PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Fizik haberleri, paylaşımları


Kurdistannn
24-03-2016, 02:44
Bu sayfada Fizik ile ilgili yabancı Fizik sitelerinde bulduğum bilgileri paylaşmak istiyorum. Fiziğin eğlenceli yönü ve Fizikçilerin eğlenceli bakış açısını yeni yeni keşfediyorum:)

Tabi Fizik formüllerine pek dalmayacağım. Çok şey beklemeyin. Sonuçta benim uzmanlık alanlarım Matematik, Yazılım Mühendisliği ve Genetik.
Fizikte amatör araştırmacıyım sadece:) Ama forumda Fizikle profesyonel olarak uğraşan bir arkadaş varsa ve paylaşımlarıma katkıda bulunursa memnun olurum.

Burada 2 şeye dikkat edeceğim:
1-Kaynak göstereceğim
2-Türkçeye çevrilmemiş Fizik makalelerini de çevireceğim.
Türkçeye çevrilenleri kitapçılar da meraklısı gidip alabilir, onlarla zaman kaybetmeye gerek yok.


Açılışı wikipedidan bir alıntı ile yapalım.
https://en.wikipedia.org/wiki/Kenneth_Bainbridge

He remarked to J. Robert Oppenheimer immediately after the test, "Now we are all sons of bitches
Harvard Fizikçilerinden Bainbridge, Trinity nükleer silah denemesinden sonra Robert Oppenheimer e şunu demiştir.
"Şimdi hepimiz oro.pu çocuğu olduk"



Duyarlılığı önünde saygı ile eğiliyorum:)

Kurdistannn
27-03-2016, 18:00
Facebookta Michael Cruise isimli arkadaşımın paylaşımı.Kaynak için Michael Brooks: Big Questions diyor
https://scontent-ams3-1.xx.fbcdn.net/hphotos-xtf1/v/t1.0-9/12809727_253400024994634_608493930537827355_n.jpg? oh=cb838c833c419ad29260806187603015&oe=57974CC3

Kütle çekimin zayıf olduğuna inanmadıysanız- belki de paraşütle atlamışsınızdır veya bir lunapark trenine binmişsinizdir ya da korkutucu bir ivmelenme yaşamışsınızdır- o halde buzdolabınızın üstünde güzelce asılı duran mıknatısları düşünün. Tüm gezegenin kütlesi mıknatısları da yere doğru çekmektedir, lakin düğme büyüklüğünde mıknatıslanmış bir demir, gezegenin kütle çekimine direnebilmektedir. Mıknatıslanma, bir mıknatısın içindeki yüklü parçacıkların elektromanyetik etkileşiminden faydalanır. Ve bu parçacıklar arasındaki kuvvet, kütle çekim kuvvetinden 1 milyon trilyon trilyon trilyon kat daha büyüktür. Bu yüzden de kütle çekim zayıftır.Kütle çekim kuvveti şaşırtıcı derecede küçüktür. Fakat niçin?

Kütle çekimin zayıflığı, fiziğin gizemli ana konularından biri olmasına rağmen, bunu açıklayacak bazı fikirlerimiz var. Bu fikirler arasında en iyisi de, kütle çekimin, evrenin içine ya da dışına sızıyor olduğudur.




Not:Son cümle, sizce de ilginç değil mi?

Yıldıztozu
27-03-2016, 21:18
Bu fikirler arasında en iyisi de, kütle çekimin, evrenin içine ya da dışına sızıyor olduğudur.

Bununla ilgili bir fikir vardı. Fikre göre anti madde ve madde birbirini iter ve bu itim kuvveti evrendeki karanlık enerjiyi açıklar, karanlık enerji kütleçekiminin tersine bir itim kuvveti sağlar.
Anti madde, maddeyi ittiği için madde kendi içine sıkışır/çekilir. Bu da kütleçekimine sebep olur.
Bu fikir hem karanlık enerjiyi hem de kütleçekimini açıklayabilmesi açısından yaratıcı.

