Yıldıztozu
07-02-2016, 03:17
Evrimi merak edip araştırmak isteyenler için, temel kavramları ve sık sorulan soruları bir araya getiren bir çalışma hazırladım.
Bir evrim hayranı olarak bunu yapmaktan gayet memnunum.
Evrim Nedir?
Evrim, Darwin’in verdiği isimle ‘’değişimle türeyiş’’ sürecidir. Bugün ve geçmişte yaşamış bütün canlı türleri ortak bir atadan gelmektedir ve birbirleriyle akrabadır. Canlıların soyları nesiller boyunca uzun zamanlar içerisinde farklı çevrelere uyum sağlayarak çeşitlilik ortaya çıkarmıştır ve yeni türler oluşmuştur.
Evrimin Önemi
Biz kimiz? Nereden geldik? Neden varız? gibi en temel soruları binlerce yıldır sorguladık. Geçerli bir cevap bulamayınca kendi ürettiğimiz inançlara yöneldik. Bugün artık bu sorulara bilimsel ve gerçekçi cevaplar verilebiliyor. Bu cevapların bilindiği bir dönemde yaşadığımız için şanslıyız.
Evrim, canlıların sahip olduğu bütün özellikleri açıklayabilir ve bütün sorulara cevap verebilir. Neden çift cinsiyet vardır? Gözlerimiz nasıl ve neden oluşmuştur? Neden kızlık zarı vardır? Neden terleriz? Neden meyveler bize tatlı gelir? Bir erkeğe, kavisli bir bel ve kalça yapısına sahip olan kadınlar neden daha çekici gelir? gibi akla gelebilecek her türlü sorulara evrimle cevap bulmak mümkündür.
Evrim sadece canlıların oluşumunu değil, evrenin işleyişini de anlatır. Evrenin yapısı değişim, dönüşüm ve uyum sağlama üzerine kuruludur.
Evrim Nasıl Gerçekleşir?
Bir tür başka bir türe nasıl dönüşür? Burada geçerli olan iki süreç vardır; birincisi mutasyonlar, ikincisi doğal seçilim. Mutasyonlar Dna yapısında meydana gelen rastgele değişimlerdir. Bu değişimlerin arkasında fiziksel süreçler yatar. Rastgele denilmesinin nedeni mutasyonların canlılardaki hayatta kalma becerisini dikkate almadan ortaya çıkmasıdır. Doğal seçilim ise Darwin’in tanımıyla ‘’olumlu farklılaşmaların korunması ve hasar yaratan farklılaşmaların reddedilmesidir.’’ Buradaki seçilim, bir elekten ince toz parçalarının geçmesi ve büyük parçaların geçememesi kadar doğal bir süreçtir.
Kısaca önce mutasyonlarla değişimler meydana gelir, sonra bu değişimlerden olumlu olanlar doğal olarak seçilir ve sonraki nesillere aktarılır.
Hayat Nasıl Başladı?
Dünya üzerinde bulunan en eski canlı fosilleri 3,5 – 4 milyar yıl öncesine dayanır. Hayatın nasıl başladığı sorusundan önce hayatın tanımını yapmamız gerekiyor. Canlılığın iki temel özelliği, kalıtsallık ve metabolizmadır. Hayat için, kopyalama süreciyle bilginin aktarılmasına ve kimyasal tepkimeleri gerçekleştiren mekanizmaya ihtiyaç vardır. Bunları gerçekleştiren ilk organik molekülleri canlı olarak tanımlayabiliriz.
Organik moleküller evrende bir çok yerde bulunur. Dünya’nın ilkel şartlarında organik molekülleri besin olarak kullanan canlılık var olmadığı için bu moleküller okyanuslarda bolca birikebiliyordu. Milyonlarca yıllık birikimin sonucunda aralarından bazıları sadece kimyasal süreçlerle ‘’ilkel canlılık’’ diyebileceğimiz yapılara dönüştüler. Bu aşamada canlılık ile cansızlık arasında büyük farklar yoktu. Canlılık ile cansızlık arasında yapılan ayırım tamamen keyfidir. Hiçbir zaman cansız madde canlanmamıştır. Doğal ve kimyasal süreçlerin sonucunda ortaya çıkan bazı molekülleri biz keyfi bir şekilde canlı olarak tanımlarız.
