Orijinalini görmek için tıklayınız : peki evrim nekadar bilimseldir ?
yani birde bunu düşünün , evrim nekadar bilimseldir , nekadar akılcı bir yaklaşımdır. ??
bu konu üzerinde duralım ..
benim düşünceme göre insanla evrile evrile gelmiş olabilirler.( kesin olarak konuşmuyorum ). ama tanrıyı inkar etmek de olmaz. tanrının müdahalesi olmassa nasıl oluştu insanlar o çamurda ?
sizce ilk organizmanın basit bir çamurda oluşma olasılığı nedir ? hemde karmaşık yapılı organizmaların ??
organik çormabın oluşma olasılığı nedir ? proteinler oluşabilrmi suda .. ? Â*mor ötesi ışınlar yakmazmı , yok etmezmi bunları ?
deli_cevat
11-04-2007, 21:52
sizce ilk organizmanın basit bir çamurda oluşma olasılığı nedir ? hemde karmaşık yapılı organizmaların ??
arkadaşım lütfen google ye miller deneyi yaz biraz oku kafandaki soru işaretlerini çoğu azalacaktır diye düşünüyorum sonuçta deneyle dışardan müdahale olmadan inorganik maddelerden organik maddelerin oluşmasına daha güzel bir örnek yok ayrıca ilk oluşan şeyler dikkatini çekerim canlı bile demeye dilim varmıyor çok basit yapılıdır
liopleurodon
12-04-2007, 11:14
>>> sizce *ilk *organizmanın *basit *bir *çamurda *oluşma *olasılığı *nedir *? *hemde *karmaşık *yapılı *organizmaların *??
Böyle bir olasılık sıfırdır.. Kimsenin çıkıp basit bir çamurda böyle bir şey oluşur dediği yok zaten.. En basit açıklama, okkamın usturası nedeniyle en çok kabul edilen olacaktır. Ama mevcut en basit açıklama bile bir sürü aşamayı içermektedir. Fakat hiç biri böyle "ahanda çamur var ya hani, şu bildiğimiz çamur, onda oluşur bunlar.." gibi biraçıklama değildir. Bu, bilgisayarın çalışmasını "içinde fan var ya, işte o fan yapar işi" demek kadar sığ bir laftır..
Bu lafı size söyleyenlerin samimiyetinden ciddi şüphe duyun. Aynı zamanda kafadan çatlak olabileceklerini de göz ardı etmeyin.
>>> organik *çormabın *oluşma *olasılığı *nedir *? *proteinler *oluşabilrmi *suda *.. *? * mor *ötesi *ışınlar *yakmazmı *, *yok *etmezmi *bunları *?
Organik çorbanın ilkel dünyada oluşma olasılığı %100'dür. Suda proteniler oluşamaz, ama proteinleri oluşturacak RNA vs. oluşabilir ve bunlarda proteinleri oluşturabilir. Mor ötesi ışınların erişemediği pek çok yer vardır, örneğin, suyun bir kaç karış altı gibi..
Basitçe, yarım yamalak ve yanlış jeokimya bilgisiyle, gene yarım yamalak ve yanlış moleküler biyoloji konusuna ulaşmaya çalışıyorsunuz. Konuya biraz vakıf olanların gözünde de komik duruma düşüyorsunuz.. Ama sizin komik duruma düşmeniz bizi mutlu etmiyor, aksine üzüyor.. Sizi bu duruma düşüren malum tiplere kızıyoruz ama laflar size gidiyor ve ortalık geriliyor. Şimdi bakalım ne yapıyorsunuz?
Sizin konunuz ne? Evrim mi, ilk canlıların ortaya çıkması mı? Evrim teorisi, mevcut canlıların çeşitlenmesini açıklar. Canlılığın nasıl ortaya çıktığını değil. Eğer canlılığın nasıl ortaya çıktığını tartışmak isitorsanız, uygun bir başlık açın, tartışalım.. Ama evrimi tartışacaksak, devam edelim..
Evet, devam edelim.. Canlılara bakıyoruz ve görüyoruz ki, rasgele olamayacka kadar karmşık ve birbirne bağımlı sistemlerden oluşuyorlar. Bu sistemleri de atalarından devralıyorlar. Buna bir itirazınız var mı? Bu durumda aynı sistemlerin, örneğin akciğerlerin, farklı canlılarda aynı olmasının tek sebebi, bu akciğerlere sahip tüm canlıların akciğer geliştirmiş bir canlıdan bu özelliği alıp bugüne getirmiş olmasıdır. Yani, tüm özellikler canlıların atalarından gelir. Bu özellikler öyle pat diye oluşamayacak kadar karmaşıktır. Ve öyle ki, eğrisi/doğrusuyla canlılar bazı özellikleri paylaşır. Paylaşılan özelliklerin diğerindeki ile aynı şekilde ortaya çıkması ihtimal dahilinde değildir. Demekki, ortak özellikler, ortak atalardan miras alınmış olmaldır..
İşte evrimin izahı budur. Eee, ortak olmayan özellikler.. Aynı türe bakarsanız dahi, farklılaşma eğilimini görürsünüz. Yani canlılar birbirinin %100 kopyası değildir. Her nesil, bir öncekinden farklıdır. Bu farklar eğer bir şekilde toplanırsa, yani iki farklı yöne giden farklardan biri eleinp, diğeri ortada kalırsa, nesiller boyunca toplanan fark, ilk canlıdan çok farklı bir formun ortaya çıkmasını sağlayacaktır. İşte doğal seleksiyon bunu yapar. Canlılar olası her yöne doğru değişmek ister ve değişirler. Ama sadece belli yöne doğru olan değişimler doğada kalabilir. Eğer doğal seleksiyon olmasaydı, değişimler her yöne gideceğiz derken canlı hep aynı kalacaktı. Evet, doğal seleksiyonun pek bilinemeyen ilginç etkisi budur. Seleksiyon baskısı arttıkça, canlı daha çok değişir.
Olayı matematikle izah etmek çok daha basittir. Vektörleri düşünün. Her yöne giden verktörlerin bileşkesi ne olur? Sıfır.. Yani, cisim hareket etmez, bir yöne doğru gitmez. Eğer diğer yönlere olan vektörler engellenirse ne olur? Canlı engellenmeyen vektöre doğru ilerler, yani o yönde gelişir..