Kütleçekiminin zayıf olma nedeninin diğer bir ihtimali ise evrenler arası çekim kuvveti.

Evrenin bebeklik fotoğrafında koyu renkl bölgelerde sıcaklık değerli farklılaşmış halde. Bunun sebebi de başka bir evrenin o noktalara uyguladığı çekim kuvveti olma ihtimali var. Bu yüzden kütleçekimi sızıyor olabilir.

evrenin bebeklik fotoğrafı:

http://i.hurimg.com/i/hurriyet/90/620x350/563cd020f018fb32c8ecf0e5.jpg

spartacus
28-03-2016, 03:08
Tüm gezegenin kütlesi mıknatısları da yere doğru çekmektedir, lakin düğme büyüklüğünde mıknatıslanmış bir demir, gezegenin kütle çekimine direnebilmektedir. Mıknatıslanma, bir mıknatısın içindeki yüklü parçacıkların elektromanyetik etkileşiminden faydalanır. Ve bu parçacıklar arasındaki kuvvet, kütle çekim kuvvetinden 1 milyon trilyon trilyon trilyon kat daha büyüktür. Bu yüzden de kütle çekim zayıftır.Kütle çekim kuvveti şaşırtıcı derecede küçüktür. Fakat niçin?

Kütle çekimin zayıflığı, fiziğin gizemli ana konularından biri olmasına rağmen, bunu açıklayacak bazı fikirlerimiz var. Bu fikirler arasında en iyisi de, kütle çekimin, evrenin içine ya da dışına sızıyor olduğudur.

Not:Son cümle, sizce de ilginç değil mi?
Hayli ilginç :)

Mıknastısta muhtemel, evrenin içine veya dışına sızıyor olmalı, ama evrenin sızmasından trilyon kat daha fazla sızıyor olmalı, fiziksel kuvvetler bir türlü kabullenilemiyor :)

Bir diğer söylemde, şu uzayın çarşaf modelinin, yön bağımlı çizilmesine dayanarak, efendim kütle çekimi yoktur, uzayın bükülmesi vardır diyenlerde olmuştu, bu düşüncede hayli ilginçti... Zira aşağı-yukarı yön tayini zaten kütle çekimi ile elde edilirken, 2 boyutlu çarşaf modellemeyle, insan gözüne göre aşağıyı esas alıp uzayı aşağı doğru büküyorlardı, böylece kütleçikimine erişiyorlardı, ama ilk sorun şu ki, aşağıyı belirleyen ve öngörülebilir kılanda zaten kütle çekimiydi... Oysa uzayın 2 boyutlu bükülmesi sözkonusu değildir, cisimler 360 dereceye kuvvet uygular, neyi, nereye büküyor? fiziksel kuvvetler bir türlü kabullenilemiyor :)

O da yetmiyor, uzayı bükende kütle çekimiydi :) Böylece kütle çekiminin sebebi kütle çekimidir diyebiliyorlardı, tam bir totoloji, bilimden pek anlamam, ama mantığın daniskasının sorunlu halini kavrayabiliyorum, uzayı büken ne gurban? Kütle çekimi, sana göre kütle çekiminin sebebi ne gurban, uzayın bükülmesi, ilginç bir totoloji gerçekten..