Bu kimyasal süreçler nelerdi sorusu için teknik ayrıntılara girmek istemiyorum. Hayatın başlangıcı evrimden çok abiyogenezin konusudur.
Canlılığın nasıl başladığıyla ilgili bütün ayrıntılar bilinmese de kendiliğinden doğal süreçlerle oluşabileceği biliniyor. Burada dikkat edilmesi gereken, canlılardaki karmaşık yapıların bir anda veya kısa sürede oluşmadığı ve bu yüzden üslü sayılarla olasılık hesaplarının yapılamayacağıdır.
Evrimi Destekleyen Deliller
Canlıların evrimleşmeleri birçok deney ve gözlemlerle gösterilmiştir. Bakteriler ve sinekler üzerinde yapılan deneylerde bu canlılar farklı ortam şartlarında mutasyonlar geçirerek yeni özellikler kazanmışlardır. Tabiki bir balığın kurbağaya dönüştüğünü gözlemlemeyi bekleyemeyiz. Bu tarz büyük dönüşümler için milyonlarca yıl gerekir.
Evrimi destekleyen deliller ayrıca fosillerden ve genetik çalışmalardan da elde edilir. Canlıların biyolojik yapıları incelendiğinde evrimin ve evrim teorisinin gerçekliği görülür.
Evrim teorisi, milyonlarca canlı türünü ve aralarındaki benzerlikleri açıklayabilen tek ve alternatifsiz bilimsel görüştür.
Evrimsel soy ağacında birbirine yakın akraba olan türler arasındaki genetik ve fizyolojik benzerlikler de evrim teorisinin delillerindendir. Canlılar üzerinden çok sayıda örnek verilebilir. Kafatasları üzerinden, anatomik yapıları üzerinden, embriyoları üzerinden çokça delil gösterilebilir.
İnsan embriyolarının ilk haftalarında kuyruk çıkıntısı ve solungaç izleri görülür. Hatta kuyrukla doğan insanlar bile olmuştur. Bunlar da diğer canlılarla akraba olduğumuzu gösterir.
Ayrıca canlılardaki körelmiş organlar, bu canlıların daha önceki başka canlılardan türediğini göstermektedir.
Evrimin delilleri her yerdedir.
Evrim Rastgele Bir Süreç midir?
Evrimin işleyişinde şans ve zorunluluk bir aradadır.
Mutasyonlar iki açıdan rastgeledir. Birincisi yönsüz olmaları, yani organizmaya fayda ve zarar sağlama amacından bağımsız olarak ortaya çıkmalarıdır. Çoğu yararsızdır, bazıları yararlıdır. İkincisi ise mutasyonların hangi canlının hangi hücresinin hangi geninde gerçekleşeceğinin belirsiz olması anlamında rastgeledir. Mutasyonlar, sonuçları bakımından rastgele olsa da sebepleri bakımından fiziksel yasalara dayanır.
Aslında mutasyonlar Dna’nın kopyalanması sırasında ortaya çıkan hatalardır. Bu hatalar tek bir hücrede başlar ve daha sonra bu hücreden türeyen diğer hücrelere yayılır.
Doğal seçilim ise rastgele olmayan, kaçınılmaz ve zorunlu bir süreçtir.
Evrimde Zaman
Evrimi kavrayabilmenin en önemli gerekliliklerinden biri de zamanın uzunluğunu fark edebilmektir. Bin yılı algılamak belki mümkündür, ama milyon yılın ve milyar yılın ne kadar uzun olduğuna dair algılarımız sınırlıdır. Bu kadar sonsuz uzunluktaki süreçlerde en inanılmaz olayların bile gerçekleşmesi mümkündür, hatta kaçınılmazdır.
