PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : ATATÜRK'ü sevebilmek...


Barlas
24-02-2016, 00:25
Türk, Türk olduğu için asildir.

Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum, böyle öleceğim...

Bundan sonra Türk Irkı, kadınlarını, erkeklerinin yapmak zorunda olduğu askerlik görevi dahil, bütün hizmetlere ortak ederse; Etilerde, İskitlerde, Amazonlarda olduğu gibi, kendi ırkından başkalarının hiçbir yardımına gereksinim duymaksızın büyük milli ülkülerine başlı başına ve bağımsız olarak yürümek yeteneğini kazanabilir.

Yaradılışımda bir fevkalâdelik varsa, o da Türk olarak dünyaya gelmemdir.

...Türk ırkının, dünyanın en güzel ırkı olduğunu tarihî olarak bildiğim için, Türk kızlarından birinin (Keriman Halis) dünya güzeli seçilmiş olmasını çok doğal buldum...

Türk ve Türkçülük aleyhinde bulunanları ezeceğiz.

Türk, çetin işler başarmak için yaratılmıştır.

Bu sözlerin hepsi de ulu önder, son başbuğ ATATÜRK'e ait...

Bunlar ve daha fazlası için Bkz: http://vatanaborcumdur5.blogspot.com.tr/search/label/T%C3%BCrk%20Irk%C3%A7%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1

ATATÜRK, bir Türkçü'ydü, bir Türk ırkçısıydı. Dolayısıyla onu sevebilmek pek kolay iş değil. Tam manâsıyla onu sevebilmenin, benimseyebilmenin ancak (benim gibi) Türkçülere, Türk ırkçılarına mahsus olduğunu düşünüyorum.

Sol görüşlü, hümanist, yahut yurdum tatlısu Müslümanı kişilerin ATATÜRK'ü ciddi manâda sevebilmesinin imkânı var mıdır?

"Evet, seviyorum" diyen kişi, ya O'nun yukarıdaki (ve de İslam'ı yerden yere vurduğu) sözlerinden habersizdir ya da yalan söylüyordur - yanlış mı bu?

Siz ne dersiniz, fikirleriniz nelerdir bu konuda?

Kurdistannn
24-02-2016, 00:49
Zor bir soru. Yoruma dayalı aslında. Atatürk ün Türkçü olduğu aşikar, dinsiz olduğu da malum.

Ama Türk ırkçısı mı yoksa yumuşatılmış Türk Milliyetçisi mi, o tartışılır. Türkçülük üzerine kurduğu cümleleri kim nasıl anlamak istiyorsa, öyle yorumluyor.

errata
24-02-2016, 01:28
Irkçılık akıllı adamın yapacağı iş değil. Mustafa Kemal'in ırkçı olduğunu sanmıyorum.

Ölümünün üzerinden bile neredeyse 100 yıl geçmiş bir siyasi, askeri aktöre minnet duymak anlaşılabilir bir durumdur. Ancak sevmek, adını koruyacak kanunlar çıkarmak falan bana abes geliyor.

Sanırım kendisine mal edilen şeylerin yalnızca kendisi tarafından düşünülüp yapıldığı, başarıldığı, devrinin tek ilericisi olduğu sanılıyor. Halbuki resmi tarih dışında bir şeyler okuyan herkes Mustafa Kemal'in aşağı yukarı ne ağırlıkta biri olduğunu, çevresinde ne ağırlıkta adamlar olduğunu bilir.

Benim Mustafa Kemal'in karakterini kavrayabilmek için kullandığım kıstaslardan biri dünya kadar devlet/millet işi dururken bir türlü ayık gezememesidir. Mâlum kendisi alkole bağlı bir hastalık neticesinde genç denebilecek bir yaşta ölmüştür. Kendisi gibi göçmenlerde sıklıkla görüldüğü gibi içkiye haddinden fazla ehemmiyet veren bir adamdır.

Natan
24-02-2016, 02:36
Benim Mustafa Kemal'i sevdigim yonleri de vardir, sevmedigim, begenmedigim, desteklemedigim yonleri de vardir. Bazi uygulamalarini gercekten taktir ediyorken, bazi kararlarini da elestiriyorum.

Herkes hata yapabilir..Iyi guzel, samimi, ilerici, aydin ve bilissel (dusunsel/teorik) birikimli birini sever taktir edersiniz, yeri geldiginde olumsuz yonlerine gozunuzu de kapatmaz, rasyonel mantik zemininde elestirel yaklasabilirsiniz. Her iki yonunu de yasayabiliriz.

Bu arada yukaridaki ifadelerine de katilmiyorum. Insanlari bir arada tutmanin yada bir ortak paydada birlestirmenin bir yolu da onlara birtakim oyalayici, robotlastirici, farkliliklarla degil, ayniliklarla dusunen ortak bir algi sunmaktir. Memlekette cocukluktan itibaren bireylere sabit bir dinsel anlayis, ustunluklerini vurgulayan milliyetci bir soylem, hurafe ve soylencelere hapsedis ve ata-ci, gelenekci normlar dayatilmaktadir.

Dusunmeyi, sorgulamayi, ogrenme etkinligini, elestirel mantgi beceremedigimizden bize anlatilan bayatlamis on-kabullerin pesinden kolayca gidebiliyoruz. Bunlari hepimiz yasadik. Umarim yillar icerisinde bunun aydinlik regulasyonunda tatmin edici bir sicramaya tanik oluruz. ...diye dusunuyorum..

Khaos
24-02-2016, 14:01
M.Kemal'i sevmem
bonapartist burjuva devrimciliği onu sevmemem ve ciddiye almamam için yeterlidir.

kabileciliğin bir tık evrimleşmiş biçiminden başka birşey olmayan ırkçılığı ise
geri kafalılığını deşifre etmenin bir başka somut delilidir.

insanlık, kabilecilik ilkelliğini aştığı gibi,
kabileciliğin biraz daha modern biçimi olan ırkçılık ilkelliğini de aşacaktır.

Yıldıztozu
24-02-2016, 15:06
Yaptığı devrimler onu sevip saygı duymam için yeterli.

Hem askeri zaferleri hem de yaptığı inkılaplarla Türkiye gibi yozlaşmış bir ortadoğu ülkesini çağdaş ve akılcı bir görünüme kavuşturma çabaları saygıyı hak ediyor.

''İnsanlık tarihi bir kaç yüzyılda bir ancak dâhi yetiştiriyor. şu talihsizliğe bakınız ki bu asrın dahisi türklere nasip oldu''
-David Loyd George

Şüpheci Dinsiz
24-02-2016, 16:32
"Her şey şartlara bağlı oluşur" kuralı gereği ben de tarihe, kişilere -içinde bulundukları şartları- gözeterek bakmaya çalışırım. Bir kişi için yaptığım "iyi/kötü" yorumu; ne o kişiyi iyi yapar, ne kötü. Kişi, tarihi bir kişi ise, tarih taraflı yazılmışsa benim yorumum ya papağanlık, ya çıkarım olur. Benim/başkalarının yorumu menfi/müspet, her ne olursa olsun gerçek; geçmişte olanın evrildiği 'ortada olan'dır.

Mustafa Kemal bir askerdi. Askerlikte motivasyon için sloganlar/marşlar önemlidir. Sevgili Barlas'ın paylaştığı/paylaşmadığı türden söylemler tipik askeri motivasyon/kışkırtma sloganlarıdır. Ben de askerlik yaparken Yunanlılar aleyhinde atılan milliyetçi sloganlarla yürütüldüm ve bundan nefret ettim. Irkçı/milliyetçi/dinci/mezhepçi sloganlardan nefret ederim, çünkü sahibinin köpeğine "tut bunu ısır" türü emir vermesini andırır bir aşağılamadır benim için.

Mustafa Kemal ve dava arkadaşlarının yurt savunması için yaptığı işler, Cumhuriyeti kurması, laikliği(!) getirmesi, kadın-erkek eşitliği, medeni hukuku(!) getirmesi, eğitime/bilime önem vermesi kesinlikle övgü, saygı ve minnet duymaya değerdir.

Bununla birlikte, (Mustafa Kemal'den önce başlayan -> İttihat Terakki) geçmişte yapılan hataların evrildiği 'ortada olan'a baktığımızda bu hataların önemli hatalar olduğunu anlayabiliyoruz. Anadolu coğrafyasında yaşayan halkların kimliklerinin Türklük, Türkçülük dayatmasıyla silinmeye çalışılması, bu gerekçeyle katliamlar, soykırımlar, sürgünler yapılması günümüzün iki önemli sorunu olan "Ermeni Soykırımı" ve "Kürt Sorunu" sonuçlarını üretmiştir.

Sevgili Nihilist'in "Bonapartist (https://tr.wikipedia.org/wiki/Bonapartizm)" devrim dediği şudur:
Bonapartizm, dar anlamıyla 19. yy’da Bonapart ailesinin iktidarını koruması için izlenen politikaya verilen isimdir. Geniş anlamıyla ise Bonapartizm, güçlü ve merkezi bir devleti savunan asker ve bürokratın izlediği politikaları ifade eder. Bu bağlamda daha çok Marx ile gündeme gelmiştir. Bonapartizmde sivil ve asker bürokrat kesim devlet yönetiminde bir sınıfın tamamen kaim olmasına mani olur. Bonapartizm, iktidarı emekçilerin alamadığı ama burjuvazinin de alacak kadar palazlanamadığı için siyasal gücünü bürokrasiye devrettiği rejimin adıdır. Marx ve Engels'in 19. yy ortalarında Fransa'daki rejim hakkındaki tanımlarıdır. Asker, sivil bürokrasi ve küçük burjuva aydınlar ittifakı, burjuvazi adına ama burjuvaziye iktidarı tam olarak teslim etmeden erki elinde tutar.
Yani sürekli askeri vesayet, sürekli devlet vesayeti. Vatan denen toprak parçasının içindeki canlı/cansız her şey devlet için vardır, devlete kurban olsundur, devlet kutsaldır, herkesin canı feda olsun vesairedir.

Bonapartizmin günümüzdeki 'ortada olan'ı faşist devlettir, derin devlettir, Jitem'dir, PÖH'dür, JÖH'dür, faili mechullerdir, resmi işkencelerdir, yargısız infazlardır, katliamlardır. Halka, devletin kurban almasının normal olduğu kanıksatılmıştır.

Günümüzde 'ortada olan'a bakınca Laiklik olarak adlandırılan devrimin, Sünni Müslüman dayatmasından başka bir şey olmadığını, Cumhuriyet tarihi boyunca Alevi katliamlarına yol açtığını, yol verdiğini, Cübbeliler, Tayyipler ürettiğini görüyoruz.

Emek, üretim, emeğin karşılığını alması açısından 'ortada olan'a baktığımızda, Cumhuriyet tarihi boyunca sol'un, haliyle emeğin ezildiğini, katledildiğini, sindirilmeye çalışıldığını, sömürüldüğünü açıkça görebiliyoruz.

Kısacası 'ortada olan' her ne ise geçmişin evrildiği durumdur. 'Ortada olan'dan memnun değilsek bunun sebebi geçmişte yapılmış olan hatalardır. Günümüz insanına düşen, iyi-kötü sahip olunan durumu tarafsız değerlendirip daha iyisini yapmak olmalıdır.

Sevgiler

Selmet
24-02-2016, 16:41
@erreta Ataturkun karacigeri iki defa gecirdigi sıtma yuzunden iflas etmistir.tedavi amacli Kullandigi KİNİN yuzunden! Ataturk uzun zamandur MİLLET olamayab Turk halkini MİLLET yapmaya calismis bunu bir nebze.basarmis fakat kendisinden sonraki surecte tekrardan kisiliksiz UMMETcilik edonmustur bu halk. Kendisi asla kafatasci ırkcı degildi.

spartacus
24-02-2016, 17:15
Mükerrer

spartacus
24-02-2016, 17:16
Bir insanı sevmek ayrı, fikir ve görüşlerine katılıp, katılmamak ayrıdır.

2 Tür safsataya dönüyor

1.) Seviyorsam - Her dediğini kabul ederim...
2.) Görüş veya fikrine katılıyorsam sevmek zorundayım...

İkiside geçerli değil.

Atatürk'ün katılmadığım görüşleri
Milliyetçilik -> halkçılıkla çelişir.
Devletçilik -> Halkçılıkla çelişir. Cumhuriyetin imkanı kalmamıştır.

İdeolojik olarak katılmadığım yönü ise burjuva ideolojisini benimsemiş olması ve iktisadi kalkınma plan ya da görüşmelerinde yokedilen Ermeni, Yahudi burjuva kesiminin yerine palazlandırılacak bir ırk temelli burjuvaziyi öngörmesi, milliyetçilik hastalığıda buradan bulaşmıştır.. Bu haliyle halkçılık ile burjuva görüş çelişir, çatışır... İki ara bir derede kalınmış ve kısa süre sonra bilhassa ölümünden sonra, çelişen kısımlar kolayca atılmıştır(Halkçılık, milliyetçiliğe ve devletçiliğe feda edilmiştir)...

Sonuç olarak dinciliğin mezhepçiliği ile etnisitenin milliyetçiliği arasında hiç bir fark yoktur, ikiside siyaseten kullanım değeri, payesi biçilmiş, özünde ise eşyanın tabiatına aykırı(tür insandır, mezhep yada millet değil) biçimde DOGMATİK sıfatlar yüklenen, zamanla saplantı-hastalık-arıza dzeyine erişen sosyo-kültürel oldukları halde görmezden gelinip siyasi aidiyete indirgenerek(içide booşaltılarak) üretilen arızalardır.

Bu arızalar o düzeye varmıştır ki, tarihi dahi oturup masabaşında yazmışlardır, aynı türden tarih yazınına ise 9. Yüzyılda Emeviler ve Abbassiler döneminde tekrar rastlıyoruz... Ortak yönleri ise masabaşında, siyasi bir adiyet, temsil yüklenen mezhep veya millet faktörüne yüklenecek olan dogmatik sıfatlarla geriye dönük tarih yazını temelinde bir ortaklık yaratma çabasıdır.

ang
24-02-2016, 21:56
Başbuğ (başkomutan) Mustafa Kamal'ıñ bir Türkçü (Türk Ulusçusu/Milliyetçisi) olduğunu bilmeyen yoktur sanırım, bunu söylemeye bile gerek yok bence.

Mustafa Kamal'ı geñelde Türk olmayanlar sevmemektedirler, bu da oldukça doğaldır. Soyu Türk olmayanlardan Atatürk'ü sevmelerini beklemek abesle iştigâldir. Atatürk'ü sevmeyen kişiler dînî duyarlılıkları yüksekse Osmanlıcı (Arapçı-İslamcı) bir çizgiyi benimseyip Türk-Atatürk yağılıklarını (düşmanlıklarını) bu minvâlde yaparlarken, dînî duyarlılıkları düşük olanlarınsa Marksçılık-Solculuk kisvesiyle Türk-Atatürk yağılığı yaptıklarını görürüz.

Bu kişiler açık açık Türk karşıtı olduklarını söylemezler, çünkü bunu yaparlarsa aslında "milliyetçi" hatta "ırkçı" oldukları açığa çıkar, bu nédenle dînciler İslamcılık, solcular ise enternasyonalizm kisvesine bürünürler. Dînciler, "İslam'da milliyetçilik/ırkçılık yoktur" sloganı altında Türk düşmanlığı dahi (ve) Arapçılık yaparlar, solcular da enternasyonallik adı altında Türk düşmanlığı dahi Kürtçülük yaparlar (Çerkesçilik, Ermenicilik gibi türevleri de vardır. Solcu olunup yalñızca Türk olunamaz, hem solcu hem Kürt, hem solcu hem Laz, hem solcu hem Ermeni olunabilir bu arkadaşlara göre).

Bizler ise doğru (dürüst) kişileriz. Néysek oyuz, kendimizi saklamıyoruz: Türk'üz, Türkçüyüz, Atatürkçüyüz. Bizde öyle Ümmetçilik adı altında kendini saklayıp, gizli Arapçılık yapmak yoktur. Bizde, kendini solcu maskesi ardına gizleyip Kürtçülük, Ermenicilik yapmak yoktur. Bizler eryürek (cesur, korkusuz) kişileriz.

Atatürk'üñ yaptığı tüm devrimler, Osmanlıcı-Arapçı faşizme/dayatmalara karşıdır, Türk dili dahi (ve) kimliğini korumaya yöneliktir. Aslında Kamalizm/Atatürkçülük için: "Arap Faşizmine/dayatmalarına karşı yapılmış bir Türk başkaldırısı" dénebilir.

Osmanlı Arapları (hiçbiri Türk değildir, né soyca, né de ruhça), Türk adını hakaret olarak kullanırlardı. Türk dilini bilinçli olarak kullanmazlardı. Ben Cumhuriyet'e tıpkı Yunanlarıñ, Bulgarlarıñ Osmanlılardan kurtuluşu gibi, "Türkleriñ Osmanlı Araplarınıñ işgalinden kurtuluşu" olarak bakıyorum.

Bizlere yüzyıllar boyunca zorla kendi inançlarını, yaşam biçimlerini, alfabelerini, dillerini dayatan Arap faşistlerine karşı kazanılmış kutlu bir yengidir (zaferdir) Cumhuriyet.

Atatürk, dilde, kültürde dahi inançta Türkleşme yanlısıydı. Bu nédenle bizlere zorla kendi dillerini dayatan Arap faşistlerine aynı yönde bir karşılık vérdi, duyuruyu (ezanı) Türkçe okuttu, bu Arap faşizmine karşı bir öcdü (rövanştı). Bizlere zorla kendi alfabelerini, dillerini dayatan Arap faşistlerine añlayacakları dilden karşılık vérildi. Latin tabanlı bir Türk alfabesine geçildi, dilimize zorla sokulmuş Arapça sözlere karşılık halk dilinden sözler derlendi (deprem, aygıt, vergi, tanık vb.) Arapçada izan "duyan" yâni kulak demektir, "göz var izan var" déyiminden biliriz, yani "göz var kulak var". İşte ezan da aynı kökten gelip "duyurma, duyuru" añlamında bir sözdür. Yâni bir Arap ezan sözünü bir Türk'üñ duyurma ya da duyuru sözünü algılayışı gibi algılar. Arabıñ diliniñ bir özelliği ya da kutsallığı yoktur.