Birde şu mıknatıs ve buzdolabı örneğini ele alırsak, o buzdolabı ve mıknatıs yer çekirdeğine çok yakın bir mesafede olsa ne olurdu? Demek ki bu evrenin içine veya dışına sızması bir delikten akmakta olan su gibi hayal edilmiş, lakin delik minik, tek bir nokta, akan satıh ise geniş olunca, deliğe yaklaştıkça çekim yükseliyor, delikten uzaklaştıkça çekim de düşüyor olmalı, bu halde tüm kütle çekim formüllerinide çöpe atmalı, kütle lafız yerine sızma çekimi denmeli, neyin ne olduğunu ruhani bir sızma ve sızmanın gücü belirliyor olmalı. hatta daha süper bir fikirle, evrenin merkezinde(?) koca bir şu mitolojik özelliklere sahip(içinden geçersen cinsiyetin değişiyor tadında) karadelik, her şeyi kendine çekiyor ve uzayın dışına(?!) metafiziğe fırlatıyor olmalı, böylece yön bağımsız bir çekim, lakin cisimler bazlı ise hayli tuhaf bir yön bağımlı çekimden söz edilebilirdi. Ya da evren dendiğinde sadece yer merkezli bir dünya modeli esas alınıyor olmalı, herifler uzayın dışını da, içinide keşfetmiş(yön ve limit bağımsız uzayda, nasıl oluyorsa!)... Diğer bir sorun da şu; sızma yön bağımsız, çekim kuvveti yön bağımsız, bu nasıl bir sızmadır ki, yön bağımsız, 1 boyutlu bir düşünme biçimi? Yönden bağımsız 360 derece sızma, buna sızma denebilir mi? Herhalde dünya veya Evren 360 derecelik bir iç ya da dış sızma ile El İlah'ın kıyametini yaşıyor olmalı...

Kuzey kutubundakiler ne yana çekiliyor, güneydekiler, ama o da ne, doğu ve batıdakiler dünyanın merkezine doğru mu yoksa evrenin sızdığı yöne doğru mu çekiliyor? Uzayda yön bağımlı düşünmek, ölümdür... fiziksel kuvvetler bir türlü kabullenilemiyor :)

Sicim teoriside teori değildir, matematiksel bir modeldir, yukarıdakine benzer süper fikirlerden doğar, örneğin nasıl ki yer çekimi yoktur denebilirse(uzayın yön bağımlı 2 ya da 1 boyutlu bükülmesi, totoloji) ve nasıl ki bunu tek boyutlu matematikle modellemek gayet kolay ise, yine evrenin sızmasınında matematikle modellenmesi kolaydır... Mesele matematikle modellemek olsa, herşey mümkün, lakin bilimin ve nesnel gerçeğin kıstası, insanın akıl oyunlarıyla ürettiği modellere bağlı öngörülemez, bugün gördüğümüz, her şeyi matematikle ispatlamaya dayalı (gözlem, deney, veri, fiziki tutarlılığı, nesnel gerçeği de, öznel gerçekcilikle tamamen dışlayan) çılgınlık, bilim değil sözde bilimdir, dileyen her fikiri, hatta uydurmayı bile tek boyutlu ve yalıtık sistemlere göre matematikle modelleyebilir, bu tek ve esas alınınca teori bile olmayan fikirler, teori olarak(sözde) anılabilir oluyor...

Birde boyut kavramını keyfiyetle kullanmıyorlar mı, bu kadar süper zeka sözde bilimle mümkün(gözlemlemediğin hiç bir şeyi boyutlandıramaz ve hakkında konuşamazsın(bir hakkındalığı olamaz, zira boyut olamaz), zira boyutlandırmak için gözlemleyip, ölçüp, biçmen, koordine edebilmen gerekir, farazi boyut olmaz, her farazi boyut=metafiziktir. Örneğin sicim kurgusunun(teori değil), aynen zamanda yolculuk edip, bebekliğini görüp, iletişim kuracağını hayal edenler gibi, kurgu gibi 20 boyutu da(4 boyut hariç) metafizikten ibaret. Esası(%99) metafizik olan, hayli ilginç bir sözde bilim ya da bazılarının hobisi olmalı...

spartacus
28-03-2016, 03:13
evrenin bebeklik fotoğrafı:

http://i.hurimg.com/i/hurriyet/90/620x350/563cd020f018fb32c8ecf0e5.jpg
Evrenin bebeklik hali, şimdikiyle neredeyse aynı, bu tür sınırlayıcı, evrene sınır tayin etmeye dayalı simülasyonlar artık geçerli değil, zira bebek evren fotoğraflarının aksine, bebeklik döneminde sönmeye yüz tutmuş yıldızlar, evrenden yaşlı galaksiler, daha da garibi üst kümeler(oluşumları evrenden 3-4 kat daha uzun süreli öngörülen) mevcut, bu halde bebek denebilir mi :)