İnsanın Hayvandan Farkı
İnsanın diğer hayvanlardan fiziksel ve davranışsal farklılıkları vardır. Fiziksel olanları, iki ayağı üzerinde dik durabilme, bedenine oranla büyük bir beyin, vücut kıllarında azalma, ses tellerindeki gelişim gibi özelliklerdir. Davranışsal olanları ise, bilince sahip olma, ölümün farkında olma, alet yapımı, bilim, sanat, zeka, ahlak, din, siyaset ve sosyallik gibi özelliklerdir.
Bir de ‘’bizim aklımız var, diğer canlıların yok’’ yanılgısına değinmek istiyorum. Buradaki akıl farkı sadece derece farkıdır. Yani akıl özelliği diğer canlılarda hiç yoktur veya bizde tam vardır diyemeyiz. Örnek bir derecelendirmeyi 10 üzerinden yapacak olursak, insan aklı 8, neandertal aklı 6, şempanze aklı 4, karga aklı 3 derece olabilir. Hiç yoktur veya tam vardır demek yerine derece farkından söz edilebilir. İnsandan daha akıllı türlerin var olması da mümkündür.
Evrimin Bir Teori Olması
Doğada bazı yasalar vardır ve bu yasaların nasıl çalıştığını açıklayan bazı teoriler vardır. Örneğin kütleçekimi bir doğa yasasıdır ve Einstein’ın genel görelilik teorisi bu yasanın açıklamasıdır. Aynı şekilde evrim de bir doğa yasasıdır, evrim teorisi ise bu yasanın ve canlıların birbirine dönüşümünün nasıl gerçekleştiğinin açıklamasıdır. Kanun ve teorinin birbirine üstünlüğü olmadığı için evrim teorisi hiçbir zaman kanun olarak adlandırılmayacaktır.
Evrimin teori olması, onun sadece bir tahmin veya varsayım olduğu anlamına gelmiyor çünkü evrim teorisi çok sayıda delille desteklenmiştir ve girdiği her testten başarıyla geçmiştir.
Şimdiki Maymunlar Neden İnsan Olmadı?
Evrimi çürüten soruya geldik. Maymunlar insan olmayı istemediler çünkü maymunların seks hayatı insanlardan daha yoğun olduğu için insan kadar zeki olmayı gereksiz görerek sadece sevişmeyi tercih ettiler. Şaka bir yana sorunun gerçek cevabını verecek olursak, maymunlar geçmişte hiçbir zaman insana dönüşmediği için şimdi de dönüşmediler. Geçmişte yaşamış insansı-maymunsu bir canlı türü evrimsel süreçte farklı türlere ayrılarak yeni insansı ve maymunsu türler ortaya çıkardı. Yani maymunlar bizim dedemiz değil, kuzenimiz.
Evrim Devam Ediyor mu?
Doğal seçilimin bir amacı ve bilinci olmadığı için insandan önce hiçbir tür evrimsel kaderini seçememiştir. Fakat insan sahip olduğu bilinçle kendi evrimini yönlendirebilecek güçtedir. Artık doğa bizi değil, biz doğayı değiştiriyoruz. Genlerimizle oynayarak yeni türlere dönüşebiliriz. Gelecekte farklı gezegenlerde koloniler kurarak oradaki ortam şartlarına uyum sağlayan yeni türlere de dönüşebiliriz.
Evrim Tanrının Varlığıyla Çelişir mi?
Evrimi kabul etmek için tanrı inancından vazgeçmek gerekmiyor. Evrim olgudur, gerçekliktir, tanrı ise inançtır. Tanrıya inanan kişi, tanrının evrimle yaratabileceğini de gayet kabul edebilir. Nitekim Papa da evrimi kabul etmiştir ve islamcılar da yavaş yavaş kabul etmeye başladılar.
Diğer yandan canlıların ve insanın ortaya çıkabilmesi için doğal süreçler tek başına yeterlidir. Evrimsel süreç incelendiğinde canlılarda bariz bir şekilde görünen kusurlu ve akılsız tasarım, evrimin kör ilerleyen bir süreç olduğunu ve bilinçli bir tasarımcının evrimi yönlendirmediğini göstermektedir. Buna rağmen tanrının tanımını ve özelliklerini zihninizde güncelleyerek evrimsel yaratılışı kabul etmek de mümkündür.