Atatürk, kendisine öğretmenince vérilmiş olan Arapça Kemâl ("Olgun" démektir) adını da bu söyleyişe yakın bir Türkçe adla değiştirip Kamal yaptı. Kamal eski, öz Türkçede "kale, sur 2. sağlam 3. sağlam yapı" démektir. Kazakçada qamal "kale, sur" añlamlarıyla yaşar => http://ctle.pau.edu.tr/kztr/index.php (arama bölümünde Kazakça işaretliyken qamal yazıp büyüteç simgesine tıklayıñız). Diğer Türk halkları bizler gibi zorla Araplaştırılmadıkları için dillerinde pek çok eski Türkçe söz bulunmaktadır, bizler de bu eski Türkçe sözlerden kimilerini dilimize yeñiden kazandırdık, örneğin egemen sözünü. Yine aynı Kazakça sözlüğe egemen yazıp aratıñız, bu söz de Kazakçada hiç unutulmamıştır, çünkü Arapçadan hâkim gibi, hükümran gibi sözleri özenti yoluyla alıp diline sokan bir Arapçı Kazak tarihte hiç olmamıştır).

Şüpheci Dinsiz
24-02-2016, 22:43
Sevgili ang,

Açık soru, açık cevap bekler:
Siz eski Kut, yeni Anatolian Eagle mısınız, yoksa sizin gibileri üreten bir fabrika mı var?

Sevgiler

ang
24-02-2016, 23:01
Kimi arkadaşlar Atatürk'ü Koruma Kânunu'ndan falan söz étmişler. Arkadaşlar, bu yasayı çıkaranlar Kamalistler/Atatürkçüler değildir. Bu yasayı çıkaran kişi İslamcılarıñ ağababası Menderes'tir. Bu yasayı da Amerika'nıñ bir projesi gereği çıkarmıştır, yoksa Atatürk'ü çok sevdiğinden değil. Amerika, her zaman yaptığı gibi, o dönemlerde de kolayca kullanabileceği/söz geçirebileceği İslamcıları desteklemiştir.

Örneğin, İsmet İnönü Cumhurbaşkanıyken, tüm paralarda, tüm okul sınıflarında dahi resmî dâirelerde Atatürk'üñ değil, İnönü'nüñ resmi vardı, néden? Çünkü Mustafa Kamal zamanında çıkarılan yasa bunu öngörüyordu: "Cârî Resi-i Cumhur kim ise, paralarda ve resmî yérlerde o kişiniñ resmi olur". Bu nédenle İnönü Cumhurbaşkanıyken paralarda ve resmî dâirelerde onuñ resmi vardı. Kimileriniñ iddia éttiği gibi Atatürk gerçekten bir diktatör olsaydı böyle bir yasa çıkarılmasına göz yumar mıydı sizce?

İşte Menderes, Amerika'dan aldığı buyruk ile paralara ve resmî dâirelere yeñiden Atatürk'üñ resmini koydurdu ve bir daha birileri gelip de yine bu resimleri kaldıramasın diye "Atatürk'ü Koruma Kânunu"nu yine Amerika'nıñ buyruğuyla çıkardı. Amerika'nıñ istediği şuydu: Mustafa Kamal'dan sanki bir "Big Brohter" çıkarmak (çıkardılar da > Mustafa Kemal), Kamalizm'i de > Kemalizm'e çevirip, Kemalizm'den de sanki Orwell'iñ "1984" adlı romanındakı gibi bir düzen yaratmak, daha doğrusu Atatürk'ü ve Atatürkçülüğü sanki böyle şeylermiş gibi göstermek, halkı zaman içinde Atatürk'ten ve Atatürkçülükten soğutmak, Amerika'nıñ amacı buydu. Peki Amerika bunu néden istedi? Bu kurgulanmış olan Big Brother-1984 = Mustafa Kemal-Kemalizm ile başta İslamcılar olmak üzere halk iyice bıkacaktı, halk öyle bir hâle getirilecekti ki artık Atatürk sözünden bile ikrah édecekti, böylece Nato'ya da alınacak olan Türkiye, ileride İslamcılarıñ mutlak géri dönüşleriyle Mustafa Kamal'dan ilelebet kurtulacaktı...

Bu kurgu kısmen tuttu, tutmadı değil. Bizleriñ "Gardrop Atatürkçüsü" de dédiğimiz "Kemalistler" (Kamalist/Atatürkçü değiller) de bu kurguya bilerek ya da bilmeyerek katkıda bulundular.

Araştırıñız, her okul bahçesine bir Atatürk büstü konulması örneğin, Atatürk zamanında yoktur, Menderes zamanında bu uygulama başlatılmıştır. Her ile adı Atatürk olan bir okul yapmak (ya da mevcut okuluñ adını değiştirip Atatürk yapmak), kimi beldeleriñ adlarını değiştirip Kemal Paşa yapmak, her ilde bir Atatürk sokağı, bulvarı, caddesi olması vb. Tüm bu ad değiştirmeler de 1950-1960 yılları arasında, Demokrat Parti iktidarında gerçekleştirilmiştir. Bunları yapmaktakı amaç néydi yukarıda değindik.

Yér adlarınıñ keyfî olarak değiştirilmesi de Demokrat Parti döneminde tavan yapmıştır. Kimi yér adlarınıñ değiştirilmesi Osmanlı döneminden başlayan bir harekettir. Osmanlılar da kimi aşırı Rumca ya da Ermenice duyulan yér adlarını, tahrir defterlerine geçirirken keyiflerince değiştirirlerdi. Söz gelimi adı "Kızıl Kilise" olan bir köyü (Kızıl Kilise adı Türkçe olsa da, çünkü Türkçeye de düşmanlar) deftere kaydederken "Hacılar" yaparlardı. Bu şekilde biñlerce köyüñ adı Osmanlılarca değiştirilmiştir.

Cumhuriyet döneminde de kimi yér adları Türkçeleştirilmiştir doğru, ancak bu örnekler muhakkak eski Türkçesine dönüş biçimindedir ve eski ad yasaklanmamıştır. Söz gelimi Yunanca kökenli olan Mersin'e eski Türkçe adı olan İçel démek gibi. Bu gibi örnekler de çok fazla değildir.

Cumhuriyet döneminde eñ fazla yér adı değiştirilmesi yine 1950-1960 arasında, Demokrat Parti iktidarında yapılmıştır, araştırıñız. Örneğin Edip Yüksel, bir ara facebook sayfasında eski nüfus kağıdını göstermişti, doğum yéri bölümünde "Norşin" yazmaktaydı. Bu adıñ soñradan değiştirilip "Güroymak" yapıldığından söz étmiş ve bu durumdan yakınmıştı. Edip Yüksel 1957 doğumlu. Démek ki 1957'ye dek Norşin adı kullanılıyormuş, Norşin adınıñ Güroymak biçiminde değiştirilmesi 1960 yılında olmuştur. Şimdi sormak gerek 1960'da Kamalistler/Atatürkçüler mi iktidardaydı, bu adı Kamalistler/Atatürkçüler mi değiştirdi?

Yâni, kimi arkadaşlar kimi konularda bilip bilmeden hüküm veriyorlar. İslamcılarıñ uygulamalarını sanki Atatürkçüler yapmış sanıyorlar. Atatürk'ü Koruma Yasası da bunlardan biridir, buyruğu véren Amerika, yasayı çıkaran İslamcılar, 1950'den beri iktidarda olup bu yasayı kaldırmayan yine İslamcılar ama suç Atatürkçülerde öyle mi? :) gülünç...

Atatürk'üñ döneminde çıkarılan yasa Menderes tarafından kaldırılmasaydı bugün paralarıñ üzerinde Erdoğan'ıñ resmi olacaktı, okullardakı sınıflarda Erdoğan'ıñ resmi olacaktı. Bunuñ uygulanmış yâni kanıtlı örneği İnönü devridir. Atatürk her tarafta resmi olsun isteyen biri değildi, öyle olsa böyle bir yasa çıkarmazdı. Her yére Atatürk heykeli ve büstü diken de Demokrat Parti'dir. Amerika'nıñ Mustafa Kamal'dan, Kamalizm'dan bir "1984" düzeni yaratma projesi gereği. Bu Amerikan projesi kısmen başarılı olmuştur.

İnönü'nüñ Cumhurbaşkanı olduğu dönemdeki paralardan örnekler

http://iblog.milliyet.com.tr/imgroot/blogv7/Blog333/2013/12/15/05/440632-3-4-c2383.jpg

http://4.bp.blogspot.com/-X0oBbqnVqlM/VlyWb2xRs9I/AAAAAAAADWc/RmW8kS8JQac/s640/images%2B%25285%2529.jpg

O dönemde yaşayan hangi Atatürkçü buna karşı çıkmış? Kimileri İnönü ile Atatürk'üñ arası açıktı, İnönü de Atatürk'üñ izini silmek için paralara kendi resmini koydu falan dérler :) hikâyedir... O dönemdeki tüm Atatürkçüler ilgili yasadan haberliydiler, kimse bu duruma karşı falan çıkmadı. "Atamızıñ resmini paralardan sildirmeyiz" diye ortalığı ayağa kaldıran falan olmadı. Yâni halkta zaten bu durumu kanıksamışlık vardı. Ancak soñradan Menderes döneminde yaratılan "Kemalizm" ile halkıñ bir kesiminde adeta putperestlik dénebilecek seviyede sözde bir Atatürk sevgisi yeşertilirken, İslamî kesimde ise Atatürk düşmanlığı yaratıldı. Öñce korkuluğu dik, soñra o korkuluğu düşman/tehlike ilân édip saldır, tipik Amerikan taktiği.

Dialectics
24-02-2016, 23:33
Herkes ve herşey ortamına ve koşullarına göre değerlendirilir. Atmosfer basıncının 1 bardan yüksek olduğu 3000 metrelik dağa çıkıp da "su neden 100 derecede kaynamadı" diye suyu suçlamak, ulus-devlet modelini seçti diye Atatürkü suçlamaya benzer.

Bugün Atatürkü dinsizliğinden ya da milliyetçiliğinden vb. dolayı masonlukla ya da emperyalizmin taşeronu olmak ile suçlamaya çalışanlar, müslüman geçinip de ülkenin altın madenlerini Amerikanlara peşkeş çekenlere baksınlar. Atatürk, 90 yıllık reklam arasıydı diye düşünen arapçı zihniyetler bize "beğenmiyorsanız gidin" diyeceğine kendileri gidip Arap ülkelerinde yaşasınlar. (Tabi kaldıysa yaşanabilecek bir arap ülkesi, ya da masonlukla suçladıkları Atatürkün ülkesinden en yaşanabilir olan Amerikan sömürgesi Arap ülkelerine gitsinler)

Efendim daha fazlası başarılabilirdi, Lozanda daha fazlası alınabilirdi, ulus devlet modeli yerine osmanlıcılık devam ettirilebilirdi vs.. E biri çıkıp ettirseydi o zaman... Kazım Karabekir iktidarı Atatürke kaptırmasaydi. 100 yil sonra tarih Tayyip degil de Kılıçdaroglu iktidar olsaydi simdi Türkiye şöyle güzel bir ülke olacaktı diye mi yazacak?

Bu vesileyle de itiraf edeyim bu arada, HDP ye oy verdiğime de binpişmanım. Masum insanları öldürüp çoluğunu cocugunu, anasını, eşini, dayısını boktan ideolojileri ugruna yasa boğan bir zihniyetin maşası olmaktan başka çapı olmayan bir teröriste taziyede bulunacak kadar hümanist isen gidersin Sur'a kendini canlı siper yaparsın insanlar ölmesin diye...

Ayyuka çıktı kı, hersey yıllar önce planlanmıs. Çözüm süreci basladıgı an talimatlar yagmis. Gidin her yere silah depolayin. Binalar arasina tüneller kazin, savasa hazirlanin, kameralar yerlestirin sokaklara, tünelleri birlestirin vs. diye..
Afedersin de sıçayım sizin Türkiyelelişmenize. Kahrolsun sebep oldugunuz acılara... Bütün o aglayan colugun cocugun travmasi dönüp katlanıp girsin bir tarafınıza, Amerika ve Rusyanın uşagı sahte özgürlük savaşçıları.

ang
25-02-2016, 00:24
Sevgili ang,

Açık soru, açık cevap bekler:
Siz eski Kut, yeni Anatolian Eagle mısınız, yoksa sizin gibileri üreten bir fabrika mı var?

Sevgiler

Üye olduğum günden beri bu tür sorular geliyor, kimi Bedevî misin déyor, kimi Anatolian mısın? Bedevi de değilim Anatolian da, Türk'üm :) Özelden de Natan sormuş eski nickiñ néydi déye, ille de birine yamayacaksıñız beni :)

Şüpheci Dinsiz
25-02-2016, 18:12
Üye olduğum günden beri bu tür sorular geliyor, kimi Bedevî misin déyor, kimi Anatolian mısın? Bedevi de değilim Anatolian da, Türk'üm :) Özelden de Natan sormuş eski nickiñ néydi déye, ille de birine yamayacaksıñız beni :)

E hoş geldiniz o zaman. :)

ang
25-02-2016, 21:11
E hoş geldiniz o zaman. :)

Sağ oluñ, hoş bulduk :)

İlahimasal
25-02-2016, 22:36
Mustafa kemal ATATÜRK 57 yaşında deilde 87 yaşında hayattan kopsaydı ,bu gün dünya ve ülkemizde bir çok olay farklı tarih olarak yazılacakdı.

Mustafa kemal'i hayattan kopmasına rağmen yîpratmak için kullanılan her yöntem büyük bir komutan ve devlet adamı olduğunun net kanıtıdır.

Mustafa kemalin savaşını halen anlayaman insanlara şaşırıyorum. Milliyetcilikden girip ,ırkçılıkdan çıkıyorlar.
Mustafa kemalin savaşı bilgi sahibi olan bir halk yapısıydı.modern,medeni,özgür,laik,arap kavmiyetciliğinden kurtulmuş bilgi topluluğu.

Ömru yetmedi.

Kendisinden sonra gelenlerde anlayamadılar.

Atatürk sevilmezmi hey hey delimisin sen. Sari saçlım mavi gözlüm.

Saint-Just
29-02-2016, 18:24
mustafa kemal, turkiyenin tarihsel ilerlemesinde onemli isler saglamis basarili bir devrimcidir. solu gercekten bilimsel bir sekilde ozumsemis her solcu, kuba icin jose marti, cin icin sun yat sen veya fransa icin robespierre neyse turkiye icinde ataturk un o oldugunu bilir.

cumhuriyet kurulmadan once osmanli, diger gelismis avrupa devletlerinin neredeyse 300-400 yil gerisinde, dusman kuvvetlerinin baskentine kadar girip paylastirdigi bitik bir devletti. o zaman osmanlinin ileri gelen aydinlarinin ve devlet adamlarinin kafasindaki tek soru suydu, "memleketi nasil duze cikarabiliriz?" mustafa kemal de bu tartismaya katilan ve kendine guzel hedefler belirleyen aydinlardan sadece biri idi. ancak onlarin arasindan en one cikan kisi olmasinin nedeni digerlerinin dusundungunden cok daha fazlasini hayal etmis olmasi ve koydugu hedefler yolunda daha cok calisip cogunu gerceklestirmesidir.

milli mucadeleyi orgutlemek, dusman kuvvetlerini yurttan kovarak tam bagimsizligin saglanmasi ve cumhuriyet kurulmasi, meclisin kurulmasi ve "egemenlik kayitsiz sartsiz milletindir" dusturuyla saltanattan demokrasiye gecis. laikligin saglanmasi vs vs. bunlari gerceklestirmek gec donem burjuva devrimini hala gerceklestirememis veya tamamlayamamis donem topraklarinda, kendisinin zamanlarinda o okullardan subay cikmak gibi her yigidin harci degildir.

ben konya'da yasiyorum ve akp'nin kalesi olan bu muhafazakar sehirde goruslerimi kirparak veya saklayarak akplilerin kafa yapisini anlamaya ve degistirmeye calisiyorum. sunu soyleyebilirimki bu zamanlarda kemalistler gibi abartmayip, onun devrimlerinin de artik gunumuzde eskidigini ve dusuncelerini hala gunumuzde savunmanin veya uyarlamanin anlamsiz ololdugunun bilincinde olarak da olsa, mustafa kemal pasa'yi hatirlamamiz ve savunmamiz cok onem arz ediyor. heleki bizim gibiler icin..

10 kasim olmasa da kendisini bu baslik vesilesiyle saygiyla aniyorum.

Khaos
29-02-2016, 19:28
hahahahaha

20 thc üzerine 1.5 litre şarabı cila niyetine atıp
hala klavye kullanabilme beceresi gösterebilmek
adamda bi çeşit narsistlik de üretebilir.

ama izin vermiyorum.
dayandım, dayanıyorum, yıkılmam amk.

yerim ulan sizin devrim anlayışınızı.

spartacus
29-02-2016, 19:28
Mükerrer

spartacus
29-02-2016, 19:28
Bu başlıkta ilk ifadem aslında anlayışa dairdi...

Bir insanı sevmek ayrı, görüş ve fikirlerine katılıp, katılmamak ayrı... Atatürk, bu saatten sonra bizlerin, başkasının onu sevip sevmediği, yüce payeler biçip biçmediğinden azade, çünkü O tarihdeki yerni tümüyle(olumlular, olumsuzlarıyla) sizin sayenizde almadı, eylemiyle aldı...

Benim günümüz Kemalistlerinde anlamadığım, nasıl bu düzeyde dinci olabildikleri, 21. Yüzyıldayız ve resmen yeni bir din kurmuş durumdalar, bütün yaptıkları aslında Mustafa Kemal'i itibarsızlaştırmak, dejenere etmek, dışını cilaladıkça içi boşalan, ama dışı parlayan puta çevirmek, elleridne oyuncak etmek, bir tür boyun bükmek vesilesi yapmak(islamın kader anlayışı gibi). Anlamadığım diyorsamda anlıyorum, bu gerçekten dinci kafaya sahip oluşumuzla ilgili kalıtsal bir hastalık...

laiklik diyorsunuz, en çirkefinden laiklik karşıtısınız, söz, düşünce, ifade, fikir, inanç özgürlüğünü savunmuyor, üstelik sizden farklı düşünen herkes sizler için vatan haini, paralel(!), nasılda dönemin iktidarına benziyorsunuz farkında mısınız? Sömürüye karşı değilsiniz, hak-hukuk derdiniz yok, insan gibi yaşam derdiniz yok, özgürlük(HÜRRİYET!) derdiniz yok(tek derdiniz esaret düzeni kurmak), birliktelik derdiniz yok, bilimin yolu sizin yanınızdan dahi geçmiyor, ırkçılık had safhada, ayrımcılık, bölücülük, bürokratik bir stratejik anlayışınız var(bir tarafta emreden diğer tarafta uymakla mükellef köleler), ülkeden, dünyadan, hayattan, canlılıktan(birer ölü gibisiniz) haberiniz yok vs...