Eh, bu kadar basit mi? Hayır.. Çünkü canlı yapılar o kadar karışıktır ki, bir yeni dölde birden fazla yöne doğru çeken değişimler olması, o canlının kaldıramayacağı kadar değişim demektir ve canlı büyük ihitmalle dünyaya bile gelemez. Basitçe, her yavru basit, küçük bir adım halinde bir değişim ile oluşursa yaşama şansı bulur. Ve bu değişim herhangi bir yöne olabilir. Ama bir birey ancak belli bir yönde ve kısa bir değişimle mevcut olabilir. Elbette, nispeten bağımsız birden fazla sistemi etkileyen değişimler bir arada olabilir. Yani, küçük kulak ile kısa ayak parmağı gibi. Bu sayede, bireyler üreme yoluyla bu değişimleri birleştirirler. Ortaya geniş bir varyasyon havuzu çıkar. Eğer, ortam koşulları bu havuzdaki bazı özelliklere iltimas geçmezse, bu havuzun ortalama değeri sabit kalır ve canlı değişmez. Yani, ortada küçük kulaklı ve büyük kulaklı sayısı sabit olur sürekli. Büyük kulaklı olma eğilimi ilerleyemez. Ama doğal seleksiyon bir şekilde büyük kulaklı olanlar bir avantaj sağlarsa, o zaman bu vektör baskın olur ve bir süre sonra türün bireyleri toptan büyük kulaklı olarak doğmaya başlar..
Genelde anlaşılmayan şey, ki sizden de ustaca saklanan şey, işte bu meseledir. Evrim mutasyonlar, yani bireysel değişimler ile ilerlemez. Varyasyon, yani türün tüm bireylerinin ortaya koyduğu mutasyon havuzuyla ilerler. Yani, bir özelliğin bir canlıda ortaya çıkıp ondan sonra o canlının türün diğer bireylerine göre evirm geçirip gitmesi söz konusu değildir. Bir türün, bir popülasyonun bir bütün olarak evrime tabi olması söz konusudur. İşte burada izolasyon öne çıkar. Eğer bir türün bireyleri, birbirne erişemeyecek kadar ayrılrısa, her iki tarafta kalanlar farklı doğal seleksiyon koşullarına tabi olacakları için farklılaşmaya başlarlar.
Toparlayalım.. Size evrim, mutasyon, ilk canlı, ilkel dünya vs. hakkında verilen bilgiler, kasıtlı olarak saptırılmış yanlış bilgiler. Bir düşünün.. Bugüne kadar varyasyon, doğal seleksiyon ve gradientgelişim hakkında herhangi bir şey söylendi mi size? Size söylenen "aha maymun, evrim geçirmiş, insan olmuş.." olmadı mı hep? Evet, varyasyon nedir, gradient değişim nedir, sizden hep saklandı. Evrim teorisi ile alakası olmayan şeyler size "Ahada evrim budur" diye gösterildi.. Sizce bu artniyetli ve yalana dolana dayanan açıklamalar neyi amaçlamaktadır? Size doğruyu göstermeyi mi, yoksa sizi kandırmayı mı?
Aynısı şu ilk canlı hikayeniz içinde geçerli. Tonla biogenesis, yani ilk canlının ortaya çıkışına dair teori bilirim. Kimini arkadaşlarım, kimini hocalarım geliştirdi. Hiç biri çıkıpta "yav şuraya biraz su dök, çamur olsun, onun içinde canlı hücre ortaya çıkar işte.." demiş değil.. Hepsi, dünyada istatistik anlamlı ortamları yani nadir buluna durumları değil, o devirde raslanması doğal olan ortamları düşünerek geliştirilmiş teoriler. Meslea nedir? 3.5 Milyar yıl önce dünyadak doğru düzgün kara yoktu. Siz karada başlayacak bir hayat derseniz, size gülerler bu yüzden. Okyanus dipleri ise, dev yanardağların himayesindeydi. Ne yapmalısınız, bu yanardağların, hidrotermal kayankların vs. sağladığı ortamda canlılığın gelişip gelişmeyeceğine bakmalısınız. Kafanıza göre ideal bir kuytu köşe uydurup burada canlı geliştiremezsiniz.. Bu söylediğiniz zaman size doğrudan "şarlatan" deler, rezil rüsva ederler..
Ve evet, bugün mevcut pek çok ilk canlının ortaya çıkışına dair varsayım mevcuttur. Ve bunlaır geliştirenler UV ışığın ne yapacağını vs. bilmeyen adamlar tarafından ortaya atılmadı.. Sizin zavallı bilim inkarcılarınız şunu diyecek kadar utanmazdır:
- ahanda valla UV ışık.. Bu aminoasitleri parçalar. Hah, bak bak, bir de oksijen.. Buda onlatı yakar.. Yandı gülüm keten helvanız, ho ho haaa..
Bu angutlar demez ki, oksijen varsa, UV ışık onuda parçalar ve ozona çevirir. Bu ozonda UV ışığı engeller, otomatikman her iki sorunda ortadan kalkar... Evet, doğrusu bu değildir, ilk canlının oluşumunda ne O2, ne de UV sorunu yoktur, ama sizi bu kadar kek yerine koyarlar, UV ve oksijeni birarada sizin gözünüze sokarlar. İlkel dünya koşullarında canlılığın su altında oluşması gereğini söyledik, kara yok ki karada ortaya çıksın, suyun dibinde de ne oksijen bulursunuz, ne de UV ışık.. Biraz atmosferden anlayan sonucun ozonosfer olacağını ve sorun filan kalmayacağını bilir.. Siz acaba böyle kandırmaca ile uğraşanların samimi olduklarını düşünebiliyor musunuz?
hımmm
bu yeni üye okan cevabını lioptan almıştır sanırım..
liop teşekkürler gayet güzel açıklamışsın
miller deneyinde 4 tüğr amişnoasiti buldu fakat bunları elektrik akımından derhal uzaklaştırmasına borçludur. yoksa hepsini ayrıştırırdı.
morötesi ışınlar bu aminoasitleri tahrip etmiştir. karaya çıkması sonucu başka ne beklenebilir !!
liopleurodon
12-04-2007, 13:11
>>> miller *deneyinde *4 *tüğr *amişnoasiti *buldu *fakat *bunları *elektrik *akımından *derhal *uzaklaştırmasına *borçludur. *yoksa *hepsini *ayrıştırırdı. *
Siz öyle sanıyorsunuz.. Çünkü, miller deneyi doğadaki şu ortamda aminoasit ürer mi babında bir deney değidlir. Deney, o güne kadar hakim olan, organik bileşiklerin, canlılar olmadan ortaya çıkamayacağı görüşünü yıkması nedeniyle önemlidir. Üre'nin sentezi bu husust polemiklere neden olmuş, ama konu netleşmemiştir...
