dinle pek ilgisi olmayan, sekülerizmle derdi olmayanları vb. de eklersen %50'yi geçer.

3 - Diyelim ki, RTE başkan olamadan halk devrimiyle veya darbeyle devrildi. Malum %65'lik kesim hala yanıbaşımızda olacak. Tıpkı 1980 darbesinde olduğu gibi, korkutulunca faşist bir anayasaya bile %95 evet diyebilen bir güruhuz, aslında hüloğculuk/yobazlık hepimizde belirli oranda var, bunu kabul etmek lazım.

Artık 80'lerde değiliz, olmaz öyle işler.

Bana sorarsanız RTE sayesinde toplumumuz geri dönülmez bir şekilde bölündü. Bir yanda çağdaş düşünce, diğer yanda gerici düşünce. Çağdaş düşünce dil/din/ırk/mezhep/siyasi düşünce/cinsiyet/tür ayırd etmiyor, diğeri "illa benim ırkım, illa benim dinim, illa benim mezhebim, illa benim liderim" diyor. Bu iki toplum artık bir arada yaşamamalı. Yaşamaya zorlanırsa her iki topluma da yazık olur.

Bu ayrım Erdoğan'la olmadı, zaten vardı ancak bu kadar gün yüzünde değildi. Erdoğan gün yüzüne çıkmasına vesile oldu. Mesela ben gençken (14-15 yaşlarında), arada sırada kimi İslamcı cemaatlerin toplantılarına gider feyizli abilerin sohbetlerini dinlerdim. O zamanlarda da gayet seküler, gayet Atatürkçü bir çocuktum ama hafiften de Sünniydim. Zaten toplantılara gitmemin amacı da ne düşünüyorlar, neler yapıyorlar öğrenmekti, yoksa onlardan değildim. İşte o yıllarda o feyizli abilerden dinlediğimiz %90'ı palavra, iftira, uydurma, hayal ürünü hikayeleri, sözde tarih anlatısını ben kaale almazdım, "Demek ki çocukların beynini böyle yıkıyorlar" diye düşünürdüm. Toplantıdan çıkıp gittiğimde o hurafe anlatılar da orada kalırdı... Şimdinin farkı şu, benim 15 yıl önce dinlediğim o hurafeler, uydurma tarih anlatısı bugün televizyonlarda fesli kimi amcalar tarafından "İşte, saklanan gerçek tarih" diye anlatılıyor, milyonlarca insan da bunları izleyip inanıyor ya da inanmak istiyor. İnanmayanlar da inanıyormuş gibi yapıyor, çünkü çıkarlarına, hedeflerine, mağduriyet yaratımlarına öyle uygun geliyor, inanmış gibi gözüküyorlar.

Bugün değişen şey, o kesim artık iktidarda, devlet onların ellerine geçti. Yoksa bu insanlar yine vardı, oranları yine aynıydı.

Şunu da söyleyeyim, bu kesimin hayalleri arasında "bir arada yaşamak" yok. Yani şöyle düşünmüyorlar, Aleviler var ve hep olacaklar, sekülerler var ve hep olacaklar, x var, y var ve hep olacaklar, biz dindarlar da varız ve olacağız, ilelebet kardeşçe ve eşitçe bir arada yaşayacağız... Hayır. Adamlardaki düşünce bu değil, şu, "Tüm bu kesimler var ve bu bir sorun, bu bir ârızî durum, geçici. Bu elbet bir son bulacak ve bir gün gelecek %100 Sünni, %100 dindar, aynen bizim gibi insanlardan oluşan bir toplum olacağız". Düşünceleri bu. Bu hedef için de kullandıkları tek şey yalan, iftira, uydurma tarihi olaylar, tek amaç özellikle gençlere ve diğer insanlara kin ve nefret aşılamak. Siz mağdursunuz, intikamınızı alın düşüncesini yaymak. İşte o "altın nesil" sizsiniz düşüncesiyle gaz vermek.