Aynı hastalık msülümanlarda değil ki, sadece onlarda(Milliyetçiler=Ulusalcılar) da var demiyorum, solcularda da öyle, yani putlaştırma bizim memlekette kaç yüzyıllık osmanlı mirası, hastalığı, İttihat Terakki ise en ayyuka çıkmış hali idi. Kemalistler'i Atatürkçü olarak da görmüyorum, onlar daha çok İttihatçı tipindeler(yani bürokratik bir darbe zihniyetine sahipler, stratejik hatları da bu temelde, Atatürk'ü ise putlaştırıp, kullandıklarını, en büyük istimarı ve itibarsızlığı sağladıklarını düşünüyorum)...

Atatürk'ü sevmek demek, her fikrine katılmak demek değildir. Hanginiz gerçekten sevdiklerinizin her fikrine katılıyorsunuz? macbur musunuz? Bu sevmenize engel mi? Ya da sevmeniz şart mı? Ya da seviyorsan fikrine katılmak zorunda mısın? Bu başlık YANLIŞ SORUYLA açılmış, doğru cevapalrında görüldüğü gibi anlamı yok(hala kimse bu başlığın kurgusundaki hatayı görebilmiş değil)...

Bizim başımıza ne geliyorsa binbir çeşit hastalığımızdan geliyor, bir fikre, görüşe katılıp katılmamakla, bir insanı sevip, sevmemeyi ayırt edemeyen dinci bir toplumuz, bakın Erdoğan sevgisi = her ne derse amentümdür düzeyinde, sizce bu normal mi? Size normal geliyorsa, aslında sizde bir dincisiniz, farkınız nüanslarda olmalı, oysa bu bir hastalık, bu bir arıza, bu kör-kara cehalet...

İkincisi her insan ancak yaşadığı dönemin tarihsel koşullarıyla kavranabilir, şunu yapsaydı yapmamış, bunu yapsaydı yapmamış gibi ifadelerde saçma, insanı ancak ve ancak ne söylemediği, ne yapmadığıyla veya farazi yakınmalarla değil ancak ne söylediği ve yaptığıyla irdeleyebiliriz. Çünkü her insan ancak düşüncesi, görüşü ve eylemiyle kavranabilir. Şunu yapsaymışda vs hikaye.

Tartışmalarda da denk geliyoruz, bazen muhataplarımız söylediklerimiz değil, bizleri söylemediklerimiz (ama bizim adımıza da kendilerinin konuştuğu!?) veya yapmadıklarımız üzerinden eleştirmeye kalkıyor, aynı arıza, aynı hastalık, aynı salaklık...

Sonuç olarak Atatürk'ü sevmek başka, tarihsel dönem ve koşullarında eylemlerini takdir etmek, veya kimisini olumsuz bulmak başka, görüş ve fikirlerine katılıp, katılmamak başkadır.

Ben babamı severim, ama her görüşüne katılmam, her dediğinide yapmam, çocuğumu severim ama her konuda aynı düşünmem, siz farklı mısınız? Sevgi ile fikir ve görüşü ayırt edemeyecek, böylelikle çevrenize terör estirecek(beni seviyorsan ne dersem yapacaksın, O'nu seviyorsan ne demişse yapacaksın - alın size Dünyaya gelmiş geçmiş en rezil Osmanlıcı, ülkeyide emperyalistlere peşkeş çekmiş, gidip Almanın önünde yağları erimiş, Hitler'de miras olmuş İttihat Terakki faşizmi, kısaca zihniyeti) kadar hasta mısınız?

Diyeceğim son şey, ucuz siyaset ayağına yiyip, bitirdiğiniz Atatürk'ü artık rahat bırakın, hepimiz insanız koyun değiliz, eliniz, ayağınız, gözünüz, aklınız, mantığınız, onurunuz varsa, kendi kimliğinizi, kendi dünyanızı, kendi kendinizin çobanı olmayı, hak aramayı, hakkını bilmeyi, istemeyi ve gerektiğinde de eyleme geçmeyi öğrenin, Atatürk size ben ilelebet çoban olacağım demedi, koyun olun demedi, beni kullanın demedi, naciz vücudum toprak olacak dedi, katılmadığım görüşleri ayrıdır, lakin benim gördüğüm geride böylesine koyunlaşmış, dogmatik, her başı sıkıştığında birisi gelsin bizi kurtarsın, ölürse gömeriz, kurtarırsa överiz kafasında sahtekar, aciz, holigan bir topluluk bırakmak istemediğidir...

Avrupa ülkelerine bakın, milliyetçiliğin kökü orasıdır, o zamanın rügarıdır, ama bir çok ülke eskinin BAĞIMLILIK YARATAN siyasi malzemelerini aşarak ilerlerken, sizler her gün daha fazla bağımlı, daha fazla uşak, daha fazla holigan, daha fazla insana yabancılaşan, daha fazla bölünüyor, bölüyorsunuz, sırf siyaseti inanca, tabuya, soyut söylemlere, tabulara bağladığınız için... Atatürk mü kalkıp kurtaracak sizi, ne kadar arsız bir toplum, hep birileri gelsin benim için ölsün diye bekleyen....

Senden çok az kaynağa sahip ülkelerde insanlar insan gibi yaşıyor, sen öve, öve bitiremediğin(yüce osmanlı kafasının yavrusu), destanlar dizip, kafanda üfürük alemlerinde, gerçekte cehennemde, 7 düvele uşak yaşadığın(ama 3-5 sembolle de perdeleyip zil, zurna sarhoş gezdiğin), yaşattığın ülkende hayvan standardında dahi yaşamıyorsun, eeee sonrada Aatürk'ü seviyormuş, hadi oradan, bir yanın kalk gidek diyor öte yanın bok yeme otur... Sebep? Köhnemiş dinciliğiniz, zır cahilliğiniz, sembol ve etiketlere olan afyonik bağımlılığınız, kimliğinizi, kişiliğinizi bile, bile kaybedip sonrada hep başkalarının şahsında, sembollerde aramaya kalkmanız(ne buluyorsanız?), hiç bir şeyi derinlemesine öğrenmeye çabalamayıp sembolik, biçimsel görüntülerle aldatılmışlığınız(40 türk gücüne erişince siz(?), kanınızda başka bir renk akarsa, hah işte o zaman ağzınızda sakız ettiğiniz ne idüğü belirsiz(aslında öylelikle kölesi olduğunuz) emperyalizmden de kurtuluyorsunuz, tek derdiniz 30 erkek gücünde bir peygamber olabilmek, o size yetiyor, dünyanız küçük, çok, hemde çok küçük, o kadar küçük ki, bir kibrit kutusunun ardına bile sığdırabilirsiniz, 3-5 slogan yeterde artar bile)...

Bu halinize bakarak birde şöyle sorun o halde? madem hayatta olmayan insanlar sanki karşımızdaymış gibi hareket edebiliyorsunuz, Atatürk yaşasaydı sizi sever miydi? Ne iş Kurtuluş savaşı dediğimiz vatan meğer milletin cehennemiymiş, kağıttanmış, birilerinin ağızının şapırtısıymış, müreffeh toplum seviyesi değilde, daha fazla dogmacı, dünyanın gelişimine sırtını dönmüş(hasta osmanlı!), kendi kendini, sen şusun, sen busun diye bölmüş, benim zamanımın YANLIŞLARINI(örneğin milliyetçilik=dincilik=kul-köle olmuş), görmekten, benim adımı yad edip Atatürk şöyle yaptı, böyle yaptı diyen, ama daha burnunu ucundaki kertiği bile almaktan aciz, madem ben yapıyorum sizde yapabilirsiniz, sefiller-köleler gibi bir hayatı yaşamak istemedinizde, size kim engel oldu, sizinde elleriniz, kolalrınız, aklınız, beyniniz var dedirtmekten öte ne sergileyeceksiniz? Çözüm olarak her evde 1 Atatürk resimi var O'nu 5'e çıkartırsak tamamdır diye gören hastalığınıza, arızanıza .... demeyecek mi? Sizin özürlü çocuğa Erdoğan ve Davutoğlunun resmini hediye diye veren özürlü bakandan ne farkınız var peki demeyecek mi(demeyecek mi?)? Beni işgüzarlığınıza, eylemsizliğinize, aman bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyen içi, dışı başkalığınıza, lafa gelince mangalda kül koymayan ama gerçekte başı yerlerde gezen sefilliğinize, kara cehaletinize perde, granitten zırh olarak neden kullanıyorsunuz demeyecek mi? O zamanlar milliyetçilik dönemin akımıydı, şimdi ise tam tersi, insanın sosyalleşmesi, ilerleyişin(çünkü bilincin, birlikteliğin, parçalanmamışlığın, bazı kutsallarla kullaştırılmamışlığın) anahtarı konumunda, siz ise o zamanalrın zararlı cemiyetleri gibisiniz, onar nasıl ki ümmetçilikle binbir çeşit türden biçimle sürdürüyordu ve vaktiyle kendini meşru görüyordu, şimdi de sizler aynısınız... Atatürk olsa sizi tercih etmezdi diye düşünüyorum, çünkü parçalayansınız, çağın gerisinde ve başkalarına köle olmak için ısrarcısınız, yeterki 3-5 kutsalınızın adı görünsün, üstü şişhane olsun da altı ne hane olursa olsun...

Khaos
29-02-2016, 19:33
https://www.youtube.com/watch?v=1Ljfws3LPVg

dinleyin lan yoldaşlar, bu şarkıyı tüm yoldaşlarım benle ve birbirinden anarşist üç uşağımla beraber dinleyin.
dinleyin de gönüller bir olsun.

Saint-Just
01-03-2016, 01:02
benim devrim anlayisim iktidarin bir siniftan digerine gecmesi ile birlikte uretim tarzi ve iliskilerinin daha ileri bir safhada degisimi ve gelisimidir. ben nasil fransiz devrimini bu kriterlere uydugu icin olumluyorsam , ayni sekilde kemalist devrimi de bu kriterlere uydugu icin olumluyorum. sizin devrim anlayisiniz nedir bilader? adam gibi bir parti ve devrim teorisi olmadan cephede gitar calip "ya bak ozge butun devletler katildir tamam mi?" demek mi?

somut durumun somut tahlili diye, diyalektik diye bir sey var. bir adami, gec donem burjuva devrimlerini hala gerceklestirememis feodalizm batakliginda yuzen dogru duzgun proletarya'si bile olmayan, gerici ve ummetci bir monarsi devletinden, ulus devlete dayali laik bir cumhuriyet kurmasina "niye millyetcilik yapti, ben anlamam! isci sinifi felan sosyalizm felan" demek nedir amk ya?

benim tek derdim bu adamin tarihsel olarak dogru konumlandirilmasi. kemalist olmakla bunu yapmak arasindaki farki da iyi anlamak lazim. sert bir mustafa kemal veya kemalizm dusmanligi sola cok zarar getirir.

ya bosverin bunlari bilader, ciddi soyluyorum bak cok dogru yoldasiniz. lenin, stalin, mao, castro, mahir cayan, hikmet kivilcimli felan hepsi mustafa kemal i ve devrimlerini olumluyarak cok yanlis tahlil tahliller yapmislar. alayi faso fiso bu isimlerin. alayi yalan dolan. sizin gibi soldan cakmaz ki bunlar sizin gibi mustafa kemal i dogru analiz etsinler. o yuzden aynen boyle devam.

spartacus
01-03-2016, 07:25
benim tek derdim bu adamin tarihsel olarak dogru konumlandirilmasi. kemalist olmakla bunu yapmak arasindaki farki da iyi anlamak lazim. sert bir mustafa kemal veya kemalizm dusmanligi sola cok zarar getirir.
Bu nasıl bir pragmatizmdir böyle? Hala aynı hastalık... Mesele bir şeye düşmanlık meselesi değil, heleki seçtiğin kelime "düşmanlık"... O andığın sol dediklerin her kimse, zaten onlarda aynı hastalıktan muzdarip... Birde isimler saymışsın, yani put edinin diyorsun, put edinmezseniz, değer vermiyor olunuyor gözünde, düşman sayıyorsun, kafa yapın tipik ittihatçılık.. Türkiye de sol mu varmış soldan bahsediyoruz...

Deniz'i idam edende senin bu sözde sol anlayışındı, kafa yapın, mantaliten hiç değişmiyor, çünkü Deniz'e karşı olmazsan, illa biryerlere düşman kesileceğine inanıyorsun. İlla hizmette kusur etmeyeceksin. Şimdi bize bu anlayışı, pragmatist(faydacı) tarzınla mazur görmemizi istiyorsun, görmezsek bizden ala düşman yok... Düşünmeyi öğrenin, fikir sahibi olmayı öğrenin, kimsenin omuzuna basarak bir halt olunamayacağını öğrenin. Hz Marx, Hz Mustafa Kemal, Hz Lenin tarzı, ciddi arızadır, hastalıktır, cehalettir.

Sen daha eleştirilenin kimler olduğunu anlayamıyorsun, her türlü dogmatik, gerici, aşırı sağ görüşün, kendisine sözde meşrulaştırıcı isimler seçip, onalrıda put olarak kullanmasının zemininde yatan köleleştirici, körleştirici etkisini çözemiyorsun, çünkü mevcut olan aşı bu şekilde işliyor, işletiliyor...

Tutumlarınızın herhangi bir dincinin, yüce Ömer büyük peygamberim yaklaşımından zerre farkı yok. Sonra her görüşünüzü gidip o isimler dayandırıp meşru kılıp, sonrada tartışılamaz, HAŞA kendinizi eleştirilemez kılıyorsunuz.

Birde diyalektikten söz etmişsin, somut durumun somut tahlilinden, ne olacak şimdi, somut durumun somut tahlili Muhammed gibi yaşayamayacağımızı, diyalektikte bize hayatın değiştiğini söylüyorsa, yok illa dediğin gibi mi olmalı, köhne bir dinci mi olmalı, diyalektikten bahsetmemeisin, devrimden de, çünkü bu pozisyonunla zaten karşı-devrimcisin, yaşadığı hayata, döneme, sisteme, canlılığa sırtını dönmüş, en ufak bir somut durumun somut tahliline dayalı fikre düşman kesilmiş, bir ittihatçı pragmatisten başka bir şeyi temsil etmiyorsun.

Örneğin milliyetçiliği benimsememek sana göre = Atatürk düşmanlığı, hazreti dememek Muhammed'e direk hakaret... Mesele Atatürk değil, sizsiniz, yobaz ve bağnazlığınız ve o isimleride fütursuzca her cehaletinize, her türden gericiliğinize, her türden dogmatik, anti diyalektik, anti felsefik, anti bilimsel kullanışınıza kılıf etmenize...

Marx, Hegel'in öğrencisidir, hiç bir zaman inkar etmedi, yeri geldiğinde olağanüstü kavrama yetisini övdü, yeri geldiğinde de bazı meselelerdeki dar kafalılığını söylemekten çekinmedi, ne dost olduğu nede düşman olduğu için değil, insan olduğu için(idrak, sınama yetisi). Senin gibi kafa yapısına sahip olanlar dünyayı ancak, dost-düşman, kafir-mümin dünyasında, basit pragmatist, kullaşmış bir tekdüzelikle kavramaya kalkıyor. mesele bu, ne Atatürk, ne Hegel, ne Marx hatta ne Newton..

Sizler Newton statik bir evren öngörmüş ise asla eleştirilemez kafasını yaşıyorsunuz, zira somut durumun somut tahlilinin getirdiğinden değil, soyut İNANÇLARINIZ ve tabualrınızdan hareket ediyorsunuz. Bu bir hastalık, hastalığınızı daha iyi anlamak için, dogmatiklere, tarikatlara, müridlere, dincilere bakmanız yeterli. Sizin hastalığınız müridleşme ve süreğen kendine şeyhler bulup uçurma hastalığı...

Son diyeceğim, hazretileşmiş isimleri öne sürüp, hiç bir dogmanızı, kul-köleliğinizi meşrulaştırmamanız, bu halde sadece alet etmiş ve alet olmuş oluyorsunuz fikriniz ne? Yok, görüşünüz ne? Yok çünkü fikir, görüş sahibi olursanız, kalıplaştırılmış ve içi boşaltılmış zamane sloganlarına, kutsallarına ters düşersiniz, sonrada böyle çıkar, değil dünyayı, eleştirilen sizin tutumunuz, davranışınız iken yine isimlerin ardına saklanıp meseleyi kişilere düşmanlık derecesine indirirsiniz...

Anlat hele nerede neyin düşmanlığını gördün? Meclisten dışarıda gördüysen, neden ayırt edici bir belirteç koymuyorsun, meclis içinde gördüysen dayanağın ne?

ne yani la ilahe illallah demezsek, sadece ama sadece Muhammed düşmanlığı mı yapmış oluruz? yani başka hiç bir espirisi olamaz, illa dediğin gibi, düşmanlık mı olur? Yani sana göre, o çok dar, idealist açınla, ya düşman ya da dost olmak, illa tarafgir bir konum meselesi midir? Senin işide oturup bunu belirlemek midir? ne ala işte, tamda istediğin gibi bir sistem içindeyiz, tamda istediğin gibi bir ülkedeyiz, aynı pragmatist duygularınla ve aynı anti materyalist, anti-diyalektik, antibilim anlayışınla yönten bir hükümetin var, en ufak bir konuda fikir ayrılığı demek düşmanlıkla, hainlikle ifade ediliyor ve siz bu davranışı ilahlaştırmamız gerektiğini söylüyorsunuz, çünkü zikriniz bu olunca, fikrinizde o oluyor...