Yıldıztozu
28-03-2016, 19:22
Evrenin bebeklik hali, şimdikiyle neredeyse aynı, bu tür sınırlayıcı, evrene sınır tayin etmeye dayalı simülasyonlar artık geçerli değil, zira bebek evren fotoğraflarının aksine, bebeklik döneminde sönmeye yüz tutmuş yıldızlar, evrenden yaşlı galaksiler, daha da garibi üst kümeler(oluşumları evrenden 3-4 kat daha uzun süreli öngörülen) mevcut, bu halde bebek denebilir mi :)

''gözlemlenebilen evrenin'' bebeklik fotoğrafı diyelim o halde.:)

bu bebeklik döneminde sönmeye yüz tutmuş yıldızlar mı varmış? evrenden yaşlı galaksi hiç duymadım, nasıl oluyor o?

spartacus
28-03-2016, 20:46
''gözlemlenebilen evrenin'' bebeklik fotoğrafı diyelim o halde.:)

bu bebeklik döneminde sönmeye yüz tutmuş yıldızlar mı varmış? evrenden yaşlı galaksi hiç duymadım, nasıl oluyor o?
Oluyor işte, 15-30 milyar ışiık yılı uzaklıktan aldığınız ışık size gelene kadar kaç yıl geçti? her neyse ama gözlediğin ışık Big Bang'i aşıyor, ışıkla elde edilen görüntülerde de yaşlı(yani kırmızılaşmış!) yıldızlar görülüyor, böyle oluyor :) Bebeklik hali dediğin resim, Big bang esas alınıp simüle(veriler önceden insan kurgusuyla yüklenen!) edilen resim, en uzak galaksi gözlemleri ise yaşlı yıldızları hatta kümeleri(galaksiler kümesi) gösteriyor, yani kısaca en azından 15 milyar-30 milyar ışık yılı uzaktan alınan görüntüler...

Çok yakın 500 milyon ışık yılı uzaklıklar ise o resimin, Big bang'in bebek evreni gibi kuasarlar gözlemleniyor(oysa Big Bang'e göre bu olmamalı!).. Bütün mesele mavi ve kırmızı ışıkta, kısaca bebek dersek mavi bir evren olmalı, sadece kuasarlar(mavi, aşağıdaki resimin start yeri gibi), fakat gözlemlerde de kırmızı var, Big bang'e göre kırmızı da olmamalı, sadece mavi...

https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/6/60/CMB_Timeline75.jpg

İlk galaksilerin ne zaman oluştuğu resimde... Kısaca 400.000.000 yıl önceyi gözlüyorum deyip, basbayağı oturmuş galaksi, kümeler ve yaşlı yıldızlar(kırmızı) gözlemlenmemeli...

Evrenin çapı, 380.000 yılda, 15-20 milyar ışık yılı çapına erişmiş, artık aşağı, yukarı sözde genişlemenin hızını(ışık hızının katlarıyla) hesaplarsınız, birde ani freni nasıl yaptığını(metafizik koşacak)...

Minicik parçacıkları yalıtıp, milyar kere küçültülmüş ebadlarda ve gerçekte olmayan parçacıklarla evren açıklayacaklar, teoriyi kurtaracaklar, olmazsa işte sicim metafiziği(nasılsa bilimin asla erişemeyeceği, nasılsa herkesi de tek ve esas sağlayıcıymış gibi matematikle ikna etmişken(!) böylece tartışılmaz kılınabilir) imdatlarına yetişecek, başka seçenek kalmadı...