Olay şöyle gelişir.. Pasteur, canlıların ancak canlılardan gelebeileceğini gösterir. Bu duruma bir gerekçe gereklidir. Ve bunun sebebi organik bileşiklerin, inorganik yapılardan hiç bir şekilde ortaya çıkamayacağı, sadece canlılarda bulunan yapıların bu gibi bileşikleri sentezleyebileceğidir. Bu da kimyanın organik ve inorganik diye iki sahaya ayrılmasına sebep olmuştur. Müller deneyi, organik bileşiklerin uygun enerji ve element ortamında ortaya çıkabileceğini gösterip, aslen günün kimyasını yıkarak, kimyayı tekrar tek çatı altında topladığı için önemlidir. Artık, organik bileşiklerin ortaya çıkması için canlı olması gerekliliği kalkmış, bu sayed ede bileşiklerin organik/inorganik diye sınıflandrıması yapılamayacağı görülmüştür..
Eee, doğada aminoasitler ortaya çıkmaz mı? Çıkar, hemde pek çok yoldan.. Örneğin, uzayda aminoasit ve şekerle tespit edilmiştir. Aynı şekilde bir meteorda da dünyada mevcut olmayan aminoasitler bulunmuştur. Eğer, miller deneyi olmasaydı, bu gözlemler sonucunda uzayda hayat olduğu, o meteorda hayat olduğu, canlıların yaşayarak aminoasit ürettiği fikrini kabul etmek zorunda olacaktık..
Eee, hala dünyada aminoasitler çıkmaz mı? Çıkar dedik ya.. amino asit elde etmek için farklı pek çok yol vardır ve doğal ortamda bu yollar peyderpey işlemektedir. Ama sen şurayı oku önce, ki, boş atıp dolu tutmaya çalıştığını anlaman mümkün olsun:
http://cevaplar.wordpress.com/2006/03/25/miller-urey-deneyi-ve-harun-yahyanin-yanilgilari-1/
Sevgili okan_nemutlu,
ne mutlu sana bu sorulari buraya, aydin arkadaslarin yazdigi bir forumda dile getirmissin.
Bunlar ilginc konular, ama bu sorulari Allah vs Bilim seklinde dusunme, Bilinen vs Bilinmeyen olarak dusun. Bu sekilde yaklastigin surece daha fazla cevaplar alacaksin.
Dogadaki kosullara gelince, bir organizma cevresindeki ortama gore olusur. UV kacinilmaz bir olay olsa idi dunyada, canlilar bu gecen surede UV'yi kullanmanin bir yolunu bulacaklardi. Oksijende yanicidir, zehirli bocekler vs vs vs. Yani doga canlilarin evi degil daha cok rakibi gibi. Canlilarin uremesi bir bayrak yari$i gibi, DNA'nin varolma arzusu canlilarin hayatta kalma ve ureme gudulerini harekete gecirir. Iste bu DNA'nin yokolmasina sebep olacak iki dusman vardir 1diger DNA lar 2 doga sartlari. Erkek karadul orumcegi yada somon baliklari gibi, bazi canlilar bu bayragi teslim etmek ugruna olurler, hayvanlarda kadercilik vardir bu anlamda.
Islam'in belki karsi cikmadigim tek bakis acisi, insani ve diger tum canlilari ayirmasi. Yuzyillar once ekosisteme istifasini basmis, asiri-mukemmellesme sozkonusu. Bak benimde kafamda sorular var.
Sevgili liopleurodon,
"içinde fan var ya, işte o fan yapar işi"
Ben fan yapar diye biliyodum, lakin bilgisayari fansiz calistirdigin zaman birdaha kullanilamaz. Ama mesela islemciyi yerinden cikartsan acilmaz, geri yerine takarsin calisir, fan kadar vahim degil sonuclari. Arkadas camur derken dunyanin ilk inorganik halini kastettigini dusunuyorum. Anlattiklarin icinde sagol.
Sevgili deli_cevat,
"ilk oluşan şeyler dikkatini çekerim canlı bile demeye dilim varmıyor çok basit yapılıdır"
Bu tip assagilamalarla biryere varamayiz, smayli kondurayimda ciddiye alma. :)
yahu peki iyide nasıl inanır insan , yaşamın kendiliğinden başladığına.. yani hücreye bakın mesela mitokontri .. bu mitokontriye çalışma emrini veren kimdir ?*
nasıl kendiliğinden organizmalar oluşur?
hem doğal seçilimi hatırlayın..bu bir dereceye kadar doğru şeyler içeriyor ama öyleyse daha dayanıklı maymun türleri yada erectuslar habilisler nasıl yok oluyorda daha dayanıksınz türler hayatta kalıyor ?
çevremize baktığımızda şempanzeler ,goriller görüyoruz ama bir tane bile maymun adam görmüyoruz bu ilginç değilmi ! *?
yani aklım almıyor bunca organizmanın kendiliğinden var olacağını ..
Sevgili okan_nemutlu,
ayni seyleri tekrarlamayin, yaraticinin, ozellikle Allah'in neden bu sorulariniza cevap olamayacagi uzerinedir bu sitede yazanlarin cogu. Bilinmeyen seylere cevap uydurmak icin degil. Bu yazilari okudugun zaman kafanda soru isaretleri belirecektir, yoksa demeye baslayacaksin. Eger bu degisimden korkacak ve bunu imani kaybetmek olarak goreceksen simdi okumayi birak ve iki rekat tevbe namazi kil. Yok bunlari kaldiracak gucte isen, ne mutlu sana.
O ilginc dedigin ve aklinin ermedigi seylerin aciklamalari var, ama sen henuz bilmiyorsun. Hazir cevaplara basvurmak yerine arastirmak lazim.
spartacus
12-04-2007, 17:39
Sevgili okan_nemutlu
Bak bu konuda çok basit bir sorum var benim.. Sana da izah edeyim..