İşte ben 14-15 yaşlarındayken o toplantılarda efsunlanan çocuklar bugün iktidarda, olay bu. Tabii toplantılardaki çocuklar olarak hepimiz aynı yaşlarda değildik, kimimiz 20-25, kimimiz 10-15 vb. İşte o günlerde 25 olan bir çocuk bugün 40 yaşında ve muhtemelen Akp'ye oy veriyor, akşamları Akpli bir abisinin torpiliyle bulduğu işten eve gelince de akşam yemeğinden sonra çay içerken, A Haber kanalındaki fesli sözde tarihçinin konuk olduğu bir programı izliyor. Sonra da büyük resmi görüyor, üst akıldan haberi oluyor, algı oyunlarına gelmiyor...

Bu kesim hep vardı, şu anki farkları gücü ellerine almış olmaları ve kendilerini çoğunluk, ülkenin gerçek sahipleri sanmaları. Anlaşılan sen de öyle sanıyorsun, %65 diyorsun :) o kadar değiller...

Bence bu iki toplum birer anayasa/manifesto oluşturmalı.

Örneğin çağdaş toplum, manifestosunda demeli ki;

- Yeni devletimizde dil/din/mezhep/siyasi düşünce/cinsiyet/tür ayırd etmeden yaşayacak her kişi bizim vatandaşımızdır.
- Her vatandaş eğitim/adalet/ulaşım/iletişim/sağlık/barınma imkanlarından eşit yararlanacaktır.
- Devlet laik olacaktır, tüm dinlere/mezheplere/etniklere/siyasi görüşlere/cinsiyetlere eşit mesafede olacaktır.
- Devlet eğitimde bilimi ve insan haklarını baz alacaktır. İstisnası olmayacaktır.
- Hiç bir etnik/din/mezhep/siyasi görüş, sayısal çoğunluğa bakılmaksızın istismar edilemeyecek, baskı unsuru olarak kullanılamayacaktır.
- Bilime ve insan/hayvan haklarına aykırı eylemlerde bulunanlar vatandaşlıktan çıkarılacaktır.

Güzel manifestoymuş :)

Gerici toplum da demeli ki; (Bunlar bir kaç gruba ayrılabilir, Türkçü-Tengriciler, Türkçü-İslamcılar, Sünni İslamcılar-Şii İslamcılar, Vahabiler)
- Bizim devletimiz Sünni-İslamcıdır. Sünni İslam kurallarına uyacak her kişi bizim vatandaşımızdır.
- Adalette Sünni İslam şeriatı uygulanacaktır.
- Eğitimde Sünni İslam şeriatı uygulanacaktır.

Sonra insanlar bunu oylasınlar. Kimin ne kadar oyu varsa ülkeyi aynı oranda bölelim, veya bağımsız federasyonlar haline getirelim. Sonradan karar değiştiren insanların göçünü her devlet kabul etsin, göç oranı kadar sınırlar da değişsin.

İnsanlar yaşamak istediği devlete göç etsin, tatsızlık çıkmadan/kan dökülmeden mesele hallolsun. Bize ülkenin neresi düşerse kabulümüzdür. Nereye gitsek orayı cennete çeviririz çünkü.

Bu kısım saçma ve eksik olmuş. Bir kere Türkçü-Tengriciler ile Türkçü-İslamcılar bir arada yaşayamazlar, o nasıl olacak? :) Ayrıca listen eksik, Kürtçü-Zerdüştçüler'i ve Kürtçü-İslamcıları (örnek Altan Tan), unutmuşsun. Şiileri yazmışsın ama Şafi Kürt dincileri atlamışsın. Bunları Kürt olduğun için bilinçli olarak yaptıysan eğer sen de Kürtçü sınıfına girersin haberin olsun :)

kut
01-04-2016, 14:04
Yukarıdaki ileti çok uzun olmasın diye sürdürmedim, şimdi ayrı bir ileti olarak yazayım.