Bir evrim hayranı olarak bunu yapmaktan gayet memnunum.
Evrim Nedir?
Evrim, Darwin’in verdiği isimle ‘’değişimle türeyiş’’ sürecidir. Bugün ve geçmişte yaşamış bütün canlı türleri ortak bir atadan gelmektedir ve birbirleriyle akrabadır. Canlıların soyları nesiller boyunca uzun zamanlar içerisinde farklı çevrelere uyum sağlayarak çeşitlilik ortaya çıkarmıştır ve yeni türler oluşmuştur.
Evrimin Önemi
Biz kimiz? Nereden geldik? Neden varız? gibi en temel soruları binlerce yıldır sorguladık. Geçerli bir cevap bulamayınca kendi ürettiğimiz inançlara yöneldik. Bugün artık bu sorulara bilimsel ve gerçekçi cevaplar verilebiliyor. Bu cevapların bilindiği bir dönemde yaşadığımız için şanslıyız.
Evrim, canlıların sahip olduğu bütün özellikleri açıklayabilir ve bütün sorulara cevap verebilir. Neden çift cinsiyet vardır? Gözlerimiz nasıl ve neden oluşmuştur? Neden kızlık zarı vardır? Neden terleriz? Neden meyveler bize tatlı gelir? Bir erkeğe, kavisli bir bel ve kalça yapısına sahip olan kadınlar neden daha çekici gelir? gibi akla gelebilecek her türlü sorulara evrimle cevap bulmak mümkündür.
Evrim sadece canlıların oluşumunu değil, evrenin işleyişini de anlatır. Evrenin yapısı değişim, dönüşüm ve uyum sağlama üzerine kuruludur.
Evrim Nasıl Gerçekleşir?
Bir tür başka bir türe nasıl dönüşür? Burada geçerli olan iki süreç vardır; birincisi mutasyonlar, ikincisi doğal seçilim. Mutasyonlar Dna yapısında meydana gelen rastgele değişimlerdir. Bu değişimlerin arkasında fiziksel süreçler yatar. Rastgele denilmesinin nedeni mutasyonların canlılardaki hayatta kalma becerisini dikkate almadan ortaya çıkmasıdır. Doğal seçilim ise Darwin’in tanımıyla ‘’olumlu farklılaşmaların korunması ve hasar yaratan farklılaşmaların reddedilmesidir.’’ Buradaki seçilim, bir elekten ince toz parçalarının geçmesi ve büyük parçaların geçememesi kadar doğal bir süreçtir.
Kısaca önce mutasyonlarla değişimler meydana gelir, sonra bu değişimlerden olumlu olanlar doğal olarak seçilir ve sonraki nesillere aktarılır.
Hayat Nasıl Başladı?
Dünya üzerinde bulunan en eski canlı fosilleri 3,5 – 4 milyar yıl öncesine dayanır. Hayatın nasıl başladığı sorusundan önce hayatın tanımını yapmamız gerekiyor. Canlılığın iki temel özelliği, kalıtsallık ve metabolizmadır. Hayat için, kopyalama süreciyle bilginin aktarılmasına ve kimyasal tepkimeleri gerçekleştiren mekanizmaya ihtiyaç vardır. Bunları gerçekleştiren ilk organik molekülleri canlı olarak tanımlayabiliriz.
Organik moleküller evrende bir çok yerde bulunur. Dünya’nın ilkel şartlarında organik molekülleri besin olarak kullanan canlılık var olmadığı için bu moleküller okyanuslarda bolca birikebiliyordu. Milyonlarca yıllık birikimin sonucunda aralarından bazıları sadece kimyasal süreçlerle ‘’ilkel canlılık’’ diyebileceğimiz yapılara dönüştüler. Bu aşamada canlılık ile cansızlık arasında büyük farklar yoktu. Canlılık ile cansızlık arasında yapılan ayırım tamamen keyfidir. Hiçbir zaman cansız madde canlanmamıştır. Doğal ve kimyasal süreçlerin sonucunda ortaya çıkan bazı molekülleri biz keyfi bir şekilde canlı olarak tanımlarız.