Şimdi Ateş ve Barut.
Ateş baruta düştüğü anda Barut ne olur? Patlar. Şimdi, barut neden patlar, yahu nasıl patlasın barut, bir canımı var, dur ateş geldi ben cigaramı yakayım ve patlayım mı diyor? Demiyor, ama patlamak bir zorunluluk oluyor. Yapıları gereği madde farklı maddeler ile ilişki halinde, etki-tepki var, suya düşan bir şekerin erimesi gibi, su ve şeker. Şeker burada su ile temasa giriyor ve doğal olarak etkileşim oluşuyor.
Şimdi farzedelim ki Her şeyin bir başlangıcı vardı ve bu başlangıçta Bir Tanrı start düğmesine bastı, iyide soru çok basit, Bu Tanrının düğmesine kim bastı?
Evrimi anlayabilmek için eğer biz, kafamızda evrim yerine bu hayatı kim "Yarattı" diye alakasız yola çıkarsak varacağımız yer başladığımız yerden çok daha geri bir nokta olur. Önce kafamızdan YARATMA kelimesini kaldırıyor ve kolaylaşması için oluşum kelimesini kullanıyor ve öyle yola çıkıyoruz. Hiç bir önyargı beslemeden.
Bakın ortaçağ anlayışı aynen şunu der, şimdi kalabalık olmasın buraya örneklerini koymuyorum.
"Gökten hiç bir şey gelmez"
O halde gökten gelen her şey ilahlardandır. Bu sebebple der, yağmur tanelerini ilahi şeyler taşır dünyaya, kar tanelerini vs, ve yağmuru taptığımız ilah hangisi ise(kimi Zeus, kimi Enlil, Kimi Taru, Kimi El-İlah, Kimi Allah ve bende Hebelehübü) yağdırıyor der ve başlar dua okumaya....
Peki şimdi söyleyelim, yahu yağmur nasıl olsunda göğe çıksın, sonra gelsin insin olacak şeymi?
Ama oluyor : )
Araştırma ve bilgi ediniminde yola kesinlikle "malı, meli" gibi şart ekleri ile çıkılamaz. Aynen bir Yaratan olMALI önyargısı gibi... Olmalı derseniz doğal olarak evrimde ilk karşı çıkışa geçeceğiniz yer "yaratım" kelimesi ile olacak ve gidip bir başlangıç arayacaksınız. Oysa evrim bir başlangıç değildir, sıfır km yoktur, şimdi, şu anda, ve her anda varolan bir şeydir. Çünkü herşey ama her şey hareket ve birbiri ile iletişim halindedir ve durmaksızın etki ve tepki yaşanır ki açığa değişim çıkar.
Aynen çöllerin bir zamanlar çöl olmadığı gibi... Bir yaratılışı ve yaratılışdada çöl olarak yaratılmadığı gibi...
okan- nemutlu
ne mutlu sana ki böyle şahane ve orjinal konular hakkında sorular sorabiliyorsun. Alkışlıyorum seni. Valla bravo. Ne mutlu sana okan
Ya arkadaşlar, gelip gelip aynı soruları soruyorsunuz. Benim hayretle izlediğim bir sabırla sitenin bilirkişileri sizlere bunları tekrar tekrar anlatıyorlar. Ya cidden sabrınıza hayranım liop ve diğerleri. Çok merak ediyorsan al kitaplarını oku. Ben merak ediyordum kör saatçiyi aldım mesela. Sanada tavsiye ederim. Al oku öğren. Ama maksat o değil ki. Sizdeki maksat başka. Kendinizi ispatlamak için soruyorsunuz bence öğrenmek için falan değil. Sonrada aptal yerine düşüp gidiyorsunuz. Burda senin sorularına cevap veren insanların kıymetini bil. Ben seni dikkate bile almam. Bu insanlar seni dikkate almışlar cevap vermişler. Çok değerli olduklarını düşünüyorum onların. Naçizane fikrimdir.
bu adamın kafası karışık kafası ,, anlayış göstermeli , anlatmalı ,,
liopleurodon
12-04-2007, 18:25
>>> nasıl *kendiliğinden *organizmalar *oluşur?
Nasıl kendliğinden yağmur yağar? Buna aklın eriyor mu? Nası lkendiliğinden şimşek çakar? İnan henüz kimsenin aklı buna ermiyor..
Aklının ermemesinin sebebi, yeterli bilgi ile teçhiz edilmemiş olmana karşılık, aksi yönde sana bir sürü telkin yapılmış olması..
Neyin daha dayanıklı, neyin daha dayanıksız olduğu senin veya benim bileceğimiz şey değildir. Evrim bir kaç yüz nesilde ancak gözle görülür bir atraksiyon ortaya koyar. Bu da bahsettiğin insan vs. için on binlerce yıla karşılık gelir. Eğer onbinlerce yılın seleksiyon koşullarını birleştirip ortaya koyabilirsen, kimin nedne dayanıklı olduğunu da anlarsın.. Sana basit bir örnek.. İnsanlarda bir mutasyon vardır, akdeniz anemisine sebep olur. Bu mutasyon bir akdenizli için zayıflıktır. Ama aynı zamanda sıtmaya direnç sağlar ki, bir afrikalı için avantajdır..
Şimdi bu mutasyona avantaj mı, dezavantaj mı diyeceğiz?
Maymun adam neden görmen gerekiyor ? İnsanlar ile diğer maymunlaırn yolu 4 Milyon yıl önce gayet net şekilde ayrıldı.. Hoş, ayrılık çok daha eskilere gider.. Ama net ayrım Aferensis ile görülür: İki ayaklı olma.. Bilhassa son 500 bin yılda insan türleri ile maymunlar iyice ayrılıp gittiler. H.Erectus ve takipçileri Afrikadan çıkıp dünyanın her tarafına yayıldı. Neanderthal, H.Florensiensis gibi farklı insan türleri de ortaya çıktı. Fakat biz ayakta kaldık, son buzul çağı ve volkanlar gibi olaylar onların sonunu getirdi. Bizde 2000 kişi kadar kalan bir topluluktan bugüne geldik. DNA ve fosiller bunu söylüyor.. Ve bir maymun adam bulunsa bir yerde bu sürpriz olmaz, ama yok..