Ha soldan bahsedeceksek, Türiyede sol=tarikat veya andığım tarz hastalık zihniyetidir zaten, gıdasınıda 300 yıllık pratikten almıştır. Temel sorunlarının en başında gelir, içinde olduğun çevreyi, o çevrede kendini bir yere kondurabilmekten acziyetini, ancak gidip putlaştırdığın ve senden uzun zaman önce yaşamış insanalrın adını kullanarak meşrulaştıran(sağcı) bir duruş sergilemek...

Siyaset çok yönlüdür, her türdn eleştirisi olur, taktik çok yönlüdür, eleştirilebilir, yol çeşitlidir, tercihler değişebilir, bir meselenin 10 türden çözümü olabilir, sen elmayı seversinde diğeri kivi sevebilir, birisi 180 derece açıdadır da sen darkafalı yaklaşıyor olabilirsin(darkafalılığına da gidip geçmişte yaşamış insanalrı referans edip, meseleyi dogmatik bir zemine endeklemiş, böylelikle kendini sekter, tartışılamaz, peygamber ilan etmiş olabilirsin, bu sayede her darkafalı yeni türden bir ayrılık örgütler, topunu toplasan bir avucu geçmez ama yüzden fazla tarikat olabilir) bütün mesele stratejik anlamda birlik ile taktik platformda farklılığın gayet doğal, bilimsel olduğunu görebilmektir.

Bir insanı sevmek, O'na yer ve zaman, koşuluna ve tuttuğu yola ve yoluyla tutarlı olan eylemini taktir etmek başkadır, görüş ve fikren her konuda katılıp, katılamamak heleki O'nu her türden darkafalılığa, içler acısı siyasetsizliğe, çözümsüzlüğe sanki çözüm sunmuş edasıyla alet edip, kullanmak başkadır. Anlatılan özünde bu idi, katılmadığın neresi? Misal benim seni sevmem, senle aynı fikir, görüşte olacağım, olmazsam sana düşman kesildiğim anlamına gelmez, bu bir hastalık, faşist bir kültür hastalığı ki, kaldı ki Hikmet Kıvılcımlının adını anabilesin... Bu hastalık için Atatürk, Marx, Hikmet Kıvılcımlı zerre değer taşımaz, bu pragmatist cehaletin özü, sadece kullanım değerinde yatar, ne kadar kullanabilirim, ne kadar adıyla, adını kullanara pespaye darkafalılığımı herkese kabul ettirebilirim kafasıdır. Muhammed efendimiz şöyle yaparmış, o halde biz haklıyız, biz sizeböyle olmanızı öngörüyoruz çünkü efendimiz öyle yaşamış... Oysa aklıbaşında her insan meselelere stratejik temelde mi yoksa güncel, koşul, yer, zaman ve duruma bağlı hareket zemininde mi önce buna bakar.

Dedemi seviyorum o halda her konuda aynı düşünmeliyim.. Dedem hayatında PC nedir hiç görmemiş, o halde bende kullanmayım! Dedem hayatında hiç otomobile binmemiş, o halde bende binmeyim. Sebep? Çünkü dedem bunalrdan hiç söz etmemiş(edebilirmiş gibi), sanki bu meseleler stratejik meselelermiş gibi. Oysa dedem sömürüsüz bir dünya istiyordu demek ayrıdır, PC nedir bilmemiş, o halde bende kullanmayım demek ayrı. hayatı bu düzeyde dost-düşman, mümin-kafir, yandaş-paralelci açısına indirgemişsiniz ki, tipik kullar haline gelmişsiniz ve herkeside getirmeye çalışıyorsunuz. Eleştirilen bu.

Misal bunca yıllık hayatımda, sırf kendi gündelik gazetesi diye, sofra bezi yapmayaninsanalr gördüm, ben alıp bu bir kağıt, gazete, ihtiyacım olduğunda sofrabezide yaparım, yakacak olarak da kullanırım dediğimde, aynı kafa beni bilmem neyin düşmanı ilan edebiliyordu, bu sorun öyle çetrefilli ki, Atatürk gibi bir döneme damga vurmuş isimlerin bu şekilde kullanımı, çok daha büyük sorunlara, içinden çıkılamaz dejenerasyona dönüyor. Kişi kendi imzasını atmaktan, kendini temsilden aciz, ama illa Atatürk'ün imzasını bir yerine kazıyacak, dünyadan haberi yok, ama illa kişileri tapınılacak sembol edip, onları itibarsızlaştıracak... Hastalık. Sevmek başka bir şey, sevenin sevdiğini, her ipe sapa gelmez durumda ifşası sevgiyi tüketir. Bütün mesele insanın içinde bulunduğu ortamı, koşulu çözümleyip, kabullenebilmesi, bir şey yapacaksa da eyleme geçip, geçememe meselesidir.

hani sitemize gelen dinciler var, gayet kendinize ait fikirlerinizi, inancınızın olmadığını, olmak zorunda da olmadığını söylediğinizde, sizi değerlendirirler ya, aslında ortada hiç sorun yoktur ya da inanç özgürlüğü yoktur, ya da kişiler inanmak zorundaymış gibi gelip, sizin tek derdiniz din düşmanlığı derler ya, aynısınız... Ne yani delimiyim, zorum mu var, yani ben bir yaratıcı masala inanmıyorsam, bu illa ama illa herhangi bir dini kuruluşa düşman olduğumdan mı kaynaklı? Kulluğun, cehaletin, darkafalılığın, insanı anlamamakta ısrarın sınırını görebiliyor musunuz?

Hadi bakalım Allah'a inanmıyorum, ne yani inanmadığımdan değilde, işim gücüm, işgüzarlık din düşmanlığı yapmak olduğu için mi? Daha çok basit ama çok basit fikri zemini çözümleme becerisinde değilsiniz ki... Dünyaya, insana, hayata bu 1 derece açıdan bakıyorsunuz, 1 derece açıda moder kullar...

Hadi bakalım Ramazan'da oruç tutmayacağım, cumalara gitmiyorum namaz kılmıyorum, düşman mıyım(sırf bu yüzden öyle mi???)? Size göre öyle, çünkü hastasınız, dünyayı, insanı da hangi konuda olursa olsun, ister inanç ister siyasi görüş bu temelde, aşırı darkafalı biçimde, tipik bir dinci olarak değerlendiriyorsunuz. Eleştirilen de bu idi, ama anlamaktan bile acizsiniz.

Son olarak size(tarikat kafalı solculara seslenmiş olayım) pragmatist(faydacı) olmanız aşılanıyor çünkü sistem kapitalizm, bunun üzerine kurulu, siz bir iyilik yapın, pratik meselelerde en kestirme yolu -tercihen ama!- bulmanız ayrı bir mevzu, her şeye pragmatist yaklaşıp, kuşbeyinliye dönmemek ayrı bir mevzudur. Aşırı pragmatizmin sonu, hiç bir şey düşünememek, eylemsizlik, felç haline girmek, her şeye yazılmış sözde bir reçetesi varmışcasına deli dana gibi ortada kalmaktır, artık hiç bir koşul ve ortamda ne yapacağını bir türlü bilememektir(mesela sömürü mü var, pragmatist bakacaksak, intihar et kurtul iyi bir çözüm gibi durmuyor mu? zaten Türkiyeye bakan azıcık gözünü açanın, sırf pragmatist, kolaycılıkla gidip siyasi intiharı seçtiğini görebilir, başka türlüsünü bilmiyor ki, aşılanan bu, genel kültür yerleşik kalıtlar bu biçimde).. benden söylemesi, eleştirilen tarihe mal olmuş insanlar değil, arkasına saklanmış olan sizdiniz..

Atatürk devrimci ise, bugün hayatta olsa ilk yapacağı sizleri dogmatik, karşı-devrimci ilan etmek olurdu... dost acı söylermiş, düşman her koşukda beklediğinizi verirmiş, sırtınızı sıvazlamak, kim size bunu yapmaz size göre ondan ala düşman yok(dilediğinize bakın, memleketin Kemalisti de, Dinciside, Solcusuda bu konuda aynı)...

İlahimasal
01-03-2016, 11:49
Spartaküs Atatürk'ü putlastirmak iyi bir durum deil kabul.peki takdir etmek nasil bir durum.

Osmanlı salatanat sarayının elinin altında bagnazlaşan bir halkı bilgi sahibi yapmak için yapdiklarını takdir etmek olamazmı?

Komutanlık durumunu geçdim.Kendiside savaşı ve silahı sevmediğini bir çok kez belirtmiş.


Şöyle düşunsek bu gunki suudi arabistan saltanatından insanları kurtarıp Atatürkun yaptıklarınin aynısını yapan bir insan( kadin,erkek) çıksa ona kadın,erkek,arap diye bakarmıyız?

Ben o insanı severim,sayarım,takdir ederim.

Atatürk dönemin şartalarına göre takdir edilecek bir çok devrim yapmış.kendi kontrolü dışında kötü bir çok olayda olmuş mudahalede gecikmiş,gücüde yetmemiş olabilir.

Atatürkü türkçülük uzerinden değerlendiren insanları ortaya çıkaran şu kemalistim,atatürkçüyum diyen ırkçı kafalar.o konuda diyecek bir şey yok.Haklısınız.

Atatürk o dönemde bir araç bulup kullanmak zorundaydı,o araçda türk dü.

Osmanlı kafası( arap bozuntuları) bu gün tekrar yeşerdi.Osmanlıyı türk zanneden o kadar çok salak varki .uluyarak gezip ,bozkurt simgesi ile allah diye gezen ,arabin tüm değerlerini yücelten ,türkü zorla,katliamla araplastıranlara boyun eğen mutasyona ugramış türkler?!?!? .

Kürtler,de de bu durum var .karadenizin laz,ların da,çerkezler,de

spartacus
01-03-2016, 19:29
Spartaküs Atatürk'ü putlastirmak iyi bir durum deil kabul.peki takdir etmek nasil bir durum.

Osmanlı salatanat sarayının elinin altında bagnazlaşan bir halkı bilgi sahibi yapmak için yapdiklarını takdir etmek olamazmı?

Komutanlık durumunu geçdim.Kendiside savaşı ve silahı sevmediğini bir çok kez belirtmiş.


Şöyle düşunsek bu gunki suudi arabistan saltanatından insanları kurtarıp Atatürkun yaptıklarınin aynısını yapan bir insan( kadin,erkek) çıksa ona kadın,erkek,arap diye bakarmıyız?

Ben o insanı severim,sayarım,takdir ederim.

Atatürk dönemin şartalarına göre takdir edilecek bir çok devrim yapmış.kendi kontrolü dışında kötü bir çok olayda olmuş mudahalede gecikmiş,gücüde yetmemiş olabilir.

Atatürkü türkçülük uzerinden değerlendiren insanları ortaya çıkaran şu kemalistim,atatürkçüyum diyen ırkçı kafalar.o konuda diyecek bir şey yok.Haklısınız.

Atatürk o dönemde bir araç bulup kullanmak zorundaydı,o araçda türk dü.

Osmanlı kafası( arap bozuntuları) bu gün tekrar yeşerdi.Osmanlıyı türk zanneden o kadar çok salak varki .uluyarak gezip ,bozkurt simgesi ile allah diye gezen ,arabin tüm değerlerini yücelten ,türkü zorla,katliamla araplastıranlara boyun eğen mutasyona ugramış türkler?!?!? .

Kürtler,de de bu durum var .karadenizin laz,ların da,çerkezler,de
Bak dostum, başlık sevmekten bahsediyor, sevgiden... Sevgi pratik paylaşımıda koşulalr, sevgi ayrı, değer ayrı şeyler. Bir insana değer vermen için aynı dönemde yaşaman gerekmez, ama bir insanı sevmen, sevebilmen için en azından duyu yollarının açık olması gerekir. Sevmek ayrı bir insanı tüm yönleriyle, eylemi, görüş, fikirleriyle değerlendirmek ayrı. Buna kabul mü?

Mesele sevmek değil, o doğru bir tabir de değil, bilmem ki eleştirdiğimin ne olduğunu kavramak zor mu? Örneğin neden sen Muhammed'i yüceltmiyorsun? Sevmeli, yüceltmelsin! Her görüşüne katılmalı, o ne demişse mutlak ve tek geçerli kabul etmelisin. Bunu kabul edebiliyorsan, eleştirimi anlaman zor olacak. Atatürk'ü rahat bırakın, düşün yakasından...

bakın bir insan kimliğini doğduğu gün edinir, çırılçıplak ne ise kimliği odur, insan. Kimliğini kaybeden, kişiliksiz toplumlar ise önce insan olduğunu unutur, asıl benlik budur insan olmak, sonra kendine soyut kimlik ve kişilik kondurmaya yönelir, insandan koyuna geçiştir bu, bu kadar basit.

Eğer bana kimisi yüce Muhammed diye dayatıp beni koyunlaştırmak isterse, Atatürk deyip yaparsa, diğeri yezid Yavuz diye gelirse, öteki türklük, beriki müslümanlık diye dayatırsa, insanlığım bunu kabul etmememi söyler, kimlik ve kişilik böyle bir şeydir.

Sonra da olmayınca bana vay sen Muhammed'i sevmiyor musun, sevmiyorsun, düşmansın, vay Atatürk düşmanı, hepsi fasa, fiso... İnsansın, diyelim ki oturduğun odada yangın çıktı, Atatürk mü, Muhammed'mi gelip kurtaracak seni? Birde ülke olarak bak şimdi!

içinde yaşadığın ortamı bir analiz et, bak bakalım madde, madde sırala ne sorunlar yaşıyorsun, yanlış olan şeyler ne, doğru olan ne, olması gereken ne... Yüz madde dökerim buraya ama adam karşıma çıkıp daha Fazla Muhammed sevgisi daha fazla ırkçılık putçuluğu, SEMBOL KÖLELİĞİ diyor, çözüm bu diyor, yahu sizleri kul-köle eden zaten bu, sorun bu, çözüm olabilir mi?

Sonra nedir bu KURTARICI(mesih) paranoyası, KURTARICI diye bir şey yoktur, insanı kurtaran kendi kollarıdır, ölen onca insanı gözünüz görmüyor, bir gn olsun yad edesiniz yok, tek bildiğiniz yüce peygamberim kafası...

Sonra dedim ki, bir toplum birileri çıksın bizi kurtarsın diye bekliyorsa, o toplum adi bir toplumdur, kurtarımayıda hak etmeyen bir toplumdur, kurtaran çıkarsa över, başı giderse söver, gömer.. Olacak iş değil ama bu bu toplumun ister dincisinde, ister Atatürkçüsünde hastalık halne gelmiş...

21. Yüzyıldasınız, insan gibi yaşamıyorsunuz, neleri tartışmanız gerekir bir düşünün... Bir kez düşünün. Hala subjektif aşılarla biz tarihte böyle böyüktük, şanımız diye geziyorsunuz, bok büyüktünüz, saraylarda fındık kırılır, gerçekte ise dedeleriniz cehennem hayayı yaşardı, asker edilir, köle olurdu, pisi, pisine sırf yüceltilmiş bir kaç SEMBOL adına kullaştırılıp ölürlerdi, çok böyüktünüz, şimdide öylesiniz ya işte...

Arkadaş medya diyorum, toplumu yönlendiren medyadır, medya ise kimin elindedir? Sermayenin, yani gücü elde tutanın, sömüren, çalan, çırpanın, siz ise onların askerisiniz, bunu başarmaları çok basit, kiminize dincilik yapacak, tüccarlık, kiminizede ırkçılık, oylarınızın kime gideceğini bile o emrkezler belirliyor, neden çünkü 3-5 sembole tapıyorsunuz, onalrda o sembolleri size karşı kullanıyor, robot gibisiniz, yazılımınız bozuk, siz ne sanıyorsunuz?

Önce 3. şahıslardan heleki ölülerden medet ummayı bırakmalı, insan kendi gücünü görmeli, kendisine olan yabancılaştırmayı her türlü şartlarını, putlarını aşarak görebilmeli eliniz var, kolunuz var, beyniniz var, neyi bekliyorsunuz?

Avrupa ülkelerini bir inceleyin, Atatürk bunu yaptı, sizde yapın, bakın bakalım zihniyet hala sizler gibi 200 yıl eskide mi kalmış, birde muhafazkarlık edip, boktan hayatlarını stotüko haline getirip tapmaya mı çalışıyorlar... Türklük çözüm dediniz yaptık, ırkçılaşana, köpekleşene dek yaptık, ne kadar ırkçılaştık o kadar hayvanlaştık, hayvan gibi yaşar olduk. Ötteki çıktı yok değilmiş çözüm islam, huzur islam dedi, ne kadar dincileştik o kadar gericileştik, hayvan gibi yaşar olduk. Bunalr çözüm değil aksine köleliğin altın anahtarıdır, soyut, subjektif siyaseti bırakın, canlı, diri siyasete adım atın, putçuluğu bırakın aksi taktide bin parçaya bölünürsünüz, sürekli ona buna mürdi olursunuz, öteki cenneti yaşar senin cehenneminde....

Eleştirilerim ne Atatürk'e dir, ne şahsınadır, hiç bir zaman da yapmadım, katılmadığım görüş ve fikirleri olduysa da hakkım vardır katılmam, ama kimsenin şahsına bir sözüm olmadı, bu yazılarımda da Atatürk'e dair yazmadım, beni anlamak istiyorsanız dincilere bakın, aynada kendinizi göreceksiniz. Eğer size göre her şeyin çözümü o ise, hayatı ve dünyayı kafir-mümin, türk-gavur kafasıyla yorumlamaya devam edecekseniz, düşün Atatürk'ün yakasından, adamı rahat bırakın.

Peygamberim 9 yaşında gerdeğe girmiş, o halde bende çocuğa tecavüz ederim diyen zihniyetten zerre farkınız kalmıyor, mesele burada içerik değil, o öyle alır, sen putuna başka türlü taparsın...

Neyse başka başlıklarda yazdım, misal kuru, kuru anti emperyalizm masalı üfüren milliyetçi, ulusalcılar, ama bu ülkeyi emperyalistlere peşkeş çekende yine onlar, sebepler açık, Ortadoğuya bakın, din ne kadar güçlüdür bağımlılık o düzeyde güçlü olur, bizde ise milliyetçilik, dincilik ne kadar güçlü o kadar, çünkü o tarz sözde çözümler insan akıl, mantığına olduğu kadar bilimede aykırı, subjekti hiç bir değerin eylemi olmaz, varlığıda, canıda, ölü ve koftur sadece... oturup bu yaman çelişkinin altında yatan gerçeği irdelemek neden size günah olsun ki?