Bu kimyasal süreçler nelerdi sorusu için teknik ayrıntılara girmek istemiyorum. Hayatın başlangıcı evrimden çok abiyogenezin konusudur.
Canlılığın nasıl başladığıyla ilgili bütün ayrıntılar bilinmese de kendiliğinden doğal süreçlerle oluşabileceği biliniyor. Burada dikkat edilmesi gereken, canlılardaki karmaşık yapıların bir anda veya kısa sürede oluşmadığı ve bu yüzden üslü sayılarla olasılık hesaplarının yapılamayacağıdır.
Evrimi Destekleyen Deliller
Canlıların evrimleşmeleri birçok deney ve gözlemlerle gösterilmiştir. Bakteriler ve sinekler üzerinde yapılan deneylerde bu canlılar farklı ortam şartlarında mutasyonlar geçirerek yeni özellikler kazanmışlardır. Tabiki bir balığın kurbağaya dönüştüğünü gözlemlemeyi bekleyemeyiz. Bu tarz büyük dönüşümler için milyonlarca yıl gerekir.
Evrimi destekleyen deliller ayrıca fosillerden ve genetik çalışmalardan da elde edilir. Canlıların biyolojik yapıları incelendiğinde evrimin ve evrim teorisinin gerçekliği görülür.
Evrim teorisi, milyonlarca canlı türünü ve aralarındaki benzerlikleri açıklayabilen tek ve alternatifsiz bilimsel görüştür.
Evrimsel soy ağacında birbirine yakın akraba olan türler arasındaki genetik ve fizyolojik benzerlikler de evrim teorisinin delillerindendir. Canlılar üzerinden çok sayıda örnek verilebilir. Kafatasları üzerinden, anatomik yapıları üzerinden, embriyoları üzerinden çokça delil gösterilebilir.
İnsan embriyolarının ilk haftalarında kuyruk çıkıntısı ve solungaç izleri görülür. Hatta kuyrukla doğan insanlar bile olmuştur. Bunlar da diğer canlılarla akraba olduğumuzu gösterir.
Ayrıca canlılardaki körelmiş organlar, bu canlıların daha önceki başka canlılardan türediğini göstermektedir.
Evrimin delilleri her yerdedir.
Evrim Rastgele Bir Süreç midir?
Evrimin işleyişinde şans ve zorunluluk bir aradadır.
Mutasyonlar iki açıdan rastgeledir. Birincisi yönsüz olmaları, yani organizmaya fayda ve zarar sağlama amacından bağımsız olarak ortaya çıkmalarıdır. Çoğu yararsızdır, bazıları yararlıdır. İkincisi ise mutasyonların hangi canlının hangi hücresinin hangi geninde gerçekleşeceğinin belirsiz olması anlamında rastgeledir. Mutasyonlar, sonuçları bakımından rastgele olsa da sebepleri bakımından fiziksel yasalara dayanır.
Aslında mutasyonlar Dna’nın kopyalanması sırasında ortaya çıkan hatalardır. Bu hatalar tek bir hücrede başlar ve daha sonra bu hücreden türeyen diğer hücrelere yayılır.
Doğal seçilim ise rastgele olmayan, kaçınılmaz ve zorunlu bir süreçtir.
Evrimde Zaman
Evrimi kavrayabilmenin en önemli gerekliliklerinden biri de zamanın uzunluğunu fark edebilmektir. Bin yılı algılamak belki mümkündür, ama milyon yılın ve milyar yılın ne kadar uzun olduğuna dair algılarımız sınırlıdır. Bu kadar sonsuz uzunluktaki süreçlerde en inanılmaz olayların bile gerçekleşmesi mümkündür, hatta kaçınılmazdır.