Sana şu kadarını söyleyeyim. Eldeki alet kullanım vs. durumundan bakarsak, orangutan ve şempanze bize çok benziyor. Ama bizim başımıza ilginç bir şey geliyor. Biz konuşmayı geliştiriyoruz. Buna sebep olanda büyük ihtimalle cinsel seçilim. Daha iyi konuşan, kadınları daha çok tavlayabiliyor. Bu hala böyle değil mi? Neyse, bunun sonucu konuşma yoluyla bilgiyi aktarabiliyor olmamız olmuş. Sonuç, biz tıpkı genetik üstünlüğün biriktirilmesi gibi elde ettiğimiz bilgiyi de nesiller boyunca, hem yatay (diğer insanlara) hemde dikey (sonraki nesillere) aktarabiliyor olmuşuz. Böylece bilgiyi kullanabilme yeteneğimiz artarak bugünlere gelmemizi sağlamış..
Bütün sorun şu:
3.2 Milyon yıl öncesine ait bir canlı fosili, Selam:
Selam'ın özellikleri
Bilim adamlarının çoğu Selam'ın 2 ayağı üzerinde dik durarak yürüdüğüne kanaat getirdi. Ancak Selam'ın tırmanma yeteneği konusunda fikir birliği oluşmadı. İşte tartışmayı alevlendiren bulgular:
1. Kürek kemikleri insandan çok gorilinkine benziyor.
2. Boynu, büyük maymunlardaki gibi kısa ve kalın. Oysa insan boynu, koşarken rahat bir duruş sağlayabilmesi için daha esnek.
3. İçkulaktaki denge organı maymun organına yakın.
4. El parmakları çok kıvrık. Bu, tırmanma yeteneğini gösteriyor.
5. Dil kemiği şempanzeninkine benziyor. Şempanzeler gibi ses çıkardığı tahmin ediliyor.
Fosillere bakılarak bebeğin volkanik bir arazide, geniş çayırlar ve ormanların olduğu bir bölgede yaşadığı tahmin ediliyor. Selam'ın yaşam alanında suaygırları, timsahlar, zürafalar, gergedan, antilop ve büyük kemirgenler yaşıyordu.
Ama bu canlı, iki ayak üstünde yaşıyor.. İnsan gibi.. Ve bu dönemde insan yok ortada.. Sizce yeterli mi? Sanmam.. Bakın ne demiş H.Y. denen şarlatan:
Evrimciler insanın maymundan evrimleştiği düşüncesinde idiler. Ancak bu evrim süreci ve fosil kayıtları da yine en çok evrimciler tarafından şüpheyle karşılanıyordu. Evrimcilerin, “Maymunla insan arası” olarak açıkladıkları Australapithecus aferensis, insan gibi iki ayağı üzerinde yürümüyordu. Bazı hareketler [mesela bir daldan meyve koparmak] için kısa süreli olarak dikilmesi, onun insan olduğu anlamına gelmiyordu. Günümüz paleontoloji araştırmaları ise, bunun artık soyu tükenmiş bir maymun cinsi olduğunu söylüyorlar.
Peki, afarensis için bulan adamlar ve bilim ne diyor:
The following is the abstract of the original article describing the baby, which was authored by Zeresenay Alemseged, Fred Spoor, William H. Kimbel, René Bobe, Denis Geraads, Denné Reed and Jonathan G. Wynn, and appeared in Nature on September 20, 2006.
* *"Understanding changes in ontogenetic development is central to the study of human evolution. With the exception of Neanderthals, the growth patterns of fossil hominins have not been studied comprehensively because the fossil record currently lacks specimens that document both cranial and postcranial development at young ontogenetic stages. Here we describe a well-preserved 3.3-million-year-old juvenile partial skeleton of Australopithecus afarensis discovered in the Dikika research area of Ethiopia. The skull of the approximately three-year-old presumed female shows that most features diagnostic of the species are evident even at this early stage of development. The find includes many previously unknown skeletal elements from the Pliocene hominin record, including a hyoid bone that has a typical African ape morphology. The foot and other evidence from the lower limb provide clear evidence for bipedal locomotion, but the gorilla-like scapula and long and curved manual phalanges raise new questions about the importance of arboreal behaviour in the A. afarensis locomotor repertoire."
Şimdi, önce git şurayı bir oku, H.Y. vs'nin dayanak gösterdikleri şeyin nasıl bir yalan olduğunu öğren:
http://cevaplar.wordpress.com/2006/11/25/harun-yahyadan-bir-inci-daha/
Koyu yerde kabaca diyor ki, bu hayvan iki ayakla yürümede, şempanze gibi salınarak değil, insan gibi düzgün durarak yürüyordu.. Neden? Bunun net cevabı kalça kemiklerinde gizlidir.
http://www.johnhawks.net/~hawks/graphics/hominid_pelvis_comparison.png
Detayları merak ediyorsan, aç şuradan takip et:
http://www.johnhawks.net/weblog/topics/bipedalism/
Kısaca, sizin bilmiyor olmanız, bazı şeylerin bilinmediği anlamına gelmiyor.. Size acı bir şey söyleyeyim. Maalesef doğada basit bir şey yok.. Biz, pek çok şeyi çok basitleştirip, işimize yarayacak şekilde kullanıyoruz. Ama hiç bir şey basit değil. Ama evrim gibi çok geniş bir konu söz konusu olunca, sanki diğer açıklamalar basitöiş te, çok kolaymışta filan sanıp, onun ürkütücü karmaşasından tırsıyoruz.. Fakat, akabinde gidip bu işe yıllarını vermiş bir sürü bilim adamının bize anlaşılır özet olarak sunduğu şeyi reddediyoruz.. İşte yanlış burada.. Eğer sizinle bir kibritin alev almasını tartışıyor olsaydık, size kolayca kibritin yanmasının imkansız olduğunu, kibrit perisinin bizi düşünerek kendi nefesini çıkarıp bunu ateş olarak kullandırdığını vs. gösterebilirdim.. Evet, kibritin yanması gayet sıradan bir kimyasal tepkime ama detaya inerseniz batarsınız, yıllar sürecek bir kimya eğitimi gerektirir.. Ama bu saniyelik bir olydır ve her an gözleyebiliriz. Evrim ise, en iyi ihtimalle bir kaç nesli takibi gerektiren, ekoloji, zooloji, taksonomi, anatomi gibi bir sürü konuda bilgi sahibi olmayı gerektiren bir teori.. Ve eğer bunlara hakimseniz, inanın evrimi reddedmezsiniz.. En basitinden, AIDS virüsünün insan vücudunda nasıl evrim geçirdiğini biliyor olmanız bile size yeter..