Bu ülke insanına en büyük zararı sözde kemalistler verdi, insanalrı öyle robotlara çevirdiler ki, isteyen dilediği gibi yazılım atar oldu, dün ırkçılık dendi, robotlar anında uydu, sonra dincilik robotlar anında uyum sağlıyor, çünkü robotlar, 3-5 sembole bağlılar, haliyle semboller kimin elindeyse onun kölesi durumundalar... Sistem de kapitalizm, ne demiştik medya, ne demiştik, semboller kimin elinde olur? Tarikatları düşünün, bu toplumun %99'u mürid, öyle yada böyle, %1'ide şeyh. Öyle ya da böyle, ülke kaynaklarının da çoğu, SÖZDE KUTSALLARIN KULLANIMI, TASARRUFU da, %1'in elinde, kalan da müritlerin...

Kimsenin değil, bilimin yolundan gidin, rehber mi, akıl ve mantığınız olsun.

İlahimasal
01-03-2016, 20:22
Bak dostum, başlık sevmekten bahsediyor, sevgiden... Sevgi pratik paylaşımıda koşulalr, sevgi ayrı, değer ayrı şeyler. Bir insana değer vermen için aynı dönemde yaşaman gerekmez, ama bir insanı sevmen, sevebilmen için en azından duyu yollarının açık olması gerekir. Sevmek ayrı bir insanı tüm yönleriyle, eylemi, görüş, fikirleriyle değerlendirmek ayrı. Buna kabul mü?

Mesele sevmek değil, o doğru bir tabir de değil, bilmem ki eleştirdiğimin ne olduğunu kavramak zor mu? Örneğin neden sen Muhammed'i yüceltmiyorsun? Sevmeli, yüceltmelsin! Her görüşüne katılmalı, o ne demişse mutlak ve tek geçerli kabul etmelisin. Bunu kabul edebiliyorsan, eleştirimi anlaman zor olacak. Atatürk'ü rahat bırakın, düşün yakasından...

bakın bir insan kimliğini doğduğu gün edinir, çırılçıplak ne ise kimliği odur, insan. Kimliğini kaybeden, kişiliksiz toplumlar ise önce insan olduğunu unutur, asıl benlik budur insan olmak, sonra kendine soyut kimlik ve kişilik kondurmaya yönelir, insandan koyuna geçiştir bu, bu kadar basit.

Eğer bana kimisi yüce Muhammed diye dayatıp beni koyunlaştırmak isterse, Atatürk deyip yaparsa, diğeri yezid Yavuz diye gelirse, öteki türklük, beriki müslümanlık diye dayatırsa, insanlığım bunu kabul etmememi söyler, kimlik ve kişilik böyle bir şeydir.

Sonra da olmayınca bana vay sen Muhammed'i sevmiyor musun, sevmiyorsun, düşmansın, vay Atatürk düşmanı, hepsi fasa, fiso... İnsansın, diyelim ki oturduğun odada yangın çıktı, Atatürk mü, Muhammed'mi gelip kurtaracak seni? Birde ülke olarak bak şimdi!

içinde yaşadığın ortamı bir analiz et, bak bakalım madde, madde sırala ne sorunlar yaşıyorsun, yanlış olan şeyler ne, doğru olan ne, olması gereken ne... Yüz madde dökerim buraya ama adam karşıma çıkıp daha Fazla Muhammed sevgisi daha fazla ırkçılık putçuluğu, SEMBOL KÖLELİĞİ diyor, çözüm bu diyor, yahu sizleri kul-köle eden zaten bu, sorun bu, çözüm olabilir mi?

Sonra nedir bu KURTARICI(mesih) paranoyası, KURTARICI diye bir şey yoktur, insanı kurtaran kendi kollarıdır, ölen onca insanı gözünüz görmüyor, bir gn olsun yad edesiniz yok, tek bildiğiniz yüce peygamberim kafası...

Sonra dedim ki, bir toplum birileri çıksın bizi kurtarsın diye bekliyorsa, o toplum adi bir toplumdur, kurtarımayıda hak etmeyen bir toplumdur, kurtaran çıkarsa över, başı giderse söver, gömer.. Olacak iş değil ama bu bu toplumun ister dincisinde, ister Atatürkçüsünde hastalık halne gelmiş...

21. Yüzyıldasınız, insan gibi yaşamıyorsunuz, neleri tartışmanız gerekir bir düşünün... Bir kez düşünün. Hala subjektif aşılarla biz tarihte böyle böyüktük, şanımız diye geziyorsunuz, bok büyüktünüz, saraylarda fındık kırılır, gerçekte ise dedeleriniz cehennem hayayı yaşardı, asker edilir, köle olurdu, pisi, pisine sırf yüceltilmiş bir kaç SEMBOL adına kullaştırılıp ölürlerdi, çok böyüktünüz, şimdide öylesiniz ya işte...

Arkadaş medya diyorum, toplumu yönlendiren medyadır, medya ise kimin elindedir? Sermayenin, yani gücü elde tutanın, sömüren, çalan, çırpanın, siz ise onların askerisiniz, bunu başarmaları çok basit, kiminize dincilik yapacak, tüccarlık, kiminizede ırkçılık, oylarınızın kime gideceğini bile o emrkezler belirliyor, neden çünkü 3-5 sembole tapıyorsunuz, onalrda o sembolleri size karşı kullanıyor, robot gibisiniz, yazılımınız bozuk, siz ne sanıyorsunuz?

Önce 3. şahıslardan heleki ölülerden medet ummayı bırakmalı, insan kendi gücünü görmeli, kendisine olan yabancılaştırmayı her türlü şartlarını, putlarını aşarak görebilmeli eliniz var, kolunuz var, beyniniz var, neyi bekliyorsunuz?

Avrupa ülkelerini bir inceleyin, Atatürk bunu yaptı, sizde yapın, bakın bakalım zihniyet hala sizler gibi 200 yıl eskide mi kalmış, birde muhafazkarlık edip, boktan hayatlarını stotüko haline getirip tapmaya mı çalışıyorlar... Türklük çözüm dediniz yaptık, ırkçılaşana, köpekleşene dek yaptık, ne kadar ırkçılaştık o kadar hayvanlaştık, hayvan gibi yaşar olduk. Ötteki çıktı yok değilmiş çözüm islam, huzur islam dedi, ne kadar dincileştik o kadar gericileştik, hayvan gibi yaşar olduk. Bunalr çözüm değil aksine köleliğin altın anahtarıdır, soyut, subjektif siyaseti bırakın, canlı, diri siyasete adım atın, putçuluğu bırakın aksi taktide bin parçaya bölünürsünüz, sürekli ona buna mürdi olursunuz, öteki cenneti yaşar senin cehenneminde....

Eleştirilerim ne Atatürk'e dir, ne şahsınadır, hiç bir zaman da yapmadım, katılmadığım görüş ve fikirleri olduysa da hakkım vardır katılmam, ama kimsenin şahsına bir sözüm olmadı, bu yazılarımda da Atatürk'e dair yazmadım, beni anlamak istiyorsanız dincilere bakın, aynada kendinizi göreceksiniz. Eğer size göre her şeyin çözümü o ise, hayatı ve dünyayı kafir-mümin, türk-gavur kafasıyla yorumlamaya devam edecekseniz, düşün Atatürk'ün yakasından, adamı rahat bırakın.

Peygamberim 9 yaşında gerdeğe girmiş, o halde bende çocuğa tecavüz ederim diyen zihniyetten zerre farkınız kalmıyor, mesele burada içerik değil, o öyle alır, sen putuna başka türlü taparsın...

Neyse başka başlıklarda yazdım, misal kuru, kuru anti emperyalizm masalı üfüren milliyetçi, ulusalcılar, ama bu ülkeyi emperyalistlere peşkeş çekende yine onlar, sebepler açık, Ortadoğuya bakın, din ne kadar güçlüdür bağımlılık o düzeyde güçlü olur, bizde ise milliyetçilik, dincilik ne kadar güçlü o kadar, çünkü o tarz sözde çözümler insan akıl, mantığına olduğu kadar bilimede aykırı, subjekti hiç bir değerin eylemi olmaz, varlığıda, canıda, ölü ve koftur sadece... oturup bu yaman çelişkinin altında yatan gerçeği irdelemek neden size günah olsun ki?

Bu ülke insanına en büyük zararı sözde kemalistler verdi, insanalrı öyle robotlara çevirdiler ki, isteyen dilediği gibi yazılım atar oldu, dün ırkçılık dendi, robotlar anında uydu, sonra dincilik robotlar anında uyum sağlıyor, çünkü robotlar, 3-5 sembole bağlılar, haliyle semboller kimin elindeyse onun kölesi durumundalar... Sistem de kapitalizm, ne demiştik medya, ne demiştik, semboller kimin elinde olur? Tarikatları düşünün, bu toplumun %99'u mürid, öyle yada böyle, %1'ide şeyh. Öyle ya da böyle, ülke kaynaklarının da çoğu, SÖZDE KUTSALLARIN KULLANIMI, TASARRUFU da, %1'in elinde, kalan da müritlerin...

Kimsenin değil, bilimin yolundan gidin, rehber mi, akıl ve mantığınız olsun.


Spartaküs sen varya sen yazıların varya yazıların zulumsün ,zulüm. Cahile,putcuya

İsrailde filistinliyi
Amerikada zenciyi
Afrikada açı
Türkiyede ,kürdü,aleviyi,ermeniyi, sevmedikden sonra atatürkü sevsem neye yarar( sen demişdin)

Ben atatürkcü falan deilim.yakası kalmamış adamın yakasını tutmam.
Ataturkü seviyorum adam zulum,zulum --cahile putcuya


Spartaküs kelime haznemiz dar olduğu için duygularimızı tam olarak yansıtamıyoruz. İdare et artık.

Bir onceki yazımda sanki atatürkü seveceksiniz der gibi bir yazı yazmış durumu var. Yok hatta atatürkü biraz tartışsak da sevilmeyecek durumları ortaya çiksa diyeceğim.

Ben ataturkü sevmiyorum....erken ölmüş,dincilere dinin yalan olduğunu anlatamamış,alahuakbarcı türkcüleri ön görememiş.,diyaneti bunlara hediye etmiş.

Ataturkü seviyorum ...islam toplumunun igrençliklerini ortaya çıkaracak beyinlerin zeminini oluşturmuş. ( sayı az olsada fevkalade etkili)

Ulus ,millet,ummet bunlar bende artık haz uyandırmıyor.
Bilim ,akıl, daha etkileyici.

Saint-Just
01-03-2016, 21:23
spartacus sadece kendi kafanda kurduğun biriyle tartışıyor ve bunun üzerinden de son derece aptalca benzetmeler ve ithamlar savuruyorsun.

''sert bir mustafa kemal veya kemalizm düşmanlığı sola çok zarar getirir'' sözümden nasıl bir pragmatist bakış açısı çıkardığın hakkında hiç bir fikrim yok. benim burda söylemek istediğim kemalist aydınlanmayı aşmamız gerektiği yanında kesinlikle onun gerisine de düşmemiz gerektiğidir. bugün türkiye, neoliberalizm'in ve gericiliğin saldırısı altında hiç olmadığı olmadığı gerilemekte. buna karşılık türkiye sosyalist hareketi direnmekte ise de, örgütlülük ve kitleyle iletişim sorunları devam ediyor. o yüzden bugün sosyalistlerin en büyük ve hatta tek müttefiki olarak gördüğüm kemalistlerle ittifak çok önem arz ediyor. çünkü gördüğüm kadarıyla gericiliğe ve emperyalizme karşı gönüllü bir birlik tavır oluşturan tek oluşum kemalistler. sosyalistler beklerken, kitleler sosyalist devrime gitmeyecek. sosyalistler ilerici ve bağımsızlık yanlısı kitlelere gidip kurduğu ittifak yoluyla güçlenerek bilinç taşıyacak. eğer bu yapılmazsa ve son derece aptalca mustafa kemal veya kemalizm düşmanlığına devam edilirse , sol senin sürekli bahsettiğin içe kapanık tarikat haline devam edicek.

ben diyorumki mustafa kemal robespierre ve sun yat sen gibi bir burjuva devrimcisidir. burjuva devrimleri de monarşi'den cumhuriyet'e, feodalizm'den kapitalizm'e doğru geçişi sağladığı ve sosyalizm'i kuracak güç olan işçi sınıfını yarattığı için ilericidir. mustafa kemal, o zamanın topraklarında en doğru ve ilerici düşünce olan milliyetçiliği kullanarak laik ve bağımsız bir ulus-devlet kurmuştur. bu yüzden ''niye milliyetçilik yapmış yahu? ayıptır ayıp! heç katilmiyom ben milliyetçiliğe'' demenin saçmalık olduğunu ve somut durumun somut tahlili değil tamamen duygusal ve idealist bakış açısı olduğunu söylüyorum. gecikmiş bir burjuva devrimi ve kapitalist modernleşme acı sonuçlar verebiliyor maalesef ama avrupa dahil her ülke bu uluslaşma süreçlerini yaşarken bu sonuçları yaşamıştır. bize düşen mustafa kemal'i ve kemalizm'i materyalist diyalektiği kullanarak tarihsel olarak doğru konumlandırmak, bunların gerisine düşmenin tehlikesinin bilincinde olmak ama aynı zamanda şu andaki en büyük müttefiklerimizle ittifak kurarken bunlarında artık aşılması gerektiğinin bilincini götürmektir.

sonuç olarak benim kimseyi peygamber olarak gördüğüm veya ''bunlar dediyse doğrudur ve konu kapanmıştır'' tavrı takındığım yok. sadece söylediklerimi desteklemek amaciyla solun büyük isimlerini refarans gösteriyorum. çünkü ben söylediklerimin büyük kısmını zaten onları referans olarak yazıyorum. bu isimlerin yanında bugün uluslararası komünist hareket'in kemalizm'in ilerici olduğu ve demokratik bir devrim olduğu konusunda hemfikir olduğunu bunun yabana atilmamasi gerektiğini söylüyorum. benim ve referanslarımın yanlış olduğunu düşünüyorsanız saçmasapan benzetmelerle hikayeler uydurup ithamlar savurmak yerine karşı argümanlar geliştirmeniz gerekmekte olduğunuzu düşünyorum.

görüşmek üzere..

spartacus
02-03-2016, 01:40
Spartaküs sen varya sen yazıların varya yazıların zulumsün ,zulüm. Cahile,putcuya

İsrailde filistinliyi
Amerikada zenciyi
Afrikada açı
Türkiyede ,kürdü,aleviyi,ermeniyi, sevmedikden sonra atatürkü sevsem neye yarar( sen demişdin)

Ben atatürkcü falan deilim.yakası kalmamış adamın yakasını tutmam.
Ataturkü seviyorum adam zulum,zulum --cahile putcuya


Spartaküs kelime haznemiz dar olduğu için duygularimızı tam olarak yansıtamıyoruz. İdare et artık.

Bir onceki yazımda sanki atatürkü seveceksiniz der gibi bir yazı yazmış durumu var. Yok hatta atatürkü biraz tartışsak da sevilmeyecek durumları ortaya çiksa diyeceğim.

Ben ataturkü sevmiyorum....erken ölmüş,dincilere dinin yalan olduğunu anlatamamış,alahuakbarcı türkcüleri ön görememiş.,diyaneti bunlara hediye etmiş.

Ataturkü seviyorum ...islam toplumunun igrençliklerini ortaya çıkaracak beyinlerin zeminini oluşturmuş. ( sayı az olsada fevkalade etkili)

Ulus ,millet,ummet bunlar bende artık haz uyandırmıyor.
Bilim ,akıl, daha etkileyici.
Sevgili İlahimasal

Atatürk'ü tartışmıyorum. Eleştirdiğim şu zihniyeti Atatürk'e de zulüm görüyorum, hepsi bu... Onlar olmasa, hani şu putlaştırıp dejenere edip itibarsızlaştıranlar ne güzel olurdu... İşte sevmek kelimesi o zaman çok anlamlı... Bu şekilde zulmederek, kişilerin kendisine alet ederek yapması değil...

zihniyetide ayırmıyorum, dincisi, milliyetçisi dediğim kadar solcusuna da söylüyor, görüyorum, eleştirdiğim şey belli -bilumum tarikatçı zihniyet, oysa bizlerin bunu imdiye kadar aşması gerekirdi- ve bu konuda Atatürk'de eleştirilerimden muaf...

spartacus
02-03-2016, 02:24
spartacus sadece kendi kafanda kurduğun biriyle tartışıyor ve bunun üzerinden de son derece aptalca benzetmeler ve ithamlar savuruyorsun.
İtham savurmuyorum, ithamına cevap veriyorum, dön yazını oku, nerede ithamda bulunmuşsun bir bak... Ben zihniyete eleştiri yapmıştım, senin yazın ise laf gönderme tarzında... Nedir savunduğun zihniyet? Ki meseleyi öyle kavradın...

Bu ne demek şimdi?
sizin devrim anlayisiniz nedir bilader? adam gibi bir parti ve devrim teorisi olmadan cephede gitar calip "ya bak ozge butun devletler katildir tamam mi?" demek mi?

Kafanda kurduğum birisi mi var karşımda, yoksa kafasında kuran birisi mi? Kim sana devrim anlayışından söz etti ki ve heleki kim dediğin gibi bir anlayışa sahip olduğunu söyledi ki?(?)''sert bir mustafa kemal veya kemalizm düşmanlığı sola çok zarar getirir'' sözümden nasıl bir pragmatist bakış açısı çıkardığın hakkında hiç bir fikrim yok.Öyleyse bak renklendirdim sorunlu kısımı... Sonraki paragrafınla birlikte değerlendirelim şimdi?

bir insanı sevmek başka, görüş ve fikirlerine katılıp, katılmamak başka. sen bundan ne analrsın? "Milliyetçilik" lafzını almışsın ilk, sonra düşmanlık lafzı gelmiş, sonrada son paragrafın... Elbette bu tarz tartışma biçimi pragmatistir.. İlla bir kategoriye sokacaksın.

