PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Takke düştü, kel göründü: Mine'nin gözünden "Gizli Çocuk"


upuaut
03-03-2016, 02:20
Tuğrul Türkeş'ten gizli çocuk iddiasına cevap (http://www.haberturk.com/gundem/haber/1202880-tugrul-turkesten-gizli-cocuk-iddiasina-cevap)

29 Şubat 2016 Pazartesi, 23:01:30 Güncelleme: 01 Mart 2016 Salı, 10:06:58.

Tuğrul Türkeş, hakkındaki iddialara yönelik yaptığı açıklamada "40 gün önce dünyaya gelen oğlum Alparslan'ın doğumuna eşimi bizzat götürdüm" dedi

Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, "Bugün bir basın yayın organında yer alan ve aile hayatıma ilişkin asılsız iddialarla dolu haber tümüyle gerçeklere aykırı, kamuoyumuzu yönlendirmeyi amaçlayan bir iftiradır" açıklamasında bulundu.

Başbakan Yardımcısı Türkeş, aile hayatıyla ilgili basında yer alan iddialarla ilgili yazılı açıklama yaptı.

Türkeş, açıklamasında şunları kaydetti:

https://pbs.twimg.com/media/CcZs33rWoAAnlHe.jpg

Ne iftirası be, basbayağı gerçek ve milletimizin asla kabul edemeyeceği bir durumdur bu!

Bkz.

http://www.youtube.com/watch?v=bBzFo3hizrc (http://www.youtube.com/watch?v=bBzFo3hizrc)

Bir seçim mitinginden çekildiği anlaşılan bu kayıtta canhıraş şekilde bağıran AKP'li seçmenlere şunu hatırlatmak, daha doğrusu bu işin adını doğru koymak gerekiyor.

Bu olay ve etrafındaki gelişmeler yıllar önce TRT'de seyrettiğim bir filmi hatırlattı bana. Daha doğrusu, filmdeki bir sahneyi...

"Doktor- Kadın da çok üzüldü ya!

- Şaka bir yana, Mine Hanım'ın kulağını biraz bükmek gerek. Yoksa bu işin sonu kötüye varacak.

Doktor- Biraz haksızlık etmiyor muyuz? Mine Hanım içimizden biriyle ilişki kursaydı, böyle mi davranacaktık?

- Aynı şey değil bu!

Doktor- Aramızda idare edip gidecektik yani.

-Doktor, doktor... Biz hoş görsek bile kasabanın gençleri rahat bırakmayacak. Bir tatsızlık çıkmasından korkuyorum"

Not. Bu sahne http://www.dailymotion.com/video/xkfkws_mine-7-turkan-soray-cihan-unal_creation bölümünün 3:13-3:51'de geçer ve filmin tamamını oradan 9 parça halinde izleyebilirsiniz.

İşte "Gizli Çocuk" olayında yaşananlar tastamam budur ve filmdeki Doktor da sonuna kadar haklıdır.

Demek ki içinizden biri (Tuğrul Türkeş) yasak bir ilişki kurduğunda aranızda (AKP) idare eder ve bunda hiçbir hata görmezken, bir diğeri (Deniz Baykal) aynı ilişkiyi yaşadığında tu kaka, öyle mi?

Sizde hiç edep yok mu? Din bunlar için sadece toplumu uyutmak için bir kılıftan ibarettir (Bkz. Yukarıdaki açıklamada adı geçen hanımefendi için dini (imam nikahı, Hanımefendi Müslüman olmuş), ahlaki ve örfi tüm vecibelerin yerine getirildiği, aleni ve meşru bir aile hayatının sürdürüldüğü geçer).

upuaut
03-03-2016, 03:09
Arkadaşlar, "Gizli Çocuk" olayıyla ilgili ilginizi çekecek bir fetvaya rastladım. Ama bu fetvaya neresinden bakarsanız bakın, tam bir skandaldır.

Süleymaniye Vakfı'nın düzenlediği "İmam nikahı Kur’an’da nasıl yer almaktadır? İkinci evlilikler nasıl olmalı? (http://www.fetva.net/goruntulu-fetvalar/imam-nikahi-kuranda-nasil-yer-almaktadir-ikinci-evlilik-nasil-olur.html)" fetvasında Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır'a şu soru yöneltiliyor (Bkz. 4:02): "İkinciye evlenmeyi düşünen erkeklerin birinci eşlerinden izin almaları gerekir mi?"

O da diyor ki, "Eğer öyle bir şey olsaydı yani izin alınsaydı, Hz. Muhammed peygamberimiz Hz. Aişe anamızdan sonra kimseyle evlenemezdi. Olur mu öyle şey yahu!"

Burada hemen şunu belirtmek gerekir ki skandal olan fetvanın kendisi değil, peki kim ya da ne sizce?

upuaut
26-03-2016, 00:21
Aşağıdaki haber tam da bu tartışmanın konusu. Ama nasıl?

Bunu da siz bulun. Ama bulamazsanız size yardımcı olabilirim.

Önce aşağıdaki resmin üzerine tıklayınız ve habere ulaşınız. Orada aşağıya alıntıladığım tuhaf bir karşılaştırma var:

http://cdn.yeniakit.com.tr/images/news/940/adalet-bakanligi-cinsel-sapkinligin-haritasini-cikartsin-2h1458925039-13739e.png (http://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/ali-karahasanoglu/adalet-bakanligi-cinsel-sapkinligin-haritasini-cikartsin-14355.html)

Çok ilginçtir; bu makalede laikler ile dindarlar arasında şöyle bir karşılaştırma yapılmış:

Şöyle geçmişe bir uzanın.

Laikçi bir kolejde, bir cinsel sapkınlık yaşandığında..

Ne oluyordu?

Ben onlarca örneğini, bire bir biliyorum.

Bir gazetede küçük bir haber olarak yer alıyor...

Ne okulun ismi var, ne öğretmenin, ne mağdurun..

Olayın üstündeki perdeyi aralamak için, işlenen suçun yoğunluğunu araştırmak için.. Soruyorsunuz Milli Eğitim Müdürü’ne, “Bu hangi okul acaba” diye.

Cevap hazır: “Söyleyemeyiz.”

Tek tek okulları arıyorsunuz.. Hepsi yalanlıyor..

Adliyeleri dolaşıyorsunuz..

Tek kelime ile bilgi veren yok..

En kral haberde bile, okulun da, tacizcinin de ismine; kodlanarak yer veriliyor..

Suçlular böyle böyle korunuyorlar..

Sabah akşam, o cinsel sapkınlıkları tekrarlayanların eylemlerini gizliyorlar..

Sıra dindar kesimdeki tek bir olaya gelince..

Hurrra..

Sadece tacizci değil. Tacizcinin çalıştığı tüm kurumlar.. O kurumların Türkiye genelindeki tüm şubeleri.. Hatta o tacizciye, yoldan geçerken selam verenler bile..

Suçlu gibi gösteriliyor..

Adalet Bakanı’na çağrıda bulunuyorum..

Ya şu ahlaksız yayınları, tekil olaylar üzerinden dindar insanları karalayan haberleri engelleyin..

Ya da, bu konuda işlenen suçların tümünün haritasını çıkartın..

Görelim bakalım, kimin saçı ak, kimin saçı kara?