Ha, ilk organizma nasıl ortaya çıktı? Kimyasal katalizasyon, polimerleşme ve kendini kopyalayabilen kimyasal yapılar hakkında ne biliyorsunuz? Bu işin başıdır, bu bilgilere vakıf olmadan o konuy irdelemeye çalışmak havanda su döğmek olacaktır..
liop usta negüzel yazmışsın ya , bravo sana. etkileyici .. teşekkürler bu değerli paylaşımın için
eline sağlık
Sevgili gozde-1, tek bir kisi bile kazandirabilsek hur dusunmege, insanliga hizmet, esitlik, sevgi yoluna bence cabalarimiza deger.O tek kisi de dostlarina ailesine belki anlatmaya calisacak sayimiz artacaktir.
* Dinlerin dostluk kardeslik vaazi verip insanlari birbirinden uzaklastirmaga,birbirine dusurdugui gercegini gorebilecek ve daha mutlu yarinlara katkida bulunacaktir. Bizler icin esas gercek olan insani, on plana alabilecektir.Fikrini soylemekten baska hicbir suc islememis insanlarin yargilanmasina, oldurulmesine karsi tutum alabilecektir. Sabirla tekrar tekrar aciklamada bulunan arkadaslar bence sabrini bu dusuncelerde bulmaktadir.
Sevgili liopleurodon,
"Kimyasal katalizasyon, polimerleşme ve kendini kopyalayabilen kimyasal yapılar hakkında ne biliyorsunuz?"
-Cok fazla degil.
Bu konuyu biraz acarsaniz sevinirim. nemutlu icin olmasa da benim icin (varsa diger merak eden arkadaslar icinde) en azindan.
Verdigin bilgiler icin tesekkurler.
liopleurodon
13-04-2007, 09:18
Canlılığın temeli bunlarda saklıdır. Polimerleşme, yani moleküllerin zincir halinde dizilmesi ve kendini kopyalaması.. RAN, DNA, protein sentezi vs. hepsi bu temel fonksiyonların bir sonucudur.. Ama bu konu bir kaç post ile izah edilecek kolay bir şey değil..
aziz_antuan
28-04-2007, 19:34
evrim bilimsel değildir. !! evet akılcı değildir. eğer öyle olsaydı düşünen , araştıran yada inanan bir varlığın çok ilkel organizmalardan meydana gelmiş olduğu söylenmezdi.. bukadar karmaşık bir yapıya sahip olan organizmalar kendi kendine oluşamaz. !! islama bakıyorsunu sonra gelip tanrıya küsüyorsunuz :) . tanrının islamla ilgisi yokturki. bu doğrultuda rab isayı ve meryemanayıda kaçırıyorsunuz.
neden çevremizde birtane bile maymun adam yok ??
neden şimdi maymun( ve benzeri organizmalar hayvanlar ) evrim geçirmiyor ? neden sen bir şeylere inanıyorsun ? bir şeye mutlaka inanıyorsun. tanrının var olduğuna yada var olmadığına inanıyorsun. . tanrı arayışı içindesin . neden maymunlar kalkıpta ibadet etmiyorlar? cami yada kilise kurmuyorlar ? daha dayanıklı maymunlar -maymun adamlar yok oluyorda daha dayanıksız maymunlar yok olmuyor . neden ?
hücredeki o mitokontriler, endoplazmik redikulumlar, sentriyoller vs neden çalışıyor ? ona bu çalışma emrini kim veriyor?
akılcı olun biraz , evrim bilim kurgudan ibarettir.
meryemana dan bir mesaj var size . gerçek bir mesaj :
Meryem Ana' nın 25 Mart 2007 tarihli mesajı – Medjugorje
"Sevgili çocuklar! Sizlere oruç devresi özverileriniz için teşekkür etmek isterim. *Bundan sonra da, açık kalple orucu yaşamanızı tavsiye ederim.
Küçük çocuklar, oruç ve özveriyle imanda daha güçlü olacaksınız. Günlük dualarınızla Tanrı'da gerçek barışı bulacaksınız. Ben sizlerle birlikteyim ve yorgun değilim. Hepinizi beraberimde cennete götürmek istediğimden ötürü hergün kutsallığa karar veriniz.. Çağrıma kulak verdiğinizden dolayı teşekkür ederim." *
sevgilerle
antuan
Anlaşılan İsevisi de İslamcısı da aynı tornadan çıkma düşüncelere sahipler.
"neden çevremizde birtane bile maymun adam yok ?? " Maymunlardan evrimleşerek
insanın olduğunu kim söylüyor ?
"neden şimdi maymun( ve benzeri organizmalar hayvanlar ) evrim geçirmiyor ?" emin misin ?
"neden maymunlar kalkıpta ibadet etmiyorlar?" *yanlış kişilere doğru sorular soruyorsun :)
Bak papa ne diyormuş :
Papa Benedikt ‘Evrim Teorisi’ne inanıyor
PAPA 16’ncı Benedikt Darwin’in evrim teorisine ‘kısmen’ inandığını açıkladı.Papa teorinin yaşamın başlangıcıyla ilgili bilimsel görüşünü tamamen kabul etmediğini ancak Tanrı’nın evrim yoluyla hayatı yarattığına inandığını söyledi.
‘Yaradılış ve Evrim’ adlı kitapta yayınlanan görüşlerine göre Papa bilimsel gelişmeleri övüyor ve yaşamın başlangıcı konusuna yalnızca inanç çerçevesinde bakılmaması gerektiğini belirtiyor. Papa teorinin yaradılışla çelişmediğini savunurken Katolik kesimler insan soyunun maymunlardan evrimleşerek türediğini savunan teoriyi şiddetle reddediyor
antimuhammed
28-04-2007, 19:45
aziz_antuan- akılcı olun biraz , evrim bilim kurgudan ibarettir...
Yok tam olarak şöyle demek lazım. Evrimi siyonistler uydurdu..
Zaten Darwin de Beaggle gemisine ahçı olarak alınmıştı.
* * * * * Nasıl yazı insanlıkla beraber başlamadıysa, konuşmada başlamamıştır. Hepsi bir süreçtir. Her canlı bu süreçte farklı teknikler geliştirmişlerdir.