Milliyetçiliği değerlendirmek başkadır, Atatürk'ü değerlendirmek başka. Atatürk'ü insan sevebilir, ama misal milliyetçiliği ret edebilir. Senin tarzın, milliyetçiliği kabul etmiyorsa düşman anlayışına evrilirse cevabı gelir, bende bu tarzı, bu zihniyeti eleştirmiştim, kimseye karşı da düşmanlık değil, heleki burjuva devrimlere hak ettiği payeyi vermemek hiç değil. Şu ya da bunların şu görüşü dememişsin, misal ben Kemalistlerin zihniyetini sorun olarak görmüş eleştirmişim, senin ise kimi eleştirdiğin belli değil, genelleme oldu haliyle üzerime alınmamdan daha doğal ne olabilir.

bazı marjinal sözde solu kastediyorsan, onlarda kemalist, siyaseten demiyorum, daha doğrusu alayı İttihatçı, şeriatçı, amentücü, sembolcü, tarikat. Onlar da dünyayı öyle alır, dost-düşman, tek dert sembolünü, bayrağını altın yaldızla kaplayıp, sallayıp deşarj olmaktır, dünyadan da haberi yoktur, nasıl olacak ki? Btün kavrayışı müm2inkafir temelinde, başka bir espirileride yok. Bu zihniyet eleştirildi, sabahtan akşama, Atatürk şöyle yaptı, Mustafa Suphileri katletti, dersim'i yaktı diye geçer, siyaset bu değildir, bu dinsel ideolojik bir zemindir, yok hiç birinin birbirinden farkı ve evet hiç bir şeye hayır gelmez bu kafalardan, çünkü koyunlar(mürid).

Lakin bir fikre, görüşe sırf HAZRETİ ilan edilmiş, putlaştırılmış insanlar öne sürülüp, sonrada fikir ve görüşleri düşman ilan etmek, eleştirilen budur, kimse, kimseyle her konuda aynı düşünmez, düşünmek zorunda değil, Allahını da getirsen değil, farklı düşünüyorsam Allah böyle buyuruyor diye gelmenin anlamı yok! Bütün mevzu buradaki ikiyüzlü soytarıyı, soytarı zihnini çözümlemektir, çocuğumu severim, ama her görüşüne katılmam, soytarı çıkıp sevgimi siyaseti uğruna, ideolojiki dinci, şeriatçı bağnazlığı uğruna bana karşı kullandığı anda, birde bana karşı ÇOCUĞUNA DÜŞMANSIN, HAİNSİN vs diye gelmişse, o kişi artık ya koyundur ya da koyunların çobanı, ya da alçağın teki ve gerçekten çocuğunu seven o soytarının güdümüne girmemelidir, hangi türden teslim alıcı şeyle geliyorsa gelsin. Üstelik sevgiyide kullandığı için tamamen içini boşaltmıştır, aynı şey Atatürk içinde geçerli, ne kadar alet eder, BAYRAK haline getirir birileri, o kadar değersizleştirir, olay budur, eleştirilende bu, düşmanlık değil...

Hikmet Kıvılcımlının ne düşündüğü bu ifadelerimi bağlamaz, çünkü bu andığım zihniyet Atatürk hakkında ne düşündüğüm değil, yıkarıda ve yazılarımda dile getirdiğim zihniyet hakkında ne düşündüğümdür. nasıl ki dincileri aynı temelde eleştiriyorsam, vay efendim birisi çıkmış Muhammed'de çağının devrimcisidir demiş, arkadaş ne alaka, mesele Muhammed'in ne olup olmadığını tartışmak değil ki, ötekinin putlaştırıp-kutsallaştırıp nasıl kulandığı(yukarıda bir örnek verdim işte), nasıl afyona veya kişisel çıakrlarına döndürdüğü, müridleşme olarak geri teptiği, insana, hayata, insanın algılarına(kapatır) nasıl zarar verdiği...

Şimdi ben bunu dile getirince dinciler nasıl ki cevap olarak, Muhammed peygamberlerin en güzelidir, Muhammed'i severim, o yücedir, ölünce görün cehennemde yanın da vs diye dönmesi cevap değilse, benzer türden hiç birisi cevap olamaz, alakası yok bir kere... Hele birde meseleyi özel bir Muhammed düşmanlığı düzeyine indirgemek ki, işte bu da ne yazık ki solcusundan, sağcısına değin yelpazedeki faşizm kültürüdür(ya böyle düşünüün ya da sen vatan düşmanı, Muhammed düşmanı, din düşmanı, Atatürk düşmanısın vs tadındaki bağnaz, seni linç eden faşist mantık - sol hareketlerin bile bıtırak gibi çoğalmasının temelinde de bu yatar aslında, tipik çete, tektip darbe iktidarı anlayışı), bu bir hastalıktır ve 200-300 yıllık bir geçmişi ve mirası var ve İttihatçılardan en taze haliyle devralıp, ana atardamarı ise sürdüren kemalizmdir(M.Kemal ile zerre alakaları da yok, sadece ama sadece tipik ittihatçılar(Osmanlının derin devletçisi, padişahlarıda elinde kukla gibi oynatan sırtı sağlam, tipik galdio merkezli anlayış). Misal Türkiye'de devlet modeli üzerine bir analiz yapmak zorunda kalsak, Osmanlıya ve en önemlisi İttihatçılığın bürokratik anlayışına kadar, hatta Bizansa kadar gitmek durumunda kalırız...

Kitabik bilgi ayrıdır, klişe, kategori ayrıdır hayatın gerçeği ayrı, her toplum kapitalizm içinde olabilir, ama bu hepsininde fabrikadan çıkmış gibi aynı bilinç düzeyinde ve aynı şekilde örgütlenme, siyaset anlayışı, kültürüne sahip olacağı asnlamına gelmez, kalıtsallıktan, geleneklere, inançlara kadar geniş bir öznel yelpazesi vardır...Ortadoğu ve Türkiye gibi ülkelerdeki toplumların kaderi, gerçekten hiçte 3-5 klişeyle ifade edip, özetlenemeyecek düzeyde zorludur, heleki ittihatçı anlayışla çivi gibi çakılmış bir resmi-kutsala dayandırılmış ideoloji (türk-islam) altında çok daha zordur.

Şüpheci Dinsiz
02-03-2016, 04:06
Şimdiyi iyi değerlendirip ileriye bakmalıyız. Geçmişi değiştiremeyiz, ama pekala geleceği şekillendirebiliriz.

Atatürk'ün laiklik, halkçılık, devrimcilik ilkelerini çağın anlayışıyla düzenlemek, yeri geldiğinde ilerletmek gerek, çünkü ilerletmezsek -tıpkı dinler gibi- onlar da topluma ayak bağı olur. Ortada olan da bu.

--/--

Cumhuriyet (egemenliğin halkta olması) rejimi hiç bir zaman uygulanmadı. Egemenlik hep asker ve devlet vesayetindeydi, devleti kim ele geçirirse onun oyuncağı oldu. Egemenliği artık halka vermek gerek. Bu ancak şeffaflıkla, adil bir anayasayla, devlet çatısı altında yuvalanmış tüm çetelerin temizlenmesiyle, memur-u muhakemat denen ve çeteleri koruyan, her suçunu örten kanunun kaldırılmasıyla mümkün. Atatürk ilkesi olan cumhuriyetçilik, cumhuriyetten farklı olarak 'devlet yönetiminde cumhuriyetin bulunması' demektir. Yani cumhuriyetçilik ilkesinde devletin vesayeti söz konusu, bunun koruyucusu da TSK. Ortada olan da bu.

Atatürk milliyetçiliği kavramı, tıpkı Kuran'ın 12342. meali gibi sündürüle sündürüle bu güne kadar gelmiştir. Aynı kitabı okuyup, hatta Atatürk yaşıyorken bizzat kendisinden dinleyip "Türkiye'de Türk olmayan yalnızca Türk'e kölelik hakkına sahiptir" diyen de olmuştur, "yeni kurulan Türkiye'nin millet bilincinin gelişmesi için bu tanım gerekliydi" diyen de, "aslında öyle değil de böyle dedi" diyen de. Atatürk milliyetçiliğine yaslanarak IŞİD gibi kafa kesen, insan yakan, katliam yapan, işkence eden de olmuştur, insan hakları için mücadele eden de. Bu da netleşmelidir, "bu ülkenin kuruluşunda milliyetçilik gerekliydi" deniyorsa ve artık gerekmiyorsa (ki artık çağ dışı kalmış, topluma açıkça zarar veren bir anlayıştır) kaldırılmalıdır veya Kuran meali yapar gibi değil, herkesin net anlayabileceği şekle, ırkından, dilinden, dininden, mezhebinden, etniğinden, siyasi görüşünden dolayı kimseyi mağdur etmeyecek şekle getirilmelidir.

Atatürk halkçılığı, (özellikle kendisinin sağlığında) ülkemize çağdaşlaşma, altyapı, modern eğitim, eğitimde fırsat eşitliği, hukuk karşısında eşitlik, ekonomik yatırımlar, fabrikalar, ulaşım yatırımları gibi bir çok başlıkta oldukça mesafe kazandırmıştır. Ne yazık ki, özellikle Menderes döneminde başlayan ve günümüze kadar devam eden yozlaşma devleti bir yana, halkı bir yana savurmuştur, devleti bir avuç oligarkın eline geçirmiştir. Oysa Atatürk halkçılığında devlet, halkın refah ve mutluluğunu, eğitim, sağlık, ulaşım, adalet gibi her türlü hizmette eşitlik amaçlar. O zamanın şartlarında cahil ve her bakımdan bitap halkın yapamayacağı kesin olan adımları devletin atması bir zorunluluktu. Bu adımları devletin atmış olması, ister istemez "devlet ana, devlet baba" algısına dönüştü. Devleti elinde tutan veya ele geçiren mekanizmalar bu algıyı sonuna kadar sömürdü, kullandı. Devlet kurban isteyen, kurban alan, kan döken bir canavara dönüştü. Bu yapı ve algı mutlaka değişmeli. Devlet halka hizmet için var. Halk yoksa devlet de yok. Halkçılık günümüz ihtiyaçlarına göre güncellenerek uygulanmalı.

Atatürk devletçiliği, devlet vesayetini açıkça zorunluluk haline getiren bir ilkedir. O zamanın koşullarında ülkedeki tüm alt yapı yatırımlarını devletin yapması, üretim araçlarının millileştirilmesi, ekonominin kurallarını ve dengelerini belirlemesi, müdahale etmesi bir mecburiyetti, ama günümüzde bir mecburiyet değil, ve devletin (özellikle bu haliyle) bu kadar müdahil olması doğru da değil. Devletin halk yararına yatırımlara devam etmesi, özel sektörün karlı bulmadığı veya haksız biçimde yüksek fiyat verdiği alanlarda devreye girerek üretimi kurması, istihdamı sağlaması, özel sektörün sultasını kırması gerek. Çünkü devlet halka hizmet için var, devlet=halk olmalı ve halkın denetimine tabi olmalı, tam şeffaf olmalı ki halk=devlet olsun ve halk devletine sahip çıksın.

Atatürk'ün devrimcilik ilkesinin tanımında yer alan "Atatürk devrimlerinin benimsenmesi" ön koşulunun bir geçerliliğini kalmamıştır. Çünkü Atatürk devrimlerini benimseyip, bir adım ilerletmiyorsak Atatürk devrimlerininin dinden farkı olmaz. Yani tartıştığımız şey Atatürk'ün devrimcilik ilkesi olacak ama devrim yapmak yasak olacak, ki hem Atatürk'ün devrimciliğinin tanımında "sürekli devrimcilik" vurgusu vardır, hem de Atatürk'ün açık vasiyeti vardır, der ki: "Hayatta en hakiki mürşid ilimdir, fendir.", "Sözlerim ileriki zamanlarda bilime ters düşerse bilimi seçin". Atatürk bilimi seven, her fırsatta öven ve halka rehber olarak öneren bir liderdi. Her şey zamanla değişiyor, dönüşüyor, her zamanın yeni ihtiyaçları oluyorsa, iyileştirmeler yapmak gerekiyorsa, eskinin yıkılması gerekiyorsa buna direnmek bağnazlıktır. Buna direnmek için Atatürk'ü kullanmak açıkçası haksızlıktır.

Atatürk'ün laklik ilkesinin uygulamasında önemli hatalar yapılmıştır. İlkenin tanımında yer alan "devletin, dini kurallarla yönetilmemesi, tüm kurumlarıyla, tüm vatandaşlara din/mezhep ayırt edilmeksizin eşit mesafede olması" kuralı hem Atatürk'ün sağlığında, hem ölümünden sonra pek uygulanmamış, bir çok dinci/ırkçı/mezhepçi/etnik katliam/sürgün gerçekleşmiştir. O zamanın şartlarında yapılmış laiklik tanımı, günümüz şartlarında eksik kalmaktadır. Laiklik, devletin herhangi bir kutba sahip olmaması, tüm inançlara/mezheplere/siyasi görüşlere/ırklara/etnik gruplara/cinsiyetlere eşit mesafede olması, eğitimde/adalette/hizmette hiç bir grubun etkisi altında kalmadan bilimi ve insan haklarını referans alarak hizmet vermesi ve halka sağladığı hizmetlerde eşitliği kurması/koruması demektir. Örneğin sürekli duyduğumuz "bu ülkenin %99'u müslüman" lafı laik bir devleti rahatsız etmeliydi, diyanet kurumu hiç olmamalıydı, dinsizliğe düşmanlık suç teşkil etmeliydi, Ermeni-Rum-Süryani vatandaşların rütbeli memur olabilmeleri gerekirdi. Laiklik ilkesi günümüzdeki anlamıyla uygulanmalı. Bu seçenek değil, bir zorunluluk, yoksa "90 yıllık enkaz" polemiği yapılıyorken "1400 yıllık enkazın" altında kalacağız.

Barlas
02-03-2016, 09:01
Ben ataturkü sevmiyorum....erken ölmüş,dincilere dinin yalan olduğunu anlatamamış,alahuakbarcı türkcüleri ön görememiş.,diyaneti bunlara hediye etmiş.
Tüm bunlar, yine ATATÜRK'ün bu milleti sevmesinden kaynaklanmış bence; yani zorla bir şey yapmak istememiş...

Örneğin ben onun gibi değilim; bu milletden -güncel şekilde- fazla hazzetmiyorum. Yani bir mucize olsa ve de ben "tek adam" olarak başa geçsem, yapacağım ilk icraat; yeni anayasaya "Türk ulusunun dini Gök Tanrıcılık'tır, başka hiçbir din devlet katında kabûl olunmaz" gibisinden bir madde koymak, ve akabinde ne kadar cami, kilise, sinagog vs. varsa yıkarak, yerlerine kütüphane, aşevi, müze, etüt merkezi vs. yapmak olur.

Araplıkta (Müslümanlıkta) ısrar edeni, çığırtkanlık yapanı, protestolar düzenleyeni, canlı cenaze gibi sarık, şalvar, cübbe giyeni, kafayı bohçalayanı vs. de, ellerine derhal pasaportlarını verip, haritadan 55 küsûr İslam ülkesinden birini seçtirerek oraya göndermek de işin devamı olur. Arap hayranının kendine hayrı yok ki bu millete hayrı olsun...

Sonra da, gene zorla, basın-yayına, durmaksızın evrim teorisini, Kur'an eleştirisini, hadis eleştirisini, Muhammed'in gerçek hayatını, İslam'ın gerçek tarihini, Türklerin nasıl zorla Müslüman yapıldığını vs. anlatacak şekilde, daimi propaganda yaptırmak olur işim; ki millet anlasın hanyayı-konyayı.

Türk'ü -zorla da olsa- ilelebet bu Arap masallarından kurtarmak benim boynumun borcudur, öyle kabul ediyorum.

Kısaca, düşünce farkı işte...

Kurdistannn
02-03-2016, 10:31
Kimileri Muhammed'i, Kimileri Atatürk'ü, Kimileri Marks'ı, Kimileri Abdullah Öcalan'ı, Kimileri Hitler'i putlaştırdı, putlaştırıyor. Sanırım seversek tam severiz, sevmezsek hiç sevmeyiz ruh hali, toplumda en yaygın düşünme refleksi.

Şahıslardan ziyade ideolojileri ölçüp biçmek ve gerektiğinde onları düzeltip yola devam etmek en iyisi. Mâlum, şahıslar ölür, dava devam eder.

spartacus
02-03-2016, 17:55
Sevgili Barlas

İnsanı, toplumu dinden kurtarmak daha sağlıklı olan değil mi? Millet ve din, inanç kavramı kültürel zeminde...

Afrika'da Arap dediğin kültüre ait olmayıp, acından ölen milyon insan var. Meseleleri illa etiket ve sembole indirgemek çözüm değil ki, bu bir yerde ciladan farklı olmuyor ve dönüp dolaşıp aynı işlevi görecek.

Türk'ün inancı Gök tanrıdır denemez, geçti o zamanlar(o zamanlar ki sistem köleci sistemlerdi, geri dönülemez, sen göçer olmayan yerleşkelerin, Osmanlı ecdadından farklı olduğunu mu sanıyorsun, %1 cennet, %99 cehennem hayatında üstelik %1 e köle?), ya da Ortadoğuyu, Arabın inancı pagan inançtı, islam değildir demek artık bir anlam ifade etmez, hayatın karşısında binde birlik dilimleri bu düzeyde siyasileştirip, herşeyin ve her meselenin çözümü diye sunmak yanılgıya, algı körelmesine yol açmıyor mu? Yangına, benzinle gitmek...

100-300 Yıl önce milliyetçiliğin anlamı vardı, bir kullanım değeri vardı, çünkü dünyada egemen sistem Feodalizmdi, o sistemin ise çerçevesi, toplumsal cenderesi ümmetçilik idi... Bu kırılmalıydı, şimdi ise kırılması gerken dincilik, mezhepçilik ve milliyetçiliktir, feodalitede kulluğu koşullayan ümmetçiliğin yerini, O'nunla aynı işi yapmak üzere geçirilen milliyetçilik sorunun, bağımlılığın, parçabölüğün, ilizyonist gündemlerin, her ipini kopartanın peşinden sürüklenmenin, sürü psikolojisinin bir parçası, neredeyse temeli konumunda....