Başka bir başlıkta hepsine değinmiştik, galaksi isimleride vermiştim... Hatta Taslaman'a dahi sorulmuştur bu 70-80 milyar ömürlük yapılar :)

Kurdistannn
10-04-2016, 14:01
A Universe is a Free Lunch

How can you create a universe from nothing? Well if you calculate the total matter of the universe it is positive. If you calculate the total energy of the universe it is negative because of gravity. Gravity has negative energy. When you add the two together what do you get? Zero, so it takes no energy to create a universe. A universe is a free lunch.

Evren, bedava bir yemektir.Evreni bir hiçlikten nasıl yaratabilirsiniz.? Şöyle ki, eğer siz evrenin toplam maddesini(enerji miktarını) hesaplarsanız, o pozitiftir, eğer evrenin toplam enerjisini hesaplarsanız, kütle çekim nedeniyle negatiftir.Kütle çekim negatif enerjiye sahiptir. İkisini topladığınızda, ne elde edersiniz? Sıfır, bu yüzden evreni yaratmak için bir enerjiye ihtiyaç yoktur. Evren, bedava bir yemektir

spartacus
10-04-2016, 18:24
Evren, bedava bir yemektir.Evreni bir hiçlikten nasıl yaratabilirsiniz.? Şöyle ki, eğer siz evrenin toplam maddesini(enerji miktarını) hesaplarsanız, o pozitiftir, eğer evrenin toplam enerjisini hesaplarsanız, kütle çekim nedeniyle negatiftir.Kütle çekim negatif enerjiye sahiptir. İkisini topladığınızda, ne elde edersiniz? Sıfır, bu yüzden evreni yaratmak için bir enerjiye ihtiyaç yoktur. Evren, bedava bir yemektir
hayli ilginç-garip bir mantık kurulmuş, laf salatası olmuş yemeğin yanına :)

world
10-04-2016, 19:29
hayli ilginç-garip bir mantık kurulmuş, laf salatası olmuş yemeğin yanına :)

Bunu Carl Sagan diyordu yani evren bedava bir yemektir diye falan sizce kendisi yanluş mı düşündü?

spartacus
10-04-2016, 20:02
Bunu Carl Sagan diyordu yani evren bedava bir yemektir diye falan sizce kendisi yanluş mı düşündü?
Yanlış-doğru düzleminden ziyade, ifade edilen elbette bir metafor, yoksa toplam enerjiyi + alıp, ve karşısına kütle çekimi de negatif alıp toplayıp, çıkartmanın ciddi bir mantığı da, zemini de yok... hiçlik(nesnel bir kavram değil, öznel temelde bir kavram), sıfır bir alaka kurulamaz, kaldı ki ne kütle çekimi ne de enerji kerameti kendinden menkul değil ki, bir şeyleri hiçe, sıfıra vardırabilsinler...

Kısaca, metafor ama hayli ilginç, bedava yemeğin yanına bedava salata... (kimin söylediğinin bir önemi yok, metafor)

Kurdistannn
24-04-2016, 20:28
Az önce aşağıdaki sitedeki ilk yorumda, Richard P. Feynman a atfedilen şöyle bir ifade gördüm.
http://www.internationalskeptics.com/forums/showthread.php?t=304343

It doesn't matter how beautiful your theory is, it doesn't matter how smart you are. If it doesn't agree with experiment, it's wrong."
Teorinizin ne kadar zarif olduğu ve sizin ne kadar zeki olduğunuz önemli değildir. Eğer teoriniz, deneyle örtüşmüyorsa, o yanlıştır.


Feynman teorik fizikçi olmasına rağmen, jüri olarak deneyi seçmiş.

Kurdistannn
13-05-2016, 11:24
Fizikçi Eugene Wigner e göre;
http://colyvan.com/papers/miracle.pdf

The miracle of the appropriateness of the language of mathematics for the formulation of the laws of physics is a wonderful gift which we neither understand nor deserve.
Fizik yasalarının formülleştirilmesinde matematik dilinin uygunluğu mucizesi, ne anladığımız ne de hak ettiğimiz harika bir armağandır bize.