* * * * *Evrim bir süreçtir ve dünyada bu sürecin en önünde olduğu iddia edilen canlı insandır. Neden iki cümle kurup konuştuğu için mi? Oysa yaşamak hayatta kalma mücadelesidir. Bu insan içinde diğer canlılar içinde geçerlidir.
* * * * *En küçük ve basit, beyin yapısı bizle kıyaslanırsa neredeyse beyni yok sayılabilecek hayvanlarda bile insanoğlunun yıllar süren araştırmalarından sonra makinelerle gerçekleştirebileceği özellikler bulunur. Meseleyi basite indirgemeyin. Nasıl insanda konuşabilme özelliği bizlere ayrıcalık gibi geliyor ise yarasalarda bizim ancak radarlarla, gprs lerle gerçekleştirebileceğimiz yön bulma duygusu kendi vücutlarında mevcuttur. Ama bu özellik yarasaları ayrıcalıklı kılmaz. Dünyada ki bütün canlılar hayat şartları karşısında kendi vücutlarında meydana getirdikleri çeşitli özellikleri sayesinde ayrıcalıklıdır.
* * * * *Evrimin bir süreç olduğuna çoğumuz inanmayız. Bu *sürece *inanmamamızın *nedenlerinden *biri *de, *beyinlerimizin *evrimsel *değişime *özgü *zaman *ölçeğinden *tümüyle *farklı *zaman *ölçeklerinde *geçen *olaylarla *uğraşmak *üzere *yapılanmış *olmasıdır. *Saniyeler, *dakikalar, *yıllar *ya *da *en *fazla *on *yıllar *alan *süreçleri *anlamak *üzere *donanmışız. *Oysa *Darwincilik, *tamamlanması *yüz *binlerce, *milyarlarca *yıl *sürecek *kadar *yavaş *gerçekleşen *birikim *süreçlerine *ilişkin *bir *kuramdır. *Neyin *olası *olduğuna *ilişkin *tüm *yargılarımız *bu *ölçekte *müthiş *yanlış *çıkıveriyor.
* * * * Madem Adem Havva dan önce yaratıldı ve evrime inanmıyorsunuz o zaman ne diye erkeklerde meme var? Travesti olmaya karar veren erkekleriçin yoksa Tanrı kolaylık olsun diye mi yarattı. Hani Tanrı her şeyi kolaylaştıranmış ya.O yüzden dedim...
aziz_antuan
28-04-2007, 19:54
"neden çevremizde birtane bile maymun adam yok ?? " Maymunlardan evrimleşerek
insanın olduğunu kim söylüyor ?
ya çok sığsın. tam olarak cevabını vermedin . sen maymun adam görüyormusun. *bir.
ikincisi maymunsu yaratıklardan geldiğimizi ima etmekteyim. yani evrim bunu söylüyor. maymunsu. aslında darwinde aunısı diyor :" ben maymundan geldiğimizi söylemiyorum. insanın ortak atasıının maymunlarla akraba olma olasılığından bahsediyorum "demiştir.
anti ..
evrim bir süreçtir diyorsunda bundan 2 bin yıl önce - aşağı yukarı isamesihin yaşadığı sıralarda - maymunsu adamlar varmıydı ?
sen rast gele oluşan mutasonlar sonucumu bukadar güzel düşünüyor araştırma yapıyorsun. evrimin neresindesin ?
aziz_antuan
28-04-2007, 19:57
frodo şunuda ekleyeyim .. yukarda söylemeyi unuttum . PAPA HAZRETLERİ evrimci değildir. evrimede inanmıyor. sormak istiyorum sana evrim derken hangi evrimden bahsetmektesin . papanın inandığı evrimin tarifi nedir. organik evrimmi ? canlıların cansız varlıklardan evrildiğimi ?
papa gerçek bir hıristiyandır.
sevgilerle
antuan
antimuhammed
28-04-2007, 20:03
Dinde son nokta, bilimde nokta bile değildir. Bilimin kutsal kitabı da yoktur. Dünyada kutsallık aftedilen önermeler, sorulanmadan, usa vurulmadan, kanıtlanmaya gerk duyulmadan doğru kabul edilir. Böyle bir mantıkla ve düşünüş tarzıyla bilim alanına giren teist savunucuları, doğal olarak bilimden de bir kutsdal kitap istiyorlar. Onların mantıklarına göre, bilim de her şeyi en ince ayrıntısına kadar açıkladığı bir mutlak doğrular bütünü ortaya koymalıdır, bunu yapamaz ise o zaman dinsel düşünce doğrudur. Yazdıklarında, söylediklerinde bilimin henüz açıklayamadığı olguları sayop döküyorlar ve bunların kendi görüşlerinin kanıtı olduğunu varsayıyorlar.
Böyle bir mantık bilime yabancıdır. Bilim her şeyi açıkladığı iddiasında değildir. Böyle bir iddiada bulunursa kendisini reddetmiş ve bir tür dine dönüşmüş olur. Bilim her şeyin açıklanabilir olduğunu söyler ve bu sonsuz bir yolculuktur. Bilim, bilinenler dünyası ile bilinmeyenler dünyasının sınırlarında yapılır. Bilimcilerin uğraşıları bilinmeyenler dünyasından parçalar kopartarak bilinenler dünyasına eklemektir. Bilimciler mevcut kuramla açıklayamadıkları yeni olgular ve yeni verilerle karşılaştıklarında, hetecan duyarlar. Buj yeni olguları da açıklayacak daha kapsamlı bilimsel bir kuramın kapıda olduğunun göstergesidir. Bilim böyle gelişir. Bilimci mevcut kuramdan şüpheye düştüğü zaman eskiye dönmez, daha gelişkin bir kuram peşine düşer.
20yy da insanın ufku pratik olarak ta en küçükler ve en büyükler dünyasına ulaştığında Newton yasalarının sınırlılıklarını ve yetersizlikleri görüldü. Atom altı parçacıklar ve ışık hızına yakın hızlar söz konusu olduğunda, Newtn kuramında açıklanamayan bazı olgular birikmeye başladı. Bu durumda bilimciler Batlamyus' un evren modeline geri dönmediler.Bu yeni olgularıda açıklayacak yasalar peşine düştüler ve ortaya görecelilik ve kuantım kuramları çıktı. Görecelik ve Kuantım Newton yasalarını çöpe atmadı, onun açtığı yolda daha da ilerledi. Görecelik ve kuantum Newton yasalarının daha kapsamlı bir kanıtını sunmuşoldu.