İnsanın Hayvandan Farkı
İnsanın diğer hayvanlardan fiziksel ve davranışsal farklılıkları vardır. Fiziksel olanları, iki ayağı üzerinde dik durabilme, bedenine oranla büyük bir beyin, vücut kıllarında azalma, ses tellerindeki gelişim gibi özelliklerdir. Davranışsal olanları ise, bilince sahip olma, ölümün farkında olma, alet yapımı, bilim, sanat, zeka, ahlak, din, siyaset ve sosyallik gibi özelliklerdir.
Bir de ‘’bizim aklımız var, diğer canlıların yok’’ yanılgısına değinmek istiyorum. Buradaki akıl farkı sadece derece farkıdır. Yani akıl özelliği diğer canlılarda hiç yoktur veya bizde tam vardır diyemeyiz. Örnek bir derecelendirmeyi 10 üzerinden yapacak olursak, insan aklı 8, neandertal aklı 6, şempanze aklı 4, karga aklı 3 derece olabilir. Hiç yoktur veya tam vardır demek yerine derece farkından söz edilebilir. İnsandan daha akıllı türlerin var olması da mümkündür.
Evrimin Bir Teori Olması
Doğada bazı yasalar vardır ve bu yasaların nasıl çalıştığını açıklayan bazı teoriler vardır. Örneğin kütleçekimi bir doğa yasasıdır ve Einstein’ın genel görelilik teorisi bu yasanın açıklamasıdır. Aynı şekilde evrim de bir doğa yasasıdır, evrim teorisi ise bu yasanın ve canlıların birbirine dönüşümünün nasıl gerçekleştiğinin açıklamasıdır. Kanun ve teorinin birbirine üstünlüğü olmadığı için evrim teorisi hiçbir zaman kanun olarak adlandırılmayacaktır.
Evrimin teori olması, onun sadece bir tahmin veya varsayım olduğu anlamına gelmiyor çünkü evrim teorisi çok sayıda delille desteklenmiştir ve girdiği her testten başarıyla geçmiştir.
Şimdiki Maymunlar Neden İnsan Olmadı?
Evrimi çürüten soruya geldik. Maymunlar insan olmayı istemediler çünkü maymunların seks hayatı insanlardan daha yoğun olduğu için insan kadar zeki olmayı gereksiz görerek sadece sevişmeyi tercih ettiler. Şaka bir yana sorunun gerçek cevabını verecek olursak, maymunlar geçmişte hiçbir zaman insana dönüşmediği için şimdi de dönüşmediler. Geçmişte yaşamış insansı-maymunsu bir canlı türü evrimsel süreçte farklı türlere ayrılarak yeni insansı ve maymunsu türler ortaya çıkardı. Yani maymunlar bizim dedemiz değil, kuzenimiz.
Evrim Devam Ediyor mu?
Doğal seçilimin bir amacı ve bilinci olmadığı için insandan önce hiçbir tür evrimsel kaderini seçememiştir. Fakat insan sahip olduğu bilinçle kendi evrimini yönlendirebilecek güçtedir. Artık doğa bizi değil, biz doğayı değiştiriyoruz. Genlerimizle oynayarak yeni türlere dönüşebiliriz. Gelecekte farklı gezegenlerde koloniler kurarak oradaki ortam şartlarına uyum sağlayan yeni türlere de dönüşebiliriz.
Evrim Tanrının Varlığıyla Çelişir mi?
Evrimi kabul etmek için tanrı inancından vazgeçmek gerekmiyor. Evrim olgudur, gerçekliktir, tanrı ise inançtır. Tanrıya inanan kişi, tanrının evrimle yaratabileceğini de gayet kabul edebilir. Nitekim Papa da evrimi kabul etmiştir ve islamcılar da yavaş yavaş kabul etmeye başladılar.
Diğer yandan canlıların ve insanın ortaya çıkabilmesi için doğal süreçler tek başına yeterlidir. Evrimsel süreç incelendiğinde canlılarda bariz bir şekilde görünen kusurlu ve akılsız tasarım, evrimin kör ilerleyen bir süreç olduğunu ve bilinçli bir tasarımcının evrimi yönlendirmediğini göstermektedir. Buna rağmen tanrının tanımını ve özelliklerini zihninizde güncelleyerek evrimsel yaratılışı kabul etmek de mümkündür.