Din(milliyetçilikte bir dindir) birilerine yarar, birilerine zarardır, kime yarar ise, toplumların bilincinide o belirler, bu her türden sosyo-kültrel edinimin siyasi amaçla kullanımında yatar(millet, mezhep, inanç vs). Hayatın bütünlüğünde siyasi anlamda yeri milayarda 1 bile değilken, toplumları kul-köle etmekte, basit kof siyasete köle etmekte, hem kendine hem dünyaya bağımlı hale getirmekte yeri %90 ları bulur...

Misal gelişmiş ve azgelişmiş ülkelere bakıyoruz, gelişmiş ülkelerde din ve milliyetçiliğin kullanımı sıfırlandıkça ilerlerken, az gelişmiş ülkelerde bunların dozu arttıkça insanların hayatıda, bilincide o düzeyde kötürümleşiyor. Neden? Çünkü insanların bilinci, gündemi sadece 1-2 KOF-SOYUT-subjektif maddeye indirgenip, özetlenir hale geliyor, şırınga nesnesine dönüyor. Bildiğin Ecdadımız Osmanlı masalı yahu!

Atatürk'ün zamanında milliyetçilik örgütsel bir gereklilikten doğdu, kime-neye karşı ama? Feodal iktidar ve stotükaya(!), peki şimdi feodal iktidar mı var? hayır, kapitalist iktidar var ve artık millet, din gibi faktörler bu iktidarın silahı, zırhıdır, STOTÜKOSUDUR, eğer ileri adım atacaksak şimdi bunalra karşı eylemde olmalıyız, aynen Atatürk'ün ümmetçiliğe karşı tuttuğı rota gibi, yok geriye gitmekse arzu, ümmetçilikte(milliyetçilikte) diretilebilir. Örneğin son 70 yıla bakarsak, CIA ajanı olan sözde vatan kahramanları hep milliyetçilerdir, çünkü neresinden bakarsak bakalım, bilimin gözüyle bakarsak milliyetçilik ciddi düzeyde çağdışı bir yobazlık, siyasi anlamda ise köleliğin, sürü psikolojisinin, GAYRI-MEŞRULUĞA, MEŞRU KILIFIN önemli bir anahtarı olmuş.

Mesela LAİKLİK, Atatürk'ün de ilkesidir. O halde

lakiklik, din ve devlet işlerinin ayrışması olarak anlatılan şey doğru değildir, bir kere din işi ne demek, onun aslı, inanç-vicdan hürriyetidir, her türden sosyo-kültürel edinimin siyasete alet edilmemesidir. Buna din, mezhep, inançlar, etnisite, cinsiyet de dahildir. Kısaca bunu başaramayan bir toplum, köle olmaya mahkumdur, hukuku bile yoktur, siyasi etki ve kullanım değerleri, sürü psikolojisinin getirdiği olumsuzluklar, sözde kutsalın arkasına sığınan harami-bezirgan saltanatları içinde bu böyle.

Topluluklar = insan topluluğudur, türk, sünni, alevi, müslüman, hristiyan, gök tanrıcılık etiketi vs değildir.
Üreten etiket değil, insandır, tüketen de...

Canlı olan insandır, akıl, mantık, duyu organları etiketlere değil, insana aittir, bu halde bilinçlenmesi ve gözlerini, kulaklarını açması, 3 maymunu oynamaması, sürü psikolojisinden çıkıp gerçekle yüzleşmesi gereken de insandır, yoksa her zaman güdecek çoban ve çobanlar olur, çünkü insan böylece kendisine(akıl, mantık, zeka ve çevresini analiz edebilen canlıdan çıkmış) yabancılaştırılmıştır...

Dünyanın çok farklı coğrafyasına dağılmış insanların(hepside insan, hepsi) aynı dili ve aynı örf, adetlere sahip olması düşünülemezdi, bu farklılık siyasi değil, sadece sosyo-kültüreldir, bunları siyasete alet etmek ve edildiği yerleri görmek ister tarihsel ister günümüz koşulları olsun, altında sürü yaratmak arzusu ve stratejisi vardır, lamı, cimi yoktur ve yine bunlar akıl ve mantığı olduğu halde aynı türün, çok küçük azınlıkalrın çıakrı uğruna kendisini boğazlamasınında malzemesi, dolgusu, meşruiyeti olur-olmuştur...

Ben Türk bir ailede dünyaya gelmeseydim, ne yani sen beri coğrafyada yaşayan bir canlı olarak görmeyecek miydin? Peki aileni kendin mi seçtin? Aynen din gibi işte, iflah olmaz, kalın kafalı bir dinci yobaz, Japonya da doğsa hayata ve dünyaya daha farklı bakacaktı, kısaca siyasi şartlanmalar var oldukça, insanlık ne hayata, ne de dünyaya bakamayacaktır, bütün hayatı uhrevi ve kof bir cehalet ve YABANCILAŞMA, basit bir SÜS EŞYASIYMIŞ, VİTRİN DOLGUSUYMUŞ gibi cenderesinde geçip giderken, hayatıyla cehennemi yaşayacak. Ecdadımız Osmanlı diye bir başlığın var, tarih neden yalan söylemiş? Üzgünüm ama o tarih ecdadının tümünü yalan yazıyor, tümünü, bir avuç efendinin saray, zevk ve sefa hayatından ibarettir... Örneğin gelecekte tarih yazını oturup Cengiz holdingleri, bir avuç saltanat süreni, saraylıları yazacak, gerçekten de bu senin tarihin mi?

neyse, her şey insan, tüm doğa, dünya, canlılar, insanca yaşam için, akıl ve mantık sahibiyiz, bilim sahibiyiz, hepimiz insanız diyebildiğimiz gün, işte o gün aydınlığa adım atacağız.

spartacus
02-03-2016, 17:55
Sevgili Barlas

İnsanı, toplumu dinden kurtarmak daha sağlıklı olan değil mi? Millet ve din, inanç kavramı kültürel zeminde...

Afrika'da Arap dediğin kültüre ait olmayıp, acından ölen milyon insan var. Meseleleri illa etiket ve sembole indirgemek çözüm değil ki, bu bir yerde ciladan farklı olmuyor ve dönüp dolaşıp aynı işlevi görecek.

Türk'ün inancı Gök tanrıdır denemez, geçti o zamanlar(o zamanlar ki sistem köleci sistemlerdi, geri dönülemez, sen göçer olmayan yerleşkelerin, Osmanlı ecdadından farklı olduğunu mu sanıyorsun, %1 cennet, %99 cehennem hayatında üstelik %1 e köle?), ya da Ortadoğuyu, Arabın inancı pagan inançtı, islam değildir demek artık bir anlam ifade etmez, hayatın karşısında binde birlik dilimleri bu düzeyde siyasileştirip, herşeyin ve her meselenin çözümü diye sunmak yanılgıya, algı körelmesine yol açmıyor mu? Yangına, benzinle gitmek...

100-300 Yıl önce milliyetçiliğin anlamı vardı, bir kullanım değeri vardı, çünkü dünyada egemen sistem Feodalizmdi, o sistemin ise çerçevesi, toplumsal cenderesi ümmetçilik idi... Bu kırılmalıydı, şimdi ise kırılması gerken dincilik, mezhepçilik ve milliyetçiliktir, feodalitede kulluğu koşullayan ümmetçiliğin yerini, O'nunla aynı işi yapmak üzere geçirilen milliyetçilik sorunun, bağımlılığın, parçabölüğün, ilizyonist gündemlerin, her ipini kopartanın peşinden sürüklenmenin, sürü psikolojisinin bir parçası, neredeyse temeli konumunda....

Din(milliyetçilikte bir dindir) birilerine yarar, birilerine zarardır, kime yarar ise, toplumların bilincinide o belirler, bu her türden sosyo-kültrel edinimin siyasi amaçla kullanımında yatar(millet, mezhep, inanç vs). Hayatın bütünlüğünde siyasi anlamda yeri milayarda 1 bile değilken, toplumları kul-köle etmekte, basit kof siyasete köle etmekte, hem kendine hem dünyaya bağımlı hale getirmekte yeri %90 ları bulur...

Misal gelişmiş ve azgelişmiş ülkelere bakıyoruz, gelişmiş ülkelerde din ve milliyetçiliğin kullanımı sıfırlandıkça ilerlerken, az gelişmiş ülkelerde bunların dozu arttıkça insanların hayatıda, bilincide o düzeyde kötürümleşiyor. Neden? Çünkü insanların bilinci, gündemi sadece 1-2 KOF-SOYUT-subjektif maddeye indirgenip, özetlenir hale geliyor, şırınga nesnesine dönüyor. Bildiğin Ecdadımız Osmanlı masalı yahu!

Atatürk'ün zamanında milliyetçilik örgütsel bir gereklilikten doğdu, kime-neye karşı ama? Feodal iktidar ve stotükaya(!), peki şimdi feodal iktidar mı var? hayır, kapitalist iktidar var ve artık millet, din gibi faktörler bu iktidarın silahı, zırhıdır, STOTÜKOSUDUR, eğer ileri adım atacaksak şimdi bunalra karşı eylemde olmalıyız, aynen Atatürk'ün ümmetçiliğe karşı tuttuğı rota gibi, yok geriye gitmekse arzu, ümmetçilikte(milliyetçilikte) diretilebilir. Örneğin son 70 yıla bakarsak, CIA ajanı olan sözde vatan kahramanları hep milliyetçilerdir, çünkü neresinden bakarsak bakalım, bilimin gözüyle bakarsak milliyetçilik ciddi düzeyde çağdışı bir yobazlık, siyasi anlamda ise köleliğin, sürü psikolojisinin, GAYRI-MEŞRULUĞA, MEŞRU KILIFIN önemli bir anahtarı olmuş.

Mesela LAİKLİK, Atatürk'ün de ilkesidir. O halde

lakiklik, din ve devlet işlerinin ayrışması olarak anlatılan şey doğru değildir, bir kere din işi ne demek, onun aslı, inanç-vicdan hürriyetidir, her türden sosyo-kültürel edinimin siyasete alet edilmemesidir. Buna din, mezhep, inançlar, etnisite, cinsiyet de dahildir. Kısaca bunu başaramayan bir toplum, köle olmaya mahkumdur, hukuku bile yoktur, siyasi etki ve kullanım değerleri, sürü psikolojisinin getirdiği olumsuzluklar, sözde kutsalın arkasına sığınan harami-bezirgan saltanatları içinde bu böyle.

Topluluklar = insan topluluğudur, türk, sünni, alevi, müslüman, hristiyan, gök tanrıcılık etiketi vs değildir.
Üreten etiket değil, insandır, tüketen de...

Canlı olan insandır, akıl, mantık, duyu organları etiketlere değil, insana aittir, bu halde bilinçlenmesi ve gözlerini, kulaklarını açması, 3 maymunu oynamaması, sürü psikolojisinden çıkıp gerçekle yüzleşmesi gereken de insandır, yoksa her zaman güdecek çoban ve çobanlar olur, çünkü insan böylece kendisine(akıl, mantık, zeka ve çevresini analiz edebilen canlıdan çıkmış) yabancılaştırılmıştır...

Dünyanın çok farklı coğrafyasına dağılmış insanların(hepside insan, hepsi) aynı dili ve aynı örf, adetlere sahip olması düşünülemezdi, bu farklılık siyasi değil, sadece sosyo-kültüreldir, bunları siyasete alet etmek ve edildiği yerleri görmek ister tarihsel ister günümüz koşulları olsun, altında sürü yaratmak arzusu ve stratejisi vardır, lamı, cimi yoktur ve yine bunlar akıl ve mantığı olduğu halde aynı türün, çok küçük azınlıkalrın çıakrı uğruna kendisini boğazlamasınında malzemesi, dolgusu, meşruiyeti olur-olmuştur...

Ben Türk bir ailede dünyaya gelmeseydim, ne yani sen beri coğrafyada yaşayan bir canlı olarak görmeyecek miydin? Peki aileni kendin mi seçtin? Aynen din gibi işte, iflah olmaz, kalın kafalı bir dinci yobaz, Japonya da doğsa hayata ve dünyaya daha farklı bakacaktı, kısaca siyasi şartlanmalar var oldukça, insanlık ne hayata, ne de dünyaya bakamayacaktır, bütün hayatı uhrevi ve kof bir cehalet ve YABANCILAŞMA, basit bir SÜS EŞYASIYMIŞ, VİTRİN DOLGUSUYMUŞ gibi cenderesinde geçip giderken, hayatıyla cehennemi yaşayacak. Ecdadımız Osmanlı diye bir başlığın var, tarih neden yalan söylemiş? Üzgünüm ama o tarih ecdadının tümünü yalan yazıyor, tümünü, bir avuç efendinin saray, zevk ve sefa hayatından ibarettir... Örneğin gelecekte tarih yazını oturup Cengiz holdingleri, bir avuç saltanat süreni, saraylıları yazacak, gerçekten de bu senin tarihin mi?

neyse, her şey insan, tüm doğa, dünya, canlılar, insanca yaşam için, akıl ve mantık sahibiyiz, bilim sahibiyiz, hepimiz insanız diyebildiğimiz gün, işte o gün aydınlığa adım atacağız.

Barlas
02-03-2016, 20:42
Merhaba sn. Spartacus...

Öncelikle "Ecdadımız Osmanlı" başlığımda yanlış anlaşılma var galiba, yani orada ironi olarak "Ecdadımız" diyorum; yoksa ecdadımız falan değil Osmanlı - senin de dediğin gibi, halk yoksulluktan kırılırken sarayda gününü gün eden, Türk düşmanı bir hanedan o; asla hazzetmem...

"Milliyetçilik" konusunda fikrim ise sabittir gerçekten, değişmez, değişeceğini sanmam. Yani birileri "Fransız'ım, İtalyan'ın, Rus'um, Japon'um, Alman'ın, İngiliz'im" vs. derken ben "Türk'üm" diyemezsem, bu olmaz...

Kafa yapım böyle yani, her ne kadar bazılarına göre milliyetçilik yanlışsa da; Türklük'ü benim en önemli özelliğim ve şansım olarak addediyorum. İnsanın ailesini diğer insanlardan kayırması gibi ben de Türkler'i yeryüzündeki her ırktan kayırıyorum; örneğin İngiltere'de bir metro kazası olsa da 100 İngiliz ölse, içimden "İyi olmuş **zevenklere, Türk düşmanı ib**ler sonuçta çoğu" diyorum; ama örneğin Özbekistan'da bir Türk çocuğunun başına kötü bir şey gelmiş, acısını içimde hissediyorum...

Sayın Spartacus, söylediklerim sana ve çok kişiye ters gelecek biliyorum ama gerçek bu, ben buyum; Barlas bu kısaca...

Barlas
02-03-2016, 20:43
Merhaba sn. Spartacus...

Öncelikle "Ecdadımız Osmanlı" başlığımda yanlış anlaşılma var galiba, yani orada ironi olarak "Ecdadımız" diyorum; yoksa ecdadımız falan değil Osmanlı - senin de dediğin gibi, halk yoksulluktan kırılırken sarayda gününü gün eden, Türk düşmanı bir hanedan o; asla hazzetmem...

"Milliyetçilik" konusunda fikrim ise sabittir gerçekten, değişmez, değişeceğini sanmam. Yani birileri "Fransız'ım, İtalyan'ın, Rus'um, Japon'um, Alman'ın, İngiliz'im" vs. derken ben "Türk'üm" diyemezsem, bu olmaz...

Kafa yapım böyle yani, her ne kadar bazılarına göre milliyetçilik yanlışsa da; Türklük'ü benim en önemli özelliğim ve şansım olarak addediyorum. İnsanın ailesini diğer insanlardan kayırması gibi ben de Türkler'i yeryüzündeki her ırktan kayırıyorum; örneğin İngiltere'de bir metro kazası olsa da 100 İngiliz ölse, içimden "İyi olmuş **zevenklere, Türk düşmanı ib**ler sonuçta çoğu" diyorum; ama örneğin Özbekistan'da bir Türk çocuğunun başına kötü bir şey gelmiş, acısını içimde hissediyorum...

Sayın Spartacus, söylediklerim sana ve çok kişiye ters gelecek biliyorum ama gerçek bu, ben buyum; Barlas bu kısaca...

pianola
02-03-2016, 21:39
Türkler'i yeryüzündeki her ırktan kayırıyorum; örneğin İngiltere'de bir metro kazası olsa da 100 İngiliz ölse, içimden "İyi olmuş **zevenklere, Türk düşmanı ib**ler sonuçta çoğu" diyorum

Dostum, bu yanlista omur boyu israr etmeyi planlamiyorsun umarim. Bos, beles, isler.

Su filmi bir izle istersen, aklima geldi, American History X (1998) (http://www.imdb.com/title/tt0120586/)

Barlas
02-03-2016, 21:45
Teyzemin kızlarından biri senelerdir İngiltere'de yaşıyor. Orada evlendi, çoluk çocuğa karıştı. Özellikle işyerinde uğradığı "ikinci sınıf vatandaş muamelesi" yüzünden senelerdir kesmeden antidepresan kullandığından bahsetmiş anneme bir ara.

Kısaca, ben de kötüyüm, ama ecnebiler de melek değil asla.

Saint-Just
03-03-2016, 00:28
spartacus, ben kimseye karsi ithamda falan bulunmadim. sen ise sadece ithamlarina ve hakaretlerine devam etmissin.

ben ilgili iletiyi v for vendetta izleyip izleyip kafayi bulan isyankar nihilist kardesimize yonelik yazmistim. ama sen ilgili sahsin "yerum sizin devriks anlayisinizi" gibi tartismaya son derece katki verici iletilerinin ardindan "mukerrer" yazmayi cok iyi bildiginden seni ayirt edici belirtec koymayi dusunemedim. isitip isitip onume getirdigin ve uzerinden hakaretler savurdugun "dusmanlik" cumlesi de idealist solculara uyari niteligindedir.

yok put edinmissin yok hazret edinmissin dedigin isimleri, metafizik milliyetcilik ve kemalizm yorumlariniza yonelik cevap niteliginde refarans olarak sunmaktan baska bir sey yapmadim. "boyle buyurdu lenin" demedim. bunlara itiraziniz niteliginde cevap hakkinizi kullanmanizi bekledim. ama "sonunda" burjuva devrimlerine hak ettigi payeyi verip, metafizik yorumlarindan vazgectigine gore, uzerine tartisilacak konu da kalmamistir demektir.

gorusmek uzere..

spartacus
03-03-2016, 00:37
Öncelikle "Ecdadımız Osmanlı" başlığımda yanlış anlaşılma var galiba, yani orada ironi olarak "Ecdadımız" diyorum; yoksa ecdadımız falan değil Osmanlı - senin de dediğin gibi, halk yoksulluktan kırılırken sarayda gününü gün eden, Türk düşmanı bir hanedan o; asla hazzetmem...Tüm tarihin öyle ise?"Milliyetçilik" konusunda fikrim ise sabittir gerçekten, değişmez, değişeceğini sanmam. Yani birileri "Fransız'ım, İtalyan'ın, Rus'um, Japon'um, Alman'ın, İngiliz'im" vs. derken ben "Türk'üm" diyemezsem, bu olmaz...Milliyetçilik siyasi bir kavram, Türküm, Fransızım, Rusum ise sosyo-kültürel aidiyettir. bende Türküm, milliyetçilik ile milliyet konusunu bir tutmuşum gibi yanlış anladın sanırım...

Fransız coğrafyasında doğsan herhalde şimdi, bir Türk çocuğu eziyet görünce iyi oluyor diyecektin? İnsan olarak bakmayacaktın yani? Gerçi en çok eziyeti görenlerden birisi Türkler ve ülkeside Türkiye, ama neyse, sonuçta Türkü yüceltip övebiliyoruz, Türkün dışında kalan tüm diğer insanları insandan da saymıyoruz, her gün bol, bol milliyetçilik siyasetide serbestçe yapılıyor, gereken her şeyi başarmısız, başka bir analize ihtiyacımız kalmadı demek ki... İnsan olarak değilde, sanırım dünyadaki canlılara, ama özellikle insana milliyet, cins vb temelinde bakmamız gerekiyormuş gibi...

Elbette bu senin görüşün, tercihin, bana görede milliyetçilik=dindir, hiç bir farkı yok, birisinin zararı ne ise diğeride farklı değil, ikiside siyasi, kutsal, mutlakçı, dogmatik, insanın açısını sıfırlayan, iyi bir kullanım değeri olan ve sürü psikolojisini koşullayan(şart koşan!!!) tamamen siyasi yapılar...

Saint-Just
03-03-2016, 00:40
Dostum, bu yanlista omur boyu israr etmeyi planlamiyorsun umarim. Bos, beles, isler.

Su filmi bir izle istersen, aklima geldi, American History X (1998) (http://www.imdb.com/title/tt0120586/)

insallah bu heyecanli kardesimiz derek gibi sacmaliklarinin farkina dusta varmaz.

spartacus
03-03-2016, 00:43
spartacus, ben kimseye karsi ithamda falan bulunmadim. sen ise sadece ithamlarina ve hakaretlerine devam etmissin.Atma finneas, bu tarzını değiştir mümkünse, ya da paşalar gibi alıntını yap, hakaret şudur de? Anında kişiselleştirmeye bağladın, yazını bana yazmış gibi düşün öyle bir oku(çünkü dediğim gibi üzerime alındım, sebebide yazındaki genelleme oldu)...
ben ilgili iletiyi v for vendetta izleyip izleyip kafayi bulan ....Nereden bilebiliriz? Zaten cevabıda belirttim ya, genellediğin için üzerime alındım, sorun benim üzerime alınmam değilde, sanırım senin genellemen olmalıydı...

Son olarak hakaret edersem şahsına ederim ve hitap cümlesi kullanırım, görüşünü eleştirmeyi de hakaretten sayacaksan, hem bu senin sorunun, dar bakışın olur hem de demek ki hayli yerinde bir eleştiri yapmışım... Sen bu cevabada aynı tutumu yapabilirsin, yine hakaret etmişsin der sıyrılırsın(fikir, görüş, teorik zeminde iken, pragmatizm iyi bir şey değil)

Saint-Just
03-03-2016, 02:01
spartacus, ilgili iletiyi uzerine alinman cok normal cunku ben, alinti yaptigin paragrafin devaminda da nedenini belirttigim uzere yaziyi ikinize yonelik birden yazmistim.

ama sen ilgili sahsin "yerum sizin devriks anlayisinizi" gibi tartismaya son derece katki verici iletilerinin ardindan "mukerrer" yazmayi cok iyi bildiginden seni ayirt edici belirtec koymayi dusunemedim. isitip isitip onume getirdigin ve uzerinden hakaretler savurdugun "dusmanlik" cumlesi de idealist solculara uyari niteligindedir.

pasalar gibi yapmami istedigin itham ve hakaret alintisinin cevabi da burda;


Lakin bir fikre, görüşe sırf HAZRETİ ilan edilmiş, putlaştırılmış insanlar öne sürülüp, sonrada fikir ve görüşleri düşman ilan etmek, eleştirilen budur, kimse, kimseyle her konuda aynı düşünmez, düşünmek zorunda değil, Allahını da getirsen değil, farklı düşünüyorsam Allah böyle buyuruyor diye gelmenin anlamı yok! Bütün mevzu buradaki ikiyüzlü soytarıyı, soytarı zihnini çözümlemektir, çocuğumu severim, ama her görüşüne katılmam, soytarı çıkıp sevgimi siyaseti uğruna, ideolojiki dinci, şeriatçı bağnazlığı uğruna bana karşı kullandığı anda, [COLOR=Purple]birde bana karşı ÇOCUĞUNA DÜŞMANSIN, HAİNSİN vs diye gelmişse, o kişi artık ya koyundur ya da koyunların çobanı, ya da alçağın teki ve gerçekten çocuğunu seven o soytarının güdümüne girmemelidir,

ben gorusume karsi sacmasapan benzetmelerle uydurulmus hikayeler ve ithamlar disinda bir sey goremedimki, gorusume karsi yapilan bir elestiriyi hakaretten sayabileyim?

neyse panpa gorusume karsi elestirine devam ederken aman dikkatli ol da acik birakma. yoksa mazallah "hakaret etmissin" der isin icinden siyrilmaya calisirim felan. izin verme boyle soytariliklara.

gorusmek uzere..

spartacus
03-03-2016, 02:39
Mükerrer

spartacus
03-03-2016, 02:39
Finneas, senle yazıştıkça daha da içinden çıkılmaz oluyor.

Sen okuduğunu anlamaktan aciz, alakasız şeyler yazdın, hala da devam ediyor. sözde, ne idüğü belirsiz eleştiriyi ilk yapan sensin! benim yazım, TABULAŞTIRMA, KUTSALLAŞMANIN, YABANCILAŞMANIN getirdiği olumsuzluk üzerine, madem eleştireceksin, ifadelerimi eleştirmelisin, değil mi?.

Birde alıntı yap dedim, sana NEYE DAİR YAZDIĞIMI iffade ettiğim, yani ele aldığım konuya dair yazdığım pasajı getirip, "ben gorusume karsi sacmasapan benzetmelerle uydurulmus hikayeler ve ithamlar disinda bir sey goremedimki" vs saçmalıyorsun, ne görecektin avare? Birde alaksız yerden veya alakasız pasajı kakaret diye veriyorsun. Heleki bana ait değil, şimdi bir kişinin küfrünü alıp, bana neden küfrettin Finneas dersem beni aşan, ileri düzey mantık seviyene çıkmış mı olurum? Örneğin, Cüppeli Ahmet'e bakarak sana mı yazmalıyım, senin yaptığın gibi? Garip bir durum.

Daha 2 satırda iletişimi bile beceremiyorsun, ne dersen haklısın, gözünü seveyim ben sana bulaşmışmakla halt etmişim, sen de mümkünse bana hiç bulaşma. Çünkü; Ben elmadan bahsediyorum, sen ortaya armut atmışsın sonrada kendi armutunu, sanki muhatap benmişim, sorumluymuşum gibi benle tartışmaya kalkıyorsun, ben de sana dönüp diyorum ki, benim konu elma, bu seferde çıkıp elmaya dair yazdığımı alıp, kendine pay biçiyorsun, benzetmeler vs dışında bir şey görmemiş, sen nasıl bir belasın?

TABULAŞTIRMA, KUTSALLAŞMANIN, YABANCILAŞMANIN getirdiği olumsuzluk üzerine

Buna dair yazıyorum, ÖRNEKLERİMDE elbette buna dair, şimdi buna dair doğru-dürüst eleştirin varsa yap, yoksa gölge etme, başka ihsan istemez, al armutun senin olsun.

Not "Mükkerrer" nedir? Yukarıdaki mesaja bak, bazen çift mesaj oluşuyor, bir mesaj 2 kez gidiyor, sonra taşımakta kolaylık olsun diye çiftlerden birisine mükerrer diyorum. Bunu bile lafa konu ettin..

Saint-Just
03-03-2016, 03:15
yahu konu bastan cok yanlis anlasilmiski sacmasapan bir yere gitmis. ciddi soluyorum ben hayatimda bole manyakca bir durumun icinde bulmadim kendimi.

"mukerrer" kismini ben "aynen" veya "katiliyorum" anlaminda algilayinca ve bunun uzerinden aslinda nihiliste yonelik yazilmis yaziya spartacus icin ayirtici bir belirtec verilmeyince, spartacus ilgili iletimi, kendisinin ilk iletisine yonelik cevap zannetmis (halbuki o iletiye yonelik bir itirazim yoktur. ondan onceki iletimde bende kemalistlere kismen benzer bir elestiri getirmistim) ve konunun tamamen bu oldugunu dusundugunden farkli bir kulvarda iletilerine devam etmis. bende tartismanin tamamen farkli bir kulvarda gittigini zannettigimden, ikimizde birbirimizin cevaplarini yanlis anlamisiz, alakasiz seylerden alinmisiz ve konu buraya kadar gelmis.. kendimi salak gibi hissediyorum. izninizle yaticam..

Barlas
03-03-2016, 03:33
Fransız coğrafyasında doğsan herhalde şimdi, bir Türk çocuğu eziyet görünce iyi oluyor diyecektin?
Kuvvetli bir tümce gerçekten spartacus, tebrik ederim. :thumb:

Bir Fransız olarak doğsam muhakkak çok farklı bir karakterde olurdum. Bilemiyorum, kestiremiyorum yani nasıl bir insan olacağımı o durumda...

spartacus
03-03-2016, 05:16
yahu konu bastan cok yanlis anlasilmiski sacmasapan bir yere gitmis. ciddi soluyorum ben hayatimda bole manyakca bir durumun icinde bulmadim kendimi.

"mukerrer" kismini ben "aynen" veya "katiliyorum" anlaminda algilayinca ve bunun uzerinden aslinda nihiliste yonelik yazilmis yaziya spartacus icin ayirtici bir belirtec verilmeyince, spartacus ilgili iletimi, kendisinin ilk iletisine yonelik cevap zannetmis (halbuki o iletiye yonelik bir itirazim yoktur. ondan onceki iletimde bende kemalistlere kismen benzer bir elestiri getirmistim) ve konunun tamamen bu oldugunu dusundugunden farkli bir kulvarda iletilerine devam etmis. bende tartismanin tamamen farkli bir kulvarda gittigini zannettigimden, ikimizde birbirimizin cevaplarini yanlis anlamisiz, alakasiz seylerden alinmisiz ve konu buraya kadar gelmis.. kendimi salak gibi hissediyorum. izninizle yaticam..
Finneas, ilk mesajımdan sonra "Üzerime alındım" dedim, elbette ortada bir yanlış anlaşılma durumu var, zira hiç bahsetmediğim şeyler... neyse sen böyle ifade ettiğim halde, şunu söyledin.

"spartacus, ilgili iletiyi uzerine alinman cok normal cunku ben, alinti yaptigin paragrafin devaminda da nedenini belirttigim uzere yaziyi ikinize yonelik birden yazmistim."

Mükerrer'in anlamı, tekrar eden mesaj demek, aklıma gelmez ki, başkasının yazısını onaylamak olarak alınacağı, kimsenin yazısını onaylamadım :)

neyse mesele şimdi anlaşıldı. iyi uykular.

Engse Hohol
29-10-2016, 22:40
✔ (http://www.cumhuriyet.com.tr/foto/foto_haber/623346/1/Trabzon_da_Ataturk_bustune_cirkin_saldiri.html) Kahrolsun çamuriyet, yaşasın islamiyet; Ehli şeriat Trabzon şubesi.

http://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2016/10/29/623346_resource/1.jpg
http://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2016/10/29/623346_resource/3.jpg
http://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2016/10/29/623346_resource/2.jpg

Trabzon'da Ehli Hakikat ve Ehli Şeriat imzaları ile Atatürk büstlerine "mason gavur" ve, "kahrolsun çamuriyet, yaşasın islamiyet" yazdılar. Okulun kapısına sprey boza ile arap tanrısı allahın en büyük tanrı olduğu sloganını Arapça allah (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=297098)ü ekber (http://www.ateistforum.org/index.php?/topic/36297-kebir-ekber-k%C3%BCbbar-k%C3%BCbra/) şeklinde yazdılar.

Engse Hohol
30-10-2016, 07:16
★ (http://odatv.com/ak-escinsellerden-tuhaf-bayram-mesaji-2910161200.html) AK LGBTİ (https://twitter.com/aklgbti)eşcinsellerinden Cumhuriyet bayramı mesajı : Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kalpaklı fotoğrafını paylaşan AK (http://t24.com.tr/haber/ak-lgbti-kurucusu-meseli-hem-musluman-hem-escinsel-hem-de-akpli-olunca-insanlar-inanamiyor,301093) LGBTi (https://tr-tr.facebook.com/Ak-Parti-LGBT-Bireyleri-156339517906408/)'li kişiler, Mustafa Kemal Atatürk'ün "Efendiler yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz" sözüne alaylı bir gönderme yaparak, "Efendiler yarın Başkanlık sistemini ilan edeceğiz, Recep Tayyip Erdoğan" diye yazdılar.

http://odatv.com/images/resimler/ak-lgbt-i.jpg

Türkiye'de Eşcinsel, Gaylar bile islamcı bir partinin, partizanca seçmeni olabiliyorsa bir yerde yanlış giden birşeyler var demektir.

Engse Hohol
30-10-2016, 08:38
★ (http://odatv.com/ataturku-bir-de-ahmet-kayadan-dinleyin-2810161200.html) Ahmet Kaya'nın Atatürk yörebindeki görüşleri;

"Emperyalizme karşı, 7 düvele karşı savaşmış; kanın, gözyaşının, işgallerin çok yoğun olduğu; köşe bucak her tarafın paylaşıldığı bir zamanda ortaya çıkıp 'ben bu ülkeyi kurtarmak istiyorum, benimle birlikte olmak isteyen insanlar bir adım öne adım atsın' dediği zaman binlerce insan, ama o zamanki yani milyonlarca insan Mustafa Kemal'le birlikte herkes bu konuda ortak bir karar almışlardır. Yalnız o, yani büyük komutanlığın ötesinde duyarlı bir devlet adamı, duyarlı bir kişilik, yani olgunlaşabilecek en üst düzeyde bir kimliktir Mustafa Kemal Atatürk. İnsanlar savaşlara önderlik yapmakla yalnız komutan olmazlar. İnsanın en büyük komutanlığı, en büyük ruhu ülkesini ve ülkesinin insanlarını sevmesidir. Atatürk bu ülkeyi çok seviyordu. Başından beri seviyordu. Sonuna kadar da sevdi. Bizim ondan devir alığımız bir tek şey var; politik bir takım işlemlerin, karışıklıkların yaşandığı özellikle bu dönemlerde kimseye pek fazla pabuç bırakmadan -en başta sevgili öğretmenlerimize söylüyorum, ki onlar bu konuda bize önderlik eden insanlar, şu anki konuşmamızda bunları anlatmamıza neden olan insanlar, bize kimlik/kişilik veren insanlar; onların da önderliğinde biz onun bıraktığı gerçekten yurtseverlik mirasını ölene kadar taşıyacağız. Ve bu ülke başlangıçta nasıl seviliyorsa sonsuza kadar da insanların sevdiği bir ülke olarak kalacaktır."

Konuşmasının son bölümünde Urfa yöresinin Kurtuluş Savaşı dönemindeki yaşadığı olaylara değinen Ahmet Kaya,"Kurtuluş Savaşı'na ilişkin Fransızlara karşı savaşta Urfa çetelerinin şıha karşı çıkışı "Di yeri yeri kumandanlar yeri. Çetelerim gidiyor dönmüyor geri" diye güzel bir türkü vardırdiyerek İbrahim Tatlıses'le"Kolumu Salladım Toplar Oynadı"türküsünü söylüyor (http://odatv.com/vid_video.php?id=8E8D3). Video'da Ahmet Kaya'nın yurtseverlik vurgusu ve Atatürk yörebinde sözleri hayli anlam taşıyor. 28 Ekim Ahmet Kaya'nın doğum günü.

İlahimasal
30-10-2016, 17:51
★ (http://odatv.com/ak-escinsellerden-tuhaf-bayram-mesaji-2910161200.html) AK LGBTİ (https://twitter.com/aklgbti)eşcinsellerinden Cumhuriyet bayramı mesajı : Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kalpaklı fotoğrafını paylaşan AK (http://t24.com.tr/haber/ak-lgbti-kurucusu-meseli-hem-musluman-hem-escinsel-hem-de-akpli-olunca-insanlar-inanamiyor,301093) LGBTi (https://tr-tr.facebook.com/Ak-Parti-LGBT-Bireyleri-156339517906408/)'li kişiler, Mustafa Kemal Atatürk'ün "Efendiler yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz" sözüne alaylı bir gönderme yaparak, "Efendiler yarın Başkanlık sistemini ilan edeceğiz, Recep Tayyip Erdoğan" diye yazdılar.

http://odatv.com/images/resimler/ak-lgbt-i.jpg

Türkiye'de Eşcinsel, Gaylar bile islamcı bir partinin, partizanca seçmeni olabiliyorsa bir yerde yanlış giden birşeyler var demektir.

Sebep bu olsa gerek.
http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTN9o5drL-2xtDcV_0vfXVoweAlbOY9JAd0013pVnWk19VqABR4http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTFXxLPvhMcV2dQNeOFIul6pcHNWEps0 ttgdP5kLb8C9fWP5uoAlwhttp://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcR6pHsA4zk4mdH_JLsgurDPlJVwiP8Jw BxlpZUR-h12JRfH25ex

KızıL
31-10-2016, 12:23
Ulan eşcinsel nasıl bunu yapıyor anlamak mümkün değil yahuu