Dialectics
13-05-2016, 13:53
Fizikçi Eugene Wigner e göre;
http://colyvan.com/papers/miracle.pdf


Fizik yasalarının formülleştirilmesinde matematik dilinin uygunluğu mucizesi, ne anladığımız ne de hak ettiğimiz harika bir armağandır bize.

Tarih boyunca matematiğin aslında ne olduğu problemi kafaları meşgul etmiştir. Matematik insanoğlu tarafından türetilmiş bir insan icadı mıdır yoksa matematik zaten hep oradaydı da insanlık tarafından keşfedilmekte midir?

Bu tartışmayı sürdüren her iki tarafın da güçlü argümanları vardır. Örneğin Matematiğin doğrularının mutlak değişmez hakikatler olduğunu söyleyen Öklidçilere karşıt tez olarak Riemann'ın geliştirdiği çok boyutlu geometriler sunulmuştur.

Öklide göre "iki nokta üzerinden geçen en kısa parça bir doğrudur" önermesi bir hakikattır. Ve yüzlerce yıl bu bir hakikat olarak kabul edilmiştir, ta ki Riemann geometriyi farklı boyutlarda yüzeyler için geliştirene kadar. Riemann'ın denklemlerinde Öklid'in önermeleri geçerliliğini yitirir.

Öte yandan paylaştığın makalede de değinilen bir özelliği vardır matematiğin:

It is very strange that mathematicians are led by their sense of mathematical beauty to develop
formal structures that physicists only later find useful, even where the mathematician
had no such goal in mind. [ . . . ] Physicists generally find the ability of mathematicians to
anticipate the mathematics needed in the theories of physics quite uncanny. It is as if Neil
Armstrong in 1969 when he first set foot on the surface of the moon had found in the lunar
dust the footsteps of Jules Verne

"Çok gariptir ki matematikçinin bir işe yarar mı diye hiçbir kaygı olmadan, tamamen matematiksel güzellik kaygısıyla geliştirdiği formel yapılar, sonradan fizikçiler tarafından işe yarar bulunmaktadır. Fizikçiler, matematikçilerin sonradan fizik yasalarında kullanılacak matematiği algılamadaki kabiliyetlerini esrarengiz bulurlar. Bir benzetme yapacak olursak bu tıpkı 1969 yılında Neil Armstrong'un aya ayak bastığında, yerde Jules Verne'in ayak izleri ile karşılaşması gibidir."


Yani bir matematikçinin fiziksel dünyada ne işe yarayabileceğini hiç bilmeden geliştirdiği/keşfettiği denklemler, sonradan ortaya çıkmaktadır ki fiziksel bir realiteyi açıklamakta çok kullanışlı olmaktadır.

Aslında tarihte fizikçilerin denklemlerini ifade etmek için matematikçilerin yardımına başvurdukları da görülmüştür.

Bir diğer bilmece ise bu fiziksel yasaları ifade etmekte kullanılan matematiksel denklemlerin; sonradan başka bir takım öngörülere de olanak vermesidir. Ki bildiğimiz üzere günümüzdeki teorik fizik de salt buradan hareket etmektedir. Kütleçekim denklemleriyle, Schrodinger'in denklemleriyle oynayarak, bu denklemlerin ihtiva ettiği bilgilerin ne anlama gelebileceğine dair tahminler yürüterek, henüz keşfetmediğimiz fiziksel realite hakkında kestirimlerde bulunurlar.

Bu şekilde çıkan kestirimler %100 doğrudur gibi bir yargıya varılamasa da, bu şekilde yapılan kestirimlerin doğru sonuçlar verdiği de görülmemiş şey değildir.


Ancak matematik aslında tam olarak ne yapmaktadır? Tartışmanın bir tarafındakiler şöyle demektedir: matematik gözlemlediğimiz fenomeni ölçeklendirerek, birbirleriyle olan ilişkilerini nicel bir şekilde sembolize ederek ifade etmeye yarar basitçe. Fakat bu makalede de iddia edildiği gibi matematikçinin aslında böyle bir ifade kaygısı yoktur. Neyi ifade edeceğine dair zerre fikir dahi yürütmeden, sadece biraz kağıt ve kalemle sayfalar dolusu matematiksel şey keşfedebilir ve sonradan başka birileri bu kağıtlar üzerine karalanmış ifadeleri alarak dünyadaki bir olguyu açıklamakta/ifade etmekte kullanabilir...

Bu anlamda matematik insan tarafından geliştirilmiş tüm diğer dillerden farklıdır. Çünkü örneğin konuşma dilleri ve o dildeki kelimeler tamamen deneyime göre geliştirilmektedir. "Ağaç" adlı bir nesneyi doğada gözlemleriz ve buna bir isim vermek ihtiyacı duyarız ve adına sonradan "ağaç" deriz. Hiç ağaç diye bir şey görmeden "ağaç" diye bir kelime uydurup, sonradan da ağaç şeklinde bir şey keşfettiğimizde "tamam işe bu ağaç" demeyiz. Matematik, bu anlamda tüm diğer insan ürünü dillerden farklıdır.

Velhasıl matematik karışık konudur.

Yıldıztozu
13-05-2016, 19:45
Geçen gün Boğaziçi matematik profesürü bi adam bana şu kitabı önermişti.

http://i.dr.com.tr/cache/600x600-0/originals/0000000669384-1.jpg


Adamla tanışmamız ilginçti. Fizikist adlı sitede bir konu hakkında yorum yapmıştım. Adam benim yorumumu görüp beğenmiş, mesaj attı bana. Tanıştık sohbet ettik falan. Odtü fizikten mezun, Amerika Berkeley'de matematik okumuş, sonra Boğaziçinde matematik profu.
Yani öyle bir adamın bana mesaj atıp konuşmak istemesi hoşuma gitti. Birkaç kitap önerdi. ''Aşk ve Matematik'' kitabının yazarıyla Berkeley'den arkadaş bu adam ve çevirisini de kendisi yapmış.

Matematik diyince aklıma geldi, alıp okuyayım bakalım.

Kurdistannn
14-05-2016, 23:08
Geçen gün Boğaziçi matematik profesürü bi adam bana şu kitabı önermişti.

http://i.dr.com.tr/cache/600x600-0/originals/0000000669384-1.jpg


Adamla tanışmamız ilginçti. Fizikist adlı sitede bir konu hakkında yorum yapmıştım. Adam benim yorumumu görüp beğenmiş, mesaj attı bana. Tanıştık sohbet ettik falan. Odtü fizikten mezun, Amerika Berkeley'de matematik okumuş, sonra Boğaziçinde matematik profu.
Yani öyle bir adamın bana mesaj atıp konuşmak istemesi hoşuma gitti. Birkaç kitap önerdi. ''Aşk ve Matematik'' kitabının yazarıyla Berkeley'den arkadaş bu adam ve çevirisini de kendisi yapmış.

Matematik diyince aklıma geldi, alıp okuyayım bakalım.

Bu kitabı okumuştum. ODTÜ mezunu birisinin sana neden bu kitabı önerdiğini kitabı okuyunca anlayacaksın.
(1 yıl kadar önce de ODTÜ ye konferansa gelmişti)

pianola
25-03-2018, 00:57
https://www.youtube.com/watch?v=BFrBr8oUVXU
47:00

pianola
03-04-2018, 18:09
5,000,000,000 ışık yılı uzaklıktaki bir yıldızın gözlemlendiği söyleniyor , şimdiye kadar gözlemlenen en uzak yıldızmış. JWST sonrasını tahayyül etmek zor..

https://www.youtube.com/watch?v=GrSHzdE5zbQ