Bu dinci, yani İslamcı-Ottomancı kesimin hedefleri arasında kesinlikle ama kesinlikle İslam Harflerine(!) geri dönüş de var. O yıllarda katıldığım toplantılarda, "Nasıl ki Ezan'ın aslına döndüysek, lîsanımızın ve harflerimizin de gün gelecek aslına döneceğiz" diyorlardı sık sık. Erdoğan'ın zorunlu Ottomanca meselesi boşa değildir yani.

O gün geldiğinde zaten bir arada yaşamak mümkün olmayacak. Şu anda Türk ile Kürt'ün ayrı federal bölgeler kurmasının mantıklı bir altyapısı, bir malzemesi var, iki farklı dil ve alfabe söz konusu. Yani her iki kesim için, dillerini yaşamın her alanında kullanabilecekleri bir bölge gerekir.

Türkleri sadece dindar-seküler diye ayıramazsın, yani bu kendi federal bölgelerini oluşturmakta yetersizdir. Ancak işin içine dil ve alfabe ayrılığını sokarsan, bu durum, her iki kesimin, dillerini ve alfabelerini yaşamın her alanında kullanabilecekleri birer bölgelerinin olmasını gerektirir.

Erdoğan da bence bunu yapacak. Böylece federatif yapıya geçiş sürecinde tek sorumlu gibi görülmenin önüne geçecek. Çünkü ülkemizdeki çoğu insana göre federasyon demek bölünme demek. Erdoğan aslında pek çok konuda kitlesinden daha ilerde, yani düşünce olarak. Federasyon bölünme değildir. İşte o gün geldiğinde, Erdoğan, milletinin kurucu babası olarak, onlara "çalınan harflerini" de geri verecek. Erdoğan "millet" derken seni beni kast etmiyor, kurucu babası olduğu kendi "millet"ini kast ediyor. O milletin bir de dili ve alfabesi olmalı, o da olacak.

Erdoğan böylece şunu diyecek, "Bakın, herkese istediği gibi yaşayabileceği birer bölgeye kavuşacakları sistemi kurdum, çünkü millet böyle istedi". Erdoğan'ın milleti de buna itiraz etmeyecek, çünkü İslam Harfleri(!)'ne kavuşmuş olma pâyesi onlara yetecek. Onlar da seküler kesimin Arap harflerini kabul etmeyeceğini biliyorlar, ettiremeyeceklerini de biliyorlar, bu nedenle, "herkes kendi federal bölgesinde ne yapıyorsa yapsın, biz nasıl olsa istediklerimizi aldık" diye düşünecekler. Seküler kesim de buna itiraz etmeyecek. Yani, ülkedeki her kesimin râzı olacağı bir ortamda federatif yapıya geçilecek ve tüm bunlar Erdoğan başkan olduktan sonra olacak.

Bakınız, Şüpheci Dinsiz de iletisinde federatif yapıya olumlu baktığını yazmış. Hazırladığı manifestosu seküler eyalette geçerli olabilir örneğin.

Dialectics
01-04-2016, 16:47
Sn. Anatolian Eagle,

İlginç bir öngörüde bulunmuşsun, düşününce ihtimaller içerisinde de görünüyor.

Bu bölünme, kutuplaşma durumu ile ilgili olarak şu an farkettiğim başka bir boyutu gündeme getirmek isterim.

Sosyal medyada, özellikle twitter'da sizce de giderek çoklaşan sayıda ateist hesaplar yok mu? Ve paylaştıkları mesajlar da oldukça sert, direk küfürle filan giriyorlar olaya. Tabi kezâ cübbeli, sarıklı, şeriat sembolleri ile bezenmiş tipler de hayli çok..

Takip ettiğim "Türkiye Gerçekleri" adlı hesabın bakın şu son iki paylaşımı ne kadar manidar:

"Batıda İslamofobi yükseliyor derken, Türkiye'de islamofobi yükselişini görmemek imkânsız..tarihi boyunca ateizm ve deistlik bu kadar artmadı."

"2 yıl önce ibadet eden,cumaları kaçırmayıp, bugün ben Deistim diyenleri görmek düsündürücü"