Evrim kuramının yetersiz kaldığı,açıklayamadığı bazı olgular çıkarsa herhalde yaratılış hikayesine geri dönülecek değildir, o dönem aşılmıştır. Artık Darwin in açtığı yoldan ilerlenilecek ve daha kapsamlı kuramlar ortaya çıkacaktır. Mendel le başlayan ve genetik devrim ile büyük ivme kazanan gelişmelerle böyle bir yola çoktan girilmiştir zaten.
Bilim ve Gelecek Degisi
Yaratışçılar Bilimde bir din kitabı bekleye dursunlar bilim kendi yolunda devam edecektir. *Onlar bekleye dursunlar. Bilim ilerliyor..
"ya çok sığsın"
Bunca zamandır sitede yazarım "sığ" olduğumu gelir gelmez anladığın için oldukça zeki olmalısın.
Ben "maymun adam" göremiyorum. Ama örneğin dinazorları da göremiyorum ve ya 3 toynaklı atları da. Ama bu onların hiç olmadığını kanıtlamıyor. Mesela sen İsa Mesih'i hiç gördün mü ?
Ama ona inanıyorsun ?
antimuhammed
28-04-2007, 20:18
Hindu larda Vişnu nun bedenlenip dünyaya indiğine inanıyorlar ne hikmetse. Ama Vişnu yu görenine rastlamadım. Bedenlenip indiğini göreninede rastlamadım. Vişnu da aynen insanları kurtarmak için İsa gibi bedenlenip inmiş yeryüzüne. Oda pek acılar çekmiş...
* * * *Hikayeler her yerde aynı...
Sevgili aziz_antuan,
maymun-adamlar olmadigini kim soyluyor? Maymun-olmayan-adam'i bilmeden maymun-adam'i taniyamayiz. Al iste maymun adam sana, iki goz, el ayak kulak. Simdi sen Meryem anana mahcup olma diye "he" diyip gecelim mi?
Hristiyanligin Islam'dan tek farki, cok daha acemice olmasi, cok daha fazla aciklarinin olmasidir. Tutupta Isa, dunya 6000 yasinda, yada dunya evrenin merkezinde gunes cevresinde donuyo gibi cokbilmislik yapmasaydi, simdi cikip bilime karsi tartisacak yuzu olurdu. Benedikt cok mu merakli evrimi kabul etmege? Tutunacak yerimi var o zatin, Islam'a da camur atti gelir gelmez. Ya ya ya sa sa sa bizim takim cok yasa mantigi. Ben ise sadece kendi takimlarimi tutuyorum.
antimuhammed
28-04-2007, 22:11
Dinler bilimin ilerlemesi sayesinde zorunlu olarak her geçen gün yıllarca savundukları, inandıkları dogmalarından vazgeçmemeye direnseler de adım adım geri çekiliyorlar. Adım adım geri çekilirlerken de yıllarca kabul etmemeye direndikleri gerçekleri yine eğip büküp kitaplarına uydurmaya devam etmektedirler. Hatta bu dogmalar bu sefer mucizeye dönüşmüştür. Her geri adımda yeni bir mucize çıkar yenilgi olacak dogmalardan.
Şimdi bu geri adımlara bakalım.
Evrenin Yaratılışı, din kitaplarında “bildiğimiz hafta günlerinden 6 gün” olarak haber verilmektedir. Evrenin 13,5 milyar yıl önceki yaratılışı olsun ya da bu evren içersinde minnacık bir nokta olarak bulunan 4,6 milyar yıl yaşındaki dünyamızın yaratılması olsun, her ikisinin de “bildiğimiz gün” cinsinden “6 günde” yaratılması söz konusu edilemez.. 1581 ile 1656 yılları arasında yaşamış olan Anglikan piskoposu Ussher’in yaptığı hesaplara göre dünya, dolayısıyla bütün evren M.Ö. 4004 yılında yaratılmıştır, yani bu gün 6005 yaşında bulunmaktadır. Oysa o tarihten sonra dünyanın yaşı hakkında verilen bilgi yeryüzünün her santimi kazılıp derinlere inildikçe artıyordu.
Mucize burada Tanrı 6 gün demekle uzun devirler=uzun zaman dilimi anlatmaktadır.
Bende bu durumda şu sözü mecburen tersine çeviriyorum. Tanrım beni doğruya uydur.
Ey insanoğlu Tanrını doğruya uydur.
Asıl yıkım insanoğlunu şoka sokan buluşlar Galileo tarafından yapılmıştır. Galileo dünya merkezciliğiyle beraber insan merkezciliğini yıkmıştır. O zamana kadar dini kitaplara göre insanı Tanrı özel olarak yarattı ve dünyayı insan için güzelliklerle doldurdu yani ben merkezciliğe inanılıyordu. Evrenin merkezi insan ve onun biricik dünyasıydı. Dünya döşenen, yer, tavan gök anlayışından ve tepsi gibi olup boynuzların üzerinde durmaktan kurtuluyordu. Dünya kendi etrafında, hem de güneşin etrafında dönüyordu..Hele Newton dan sonra su üzerinde duran gök, düşmesin diye Tanrının tuttuğu göğün tutulacak yeri kalmamıştı.
Ama dinciler attıkları bu adımlara karşı bu seferde tuttular kelimelerden sayı çıkartmaya onları toplayıp bölmeye başladılar.
antimuhammed
28-04-2007, 22:12
:P *:P *:P
Sevgili antimuhammed;
bu yonteme cevr-ul kazi ya-n masin denir. Bu lafini da;
"Tanrım beni doğruya uydur. Ey insanoğlu Tanrını doğruya uydur. "
imzama koymak istiyorum. Su an imzamdaki;
"Nasil ahlakli yasamak icin din gerekmiyorsa, insanlik onuru icinde bir idol gerekmiyor." spartacus'un lafi zannedip imzama koydum, halbuki o da benden alinti yapmis :)
spartacus
03-05-2007, 09:19
Respendial alemsin;
bende diyorum bu İdol'ü kim bulmuş :) Seni antikçağ feylozofu seni :twisted: