Orijinalini görmek için tıklayınız : Evrimin İspatı Nedir?
Save The Day
15-06-2016, 18:04
Evrim bir olgu diyorsunuz fakat ispatlayabilir misiniz ya da ispatını gösterebilir misiniz?
aliyarasfal
15-06-2016, 18:55
Biyolog musun dostum? Ne tür bir kanıt beğenirsin? Doğrusu samimi olarak ne bekliyorsun ve bilgi düzeyin nedir ve seni ne ikna eder merak ettim?
Şimdilik saygımla gittim...
Save The Day
15-06-2016, 19:08
Biyolog musun dostum? Ne tür bir kanıt beğenirsin? Doğrusu samimi olarak ne bekliyorsun ve bilgi düzeyin nedir ve seni ne ikna eder merak ettim?
Şimdilik saygımla gittim...
Sevgili dostum biyolog değilim. Sitedeki çoğu üye de değildir. Bilim adamlarının yaptığı çalışmaları gösteriyorsunuz değil mi? Ama labaratuvara girmeden bilebilir miyiz? Bilim adamlarının doğru söylediğini nerden bileceğiz? Bilim adamları bilgisi olmayan insanları yanlış olsa bile inandırabilir. Evrim milyarlarca yıl süren bir süreç. İnsan ömrü kısa olduğundan evrimi kavraması zordur denir. Peki geçmişe gidip görüyor musun da eminsin bu kadar? Türden türe geçişi kim gözlemledi?
aliyarasfal
15-06-2016, 19:46
Dostum tüm dünyada bilim insanları oturmuş gelin yalan söyleyelim, yalan bilimsel makaleler yayınlayalım demiş :) Bak çok basit bir şey isteyeceğim, evrim karşıtı bir adet bilimsel makale sunar mısın? Madem bunlar yalan, yalanı ispatlamakta oldukça kolaydır onca namussuz şerefsiz bilim insanı denilen soytarıların yalanını ortaya koymak bir adet bilim insanı için zor olmasa gerek.
Bakın üniversitelerimiz var, TÜBİTAKımız var, papaz eriği kabe modeli, ledli ekmek dolabı gibi dünya çapında yankılanmış bilimsel buluşlara imza atmışlar, yapsınlar bir bilimsel çalışma daha, koysunlar bu kadar evrimi destekleyici yalan makalelere karşı bir çalışma :)
Türden türe geçiş zaten öyle gözlemlenecek, insan ömrüyle sınırlı bir süreç değil.Yahu daha toplasan bilimin bilgi sahibi olması bile 200 yıllık yeni bir süreç, anlıyorum, yada şöyle yapın, gidin okuyun, biyolog,jeolog kimyeger herhangi biri olun ve çökertin şu yalanları.
Biliminsanları gördüğümüz kadarı ile bilgisi olmayanları kandırmak gibi bir gayrete hiç girmiyor, umurunda değil hatta inanıp inanmamaları, şu anda evrim ile ilgili yazılan onca şeyi siz demogojiyle tersi tek bilimsel veri sunmadan mantık oyunu yapmaya çalışıp felsefi oyunlara yönelip, şahit miyiz nerden bileceğiz masalına dönderme gayretindesiniz.
O mantık safsata mantığı.
Basit ve net, neye neden itiraz ettiğini oturur bilimsel verilerle ortaya koyarsın, ha koyamıyor musun, bana özel kanıt isterim, ev ev dolaşacaksınız bize evrimi ispatlıyacağınız tarzında mahalle muhabbetine dönük mantıkla beklerseniz çok beklersiniz.
Hiç bir veriye sahip olmadığınız masallara inanırken ya bizi kandırıyorlarsa demeyi aklından bile geçirmeyenler, tüm dünyadaki bilim insanlarının emeğini basit bir demogojiyle yok saymaya çalışıyor :)
Uzatmayalım, internette evrim üstüne tonla bilimsel makale mevcut, tersi bir adet üniversite bazında bilimsel makale koyun konuşun, yoksa inanıp inanmama ile işi yok bilimin, boş boş dolmakalemle ateizmi çökerten nurcu talebelerine benziyorsunuz :)
Benim annemin annem olduğunu nerden biliyoruz? Herkes ya beni kandırıyorsa? Hım paranoid şizofren vakaların düşünce tarzıyla bilimsel şüphecilik arasındaki kalın çizgi :)
Şimdilik saygımla gittim...
Save The Day
15-06-2016, 19:59
Dostum tüm dünyada bilim insanları oturmuş gelin yalan söyleyelim, yalan bilimsel makaleler yayınlayalım demiş :) Bak çok basit bir şey isteyeceğim, evrim karşıtı bir adet bilimsel makale sunar mısın? Madem bunlar yalan, yalanı ispatlamakta oldukça kolaydır onca namussuz şerefsiz bilim insanı denilen soytarıların yalanını ortaya koymak bir adet bilim insanı için zor olmasa gerek.
Bakın üniversitelerimiz var, TÜBİTAKımız var, papaz eriği kabe modeli, ledli ekmek dolabı gibi dünya çapında yankılanmış bilimsel buluşlara imza atmışlar, yapsınlar bir bilimsel çalışma daha, koysunlar bu kadar evrimi destekleyici yalan makalelere karşı bir çalışma :)
Türden türe geçiş zaten öyle gözlemlenecek, insan ömrüyle sınırlı bir süreç değil.Yahu daha toplasan bilimin bilgi sahibi olması bile 200 yıllık yeni bir süreç, anlıyorum, yada şöyle yapın, gidin okuyun, biyolog,jeolog kimyeger herhangi biri olun ve çökertin şu yalanları.
Biliminsanları gördüğümüz kadarı ile bilgisi olmayanları kandırmak gibi bir gayrete hiç girmiyor, umurunda değil hatta inanıp inanmamaları, şu anda evrim ile ilgili yazılan onca şeyi siz demogojiyle tersi tek bilimsel veri sunmadan mantık oyunu yapmaya çalışıp felsefi oyunlara yönelip, şahit miyiz nerden bileceğiz masalına dönderme gayretindesiniz.
O mantık safsata mantığı.
Basit ve net, neye neden itiraz ettiğini oturur bilimsel verilerle ortaya koyarsın, ha koyamıyor musun, bana özel kanıt isterim, ev ev dolaşacaksınız bize evrimi ispatlıyacağınız tarzında mahalle muhabbetine dönük mantıkla beklerseniz çok beklersiniz.
Hiç bir veriye sahip olmadığınız masallara inanırken ya bizi kandırıyorlarsa demeyi aklından bile geçirmeyenler, tüm dünyadaki bilim insanlarının emeğini basit bir demogojiyle yok saymaya çalışıyor :)
Uzatmayalım, internette evrim üstüne tonla bilimsel makale mevcut, tersi bir adet üniversite bazında bilimsel makale koyun konuşun, yoksa inanıp inanmama ile işi yok bilimin, boş boş dolmakalemle ateizmi çökerten nurcu talebelerine benziyorsunuz :)
Benim annemin annem olduğunu nerden biliyoruz? Herkes ya beni kandırıyorsa? Hım paranoid şizofren vakaların düşünce tarzıyla bilimsel şüphecilik arasındaki kalın çizgi :)
Şimdilik saygımla gittim...
Bakın Wittgenstein ne diyor: “Örnek olarak Darwin teorisi hakkında yapılan yaygarayı ele alalım. Teoriyi destekleyen ve ‘Tabii ki’ diyen çevreler vardır, bir de ‘Tabii ki hayır’ diyen çevreler vardır. Hangi mantıkla ‘Tabii ki’ denilebilir? Tek-hücreli organizmaların zamanla daha karmaşık organizmalara dönüştükleri ve memeli hayvanlardan insanlara kadar geliştikleri düşüncesi savunuluyor. Peki, bu süreci gözlemleyen biri var mı? Hayır. Peki, bu süreci şu anda kimse gözlemliyor mu? Hayır. Yapılan gözlemler bir damla suyun kızgın bir taşa damlatılması gibi. Buna rağmen binlerce kitapta bu teorinin akla en yatkın çözüm olduğu yazmaktadır. İnsanlar çok zayıf kanıtlara rağmen bu teorinin doğruluğundan emin. ‘Bilmiyorum, bu ilginç bir hipotez ama daha fazla güçlendirilmesi gerekir’ gibi bir tutum savunulamaz mıydı? Bu, nasıl herhangi bir şeye ikna olunabileceğini gösteriyor. Sonunda cevapsız kalan sorular unutuluyor ve kişiler bunun mutlaka böyle olduğuna kanaat getiriyorlar.” Evrimi savunan taraf var bir de karşı çıkan taraf. İki taraf da kendisinin doğru olduğunu söylüyor. Ben de ispat var mı diye soruyorum.
aliyarasfal
15-06-2016, 21:16
Bende sana hala aynı safsata mantıkla devam etmekte ısrar ettiğini söylüyorum.
Evrimi savunan dediklerin dna yapısından, fosillerden tutunda körelmiş organlar ve canlılardaki ortak yapının gerçeklerinden yola çıkıp bir çok veri ortaya koyuyor; İtirazınız neye?
İşte bu soruya verile tek cevap, afaki, hiç bir veri yada bilgi sunmadan , her geçen gün artan ve bu binlerce dediğiniz( ne ilginç genelide bilimsel) veriye karşın ya bize ne, gösterinde görek, inanmıyok işte, mızmızlanmaları dışında hiç bir tutarlı, akla tatkın cevap sunamamaktalar, ancaaak evrimin yanına bile yaklaşamayacak (veri ve bilgi olarak ve hatalı ve eksiklik olarak) big bangi ise sorgulamadan kabulleniyorlar :)
Yahu arkadaş karşı taraf diye bir şey yok, karşı taraf olabilmeniz için bunca bilgi ve belgeyle desteklenen olguya karşı bilgi belge sunmalısınız. Yani tek gördüğümüz ağlama duvarı misali mantık safsatasıyla bilimi felsefi yanılsama( aldatma-demogoki-yanıltma) yöntemleriyle manipule etmek dışında hiç bir özelliğiniz yok. Karşı taraf yok, kabul etmemek için çırpınan yaratılış masalından vazgeçemeyen bilimi inançla karıştıran insanlar var.
Büyük biyolog hy gibilerden medet uman ve bilime kafa tutan insanlar var.
Kısacası karşı taraf olmak çocuk gibi banane ben oynamıyo diyerek olmaz, bilim diyoruz sen tek veri sunamamışsın, karşı tarafım ben diye geziniyorsun.
Yok siz sadece karışmış tarafsınız, bilimin karşısında bu argümanlarla çıkılmayacağını bilmen gerekirdi.
Ben daha evrim teorisine karşı çıkabilmiş ,veri, kant sunmuş birini göremedim. Kısacası karşı taraf yok, siz varmış havası yaratmaya çalışsanızda olmuyor işte :)
senin burda yaptığın demogoji altı doldurulamayan (bilimsel anlamda)veriyle-kanıtla sözlerin ne bilim açısından önemi var nede açtığın konuya hayrı var.
Kendiniz sorunsunuz kendiniz için :) Gerçekler sızlanmayla değişmez.
Anladığına eminim.
Şimdi ya veriyle destekli çökert şu evrimi, yada çökertecek biri varsa buyursun çökertsin. HY gibilerden medet uman insanlık :)
Eller aya biz yaya.
Bu arada o evrimi ne bu tür safsatalar çökertebilir ne yaratılış masalı, tek yolu vardır bilime kafa tutmanın bilimledir onunda yolu.
Ha yada koyarsın inancı ortaya, dünya düz tersini diyen kafirdir der kelle istersin:)
Şu konu kendinize eziyet, tekrar tekrar aynı hatalı mantığı ileri sürmek işe yaramaz. Şizo-paranoid örneği boşa vermedim, iyi bildiğim bir konudur :)
Hala anlamadıysan şöyle diyeyim, düz yorumlar işe yaramaz bilimde, veriyle yorumlamalısınız. Ya koyarsın ortaya tezini, veri sunarsın yada yapcak bir şey yok, kahvane muhabbetiyle buralarda bilime kafa tutarsın :)
Şimdilik saygımla gittim...
Save The Day
15-06-2016, 22:37
Sevgili dostum aliyarasfal beni hemen de gömmüşsün. Ben şüpheyle yaklaşıyorum. Evrimci veya evrim karşıtı değilim. İspatı olup olmadığını öğrenmek istedim. Richard Dawkins diyor ki: ''Şu bir gerçek ki evrimin, en azından başlıca özelliklerini meydana gelirken gözlemleyemiyoruz aslında. Evrimin çok yeni ve çok küçük parçalarını meydana gelirken gözlemleyebiliyoruz. Şu doğru ki dinozorları evrimleşirken izleyemeyiz, balıkların denizden çıkıp kara hayvanları haline gelişini izleyemeyiz. Çıkarım yapmamız gerekiyor. Mevcut kanıtlara dayanarak çıkarımlar yaparız. Aynı şekilde Dünya'nın Güneş etrafında dönüşünü mevsim değişimlerine bakarak çıkarsamamızda ya da gece gündüz döngüsüne bakarak Dünya'nın kendi etrafında döndüğünü çıkarsamamızda olduğu gibi. Ben bunu cinayet işlendikten sonra suç mahalline gelen bir dedektife benzetiyorum. Suçun işlendiğini gerçekte göremezsiniz fakat cinayetin işlendiği odada geriye kalan ayak izleri parmak izleri dahil her türlü ipucunu bulabilir. Ve cinayetin nasıl işlendiğine dair bir hipotez ortaya atıp hipotezin gerçeklerle uyuşup uyuşmadığını kontrol edebilirsiniz. Dedektif, cinayeti işleyenin kim olduğu konusunda az ya da çok, sağlam bir sonuca varabilir. Evrim için de aynı durum geçerli. Tek bir farkla ki; deyim yerindeyse olayın ardından geriye kalan kanıtlar bir dedektifin normalde bulabileceğinden çok daha fazladır, çok daha zengindir.'' Peki siz buna ne diyorsunuz sevgili dostum? Olay ardından kalanlar bize gerçeği yansıtır mı? Yoksa bir tahmin mi yapmış oluruz?
aliyarasfal
15-06-2016, 23:14
Öncelikle sunduğun yorum biliyorsun evrimi destekler nitelikte. Şu cümle yeter anlayana :)
Evrim için de aynı durum geçerli. Tek bir farkla ki; deyim yerindeyse olayın ardından geriye kalan kanıtlar bir dedektifin normalde bulabileceğinden çok daha fazladır, çok daha zengindir.'
Bu şüphecilik zaten bakın sizin yalan söylemiş olabilirler dediğiniz evrimci birinden ve bilimsel ahlak gereği dürüstçe koyulmuş ortaya.
Şimdi karar verin, bu insanlar tersi hiç bir kanıt içermezken bu kadar doğru ve tarafsız koyarken her şeyi ortaya siz hangi bilgi birikimi veya akıl yürütmeyle bu gereksiz suçlamayı yöneltip birde "gömülmemek "istiyorsunuz :)
Oysa aynı dürüstlüğü ben koymuştu ortaya, Benim annemin annem olduğunu nerden biliyoruz? Herkes ya beni kandırıyorsa?
İşte bilim evrimi kanıtlama şeklide annemin neden annem olduğuna benzer afaki olarak saçmalayarak kanıtlamaz, veriyle, dna, biyolojik ve davranışsal benzerlikler vesaireyle ortaya koyar.
Boşa zorluyorsun, evrim artık felsefenin hatalı mantık yürütmeleriyle tartışıldığı ideolojik bir bakış değil, inanç hiç değil, bulunan tüm veriler gün geçtikçe güçlendiriyor, tersi bir sonuca gitmiyor, bir gün varsayki evrim çökecek, onu burdaki gibi dedikodu kültürüyle, hatalı mantık yürütmelerle siz çökertemezsiniz, oda bilimin işi, kimin tanrısı gerçek masalı üstüne yarışlarla karıştırıyorsun :)
Gömdürme kendini, bence bırak kalsın :)
Varsa daha sağlam argümanların sun, yoksa boşver bilimi felsefi gereksiz yanılsama oyunlarıyla yormayalım.
Bak örneği iyi anla, sen olayın ardından kalan izsin, anne,babanı hatta atalarını yansıtırsın, sen biyolojik tarihsin:)
Şimdilik saygımla gittim...
Yıldıztozu
15-06-2016, 23:25
Evrilmeyen herhangi bir şey gösterebilir misin? Etrafımızdaki her şey gözümüzün önünde evriliyor.
Bir bebek olgunlaşıp yaşlanıyor.
Bir elma çürüyüp bozuluyor.
Bir yıldız patlayıp dağılıyor.
Her şey her an evriliyor zaten.
Canlılar da ortam şartlarına uyum sağlıyor. Bulunduğu ortama göre değişiyor, dönüşüyor.
Bu kadar canlı çeşitliliğinin oluşumunu açıklayacak evrim dışında bir seçenek dahi yok.
Fosil kayıtlarla birlikte, temelde karbon, oksijen ve hidrojenin bir araya gelerek başka hiçbir element kombinasyonunda görülemeyecek karmaşıklıkta organik moleküller oluşturması evrim olgusu için yeterli gözlemlerdir. Evrim olgusunu bir kere kabul ettin mi artık evrim teorisini eleştirmen mübah hale gelir. Bu durumda mevcut teorinin yerine koyacağınız alternatif teori yine evrim teorisi olur. Sizin var mı alternatif teoriniz? İnsanlardaki deaktif kuyruk genini açıklıyor örneğin mevcut teori. Sizin öne süreceğiniz teori hem bunu hem de mevcut teorinin açıklamakta yetersiz kaldığı diğer konuları açıklamalı. Emin olun bilim insanları da bunu yapmaya çalışıyor. Evrim teorisi Darwin'den sonra o kadar değişti ki.. Hal böyleyken sizi memnun etmeyen husus nedir, lütfen açıklar mısınız?..
Save The Day
16-06-2016, 19:41
Sevgili aliyarasfal dostum
Bu konuda evrimin kanıtlarını konuşuyoruz. Bilim adamları oturup da yalan mı söyleyecekler diyorsun. Ben o anlamda demedim. Mesela evrime karşı çıkan bilim insanları var. Bir de evrimi savunan. Diyelim evrim gerçek olsun ama bilim adamı dışında insanlar o kadar bilgili değil çünkü bilim adamı değil. İşin mutfağında olan biri kadar bilemez. Evrim karşıtı olan argümanlarıyla halkı inandırabilir ve yanlışa inanmış olur. Bundan bahsediyorum. Halk nerden bilecek? Yoksa bilim adamları yalancı demiyorum. Evrime kanıt olarak DNA benzerliği gösteriliyor öyle di mi?
Canlıların birbiri ile benzer olması ille de birbirinden geldiğini mi gösterir? Benzer olamaz mı canlılar? Neden birbirinden gelip birbirine dönüşmek zorunda olsunlar ki? Karşı olan yaratılış ve akıllı tasarım teorileri var. Yaratıcı benzer de tasarlayabilir. Bizimkisi tahmin olmuyor mu? Tür içinde olan değişimler evrime kanıt olamaz. Türden türe geçişi gözlemlemek gerekir. Evrim Teorisi’nde, kendiliğinden türeyen basit bir canlıdan veya canlılardan diğer bütün canlıların, bir canlı formundan diğerine değişim yoluyla oluştuğu savunulmaktadır. Burada altı çizilmesi gerekli nokta, Evrim Teorisi’nin, istisnasız bütün türlerin, başka bir türden oluştuğunu iddia etmesidir. Bu iddianın kanıtı nedir? Bilimsel şüphecilik ile olaylara bakıyorsunuz fakat aynı şüpheyi evrime gösterdiniz mi? Ben şüpheyle baktım diye beni gömüyorsunuz sevgili dostum.
aliyarasfal
16-06-2016, 20:05
Dostum seni gömmüyorum, ama iki bilinmeyenli denklemi halk bilmiyorsa yolu nedir anlatmanın? Permütasyonu anlatmanın yolu nedir? Ne yapalım okullarda bunun eğitimini vermek yerine internette yaratılış masallarının kolaycı cevaplarıyla bilime kafa atanlar sürüsüne uymayı sorgulamak mı sanalım? Bilimsel ahlağın neresine oturtalım bunu?
Kuantum teorisini yolda geçene sorsan süper biliyom, anlıyom havasında geziniyor millet. Ulan yıllarını vermiş bilim insanları anlamakta zorlanıyor bizimkiler çözmüş işi.:)
Bak şöyle düşün, bilimsel şüphecilik diyorsun ya, akıllı tasarım ve yaratılışçılık diye masalcı dedeleri getiriyorsun. Evrimin temel öznesi nedir? Canlılık, canlılar. Yani direk gözlemlenen, bilgi edilen özne ortada ve tümüyle ortak yapısal özelliklerini gözlemliyoruz. Bilgisi olanın bilgisiyle izi takip ediyoruz.
Karşı tarafın tsi olmayacak, olamayacak ideolojilerle geliyorsun. Bu vatandaşların iddialarının temeli nedir? Öznesi nedir?
Uçan spagetti canavarı :)
Bilgi, gözlem neye göre yapacağız bu iddialar karşısında ? Ben sana kişi başı milyar tane özne uydururum yaratılış masalına özne.7 milyar insan sonsuz fantazi.
Bu mudur?
Bak ya gözlemlenecek, deneylenecek, bilgiye belgeye ulaşılabilecek ve akademik anlamda bilime konu olabilecek görüş koy ortaya yada heyelanlarla boğuş dur :)
Bu mudur bilimin karşısına görüş diye koymaya kalktığın, göçük oldu altında kaldın.
Gözün sevem göm kendinide beni yorma :)İmamlığını bana yaptırtma, daha önemli işlerim var, ayağı yere değen konular aç derim.
Aynı HY tadında kediciklerin motorsal evrimine ilişkin belgesel çekmek istiyorsan bu işin uzmanı ateistler değil, bilim yada bilim insanlarıda değil:)
Şimdilik saygımla gittim...
Save The Day
16-06-2016, 20:49
Dostum seni gömmüyorum, ama iki bilinmeyenli denklemi halk bilmiyorsa yolu nedir anlatmanın? Permütasyonu anlatmanın yolu nedir? Ne yapalım okullarda bunun eğitimini vermek yerine internette yaratılış masallarının kolaycı cevaplarıyla bilime kafa atanlar sürüsüne uymayı sorgulamak mı sanalım? Bilimsel ahlağın neresine oturtalım bunu?
Kuantum teorisini yolda geçene sorsan süper biliyom, anlıyom havasında geziniyor millet. Ulan yıllarını vermiş bilim insanları anlamakta zorlanıyor bizimkiler çözmüş işi.:)
Bak şöyle düşün, bilimsel şüphecilik diyorsun ya, akıllı tasarım ve yaratılışçılık diye masalcı dedeleri getiriyorsun. Evrimin temel öznesi nedir? Canlılık, canlılar. Yani direk gözlemlenen, bilgi edilen özne ortada ve tümüyle ortak yapısal özelliklerini gözlemliyoruz. Bilgisi olanın bilgisiyle izi takip ediyoruz.
Karşı tarafın tsi olmayacak, olamayacak ideolojilerle geliyorsun. Bu vatandaşların iddialarının temeli nedir? Öznesi nedir?
Uçan spagetti canavarı :)
Bilgi, gözlem neye göre yapacağız bu iddialar karşısında ? Ben sana kişi başı milyar tane özne uydururum yaratılış masalına özne.7 milyar insan sonsuz fantazi.
Bu mudur?
Bak ya gözlemlenecek, deneylenecek, bilgiye belgeye ulaşılabilecek ve akademik anlamda bilime konu olabilecek görüş koy ortaya yada heyelanlarla boğuş dur :)
Bu mudur bilimin karşısına görüş diye koymaya kalktığın, göçük oldu altında kaldın.
Gözün sevem göm kendinide beni yorma :)İmamlığını bana yaptırtma, daha önemli işlerim var, ayağı yere değen konular aç derim.
Aynı HY tadında kediciklerin motorsal evrimine ilişkin belgesel çekmek istiyorsan bu işin uzmanı ateistler değil, bilim yada bilim insanlarıda değil:)
Şimdilik saygımla gittim...
Halkın bilmesi için iyi eğitim verilmesi lazım. Ülkemizde evrim eğitimi bildiğim kadarıyla yok. Varsa söyleyin de üniversiteye gidip okuyayım o bölümü. :) İlkokul, ortaokul ve lisede evrim öğrencilere öğretilmelidir. Üniversitede de bölümü olmalıdır. Halkın bilinçlenmesi lazım. Yoksa her kafadan ses çıkabilir ve halkın kafası karışabilir.
Canlıları gözlemliyoruz bilgi ediniyoruz ortada özne var diyorsun sevgili dostum aliyarasfal. Ama sadece canlıları şimdiki haliyle gözlemlemek yetiyor mu? Türden türe geçişi gözlemlemek gerekmez mi ispat için? Olay ardından kalan veriler bize evrimi ispat ediyor mu?
Karşıt teorilere uydurma demeyin lütfen dostum. Onlarda kendi teorilerinin doğru olduğunu söylüyor. Canlılara bakıp çok kompleks olduğunu söylüyorlar. Tesadüfen kendi kendine olamayacağını, bir üstün akılın yaratttığını öne sürüyorlar. Tür içinde değişimlere karşı çıkmıyorlar ama türden türe geçişi reddediyorlar. Evrimi onlardan ayıran önemli bir nokta nedir? Türden türe geçiştir. Fakat bunu gören olmuş mu? Richard Dawkins görmediğimizi, olayın ardından kalanlarla bir çıkarım yaptığımızı belirtiyor. Olayın ardından kalanlar bize evrimi ispat ediyor mu? Ne kadar sağlam veriler var elimizde?
Dostum demogoji yapıyor deme lütfen. Ben bilgi edinmeye uğraşıyorum. TV programlarında Ergi hocanın karşısına evrim karşıtları çıktı ve Ergi hocayı zorladılar. Ergi hoca ispat edemedi gördüğüm kadarıyla. Dergide yayınlandı diyor Ergi hoca ama adamlar da diyor ki o dergi başka bir şeyi de yayınlamıştı sonra özür dilediler. Bu işin uzmanı bile ispat edememişken nasıl olgu diyoruz sevgili dostum? Yabancı bilim adamları mı ispat ediyor? Diyebilirsiniz ki evrim ile ilgili belgesel izleyin. Fakat evrim karşıtı belgeseller de var. Hangisinin doğru olduğu yine belirsiz oluyor.
Dostum ben demogojiyle kendimi gömerim ama şu evrim hakkında bir de senden duymak isterim. Ben bilim adamı değilim dolayısıyla bilgisizim. Aydınlatırsan sevinirim sevgili dostum aliyarasfal.
Şimdilik saygımla gittim :rockon:
Save The Day
17-06-2016, 01:05
Evrilmeyen herhangi bir şey gösterebilir misin? Etrafımızdaki her şey gözümüzün önünde evriliyor.
Bir bebek olgunlaşıp yaşlanıyor.
Bir elma çürüyüp bozuluyor.
Bir yıldız patlayıp dağılıyor.
Her şey her an evriliyor zaten.
Canlılar da ortam şartlarına uyum sağlıyor. Bulunduğu ortama göre değişiyor, dönüşüyor.
Bu kadar canlı çeşitliliğinin oluşumunu açıklayacak evrim dışında bir seçenek dahi yok.
Dostum bir insanın yaşlanması büyümesi evrim değildir gelişimdir. Elmanın çürümesi de evrim değil. Elimizdeki yine bir elma. Başka bir şey değil ki. Türden türe geçişi gözlemler isek evrimi ispat ederiz. Tür içindeki değişim evrim karşıtı teorilerde de mevcuttur. Evrim teorisinin farkı türden türe geçişi iddia etmesidir. Bunu gözlemleyemiyoruz. Richard Dawkins'in bir sözünü yazmıştım. 3 dakikalık kısa bir videoda anlatıyordu. Bu konuda yazdım. Dediğine göre olay gerçekleşirken değil de olay bittikten sonra dedektifin delil araması gibi evrimin delillerini arıyoruz araştırıyoruz. Olayın ardından kalan izler bize evrimi ne derece anlatıyor, ispat ediyor? Evrimi kabul etmeyen bilim insanları da var. Yer çekimi kadar kesin olsaydı neden bilim insanları karşı çıksın?
aliyarasfal
17-06-2016, 03:25
İnsan embriyosu ilginçtir, 9 ayda çok hızlı bir süreçten geçer.:)
İki adet tek hücre birleşerek sıvı içinde solungaç yarıkları, perdeli eller, kuyruk sokumu uzantsı derken bana göre en net olan meme dokusu ile süren bir hızlı türler arası geçiş şöleni sunar.
Ne ilginçtirki bendenizdede iki adet fazla kör meme ucu bulunmakta, kimi emzireceksem artık erkek olarak, bir arkadaşımda ise bırakın körü bildiğiniz fazladan iki meme vardı.
Sen bu memelilerle ortak ve diğer canlılarla ortak gelişimi yoksayıp bahanelere sığınmak istiyorsan sorun yok.
Bu değişime, gelişime bir masalın sebep olduğunu ve ne akla hizmet böyle bir benzerliker sonucu geliştirdiğini ve görünüşte farklı, arka planda dna yapısı, çeşitli organların amaç ve kullanımı, zeka, duygular(yapısal işlevsel aynı biyolojik mekanizmalar-hormonlar) gibi ortaklıklara ne halt etmeye sahip olduklarınıda kanıtlarıyla sunma, ol dedi olduculuğu koy önümüze geç.
Dostum insanlığa faydalı bir şey yap, yaratılışçılar diyip durma. Yaratılış maddenin kendisine bağımlı bu evrende etki-tepki denkleminde özellikleriyle ,değişimle algılamaktan uzak insanlar için kolaycı masallardır.
Kömür -elmas ikilisini severim. Karbondur. Her değişim evrimdir şeklinde olayı lanse etmen mantık hatası yaratmak, evrimin ana kaynağı değişimdir, gelişimdir, toprağın taşa dönüşmesinde tanrı ne kadar rol oynuyorsa evrimdede ,canlılığın var oluşundada o kadar :)
Neyse sen yaratılış, karşı çıkan bilim adamlarıda var dedikçe bi bıkıyorum sorma gitsin.
Bende karşı çıkıyorum bir çok şeye ama bilimin işini bilime bırakıyorum, birileri kabul etmiyor diye dünya dönmekten vazgeçmiyor, birilerinin bilgisi yetmiyor, anlamak, kabullenmek istemiyor diye bilimde bilineni farklı anlatmaya çalışmıyor, çalışmayacakta.
Tanrı insanın yaratımıdır, yaratılışçılık budur :)
Karşı çıkan bilim insanları var demeyide geç, afaki sözler, karşı çıkan oturur inceler, teorisini ispatıyla sunar, bilim doğruya yanlış demez, deme şansı yok çünkü kimsenin tekelinde değil. Var mı böyle bir bilim adamı? Yok. Hy ve türevleri ki onlarda Hıristiyan ruhçulardan çalıntı masallarla ortada geziyor.
Bilim diyipte önümüze masal koymayı bırak artık.
Şimdilik saygımla gitttim...
Yıldıztozu
17-06-2016, 09:26
Dostum bir insanın yaşlanması büyümesi evrim değildir gelişimdir. Elmanın çürümesi de evrim değil. Elimizdeki yine bir elma. Başka bir şey değil ki. Türden türe geçişi gözlemler isek evrimi ispat ederiz.
Değişen elmaya yine elma diyorsak, değişen canlı da yine canlıdır. Tür ayırımı tamamen insan uydurması bir sınıflandırma. Nasıl ki bütün elmalar elmaysa aynı şekilde bütün canlılar canlıdır. Elmaları da türlere ayırabilirsin. Çürük elma, ekşi elma, kırmızı elma diye. Bu tarz sınıf ayırımları tamamen keyfi. Canlılar arasında şempanze, insan, kutup ayısı diye bir ayırım yok ki. Bu ayırımı biz kafamızdan uyduruyoruz. Özünde hepsi aynı ve hepsi canlı.
Elmalar da özünde hepsi aynı ve hepsi elma. Ama istersek elmaları da kafamıza göre gruplandırabiliriz.
Evrende her şeyin değiştiğini gözlemleriz.
Evrim de bir değişimdir.
O halde canlılar da değişimle oluşmak zorundadır.
Evrimi kabul etmeyen bilim insanları da var. Yer çekimi kadar kesin olsaydı neden bilim insanları karşı çıksın?
Evrimi kabul etmeyen ciddiye alınacak bilim insanı yok, kalmadı. Kabul etmeyen kişi zaten bilim insanı değildir. Fizik, kimya, biyoloji bölümlerinden yanlışlıkla mezun olmuştur. Kabul etmemesinin nedeni dini inançlarından vazgeçememek olabilir.
Natgeo, Discovery gibi belgesel kanallarında canlılar gösterilirken sürekli ''şu canlı şöyle evrildi, şu canlı milyon yıl önce evrildi'' şeklinde anlatımlar yapılıyor artık. Yani evrim artık kabul edilmiş resmi bir gerçeklik.
Evrimi kabul etmeyen bilim insanları da var. Yer çekimi kadar kesin olsaydı neden bilim insanları karşı çıksın?
Tamam iste varsa sayet, bu kisilerin kabul etmeyislerine dair, resmi, bilimsel onaylanmis calismalarini buyrun getirin koyun, hep birlikte inceleyelim. Yoksa kisisel olarak kabul etmemesi ayri bir durum. Mesela yercekimini de kabul etmeyen kitleler var ve yercekimi de bir olgu, buna ne diyeceksiniz peki?
Save The Day
17-06-2016, 22:47
Değişen elmaya yine elma diyorsak, değişen canlı da yine canlıdır. Tür ayırımı tamamen insan uydurması bir sınıflandırma. Nasıl ki bütün elmalar elmaysa aynı şekilde bütün canlılar canlıdır. Elmaları da türlere ayırabilirsin. Çürük elma, ekşi elma, kırmızı elma diye. Bu tarz sınıf ayırımları tamamen keyfi. Canlılar arasında şempanze, insan, kutup ayısı diye bir ayırım yok ki. Bu ayırımı biz kafamızdan uyduruyoruz. Özünde hepsi aynı ve hepsi canlı.
Elmalar da özünde hepsi aynı ve hepsi elma. Ama istersek elmaları da kafamıza göre gruplandırabiliriz.
Evrende her şeyin değiştiğini gözlemleriz.
Evrim de bir değişimdir.
O halde canlılar da değişimle oluşmak zorundadır.
Evrimi kabul etmeyen ciddiye alınacak bilim insanı yok, kalmadı. Kabul etmeyen kişi zaten bilim insanı değildir. Fizik, kimya, biyoloji bölümlerinden yanlışlıkla mezun olmuştur. Kabul etmemesinin nedeni dini inançlarından vazgeçememek olabilir.
Natgeo, Discovery gibi belgesel kanallarında canlılar gösterilirken sürekli ''şu canlı şöyle evrildi, şu canlı milyon yıl önce evrildi'' şeklinde anlatımlar yapılıyor artık. Yani evrim artık kabul edilmiş resmi bir gerçeklik.
Değişen canlı canlıdır fakat tür yine aynı kalıyor. Siz homo türlerini örnek gösterebilirsiniz ama onlar da insan. Türden türe geçişi gözlemlemedikçe evrimi bilebilir miyiz? Richard Dawkins en baba evrimcilerden birisi ve dedektif örneğini veriyor yani olayın ardından kalan verilerle çıkarım yapıyoruz. Bunu da dünyanın güneş ve kendi etrafında dönmesine benzetiyor.
Save The Day
17-06-2016, 22:52
Tamam iste varsa sayet, bu kisilerin kabul etmeyislerine dair, resmi, bilimsel onaylanmis calismalarini buyrun getirin koyun, hep birlikte inceleyelim. Yoksa kisisel olarak kabul etmemesi ayri bir durum. Mesela yercekimini de kabul etmeyen kitleler var ve yercekimi de bir olgu, buna ne diyeceksiniz peki?
Resmi bilimsel onaylanmış çalışma diyorsunuz. Kim onaylıyor ve nerede yayınlanıyor makale? Onaylayan da evrimci ise?
Save The Day
17-06-2016, 23:20
İnsan embriyosu ilginçtir, 9 ayda çok hızlı bir süreçten geçer.:)
İki adet tek hücre birleşerek sıvı içinde solungaç yarıkları, perdeli eller, kuyruk sokumu uzantsı derken bana göre en net olan meme dokusu ile süren bir hızlı türler arası geçiş şöleni sunar.
Ne ilginçtirki bendenizdede iki adet fazla kör meme ucu bulunmakta, kimi emzireceksem artık erkek olarak, bir arkadaşımda ise bırakın körü bildiğiniz fazladan iki meme vardı.
Sen bu memelilerle ortak ve diğer canlılarla ortak gelişimi yoksayıp bahanelere sığınmak istiyorsan sorun yok.
Bu değişime, gelişime bir masalın sebep olduğunu ve ne akla hizmet böyle bir benzerliker sonucu geliştirdiğini ve görünüşte farklı, arka planda dna yapısı, çeşitli organların amaç ve kullanımı, zeka, duygular(yapısal işlevsel aynı biyolojik mekanizmalar-hormonlar) gibi ortaklıklara ne halt etmeye sahip olduklarınıda kanıtlarıyla sunma, ol dedi olduculuğu koy önümüze geç.
Dostum insanlığa faydalı bir şey yap, yaratılışçılar diyip durma. Yaratılış maddenin kendisine bağımlı bu evrende etki-tepki denkleminde özellikleriyle ,değişimle algılamaktan uzak insanlar için kolaycı masallardır.
Kömür -elmas ikilisini severim. Karbondur. Her değişim evrimdir şeklinde olayı lanse etmen mantık hatası yaratmak, evrimin ana kaynağı değişimdir, gelişimdir, toprağın taşa dönüşmesinde tanrı ne kadar rol oynuyorsa evrimdede ,canlılığın var oluşundada o kadar :)
Neyse sen yaratılış, karşı çıkan bilim adamlarıda var dedikçe bi bıkıyorum sorma gitsin.
Bende karşı çıkıyorum bir çok şeye ama bilimin işini bilime bırakıyorum, birileri kabul etmiyor diye dünya dönmekten vazgeçmiyor, birilerinin bilgisi yetmiyor, anlamak, kabullenmek istemiyor diye bilimde bilineni farklı anlatmaya çalışmıyor, çalışmayacakta.
Tanrı insanın yaratımıdır, yaratılışçılık budur :)
Karşı çıkan bilim insanları var demeyide geç, afaki sözler, karşı çıkan oturur inceler, teorisini ispatıyla sunar, bilim doğruya yanlış demez, deme şansı yok çünkü kimsenin tekelinde değil. Var mı böyle bir bilim adamı? Yok. Hy ve türevleri ki onlarda Hıristiyan ruhçulardan çalıntı masallarla ortada geziyor.
Bilim diyipte önümüze masal koymayı bırak artık.
Şimdilik saygımla gitttim...
Dostum evrimciler diyorya hadi yayınla makaleni falan diye. Ergi hocadan da duydum. Tamam da nerde yayınlıyoruz? Ortak bir bilim sitesi mi var? Kim onaylayacak? Onaylayan kişinin evrimci veya evrim karşıtı olup olmadığını nerden bileceğiz? Nesnellik nasıl sağlanabilir? Bakın video koyuyorum. Evrime karşı çıkan biyoloji profesörleri var Ergi hoca karşısında. Ergi hoca ispat edemiyor. Bağırış çağırış bir tartışmaya dönüyor. Bilimsellik nerede?
https://www.youtube.com/watch?v=sU1G6KNgLfw
Gercekten komik bir tartisma olmus, pembe gomlekli bey'in soyledigine cok guldum, "bilimsel bir tabu(bilimsel yol, yontem vb.) koyuluyor ortaya, bilimsel degilse yok deniyor..vs." Daha da komigi "baligi al, cevir haydi"... Demek yasayan fosilleri filan duysalar, yasayan fosil degil onlar diyecekler. Diger bey'e gore de sanirim "ata" kelimesi asab bozucu.Ergi bey'in sabrina hayran kaldim, demek ulkede bu sekilde ve bu duzeyde akiyor evrim tartismalari.
Onaylayan kişinin evrimci veya evrim karşıtı olup olmadığını nerden bileceğiz? Nesnellik nasıl sağlanabilir?
Once kisilerin birbirlerine iliskin ne dedigini, neyi anlattigini anlama cabasi icerisinde olmak gerekir. Koydugunuz tartisma, icerikli bir tartismadan ziyade, laf kalabaligi ile otekinin sozunu kesmek, konusmasini engellemek seklinde akmis. Kaldi ki kisilerin evrimi destekler veya evrim karsiti olmasi da onemli degil bu noktada, oncelikle karsidaki kisinin ne soyledigini dinlemek veya anlamaya calismak.
aliyarasfal
18-06-2016, 01:02
Ergi Hoca videosu yaratılışçı soytarlığının zavallılığına güzel örnek :)
Sen bilimsel makale nedir ,nasıl hazırlanır, nerelerde yayınlanır kısmını sorman komik. Görende bilimsel bir çalışma ortaya koymuşlar ki biyologlar-antropologlar-jeologlar vesaire yıllarını kimi zaman doğada, kimi zaman labaratuarlarda harcayıp yapar o çalışmayı amma bilimin bsine katkı sunmayan Türkiye gibi ülkelerde bakkala dönmüş üniversitelerden doktora alan, ilahiyattan prof olan tipleri bilim adamı sanar sorar benim dostum. Bilimsel makale teolojiyle olmuyor, oturduğu yerden karşı çıkarak olmuyor, önce bilimi öğren, katkı koy ortaya yahu.
Sonra çalışmalarını topla, belgesiyle, bilgisiyle bir bilimsel makaleye dönüştür, dünyadaki saygın nice üniversiteye, bilim dergilerine, hiç bir halt bilmiyorsan tanınmış bilim insanlarına gönder.
ortada böyle bir kişi yok, çalışma yk, makale yok, demogojilerinden sıkıldım, dünyayı yakalamak bilim ve bilgi anlamında derdiniz var ise bırakın şu yalan dolan yöntemini.
Usain Boltu geçmek istiyorsan çıkarsın piste yarışırsın. Tribünde cips yiyip "yok 100 metre koşamıyoro, dünya rekoru bu değil, ben bile daha iyi koşarım demen sadece saçmalamaktır"
Siz bu kafayla dostum ne üzüm yiyebilirsiniz, ne bağcı dövebilirsiniz.
Ne yaparsınız, siyasi islamın payandalığıyla bu ülkeyi soytarılar bilim yapıyor zannı yaratarak mahvedersiniz ancak.
Kim karlı çıkar orası aşikar. Emperyalizm sever cahil toplumu ve rakipsizliği.
Neyse aynı saçmalıklarla devam et, cevapları görmezden gel, kulak asma, ya bilgili belgeli kanıt sun yada kendi kendine yaz dur, zamanımıza yazık.
Ergi Hoca bu ülkeye fazla gelir :)
Şimdilik saygımla gittim...
Save The Day
18-06-2016, 01:40
Ergi Hoca videosu yaratılışçı soytarlığının zavallılığına güzel örnek :)
Sen bilimsel makale nedir ,nasıl hazırlanır, nerelerde yayınlanır kısmını sorman komik. Görende bilimsel bir çalışma ortaya koymuşlar ki biyologlar-antropologlar-jeologlar vesaire yıllarını kimi zaman doğada, kimi zaman labaratuarlarda harcayıp yapar o çalışmayı amma bilimin bsine katkı sunmayan Türkiye gibi ülkelerde bakkala dönmüş üniversitelerden doktora alan, ilahiyattan prof olan tipleri bilim adamı sanar sorar benim dostum. Bilimsel makale teolojiyle olmuyor, oturduğu yerden karşı çıkarak olmuyor, önce bilimi öğren, katkı koy ortaya yahu.
Sonra çalışmalarını topla, belgesiyle, bilgisiyle bir bilimsel makaleye dönüştür, dünyadaki saygın nice üniversiteye, bilim dergilerine, hiç bir halt bilmiyorsan tanınmış bilim insanlarına gönder.
ortada böyle bir kişi yok, çalışma yk, makale yok, demogojilerinden sıkıldım, dünyayı yakalamak bilim ve bilgi anlamında derdiniz var ise bırakın şu yalan dolan yöntemini.
Usain Boltu geçmek istiyorsan çıkarsın piste yarışırsın. Tribünde cips yiyip "yok 100 metre koşamıyoro, dünya rekoru bu değil, ben bile daha iyi koşarım demen sadece saçmalamaktır"
Siz bu kafayla dostum ne üzüm yiyebilirsiniz, ne bağcı dövebilirsiniz.
Ne yaparsınız, siyasi islamın payandalığıyla bu ülkeyi soytarılar bilim yapıyor zannı yaratarak mahvedersiniz ancak.
Kim karlı çıkar orası aşikar. Emperyalizm sever cahil toplumu ve rakipsizliği.
Neyse aynı saçmalıklarla devam et, cevapları görmezden gel, kulak asma, ya bilgili belgeli kanıt sun yada kendi kendine yaz dur, zamanımıza yazık.
Ergi Hoca bu ülkeye fazla gelir :)
Şimdilik saygımla gittim...
Yahu ali beni hala evrim karşıtı olarak görüp suçlamaktasın. Yahu söylemiştimya ben araştırıyorum, evrimci veya evrim karşıtı değilim. Sen git makale yayınla diyorsun. Ne ilginç adamsın sevgili dostum. Forum sitesinde bir konuyu konuşamayacak mıyız? Hemen makale yayınla demek de neyin nesi anlamadım? Ben evrime karşı çıkan bir bilim insanı olsam makale yayınlarım elbette fakat öncelikle bir bilim adamı değilim. Bilim adamı olmak için biyoloji okumak gerekir bu konuda. Ben bilim adamıyım gibi bir iddiam olmadı. Evrimin ispatlarını sordum sizlere. Sen sevgili dostum bana makale yayınla diyorsun.
Dostum beni direk yerin dibine gömüyorsun. Toprağın altından çıkıp yazmaya çalışıyorum :) Ben evrimin ispatlarını araştırıyorum. Evrim ağacı falan okudum ama bir de siz sevgili üyelere sormak istedim. Evrim ciddi bir konu. Programda gördünüz karşı çıkan proflar var. Ergi hoca da sizin gibi makale yayınla dedi. Ortada bir evrim iddiası var. İddiayı atanın ispat sunması gerekmiyor mu? İspat nerde onu sormaktayım. Evrime karşıt teorilerin tabiki makalesi de yayımlanır. Ama iddia sahibi yayınlamalı. Mesela evrimi inceleyen proflara makale yayınla diyor Ergi hoca. Ne makalesi yahu. Evrimin doğru olup olmadığını konuşuyorlar. Makale yayınlamadan hiç bir şey yapamaz mıyız? Çok ilginç. Yani demagoji değil sevgili dostum. Evrimin kanıtlarını soruyorum bu kadar basit.
aliyarasfal
18-06-2016, 05:53
Sunduk, sana embriyodan yola çıkarak bilimsel veriler sundum, kaale bile almadın:)
Bak bunlar tıbbi veriler , internette tonlada bilgi belge bulursun ama kulağının üstüne yatmış, yok demekte ısrar ediyorsun.
Arkadaş senin cevapları okumaya gönlün yok, anlamadığın nedir verdiğim örneklerde? Yada itirazın nedir? Her canlının bu gelişim süreci böyle evrimsel süreçlerin hızlı geçişi gibidir. Ne yapalım sana yüzbinlerce-milyonlarca ve hatta milyar yıllık bir süreci kanıtlamak için ölümsüzlük mü bahşedelim?
ipuçları ortada, embriyodaki solungaç, perdeli eller,kuyruk sokumu , memelerin kasıktan göğse doğru 4-5 çift sıralı hali ki bize en yakın primatlardada ebriyo gelişimi benzer formlar içermekte, ne kanıtı istiyorsunuz, en basiti olan bunları yoksayıp "hadi bize kanıt sunun" diyen yaygaracı yaratılışçı soytarıların bunlardan haberi yok mu?
tabiki var.
İşte bilim insanlarını (Ergi Hocayıda) çileden çıkaran bu tutum. Bu kanıtları git çürüt yahu? Sana bilimsel makale sun derken genel hitap, adamlar bunları yokmuş kabul edip ne kanıtınız var diyor. Tabiki verilecek cevap git bu bilgi ve belgeleri çürüt, evrim orda, otur oku, öğren, oturup Ergi Hoca tonlarca bilgi belge ve süreci tek tek kanıtlayıp anlatacak mı? Ne sanıyorsunuz siz bunu, yaratılış masalı mı?
Ol dedi oldu değilki olay. Sen sunduğum örnek neyi kanıtlıyor dön önceki örnek verdiğim mesajımı oku öyle gel.
Okumuyorsun, demogoji yapmıyorum diyorsun.
Ciddiyetsizce bir tutum, artniyetli değilsen dikkatsizsin.
Evrim ve türler arası geçiş var say kanıtsız, çok basit soru, memelilerle ortak meme dizilimi neyin kanıtıdır? Nasıl oluyorda bazı insanlarda fazladan kör meme uçları bulunuyor? Üretim hatası mı?Yoksa ortak ata mı? İşte örnek, evrim bunun ortak atadan gelmenin sonucu olduğunu söylüyor,Cevaptan korkma, ölmezsin ama kendini gömersin belki :)
Sıkıldım, başkası devam etsin :)
Şimdilik saygımla gittim...
Sundance
18-06-2016, 15:11
Ben evrimin ispatlarını araştırıyorum. Evrim ağacı falan okudum ama bir de siz sevgili üyelere sormak istedim. Evrim ciddi bir konu. Ortada bir evrim iddiası var. İddiayı atanın ispat sunması gerekmiyor mu? İspat nerde onu sormaktayım. Evrimin kanıtlarını soruyorum bu kadar basit.
Lenski deneyini kanıttan saymıyor musunuz?
Deney sonuçları:
1- Bakteri kolonilerinde bir çok farklı farklı alt mutasyonlar gözlemlendi.
2- Bakteri kolonilerinin geçirdiği mutasyonlar sonucu farklılaşma gözlemlendi.
3- Alt mutasyonların uygun olduğu bir bakteri kolonisinin daha önce enzimleme yeteneği olmayan bir besin türünü enzimleme yeteneği kazandığı gözlemlendi.
Ha diyorsanız ki ben bakteriden, balığa geçişi görmek istiyorum o zaman çok daha uzun vadeli bir deney gerçekleştirmeniz gerekir. Evrimin doğal döngüsü takip edildiği için ihtiyacınız olan dünya büyüklüğünde bir deney ortamı, güneş gibi bir enerji kaynağı ve milyarlarca sene.
Evrimi gösteren daha bir çok kanıt var.
Embriyolojik gelişimde gözlenen evrimsel izler.
DNA benzerlikleri (özellikle aynı ortak atadan gelme canlılarda aynı DNA noktasında aynı DNA hatalarının bulunması gibi hatalar, hani yaratılışçılar diyorlar ya evrenin, insanın oluşması için gerekli başlangıç entropisinin oluşma olasılığı 10 üzeri bilmem kaçta bilmem kaçtır diye bu DNA zincilerinde aynı noktada aynı hataların bulunma olasılığı 10 üzeri kaç milyarda kaç milyarda birdir acaba hesaplasalar ya)
Fosil kayıtlarında canlıların değişiminin gözlemlenmesi
Körelmiş organlar
Daha ne kadar çok kanıt olursa olsun sonuçta tatmin olmak istemeyen tatmin olmaz, bilimde mutlak diye bir şey yoktur. Bugün tek bir elma yer çekimine aykırı hareket etsin yer çekimi kanunu yıkılır. Bir deneyin uyumlu olması bir önermenin doğruluğunu kanıtlamaz ancak bir deneyde önermeye aykırı tek bir gözlemin bile yapılması önermenin yanlış olduğunu kanıtlar.
Dolayısı ile hangi deneyi yaparsak yapalım tatmin olmak istemeyen tatmin olmaz.
Ancak ilginç nokta bütün bu gözlemler canlıların dinlerde anlatıldığı gibi oluşmadığını kanıtlar.
Bizim oluşumumuz ile ilgili din açıklaması geçersizdir, artık bu açıklama insanlığın elinden kayıp gitmiştir.
Diğer açıklamalardan biri evrim. Şimdiye kadar geçersiz olduğunu gösteren tek bir veri bile çıkmadı. Tam tersine bulunan her veri geçerliliğini kuvvetlendirmekte.
Save The Day
18-06-2016, 16:02
Lenski deneyini kanıttan saymıyor musunuz?
Deney sonuçları:
1- Bakteri kolonilerinde bir çok farklı farklı alt mutasyonlar gözlemlendi.
2- Bakteri kolonilerinin geçirdiği mutasyonlar sonucu farklılaşma gözlemlendi.
3- Alt mutasyonların uygun olduğu bir bakteri kolonisinin daha önce enzimleme yeteneği olmayan bir besin türünü enzimleme yeteneği kazandığı gözlemlendi.
Ha diyorsanız ki ben bakteriden, balığa geçişi görmek istiyorum o zaman çok daha uzun vadeli bir deney gerçekleştirmeniz gerekir. Evrimin doğal döngüsü takip edildiği için ihtiyacınız olan dünya büyüklüğünde bir deney ortamı, güneş gibi bir enerji kaynağı ve milyarlarca sene.
Evrimi gösteren daha bir çok kanıt var.
Embriyolojik gelişimde gözlenen evrimsel izler.
DNA benzerlikleri (özellikle aynı ortak atadan gelme canlılarda aynı DNA noktasında aynı DNA hatalarının bulunması gibi hatalar, hani yaratılışçılar diyorlar ya evrenin, insanın oluşması için gerekli başlangıç entropisinin oluşma olasılığı 10 üzeri bilmem kaçta bilmem kaçtır diye bu DNA zincilerinde aynı noktada aynı hataların bulunma olasılığı 10 üzeri kaç milyarda kaç milyarda birdir acaba hesaplasalar ya)
Fosil kayıtlarında canlıların değişiminin gözlemlenmesi
Körelmiş organlar
Daha ne kadar çok kanıt olursa olsun sonuçta tatmin olmak istemeyen tatmin olmaz, bilimde mutlak diye bir şey yoktur. Bugün tek bir elma yer çekimine aykırı hareket etsin yer çekimi kanunu yıkılır. Bir deneyin uyumlu olması bir önermenin doğruluğunu kanıtlamaz ancak bir deneyde önermeye aykırı tek bir gözlemin bile yapılması önermenin yanlış olduğunu kanıtlar.
Dolayısı ile hangi deneyi yaparsak yapalım tatmin olmak istemeyen tatmin olmaz.
Ancak ilginç nokta bütün bu gözlemler canlıların dinlerde anlatıldığı gibi oluşmadığını kanıtlar.
Bizim oluşumumuz ile ilgili din açıklaması geçersizdir, artık bu açıklama insanlığın elinden kayıp gitmiştir.
Diğer açıklamalardan biri evrim. Şimdiye kadar geçersiz olduğunu gösteren tek bir veri bile çıkmadı. Tam tersine bulunan her veri geçerliliğini kuvvetlendirmekte.
Lenski deneyi sonucunda bakterilerde farklılaşma meydana gelmiş. Beslenmesi falan da değişmiş. Ama bakteri yine aynı bakteri olarak kalmamış mı? Farklı bir türe dönüşüm var mı? DNA'ya yeni bilgiler eklenmiş mi? Bir de mutasyon çok tartışılan bir konu. Mutasyonlar zararlı değil midir? Evrimde basit canlılar milyarlarca yıl boyunca gelişe gelişe farklılaşırlarya. Mutasyonla nasıl gelişecek? Yararlı mutasyon var mı? Mutasyon olmadan evrim olur mu?
Evrime çok sağlam kanıt olarak şöyle bir şey yapılabilir. Mesela labaratuvarda bi türü alıp başka türe çevirirsiniz. Diyebilirsiniz ki milyonlarca sene gerekir. Ama 21. yüzyıldayız. Bilimin bu kadar geliştiği bir zamanda o zamanı aşıp yapılamaz mı? Doğanın bilinci yoktur o yüzden bu kadar sürdüğü söylenir. Ama insan gelişmiş beyni ve bilimi kullanarak yıllar içinde hatta aylar içinde gerçekleştiremez mi? Bir de canlılardaki benzerlik evrimi ispat eder mi? Canlıların DNA'sının birbirine benzer olması aynı ortak atadan geldiğini gösterir mi? Aynı ortak atadan geldi demek yorum değil midir?
Save The Day
18-06-2016, 16:18
Sunduk, sana embriyodan yola çıkarak bilimsel veriler sundum, kaale bile almadın:)
Bak bunlar tıbbi veriler , internette tonlada bilgi belge bulursun ama kulağının üstüne yatmış, yok demekte ısrar ediyorsun.
Arkadaş senin cevapları okumaya gönlün yok, anlamadığın nedir verdiğim örneklerde? Yada itirazın nedir? Her canlının bu gelişim süreci böyle evrimsel süreçlerin hızlı geçişi gibidir. Ne yapalım sana yüzbinlerce-milyonlarca ve hatta milyar yıllık bir süreci kanıtlamak için ölümsüzlük mü bahşedelim?
ipuçları ortada, embriyodaki solungaç, perdeli eller,kuyruk sokumu , memelerin kasıktan göğse doğru 4-5 çift sıralı hali ki bize en yakın primatlardada ebriyo gelişimi benzer formlar içermekte, ne kanıtı istiyorsunuz, en basiti olan bunları yoksayıp "hadi bize kanıt sunun" diyen yaygaracı yaratılışçı soytarıların bunlardan haberi yok mu?
tabiki var.
İşte bilim insanlarını (Ergi Hocayıda) çileden çıkaran bu tutum. Bu kanıtları git çürüt yahu? Sana bilimsel makale sun derken genel hitap, adamlar bunları yokmuş kabul edip ne kanıtınız var diyor. Tabiki verilecek cevap git bu bilgi ve belgeleri çürüt, evrim orda, otur oku, öğren, oturup Ergi Hoca tonlarca bilgi belge ve süreci tek tek kanıtlayıp anlatacak mı? Ne sanıyorsunuz siz bunu, yaratılış masalı mı?
Ol dedi oldu değilki olay. Sen sunduğum örnek neyi kanıtlıyor dön önceki örnek verdiğim mesajımı oku öyle gel.
Okumuyorsun, demogoji yapmıyorum diyorsun.
Ciddiyetsizce bir tutum, artniyetli değilsen dikkatsizsin.
Evrim ve türler arası geçiş var say kanıtsız, çok basit soru, memelilerle ortak meme dizilimi neyin kanıtıdır? Nasıl oluyorda bazı insanlarda fazladan kör meme uçları bulunuyor? Üretim hatası mı?Yoksa ortak ata mı? İşte örnek, evrim bunun ortak atadan gelmenin sonucu olduğunu söylüyor,Cevaptan korkma, ölmezsin ama kendini gömersin belki :)
Sıkıldım, başkası devam etsin :)
Şimdilik saygımla gittim...
Sevgili dostum embriyolojik benzerlikleri örnek gösterdin. Ana rahmindeki hallerinin birbirine çok benzer olduğu dolayısıyla ortak bir atadan evrimleşerek günümüze geldiklerini söylüyorsun doğru mudur?
Dostum benim ingilizcem yok dolayısıyla ingilizce kaynaklara bakamıyorum. Türkçe olarak da evrim ağacını okudum. Kulağımın üstüne yatmıyorum. Türkçe olarak kaynak varsa sunabilirsin okurum.
Sevgili dostum embriyolojik benzerlikler var ama bunlar ortak bir atadan evrimleşerek günümüze geldiğini gösterir mi? Böyle der isek yani bu benzerlikler evrimi gösteriyor der isek yorum yapmış olmaz mıyız? Çıkarım mı yapmamız gerekiyor? Dostum canlıların gelişim süreci evrim değildir. Bireyin kendi içinde yaşadığı gelişimdir o. Evrim, tekil bireylerin değişimi demek değildir! Evrimsel süreçlerde değişen, popülasyon içerisindeki özelliklerin genel dağılımıdır. Bu süreç çok uzun sürdüğü için sorunlar ortaya çıkıyor sevgili dostum. Evrim tarih bilimi gibi. Geçmişte yaşanan olayları görmüyoruz ama kalan izlere bakıyoruz. Bu izler yeterli mi?
Dostum diyorsun ki: ''ipuçları ortada, embriyodaki solungaç, perdeli eller,kuyruk sokumu , memelerin kasıktan göğse doğru 4-5 çift sıralı hali ki bize en yakın primatlardada ebriyo gelişimi benzer formlar içermekte'' Yaratılışçılar bu benzerliklerin farkında ama ortak ata yerine ortak yaratıcıya bağlıyor onlar da :D
Bu kanıtları çürüt diyorsunuz. Zaten o yüzden programda oturup konuşuyorlar. Kanıt olarak gösterilen şeyleri konuşmaktalar. Amaçları da konuşup tartışmak zaten. Evrimi oku öğren dediğin kişi biyoloji profesörü. Ergi hocanın karşısında profesörler vardı o programda. Profesör bilmiyor mu demek istiyorsun?
Ortak meme diziliminden kasıt nedir? İnsanlarda 2 adet meme var. Bir inekte ise 4 adet meme var. Ortak dizilim derken yerleri mi aynı diyorsunuz? Nasıl aynılık anlamadım ben. Bir insanla ineğin meme dizilimi aynı değil. Sen belki de şeyi demek istiyorsun. Göğüs bölgesinde bulunuyor. Evet kafada ya da bacakta değil :D Fazladan kör meme uçlarından kasıt nedir? 2 meme ucundan fazla meme ucu mu var bazı insanlarda? Eğer öyle ise nerden biliyorsun? Neden hata olsun ki ayrıca?
Sundance
18-06-2016, 16:32
Lenski deneyi sonucunda bakterilerde farklılaşma meydana gelmiş. Beslenmesi falan da değişmiş. Ama bakteri yine aynı bakteri olarak kalmamış mı? Farklı bir türe dönüşüm var mı? DNA'ya yeni bilgiler eklenmiş mi? Bir de mutasyon çok tartışılan bir konu. Mutasyonlar zararlı değil midir? Evrimde basit canlılar milyarlarca yıl boyunca gelişe gelişe farklılaşırlarya. Mutasyonla nasıl gelişecek? Yararlı mutasyon var mı? Mutasyon olmadan evrim olur mu?
Evrime çok sağlam kanıt olarak şöyle bir şey yapılabilir. Mesela labaratuvarda bi türü alıp başka türe çevirirsiniz. Diyebilirsiniz ki milyonlarca sene gerekir. Ama 21. yüzyıldayız. Bilimin bu kadar geliştiği bir zamanda o zamanı aşıp yapılamaz mı? Doğanın bilinci yoktur o yüzden bu kadar sürdüğü söylenir. Ama insan gelişmiş beyni ve bilimi kullanarak yıllar içinde hatta aylar içinde gerçekleştiremez mi? Bir de canlılardaki benzerlik evrimi ispat eder mi? Canlıların DNA'sının birbirine benzer olması aynı ortak atadan geldiğini gösterir mi? Aynı ortak atadan geldi demek yorum değil midir?
Savetheday;
Bakteri yine bakteri olarak kalmamış mı derken bir koli basili bakterisi ile kalın bağırsak bakterisini bir mi görüyorsunuz? Aynı canlı mı?
Deneyin başlangıcındaki bakterinin DNA'sı bir çok kez mutasyon geçirip değişmiş, (bunlara alt mutasyon deniyor bazılarının hiç bir faydası veya zararı yok, bazıları temel işlevi görmüş) evet DNA değişmiş.
Mutasyon gerçekleşmiş. Mutasyonların çok büyük bölümü zararlıdır. Zararlı mutasyon geçiren canlının yaşama şansı azalır. Zararlı mutasyon geçirmesi yeni oluşan canlının ölümü demektir. Ölüm zararlı mutasyon geçiren canlıları temizler.
Mutasyonların çok çok az bir kısmı canlıya bulunduğu ortamda yaşamı konusunda avantaj sağlar. Buna yararlı mutasyon denir. Yararlı mutasyonlar canlıların daha yüksek yaşama ve üreme şanslarından dolayı sonraki nesillere aktarılırlar.
Bu yapı farklılaşmayı getirir.
Sonuç olarak:
Deney mutasyonu gözlemlemiş.
Deney yararlı mutasyonu gözlemlemiş.
Deney farklılaşmayı gözlemlemiş.
Gerisi sadece zaman sorunu.
aliyarasfal
19-06-2016, 01:17
İnsan embriyosu ilginçtir, 9 ayda çok hızlı bir süreçten geçer.:)
İki adet tek hücre birleşerek sıvı içinde solungaç yarıkları, perdeli eller, kuyruk sokumu uzantsı derken bana göre en net olan meme dokusu ile süren bir hızlı türler arası geçiş şöleni sunar.
Ne ilginçtirki bendenizdede iki adet fazla kör meme ucu bulunmakta, kimi emzireceksem artık erkek olarak, bir arkadaşımda ise bırakın körü bildiğiniz fazladan iki meme vardı.
Sen bu memelilerle ortak ve diğer canlılarla ortak gelişimi yoksayıp bahanelere sığınmak istiyorsan sorun yok.
Bu değişime, gelişime bir masalın sebep olduğunu ve ne akla hizmet böyle bir benzerliker sonucu geliştirdiğini ve görünüşte farklı, arka planda dna yapısı, çeşitli organların amaç ve kullanımı, zeka, duygular(yapısal işlevsel aynı biyolojik mekanizmalar-hormonlar) gibi ortaklıklara ne halt etmeye sahip olduklarınıda kanıtlarıyla sunma, ol dedi olduculuğu koy önümüze geç.
Dostum insanlığa faydalı bir şey yap, yaratılışçılar diyip durma. Yaratılış maddenin kendisine bağımlı bu evrende etki-tepki denkleminde özellikleriyle ,değişimle algılamaktan uzak insanlar için kolaycı masallardır.
Kömür -elmas ikilisini severim. Karbondur. Her değişim evrimdir şeklinde olayı lanse etmen mantık hatası yaratmak, evrimin ana kaynağı değişimdir, gelişimdir, toprağın taşa dönüşmesinde tanrı ne kadar rol oynuyorsa evrimdede ,canlılığın var oluşundada o kadar :)
Neyse sen yaratılış, karşı çıkan bilim adamlarıda var dedikçe bi bıkıyorum sorma gitsin.
Bende karşı çıkıyorum bir çok şeye ama bilimin işini bilime bırakıyorum, birileri kabul etmiyor diye dünya dönmekten vazgeçmiyor, birilerinin bilgisi yetmiyor, anlamak, kabullenmek istemiyor diye bilimde bilineni farklı anlatmaya çalışmıyor, çalışmayacakta.
Tanrı insanın yaratımıdır, yaratılışçılık budur :)
Karşı çıkan bilim insanları var demeyide geç, afaki sözler, karşı çıkan oturur inceler, teorisini ispatıyla sunar, bilim doğruya yanlış demez, deme şansı yok çünkü kimsenin tekelinde değil. Var mı böyle bir bilim adamı? Yok. Hy ve türevleri ki onlarda Hıristiyan ruhçulardan çalıntı masallarla ortada geziyor.
Bilim diyipte önümüze masal koymayı bırak artık.
Şimdilik saygımla gitttim...
Bak dostum şaka mısın sen?
Sabrımı mı sınıyorsun. Bana yok ingilizce bilmem falan ayağı yapmayıda bırak. Nerden biliyorsun, ne demek istiyorsun diyor utanmadan
Okumuyorum desene yazdığın mesajları.
Aptalı oynamayı bırak, Ergi Hocanın karşısında biyoloji Profesörü varmışmış.
Bu ülkede kim ne profu biliyoruz.
Şimdi tekrar sen saçmaladıkça tekrar aynı mesajımı gözüne sokacağım.
Tek taraflı tartışma mı olur. Önce saygılı ol, tek yaptığın yazılan mesajları yoksayıp , cevap vermekten kaçıp, sanki vermiş gibi bir cevap havalarında aynı saçma iddiayı tekrarlamak.
Hadi bakim önce oku ,sonra düşünceni belirt öyle konuş.Nerden biliyormuşum. Ulan kendi vücudumu bilmeyipte kiminkini bilcem?
Arkadaşa hazır önüne kişiye özel açıklamalar koyacakmışız.Sizin gönlünüz yok gerçekleri öğrenmeye, yaptığınız sadece demogoji üretmek.
http://www.evrimagaci.org/fotograf/54/7778
https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0nsan%C4%B1n_evrimi
İngilizce bilmemek değil mesele, bende bilmem, artniyetli olup olmamak.
Şimdilik saygımla gittim...
Save The Day
27-07-2016, 23:58
Bak dostum şaka mısın sen?
Sabrımı mı sınıyorsun. Bana yok ingilizce bilmem falan ayağı yapmayıda bırak. Nerden biliyorsun, ne demek istiyorsun diyor utanmadan
Okumuyorum desene yazdığın mesajları.
Aptalı oynamayı bırak, Ergi Hocanın karşısında biyoloji Profesörü varmışmış.
Bu ülkede kim ne profu biliyoruz.
Şimdi tekrar sen saçmaladıkça tekrar aynı mesajımı gözüne sokacağım.
Tek taraflı tartışma mı olur. Önce saygılı ol, tek yaptığın yazılan mesajları yoksayıp , cevap vermekten kaçıp, sanki vermiş gibi bir cevap havalarında aynı saçma iddiayı tekrarlamak.
Hadi bakim önce oku ,sonra düşünceni belirt öyle konuş.Nerden biliyormuşum. Ulan kendi vücudumu bilmeyipte kiminkini bilcem?
Arkadaşa hazır önüne kişiye özel açıklamalar koyacakmışız.Sizin gönlünüz yok gerçekleri öğrenmeye, yaptığınız sadece demogoji üretmek.
http://www.evrimagaci.org/fotograf/54/7778
https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0nsan%C4%B1n_evrimi
İngilizce bilmemek değil mesele, bende bilmem, artniyetli olup olmamak.
Şimdilik saygımla gittim...
Sevgili dostum evrime kanıt olarak benzerlikler gösterilir. Ben benzerliğin yeterli olduğunu düşünmüyorum. Mesela sokakta birbirine benzer iki çocuk gördüğümüzde efendim bunlar kardeştir, akrabadır vs diyemeyiz. Olabilir de olmayabilir de. Dolayısıyla aha benziyor o zaman ortak bir atadan milyarlarca yıl evrimleşti demek olabilir ama olmayabilir de. Yani ispat olarak bu yüzden benzerlik tek başına yeterli olmaz. Teoriyi destekleyebilir ama tek başına yeterli değildir.
Evrim milyarlarca yıl sürdüğünden gözümüzün önünde olmuyor. Richard Dawkins o yüzden cinayet işlendikten sonra dedektifin olay yerine gelmesine benzetiyor. Efendim balık denizden çıktı evrimleşti, yok şu oldu bu oldu demek için orada olmamız gerekmez mi? Orada değiliz. Geçmişte kaldı orası. Geçmişte olan bir konu hakkında nasıl kesin konuşabiliyoruz? Dedikleriniz tahmin olmuyor mu? Siz sürekli diyorsunuz ki karşı olarak bir şey sunuyorsanız kanıtlarını sunun falan. Ben evrime karşı olarak mesela aha akıllı tasarım, yaratılış teorisi gibi şeyler sunmuyorum. Evrim üzerine konuşuyoruz. Evrimin gerçek olup olmadığı, kanıtı olup olmadığı hakkında konuşuyoruz. Evrim ağacında benzerliklerden söz etmiş. Fakat dediğim gibi tek başına yeterli olacağını sanmam. Fosiller ise eskiden canlının yaşadığını gösterir fakat kademe kademe evrimleşerek günümüzdeki hali aldığını nasıl göstersin? Bu tahmin olmuyor mu? Milyarlarca yılda gerçekleşen bir şeyden bahsediyoruz. Orada olan olayı görmüş gibi kendimizden nasıl bu kadar eminiz? Bilimsel şüpheciliğe aykırı değil midir bu?
Save The Day
28-07-2016, 00:07
Savetheday;
Bakteri yine bakteri olarak kalmamış mı derken bir koli basili bakterisi ile kalın bağırsak bakterisini bir mi görüyorsunuz? Aynı canlı mı?
Deneyin başlangıcındaki bakterinin DNA'sı bir çok kez mutasyon geçirip değişmiş, (bunlara alt mutasyon deniyor bazılarının hiç bir faydası veya zararı yok, bazıları temel işlevi görmüş) evet DNA değişmiş.
Mutasyon gerçekleşmiş. Mutasyonların çok büyük bölümü zararlıdır. Zararlı mutasyon geçiren canlının yaşama şansı azalır. Zararlı mutasyon geçirmesi yeni oluşan canlının ölümü demektir. Ölüm zararlı mutasyon geçiren canlıları temizler.
Mutasyonların çok çok az bir kısmı canlıya bulunduğu ortamda yaşamı konusunda avantaj sağlar. Buna yararlı mutasyon denir. Yararlı mutasyonlar canlıların daha yüksek yaşama ve üreme şanslarından dolayı sonraki nesillere aktarılırlar.
Bu yapı farklılaşmayı getirir.
Sonuç olarak:
Deney mutasyonu gözlemlemiş.
Deney yararlı mutasyonu gözlemlemiş.
Deney farklılaşmayı gözlemlemiş.
Gerisi sadece zaman sorunu.
Evrim için DNA'ya yeni bilgi eklenip değişmesi gerekiyor öyle di mi? Buna imkan sağlayan şu an mutasyon gösteriliyor. Ama mutasyon konusunda şüpheler var aklımda. Faydalı mutasyon bu kadar azken nasıl mutasyon geçirip de evrimleşerek daha kompleks bir canlıyı oluştursun? Çok çok az bir kısmı olduğunu siz de söylüyorsunuz fakat mutasyonu bir kanıt olarak sunuyorsunuz. Mutasyon zararlı ise canlıyı öldürüyor. Mutasyon mekanizması evrim için yeterli mi? Doğal seçilim falan da evrim mekanizması olarak gösteriliyor fakat doğal seçilimde çevreye uygun olan canlı hayatta kalır. DNA'yı değiştirip farklı bir ortaya nasıl çıkarsın doğal seçilim? Mutasyonun devreye girmesi gerekir. Mutasyon ile de pek mümkün görünmüyor. Bir de mutasyon ile canlı değişse de o tür içinde çeşitlilik olur. Farklı bir türe dönüşme nasıl olacak? Makro anlamda evrim nasıl olabilir? Bu bir tahmin değil mi? Türleşme olayı şu değil midir mesela maymun yine maymundur ama farklı bir maymun türüdür. Mutasyon bunu sağlasa bile böyle türleşme olabilir ya da tür içinde çeşitlilik olabilir. Fakat mutasyon mesela maymunu nasıl insana çevirecek? Yani makro evrimden bahsediyorum.
spartacus
29-07-2016, 17:46
Evrim için DNA'ya yeni bilgi eklenip değişmesi gerekiyor öyle di mi? Buna imkan sağlayan şu an mutasyon gösteriliyor. Ama mutasyon konusunda şüpheler var aklımda. Faydalı mutasyon bu kadar azken nasıl mutasyon geçirip de evrimleşerek daha kompleks bir canlıyı oluştursun?
hayır bu yanlış veya ifade yanlış. Mutasyonlar, evrim sürecinde olağandışı motor hareketidir, BURADA olağanlığı veya dışılığı belirleyen salt koşul değil, ama verili koşuldaki canlının yapısıdır da... Mutasyonlar mantıken veya fikren, zihinen seçilmediği için, ortama uyum sağlamaması durumunda otomatik elenir, ama ortama uyum sağlayanda güçlenir böylece aktarım ve sonraki nesiller ortama uyum sağlanmışlıkla devam ederken, diğerleri zaten elenir. Burada herhangi bir iradi seçim yoktur ve GEREĞİ DE YOKTUR :)...
Doğada diyelim ki milyar tür olsun, ama olası olanda 100 milyar tür olsun, doğa koşullarının canlılığa ve çeşitlilik, yapı vb esasına göre bir çerçevesi, sınırı, olanakların, koşulların da bir çerçevesi vardır yani DENGE durumu diye ifade edersem bu anlaşılır olmalı. Canlıların salt mutasyonla evrimleştiği görüşü yanlıştır, dahi burada safsata mantığı var, bir nevi indirgeme her canlı doğal koşulunda da değişir yani kim salt mutasyona indiriyor ki?! Çünkü canlı ORGANİZE maddedir, ORGANİZELİK ne demek? Organize hareket, fefleks göstermek değil mi? Ortam değişirse canlının organize hareketinden dolayı ortama uyum veya ortamdan kaçış seçeneklerine sahip olur :)
Verili koşul her canlı için sıfırdan yeni bir koşuldur. yani bölünerek çoğalan bir canlı dahi olsa, bölünme sonunda ortaya çıkan yeni, diğerinden ayrı canlı için, bu bölünme gerçekleştiğinde, ortam da canlı gibi, o canlı namına yeni bir koşuldur. Koşula dair kalıtsal aktarımlar ancak canlının organik yapısı, mevcut koşula uyum yönünde ELENMİŞTİR, lakin öngürülemez olan yani koşulalrın kalan %99'u ise canlı tarafından tecrübe edilecektir bu da kalıtıma aktarılan bilginin de koşula göre sürece yayılmış değişkenliğini temsil edecek, çünkü koşul değişkenliğinin belirleyici ama canlının YAPISI NAMINA esastada etkin olan %1'lik kısımlarında değişimi demektir.
Kızılderililer mısır ekip biçmeden önce mısırın yapısı daha farklı idi. İnsan domatesi kralların saraylarının bahçelerini süsleyen çiçek olarak kullanırken, onu yiyemiyordu... örneğin mısırdaki değişimi ele alırsak, mısır daha küçük ve tek tük tohum veren(yani bugün gördüğünüz gibi sırma dizilimle olmayan) bir bitki idi. İnsan aralarında olağandışı sayıda tohum vereni tercih ettiği için, tohum olarak onu kullandıkça, bu zincirleme bir süreç olarak, yani ilgili farklı mısırın kalıtsal aktarımalrınında yeni nesillere aktarılmasıyla, daha fazla döküm veren mısıra ulaştı.
İnsan olmasaydı ne olurdu?
Mısır yine o dereceye doğru varacaktı, çünkü değişim geçirmiş bir mısır tohumu, toprağa düşecek ve sayıca veya yapıca daha baskın, güçlü olduğu içinde diğer mısır türlerinin hayatda kalma şansına nazaran ÇOK DAHA BÜYÜK BİR AVANTAJ OLUŞACAKTI.
Bilmiyorum anlattıklarım basit, sade ve kolay anlaşılır değil mi?
Elinize 100 misket alın, 20 metre ileriyede 3 delik koyun... Deliklere doğru gelişigüzel fırlatın.
100 misketiniz varken denk gelme olasılığı artacaktır. Şimdide 3 misket alın ve atın ve sonucu gözlemleyin. Mutasyon konusuda, avantaj konusuda bu basit örnekle anlaşılması kolaylaşır.
Çernobil faciası olduğunda ne oldu?
Canlılar değişmedi mi, değişenler aldıkları mutasyonu, yeni nesillerede geçirmeyecek miydi?
Lakin böyle bir ORTAM DEĞİŞKENLİĞİNDE, canlıalrda meydana gelen değişimler atıyorum 1.000 kalem değişimi,n 900 adedi, verili koşula UYUM SAĞLAMAZKEN, 100 adedi o ortamda YAŞAYABİLME, VAROLABİLME, SÜRDÜREBİLME şansına erişirse, işte bu 100 tanesi, diğerlerine göre avantajlı olduğu gibi, MEVCUT KOŞULADA uyum sağlamakla eskiye nazarandan da daha güçlü, organizmanın daha uyumlu olmasını sağlar. Kalan 900 elenir, ama ortama ayak uyduran canlıların kalıcılığı, değişimiyle kalıcı-AKTARICI hale gelir, buradaki kalıcılık da bir bütün kalıcılığı temsil etmez, ortama görede minik değişimleri de ifade eder ve evrim, hatrı sayılır düzeydeki minik değişimlerin ani(doyum noktasında) yansıtımıyla da(niteliğe geçiş) türleşmeyi vb getirir, bu bağlamda Evrimin, niteliğe yansıması SIÇRAMALI olur, aynen üst, üste dizeceğiniz 100 taş dengede iken üzerine koyacağınız bir nohut parçasının tümünü yıkmaya yetmesi gibi.
Bu kadar basit. Bu o kadar basit ki,
Mikropların antibiyotik direnci gibi çok basit gözlem-deneyler dahi uzun uzadıya yazıp çizmenin anlamsızlığını ifade eder.
100 milyar mikrobun antibiyotike maruz kaldığını düşünelim. Bu maruz kalmışlık ilgili canlının olağandışı KİMYASAL ETKİYE, REAKSİYONA girmesine veya organizmanın yeter miktar kimyasal yerine aşırı dozda farklı kimyasala maruz kalmasına yol açar, bu bağlamda da canlı MUHTEVASININ ANİ(!) DEĞİŞİMİNE BAĞLI OLARAK, verili koşulda eski yapısını koruyamaz ve değişime uğrar ve mutasyon kaçınılmaz olur(1.000 çeşit mutasyon olsa, bazılarının verili koşula uyum sağlaması namına belirli bir olasılık taşıdığıda açık değil mi? sayının bir önemi yok, 1.000 mutasyona uğramış canlı türünde, 3 tanesinin mutasyonu verili koşulda hayat da kalıyorsa, tür eskisinden farklı olarak o 3 tanesinden devam eder, kalan diğerleri ise ne yazık ki DOĞAL, NORMAL elenir, elenmeyenlerde koşul değişmediği halde hayat da kalmışlıkla avantaj sağlar). BuradacMUTASYON bir tercih değil ki, kimyasal, biyolojik yapının muhtevası değişiyor, haliyle canlı mevcut yapısını korumayamaz hale geliyor, yani mutasyonda kaçınılmaz oluyor, mutasyon dememizin nedeni, verili yapıdan çok daha farklı değişim(kaçınılmaz) olmasından geliyor... Bir bardak suya atacağınız bir şekerin erimesi gibi doğal, kaçınılmaz, özel öyle iradece seçilmiş vb bir tarafı yok.
Örneğin siz bir tencere yemeğe, 1 kilo tuz atarsanız yenemez hale geldiğine karar verirsiniz, tadmanız yeterli olacaktır, bu bağlamda muhteva sizin tanımladığınız veya olağan gördüğünüzden çok daha farklı olacaktır.
Siz Zeus'a, yok efendim Allah'a inanıyorsunuz diye, lafzen yemeğin tuzsuz veya normal olduğunu, FARKSIZ OLDUĞUNU iddia ederek bir şeyi değiştiremezsiniz, ya bir ahmaklık mahsulüdür ya da ciddi bir arıza...
Aha bu da Mısır, ne yani benim neye inandığım durumu değiştiriyor mu?
http://www.kws.com.tr/global/show_picture.asp?id=aaaaaaaaaaahhyn&w2=420&h2=378&clip=center,420,378&meta=0
Birgün, Nasreddin Hoca(Ahi Evran -> Şeyh Nasırettin Mahmut el Hoyi) komşusundan kazan almış, komşusu kazanı istediğinde de yanında bir tencere verip
-Senin kazan doğurdu demiş.
Komşusu sevinerek kazanıda, tenceriye almış.
Gel zaman, git zaman hoca tekrar kazanı istemiş ve almış.
Ardan günler, haftalar geçmiş ama kazan geri gelmemiş, bunun üzerine komşusu hocadan kazanı istemiş.
Hoca -Senin kazan öldü demiş.
Komşu -Hocam kazan ölür mü?
Hoca - Kazanın doğurduğuna inaıyorsunda, öldüğüne neden inanmıyorsun?
yahu, cansızlar maddeler ortam ilişkisinde değişiyorda, ORGANİZE olan canlıalr neden değişmesin.
Anlaması çok mu zor
Her canlının MADDESİ -> öncelikle CANSIZDIR, yani değişir :)
Canlılığın esası FARKLI MADDE OLUP-OLMAMAKTAN değil, madddeler arası ilişkinin belirli bir ORGANİZE-ORGANİZASYON haline erişmişliğinden gelir.
yani canlı, cansız ayrımının esası birisinin etki-tepki sürecinin gelişigüzel iken diğerinin etki-tepki sürecinin belirli bir organize harekete dönüşmesidir, FARK BUDUR.
Evrende canlılıkta, cansız maddeler gibi kaçınılmazdı, çünkü etki-tepki her madde ve her ilişkide geçerli ve eğer bir evrende, salisede katrilyonalrca etki ve tepki gerçekleşiyorsa, maddenin gayet olağan biçimde tepkiyi örgütlü vermeside OLASILIK olacaktı.
Misket ve 3 delik örneği vermiş miydim?
Duvara bir yumruk atın ve gözlemleyin... Aslında duvarın verdiği tepkide, belirli bir örgütlülüğü(örgülü yapı, bileşim) yansıtır ama organize olduğu söylenemez, organize tepki verebilirse o zaman da ona CANLI denir.
El-insaf, şekeri suya atıyorsun eriyorda, muhtevan o veya benzer maddeden, kimyadan müteşekkil iken, değişimden kaçması mümkün mü? Bu mümkün mü? Muhtevan cansız, bildiğin madde, canlılığının esası organize davranışa denir :) kim diyor size canlının evrimi ile cansızın evriminin ZEMİNDE farklı olduğunu, canlının evrimi bir -> 1.) Maddi değişim -> kaçınılmaz, maddi evrim 2.) Organik değişim, organize yapı, hareket, fonksiyonel değişimler -> canlının evrimi...
Bir kayanın dahi değiştiğine inanıyorsun da, aslında özünde muhteva olarak pekte farklı olmayan ve aslında aynı ortamlara, ETKİLERE maruz kalan etin bir bütün halinde muhtevanın değiştiğine neden inanmıyorsun, daha doğrusu bu kadardığı idrak edemiyorsun?
Evrim dediğin öyle basit bir iki satır ile yazılap çizilebilecek bir şey değil ki,, hah şudur diyebilelim.
Evrim olgudur. evrimi araştıran bilim dalı da Evrim bilimidir.
Evrim bilimsel bir konudur, her bilimsel konunun da matematiksel ve mantıksal çıkarımlar sonucu test edilip kanıtların yanında yer almalıdır.
Biri kalkıp biz öküzden de gelmiş olabiliriz diyemez.
evrimi tamamen kavrayabilmen için evveliyatta bunun ciddi anlamda dersini görmen gerekir.
Canlılığın esası FARKLI MADDE OLUP-OLMAMAKTAN değil, madddeler arası ilişkinin belirli bir ORGANİZE-ORGANİZASYON haline erişmişliğinden gelir.
dostum spartakusun uzun yazısına haksızlık olmasın,
sadece şu cümlesini anlasalar yeterli.
ama bu cümleyi anlamak bu kadar mı zor.
zor amk.
zor.
entellektüel namus lazım.
o da artık yok gibi bişey.
eline sağlık dostum.
anlayana yazmaya devam et.
Yıldıztozu
29-07-2016, 22:53
Bir araba markası 100 çeşit araba modeli üretsin. Bu modellerden 3 tanesi çok satsın ve halk tarafından çok talep görsün.
Daha sonra bu marka bu 3 modeli çok sattığı için daha çok üretecektir ve diğer modellerin üretimini azaltacaktır.
Hayatta kalabilen bu 3 model daha çok üretilirken, hayatta kalamayan (ihtiyaçları karşılayamayan) diğer modeller doğal olarak elenir.
İşte canlıların doğal seçilimi de buna benzer. Darwin'in sunduğu bu doğal seçilim fikri müthiş felsefi bir çıkarımdır aslında.
Sundance
30-07-2016, 15:08
Evrim için DNA'ya yeni bilgi eklenip değişmesi gerekiyor öyle di mi? Buna imkan sağlayan şu an mutasyon gösteriliyor. Ama mutasyon konusunda şüpheler var aklımda. Faydalı mutasyon bu kadar azken nasıl mutasyon geçirip de evrimleşerek daha kompleks bir canlıyı oluştursun? Çok çok az bir kısmı olduğunu siz de söylüyorsunuz fakat mutasyonu bir kanıt olarak sunuyorsunuz. Mutasyon zararlı ise canlıyı öldürüyor. Mutasyon mekanizması evrim için yeterli mi? Doğal seçilim falan da evrim mekanizması olarak gösteriliyor fakat doğal seçilimde çevreye uygun olan canlı hayatta kalır. DNA'yı değiştirip farklı bir ortaya nasıl çıkarsın doğal seçilim? Mutasyonun devreye girmesi gerekir. Mutasyon ile de pek mümkün görünmüyor. Bir de mutasyon ile canlı değişse de o tür içinde çeşitlilik olur. Farklı bir türe dönüşme nasıl olacak? Makro anlamda evrim nasıl olabilir? Bu bir tahmin değil mi? Türleşme olayı şu değil midir mesela maymun yine maymundur ama farklı bir maymun türüdür. Mutasyon bunu sağlasa bile böyle türleşme olabilir ya da tür içinde çeşitlilik olabilir. Fakat mutasyon mesela maymunu nasıl insana çevirecek? Yani makro evrimden bahsediyorum.
Mutasyon konusunda aklındaki şüpheler nedir? Mutasyonun ne olduğunu, nasıl gerçekleştiğini biliyorsun herhalde?
Doğrudur mutasyon gerçekleşme ihtimali çok düşüktür, hele hele bu gerçekleşen mutasyonun faydalı bir mutasyon olma ihtimali çok daha düşüktür ancak dünya üzerinde çok fazla canlı var ve bu canlılar çok fazla mutasyon nedenine maruz kalıyorlar. Böyle olunca çok çok düşük ihtimaller gerçekleşiyor işte. Faydalı mutasyonun zararlı mutasyondan farkı, faydalı mutasyon canlının bu mutasyonu bir sonraki nesillere aktarmasına neden oluyor. Bir nevi "save as" gibi çalışıyor yani. Mesela oksijensiz bir ortamda daha iyi oksijensiz sentez yapabilme mutasyonu geçiren bir bakteri daha iyi çoğalarak genlerini bu ortamda sonraki nesillere aktararak baskınlık gösterecektir. Buna bu doğal ortamda faydalı mutasyon geçirmiş bir bakteri ve doğal seçilim gerçekleşmiş diyoruz. Eğer aynı bakteri sadece oksijen bulunan bir ortamda aynı mutasyonu geçirmiş olsa idi faydalı bir mutasyon diyemezdik. Dolayısı ile mutasyon ve doğal seçilim mekanizmalarının işleyişi bu şekilde. Canlılar bulundukları doğal ortamda ölümün usturası tarafından elenerek daha iyi uyum sağlayacak şekilde türleşiyorlar.
Her nesilde geçirilen mutasyonlar farkedilmeyecek kadar küçüktür. Dolayısı ile bir nesilde tür içinde farklılık oluşmasını bekleyemezsiniz. Dolayısı ile tür içinde mutasyon geçiren birey ile diğer bireyler arasında üreme mümkündür. Eğer türden tamamen farklılaşacak şekilde bir sürü mutasyonun aynı anda doğru bir şekilde tek bir bireyde gerçekleşmiş olduğu bir süper mutant oluşmuş olsa idi bile bu tür içinde üreme sağlayamayacağından yine doğal seçilim açısından faydalı bir mutasyon oluştuğundan bahsedemezdiniz.
Şu makro - mikro evrim insanların kafasını karıştırmak için çıkartıldı herhalde. Bir virüsün 1 sene içinde değişim geçirip piyasadaki ilaçlara direnç kazandığını anlıyorsunuz, bir bakterinin 20 sene boyunca ürediği zaman DNA'sı farklılaşıp başka özellikler taşıdığını anlıyorsunuz. Bir kaç bin senede kurtların köpeğe, bir kaç on yılda dişli fillerin dişsiz fillere dönüştüğünü anlıyorsunuz. Milyarlarca yıl içinde bu değişikliklerin oluşturacağı birikimi anlamıyorsunuz. Mikro ile makronun farkı budur. Zaman.
Bu bulgular tahmin filan değil. Elimizde bir sürü fosil kalıntısı var. Canlıların yapısının aşama aşama nasıl farklılkaştığını görüyoruz. İnsan ile şempazenin aynı ortak ataya sahip olduğunu biliyoruz. İkisi de DNA'larının aynı noktasında aynı genetik hatayı taşıyorlar. Bunun gibi bir çok DNA analizinden canlıların nasıl türleştiğini anlayabiliyoruz.
Asıl yukarıda bir adamın oturup her şeyi izlediği ve bütün canlıları kendi keyfi için bu adamın yarattığı iddiası biraz tahmin olmuyor mu?
spartacus
30-07-2016, 15:35
Şu makro - mikro evrim insanların kafasını karıştırmak için çıkartıldı herhalde. Bir virüsün 1 sene içinde değişim geçirip piyasadaki ilaçlara direnç kazandığını anlıyorsunuz, bir bakterinin 20 sene boyunca ürediği zaman DNA'sı farklılaşıp başka özellikler taşıdığını anlıyorsunuz. Bir kaç bin senede kurtların köpeğe, bir kaç on yılda dişli fillerin dişsiz fillere dönüştüğünü anlıyorsunuz. Milyarlarca yıl içinde bu değişikliklerin oluşturacağı birikimi anlamıyorsunuz. Mikro ile makronun farkı budur. Zaman.
gayet anlaşılır bir açıklama...
Birde neresinden, nesine göre bakıldığı da önemli...
örneğin 1.000 yıl önce yaşamış bir insanla, günümüz insanı arasındaki farklılık nicel farklılık olarak seyreder, yani mikro-makro kafa karıştıranların, mikro dediği şey. Oysa 1.000 yıl önceki insanı şimdi İstanbul'un orta yerine koyabilseydik, hayatta kalması mümkün olmayacağı gibi, ömrüde bir kaç saati geçmezdi. neden, çünkü atmosfer ve atmosferde bulunan, vücudunda bulunacak-bulunan milyonlarca bakteri, mikrop, virüsler, aldığı gıdalardaki farklı kimyasallar ve bağışıklık sistemi uyuşmazlığı...
İşte demek ki biz evrim olgusuna salt birey değil tüm bir doğa açısıyla yani geniş ve bütünlükle, iletişim ve ilişkisel ağları kopartmadan baksaydık, yukarıda görece mikro değişiklik, farklılık dediğimizin nasılda MAKRO sonuçalrı ürettiğini görebilirdik, bunu görmek içinde illa 1.000 yıl önceki insanı getirmek şart değil ki.
Çünkü mikro, makro dediğimiz de insan bunları belirleyen çerçeveler, referanslar tayin eder, bu durumda da neyin mikro, makro olup olmadığınıda bir yerde insan, çerçeveyi, göreliği, referansı, kendine göre seçimi vb ile önsel olarak belirleme zaafına düşer... Bu makro değişim lafazanlığı bana göre H.Yahya'nın hani şu kafa tavuk, gerisi kertenkele vb tadında hayal ettiği formlar var ya, sanırım makrodan kasıt da bu veya benzer örnekler ya da işin o kısımı ATIP-TUTMAYINCA böyle muğlak ifadelere sarılındı :)
Oysa mikro ölçekler, niteliği baz, esas aldığımızda nicelik yansıtır, ama bir nicel değişkenin de ortam dahilindeki rolü, makro sonuçlar doğurabilir... konu itibariyle yani değişimin ölçeğine karar verme namına, mikro ile makro arasında Çin seddi olmadığı gibi hatta çepeçevre doğada, ortam, yani bütün bir koşulda mikro, makro, makro, mikro olur, çünkü insan o BÜTÜNÜN arasında KÜÇÜK kesitler alarak neyin, neye göresinden bir kanıya varacaktır, ona göre de mikro makro diyecek vs...
Oysa genetik bir mirasın atomik düzeydeki farklılığı dahi, meseleyi canlının dış görünüşüyle değil, ama ilgili atomik düzeyinde değerlendiriyor olsaydık bu makro değişim olurdu,, bu değişimdeki mikro, değişime etken olan faktörlerin etkidiği süreçte henüz nicel etkiler diyebileceğimiz kimyasal-fiziksel etki ve tepkiler, kimyasalın, bileşiklerin vb oranı düzeyinde kalırdı ki, o mikro olurdu, ama ilgili değişim niteliğe yansımış ve miras değişmiş ise işte bu değişimde mikro filan değil, makrodur... Yani biçimi, canlının dış görünüşünü esas alan çarpık anlayışa göre bakarsak, genetik mirastaki atomik düzeydeki değişim, burunsuz, 5 bacaklı veya daha fazla sayda burunlu, elli ayaklı insan doğumu gibi, niteliğe yansımış, kişide esası-çerçeveyi o açıdan değerlendirseydi makro değişim-fark olurdu...
Bu arada bu orangutan sesleri taklit yeteneği kazanmış. yani nasıl ifade edilir, insan konuşmayı sonradan öğrenir, yani kelimelerimiz özünde taklitten elde ettiğimiz ses yönetimidir, bu yeti (baı kuşalrın taklitsel ötüşü hariç) diğer canlılarda bulunmaz(insan annesinden doğduğunda ve epey bir zaman diğer canlılzr gibi içeriden gelen ve yönetemediği, kendine has-doğal sesi kullanır, ama sonradan konuşmayı(yapay, sonradan edinilen taklit yeteneği ses!) öğrenir, ilklerde kuşu, hayvanları vb taklit etmekle bu işe yöneldiler, sonra aynı yöntemi yazı için de kullandılar-yazının gelişimine bakılabilir-)
yani maymunlarda böyle bir sürece zorunlu kalır veya teşvik edilirse bunu başarabilir miydi?
başarabildiği görüldü...
lPRFx6SRUjk
Birde bir soru sormak istiyorum;
Şu yukarıdaki orangutan ile insan arasındaki fark MİKRO MU, YOKSA MAKRO MUDUR? Yani birisinin gerisi balina da diğerinin ki 2 ayaklı filan mıdır, ayrım nedir, neye göredir?
İkisininde 5 parmağı var.
Biyolojik yapıları %97(!) aynı.
ikiside ellerini kullanabiliyor.
Vücut, iskelet şu ya da bu yapısal olarak neredeyse tamamen aynı...
.....
.....
uzatılabilir kısa kesersem
Fark makro mu, mikro mu? (eminim şimdi cevap vermek isteyenler, "neye göre" demeye başlayacak çünkü aralarındaki fark, benzerlikten çok ama çok daha düşük demek ki neymiş, kendi başına MUĞLAK kelimelerin ardına edebiyat dizmek meziyet değil, tabiri caizse safsata mantığından mütevellit, ahmaklıkmış, bu serüvende kapanlar ve kapılanlar vardır, kandıranlar ve kandırılanlar, avcı ve av olanlar. Teolojik bir çok zırvada, tamamen bu ve benzer yöntem-muğlakların ardına, süslü ama alakasız edebiyat dizip, milyonalrı kandırmaktan kazanır. Bizim ülkemizde Dinozor dendiğinde hiç bir şey anlamayan milyonlar, hatta şu çocuk parkına dinozor getrilecek ne düşünüyorsunuz dendiğinde güzel hayvanlar, tabi getirsinler çocuklar içinde iyi olur vb diyebilen milyonlar, evrim dediğinizde size, zinharrrrrrr karşı da çıkmayı bilirler, kel başa şimşir tarak, böyle bir atmosferde avcı, avının peşine elbette koşacak, bakınız ülkemize, toplumun cehaletinden villalar dizen, cennet hurileriyle yaşayan binlerce şeyh var.)
missysoul
30-07-2016, 17:33
Elbetde evrimin pek çok bilimsel kanıtı var , bunların bir kısmı biyolojiden anlamayanlara yabancı gelebilir.Bu tip sorularda ben daha basit kanıtları gösteriyorum ve aralarında en sevdiğim balinalar :)
Balinaların evrimiyle ilgili bir fotoğraf :
http://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2015/09/16/evrim-olmasaydi-balinalar-hala-ayakliydi-71803-5.jpg
Şimdi evrime inanmayanların cevap vermesi gerken çok basit bir soru var , özellikle indirgenemez mükkemmel yaratılışa inananlar, balinaların dışarda bir el olmayan ve yüzgeç görevi gören uzuvlarının iç kemik yapısında "PARMAK" kemikleri bulunur :)
Balina İskeleti :
http://www.north-slope.org/assets/images/uploads/drawing%20of%20skeleton%20JCG%20and%20HT%202010%20 crop.jpg
Sundance
01-08-2016, 14:37
Çünkü mikro, makro dediğimiz de insan bunları belirleyen çerçeveler, referanslar tayin eder, bu durumda da neyin mikro, makro olup olmadığınıda bir yerde insan, çerçeveyi, göreliği, referansı, kendine göre seçimi vb ile önsel olarak belirleme zaafına düşer... Bu makro değişim lafazanlığı bana göre H.Yahya'nın hani şu kafa tavuk, gerisi kertenkele vb tadında hayal ettiği formlar var ya, sanırım makrodan kasıt da bu veya benzer örnekler ya da işin o kısımı ATIP-TUTMAYINCA böyle muğlak ifadelere sarılındı :)
Bu kısımda mikro - makro nasıl kullanılıyor ona değinelim biraz.
En başta evrim şiddetle reddediliyor. Evrim hakkındaki bulgular yok sayılıyor. Bulunan bulgular inkar ediliyor. Bulgular netleştikçe daha bilinmedik oluşumlar öne sürülüyor. Artık en sonunda iş reddedilemeyecek kadar apaçık hale gelince işte bu mikro evrim - makro evrim devreye giriyor.
"Haaaa mikro evrim vardır zaten, ben makro evrim yoktur diyorum en başından beri..."
Bunun Türkçe maali şu oluyor:
"Dötü kaybettik bari öndekini kurtaralım"
Bu kadar ucuz mu kıvırtmak?
E gökteki adam masalını yiyen insanlardan ne bekliyorsun ki?
spartacus
01-08-2016, 16:23
"Dötü kaybettik bari öndekini kurtaralım"
Şöyle bir şey de var :)
JggefBF82oM
Save The Day
01-08-2016, 22:26
Mutasyon konusunda aklındaki şüpheler nedir? Mutasyonun ne olduğunu, nasıl gerçekleştiğini biliyorsun herhalde?
Doğrudur mutasyon gerçekleşme ihtimali çok düşüktür, hele hele bu gerçekleşen mutasyonun faydalı bir mutasyon olma ihtimali çok daha düşüktür ancak dünya üzerinde çok fazla canlı var ve bu canlılar çok fazla mutasyon nedenine maruz kalıyorlar. Böyle olunca çok çok düşük ihtimaller gerçekleşiyor işte. Faydalı mutasyonun zararlı mutasyondan farkı, faydalı mutasyon canlının bu mutasyonu bir sonraki nesillere aktarmasına neden oluyor. Bir nevi "save as" gibi çalışıyor yani. Mesela oksijensiz bir ortamda daha iyi oksijensiz sentez yapabilme mutasyonu geçiren bir bakteri daha iyi çoğalarak genlerini bu ortamda sonraki nesillere aktararak baskınlık gösterecektir. Buna bu doğal ortamda faydalı mutasyon geçirmiş bir bakteri ve doğal seçilim gerçekleşmiş diyoruz. Eğer aynı bakteri sadece oksijen bulunan bir ortamda aynı mutasyonu geçirmiş olsa idi faydalı bir mutasyon diyemezdik. Dolayısı ile mutasyon ve doğal seçilim mekanizmalarının işleyişi bu şekilde. Canlılar bulundukları doğal ortamda ölümün usturası tarafından elenerek daha iyi uyum sağlayacak şekilde türleşiyorlar.
Her nesilde geçirilen mutasyonlar farkedilmeyecek kadar küçüktür. Dolayısı ile bir nesilde tür içinde farklılık oluşmasını bekleyemezsiniz. Dolayısı ile tür içinde mutasyon geçiren birey ile diğer bireyler arasında üreme mümkündür. Eğer türden tamamen farklılaşacak şekilde bir sürü mutasyonun aynı anda doğru bir şekilde tek bir bireyde gerçekleşmiş olduğu bir süper mutant oluşmuş olsa idi bile bu tür içinde üreme sağlayamayacağından yine doğal seçilim açısından faydalı bir mutasyon oluştuğundan bahsedemezdiniz.
Şu makro - mikro evrim insanların kafasını karıştırmak için çıkartıldı herhalde. Bir virüsün 1 sene içinde değişim geçirip piyasadaki ilaçlara direnç kazandığını anlıyorsunuz, bir bakterinin 20 sene boyunca ürediği zaman DNA'sı farklılaşıp başka özellikler taşıdığını anlıyorsunuz. Bir kaç bin senede kurtların köpeğe, bir kaç on yılda dişli fillerin dişsiz fillere dönüştüğünü anlıyorsunuz. Milyarlarca yıl içinde bu değişikliklerin oluşturacağı birikimi anlamıyorsunuz. Mikro ile makronun farkı budur. Zaman.
Bu bulgular tahmin filan değil. Elimizde bir sürü fosil kalıntısı var. Canlıların yapısının aşama aşama nasıl farklılkaştığını görüyoruz. İnsan ile şempazenin aynı ortak ataya sahip olduğunu biliyoruz. İkisi de DNA'larının aynı noktasında aynı genetik hatayı taşıyorlar. Bunun gibi bir çok DNA analizinden canlıların nasıl türleştiğini anlayabiliyoruz.
Asıl yukarıda bir adamın oturup her şeyi izlediği ve bütün canlıları kendi keyfi için bu adamın yarattığı iddiası biraz tahmin olmuyor mu?
Mutasyon konusunda aklımdaki şüpheler evrime sebep olamayacağı. Makro evrimi sağlayamayacağı. Koskoca türü başka türe nasıl çevireceği şüphesi. Bak itiraf ettin mutasyon gerçekleşme ihtimali çok düşüktür, hele faydalı olması çok çok düşük. Ee bu kadar düşük ihtimal tesadüflerle biraraya gelip evrimi mi sağlayacak? Saçma geliyor. Evrim ağacında okuduğumda ise mutasyona o kadar önem vermiyorlar. Sadece tür içinde çeşitlilik sağlayacağı yazıyordu. Burada karışık durum var. Mutasyon mesela insan türü içerisinde mavi gözü sağlar fakat başka türe evrimleştirir mi? Mesela ayağa kalkan maymunlardan bahsedilir, milyon sene sonra homo sapiens oluyor falan. Mutasyon mu sebep oluyor? O canlı maymun gibi birşey, ne oluyor da tamamen değişerek insan oluyor? Bunun mekanizması lazım. Yoksa kendi kendine oldu demek saçma tabiki. Mekanizmasının ortaya konması gerekir. Bu kadar düşük ihtimallerle nasıl oluyor da oluyor? Zorlama bir açıklama değil mi bu? Şafak Mert hoca ise mutasyonlara ağırlık vermişti. Bağışıklık sistemimizin böyle çalıştığını ifade etmişti. Hatta makro anlamda balığın ne oluyor da akciğere sahip olduğunu da izah etmişti. Yani makro örneği lazım. O Şafak hocanın dediği gibi mi yoksa evrim ağacında anlatılan gibi mi oluyor? Bir de mutasyon olunca onu gelecek nesile aktarmak problem. Hadi faydalı oldu aktarmak inanılmaz düşük bir ihtimaldir. Dolayısıyla imkansıza yakın ihtimaller karşımıza çıkarken evrimleşerek daha kompleks ve farklı bir türe dönüşmek aklıma yatmıyor. Zorlama bir yorum gibi.
Bir de milyarlarca sene gibi bir problem var. Hiçbirimiz orada değildik. Ömer Faruk Noyan'ın anlattıkları şüphe uyandırdı. Orada mıydınız da bunu anlatıyorsunuz diyordu Ergi hocaya. Genetik geçmişi bilemez ya da çözemez gibi birşeyler söylemişti. Bir de meşhur sözü tahmindir yorumdur dedi. Milyarlarca yıl boyunca efendim şöyle mutasyon oldu, yok cinsel seçilim, yok doğal seçilim bi bakıyosun günümüz canlıları çıkıyor. İyi de o zamanı gören yokki. Nereden biliyoruz? Geçmişi görmedik. Tahmin olmuyor mu bütün bunlar? İhtimal dahilinde mi yoksa evrim? Eğer olabilirse olmayadabilir. Yani kesinlik yok mu? Bir de benzerlikleri göstermek de yetmiyor ki. Biyoloji profesörü Turan hoca şey demişti yılan ile insan hücreleri benzerdir, bunlar hareketle efendim insan yılandan evrimleşerek geldi demek mümkün mü demişti. Yani benzerlikleri efendim siz öyle yorarsınız, diğeri de ortak yaratıcıya yorar dedi. Yorum mu devreye giriyor? Bir de yorumun ne olduğunun netleşmesi gerekir. Sanırım yorumdan kasıt kişisel görüş. Oysa yorum; konunun bilinmeyen veya güç olan yerlerinin açıklanması ve izah edilmesi değil midir? Yorum deyince kişisel görüş anlamında kullanılıyor. Bunun da tanımının yapılması gerekir.
Sundance
01-08-2016, 23:30
Mutasyon konusunda aklımdaki şüpheler evrime sebep olamayacağı. Makro evrimi sağlayamayacağı. Koskoca türü başka türe nasıl çevireceği şüphesi. Bak itiraf ettin mutasyon gerçekleşme ihtimali çok düşüktür, hele faydalı olması çok çok düşük. Ee bu kadar düşük ihtimal tesadüflerle biraraya gelip evrimi mi sağlayacak? Saçma geliyor. Evrim ağacında okuduğumda ise mutasyona o kadar önem vermiyorlar. Sadece tür içinde çeşitlilik sağlayacağı yazıyordu. Burada karışık durum var. Mutasyon mesela insan türü içerisinde mavi gözü sağlar fakat başka türe evrimleştirir mi? Mesela ayağa kalkan maymunlardan bahsedilir, milyon sene sonra homo sapiens oluyor falan. Mutasyon mu sebep oluyor? O canlı maymun gibi birşey, ne oluyor da tamamen değişerek insan oluyor? Bunun mekanizması lazım. Yoksa kendi kendine oldu demek saçma tabiki. Mekanizmasının ortaya konması gerekir. Bu kadar düşük ihtimallerle nasıl oluyor da oluyor? Zorlama bir açıklama değil mi bu? Şafak Mert hoca ise mutasyonlara ağırlık vermişti. Bağışıklık sistemimizin böyle çalıştığını ifade etmişti. Hatta makro anlamda balığın ne oluyor da akciğere sahip olduğunu da izah etmişti. Yani makro örneği lazım. O Şafak hocanın dediği gibi mi yoksa evrim ağacında anlatılan gibi mi oluyor? Bir de mutasyon olunca onu gelecek nesile aktarmak problem. Hadi faydalı oldu aktarmak inanılmaz düşük bir ihtimaldir. Dolayısıyla imkansıza yakın ihtimaller karşımıza çıkarken evrimleşerek daha kompleks ve farklı bir türe dönüşmek aklıma yatmıyor. Zorlama bir yorum gibi.
Bir de milyarlarca sene gibi bir problem var. Hiçbirimiz orada değildik. Ömer Faruk Noyan'ın anlattıkları şüphe uyandırdı. Orada mıydınız da bunu anlatıyorsunuz diyordu Ergi hocaya. Genetik geçmişi bilemez ya da çözemez gibi birşeyler söylemişti. Bir de meşhur sözü tahmindir yorumdur dedi. Milyarlarca yıl boyunca efendim şöyle mutasyon oldu, yok cinsel seçilim, yok doğal seçilim bi bakıyosun günümüz canlıları çıkıyor. İyi de o zamanı gören yokki. Nereden biliyoruz? Geçmişi görmedik. Tahmin olmuyor mu bütün bunlar? İhtimal dahilinde mi yoksa evrim? Eğer olabilirse olmayadabilir. Yani kesinlik yok mu? Bir de benzerlikleri göstermek de yetmiyor ki. Biyoloji profesörü Turan hoca şey demişti yılan ile insan hücreleri benzerdir, bunlar hareketle efendim insan yılandan evrimleşerek geldi demek mümkün mü demişti. Yani benzerlikleri efendim siz öyle yorarsınız, diğeri de ortak yaratıcıya yorar dedi. Yorum mu devreye giriyor? Bir de yorumun ne olduğunun netleşmesi gerekir. Sanırım yorumdan kasıt kişisel görüş. Oysa yorum; konunun bilinmeyen veya güç olan yerlerinin açıklanması ve izah edilmesi değil midir? Yorum deyince kişisel görüş anlamında kullanılıyor. Bunun da tanımının yapılması gerekir.
Savetheday cevap verir misin?
Sence dünya üzerinde kaç tane tek hücreli var? Kaç tane eşeyli sperm ve yumurta var?
Her an her saniye ne kadar üreme gerçekleşiyor dünya üzerinde?
Bütün dünya için soruyorum. Bir çay kaşığı deniz suyunda bile milyonlarca organizma var ise sen hesapla.
Peki dünyaya ne kadar foton düşüyor? Her an güneşe bakan yüzey, hatta süper novalardan gelen yüksek enerjili ışınlar. Hatta kimyasal uyumsuzluklar filan falan. Ne kadar?
1 cm²'ye bile milyonlarca foton düşüyor ise saniyede sen hesapla.
Dünyada şimdiye kadar kaç saniye geçti? Bütün bu hücreler devamlı bir radyasyon, bilmem bin türlü mutasyon kaynağı altında bombardıman altında ne kadar geçti? Dünyanın oluşumu 6 milyar yıl, yaşamın ortaya çıkışı 4 milyar yıl. Sen hesapla.
Mutasyon oluşması ihtimali çok düşük eyvallah da. Dünyadaki büyüklüğün farkında mısın? Mutasyonun çok düşük dediğimiz ihtimali bu dünyanın bu kadar çok deneme altında hiç de küçük bir ihtimal olmuyor. Hatta o kadar büyük bir ihtimal oluyor ki her an gerçekleşiyor işte. Haaa yararlı mutasyon çok çok daha düşük bir ihtimal. İşte bu her an gerçekleşmiyor. Ancak bir kez gerçekleşince de bu mutasyonu geçiren canlılar baskın hale geliyor. O mutasyon dünyada kalıcı oluyor anlıyor musun?
Faydalı mutasyon olunca bir sonraki nesile aktarılma ihtimali düşük ne demek? Bir balık düşün diğer balıklardan daha hızlı yüzecek daha güçlü bir yüzgece sahip olacak. En iyi o beslenecek. Düşmanlarından en iyi o kaçacak da o yaşamayacak o ölecek de kuyruğu olmayan mı yaşayacak aktaracak genlerini? Aklın alıyor mu? Haaa yararlı mutasyon geçirir ona rağmen üreyemeden ölür bir şekilde o yararlı mutasyonu bir sonraki nesile geçiremez bu durumda da genel olarak yararlı mutasyon geçirenler bulundukları ortamda daha üstün özellikler kazandıkları için yaşama, dolayısı ile üreme, dolayısı ile genlerini bir sonraki nesile aktarma şansları daha yüksek bunu anlamıyor musun?
Sene konusuna gelince; bir şeyi bilmek için illa başında durup da izlemek gerekmiyor. Dünyanın yaşını biliyoruz değil mi? Nerden biliyoruz? Dünya kadar fosil var elimizde. O yaratıklar yaşarken biz yanlarında değildik ama fosilleri elimizde. Gözüyoruz ne tür şeyler olduklarını. DNA'ları elimizde. İnceliyoruz DNA dizilimlerini görüyoruz. O kadar çok kanıt var ki artık elimizde inkar etmek abesle iştigal.
Israrla dönüp dolaşıp aynı şeyleri soruyorsunuz. Nerden bileceğiz diye? Bilim dünyasında evrim olgusu hakkında bir tartışma yok diyoruz. Bu cevabın ciddiyetini anlamıyorsunuz anladığım kadarı ile. Bu şu manaya geliyor. Yer çekimi olgusu ne kadar kesinse, dünyanın güneş etrafında döndüğü ne kadar kesinse evrim o kadar kesindir bilimsel anlamda. OK?
Ha isteyen inancı gereği, uyuşmadığı için kabul etmez, bu kadar kanıtı beğenmez de canlıların gökteki bir adam tarafından tek tek dizayn edildiğini öne sürer hiç bir kanıt göstermeden bu onun bileceği iş. Dışarıdan bakınca ne denmesi gerektiği hakkında, önüne serilen bu kadar kaskatı elle tutulur kanıtı elinin tersi ile nasıl iter de insan, talep ettiği kanıtların hiç birinin zerresini göstermeyen hokus pokuslara inanmayı tercih eder onun adını da siz koyun.
Save The Day
02-08-2016, 06:18
Savetheday cevap verir misin?
Sence dünya üzerinde kaç tane tek hücreli var? Kaç tane eşeyli sperm ve yumurta var?
Her an her saniye ne kadar üreme gerçekleşiyor dünya üzerinde?
Bütün dünya için soruyorum. Bir çay kaşığı deniz suyunda bile milyonlarca organizma var ise sen hesapla.
Peki dünyaya ne kadar foton düşüyor? Her an güneşe bakan yüzey, hatta süper novalardan gelen yüksek enerjili ışınlar. Hatta kimyasal uyumsuzluklar filan falan. Ne kadar?
1 cm²'ye bile milyonlarca foton düşüyor ise saniyede sen hesapla.
Dünyada şimdiye kadar kaç saniye geçti? Bütün bu hücreler devamlı bir radyasyon, bilmem bin türlü mutasyon kaynağı altında bombardıman altında ne kadar geçti? Dünyanın oluşumu 6 milyar yıl, yaşamın ortaya çıkışı 4 milyar yıl. Sen hesapla.
Mutasyon oluşması ihtimali çok düşük eyvallah da. Dünyadaki büyüklüğün farkında mısın? Mutasyonun çok düşük dediğimiz ihtimali bu dünyanın bu kadar çok deneme altında hiç de küçük bir ihtimal olmuyor. Hatta o kadar büyük bir ihtimal oluyor ki her an gerçekleşiyor işte. Haaa yararlı mutasyon çok çok daha düşük bir ihtimal. İşte bu her an gerçekleşmiyor. Ancak bir kez gerçekleşince de bu mutasyonu geçiren canlılar baskın hale geliyor. O mutasyon dünyada kalıcı oluyor anlıyor musun?
Faydalı mutasyon olunca bir sonraki nesile aktarılma ihtimali düşük ne demek? Bir balık düşün diğer balıklardan daha hızlı yüzecek daha güçlü bir yüzgece sahip olacak. En iyi o beslenecek. Düşmanlarından en iyi o kaçacak da o yaşamayacak o ölecek de kuyruğu olmayan mı yaşayacak aktaracak genlerini? Aklın alıyor mu? Haaa yararlı mutasyon geçirir ona rağmen üreyemeden ölür bir şekilde o yararlı mutasyonu bir sonraki nesile geçiremez bu durumda da genel olarak yararlı mutasyon geçirenler bulundukları ortamda daha üstün özellikler kazandıkları için yaşama, dolayısı ile üreme, dolayısı ile genlerini bir sonraki nesile aktarma şansları daha yüksek bunu anlamıyor musun?
Sene konusuna gelince; bir şeyi bilmek için illa başında durup da izlemek gerekmiyor. Dünyanın yaşını biliyoruz değil mi? Nerden biliyoruz? Dünya kadar fosil var elimizde. O yaratıklar yaşarken biz yanlarında değildik ama fosilleri elimizde. Gözüyoruz ne tür şeyler olduklarını. DNA'ları elimizde. İnceliyoruz DNA dizilimlerini görüyoruz. O kadar çok kanıt var ki artık elimizde inkar etmek abesle iştigal.
Israrla dönüp dolaşıp aynı şeyleri soruyorsunuz. Nerden bileceğiz diye? Bilim dünyasında evrim olgusu hakkında bir tartışma yok diyoruz. Bu cevabın ciddiyetini anlamıyorsunuz anladığım kadarı ile. Bu şu manaya geliyor. Yer çekimi olgusu ne kadar kesinse, dünyanın güneş etrafında döndüğü ne kadar kesinse evrim o kadar kesindir bilimsel anlamda. OK?
Ha isteyen inancı gereği, uyuşmadığı için kabul etmez, bu kadar kanıtı beğenmez de canlıların gökteki bir adam tarafından tek tek dizayn edildiğini öne sürer hiç bir kanıt göstermeden bu onun bileceği iş. Dışarıdan bakınca ne denmesi gerektiği hakkında, önüne serilen bu kadar kaskatı elle tutulur kanıtı elinin tersi ile nasıl iter de insan, talep ettiği kanıtların hiç birinin zerresini göstermeyen hokus pokuslara inanmayı tercih eder onun adını da siz koyun.
Kaç tane tek hücreli olduğunu nasıl bilelim? Tahmin olmaz mı? Tek tek nasıl sayarız? Mesela bazı tahminlere göre 10 ila 30 milyon canlı türü varmış dünyamızda. Tahmin ediyoruz ama saymak oldukça güçtür.
Mutasyonu güneş ışınlarına bağlamışsınız. Aynı zamanda radyasyon. Çok uzun zaman var ve birsürü mutasyon var dolayısıyla bunlar birike birike farklı türe dönüştürüre bağlıyorsunuz heralde. Bağışıklık sistemimiz kasıtlı olarak mutasyon yapmıyor mu? Ve daha birçok mutasyon örneği yok mu? Neden mutasyon olma ihtimali düşük? Diyorsunuz ki tamam düşük ama bu kadar uzun zaman var ve denemeler sonucu milyarlarca yıl boyunca mutasyonlar birikiyor ve günümüz canlılarını oluşturuyor. Ama evrimde bir bilinçten söz edemeyiz. Yani canlıyı geliştireyim şöyle yapayım diye yani Lamarck yaklaşımı doğru değil. Evrim bilinçsizdir geleceği bilemez. Dolayısıyla canlıyı bir üst kademeye taşıyayım, daha kompleks olsun ya da farklı bir türe dönüştüreyim gibi bir amacı yoktur. O zaman o kadar mutasyon olmuş da evrimleşmiş düşüncesi nasıl oluyor? Evrimleştirme amacı yok ki. Nasıl ve ne şekilde bir mutasyon olacağını da kestirmek güç anladığım kadarıyla. E nasıl evrim geçirtiyor o zaman? Bir de mutasyon en temel mekanizma di mi? Çünkü mutasyon olmadan makro bir evrim olamaz di mi? Mesela balığın nasıl akciğere sahip olduğunu mutasyon örnekleriyle açıklıyordu Şafak Mert hoca. Mutasyon olmasa olamaz. O mutasyonu böyle düşük ihtimal falan gibi anlatmıyordu. Gayet de olası ve bilinçli bir şekilde bağışıklık sistemimizin mutasyon yaptığını söylüyordu. Yani evrimi mutasyonlarla açıklamıştı. Kafama yattı ama evrim ağacında ise mutasyonu çok önemsiz gibi anlatmışlardı. Başka mekanizmalar falan söylüyorlar da mutasyon olmadan makro evrim olmaz ki. Mutasyon temel mekanizma. DNA'ya yeni bilgi eklenmesi lazım. Mesela dinozor kanatlandı uçtu evrimleşti de DNA'ya yeni bilgi eklenmesi gerekiyor kanadın bilgisi. Dolayısıyla mutasyon şart. Bir de şey diyorsun yararlı mutasyon olma ihtimali çok çok az ama olunca da baskın hale geliyor falan. Ama bu arada zararlı mutasyonlar olursa canlı ölür ve gelecek nesillere aktaramaz genlerini. Yani ölümü de unutmamak gerekir. Yoksa türlerin %99'unun yok olup sadece çok az bi kısmının hayatta kalması bu yüzden midir?
Faydalı mutasyon olsa bile bir sonraki nesile aktarılma sorunu şu. Faydalı mutasyon oldu birey çevreye iyi uyum sağladı diyelim ama üreme hücrelerinde mutasyon meydana gelmezse kalıtsal olmaz yani gelecek nesile aktarılmaz. Faydalı mutasyon bu kadar düşükken ve üreme hücrelerinde olan mutasyon ise çok çok düşüktür. Yani çok zor görünüyor gelecek nesile aktaracak da böyle devam ede ede evrimleşerek başka türe dönüşecek. Çok zor görünüyor.
İzlemek gerekmiyor evrimi bilmek için diyorsun. Richard Dawkins'in bu konuda bir örneği vardı. Evrimi şuna benzetiyor. Bir cinayet işleniyor ve olay yerine dedektif geliyor. Delilleri araştırıyor, izlere bakıyor. Suçluyu bulup yakalıyor olayı çözümlüyor. Bu olaya benzetiyor ve kanıtların çok daha fazla ve zengin olduğunu söylüyordu. Buna katılıyor musunuz? Böyle olaydan sonra olayı çözebilir miyiz? Ama bir de burada şöyle bir şey var milyarlarca yıl var. O dedektif ihbarı alıp geliyor veya yıllar sonra geliyor olsun. Burada milyarlarca yıl varken orada çok daha az zaman var. Aynı şekilde ispat edilebilir mi? Canlıların fosilinden DNA'yı nasıl çıkarıyoruz? Fosilden elde ediliyor mu? Bir de yumuşak doku muhabbeti var. Fosil yumuşak doku hakkında bilgi vermez deniyor. Yani biz şimdi etiz di mi. Ama elimizde canlının sadece fosili var yumuşak dokusu yani eti yok. DNA'yı nereden elde ediyoruz ve nasıl oluyor? Her fosilde elde edilebiliyor mu? Şu ana kadar bulunan fosillerin çoğunda DNA elde edildi mi? Mesela günümüz canlılarının DNA'sına bakarsın ve karşılaştırırsın ama geçmiş canlılarının da DNA'sına ihtiyaç var kanımca. Fosilden bulunabiliyor mu gerçekten? Bir de mesela bi fosil bulduk fakat onun yüzünü çiziyorlar. O gerçeği yansıtır mı? Elde sadece fosil var, mesela kafatası var ve bildiğin yüz çıkarıyorlar. Hatta belgeselde de görmüştüm adam yapmıştı. Gerçeği yansıtır mı yoksa hayal ürünü müdür? Bilimsel midir? Fosili olan canlının yüzünü bilebilir miyiz? Fosiller canlının yaşadığını gösterir ama evrimi de gösterir mi? Mesela homo fosillerini dizdik ama bu homo canlılarının geçmişte yaşadığını gösterir, evrim geçirdiğini nerden bileceğiz? Yoksa ara geçiş formları mı evrimi gösterir bize? Mesela maymun ile insanın ortak atasından bu yana insana kadar olan birçok homonun fosiline bakarak mı evrimi görebiliriz?
Akraba dediğimiz nedir? Şu mudur cinsel birleşme oluyor ve çocuk meydana geliyor işte çiftleşme sonucunda olan yakınlık mıdır? Mesela iki kardeş çok yakın akrabadır. Ataları ortaktır. Ama ata konusunda da aklımda soru işaretleri var. Ata nedir sadece baba mıdır yoksa hem anne hem baba mıdır? Hem anne baba olup geriye kadar gittiğimizde hep atalarımız mı oluyor? Mesela babanın babası onun babası onun babası falan diye gidiyor. Ya da annenin annesi onun annesi onun annesi diye gidiyor. Hem anne ve baba olarak ata kabul edilip geriye kadar giden şeyler atadır di mi? O zaman canlıların DNA'sına bakarız. Mesela DNA'dan akrabalığı tespit edebilir muyuz? Mesela diyelim bu adam benim akrabam mı bağımız var mı neyim olur falan. Test yapılıp atıyorum kardeşin, kuzenin şuyun buyun çıkabilir mi? Yani bunu testini yapıp bilebiliyor muyuz? DNA testi denilen şey bu mu? Ama yapılsa bile birey bazında yapılıyor di mi? Tür bazında nasıl olacak. İşte insan ile şempanze kuzendir nasıl diyeceğiz? Bütün insan DNA'sını alıp yani genel DNA'yı alıp mı karşılaştıracağız? Böyle akrabalık olur mu? İnsan ile şempanze akraba olup kuzen midir? Akrabalık varsa ortak ata şart mıdır? Mesela bi adam benim akrabamsa ortak atamızın olması mecbur mudur? Burdan şuraya geliyorum. Şempanze ile kuzensek yani akrabaysak ortak atamız da var mıdır mecbur? Ortak atamız da varsa buradan diyorum ki evrimin bir gerçek olduğunu gösterir mi? Böyle de evrimi anlayabilir miyiz? Yani biyolojiyle de genetikle falan anlayabiliyor muyuz böyle? Bu dediğim yöntem evrimin bilimsel bir gerçek olduğunu gösterir mi? Ne dersin dostum?
Save The Day
02-08-2016, 06:56
Sevgili Sundance
Bir de şeyi sormayı unuttum. Bilim dünyası denilen şey nedir? Üniversiteler midir? Bilimsel yayınları yapan dergiler, kuruluşlar mıdır? Türkiye'de bilim dünyası var mı? Her profesörün görüşünü dikkate almak gerekir mi? Mesela evrim karşıtı profesörler var. Bilim dünyasında evrim kabul gören bir gerçek midir dediğin gibi? Yani yer çekimi kadar kesin olarak mı görülüyor? Bilimden uzak çevreler ya da halkı boşver bilim dünyası, çevreleri ve bilim adamları evrimi bir gerçek olarak kabul ediyor mu? Evrim teorisi kısmı ayrı ama evrimi bir gerçek olarak kabul ediyorlar mı? Peki karşı çıkan profesörleri ne yapacağız? Onları yok sayamayız. Yani yer çekimi kadar kesin değil diyebilir miyiz? Karşı çıkan profesörler var. Hem de biyoloji profesörleri. Hatta biyoloji profesörü Harvard üniversitesinde 700 veya 800 kişinin evrime karşı çıktığını söylemişti ve tam hatırlamıyorum ama sanırım bunlar evrimin eğitimden kaldırılmasını istiyorlarmış ve etkinlik falan yapıyorlar. Bu kadar kesinse neden bu kadar karşı çıkanlar var hatta Harvard üniversitesinde bile. Hatta profesörler karşı çıkıyor? Neden böyle? Bir gerçek ise neden durum böyle? Mesela biyoloji profesörü Turan Güven diyor ki ''hücre teorisini neden tartışmıyoruz?'' Yani teori deyince evrimi kabul edip evrim teorisini tartıştığını düşünmeyin. Evrim ile evrim teorisini aynı olarak kabul görüyorlar ve evrime karşı çıkıyorlar. Evrimin hücre teorisi kadar kesin olmadığını ve tartışmalı olduğunu öne sürüyor bu profesör. Yani sizin dediğiniz gibi bir gerçek olarak kabul etmiyor ve biyolojinin en tartışmalı konusu olarak gördüğünü ifade ediyor. Hatta başka bir profesör de ''biyolojinin felsefesidir'' demişti evrim için. Ne diyorsunuz bu konuda?
Sundance
02-08-2016, 12:22
Kaç tane tek hücreli olduğunu nasıl bilelim? Tahmin olmaz mı? Tek tek nasıl sayarız? Mesela bazı tahminlere göre 10 ila 30 milyon canlı türü varmış dünyamızda. Tahmin ediyoruz ama saymak oldukça güçtür.
Tek tek saymana gerek var mı? 10 üzeri 10 üzeri 300 tane hücre olması ile 10 üzeri 10 üzeri 300 + 1 hücre olması arasında fark var mı? Senin önüne sunduğum bu çokluğu idrak etmek için ille de net sayı bulunması şart mı? Sonuçta ana fikir dünyanın üzerinde ne kadar çok canlı hücre olduğu.
Mutasyonu güneş ışınlarına bağlamışsınız. Aynı zamanda radyasyon. Çok uzun zaman var ve birsürü mutasyon var dolayısıyla bunlar birike birike farklı türe dönüştürüre bağlıyorsunuz heralde. Bağışıklık sistemimiz kasıtlı olarak mutasyon yapmıyor mu? Ve daha birçok mutasyon örneği yok mu? Neden mutasyon olma ihtimali düşük? Diyorsunuz ki tamam düşük ama bu kadar uzun zaman var ve denemeler sonucu milyarlarca yıl boyunca mutasyonlar birikiyor ve günümüz canlılarını oluşturuyor. Ama evrimde bir bilinçten söz edemeyiz. Yani canlıyı geliştireyim şöyle yapayım diye yani Lamarck yaklaşımı doğru değil. Evrim bilinçsizdir geleceği bilemez. Dolayısıyla canlıyı bir üst kademeye taşıyayım, daha kompleks olsun ya da farklı bir türe dönüştüreyim gibi bir amacı yoktur. O zaman o kadar mutasyon olmuş da evrimleşmiş düşüncesi nasıl oluyor? Evrimleştirme amacı yok ki. Nasıl ve ne şekilde bir mutasyon olacağını da kestirmek güç anladığım kadarıyla. E nasıl evrim geçirtiyor o zaman? Bir de mutasyon en temel mekanizma di mi? Çünkü mutasyon olmadan makro bir evrim olamaz di mi? Mesela balığın nasıl akciğere sahip olduğunu mutasyon örnekleriyle açıklıyordu Şafak Mert hoca. Mutasyon olmasa olamaz. O mutasyonu böyle düşük ihtimal falan gibi anlatmıyordu. Gayet de olası ve bilinçli bir şekilde bağışıklık sistemimizin mutasyon yaptığını söylüyordu. Yani evrimi mutasyonlarla açıklamıştı. Kafama yattı ama evrim ağacında ise mutasyonu çok önemsiz gibi anlatmışlardı. Başka mekanizmalar falan söylüyorlar da mutasyon olmadan makro evrim olmaz ki. Mutasyon temel mekanizma. DNA'ya yeni bilgi eklenmesi lazım. Mesela dinozor kanatlandı uçtu evrimleşti de DNA'ya yeni bilgi eklenmesi gerekiyor kanadın bilgisi. Dolayısıyla mutasyon şart. Bir de şey diyorsun yararlı mutasyon olma ihtimali çok çok az ama olunca da baskın hale geliyor falan. Ama bu arada zararlı mutasyonlar olursa canlı ölür ve gelecek nesillere aktaramaz genlerini. Yani ölümü de unutmamak gerekir. Yoksa türlerin %99'unun yok olup sadece çok az bi kısmının hayatta kalması bu yüzden midir?
Öncelikle senin vüvudunda bile mutasyon gerçekleşiyor. Et beni var mı hiç derinde? Senin vücudunda gerçekleşen mutasyonları vücudunun bağışıklık sistemi ayıklıyor. Evrim teorisinde bahsettiğimiz mutasyonlar bu türden değil. Evrimde mutasyondan kastımız üreme esnasında DNA'nın kopyalanması sırasında oluşan dizilim değişikliği. Mitoz bölünmede aynı canlı kendi DNA'sını kopyalarken hatalar oluyor, eşeyli üremede anne ile babanın DNA'larının birleşimi sırasında hatalar oluyor. Bu hatanın bir çok sebebi var. Tam birleşim sırasında bu DNA moleküllerinin üzerine bir foton düşmesi nedenlerden biri mesela. Sıcaklık, kimyasal tepkimeler, bir sürü farklı etken var bu hataların olmasına. Sonuçta üreme sırasında hatalar oluyor ve DNA diziliminin değişmesi demek doğacak canlının farklı özellikler kazanması demek. Çoğu zaman bu değişiklik yeni doğacak canlının felaketine neden oluyor. Çoğu zaman derken, hemen hemen her zaman. Bunlar ölerek yaşam tarihinden siliniyorlar. Ancak çok seyrek olarak bazen bu hatalar yeni doğan canlının diğer türdeşlerine göre daha üstün bir özellik kazanmasını sağlıyor. Aslanlar için daha sivri dişler, ceylanlar için daha hızlı ayaklar gibi. İşte bu özellikleri sayesinde yaşama daha sıkıca tutunup yaşama şanslarını ve üreme şanslarını arttırıyorlar. Dolayısı ile daha fazla üreyen bunlar oluyor ve sonuçta türde baskın hale geliyorlar. Bulundukları ortamda daha yüksek yaşama şansı bulunanların genlerini bir sonraki nesile aktarmasına doğal seçilim, bu şekilde üstünlük sağlayan bir mutasyona da yararlı mutasyon diyoruz.
Anlayacağın ortada bir bilinç yok. Sadece vahşi dünya koşullarında, ölümün bir ustura gibi zayıfı biçtiği bir ortamda genlerin hayatta kalma olasılığı var. Yaşama şansı daha yüksek olan yavru yaşar, ürer ve genlerini bir sonraki nesile aktarır. Aynı bir ormanda güneş ışığı alabilmek için uzama konusunda birbirleri ile yarışan ağaçlar gibi.
Faydalı mutasyon olsa bile bir sonraki nesile aktarılma sorunu şu. Faydalı mutasyon oldu birey çevreye iyi uyum sağladı diyelim ama üreme hücrelerinde mutasyon meydana gelmezse kalıtsal olmaz yani gelecek nesile aktarılmaz. Faydalı mutasyon bu kadar düşükken ve üreme hücrelerinde olan mutasyon ise çok çok düşüktür. Yani çok zor görünüyor gelecek nesile aktaracak da böyle devam ede ede evrimleşerek başka türe dönüşecek. Çok zor görünüyor.
İzlemek gerekmiyor evrimi bilmek için diyorsun. Richard Dawkins'in bu konuda bir örneği vardı. Evrimi şuna benzetiyor. Bir cinayet işleniyor ve olay yerine dedektif geliyor. Delilleri araştırıyor, izlere bakıyor. Suçluyu bulup yakalıyor olayı çözümlüyor. Bu olaya benzetiyor ve kanıtların çok daha fazla ve zengin olduğunu söylüyordu. Buna katılıyor musunuz? Böyle olaydan sonra olayı çözebilir miyiz? Ama bir de burada şöyle bir şey var milyarlarca yıl var. O dedektif ihbarı alıp geliyor veya yıllar sonra geliyor olsun. Burada milyarlarca yıl varken orada çok daha az zaman var. Aynı şekilde ispat edilebilir mi? Canlıların fosilinden DNA'yı nasıl çıkarıyoruz? Fosilden elde ediliyor mu? Bir de yumuşak doku muhabbeti var. Fosil yumuşak doku hakkında bilgi vermez deniyor. Yani biz şimdi etiz di mi. Ama elimizde canlının sadece fosili var yumuşak dokusu yani eti yok. DNA'yı nereden elde ediyoruz ve nasıl oluyor? Her fosilde elde edilebiliyor mu? Şu ana kadar bulunan fosillerin çoğunda DNA elde edildi mi? Mesela günümüz canlılarının DNA'sına bakarsın ve karşılaştırırsın ama geçmiş canlılarının da DNA'sına ihtiyaç var kanımca. Fosilden bulunabiliyor mu gerçekten? Bir de mesela bi fosil bulduk fakat onun yüzünü çiziyorlar. O gerçeği yansıtır mı? Elde sadece fosil var, mesela kafatası var ve bildiğin yüz çıkarıyorlar. Hatta belgeselde de görmüştüm adam yapmıştı. Gerçeği yansıtır mı yoksa hayal ürünü müdür? Bilimsel midir? Fosili olan canlının yüzünü bilebilir miyiz? Fosiller canlının yaşadığını gösterir ama evrimi de gösterir mi? Mesela homo fosillerini dizdik ama bu homo canlılarının geçmişte yaşadığını gösterir, evrim geçirdiğini nerden bileceğiz? Yoksa ara geçiş formları mı evrimi gösterir bize? Mesela maymun ile insanın ortak atasından bu yana insana kadar olan birçok homonun fosiline bakarak mı evrimi görebiliriz?
Akraba dediğimiz nedir? Şu mudur cinsel birleşme oluyor ve çocuk meydana geliyor işte çiftleşme sonucunda olan yakınlık mıdır? Mesela iki kardeş çok yakın akrabadır. Ataları ortaktır. Ama ata konusunda da aklımda soru işaretleri var. Ata nedir sadece baba mıdır yoksa hem anne hem baba mıdır? Hem anne baba olup geriye kadar gittiğimizde hep atalarımız mı oluyor? Mesela babanın babası onun babası onun babası falan diye gidiyor. Ya da annenin annesi onun annesi onun annesi diye gidiyor. Hem anne ve baba olarak ata kabul edilip geriye kadar giden şeyler atadır di mi? O zaman canlıların DNA'sına bakarız. Mesela DNA'dan akrabalığı tespit edebilir muyuz? Mesela diyelim bu adam benim akrabam mı bağımız var mı neyim olur falan. Test yapılıp atıyorum kardeşin, kuzenin şuyun buyun çıkabilir mi? Yani bunu testini yapıp bilebiliyor muyuz? DNA testi denilen şey bu mu? Ama yapılsa bile birey bazında yapılıyor di mi? Tür bazında nasıl olacak. İşte insan ile şempanze kuzendir nasıl diyeceğiz? Bütün insan DNA'sını alıp yani genel DNA'yı alıp mı karşılaştıracağız? Böyle akrabalık olur mu? İnsan ile şempanze akraba olup kuzen midir? Akrabalık varsa ortak ata şart mıdır? Mesela bi adam benim akrabamsa ortak atamızın olması mecbur mudur? Burdan şuraya geliyorum. Şempanze ile kuzensek yani akrabaysak ortak atamız da var mıdır mecbur? Ortak atamız da varsa buradan diyorum ki evrimin bir gerçek olduğunu gösterir mi? Böyle de evrimi anlayabilir miyiz? Yani biyolojiyle de genetikle falan anlayabiliyor muyuz böyle? Bu dediğim yöntem evrimin bilimsel bir gerçek olduğunu gösterir mi? Ne dersin dostum?[/QUOTE]
Sundance
02-08-2016, 21:12
Faydalı mutasyon olsa bile bir sonraki nesile aktarılma sorunu şu. Faydalı mutasyon oldu birey çevreye iyi uyum sağladı diyelim ama üreme hücrelerinde mutasyon meydana gelmezse kalıtsal olmaz yani gelecek nesile aktarılmaz. Faydalı mutasyon bu kadar düşükken ve üreme hücrelerinde olan mutasyon ise çok çok düşüktür. Yani çok zor görünüyor gelecek nesile aktaracak da böyle devam ede ede evrimleşerek başka türe dönüşecek. Çok zor görünüyor.
Gündüz oldukça yazmıştım saldırı yüzünden yüklenmemiş servera. :)
Neyse kaldığım yerden devam edeyim.
Canlılar devamlı mutasyon geçiriyor. Yukarıda yazmıştım. Bizim vücudumuzda bile her an bazı hücreler mutasyon geçiriyor. Ama bizim bağışıklık sistemimiz bu mutasyonları algıladığı zaman yok ediyor.
Evrim teorisinde bahsedilen ise farklı bir tür mutasyon Çok daha ender rastlananı. Evrim teorisinde bahsedilen mutasyon türü canlıların bir sonraki nesile genlerini aktardıkları sırada oluşan DNA kopyalama işlemi sırasında DNA dizilimlerinin değişmesi şeklinde bir mutasyon. Dolayısı söz konusu mutayon zaten yeni bir bireyin ortaya çıkış aşamasında olan bir mutasyon ve bu oluşan yeni DNA'nın eğer faydalı ise bir sonraki nesillere aktarılma olasılığı daha yüksek. Olasılık hesabını artırıyor anlayacağın.
İstersen şöyle bir deney yap evde:
Bir kağıda alfabenin bütün harflerini yaz. Sonra evin her odası içinde tek tek torbanın içinden harf çek. Yanına da bir kağıt kalem al. Ancak her oda içinde bulunan torbadan sadece o odanın kelimesi içindeki harfleri çekersen yazmana izin versin. Örneğin "oturma odası" içinde mi çekiliş yapıyorsun? O zaman "O" gelirse kağıda kaydet, "Z" gelirse kaydetme. Bu şekilde "oturma odası" kelimesini elde etmen ne kadar vaktini alır? Yeteri kadar çekiliş yaparsan çok da uzun olmayan bir sürede "kesinlikle" elde ettiğini göreceksin.
İşte geçirilen "mutasyonlar", torbanın içinden rastgele çekilen bu harflerdir. Ancak bulunduğu odanın sadece o odanın koşullarına ait harfleri kaydetmeye izin vermesi "doğal seçilim"'dir.
Doğa da canlıların bulundukları ortamda daha iyi adapte olanların yaşamasına izin verir, diğerlerini ölüler diyarına göndererek canlılar tarihinden siler.
Burada bir bilinç söz konusu değildir. Kendiliğinden oluşum söz konudur. Aynı dünyanın düneş etrafında dönmesi gibi bir olgudur. İşte bu olguya evrim diyoruz ve bu olguyu reddetmek günümüzde artık mümkün değildir.
İzlemek gerekmiyor evrimi bilmek için diyorsun. Richard Dawkins'in bu konuda bir örneği vardı. Evrimi şuna benzetiyor. Bir cinayet işleniyor ve olay yerine dedektif geliyor. Delilleri araştırıyor, izlere bakıyor. Suçluyu bulup yakalıyor olayı çözümlüyor. Bu olaya benzetiyor ve kanıtların çok daha fazla ve zengin olduğunu söylüyordu. Buna katılıyor musunuz? Böyle olaydan sonra olayı çözebilir miyiz? Ama bir de burada şöyle bir şey var milyarlarca yıl var. O dedektif ihbarı alıp geliyor veya yıllar sonra geliyor olsun. Burada milyarlarca yıl varken orada çok daha az zaman var. Aynı şekilde ispat edilebilir mi? Canlıların fosilinden DNA'yı nasıl çıkarıyoruz? Fosilden elde ediliyor mu? Bir de yumuşak doku muhabbeti var. Fosil yumuşak doku hakkında bilgi vermez deniyor. Yani biz şimdi etiz di mi. Ama elimizde canlının sadece fosili var yumuşak dokusu yani eti yok. DNA'yı nereden elde ediyoruz ve nasıl oluyor? Her fosilde elde edilebiliyor mu? Şu ana kadar bulunan fosillerin çoğunda DNA elde edildi mi? Mesela günümüz canlılarının DNA'sına bakarsın ve karşılaştırırsın ama geçmiş canlılarının da DNA'sına ihtiyaç var kanımca. Fosilden bulunabiliyor mu gerçekten? Bir de mesela bi fosil bulduk fakat onun yüzünü çiziyorlar. O gerçeği yansıtır mı? Elde sadece fosil var, mesela kafatası var ve bildiğin yüz çıkarıyorlar. Hatta belgeselde de görmüştüm adam yapmıştı. Gerçeği yansıtır mı yoksa hayal ürünü müdür? Bilimsel midir? Fosili olan canlının yüzünü bilebilir miyiz? Fosiller canlının yaşadığını gösterir ama evrimi de gösterir mi? Mesela homo fosillerini dizdik ama bu homo canlılarının geçmişte yaşadığını gösterir, evrim geçirdiğini nerden bileceğiz? Yoksa ara geçiş formları mı evrimi gösterir bize? Mesela maymun ile insanın ortak atasından bu yana insana kadar olan birçok homonun fosiline bakarak mı evrimi görebiliriz?
Evet Richard Dawkins'in bu örneğine katılıyorum ayrıca bakteri üzerinde uzun süreli deneyi de yapıldı ve faydalı mutasyon ve doğal seçilim birebir göz ile de gözlendi. Yani bu aslında dedektiflerin bile sahip olmadığı bir kanıt. Bizzat olay yerini hazırlıyorsun ve cinayet gözlerinin önünde aynı şekilde işleniyor diye ilave edebilirim bu örneği Richard Dawkins'in örneğine.
Başınızdan kopan bir saçtan, kestiğini,z bir tırnağınızdan, kurumuş bir kan damlasından, dökülen bir deri hücresinden, bir sperm hücresinden, bir kemik parçasından DNA analizi yapılabiliyor biliyorsunuz.
Fosillerden de eğer elverişli koşullarda saklandı ise DNA elde edilebiliyor. Hatta bazı yakın türler DNA analizi ile birbirinden ayrılıyor. Dolayısı ile bu DNA analizleri çok büyük kanıt evrim teorisi için. Aynı ortak atadan gelen şempanze ile insanlar DNA dizilimlerinin aynı noktasında aynı hataya sahipler. Şimdi bunun oluşma olasılığı o Caner Taslaman'ın zorlayarak öne sürdüğü rakkamların çok çok üzerinde. Ancak Caner Taslaman'ı hiç sorgulamadan kabullenen insanlar bunun gibi kanıtlarla karşılaşınca hiç sorgulamadan reddediyorlar. Mesele kanıt değil anlayacağın.
Fosillerden kas yapısı, deri yapısı çizilmesi hayal ürünü değil. Evet yumuşak dokular genellikle korunamıyor ancak canlıların vücutları birbirinden bağımsız değil. Yani bir iskelet yapısını gördüğünüzde bu canlının ne tür olduğunu, ne ile beslendiğini, hangi kemiğe, hangi ekleme hangi kasın bağlı olduğunu, bu kasın üzerindeki deriyi çözebiliyorsunuz. Çünkü hepsi birbiri ile bağıntılı. Tek bir el kemiğinden hayvanın türünü ve familyasını kesin doğruluk ile bilen bilim adamları var. Bütün hayvan türleri ve fosilleri üzerine uzmanlık gerektiren bir durum ve bu altyapıyı edinmedikçe bilimsel midir?, hayal ürünü müdür? şeklinde yaklaşmanız nasıl tatmin edilebilinir bilemiyorum.
Akraba dediğimiz nedir? Şu mudur cinsel birleşme oluyor ve çocuk meydana geliyor işte çiftleşme sonucunda olan yakınlık mıdır? Mesela iki kardeş çok yakın akrabadır. Ataları ortaktır. Ama ata konusunda da aklımda soru işaretleri var. Ata nedir sadece baba mıdır yoksa hem anne hem baba mıdır? Hem anne baba olup geriye kadar gittiğimizde hep atalarımız mı oluyor? Mesela babanın babası onun babası onun babası falan diye gidiyor. Ya da annenin annesi onun annesi onun annesi diye gidiyor. Hem anne ve baba olarak ata kabul edilip geriye kadar giden şeyler atadır di mi? O zaman canlıların DNA'sına bakarız. Mesela DNA'dan akrabalığı tespit edebilir muyuz? Mesela diyelim bu adam benim akrabam mı bağımız var mı neyim olur falan. Test yapılıp atıyorum kardeşin, kuzenin şuyun buyun çıkabilir mi? Yani bunu testini yapıp bilebiliyor muyuz? DNA testi denilen şey bu mu? Ama yapılsa bile birey bazında yapılıyor di mi? Tür bazında nasıl olacak. İşte insan ile şempanze kuzendir nasıl diyeceğiz? Bütün insan DNA'sını alıp yani genel DNA'yı alıp mı karşılaştıracağız? Böyle akrabalık olur mu? İnsan ile şempanze akraba olup kuzen midir? Akrabalık varsa ortak ata şart mıdır? Mesela bi adam benim akrabamsa ortak atamızın olması mecbur mudur? Burdan şuraya geliyorum. Şempanze ile kuzensek yani akrabaysak ortak atamız da var mıdır mecbur? Ortak atamız da varsa buradan diyorum ki evrimin bir gerçek olduğunu gösterir mi? Böyle de evrimi anlayabilir miyiz? Yani biyolojiyle de genetikle falan anlayabiliyor muyuz böyle? Bu dediğim yöntem evrimin bilimsel bir gerçek olduğunu gösterir mi? Ne dersin dostum?
Akraba ve ata kavramları gündelik hayatta kullandığımız kelimeler dışında evrimde bir sınır taşımazlar. Siz anne ve babanız ile 1. derece akraba iken, uzak akrabam dediğiniz dedenizin dedesi ile 4. derece akraba iken, Afrika'daki bir şempanze belki 1.000.000'uncu derecede akrabanızdır. Sonuçta akraba demek iki canlının ortak ataya sahip olması demektir ki dünyadaki bütün canlılar sonuçta tek ortak atadan oluşmuştur. Yani ne kadar uzak dersiniz, nasıl kabullenebilirsiniz bilmiyorum ama evet dünyadaki bütün canlılar ile zamanda yeteri kadar gittiğimiz sürece akrabayız.
DNA testine gelince. Babalık testi yapılıyor duydunuz mu? Yeni doğan bir bebeğin ve babasının genleri alıyor (ebeveynlerden birinin alınması yeterli, eh bebeği doğuran belli olduğu için, genelde şüphe bebeği kimin döllediği konusunda olduğu için adı ve konusu babalık testi oluyor :) ) ve karşılaştırılıyor. Bebeğin DNA'sının yarısı anneden, diğer yarısı babadan geliyor. Sonuçta bebek babasının DNA'sının yarısını birebir taşıyor. Ve DNA diziliminin bir yarısı babanın DNA'sı ile birebir örtüşmek durumunda. Bu şekilde bebeğin babasını kesinlikle buluyorlar DNA analizi ile. Hatta bazı durumlarda bebeğin babasının bilinen baba dışında başka biri ancak yakın akraba içinden olduğunu öğrendikleri aile için krizler de yaratıyorlar.
Anlayacağın DNA dizilimi birbirine ne kadar yakın ise canlıların birbiri ile akraba olma seviyeleri o kadar yüksek. Şempanzeler ile oldukça yakın DNA'lara sahibiz ve dünyadaki canlılar arasında en yakın akrabalarımız diyebiliriz. Bir papatya ile çok daha uzak akrabayız.
Hepimiz ortak ataya sahibiz. Şempanze ile ortak primat atalara sahibiz. Evrim tarihimize uygun olarak DNA dizilimlerimiz belirli bir noktaya kadar birebir aynı iken aradaki çok küçük fark bizim insan ve şempanze olarak ayrılmamızı sağlıyor. Bu çok geçerli, çok bilimsel, inkar edilemez.
Bir haber vardı, bilim adamları boş bir hücreye yapay DNA enjekte ederek yapay olarak ürettikleri DNA'nın özelliklerinde canlı ürettiler. Şöyle düşün senin DNA'n ile şempanzenin DNA'sında bu fark çok küçük. Senin DNA'n ile papatyanın DNA'sında bu fark çok büyük. Ancak kendini şempanze ile karşılaştırdığında çok büyük gördüğün bu fark, her iki türü de papatya ile karşılaştırdığında farkedilemez oluyor.
Sundance
02-08-2016, 21:26
Sevgili Sundance
Bir de şeyi sormayı unuttum. Bilim dünyası denilen şey nedir? Üniversiteler midir? Bilimsel yayınları yapan dergiler, kuruluşlar mıdır? Türkiye'de bilim dünyası var mı? Her profesörün görüşünü dikkate almak gerekir mi? Mesela evrim karşıtı profesörler var. Bilim dünyasında evrim kabul gören bir gerçek midir dediğin gibi? Yani yer çekimi kadar kesin olarak mı görülüyor? Bilimden uzak çevreler ya da halkı boşver bilim dünyası, çevreleri ve bilim adamları evrimi bir gerçek olarak kabul ediyor mu? Evrim teorisi kısmı ayrı ama evrimi bir gerçek olarak kabul ediyorlar mı? Peki karşı çıkan profesörleri ne yapacağız? Onları yok sayamayız. Yani yer çekimi kadar kesin değil diyebilir miyiz? Karşı çıkan profesörler var. Hem de biyoloji profesörleri. Hatta biyoloji profesörü Harvard üniversitesinde 700 veya 800 kişinin evrime karşı çıktığını söylemişti ve tam hatırlamıyorum ama sanırım bunlar evrimin eğitimden kaldırılmasını istiyorlarmış ve etkinlik falan yapıyorlar. Bu kadar kesinse neden bu kadar karşı çıkanlar var hatta Harvard üniversitesinde bile. Hatta profesörler karşı çıkıyor? Neden böyle? Bir gerçek ise neden durum böyle? Mesela biyoloji profesörü Turan Güven diyor ki ''hücre teorisini neden tartışmıyoruz?'' Yani teori deyince evrimi kabul edip evrim teorisini tartıştığını düşünmeyin. Evrim ile evrim teorisini aynı olarak kabul görüyorlar ve evrime karşı çıkıyorlar. Evrimin hücre teorisi kadar kesin olmadığını ve tartışmalı olduğunu öne sürüyor bu profesör. Yani sizin dediğiniz gibi bir gerçek olarak kabul etmiyor ve biyolojinin en tartışmalı konusu olarak gördüğünü ifade ediyor. Hatta başka bir profesör de ''biyolojinin felsefesidir'' demişti evrim için. Ne diyorsunuz bu konuda?
Bilim ister üniversitede olsun ister başka bir kuruluşta olsun isterse evinin balkonunda olsun herkes tarafından yapılabilir. İsteyen istediği şeyi araştırabilir. Ve bu dünya çağında insanların içinde olduğu bir çalışma. Elde edilen bulgular bilimsel dergilerde yayınlanır. Bu bulgular konu üzerinde çalışan diğer insanlar tarafından incelenir. Elde edilen bulguların doğruluğunu kendi araştırmalarını ilerletebilmek için incelemek zorundadırlar. Bu bulguların yanlışlığını kanıtlamaya, doğruluğunu kesinleştirmeye çalışırlar ki bu bulgular üzerinde kendi araştırmalarını inşaa edebilsinler.
Evrim karşıtı dediğin profesörlerin bilim dünyasında hiç bir geçerliliği yok. Eğer başarabilirsen sahte haberler ile olmayan insanlar ile yalan ile yanlış ile edinilen bilgileri eleyip gerçekte kaç bilim adamının evrim teorisini reddettiği, bilimsel anlamda katkıları, yeterlilikleri ve saygınlıklarını tartabilirsen, dünyanın geri kalanınında bilim dünyası dediğimiz ancak bunu sanki bir yüceltme bir sahte paye yükleme amacı varmış gibi algılananların tümünün evrim olgusu hakkında hem fikir olduğunu görürsünüz. İstisnalar olabilir, bilimsel ahlaka paradan daha az değer verenler olabileceği gibi daha başka bir çok sebepten istisnalar ortaya çıkabilir ancak bu genel ile karşılaştırdığınızda istisnadır.
Evrim gerçekte aynen böyle "yerçekimi kanunu" gibi ispatlanmış olsaydı, kimse bunun üzerine tartışmazdı. Demek ki ispat edilemediği için herkes hala konuşuyor, sadece biz burada bu sitede değil, tüm dünyada hala konuşuyor, kimse newton un yerçekimi kanunu hakkında yok ya yer neden çeksin, ağırsın düşüyorsun demiyor. Yada başka kanun haline gelmiş bir teori düşünün. Ama evrim ile ilgili hala bir tartışma var. Çünkü kanunlaşamadı ki kanunlaşması için ispatlanması lazım. O zaman kimse gıkını çıkarmaz, çünkü bu saçma olurdu. Ancak birileri bir tahmin yapıyor var diyor. Mesela DNA dan bihaber olan Darwin'i ele alalım, adam DNA ve yapısını bilmeden, evrimi anlatmış. O zaman bu sadece ve sadece kesinlikle bir tahmin idi. Sonra bilim geliştide adamın tahmini mi tuttu ? Eee tutsaydı hala niye tartışılıyor ? Çünkü cevap çok basit hala elle tutulur bir delil yok.
Mesela doğal seçilim diyor. Doğal seçilim DNA ya etki edemez ve dolayısı ile yeni bir tür nasıl olsun ki ? Yani bir tür sogukta yaşamaya başlarsa soğuk onun DNA sını mı değiştircek ? DNA ancak radyasyon veya özel kimyasal ilaçlar ile değişir. Öyle üşüyünce değişmez. Mesela eskimoların neden hala kürkü yok. Bu durumda olması gerekirdi. Ama doğal durumlarından dolayı kürkleri olmamış. Sadece bu değil kuzeyde soğukta yaşayanların derileri beyaz, bu durumda mantıklı olan siyah olmaları. Şimdi eskimoların derileri orta renk, esmerimsi. Ama ruslar norveçliler beyazlar, sarışın saçları ve mavi gözlüde oluyorlar.
Peki ekvataor civarında yaşayan ayı, kaplan, leopar gibi hayvanların ağır kürkleri var. Şimdi bu aşırı sıcakta mantıklı mı ?
Kar leoparının kürkü ağırdır, başka bir cins olan orman leoparı ise hafif kürklü ama tutun orman leoparını soğuk bir iklimli yere götürün onun kürküde kalın büyür. Ama cinsi değişmez. Aynı durum at ve köpeklerde de vardır. Bu denenmiştir. Ama at başka tür olmuyor yani.
Şimdi bakalım evrim teorisi taaa 140 yıl geliştirilmiş.. Esasen babası ortaya atmış bu teoriyi ki Charles doğmadan önce.
Evrim diyor ki zamanla bir canlı türeyebilirmiş. BU hatalı bir argümandır.
Çünkü;
Zaman imkansız şeyleri imkanlı hale getirmez.
Bir örnek vereyim (bir bilgisayar uzmanı olarak) 26 harfli bir bilgisayar programı rasgele 35 trilyon deneme ile denerse ancak 14 harfi doğru basıyor.
Şimdi gelelim proteinlere, 100 farklı konfigürasyona sahip 60 bin protein bizim alfabemiz iken bu durumu düşünebilir misiniz ? Sonuç sonsuz imkansız. Yani zaman imkansız şeyleri mümkün kılmaz.
Eğitim sistemi çocukları sorgulamaz ve düşünmez yapıyor. Bir çocuk aklını ve mantığını kullanıp evrim teorisi hakkında soru sorarsa alaya alınıyor ve hakarete uğruyor. Böylece çocuklar düşünmeyen bir robot oluyor. Bunu ye bunu kabullen diyorlar.
Evrim teorisi ana ruhu doğal seçilim dir. Yani zamanla türdeki adaptasyonlar arta arta onu başka türe çeviriyor ve milyonlarca tür bu şekilde oluşuyor.
Mesela kanatsız kuş nasıl oldu da kanatlı oldu. Kanat büyüttü. Neden buna ihtiyaç duydu. Buna evrimciler cevap vermiyor. Fakat kanat kökü (henüz tam bir kanat değil) kuşu çevresine daha uyumlu yapmıyor. Neden buna karar verdi kuş ? Uçamayan bir kuş için kanat onu daha da zora sokmaz mı ?
Sonra yarım-kanatlı bir kanatı taşıyan türler bunla uçamıyorlar zaten, o zaman bu yarım kanatlarda parmaklar oluşuyor ve ağaçlara vs tırmanmaya yarıyor ve böylece yeni türler türüyor. Sonra kanat geliştiren bu kuşların bir de delikli kemik olayı ne zaman oluyor ? Kanattan önce mi sonra mı ? Eğer kanat önce olsaydı ve kemik olmasaydı bu durumda kanat useless (faydasız) bir organ olacağı için bunların körelmesi gerekmez mi idi ?
Ya balıklar ? Balık denizden atlaya atlaya ayakları oldu diyorsunuz. Tamam balık aptalca şeyler yapar bazen :).. Ama balık denizden çıkınca ölür. Mesela balinalar kıyıya vurup ölüyorlar. Acaba onlar da yeni bir tür mü olmak istiyorlar ?
Yani bu akciğerleri nasıl oluyor ? Milyonlarca yıl kıyıya atlıyor atlıyor ölüyorlar, sonra aniden kıyının kenarında duruyor yok artık ben dönmücem suya mı diyor ? Çünkü o artık bir kertenkele.
Sonra bu ara tür, hani hiç bulunamayan ama sürekli ilüstre edilen. Çiz babam çiz. Sonra soyu tükenmiş bir buluyorlar bu ara tür deniliyor yada yakın. Ama soyu tükenen o tür de aslında bir tür. Ara tür felan değil.
Darwin DNA dan habersiz bu adam bir de Tree of Life yapmış. Yani Yaşam Ağacı. Bu ağaçda bazı türleri aşağı bazılarını yukarı koymuş kendince, sadece dış görünüşe bakarak yani. Darwin hayatın anahtarının DNA olduğundan habersiz bir kaç molekülün hayat için yeterli olduğunu düşünüyordu.
DNA hücrenin içinde ve değişmez. Sadece üreme sırasında anne ve babadan yarı yarı alır. Başka bir yerden almaz. Anne ve babadan alır. Çevresel etkenler DNA yı değiştiremez. Şimdi bilim adamları Darwin in bu Yaşam Ağacı ile ilgili DNA çalışması yaptıklarında, Darwin'in atası olarak gösterdiği türlerin %80 i birbirinden farklı, yani atası olamayacak boyutta. Sırf dış görünüşe bakarak yaptığı için olabilir.
Mesela en basit bir bakteride bile dizayn var. Kamçısı var. Bu kamçı öyle basit bir alet değil. 40 adet hareketli parçası var. Hepsi değişik protein moleküllerinden yapılmış. Motor, rotor, stator, şaft, bağlantı kolu, pervanesi hep var.
Şimdi bakın bu motor öyle dandik bi motor değil, enerjisi iyonlardan, ve dakikada 6000 - 17000 arası devir ile dönüyor. 1/4 hızla geri dönebiliyor, ve otomatik kontrol mekanizması mevcut.
https://en.wikipedia.org/wiki/Flagellum
Yıldıztozu
03-08-2016, 10:34
Evrim gerçekte aynen böyle "yerçekimi kanunu" gibi ispatlanmış olsaydı, kimse bunun üzerine tartışmazdı. Demek ki ispat edilemediği için herkes hala konuşuyor, sadece biz burada bu sitede değil, tüm dünyada hala konuşuyor
Yerçekimi kanunu diye bir şey ispatlanmadı zaten. Cisimlerin kütlelerine göre birbirlerine yaklaştığı gözlemle sabit. Aynı şekilde canlıların evrildiği de gözlemle sabit.
Bunlar tartışılmıyor bile. Tartışılan şeyler Einstein'ın genel göreliliği veya Darwin'in doğal seçilimi vs.
İnsanın evrimle oluştuğu da tartışılmıyor. Sadece nasıl evrildiği tartışılıyor. Genetik sürüklenme mi daha etkindi, doğal seçilimin etkisi neydi gbi.
Sundance
03-08-2016, 11:21
Evrim gerçekte aynen böyle "yerçekimi kanunu" gibi ispatlanmış olsaydı, kimse bunun üzerine tartışmazdı. Demek ki ispat edilemediği için herkes hala konuşuyor, sadece biz burada bu sitede değil, tüm dünyada hala konuşuyor, kimse newton un yerçekimi kanunu hakkında yok ya yer neden çeksin, ağırsın düşüyorsun demiyor. Yada başka kanun haline gelmiş bir teori düşünün. Ama evrim ile ilgili hala bir tartışma var. Çünkü kanunlaşamadı ki kanunlaşması için ispatlanması lazım. O zaman kimse gıkını çıkarmaz, çünkü bu saçma olurdu. Ancak birileri bir tahmin yapıyor var diyor. Mesela DNA dan bihaber olan Darwin'i ele alalım, adam DNA ve yapısını bilmeden, evrimi anlatmış. O zaman bu sadece ve sadece kesinlikle bir tahmin idi. Sonra bilim geliştide adamın tahmini mi tuttu ? Eee tutsaydı hala niye tartışılıyor ? Çünkü cevap çok basit hala elle tutulur bir delil yok.
Yanlış mantık kurarak yanlış sonuçlar elde edersiniz.
İnsanlar bunun üzerinde tartıştığına göre bu ispatlanmış olamaz.
Evrim teorisi, dinlerin binlerce yıldır insanlara dayattığı dogmaları yıktığı için çok büyük direnç görmektedir. Dünyanın yuvarlak olduğunun keşfi, güneş etrafında keşfi de aynı şekilde direnç görmüştü. Bunların oturması da süre aldı.
Aynı mantık ile yer çekimi etkilerinin hangi partikül ile nasıl oluştuğunun tartışılıyor olması yer çekimi olgusunun geçerli olmadığını ispatlanmadığını gösterir mi?
Quarkların tartışılıyor olması bunlar geçerli olmadığını gösterir mi?
Bilimsel anlamda evrim olgusunun geçerliliği ile ilgili daha önce yukarıda savetheday'e yazdığım gibi yaratılışçı destekli bir kaç istisna dışında başka bir tartışma yoktur. Evrim olgusunun işleyişi, detayları, hangi canlının hangi canlıdan türediği araştırılıyor, tartışılıyor elbette ancak bu evrim olgusunu geçersiz kılmaz.
Bilimsel anlamda kullanılan kanun, teori, teorem, tez, hipotez gibi kavramlar ile günlük hayatta kullandığımız kanun kavramlarını karıştırmayalım. Evrim teorisi denmesi bu teorinin ispat beklediğini, geçerli olmadığını göstermez. Yer çekimi kanunu dediğimiz de yer çekimi teorisidir ve bu teoriye aykırı hareket eden tek bir örnek bile teoriyi geçersiz kılmaya yeterlidir. Evrim teorisi de 140 yıldır aykırı tek bir örneğine rastlanmadığı için geçerliliği katlanarak artmaktadır.
Elimizde neler olduğu hakkında nasıl bir fikriniz var bilmiyorum ancak ne Darwin'in "Türlerin Kökeni" eserinin ne de diğer yayınların dediğiniz gibi "tahmin" ile yakından uzaktan alakası yok. Çok uzun süren uğraşlar sonucu elde edilen bulgular var ki bunlara tahmin filan gibi bir yaklaşım tarzı bu sonuçların geçerliliğini aşağı çekemez.
Mesela doğal seçilim diyor. Doğal seçilim DNA ya etki edemez ve dolayısı ile yeni bir tür nasıl olsun ki ? Yani bir tür sogukta yaşamaya başlarsa soğuk onun DNA sını mı değiştircek ? DNA ancak radyasyon veya özel kimyasal ilaçlar ile değişir. Öyle üşüyünce değişmez. Mesela eskimoların neden hala kürkü yok. Bu durumda olması gerekirdi. Ama doğal durumlarından dolayı kürkleri olmamış. Sadece bu değil kuzeyde soğukta yaşayanların derileri beyaz, bu durumda mantıklı olan siyah olmaları. Şimdi eskimoların derileri orta renk, esmerimsi. Ama ruslar norveçliler beyazlar, sarışın saçları ve mavi gözlüde oluyorlar.
Peki ekvataor civarında yaşayan ayı, kaplan, leopar gibi hayvanların ağır kürkleri var. Şimdi bu aşırı sıcakta mantıklı mı ?
Kar leoparının kürkü ağırdır, başka bir cins olan orman leoparı ise hafif kürklü ama tutun orman leoparını soğuk bir iklimli yere götürün onun kürküde kalın büyür. Ama cinsi değişmez. Aynı durum at ve köpeklerde de vardır. Bu denenmiştir. Ama at başka tür olmuyor yani.
Doğal seçilim ve mutasyon kavramlarını yukarıda elimden geldiğince açık anlatmaya çalıştım. Doğal seçilimin DNA'yı değiştirdiği sonucuna nasıl vardınız bilmiyorum aslında değişen DNA sonucu ortama adapte olmayı içeriyor doğal seçilim.
Eskimoların kürkü yok çünkü diğer hayvanları avlayıp üzerlerine kürk olarak geçirdikleri için kürk geliştirme ihtiyaçları kalmıyor. Ancak gözlerine dikkat edersen kardan yansıyan güneş ışınlarından korunmak için çekik olduklarını görürsün. Kutup ayılarının karda avlarına görünmeden yaklaşabilmek için beyaz olması, yavru fokların karda yerlerinin belli olmaması için renklerinin beyaz olması gibi örnekler evrimin sonucudur.
Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayın. Madem öyle nasıl oluyor gibi verilen örnekler eğer evrim teorisine aykırı olsa idi bu bütün bilim camiasında infial uyandıracak bir gelişme olurdu. Dolayısı ile ya konu hakkında ilk önce yeterli alt yapıyı edinin ya da konunun uzmanlarının görüşlerine güvenin. Her ikisini de edinmeden yapılan söylemler evrim teorisinin geçerliliğini aşağı çekemez.
Şimdi bakalım evrim teorisi taaa 140 yıl geliştirilmiş.. Esasen babası ortaya atmış bu teoriyi ki Charles doğmadan önce.
Evrim diyor ki zamanla bir canlı türeyebilirmiş. BU hatalı bir argümandır.
Çünkü;
Zaman imkansız şeyleri imkanlı hale getirmez.
Bir örnek vereyim (bir bilgisayar uzmanı olarak) 26 harfli bir bilgisayar programı rasgele 35 trilyon deneme ile denerse ancak 14 harfi doğru basıyor.
Şimdi gelelim proteinlere, 100 farklı konfigürasyona sahip 60 bin protein bizim alfabemiz iken bu durumu düşünebilir misiniz ? Sonuç sonsuz imkansız. Yani zaman imkansız şeyleri mümkün kılmaz.
Yukarıda evrim teorisinin aslında nasıl çok da zor ve imkansız olasılıklarla çalışmadığını açıklamaya çalışmıştım.
Yukarıda verdiğim oda içinde çekiliş örneğinde 29 harfli bir seçimden 11 harfli "oturma odası" yazısının çıkması 1/29^11 (29 üzeri 11) yani 12,5 trilyarda 1'dir. Ancak yanlızca doğru çekilen harflerin kaydedilip diğerlerinin silinmesi faktörü dikkate alınırsa bu olasılığın çok çok büyük oranda katlanacağı aşikardır. Dolayısı ile evrim olgusunu değerlendirirken kavramları doğru ve tarafsız gözden geçirmek şarttır.
Proteinler konusunda da şu andaki gelişmiş, modern yaşam ile ilk oluşan ilkel moleküler aktiviteleri karıştırmayın. En son yaratılışçılar tarafından indirgenemez olduğu ve yaşamın bu karmaşıklıkla başlamak zorunda olduğu iddia edilen enzimlerin çok daha basit ve az versiyonları ile çok daha ilkel ve uzun süreli reaksiyonlar gerçekleşebileceği ve bu karmaşıklığın temelinin daha basit yapıtaşları olduğu gösterildi.
Eğitim sistemi çocukları sorgulamaz ve düşünmez yapıyor. Bir çocuk aklını ve mantığını kullanıp evrim teorisi hakkında soru sorarsa alaya alınıyor ve hakarete uğruyor. Böylece çocuklar düşünmeyen bir robot oluyor. Bunu ye bunu kabullen diyorlar.
Evrim teorisi ana ruhu doğal seçilim dir. Yani zamanla türdeki adaptasyonlar arta arta onu başka türe çeviriyor ve milyonlarca tür bu şekilde oluşuyor.
Mesela kanatsız kuş nasıl oldu da kanatlı oldu. Kanat büyüttü. Neden buna ihtiyaç duydu. Buna evrimciler cevap vermiyor. Fakat kanat kökü (henüz tam bir kanat değil) kuşu çevresine daha uyumlu yapmıyor. Neden buna karar verdi kuş ? Uçamayan bir kuş için kanat onu daha da zora sokmaz mı ?
Sonra yarım-kanatlı bir kanatı taşıyan türler bunla uçamıyorlar zaten, o zaman bu yarım kanatlarda parmaklar oluşuyor ve ağaçlara vs tırmanmaya yarıyor ve böylece yeni türler türüyor. Sonra kanat geliştiren bu kuşların bir de delikli kemik olayı ne zaman oluyor ? Kanattan önce mi sonra mı ? Eğer kanat önce olsaydı ve kemik olmasaydı bu durumda kanat useless (faydasız) bir organ olacağı için bunların körelmesi gerekmez mi idi ?
Ya balıklar ? Balık denizden atlaya atlaya ayakları oldu diyorsunuz. Tamam balık aptalca şeyler yapar bazen :).. Ama balık denizden çıkınca ölür. Mesela balinalar kıyıya vurup ölüyorlar. Acaba onlar da yeni bir tür mü olmak istiyorlar ?
Yani bu akciğerleri nasıl oluyor ? Milyonlarca yıl kıyıya atlıyor atlıyor ölüyorlar, sonra aniden kıyının kenarında duruyor yok artık ben dönmücem suya mı diyor ? Çünkü o artık bir kertenkele.
Sonra bu ara tür, hani hiç bulunamayan ama sürekli ilüstre edilen. Çiz babam çiz. Sonra soyu tükenmiş bir buluyorlar bu ara tür deniliyor yada yakın. Ama soyu tükenen o tür de aslında bir tür. Ara tür felan değil.
Darwin DNA dan habersiz bu adam bir de Tree of Life yapmış. Yani Yaşam Ağacı. Bu ağaçda bazı türleri aşağı bazılarını yukarı koymuş kendince, sadece dış görünüşe bakarak yani. Darwin hayatın anahtarının DNA olduğundan habersiz bir kaç molekülün hayat için yeterli olduğunu düşünüyordu.
DNA hücrenin içinde ve değişmez. Sadece üreme sırasında anne ve babadan yarı yarı alır. Başka bir yerden almaz. Anne ve babadan alır. Çevresel etkenler DNA yı değiştiremez. Şimdi bilim adamları Darwin in bu Yaşam Ağacı ile ilgili DNA çalışması yaptıklarında, Darwin'in atası olarak gösterdiği türlerin %80 i birbirinden farklı, yani atası olamayacak boyutta. Sırf dış görünüşe bakarak yaptığı için olabilir.
Mesela en basit bir bakteride bile dizayn var. Kamçısı var. Bu kamçı öyle basit bir alet değil. 40 adet hareketli parçası var. Hepsi değişik protein moleküllerinden yapılmış. Motor, rotor, stator, şaft, bağlantı kolu, pervanesi hep var.
Şimdi bakın bu motor öyle dandik bi motor değil, enerjisi iyonlardan, ve dakikada 6000 - 17000 arası devir ile dönüyor. 1/4 hızla geri dönebiliyor, ve otomatik kontrol mekanizması mevcut.
https://en.wikipedia.org/wiki/Flagellum
Türkiye ile Amerika'yı karıştırdınız herhalde? Evrim sistemi dışında bir şey öğretilmesinin önü Amerika'da tıkalı. Ve bu kurduğunuz cümle tamamen Amerikan evangelistlerin ağlamaklı cümlesi.
Gerçekte Türkiye'de evrim teorisi öğretilmiyor çocuklara. Müfredatta yazan evrim konuları da çok yüzeysel ve pratikte baskı altında veya değil öğretmenler tarafından detaya inilmeden veriliyor. Tam tersine din eğitimi altında çocuklara yaratılışçı doktrin enjekte ediliyor. Dindar nesil yetiştiriyoruz artık unuttunuz mu? Bu şartlar altında nasıl hala bu şekilde evrim baskısından bahsediliyor anlayamıyorum.
Bütün dünya bizim dindar, islamla dolu olmamızı istiyor. Neden acaba? Dindar nesil, evrim teorisini öğrenmesin, evrim ile ilgili araştırma yapmasın, yarın öbür gün bu teknolojileri kendileri geliştirip, biz dindarlara "bu gavur icatlarını" satsınlar.
Madem evrim teorisini yıkacaksınız bırakın çocuklar dibine kadar araştırıp evrim teorisini yıkacak materyali bütün dünyaya sunsunlar! Bu konuda da evrim teorisini yıkıp gerçeği ortaya koyan bir ülke olarak bütün dünyanın yapamadığını yapalım ve gururlanalım. Niye izin vermiyorlar?
Yerçekimi kanunu diye bir şey ispatlanmadı zaten. Cisimlerin kütlelerine göre birbirlerine yaklaştığı gözlemle sabit. Aynı şekilde canlıların evrildiği de gözlemle sabit.
Bunlar tartışılmıyor bile. Tartışılan şeyler Einstein'ın genel göreliliği veya Darwin'in doğal seçilimi vs.
İnsanın evrimle oluştuğu da tartışılmıyor. Sadece nasıl evrildiği tartışılıyor. Genetik sürüklenme mi daha etkindi, doğal seçilimin etkisi neydi gbi.
Yerçekimi kanunu şeklinde geçiyor yani kanun. "law of universal gravitation" ama "law of evolution" diye geçmiyor neden ?
Canlıların evrildiğini ne zaman gördük ? Kim görmüş ? Kayıt mı etmiş ? Milyonlarca yıl da olmuş olabilir diye bir şeyler var, ama gözlemlenmiş bir şey yok. Hem Darwin neyle gözlemiş bunu ? Onun zamanında mikroskop var mı idi ? Yada teleskop ? Yada kendisi bilgisayar kullanabiliyor muydu ? 13 bilinmeyenli denklemleri çözebiliyor muydu ? Süper computer ların bile simüle edemediği bir gözlem var, bu adam ne ile simüle etmiş ?
Darwin in doğal seçilimi günümüzde çok saçma. Doğal hangi yol DNA yı değiştirebilir ki ? Zıplaya zıplaya acaba 3 metre zıplayan çocuğumuz olur mu ? Her gün koşarsam, akşam sabah, acaba çocuğum artık süper hızlı bir insan türü mü olur ? Her gün uzanarak gerilerek spor yapsam, acaba çocuğumuzun kolu daha mı uzun olcak ? Böyle bir şey yok...
Doğal seçilim kısaca bilime göre fiyasko bir hipotez artık.
----------------------------------------------------
Sundance :
1.hatan yerçekimi olgusu demen. Bu bir olgu değildir. Kanun dur. Titiz davrandığım için kusura bakma. Sadece arada fark var.
Şİmdi evrim olgusu doğru olsa idi, sürekli yanlış yapmaz idi, bir gün diyorlar bu bunun atasıdır, sonra aa yanlışmış, ama evrim var, sonra başka bir yanlış, bu böyle sürekli, acaba temelde evrim teorisi yanlış mı demiyoruz ? Sanki bu teori yadsınamaz ve yanlışlığı dahi sorgulanamaz olmuş ? Bu bizi kapalı yapmaz mı ? Madem yanlışlar sürekli var, madem bir şekilde net olarak gözlemlenebilmiş bir şey değil, o zaman bu da sorgulanabilir olmalı. Sorgulanamaz deyip neden yollar tıkanıyor ? Bilim bu mu demek ? Hem mantığa uymasın hem de bunu yiyeceksinbaşka yemek yok demek saçma değil mi ?
Darwin'in söylediği şeyler bilim ilerledikçe bir sürü hataları bulundu. Yok o bunun atası dedi ama DNA ya bakınca %80 uyuşmazlık var.
Sonra doğal seçilim ile oldu dedi, ama DNA nın doğal seçilim ile imkansız değişmeyeceği görüldü. Bilim bu adamın laflarını yalanlamış, ama sonra yok o değilse budur, ama evrim ile oldu diyoruz hala.
Gösterilenler sadece birer şov gibi. İspat yok. Eğer olsaydı kimse salak gibi bunları tartışmazdı.
O zaman kaç yıl sonra insan 25 cm parmaklı olacak ? Gözlenlenmiş ve bir kanun ise bunu hesaplayabilmeniz lazım ? Yoksa sadece tahminler var yani.
Evrim teorisi bilime ve matematiğe aykırıdır. Çünkü bilimin ana esaslarına uygun değildir. Ben bunu görüyorum.
Çünkü fizik yasaları bir şey icat edemez, hayır bunu kuran da falan okumadım, oxford lu bir profosor açıklıyor ve bu bana mantıklı geliyor.
Eğer fizik yasaları bir şey icat etmeye yetiyor ise o zaman jet motorunu bulan bilim adamına ihtiyaç olmazdı.
Ben Darwinin yeterli bir biologist olmadığını da düşünüyorum. Sadece şunu görüyorum, dine inanmyanlar için bir alternatif sunduğu için o adama "din gibi" sarılmışsınız ve kendinizi kapatmışsınız.
Nasıl "din" de Allah uçan kaçan bir şey ise, Darwin'e veya evrim teorisine laf söylemekde öyle olmuş.
Keşke bunu bu kadar tabulaştırmasaydınız..
Sundance
04-08-2016, 19:45
Yerçekimi kanunu şeklinde geçiyor yani kanun. "law of universal gravitation" ama "law of evolution" diye geçmiyor neden ?
Canlıların evrildiğini ne zaman gördük ? Kim görmüş ? Kayıt mı etmiş ? Milyonlarca yıl da olmuş olabilir diye bir şeyler var, ama gözlemlenmiş bir şey yok. Hem Darwin neyle gözlemiş bunu ? Onun zamanında mikroskop var mı idi ? Yada teleskop ? Yada kendisi bilgisayar kullanabiliyor muydu ? 13 bilinmeyenli denklemleri çözebiliyor muydu ? Süper computer ların bile simüle edemediği bir gözlem var, bu adam ne ile simüle etmiş ?
Darwin in doğal seçilimi günümüzde çok saçma. Doğal hangi yol DNA yı değiştirebilir ki ? Zıplaya zıplaya acaba 3 metre zıplayan çocuğumuz olur mu ? Her gün koşarsam, akşam sabah, acaba çocuğum artık süper hızlı bir insan türü mü olur ? Her gün uzanarak gerilerek spor yapsam, acaba çocuğumuzun kolu daha mı uzun olcak ? Böyle bir şey yok...
Doğal seçilim kısaca bilime göre fiyasko bir hipotez artık.
Bak teori, kanun, hipotez açıklanmış evrim ağacında. Ne güzel şey şu evrim ağacı. İki dakikanı ayırsan istediğin şeyi bulacaksın sen de.
Ders 4: Teoriler ile Kanunlar arasında bir üst-ast ilişkisi yoktur! Okullarda okuduğumuzun aksine, hipotezler ispatlanınca teori, teoriler "daha da ispatlanınca" kanun olmazlar, olmamışlardır, olmayacaklardır. "Daha da ispatlanmak" ne demektir? Böyle bir saçmalıktan bahsedilemez.
http://www.evrimagaci.org/makale/6
"Canlıların evrimini gözümüzle gördük mü?" diye soranlara tekrar tekrar söylüyoruz. Lenski deneyi ne oluyor? Gözümüzle gördük. Ona da "Ama bu mikro evrim. Biz mikro evrim var diyoruz zaten. Makro evrim yoktur." diyorsunuz. :) Yani evrimin tanımı olan DNA'nın değişmesi, yararlı mutasyon, doğal seçilim hepsinin gözlemlenmesini onaylıyorsunuz ancak bu ancak 20 senelik bir deneyin sonunda elde edilmiş bir sonuç olduğu için beğenmeyip milyon yıllarca sürecek doğal seçilim sonuçlarını göremediğiniz için doğal seçilim yoktur diyorsunuz. Yani hem var hem yok. :) İşinize gelmeyince yok, zorunlu kalınca var. :)
https://tr.wikipedia.org/wiki/E._coli_uzun_vadeli_evrim_deneyi
Kim görmüş, kayıt mı etmiş, mikroskopu mu varmış? Yahu kaç tane fosil var elimizde. İnsaf. Yani sizin Allah işi gücü bırakmış bütün dünya geçmişi boyunca çamurla oynayıp oynayıp yaratık çıkarmış. Ancak o Allah o yarattıklarında bazı kurallara sınırlı kalmak zorunda kalmış öyle kafasına göre takılamamış. DNA'nın üzerine ek bir DNA ekleyemeden, onu da bin türlü alt mutasyonlardan geçirmeden çamuru adam edememiş bir türlü. Yazıktır böyle bir tanrıya inanmak için gözünüzü sımsıkı kapayıp karanlığı kucaklıyorsunuz.
Darwin zamanında mikroskop da vardı, teleskop da. Teleskop ile dünyanın döndüğünü bulan Galileo amcamıza din tarafından neler yapıldığını ve hangi yüzyılda yaşadığını hatırlasanız bunu sormazdınız herhalde. O zaman Galileo'ya kilisenin yaptığını şimdi siz camii olarak bizlere yapmak derdindesiniz. Ne elde etmek için? Bu zavallı tanrıya 3 - 5 gün daha tapınıp "Aaaa iç huzurumu Allah'a inanarak elde ediyorum ben" demek için. Siz iç huzurla afyonlanmışken millet fezada fink atıyor.
Doğal seçilimin mantığını açıkladım. Evrim denilen kavramın tek bir nesil üzerinden düşünülerek anlaşılması mümkün değil. Sen istediğin kadar kolunu gerdir evrim geçiremezsin. DNA'nı değiştiremezsin. Ancak yemek senin 2 m tepende yer alsın. Kolu uzun olan yemeğe uzanabilsin, hangisinin kolu daha uzun ise yemeğe o sahip olsun bak nasıl domuz gibi evrim geçiriyor türün.
Tekrar ediyorum: Tek birey yok. Tek nesil yok. Yaşam ile ölüm arasındaki çizgiyi belirleyen doğal seçilim var. Yararlı mutasyon geçiren ürer, diğerleri yok olur.
Yıldıztozu kusura bakma cevaplamış bulundum buraya kadar.
Sundance :
1.hatan yerçekimi olgusu demen. Bu bir olgu değildir. Kanun dur. Titiz davrandığım için kusura bakma. Sadece arada fark var.
Şİmdi evrim olgusu doğru olsa idi, sürekli yanlış yapmaz idi, bir gün diyorlar bu bunun atasıdır, sonra aa yanlışmış, ama evrim var, sonra başka bir yanlış, bu böyle sürekli, acaba temelde evrim teorisi yanlış mı demiyoruz ? Sanki bu teori yadsınamaz ve yanlışlığı dahi sorgulanamaz olmuş ? Bu bizi kapalı yapmaz mı ? Madem yanlışlar sürekli var, madem bir şekilde net olarak gözlemlenebilmiş bir şey değil, o zaman bu da sorgulanabilir olmalı. Sorgulanamaz deyip neden yollar tıkanıyor ? Bilim bu mu demek ? Hem mantığa uymasın hem de bunu yiyeceksinbaşka yemek yok demek saçma değil mi ?
Darwin'in söylediği şeyler bilim ilerledikçe bir sürü hataları bulundu. Yok o bunun atası dedi ama DNA ya bakınca %80 uyuşmazlık var.
Sonra doğal seçilim ile oldu dedi, ama DNA nın doğal seçilim ile imkansız değişmeyeceği görüldü. Bilim bu adamın laflarını yalanlamış, ama sonra yok o değilse budur, ama evrim ile oldu diyoruz hala.
Gösterilenler sadece birer şov gibi. İspat yok. Eğer olsaydı kimse salak gibi bunları tartışmazdı.
O zaman kaç yıl sonra insan 25 cm parmaklı olacak ? Gözlenlenmiş ve bir kanun ise bunu hesaplayabilmeniz lazım ? Yoksa sadece tahminler var yani.
Evrim teorisi bilime ve matematiğe aykırıdır. Çünkü bilimin ana esaslarına uygun değildir. Ben bunu görüyorum.
Çünkü fizik yasaları bir şey icat edemez, hayır bunu kuran da falan okumadım, oxford lu bir profosor açıklıyor ve bu bana mantıklı geliyor.
Eğer fizik yasaları bir şey icat etmeye yetiyor ise o zaman jet motorunu bulan bilim adamına ihtiyaç olmazdı.
Ben Darwinin yeterli bir biologist olmadığını da düşünüyorum. Sadece şunu görüyorum, dine inanmyanlar için bir alternatif sunduğu için o adama "din gibi" sarılmışsınız ve kendinizi kapatmışsınız.
Nasıl "din" de Allah uçan kaçan bir şey ise, Darwin'e veya evrim teorisine laf söylemekde öyle olmuş.
Keşke bunu bu kadar tabulaştırmasaydınız..
Alpha kardeşim, mesele tabu filan değil. Tabunun en büyüğü Allah'ı reddetmişiz, burada tarikat içinden duvarları yıkıp Allah'ı reddedenler var. Böyle bir tabuyu reddeden doğru olmasa evrim teorisine mi takılır kalır?
Sorgulayın eyvallah da sorgulamıyorsunuz ki siz. Evrim yoktur deyip geçiyorsunuz. Sorgulamak için gerekli altyapıyı almaya niyetlenmiyorsunuz ki. Gerçekten öğrenmek isteyene kaynak bol. Gavur dediğiniz adamlar çocukların 6 yaşında anlayabileceği çizgi filmler bile yapmış.
DNA nedir, mutasyon nedir, olasılık nedir bunlara hakim olmak gerekiyor biraz evrimi anlayabilmek için. Okullarda boşuna biyoloji, matematik, fizik, kimya yerine Muhammed'in hayatı, yok İslam bilmem nesi okutuluyor diye bozuk atmıyoruz. Türkiye'nin kuyusu kazılıyor. Adım adım dibe gönderiliyor. Siz hala Allah Allah diye şakıma derdindesiniz. Uyanın be arkadaşım.
Sundance
04-08-2016, 19:58
Kim görmüş, kayıt mı etmiş, mikroskopu mu varmış? Yahu kaç tane fosil var elimizde. İnsaf. Yani sizin Allah işi gücü bırakmış bütün dünya geçmişi boyunca çamurla oynayıp oynayıp yaratık çıkarmış. Ancak o Allah o yarattıklarında bazı kurallara sınırlı kalmak zorunda kalmış öyle kafasına göre takılamamış. DNA'nın üzerine ek bir DNA ekleyemeden, onu da bin türlü alt mutasyonlardan geçirmeden çamuru adam edememiş bir türlü. Yazıktır böyle bir tanrıya inanmak için gözünüzü sımsıkı kapayıp karanlığı kucaklıyorsunuz.
Yani dünyada ortaya çıkan canlıları Allah yarattı demek şu manaya geliyor. Allah dediğin şey dünyada gelmiş geçmiş her canlının üremesine bil fiil karışmış. Oturmuş tek hücreliler bölünürken, çicekler tozlanırken, hayvanlar seks yaparken onların dölleri ile oynamış durmuş. 4 milyar yıl boyunca her üremede yapmış bunu.
Üstelik de oynarken öyle kafasına göre de takılamamış. Eğer bir DNA değişikliği yapcaksa ille de bin bir türlü alt DNA dizilimini, bilmem neyi beklemiş.
Kuşların dinozorlardan evrimini gösteren bir resim paylaşıldı bu forumda. Aşama aşama görüyorsun. Sen diyorsun ki benim inandığım Allah sıfırdan yaratma konusunda aciz ancak böyle aşama aşama değiştirmeye müktedir.
Sen Allah'ını hayatın boyunca görmemişsin. Elinde hiç bir şey yok. Önüne serilen bin bir türlü fosili, deneyi, kanıtı elinin tersi ile itiyorsun da kanıt yok diye burun kıvırıyorsun.
spartacus
05-08-2016, 09:38
Canlıların evrildiğini ne zaman gördük ? Kim görmüş ? Kayıt mı etmiş ? Milyonlarca yıl da olmuş olabilir diye bir şeyler var, ama gözlemlenmiş bir şey yok.
Zeus'un yarattığını kim görmüş, gözlemlemiş?
Evrim konusunun bir dolu verisi, fosili, kıyas yapılabilir değişim imkanı veee gözlemi gün gibi ortadadır.
Ama sizler gibi uyanık veya ahmaklar bizleri, "Yıldırımları yollayan Zeus'tur" diye kandırmaya çalışıyorsunuz, çoğunuz öncelikle kendiniz kandırılmışsınız..
Bizde çıkıp, yıldırımların nasıl oluştuğunu açıklıyoruz, dönüp hala kim görmüş vs...
Eğer kimin gördüğünü soracaksanız siz Zeus, Allah ve gerçekten 6 yaş altı senaryo-kurgular, yani masallar için kendinize sorun...
Evrim GÖZLEM dahilidir ve GÖZLEMLENİYOR da, evrimin gözlemlenmesi başka bir şey, bir türün nasıl, ne gibi değişiklikler geçirdiğini araştırmak başka, gerçekten şu kadarcığı idrak etseniz o bile kafi...
Her şey değişir, her şey hareket halinde.
cevap bu kadar basit ve evet biz bu gerçeği GÖZLEMLİYORUZ...
Evrim de bazıları hileye bile karışmış. Sahte fosil olayları neden var ? Sakın hiç sahte fosil olmamıştır demeyin.
Artık bilimi de evrim teorisi ile açıklamaya çalışıyorsunuz bu bile aşırılık. Bilim nedir diye sorsam evrim ağacına bak diyeceksiniz.
Kuşların evrimini gösteren resim bir ilüstrasyondur, yani gerçek değil, ben de şimdi jurassic park filminden bir şey paylaşırım hem de o resimden daha gerçekçi anime edilmiş.
Bir tane koli basili hücre de bir nokta değişmişmiş, bakın koskaca insan dan bahsediyoruz, insan bir koli basilinden trilyon kat daha karmaşık, dolayısıyla bu süreç evrenin yaşından daha büyük bir zamana tekabül ediyor, dünyanın en süper bilgisayarı dahi haftaya oynanacak sayısal lotonun sonucunu bulamaz. haftaya bırakalım önümüzdeki yıl bu haftakinin de. İhtimalin boyutu olabilirlik sınırları dışında. Bu durumda imkasız demektir. Eldeki süre bile bunu yapmaya yetmiyor.
Hele beyin denilen bir alet var, üzerindeki sinapsların olasılık ihtimali evrenin yaşıyla bağdaşmıyor, kaldı ki diğer tüm organlarla birlikte bir insanın kendisinin tastamam oluşması çok daha büyük bir proje.
Fakat insanı dünya dışı varlıkların yarattığı çok açık, bunlar kimdir, neyer ne içer bilemiyorum ama, Kuran da dahil olmak üzere tüm dini büyük kitaplar + tarihte bunları gösteriyor. Fakat bu Allah inancımı henüz kaldıramadı.
Çünkü kutsal kitaplar üstü kapalı da olsa bilimsel kurallar içerisindeler.
Bunların hepsi görülebilir alanda. Mantık da bunu gösteriyor.
Ancak sonuçları analiz etmek herkesin yapabileceği bir şey de olsa, sentez farklı olabilir. Benim sentez im hep bir Tanrı dan yana.
Dünyamıza gelip burada hayatı başlatanların nasıl yapmış olduklarına dair anlama kabiliyetini bugün günümüzde erişmiş bulunuyoruz. Tabii belki ilkokul mezunu seviyesindekiler için biraz zor anlaşılabilir.
Allah Adem'i yarattığında bunu topraktan yaratmış olması bugün günümüzde çok rahat bilimsel olarak çözümlenebiliyor.
İsa yı ise Kuran'da "onun yaratılış yaratılışta tıpkı Adem gibidir." tabiri de bilime uygun olarak görülebiliyor.
Bütün bunlar Kutsal Kitapların doğru olduğunu göstermekle birlikte bazı şeylerin bizlere gizli olduğunu, bilgimiz dışında bırakıldığını göstermekte, bunun nedeni belki de gereksiz olmasından dolayı olabilir. Zira İnsanın beyninin hangi algoritmalarla çalıştığını bilmek tıpkı arabayı kullanırken manifoldun nasıl çalıştığını bilmek gibi. GEREKSİZ. Biz sadece arabayı kulanırız genel olarak ve arıza olursa çekip şunun manifoldunu bi sökim bakim demeyiz. Servise götürürüz. Bu hayat zaten belli bir sistematiğe dayanıyor. 60 yıl ömür. ortalama yani.
Sundance
05-08-2016, 11:38
Evrim de bazıları hileye bile karışmış. Sahte fosil olayları neden var ? Sakın hiç sahte fosil olmamıştır demeyin.
Artık bilimi de evrim teorisi ile açıklamaya çalışıyorsunuz bu bile aşırılık. Bilim nedir diye sorsam evrim ağacına bak diyeceksiniz.
alpha yapma gözünü seveyim. Evrimde hile karıştırmış dediğin adam bilim adamı bile değil, bir koleksiyoncu ve dolandırıcı. Bu fosilin gerçek olmadığını, gerçek olamayacağını kim bilmiş. Fosili gördükleri anda bu fosilde ters birşeyler olduğunu anlamış bilim adamları ve inceleyerek gerçek olmadığını ortaya çıkarmışlar.
Bilim böyle bir şey işte. Hata ayıklama mekanizması çalışıyor. Gerçekler ortaya çıkıyor. Biraz bilim tarihi bilen biri insanlık tarihi boyunca gerçekleri ortaya çıkarmaya yarayan elimizdeki tek aracın bilim olduğunu bilir. Bilim formasyonunun ortaya çıktığı 16. yüzyıldan beri insanlığın gösterdiği gelişime bak.
Aşırılık değil alpha. Gerçekten işe yarıyor. Önündeki bilgisayardan tut da evindeki buzdolabı, cebindeki telefon kanıtı. Şu anda nimetlerinden yararlandığın bütün teknoloji bilimin sayesinde. Şimdi bütün bunlar sanki gerçekten bulunmamış da kandırmacaymış da biz de bilimi fanatikler gibi destekliyormuşuz öyle mi?
Hayır. Aşırılık sizinkisi. Allah'a tapacaksınız diye, içinde büyüdüğünüz kitlede Allah ile yer ediniyorsunuz diye, Allah olmadığı zaman kafanızın içindeki "Nasıl oluyor peki?" sorularına cevap bulmakla uğraşmayasınız diye istemiyorsunuz Allah inancınızın yıkılmasını. Bilime düşman olmanızın sebebi bu. Çünkü bilim daha önce "Bunları hep yüce Allah yapar haşaaa." denilen şeylerin aslında nasıl oluştuğunu açıklıyor. Sizin o yüce Allah'ı, küçültüyor, içinde bulunduğu bilinmezi aydınlatıp, onun daha bilinmeyen, karanlık kalmış noktalara kaçmasına sebep oluyor.
Kuşların evrimini gösteren resim bir ilüstrasyondur, yani gerçek değil, ben de şimdi jurassic park filminden bir şey paylaşırım hem de o resimden daha gerçekçi anime edilmiş.
Bir tane koli basili hücre de bir nokta değişmişmiş, bakın koskaca insan dan bahsediyoruz, insan bir koli basilinden trilyon kat daha karmaşık, dolayısıyla bu süreç evrenin yaşından daha büyük bir zamana tekabül ediyor, dünyanın en süper bilgisayarı dahi haftaya oynanacak sayısal lotonun sonucunu bulamaz. haftaya bırakalım önümüzdeki yıl bu haftakinin de. İhtimalin boyutu olabilirlik sınırları dışında. Bu durumda imkasız demektir. Eldeki süre bile bunu yapmaya yetmiyor.
Hele beyin denilen bir alet var, üzerindeki sinapsların olasılık ihtimali evrenin yaşıyla bağdaşmıyor, kaldı ki diğer tüm organlarla birlikte bir insanın kendisinin tastamam oluşması çok daha büyük bir proje.
Yani diyorsun ki aslında bu kadar bilim adamı bu dinozorların kemiklerine bakarak, biyolojik izlerini görerek bu hayvanların tüyleri olduğunu bilmedi aslında da dolandırıcı oldukları için tüylü gibi gösterdiler bizi kandırıyorlar. Söz konusu ettiğin bütün dünyanın bilim camiası. Bütün bilim adamları. Hepsine düzenbaz, hepsine yalancı, hepsine dolandırıcı atfında bulunuyorsun. Olacak iş mi?
O resimler o hayvanların gerçekten tüylü olduğu için ve tüylü oluşları fosillerinde biyolojik kanıt bıraktığı için tüylüdür. Bu kadar kolay mı "Ama o resimler çizgi." diyerek bu kanıtları geçersiz kılmaya çalışmak?
Alpha, sana gönderdiğin linki okusaydın aslında tek bir noktanın değişmediğini, o bakterinin o enzimi yapabilmek için bir sürü etkisiz alt mutasyon bulunduğunu görürdün. Kafanızda bir şip şak resmi yer etmiş onun dışına çıkamıyorsunuz. Biraz tetris oynayanlar bazen parçaların siz hiç kontrol etmeseniz de nasıl birike birike arada satır atlattığını bilirler. O bakterinin evrimi de işte aynen böyle olmuş. Bir sürü aynı kolonide bir sürü alakasız etkisiz mutasyon gerçekleşirken bir kolonide bu alakasız mutasyonlar o bakterinin o enzimi gerçekleştirmesi için gerekli son mutasyon için basamak görevi görmüş.
Bak ihtimal hesaplarında hala sen doğal seçilim etkisini göz ardı ederek hesap yapıyorsun. Oysa bakteri örneğinde de ihtimal olarak hesaplarsan o bakterinin rastgele olarak o enzimi yapacak mutasyonu geçirmesi yine aynı imkansızlıkta olması lazım sana göre.
İnsanın tastamam oluşması işte sizin fantezilerinizde. İnsandan önce göz yoktu da insan ile sıfırdan göz dizayn edildi, insansan önce böbrek yoktu da insan ile sıfırdan böbrek dizayn edildi. Yani organların insan ile varolduğunu düşünmek zaten daha evrim bilgisinin alfabesinin hatalı olduğunu gösteriyor. Atın kafanızdan şu "Allah ol dedi oldu" fikrini. O "Ol" diyen Allah milyarlarca değişik tür yaratmış ve bu türlerin hepsi birbirini takip ediyor öyle mi? Bu ne biçim bir "Ol" demektir düşünsenize? Doğrusu değişim var. Zaten böbreği, gözü olan hayvanların bu organlarının gelişmesi var.
Fakat insanı dünya dışı varlıkların yarattığı çok açık, bunlar kimdir, neyer ne içer bilemiyorum ama, Kuran da dahil olmak üzere tüm dini büyük kitaplar + tarihte bunları gösteriyor. Fakat bu Allah inancımı henüz kaldıramadı.
Çünkü kutsal kitaplar üstü kapalı da olsa bilimsel kurallar içerisindeler.
Bunların hepsi görülebilir alanda. Mantık da bunu gösteriyor.
Ancak sonuçları analiz etmek herkesin yapabileceği bir şey de olsa, sentez farklı olabilir. Benim sentez im hep bir Tanrı dan yana.
Dünyamıza gelip burada hayatı başlatanların nasıl yapmış olduklarına dair anlama kabiliyetini bugün günümüzde erişmiş bulunuyoruz. Tabii belki ilkokul mezunu seviyesindekiler için biraz zor anlaşılabilir.
Allah Adem'i yarattığında bunu topraktan yaratmış olması bugün günümüzde çok rahat bilimsel olarak çözümlenebiliyor.
İsa yı ise Kuran'da "onun yaratılış yaratılışta tıpkı Adem gibidir." tabiri de bilime uygun olarak görülebiliyor.
Bütün bunlar Kutsal Kitapların doğru olduğunu göstermekle birlikte bazı şeylerin bizlere gizli olduğunu, bilgimiz dışında bırakıldığını göstermekte, bunun nedeni belki de gereksiz olmasından dolayı olabilir. Zira İnsanın beyninin hangi algoritmalarla çalıştığını bilmek tıpkı arabayı kullanırken manifoldun nasıl çalıştığını bilmek gibi. GEREKSİZ. Biz sadece arabayı kulanırız genel olarak ve arıza olursa çekip şunun manifoldunu bi sökim bakim demeyiz. Servise götürürüz. Bu hayat zaten belli bir sistematiğe dayanıyor. 60 yıl ömür. ortalama yani.
Samimi olarak soruyorum, evrim ile ilgili elinde dünya kadar fosil olsun, deney olsun, DNA olsun, körelmiş organlar olsun kanıt var. Şimdi bunlar sana yeterli gelmiyor, sorgulamalıyız diyorsun. Peki insanı dünya dışı akıllı yaratıkların yaratmış olduğu ile ilgili kanıtların neler? Elinde bu kadar çok kanıttan daha fazla seni ikna edecek kadar çok kanıt varsa neler onlar?
Allah inancı nereee, dünya dışı akıllı yaşam inancı nereee. Şunu hacı hocanın yanında söylesen "Ne demek insanı Allah yaratmamış, ZINDIK!" derler sana. Carl Sagan'ın "Karanlık dünyada bilimin mum ışığı" kitabını tavsiye ederim. İnsanların gerçek bilimin harikaları dururken neden ısrarla astroloji, ufo, falcılık vs gibi saçmalıklara meyilli olduğuna değiniyor.
Bizden gizlenmiş mi, biz anlayamayız mı, gereksiz mi? E iyi de böyle düşünürsen her şeyi boş verelim o zaman. İlk çaplardaki gibi anadan üryan ağaç dalları üzerinde yaşamaya başlayalım. Zira bu dediğin azıcık sıkıyı gördük mü hemen sorgulamayı bırakalım manasına geliyor. Halbuki evrim gerçekten bilimin iddia ettiği gibi var mı sorgulayalım diyordun. Ancak iş gerçekten sorgulamaya gelince gerçekten sorgulamak istiyor musun?
spartacus
05-08-2016, 11:41
Evrim de bazıları hileye bile karışmış. Sahte fosil olayları neden var ? Sakın hiç sahte fosil olmamıştır demeyin.
İstisnalar üzerinden örnekleme, safsata mantığıdır..
Birilerinin sahte fosil yapması, kaideyi değiştirmiyor... kaldı ki en çok sahte fosil -ki sahte fozillerin %99,9'u- Evrim karşıtlarına ait :)
Yahu şu an Sahte fosillerin çoğunu üreten dinci, yobaz gericiler, evrim karşıtları, iddiları veya söyledikleri veya isnatları neredeyse tümüyle yalan. Olacak şey değil, oturup kendileri sahte fosil üretiyor ve ciddi, ciddi de sahtekarlık yapıp, bu fosil bilim insanlarınca yapıldı, edildi diyorlar. Bir örnek vereyim mi? :)
http://www.gazetebilkent.com/wp-content/uploads/2012/12/sahtefosic1.jpg
Dünyanın'da Küre olmadığına dair bir dolu tepsi-tava dizenler var ama bu Dünya'nın biçimini değiştirmiyor...
Evrim bir olgudur, dünyanın da atıyorum ekseni etrafında dönüşü bir olgudur.
Birileri şöyle demiş, öteki böyle demiş, hiç ama hiç bir bağlayıcılığı yok, zira olgu iradeden bağımsız ortada olandır.
belki tespit durumu doğar, bu bağlamda da Dünyanın hareketleri nasıl ki tespit ediliyorsa, Evrim'de tespit edilebilir ve edilmiştir. Fosiller ise tespitin dayanakları, bu canlıların nasıl değiştiğine dair, oysa evrim, GÖZLEMLENEBİLİR olan hareket-değişimlerden referans alınıyor, canlıların Evrimi ise bu gözlemlenen hareket-değişimlerin, canlıları nasıl etkilediği, ne gibi değişimler geçirdiği, nasıl bir yapıya sahipti, neye dönüştü, değişti vb üzerinedir. Her şey değişir, her şey hareket halinde.
Şu kadarcığı idrak etmek dahi kafi.
Bir kere aşırılık tan kastım "evrim teorisi" nin kesinlikle doğru ve yadsınamaz olduğu, hiç kimsenin bu görüşün aksini söyleme özgürlüğü dahi yok anlamında, buzdolabıyla felan ilgisi yok. Yanlış anladın galiba.
DNA nedir, mutasyon nedir, olasılık nedir bunlara hakim olmak gerekiyor
Evet bence yanında matematiğe, bilgisayar bilimlerine, elektroniğe, de hakim olmak gerek. DNA bir software ve dış müdahaleye kapalı. Öyle bir software ki bizim en süper bilgisayarlarımız, bilim adamlarımız, ne tek başlarına, ne kurumsal bazda, ne de hep birlikte çözemiyorlar.
Biz derken başkalarını bilmem ama ben farklıyım. O yüzden benimle başkalarını bir tutma.
Din adına olan sapkınlıkları da biliyorum ve onların karşısındayım elbet. Ancak asla Allah'ın öğütlediği din gerçek anlamda bu değil. Bu yüzden siz din olarak o sapkınlıkları ve sapıtmışları gördüğünüz için din bu zannedip din den nefret içindesiniz. Gerçek anlamını kavramaya çalışmak değil ki amacınız. Bir de nefret denilen bir pisliğin içine düşmüşsünüz. Bu insanı gerçekten zora sokan bir şey. Nefret edince karşınızdaki ağzıyla kuş tutsa yaranamaz size. O yüzden önce Allah'ın kalbinize hidayet vermesi ve onun da yolu dinginleşmeden geçiyor. Herşeye nefret ile bakmak ile çözüme asla gidemezsiniz. Sevgi kalbinize yerleşmeli ve böylece tabiaatı ve yaratılanı anlamanız gerekir, böylece de gerçeği görebilme yetisine sahip olabilirsiniz belki. Bir dua edin Allah'a, evet belki ateistsiniz ama yine de bir dua edin, kendinizi soyutlayın ve Allah'ın sizi duyduğunu düşünün; deyin ki samimiyetle, içinizde ki nefretten soyutlanarak;
Ey Allah'ım, bana yardımcı ol. Eğer gerçekten sen var isen, ve ben seni anlayamamış tanıyamamış isem bana yardımcı ol, kalbim mütmain olsun, tatmin olsun, ve seni anlayabileyim, bana doğru olanı göster, eğer yanlış da isem ben işte burdayım, bugün senden belkide son kez istiyorum ama benim sana olan yolumu aç.
Belki Allah duanızı kabul eder. Ben böyle dualar yaptım. Böylece hem "din" cilerde uzaklaştım hem de "Ateist" gibilerden. ve gerçek Allah bana göründü. Kalbimde bir soru yok. Ama aklımda kapalı yerler var. Onlarda Allah'ın nasıl yaptığını bilmediğim ama bilmek istediğim gerçi bilsem de gereksiz olacak şeyler. En azından şu dünya hayatında gereksiz.
Geleyim Evrim konusuna...
Bunlar falcılık ufo felan değil.. Eğer iplerin hepsini yan yana getirirsen hepsi bir şeye işaret ediyor göreceksin.
Bak gerçekten biz anlayamayız, ney mesela ?
fotosentez. Bugün fotosentez in ne olduğunu biliyoruz, önemini de. Ama aşamaları ortaya konabilmiş değil. Çünkü bu aşamaları ortaya koyacak teknolojimiz yok. Hatta bilim diyor ki bazı aşamalar imkansıza yakın anlamak. Yani ilerleyen yıllarda bunu anlamamız için teknoloji geliştirmemiz olası gözükmüyor. İşte insanın geldiği son nokta;
"1 gram yiyecek bile üretemiyoruz."
Anlamamız gereken Allah'ın bunu anladığı.. Onun bu bilgiye sahip olduğu.
Hangisini söyleyeyim. O kadar şey söylediniz, yok Kuran bilimde şuna aykırı, buna aykırı, hepsine baktım öyle mi diye; acaba Kuran hatalı mı idi ? Ama hepsinin cevabı bilim dairesi içinde.
Gerçekten şu dünya hayatı güzel bir proje.
Amacı olan bir proje.
İşte gerçekten de amacına ulaşmış. Bak işte sizi ve beni ayırdı. Hatta sapkın dincileri dahi ayırdı. Ben "elek"ten geçtim mi bilmiyorum ama bildiğim var ise o da siz kesinlikle geçemediniz. Yani sistem çalışıyor.
Evrim'de tespit edilebilir
ebilebilir ama edilmiş bir şey yok. Sadece doğal seçilim var. Ve bu mantık ve bilim dışı bir söylem. Hele super computer çağında super DNA mızı görünce. Her şey değişir derken insan yaşlanır ama insan tutup da başka canlıya dönüşmez.
Sundance
05-08-2016, 12:42
Bir kere aşırılık tan kastım "evrim teorisi" nin kesinlikle doğru ve yadsınamaz olduğu, hiç kimsenin bu görüşün aksini söyleme özgürlüğü dahi yok anlamında, buzdolabıyla felan ilgisi yok. Yanlış anladın galiba.
Evet bence yanında matematiğe, bilgisayar bilimlerine, elektroniğe, de hakim olmak gerek. DNA bir software ve dış müdahaleye kapalı. Öyle bir software ki bizim en süper bilgisayarlarımız, bilim adamlarımız, ne tek başlarına, ne kurumsal bazda, ne de hep birlikte çözemiyorlar.
Biz derken başkalarını bilmem ama ben farklıyım. O yüzden benimle başkalarını bir tutma.
Din adına olan sapkınlıkları da biliyorum ve onların karşısındayım elbet. Ancak asla Allah'ın öğütlediği din gerçek anlamda bu değil. Bu yüzden siz din olarak o sapkınlıkları ve sapıtmışları gördüğünüz için din bu zannedip din den nefret içindesiniz. Gerçek anlamını kavramaya çalışmak değil ki amacınız. Bir de nefret denilen bir pisliğin içine düşmüşsünüz. Bu insanı gerçekten zora sokan bir şey. Nefret edince karşınızdaki ağzıyla kuş tutsa yaranamaz size. O yüzden önce Allah'ın kalbinize hidayet vermesi ve onun da yolu dinginleşmeden geçiyor. Herşeye nefret ile bakmak ile çözüme asla gidemezsiniz. Sevgi kalbinize yerleşmeli ve böylece tabiaatı ve yaratılanı anlamanız gerekir, böylece de gerçeği görebilme yetisine sahip olabilirsiniz belki. Bir dua edin Allah'a, evet belki ateistsiniz ama yine de bir dua edin, kendinizi soyutlayın ve Allah'ın sizi duyduğunu düşünün; deyin ki samimiyetle, içinizde ki nefretten soyutlanarak;
Ey Allah'ım, bana yardımcı ol. Eğer gerçekten sen var isen, ve ben seni anlayamamış tanıyamamış isem bana yardımcı ol, kalbim mütmain olsun, tatmin olsun, ve seni anlayabileyim, bana doğru olanı göster, eğer yanlış da isem ben işte burdayım, bugün senden belkide son kez istiyorum ama benim sana olan yolumu aç.
Belki Allah duanızı kabul eder. Ben böyle dualar yaptım. Böylece hem "din" cilerde uzaklaştım hem de "Ateist" gibilerden. ve gerçek Allah bana göründü. Kalbimde bir soru yok. Ama aklımda kapalı yerler var. Onlarda Allah'ın nasıl yaptığını bilmediğim ama bilmek istediğim gerçi bilsem de gereksiz olacak şeyler. En azından şu dünya hayatında gereksiz.
Geleyim Evrim konusuna...
Bunlar falcılık ufo felan değil.. Eğer iplerin hepsini yan yana getirirsen hepsi bir şeye işaret ediyor göreceksin.
Bak gerçekten biz anlayamayız, ney mesela ?
fotosentez. Bugün fotosentez in ne olduğunu biliyoruz, önemini de. Ama aşamaları ortaya konabilmiş değil. Çünkü bu aşamaları ortaya koyacak teknolojimiz yok. Hatta bilim diyor ki bazı aşamalar imkansıza yakın anlamak. Yani ilerleyen yıllarda bunu anlamamız için teknoloji geliştirmemiz olası gözükmüyor. İşte insanın geldiği son nokta;
"1 gram yiyecek bile üretemiyoruz."
Anlamamız gereken Allah'ın bunu anladığı.. Onun bu bilgiye sahip olduğu.
Hangisini söyleyeyim. O kadar şey söylediniz, yok Kuran bilimde şuna aykırı, buna aykırı, hepsine baktım öyle mi diye; acaba Kuran hatalı mı idi ? Ama hepsinin cevabı bilim dairesi içinde.
Gerçekten şu dünya hayatı güzel bir proje.
Amacı olan bir proje.
İşte gerçekten de amacına ulaşmış. Bak işte sizi ve beni ayırdı. Hatta sapkın dincileri dahi ayırdı. Ben "elek"ten geçtim mi bilmiyorum ama bildiğim var ise o da siz kesinlikle geçemediniz. Yani sistem çalışıyor.
ebilebilir ama edilmiş bir şey yok. Sadece doğal seçilim var. Ve bu mantık ve bilim dışı bir söylem. Hele super computer çağında super DNA mızı görünce. Her şey değişir derken insan yaşlanır ama insan tutup da başka canlıya dönüşmez.
Alpha bir teorinin doğruluğunu sınarsın, bilimde mutlak doğru diye bir şey yoktur, yer çekimini bile sınarsın ancak senin bahsettiğin bu türden bir sınama değil. Evrim teorisi sınanmıyor ki. Elde sıfır veri ile yoktur denilip işin içinden çıkılmaya çalışılıyor. Ancak işin doğrusu öyle değil işte. Şimdiye kadar ki tüm gözlemler, elimizdeki tüm kanıtlar canlıların gelişiminin evrim olgusu ile gerçekleştiğini gösteriyor. Üstelik bu gözlem bir elmanın düşmesine yer çekiminin sebep olduğunu gözlemlediğimiz gibi net.
DNA dış müdahaleye kapalı mı? Yukarıda yazdım ya, adamlar yapay olarak DNA ürettiler, sonra bu DNA'yı bir boş çekirdek içine enjekte edip o yapay DNA özelliklerini taşıyan canlı oluşturdular. GDO'ya ne demeli peki? Genetiği Değiştirilmiş Organizma derken neresiyle oynuyorlar bu organizmanın?
Zaten evrimin söz ettiği dışarıdan müdahale de değil DNA üzerinde. Üreme sırasında yeni doğacak yavrunun özelliklerini belirleyen DNA yapısında zaman zaman hatalar oluyor. 1000 dizilimli bir DNA'nın eğer 999 diziliminde hata meydana gelirse ortaya sakat bir yaratık çıkıyor, doğada tutunamayıp ölüveriyor ancak 1 tanesinde hata meydana gelince 3 cm daha uzun ve sivri dişleri olduğu için daha iyi avlanıyor daha çok yemek sahibi oluyor ölmesi daha zor oluyor. E dünya üzerinde çok canlı var. Çok hata oluyor. Çok zaman geçince de bu hatalar canlıları farklılaştırıyor işte.
Nefretle ilgili, hidayet ile ilgili söylediklerini tekrar düşün. Burada tartıştığın tüm ateistler müslümandı bir aralar unutma. Hepimiz Allah'a dua ettik. Bilmediğimiz şey değil. Hadi ben hiç bir zaman koyu dindar olmadım ailem sayesinde ancak sülalemde çok koyu dindar vardı. Benim dışında en koyu tarikatlardan hayatları Allah yolunda giderken uyanıp da ateist olanlar var.
Fotosentez ile ilgili mantığının temelinde de şu var. "Biz bunu şimdi yapamıyoruz o halde bunu yapabilen bir Allah olmalı"
Eskiden yapamayıp şimdi yaptıklarımızı bir düşünsene. Biz fotosentezi gerçekleştirdiğimizde Allah yok olacak mı? Fotovoltaik panel üretiyoruz mesela sayılır mı?
İlahimasal
05-08-2016, 12:53
Bilimsel bir cümle
O yüzden önce Allah'ın kalbinize hidayet vermesi ve onun da yolu dinginleşmeden geçiyor
Bir çok bilim insanı bu cümleden yola çıkarak ,kan pompalayan organın hidayete ermesi sonucunda ,tüm bilimsel gelişmelere imza atmışlardır. Subhannallahhh.
Bilimsel bir cümle daha. Fakat eksik ,dış mudahalede allah unutulmuş.
DNA bir software ve dış müdahaleye kapalı
spartacus
05-08-2016, 21:19
Bir kere aşırılık tan kastım "evrim teorisi" nin kesinlikle doğru ve yadsınamaz olduğu, hiç kimsenin bu görüşün aksini söyleme özgürlüğü dahi yok anlamında, buzdolabıyla felan ilgisi yok. Yanlış anladın galiba.
EVRİM başka bir şeydir, HERHANGİ BİR ŞEYİN ÖZELİNE DAİR(!) değişim, hal, durum tespiti-izahı ayrı!
Şu kadarcığı dahi anlamıyorsun...
Demirin paslanması olgusu -> ayrı
"A" Demirinin ne kadar ve hangi koşulda, sürede paslandığı ayrı..
Önce bunu kavrayın.. Allah konusuna gireceksen sen, heleki sen hiç girme! Zira önce kendinize DÜRÜST olacaksınız ki, kendinize zarar vermekten kurtulun. Ben bir Adem ve Havva çamuruna veya şimdi tüm canlı, cansızlara can-şekil veren çamurla oynayan bebek timsali bir masal kahramanı görmedim, görmüyorum.
Gözlemleniyor mu? -> hayır
Tespit edilebilir mi? -> hayır
EEEE SİZ İKİDE BİR GÖZLEMLENMİYOR, YOK TESPİT EDİLEMİYOR DİYE ZIRVALARKEN, NEDEN KENDİNİZE BİR DÖNÜP BAKMIYORSUNUZ? AYIPTIR....
O halde lakırdıya gerek yok, lakırdayanlar, kıçlarından masal senaryoları yazıp binlerce tanrı lakırdamış zaten. DNA adıyla yıllardır sürdürdüğün edebiyat mahsulü, geriden uydurma, atıp-tutma, hokus-pokus saçmalıklarını konuya iliştireceksen iliştirme, gölge etme başka ihsan istemez.
Daha OLGU ile OLGUYA DAİR İFADE-İZAH-TESPİTİ ayırt edemiyorsun...
Dünyanın kendi etrafında dönüşü -> OLGUDUR..
Venüs'ün kendi etrafında dönüşü -> OLGUDUR...
Bu dönüşe hangi fiziksel süreçlerin sebep olduğunu ortaya koymak ifade -> TEORİDİR. Dönüşün kaç günde tamamlandığı tespiti -> TEORİ'nin bir parçası. İkisi arasındaki dönüş farkının tespit etmek -> Teorik kıyasın bir parçası...
Evrim -> Sürece yayılmış-kendiliğinden(doğa-l) hareket-değişimlere denir.
Evrim Teorisi ise, ilgili üst başlığında(örneğin canlıların, jeolojik evrim vb), daha alt başlıklarda At'ın evrimi, Asya Kıtasının evrimi gibi, esası evrimin canlı, cansızlar üzerinde ne gibi etkiler, değişimleri meydana getirdiği, ama bu değişimlerin de nereden-neresine dair araştırma, tespit, gözlem, deney sonucunda oluşturulan TEORİ'ye denir.
Evrende HAREKET-DEĞİŞİMİN olduğunu RET ETMEDEN EVRİM de, geel anlam da teorisi de ret edilemez, ancak teorik eksikler olacaktır ki, o konuda eleştiri, destektir. Her teorinin eksiği, yetersizliği veya eksik kaldığı yerler olur, olabilir, lakin teori demek şu demek
https://tr.wikipedia.org/wiki/Kuram
Bilimde kuram veya teori; bir olgunun, sürekli olarak doğrulanmış gözlem ve deneyler baz alınarak yapılan bir açıklamasıdır.
Ama siz yok musunuz? Gerçekten TEORİ denmesi ciddi sorun tekil eden(ne yazık ki teori kıstası için henüz mümkün görünmeyen) Big-Bang'e gelince sırf işinize geliyor diye boylu, boyunca teslim olabiliyorsunuz..
Evrim(kendiliğinden, orta yerde, süreçle meydana gelen değişimler) OLGUDUR, teorisi ise herhangi bir şeyin şahsında irdelenebilir.
Örneğin televizyon teknolojisinin bugün geldiği nokta ile dün arasındaki kıyas, hangi aşamalar, gelişmeler, ilerlemeler kaydedildiği, nasıl, ne şekilde vb açıklama işi ise TEORİSİDİR!
Örneğin Asya kıtasının süreğen hareketliliği OLGUDUR, bu hareketliliğin ASYA KITASI şahsında meydana getirdiği DEĞİŞİMLERİ KAVRAMAK-İFADE ETMEK-SINAMAK-DOĞRULAMAK vb TEORİ kısmına girer...
Yani ASYA KITASINA DAİR EVRİM TEORİSİNİ SINAMANIN, RET EDİP, ETMEMEİN, KARŞI OLUP OLMAMANIN KISTASI; ASYA KITASININ SABİT, DEĞİŞMEZ OLDUĞUNU GÖSTERMEKTİR. BUNU esas almayan her lakırtı ya zırvalık ya cehalet, bunu esas almadığı halde sağda solda kafa patlatan ve insanları kandırmaya çalışan KÖHNE ZİHİNLERİN yaptığı da alçaklıktır, şarlatanlık veya niyetten bağımsız AHMAKLIK-KARA CEHALET.
HER ŞEY HAREKET HALİNDE HER ŞEY DEĞİŞİYOR.
Bu bağlamda Evrim teorisinin herhangi bir başlığına dair herhangi bir canlının şahsında yapılmış onca gözlem, kıyas vb sizi mutlu etmiyorsa, efendim siz oturacaksınız örneğin "Atların milyon yıllar" hikayesini ve şimdiki hali arasındaki farkları (https://tr.wikipedia.org/wiki/Atgiller) SİZ, EVET SİZ ORTAYA KOYACAKSINIZ. Yani Evrim bir olgu ise evrime dair teoriler farklı bir şeydir, olgunun kendisi farklı... Siz daha iyisini koydunuz da elinizi tutan mı oldu..
HER ŞEY HAREKET HALİNDE -> HER ŞEY DEĞİŞİYOR. BİTTİ, soytarılığın lüzumu yok, size zararı çok.
Ha neden böyle kaba-saba bir cevap alıyorsunuz, çünkü günlerce size akademik dil dökülüyor, ama siz CİDDİYETSİZ biçimde, MONOLOG YAPIP, "inadım inat, kıçım ilhak" yapıyorsunuz... Arkadaş evrende hareket-değişim gözlemlenmiyor mu? Bitti, siz hayır gözlemlenmiyor demediğiniz sürece bu tür konulara bu minvalde masal-hikaye-safsata, ÇARPITMA, ÇAMUR, İSNAT, SAHTECİLİK, KURU CEHALET, kuru lafla gelmekten vazgeçin.
BANA EVRENDE HAREKET VE DEĞİŞİMİ GÖZLEMLEMEDİĞİMİ SÖYLEYİN(oysa gözlemliyorum, görüyorum, bu halde siz birer yalancı, en saf tabirle zır cahil oluyorsunuz, sizinle akademik dille de, bilimsel dillede yazışmak imkansız çünkü yazışabilmemiz için sizin en azından akademik dili, bilimsel dili anlayabiliyor olmanız gerekiyor, ama yok, yok işte, elimizdeki malzeme belli)
Save The Day
06-08-2016, 01:27
Sevgili spartacus
Evrim ağacı benzeri bir açıklama getirmişsin. Evrim ile evrim teorisi farklıdır falan. Ama ikisi iç içedir. Biri olmadan diğeri nasıl olacak? Birbirlerini tamamlar ve açıklarlar. Mesela evrimin mekanizmalarını, nasıl ve nedenini ortaya koymadan yani teorisini ortaya koymadan evrimden bahsedebilir miyiz? Teorisi netleşmeden evrimden bahsetmek mümkün müdür? Mesela canlılarda evrimi gözlemliyor olalım ama teorisini bilmiyoruz. Evrimin bilimsel bir gerçek olduğundan bahsedebilir miyiz bu durumda? Teoriye muhtaç mıyız gerçek olduğunu söylemek için?
spartacus
06-08-2016, 03:38
Sevgili spartacus
Evrim ağacı benzeri bir açıklama getirmişsin. Evrim ile evrim teorisi farklıdır falan. Ama ikisi iç içedir. Biri olmadan diğeri nasıl olacak? Birbirlerini tamamlar ve açıklarlar. Mesela evrimin mekanizmalarını, nasıl ve nedenini ortaya koymadan yani teorisini ortaya koymadan evrimden bahsedebilir miyiz?
Oysa bakın size yöneltilen ne idi? Her şey HAREKETLİ-DEĞİŞKEN mi?
Sorduğun soru gerçekten ama gerçekten akılsız-mantıksız, idraksız...
mesela
Iraklı din adamı çıkıp diyor ki;
DÜNYA DÖNMÜYOR, dönüyor olsaydı 1 metre zıpladığımda, yere düştüğümde bilmem kaç metre uzağa düşmeliydim, yok havalanan bir uçak vs....
Şimdi senin mantığına göre gidersek, bu yobaz olmasa Dünya dönecek miydi? Bu yobaz çıktı böyle söyledi diye Dünya durdu mu? Siz hiç bir bilgi sahibi olmadığınız Evrim ve Evrim teroileri konusunda gelişigüzel, mesnetsiz itirazlar, mantıksız-akıl-kelime oyunları yapınca evrim duruyor mu?
Yani şimdi, bu kişinin söylemiyle, dünyanın dönmesi iç, içe ve birbirlerini mi TAMAMLIYORLAR(???), nasıl oluyor Dünya ile, Dünya'nın hareketi namına oturup kahve sohbeti mi yapıyorlar, yoksa Dünya aman ben, dönmeyim artık, bu yobazı tamamlayım filan mı diyor? yani bu yobaz dünya dönüyor diyene kadar dünya dönmeyecek mi(sırf tamamlamak namına?)...
Teorisi netleşmeden evrimden bahsetmek mümkün müdür? Mesela canlılarda evrimi gözlemliyor olalım ama teorisini bilmiyoruz. Evrimin bilimsel bir gerçek olduğundan bahsedebilir miyiz bu durumda? Teoriye muhtaç mıyız gerçek olduğunu söylemek için?
Ne demek Evrim Teorisi netleşmeden? Sırf yokuşa süreyim, kendimin bile ikna olmayacağı şekilde yapayım diye... hem EVRİM TEORİSİ'de NETLEŞMİŞTİR bu da ayrı mesele... Oysa size sorulan HER ŞEY HAREKETLİ-DEĞİŞKEN değil mi? Soruma yanıt vermek için, lütfen evrim teorisinin netleşmesini beklemeyin!
Ne demek "Mesela canlılarda evrimi gözlemliyor olalım ama teorisini bilmiyoruz. Evrimin bilimsel bir gerçek olduğundan bahsedebilir miyiz bu durumda?" evrim Nesnel gerçektir, gözlemliyor da AÇIKLAYAMIYORSAN, bu sizin SORUNUNUZ. Oysa Evrim teorisi zaten açıklıyor, açıklayamasaydı da o gözlemleriniz olacaktı ve siz Evrim teorisini ancak bizzat o gözlemlerinizle eleştirebilirsiniz(öyle yapmalısınız). Bilimsel gerçek demek(ki bu tabir ne kadar doğru), asli olan nesnel gerçektir ki, iradeden bağımsız, gözleme taban verendir, bilimsellik ise gözlem, sınama, deney ile doğrulanmışlığı ve tekrar, tekrar sınanabilmeyi esas alır :)
Depremlerin olduğunu bilmemiz-tespit ayrıdır, nasıl-neden meydana geldiğini araştırıp öğrenmek ayrı. bakınız 5.000 yıl önce de insanlar DEPREMDEN SÖZ EDER, bu ayrı, teorisi ayrı, sorduğun şu netleşme sorusuna bir daha döner misin lütfen, amacın ne?.
Siz neye karşı çıkıyorsunuz şimdi?
Dünya Dönüyor mu?
Neden, nasıl dönüyor peki? Siz nasılını bilmiyorsanız dünya dönmüyor mu? Evrim teorisi de böyledir, Evrime dair-göredir, Evrim NESNEL GERÇEKTİR(AMA ATIYORUM, ALLAH, Adem-Havva 6 yaş grubu çocuk tiyatrosu vs sadece masaldır, uydurmadır, masallara gelince zerre sorgulamıyorsunuz da, bilime gelince zinharrrr sırt dönüyorsunuz, insan gerçekten garip bir canlı)... siz Evrim teorisini eleştirecekseniz, atıyorum Atların evrimi konusunda örnekleme yapılmış, denmiş ki "50 milyon yıl önce, şu bölgede elde ettiğimiz fosili inceledik, ilgili zaman dilimindeki bitki örtüsünü, gıda zincirini de çıkartık, iskelet yapısı, şu ya da busunu da, ortaya 20 TANE BULGU sunduk", sen çıkarsın, o 20 bulguyu incelersin, sonra dersin ki "20 bulguya rağmen, ilgili bölümde şu, bu, şurası eksik kalmış, şu ya da bu yönüyle yeterince ortaya konamamış, şu ya da bu bulgu yorumlanırken unutulmuş veya önemsenmemiş, şu ya da buradan bakıldığın da betimlemenin şu ya da burasının şöyle olması gerekirdi" vs...
Şimdi ben sana sorayım sen izah et o halde.
Biston betularia güvesi
https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/6/6c/Biston.betularia.7200.jpg/200px-Biston.betularia.7200.jpg
Bu ise SANAYİ işletmelerinin yoğun olduğu bölegelerde geçirdikleri değişim
https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/d/db/Biston.betularia.f.carbonaria.7209.jpg/200px-Biston.betularia.f.carbonaria.7209.jpg
Tamam biz de senin gibi DEĞİŞİMİ RET EDELİM, ama ne olur, şu gördüğümüze dair bize bilim dışısınız kabul, ama hiç olmazsa mantıklı bir açıklama getirin.
B.e.k.l.i.y.o.r.u.m...
Sundance
06-08-2016, 09:26
Şimdi ben sana sorayım sen izah et o halde.
Biston betularia güvesi
https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/6/6c/Biston.betularia.7200.jpg/200px-Biston.betularia.7200.jpg
Bu ise SANAYİ işletmelerinin yoğun olduğu bölegelerde geçirdikleri değişim
https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/d/db/Biston.betularia.f.carbonaria.7209.jpg/200px-Biston.betularia.f.carbonaria.7209.jpg
Tamam biz de senin gibi DEĞİŞİMİ RET EDELİM, ama ne olur, şu gördüğümüze dair bize bilim dışısınız kabul, ama hiç olmazsa mantıklı bir açıklama getirin.
B.e.k.l.i.y.o.r.u.m...
Allah siyah güveyi sıfırdan yaratmıştır. Siyah güve ile gri güvenin hiç alakası yoktur. Allah siyah güveyi yaratırken gri güve ile %99,9 benzerlik göstermesini sağlamış, siyah güveyi yaratmak için gri güveyi yaratmayı beklemiş, gri güvenin kömür siyahı ile kaplanmış sanayi bölgelerine ulaşmasını beklemiş ancak bu beklemelerden sonra siyah güveyi sıfırdan tamamen başka bir canlı türü olarak yaratmıştır.
Üstelik Allah bu güveleri yaratırken DNA dizilimine muhtaçtır. Bu dizilimin dışına çıkmaya müktedir değildir. DNA diziliminden bağımsız olarak farklı özellikler gösteren tek bir canlı da yaratabilmiş değildir çamurdan. Halbuki insan beyni DNA'dan bağımsız olarak ne kadar harika hayali yaratıklar yaratabiliyor, ejderhalar, su elementleri, deniz kızları, gülyabaniler, orklar, devler... Allah?
Save The Day
08-08-2016, 06:05
Bir teoriyi ve bu teorinin temel mantığını niteleyip, eleştirmek için her şeyden önce bu mantığı doğru olarak bilmek ve tarif etmek gerekir.
Gerçekten de evrim, temel mantığına uygun olup olmadığına bakmadan canlılardaki tüm değişimleri sahiplenen, çoğu zaman birbirleriyle çelişen bir anlam karmaşası içindedir.
Kısaca evrim değişerek gelişim, bu yolla türlerden türlere geçmedir. Tüm var oluşu kapsar. Bu gelişmede herhangi bir iradenin rolü ve yönlendirmesi yoktur, doğal süreçlerin sonucudur.
Bir olguyu evrim olarak nitelemek için rastlantılarla değişimi ve gelişimi ardından türlerden türlere geçildiğini gözlemlemek gerekir.
Bir olguda değişim gözlenip, gelişim ve türlerden türlere geçme gözlenemiyorsa o olgu evrim değildir.
Bu nedenle “Evrim, biyolojide canlı türlerinin nesilden nesile kalıtsal değişime uğrayarak ilk halinden farklı özellikler kazanma süreci†tarifi yanlış olmasa bile eksiktir.
Evrim, biyolojide canlı türlerinin nesilden nesile kalıtsal değişime uğrayarak ilk halinden farklı VE GELİŞKİN özellikler kazanma süreci†olarak tarif edilseydi daha doğru olurdu.
Evrimi teori olarak niteleyip ardından biyoloji biliminin temel taşı olarak kabul ve ilan etmek materyalist- ateist- evrimcilere özel çarpık mantığın en belirgin işaretlerinden birisidir.
Taraftarları için evrim (her ne kadar kanıtlanmamış bir teorisi olarak kalmış olsa da) sadece biyolojinin değil tüm bilimlerin temeli, doğruları yanlışlardan ayıran (sözde) bir mihenk taşıdır.
Tüm bulgular, bir kefesinde evrimin temel öngörüleri bulunan evrim terazisinde tartılır. Yanlışlığı ya da doğruluğu bu tartıma göre kararlaştırılır.
Evrimin temel mantığına ters gelen hiç bir bulgu (çok güçlü bilimsel kanıtlarla, bulgularla desteklense dahi) kabul edilmez.
Onun yerine evrime öngörülerine Uygun fakat bilimsel bulgularla, kanıtlarla desteklenmeyen hayal ürünü ve hatta saçma varsayımlar muteber kabul edilip ve desteklenebilir.
Bir evrimci için evrime ters gelen (Bir Varedici İradenin var olduğunu gösteren) bir olguyu kabul etmektense en saçma, en akıl dışı varsayımları kabul etmek çok daha kolaydır.
Evrimin temel mantığına ters gelen hiç bir bulgu (çok güçlü bilimsel kanıtlarla, bulgularla desteklense dahi) kabul edilmez.
Ne bulgusuymus onlar?
(Sayin Save The Day, sizden rica etsem bundan boyle postladiginiz alinti-iletilere kaynak belirtir misiniz?)
spartacus
08-08-2016, 15:59
Gerçekten de evrim, temel mantığına uygun olup olmadığına bakmadan canlılardaki tüm değişimleri sahiplenen, çoğu zaman birbirleriyle çelişen bir anlam karmaşası içindedir.
Yanlış.
Bu gelişmede herhangi bir iradenin rolü ve yönlendirmesi yoktur, doğal süreçlerin sonucudur.
Doğru, bazı istisnalar olabilir(laboratuvar), ancak bu dışarıdan müdahale ve iradi etkiyle-sürece yayılmamış-müdahaleler- olduğu için, lakin bu deneyler veya türetimlerde, bir yönüyle de doğada süreçle de olabilirliği gösterir...
Bir olguyu evrim olarak nitelemek için rastlantılarla değişimi ve gelişimi ardından türlerden türlere geçildiğini gözlemlemek gerekir.
Yanlış... Raslantı kavramı özeneye göre, özne içindir(öznenin belirlediği referansa göre, YALITILMIŞ sonuçlar için), fizikte-gerçekte ise rastlantı değil ZORUNLULUK(hareket, değişim, etki, tepki, ilişki->koşul) olarak anılır.
Bir olguda değişim gözlenip, gelişim ve türlerden türlere geçme gözlenemiyorsa o olgu evrim değildir.
Yanlış. Canlılarda her türlü biyolojik değişim evrimdir. OLAYA DAYALI OLANLAR, bireyi aşmayanlar HARİÇ! Örneğin küçükken üzerinize kaynar su dökülmüştür, yüzünüzde izle gezersiniz, bu evrim değildir, ayrıca bireye aittir, bir diğer yönüyle de neden TÜR dendiği de anlaşılıyor mu?). Birde diğer yönüyle, tür denmesinin sebebi ESASTA, ele alınan CANLININ TÜRÜ-SINIFI, FARKLILIĞI VB DOLAYI üst, alt başlıklardan dolayıdır(örneğin bir atın değişimi ile bir farenin ki vey ikisinin gözlemi, verilmiş isimleriyle, kısaca farklılıklarından dolayı farklı başlıkta ele alınacaktı!). EVRİM demiştim, ÜST BAŞLIKLAR, ALT BAŞLIKLAR, özele inen-örn. herhangi bir canlı için-, detaya inen çok sayıda ALT BAŞLIKLAR içerir...
Bu nedenle Evrim, biyolojide canlı türlerinin nesilden nesile kalıtsal değişime uğrayarak ilk halinden farklı özellikler kazanma süreci tarifi yanlış olmasa bile eksiktir.
YANLIŞ, İLGİLİ ÜST BAŞLIK TÜR'ÜN EVRİMİ olunca -ve eldeki fosil kayıtlarında sürdürebilirlik(!!!!) türün geçmişiyle olacağı için(!!! insf) mesele buradan yol alır, ama EVRİM'İN evvela zemini sürece yayılmış değişimdir, bu değişimin SONUÇALRI bakımından yola çıkmak ise ayrı ama vazgeçilemez bir ana başlıktır...
Yani bir elektronikçi telefon ile davulu bir sepete veya kıyas bakımından terziye vuramaz, evrimi anlamanın yolu ve eldek bulgu, veriler ancak geriye dönük izlenebilirlik-kıyas bakımından türe göreliği esas alır, neyi esas alacaktı ki? Örneğin elde milyon yıllar öncesine dair At fosilleri varken, sonrakiler, bugünküler karşılaştırılacak değil mi? Yoksa bir at fosili alıp, yanına bir fare koyup aaaaa pek değişmişmiş filan mı demeliydi, insaf, şu kadar milyon yıl önce, şu coğrafya-bölgede bulunan AT fosili diyecek tabi :)
Evrim, biyolojide canlı türlerinin nesilden nesile kalıtsal değişime uğrayarak ilk halinden farklı VE GELİŞKİN özellikler kazanma süreci olarak tarif edilseydi daha doğru olurdu.
Evrim gelişimdir demek evrim kavramını daraltır, yine de ilgili başlıklarındagelişimsel veya evrimsel gelişim ifadesi kullanılır. Bir kere basitten karmaşığa konusu binlerce kez ifade-izah edilmiştir...
Bir diğer mesele de Evrim'de belirleyici olan esas-ana unsurların başında KOŞULLAR gelir, yani mesele her şeyden yalıtıp kavanoza konmuş bir canlı mantığı-açısıyla olmuyor, yani H.Yahya'nın mesai arkadaşlarından birisinin, Photoshop'u açıp google resim arama sayesinde bulduğu ve ne olduklarını bile bilmediği resimlerle oynamasına benzemiyor...
Evrimi teori olarak niteleyip ardından biyoloji biliminin temel taşı olarak kabul ve ilan etmek materyalist- ateist- evrimcilere özel çarpık mantığın en belirgin işaretlerinden birisidir.
BU ÇOK KOMİKTİ, gerçekten çok güldüm. Adam miştir, muştur diye lafazanlık etmiş şöyle misal;
Geçen gün elma bahçesinde elma yiyenler, aynı zamanda armut, karpuz, hıyar yemediklerini belirtmemişler.. O halde eksiktirler zira yemişte olabilirler, yemeseler bile belirtmiş olmaları gerekirdi...
Çok saçma bir söz, Zeus belanızı versin emi! Bilim nedir, manyak mısınız? Örneğin Tıp Bilimini ele alalım, tıp bilimi neye dayanır? Kaç çeşit alanı vardır?
https://tr.wikipedia.org/wiki/Biyoloji
Bakın konusu nerede...
https://tr.wikipedia.org/wiki/Biyoloji#Organizmalar.C4.B1n_.C3.A7e.C5.9Fitlili.C 4.9Fi_ve_evrimi
Taraftarları için evrim (her ne kadar kanıtlanmamış bir teorisi olarak kalmış olsa da) sadece biyolojinin değil tüm bilimlerin temeli, doğruları yanlışlardan ayıran (sözde) bir mihenk taşıdır.
:) Bir saçma söz daha iyi mi?
Tüm bulgular, bir kefesinde evrimin temel öngörüleri bulunan evrim terazisinde tartılır. Yanlışlığı ya da doğruluğu bu tartıma göre kararlaştırılır.
Bunu yazan her kimse, madem edebiyat yapacak bari biraz edebiyat öğrenseydi de, kötü edebiyat sergilemesydi. Bu nasıl bir söz Zeus aşkına, Noel Baba aşkına, Tepegöz aşkına...
Bilimde sınama teoriye göre yapılmaz, teoriler gözlem, deney, veri, sınamaya göre değerlendirilir(yani tam tersi) :baby:
Evrimin temel mantığına ters gelen hiç bir bulgu (çok güçlü bilimsel kanıtlarla, bulgularla desteklense dahi) kabul edilmez.
Bu nasıl bir atmasyondur arkadaş, insan Evrim teorisinin hangi eleştirilerle(kendi, kendini eleştirmek, yanlışlamak da dahil) bugüne gelmiş bari bunu bileydi...
Ha bu iddianın geçerli olduğu bir varsayım var, Big bang, ama evrim teorisi aynı zeminde değil, milyarlarca bulgu, verili gözlemler var. Ne yazık ki Big bang'in DİNCİ GERİCİLİK tarafından da sahiplenilmesiyle, bilim o varsayım da YARA aldı, şimdi bu şartlatanlar, dinci sahtekarlar, yalancılar ne yazık ki bilimde açılan o gedikten yükleniyor, yani pratiği teoriye uydurmak sapkınlığı(sapmak), edebiyatı, yok bilgi bilimi, yok düşünce bilimi, yok önce laf gelir, sonra teoriyi uydururuz hegomanyası, tümü de bilim dışı aslında...
Dediğim gibi teori, PRATİKLE SINANIR, pratik teoriyle sınanamaz! Ha mesele köhne TABULAR ise, hiç bir şekilde sınanamaz, sorgulanamaz, aksi iddia edilemez, göz göre göre dahi olsa aksi iddia edilemez, zinharrrr eleştirilemez(haşa! çarpılısrınız), bunu yazan arkadaşım bıraksın ilim lafzını, zira bilim'in B si dahi bu arkadaşımıza hayli uzak, zira kendi teolojik kurallarını, bilimde de var sanıyor
neyse yoruldum, işte bizim asıl sorunumuz bu;
Biz toplum olarak neden cahiliz?
Çünkü cehalet söyletir, kim ki cehaletin söylettiğine karşı bir ışık yaksa, yorulur, verem olur, kanser eder, heder ederler, zira cehaletin mantığı-yöntemi, yolu-yordamı yoktur, bir kere monologu kırmak dahi ömre bedel, ömür yetmez...
Her şeye gücü yeten Allah neden masalında 1 sadece 1 tane Adem yaratmış, 1.000 tane yaratmaya gücü mü yetmemiş, yoksa akılsız mıymış, bu kadarcığı akledemeyen bir Zeus, hangi akıla hizmet tanrı olarak anılmış? Havva'nın çocuklarının kimisi siyah, kimisi beyaz, kimisi çekik göz, kimisi kızılderili miymiş.... Havva 1 Erkek, 1 Kadın siyahi, 1 erkek, 1 kadın beyaz, 1 erkek, 1 kadın çekik gözlü, 1 erkek 1 kadın pigme, 1 erkek, 1 kadın kızılderili mi doğurmuş(çiftleşsinlerde fark sürsün diye mi öyle yapmış, peki öyle miymiş? Nerede yazıyormuş?!).. miş, muş, müş gibi cümle bağlamalar ancak teoloji için yapılabilir çünkü başından, sonuna kötü bir edebiyat, kötü br siyasettir, çünkü HİKAYEDİR o nedenle mişli, müşlü, mişli geçmişliliğe yakışır.
Misal tuzak kuranların en babası Allahmış, tuzağa muhtaç mıymış, her şeye kadir, gücü yetiyorsa tuzağa düşmek-düşmemek olasılığı da ortada iken, tuzağa ne gerekmiş...
Bir savaşta bilmem kaç melekle sizlere yardım ettim de savaşı SAYEMDE kazandınız derken, yine yardım ettiği halde, insanların kaybettikleri savaşları neden insanların zaafı olarak işlemiş? Binlerce meleğinin içinden 3 meleği kükretememiş mi?
Mişli, müşlülüğün yerinin hikayeler-masallar, dili geçmiş zamanlar için olduğuna dair örnekler, yeter mi?
Evrim teorisi eleştirilecekse, adam gibi ALINTILAR yapılır, FOSİLELR, KARBON TESTLERİ, GÖZLEMLER, DENEY VARSA SONUÇLARI vb ortaya konur, YORUMLANIR ve Evrim teorisi, gerçek, nesnel, bilimsel, OBJEKTİF biçimde eleştirilerek gelişir, söz GELİŞİMDEN açılmışken, şimdi Adem, Havva masalını eleştirirsem GELİŞECEK Mİ? DEĞİŞİR Mİ? Hikaye... :)
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
rutin olarak buraya dallamalar gelir.
aynı zırvayı ya da versiyonlarını zırvalarlar.
birileri sabırla, bu salaklara aynı şeyleri anlatır durur.
şu başlığın neredeyse birebir kopyası onlarca başlık dip TD forumda bulunur.
o tartışmaların linklerini verin bunlara da gidip okusunlar.
olasılık hesabı yapan gerzeklere soruyorum,
insan maymundan GELMEDİ:
zaten bir maymun türüdür.
birbirine çok yakın olan iki türün aynı hatalı geni (c vitamini sentezi yapan sitokrom c) taşıma olasılığı nedir peki.
abidin. bana mutluluğun resmini yap.
bu gen hatalı, çalışmıyor/çekinik. c vitamini sentezi yapamıyor. onca türün içinde sadece iki tür c vitamini sntezleyemez, c vitaminini dışardan almak zorunda.insan ve şempanze. gen aynı yerde, hata aynı hata.
sonuç aynı sonuç.
gerzekler, yeni dünya akbabaları denen akbabaların, atmacagiller familyasından olmadıkları,
leyleklerle yakın akraba oldukları genotip inceleme ile ortaya konmuştur.
fenotip değil.
senin oğlunla genetik ortaklığın, senin şempanzeyle genetik ortaklığın ve senin herhangibir diğer insan tekiyle genetik ortaklığın bellidir.
oğlunla diğer insanlarla ve şempanzeyle akrabalığının derecesi ile genetik ortaklık arasında korelasyon varmıdır yokmudur.
VAR MIDIR, YOK MUDUR.
yoksa akrabalık nedir ulan.
babanın senin baban olduğunun kanıtı nedir.
ananın söylemesi mi.
hala daha mutasyonu canlının x organında olan bişey zanneden, evrime etki eden mutasyonun ise çoğalma hücrelerinde yada döllenmiş yumurtada meydana geldiğini anlamayan dallamalar kardeşiniz sizin akrabanız ya.
diğer insanlarda öyle.
kardeşinizle mi yoksa diğer insanlarla mı dna kodunuz daha çok örtüşür.
korelasyonu izah edin.
allahınızı da alın, tüm çağırabildiklerinizi de çağırın ve bu korelasyonu evrim teorisinden yardım almadan izah edin.
izah edemezseniz
lütfen; siktiriniz gidiniz efendim.
bilgivehis
08-08-2016, 18:47
Nihilist bu sinir nedir, biraz sakin ol arkadaşım. Dallamalar etki biz de tepkiyiz, onların saçmalığını teşhir etmek için bizler buradayız. Varsın gelsinler, saçmalasınlar, onların her saçmalığı bizlere artıdır...
Nihilist bu sinir nedir, biraz sakin ol arkadaşım. Dallamalar etki biz de tepkiyiz, onların saçmalığını teşhir etmek için bizler buradayız. Varsın gelsinler, saçmalasınlar, onların her saçmalığı bizlere artıdır...
ne siniri sevgili dostum.
niye sakin olmalıymışım ki.
bu dallamalar sorgu hakimi edasıyla gelirler,
felsefi gülünçlüklerle örülü o niye öyle bu niye böyle diye pek matah sandıkları argümanlar koyarlar.
teori/kanun farkını ilişkisini dahi bilmeden olasılığın olasılıksızlığın ne olduğunu bilmeden zırlarlar.
ee, şimdi ben soruyorum.
korelasyona açıklama bu bir.
yakın akraba iki türde aynı genetik hatanın birbirinden bağımsız gerçekleşme olasılığı bu da iki.
sanıyomusun ki bu sorulara cevap bekliyorum.
adaletin gereğidir bu züppelere hakettikleri dilden konuşmak.
Save The Day
08-08-2016, 21:32
Sevgili spartacus
Sana tersinimi adım adım anlatayım.
Terrsinim bozulma eskime yıpranma değişme vb. OLUMSUZLUKLARIN genel ifadesidir. Olumsuz yani negatif olmak tersinimin birinci özelliğidir.
Tersinim olumsuz olduğundan OLUMLU ÖZELLİKLERE sahip düzen ve sitem sahibi yapılarda gözlenir. Karmaşalar da düzensizlikler de gözlenmez..
Buraya kadar mutabık mıyız? Soracağın var mı?
Sundance
08-08-2016, 22:23
Sevgili spartacus
Sana tersinimi adım adım anlatayım.
Terrsinim bozulma eskime yıpranma değişme vb. OLUMSUZLUKLARIN genel ifadesidir. Olumsuz yani negatif olmak tersinimin birinci özelliğidir.
Tersinim olumsuz olduğundan OLUMLU ÖZELLİKLERE sahip düzen ve sitem sahibi yapılarda gözlenir. Karmaşalar da düzensizlikler de gözlenmez..
Buraya kadar mutabık mıyız? Soracağın var mı?
TERSİNİM Mİİİİİİİ!!!????
Hüdai Çakmak sen misin?
Ne oldu youtube'da da mı bulamadın mürit yapacak kedicikler?
savetheday, Hüdai Çakmak değil de onun müridi olduysan dötü kolla kardeş :)))
spartacus
09-08-2016, 00:01
Sevgili spartacus
Sana tersinimi adım adım anlatayım.
Terrsinim bozulma eskime yıpranma değişme vb. OLUMSUZLUKLARIN genel ifadesidir. Olumsuz yani negatif olmak tersinimin birinci özelliğidir.
Tersinim olumsuz olduğundan OLUMLU ÖZELLİKLERE sahip düzen ve sitem sahibi yapılarda gözlenir. Karmaşalar da düzensizlikler de gözlenmez..
Buraya kadar mutabık mıyız? Soracağın var mı?
Sevgili Save The Day
Evet Hüdai Çakmak bir dönem sitemizde de bulundu...
Hayli senaryo, kurgu üretilmiş, bir edebiyat manzumesi diyebilirim. Yani Superman'e senaryo yazanın kafa emeği de aynı minvalde...
İkincisi maddelerin bozunumu özünde form-hal-NİTELİK değişimidir ve eğer meseleye bu temelde bakılacaksa, Hüdai çakmak yine ÖZNELLİĞE saplanmış.
Örneğin karbon bileşimi olarak bakarsak, elmas taşı nedir? Kime, neye göre?
Sevgili save The Day, yaklaşık 1 aydır, ama 1 aydır izah ediyorum, İNDİRGEME, YALITMA mantığıyla hareket açısı aşırı dardır, yani gözüne gözlük takılmış bir atın açısı gibidir... Neden açınızı bu kadar basite-bireye, indirgiyorsunuz? Neden maddeler arası hareket, değişim, etki, tepki, ilişki, ortam ..... bir bütün halinde görüyor ama idrak edemiyorsunuz?
Şu linke tıklar mısınız?
https://tr.wikipedia.org/wiki/Karbon
https://tr.wikipedia.org/wiki/Karbon#Elmas
https://tr.wikipedia.org/wiki/Karbon#Grafit
https://tr.wikipedia.org/wiki/Karbon#Odun_k.C3.B6m.C3.BCr.C3.BC
https://tr.wikipedia.org/wiki/Karbon#Kemik_k.C3.B6m.C3.BCr.C3.BC
https://tr.wikipedia.org/wiki/Karbon#Karbon_karas.C4.B1
https://tr.wikipedia.org/wiki/Karbon#Kokk.C3.B6m.C3.BCr.C3.BC
https://tr.wikipedia.org/wiki/Karbon#Fullerenler
Gelişim konusu ise, doğanın illa basitten karmaşığa gideceğine dair bir kural olmadığı gibi, mesele canlılar olduğunda durum daha da değişir, biz çok ince detay olarak değil, basitten-karmaşığa, kabadan-inceye, komplekse, yeti-yeteneklere vb göre değerlendiriyoruz, basit biçimde salt biçime endeksli değil.
Hiç bir veri, gözlem, AKIL-MANTIK, tersinim lego oyununa dair en ufak bir veri sunmamakta, o nedenle bana tersinimi anlatmak sanırım önce sizin, sonra benim vakit kaybım olurdu...
Elimizdeki fosiller bize ne gösteriyor? Değişimi, evrimi, bitti, neden sırf bir şartlanılmış inat uğruna boşa kendinizi meşgul edesiniz ki? Değer mi?
Tersinim konusu da sırf Bir Zeus senaryosu uğruna yazılıp, dökülüyor
Bu halde ve madem o masallara göre düşüneceksin, sizi kim yarattı? Evet bir birey olarak, tersindiğini iddia ettiğin seni? Sırf bir birey olarak dahi seni esas alsak, embriyodan, bebekliğe, çocukluğa, tersinimin aksine seyir izlediğini görürüz, sende bunu kavrayabilirsin değil mi? Misal doğduğun da değil, şimdi daha iyi görüyorsun, misal beynin doğduğunda değil sonra, sonra daha iyi çalışıyor, bağışıklık sistemin->birikimle gelişiyor... Her şeyini bir yana bıraksak dahi, bu masalı kurtarma çabası dahi tezat, zira madem Zeus yaratıyor, beceriksiz mi? Yok her şey yaratıldığı gibi değilse değişmiş olmuyor mu? Yok her şey yaratıldığı gibiyse bu neyin tersinmesi?
Evrimsel Gelişim ifadesini kavramamışlıkta ayrı bir sorun. Oysa zeminde yatan en önemli faktörlerden birisi BİRİKİMDİR, ne tersinmesi, işi salt gelişim, ilerlemek olarak alıp masal uyduranlar daha burada dahi yanılır.(yani evveliyatı daha daha ileriydi de, zamanla geriledi anlayışı gerçekte, zihin-zeka-akıl ve işletebilme yetisi sorunu, ilerlemenin yansıyan temel motoru -ki elbette uygun ortam, koşul-koşut, atmosfer vb- birikimdir, bunu ister yapı, ister form olarak alın farketmez.)
Evrim -> Sürece yayılmış-kendiliğinden(doğa-l) hareket-değişimlere denir.
Doğal olarak türler icat oluyor yani. Ben her gün zıplarsam kanguru gibi bir şey olur mu ?
Bir sürü şey dediniz hiç biri tutmadı. Bilim hep kendini gösterdi. Çünkü evrim için söylenen şeyler hep bir uydurmaca idi. Yani gözlemleme değil, uydurmaca. Uyduralım sonra bilimi de buna uydururuz tarzı.
Daha DNA bilinmiyor. Darwin biologist felan değil, uydur babam uydur yaptı. Sonra bakarız dendi. Haa baktılar DNA diye bir müthiş şey var, ve doğal etkenler bunu değiştiremiyor dedi bilim.
Ama uydurmalar bitmediki körelmiş organlar var dendi. Apandisit körelmişmiş denildi. Çünkü ilk aşama uydurmaya. Ama sonra bilim dedi ki yok öyle bir şey.
http://news.nationalgeographic.com/news/2009/07/090730-spleen-vestigial-organs_2.html
Sürekli olarak deniliyor ama gözlemlenerek bir türün başka türe dönüştüğü yok. Yararlı DNA değişimleri (yani mutasyon) yok. X-Men hariç.
Her şey değişiyor.... Hayat değişiyor elbet. Ama bu değişim döngüsel bir değişim. Bilim değişiyor dersen, bilimsel bilgimiz artıyor. Yoksa doğa kanunları zamanla değişmiyor. Einstein bunu söylüyor zaten.
Evrende değişim var, ama bu yeni türler oluşturan bir etken olmuyor. Hani atom bombası patlarda radyasyon olursa o zaman değişik canlılar çıkıyor, hani böyle 2 başlı falan. Ama bunların hepsi bozuk türler oluyor. Radyasyonun dışında rüzgar, yağmur, falan DNA yı nasıl değiştirsin ki bilim değiştirmiyor diyor.
"Doğal Seçilim" tam bir fiyasko yani.
Şimdi diyorsunuz ki zamanla değişir, falan, ama bunun mekanizması ney ? Ortada elle tutulur bir şey yok. Sadece bir hikaye. Ama bilim bu demek değil. Sudan karaya geçiş nasıl oldu ? Hangi sebeble sudaki balık karaya zıpladı ? Noldu ? Hem çıkınca ayakları mı uzadı. Diyelim ki karaya çıktı da oldu, bu süreç 2 milyon yıl mı devam etti. O sürede kaç canlı öldü ? Ölen bir canlı ölene kadar diyelim 1 milim ilerledi. Ondaki bu bayrak diğerine nasıl geçti ? Manyaklık burda. Saçmalık yani.
Ben şimdi suda yaşamaya çalışsam o zaman zamanla su altı nefes alma sistemim mi olacak ? Hem ilk bunu ben yaparsam, 15nci dkkada ölsem, benim çocuğum da olamayacağına göre o zaman benden sonraki nesil 15 dakika 15 snyeye çıkması gerekir ama o nesil olamayacak çünkü ben öldüm. Bu ilerleme nasıl sağlanacak ?
Ben manyak mıyım rahat olduğum yeri bırakıp rahatsız olduğum yere gideyim ? Hem bu ilerleme mi ?
Doğal seçilim ise bu doğal olan rahat ettiğin yerde kalmaktır.
Değişim var ise zaten bu da bozunma yönünde diyor fizik.
O zaman fizik bilimi de hatalı size göre, çünkü evrim den başka bilim yok size göre.
Sizce çözüm şu;
Fizik kanuna inanmayalım, çünkü evrime uymuyor yada
BU kanunu evirelim çevirelim, evrime uyduralım, çünkü evrim yadsınamaz.
spartacus
09-08-2016, 11:14
Doğal olarak türler icat oluyor yani. Ben her gün zıplarsam kanguru gibi bir şey olur mu ?
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar. Her şey değişiyor, her şey hareket halinde, her şey birbiriyle ilişki halinde, her şey birbirine etki ediyor....
Anladığı: Ben zıplarsam değişir miyim.
Mesele sadece cehalet değil, mesele birazda insan akıl, mantık ve zekasıyla ilgili, en azından kavrayabilirlik bakımından öyle görünüyor.
İnsan genlerle oynayarak bir dolu çeşit üretebilir(ki bu da zaten deneyle ispattır). İnsan doğada olan biten, hareket, değişimler ve ilişkileri, müdahale ile yani doğal seyirden çok daha hızlı bir şekilde taklit ediyor o kadar ve sonuç genlerinden, formlarına kadar farklı canlılar ortaya çıkıyor. Oysa doğada maddeler, canlılar, cansızlar, birbirine etki eder, iletişir, birbirleriyle reaksiyona girerler, değişirler, böyle bir ortamda hiç bir şeyin değişmediğini iddia etmek okuma yazma bilmeyen birisinin gazete okumasından farksızdır(Alpha'nın sorusu gibi)
Elde değişimler geçirmiş milyon fosiller var ve bu değişim sen zıpladığın için olmuyor :)
Evrimin değişime dair kısımının ispatlanması dahi gerekmiyor, gözlem veren bir olgu, ama değişimin ispatını isteyen içinde milyonlarca kez ipatlıdır... Evrim konusuna sözde karşı çıkan soytarılar, evrim teorisinin, peki canlıların tümü de değişiyor, kabul, ama türler nasıl ortaya çıkıyor? sorusuna verdiği cevapları alıp, evrim karşıtlığı yapıyorlar... EVRİM TARTIŞMASIZDIR, çünkü olgudur, gözlem verir, nesneldir(kişiye göre değişmez).Tartışmalı olan ancak bir tür'ün, nasıl çeşitlendiği(elde somut veriler var! değişmişler bu kesin!), hangi aşama-süreçlerden geçtiği, hangi aşama-süreçlerin etkili olduğu yanlarıdır.
Eğer sorun zeka sorunu ise metafor örnekler yararlı olabilir.
Akşam haberleri;
-A mahallesi, B sokağında bulunan tarihi eser C de yangın meydana geldi. Görgü tanıkalrı itfaiyeyi arayıp, ilk müdaheleyi yaptılar.
ALPHA (zero) - hahahahay, hihihihihi, hohohohoho yangının nasıl çıktığına dair henüz bir açıklama yok, demek ki yangın yok(!). Ben yerimde sürekli zıplarsam yangın çıkar mı?
- Bir saat sonra: Yangının elektrik kontağından çıktığı tespit edildi.
ALPHA ve diğer SOYTARILARIN mantığı(ekstra renkelndiriyorum)
ALPHA(Ziro) - hahahahahay, hihihihihihohohohohoh, elektrik kontağı mı, ne elaka, ben yerimde zıplamışımdır... Yangın filan yok, elektrik kontağından çıktığı ne malum, belki tüpten çıkmıştır, o zaman yangın var diyebilir miyiz?
Alpha yaptığını beğeniyor musun?
Ya örümcek ne olacak ? Örümcek çiftleşmede eşini yiyor. Bu durumda bu hayvan neden çiftleşiyor ? Kendi türünü mü düşünüyor ?
Peki evrime inanmayan Newton da mı soytarı ? Ben o adama inanıyorum.
Peki Dünyada Darwin'den yüz kat daha fazla bilgiye sahip bir bilim adamı olan Dr. Francis Collins demi soytarı ? Evt dünya genom projesinin başı olan adam.
Senin gibi soytarılar (ben böyle demem ama senin seviyen bu) Evrim'e tapıp kendini ve bilimi kapatmışsınız, Evrim'e inanıyorsunuz. Aynen din gibi bu sizin için.
Bir jet motorunun bir jet bilim adamı tarafından üretilmesi gerektiğini görmeniz gerekir.
Yoksa doğa kanunları jet motorunu üretemez.
ARGE projeleri bir ekip tarafından yapılır. Kendi başlarına oluşamazlar. Hele hele 20 ciltten daha fazla bilgi içeren bir DNA gibi devasa bir ARGE projesi nasıl tesadüflerle açıklanabilir. Bak sadece onu map (harita) lemek 10 yıldan fazla bir zaman aldı. Ve tüm dünya birleştide yapılabildi. MAP lemek çözmek demek değil ayrıca. Yani şifresi çözülmedi.
Evrim Teorisi, sadece Allah kendini göstermediği için meydanı boş bulanlarca üretilmiş bir masal dır ve bilimle taban tabana zıttır.
Bu Teori'ye de kendini kaptıranlar neden Ateistler oluyor ?
Çünkü ALlah yok diyor ya ondan, yoksa bilim sevdalılığı ile ilgise de yok.
Elinde tutuyor bir iphone, "vay be ne müthiş teknoloji" diyor. Ama görmüyor ki o nu tutan o "el" o iphonedan milyon kat daha karmaşık ve üstün bir teknoloji. Bu iphone u apple company yaptı ama bu "el" kendiliğinden projesiz oldu diyor. Çünkü belki de afyon alıyor :)
Şİmdi milyonlarca yıl bekleyin bakalım rüzgar bir iphone yapacak mı ?
Sundance
09-08-2016, 12:14
Elinde tutuyor bir iphone, "vay be ne müthiş teknoloji" diyor. Ama görmüyor ki o nu tutan o "el" o iphonedan milyon kat daha karmaşık ve üstün bir teknoloji. Bu iphone u apple company yaptı ama bu "el" kendiliğinden projesiz oldu diyor. Çünkü belki de afyon alıyor :)
Şİmdi milyonlarca yıl bekleyin bakalım rüzgar bir iphone yapacak mı ?
Öf be alpha oturdum sana cevap yazdım sonra alınacağını düşünüp sildim cevabımı.
Francis Collins soytarımıydı diye soruyorsun. Oturdum baktım kimmiş Francis Collins? Adam "Genç dünya ve yaratılışçı karşıtı" , "hristiyan evrim savunucusu" çıktı. Yani bu kadar mı körlemesine gidilir be arkadaşım? Adam senin itiraz ettiğin şeyi savunuyor hatta bu yüzden Papa'dan ödül almış. Evrimi onayladığı için.
Yıldıztozu
09-08-2016, 12:56
Elinde tutuyor bir iphone, "vay be ne müthiş teknoloji" diyor. Ama görmüyor ki o nu tutan o "el" o iphonedan milyon kat daha karmaşık ve üstün bir teknoloji. Bu iphone u apple company yaptı ama bu "el" kendiliğinden projesiz oldu diyor. Çünkü belki de afyon alıyor :)
Şİmdi milyonlarca yıl bekleyin bakalım rüzgar bir iphone yapacak mı ?
Evet bir insan eli, iphone'dan daha karmaşık olabilir. Peki daha karmaşık olması onun tasarlandığı anlamına gelmek zorunda mı?
İnsanın elinden tutan Tanrı'nın eli, insan elinden de kompleks ve donanımlı yapıda.
O halde senin ''karmaşık ve donanımlı olduğu için tasarlanmıştır'' argümanına göre Tanrı'nın karmaşık eli de tasarlanmıştır.
https://userscontent2.emaze.com/images/4a8cb057-93bb-40a8-80ad-6a00ee1cf776/e503a91c1a3d7c438ad8d742cfd42b27.jpg
Darwin demiş ki;
Ben şu an düşünüyorum ara türler fosiller olmalı, şu an yok bulamadım, (hayal ediyor çünkü), ama eminim bulunacak.
Yani kafasında bir hikaye yazmış en başında.
Bilim diyor ki bu doğru olsaydı milyonlarca fosil bulmalıydık. Ama sonuç şu: "lack of fossils"
Harwarddan bunu diyen prof. Stephen Jay Gould. Başkalarıda var.
----------------------------------------------
Ayrıca evrim hala devam ediyor diyorsanız, şu an etrafımızda yarı gelişmiş milyon tür olmalıydı. Bak yarı yani az yada eksik gelişmiş, ama yooook. Nerde var ?
----------------------------------------------
Ayrıca fosiller %99 olarak türlerin aniden ortaya çıktığını göstermiş. BU da yalan tabii size göre. Hala o Darwin'in hikayesi daha güzel.
Richard Abimiz demiş;
"The only alternative explanation of the sudden appearance of so many complex animal types in the Cambrian era is divine creation and both reject this alternative."
----------------------------------------------
Gözlemledik diyorsunuz, ama makroevrim yok, yani bir türün açıkça bir başka türe yada en azından ara türe dönüştüğünü gösteren bir gözlem yok. Sadece bu bir inanış yani. İnanıyorsunuz, iyi.
Kim demiş: Jeffrey Schwartz: "the formation of a new species, by any mechanism, has never been observed.â€
Adam evrimci prof yani.
----------------------------------------------
Şİmdi bu evrim bir çeşit din gibi, böyle derin pagan filozofisine dayalı.
----------------------------------------------
Bir hücrenin olma ihtimali bile imkansıza yakın iken koskaca milyarlarca hücreli bir canlı olacak !
---------------------------------------------
2007 yılında bir balıkçı "Coelacanth" yakaladı, yani adı bu olan bir balık. Ama ondan önce evrimciler bize demişti ki "bu hayyavanın türü 70 milyon yıl önce tükendi". İŞte koskaca bilim adamlarını bir balıkçı mortingen yapabiliyor. 70 milyon yıldır balık aynı balık.
------------------------------------------------
Şimdi her değişir değişir, tmm değişsin. Ama bak ;
http://www.icr.org/article/5160/
300 milyon yıldır değişmeyen bir canlı türü. Neden o kadar süre geçti değişmemiş ? Neden ?
-------------------------------------------------
İnsan beyni;
evrimci arkadaşlar diyor ki insan beyni dizaynır olmadan gelişmiş. Bu na gülmek lazım aslında. İnsan beyni o kadar karmaşık ki. Bilgisayardan o kadar fazla gelişmiş ki.. Ne sayılar ne ölçümler ne testler yanına yaklaşamıyor. Örnek isterseniz veririm yani.
-------------------------------------------------
en meşhur fosil "piltdown adamı" idi, ne oldu ? Koca bir şaka yani. Şaka mısın sen evrim..
https://tr.wikipedia.org/wiki/Piltdown_Adam%C4%B1
---------------------------------------------------
- Eğer proton nötrondan 1001 kat daha fazla kütleye sahip olmasaydı hayat olmazdı !!!!
-----------------------------------------------------
Hesaba bak; eğer dinozorlar gerçekten on milyondan eski ise, neden bilim adamları onların kemiklerinde "soft tissue" buldular ?
http://www.nbcnews.com/id/7285683/ns/technology_and_science-science/t/scientists-recover-t-rex-soft-tissue/#.Us3cl7SmbF0
--------------------------------------------------------------------------
O zaman cevapla;
Hangisi önce oldu ?
Kalp mi damar mı, kan mı ? Ki aksın yani.
Hangisi önce oldu : ağız mı mide mi, sindirim sıvıları mı, yoksa "kaka" yapma sistemi mi ?
Hangisi önce oldu : nefes borusu, akciğerler, yoksa kanın oksijen tutma yeteneği mi
Hangisi önce oldu: kemikler, kirişler, tendonlar, bağ dokusu, veya kas sistemi,
-----------------------------------------------------------
Şimdi kanın pıhtılaşması için 20 karmaşık adım gerekiyor.
http://www.doesgodexist.org/NovDec98/IrreducibleComplexityBloodClotting.html
Bu stepler nasıl gelişti, evrimleşti. Bu stepler bitene kadar canlı en ufak kanamada ölüyor muydu ?
-------------------------------------------------------------
DNA mı karmaşık yoksa java mı , yada c# mı , yoksa eclipse mi ? (gerçi eclipse de java varyant pardon)
-------------------------------------------------------------
DNA ;;;;;;;;;;;;;;;;;
1 - Bir patterni olansadece bir molekül değildir. Bi "kod" dur yani yazılım. Bir "dil" dir. ve bir bilgi saklama mekanizmasıdır.
2 - Tüm kodlar, yani yazılımlar, bilinçli akıllarca yapılır, doğanın bir kod yazdığına dair bilimsel bir bilgi yok.
3 - DNA dolayısıyla bir akıl tarafından yazılmıştır.
Eğer bir sfotware yani yazılım yani kodun doğal olarak olabileceğini gösterin, bir tane örnek yeter. Hadi duymadınız değil mi ?
------------------------------------------------------------------
Muhahaha:
Salyangozların kabuklarının karbon tarihleri : "27000" yaşındalar
--------------------------------------------------------------------
Ayrıca tutmayan bir şey daha; eğer insanlar o kadar uzun zaman vardı ise, nerede kemikler ve mezarlar o kadar ?
Çünkü sayısal olarak bu rakamın yanından dahi geçmiyor. 3-5 fosil mi ?
-----------------------------------------------------------------------
Evrimcilerin bir sözü de acayip: "dizayn edilmiş gibi gözüksek de bunun anlamı dizayn edildik demek değil, "illüsion of design" gibi bir kelime kullanıyorlar. Peki iphone için kullansak ? İnsan mı karmaşık iphone mu ? Yoksa far more complex mi ?
-------------------------------------------------------------------
Bakın size bilimin doğmatikleştirilmesini ispatlayacağım; kapalı ve özgür olmayan bilim haline getirilmesi ;;;;
BUGÜN;
eğer bir "bilimsel topluluğun" üyesi, parçası olmak istyorsanız "evrim teorisi" ni size saçma veya dil ne geliyorsa gelsin kabul etmelisiniz. Richard Lewontin demiş ki ;
""""in spite of the tolerance of the scientific community for unsubstantiated commitment to materialism. . . . we are forced by our a priori adherence to material causes to create an apparatus of investigation and set of concepts that produce material explanations, no matter how counterintuitive, no matter how mystifying to the uninitiated. Moreover, that materialism is absolute,
for we cannot allow a Divine Foot in the door.""""
http://www.icr.org/home/resources/resources_tracts_scientificcaseagainstevolution/
-------------------------------------------------------------------------------
Şİmdi evrim teorisine inanmak için sanırım baya bir kör inanışa sahip olmanız lazım. Ki dizayncı olmadan dizayn olsun diyorsanız.
Gerçekte elde tutulur bir delil olmadığı da görülmekte iken, halen bu böyle diyorsanız, bu bir "evrim saplantısı" dır.
Bu sanırım sizin için "Allah yok" demenin bir başka şekli.
Nothing more..
Öf be alpha oturdum sana cevap yazdım sonra alınacağını düşünüp sildim cevabımı.
Francis Collins soytarımıydı diye soruyorsun. Oturdum baktım kimmiş Francis Collins? Adam "Genç dünya ve yaratılışçı karşıtı" , "hristiyan evrim savunucusu" çıktı. Yani bu kadar mı körlemesine gidilir be arkadaşım? Adam senin itiraz ettiğin şeyi savunuyor hatta bu yüzden Papa'dan ödül almış. Evrimi onayladığı için.
Ya bak işte dünyanın en büyük bilimsel projesinin başındaki adam, bilim adamı, evrimi kabul etmiyor diye, bilimden dışlandı. Senin tarafından sundance.
https://en.wikipedia.org/wiki/Francis_Collins
Bugüne kadar DNA hakkındaki en büyük çalışmayı yapan bilim adamı.
Tebrikler. Bilimi Evrime hapsedin.
RollingStones
09-08-2016, 13:24
Ya bak işte dünyanın en büyük bilimsel projesinin başındaki adam, bilim adamı, evrimi kabul etmiyor diye, bilimden dışlandı. Senin tarafından sundance.
Sevgili alpha hatırladığım kadarıyla Collins evrimi kabul ediyor, bir hata olabilir mi?
Ama Tanrı'yı da kabul ediyor. Aslında kendisi diyor ki DNA yı Tanrı yarattı, hatt adiyor ki incili yazan ile DNA yı yazan aynı kişi diyor. Öte yandan Evrim de zamanla devam ediyor diyor. Dolayısı ile onun görüşü biraz farklı. Tanrı yarattı ama daha sonra da evrim devam etmekte gibi.
Sundance
09-08-2016, 13:35
Ya bak işte dünyanın en büyük bilimsel projesinin başındaki adam, bilim adamı, evrimi kabul etmiyor diye, bilimden dışlandı. Senin tarafından sundance.
https://en.wikipedia.org/wiki/Francis_Collins
Bugüne kadar DNA hakkındaki en büyük çalışmayı yapan bilim adamı.
Tebrikler. Bilimi Evrime hapsedin.
E yuh alpha!
Benim tarafımdan bilimden dışlandı mı?
Ne alaka ya? Yazdıklarımın neresinde bilim adamı değildir gibi bir anlam çıkabiliyor? Var mı böyle bir anlam yükleme hakkın?
Sen daha linkini göndermeden wiki'yi okumuştum ben de. Sana söylediğim "genç dünya" ve "yaratılışçı" görüşleri reddettiği de orada "Christian" bölümünde yazıyor. Evrim teorisini onayladığı ve hristiyanlığın evrim teorisini onaylamasına katkıda bulunduğu için Papa tarafından ödül aldığı da orada yazıyor. Yani bu senin söylediğin isim, senin "Evrim yoktur. Bunlar uydurmadır." görüşünün tam tersinde olan bir isim. Ancak sen sanki bu adam "evrim yoktur" demiş yazıyormuş gibi sunuyorsun bu ismi. Şimdi kalkıp da gerçeğin böyle olmadığı önüne konmamış gibi tamamen alakasız bir şekilde bizi suçluyorsun.
Bırak DNA genomu projesinin dünyanın en büyük bilimsel projesi olup olmadığını tartışmayı hiç bir mantık kuralının zerre geçerliliği yok seninle tartışmada. Yani evrim teorisini destekleyen bir adamı evrim karşıtıdır diye önümüze koyuyorsun. Ortaya koyduğun argümanın gerçekliğinin zerre önemi yok.
Sundance işte siz ile Colins arasındaki fark bu. Siz kendinizi kapattınız. Evrim var Tanrı yok. Başka laf yok.
Kendinizi bu şekilde kapatmayın. Bu adam hep bir arayış halinde.
"Tanrı" kavramı onun için yadsınamaz. Ve DNA projesi ile Tanrıya dah açok yaklaştığını söylüyor kendisi.
Open Mind olduğu için kendisini tebrik ediyorum.
Sundance
09-08-2016, 13:57
Sundance işte siz ile Colins arasındaki fark bu. Siz kendinizi kapattınız. Evrim var Tanrı yok. Başka laf yok.
Kendinizi bu şekilde kapatmayın. Bu adam hep bir arayış halinde.
"Tanrı" kavramı onun için yadsınamaz. Ve DNA projesi ile Tanrıya dah açok yaklaştığını söylüyor kendisi.
Open Mind olduğu için kendisini tebrik ediyorum.
İlle de tanrıya inanın diyorsun yani :) Yoksa yanlışız! Tanrıya inanmayan evrimi vardır diyor ise yanlıştır, evrim uydurmadır, tanrıya inanan adam evrim vardır diyorsa haklıdır öyle mi?
E iyi de sen Francis Collins'i tanrıya inanıyor diye örnek vermedin kiiii. Evrim karşıtı diye örnek verdiiiin. Bu adamın vardır dediği tüm buluşlar uydurmadır diyordun biraz önce. Nerdeeen nereye?
Evrim Teorisi sizi kapalı kutuya çevirmiş. Allah var diyor adam. Ama bunu söyler iken milyarlarca dolarlık devasa bir projeden sonra söylüyor. Dolayısı ile bak bilim adamı nereye götürmüş. Siz önce bilime inanın.
Bilim Allah var demiş.
Çünkü adam önceden ateist.
Sundance
09-08-2016, 14:04
Evrim Teorisi sizi kapalı kutuya çevirmiş. Allah var diyor adam. Ama bunu söyler iken milyarlarca dolarlık devasa bir projeden sonra söylüyor. Dolayısı ile bak bilim adamı nereye götürmüş. Siz önce bilime inanın.
Bilim Allah var demiş.
Çünkü adam önceden ateist.
Vay canına alpha! Demek sırf Francis Collins tanrıya inanıyor olduğu için dünyanın önde gelen bilim adamlarının %99'u bilim Allah yoktur dediği halde bilim Allah vardır demiş oluyor ha? Hiç böyle düşünmemiştim. Haklı olabilirsin sanırım. Ama "Alice Harikalar Diyarında" haklı olabilirsin.
evt collins haklı değil, çünkü diğerleri bir deney tüpünün içine baktı, oraya değişik yerlerden örnekler koydular ve sonuç 28999 denemeden sonra gördüler ki tüpün içinde Allah yokmuş :)
Çokluk bir şeyin doğru olduğunu ispat etmez.
Hem Allah'a inanan bir çok bilim adamı var. Öyle az değil yani.
Ayrıca burada kelime "inanma" dır. Bilim Allah ın varlığını ispatlayabilecek kadar gelişemez. İnsanoğlunun bilimi. Ama rehberlik yapıp inanışını yani doğruyu gösterebilir.
Collins in özelliği DNA hakkında gelmiş geçmiş en büyük projeyi yapan grubun başı olması.
Yani Darwin varya bu adamın 100 de 1 i bilgi birikimi yok.
Sundance
09-08-2016, 14:35
evt collins haklı değil, çünkü diğerleri bir deney tüpünün içine baktı, oraya değişik yerlerden örnekler koydular ve sonuç 28999 denemeden sonra gördüler ki tüpün içinde Allah yokmuş :)
Çokluk bir şeyin doğru olduğunu ispat etmez.
Hem Allah'a inanan bir çok bilim adamı var. Öyle az değil yani.
Ayrıca burada kelime "inanma" dır. Bilim Allah ın varlığını ispatlayabilecek kadar gelişemez. İnsanoğlunun bilimi. Ama rehberlik yapıp inanışını yani doğruyu gösterebilir.
Collins in özelliği DNA hakkında gelmiş geçmiş en büyük projeyi yapan grubun başı olması.
Yani Darwin varya bu adamın 100 de 1 i bilgi birikimi yok.
Alpha, bak konunun başından itibaren evrim olgusu yoktur, uydurmadır diyordun, son iki mesajda "evrim olgusu vardır"'ı destekleyen adamı referans alıyorsun. Gelişme olduğunu düşünebilir miyim?
Şimdi bu adam konunun başından beri senin savunduğun şeylerin tümünün yanlış olduğunu söylüyor. Ya şimdi sen fikrini değiştirdin artık evrim olgusu vardır'ı savunmaya başladın ya da bu adam evrim olgusu vardır dediği halde tanrıya inandığı için haklıdır ancak siz tanrıya inanmadığınız için evrim olgusu vardır dediğiniz yanlıştır diyorsun. Hangisi?
Evrim olgusu ispatlanamamıştır diyorum. Madde madde yazdım o mesajıma bak, hepsini tek tek oku.
Hepsi anlamlı.
Evrimi kabul etmek uğruna onların hepsini red mi edelim.
Bak o msjıma ve bana onlara tek tek cvp yaz.
Save The Day
09-08-2016, 16:11
Mikro değil makro örneği gösterin evrimci arkadaşlar
Yıldıztozu
09-08-2016, 16:17
Evrim olgusu ispatlanamamıştır diyorum.
alpha; bir zamanlar sperm ve yumurta hücresiydin. Şimdi ne haldesin bir bak. Evrilmişsin.!
Belki bir gün hücrelerin evrildiği için kanser olacaksın. Al işte yine evrilmişsin.!
Sen, annen-babandan farklısın, çünkü evrildin. Çocukların da senden farklı doğacak, çünkü onlar da evrilecek.!
Çevrene bak, her şey her an evriliyor.
Evrilmeden aynı kalan tek bir şey göster. Herhangi bir konuda herhangi bir şey göster ki değişmeden hep aynı kalıyor olsun.
Save The Day
09-08-2016, 16:18
alpha; bir zamanlar sperm ve yumurta hücresiydin. Şimdi ne haldesin bir bak. Evrilmişsin.!
Belki bir gün hücrelerin evrildiği için kanser olacaksın. Al işte yine evrilmişsin.!
Sen, annen-babandan farklısın, çünkü evrildin. Çocukların da senden farklı doğacak, çünkü onlar da evrilecek.!
Çevrene bak, her şey her an evriliyor.
Evrilmeden aynı kalan tek bir şey göster. Herhangi bir konuda herhangi bir şey göster ki değişmeden hep aynı kalıyor olsun.
Makro ile mikro evrimi iyi ayırt etmek lazım. İnsan türü de farklılaşmış zamanla bak çekik gözlüler var en basitinden ama hala insanlar! İnsan dışında tamamen farklı bir türe dönüşmüşler mi? Mesela dinozor nasıl kanatlanıp uçtu gördün mü sen? Balıkların karaya çıktığını ve akciğere dönüştüğünü gördün mü? Ufak farklılıkların birikerek makro olduğu söylenir ama bu bir akıl yürütmedir. Gözlem ve deney gerekir, kanıt gerekir yahu.
Save The Day
09-08-2016, 16:22
Yıldıztozu değişmeyen bir şey göster dedinya ilginç bir örnek var videolu. 4:28 ile 4:35 arasını izle.
https://www.youtube.com/watch?v=7mhIHfcJOBU
bilgivehis
09-08-2016, 16:25
"Evrim var" dedik "İspat et" dediler, yüz yıllardır "Tanrı var" dedik ispat et diyen çıkmadı...
Sundance
09-08-2016, 16:38
Evrim olgusu ispatlanamamıştır diyorum. Madde madde yazdım o mesajıma bak, hepsini tek tek oku.
Hepsi anlamlı.
Evrimi kabul etmek uğruna onların hepsini red mi edelim.
Bak o msjıma ve bana onlara tek tek cvp yaz.
Alpha hepsi bu forumda ve daha bir çok forumda tek tek cevaplanmış sorular.
Örümceğin çiftleşmeden sonra dişisi tarafından yenilmesini daha iki gün önce evrim ağacı videolarından birinde dinledim. Daha önceden de biliyordum ama öyle hiç bilinmeyen, rastlanılmayan şey değil diye söylüyorum. Diğer sorduğun sorular, verdiğin sanatlı yaratılış örnekleri hep bilindik şeyler. Daha önce söylemiştim gerçekten merak eden için internette kaynak bol.
Tekrar tekrar oku bu başlığı. Evrim olgusunu kabul etmekten başka çaren yok. En fazla yapabileceğin "Evrim olgusu vardır ve Allah buna uymaktadır" demek olabilir. Başka çaren yok. Sen üzerine giydiğin müslüman etiketine zeval gelmemesi için bizim önümüzde o inandığın Allah'ının acizliğini kapatabilmek için burada kıvranıp duruyorsun. Nafile uğraş seninkisi. Bundan böyle camiide alnın her secdeye vardığında bu başlığı hatırla ve Allah'ın evrim olgusu karşısında nasıl eli kolu bağlı, aciz durumda kaldığını hatırla.
Yıldıztozu
09-08-2016, 16:58
İnsan türü de farklılaşmış zamanla bak çekik gözlüler var en basitinden ama hala insanlar! İnsan dışında tamamen farklı bir türe dönüşmüşler mi?
Tür ayrımı keyfe bağlı olarak yapılan sınıflandırmadır. İnsanları da kendi aralarında pekala türlere ayırabilirsin.
Mesela; esmerler- sarışınlar- siyahlar.
Ya da bıyıklılar- sakallılar- kılsızlar.
Ya da farklı bir kategori bulabilirsin.
Canlıları türlere ayırmak da aynı şekilde keyfe bağlı.
İskelet yapılarına göre ayırabilirsin; omurgalılar-omurgasızlar
Primatlar- memeliler- sürüngenler- kuşlar gibi keyfi ayrımlar.
İnsanla şempanzeyi ayıran keyfi kriterler, Koreli insanla Japon insanı ayıran keyfi kriterler kadar keyfidir.
Hani sen dedin ya, ''insan hep insandır''
Aynı cümleyi ''canlı hep canlıdır'' diye de söyleyebiliriz.
Canlıların hepsi canlı olmak bakımından aynıdır. Arasındaki farklar ve ayırımlar tamamen bizim uydurduğumuz keyfi kriterlerdir.
Save The Day
09-08-2016, 17:04
Tür ayrımı keyfe bağlı olarak yapılan sınıflandırmadır. İnsanları da kendi aralarında pekala türlere ayırabilirsin.
Mesela; esmerler- sarışınlar- siyahlar.
Ya da bıyıklılar- sakallılar- kılsızlar.
Ya da farklı bir kategori bulabilirsin.
Canlıları türlere ayırmak da aynı şekilde keyfe bağlı.
İskelet yapılarına göre ayırabilirsin; omurgalılar-omurgasızlar
Primatlar- memeliler- sürüngenler- kuşlar gibi keyfi ayrımlar.
İnsanla şempanzeyi ayıran keyfi kriterler, Koreli insanla Japon insanı ayıran keyfi kriterler kadar keyfidir.
Hani sen dedin ya, ''insan hep insandır''
Aynı cümleyi ''canlı hep canlıdır'' diye de söyleyebiliriz.
Canlıların hepsi canlı olmak bakımından aynıdır. Arasındaki farklar ve ayırımlar tamamen bizim uydurduğumuz keyfi kriterlerdir.
Bir bilim hakkında konuşuyoruz. Keyfiyet diyorsan olmaz. Canlıları tür, sınıf, familya vs olarak sınıflandırılması taksonomidir. Keyfiyet değil yani. Tür ne onu iyi anlamak lazım. Evrimde mikro evrimi bakterilerde görebiliriz fakat türden türe geçiş milyarlarca yıl aldığı için göremiyoruz. Canlı hep canlıdır dersen evrimi ispat etmiş olmazsın, yerinde saymış olursun. Anlaması bu kadar zor değil. Makro evrimin ispatı için türden türe geçiş gerekiyor. İnsan ırk farklılıkları varyasyonu gösterir ve hala insandır. Tür değişmemiş. Bunlar birikip farklı bir tür oluşturursa o zaman dikkate alırız. Böyle taksonomiden kaçarak evrim ispatlanmaz. Evrime bir katkı değil bu. Evrime katkı için makro evrimin gözlenip ispatlanması gerekir. Yıllardır süren tartışma bu işte. Bu gerçeği göz ardı ederek bu tartışma gerçeğini göz ardı ederek hepsi canlıdır işte dersen evrimle alakasız bir şey söylersin. Evrim ne iddia ediyor türler birbirinden türedi, değişim dönüşüm oldu diyor. Bu iddiadan kaçmak yerine iddiayı desteklemek gerekiyor. Keyfi dersen o zaman evrim de keyfidir ve senin inancındır diyebiliriz. O yüzden bilimsel olarak ele almak gerekiyor.
alpha; bir zamanlar sperm ve yumurta hücresiydin. Şimdi ne haldesin bir bak. Evrilmişsin.
Gerçekten bunu sordun mu ? Bu bakış açısına nasıl bir şey denir ki ? Uçmuşsun haberin var mı acaba ?
--------------------------------------------------
Sen, annen-babandan farklısın, çünkü evrildin. Çocukların da senden farklı doğacak, çünkü onlar da evrilecek.!
evet benim 3 tane gözüm var, ve boyum 4.5 metre. Haklısın ben insan değilim.. Senin annen baban neydi ?
-------------------------------------------------------
Çevrene bak, her şey her an evriliyor.
Evt doğru her gün yeni bir tür ortaya çıkıyor değil mi, etrafımızda da bir sürü ara geçiş formu var ve ben merak ediyorum, sürüngen derili tüylü kartal kanatlı yeşil ve mavi renkleri olan bir kuşumsu gördüm, umarım ara geçişleri tmmlanınca güzel bir şey ortaya çıkar.
Senin takip ettiğin bir ara geçiş var mı bu aralar ?
-----------------------------------------------------------
Evrilmeden aynı kalan tek bir şey göster. Herhangi bir konuda herhangi bir şey göster ki değişmeden hep aynı kalıyor olsun.
pi sayısı,
alpha sabiti.
hidrojenin kütlesi.
300 milyon yıldır aynı kalan sinek. Evrimciler bunun soyu tükenmişti demişti.
70 milyon önce soyu tükenen ama sonra balıkçının bulduğu balık. Bak daha sonra evrilir ona karışmam ama 70 milyon yıldır aynı. Şimdi sen 75 milyon daha bekle dersen o zaman konuşalım..
--------------------------------------------------------
Alpha hepsi bu forumda ve daha bir çok forumda tek tek cevaplanmış sorular.
Ben evrim teorisinin madde madde yanlışlarını özetledim, ama sen bak kendin diyorsun. Çünkü bunlara cevap veremeyeceğin için böyle kaçıyorsun. Ben nasıl yazdıysam sen de yaz. Utopyalarda yaşamayalım.
Benim hiç bir acizliğim yok. Gördüğüm senin acizliğin. Evrim teorisi ile kendini dogmatik pragmatik bir dünyaya bırakmışsın. Öyle bir kapılmışsın ki "sapkınlık" dercesinde. Bilimin söylediği diğer şeylere yüz çeviriyorsunuz. Ve evrim teorisi adına yapılan hataları da görmezden geliyorsunuz. Piltdown adamı sahtekarlığı gibi. Çünkü biri bir şeye taptı mı artık gözü onun yanlışını görmez olur.
Yıldıztozu
09-08-2016, 17:21
Keyfiyet değil yani
Hayır keyfe bağlı bir ayırım. Önce belli bir kriter belirleniyor, sonra bu kritere bağlı olarak ayırım yapılıyor.
İşte bu kriterin belirlenişi insana bağlı. Doğada böyle bir ayırım yok. Yani canlıların alnında yazmıyor ki ''şu canlı şu türe aittir'' diye.
Yıllardır süren tartışma bu işte
Yıllardır süren bir tartışma falan yok. Evrimle mi oluştuk diye bir soru yok ortada. Nasıl evrildik diye bir soru var.
Onun dışında ''evrimle mi oluştuk'' diye tartışan birisi ancak bilmeyen/farkında olmayan kişidir.
Sundance
09-08-2016, 17:27
Ben evrim teorisinin madde madde yanlışlarını özetledim, ama sen bak kendin diyorsun. Çünkü bunlara cevap veremeyeceğin için böyle kaçıyorsun. Ben nasıl yazdıysam sen de yaz. Utopyalarda yaşamayalım.
Benim hiç bir acizliğim yok. Gördüğüm senin acizliğin. Evrim teorisi ile kendini dogmatik pragmatik bir dünyaya bırakmışsın. Öyle bir kapılmışsın ki "sapkınlık" dercesinde. Bilimin söylediği diğer şeylere yüz çeviriyorsunuz. Ve evrim teorisi adına yapılan hataları da görmezden geliyorsunuz. Piltdown adamı sahtekarlığı gibi. Çünkü biri bir şeye taptı mı artık gözü onun yanlışını görmez olur.
Alpha, sen geldin burada internette islamcıların yumurtladığı maddeleri sıraladın, senden önce başkası sıralamıştı, ondan önce başkası sıralamıştı, ondan önce başkası....
Oturup burada herkesin işi gücü bırakıp sana uzun uzun cevap yazması mümkün değil takdir edersin ki. Kaldı ki bak piltdown adamı hakkında cevap yazmışım.
"alpha yapma gözünü seveyim. Evrimde hile karıştırmış dediğin adam bilim adamı bile değil, bir koleksiyoncu ve dolandırıcı. Bu fosilin gerçek olmadığını, gerçek olamayacağını kim bilmiş. Fosili gördükleri anda bu fosilde ters birşeyler olduğunu anlamış bilim adamları ve inceleyerek gerçek olmadığını ortaya çıkarmışlar.
Bilim böyle bir şey işte. Hata ayıklama mekanizması çalışıyor. Gerçekler ortaya çıkıyor. Biraz bilim tarihi bilen biri insanlık tarihi boyunca gerçekleri ortaya çıkarmaya yarayan elimizdeki tek aracın bilim olduğunu bilir. Bilim formasyonunun ortaya çıktığı 16. yüzyıldan beri insanlığın gösterdiği gelişime bak. "
Sen bu cevabı aldığın halde yine de bu fosil sahtekarlığını sanki bilim adamları yapmış gibi sunuyorsan demek ki mesele cevap filan değil.
Benim yazdığım mesajda senin için aciz ifadesi geçiyor mu? Allah evrim olgusu karşısında acizdir dedim. İkisi arasında fark var. Önemseyen için tabii. Seninle benimle ne alakası var?
Bütün bu konuyu oturup uzun uzun tartıştığımıza, bu konuya bu kadar vakit ayırdığımıza göre artık bu konunun sonunu da netleştirmelisin. Francis Collins evrim olgusunu destekliyor. Şimdi sen bu adamı savunarak evrim olgusunu kabul etmiş mi oluyorsun yoksa bu adam bizi yanılmakla itham ettiğin evrim olgusunu onayladığı halde sadece tanrıya inandığı için haklıdır mı diyorsun?
Yıldıztozu
09-08-2016, 17:28
G
pi sayısı,
alpha sabiti.
hidrojenin kütlesi.
300 milyon yıldır aynı kalan sinek. Evrimciler bunun soyu tükenmişti demişti.
70 milyon önce soyu tükenen ama sonra balıkçının bulduğu balık. Bak daha sonra evrilir ona karışmam ama 70 milyon yıldır aynı. Şimdi sen 75 milyon daha bekle dersen o zaman konuşalım..
Herhangi bir balık veya sinek tek bir gün bile aynı kalmıyor. 70 milyonu bırak tek bir gün bile aynı kalmıyor.
Sen aynaya baktığında her gün kendini aynı görüyor olabilirsin. Ama farkında olmasan da her gün değişiyorsun. Bu değişimi eski fotoğraflara bakarak fark ediyorsun.
Hidrojenin kütlesi de evriliyor. Çünkü bir zamanlar hidrojen bile yoktu. Öyleyse hidrojenin kütlesi mutlak-değişmez bir şey olarak kabul edilemez.
Matematiksel sabitlerin fiziksel bir değeri yok. Alınan keyfi aksiyomlara bağlı olarak çıkan sabitler de değişiyor.
Mesela normalde üçgenin iç açıları toplamı 180'dir değil mi? Fakat hiberbolik düzemlerde 180'den farklı çıkıyor.
O halde matematiksel sabitler de belirlenen kriterlere bağlı olarak değişiyor. Dolayısıyla mutlak değil.
Save The Day
09-08-2016, 17:29
Hayır keyfe bağlı bir ayırım. Önce belli bir kriter belirleniyor, sonra bu kritere bağlı olarak ayırım yapılıyor.
İşte bu kriterin belirlenişi insana bağlı. Doğada böyle bir ayırım yok. Yani canlıların alnında yazmıyor ki ''şu canlı şu türe aittir'' diye.
Yıllardır süren bir tartışma falan yok. Evrimle mi oluştuk diye bir soru yok ortada. Nasıl evrildik diye bir soru var.
Onun dışında ''evrimle mi oluştuk'' diye tartışan birisi ancak bilmeyen/farkında olmayan kişidir.
Tamam işte bilim yapıyoruz. Konudan uzaklaşmayalım. Evrim ne diyor. Zamanla canlılar değişiyor ve tek bir atadan yeni türler çıkıyor diyor. Demagoji yapmadan kanıt gösterebilir misin? Canlı canlıdır demek kanıt değildir, burada değişimi ortaya koyman gerekirken farklı yerlere saptırıyorsun konuyu. Oysa bu demagojidir.
Kromozom sayıları sabittir. Eşey geni de bu cinsiyeti belirler.
Maymun kromozom sayısı ile insan kromozom sayısı aynı değildir.
Bir türde kromozom sayıları nı manual olarak radyasyon felan değiştirin o canlı pert olur. Yada bir sonraki nesle geçmez.
Çünkü DNA yazılımı kendi sayısını ve miktarını kontrol eden hata-kontrol sistemi ile donatılmış. Hem olan bozuk hem de olsa da o geçmiyor yani.
Uğraşın bakalım bir insan yapın kromozom sayısı bizden farklı olsun. Olmaz. O zaman maymun bize evrilmez. Bu bilimsel olarak mümkün değil.
-----------------------------------------------------
Şimdi size bir bilgi vereyim;
DNA üzerinde bazı bölgeler "junk" diye bilinir. İşlevsiz yani. Bunun iki sebebi var birini diyeceğim. Diğeri kalsın ;
Çünkü Allah DNA mızı yaparken bazı özelliklerimizi kapattı, yani bilerek "disabled" olarak işaretledi. Bunlardan biri uzun ömürdür. Ömür timing katsayısı ile ilgili. Böylece insan ömrü kısa tutuldu. Başka özelliklerde var disable edilmiş olan.
Bu disable edilen özelliklerin açılma imkanı da var tabii. Allah bunu zamanı belirli olan bir an da yapacak.
------------------------------------------------------
Sundance
09-08-2016, 17:36
Hayır keyfe bağlı bir ayırım. Önce belli bir kriter belirleniyor, sonra bu kritere bağlı olarak ayırım yapılıyor.
İşte bu kriterin belirlenişi insana bağlı. Doğada böyle bir ayırım yok. Yani canlıların alnında yazmıyor ki ''şu canlı şu türe aittir'' diye.
İlave olarak Celal Şengör'ün videosu var bununla ilgili. "Artık hangi türün hangi sınıfa girdiğini ayıramıyoruz. Dinozor var tüylü, sürüngene bakıyorsun gagası var." şeklinde. youtube'da aratın bulursunuz.
Canlılara verilen tür isimleri artık birbirine karışmış durumda anlayacağınız bunun için yeni yeni tür isimleri vermek zorunda kalıyorlar. "Gagalı dinozorlar" "Yumurtlayan memeliler" benzerleri şeklinde ara tür isimlendirmeleri çıkıyor.
Save The Day
09-08-2016, 17:37
Sevgili alpha
Dna, kromozom ve gen diye bir şey yoktur. Bu evrimcilerin uydurması ve keyfidir. Canlıların anlında bunlar yazmaz. İnsan uydurmasıdır, masaldır, tahmin, yorumdur, hikayedir, palavradır. Canlı canlıdır. Değişmeyen tek şey gösterebilir misin. Hepimiz evriliyoruz yihuuuuuuu
Tabi iş bu kadar kolay değil :) Arkadaşlar makrodan kaçmak için böyle komik bahaneler üretiyorlar.
Sen aynaya baktığında her gün kendini aynı görüyor olabilirsin. Ama farkında olmasan da her gün değişiyorsun.
öyle ama senin değişikliğin olarak gördüğün şey ile bu evrimde türlerin değişmesi aynı şey değil, ben aynı kalmıyorum bunu biliyorum ama tutup da başka canlıya dönüşmüyorum. Hala kromozom sayım aynı. Ama aynaya bakıp göremezsin tabi bunu. O yüzden aynaya bakarak evrim teorisini ispatladım diye düşünme, sanırım senin sayende Darwin'in kafasını anlıyorum. DNA dan kromozom dan haeri olmayan adam böyle düşünür elbet. O bir hata yaptı ise, seninkisi daha büyük, çünkü bilimin bulduğu bu DNA ve kromozom, genler bunları yok sayıyorsun.
Bir canlı türünde kromozom sayısı değişmez. Benim kast ettiğim değişiklik bu. Sen yaşlanırsın, elbet saçların dökülür vs ama bu ile o aynı eşy değil. Bu ancak olsa olsa darwinist görüşdür. Çünkü hayatın şifresi DNA dır.
Sen her gün farklı mı kromozom sayısına sahip oluyorsun ?
Şu soruya cevap veremedi kimse:
hala evriliyor isek neden şu an etrafımızda üçyüz beş yüz tane ara geçiş yaşayan türler yok ? Yoksa evrimleşme bitti mi ?
Yada biz ara geçiş formu muyuz ?
Yada aslan diye bir hayvan var o mu ara geçiş formu ?
Yada bunlar underground mu takılıyor sicilya mafyası gibi ?
NOT: korkmayın siz değil kimse cevap veremedi.
Save The Day
09-08-2016, 17:44
alpha neden dinlemiyorsun :) kromozom dna falan söylemişsin bişeyler. oysa ne diyoruz bunlar keyfidir, insan bunları kurguluyor ve canlıların alnında yazmaz. gelip kendileri söylemez. insan hayal eder. dolayısıyla yaratılışçılar evrim olgusu (!)ndan kaçmak için böyle palavralar uydurmuşlardır. bunlar insan uydurmasıdır. canlı canlıdır. hatta cansız ile canlı aynıdır doğada. insan uydurması palavradır bunlar. evrilmeyen tek şey göster!!
ok.. öyle olsun.. dna yok, kromozom yok, ve aynaya baktım evt her gün evriliyorum, umarım yarın kanatlarım çıkıyor, çünkü istiyorum, en azından benim olmasa bile çocuklarımın olsun dimi.. çok isteyince olur ne de olsa "natural selection"...
Sundance
09-08-2016, 17:59
Kromozom sayıları sabittir. Eşey geni de bu cinsiyeti belirler.
Maymun kromozom sayısı ile insan kromozom sayısı aynı değildir.
Bir türde kromozom sayıları nı manual olarak radyasyon felan değiştirin o canlı pert olur. Yada bir sonraki nesle geçmez.
Çünkü DNA yazılımı kendi sayısını ve miktarını kontrol eden hata-kontrol sistemi ile donatılmış. Hem olan bozuk hem de olsa da o geçmiyor yani.
Uğraşın bakalım bir insan yapın kromozom sayısı bizden farklı olsun. Olmaz. O zaman maymun bize evrilmez. Bu bilimsel olarak mümkün değil.
Aslında farklı olan kromozom sayısının nedeni insanlarda bir çift kromozomun kaynaşmış olması. İnsan DNA genomunda birebir yeri bulunmuş. Bak aşağıdaki videodaki Ken Miller denilen adam da teist olduğunu ancak kesinlikle evrim olgusunu onayladığını belirtiyor. Aynı Francis Collins gibi!
https://www.youtube.com/watch?v=Lep5-kfI0sI
Bak bu da insan ile maymun DNA'sının benzerliği
https://www.youtube.com/watch?v=HE9GWclJ0qs
Şimdi size bir bilgi vereyim;
DNA üzerinde bazı bölgeler "junk" diye bilinir. İşlevsiz yani. Bunun iki sebebi var birini diyeceğim. Diğeri kalsın ;
Çünkü Allah DNA mızı yaparken bazı özelliklerimizi kapattı, yani bilerek "disabled" olarak işaretledi. Bunlardan biri uzun ömürdür. Ömür timing katsayısı ile ilgili. Böylece insan ömrü kısa tutuldu. Başka özelliklerde var disable edilmiş olan.
Bu disable edilen özelliklerin açılma imkanı da var tabii. Allah bunu zamanı belirli olan bir an da yapacak.
------------------------------------------------------
Bunları Allah mı söyledi sana? Çok heyecanlı!!! Bu disable edilen genin açılması için itediği neymiş Allah'ın? Ne zaman açılacakmış? :)
Offff offff....
Save The Day
09-08-2016, 18:00
alpha yarın kanadın çıkıp uçup uzaklara gideceksin. başka biri senin yerine geçecek ve yine buradan yazacak senin bedenine gelmiş gibi olacak sana evrilecek. o yüzden aslında sen sen bile olmayabilirsin belki de kuş olup gittin fakat başkası yerine evrildi. çok takma kafaya
vazgeçtim diyalektik düşünebilme yeteneği beklemekten,
formel dahi düşünmekten aciz bu soytarılara iki soru sormuştum.
bi ton zırladılar ama soruların yanına yaklaşmadılar.
tekrar hatırlatıyorum bu şebeklere.
akrabalıkla genetik ortaklık arasında korelasyon var mı.
varsa neyle açıklayacaksınız bu korelasyonu.
yakın akraba iki türde aynı genetik HATA'nın birbirinden bağımsız gerçekleşme olasılığı nedir.
soytarılık yapmayın ve bu iki soruyu açıklama getirin.
sonra bakarız mikro değişim hangi noktada nasıl makro değişim oluyor.
tabii bunun altyapısı için önce diyalektik metod öğreneceksiniz benden.
hamsi kadar beyninizle tatlı su kurnazlığı yapmayın.
sorular cevap bekliyor.
akrabalıkla genetik ortaklık arasında korelasyon var mı.
varsa neyle açıklayacaksınız bu korelasyonu.
yakın akraba iki türde aynı genetik HATA'nın birbirinden bağımsız gerçekleşme olasılığı nedir.
Junk DNA konusu :
https://en.wikipedia.org/wiki/Noncoding_DNA
http://www.scientificamerican.com/article/hidden-treasures-in-junk-dna/
Ayrıca gösterdiğin video sciencedaily.com yada bbc yada benzeri bir siteden alınmamış gözüküyor, bu eksi bir şey çünkü kurgu olabilir, o yüzden bana bu tür sitelerden link ver. Sıradan birinin youtube da açtığı bir kanal bilimsel refere edilemez gözümde.
--------------------------------------------
Yıldıztozu
09-08-2016, 18:14
Darwin'in kara kutusu adlı kitabın yazarı ve evrim karşıtı Michael Behe bile evrimi kabul etmiş durumda artık.
Evrim karşıtı olanlara veya merak edenlere iki başlangıç kitabı öneririm.
1- Francisko Ayala -Evrim
2- Ernst Mayr- Evrim nedir
spartacus
09-08-2016, 19:37
Birincisi DNA, kromozom şu ya da bunun varlığı evrime engel değil ki, aksine motor vazifesi görürler, bu kadar safsata kafalı olman, kızma ama gerçekten aptallıkla mümkün, DNA, KROMOZOM şu ya da bu, bir canlı organizmanın BÜTÜNÜNE DAİRDİR, yani her haltı böyle yolup, atar sonrada kermaeti kendinden menkul düzeye indirgerseniz, afedersin de ben inekten bir parça aldım kimyasını inceledim, gördüm ki merkezde atomlar var, senden de aldım inceledim, aaa sende de atomlar mevcut, o halde sen bir İNEK misin?(hem DNA, Kromozom inekte de mevcut idi).. Sonuç: Alpha bir inektir(çünkü Alpha organizmaları bölüp, parçalayıp, parçalardan bazılarını kerameti kendinden menkul saltıklaştırıyor ve canlıyı tümüyle ortamdan da yalıtık olarak o bir kaç parçaya indirgiyor, sonuç: Alpha bir eşektir(ianmıyorsan eşeğe bak, temelde atomalrı göreceksin, sen de tıpkı aynısın o halde)
Şu SAFATA VE İNDİRGEME AHMAKLIĞINI defalarca işledik, defalarca ama defalarca ve yukarıda metafor dahi senin anlamana yeter gelmeyecektir, dil bu, anlayacağın seviye ne yazık ki, bu ve en alt level, daha altı yok, anlarsın veya anlamazsın,daha alt bir level olmadığı için artık sizin sorununuz...
Şu soruya cevap veremedi kimse:
hala evriliyor isek neden şu an etrafımızda üçyüz beş yüz tane ara geçiş yaşayan türler yok ? Yoksa evrimleşme bitti mi ?
Şu soru defalarca yanıtlandı... defalarca ama defalarca hala... Akşam haberleri;
A - şehrinde, B mahallesinde C tarihi eser yandı.
Alpha -tarihi eserin nasıl yandığından söz etmemiş, demek ki yangın yok!
Sabah haberleri - Bu da, EVRİM'in bir ANA GRUP, türleşme, çeşitlenme vb konualrın ise bir alt grup olduğunu hala öğrenememiş olmandan dolayı, yukarıda saçma sorun için
Dün yaşanan sağnak yağmur sonucu, kenti su bastı. İçinde insanlar olduğu halde, bazı araçların su'da sürüklendiği görüldü.
Alpha - alla alla, benimde evimde musluk var ama açıyorum arabaları sürüklemiyor, oysa madem su arabaları sürüklüyor, benim musluğum neden bunu yapmıyor. hahahah, hihihihi, kkikikikiki...
Birincisi, ortada gördüğünüz her tür ARA FORMDUR zaten! hala mı 6-7.000 yıl önce Sümer'in, Mısır'ın, Hindistan ve İran bölgelerinin baskın karakterli masallarına inanıyorsunuz? inanın ama inandıklarınızı bu azimle sorgulayın, Evrim konusu boyunuzu aşıyor, zira İNANÇ ADI ALTINDA ŞARTLANMIŞLIĞINIZ, REFLEKS GÖSTERİYORSUNUZ AMA NE YAZIK Kİ ŞARTLI REFLEKS, farkında değil misiniz? ne yazık ki gerçek bu... Sizi buradan alayım.
https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0van_Pavlov
İkincisi, bilmediğiniz konuları neden araştırıp öğrenmeyi değilde, sizleri kandıran photoshopçu, teolik yobazlığı esas alıyorsunuz, neden rehberiniz bilim-objektif değilken, bilimsel konulara giriyorsunuz?
Tamam arkadaşlar kabul, siz ÇAMURLA OYNAYAN BİNBİR ÇEŞİT TARILARIN heykeller yapıp üflediğine, böylece 1 insan yaratıp, ondan da parça alıp eşini yarattığına filan inanın, 7 milyondan fazla türü, soyu tükenmişim, şu ya da bunu tek, tek çamur yapıp ortaya üfürdüğüne filan inanın(görmüyor musunuz, minik çocukların dahi kurgulayabileceği hayal-masal mahsulleri, hem tanrınızı kim üfürmüş, ruh vermişse ...), bir avuç sakal bırakın, şalvar, çarık, cüppe giyin, dünyanın dönmediğine, gece ve gündüzün ayrı varlıklar olduğuna, cennette sizi(Alice harikalar diyarı) 72 huri beklediğine filan inanın, ne olur ki, sizin için ne önemi var ki? Eni sonu birileri sizi kandırdığı-keklediği için, onların gözünde ve onar için kul, hizmetçi, 2 ayaklı koyun olacaksınız ve birileride sizi güdecek de güdecek(GERÇEK BU NE YAZIK Kİ). (Sizler gibi düşünmüyor, inanmıyoruz diye bize saldırmayın yeter)...
Gidin biraz Sai baba izleyin, kaç milyon inanırı olmuş bir bakın, sizin kaç tür Sai baba'ya tapındığınızı ve nasıl, kimlerin hangi çıkarlarına topyekün köle edildiğinizi ise tahmin etmeye çalışın. Evrim konusu bir kere Sai babalar için korkunç, çünkü evrim konusu sizlerden geçinen çobanların fiyakasını indiriyor, etkileri kırılıyor, o nedenle devran ellerinde iken sizi sakındırmak için binbir taklaya devam edecekler, sizde taklalara amin diyeceksiniz. evrimi bile şeyhten, sözde din adamından vb öğreneceksiniz(o biliyor mu ki size aktarabilsin), o kişiler cehaletinizi sömürmek böylece saynenizde villarda, binbir güzel kızı alıp cennette yaşayacak... :)
https://www.google.com.tr/search?q=sai+baba&num=50&safe=off&source=lnms&tbm=vid&sa=X&ved=0ahUKEwiAiabx57TOAhUEEpoKHcUFB7QQ_AUICSgC&biw=1600&bih=763
Ben evrim teorisinin madde madde yanlışlarını özetledim
Tebrik ederim, Nobel kazandin.
O yüzden aynaya bakarak evrim teorisini ispatladım diye düşünme, sanırım senin sayende Darwin'in kafasını anlıyorum.
Teori demek, tekrar eden gozlemlere getirilen formel acilim demektir, yani bulguya dayali bilimsel yorumsamanin formel olarak organize edilmesidir teori. Dolayisiyla 'evrim teorisi', bilim literaturunde evrim gozlemi manasina gelir, kisitli veriyle sunuma hazirlanan bir hipotez manasina gelmez. Bilim dunyasinda evrimin "yasa" sifatini almamis olmasinin tek sebebi, biyolojik niceliklerin, icerikten bagimsiz matematik dilinde kanitlanmaya elverisli olmamalaridir, fakat belirttigim gibi, varliksal icerige dair bilimsel bir teoriyi temelleyen, tekrar eden gozlem, test ve deneylere dair verinin kesinlik arzederek toplanmis olmasidir, aksi takdirde teori zaten yazilamaz. Sen oncelikle bilimsel terminolojideki teori kavramiyla, sokaktan gecen adamin teori demesi arasindaki farki ogren, sonra evrimle cihad edersin.
Kisaca evrim teorisi, "evrim varsayimi" demek degildir. Gozleme taban veren olgulardan edinilen verilerin, linguistik tabanda bicimlendirilisidir.
Sen eger bana "evrim teorisinin madde madde yanlislarini" ozetleyeceksen de, once onume bir itimatname koy, arastirmalarinin capini, akademik ozgecmisini falan goreyim. Harun Yahya okuyup gelip zirvalama.
sevgili pyrrhon
''Bilim dunyasinda evrimin "yasa" sıfatini almamis olmasinin tek sebebi, biyolojik niceliklerin, icerikten bagimsiz matematik dilinde kanitlanmaya elverisli olmamalaridir''
bu cümlenize katılmıyorum.
her olgu; kısıtlı, kontrol edilebilir ve parametreler arası ilişkiler açısından tekrara müsait değildir.
diğer aklıevveller için örnekleme yapayım.
yoksa örnekleme yapmayı sevmem.
kütleçeim olgudur.
modern kütleçekim teorisi uzay-zaman bağlamında bi hayli zor bi teori.
kütleçeim yasası ise kısıtlı parametrelere dayandığı için formule edilmeye müsait.
sürtünmesiz ortamda serbest düşen bir taş 125 metreyi 5 saniyede tamamlayacak.
işin kanun kısmı bu. yerçekimi ivmesinin fonksiyonu olarak.parametreler belli,kısıtlı ve ilişkileri açık.
bu insafsız ve entellektüel namusdan nasibi olmayanlar,
evrimde çok fazla parametre olduğunu, bu nedenle kanıtlanmaktan daha ziyade,
öngörülebilirliğinin olamayacağını anlamıyorlar.
teori kanunu da kapsayan daha güçlü bi açıklamadır bunu da anlayamıyorlar.
her teoriden kanun da çıkmayacaktır.
dünyada yerçekimi ivmesi 10 olduğu sürece serbest düşen cisim h:1/2gt^2 kanununa uyacak.
ancak evrimleşen sadece yerçekimi ivmesi gibi bir tek parametreye bağlı olmadığı için evrimin yönü formel olarak ifade edilemeyecek.
kanun, kanıtlanmanın değil öngörülebilirliğin fonksiyonu bana göre.
bu gerizekalıların, evrim gerçek olsa teori değil kanun olurdu matrası, epistemolojik açıdan tam bir zavallılık.
ancak onlar bunun da farkında değil.
teori kavramını günlük dildeki içeriğiyle algılıyorlar.
ya da farkındalar ve düşünce orosbuluğunun gereğini yapıyorlar.
beyin ve bilgisayar zavallı metaforunda boncuk arayan bu budalanın,
cpusu tek çekirdekliymiş.
aynı anda iki soru dayayınca kesme isteği/IRQ bellekte çakışmaya neden oldu sanırım.
sistem kaynakları kısıtlı olunca normal bi sonuç.
adamda entellektüel namus yok.
harici ekran kartın olmaması gibi bişey.
rama yükleniyo, ondan sonra bellek çakışması hop mavi ekran.
bi tane duruma açıklama yapabiliyorsa yapsın.
nobeli vermiyorum ama, yapamaz diye iddia ediyorum.
genetik kod (genom) ile akrabalık arasında korelasyon var mı.
yani diyorum ki,
yakın akrabaların genetik kodu, türün diğer bireylerinin ve diğer türlerin genetik kodu arasında yakınlıkla
doğrusal artan bi fonksiyon var mı.
bu fonksiyon tam da güya hamsi beyninle dalga geçmeye kalktığın evrim ağacına cuk oturuyor mu.
bu sorunun cevabının zaten evet olduğunu ben biliyorum.
ulan adamsanız bu EVET'i ya yanlışlayın ya da açıklayın.
bu korelasyon olgu olarak ortadayken ve diğer bilimlerin olgularıyla da yan yana getirildiğinde
evrim bir olgu değil midir.
seninle baban arasındaki ortaklık ve fark,
sadece bir nesilde gerçekleşmiş olmasına rağmen anlamlı iken
diğer türlerle ortaklık ve fark binlerce nesilde nasıl anlamlı olmasın abe gerzek.
üstelik, ortaklık ve farkın tarihi ortaya konulup bir de diğer bilimlerle desteklenirken.
hadi pentiumunu çalıştır
demode işlemcinle bu korelasyonu açıkla.
sevgili pyrrhon
''Bilim dunyasinda evrim...
...
...
Saygideger Nihilist,
sozunu ettigin cumleyi ne okudugunu bilenlere degil de, "evrim yasa degil, demek ki varsayim!!" gibi soylemler ureten HY muritlerini muhatap alarak yazdim, ifade eksik/hatalidir, ne okudugunu bilenlerin affina siginayim. Cunku bu elemanlar evrim aciliminin onlarca arastirma alanini kapsayan devasa bir disipline tekabul ettiginden bihaber; yasa nedir, teori nedir.. Ben onlara sunu belirtmek istedim;
evrim teorisi, bunyesinde suruyle degiskenleri ve fizik yasalari zaten barindirir, evrimin kendisi de bir surectir. Bilimsel terminolojide yasa denilen; formuller kanaliyla matematik mutlaklarin soyutlanabildigi ozellikle fizik ve kimya gibi, verili kosullarda ayni fenomenin gozlemlenebildigi daha musait alanlarda islevsel bir kavram. Evrime neden yasa sifati verilmez, cunku topyekun evrim bilimlerinin inceledigi iliski halindeki sayisiz faktorler, nicel ve nitel duzlemde kisitlayabilecegimiz, haliyle sonuclari ongorebilecegimiz turevde bir yapiya tekabul etmiyor
burada sizin de belirttiginiz gibi,
evrimde çok fazla parametre olduğunu, bu nedenle kanıtlanmaktan daha ziyade,
öngörülebilirliğinin olamayacağını anlamıyorlar.
biz evrimsel dinamikleri saptayabiliriz, ama potensiyal nitelikleri saptayamayiz. Bu temelde de yasalastirma kavrami dahi bir anlam ifade etmez. Yoksa butunsel bir teori olarak, halihazirdaki bir suru fizik (/matematik) yasayi zaten kapsiyor evrim teorisi.
Bilim literaturunde evrime yasa denmemesi durumunu, "ha yasa degilmis demek ki sadece bir teori(varsayim!!), aslinda gerceklesmiyor olabilir" seklinde yorumlayan beyinlere baska nasil ifade edilir, herhalde bilemedim.
Ifadedeki kusur icin tekrar ozur diliyorum.
Sene olmuş 2016 hala Evrim'in ispatı diyenler var. İspat'ı bırak da bilimsel çalışma yürüt, anlamaya çalış veya anlayanlara gölge etme yeter.
beyin ve bilgisayar zavallı metaforunda boncuk arayan bu budalanın,
cpusu tek çekirdekliymiş.
aynı anda iki soru dayayınca kesme isteği/IRQ bellekte çakışmaya neden oldu sanırım.
sistem kaynakları kısıtlı olunca normal bi sonuç.
adamda entellektüel namus yok.
harici ekran kartın olmaması gibi bişey.
rama yükleniyo
saçmalasa da bari güsel saçmalasa. Bilgisiz cahil saçmalaması.
nihilist teori olarak adlandırılması yanısıra, başka bir çok sebeb de var onları söyledim. O zaman diğerlerini de tek tek cevap ver.
Mesela DNA da mutasyonlar faydalı olamıyor. DNA nın değiştiğine dair ve bunun faydalı olduğuna dair bir örneğin var mı ? Mesela kromozom sayısı değişti ve bir özellik ortaya çıktı, var mı böyle bir şey ? Ve kalıcı olarak kaldı bu özellik ? Ama xmen den vermicen örneği..
Sonra spartacus hepimiz her şey araform dur demiş ... YUh diyorum yani. Bilimde böyle uydurma görmedim.
spartacus inanç demiş, ne alakası var diyorum. Bilimsel olarak asıl siz bir inanç içindesiniz. Çünkü evrim dogmatiktir. İlk evrim teorisi ortaya atıldığında hiç bir bilimsel kanıt yok iken neden "haa tamam" denildi ? Kesin öyledir denildi ?
Bilim bir şeyi önce kanun / teori / yasa yapıp sonra onu ispatlamaya mı çalışır yoksa deneyler, gözlemler, sonrasında mı kanun ortaya çıkar. Bu durumda sanki bu böyledir kesin hadi bunu ispatlayalım denmiş. Bu x adamı bir y adamını öldürdü diyorum, elimde hiç bir delil yok iken, sonrada hadi deliller uyduruyorum. İŞ böyle evrim de.
Darwin şu tür bu türün atası demiş, ama DNA larına bakıldığında dış görünüş benzerliği var ama dnalar farklı ortaya çıkmış.
Doğal seçilim denmiş, doğal seçilim tamamen bir fake.
Doğal seçilim ile hangi canlı bir özellik kazanabilir ? Yani doğanın hangi dış etmen durumu DNA ya etki edebilir bir örnek verebilir misin ?
Soğuk mu sıcak mı, su azlığı mı, ney hangi doğal durum DNA ya etki edebilir ? Ve bu bir sonraki neslede aktarılacak. Bir tane gösterebilir misin ?
Siz hala o kadar düşüncesi eksik siniz ki ;
"ÇAMURLA OYNAYAN BİNBİR ÇEŞİT TARILARIN"
insanın çamurdan yaratılmış olmasını anlayamayacak kadar eksik düşüncelisiniz. Çünkü siz de hala orta çağ mantığı var.
İnsanın çamurdan yaratılmış olması, onun elementlerinin toprak ile uyumlu olduğu anlamındadır. KArbon bazlı anlamında. Soil.
Bunu bilim gördü ama hala köktenci dogmatik ateistler göremedi.
https://en.wikipedia.org/wiki/Carbon-based_life
https://en.wikipedia.org/wiki/Soil_carbon
1ncisinde hayatın carbon bazlı olduğunu söylüyor ve ikincisinde ise toprak karbon bazlıdır diyor.
Hadi bu artikelleri yalanla. Ayrıca toprak su ile birleşirse çamur olur. Ve hayat için su gerekir. Burada ki su kimyasal çevrimler içindir.
https://en.wikipedia.org/wiki/Soil_health
Gözlerinizi kapatıp sadece bu var ve bundan ötesi yok diyorsunuz. Halbuki hepiniz domates yiyorsunuz, salatalık yiyorsunuz, ekmek de yiyorsunuz, bunlar toprak dan olmuyor mu ? Fabrika dan mı çıkıyor da marketlere geliyor sanıyorsunuz ? Sonra sizdeki elementler hepsi bu yedikleriniz ve topraktan gelen elementlerce olmuş oluyor ? Bu her gün böyle. ispat diyorsunuz, alın size ispat.
Siz işte bunları gördüğünüz halde sırf Allah diyor diye inkara girmişsiniz, bütün dünya birleşşin bakalım 1 gram yiyecek yapabilecek mi,
"fotosentez" dışında yiyecek üretmenin imkanı yok. İnsanın fotosentezin tüm aşamalarını ortaya koyması imkansız. Asla bu olmayacak. İnsan bunu yapma teknolojisine sahip olamayacak. Çünkü bilim diyor ki, bazı aşamalar çok hızlı oluyor, ve bizim bunu yakalamamız imkansıza yakın. diyor.
1 gram kan yapamayız.
Tüm dünya birleşse genede yapamayız.
Bakın hastahaneye gidiyoruz, kan tahlili alıyorlar bazen değil mi,
Gördünüz mü o kağıdı, 40-50 tane parametre var.
O kadar parametre belli değerlere sahip olmalı. Bir tanesi yanlış olsa problem.
Bunca parametre, sayısal veri ise sadece bir damla kan da, insan da milyonlarca parametre var. Hepsi belli değerlere sahip olmalı. BU bir proje / dizayn olmasa idi "insan" olamazdı. Bu parametreler de olduktan sonra "insan" bir müdahale olmaksızın, akıllı bir müdahale olmaksızın değişemez. Değişimler bozuk olur.
Sadece kan tahlilime bakıyorum ve "oha" diyorum. Bir tanesi 1 mili gram hatalı olsa problem. Hala diyorsunuz ki dış etkenler canlıyı başka türe çevircek. Bunlar değişse zaten hasta oluyoruz.
Dünyada ki en hızlı bilgisayar bile insan beyninin aktivitesine kıyasla çok geride.
Gözlüğünüz ateizm olunca herşey reddetmek odaklı oluyor, ve hiç bir söz size fayda vermiyor.
Ne kadar kısa bir hayatımız var, 60 yıl, sonra nolcak ? Hayat bitcek, çöp mü olacağız.
Neden evrim tür odaklı düşünüp insan hayatını 600 yıl yapmamış ?
Çünkü Allah senin içine kod yazmış, ve bunun hayatı bu kadar demiş..
Yıldıztozu
12-08-2016, 10:31
insanın çamurdan yaratılmış olmasını anlayamayacak kadar eksik düşüncelisiniz. Çünkü siz de hala orta çağ mantığı var.
Tabi ya, zaten çamurdan derken aslında hepimizin birer yıldız tozu olduğunu anlatmaya çalışıyordu değil mi? :)
Kuran'daki çamurdan yaratılışın, çamura doğrudan şekil verme anlamı olduğuna dair 3 tane delil sunacağım sana.
1- ''Allah insanı, vurulunca ses çıkaran testi gibi kuru ve pişmiş çamurdan yarattı.'' (Kuran:55-14)
Ayette geçen ''fahhar'' kelimesinin sözlükteki anlamı testi benzeri kurumuş çamur kaptır. Kurumuş çamurdan testi yapabilmek için çamura doğrudan şekil vermek gerekir.
2- Kuran'da insanın çamurdan yaratılmasıyla, Hz. İsa'nın kuşu çamurdan yaratması olayının aynı şekilde anlatılmasıdır.
''Ben (İsa) size çamurdan kuş yapıp ona üfleyeceğim ve Allah'ın izniyle hemen canlanacaktır.'' (Kuran: 3-49)
''Ben (Allah) çamuru şekillendirip insan yaratacağım ve ruhumdan üfleyerek canlandıracağım.'' (Kuran: 38- 71,72)
Görüldüğü üzere İsa'nın çamurdan kuş yapmasıyla, Allah'ın çamurdan insan yapması tamamen aynı şekilde anlatılıyor. Peki İsa çamurdan nasıl kuş yapabilir? Çamura doğrudan şekil verip kuş heykeli yaparak.. Dolayısıyla aynı anlam insanın yaratılışı için de geçerli olmuş oluyor.
3- Ayrıca çamurdan yaratılış, tarihte birçok mitolojik hikayede kullanılmıştır. Örneğin Mısır'da bulunan bir kabartma resimde Tanrı Khnemu, kendi eliyle çamurdan putlar yaparak insanlar yaratır. Bu resimde de heykeltraş gibi çamura doğrudan şekil vermek vardır. Eski insanların yanlış inanışları Kuran kitabına da yansımıştır.
https://ateistcanavar.files.wordpress.com/2012/11/khnum.jpg
http://www.bobforrestweb.co.uk/The_Rubaiyat/Galleries/Gallery_7/g7/g7f/13._Khnum_and_the_Potters_Wheel.jpg
Sundance
12-08-2016, 11:55
saçmalasa da bari güsel saçmalasa. Bilgisiz cahil saçmalaması.
DNA mutasyonunun laboratuar ortamında gözlendiği örnek - Lenski deneyi
Yararlı mutasyonun laboratuar ortamında gözlendiği örnek - Lenski deneyi
Doğal seçilimin laboratuar ortamında gözlendiği örnek - Lenski deneyi
Yapılan deney ile hepsi gözlemlenmiştir.
Deney dışında gözlem dersen yakın zamanlı evrim örnekleri diye aratın dünyada bir çok canlının değişim geçirdiğinin gözlemlendiği örnektir. Bunların sayısı çok daha fazladır.
Bir tane örnek verin dediniz işte örnekleri. Bu örnekler;
Faydalı mutasyon olmadığı hakkındaki görüşünüzün YANLIŞ, doğal seçilimin bir yalan olduğu hakkındaki görüşünüzün YANLIŞ olduğuna kanıttır.
-------------------------------------------------------------------------
Şu anda fotosentez yapamıyoruz o halde Allah var!
İnsan kanında bir çok farklı parametre var o halde Allah var!
Ürettiğimiz bilgisayarlar bize göre çok zayıf o halde Allah var!
Ne diyeyim ki bu mantığa ben? Bizde bir deyim vardır "Nerde beleş, oraya yerleş" bu sizinki de "Nerde boşluk, orda Allah"
Daha düne kadar DNA nedir onu bilmiyorduk bugün yapay hücre üretiyoruz.
Burada hiç bir pozitif bilgi öne sürmeden hesap soruyorsunuz da üzerinize düşen cevap verme sorumluluğundan kaçıyorsunuz... Bu durumda bu başlık da tartışma değil kakafoni oluyor.
hani şu:
tahir efendi bana kelb demiş
iltifatı bu sözde zahirdir,
maliki mezhebim benim zira
itikadımca kelb tahirdir hesabı...
gerizekalı ve entellektüel namusdan nasibsiz çakal bana cahil demiş.
aptal herif; sana bir cümlelik soru sorduk.
akrabalıkla genetik yakınlık arasında korelasyon var mı.
anlamadın mı soruyu.
bu kadar basit soruyu anlamayan bir adam mı evrim üzerine atıp tutuyor.
siktir git lan gerzek.
şimdi bakın ne olcak.
yine soruya cevap vermeyecek ve benim galiz kelimelerim üzerinden konuyu geçiştirecek.
o halde neden bile bile ellerine bu kozu verdiğimi merak edenler varsa söyleyeyim.
düşünce namusu olan, asıl meydan okumanın ''akrabalıkla genetik yakınlık arasında korelasyon var mı.'' sorusu olduğunu bilir ve bu soruyla hesaplaşır. galiz olanın ise olta olduğunu farkeder.
böyle deşifre ediyorlar kendilerini.
onlara asıl sorudan kaçabilme fırsatı sunduğunuzda ne yaptıklarına bakın.
o fırsatı değerlendirmek yerine sorunu mu muhatap alıyorlar,
yoksa fırsatı mı değerlendirmeye kalkıyorlar.
turnusol kağıdı gibi.
aynı testi hem açıklayıp hem yeniden tekrarlıyorum.
ulan şerefsiz,
akrabalıkla genetik ortaklık arasında korelasyon var mı, varsa açıklamasını yap.
seyredin şimdi cevabını.
bilgivehis
12-08-2016, 15:21
Yere düşen olgun incir kısa müddet sonra tamamen kurtçuk oluyor, incir diye bir şey kalmıyor...
Dallarda sürünen tırtıl bir müddet sonra kelebek olup uçuyor, tırtıl diye bir şey kalmıyor...
Sen bir döl iken insan oluyorsun, artık döl diye bir şey değilsin...
Bulunan fosiller çağımıza ait değil ama o fosillerin evrim geçirip günümüzdeki şeklini aldığını görüyoruz, örnegin mamutun file dönüşmesi gibi...
Şimdi soruyorum, mademki evrim diye bir şey yok ve mademki bahsettiğim evrilmeleri başka nedenlere dayandırıyorsunuz ve madem ki, her şey sizin metafizik yasalarınıza göre duragan o halde bilim senin neyine!? Nasıl olsa bir şey değişmiyor o halde bir şeyleri değiştirmek için var olan bilimi kullanmanız sizin sahtekarlığınız olmuyor mu ve bu sahtekarlıkla inandığınız allahı kandırmaya çalışmış olmuyor musunuz!?
"görüyoruz"
valla nerde gördün youtube da mı ? kimse göremiyor ama sen görebiliyorsun, bu konuda diğer insanları da bilgilendir bari.
-------------------------------------------
evt aynen öyle fotosentez yapamıyoruz, ve Allah var.
bazen bazı şeyleri görmek için göz yeterli gelmez, o yüzden akıl var. Ama aklını kullanan için elbet. Kullanmayan için değil.
Böyle extreme var mış gibi uçuk kaçık ne idüğü belirsiz kenarda köşede elle tutulur bir şey olmadığı halde sanki newton yasası gibi keşfedilmişmiş gibi deneyler yararlı mutasyon varmış gibi değil sadece ve sadece sizin avunmanız için. Yok böyle bir şey. İşte böyle gizliymiş gibi, atmasyonel bir şeyler. Bilimin yasalarına ve biyolojiye uymayan kelimeler.
Eğer bunun bir kuralı var ise, faydalı mutasyon, hadi bir tane faydalı mutasyonu gösterin, olmadığını bildiğiniz halde zırvalar var.
bilgivehis
12-08-2016, 18:46
Cımbızla çektiğiniz "Görüyoruz" kelimesine tek başına muhalefet etmek bir şey ifade etmez, yazının bütününü çürütebiliyorsan bir anlam kazanır.
Ayrıca benim gördüğümü sen göremiyorsan bu senin eksiğin.
Ben fosilleri, karada otlanan balıkları görüyorum evrim var diyorum ama sen görmediğin kendin yarattığın hayali tanrıya ibadet ediyorsun.
İşte farkımız bu, ben deliller ve bilimi takip ederken sen hayal ve varsayımları takip ediyorsun. Üstelik ben bundan hiç bir bireysel çıkar sağlamazken, sen din adına insanları esaret altına alıyorsun. Ben sokaklara çıkıp savaş din tacirlerinin ve emperyalizmin çıkarları içindir diyerek işkenceler çekerken-öldürülürken, sen din adına kelle koparıyorsun. Benim hiç bir yerde evrim yalandır diyeni öldürdüğüm görülmemiş-tarih yazmamış, sen ise işine gelmeyenleri toplu olarak yakmaktan kılın bile kıpırdamıyor. Önce katillik yapınızdan çıkın sonra buraya vaaz vermeye gelin...
alpha
hala daha cesaretini toplayıp da şu cümleye girişemedin değil mi.
niye, yemedi mi.
aştı mı seni.
yoksa gayet de net anladın aslında değil mi.
akrabalık ile genetik ortaklık arasında korelasyon olmasının tek açıklaması evrimdir diye.
hamsi beyinli,
ortada bir olgu var
ve sen o cümleye girişecek cesarete dahi sahip değilsin.
Birincisi ve öncelikle geri zekalı olduğunu düşündüğüm bilgivehis
"Önce katillik yapınızdan çıkın "
yada
"sen din adına kelle koparıyorsun."
çünkü bu kelimeleri mesnetsiz benim adıma söyleyen birine söylediğim "geri zekalı" cümlesi az bile.
olsa olsa aşağılıktır. benim bir kafa kopardığımı ispat edemezsen sen bir "şerefsizsin" diyorum.
yada benim bir katil olduğumu ispat edemez isen aynen ve tabii ki süper şerefsizsin.
Hadi bakalım buyur bunları ispatla..
Sen fosilleri gördüğünü iddaa ediyorsun ama neden türler fosiller bir patlama yapmış bunu açıklamıyorsun ?
Neden 80 milyon yıllık balık fosilini aynen günümüzde yakalayan balıkçıyı görüpte "ulan bu 80 milyon yıldır hala neden aynı" demiyorsun ?
Yoksa görmedin mi :
http://www.cnnturk.com/haber/bilim-teknoloji/bilim/yasayan-fosil-ilk-kez-canli-olarak-goruldu
http://www.hurriyet.com.tr/endonezyada-yasayan-fosil-olarak-adlandiralan-korkunc-balik-yakalandi-7008191
Peki ya bu hayvan neden evrimleşmedi ?
http://www.mynet.com/haber/ilginc-haberler/finlandiyada-yasayan-fosil-bulundu-783972-1
evet 250 milyon yıldır evrim den bihaber yaşayan bu canlı neden hala aynı ?
Hiç mi benim bacak sayım az dememiş ?
Bu durumda bugünden itibaren 250 milyon geçse yine insan aynı mı olacak ?
Hem küçük bir canlı bu, dolayısı ile insana göre evrim geçirme olasılığı daha yüksek ?
Sundance
17-08-2016, 19:54
Sen fosilleri gördüğünü iddaa ediyorsun ama neden türler fosiller bir patlama yapmış bunu açıklamıyorsun ?
Neden 80 milyon yıllık balık fosilini aynen günümüzde yakalayan balıkçıyı görüpte "ulan bu 80 milyon yıldır hala neden aynı" demiyorsun ?
Yoksa görmedin mi :
http://www.cnnturk.com/haber/bilim-teknoloji/bilim/yasayan-fosil-ilk-kez-canli-olarak-goruldu
http://www.hurriyet.com.tr/endonezyada-yasayan-fosil-olarak-adlandiralan-korkunc-balik-yakalandi-7008191
Peki ya bu hayvan neden evrimleşmedi ?
http://www.mynet.com/haber/ilginc-haberler/finlandiyada-yasayan-fosil-bulundu-783972-1
evet 250 milyon yıldır evrim den bihaber yaşayan bu canlı neden hala aynı ?
Hiç mi benim bacak sayım az dememiş ?
Bu durumda bugünden itibaren 250 milyon geçse yine insan aynı mı olacak ?
Hem küçük bir canlı bu, dolayısı ile insana göre evrim geçirme olasılığı daha yüksek ?
alpha;
Eğer patlamadan kastın kambriyan patlaması ise buna patlama denmesinin sebebi o dönemde elimize ulaşan fosillerin çokluğu. Bunun bir sebebi de o dönemde canlıların sert kabuklar geliştirip fosilleşmeye çok daha uygun hale gelmeleri. Üstelik biraz araştırırsan patlama denilen terim bile yüz milyonlarca yılı içeriyor.
Gazetelerde "Helga Türk erkeklerini çok beğeniyor" "Yumurtanın aslında kolestrol yapmadığı keşfedildi" gibi haberleri de görüyoruz. Ciddiye almak için daha ciddi kaynaklara bakmak lazım. Bunu defalarca bana söylediğin halde senin yapman ilginç.
Evrim ağacı'nda açıklaması var. 150 milyon önceki ilkel köpek balıklarının özelliklerini taşıyan bir köpek balığı bunun yanında yüzlerce değişik tür köpek balığı da var. İlkel köpek balıklarında türleşme olurken yüzlerce tür oluştururken bu tür de çevre koşullarının izin verdiği bölgelerde ilkel atalarının özelliklerini taşımış.
http://www.evrimagaci.org/fotograf/59/6022
Burada kimse evrim profesörü değil. Herkesin herşeyi bilmesi de mümkün değil. "Madem evrim var öyle ise neden bilmem ne bilmem ne olmuyor" gibi bilgi eksikliğinden, bilgi boşluğundan oluşan sorular ile evrimi yıkamazsın.
Eğer evrimi yıkacaksan bu canlılar nasıl oluştu, gözlemlenebilir olgular öne sürüp bunları ispatlaman gerekiyor. Allah yarattı bu türden bir yaklaşım değil.
Yıldıztozu
17-08-2016, 20:42
Hayvanlara ve insana baktığımızda birçoğunda iki göz vardır, onun altında burun, onun altında dudak ve dişler. Birçoğunda kırmızı kan var, iskelet sistemi var vs.
Hepsi ortak bir atadan geldiği için bu benzerlikler var. Bir gün uzaylı canlıyla karşılaşılırsa bu durum daha iyi anlaşılacak. Çünkü uzaylı canlıda muhtemelen yukarıda özelliklerin hiçbiri bulunmayacak. Uzaylıyı gördüğümüzde denilecek ki ''dünyadaki canlılar birbirine ne kadar da benziyormuş.''
ya siz ne yapıyorsunuz.
alpha denen bu paçavranın, insanlra yukardan bakarak hamsi kadar beyniyle güya sorgulamaya kalkmasına mı prim veriyorsunuz.
o aşağılık şerefsiz bilmiyor mu sözde sorularının cevaplarını.
o pislik , eğer adamsa,
ona sorulan soruya cevap verecek.
AKARABALIK İLE GENETİK ORTAKLIK ARASINDA KORELASYON VAR MI, VARSA AÇIKLAMASI NE.
buraya gelen, coğrafya zindanının kölesi olmuş, sırf bu topraklarda doğdu diye bu toprakların hakim safsatasını inanç edinmiş, babasının dininden olmaktan başka meziyeti olmayan, ordan burdan arakladığı sözde argumanlarla zart zurt yapan, söyleneni anlamaktan aciz, çapsız ve üstelik de bir o kadar haysiyetsiz itlerin her defasında, o niye öyle yok bu niye böyle diye sorularıyla ilk mi karşılaşıyoruz.
sorular sormak ile sikik ideolojisinin koşulladığı önkabulleri haklı çıkarmak adına sorgulama hakimi gibi artistlik yapmasına prim yok.
ulan alpha
götün yiyorsa,
o korelasyona açıklama getir.
bize çamurdan yaratılıp içine ruh üfleme masalı anlatacak bir sosyal şizofrenden baika bişey olmadığını bi ortya koy bakalım.
Save The Day
14-09-2016, 01:39
Şunu da ele alır mısın sevgili spartacus. Burda iyi yerden yakalamış. Richard Dawkins bile gelse kurtaramayabilir :)
Yeni bir cinsin oluşumuna dair bir gözlemin olmadığını, Evrim Teorisi'nin en önemli teorisyenleri de kabul ederler. Yeni bir cinsin oluşumu uzun tarihsel bir süreci gerektirdiği için, bunun gözlemlenmesinin mümkün olmadığını söylerler.[3] Fakat teori adına dile getirilen bu savunma, yeni türlerin veya türlerin altında birleştiği cinslerin, familyaların, takımların oluşumunun gözlemlenememesinin teoriyi yanlışlamak için yeterli sebep olmadığının dile getirilmesinden öteye geçemez. Oysa Evrim Teorisi'nin, Mendel veya Buffon gibi biyologların ileri sürdüğü alternatiflerden gözlem temelinde (soyut akıl yürütme değil) delile sahip olduğunun iddia edilebilmesi için muhakkak farklı yeni cinslerin, familyaların diğer türlerin değişmesi sonucu oluşabildiğine dair gözlemsel delile ihtiyaç vardır. Çünkü Evrim Teorisi'ni, kendisinin dışındaki canlıların orijinine yönelik biyolojik yaklaşımlardan ayırt eden nokta budur. Evrim Teorisi'nin 'gözlemlenebilme' kriterine uyan bir teori olması için, onun yanlışlanamayacağını söylemek yetmez, önemli olan bu teorinin ayırt edici iddialarını doğrulayan olguları göstermektir. "Andromeda galaksisinde zürafalar yaşamaktadır" diye bir önerme kurarsak bu önermeyi de kimse yanlışlayamaz, oysa bu önermenin 'gözlemlenebilme' kriteriyle desteklenmesi için yanlışlanamaz olması yetmez, bu önermeyi destekleyecek gözlemlere ihtiyacımız vardır. Ernst Mayr'ın, Evrim Teorisi'ni savunmak için; evrimin uzun bir süreçte gerçekleştiği için gözlenemeyeceğini söylemesi, bu teorinin gözlemsel destekten yoksun olduğunun bir itirafı olarak anlaşılmalıdır.
[3] Ernst Mayr, Populations, Species and Evolution, Harvard University Press, Cambridge (1990), s. 279.
Save The Day
14-09-2016, 01:40
Kopyalayıp yapıştırınca karakter bozuluyor anlamadım, heralde sitede problem var. Ama okunuyor, anlaşılıyor.
Save The Day
14-09-2016, 01:51
Spartacus evrim mevzusunu aşağıda linki olan başlıkta sen, ben ve dine mine ne 3'ümüz bir konuşalım olur mu? Bu başlıkta evrim dışındaki konuları ele alırsın. Evrimi o başlıkta konuşalım?
https://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=38820
Save The Day
14-09-2016, 02:11
Evrimde benzerlikler dile getiriliyor. Şu canlı şuna şu kadar benziyor demekki ortak ata var deniliyor. İyi ama bu nasıl bir kanıt olabilir? Birisi benzerliği ortak atayla izah ederken öteki de yaratıcının sanatı olarak izah edebilir. Yani birisi öyle, bir başkası da başka şekilde açıklayabilir. Bu durumda kanıt nedir? Ayrıca evrimsel süreç çok uzun ve tarihsel olduğu için gözlemlenmesi pek de mümkün görünmez. İnsan ömrü ortalama 70-80 yıldır fakat taaa 3.8 milyar yıllık süreçten söz ediyoruz. Gözümüzle görmüşlüğümüz de yok. Fosiller geçmişte yaşayan canlıları bize gösterir. Ama fosiller kesintili ve sıçramaları olarak bizlere bilgi sunar. Evrimin öngördüğü gibi kademeli değişimleri sunamaz. Canlılar birden ortaya çıkıyor gibi görünür. Evrimin bizlere gösterdiği tabloyu fosillerde bulamıyoruz maalesef. Yani geçmişteki canlıları nerden biliriz sorusu gündeme geldiğinde fosil bilimine gideriz ama o da bize bekleneni veremez. Hal böyle olunca kanıt nedir? Mesela profesörler bile evrimi reddediyor. Kabul etmiyorlar. Tahmin ve yorum olduğunu söylüyorlar.
https://www.youtube.com/watch?v=sU1G6KNgLfw
Save The Day
14-09-2016, 02:16
Hayvanlara ve insana baktığımızda birçoğunda iki göz vardır, onun altında burun, onun altında dudak ve dişler. Birçoğunda kırmızı kan var, iskelet sistemi var vs.
Hepsi ortak bir atadan geldiği için bu benzerlikler var. Bir gün uzaylı canlıyla karşılaşılırsa bu durum daha iyi anlaşılacak. Çünkü uzaylı canlıda muhtemelen yukarıda özelliklerin hiçbiri bulunmayacak. Uzaylıyı gördüğümüzde denilecek ki ''dünyadaki canlılar birbirine ne kadar da benziyormuş.''
İki göz, burun, dudak ve diş vardır falan diyerek evrimi açıklayamayız. Canlılar aynı gezegendeler. Ortam şartları benzer çünkü aynı gezegen. Evrimi göstermez bu. Benzerlik olabilir canlılar arasında. Sen evrime yorarsın, bir başkası da yaradana yorar. Yani felsefi bir yorum olur. Oysa bize bilimsel kanıt gerekiyor. Profesörler bile yorum olduğundan dem vuruyorlar. Benzerlik bizi düşündürtebilir ama kanıt değildir. Ayrıca çok farklı canlıları da görmek mümkün. Benzerliğe dayanarak ortak ata diyoruz. O zaman gerçekten çok benzer olmalı ki ortak atayı akıllara getirelim. Fakat çok farklı canlılar da bunu çürütür o zaman. Yani işte insan ile şu canlı şu kadar DNA'sı benziyor diye veriler var. Şempanzeye en yakın deniliyor insan. İyi de çok çok az benzeyen canlılar da var o zaman onlarla akraba değil mi? Yani çok farklı canlı da var, benzer de var. Bunlar tahmin ve yorum yaptırabilir ama bilimsel kanıt değildir. Dediğim gibi sen öyle izah edersin bir başkası da yaradanın sanatı olarak açıklayabilir.
spartacus
14-09-2016, 02:54
Spartacus sebep sonuç varlık için kurulamaz diyorsun. Mesela insanı ele alalım varlık olarak. Sebep ne idi evrim. Sonuç insan çıktı. Oluyormuş yahu neden olmasın ki? Yok alt yok üst yok beriki zemin nedir? Bunu kim çıkardı yahu? Proflar bahsetmiyor bundan :)
İnsan, şapkadan mı çıktı? Yanlış idrak-ifade, sevgiyi kalbinde hissedenler gibi... İnsanın sebebi salt evrim değildir, öncelikle muhtevadır, evrim ise muhtevanın(yani maddenin ve böylece maddi ilişkiler ağı, ortamın da!) form, yapı, bileşim gibi özellik, nitelik,,, şu ya da bu miktar, oran, yoğunluk gibi nicelik yanının değişimine dayanır, insanın muhtevası ne? Evrimin kaynağı ne ise o(madde ve maddi ilişkiler zemini, her halükarda işte referans yine madde)...
Süt, yoğurda dönüşür, süt ne? madde, yoğurt ne, -yırtık dondan mı çıkıyor?-? Madde. Şimdi süt, yoğurt olmaklıkla maddeyi mi var etti? safsata mantık ürünü olarak iddia edildiği gibi, maddenin sebebi mi oldu? varlık, sebep/sonuç ilişkisine vurulamaz! vurursakta elimizde koca bir totoloji olur, maddenin(ortadalıkla varlığın) sebebi ne? cevap:Madde denmiş olur, zira sebep/sonuç ilişkisi maddenin çeşitli hareket-değişimiyle hayat-anlam kazanıyor. İfade yeterince açık değil mi? Sebep/sonuç ilişkisinin dairliği, varlığın aldığı-yansıttığı form, yapı, özellik, nitelik vb dairdir.. Örneğin; madde yoksa, zaman da yoktur, bu halde maddesiz bir ortam kurgulayıp, o ortamı zaman kavramıyla değerlendirmek mümkün mü? Madde yoksa, maddenin, maddi ortamın yapı-form biçimiyle değişmesi sonucu elde ettiğimiz sebep/sonuç ilişkiside yoktur, bu halde maddeye bir sebep tayin etme işi, maddeyi bir sebep/sonuç ilişkisine bağlamak mümkün mü?
Sebep/sonuç ilişkisi diyecekseniz, bu bir şeylerin değişimi-dönüşümü olmalı! Dönüşen ne?
Oluşmak, oluşum demek, yoktan, varlık değil, var olanın(böylece varlığın), başka bir biçime, yapıya vb dönüşmesine denir... Bu halde bizim isimlendirip, şahsına münhasırlaştırdığımız, maddenin farklı form, yapı, bileşim, özelliğine dairdir. Elma ile armutu farklı kılan madde, varlık olmaları değil, farklı form, yapı, tad, kimyasal bileşik, madde miktarı içermesidir, biz bu farklara dayanarak, cisimleri ayırt eder ve isimlendirir, tanımlarız. Sıvı ile gaz arasındaki temel fark hal farkıdır, bu hali durumu yansıtan ise sıvı ile gaz'ın formu-yapısı, atomik dizilişi(form-yapı), atomlar arası mesafe(yapı, biçim)...........
Proflar mı dedin? Pek bir muğlak oldu, ama şuraya bir bakmalı...
https://tr.wikipedia.org/wiki/F%C3%BCzyon
Nükleer füzyon, nükleer kaynaşma ya da kısaca füzyon; iki hafif elementin nükleer reaksiyonlar sonucu birleşerek daha ağır bir element oluşturmasıdır.
İşte sebep budur. Zaten verili koşulda ortada olanın, yapıca-formca açığa çıkarttığı değişim, dönüşümmüş. işte şimdi de diyalektiğin önemine geldik, oluşumların, hareketin merkezinde yatan ne? İlişki, çelişki, 2 hafif element, bir araya gelerek(ilişki), daha ağır bir elementi, oluşturdu, sebep/sonuç dediğiniz yerde değişen-dönüşen, böylece oluşum, hareket-ilişki zeinine vurulur olmalı, peynirdi, küfe dönüştü, süt idi yoğurt oldu, çınardı, kömür oldu, sakindi çalkalandı(deprem).. peynir ne, küf ne, yoğurt ne, çınar ne, kömür ne, burada değişen ne?
Gelip, geçici olan ne, olmayan ne?
spartacus
14-09-2016, 03:20
Spartacus evrim mevzusunu aşağıda linki olan başlıkta sen, ben ve dine mine ne 3'ümüz bir konuşalım olur mu? Bu başlıkta evrim dışındaki konuları ele alırsın. Evrimi o başlıkta konuşalım?
https://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=38820
Gerek yok, verdiğin alıntıyı okudum, cevabı kısa...
Şunu da ele alır mısın sevgili spartacus. Burda iyi yerden yakalamış. Richard Dawkins bile gelse kurtaramayabilir :)
Yeni bir cinsin oluşumuna dair bir gözlemin olmadığını, Evrim Teorisi'nin en önemli teorisyenleri de kabul ederler.
****
Oysa Evrim Teorisi'nin, Mendel veya Buffon gibi biyologların ileri sürdüğü alternatiflerden gözlem temelinde (soyut akıl yürütme değil) delile sahip olduğunun iddia edilebilmesi için muhakkak farklı yeni cinslerin, familyaların diğer türlerin değişmesi sonucu oluşabildiğine dair gözlemsel delile ihtiyaç vardır. Çünkü Evrim Teorisi'ni, kendisinin dışındaki canlıların orijinine yönelik biyolojik yaklaşımlardan ayırt eden nokta budur.
[3] Ernst Mayr, Populations, Species and Evolution, Harvard University Press, Cambridge (1990), s. 279.
Yeni bir türün oluşumunu gözlemleyememek başka(zira tür değişimide sok, çıakrt boya küpü gibi olmuyor, ancak şimdi kayıt altına alınan canlıların, yıllar boyu geçirdiği değişimi gözlemlemek için, yüzyıllar geçmesi gerekir), oluşmuş olanlardan geriye kalanı gözlemlemek ise bunu gereksiz kılıyor, diğeri ise zaten süreçle olacak, evrim gözlemle sabittir, şimdi bile, ama yeni bir tür dendiğinde, tür uzun erimli değişimlerle hayat kazanıyor...
Şimdi,hemen bugün(???) bir tür oluşmaması ayrı, ama tarihsel süreçte elde binlerce fosil kaydının, süreçle oluşmuş bir çok türün geriye dönük gözlemlenebilir olması ayrı. GÖZLEMSEL DELİLE İHTİYAÇ VARMIŞ, o deliller zaten mevcut! Gırla!
Her safsatayı kolayca ifade etmenin en güzel yolu metafordur, çünkü safsata mantığı, safsata mantığına bağlı kalarak izah edilemez, hemen örneğimize geçelim;
Bir katilin, suçu şimdi işlemediğine dayanarak, katil olmadığını iddia etmek ayrı, katilin suçu 3 yıl önce işlediğine dair kanıtlara sahip olmak ayrı... İlki, yani madem bu kişi bu suçu işlemiş, o halde şimdi, gözlerimizin önünde işlesin mantığı-şartı, her yönden safsatadır, heleki sırf birileri böyle bir safsata mantığına sahip diye, kişi 3 yıl önce öldürdüğü kişiyi, şimdi bir daha öldüremez :)
Bir kez olsun, safsata, alavere/dalavere, sağ göster, sol vur mantığına dayanmayan, niyeti ağcı dövmek değil üzüm yemek olan bir alıntı getirirsen, Caner'i tebrik edelim, kedi olalı bir fare tutmayı başardığı için...
Richard Dawkins bile gelse kurtaramayabilir
gerek olmadı :), zaten bu türden safsatalara, zahmet etmez bile, ama biz evrim cahillerinden farklı olarak, gözlemsel delil isteyenlere, geçmiş fosil kayıtlarını gözlerine, burun deliklerinden sokabilirdi, gözleyip dursunlar diye...
spartacus
14-09-2016, 04:04
Eğer bir canlı, mevcut formuyla verili koşullara uyum içindeyse, değişimini tetikleyecek unsur/faktör de yok demektir...
Elde binlerce fosil, değişim geçiren canlı türleri mevcut...
Verili organizma, şu ana kadar gelmiş, geçmiş ortamlarda adaptasyon sağlıyorsa, farklılaşma bakımından kayda değer oranda değişimlerede maruz kalmayacaktır...
Kısaca bir canlı çeşitli ortam değişkenliğine rağmen mevcut yapısıyla adaptasyon sağlıyorsa, zaten değişmeyecektir!
Uyum sağlayamayan, canlılar değişti, sağlayan ise -istisna- kayda değer bir değişim gereksinimine sahip olmadı.
Değişmeyen bir canlı bulup, ahhha teori çöktü demek, teoriye dair hiç bir bilgiye sahip olmamaktan gelir, zira evrim teorisi keyfiyeti değil, tamda bu konuyla ilgili, adaptasyon-uyum faktörünü işaret ediyor..
Uyum sağalayamazsa ne olur? Uyuma zorlanır böylece canlı adaptasyon sürecine girer :)
teoriye karşı çıkışlar çoğunlukla keyfi, bende bir tane akıllı tasarıma yapayım.
Madem tanrı her şeye kadir, hadi şimdi kanatlarım çıksın ve uçayım! Yok kadir değilmiş, çünkü hala bir kanada sahip değilim, hani her şeye kadirdi?...
Save The Day
14-09-2016, 04:12
Eğer bir canlı, mevcut formuyla verili koşullara uyum içindeyse, değişimini tetikleyecek unsur/faktör de yok demektir...
Elde binlerce fosil, değişim geçiren canlı türleri mevcut...
Verili organizma, şu ana kadar gelmiş, geçmiş ortamlarda adaptasyon sağlıyorsa, farklılaşma bakımından kayda değer oranda değişimlerede maruz kalmayacaktır...
Kısaca bir canlı çeşitli ortam değişkenliğine rağmen mevcut yapısıyla adaptasyon sağlıyorsa, zaten değişmeyecektir!
Uyum sağlayamayan, canlılar değişti, sağlayan ise -istisna- kayda değer bir değişim gereksinimine sahip olmadı.
Değişmeyen bir canlı bulup, ahhha teori çöktü demek, teoriye dair hiç bir bilgiye sahip olmamaktan gelir, zira evrim teorisi keyfiyeti değil, tamda bu konuyla ilgili, adaptasyon-uyum faktörünü işaret ediyor..
Uyum sağalayamazsa ne olur? Uyuma zorlanır böylece canlı adaptasyon sürecine girer :)
teoriye karşı çıkışlar çoğunlukla keyfi, bende bir tane akıllı tasarıma yapayım.
Madem tanrı her şeye kadir, hadi şimdi kanatlarım çıksın ve uçayım! Yok kadir değilmiş, çünkü hala bir kanada sahip değilim, hani her şeye kadirdi?...
İyi de bu değişim nasıl oluyor ki spartacus? Tür içindeki değil türler arası geçiş nasıl oluyor? Bir türü başka bir türe çevirmek için mutasyon gerekir. Yeni genetik bilgi eklenmesi lazım. Mesela her insan eşsiz ve farklıdır ama mesela anne ve babanın dnaları rastgele karışır öyle di mi. Yeni genetik bilgi değil aynı genetik bilginin karışmasını görüyoruz. Oysa türleşmede yeni genetik bilgi gerekir. Bir de isteğe göre mi oluyor? Yani ben kanat çıkarmak istesem oluyor mu? Mutasyon ile türleşme örneği varsa lütfen göster. Mesela insana mutasyon yapsak başka türe dönüşür mü? Radyasyon verelim bakalım bi yerinden daha kol çıkacak mı yoksa kanser mi olacak? Ayrıca fosilden bahsediyorsun ama fosillerde değişimi nasıl göreceksin? Bak şimdi çok çok önemli bir şeyden söz edeceğim lütfen burayı dikkatlice oku. Fosil tamam geçmişteki yaşayan canlıyı gösteriyor ama bu canlı şundan türemiştir gibi bir bilgi vermez. Şöyle örnek vereyim. 4 tane tür olsun ve bu türlere ait elimizde fosiller var. A türü fosili, B türü fosili, C türü fosili ve D türü fosili olsun. Şimdi bu fosillere bakıyoruz ve birbirinden farklılar. Şimdi bunlara bakarak A zamanla değişti ve B oldu, B ise C oldu, C de D oldu diyemeyiz. Yani fosiller bize bu geçişi vermez. Birbirinden bağımsız türler de olabilirler. Fosillere bakarak bu türleşmeyi nasıl görüyorsun, nasıl bu sonuca varıyorsun? Yani o türlerin akraba olduğunu ve birbirinden türediği sonucuna nasıl varıyorsun? Fosil bunu söylemiyor ki fosil sadece canlı yaşamıştır diyor. Şuna dönüştü, şundan türedi demez ki. Bu sonuca nasıl vardığını bilimsel olarak izah edebilir misin? Çok değerli bilim adamı olan Ernst Mayr bile kitabında fosil sıkıntısını dile getiriyor. Evrim nedir adlı kitabı var bende. Kısaca özetliyim. Fosiller kesintili ve sıçramalı bir tablo sunar bizlere. Evrimin öngürdüğü gibi kademeli bir değişim yoktur. Canlılar birden ortaya çıkıyor gibi görünürler fosil kayıtlarında. İşte evrim için bu sıkıntıdır. Evrimi desteklemez.
Save The Day
14-09-2016, 04:20
Sevgili spartacus tamam fosiller diyorsun kanıt var diyorsun. Ama bak sana bir şey söyleyeceğim. Ernst Mayr kimdir biliyorsundur. En büyük evrimcidir kendisi ama öldü maalesef. Modern biyolojinin kurucularındandır. Yani evrim diyorsak bu adam en iyi bilenlerden. Çok ünlü bir biyolog. Kendisinin evrim nedir adlı kitabı var bende. Bir kısmından kısa bir alıntı yapacağım. Fosillerle ilgili bir sıkıntıyı dile getiriyor. Sen kanıt falan diye sundun ama sıkıntı var fosilde. Buyur oku. Richard Dawkins dedim ama çıtayı yükseltiyorum ve Ernst Mayr gelse bile yine sorun çözülmeyebilir :) Caner Taslaman konuyu çok iyi eleştirmiş. Kitap yazdı bu konuda. Sitesine de ekledi. Direk sitesinden okuyabiliyoruz. Evrim teorisini değerlendiriyor. Onları ele alırız ama şimdi alıntıyı yapayım.
Evrim olgusu düşünüldüğünde fosillerin atasal formlardan toruna doğru kademeli ve istikrarlı bir değişimi belgelemesi beklenebilirdi fakat paleontologlar bunun bu şekilde olmadığınıortaya çıkarmış hemen her soyoluş dizisinde boşluklar bulgulamışlardır. Yeni tipler çoğunlukla birdenbire ortaya çıkarlar ve hemen önceki ataları önceki tabakalarda bulunmazlar. Torun türlere doğru kademeli olarak değişen kesintisiz tür dizilerine ait keşifler çok nadirdir. Aslında fosil kaydı bir organizma tipinden farklı bir organizma tipine sıçrama olduğunu gösteren kesintili bir sürece işaret eder. Bu durum kafa karıştırıcı bir soruyu doğurur. Fosil kaydı evrimden umulan aşamalı değişimi neden gösteremez? (Sayfa38)
spartacus
14-09-2016, 04:35
İyi de bu değişim nasıl oluyor ki spartacus? Tür içindeki değil türler arası geçiş nasıl oluyor? Bir türü başka bir türe çevirmek için mutasyon gerekir. Yeni genetik bilgi eklenmesi lazım. Mesela her insan eşsiz ve farklıdır ama mesela anne ve babanın dnaları rastgele karışır öyle di mi. Yeni genetik bilgi değil aynı genetik bilginin karışmasını görüyoruz. Oysa türleşmede yeni genetik bilgi gerekir. Bir de isteğe göre mi oluyor? Yani ben kanat çıkarmak istesem oluyor mu? Mutasyon ile türleşme örneği varsa lütfen göster.
canlıların değiştiğinin gözlemi ayrı, neden değiştiklerini tartışmak konusu ayrı. Öncelikle sen, canlıların da değiştiğini kabul ediyor musun? Evrim teorisi, değişimi tartışmaz(zira değişim ortada, tartışmasızdır), canlıların neden-nasıl değiştiğine dairdir, bu bilimsel bir alandır...
Mesela insana mutasyon yapsak başka türe dönüşür mü? Radyasyon verelim bakalım bi yerinden daha kol çıkacak mı yoksa kanser mi olacak?
Bu tür örnek ve yaklaşımlar ahmakçadır... radyasyonu 100.000 yıla yayarak ve verili formunu bozmayacak biçimde süreçle vermen gerekir, sonuç ne olur, üfürmenin imkanı yok..
Ama illa bir gözleme sahip olmak istiyorsan, bakterilerdeki, antibiyotik direnci, sanayi atıkalrı nedenyile değişim geçiren canlılar neyimize yetmiyor?
Ayrıca fosilden bahsediyorsun ama fosillerde değişimi nasıl göreceksin? Bak şimdi çok çok önemli bir şeyden söz edeceğim lütfen burayı dikkatlice oku. Fosil tamam geçmişteki yaşayan canlıyı gösteriyor ama bu canlı şundan türemiştir gibi bir bilgi vermez. Şöyle örnek vereyim. 4 tane tür olsun ve bu türlere ait elimizde fosiller var. A türü fosili, B türü fosili, C türü fosili ve D türü fosili olsun. Şimdi bu fosillere bakıyoruz ve birbirinden farklılar. Şimdi bunlara bakarak A zamanla değişti ve B oldu, B ise C oldu, C de D oldu diyemeyiz.
Bir kediye baktığımızda, bir vaşak, leoparla arasında uçurum mu görüyoruz? Bir kanişe ve bir kangala baktığımızda, aralarında uçurum mu görüyoruz? Dolayısıla bunalrın akaraba olduğunu kestirmek için, müneccim olmak gerekmiyor. Fosiller salt gözle, biçime dayalı incelenmiyor ki, yedikleri yiyeceğe, besin seçimine, bir çok sisteme(sindirim, dolaşım, kemik yapısı, kemiğin bileşenleri vs) dayalı inceleniyor, örneğin mamutlar masal kahramanı değildir, ve elimzideki mamut fosilleri, kemiği aratmayan, iç organlarına kadar bize fikir veren fosillerdir(ani donma neticesinde çürüme faktörünün etkisinin çok az olduğu) ve yaşayan canlılarda çok çeşitli coğrafyalardan örnekler alınarak inceleniyor :)
Evrim nedir adlı kitabı var bende. Kısaca özetliyim. Fosiller kesintili ve sıçramalı bir tablo sunar bizlere. Evrimin öngürdüğü gibi kademeli bir değişim yoktur. Canlılar birden ortaya çıkıyor gibi görünürler fosil kayıtlarında. İşte evrim için bu sıkıntıdır. Evrimi desteklemez.
Evrim kesintili ve elbette sıçramalı tablo sunacak, zira bu diyalektik bir olgudur.
Eline tuğlaları al ve üst, üste dizmeye başla, 10 tuğlayı üst, üste dizersin de sallanmaz, ama öyle bir noktaya gelir ki, bir tuğla hatta yeri gelir bir misket bile tuğlaların denge dışına çıkmasına yol açar, işte o ana EŞİK denir, o nedenle de 10 tuğlayı üst, üste dizerken durum gayet sakindir, ama 11. tuğlayı taşıyamacak nokta-eşik, sadece 1 tuğla farkına bakar.
insanın vücud ısısı 37 derecelerde iken gayet normaldir, ama 1 sadece 1 derecelik artış ciddi etki-tepkiye yol açar, çünkü 37'nin üstü eşik değerdir, peki 37 dereceye rağmen 3 derece artarsa ne olur, metabolizma yanmaya başlar, altı, üstü 3 derece arttı canım, 37'nn yanında lafı mı olur demek, anlam taşımaz, diyalektiğin doğası bu...
İfade ettiğinin aksine, -ki şimdi sırası değil, vaktim kısıtlı- Evrim'in sıçramalı seyir izleyeceği biyolojik fosillerle de desteklenmiştir :) Yani sıçramalı olma durumu, evrimi destekelemez ifadenin aksine, doğasını yansıtır...
Evinin önüne, foseptik çukuru açar ve açığa da koyarsan, çok kısa sürede sinek patalaması olacağını görürsün, çünkü bu iş, keyfiyete değil, ortama, koşula bağlıdır. Snra da vay efendim 3 aydır tek bir sinek yoktu, şimdi milyonalrca, aniden mi patlama, sıçrama oldu demenin anlamı yok, ortam-koşula bakılacak...
Şüpheci Dinsiz
14-09-2016, 05:00
Sevgili Save The Day,
İyi de bu değişim nasıl oluyor ki spartacus? Tür içindeki değil türler arası geçiş nasıl oluyor? Bir türü başka bir türe çevirmek için mutasyon gerekir. Yeni genetik bilgi eklenmesi lazım.
Hayır, yeni genetik bilgi eklenmesi lazım değil.
Bir türün popülasyonu, şiddetli depremlerle geçilmesi imkansız uçurumlar oluşturması, ana kıtanın parçalanarak kıtalar oluşturması, kıtaların su baskınlarıyla ırmaklar oluşturması, kıtlık-kuraklık sebebiyle göç edilmesi gibi sebeplerle bölünüyor. Her bölünmüş popülasyonda mutasyon-doğal seçilim-üreme döngüsü devam ediyor.
Bölünmüş popülasyonlar arasında yüzbinlerce yıl gen alışverişi olmadığı zaman her popülasyon, kendi doğal seçilim habitatına uygun adaptasyona uğramış oluyor ve artık bu popülasyonlar karşılaşsa bile -yüzbinlerce yıl gen alışverişi olmadığı- için genetik yapıları birbirleriyle çiftleşse bile üreme olmayacak kadar farklılaşmış oluyor. Buna türleşme deniyor.
Kısaca özetliyim. Fosiller kesintili ve sıçramalı bir tablo sunar bizlere. Evrimin öngürdüğü gibi kademeli bir değişim yoktur. Canlılar birden ortaya çıkıyor gibi görünürler fosil kayıtlarında. İşte evrim için bu sıkıntıdır. Evrimi desteklemez.
Fosil konusu yaratılışçılar tarafından yanlış anlaşılmış, anlaşılamamış, anlaşılmış olsa bile çarpıtılan bir konudur.
Çoğumuz biliriz ki, bir kedi-köpek ölüsü, bırakıldığı yerden bir kaç ay sonra yok olur gider. Ya toprağa karışır çözünür, ya bir takım başka hayvanlar tarafından yenir. Geriye kemikler kalsa bile bir kaç yılda onlar da ufalanır, toprağa karışır gider.
Mezara konan insanlar bile en fazla bir kaç 10 yıl sonra her şeyiyle yok olur gider.
Evrimde fosilden bahsediyorsak, türleşmenin kanıtlarını arıyorsak, aradığımız örneğin yaşının en az bir kaç yüzbin yıl olduğunu göz önünde bulundurmamız gerekir. Üst paragrafta organik yapıların (canlı bitki-hayvan) doğal koşullarda çok çabuk çözüldüğünden bahsetmiştik.
Peki bir kaç yüzbin yıllık, milyon yıllık organik yapılar nasıl günümüze dek ulaşabilmiş? Yalnızca bazı özel koşullarla korunmuş fosiller günümüze dek ulaşabilmiş.
Örneğin bir sinek-arı-güve reçine salgılayan bir ağaca konuyor, reçine henüz ıslakken reçineye hapsoluyor, reçine donuyor, reçinenin hava/su geçirmeyen darbeye dayanıklı ve doğanın aşındırıcı-çürütücü etkilerinden etkilenmeyen yapısı sayesinde günümüze dek ulaşıyor.
Örneğin bir ağaç-hayvan, şiddetli bir deprem sonucu toprak altında kalıyor, toprağın yapısı uygun ise hava-su gibi aşındırıcı etkilere maruz kalmıyor, zamanla taşlaşıyor, böylece günümüze dek ulaşıyor.
Örneğin bir hayvan, volkan püskürmelerinden sonra soğumakta olan lav içinde ölüyor. lav soğuyup taşlaşığında hava-su gibi aşındırıcı etkilere maruz kalmıyor, zamanla taşlaşıyor, böylece günümüze dek ulaşıyor.
Yani bulunan fosiller, yüzbinlerce-milyonlarca yıl önce yaşayan bitki-hayvanlar içinden yalnızca tesadüfi bir şekilde iyi korunmuş olanlar.
- Her türün fosili bulunacak diye bir kaide yok.
- Her türün ara formu (ki yaratılışçılar ara form kavramını anlamamışlar veya çarpıtıyorlar) bulunacak diye bir kaide yok.
- Şurada fosil var (kim bilir kaç deprem, sel, diğer felaket sonucu her nereye kaydıysa, hangi derinlikteyse) diye bir kaide yok.
Şu fosil niye yok? Çünkü ancak tesadüfen doğanın aşındırıcı-çürütücü etkilerinden korunmuş olanlar günümüze ulaşmış, diğerleri doğaya karışmış. Bunun suçlusu evrimciler değil.
Sevgiler
Save The Day
14-09-2016, 05:05
Değişimi tartışmaz evrim teorisi diyorsun. Peki evrim teorisi türleşmeyi açıklar mı? Bu arada radyasyonu yüz bin yıla yayalım diyorsun. Tamam böyle bir yayma yapılıp da yeni tür elde edilmiş mi yoksa sadece tahminler mi var? Varsa böyle bir deney buyur söyle. Antibiyotik direnci olayında orada bakteriye yeni bilgi eklemiyor ki. Bakterilerde zaten var olan direnç genlerinin aktarılması ve mutasyon sonucunda genetik bilgi kaybına uğrayan bakterilerin antibiyotiğe dirençli hale gelmesidir. Yani zaten direnç geni var spartacus. Olmayan bir şey eklenmiyor. Örneğin kanatsız bir canlıya yeni bilgi eklenerek kanatlanması gibi bir örnek lazım. Bakteri örneği yetmiyor dostum.
Benzer canlıları örnek verip uçurum var mı diye soruyorsun. Bak yine tahmin devreye giriyor. Prof Turan Güven de benzerlikleri siz öyle izah edersiniz, öbürü de yaradana bağlar diyordu. Yani bu benzerlikler nasıl evrimi işaret edecek? Benzerlik pekala olabilir. Ama evrimle ilgisi nedir? Müneccimlikle alakası yokki, bunların akraba olduğunu nasıl ortaya koyacaksın? Bir de mesela fosillerde yediği besin de belli olur diyorsun. Tamam o zaman senle ben benzer besinler yesek ve sonra bizim fosilimizi bulsalar sen benim babam mı olursun? İşte beslenmeden de tablo çıkmaz yanlış mıyım? O mamut fosili dediğin fosillerden genetik veri elde ediyor musun? Hah bir de genetik veri sıkıntısı gün yüzüne çıkıyor.
Evrim sıçrama konusunda ise evrim kademeli olarak değişim ve dönüşüm demiyor muydu. Sıçrama demek arada boşluk var. Yani kademeleri görmüyorsun birden diğeri ortaya çıkıyor. Kademeli bir değişimi değil bir anda ortaya çıkışı gösterir bu. Yani arada bir kopukluk vardır. Bu kopukluk evrim açısından sorun oluşturur. Türler fosil kayıtlarında bir anda ortaya çıkıyor görüntüsü verirler. Kademelerini takip edemezsin. Kesintili ve sıçramalıdır, bir anda ortaya çıkarlar. İşte sıkıntı burada.
Save The Day
14-09-2016, 05:13
Sevgili Save The Day,
Hayır, yeni genetik bilgi eklenmesi lazım değil.
Bir türün popülasyonu, şiddetli depremlerle geçilmesi imkansız uçurumlar oluşturması, ana kıtanın parçalanarak kıtalar oluşturması, kıtaların su baskınlarıyla ırmaklar oluşturması, kıtlık-kuraklık sebebiyle göç edilmesi gibi sebeplerle bölünüyor. Her bölünmüş popülasyonda mutasyon-doğal seçilim-üreme döngüsü devam ediyor.
Bölünmüş popülasyonlar arasında yüzbinlerce yıl gen alışverişi olmadığı zaman her popülasyon, kendi doğal seçilim habitatına uygun adaptasyona uğramış oluyor ve artık bu popülasyonlar karşılaşsa bile -yüzbinlerce yıl gen alışverişi olmadığı- için genetik yapıları birbirleriyle çiftleşse bile üreme olmayacak kadar farklılaşmış oluyor. Buna türleşme deniyor.
Fosil konusu yaratılışçılar tarafından yanlış anlaşılmış, anlaşılamamış, anlaşılmış olsa bile çarpıtılan bir konudur.
Çoğumuz biliriz ki, bir kedi-köpek ölüsü, bırakıldığı yerden bir kaç ay sonra yok olur gider. Ya toprağa karışır çözünür, ya bir takım başka hayvanlar tarafından yenir. Geriye kemikler kalsa bile bir kaç yılda onlar da ufalanır, toprağa karışır gider.
Mezara konan insanlar bile en fazla bir kaç 10 yıl sonra her şeyiyle yok olur gider.
Evrimde fosilden bahsediyorsak, türleşmenin kanıtlarını arıyorsak, aradığımız örneğin yaşının en az bir kaç yüzbin yıl olduğunu göz önünde bulundurmamız gerekir. Üst paragrafta organik yapıların (canlı bitki-hayvan) doğal koşullarda çok çabuk çözüldüğünden bahsetmiştik.
Peki bir kaç yüzbin yıllık, milyon yıllık organik yapılar nasıl günümüze dek ulaşabilmiş? Yalnızca bazı özel koşullarla korunmuş fosiller günümüze dek ulaşabilmiş.
Örneğin bir sinek-arı-güve reçine salgılayan bir ağaca konuyor, reçine henüz ıslakken reçineye hapsoluyor, reçine donuyor, reçinenin hava/su geçirmeyen darbeye dayanıklı ve doğanın aşındırıcı-çürütücü etkilerinden etkilenmeyen yapısı sayesinde günümüze dek ulaşıyor.
Örneğin bir ağaç-hayvan, şiddetli bir deprem sonucu toprak altında kalıyor, toprağın yapısı uygun ise hava-su gibi aşındırıcı etkilere maruz kalmıyor, zamanla taşlaşıyor, böylece günümüze dek ulaşıyor.
Örneğin bir hayvan, volkan püskürmelerinden sonra soğumakta olan lav içinde ölüyor. lav soğuyup taşlaşığında hava-su gibi aşındırıcı etkilere maruz kalmıyor, zamanla taşlaşıyor, böylece günümüze dek ulaşıyor.
Yani bulunan fosiller, yüzbinlerce-milyonlarca yıl önce yaşayan bitki-hayvanlar içinden yalnızca tesadüfi bir şekilde iyi korunmuş olanlar.
- Her türün fosili bulunacak diye bir kaide yok.
- Her türün ara formu (ki yaratılışçılar ara form kavramını anlamamışlar veya çarpıtıyorlar) bulunacak diye bir kaide yok.
- Şurada fosil var (kim bilir kaç deprem, sel, diğer felaket sonucu her nereye kaydıysa, hangi derinlikteyse) diye bir kaide yok.
Şu fosil niye yok? Çünkü ancak tesadüfen doğanın aşındırıcı-çürütücü etkilerinden korunmuş olanlar günümüze ulaşmış, diğerleri doğaya karışmış. Bunun suçlusu evrimciler değil.
Sevgiler
Dostum senin bahsettiğin türleşmeyi Ergi Deniz Özsoy programda bahsediyordu. Yani göç oluyor farklı yerde yaşıyorlar sonra üreyemeyecek kadar farklılaşıyorlar falan. Mesela insan 200 bin yıl önce ortaya çıktığın söyleniyor di mi. O günden beri dünyaya yayılıyorlar. Farklı yerlerde yaşıyorlar. Dünyanın her bir tarafına yayıldık. Farklı bir insan türü çıkmadı ortaya? Mesela ırklar var ama yeni bir tür yok. Mesela kanatsız bir canlının DNA'sına yeni bilgi eklenip kanatlanması gibi makro evrim örneği gerekir. Yeni bilgi o yüzden gerekiyor. Yeni bilgi olmadan kanat çıkarın. Olmaz. Tür içinde farklılaşma falan ırk olabilir ama mesela yeni insan türü ortaya çıkmadı. Neden çıkmadı? Yoksa klasik türleşme örneği verdiniz ama insan türü çıkmadı işte.
Fosil konusunda ise fosillerin sıkıntılarından bahsettiniz. Tamam ben kolay demiyorum. Çeşitli sıkıntılara sahip. Milyonlarca hatta milyarlarca yıl sonraya kalıyor ve onları inceliyoruz. Geçmişte yaşayan canlılardan bilgi edinmeye çalışıyoruz. Ama işte fosil istisnadır demekle kurtulamayız. Bu delil yetersizliğinin bir itirafı olarak anlaşılmalıdır. Evrim kademeli olarak değişim ve dönüşümü söyler. Zamanla canlılar evrim geçirir ve değişim ve dönüşüm geçirir der. Yani bir anda değil, zamanla olduğunu söyler. Oysa fosillere baktığımızda kesintili ve sıçramalı bir tablo karşımıza çıkıyor. Evrim teorisinin dediği gibi kademeli olarak karşımıza çıkan bir tablo yok. Kesintili ve sıçramalı tablo var. Canlılar birden ortaya çıkıyor gibi görünüyor. Bunlar da evrime destek olmuyor, aksine karşı çıkıyor. Bu problemleri gözden gelemeyiz.
spartacus
14-09-2016, 05:44
Sevgili spartacus tamam fosiller diyorsun kanıt var diyorsun. Ama bak sana bir şey söyleyeceğim. Ernst Mayr kimdir biliyorsundur. En büyük evrimcidir kendisi ama öldü maalesef. Modern biyolojinin kurucularındandır. Yani evrim diyorsak bu adam en iyi bilenlerden. Çok ünlü bir biyolog. Kendisinin evrim nedir adlı kitabı var bende. Bir kısmından kısa bir alıntı yapacağım. Fosillerle ilgili bir sıkıntıyı dile getiriyor. Sen kanıt falan diye sundun ama sıkıntı var fosilde. Buyur oku. Richard Dawkins dedim ama çıtayı yükseltiyorum ve Ernst Mayr gelse bile yine sorun çözülmeyebilir :) Caner Taslaman konuyu çok iyi eleştirmiş. Kitap yazdı bu konuda. Sitesine de ekledi. Direk sitesinden okuyabiliyoruz. Evrim teorisini değerlendiriyor. Onları ele alırız ama şimdi alıntıyı yapayım.
Evrim olgusu düşünüldüğünde fosillerin atasal formlardan toruna doğru kademeli ve istikrarlı bir değişimi belgelemesi beklenebilirdi fakat paleontologlar bunun bu şekilde olmadığınıortaya çıkarmış hemen her soyoluş dizisinde boşluklar bulgulamışlardır. Yeni tipler çoğunlukla birdenbire ortaya çıkarlar ve hemen önceki ataları önceki tabakalarda bulunmazlar. Torun türlere doğru kademeli olarak değişen kesintisiz tür dizilerine ait keşifler çok nadirdir. Aslında fosil kaydı bir organizma tipinden farklı bir organizma tipine sıçrama olduğunu gösteren kesintili bir sürece işaret eder. Bu durum kafa karıştırıcı bir soruyu doğurur. Fosil kaydı evrimden umulan aşamalı değişimi neden gösteremez? (Sayfa38)
Save The Day
Verdiğin alıntıyı gayet net şekilde, SAFSATA olduğunu ifade ettim, yani 3 yıl önce suç işlemiş bir insanın,suçlu olduğunu anlamamız için aynı suçu şimdi işlemesi gibi bir kaide olamaz! At'ın 50.000 yılda sarfettiği değişimi, sırf Caner'in keyfiyeti öyle istiyor diye, şimdi, bugün olmasını bekelemek veya bunu evrim(adı üzerinde sürece yayımış) namına beklemek, hem safsata ama hem de, sözde eleştiridği şeyin, mantığını kavramamaktır, birde bir şey hemen, şimdi bu gün olmuyor diye, hiç olmadı, olmayacak anlamına gelmez.
Evrim olgusu başka, bu olguyu açıklamak, neden, nasılları detaylandırmak başkadır.. haliyle ikincisi farklı ifade biçimleri alabilir, değişebilir, değiştirilebilir, bu usulü, esası değiştirmez.
Örneğin Newton'un döneme, elde olanaklara, bilimsel birikim-tecrübelerin eksikliğine vb dayalı faktörlerden dolayı, bazı ifadelerinin eksik, bazı formüllerinin eksik, bazı hesaplamalarının yanlış olması, Kütle çekimini, yer çekimini yok saymamızı sağlıyor mu?
Akıllı Tasarımcılar, safsata gırla(asıl işleri), çarpıtma, ÖZELDEN, genel sonuçlar üretme safsatası, örneğin newton'n o zamanın diliyle ifade ettiği bazı şeylerin yanlış olmasını öne sürüp, kütle çekimi diye bir şey yoktur sonucuna varması gibi bir çok safsata, ayak oyunu, alavere, yanıltma, şaşırtma yöntemi, yani KEYFİYET kullanır...
Alıntıda bir yeri koyulaştırdım, o halde ben sana isim vereyim, git araştır, bakalım mesele Caner'in yaptığı gibi, özel durumlardan, genel sonuçlar üretmek safsatası mı, yoksa mesele Evrim'in nasılları üzerinde farklı öngörü, yorum, bulgulara dayalı İFADE EDİLEBİLİRLİK sorunu mu? Canlıların evrimi konusu olgudur, tartışmalı değildir, araştırma-tartışmaya açık olan nerede, ne zaman, ne şekilde, nasıl gerçekleşti-gerçekleşiyor zeminindedir :)
https://tr.wikipedia.org/wiki/Stephen_Jay_Gould
30 yıl önce Evrim'in sıçramalı bir tablo sergileyeceğini söylüyordum, çünkü gözlemlediğimiz hareket-değişimlerde, niceliğin, niteliğe yansıması bir eşik değerin aşılmasını dayatıyordu, böylece değişen ortam da eşik değerlerinde ani bir nitelik yansıması arzediyordu, bu durumda ortama bağlı değişen tüm bileşenlerde bunu yansıtacaktı...
Şimdi lütfen dikkat, evrimin nasılını tartışıyorsak, bu evrimi saf dışı kılan bir şey mi, yoksa zaten evrimin kabul edilmiş, ancak nasılalrı üzerine bir tartışma mı? Akıllı Tasarımcılar hayli uyanık davranıp, insanalrın kafalarını karıştırıyor, oysa bir olayın, nasıl gerçekleştiği konusunda farklı fikir, görüşler öne sürmek, zaten o olayın kabulune dayanır, bu bağlamda vay efendim nasıllar konusunda bazı yetersizlikleri öne sürüp, olay olmamıştır, evrim yoktur gibi sonuçlar üretmek, tipik ve sık kullanılan özel durumlardan, genel sonuçlar üretme safsatasıdır. Sabah dışarı çıktığında, dün sağlam duran bir ağacın, o gün yıkılmış olduğunu görmen-bilmen başka, bu ağacın nasıl yıkıldığı konusunda fikir yürütmen başkadır, sen bir aracın çarptığını, çünkü ağaca yakın noktada 1 metre fren izi olduğunu söylersin, öteki ise rüzgar-fırtına devirdi der, bu o ağacın devrilmiş olduğu gerçeğini değiştirir mi? H.yahya hayli bir zaman bu türden safsata-zırvalığı kullandı, umalım ki Caner'de kullanmıyor olsun-belkide kullanıyordur-
Şimdi o alıntıyı yaptın, LÜTFEN BANA İFADE EDER MİSİN o alıntıda varılmak istenen sonuç ne, varılan sonuç ne? Yani ne demek sitiyor, ben nasıl bir sonuca varmalıyım, iddia ettiği şeylerden yola çıkarak Evrimin olmadığı sonucuna mı varıyoruz? Nasıl?
Save The Day
14-09-2016, 05:54
Save The Day
Verdiğin alıntıyı gayet net şekilde, SAFSATA olduğunu ifade ettim, yani 3 yıl önce suç işlemiş bir insanın,suçlu olduğunu anlamamız için aynı suçu şimdi işlemesi gibi bir kaide olamaz! At'ın 50.000 yılda sarfettiği değişimi, sırf Caner'in keyfiyeti öyle istiyor diye, şimdi, bugün olmasını bekelemek veya bunu evrim(adı üzerinde sürece yayımış) namına beklemek, hem safsata ama hem de, sözde eleştiridği şeyin, mantığını kavramamaktır, birde bir şey hemen, şimdi bu gün olmuyor diye, hiç olmadı, olmayacak anlamına gelmez.
Evrim olgusu başka, bu olguyu açıklamak, neden, nasılları detaylandırmak başkadır.. haliyle ikincisi farklı ifade biçimleri alabilir, değişebilir, değiştirilebilir, bu usulü, esası değiştirmez.
Örneğin Newton'un döneme, elde olanaklara, bilimsel birikim-tecrübelerin eksikliğine vb dayalı faktörlerden dolayı, bazı ifadelerinin eksik, bazı formüllerinin eksik, bazı hesaplamalarının yanlış olması, Kütle çekimini, yer çekimini yok saymamızı sağlıyor mu?
Akıllı Tasarımcılar, safsata gırla(asıl işleri), çarpıtma, ÖZELDEN, genel sonuçlar üretme safsatası, örneğin newton'n o zamanın diliyle ifade ettiği bazı şeylerin yanlış olmasını öne sürüp, kütle çekimi diye bir şey yoktur sonucuna varması gibi bir çok safsata, ayak oyunu, alavere, yanıltma, şaşırtma yöntemi, yani KEYFİYET kullanır...
Alıntıda bir yeri koyulaştırdım, o halde ben sana isim vereyim, git araştır, bakalım mesele Caner'in yaptığı gibi, özel durumlardan, genel sonuçlar üretmek safsatası mı, yoksa mesele Evrim'in nasılları üzerinde farklı öngörü, yorum, bulgulara dayalı İFADE EDİLEBİLİRLİK sorunu mu? Canlıların evrimi konusu olgudur, tartışmalı değildir, araştırma-tartışmaya açık olan nerede, ne zaman, ne şekilde, nasıl gerçekleşti-gerçekleşiyor zeminindedir :)
https://tr.wikipedia.org/wiki/Stephen_Jay_Gould
30 yıl önce Evrim'in sıçramalı bir tablo sergileyeceğini söylüyordum, çünkü gözlemlediğimiz hareket-değişimlerde, niceliğin, niteliğe yansıması bir eşik değerin aşılmasını dayatıyordu, böylece değişen ortam da eşik değerlerinde ani bir nitelik yansıması arzediyordu, bu durumda ortama bağlı değişen tüm bileşenlerde bunu yansıtacaktı...
Şimdi lütfen dikkat, evrimin nasılını tartışıyorsak, bu evrimi saf dışı kılan bir şey mi, yoksa zaten evrimin kabul edilmiş, ancak nasılalrı üzerine bir tartışma mı? Akıllı Tasarımcılar hayli uyanık davranıp, insanalrın kafalarını karıştırıyor, oysa bir olayın, nasıl gerçekleştiği konusunda farklı fikir, görüşler öne sürmek, zaten o olayın kabulune dayanır, bu bağlamda vay efendim nasılalr konusunda bazı yetersizlikleri öne sürüp, olay olmamıştır, evrim yoktur gibi sonuçalr üretmek, tipik ve sık kullanılan özel durumlardan, genel sonuçlar üretme safsatasıdır.
Şimdi o alıntıyı yaptın, LÜTFEN BANA İFADE EDER MİSİN o alıntıda varılmak istenen sonuç ne, varılan sonuç ne? Yani ne demek sitiyor, ben nasıl bir sonuca varmalıyım, iddia ettiği şeylerden yola çıkarak Evrimin olmadığı sonucuna mı varıyoruz? Nasıl?
Yahu yanlış anladın. 38. sayfadan alıntı yaptığım yer Taslaman'ın kitabı değil ki karıştı ortalık :) Ernst Mayr'ın Evrim nedir adlı kitabından alıntı yaptım. O adam modern biyolojinin kurucularından ve en büyük evrimcilerdendir. Senin benim gibi adamları cebinden çıkaracak büyük bir bilim adamıydı. Evrim teorisinin en önemli teorisyenlerindendi. Ondan alıntı yaptım üstte. Bunu anlamak lazım. Taslaman zannetmişsin ama öyle değil.
Şimdi sen evrimin nasılı üzerine mi kendisi üzerine mi konuşuyoruz diye soruyorsun. Aslında hem gerçekleşip gerçekleşmediği hem de gerçekleşiyorsa da nasıl gerçekleşiyor bunları konuşuyoruz aslında. Mesela nasıl gerçekleşeceğini ortaya koyamadan gerçekleştiği gerçeğini ortaya koyabilir miyiz? Bu konuda sıkıntılar var gibi. Evrim gözümüzün önünde olan bir şey değil. Tarihsel bir süreç. Bunun nasıl olduğunu bilimsel olarak ortaya koyamadan gerçekleştiğini öne sürmek pek aklıma yatmıyor.
Bu arada sen 3 yıl önce suç işlendiyse aynısının işlenmesi gerekmez diyorsun. Yani gözlemleri reddedip fosillere başvuruyorsun ama oradan da çıkış yok. Fosil sıkıntılarını anlatmış Ernst Mayr. Yanlış anlaşılma olmasın kendisi en büyük evrimcilerden ama fosil sıkıntısını itiraf ediyor. Sıçramalı evrim dersek sıkıntı var burada. Arada bir kopukluk var demektir. Evrim zamanla canlıların değişim ve dönüşüm geçirdiğini söyler. İşte bunun kademelerini gözlemlemek gerekir. Mesela sen fosillere başvuruyorsun. Ama sıçrama ve kesintiler var. Kademelerini göremediğimizden evrimi de ortaya koyamıyoruz. Bir tahmin olur. Bir başkası da bir anda yaradılış der. Yani arada kopukluk var. Kademelerini ortaya koymuyor fosiller. Böyle bir sıkıntı var. İşte bu kopukluk evrimden bekleneni veremiyor. Bunu Ernst Mayr da söylüyor. Oysa kademe kademe geçişleri görmek gerekirdi. Ama kademe kademe değil sıçrama var. Yani kademeyi görmüyoruz. Birden canlı ortaya çıkıyor. Türün ortaya çıkışını kademe kademe görmüyoruz bir anda ortaya çıkıyor fosil kaydında. İşte evrim için sıkıntı doğurur bu. Oysa kademeli olarak gözlemlemek gerekirdi. Bir anda ortaya çıkış karşımıza çıkıyor. Buna sıçramalı evrim mi diyorsun? İyi de evrim bağlantısı kuramayız arada kopukluk vardır. Bir anda yaradılışı düşündürtür fosil kaydı. Yani bir anda ortaya çıkış vardır.
Save The Day
14-09-2016, 05:54
https://tr.wikipedia.org/wiki/Ernst_Mayr
Sevgili spartacus tamam fosiller diyorsun kanıt var diyorsun. Ama bak sana bir şey söyleyeceğim. Ernst Mayr kimdir biliyorsundur. En büyük evrimcidir kendisi ama öldü maalesef. Modern biyolojinin kurucularındandır. Yani evrim diyorsak bu adam en iyi bilenlerden. Çok ünlü bir biyolog. Kendisinin evrim nedir adlı kitabı var bende. Bir kısmından kısa bir alıntı yapacağım. Fosillerle ilgili bir sıkıntıyı dile getiriyor. Sen kanıt falan diye sundun ama sıkıntı var fosilde. Buyur oku. Richard Dawkins dedim ama çıtayı yükseltiyorum ve Ernst Mayr gelse bile yine sorun çözülmeyebilir :) Caner Taslaman konuyu çok iyi eleştirmiş. Kitap yazdı bu konuda. Sitesine de ekledi. Direk sitesinden okuyabiliyoruz. Evrim teorisini değerlendiriyor. Onları ele alırız ama şimdi alıntıyı yapayım.
Evrim olgusu düşünüldüğünde fosillerin atasal formlardan toruna doğru kademeli ve istikrarlı bir değişimi belgelemesi beklenebilirdi fakat paleontologlar bunun bu şekilde olmadığınıortaya çıkarmış hemen her soyoluş dizisinde boşluklar bulgulamışlardır. Yeni tipler çoğunlukla birdenbire ortaya çıkarlar ve hemen önceki ataları önceki tabakalarda bulunmazlar. Torun türlere doğru kademeli olarak değişen kesintisiz tür dizilerine ait keşifler çok nadirdir. Aslında fosil kaydı bir organizma tipinden farklı bir organizma tipine sıçrama olduğunu gösteren kesintili bir sürece işaret eder. Bu durum kafa karıştırıcı bir soruyu doğurur. Fosil kaydı evrimden umulan aşamalı değişimi neden gösteremez? (Sayfa38)
Mayr'i mi anlatmayi deneyeceksin bize sevgili Save the Day :)
1964 de basilan kitabindan alinti getiriyorsun, ki kendisi de genetik suruklenme bahsini kesinlikle reddetmeyen bir biyologdur. Katkisi da cok fazladir evrime iliskin.
Paleontoloji, fosilbilimdir.
Dolayisiyla buldukca ortaya ornek koyar, kategorilendirir. Paleontoloji'nin her soyolus listesinde bosluklar bulmasi olmasi gerekendir zaten, aksi absurd olur evrime iliskin. Yani baska bir deyisle sen sunu demis olursun, doganin degisim/donusumune iliskin, durdurun, torunlara bakalim!?
Ancak genetik suruklenme veya evrime iliskin temel ilkelerden bir haber olan Caner Taslaman bunu isleyebilir, buna da sasmayiz tabi ki.
Yani eline bir tur alip, kaz oglum kaz onun alt tabakalarina inip birsey bulamassin, keza cografya cografya dolasip o tur'e ait, karis karis kazarak bulgu da aramayamassin. Paleontoloji'de evrime iliskin, dunyadaki cesitli cografyalardan, universitelerden, dolayisiyla turlerden bilgi akisi olur, esleme yapilir, bilim bu sekilde calisir.
Haydi cok kisa kestirme bilgi verelim, ilgilenirsen okursun;
https://en.wikipedia.org/wiki/Founder_effect
Buna bir de alt basamakta farkli ilkeler eklenir, ki bunlar cografyaya iliskin goc'ler, taksonomi, secilimdir. Daha da anlasilir olmasi bakimindan bilinen bir ornek verelim, kutup ayilari, boz ayidan evrilirler. Kutup ayilari belli bir bolgede adeta daralmis olarak yasamlarini surdururken, boz ayilar daha genis ve cesitli cografyalarda yasamlarini surdururler.
https://en.wikinews.org/wiki/Polar_bears_related_to_extinct_Irish_bears,_DNA_st udy_shows
http://www.cell.com/current-biology/abstract/S0960-9822(11)00645-2?_returnURL=http%3A%2F%2Flinkinghub.elsevier.com% 2Fretrieve%2Fpii%2FS0960982211006452%3Fshowall%3Dt rue&cc=y=
http://www.eyos-expeditions.com/wp-content/uploads/arctic-polar-bears2@2x1.jpg
Bu da 12 saat once arastirmacilardan gelen taze bir haber,
http://www.cbc.ca/news/canada/edmonton/summer-berries-can-t-replace-seal-blubber-for-polar-bears-say-researchers-1.3759050
Yani turlesme cesitlerini ve kosullarini bilmeden, butun bunlardan soyutlayarak, cimbizlayarak getirilen alintilardan bir sey cikmaz. Turlesme kendi icinde gayet genis bir alanda birden fazlayken, bunlari bilmeden torun niye yok ortada diye dolasmaniz alakasizdir.
Niye,🙀 siz farkli bir insan turu filan mi cikmasini bekliyordunuz ki!?
Save The Day
14-09-2016, 06:21
Mayr'i mi anlatmayi deneyeceksin bize sevgili Save the Day :)
1964 de basilan kitabindan alinti getiriyorsun, ki kendisi de genetik suruklenme bahsini kesinlikle reddetmeyen bir biyologdur. Katkisi da cok fazladir evrime iliskin.
Paleontoloji, fosilbilimdir.
Dolayisiyla buldukca ortaya ornek koyar, kategorilendirir. Paleontoloji'nin her soyolus listesinde bosluklar bulmasi olmasi gerekendir zaten, aksi absurd olur evrime iliskin. Yani baska bir deyisle sen sunu demis olursun, doganin degisim/donusumune iliskin, durdurun, torunlara bakalim!?
Ancak genetik suruklenme veya evrime iliskin temel ilkelerden bir haber olan Caner Taslaman bunu isleyebilir, buna da sasmayiz tabi ki.
Yani eline bir tur alip, kaz oglum kaz onun alt tabakalarina inip birsey bulamassin, keza cografya cografya dolasip o tur'e ait, karis karis kazarak bulgu da aramayamassin. Paleontoloji'de evrime iliskin, dunyadaki cesitli cografyalardan, universitelerden, dolayisiyla turlerden bilgi akisi olur, esleme yapilir, bilim bu sekilde calisir.
Haydi cok kisa kestirme bilgi verelim, ilgilenirsen okursun;
https://en.wikipedia.org/wiki/Founder_effect
Buna bir de alt basamakta farkli ilkeler eklenir, ki bunlar cografyaya iliskin goc'ler, taksonomi, secilimdir. Daha da anlasilir olmasi bakimindan bilinen bir ornek verelim, kutup ayilari, boz ayidan evrilirler. Kutup ayilari belli bir bolgede adeta daralmis olarak yasamlarini surdururken, boz ayilar daha genis ve cesitli cografyalarda yasamlarini surdururler.
https://en.wikinews.org/wiki/Polar_bears_related_to_extinct_Irish_bears,_DNA_st udy_shows
http://www.cell.com/current-biology/abstract/S0960-9822(11)00645-2?_returnURL=http%3A%2F%2Flinkinghub.elsevier.com% 2Fretrieve%2Fpii%2FS0960982211006452%3Fshowall%3Dt rue&cc=y=
http://www.eyos-expeditions.com/wp-content/uploads/arctic-polar-bears2@2x1.jpg
Bu da 12 saat once arastirmacilardan gelen taze bir haber,
http://www.cbc.ca/news/canada/edmonton/summer-berries-can-t-replace-seal-blubber-for-polar-bears-say-researchers-1.3759050
Yani turlesme cesitlerini ve kosullarini bilmeden, butun bunlardan soyutlayarak, cimbizlayarak getirilen alintilardan bir sey cikmaz. Turlesme kendi icinde gayet genis bir alanda birden fazlayken, bunlari bilmeden torun niye yok ortada diye dolasmaniz alakasizdir.
Dostum evrim bize ne söylüyor. Zaman içinde kademeli bir şekilde bir anda olmayan bir şekilde canlılar değişim ve dönüşüm geçiriyor diyor. Tamam biz de fosillere bakıyoruz. Ama kademeli olarak değil de sıçramalı olarak görüyoruz. Evrimin öngördüğü kademeleri gösteremiyor. Boşluklar var. Bu boşluklar evrime birer darbe indiriyor. Oysa kademeli bir şekilde bunu görmemiz gerekirdi evrimden bahsedebilmek için. Bu boşluklar evrimi değil bir anda ortaya çıkışı gösteriyor. Mayr da belirtiyor zaten. Yeni tipler birdenbire ortaya çıkar diyor adam. İşte bu evrimi değil yaratılışçıların dediği bir anda yaradılışı destekliyor. Oysa evrim için kademeli olarak değişimi görmek gerekir. Kademeleri göremiyorsak burada bir boşluk vardır ve dolayısıyle evrimden söz edilemez. Evrimden söz edebilmek için kademeli bir şekilde bunu ortaya koymak gerekir. Orada bulunan boşluklar evrim için sıkıntı doğurur. Evrim ile olduysa kademeli bir şekilde ortaya koymak gerekirken boşluk varsa evrimi desteklemez, karşı çıkar. Türlerin ortaya çıkışını kademeli bir şekilde takip edemezsin, bir anda ortaya çıkarlar. İşte bunlar evrime büyük darbeyi vurur.
Bu arada türleşme olayı da önemli. Mesela göç edip zamanla farklılaşarak birbirinden izole olarak üreyememe falan diyorlar. Mesela insan 200 bin yıldır var ama farklı türü ortaya çıkmadı. Hani türleşme? İşte canlılardaki benzerliklere bakarak evrim var diyor. İyi de benzerlik olması sadece benzerlik olduğunu gösteriyor. Yani sen onu evrimle izah edersin öteki de yaratıcı ile izah eder. Yani evrim bir fikir olarak kalıyor. Bilimsel gerçek değil mi? Oysa olgu olduğundan söz edilirdi. Ama gözümüzün önünde gerçekleşmiyor. Önümde duran bir bilgisayar gibi evrimden emin olmak isterim ama pek mümkün görünmüyor. Tarihsel bir süreç ve orayı gören yok. Spekülasyon olmuyor mu bu konuşmalar. Orada mıydınız yoksa? Gördünüz mü orayı? Ölümsüz mü oldunuz da milyarlarca yıldır ölmediniz?
Bir de kutup ayısı konusunda işte boz ayı mutasyon oldu çocuğu beyaz doğdu gibi şeyler deniliyor. İyi de gören var mı? Yoksa tahmin mi ediliyor? İşte tahmin ile gerçeği birbirinden ayırt etmek gerekir. Tahmin ayrıdır, gerçek ayrıdır. Bir şeyi tahmin edebiliriz ama gerçek olduğunu söylemek bambaşka bir olaydır. Bilimde deney ve gözlem esastır. Evrim milyonlarca hatta milyarlarca yıl sürüyor nasıl göreceğiz insan ömrü 70-80 yıl ortalama. İşte burada sıkıntı ortaya çıkıyor. Tekrarlanabilir, test edilebilir, gözlemlenebilir, doğrulanabilir, yanlışlanabilir, deneylenebilir şeyler bilimseldir. Evrim için bunlardan söz edebiliyor muyuz? Evrim gerçek midir? Eskiden olduğu söylenen bi şey için spekülasyon yapmıyor muyuz? Bir de evrim durmaz her an devam eder denilir ama o zaman gösterin nasıl devam ediyor ki? En önemli teorisyenler de gözlemlenemeyeceğini kabul ederler çünkü uzun süreç gerekir derler. Yani göremiyoruz. Tahmin ve spekülasyonlar var. Oysa bize bilimsel kanıt lazım.
Save The Day
14-09-2016, 06:22
Niye,🙀 siz farkli bir insan turu filan mi cikmasini bekliyordunuz ki!?
Evrim varsa çıkması gerekmez mi? Canlılar madem türleşiyor değişiyor insanda niye olmadı? Gözümüzün önünde böyle bir şey olsa evrim açısından güzel örnek olurdu diyorum.
dine mine ne
14-09-2016, 06:39
Sevgili Save The Day,
Şu fosil niye yok? Çünkü ancak tesadüfen doğanın aşındırıcı-çürütücü etkilerinden korunmuş olanlar günümüze ulaşmış, diğerleri doğaya karışmış. Bunun suçlusu evrimciler değil.
Sevgiler
"Evrim teorisi, bir takım ön kabullere ve metafiziğe, yani fizik ötesine, dayandığı için bilimsel değildir. Evrim teorisinde; evrimin eldeki en iyi açıklama olduğu sıkca ileri sürülür. Böyle bir iddia ise, bilimsel olmayan bir hükümdür. Evrimin doğruluğu başta kabul edilir, ondan sonra bunu destekleyecek deliller aranır. Böyle bir yaklaşım tarzı bilimsel değildir.(Ayni benim tanriyi aciklamaya calisdigim gibi olay)
Çağımızın seçkin bilim felsefecisi Karl Popper'e göre bilimselliğin ölçütü, doğrulanmaya değil, yanlışlanmaya elverişliliktir. Ona göre bir bilgi veya sonucun özelliği, yanlışlamaya müsait olmasıdır. Halbuki Darwinciliğin öyle bir teste elverdiği söylenemez. Darwinciliği doğrulayan bazı olgusal veriler gösterilebilir. Ama bilimselliğin ölçütü doğrulanmaya değil yanlışlanmaya elverişliliktir. Başka bir ifadeyle, Darwinciler teorilerinin hangi muhtemel gözlem sonuçlarıyla yanlışlanabileceğini ortaya koymuş değillerdir. Dolayısıyla Darwincilik bilimsel bir teori olmaktan çok metafiziksel bir yapıya sahiptir."
Doğanın aşındırıcı ve çürütücü etkileri bilimin umurunda değil.Makinasina atlayip zamanda geriye dönük seyahat edemeyenler, Evrim ağacı modelleri çizip, insanlığa bilimsel teori diye satmayacakdilar. Biz böyle düsünüyoruz demek nerde ,bilimsel teori demek nerede.Okullarda okutuluyor sonucta bugüne bugün,iste yanlis olan bu. Bu şimdi suç değil de ne?.
antropolog Servier, "Etnoloji” adlı eserinde, evrimciliğin laik bir din dogması haline geldiğini ve bu nüfuzun kırılması gerektiğini söylüyor.
"Evrimcilik, Batı'nın laik din dogması haline gelmiştir. Yeni görüş ve değerlendirmelerin ortaya konabilmesi için, önce evrimciliğin reddi gerekir."
Insanlara satilan bu desenformasyon benim gözümde büyük bir suctur.Ha düsüne bilinir,konusulur ama kardesim bu bilimsel dedigin zaman adam sormadan hapi yutuyor.Insanligin onca emek verdigi bilimsel teorilerde bir taraftan zarar görüyor.
Evrim varsa çıkması gerekmez mi? Canlılar madem türleşiyor değişiyor insanda niye olmadı? Gözümüzün önünde böyle bir şey olsa evrim açısından güzel örnek olurdu diyorum.
Gozumuzun onunde cok sayida ornek var, ancak turlesme cesitlerini bilmedikce, bu sorulari sormaya devam edeceksiniz.
Bakin bu mesela yasayan bir fosil, Mezozoik cagdaki fosilleriyle eslesen bir tur(evrim , soy bakimindan cok azalmis turleri bu sekilde isimlendirir);
https://tr.wikipedia.org/wiki/Kivi_(ku%C5%9F)
http://www.kiwibird.org/wordpress/wp-content/uploads/kiwi_bird.jpg
http://www.kiwibird.org/interesting-facts-about-kiwi-birds-2.html
Bu da, gecis donemi hayvanlara iliskin baska bir ornek;
http://creatures.etranges.online.fr/wp-content/uploads/tumblr_m7hcg5aftb1r5fvlko1_1280-300x233.jpg
https://tr.wikipedia.org/wiki/Ornitorenk
http://creatures.etranges.online.fr/?tag=ornithorynque
Mesela su guzellik de ayni sekilde;
https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/5/52/Ceratozamia_Mexicana_400pix_-_in_Czechia.jpg
https://en.wikipedia.org/wiki/Ceratozamia
Biraz arastirirsaniz, neden ornekledigimizi anlayacaginizi umuyoruz. Hem de bu sekilde, evrim acisindan(bilgi) evrime karsi cikan kitleyi, bilgi acisindan test etmek(evrim deyince ne anliyor vb.) yerinde olacaktir.
Dostum evrim bize ne söylüyor. Zaman içinde kademeli bir şekilde bir anda olmayan bir şekilde canlılar değişim ve dönüşüm geçiriyor diyor. Tamam biz de fosillere bakıyoruz. Ama kademeli olarak değil de sıçramalı olarak görüyoruz. Evrimin öngördüğü kademeleri gösteremiyor. Boşluklar var. Bu boşluklar evrime birer darbe indiriyor. Oysa kademeli bir şekilde bunu görmemiz gerekirdi evrimden bahsedebilmek için. Bu boşluklar evrimi değil bir anda ortaya çıkışı gösteriyor. Mayr da belirtiyor zaten. Yeni tipler birdenbire ortaya çıkar diyor adam. İşte bu evrimi değil yaratılışçıların dediği bir anda yaradılışı destekliyor. Oysa evrim için kademeli olarak değişimi görmek gerekir. Kademeleri göremiyorsak burada bir boşluk vardır ve dolayısıyle evrimden söz edilemez. Evrimden söz edebilmek için kademeli bir şekilde bunu ortaya koymak gerekir. Orada bulunan boşluklar evrim için sıkıntı doğurur. Evrim ile olduysa kademeli bir şekilde ortaya koymak gerekirken boşluk varsa evrimi desteklemez, karşı çıkar. Türlerin ortaya çıkışını kademeli bir şekilde takip edemezsin, bir anda ortaya çıkarlar. İşte bunlar evrime büyük darbeyi vurur.
Bu arada türleşme olayı da önemli. Mesela göç edip zamanla farklılaşarak birbirinden izole olarak üreyememe falan diyorlar. Mesela insan 200 bin yıldır var ama farklı türü ortaya çıkmadı. Hani türleşme? İşte canlılardaki benzerliklere bakarak evrim var diyor. İyi de benzerlik olması sadece benzerlik olduğunu gösteriyor. Yani sen onu evrimle izah edersin öteki de yaratıcı ile izah eder. Yani evrim bir fikir olarak kalıyor. Bilimsel gerçek değil mi? Oysa olgu olduğundan söz edilirdi. Ama gözümüzün önünde gerçekleşmiyor. Önümde duran bir bilgisayar gibi evrimden emin olmak isterim ama pek mümkün görünmüyor. Tarihsel bir süreç ve orayı gören yok. Spekülasyon olmuyor mu bu konuşmalar. Orada mıydınız yoksa? Gördünüz mü orayı? Ölümsüz mü oldunuz da milyarlarca yıldır ölmediniz?
Bir de kutup ayısı konusunda işte boz ayı mutasyon oldu çocuğu beyaz doğdu gibi şeyler deniliyor. İyi de gören var mı? Yoksa tahmin mi ediliyor? İşte tahmin ile gerçeği birbirinden ayırt etmek gerekir. Tahmin ayrıdır, gerçek ayrıdır. Bir şeyi tahmin edebiliriz ama gerçek olduğunu söylemek bambaşka bir olaydır. Bilimde deney ve gözlem esastır. Evrim milyonlarca hatta milyarlarca yıl sürüyor nasıl göreceğiz insan ömrü 70-80 yıl ortalama. İşte burada sıkıntı ortaya çıkıyor. Tekrarlanabilir, test edilebilir, gözlemlenebilir, doğrulanabilir, yanlışlanabilir, deneylenebilir şeyler bilimseldir. Evrim için bunlardan söz edebiliyor muyuz? Evrim gerçek midir? Eskiden olduğu söylenen bi şey için spekülasyon yapmıyor muyuz? Bir de evrim durmaz her an devam eder denilir ama o zaman gösterin nasıl devam ediyor ki? En önemli teorisyenler de gözlemlenemeyeceğini kabul ederler çünkü uzun süreç gerekir derler. Yani göremiyoruz. Tahmin ve spekülasyonlar var. Oysa bize bilimsel kanıt lazım.
Cok normal sicramali gormen, bunda sasilacak ne var? Populasyon diyoruz kazimiyorsunuz, turlesme cesitleri diyoruz kazimiyorsunuz, ee ne tur bir bilimsel kanit istiyorsunuz ki?
Hayir efendim, bilim sizin pasa keyfinize gore akmaz.
Dogrulanabilirlik ortaya kondugu surece gecerlidir. Basit ornek; Aids'i teshis bakimindan dogrulayabilmek icin, dunyadaki ilk Aids vakasina donup test mi ediyorsunuz? Bunu baska yerde soylemeyin gulmesinler.
Misal, ALS'nin kac alt cesidi var, mutasyona ugramam olmasa, onunuze gelen insana ALS'yi yapistirmaniz isten bile degildir.
Su basit haliyle okumak ve anlamaya calismak zorunuza mi gidiyor?
https://en.wikipedia.org/wiki/Speciation
Spekulasyon olur mu Save the Day, sen yukarda evrene iliskin, hareketin durdugu ana tanik mi oldun ki, ileri bir tarihte hareketin duracagini iddia edebiliyorsun ornegin, koydugun alintiya iliskin!?
Evrime darbe inmez, aksine evrim darbe indirir.
Ayilar konusunda, madem ki oyle ileri suruyorsunuz, babalik davasinda, mezardan cikarilan cesede iliskin DNA unsurunu neden kullanmaktasiniz ornegin? Ufurmekle olmuyor iste. Evrim her taraftan yakalar sundugunuz iddialari.
Gozleniyor tabi ki, biraz okuyun arastirin falan filan, bakin ansizin cikti ortaya, ortaya cikmak icin size mi soracak danisacak?
Basit ornek;
https://tr.wikipedia.org/wiki/Albinizm
https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/8/8b/Albino_girl_honduras.jpg/800px-Albino_girl_honduras.jpg
Dolayisiyla evrim acisindan sikinti yok, bulgu cok fazla, keza buldukca ustune ekleyip yigar.
Tabi ki kisiler yaraticiya inanabilir bunda hicbir beis yok ki!? Evrimi biliyor olmak , yaraticiya iman etmeyi engellemiyor, bunu her zaman yazmisizdir sitede.
dine mine ne
14-09-2016, 08:58
Öncelikle bu teorinin ne kadar önemli olduğunu iyi anlamak lazım. Çünkü bu sıradan bir teori değil bir kere. Yani diğer teoriler gibi ortaya atılmış, bilimsel anlamda sıradan bir teori değil. Tamamen ideolojik anlamda ortaya atılmış bir teori. Materyalist Dünya görüşüne kılıf uydurmak, bilimsel gibi göstermek için ortaya atılmış bir teori. Canlının tesadüfler sonucu meydana geldiğini düşünen bir ideoloji. Şimdi 19. yüzyılda buna bir bilimsel kılıf uydurmak için Darwin Teorisi ortaya atıldı. Şöyle söylüyor; canlılık diyor, kendi kendine tesadüfler sonucu meydana gelmiştir diyor. Peki soruyorum Şimdi sizlere, Var mı böyle bir şey? Duydunuz mu böyle bir şey, gördünüz mü böyle bir şey. Kitablarina inanan insanları eleştirmek kolay, Kendinizi bu konuda neden eleştiremiyorsunuz?. Şimdi sizler bu apaçık ortaya atılmış bu Yalana ,neden arka cikmaya calisiyorsunuz. Apaçık yalan olduğu ortada değil mi. Ortada. Bu yalana arka çıkanlardan simdi ispat beklenebilir mi.
dine mine ne
14-09-2016, 09:12
Bilimsel Teori üzerinde duralim lütfen .Duralim ki bilimin arkasina saklanamiyasiniz.
Şüpheci Dinsiz,den haric bilimsel teori konusuna ciddi anlamda yaklasan olmadi.
Takkem düşerse kelim gözükecek misali koku aliyorum bir yerlerden.
bilgivehis
14-09-2016, 09:17
Dostum evrim bize ne söylüyor. Zaman içinde kademeli bir şekilde bir anda olmayan bir şekilde canlılar değişim ve dönüşüm geçiriyor diyor. Tamam biz de fosillere bakıyoruz. Ama kademeli olarak değil de sıçramalı olarak görüyoruz. Evrimin öngördüğü kademeleri gösteremiyor. Boşluklar var. Bu boşluklar evrime birer darbe indiriyor. Oysa kademeli bir şekilde bunu görmemiz gerekirdi evrimden bahsedebilmek için. Bu boşluklar evrimi değil bir anda ortaya çıkışı gösteriyor. Mayr da belirtiyor zaten. Yeni tipler birdenbire ortaya çıkar diyor adam. İşte bu evrimi değil yaratılışçıların dediği bir anda yaradılışı destekliyor. Oysa evrim için kademeli olarak değişimi görmek gerekir. Kademeleri göremiyorsak burada bir boşluk vardır ve dolayısıyle evrimden söz edilemez. Evrimden söz edebilmek için kademeli bir şekilde bunu ortaya koymak gerekir. Orada bulunan boşluklar evrim için sıkıntı doğurur. Evrim ile olduysa kademeli bir şekilde ortaya koymak gerekirken boşluk varsa evrimi desteklemez, karşı çıkar. Türlerin ortaya çıkışını kademeli bir şekilde takip edemezsin, bir anda ortaya çıkarlar. İşte bunlar evrime büyük darbeyi vurur.
Bu arada türleşme olayı da önemli. Mesela göç edip zamanla farklılaşarak birbirinden izole olarak üreyememe falan diyorlar. Mesela insan 200 bin yıldır var ama farklı türü ortaya çıkmadı. Hani türleşme? İşte canlılardaki benzerliklere bakarak evrim var diyor. İyi de benzerlik olması sadece benzerlik olduğunu gösteriyor. Yani sen onu evrimle izah edersin öteki de yaratıcı ile izah eder. Yani evrim bir fikir olarak kalıyor. Bilimsel gerçek değil mi? Oysa olgu olduğundan söz edilirdi. Ama gözümüzün önünde gerçekleşmiyor. Önümde duran bir bilgisayar gibi evrimden emin olmak isterim ama pek mümkün görünmüyor. Tarihsel bir süreç ve orayı gören yok. Spekülasyon olmuyor mu bu konuşmalar. Orada mıydınız yoksa? Gördünüz mü orayı? Ölümsüz mü oldunuz da milyarlarca yıldır ölmediniz?
Bir de kutup ayısı konusunda işte boz ayı mutasyon oldu çocuğu beyaz doğdu gibi şeyler deniliyor. İyi de gören var mı? Yoksa tahmin mi ediliyor? İşte tahmin ile gerçeği birbirinden ayırt etmek gerekir. Tahmin ayrıdır, gerçek ayrıdır. Bir şeyi tahmin edebiliriz ama gerçek olduğunu söylemek bambaşka bir olaydır. Bilimde deney ve gözlem esastır. Evrim milyonlarca hatta milyarlarca yıl sürüyor nasıl göreceğiz insan ömrü 70-80 yıl ortalama. İşte burada sıkıntı ortaya çıkıyor. Tekrarlanabilir, test edilebilir, gözlemlenebilir, doğrulanabilir, yanlışlanabilir, deneylenebilir şeyler bilimseldir. Evrim için bunlardan söz edebiliyor muyuz? Evrim gerçek midir? Eskiden olduğu söylenen bi şey için spekülasyon yapmıyor muyuz? Bir de evrim durmaz her an devam eder denilir ama o zaman gösterin nasıl devam ediyor ki? En önemli teorisyenler de gözlemlenemeyeceğini kabul ederler çünkü uzun süreç gerekir derler. Yani göremiyoruz. Tahmin ve spekülasyonlar var. Oysa bize bilimsel kanıt lazım.
Evrim olmazsa bu kadar sayısız türde canlı olmazdı.
Haydi diyelim ki, allah insanları kendine kulluk yapması için yarattı, peki bu kadar tür de canlı allahın ne işine yarayacak?...
Haydi canlıyı da bırakalım, bir demiri suyun içine bırak, bir müddet sonra demir yerine pas yığını görürsün...
Kumlar bir zaman taş-kaya ve hatta dağ idi ama artık kum...
Yunus balığının diğer balıklara göre daha zeki ve insana daha yakın olmasını ilahiyat ile açıklayamazsın, evrim olmazsa o da diğer balıklar zekasında olmalıydı, onun daha zekalı olması kimin işine yarayacak, ama koşullar aynı insanda olduğu gibi onun da zekalı olmasını zorlamış...
Bir elektronik cihazı hiç kullanmazsan dahi ortalama yetmiş yıl ömrü vardır,
çünkü cihazın içindeki maddeler hava ve ısıdan etkilenerek değeri farklılaşır...
Doğa durağan değildir ve çeşitli olaylar koşul yaratıyor, bu koşulların dayatması sonucu uzun veya kısa vadede değişimler getiriyor...
Değişimi tartışmaz evrim teorisi diyorsun. Peki evrim teorisi türleşmeyi açıklar mı?
Tartismaz, zira degisim ortada. Ortada olani tartisamazsiniz. Evet turlesmeyi aciklar, diger baslikta da belirtmistik. Okuduysaniz sayet.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=589295#post589295
Bu arada radyasyonu yüz bin yıla yayalım diyorsun. Tamam böyle bir yayma yapılıp da yeni tür elde edilmiş mi yoksa sadece tahminler mi var? Varsa böyle bir deney buyur söyle.Antibiyotik direnci olayında orada bakteriye yeni bilgi eklemiyor ki. Bakterilerde zaten var olan direnç genlerinin aktarılması ve mutasyon sonucunda genetik bilgi kaybına uğrayan bakterilerin antibiyotiğe dirençli hale gelmesidir.
Yayilmisi var, hamambocekleri. 300 milyon yildir yasiyorlar.
https://en.wikipedia.org/wiki/Blattodea
Bakin bu da Termit'ler mesela. Halk arasinda beyaz karinca diye bilinirler, ama karinca degiller.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Termit
Veya su eleman;
https://en.wikipedia.org/wiki/Cryptocercus
Mesela, hamambocekleri radyasyona, insana nazaran daha fazla direncli olmalarina ragmen, fabrikasyon kimyasallarla oluyorlar.(pest control) Yani, adapte olmalarina ragmen, tam manasiyla direnc gelistiremis durumdalar.
Keza bir kisim mantar turleri;
http://www.scientificamerican.com/article/radiation-helps-fungi-grow/
https://en.wikipedia.org/wiki/Radiotrophic_fungus
Bakteriye bilgi eklenmesi/eklenmemesi kuralini kim koyuyor? Siz mi?
Bir bakteride potansiyel olarak bulunan direnc farkli bir durumdur, mutasyona ugrayip/ugramayip direncinin kirilmasi veya daha fazla direncli hale gelmesi ayri durumdur.
Ornek ; Veba
https://tr.wikipedia.org/wiki/Enterobacteriaceae
Yetmezse sayet;
http://www.historytoday.com/ole-j-benedictow/black-death-greatest-catastrophe-ever
Bati'da kac insan oldu? Oysa saf gumus icenler olmedi.Zira bu insanlar(Romanlar halk tabiriyle Cingeneler) metallerle icli disli idi, dolasiyla saf gumus bir nevi antibiyotik islevi gordu. Olenlerin cogu kiliselerde dua ederken olduler.
Yanisira benzer ornegi asagida. Mavi cilt hastaligi
http://i.dailymail.co.uk/i/pix/2009/09/10/article-1212557-065EE48A000005DC-965_468x345.jpg
https://en.wikipedia.org/wiki/Argyria
Yani olmazsa olmaz eklemesine gerek yok ki!?
Genetik gecisle bunu alir, ustune etkilesime girdigi ortama, kosullara iliskin gelistirir(daha direncli yani) veya gelistiremez. Ekleyebilir de, varsayili kosullara iliskin. Ornegin nicin, cocuklariniza asi yaptiriyorsunuz?
Basit ornek;
https://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1zam%C4%B1k
Ama evrimle ilgisi nedir? Müneccimlikle alakası yokki, bunların akraba olduğunu nasıl ortaya koyacaksın? Bir de mesela fosillerde yediği besin de belli olur diyorsun. Tamam o zaman senle ben benzer besinler yesek ve sonra bizim fosilimizi bulsalar sen benim babam mı olursun? İşte beslenmeden de tablo çıkmaz yanlış mıyım? O mamut fosili dediğin fosillerden genetik veri elde ediyor musun? Hah bir de genetik veri sıkıntısı gün yüzüne çıkıyor.
Ama evrimle ilgisi sudur; Beslenme'den tablo cikmaz olur mu? Baska yerde soylemeyin gulmesinler.
https://www.cdm.org/mammothdiscovery/eat.html
http://www.cbc.ca/news/technology/woolly-mammoth-diet-mystery-solved-by-dna-analysis-1.2524015
Elde edilmez olur mu?
Gordunuz mu genetik veri sikintisi yok, yeterince malzeme unsur, birikim mevcut. Cok basit deneylemeniz, ya dondurulmus bir kelle alin veya evde kurban kestiginizde, kelle'ye iliskin, agiz bolgesinden parcalar alip bir labaratuvar'a veya tam tesekkullu hastane vb. goturun. Bakalim dis dibinde vb. parcalarda neler bulacaksiniz?????? Etobur mu , otobur mu?
Sunun surasinda en basit endoskopi, biyopsi vb. bahisler varken, sizin mamut fosiline iliskin beslenme tablosundan, genetige iliskin veri bulunamaz iddianiz kusura bakmayin ama afaki gulunc olur. Genel kategoride(hortumlular), Mamut da memeli, siz de memelisiniz, koyun da memeli sonucta!? Sizi veya koyunu ustun kilan nedir? Hortumunuzun olmayisi mi? E sizde de, misal Fil'de mevcut duyma esigi yok, ne yapacagiz simdi?
Evrim sıçrama konusunda ise evrim kademeli olarak değişim ve dönüşüm demiyor muydu. Sıçrama demek arada boşluk var. Yani kademeleri görmüyorsun birden diğeri ortaya çıkıyor. Kademeli bir değişimi değil bir anda ortaya çıkışı gösterir bu. Yani arada bir kopukluk vardır. Bu kopukluk evrim açısından sorun oluşturur. Türler fosil kayıtlarında bir anda ortaya çıkıyor görüntüsü verirler. Kademelerini takip edemezsin. Kesintili ve sıçramalıdır, bir anda ortaya çıkarlar. İşte sıkıntı burada.
Olusturmaz, sikinti yok o konuda da. Sicrama olmasi da gayet normal, olmamasi anormal olur. Dunya uzerinde cografyalarda, caglar icinde onca isi degisikligine maruz kalmis bolgeler var. Yoksa siz misal buzullarin, collerin vb. verileri, tamamen (geneli) yok ettigini filan mi dusunuyorsunuz? Iste cevirin kafanizi Afrika. Kurak bolgeleri bir inceleyin. Sonra o bolgelerde veya baska bolgelerde mevcut yaygin hastaliklari gozlemleyin.
Ornek;
http://www.dw.com/tr/afrikada-%C3%B6ld%C3%BCren-kurakl%C4%B1k/a-19052206
http://www.cbc.ca/radio/quirks/quirks-quarks-for-september-10-2016-1.3754792/saskatchewan-lentils-may-combat-arsenic-poisoning-1.3754981
Bu yuzden evrim degisimi tartismaz.
Ya da sorun bakayim Caner Taslaman hocaniza, colde, hayvan iskeletleri vb. unsurlar ne geziyor? Varsa bir bilimsel aciklamasi yollasin bize, sizinle.
http://www.vetmed.ucdavis.edu/egypt_exhibit/Sinai/index.cfm
http://www.vetmed.ucdavis.edu/egypt_exhibit/local_resources/images/5-FayoumSinai/5.2-whalebones.jpg
https://www.york.ac.uk/archaeology/news-and-events/news/archive/2010/nerc-yat-case/
http://www.ancient-origins.net/human-origins-science/jewel-capped-teeth-golden-bridges-9000-years-dentistry-001427
http://www.mirror.co.uk/news/uk-news/britains-pompeii-bronze-age-buried-8419276
spartacus
14-09-2016, 18:39
Ondan alıntı yaptım üstte. Bunu anlamak lazım. Taslaman zannetmişsin ama öyle değil.
Taslaman ile ilgili olan SAFSATAYI önceki yazımda gayet açık ifade ettim, ettiğimi dile getirdim, sonraki yazıda alıntının kimden olup, olmadığından ziyade, SIÇRAMALI İZLENİMİN zaten Evrimin doğası olduğunu söyledim. Evrimin kesintili, sıçramalı dönemleri de yansıttığı üzerine, durumun neden-nasılının(bakınız önceden gözlemlenmiş! ama o zamanlarda henüz youmlayacak kadar veri elde edilmemiş!), bu durumun netleşmesi ise 1980'li yıllar ve sonrası!
defalarca anlattım bir olayın olması, bir olgunun olması, gözlemi başka bir şey, NEDEN-NASILI başka
Sözde Akıllı tasarımcı cehalet balonları, ciddi yöntemsizlikler, keyfiyet, akılsızlık, mantıksızlık esaslı edebiyat yapıyor? Açık değil mi? adam sözde kitap yazmış tümüde neden/nasıl sorunsalı üzerinden esası yok saymak, yani dünyanın neden/nasıl döndüğünü henüz yeterince bilmiyorum veya eksiklerim var diye, oturup bazı eksşklerim üzerinden, işte bakın dünya dönmüyor safsatası yapıyorlar, pişkince birde sözde edebiyat kitapları yazıyorlar, tepeden tırnağa safsata, akılsız, mantıksız, yöntemsiz, omurgasız(yılan gibi kıvrılan) bir tiyatro sergiliyorlar. bak burada sarfettiğim emeğin tümüde, SANA BİR SAFSATAYI GÖSTERMEK, neden/nasılları tartışmak değil!
Dünyanın dönmesi bir olgudur ama neden/nasıl dönüyor derseniz, bu işin nden/nasılıyla ilgilidir, bir insan bir şeyin, neden/nasılına yönelmiş ise zaten ortada gözleme açık şekilde olay, olgu her ne ise kabul etmiş demektir.
haydi soralım; Dünya neden/nasıl dönüyor? farzet ki ben bunu bilmiyorum, bu dünyanın döndüğü gerçeğini(esası, usulü) değiştiriyor mu? Şu ifadelerimi üstelik senle yine benzer bir konuda tartışırken ifade etmiştim :)
Siz lütfen bir karar verin, neden/nasıllar konusunda mı, yoksa esas-usül konusunda mı sorun yaşıyorsunuz?
Evrim teorisi de dünyanın dönmesi gibi, binlerce yıllık fosillere bakıyoruz ki, canlılar değişmiş(Dünya dönüyor!)!, zaten teorinin yekünü, neden/nasıl üzerine, bu teorinin dayanağı, amacı bu yahu, neden/nasılalrı açıklığa kavuştırmak, bunun için var!... anlaşıldı mı? Yani Dünyanın dönmesi olgudur, gözlemlenmiştir, neden/nasılalrın ifade edilebilirliği, tartışmaya açık tarafını, neden/nasıl döndüğü kısmı teşkil eder, böylece bu araştırma, inceleme, gözlem, tecrübe, dene gibi bir çok yoldan geçecektir, haliyle öyle değilde böyles daha iyi açıklıyor, o değilde, etkenlerde şu varmış gibi ifadeler normaldir, bunları esası yok saymak namına(dünya dönmüyor demek için)kötüye kullanan kişilerin yaptığı ise sadece adiliktir, anlaşıldı mı?
---------------------------------------------------------------------------------------------------------
İfademi bir türlü layıkıyla anlamıyorsun;
Bu arada sen 3 yıl önce suç işlendiyse aynısının işlenmesi gerekmez diyorsun. Yani gözlemleri reddedip fosillere başvuruyorsun ama oradan da çıkış yok. Fosil sıkıntılarını anlatmış Ernst Mayr. Yanlış anlaşılma olmasın kendisi en büyük evrimcilerden ama fosil sıkıntısını itiraf ediyor.
hayır bak verdiğim örneği dahi anlamadın,
3 Yıl önce işlediyse aynısını işelemesi gerekmez demiyorum, iyi dikkat et;
3 Yıl önce işlediği bir suçun, suç sayılması için diyorsun ki; bu kişi 3 yıl önce katil olamaz, çünkü diyorsun, 3 yıl önce işlediği suçu, öldürdüğü kişiyi, şimdi benim gözlemime açık bir şekilde tekrar öldürmeli(nasıl olacak bu?)? Dikkat edersen burada ben bir mantığı, mantıksızlığı eleştiriyorum, yani bir SAFATAYI, keyfiyeti gözler önüne seriyorum
Defalarca ifade ettim, yanlış sorulara doğru cevabın önemi yok, önce sorunun yanlışı orataya konmalı bende o yanlışı ortaya koydum, demek ki SAFSATA MAHSULÜ biçimde eleştirileri ciddiye almayacağız. Caner'den aktardığın alıntı, zaten bu safata üzerine kurulu, yahu nasıl ifade edeyim, ciddi bir cehalet saçıyor, sen ise ciddi, ciddi bu adamın saçma-akılsız keyfi safsatasını ciddiye alıp Mayr gelse kurtaramaz diyorsun, oysa verdiğin alıntı cehalet komedisi, ciddiye bile alınma şansı yokki, safsata.
O bahis kapandı..
madem ağaç toprak altında, bin yıllarla ifade edilebilir bir süreçte kömüre dönüşüyor, o halde dün kapımızın önündeki ağaçları kestiler, sabah baktığımzıda neden kömür görmüyoruz? Caner Taslaman, aynen böyle yazmış oluyor, bu safsata işte!
Sen bu tür de safsataları idrak edemiyorsan, mesele Evrim teorisi değil ki, birilerinin keyfi safsatasıyla boğuşup durman.
Evrim teorisinin ne olduğunu anlatmıyorum, yukarıdaki türden çıkarımların nasıl akılsız, mantıksız, safsata olduğunu ifade ediyorum...
ne demek, madem ağaç, kömüre dönüşüyor, kömür BİNLERCE yıllık süreçle, ağaç fosillerinden oluşuyor, o halde neden şimdi kestiğim ağaç, anında kömür olmuyor? kim dedi ki, ağacı kestiğiniz an kömür olur diye, var mı öyle bir iddia?? Ama bakın, burada bile bir değişim-dönüşümü görmek mümkün...
Önce anlaşalım ki daldan dala atlamayalım, yukarıda mantığın saçma-salak olduğunu sende görüyor musun? Önce bu konuda net olalım... Birileri, yüzbinli yıldan bahsediyor, çünkü ELİNDEKİ FOSİL KAYITLARINA GÖRE YAPTIĞI KARBON TESTLERİNDE BU SÜRECİ GÖRÜYOR, öteki ideoloji şebeği teolog ise, o zaman hemen şimdi, şu saatte de bir tane gerçekleşmeli diyor bilip de mi yapıyor bilmeden mi?
Save The Day
14-09-2016, 18:45
Sevgili Neva yaşayan fosil var diyorsunuz. Bu evrimi desteklemez aksine karşı çıkar. Evrimi yanlışlamak için böyle milyonlarca yıllık değişmeyen canlıları gösteriyorlar biliyorsunuz. TRT'de de gösterildi. Yani siz evrimi çürütecek örneği sunuyorsunuz. Popülasyon falan diyorsunuz da fosiller istisna olarak oldukları için çoğunlukla birey olarak fosiller vardır. Popülasyon fosilleri bulmak sıkıntıdır. Fosiller kısıtlı bilgiler verir. Fosilleşme istisnadır. Hem birey olarak fosilleşme çoğunlukta hem de yumuşak dokunun korunması bazı istisnalar dışında mümkün değildir. Canlının yumuşak dokuları ve dış görünümü hakkında kesin bir bilgiye sahip olamayız. Mesela fosillerden yüz çıkarıyorlar. Birbirleriyle alakasız çizimler yapıyorlar. Sen onu filozof olarak da çizersin, yarı gelişmiş insan yani ara geçiş formu olarak da çizersin. Bu fosilden çizim yapma sanatının ne kadar subjektif olduğunu görüyoruz. İşte sıkıntı. Subjektif oluyor.
Babalık davasında DNA testi yapılıyor. Ama önemli ayrıntılar var. Babamız ile bizim aramızda milyon yıl yok. 30 yıl falan var. Milyon yıl hatta milyarlarca yıl önceki babanı tespit edebiliyor musun? İşte sıkıntı burada. Evrim tarihsel bir süreçtir ve milyarlarca yıllık bir süreçten söz eder. Bunu gören yok ama din gibi inananlar var. Gözle görüp gözlem yapmadan nasıl emin olacaksın? Tahmin edebilirsin anca.
Albinizm örneği veriyorsunuz. Genetik hastalıklarla bir yere varamayız. Oysa evrim teorisi küçük ve faydalı değişimlerle makro anlamda canlının farklı bir canlıya zamanla kademeli olarak değişim ve dönüşümü söz konusu. Siz hastalık örneği veriyorsunuz. O hastalık evrime katkı sağlamaz aksine zararı olur. Faydalı mutasyon örneği vermeniz gerekir. O mutasyon DNA'ya yeni bir bilgi ekleyecek ve yeni tür oluşturması için ön hazırlıkları yapması gerekir. Mesela kanatsız bir canlının kanat çıkarması için DNA'sına kanatın bilgisinin eklenmesi gerekir. Genetik sakatlıklarla ve hastalıklarla olmaz bu. Siz faydalı örnek verin. Yoksa evrimi böyle açıklayamayız dostum. Bu arada türleşmeyi açıkladınız diyorsunuz ama ben açıklama göremedim. Buyrun mekanizmaları ortaya koyabilirsiniz dinliyorum sizi. Bu arada ingilizce değil de Türkçe kaynak verirseniz sevinirim dostum.
Radyasyona yayılmışı var diyorsunuz. Hamamböceklerini örnek göstermişsiniz. Hamamböcekleri milyonlarca senedir neredeyse değişmeden günümüze ulaşmıştırlar. Siz evrimi doğru anladığınızdan emin misiniz? Evrim değişim ve dönüşümden söz eder. Siz değişmeyen canlıları örnek veriyorsunuz. Demekki canlıların bu haliyle yaratıldıkları ve sadece tür içinde değiştiklerini mi kabul ediyorsunuz? Bunu kabul etmeyip evrimi savunuyorsanız değişim geçiren ve farklı canlıya dönüşen canlıları örnek vermeniz gerekir. Bakteri konusunu da anlatayım. Zaten bakteride potansiyel olan bir özellik mutasyonla gün yüzüne çıkıyor. Yani onu değiştirecek evrimleştirecek bir şey değil bu. Bakteri yine bakteri olarak kalıyor ve kendisinde olan özellik meydana çıkıyor. Oysa evrimde taaa 3.8 milyar yıl önceki basit canlılardan taa insan olduk. Yani o kadar büyük değişim var. Bakteride ise bir evrim denenilecek bir değişim yok. Bakterinin DNA'sına yeni bilgi eklenmesi gerekir. Canlıların biliyorsunuz kendi DNA'ları ve genetik bilgisi var. Başka canlıya dönüşmek için yeni bir bilgi gerekir. Aynı bilgiyle sadece tür içinde çeşitlilik olur. Başka canlının genetik bilgisi ekleniyorsa yani yeni bilgi ekleniyorsa ve bu düzenli bir şekilde devam ediyorsa türleşme ve evrim gerçekleşebilir. İşte bunun örneğini vermeniz gerekirken yine değişmeyen örnekleri veriyorsunuz. Evrim değişimden söz ediyor, değişmemekten değil.
Beslenme kısmında ise canlının nasıl beslendiğinden akrabalık çıkartamazsın. Tamam şunu bunu yiyormuş demekki bu bunun atasıdır diyemeyiz. Sadece nasıl beslendiği ortaya çıkar. Bu şunun atasıdır dersen tahmin ve yorum olur. Oysa bize bilimsel kanıt gerekiyor. Başka bir forumda da arkadaşla konuşmuştuk bu fosillerden genetik bilgi alma hususunu. 1 milyondan sonra genetik bilgi alamıyorsun dostum. Yani 1 milyondan fazlaysa fosilin yaşı genetik bilgi yok. Genetik bilgi de olmayınca akrabalık hakkında konuşamazsın. Tahmin ve yorum yaparsın onlar da spekülasyon olur. İşte tarihsel bir sürecin problemleri gün yüzüne çıkmaktadır. Oysa gözümüzün önünde olsa bu sorunlar olmayacaktı. Tarihsel olduğu için atış serbest. Direk gözlem veren bir olgu için bu kadar karşı çıkma yapılamaz. Demekki çok problem var. Tarihsel bir süreç çünki.
Sıçrama konusuna da geleyim. Siz bir canlının değişerek diğerine dönüştüğünü iddia edebilmeniz için bunun kademelerini ortaya koymanız gerekir. Sıçrama varsa ve kademeler ortada yoksa bu evrimi desteklemez, bir anda ortaya çıkışı destekler. Siz bir anda ortaya çıkışı kabul etmiyor ve zamanla değişerek dönüştü diyorsanız kademelerini ortaya koymak zorundasınız. Kademe yoksa evrim de yok. Fosillere baktığımızda türler biranda ortaya çıkarlar. İşte sıçramanın problemi bu fakat anlamamakta diretiyorsunuz, neden böyle yaptığınızı anlamadım. Siz A türü değişerek B oldu diyorsanız bunun kademelerini ortaya koymalısınız. Arada boşluk varsa kademeler yoksa evrim geçirdi diyemeyiz. Fosillere de baktığımızda birden ortaya çıkıyor canlılar. İşte sıkıntı bunlar.
Save The Day
14-09-2016, 19:03
Sevgili spartacus siz bir filozof olarak yanlışlıklar ve safsatalara dayanamıyorsunuz anlıyorum sizi. Yanlış konuştuysam kusura bakmayın. Bizi safsatacılardan koruyun. Neden ve nasılı başka olgu başka diyorsunuz. Ben bu konuda şunu diyorum. Mesela evrime mekanizma olarak mutasyonlar gayet önemlidir. Yani DNA'ya yeni bilgi eklenerek bambaşka canlıya dönüşmesi gerekir. İşte mesela mutasyonun bunu yapamayacağını ortaya koysak evrim çökmez mi? Yani nasılındaki mekanizmaların yanlışlığını ve bunu yapamayacağını ortaya koysak evrimin gerçek olmadığını da ortaya koyabilir miyim? Birbiriyle ilgili değiller mi? Siz başka diyorsunuz ama ilgi yok mu yahu? Yani mesela mutasyon başka türe dönüştürecek bir mekanizma olmasın ve yanlışlayalım bunu. Yanlışlarsak evrimi de yanlışlamış olur muyuz? Yani ortada olan mekanizmaları yanlışlarsak evrimi de yanlışlamış olmaz mıyız? Ortaya mekanizmaları koyamadan evrimden söz edebilir miyiz bundan bahsediyordum bunu açıklar mısınız? Ayrıca direk bir gözlem olan konu değil tarihsel süreç var. Yani mekanizmalar çok önemli. Ama bu mekanizmalar yanlışsa evrim de yanlış mıdır? İşte burası önemli. Siz ayrım yapalım diyorsunuz ama iç içe görünüyor değerli hocam.
Bir de şu sıçrama olayında şunu dile getireyim. Mesela A türü zamanla B türüne dönüştü diyorsak bu dönüşümün kademelerini ortaya koymalıyız. Yani A türü uyuyor ve sabah kalktığında B olmuyor. Zamanla oluyor bu. İşte kademelerini ortaya koymak lazım. İşte şöyle oldu, böyle oldu kademe kademe B türü oldular gibi kademe ortaya koymak gerekir. Kademeler yoksa ve sıçrama varsa nasıl evrimden söz edeceğiz? Burada evrimden söz edebilmenin koşulu kademeleri ortaya koymak değil mi? Arada boşluk varsa nasıl evrim diyeceğiz? Bir anda yaratılış da diyebiliriz. Ki fosillere baktığımızda kademeleri göremiyoruz ve türler bir anda ortaya çıkıyorlar. İşte bu evrim için sıkıntı oluşturur diyorum haksız mıyım? Buna açıklık getirir misiniz hocam?
Save The Day
14-09-2016, 19:19
Bu arada şunu da söylemek lazım. Hep evrimi doğrulamaya çalışıyor insanlar. Ama aynı zamanda bu evrim teorisinin yanlışlanabilir olması gerekir. Yoksa dini bir dogma olur. Nasıl yanlışlanabileceğinin ortaya konması gerekir bilimsel olabilmesi için.
Save The Day
14-09-2016, 19:23
Evrim olmazsa bu kadar sayısız türde canlı olmazdı.
Haydi diyelim ki, allah insanları kendine kulluk yapması için yarattı, peki bu kadar tür de canlı allahın ne işine yarayacak?...
Haydi canlıyı da bırakalım, bir demiri suyun içine bırak, bir müddet sonra demir yerine pas yığını görürsün...
Kumlar bir zaman taş-kaya ve hatta dağ idi ama artık kum...
Yunus balığının diğer balıklara göre daha zeki ve insana daha yakın olmasını ilahiyat ile açıklayamazsın, evrim olmazsa o da diğer balıklar zekasında olmalıydı, onun daha zekalı olması kimin işine yarayacak, ama koşullar aynı insanda olduğu gibi onun da zekalı olmasını zorlamış...
Bir elektronik cihazı hiç kullanmazsan dahi ortalama yetmiş yıl ömrü vardır,
çünkü cihazın içindeki maddeler hava ve ısıdan etkilenerek değeri farklılaşır...
Doğa durağan değildir ve çeşitli olaylar koşul yaratıyor, bu koşulların dayatması sonucu uzun veya kısa vadede değişimler getiriyor...
İyi ama mutasyon bu kadar çeşitliliği nasıl açıklayacak?
Sevgili Neva yaşayan fosil var diyorsunuz. Bu evrimi desteklemez aksine karşı çıkar. Evrimi yanlışlamak için böyle milyonlarca yıllık değişmeyen canlıları gösteriyorlar biliyorsunuz. TRT'de de gösterildi. Yani siz evrimi çürütecek örneği sunuyorsunuz.
Sevgili Save The Day, evrime iliskin "yasayan fosil" tanimindan ne anladiginiza baglidir bu cikariminiz. Siz sanirim Harun Yahya'nin yasayan fosilleriyle karistirdiniz. Korelasyon kuramassaniz anlayamayacaginiz aciktir. Curutuldugunu dusunursunuz. Cunku objektif olarak bakamiyorsunuz konuya(tarafiniza ragmen). Yasayan fosil dedigimizde ne anliyorsunuz siz?
Sayfalardir bogusuyorsunuz, soruyorsunuz, izah ediyoruz, yine donup ayni seyi sormaktasiniz. Evrim yanlislanamaz ki!? Degisimi/donusumu nasil yanlislayacaksiniz? TRT veya Taslaman vs. izlemek yerine, okumayi deneyin bence.
Popülasyon falan diyorsunuz da fosiller istisna olarak oldukları için çoğunlukla birey olarak fosiller vardır. Popülasyon fosilleri bulmak sıkıntıdır. Fosiller kısıtlı bilgiler verir. Fosilleşme istisnadır. Hem birey olarak fosilleşme çoğunlukta hem de yumuşak dokunun korunması bazı istisnalar dışında mümkün değildir. Canlının yumuşak dokuları ve dış görünümü hakkında kesin bir bilgiye sahip olamayız. Mesela fosillerden yüz çıkarıyorlar.
Hayir genelleme acisindan, kisitli bilgi vermez fosiller. Dogada cozunen, asinan, bozulmaya yuz tutmus veya iyi korunmus her turlu fosil dogada kalir. Sunun surasinda en basit mis gibi amber kokuyor diye yagmur sonrasi icinize cektiginiz koku da, halis muhlis fosil kokusu iken ustelik.
Gunumuzde hala bircok dalda yuz cizilir. Eskal'in tarif edilmesi diye bir kavram duydunuz mu hic, nicin robot resimler cizilip "araniyor" diye kamuoyuna duyurulur? Simdi mobese kameralari var. Uretilmeden once ne durumdaydi? Veya mobese kamerasinin olmadigi bolgede yasanilan olaylara dair?????
Kendi konunuzdan ornek verelim;
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=38897
Tartisma veya bilgi alisverisi degil de, Taslaman misali psikolojik harp yapmaksa niyetiniz, ondan bizde de var hic supheniz olmasin.
Buyrun getirin, koyun curutecek bir bilimsel kaynak, hep beraber inceleyelim. 1964 basimi kaynak getirdiniz, cevabi verildi size.
Halbuki ayni kisinin bir dolu kitabi var, evrime iliskin. Linkteki sayfayi asagi cekin goreceksiniz.
https://en.wikipedia.org/wiki/Ernst_Mayr
Misal Taslaman bunlari okumamis mi, yoksa Ingilizcesi mi yetmemis, ki siz alip getirdiniz?
https://books.google.ca/books?id=mpZxAgAAQBAJ&pg=PA414&lpg=PA414&dq=caner+taslaman+Ernst_Mayr&source=bl&ots=pJwmItaYJf&sig=00UfSZYC49MSODcNRlOUDnEmGfQ&hl=en&sa=X&ved=0ahUKEwiCq-LzsY_PAhUP82MKHeuBBfUQ6AEIJzAB#v=onepage&q=caner%20taslaman%20Ernst_Mayr&f=false
Canlinin yumusak dokusu da, yumusak olmayan kisimlar da vb. kategoriye gore belirlenir. Neden "memeliler" diye cagirmaktayiz? Boyle cagirmamiza iliskin, canlilar arasinda korelasyon kurmayi deneyin, o zaman yorumlarinizin gecersiz oldugunu goreceksiniz.
Populasyon bahsi, turlesme vb. daha onceki sayfalarda verilmisti size, okudunuz mu? Sanmam. Okumus olsaydiniz bu soruyu tekrar yoneltmezdiniz.
Babalık davasında DNA testi yapılıyor. Ama önemli ayrıntılar var. Babamız ile bizim aramızda milyon yıl yok. 30 yıl falan var. Milyon yıl hatta milyarlarca yıl önceki babanı tespit edebiliyor musun? İşte sıkıntı burada. Evrim tarihsel bir süreçtir ve milyarlarca yıllık bir süreçten söz eder. Bunu gören yok ama din gibi inananlar var. Gözle görüp gözlem yapmadan nasıl emin olacaksın? Tahmin edebilirsin anca.
Milyon veya milyarlarca yil onceki bir tur'e iliskin babaya, toruna filan ihtiyacimiz yok ki? Evrim'in temel icerigi "ortak ata" bahsiyken sizin baba'dan bahsetmeniz evrime iliskin bilgi sahibi olmadiginizi gosteriyor. Evrim, baba, torun, yegen, yenge, hala kizi vs. bunlarla ilgilenmez. Kullandigi yontemlerden biri de, kosullar uygunsa DNA testleridir.
Bir benzeri siz de, annenizin, anneniz olduguna din gibi inanmaktasiniz degil mi ama? Halbuki DNA testleri yuzdeler uzerinden gruplanan bir testtir.
Albinizm örneği veriyorsunuz. Genetik hastalıklarla bir yere varamayız. Oysa evrim teorisi küçük ve faydalı değişimlerle makro anlamda canlının farklı bir canlıya zamanla kademeli olarak değişim ve dönüşümü söz konusu. Siz hastalık örneği veriyorsunuz. O hastalık evrime katkı sağlamaz aksine zararı olur.
Verecegiz tabi ki, zarari olur sizin kisisel dusunceniz, populasyonlara iliskin genetik hastaliklar, cogunlukla pat diye ortaya cikmazlar. Genetik gecislerle de alinirlar. Bakin bakteri dediniz, ornekler verdik, sorular sorduk. Hala faydali mutasyon hikayeleri filan anlatirsaniz, buraya sadece yazmis olmak icin yazdiginizi dusunuruz.
Faydalı mutasyon örneği vermeniz gerekir. O mutasyon DNA'ya yeni bir bilgi ekleyecek ve yeni tür oluşturması için ön hazırlıkları yapması gerekir. Mesela kanatsız bir canlının kanat çıkarması için DNA'sına kanatın bilgisinin eklenmesi gerekir.
Yukarida size anlattik, bilgi eklemek gibi zaruriyet yok, siz kendi hayalinizdeki kanatsiz kusa(haydi kanat ciksin), kanat cikartmak icin bilgi eklenisini one suruyorsunuz. Kanat, organize canliya iliskin(DNA), bir bilgi degildir, kokten akilli tasarima iliskin safsatadir bu. Sizin ornegin, tirnaklarinizin uzuyor olmasi DNA'ya iliskin bir bilgi(haydi tirnak uzasin seklinde) sonucu mudur? Boyle safsatalarla ilerleyecekseniz sayet;
Surada da tartistik benzer mevzuyu;
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=38022
Bu arada türleşmeyi açıkladınız diyorsunuz ama ben açıklama göremedim. Buyrun mekanizmaları ortaya koyabilirsiniz dinliyorum sizi. Bu arada ingilizce değil de Türkçe kaynak verirseniz sevinirim dostum.
Turlesmeye iliskin turlesme cesitleri vs. hepsi verildi size yukarida. Okumadiniz bile. Zorlaniyorsaniz sayet, Google Translate vs. kullanin.
Radyasyona yayılmışı var diyorsunuz. Hamamböceklerini örnek göstermişsiniz. Hamamböcekleri milyonlarca senedir neredeyse değişmeden günümüze ulaşmıştırlar. Siz evrimi doğru anladığınızdan emin misiniz? Evrim değişim ve dönüşümden söz eder.
Evet ornek olarak verdim, zira antibiyotik direncinden soz eden sizdiniz. Degisim ve donusume iyi ornektir onlar ve dahi radyasyona iliskin mantar turleri.
Bakteri konusunu da anlatayım. Zaten bakteride potansiyel olan bir özellik mutasyonla gün yüzüne çıkıyor. Yani onu değiştirecek evrimleştirecek bir şey değil bu. Bakteri yine bakteri olarak kalıyor ve kendisinde olan özellik meydana çıkıyor.
Tam tersi evriliyor, adapte oluyor direnc kazaniyor.
Kestirmeden okuyun;
https://tr.wikipedia.org/wiki/Bakteri
https://tr.wikipedia.org/wiki/Bakteri#S.C4.B1n.C4.B1fland.C4.B1rma_ve_kimlik_tes piti
Yani siz siniflandirma i vs. bilmiyorsaniz veya bilip de keyfen kabul etmiyorsaniz, bu evrimin problemi degil aksine sizin probleminizdir.(ornek olarak beyaz karincalar, ama karinca degiller)
Başka bir forumda da arkadaşla konuşmuştuk bu fosillerden genetik bilgi alma hususunu. 1 milyondan sonra genetik bilgi alamıyorsun dostum.
Kaynak nedir? Arkadasinizdan once, kaynagi alalim, gorelim..
Sıçrama konusuna da geleyim. Siz bir canlının değişerek diğerine dönüştüğünü iddia edebilmeniz için bunun kademelerini ortaya koymanız gerekir. Sıçrama varsa ve kademeler ortada yoksa bu evrimi desteklemez, bir anda ortaya çıkışı destekler.
Hayir oyle bir zorunlulugumuz yok, daha ustte size genetik suruklenme hakkinda da bilgi verildi.
Bu arada şunu da söylemek lazım. Hep evrimi doğrulamaya çalışıyor insanlar. Ama aynı zamanda bu evrim teorisinin yanlışlanabilir olması gerekir. Yoksa dini bir dogma olur. Nasıl yanlışlanabileceğinin ortaya konması gerekir bilimsel olabilmesi için.
Bilim kendi icinde, o sistemi cozmus durumda, sizin veya Taslaman'in zannettiginizin tam aksine, Occam usturasini spesifik bilim dallarinda kullanir. Dogma'lardan bu sekilde ayrilir.
Yine kendi konunuzdan ornek vereyim;
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=38810
Populasyona iliskin, ilac ornegim hala curutulmeyi bekliyor.
Sunu unutmayalim ;
Bu yuzden evrim degisimi tartismaz.
Ya da sorun bakayim Caner Taslaman hocaniza, colde, hayvan iskeletleri vb. unsurlar ne geziyor? Varsa bir bilimsel aciklamasi yollasin bize, sizinle.
http://www.vetmed.ucdavis.edu/egypt_exhibit/Sinai/index.cfm
https://www.york.ac.uk/archaeology/news-and-events/news/archive/2010/nerc-yat-case/
http://www.ancient-origins.net/human-origins-science/jewel-capped-teeth-golden-bridges-9000-years-dentistry-001427
http://www.mirror.co.uk/news/uk-news/britains-pompeii-bronze-age-buried-8419276
Bu kismi da sordunuz mu veya ilettiniz mi Taslaman hocaniza? Hatirlatayim dedim.
Save The Day
14-09-2016, 21:19
Yaşayan fosil deyince asıl siz ne anlıyorsunuz? Mesela milyonlarca yıl önce yaşamış bir canlının fosilini buluyorlar. Bakıyorlar ki aynı canlı günümüzde de yaşıyor. Çok az değişmiş ya da hiç değişmemiş. İşte bunu kastediyorum. Siz ne anlıyorsanız bilmem. Yaşayan fosil bu. Oysa evrim geçirmesi gerekirdi fakat geçirmemiş. İşte evrime karşı olarak bu yaşayan fosiller gösterilir. Oysa değişim ve dönüşüm geçirmesi gerekiyordu evrim teorisine göre. Siz ise bunları evrimmiş gibi gösteriyorsunuz. Oysa karşı görüştür evrime. Bu nokta önemli. Bir de evrim yanlışlanamaz diyorsunuz. Bilimsel bir teori yanlışlanabilir olmalıdır. Onu doğrulamak için örnekler gösteriyorsunuz ama nasıl yanlışlanacağı hakkında hiçbir şey söylemiyorsunuz. İşte bu bilimsel olamaz. Nasıl yanlışlanacağını ortaya koymanız gerekir. Ne yaparsak evrim teorisi yanlışlanmış olur?
Fosiller kısıtlı bilgi veriyorlar. Önceki sayfalarda Şüpheci Dinsiz fosillerin nasıl zor şartlarda günümüze geldiğini nasıl istisna olduğunu anlatıyor. Yani fosilleşme zor bir olay aslında. Bunu bilmek lazım. Bu arada siz günümüzde yüz çizilir diyorsunuz. İyi de mesela bir adam suç işliyor ve görgü tanığı var. Görgü tanığı orada adamın yüzünü görüp de öyle çizdirtiyor. Siz milyonlarca yıl önce yaşadınız mı da canlıların yüzünü gördünüz? Canlıların yüzü yok fosilde. Onu çıkarmaya çalışıyorlar ama başka başka sonuçlar ve alakasız sonuçlar ortaya çıkıyor. Bu da nasıl subjektif bir sanat olduğunu gösteriyor. Oysa objektif veri lazım bize.
Psikolojik harp falan değil. Sanırım sizin niyetiniz bu. Ben konuyu anlamaya çalışıyorum. Evrime o kadar karşı çıkış var, profesörler bile tartışıyor. Ben de şüpheci bir şekilde yaklaşmaya çalışıyorum. Sorgulamadan kabul etmek olmaz. Taslaman'a falan laf atıyorsunuz ama evrimi sizden daha iyi biliyordur. Evrimciler ile aynı programa çıkıyor biliyorsanız. Ergi hocayla da tartışmıştı. Yani konunun uzmanlarıyla doçent ve profesörleriyle tartışıyor Caner. Siz tartıştınız mı? Bu arada evrim nedir adlı kitabı eleştiriyorsun gene. Kardeşim o kitabı Ernst Mayr yazmış. Modern biyolojinin kurucularından diyorum. Sen kimsin sen biyolog musun mesela? En büyük biyologlardan biri o adam. Modern evrim teorisinin kurucularından. Onun kaynağına bakacağız tabi. Kaynakları reddedip hayali spekülasyonlar üretirsen olmaz işte.
Yumuşak doku kısmında fosilde yumuşak dokunun bulunması söylediğim gibi çok zordur ve bazı istisnalar dışında da mümkün değildir. Bundan bahsediyordum. Yumuşak doku olmadığından canlı hakkında konuşmak çok zordur. Tahmin olur. Kesin bir bilgi olmaz. İşte tahmin ve yorumlar devreye giriyor. Burada atış serbest. Birisi öyle çiziyor, başkası da başka şekilde çiziyor. İşte hayali spekülasyon olmaması lazım diyorum. Siz fosili filozof olarak da çizebilirsiniz, yarı gelişmiş insan olarak da çizersiniz. Hayal gücünüze bağlıdır. Oysa biz hayalden bahsetmiyoruz ki. Türleşme ile ilgili bir izah yapmadınız. Buyrun siz yapın ya da vikipedi verecekseniz Türkçesinden verin. Evrimin vikipedide yazan kısımlarını okudum ben zaten kardeşim.
Babayı DNA testi ile bulmamızdan bahsetmiştiniz. Tamam buluyoruz. Ama milyon sene önceki babanı değil 30 yıl aranda yaş farkı olan babanı buluyoruz. Oysa evrimde biz milyarlarca yıl süren süreçten söz ediyoruz. Geçmişteki canlının atalarını nasıl bulacağız? Baba falan ilgisiz değil. Babamız bizim atamızdır. Evrimde de ortak atadan bahsedilir. Milyonlarca sene önceki babanı tespit edemiyorsun. Ediyorsan buyur söyle. İşte o yüzden tarihsel bir süreçteki milyonlarca hatta milyarlarca yıl önceki atanı nasıl tespit edeceksin? Edemiyorsun ki.
Bu arada siz sanırım evrimi hastalıklı canlıların değişimi olarak mı görüyorsunuz. Bakın daha nasıl anlatıyım bilmiyorum. İnsan kanser oluyorsa evrimleşmez, ölür. Bu kadar basittir aslında. Siz ise hastalıktan evrime götürmeye çalışıyorsunuz. Olmaz böyle bir şey. Kanser olup farklı türe geçen varsa buyrun gösterin. Buyrun. Hastalık değil faydalı mutasyon gerekiyor diyorum. Siz sanırım farklı bir evrim teorisi savunuyorsunuz. Hastalıktan hooop diye şapkadan tavşan çıkar gibi türleşiyor mu? O zaman hastalanıp sakat ara geçişler gösterin? Sakat türleşen canlılar gösterin? Hasta türleşmeyi ortaya koyun o zaman.
Bilgi eklemek zorunlu tabiki. Bilgi eklemezse evrim olmaz. Tür içinde varyasyon olur. Oysa ben makro evrimden bahsediyorum bunu söyleyelim şimdiden. Yani insanların ırklaşması falan filan demiyorum. Türleşme olacak, yeni cinsler, familyalar ve takımlar evrimle olacak. Milyarlarca yıllık bir süreçle evrime bunlar olacak. Bundan bahsediyorum. Bunun için DNA'ya yeni bilgi eklenmesi gerekir. Yeni bilgi eklenmezse farklı bir canlıya dönemez. Sizin tırnağınız çıkınca siz farklı bir tür olmuyorsunuz. Dinozorlar kanatlanıp kuş oldu diyorlar. Adaptasyonla kanat çıkmaz. Kanat bambaşka genetik bilgiyi gerektirir. DNA'ya yeni bilgi eklenmesi gerekmektedir. Sizin zannettiğiniz gibi değil. Sizin zannettiğinize göre sadece varyasyon olur. Makro evrim olmaz. Siz makro evrimi demiyorsanız orası başka. Ben makro evrim kanıtı istiyorum. Sizin dediğiniz gibi bir makro evrim olamaz. Aynı kalır. Değişim derken de insan da hergün farklı hissedebiliyor ve zamanla yaşlanıyor. Böyle bir değişim demiyorum ki makro evrim örneği istiyorum. Önce birbirimizi iyi anlamak gerekiyor. Bu arada türleşme örneği alamadım hala. Ya siz anlatın ya da türkçe bir yer verin de okuyayım. Bu arada evrimin vikipedi sayfasını da okudum. Yani hiç okumadığımı sanıyorsunuz da öyle değil işte.
Bu arada antibiyotik direncini spartacus örnek göstermişti ben de oradan devam ettim. Antibiyotikte bakteri yine bakteri. Kendinde olan bir şey ortaya çıkıyor. Yani yeni bir bilgi eklenip tamamen farklı bir canlıya evrimleşmiyor. Aynı kalıyor bakteri olarak kalıyor güzel kardeşim. Sen buna evrim diyorsan senin evrim anlayışın farklıdır. Ben makro evrim istiyorum sen ise evrimi sadece değişim olarak görüyorsun. Değişim derken makro bir evrim örneği istiyorum. Bakteri de öyle bir değişim yok. Kendinde olan direnç ortaya çıkıyor ve bir evrim gözlenmiyor maalesef. Bu arada radyasyonla kim türleşmiş açıklar mısınız? Bu arada bakteri ile vikipedi linki vermişsiniz tamam bakayım. Ama sınıflandırmadan bahsediyor bakteri evrimini bahseden yer var mı?
Bu arada o arkadaşım bizzat yabancı kaynakları da okur nature gibi. Nereleri okuduğumu sorduğumda ne bulduysam okudum demişti. Yani tek bir kaynaktan kopyala yapıştır yapmıyor. Bildiğini yazıyor. Ama 1 milyondan eski fosillerden genetik veri alıyorsak söyleyin. Kendisine tekrar bi sorayım ama siz de genetik veri alınıyorsa söyleyin bunu.
Genetik sürüklenme rastgele oluşmuş değişiklikler diyor popülasyonun gen havuzunda. Yani rastlantısal mutasyonlar mı oluyor? İyi de sakatlanırlar o zaman. Yani hasta olurlar. Mesela mutasyon kanser ederse tür ileriye gitmez geriye gider ve bireyler ölür. Hasta bireyler evrime katkı sunmaz bunu anlamak lazım önce. Bir de popülasyonu izole edip rastgele değişimle nasıl yeni tür elde edeceksin? Mesela insan 200 bin yıldır neden yeni türü ortaya çıkmıyor?
Save The Day
14-09-2016, 21:28
Neva bu arada çölde hayvan iskeletiyle evrimin alakası nedir? Nasıl bir alaka kuruyorsun?
Neva bu arada çölde hayvan iskeletiyle evrimin alakası nedir? Nasıl bir alaka kuruyorsun?
Size yazilanlarin hepsini okursaniz, anlayacaginizi umuyoruz.
Save The Day
14-09-2016, 22:45
Size yazilanlarin hepsini okursaniz, anlayacaginizi umuyoruz.
Evrim süreci çölde mi oldu diyorsunuz?
dine mine ne
14-09-2016, 23:19
Varlık, kendi, kendine kendisini oluştur-a-maz, çünkü varlık bir oluşum, olay değildir, oluşum yapıca-formca değişim-dönüşüm nazarında kullanılır(eski çamdı, bardak oldu, eski çamın bardak olması iradi bir müdahelenin ürünüyse, eski çamın kömür olması, karbon bileşiğine DÖNÜŞMESİ! kendiliğindendir.)
Eğer teolojik keyfiyetle her kavramı işe geldiği gibi çarpıtıp kullansaydık, bu şekilde kelime oyunlarıyla çarpıtsaydık, bilime de, bilimsel yol-yönteme de dahi karşılıklı anlaşabilme-ifade seçeneğine de sahip olamazdık...
Teoloji ne ki, Teolojinin amacı inananların inançlarını güçlendirmek ve kuralları ile insan yaşamını düzenlemektir,önemli kisim budur. Materyalist felsefenin sözde bilimsel dayanağı ise Evrim teorısidir. Aklı başında bir insan bu ondokuzuncu yüzyılın materyalist dokmalarına baglanarak bu imkansız senaryoları savunmamasi lazım.
Varlık, kendi, kendine kendisini oluşturmaz diyorsun, burada ayni fikirdeyiz ama devaminda ayriliyoruz.
çünkü varlık bir oluşum, olay değildir ne demek ?. Işte anlaşabilme seçeneğimiz bu tür cümlelerle elimizden alınıyor.Ha bu senin fikrin ola bilir tamam . Tamam olmayan kisim Evrim teorisini bilimsel gibi bizlere satmaya vejahut anlatmaya calismaniz.
Yok ki öyle birsey. Bilim derki ;kardesim senin bir iddian varsa ve sen bu ortaya atigini tekrar tekrar kanitlaya bilirsen o zaman senin iddian bilimsel teori yapariz,der.Tekrar tekrar arkada kalsin ,yahu bir kereye mahsus bile canlinin kendiliginden olusmuslugu yok iken ortada, Sen nasil bilimden yoldan yöntemden ne bileyim carptimalardan cümle kurabiliyorsun.
Materyalist düşünceden yola çıkarak,materyalist felsefedeki oluşumu bilimsel teorinin icine sokuyorsun.
Hayatin yeryüzünde kendiliğinden oluşdugu kanitlanmamis.Bu materialist düsünceler üzerinden,bir takim varsayimlar üzerinden nasil okullarda okutuluyor, anlamis degilim.
Save The Day
14-09-2016, 23:22
Teoloji ne ki, Teolojinin amacı inananların inançlarını güçlendirmek ve kuralları ile insan yaşamını düzenlemektir,önemli kisim budur. Materyalist felsefenin sözde bilimsel dayanağı ise Evrim teorısidir. Aklı başında bir insan bu ondokuzuncu yüzyılın materyalist dokmalarına baglanarak bu imkansız senaryoları savunmamasi lazım.
Varlık, kendi, kendine kendisini oluşturmaz diyorsun, burada ayni fikirdeyiz ama devaminda ayriliyoruz.
çünkü varlık bir oluşum, olay değildir ne demek ?. Işte anlaşabilme seçeneğimiz bu tür cümlelerle elimizden alınıyor.Ha bu senin fikrin ola bilir tamam . Tamam olmayan kisim Evrim teorisini bilimsel gibi bizlere satmaya vejahut anlatmaya calismaniz.
Yok ki öyle birsey. Bilim derki ;kardesim senin bir iddian varsa ve sen bu ortaya atigini tekrar tekrar kanitlaya bilirsen o zaman senin iddian bilimsel teori yapariz,der.Tekrar tekrar arkada kalsin ,yahu bir kereye mahsus bile canlinin kendiliginden olusmuslugu yok iken ortada, Sen nasil bilimden yoldan yöntemden ne bileyim carptimalardan cümle kurabiliyorsun.
Materyalist düşünceden yola çıkarak,materyalist felsefedeki oluşumu bilimsel teorinin icine sokuyorsun.
Hayatin yeryüzünde kendiliğinden oluşdugu kanitlanmamis.Bu materialist düsünceler üzerinden,bir takim varsayimlar üzerinden nasil okullarda okutuluyor, anlamis degilim.
Varlık oluşum değildir, sebep sonuç ilişkisi bu zeminde değildir falan yok alt zemin yok üst zemin falan diye felsefeye girmiş spartacus :) Ben de kimseden duymamıştım yok alt üst zemin falan diye. Proflar bile söz etmiyor. Buradaki üyeler özel kişiler. Başka kimsenin söylemediğini söylüyorlar. Farklı konuşuyorlar dikkat ettiysen. Bu arada dostum o donanımdaki konuya da yaz. Jgdpanzer devam edeceğim kimi getirirsen getir sorun yok dedi. Linki kaybettiysen tekrar atabilirim.
Yaşayan fosil deyince asıl siz ne anlıyorsunuz? Mesela milyonlarca yıl önce yaşamış bir canlının fosilini buluyorlar. Bakıyorlar ki aynı canlı günümüzde de yaşıyor. Çok az değişmiş ya da hiç değişmemiş. İşte bunu kastediyorum.
Eksik kastediyorsunuz ama, biz de z diyoruz ki, bu canli ornegin Kivi kusu, nasil oluyor da, dunyanin belli bir bolgesinde, adeta izole gibi bunca yil yasiyor ve gunumuze ulasiyor. Halbuki Kivigiller olarak familyasi mevcut. Ucamiyor. Ne kanadi var, ne de kanada benzer bir organ vb. Kemiklerinde hava kesesi de yok, ustelik yumurtluyor.. Ve soyu tukenmek uzere.
Bahsettigimiz yasayan fosil budur.
Oysa evrim geçirmesi gerekirdi fakat geçirmemiş.
Gordugunuz uzere evrilmis , hala evrim gecirmemis diye ufurmenizin anlami var mi? Nerede turlesme, tur cesitleri okuduklariniz hani?
Bir de evrim yanlışlanamaz diyorsunuz. Bilimsel bir teori yanlışlanabilir olmalıdır.
---/----
Ben de şüpheci bir şekilde yaklaşmaya çalışıyorum. Sorgulamadan kabul etmek olmaz. Taslaman'a falan laf atıyorsunuz ama evrimi sizden daha iyi biliyordur. Evrimciler ile aynı programa çıkıyor biliyorsanız. Ergi hocayla da tartışmıştı. Yani konunun uzmanlarıyla doçent ve profesörleriyle tartışıyor Caner. Siz tartıştınız mı? Bu arada evrim nedir adlı kitabı eleştiriyorsun gene. Kardeşim o kitabı Ernst Mayr yazmış. Modern biyolojinin kurucularından diyorum. Sen kimsin sen biyolog musun mesela? En büyük biyologlardan biri o adam. Modern evrim teorisinin kurucularından. Onun kaynağına bakacağız tabi. Kaynakları reddedip hayali spekülasyonlar üretirsen olmaz işte.
Elbetteki oyle diyecegiz, bakin hodri meydan, getirin bir bilimsel calisma, tek kalemde curutun evrimi. Bu kadar zor mu yahu? Iddiayi ortaya atan sizsiniz, baskasi adina (Taslaman) buralarda bogusan sizsiniz. Biz de diyoruz ki, madem bilgi alisverisi yapmak amaciniz, buyrun getirin bilimsel makale, hep birlikte inceleyelim, curutun evrimi.
Bakin 1964 basimli kitaptan, cimbizlama yaparak ortaya delil koymak, en basitinden dusunsel sahtekarliktir, ben elestirmiyorum, aksine degil mi ki o kisinin birden fazla urunu (kitabi) var( ustelik bunu da ben belirtiyorum baslikta) ve bu belgelenmis. Nerede elestirdim verdiginiz yazarin urununu?
Diyorum ki Taslaman, bir hoca olarak falan filan, adamin diger kitaplarini niye okumamis, hani evrim bahsine hakimmis ya o bakimdan!? Taslaman kendi kitaplarinda da kullanmis linkini vermistim yukarida.
Sizin o urunu kullanma seklinizi elestirmekteyim, bunun ikisini ayirmayi basardiginiz zaman gereksiz ufurmeler yapmassiniz. Veya bindirilmis kitalar esliginde geliniyorsa, politik arka planlidir. Ki, bu bahislerde kim, kimden besleniyor cok iyi biliniyor. Madem ki supheyle yaklasiyorsunuz, alir yazilan yazilari inceler bakarsiniz. Karsi bir kaynak getirir koyarsiniz. Bu kadar basittir yani.
Caner Taslaman'in onune simdi bir El Cahiz, bir Ibn-i Haldun vb. isimler atsak ne yapacak? Adam 770'li yillarda besin zincirinden soz etmis. Ne yani adam tanri inancli diye, soylediklerini mi reddecegiz? Bak evrim bahsi hic tereddut etmeden, bundan da bahseder. Taslaman bunlardan da bahsediyor mu soz ettiginiz programlarda?
Basit ornek;
https://en.wikipedia.org/wiki/Histor...ionary_thought
Önceki sayfalarda Şüpheci Dinsiz fosillerin nasıl zor şartlarda günümüze geldiğini nasıl istisna olduğunu anlatıyor. Yani fosilleşme zor bir olay aslında. Bunu bilmek lazım. Bu arada siz günümüzde yüz çizilir diyorsunuz. İyi de mesela bir adam suç işliyor ve görgü tanığı var. Görgü tanığı orada adamın yüzünü görüp de öyle çizdirtiyor. Oysa objektif veri lazım bize.
Sevgili Supheci Dinsiz'in yazdiklarini ben de okudum, fakat kendisi hicbir sekilde gunumuze ulasmadigini iddia etmiyor. Soyledigi gayet acik, aksine yaratiliscilar tarafindan carpitildigini da soyluyor;
Sevgili Save The Day,
Hayır, yeni genetik bilgi eklenmesi lazım değil.
Bir türün popülasyonu, şiddetli depremlerle geçilmesi imkansız uçurumlar oluşturması, ana kıtanın parçalanarak kıtalar oluşturması, kıtaların su baskınlarıyla ırmaklar oluşturması, kıtlık-kuraklık sebebiyle göç edilmesi gibi sebeplerle bölünüyor. Her bölünmüş popülasyonda mutasyon-doğal seçilim-üreme döngüsü devam ediyor.
Bölünmüş popülasyonlar arasında yüzbinlerce yıl gen alışverişi olmadığı zaman her popülasyon, kendi doğal seçilim habitatına uygun adaptasyona uğramış oluyor ve artık bu popülasyonlar karşılaşsa bile -yüzbinlerce yıl gen alışverişi olmadığı- için genetik yapıları birbirleriyle çiftleşse bile üreme olmayacak kadar farklılaşmış oluyor. Buna türleşme deniyor.
Fosil konusu yaratılışçılar tarafından yanlış anlaşılmış, anlaşılamamış, anlaşılmış olsa bile çarpıtılan bir konudur.
Çoğumuz biliriz ki, bir kedi-köpek ölüsü, bırakıldığı yerden bir kaç ay sonra yok olur gider. Ya toprağa karışır çözünür, ya bir takım başka hayvanlar tarafından yenir. Geriye kemikler kalsa bile bir kaç yılda onlar da ufalanır, toprağa karışır gider.
Mezara konan insanlar bile en fazla bir kaç 10 yıl sonra her şeyiyle yok olur gider.
Evrimde fosilden bahsediyorsak, türleşmenin kanıtlarını arıyorsak, aradığımız örneğin yaşının en az bir kaç yüzbin yıl olduğunu göz önünde bulundurmamız gerekir. Üst paragrafta organik yapıların (canlı bitki-hayvan) doğal koşullarda çok çabuk çözüldüğünden bahsetmiştik.
Peki bir kaç yüzbin yıllık, milyon yıllık organik yapılar nasıl günümüze dek ulaşabilmiş? Yalnızca bazı özel koşullarla korunmuş fosiller günümüze dek ulaşabilmiş.
Örneğin bir sinek-arı-güve reçine salgılayan bir ağaca konuyor, reçine henüz ıslakken reçineye hapsoluyor, reçine donuyor, reçinenin hava/su geçirmeyen darbeye dayanıklı ve doğanın aşındırıcı-çürütücü etkilerinden etkilenmeyen yapısı sayesinde günümüze dek ulaşıyor.
Örneğin bir ağaç-hayvan, şiddetli bir deprem sonucu toprak altında kalıyor, toprağın yapısı uygun ise hava-su gibi aşındırıcı etkilere maruz kalmıyor, zamanla taşlaşıyor, böylece günümüze dek ulaşıyor.
Örneğin bir hayvan, volkan püskürmelerinden sonra soğumakta olan lav içinde ölüyor. lav soğuyup taşlaşığında hava-su gibi aşındırıcı etkilere maruz kalmıyor, zamanla taşlaşıyor, böylece günümüze dek ulaşıyor.
Yani bulunan fosiller, yüzbinlerce-milyonlarca yıl önce yaşayan bitki-hayvanlar içinden yalnızca tesadüfi bir şekilde iyi korunmuş olanlar.
- Her türün fosili bulunacak diye bir kaide yok.
- Her türün ara formu (ki yaratılışçılar ara form kavramını anlamamışlar veya çarpıtıyorlar) bulunacak diye bir kaide yok.
- Şurada fosil var (kim bilir kaç deprem, sel, diğer felaket sonucu her nereye kaydıysa, hangi derinlikteyse) diye bir kaide yok.
Şu fosil niye yok? Çünkü ancak tesadüfen doğanın aşındırıcı-çürütücü etkilerinden korunmuş olanlar günümüze ulaşmış, diğerleri doğaya karışmış. Bunun suçlusu evrimciler değil.
Sevgiler
Neymis efendim bahsettigi? Okudugunuzu anlayiniz once.
Psikolojik harp falan değil. Sanırım sizin niyetiniz bu. Ben konuyu anlamaya çalışıyorum.
--/---
Sorgulamadan kabul etmek olmaz. Taslaman'a falan laf atıyorsunuz ama evrimi sizden daha iyi biliyordur. Evrimciler ile aynı programa çıkıyor biliyorsanız. Ergi hocayla da tartışmıştı
Anlamak amacinda olsaydiniz, ayni sorulari bahisleri tekrar tekrar don baba don, yazmazdiniz. Taslaman evrimi cok iyi biliyorsa, ciksin gelsin yazsin buraya, biz daha once de soyledik bunu degil mi, gelen hic kimseye gelme demeyiz. Hic kimse evrimi kabul etmek zorunda degil ki!? Bu nereden cikti. Ama ille de konuya sardiriyorsaniz, o zaman belge bilgi koymalisiniz, karsilikli bilgi alisverisi yapmalisiniz. Ufurmeyle olmuyor yani. Evet biliyorum, oteki basliginizda da yazmistim goruslerimi.
O insanlar, hocalar vs. baski altinda(ragmen) o programlara cikiyorlar, baski altinda olmasalar, bugun Turkiye'de okullarda okutulurdu evrim bahsi. Aleni sekilde korkuluyor iste evrim bahsinden, dinci kitlenin tahammulu yok. Bakin kendi halinde inanmis dindar kitle demiyorum, dinci kitle diyorum. Yoksa burada dindar insanla da evrimi tartistim ve keyif aldim. Nedir ki, kendisi dinci degildir..
Mesela insan 200 bin yıldır neden yeni türü ortaya çıkmıyor?
Siz modern insan olarak kendi turunuzden baska bir canliyla ciftlesiyor musunuz? Ciftlesmiyorsaniz neden? Ciftlesenlerin durumu nedir? Bunun gerekcelerini evrim acisindan dusunup cevaplamayi deneyin, boylece ortak ata bahsini de anlamis olursunuz.
Yetmezse sayet;
https://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=18538
Save The Day
15-09-2016, 01:13
Sevgili neva kivi kuşunun izole olup günümüze ulaştığından bahsettiniz. Yani familyasından ayrı kalarak nasıl da farklı yerlerde yaşıyor demek istiyorsunuz sanırım. Bakın o yaşadığı ortam için evrimleşmiştir demeye getiriyorsunuz sanırım. Oraya özel olarak yaratılmış da olabilirler. Bir anda yaratılış. Yani evrime destek olmuyor bu söyledikleriniz. Mezozoik çağdan kalma fosillerle birebir eşleştiğinden bahsediyorsunuz. Tamam işte aynı kalmış yani. Birebir aynı. Oysa değişmesi lazım evrime kanıt için.
Bu arada gördüğünüz üzere evrilmiş diyorsunuz. Kimden bahsediyordunuz bakteri mi? Evrilmeyi de önce anlamak gerekiyor. Mesela bazı kişiler her değişimi evrim olarak adlandırmakta. Oysa ben değişimi reddetmiyorum. İnsan bile hergün aynı değil. Ruh hali değişiyor, zamanla yaşlanıyor, kilo alıp veriyor vs. Yani değişim bir gerçek. Ama benim kasteddiğim öylesine değişimler değil. Evrim derken makro evrimden bahsediyorum. Mesela türleşme olacak, cins, familya ve takım evrimle oluşacak. Bunlardan bahsediyorum evrim derken. Yoksa mesela siz gidersiniz estetikle değiştirirsiniz kendinizi. Bunu demiyorum evrim derken. Yani bazıları konuyu farklı algılıyorlar. Peynirin küflenmesi falan da demiyorum. Dediğim gibi makro evrimden bahsediyorum ve asıl mesele bunu ortaya koymaktır. İnsanın ömrü ortalama 70-80 yıldır. Fakat bu makro evrim o kadar uzun bir süreç ki milyonlarca yıl alabilmektedir. İşte insanın ömrü bunu görmeye yetmemektedir. Dolayısıyle gözlemsel destekten yoksundur o yüzden. O zaman kanıt nedir? Bu arada evrimi çürütün gibi ifadeler kullanıyorsunuz. Evrimin nasıl yanlışlanabileceğini önce ortaya koymanız gerekir. Yoksa olmaz. Önce bunu bir söyleyin. Şöyle şöyle olursa evrim çöker de.
Bu arada 1964 basımlı olduğunu nereden biliyorsunuz? Kim söyledi? İngilizcesi mi var sizde? Mesela amazondan kitabın içeriğine baktım orada da 2001 yazmakta. Bu arada 1964 olduğunu varsayalım. İçindeki bilgiler güncel değil mi de 1964 lafzını söylüyorsun bu düşünsel sahtekarlık olmuyor mu o zaman? 1964 olup olmadığı şu an belli değil ama ki öyle olsa bile bunun ne sorun doğurduğunu söylemedin. Bilgiler mi eski nedir yani? Öylesine mi söyledin? Birden fazla kitabı olabilir bende bu kitabı var ve bundan örnek verdim. Fosille ilgili anlattıklarından bir ifadesini buraya astım. Asıl senin yaptığın düşünsel sahtekarlık oluyor. Kitap var gayet de belirtirim kardeşim. Neye bozuldun ki anlamadım.
Bana hala kanıt sunmadınız demagoji yapıyorsunuz sadece. Nedir kanıt evrimin? Bakteri mi? Bakteri dediğim gibi zaten kendinde olan direnç mutasyonla açığa çıkıyor. Kendinde var zaten. Olmayan yeni bir bilgi eklenmiyor. Bu şekilde makro evrim olmaz. O yüzden makro anlamda bunu söyleyemeyiz. Antibiyotik direnci ile makro evrim oluyorsa buyrun dinliyorum. Fosillerde de dediğim gibi kesintisiz bir tablo yok. Mesela A türü B türüne dönüştü diyorsak dönüşmenin kademelerini ve ara geçişleri ortaya koymak gerekir. Kademeler ortada yoksa, kesintili ve sıçramalı bir tablo varsa evrimden söz edemeyiz. Fosillerde bir anda ortaya çıkıyor gibi görünüyor canlılar. Ernst Mayr da böyle söylüyordu zaten. Bu bulgu evrimi değil bir anda ortaya çıkışı gösterir. Siz evrimi savunuyorsanız evrimi destekleyen şeyler sunmalısınız. Bir de hep evrimi doğrulayıcı şeyler sunmaya çalışmaktasınız ama nasıl yanlışlanabileceğinden hiç bahsetmiyorsunuz. Buyrun çekinmeyin bunu da anlatın.
Taslaman falan filan diyorsunuz. Kendisi TV'lerde uzmanlarla tartışıyor. Korkup gelemeyeceğini sanmam. Direk çoğunluğa hitap etmek istiyor. Buraya gelse kaç kişi okuyacak? Bütün Türkiye'ye hitap ediyor. Doçent ve proflarla tartışıyor. Böyle bir insan senin gibi kaç tane insanı cebinden çıkartır düşün. Ayrıca kendisiyle direk iletişime geçen olmadı ki. Sitesine yazmakla olmaz. Kendisini tanıyan ve iletişimde bulunan kişi kibarca davet etmeliydi. Mesela Natan davet edebilirim dedi ama bir daha sesi soluğu çıkmadı. Davet etmekten kaçındı. Bir de gelmedi diyorsun. O zaman bizzat sen davet et tanıyorsan. Ben de gelmesini isterim. Spartacus ile çok güzel tartışırlar diyorum. Bomba bir tartışma olur.
Şöyle şöyle olursa evrim çöker de.
Bu arada 1964 basımlı olduğunu nereden biliyorsunuz? Kim söyledi? İngilizcesi mi var sizde? Mesela amazondan kitabın içeriğine baktım orada da 2001 yazmakta. Bu arada 1964 olduğunu varsayalım. İçindeki bilgiler güncel değil mi de 1964 lafzını söylüyorsun bu düşünsel sahtekarlık olmuyor mu o zaman? 1964 olup olmadığı şu an belli değil ama ki öyle olsa bile bunun ne sorun doğurduğunu söylemedin. Bilgiler mi eski nedir yani? Öylesine mi söyledin? Birden fazla kitabı olabilir bende bu kitabı var ve bundan örnek verdim. Fosille ilgili anlattıklarından bir ifadesini buraya astım. Asıl senin yaptığın düşünsel sahtekarlık oluyor. Kitap var gayet de belirtirim kardeşim. Neye bozuldun ki anlamadım.
Neden biz soyleyelim? Biz diyoruz ki hodri meydan, kaynak vb. bir dolu sey getirin cokertin evrimi. Anlasilmayan bir yer var mi?
Cokertemezsiniz, evrim cokerse, big bang da coker zira.Bunu da gayet iyi bildiginizden surekli olarak donup donup ayni sorulari sorarsiniz.
Farketmez, 1964 de olsa olur, benim sordugum adamin diger kitaplarini da okumus mu Taslaman? Veya siz?
Sahtekarlik diye bahsettigim, cimbizlama yapmak suretiyle, size soylenenden bi haber, sirf yazmis olmak icin yazmanizdir. Bakin yukarda sordum size; Nerede elestirdim diye degil mi?
Bilakis size link verdim kitaplara iliskin, cekin asagi gorun diyerek. Kismen guncel degil, 1964'den- 2016'ya epey yol kaydedildi, calisma, bulgu vb.. Kaldi ki sevgili Supheci Dinsiz de size yukarida aciklamisti, donup bir daha okuyun. Ki ne kadar guncel olabilecegini irdeleyebilirsiniz.
Demogojiye basvuran sizsiniz ama, sahi bu kacinci baslikti evrime iliskin actiginiz? Icerik olarak ne koydunuz bilgi vs. videolardan baska????
Save The Day
15-09-2016, 01:42
Beni evrimi çökertmek için görevlendirilen biri mi sandınız? Konu başlığı ne okumadınız mı yahu? Evrimin ispatı nedir diye soruyorum zaten! Anlamak neden bu kadar zor. Çökertmeye geldiğimi kim söyledi ki? Hep beraber burada evrime kanıt olarak sunulan şeyler konuşmuyor muyuz. Kanıtlarını evrimi savunanların sunması gerekir. Senin dediğine benzer bir şeyi Ergi hoca da diyordu. Yayınlayın makale falan gibi. Kardeşim ben ondan mı bahsediyorum. Evrimin kanıtlarını konuşuyoruz. Konuştuğumuz konuyu anlamak gerekiyor önce. Bu arada evrim çökerse Big Bang niye çöküyor anlamadım. Ne ilgisi var ki? Evrim olmazsa Big Bang olmuyor mu? Evrime muhtaç mı?
Ernst Mayr'ın diğer kitapları bende yok açıkçası. Taslaman büyük ihtimalle okumuştur. Sahtekarlık dediğiniz şey sizin olayı anlamamanız. Ernst Mayr'ın fosil hakkındaki açıklamasını buraya verdim. Nerdeymiş sahtekarlık sizin algınızda mı? Kitaptan alıntı yapabilirim tabiki. Fosilden bahsediyordu ben de verdim. Bunda bir problem yok. Tarihe takılmış olabilirsiniz. İyi de 1964'te sunulduğuna dair kanıt nedir? Link verdim dediğiniz Taslaman'ın kaynakça kısmıydı evrim kitabıyla ilgili. Ernst Mayr'ın evrim nedir kitabının tarihini nerden biliyorsunuz? Mesela Amazonda' da 2001 yazıyor. Ki 1964 olsa bile mesela oradaki verdiğim bilginin neresi yanlış? Neresi eski ve güncel değil bunu belirt. Tarih belirtmekle olmaz. Dersin ki kardeşim bu bilgi eski fosillerle ilgili artık şu bilgilere sahibiz. Öyle demeden tarih verip sahtekarlık diyorsun. Birincisi konuyla ilgili kitaptan alıntı yaparım. Senin bu yaptığın sahtekarlık olur asıl. Kitaptan alıntı yapamazsın mı diyorsun?
Demagojiyi sen yapıyorsun. Evrimle ilgili evet başlıklar açtım. Ama ben orada kendi teorimi ortaya koymuyorum ne bilgisi hala demagoji yapıyorsunuz. Evrim teorisine dair sunulan kanıtları konuşuyoruz. Ben de bu kanıtlarla ilgili düşündüklerimi söyledim. Mesela fosille ilgili tekrar bahsedeyim. Kardeşim evrim şunu diyor mesela bi tür başka bi türe zaman içinde dönüştü diyor. İyi de bunu fosil kaydının desteklemesi lazım. Zamanla oldu diyor bide. O zaman kademeleri lazım. Bir anda olmuyorsa kademelerini fosilde görmemiz gerekiyor. Ama fosillerde böyle kademeler yok. Sıçramalı ve kesintili tablo var. Bu ise evrimi göstermez. Evrime dair bir kanıt olarak gösterilemez. Sadece tahminde bulunmuş olabiliriz. Birisi de bir anda yaratılış der. Birbirinden bağımsız olarak yaratılış der. Yani evrim ilişkisini ortaya koymak gerekir fosillerle ilgili.
Ernst Mayr'ın diğer kitapları bende yok açıkçası. Taslaman büyük ihtimalle okumuştur. Sahtekarlık dediğiniz şey sizin olayı anlamamanız. Ernst Mayr'ın fosil hakkındaki açıklamasını buraya verdim. Nerdeymiş sahtekarlık sizin algınızda mı? Kitaptan alıntı yapabilirim tabiki. Fosilden bahsediyordu ben de verdim. Bunda bir problem yok. Tarihe takılmış olabilirsiniz. İyi de 1964'te sunulduğuna dair kanıt nedir? Link verdim dediğiniz Taslaman'ın kaynakça kısmıydı evrim kitabıyla ilgili. Ernst Mayr'ın evrim nedir kitabının tarihini nerden biliyorsunuz? Mesela Amazonda' da 2001 yazıyor. Ki 1964 olsa bile mesela oradaki verdiğim bilginin neresi yanlış? Neresi eski ve güncel değil bunu belirt. Tarih belirtmekle olmaz. Dersin ki kardeşim bu bilgi eski fosillerle ilgili artık şu bilgilere sahibiz. Öyle demeden tarih verip sahtekarlık diyorsun. Birincisi konuyla ilgili kitaptan alıntı yaparım. Senin bu yaptığın sahtekarlık olur asıl. Kitaptan alıntı yapamazsın mı diyorsun?
Ne munasebet!?Kendi kendinize yazmissiniz.
Oysa soyledigim acik, tarihe takilmayin o kadar, ben eger bir yerde bu bilgi yanlis dediysem onu alip getirin bana, koyun ve gosterin bak boyle demistiniz diye. Sahtekarlikla kastedilen, kullanim sekliniz. Bir daha yazmama gerek var mi?
Iste diyorum ki daha fazla bilgiye sahibiz. Kaldi ki fosile iliskin de yukarda aciklandi, kosullari anlatildi. Bunun icin de, bundan sonrasini siz arastirin, bakalim ne tur bilgiler vb. mevcutmus.
Save The Day
15-09-2016, 01:52
Ne munasebet!?Kendi kendinize yazmissiniz.
Oysa soyledigim acik, tarihe takilmayin o kadar, ben eger bir yerde bu bilgi yanlis dediysem onu alip getirin bana, koyun ve gosterin bak boyle demistiniz diye. Iste diyorum ki daha fazla bilgiye sahibiz.
Bunun icin de, bundan sonrasini siz arastirin, bakalim ne tur bilgiler vb. mevcutmus.
Ne açığı yahu. Kitaptan alıntı yapamaz mıyım sorun nedir anlamıyorum yahuu. Nedir kardeşim problem? Kitaptan alıntı yapamaz mıyım. Ne diyorsun söyle. Tarihe takılma diyorsan üstüne basa basa 1964 ve sahtekarlık demeyeceksin o zaman. Senin bu yaptığın düşünsel sahtekarlık olur o zaman. Yanlış demiyorsan ne diyorsun neye karşı çıkıyorsun belirt. Mesela orada verilen bilgi doğru mu yanlış mı buyrun söyleyin. Doğru mu yanlış mı? İtiraz neye? Hem koskoca Ernst Mayr yazmış kitabı. 1964 olduğunu varsayarsak bi tek güncel değil diyebilirsiniz. İyi de orada yazan bilgi doğru mu yanlış mı buyrun söyleyin.
Arkadaşlar neyse konuyu dağıtmadan devam edelim. Geçmişte yaşayan canlıları nereden biliriz? Cevap fosiller. Fosilleri incelememiz gerekir. Evrim diyorsak zamanla olan türleşme ve değişimden söz ediyoruz. Yani türleşme olur, cins, familya ve takım evrimle oluşmuştur diyoruzdur. Bunu da gözle görmek mümkün değildir çünkü ömrümüz yetmemektedir. Biz de fosillere bakıyoruz. İyi de bu çok hassas bir konu. Değiştiğini öne sürüyorsak ortaya kademeleri de koyabilmek gerekir yoksa evrimden söz edemeyiz. Fosillerde ise öyle hassas ve kesintisiz değişimler yoktur. Sıçramalı ve kesintili olarak fosiller vardır. Yani kademeleri ortaya koyamıyoruz. Dolayısıyle evrimden söz edemiyoruz fosillere bakınca. Hatta birden ortaya çıkar gibi görünür canlılar. Fosilleşme zordur ve istisnadır. Yani sıkıntılı iştir. Her canlı fosilleşse o zaman çok daha fazla bilgiye sahip olurduk. Ama öyle değil. İşte A türü B türüne zamanla dönüştü diyorsak bunun kademeleri olmalı ki kanıt olsun. Ama fosillerde bu yok. Birbiriyle evrimsel bir ilişki kurmak tahmin olur. Yani evrimle o çıktı diyebilirsin ama bir başkası da birbirinden bağımsız olarak yaratıldılar der. Yani fosiller nasıl evrime kanıt olur açıklayacak biri varsa dinlemek isterim.
Ne açığı yahu. Kitaptan alıntı yapamaz mıyım sorun nedir anlamıyorum yahuu. Nedir kardeşim problem? Kitaptan alıntı yapamaz mıyım. Ne diyorsun söyle. Tarihe takılma diyorsan üstüne basa basa 1964 ve sahtekarlık demeyeceksin o zaman. Senin bu yaptığın düşünsel sahtekarlık olur o zaman. Yanlış demiyorsan ne diyorsun neye karşı çıkıyorsun belirt. Mesela orada verilen bilgi doğru mu yanlış mı buyrun söyleyin. Doğru mu yanlış mı? İtiraz neye? Hem koskoca Ernst Mayr yazmış kitabı. 1964 olduğunu varsayarsak bi tek güncel değil diyebilirsiniz. İyi de orada yazan bilgi doğru mu yanlış mı buyrun söyleyin.
Yukarida cevabini vermistim ama tekrar donup okuyun.
Save The Day
15-09-2016, 02:06
Yukarida cevabini vermistim ama tekrar donup okuyun.
Okudum zaten. 1964 yılındaki bir kitaptan alıntı yapmanın düşünsel sahtekarlık olduğundan bahsediyordunuz. Bence sizin yaptığınız düşünsel sahtekarlıktır. Kitaptan alıntı yapabilirim ki Ernst Mayr çok büyük bir biyologtur. Tabiki alıntı yaparım kardeşim. Ayrıca yıl konusu ise başka biyerde de 2001 yazıyor. !964 olduğunun kanıtı gerekir. Ki öyle olduğunu varsaysak bile eski olmasının şu önemi olabilir mesela Ernst Mayr bir şey söyler ama zamanla o bilgi güncelliğini yitirebilir. Sadece tarih vermekle bir şey söylemiş olmuyorsunuz. Bilgi yanlış ise bunu belirtin. Yoksa dediklerinizin bir anlamı olmuyor. Neyse konu amacından sapmış oldu. Sizinle bu konudaki yazışmalarımız alakasız yerlere kaydı. Konuyu daha fazla saptırmayalım.
Okudum zaten.
Carpitmaktasiniz, bakin ayrica diger dusunsel sahtekarliginiz da su, elestirmedigim gibi, ustelik diger kitaplarini da verdim size, bunlari da okumus mu(Taslaman'a iliskin) veya okudunuz mu diye. Cunku siz kendisinin evrim bahsine hakim oldugundan bahsettiniz. Kanit cok net uzerinde, Google'da adini yazip aratirsaniz gorursunuz.
Originally published: January 1964
Author: Ernst Mayr
Kaldi ki bilgi yanlis da denmedi size tarafimdan degil mi?
Save The Day
15-09-2016, 02:26
Carpitmaktasiniz, bakin ayrica diger dusunsel sahtekarliginiz da su, elestirmedigim gibi, ustelik diger kitaplarini da verdim size, bunlari da okumus mu veya okudunuz mu diye. Kanit cok net uzerinde, Google'da adini yazip aratirsaniz gorursunuz.
Originally published: January 1964
Author: Ernst Mayr
Kaldi ki bilgi yanlis da denmedi size tarafimdan degil mi?
Diğer kitaplarını okurum okumam tamam da bende bulunan kitaptan alıntı yaptım. Gayet de yaparım. Sahtekarlık falan yok bunu kafaya sokmak lazım önce. Bilgi yanlış değilse tarihini eleştiremezsiniz kitabın. Orada tarih bilginin doğrulu üzerine veriliyor. Yani 1964 eski ve bilgi yanlış anlamına gelir. Oysa tek başına bir anlam ifade etmemektedir. Bilgi yanlış değilse tarihten bahsetmek anlamsız. Kendisi çok büyük bir biyolog ve evrim teorisinin teorisyenlerinden. Ben de onun ifadelerinden alıntı yaptım. Gayet de yaparım. Bunda bir problem yok. Hatta konuyla ilgili güzel bir açıklama vardı. Bu arada 1964 nerede yazıyor? Nerde okudunuz? Ben de 2001 gördüm biyerde mesela.
Gayet de yaparım.
---/----
Yani 1964 eski ve bilgi yanlış anlamına gelir.
Tabi ki yaparsiniz, aksi hic iddia edilmedi ki!?
Yok gelmez, o sizin husnu kuruntunuz, yanlis olsaydi yanlis denirdi. O yuzden soruyorum ya nerede yanlis dedim, kopyalayip getirin diye. Ama hala getirdiginiz birsey yok.
Ben tarama yaparken buldum, sanirim siz de bulursunuz.
Save The Day
15-09-2016, 02:36
Tabi ki yaparsiniz, aksi hic iddia edilmedi ki!?
Yok gelmez, yanlis olsaydi yanlis denirdi. O yuzden soruyorum ya nerede yanlis dedim, kopyalayip getirin diye.
Ben tarama yaparken buldum, sanirim siz de bulursunuz.
Aksi iddia edildi mi diyorsun da sahtekarlık diyordun. Unuttun mu hemen? Yanlış olsaydı yanlış derdik diyorsun. O zaman tarihini vurgulamayacaksın. Tarih şu ve eski diyorsan bilginin yanlışlığını belirt. Belirtmiyorsan tarihinden bahsetme. Konu iyi amacından sapmış oldu teşekkürler. Senin sahtekarlık takıntın asıl saçmalıktır. Gayet de alıntı yaparım Ernst Mayr. Tekrar diyorum çok büyük bir biyolog kendisi. Evrim teorisinin en önemli teorisyenlerindendir. Büyük katkısı vardır. Ben de o değerli zatın kitabından alıntı yaptım. Sahtekarlık diyorsun ama ne dediğinden haberin yok. Alıntı yapmakta problem yok. Tarihte ise dediğim gibi eski olduğunu ve bilginin güncel olmadığını düşünüyorsan o zaman yanlışsa belirt. Yoksa doğrudur bilgi. Yani bu kitap eskiden yazılmış artık günümüzde geçerliliği yoktur ve bilgi yanlış diyorsan buyur yanlışlığını belirt ama bunu yapmıyorsan tarihinden bahsedemezsin. Ayrıca ben de baktığımda 2001 buldum. Yani bunları 1964 olduğunu varsayarak yazdım.
Aksi iddia edildi mi diyorsun da sahtekarlık diyordun. Unuttun mu hemen?
Hayir ben unutmadim, siz unutmus olabilir misiniz? 153 numarali mesaj;
Mayr'i mi anlatmayi deneyeceksin bize sevgili Save the Day :)
1964 de basilan kitabindan alinti getiriyorsun, ki kendisi de genetik suruklenme bahsini kesinlikle reddetmeyen bir biyologdur. Katkisi da cok fazladir evrime iliskin.
Paleontoloji, fosilbilimdir.
Dolayisiyla buldukca ortaya ornek koyar, kategorilendirir. Paleontoloji'nin her soyolus listesinde bosluklar bulmasi olmasi gerekendir zaten, aksi absurd olur evrime iliskin. Yani baska bir deyisle sen sunu demis olursun, doganin degisim/donusumune iliskin, durdurun, torunlara bakalim!?
Ancak genetik suruklenme veya evrime iliskin temel ilkelerden bir haber olan Caner Taslaman bunu isleyebilir, buna da sasmayiz tabi ki.
Yani eline bir tur alip, kaz oglum kaz onun alt tabakalarina inip birsey bulamassin, keza cografya cografya dolasip o tur'e ait, karis karis kazarak bulgu da aramayamassin. Paleontoloji'de evrime iliskin, dunyadaki cesitli cografyalardan, universitelerden, dolayisiyla turlerden bilgi akisi olur, esleme yapilir, bilim bu sekilde calisir.
Haydi cok kisa kestirme bilgi verelim, ilgilenirsen okursun;
https://en.wikipedia.org/wiki/Founder_effect
Buna bir de alt basamakta farkli ilkeler eklenir, ki bunlar cografyaya iliskin goc'ler, taksonomi, secilimdir. Daha da anlasilir olmasi bakimindan bilinen bir ornek verelim, kutup ayilari, boz ayidan evrilirler. Kutup ayilari belli bir bolgede adeta daralmis olarak yasamlarini surdururken, boz ayilar daha genis ve cesitli cografyalarda yasamlarini surdururler.
https://en.wikinews.org/wiki/Polar_bears_related_to_extinct_Irish_bears,_DNA_st udy_shows
http://www.cell.com/current-biology/abstract/S0960-9822(11)00645-2?_returnURL=http%3A%2F%2Flinkinghub.elsevier.com% 2Fretrieve%2Fpii%2FS0960982211006452%3Fshowall%3Dt rue&cc=y=
http://www.eyos-expeditions.com/wp-content/uploads/arctic-polar-bears2@2x1.jpg
Bu da 12 saat once arastirmacilardan gelen taze bir haber,
http://www.cbc.ca/news/canada/edmonton/summer-berries-can-t-replace-seal-blubber-for-polar-bears-say-researchers-1.3759050
Yani turlesme cesitlerini ve kosullarini bilmeden, butun bunlardan soyutlayarak, cimbizlayarak getirilen alintilardan bir sey cikmaz. Turlesme kendi icinde gayet genis bir alanda birden fazlayken, bunlari bilmeden torun niye yok ortada diye dolasmaniz alakasizdir.
153. mesajdan itibaren tek tek anlayana degin okuyunuz bence.
Save The Day
15-09-2016, 02:51
Evet paleontoloji fosil bilimidir. Doğru. Ama burada bahsedilen boşluklar sıkıntı oluşturuyor. Bahsetmiştim bundan. Bir tür diğerine dönüştü diyorsak zaman içinde bunun kademelerini ortaya koymak gerekiyor. Fosillere bakıyoruz ama boşluklar var kademeler yok. Hatta bu boşluklar bir anda ortaya çıktığını gösteriyor. Yani bir anda ortaya çıkıyor gibi görünür. Evrimleşmeye dair bir kanıt değildir. O boşluklara rağmen evrim var diyorsak, bir başkası da onlar birbirinden bağımsız olarak yaratılmış da diyebilir. Çünkü orada boşluklar var ve kademeleri ortaya koyamadık. Boşluklar varsa evrimden söz edemiyoruz. İşte bundan bahsediyordum.
Genetik sürüklenmede ise o popülasyonun gen havuzunda rastgele değişimler olur ve bir de izole olurlar di mi. Tamam da ben de diyorum ki insan türü neden 200 bin yıldır türleşme olmadı? Bunu merak ediyorum. Koskoca 200 bin yıl var. İnsanlar türleşse aha insan da evrim geçirdi diye örnek gösterirdik. Ama insanda öyle bir şey olmadı. Oldu da gizliyorlar mı yoksa? Hep eskiye dair örnekler veriliyor ama işte üstte bahsettiğim fosil problemleri var orada. Bu arada kutup ayısı örneği vermişsin. Boz ayının kutup ayısını doğurması olayı var bildiğim kadarıyla. Yani mutasyon oluyor canlı farklı tür doğuyor. İyi de bunu gören var mı peki? Yani gözlem var mı buna dair yoksa tahmin mi var? Buralar önemli işte.
spartacus
15-09-2016, 03:01
Teoloji ne ki, Teolojinin amacı inananların inançlarını güçlendirmek ve kuralları ile insan yaşamını düzenlemektir,önemli kisim budur. Materyalist felsefenin sözde bilimsel dayanağı ise Evrim teorısidir. Aklı başında bir insan bu ondokuzuncu yüzyılın materyalist dokmalarına baglanarak bu imkansız senaryoları savunmamasi lazım.
De get...
Save The Day
15-09-2016, 03:10
Sevgili spartacus bu konu hakkında yani evrim hakkındaki değerli görüşlerinizi bizlerle paylaşır mısınız?
izninizle buna ben de de get demek istiyorum.
materyalist felsefenin 3000 yıllık tarihi var.
doğu felsefesinde daha bile eski olabilir.
Save The Day
15-09-2016, 03:25
Tamam nihilist bir de konuya evrimle ilgili ne düşünüyorsan yazar mısın? Yani yok felsefe tarihinde şöyle oldu falanı değil evrimi yaz lütfen.
yazdım.
korelasyon.
kapiş.
Save The Day
15-09-2016, 03:58
yazdım.
korelasyon.
kapiş.
Prof Turan Güven diyor ki sen bu benzerlikleri öyle izah edersin bir başkası da yaratan daha farklı mı yaratacaktı der diyor. Buna ne diyeceksiniz.
ben sana düşün diyorum.
sense acele ediyorsun.
sen ve babanın genetik ortaklığı senle halanın oğlundan fazladır.
çünkü akrabalığınızın derecesi daha yakındır.
yakınlıkla genetik ortaklık arasında doğrusal artan ilişki var..
korelasyon bu.
sadece ortaklık değil,çok az rastlanan genetik sorunlar için de aynı şeyi söylemek doğru.
aleller için de.
şempanze ile insanın tam da aynı genin bozuk kopyasını taşıdıkları için c vitamini sentezleyememesi de.
ortada gözleme taban veren bir yaratıcı yok.
dolayısıyla kaynağı olmayan bilgi uydurup onun üzerinden açıklama yapılmaz.
ne yaratıcısı ya.
hem yaratıcı yaratıyorlar,
bi de işine karışıp nasıl yaratacağının çerçevesini çiziyorlar.
sen korelasyonu düşün, artan doğrusal ilişkiyi.
o zaman anlarsın benzerlikleri nasıl izah edip edemeyeceğini.
benzerlikler eşit mesafede değil.
akrabalıkla birlikte artıyor.
ne kadar akraba o kadar ortak.
niye.
sen yaratılmıyorsun.
ana-babandan gen alarak yaşam buluyorsun da ondan.
çok uzak coğrafyadaki bir diğer insan teki ile de ortak genlerin var.
ama neden anan-baban kadar ortak genin yok.
var mı açıklaması.
spartacus
15-09-2016, 04:32
Sevgili spartacus siz bir filozof olarak yanlışlıklar ve safsatalara dayanamıyorsunuz anlıyorum sizi. Yanlış konuştuysam kusura bakmayın. Bizi safsatacılardan koruyun. Neden ve nasılı başka olgu başka diyorsunuz. Ben bu konuda şunu diyorum. Mesela evrime mekanizma olarak mutasyonlar gayet önemlidir. Yani DNA'ya yeni bilgi eklenerek bambaşka canlıya dönüşmesi gerekir. İşte mesela mutasyonun bunu yapamayacağını ortaya koysak evrim çökmez mi?
Sevgili Save
Bir olay gerçekleşmiş olsun, bin kafadan ses çıkabilir, ama bu olayın gerçekliğini gölgelemez. Yani bir çok insan firikir yürütür, nasıl oldu, şöyle olmuş olabilir, böyle olabilir vs... Dilde kullandığımız bir söz vardır işte, "Güneş balçıkla sıvanmaz", bazılarının ideolojik hezeyanalrla yürüttüğü propagandalar kara progandadır...
Big bang'i eğip büktüklerinde KOCA BİLİM İNSANI öyle demiş, vay efendim kaç bin bilim insanı bunu kabul etmiş diye çoğunluk safsatası kullananlar, neden Evrim teorisine gelince yan çizer(iki yüzlüdür, iki yüzlülüğünü ise ne yazık ki cehaletine borçlu), demek ki, objektif olamayan insanın, bilim tartışmasında yeri de yoktur, sizlerde bu tür insanlara itimat etmemelisiniz.... bulundukları alan ve yemlendikleri bilgi-bilim-bilinçli olmak filan değildir, bir kaç basit kof sloganın kölesi olma durumudur, yani, yaptıkları paçavra siyasettir, hedefledikleri ise kara, içi boş proganda yapacak bir dolu papağan...
Evrimin motoru SALT mutasyonlar değil, sağda solda slogan atan her dingile aldanmayın. Lakin mutasyonlarda olasılıktır, öyleyse siz bu olasılığıda hesaba katmak zorundasınız, bilim insanları da bunu yapıyor, hesaba katıyor. bir birimde, herhangi bir mutasyon olursa ve eğer bu mutasyon mevcut koşulda avantaj sağlarsa, kalıtsal olarak aktarılacağı diğer bireylerlede devam eder, dezavantaj oluşturur da, adaptasyonu kırarsa o birey sürdürülebilirliğini kaybeder(eğer adaptosyonu kırıyorsa!), ister kısa vadede koşula yenik düşerek, isterse nesil üretemeyerek ama isterse üretilen nesillerinde adaptasyon sorunundan kaynaklı tükenip gitmesiyle veya saf dışı olması-elenmesiyle. Bu ifadem de ne gibi bir beis var? yanlışsa neresi yanlış, neden yanlış?
Siz bir mutasyonun, verili koşulda avantaj mı, dezavantaj mı sağladığını keyfi olarak nasıl belirleyeceksiniz? Bunu nesiller boyu gözlemle nasıl yapacaksınız? Ama illa mutasyonla avantaj sağlanmış canlı diyeceksek, lütfen canlılarda yapılmış bir çok deneyi inceleyin, binlerce deney yapıldı, lütfen, gaipten masal okumak yersiz.
Mutasyon ifadesi evrim mekanizmalarından sadece birisidir ama SALTIK değildir. Tabloya bir bütün halinde bakıyoruz, ve bütünlük içinde mutasyonda var, var ne yapalım gerçek bu, o tabloda bu da mevcut, ama tek başına değil ki? O tabloda daha bir çok faktör mevcut... Bir mutasyonla Evrim teorisini çökertemezsiniz(özel durumlsrdan genel sonuçlar safsatası), ancak mutasyona dair bilinen yanlışları düzeltmiş olursunuz, eğer haklı iseniz..
Bir de şu sıçrama olayında şunu dile getireyim. Mesela A türü zamanla B türüne dönüştü diyorsak bu dönüşümün kademelerini ortaya koymalıyız. Yani A türü uyuyor ve sabah kalktığında B olmuyor. Zamanla oluyor bu. İşte kademelerini ortaya koymak lazım. İşte şöyle oldu, böyle oldu kademe kademe B türü oldular gibi kademe ortaya koymak gerekir. Kademeler yoksa ve sıçrama varsa nasıl evrimden söz edeceğiz? Burada evrimden söz edebilmenin koşulu kademeleri ortaya koymak değil mi? Arada boşluk varsa nasıl evrim diyeceğiz? Bir anda yaratılış da diyebiliriz. Ki fosillere baktığımızda kademeleri göremiyoruz ve türler bir anda ortaya çıkıyorlar. İşte bu evrim için sıkıntı oluşturur diyorum haksız mıyım? Buna açıklık getirir misiniz hocam?
Sıçramalı Evrim konusu yakın geçmişe dayanıyor, çünkü incelenen milyonlarca fosilde bu gözlemlendi, daha erken tarihlerde gözlem ebadı, gözlem sayısı, gözlemci sayısı, fosil kayıtları o kadar değildi, yani süreçle elde edilen birikim, tecrübe, delil, nasılların bazı noktalarında, bazı düzeltmelere gereksinim duydu, ama dediğim gibi olgulari öznelerin olgu hakkında neyi, bilip bilmedikelrine bağlı değildir, o yüzden olgudur... yani anlatamıyorum, USÜL-ESAS başka şeydir, usule ayrkırılık arzetmeyen dıdığının, dıdıkları başka...
Yanlış anlamışsın, sıçrama demek, nitel bağın, diğer nitel bağ arasında kopukluğu demek değil :) Aksine ikiside İÇ-İÇEDİR, bir nitelik, mevcut olduğu ama çatıştığı diğer niteliğin bağrındadır, lakin baskın değildir, baskın olması da verdiğim tuğla örneği gibi, eşik değere ulaşıldığında gerçekleşir(eşyanın tabiatı bu), dilersen binlerce çeşit deney yapabilirsin... yani her zaman aklı hokus-pokusa, geriden pislemeye, ortamı kirletme-bulandırmaya çalışan akıllı tasarımcıların iddia ettiği veya cahilce sandığı gibi değil... Her nitelik, potansiyeldir, ister baskın ister değil... Gökten zembille inmez, sıçrama deyimi, eşik değerin aşıldığı an'ı ifade eder.
Bir su'yu ocağa koyduğunuzda, gaz haline geçiş, bir eşik değerle olur, o değer toplam ısının(nicelin), %1'i olabilir... ister eşik değer, ister direnç noktası densin, arada kopuk, hokus-pokus bir süreç yoktur ve su, gaz halini POTANSİYEL olarak taşır! her değişen canlı da, değişim doğrultusu baskın olmasa bile, o değişimi potansiyel olarak taşır, o nedenle de her form, aynı zaman da bir araformdurda(diğer niteliğe geçiş formu), bütün mesele ortam-koşul baskısı, ortam değişkenleri, ilişki ağı, niceliğin istikrarı - örneğin ıstılan bir su, ısı 30 dereceye ulaştığında, verdiği ısı, aldığı ısıya baskın gelirse, o su kaynamayacaktır, o halde belirleyeni ne? Ortam, koşul, ilişkisel ağ ve nitelik POTANSİYELİ)
bir insan silahtan çıkan bir kurşunun istikamet, açı, düşüm noktası gibi bir konuda bunu formüle edecek olsun. Bu kişi, rüzgarı hesaba katmayı, o an, o koşulda akıl edememiş veya henüz rüzgarın, seyir halindeki kurşuna etki edebileceğini bilmiyor olsun... Sonra çıkıp, bunların farkına varıp, formülünü revize etsin.. ne oldu şimdi, her şey çöktü mü, bitti mi? Zeus aşkına o kişi o basit hataYı yaptı diye, atılan mermiler, hava da sabit mi kalıyor? Bir keşmekeş Akıllı Tasarımcı(siz popodan atan okuyun) çıkıp, işte Evrim teroisinde hata yapılmış-oysa gerçek revize edilen bazı kısımlardır-, o halde Evrim yalan demekle, milyonlarca fosil ve bariz değişim puff mu oluyor? Siz bilim'in, Akıllı Tasarımcı omurgasızlar gibi, ne dersek mutlak doğrudur dediğini duydunuz mu ki?
A ile B nin nasıl geçiş sergilediği, yüzlerce cilt edecek düzeyde, yazıldı çizildi, mesele salt bu değil ki, bilim ancak VERİ İLE İLERLEYEBİLİR, bu konuda eldeki malzeme ise fosiller ve doğa(dinamik! değişiyor). Fosiller bizlere daim aynı olmadıklarını, değiştiklerini ifade ediyor, ne yapalım gerçek bu! Ama oturup, efendim nasıl oldu, şipşakla ifade edilemez, bu bekleniyorsa, bekleyen avucunu yalar, aptallığına yanabilir(kömür, ağaç örneği gibi, ağaç 1 günde kömüre dönüşmez, binlerce yıl alır(çünkü dğeişim yavaştır, ortam etkisi, bileşik ypı, ilişki ağına bağlıdır, ama öyle ortamlar olabilir ki, 1 yılda da olabilir, bizim dünya'mız bu ortamı sunmuyor), ama birisi çıkıp haydi al sana ağaç, 10 dakika izleyelim bakalım kömür olacak mı derse, safsatadır, ahmaktır).
https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrle%C5%9Fme
Bir evin çatısının, rüzgar vasıtasıyla uçması 50 yıl alabilir, burada mesele salt rüzgarın gücü değil ki, 50 yıllık süreçte binanın geçerirdği değişim, eskime vb, ama esaslı darbeyi vuran rüzgar olur, birde aynı işi, bir yapı yıkıcıya yaptırdığınızı düşünün, 1 gününü almaz... Bir de faktör salt rüzgar değildir dedim, o halde yarım akıl çıkıp, al sana çatı, hadi üfle yıkılsın diyen Akıllı Tasarımcı, akılsız tayfanın safsatalarını ne yapalım? Belki 50 çeşit faktör var ve, bir teori, 50 çeşit faktörü esas alan, geniş çaıyla tabloya bakıyordur, öteki gerzek rüzgarı kafaya takmıştır, iyi de kimin sorunu? Mutasyonu saltıklaştırıp kafaya takıp, saplantı eden kim? Kim dedi size, faktör salt mutasyon diye? (çatıyı çökerten sadece rüzgardır diye?):)
Çoban köpekleri neden beyaz tercih ediliyor ve neden o cins köpeklerde beyaz rengi olanlar baskın hale geliyor? insan, koyun güdüyor, koyunların rengi genelde beyaz, bir çok köpek görüyor, kimisi siyah, kimisi gri, kimisi beyaz, kimisi kahverengi bilmem ne... hangisi işine geliyor? beyaz, diğerlerini beslemiyor, süreğen beyazı besleyerek neslini sürdürüyor... Doğa ise renkler, zevkler bakımından işlemiyor, daha geniş satıhlı, verili koşula UYUM-ADAPTASYON sağlayanlar sürüp giderken, diğerleri eleniyor, ama bu iş iradi değil, uyum sağlayamadığı için hayat şansını kaybediyor!
Bir tamirci, her zaman arızayı tek seferde bulamaz, deneme-yanılmaya yönelir. Taki 3-4 parça değişecekte, asıl arızalı olanı bulacak, doğada da işler bu, ama iradi değil, KOŞULLARLA SINANMA üzerine, ama sınama da iradi değil, konuşma dilimizde başka kelime, kavramalr olamdığı için kullanıyoruz, yani nesilelr süreğen bir sınanmışlık için de, bir bakıma işleyiş dene-yanıl gibi işliyor. Arızalı olan çöpe gidiyor!
Bir çok besi hayvanı da, bazı yiyeceklerde tarihte bulunmaz, ne yani tüm bunları Akıllı-Tasarımcı Zeus'mu yapıyor, yoksa zaten doğa, bu malzemeyi ve o ilişkisel ağı sunuyor mu? Doğa ile insanın iradeyle yaptığı arasındaki farkı ise zaten idrak etmek zor değil, doğa çok çeşitli maddelerin bir araya geldiği, böylece bunalrın ilişkisel ağda birbirine etkidiği, bölece çeşitli malzmelerden, bir çok yapı, form ortaya çıktığı açık değil mi? helva bile şeker, un, su, içilen su, Hidrojen+Oksijen, uzatmamayım, türleşme içinde doğa yeterine malzeme sunmuş.
Fosil biliminin sunduğu veri, belgeleri incelemek gerekmiyor mu?
Her teoride tamamlanmaış kısımlar, henüz yeterince aydınlatılmamış kısımlar olabilir, teori, pratiği 100%'de yansıtamaz, eşyanın tabiatına aykırı, lakin aslolan bir şey de vardır ki;
"Niyetin üzüm yemek mi, bağcı dövmek mi?" olduğunun ayırdımı, önce bu yapılacak, sonra referans alınacak... BİLİM HİÇ BİR ZAMAN TAMAMLAYAMAZ, tamamlamaz, tamamlanmaz, tamamlanmış sayamaz, bilim, eğer, statik sonuçlar, ifadeler üretmeye başlamışsa, bilim ölüyor, can çekişiyor demektir...
Verili koşulda dinamik süreçler, birbirini ardışık takip etmesi imkansız süreçler, ortamlar dahilidir, yani tipik bir çorba gibidir, LİNEER değildir, çok açılı, çok faktörlü, çon yönlü ilişkiseldir, kısaca bilgiyi yansıtan hiç bir konu tamamlanmaz, mutlak olmaz ve ifade edilemez, yol bitmez, yürünür, yeri gelir çukurlarla karşılaşılır, düşülür ama hiç bir çukur yolcuyu yolundan alıkoymaz, seyahat bitmez, hayat, hareket üzredir, bilim de....
Yeter ki amaç, "bağcı dövmek" değil "üzüm yemek" olsun ve size en kestirme yol, niyeti bağcı dövmek olanları çöpe atmanızdır, zira hem vaktinizi çalarlar, hem idrakınızı hem de sizi ve gün gelecek bana, safsata kralının videolarını yolladım da izlemedin diye hayıflanmaktan vazgeçeceksin :)..
Görüldüğü gibi Evrim teorisine dair yazışamıyoruz, idrak sorunalrımız üzerine yazışıyoruz, çatı ve rüzgar örneği gibi, kim söyledi size, çatının uçmasının TEK! sebebi rüzgardır diye, kim söyledi size tek etken mutasyondur diye? :)
Şüpheci Dinsiz
15-09-2016, 15:23
Kol bacak nasıl çıktı, kanat nasıl çıktı?
İlk canlının suda oluştuğu, suda türleşmenin arttığı, bazı türlerin sudan karaya çıktığı, bunlardan bazılarının da suya geri döndüğü şeklinde bulgular var. Bunlar, taksonomide sınıflandırılmıştır.
İlk canlının suda oluştuğu, hem verilerle desteklenen bir olgudur, hem de mantıkla (en basit hücre bile su ile çevrelendiğinde beslenebilir, amino-asit ihtiyacını karşılayabilir, kimyasal dönüşümleri kolayca yapabilir, kolayca hareket edebilir, akıntı ile kolayca yayılabilir, su altı cisimlere kolayca yapışabilir, kolonileşebilir vesaire.) bulunabilir.
Suda evrimi devam eden canlılarda mutasyon-doğal seçilim-üreme-adaptasyon sürecinde yüzgeçler, kuyruk kısmı, omurga gelişti. Yüzgeç-kuyruk ve omurga, su canlılarının sudaki hareketini ve manevra kabiliyetini arttırdı.
Suda bitki örtüsü ve hareketli canlılar vardı. Gelgitlerle açıkta kalan bazı su bitkileri karaya uyum sağladılar. Bu günün ağaçları, bitkileri oldular. Yine, gelgitlerle açıkta kalan bazı su canlıları da karaya uyum sağladılar. Karada hareket edebilmek için kuyruklarını ve yüzgeçlerini kullandılar. Yüzgeçler kol-bacağa-kanata evrildi, kuyruk kiminde şekil değiştirerek kaldı, kiminde küçülerek işlevsiz hale geldi.
Yani, kol-bacak-kanat-kuyruk balık atalarımızdan, sürüngen atalarımızdan yadigar.
Şimdi denecek ki, yüzgeç nasıl kanata dönüşür?
Sıska bir insan düzenli vücut çalışmaya başladığında kasları büyüyor mu? Büyüyor. Vücut, -yapmakta zorlandığı işleri ısrarla yapmaya zorlanırsa- zorlandığı işleri yapmakla yükümlü olan hücrelerinin sayısını arttırır.
Şimdi denecek ki, insan nasıl akıllandı, nasıl ayağa dikildi?
Aynı şey beyin için de geçerli. Beynini kullanmaya başlayan her canlı gittikçe daha çok kullanmaya başlar. Aklınızı zorlarladıkça, bilginizi arttırdıkça vücudunuz nöron ve bilgiler arasındaki ilişkiyi kuran sinapslar üretir. Nöron sayısının (edinilen bilginin depolandığı yer olarak düşünelim) yüksek olması tek başına bir şey ifade etmez, sinaps (bunu da edinilen bilgiler arasındaki ilişkinin farkında olma olarak düşünelim) sayısının fazlalığı sorgulamayı da, anlamayı da beraberinde getirir.
Şimdi düşünelim. İlkel insan bir şekilde ilk aletini yaptı, diyelim ki bu ilkel bir mızrak. Avı tespit etmek için ayağa kalka kalka bacakları gelişiyor, diyelim ki av uygun yerde, mızrağı eliyle atacak, yani eller serbest olmalı, artık av sırasında elleri yerde değil, düşünmeye-öğrenmeye başladı bile. Vücudunu en iyi saldırı, en iyi savunma teknikleri için zorluyor, ve vücut ona istediği alt yapıyı kuruyor. Düşünün, sadece yürüyerek, yüzerek, koşarak hareket edebiliyor, bir kesici-ezici alet yapabildiyse saldırabiliyor, kendisini savunabiliyor. Bu koşulları anlayabildiyse, üstesinden gelebildiyse hayatta kalıyor, yoksa av oluyor. Koşullarda denge sağlayabildikten sonra koşulları lehine kullanma arayışı başlıyor. Uzun konu.
Bu hala böyle değil mi? Baktığımızda sporcu vücudu ile hampacı vücudunu ayırt edemiyor muyuz? Beyin gelişimi açısından, cahil biriyle aydını ayırt edemiyor muyuz?
Ne anladık?
Koşullar var, koşullar canlıları zorluyor, canlılar bu koşullarda hayatta kalabilmek için sahip oldukları bedenlerini-uzuvlarını kullanıyorlar. Bedenleri, zorlanan uzuvlarına destek oluyor, onları güçlendiriyor. Hayatta kalmak için kullanmaya mecbur oldukları uzuvlar, yüzbinyıllar içinde koşullara adapte oluyor, örneğin yüzgeç ayak-kol-kanat oluyor, kah uzuyor, kah kısalıyor, kah genişliyor. Kullanılmayan uzuvlar ise gittikçe canlının yaşamasına engel teşkil etmeyecek biçimde küçülüyor.
Bunda bir sihir keramet yok. Koşullar, süreçler...
--/--
Bilim sever insanlar bir şekilde koşulları-süreçleri anlamaya çalışıyor, yaratılışçı insanlar ise sürekli bu iyi niyetli çalışmaları karalama yönünde çaba gösteriyor.
Ben şunu anlamıyorum. E be yaratılışçı dallama, e be hödük, e be beyinsiz, e be gergedan derisi suratlı, yaratılma bir tez midir? Sıfır kanıtı olan bir dogmadan tez olur mu ulan?
Biz evrimi körü körüne savunmuyoruz. Eldeki bulgular evrimi kesin kanıtlıyor. Evrim Teorisi ise evrimin mekanizmalarını açıklamaya çalışan teoriler bütününün adı. Bu teoride boşluklar olabilir, bu teori yanlışlanabilir.
Yanlışlandığında;
- Biz dürüstçe deriz ki, bu teori yanlışmış, ardından başka teorilerin arayışına gireriz.
- Yaratılışçı dallamalar ne yapar? Derler ki: "gördünüz mü bak, yaratılış kanıtlandı."
E be dallama! Bir teorinin yanlışlanması nasıl senin dogmalarına kanıt olur?
Uçan Spagetti Canavarının evreni kusarak yaratmasıyla senin 'ol dedi oldu' iddian arasında ne fark var?
Bi' uzak dur, bi' s.git.
Sevgiler
İlahimasal
15-09-2016, 18:02
Evrim konusu uzmanlık,eğitim,tecrübe,araştırma , emek isteyen bir bilim dalı.
Evrimden anladığım tek şey UYUM sağlamak . Makro ve mikro zamanda canlılar ve tabiattaki herşeyin uyum sağlayarak yaşama devam etmeleri.
Çok fazlada fikir üretmek ,yukarıdaki özellikler bende mevcut olmadığı için gerekde yok, ayrica EVRİM konusu, din ve tanrı fikirleri gibi basit alalade konular deil.
Evrim gibi bir bilim dalının karşısina , yaşadikları bile ispat edilemeyen hayal kahramanlarina ait sadece SÖZDEN ibaret olan fikirleri koymak da nedirki?
Evrim ile alakalı konu Darvinden öncede dillendirilmiş.( Darvinin yaşadığı kesin)
Yaratıcilık fikride hayal kahramanı mhmd'den önce dillendirilmiş.( mhmd denenen kişinin yaşadığı halen çelişkili)
Darvinden sonra binlerce bilim insanı evrim konusu hakkında milyonlarca emek verilecek somut çalısmalar yapmışlar.
Mhmd'den sonra binlerce insan yaratıcı konusunda ,gotunun altina çift minder alarak SÖZDEN başka hiç bir somut çalışma yapmamışlar.
Yaratıcılar Bu yüzyılda işin bokunu okadar çıkarmışlarki, Bilim dallarının tamamının emeklerini ŞEREFSİZCE çalarak putlarına delil yapmaya çalışmışlardır.( bir çok beyiniz teistte " aha bak kuranda yazıyordu " safsatasına inandılar)
Evrimciler ve diğer bilim insanları sonuçları yanlışda olsa ,doğruda olsa emek verip ,insanlara hizmet veriyorlar.( çok degerli)
Yaratıcı vardır diyen İLAHİYATCILAR ,bilim insanlarının emekleine atlayacaklarına ,gidip biraz deney yapsınlar.( mesla kur-an denen kitabın orjinalini araştırmaya başlayarak ,buldukları zamanda mürkkebinin , göklerden inip ,inmediği ile alakalı somut deliller ortaya koyarak başlayabilirler.)
Ben size daha çok akıl veririmde ,bozuluyorsunuz diye vermiyorum.
Haydiiiii ilahiyat prflarınızı sahaya sürün, çift minderli kırlettlerinin üstunde bilim olmaz.
Evrimci ve diğer bilim adamlarına gölge etmeyin başkada bişey istemelzer sizden.
Siyasal islamcılarınızın ağzının içi YALAN YUVASI olmuş . Sizi o ilahiyatcılar ile birlikde böyle beceriyorlar.
Taslaman ve benzerleri işde tam bu tipde adamlardır.
Taslamanın sitesine bakdım
Adam sitesinin altını allah,islam,mhmd için sözlerle doldurmuş.
Bir bilim adamı böyle yaparmı? Duydum sizi . Yapmaz diyorsunuz tabikide.
Taslaman ve benzerleri böyle yapmazlarsa mikerler siyasi islamcilar ve ilahiyatcılar . Durumun o da farkında , inanmasada ,inandım diyecek elbette.
Evrim ve bilim ile alakalı konuların karşısına dini konuları koymak ,açıkca soyluyorum şerefsizlikdir.
Eeeee ozaman niye olduk ,nasil olduk diyorsunuz.
Bilim cevaplar bekleyin. Size nasip olmazssa bebenize olur bekleyin.
Allah yaptı diyenlere
Zeus yaptı derim
Odin yapdı derim
Ben yaptım ulan derim
Hadi tersini ispat etsenize ....nasıl olsa idda lar SÖZ ile.
Maçası yiyen din prfu , ilahiyatcısı varsa sözler üzerinden fırlamalık yapmasin ,sahaya insin ,deneyli, gözlemli bilim yapsınlar. Yada götlerinin altına üçüncü MİNDERİ koyup sussunlar.
Bilim onlara götlerini tahriş etmeyecek MİNDERİDE yapar.
Öncelikle bu teorinin ne kadar önemli olduğunu iyi anlamak lazım. Çünkü bu sıradan bir teori değil bir kere. Yani diğer teoriler gibi ortaya atılmış, bilimsel anlamda sıradan bir teori değil. Tamamen ideolojik anlamda ortaya atılmış bir teori.
----/----
Ortada. Bu yalana arka çıkanlardan simdi ispat beklenebilir mi.
Tabi ki iyi anlamak lazim, cunku siradan bir teori degil. Olgu iceren teoriler siradan olmazlar zaten dogalari geregi. Yani diger bir deyisle, zurafanin cani sikilinca, DNA'sina bilgi ekleyip(!), haydi bir boyutca kuculeyim, uzayayim vb. deyip, yilan olmasi degil.
Isik da bir olgu, sen simdi kalkip tamamen ideolojik bir olgudur diyebilir misin? Diyebiliyorsan ispat et haydi.
Save The Day
19-09-2016, 09:16
Tabi ki iyi anlamak lazim, cunku siradan bir teori degil. Olgu iceren teoriler siradan olmazlar zaten dogalari geregi. Yani diger bir deyisle, zurafanin cani sikilinca, DNA'sina bilgi ekleyip(!), haydi bir boyutca kuculeyim, uzayayim vb. deyip, yilan olmasi degil.
Isik da bir olgu, sen simdi kalkip tamamen ideolojik bir olgudur diyebilir misin? Diyebiliyorsan ispat et haydi.
O zaman yeni bilgi eklenip farklı canlıya evrimleşmeye karşısınız. Sizin bahsettiğiniz sadece tür içindeki farklılaşmayı açıklar. Türler arası evrim olmaz. Hele cins, familya ve takımın evrimle oluşması demek milyonlarca yıl zaman ve yepyeni bilgi eklenmesi gerekir DNA'ya. Yoksa sandığınız gibi sadece tür içinde çeşitlilik olur. Varyasyon olur. İnsan türü içerisinde olur mesela. Oysa makro evrimden bahsediyorum ben. Yani sizin dediğiniz hususta şöyle olabilir, Yaratıcı bu halleriyle canlıları yaratmıştır ve canlılar da sadece tür içinde farklılaşmıştır. Yani birbirinden gelme ve makro evrim yoktur. Bunu demiş oluyorsunuz. Makro evrimi göstermek için DNA'ya yeni bir bilgi eklenecek ve bambaşka bir canlıya evrimleşecek. Bunu ortaya koymanız gerekir. Aksi takdirde makro evrimi ortaya koyamazsınız. Buradan fosile geçeyim derseniz orada da ayrı sıkıntılar var zaten.
O zaman yeni bilgi eklenip farklı canlıya evrimleşmeye karşısınız. Sizin bahsettiğiniz sadece tür içindeki farklılaşmayı açıklar. Türler arası evrim olmaz. Hele cins, familya ve takımın evrimle oluşması demek milyonlarca yıl zaman ve yepyeni bilgi eklenmesi gerekir DNA'ya. Yoksa sandığınız gibi sadece tür içinde çeşitlilik olur. Varyasyon olur. İnsan türü içerisinde olur mesela. Oysa makro evrimden bahsediyorum ben. Yani sizin dediğiniz hususta şöyle olabilir, Yaratıcı bu halleriyle canlıları yaratmıştır ve canlılar da sadece tür içinde farklılaşmıştır. Yani birbirinden gelme ve makro evrim yoktur. Bunu demiş oluyorsunuz. Makro evrimi göstermek için DNA'ya yeni bir bilgi eklenecek ve bambaşka bir canlıya evrimleşecek. Bunu ortaya koymanız gerekir. Aksi takdirde makro evrimi ortaya koyamazsınız. Buradan fosile geçeyim derseniz orada da ayrı sıkıntılar var zaten.
Sizin adiniz dine mine ne mi ki cevap vermek ve benim adima gorus bildirmek geregi duydunuz?
Save The Day
19-09-2016, 09:21
Sizin adiniz dine mine ne mi ki cevap vermek ve benim adima gorus bildirmek geregi duydunuz?
Burası herkese açık bir konu. Özel konuşacaksanız yeri burası değil. Tabiki cevap verebilirim.
Burası herkese açık bir konu. Özel konuşacaksanız yeri burası değil. Tabiki cevap verebilirim.
Elbette cevap verirsiniz, ama benim adima, kendi aklinizca fikir yurutup cevap veremessiniz.
Save The Day
19-09-2016, 09:31
Elbette cevap verirsiniz, ama benim adima, kendi aklinizca fikir yurutup cevap veremessiniz.
DNA'ya bilgi eklenmesini reddetmenin ne olduğunu anlattım. Yani örneğin kara dedim ama siyah değil diye bir şey olmaz.
DNA'ya bilgi eklenmesini reddetmenin ne olduğunu anlattım. Yani örneğin kara dedim ama siyah değil diye bir şey olmaz.
Guzel de anlattiginiz sey degil evrim. Hala bos konusmaktasiniz. Zurafa ornegi, yukarida vermistim. Bu sizin kafanizda hayal ettiginiz evrim sekli.
DNA'ya istisnasiz sekilde bilgi eklenmesi gerektigi on kabulu, sizin kisisel on kabulunuz, evrime iliskin bilimin degil. Malum bilim sizin onkabullerinizle akmaz. Fosiller bahsinde de sikinti yok, gerekcesi size daha onceki sayfalarda anlatilmisti. Sayet evrim yalitik sekilde fosille giden bir dal olsaydi, o zaman haklilik payiniz olurdu.
Paleontolojiyle karistirmissiniz. Bir de bu, evrime iliskin DNA'ya bilgi eklenmesi bahsini nereden, nasil alintiliyorsaniz, kaynagini koyarsaniz bizde ogrenmis oluruz. Kaynak nedir?
Dolayisiyla sizin kendi onkabulunuz ve kisisel elestiriniz paleontolojiye dairdir. Evrim'e iliskin degil. Once evrimin hangi bilim dallarini kapsadigini ve guncel kullanildigini listeleyin , o sekilde tartisin.
--------
Bir de not duselim son uyari olarak, lutfen sirf cevap yazmis olmak veya basligi sabote amaciyla yazmayin. Bu sekildeki mesajlariniz forum kirine gidecek zira. Defalarca kere mesajlari tasidik, nezaketen uyarmadik anlayabilirsiniz, algilayabilirsiniz diye, madem ki anlasilamiyor o halde forum kirine gondermek gerekiyor.
Save The Day
19-09-2016, 09:55
Guzel de anlattiginiz sey degil evrim. Hala bos konusmaktasiniz. Zurafa ornegi, yukarida vermistim. Bu sizin kafanizda hayal ettiginiz evrim sekli.
DNA'ya istisnasiz sekilde bilgi eklenmesi gerektigi on kabulu, sizin kisisel on kabulunuz, evrime iliskin bilimin degil. Malum bilim sizin onkabullerinizle akmaz. Fosiller bahsinde de sikinti yok, gerekcesi size daha onceki sayfalarda anlatilmisti. Sayet evrim yalitik sekilde fosille giden bir dal olsaydi, o zaman haklilik payiniz olurdu.
Paleontolojiyle karistirmissiniz. Bir de bu, evrime iliskin DNA'ya bilgi eklenmesi bahsini nereden, nasil alintiliyorsaniz, kaynagini koyarsaniz bizde ogrenmis oluruz. Kaynak nedir?
Dolayisiyla sizin kendi onkabulunuz ve kisisel elestiriniz paleontolojiye dairdir. Evrim'e iliskin degil. Once evrimin hangi bilim dallarini kapsadigini ve guncel kullanildigini listeleyin , o sekilde tartisin.
--------
Bir de not duselim son uyari olarak, lutfen sirf cevap yazmis olmak veya basligi sabote amaciyla yazmayin. Bu sekildeki mesajlariniz forum kirine gidecek zira. Defalarca kere mesajlari tasidik, nezaketen uyarmadik anlayabilirsiniz, algilayabilirsiniz diye, madem ki anlasilamiyor o halde forum kirine gondermek gerekiyor.
Evrim ne önce onu anlamak gerekir. Ben makrosunu kast ettiğimi yüz kere söyledim. Herhangi bir değişimden bahsetmiyorum. Tür içindeki olan da makro değil mikrodur. Ben makrosundan bahsediyorum diye tekrarlamama gerek var mı. Asıl senin hayalin bu. Bambaşka canlı olacaksa o canlı için yeni bilgi gerekiyor diyorum. Genetik bilgi aynı kalırsa sadece varyasyon olur. Evrimde bambaşka canlıya evrilme var. Makro olarak geçiş var. Genetik bilgi değişmezse canlı da değişmez. Canlıyı genetik bilgisi belirliyor zaten. O değişirse canlı da değişir. Bunu bilmek gerekiyor önce. Aynı kalıyorsa makro geçiş de sağlanmaz. Yeni bilgi eklenirse geçiş olabilir. İşte yeni bilgi ekleyen mutasyon örneği vermeniz gerekir. Ama bunu yapamayıp demagoji yapıyorsunuz. Önce olayı kavrayıp değerlendirme yapmak gerekir, demagojiyle olacak iş değil. Zürafadan yılana dönüşmek gibi bir örnek verdiniz, yani ille o canlı o canlıya dönüşecek demiyorum ama evrimde böyle bambaşka canlıya evrilme var. Yani farklı tür oluyor. Yepyeni özellikleri oluyor. Bambaşka tür. Yeni cins, familya ve takım. Oysa yeni bilgi eklendiği takdirde o özelliğe sahip olabilir. DNA'sına yeni bilgi eklenmezse makro evrim olmaz. Bunu biliyorsunuzdur umarım. Benim bilgim bu yönde. Yanlış olduğunu düşünüyorsan söyle. Örneğin biz insanız ve genetik bilgimiz ve DNA'mız da o şekilde. Bunlar aynı kalırken birden farklı canlıya puf diye mi dönüşüyoruz. İşte uydurma olan bu. Canlı aynı kalır o zaman. Makro nasıl olacak.
Bu arada fosil konusundaki sorunlara cevap vermediniz. Tekrar tekrar dile getirebilirim isterseniz. Evrim sadece fosil demez zaten. Sadece fosil der demedim. Fosil geçmişte yaşayan canlıları gösterdiği için çok büyük önem taşır. Tarihsel bir süreç var. Fosiller evrimi desteklemesi gerekir evrim gerçekse. Desteklemiyorsa problem vardır.
Bu arada demagoji yapmaktan sıkıldıktan sonra forum kirine göndereceksin demekki. İşte bu çaresizliği çok güzel gösteriyor. Oysa ben burada sorunları dile getiriyorum. Ama sen ortadan kaldırmaya çalışıyorsun. Oysa düşüncem yanlışsa söyle. Yok öyle değil böyle diye söyleyebilirsin. Ortadan kaldırmaya ne gerek var. Asıl sen sabote ediyorsun konuyu. Demagoji ustası gibisin senden ders almak isterim bu konuda.
Evrim ne önce onu anlamak gerekir. Ben makrosunu kast ettiğimi yüz kere söyledim. Herhangi bir değişimden bahsetmiyorum. Tür içindeki olan da makro değil mikrodur. Ben makrosundan bahsediyorum diye tekrarlamama gerek var mı. Asıl senin hayalin bu. Bambaşka canlı olacaksa o canlı için yeni bilgi gerekiyor diyorum. Genetik bilgi aynı kalırsa sadece varyasyon olur. Evrimde bambaşka canlıya evrilme var. Makro olarak geçiş var. Genetik bilgi değişmezse canlı da değişmez. Canlıyı genetik bilgisi belirliyor zaten. O değişirse canlı da değişir. Bunu bilmek gerekiyor önce. Aynı kalıyorsa makro geçiş de sağlanmaz. Yeni bilgi eklenirse geçiş olabilir. İşte yeni bilgi ekleyen mutasyon örneği vermeniz gerekir. Ama bunu yapamayıp demagoji yapıyorsunuz. Önce olayı kavrayıp değerlendirme yapmak gerekir, demagojiyle olacak iş değil. Zürafadan yılana dönüşmek gibi bir örnek verdiniz, yani ille o canlı o canlıya dönüşecek demiyorum ama evrimde böyle bambaşka canlıya evrilme var. Yani farklı tür oluyor. Yepyeni özellikleri oluyor. Bambaşka tür. Yeni cins, familya ve takım. Oysa yeni bilgi eklendiği takdirde o özelliğe sahip olabilir. DNA'sına yeni bilgi eklenmezse makro evrim olmaz. Bunu biliyorsunuzdur umarım. Benim bilgim bu yönde. Yanlış olduğunu düşünüyorsan söyle. Örneğin biz insanız ve genetik bilgimiz ve DNA'mız da o şekilde. Bunlar aynı kalırken birden farklı canlıya puf diye mi dönüşüyoruz. İşte uydurma olan bu. Canlı aynı kalır o zaman. Makro nasıl olacak.
Bu arada demagoji yapmaktan sıkıldıktan sonra forum kirine göndereceksin demekki. İşte bu çaresizliği çok güzel gösteriyor. Oysa ben burada sorunları dile getiriyorum. Ama sen ortadan kaldırmaya çalışıyorsun. Oysa düşüncem yanlışsa söyle. Yok öyle değil böyle diye söyleyebilirsin. Ortadan kaldırmaya ne gerek var. Asıl sen sabote ediyorsun konuyu. Demagoji ustası gibisin senden ders almak isterim bu konuda.
Guzel ama evrim, makro, mikro seklinde ayirmiyor, bir butun olarak isliyor.
Siz kendinizi sadece DNA'dan ibaret saniyor olabilir misiniz acaba? Bakin yukarda kaynak demistim degil mi, DNA'ya bilgi eklenme bahsine iliskin ? Kaynak nedir? Sunacak misiniz, yoksa konuyu sabote etmeye devam mi edeceksiniz? Madem ki tartismak niyetindesiniz. Buyrun bu savundugunuz bilginin kaynagini koyun.
Evrime iliskin siz insan degil, canlisiniz bilim babinda. Tum canlilarin dna'si var, dna sahibi olmak salt size ozel bir durum degil ki!? Evet farkli tur oluyor. Bakin yukarda size sorulmustu, korelasyon nedir seklinde. Hic dusunme firsati tanidiniz mi kendinize?
-------
Hayir demogoji degil, bilakis kibarca bilgilendirildiniz sadece.
Save The Day
19-09-2016, 10:15
Guzel ama evrim, makro, mikro seklinde ayirmiyor, bir butun olarak isliyor.
Siz kendinizi sadece DNA'dan ibaret saniyor olabilir misiniz acaba? Bakin yukarda kaynak demistim degil mi, DNA'ya bilgi eklenme bahsine iliskin ? Kaynak nedir? Sunacak misiniz, yoksa konuyu sabote etmeye devam mi edeceksiniz? Madem ki tartismak niyetindesiniz. Buyrun bu savundugunuz bilginin kaynagini koyun.
Evrime iliskin siz insan degil, canlisiniz bilim babinda. Tum canlilarin dna'si var, dna sahibi olmak salt size ozel bir durum degil ki!? Evet farkli tur oluyor. Bakin yukarda size sorulmustu, korelasyon nedir seklinde. Hic dusunme firsati tanidiniz mi kendinize?
-------
Hayir demogoji degil, bilakis kibarca bilgilendirildiniz sadece.
Evrime karşı çıkışlara baktığınızda tür içindeki değişimleri kabul ederler ama türler arası geçiş konusunda karşı çıkış vardır. Ben de makro olanı konuşuyorum. Yani tür içinde varyasyon olabilir. Ama türler arası olan yani makro olanı söylüyorum. Bu arada kaynak mevzusu ise bir kaynaktan kopyala yapıştır şeklinde yazmıyorum. Kendi bildiğimi yazıyorum. Bir yerden alıntı yaptığımda bunu belirtirim zaten. Bence konuyu farklı yerlere çekip sabote etmeyin. Kendi bilgimle yazıyorum. Alıntı yaptığım zaman bunu belirtirim. Siz dediklerime bakıp doğru ya da yanlış demeniz lazım. Birbirimizi anlayıp iletişimde bulunarak bu konuşmayı devam ettirebiliriz. Yoksa bir anlamı olmaz. Boşuna konuşmuş oluruz. Bu arada DNA var di mi canlılarda. Tabi insana özgü bir şey değil. Bunu iddia etmedim. Ama bu DNA'da farklılık olmadan yani bir değişim geçirmeden canlı nasıl değişecek. Makro olarak geçiş olmaz o zaman diyorum. Tür içinde varyasyon olur diyorum. Yeni tür demek yeni özellikler demek. Yeni özellik için de DNA'ya yeni bilgi eklenmesi lazım aksi takdirde tür içinde değişim olur yani makrosu olmaz.
korelasyon: bk. bağlılık
BSTS / Biyoloji Terimleri Sözlüğü 1998
Korelasyonun TDK anlamı bu şekilde. Nasıl bir bağlılıktan bahsediyoruz? Akrabalık ilişkisi gibi mi?
NickMickyok
19-09-2016, 10:17
Evrim keşke matematiksel temel dayansaydı.Yani formüllerle ifade edilebilseydi keşke. Bu kadar eleştiri almazdı.
Maalesef Big Bang den çok daha sağlam bir teori olmasına rağmen, Big Bang eleştiri almıyor ama evrim teorisi alıyor.
Halbuki Big Bang, 100 kere yamalandı. Sürekli teoride sorunlar çıktı, çözümler üretildi.
Evrim, Big Bang e göre çok daha sağlıklı olmasına rağmen neden bu kadar eleştiri alıyor bence 2 sebebi var.
1-Çok ileri matematiğe dayanmıyor. Bu yüzden, ağzı olan konuşuyor babında, herkes bir tarafından tutup eleştirmeye çalışıyor.
2-Evrim, ateistlerin Big Bang ise yaratılışçıların savunma mekanizması gibi algılanıyor. Bu yüzden inançlı insanlar, evrimi, inançlarına bir saldırı olarak düşünüp karşı çıkıyorlar.
Save The Day
19-09-2016, 10:20
Evrim keşke matematiksel temel dayansaydı.Yani formüllerle ifade edilebilseydi keşke. Bu kadar eleştiri almazdı.
Maalesef Big Bang den çok daha sağlam bir teori olmasına rağmen, Big Bang eleştiri almıyor ama evrim teorisi alıyor.
Halbuki Big Bang, 100 kere yamalandı. Sürekli teoride sorunlar çıktı, çözümler üretildi.
Evrim, Big Bang e göre çok daha sağlıklı olmasına rağmen neden bu kadar eleştiri alıyor bence 2 sebebi var.
1-Çok ileri matematiğe dayanmıyor. Bu yüzden, ağzı olan konuşuyor babında, herkes bir tarafından tutup eleştirmeye çalışıyor.
2-Evrim, ateistlerin Big Bang ise yaratılışçıların savunma mekanizması gibi algılanıyor. Bu yüzden inançlı insanlar, evrimi, inançlarına bir saldırı olarak düşünüp karşı çıkıyorlar.
Tespitleriniz güzel. Biyolojinin doğası böyle. Fizik gibi matematikle iç içe değil biyoloji. Matematiksel yasaların olması gerekirdi diye düşünüyorum ama canlılar gibi kompleks şeyler var elimizde. Yani bir yasaya bağlayıp bir sonuç çıkartamıyoruz. Aynı davranışı sergilemiyorlar. Birçok değişken vardır. Yani basit değil canlılar. Biyolojinin o yüzden doğası böyle. Ergi hoca da canlıyı tahminleyemeyeceğimizi söylüyor zaten. Mesela verdim videoya bakın bu mevzu güzel bir şekilde anlatılıyor.
https://www.youtube.com/watch?v=peizbNVrDAw
Evrim keşke matematiksel temel dayansaydı.Yani formüllerle ifade edilebilseydi keşke. Bu kadar eleştiri almazdı.
Maalesef Big Bang den çok daha sağlam bir teori olmasına rağmen, Big Bang eleştiri almıyor ama evrim teorisi alıyor.
Halbuki Big Bang, 100 kere yamalandı. Sürekli teoride sorunlar çıktı, çözümler üretildi.
Evrim, Big Bang e göre çok daha sağlıklı olmasına rağmen neden bu kadar eleştiri alıyor bence 2 sebebi var.
1-Çok ileri matematiğe dayanmıyor. Bu yüzden, ağzı olan konuşuyor babında, herkes bir tarafından tutup eleştirmeye çalışıyor.
2-Evrim, ateistlerin Big Bang ise yaratılışçıların savunma mekanizması gibi algılanıyor. Bu yüzden inançlı insanlar, evrimi, inançlarına bir saldırı olarak düşünüp karşı çıkıyorlar.
Matematik vb. de izah dili babinda kullaniliyor evrim bahsinde .Elestiri aliyor, zira insanlarin evrimi bir bilgi olarak dahi bilmeleri engellenmeye calisiliyor. Sanki evrim din, iman, inanclarini yikacak filan gibi algiliyorlar, algilatiliyorlar. Iste Taslaman gibileri de bunun icin bicilmis kilif adeta. O kadar yetersiz bir adam ki , fizigin ozunde doga bilimi oldugundan dahi habersiz. Ileri icin ongorude bulunabiliriz diyor acikca. Halbuki ona gore geride kalanlar, kalabildigi olcude bir yere gitmis degil, hepsi gezegenimizde duruyor.
Bir de klasik anlayis (karsit cevrelerden uretilmis) maymundan gelmek anlayisi, yani evrimi maymundan gelme olarak algiliyorlar. Ortak ata bahsini oteleyip, bunu suruyorlar ortaya.
Sevgili dostum aliyarasfal beni hemen de gömmüşsün. Ben şüpheyle yaklaşıyorum. Evrimci veya evrim karşıtı değilim. İspatı olup olmadığını öğrenmek istedim. Richard Dawkins diyor ki: ''Şu bir gerçek ki evrimin, en azından başlıca özelliklerini meydana gelirken gözlemleyemiyoruz aslında. Evrimin çok yeni ve çok küçük parçalarını meydana gelirken gözlemleyebiliyoruz. Şu doğru ki dinozorları evrimleşirken izleyemeyiz, balıkların denizden çıkıp kara hayvanları haline gelişini izleyemeyiz. Çıkarım yapmamız gerekiyor. Mevcut kanıtlara dayanarak çıkarımlar yaparız. Aynı şekilde Dünya'nın Güneş etrafında dönüşünü mevsim değişimlerine bakarak çıkarsamamızda ya da gece gündüz döngüsüne bakarak Dünya'nın kendi etrafında döndüğünü çıkarsamamızda olduğu gibi. Ben bunu cinayet işlendikten sonra suç mahalline gelen bir dedektife benzetiyorum. Suçun işlendiğini gerçekte göremezsiniz fakat cinayetin işlendiği odada geriye kalan ayak izleri parmak izleri dahil her türlü ipucunu bulabilir. Ve cinayetin nasıl işlendiğine dair bir hipotez ortaya atıp hipotezin gerçeklerle uyuşup uyuşmadığını kontrol edebilirsiniz. Dedektif, cinayeti işleyenin kim olduğu konusunda az ya da çok, sağlam bir sonuca varabilir. Evrim için de aynı durum geçerli. Tek bir farkla ki; deyim yerindeyse olayın ardından geriye kalan kanıtlar bir dedektifin normalde bulabileceğinden çok daha fazladır, çok daha zengindir.'' Peki siz buna ne diyorsunuz sevgili dostum? Olay ardından kalanlar bize gerçeği yansıtır mı? Yoksa bir tahmin mi yapmış oluruz?
Madem evrime inanmıyorsun ben ınandırayım o zaman seni, Adem den havva yaratıldığına gore aynı organ ve kan gurubu ondada vardır, mantıken oyle, şimdiki kanguruplarıına ne diyorsun ya zenci ve sarışınlara... cevapla.. EVRIM VARDIR...
Şüpheci Dinsiz
10-01-2017, 19:23
Sol.org.tr (http://haber.sol.org.tr/bilim/doga-bilimleri/tum-canlilarin-ortak-atasi-neye-benziyordu-nerede-ve-nasil-yasiyorlardi-181815)
Tüm canlıların ortak atası neye benziyordu? Nerede ve nasıl yaşıyorlardı?
Gezegende bildiğimiz tüm canlılar ortak bir atasal hücre topluluğundan evrildi. Peki bu hücre topluluğu ne ile besleniyor, nasıl bir çevrede yaşıyordu? Yeni yayınlanan bir çalışma ‘en son ortak-ata'nın 355 genini belirlemiş. Araştırmacılar bu genlerin işlevlerinden yola çıkarak, yaşamın okyanus diplerindeki volkanik bölgelerde başladığı önerilerine destek veriyor.
http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/styles/newsimagestyle_615x410/public/gorsel_luca_1_0.jpg?itok=moYPcVNZ
Charles Darwin, evrimsel biyolojinin temellerinden olan kitabı ‘Türlerin Kökeni'nde, "dünya üzerinde bugüne kadar yaşamış tüm yaşamın ilkel bir ortak atadan" evrildiğini ortaya atmıştı. Türlerin Kökeni'nin yayınlandığı yıl olan 1859 yılından günümüze incelenmiş tüm canlılardan toplanan bilgiler, bu öneriyi yani tek ve ortak bir köken hipotezini destekliyor.
Darwin'in önerisini destekleyen ve yaşamın ortak kökenden evrildiğini gösteren en sağlam veriler moleküler düzeydeki çalışmalara dayanıyor. Örneğin, tüm hücresel yaşamın gelişim bilgisini içeren ve kalıtım birimi olan molekül her canlı için aynı: Nesilden nesile kopyalanarak aktarılan DNA tüm canlılarda aynı 4 "harf"ten (A, T, G, C) oluşuyor. Tüm canlıların yapısal ve işlevsel temeli olan proteinler aynı 20 moleküler birimin aynı kimyasal bağlar ile yanyana dizilmesi ile oluşuyor. Gezegendeki her bir canlı hücre, DNA bilgisini (nükleotidleri) protein bilgisine (amino asitlere) çevirirken aynı sistemi, yani DNA'nın üçerli birimler halinde okunmasına dayanan ortak ‘genetik kod'u kullanıyor.
Tabii ortak-köken önerisine alternatifler sunulabilir. Örneğin, yaşam birden çok hücresel atadan bağımsız olarak benzer moleküler/genetik sisteme evrilmiş olabilirdi. Fakat tüm canlılarda gördüğümüz ortak özellikler, bağımsız farklı atalarda evrim önerisini neredeyse tamamen olasılık dışı kılıyor. İstatistiksel analizler, tek bir ortak ata önerisinin, "birden çok atada bağımsız evrilme" alternatifine göre, 10 üzeri 2 bin 860 kere daha olası olduğunu sunuyor (Theobald 2010). Yani Darwin'in önerisi, diğer tek rasyonel alternatife göre 1'in yanına 2680 sıfır ekleyerek elde edeceğiniz sayı kadar daha olası.
Yaşamın tek bir ortak hücresel atadan geldiği bilgisi çok sağlam gözlem ve istatistiksel temellere dayansa da, yaşamın kökenlendiği bu hücre topluluğu hakkında bilinenler sınırlı. Zorluk, bahsi geçen bu hücre topluluğunun 3,5 milyar yıl kadar önce yaşamış olması. Dünyada bu dönemden kalan fosillerin sayısı çok az.
Çalışılması doğrudan mümkün olmasa da, bilim dünyası yüz milyonlarca yıl önce yaşamış ‘en son ortak ata'ya dair yeni bilgilere ulaşmaya başladı. Geçtiğimiz aylarda yayınlanmış heyecan verici bir çalışma ortak atanın ne tür bir ortamda yaşadığı, ne ile beslenip nasıl enerji elde ettiği gibi konularda ilginç öneriler sunuyor.
http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/images/2017/01/10/a9.png
Şekil 1. Bilinen yaşamın atası olan hücrenin tahmini biyokimyasal şeması, yerkimyasının biyokimyaya nasıl dönüştüğünü gösteriyor. Hücre okyanus dibinde metal içeriği zengin volkanik kayaçlar (hücre zarının etrafındaki sarı-kahverengi yapılar) üzerinde yaşıyor, ortamdan sodyum (Na+) ve hidrojenin (H+) hücre içine alınıp-verilmesi ile ATP sentaz enziminin ilkel bir formu ile enerji (ATP) üretiyordu. Bir diğer önemli özelliği ise, hidrojen, karbondioksit ve hidrojen sülfür gibi gazların metabolize edilmesi ile inorganik kaynaklardan beslenmesiydi. Şekil kaynağı: Weiss vd. 2016 Nature Microbiology.
3,5 MİLYAR YIL ÖNCE YAŞAMIŞ HÜCRELERİN İZLERİNİ DNA DEDEKTİFLİĞİ İLE ARAMAK
Tüm canlılar ortak bir atadan geliyorsa ve bu atasal topluluğun kalıtım birimi olan DNA trilyonlarca defa kopyalanıp dikey olarak yeni nesillere aktarıldıysa, bugün yaşayan canlıların DNA dizilerinde ‘en son ortak ata'mızın DNA dizisine ve genlerine dair bir miktar iz kalmış olmalı.
Elbet 3,5 milyar yıl boyunca biriken mutasyonlar ve yatay gen aktarımı gibi teknik zorluklar çok dikkatli bir çalışma gerektiriyor.[1]
Haberin konusu olan çalışmada araştırmacılar modern mikropların gen dizilerini toplayıp toplamda 6 milyon diziden 286 bin gen kümesini incelemişler. Böylece modern yaşam ağacının iki ana dalında (bakteriler ve arkeler) en az ikişer soyda ortak olan genlerin listesini çıkarmışlar.
Genetik ve istatistiksel analizler sonunda ‘en son ortak ata' olarak bilinen hücre topluluğuna ait olabilecek 355 adet gen tespit edilmiş.
SICAK BİR ORTAMDA HİDROJEN VE KARBONDİOKSİT TEMELLİ MÜTEVAZI BİR YAŞAM
Bulunan genlerden/proteinlerden bazıları genetik kodun işlenmesinde görev alıyor. Bu bulgu genetik kodun belli özelliklerinin ‘en son ortak ata'nın evrimi sırasında şekillendiğine işaret ediyor.
Besin ve enerji ile ilgili öne çıkan genlere bakıldığında ise, ‘en son ortak ata'nın oksijensiz ortamda yaşayan bir hücresel yapıda olduğu ortaya çıkıyor. Bu veri jeolojik kayıtlarla uyumlu: 3,5 milyar yıl önce okyanuslarda ve atmosferde serbest oksijen bulunmadığı birçok bilimsel çalışmanın hemfikir olduğu bir tespit.
Bulunan genler ayrıca, ‘en son ortak ata'nın, yaşam için gerekli enerjiyi çevresinden hücre içine aldığı hidrojen, karbondioksit, ve hidrojen sülfür gazlarını dönüştürerek elde ettiğini, işaret ediyor.
Dolayısıyla ‘en son ortak ata' bir dışbeslek (heterotrof) değil, ototrof, yani modern bitkiler gibi kendi besinini üretebilen bir canlı olmuş olmalı.
YAŞAM OKYANUS DİBİNDE BULUNAN VOLKANİK BACALARDAN MI BESLENİYORDU?
Yaşamın okyanus diplerinde bulunan volkanik bacalarda başladığı bilim dünyasının üzerinde ciddiyetle durduğu bir hipotez. Habere konu olan çalışma bu hipotezle uyumlu genetik sonuçlara ulaşıyor.
‘En son ortak ata'ya ait olabileceği tespit edilen 355 gen arasında, demir ve nikel gibi geçiş metallerini içeren bileşiklerin dönüşümüne, sodyumun hücreye alınıp işlenmesine, kükürt ve hidrojenin metabolizması ve hücreye alınmasına yarayan genler de var. Bu kimyasal bileşenlerin okyanus diplerinde bulunan volkanik bacaların etrafında yoğun miktarda olduğu biliniyor. Volkanik bacaların sahip olduğu yer-kimyasının sunduğu bu inorganik bileşenlerin, ilk hücrelere alınıp yaşam-kimyasına dahil edildiği düşünülebilir.
İlk hücrelerin volkanik bacaların yakınında evrildiği önerisini destekleyen bir diğer bulgu ise ortaya çıkan genlerden birisinin, sıcaklığın yüksek olduğu ortamlarda yaşayan bakterilerde bulunan kilit genlerden birisi olması.
"Büyük resme bakarsak", yaşamın ortak atası olan hücre topluluğunun DNA dizisine dair elde edilen bilgilerin, başka gezegen ve uydu sistemlerinde yaşamın varlığı ihtimalini araştırırken ilk gidilmesi gereken jeolojik bölgelere dair bir pusula görevi göreceğini düşünebiliriz.
[1] Çalışmada bulunan 355 genin hepsinin ‘en son ortak ata'da bulunduğu önerisine, araştırmacıların belirttiği gibi, ihtiyatlı yaklaşılması gerekiyor. Bunun bir sebebi, geçtiğimiz yıllarda yayınlanan çalışmaların gösterdiği, genlerin özellikle mikrop türleri arasında bir önceki nesilden bir sonraki nesile dikey aktarımının yanında, aynı nesilden olan bireyler arasında yatay olarak da aktarılabildiği gerçeğine dayanıyor.
Bu alternatife göre, ‘en son ortak atamız' olan hücre topluluğu evrilerek yaşamın sonraki iki temel dalı olan mikroplar bakterilere ve arkelere ayrılıyor. Ardından bu iki daldan birisinde ‘ortak ata'nın sahip olmadığı yeni genler evriliyor. Bu genlerden birkaçı yatay gen aktarımı ile diğer dalın üyelerine aktarılıyor. Böylece bu iki grubun genleri arasında ortak genler araştırıldığında bu genler arasında ‘yanlış-pozitif/olumlu' bulgular olarak çıkıyor. Yaşamın ilk zamanlarında gerçekleşecek bu tip yatay gen aktarımı olayları bir alternatif olsa da, yine de, ortak ata'da evrilme hipotezine göre daha düşük bir olasılık.
İlgili makale:
Weiss vd. The physiology and habitat of the last universal common ancestor. Nature Microbiology. 2016
Ek kaynak:
Theobald. A formal test of the theory of universal common ancestry. Nature 2010
Haber görseli: National Geographic
Ahlaksız
10-01-2017, 22:05
Böyle bir forumda,bu başlığın bulunması ayıp yani..Yuh yani,yuh..!
Bak arkadaş..
Sümüğün akıyor..Ossuruyorsun..Sıçıyorsun..Vücudun yağlanıyor..Kokuyorsun..Ağzın kokuyor..Tırnakların uzuyor..Saçın uzuyor..Sakalın çıkıyor..
Tüm bunlara rağmen ''Evrimin İspatı Nedir?'' mi diyorsun?!
Ne sanıyorsun kendini?
''Hayvan'' olmadığını mı söylemek istiyorsun?
Tuvalette düşünün bu konuyu..Samimi söylüyorum..Evrimi anlamayan veya kabul etmeyen arkadaşlar,tuvalette düşünsünler biraz..
Samimi olarak evrimi anlamak isteyenlere de bir site tavsiye ediyim..Buyrun;
http://www.evrimianlamak.org/e/Ana_Sayfa
İlahimasal
19-01-2017, 16:44
Evrim bir olgu diyorsunuz fakat ispatlayabilir misiniz ya da ispatını gösterebilir misiniz?
Bakara 65 - İçinizden cumartesi günü yasağını çiğneyenleri elbette bilirsiniz. İşte bundan dolayı onlara "sefil maymunlar olun!" dedik.
Araf 166-Böylece onlar kibre kapılıp yasak kılınan şeylerden vazgeçmeyince, biz de onlara, hor ve zelil maymunlar olun, dedik
Maymundan insana ----------insandan maymuna :madgrin:
Allah bile diyorkı atalarınız ortak olduğu için evirmek de sıkıntı yok.
Bakara 65 - İçinizden cumartesi günü yasağını çiğneyenleri elbette bilirsiniz. İşte bundan dolayı onlara "sefil maymunlar olun!" dedik.
Araf 166-Böylece onlar kibre kapılıp yasak kılınan şeylerden vazgeçmeyince, biz de onlara, hor ve zelil maymunlar olun, dedik
Maymundan insana ----------insandan maymuna :madgrin:
Allah bile diyorkı atalarınız ortak olduğu için evirmek de sıkıntı yok.
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, "Evrim teorisi zaten bilimsel olarak eskimiş ve çürümüş bir teoridir. İllâ bu teori, mutlaka okutulacak diye bir kural yok (http://www.sozcu.com.tr/2017/gundem/kurtulmustan-evrim-teorisi-aciklamasi-1649095/)" dedi.
Ahlaksız
30-01-2017, 19:40
''Evrim teorisi eskimiş ve çürümüş'' demek, ''yerçekimi de neymiş?'' demekten farksızdır..
Evrimi yerçekimi olarak düşünün..Yerçekimine karşı olanların bu ülkeyi yönettiğini de..!
Ne çıkıyor karşımıza?
Söyleyeyim..
Dün akşam Fatih Altaylı'nın karşısında iki bilim insanı vardı ve konu evrimdi..Başlarda ne dediler bilmiyorum ama ortalardan itibaren programı seyrettim..Genlerden,kromozomlardan;yani konuyu insanların anlayamayacağı yerlerden anlattılar..Çünkü görevleri bu..Sonra dediler ki,''hükümetimiz sağolsun,bize yardımcı oluyor,yakında iyi gelişmeler olacak,yeni kanser ilaçları yapacağız,beyin göçünü geri döndüreceğiz'' falan filan..
İşte Türk bilim insanları..!
Nobele aday yapalım bunları..!
Hükümeti yalayan bilim insanları..!
Hükümet çocukların beynine dini empoze ederken,yani tüm toplumu yüzlerce/binlerce yıl geriye atarken;bunlar iki ilaç yapacağız diye hükümeti yalıyorlar..Aslında bir kişiyi yalıyorlar..Anladınız siz onu..!
''Evrim teorisi eskimiş ve çürümüş'' demek, ''yerçekimi de neymiş?'' demekten farksızdır..
Evrimi yerçekimi olarak düşünün..Yerçekimine karşı olanların bu ülkeyi yönettiğini de..!
Ne çıkıyor karşımıza?
Söyleyeyim..
Dün akşam Fatih Altaylı'nın karşısında iki bilim insanı vardı ve konu evrimdi..Başlarda ne dediler bilmiyorum ama ortalardan itibaren programı seyrettim..Genlerden,kromozomlardan;yani konuyu insanların anlayamayacağı yerlerden anlattılar..Çünkü görevleri bu..Sonra dediler ki,''hükümetimiz sağolsun,bize yardımcı oluyor,yakında iyi gelişmeler olacak,yeni kanser ilaçları yapacağız,beyin göçünü geri döndüreceğiz'' falan filan..
İşte Türk bilim insanları..!
Nobele aday yapalım bunları..!
Hükümeti yalayan bilim insanları..!
Hükümet çocukların beynine dini empoze ederken,yani tüm toplumu yüzlerce/binlerce yıl geriye atarken;bunlar iki ilaç yapacağız diye hükümeti yalıyorlar..Aslında bir kişiyi yalıyorlar..Anladınız siz onu..!
Toplum curuyor.
Sizce ne yapmali?
Yıldıztozu
31-01-2017, 00:01
Bütün insanların insan olarak akraba olduğunu anlarken hangi akıl yürütmeler kullanılmışsa aynı yoldan bütün canlıların canlı olarak akraba olduğu da bilinebilir.
Bugün dünden kalan kalıntıların bir devamıdır, dün de dünden önceki günden kalan kalıntıların devamıdır. Bu çıkarıma hangi akıl yürütmeyle ulaşmışsak aynı yoldan diğer değişimsel ve evrimsel süreçleri de anlayabilirz.
Evrimin ispatı, günümüzdeki verileri geçmişe yönelik akıl yürütmelerle çıkarsayarak mümkün olabilir.
Save The Day
31-01-2017, 01:00
Bütün insanların insan olarak akraba olduğunu anlarken hangi akıl yürütmeler kullanılmışsa aynı yoldan bütün canlıların canlı olarak akraba olduğu da bilinebilir.
Bugün dünden kalan kalıntıların bir devamıdır, dün de dünden önceki günden kalan kalıntıların devamıdır. Bu çıkarıma hangi akıl yürütmeyle ulaşmışsak aynı yoldan diğer değişimsel ve evrimsel süreçleri de anlayabilirz.
Evrimin ispatı, günümüzdeki verileri geçmişe yönelik akıl yürütmelerle çıkarsayarak mümkün olabilir.
Bugün gördüğümüz üzere insan insandan geliyor. Başka canlılardan geldiğini göremedik. İnsanın diğer canlılarla olan akrabalığının önce ispatı lazım. Geriye doğru düşünürsek sadece tahmin ederiz. Önce kanıt lazım sonra kanıt üzerine düşünülebilir. Yani türün değişip farklı türlere dönüşebildiğini önce bir görmek lazım. İnsan dediğin bir tür. Ama görüyoruz ki hala insan. Mesela farklı bir tür olsa idi aha bak evrimi gördük diyecektik. Tür içindeki çoğalma evrime kanıt değildir. Evrim değişim değil mi. Yani türleşme gerekiyor. Mesela maymunun insan olduğunu gören var mı? Sadece geçmişte ne olduğuna dair tahminler ve yorumlar var. O geçmişte olduğu söylenen süreci de görmüyoruz. Akıl yürütmelerle ispatlayamazsın, somut olarak gözlemen lazım. Kalıntıların devamı olarak düşünürsek en geriye gittiğimizde ilk insana da ulaşabiliriz. Onları da tanrının yarattığı sonucuna ulaşabiliriz. İşte bakın akıl yürüttük. Bu arada veri dediğin de benzerlik verileri var. Benzerlik nasıl kanıt olacak? Düşündürebilir ama nasıl kanıt olur? Bak tahmin ve kanıtı ayırmak lazım. Şöyle olabilir ile şöyle olmuştur ayrıdır. Bir de evrime kanıt olarak herhangi bir değişim verebilir. Hayır neye dair değişim verdiysen ona dairdir. Cansız madde verdiysen o cansız maddenin değişimidir. Canlı değişimi verdiysen o canlı değişimi üzredir. Yani genel bir değişim değil bu evrim. Canlıların değişimi evrim.
Ahlaksız
31-01-2017, 18:36
Sn.natan;birşey yapmak yanlısı değilim..''Toplum çürüyor'' söyleminize de katılmıyorum..''Toplum çürümüş'' deseydiniz,katılırdım ama..
Bilim adamları bile kendini gericiliğin kollarına bıraktıysa artık,o toplumda bir şey yapmaya gerek yoktur..Yapacağınız herşey,söyleyeceğiniz her söz beyhudedir..
Türkiye'de yapılacak 3 şey var;
1-Size edilen tecavüzün tadını çıkarmak(ben bunu yapıyorum)
2-İntihar etmek
3-Ülkeyi terk etmek
Şahsen bu ülkeden umudumu,yaklaşık 10 sene önce Ergenekon yalanları sırasında kesmiştim..Ne kadar haklı olduğumu her geçen gün daha iyi anlıyorum..
Ahlaksız
31-01-2017, 18:45
Sn.save the day; demiş ki;
Akıl yürütmelerle ispatlayamazsın, somut olarak gözlemen lazım
Siz annenizin babanız ile seks yaptığına şahit oldunuz mu?
Annenizin anneniz,babanızın babanız olduğunu nereden biliyorsunuz?
Birşeyleri anlamak/öğrenmek için illa somut olarak gözlemek mi lazım?
Bu ne saçma laflar böyle..!
Maymunun insan olduğunu kim söylüyor?
Sen zaten bir maymunsun..Azıcık öğrenmek için çabalayın şu evrimi..!
''İnsan insandan geliyor'' ne demek?
Bu ne?
Hakikaten bu seviye ne?
Bir de kendinden nasıl emin,nasıl emin..İnsandan geliyor ya..!
Bir demiş ki İLK İNSAN..Adem mitini gerçek sanıyor işte..
Yıldıztozu
31-01-2017, 20:51
Mesela maymunun insan olduğunu gören var mı?
Save the day; bu soruyu sorduğuna göre sen henüz düşüncenin en başlarındasın demektir.
Akıl yürütmelerle ispatlayamazsın, somut olarak gözlemen lazım.
2+3=5 ifadesi akıl yürütmeyle ilişkili. Gözlemle değil.
İnsanın diğer canlılarla olan akrabalığının önce ispatı lazım.
Kardeşinle akraba olduğunun ispatı nedir? Hücre ve Dna yapılarındaki benzerliklerdir. Aynı şekilde canlıların akrabalığı da hücresel ve dna benzerliklerinden anlaşılabilir.
Kanıt demek sadece gözlem demek değil. Parmak izi de bir kanıttır, fakat o parmağın izi konulurken gözlemlenmemiştir.
Save The Day
31-01-2017, 22:57
Sn.save the day; demiş ki;
Siz annenizin babanız ile seks yaptığına şahit oldunuz mu?
Annenizin anneniz,babanızın babanız olduğunu nereden biliyorsunuz?
Birşeyleri anlamak/öğrenmek için illa somut olarak gözlemek mi lazım?
Bu ne saçma laflar böyle..!
Maymunun insan olduğunu kim söylüyor?
Sen zaten bir maymunsun..Azıcık öğrenmek için çabalayın şu evrimi..!
''İnsan insandan geliyor'' ne demek?
Bu ne?
Hakikaten bu seviye ne?
Bir de kendinden nasıl emin,nasıl emin..İnsandan geliyor ya..!
Bir demiş ki İLK İNSAN..Adem mitini gerçek sanıyor işte..
Sevgili hocam kimse anne ve babasının seks yaptığını doğmadan bilemez. Yani dünyada yokken kimse bilmez. Bu olaya şöyle bakmak lazım. İnsan bebeğini insanlar yapıyor, insan doğuruyor. Bugün bilinen budur. O yüzden anne ve babanızın birey olarak kim olduğunu test yapmadan bilmeseniz bile, insan olduğunu bilirsiniz. Bir de evrimde şöyle iddia var. Dört ayaklı maymunlar dikeldi ve insan oldu. Önceleri ağaçta yaşıyorlardı, sonra şartlar öyle gerektirdi ve insan oldular. Şimdi meşhur bir soru var bununla ilgili. İnsan maymundan geliyorsa neden hala maymunlar var? Günümüzde bunun gözlemini yapmamız gerekmez mi? Yani iddiaya bakarsak dönüşerek bambaşka bir canlı türüne evrilmiş. İşte bunun gözlemine dair neye sahibiz? Ne biliyoruz? Gözledik mi?
Sundance
31-01-2017, 23:06
Ne biliyoruz? Gözledik mi?
Bulunan Homo habilis, A. africanus kafataslarını kozalak mı zannediyorsun?
Biraz önce forumda tebliğci konusunu okudum.
Savetheday artık seninkisi normal anlama sınırını aştı.
Salağa yatarak evrimi çürütmeye çalışma taktiği. :clap2:
Bir ateistin "Din mi? O da ne yaw!?" demesi gibi bir şey.
Save The Day
31-01-2017, 23:08
Save the day; bu soruyu sorduğuna göre sen henüz düşüncenin en başlarındasın demektir.
2+3=5 ifadesi akıl yürütmeyle ilişkili. Gözlemle değil.
Kardeşinle akraba olduğunun ispatı nedir? Hücre ve Dna yapılarındaki benzerliklerdir. Aynı şekilde canlıların akrabalığı da hücresel ve dna benzerliklerinden anlaşılabilir.
Kanıt demek sadece gözlem demek değil. Parmak izi de bir kanıttır, fakat o parmağın izi konulurken gözlemlenmemiştir.
Dostum baş veya son demiyoruz. İnsanın atasının maymun olduğu iddia ediliyor. Dört ayaklı maymunlar dikelip iki ayaklı oluyor ve ağaçtan iniyorlar. Savanaya falan iniyorlar, mızraklar yapıyorlar ve zamanla insana dönüşüyorlar iddiaya göre. Ben de diyorum ki bunun gözlemine sahip miyiz? Geçmişte olduğu iddia ediliyor peki günümüzde niye hiç gözlemlemiyoruz? Bir de şöyle bir meşur soru var, insan maymundan geliyorsa neden hala maymunlar var? 2+3 diyorsun tamam böyle akıl yürüttün ama bunu gözlemle desteklemen gerekir kanıt için. Özellikle matematiği kullanan bilimlerde önce matematikle bir tahmin yapılır, sonra da gözlemle kanıtlanır. Yani gözleme ihtiyaç var.
Kardeş, anne ve baba meselesine bir bakalım. DNA testi uygulanıyor değil mi. Şimdi DNA ve testinin ilk bulunmasını bir düşünelim. Bunu şöyle doğrulayabilirsin. Şimdi bir erkek ve bir dişi insanı alırsın deney ve gözlem için. Bütün hayatları o deney merkezinde geçer. 7 gün 24 saat kameralarla her detay izlenir. Sonunda ilişki yaşarlar ve çocuk doğar. Ama hiçbir sahneyi atlamadan kayıt edersin. Sonra bebeği kadın doğurur. Ondan sonra DNA testi yaparsın. Gözünle gördüğün ile DNA testini karşılaştırırsın. Birbirine uyarsa DNA testinin gerçek olduğunu anlarsın. Böylece DNA testinin doğru olduğunu anladın değil mi. Sonra insan bireylerinde bunu uygulayıp test yapabilirsin. Ama dikkat et sen insan bireylerinde DNA testinin geçerliliğini kanıtladın. Diğer canlılara ve türlere gittiğinde bambaşka tablolar seni bekleyecektir. Onlar farklı canlılardır. Onları bu şekilde test edip kanıtlayamazsın. Sen insan için bu yöntemi buldun ve doğruladın. Farklı canlılar için farklı yöntemler gerekebilir. Mesela maymunlar arasında da benzer bir deney uyguladın. Bu şekilde DNA testi yaptın. Ama dikkat edersen bunlar da maymunlar arasında sana bilgi verecektir. Ebeveynliği ortaya koyacaktır. Yani insanın testi yine insanlar arasında geçerli iken, maymunun testi de maymunlar arasında geçerli olacaktır. Bunlar bambaşka canlı türleridir. Birbirleriyle bağlantısını ebeveynlik testiyle ortaya koyamazsın. Birbirlerinin ebeveyni değil bunlar. İnsan insan doğuruyor, maymun da maymun doğuruyor. Yani gördüğün gibi o benzerliği yani DNA testini sen tür içinde uygulayabiliyorsun. Farklı türler de birbirinden farklı olduğu için bir bağlantı kuramıyoruz. Peki neden türler farklıysa birbirine benzerlik var diye sorabilirsin. İşte buna 2 yorum yapılıyor. Birisi yaratılış iken diğeri de evrim. Ama bunun öznel görüş olduğu savunuluyor biyoloji profesörleri tarafından. Yani kanıt olmayınca yorum yapılıyor. Tahminler yapılıyor. Milyarlarca yıllık süreçten bahsediyoruz kolay değil ki. Hadi geçmişte yaşandığı söylenen olayları günümüzde gözlesek yine olabilir fakat öyle bir gözleme sahip miyiz?
Save The Day
31-01-2017, 23:11
Bulunan Homo habilis, A. africanus kafataslarını kozalak mı zannediyorsun?
Biraz önce forumda tebliğci konusunu okudum.
Savetheday artık seninkisi normal anlama sınırını aştı.
Salağa yatarak evrimi çürütmeye çalışma taktiği. :clap2:
Bir ateistin "Din mi? O da ne yaw!?" demesi gibi bir şey.
Sevgili hocam evet birçok homo türünün fosili bulunmuş. Tabi bunların sahte olduğu iddiaları bile var ama gerçek kabul edelim. Şimdi onların zamanla evrimleşerek homo sapiens olduğu iddia ediliyor. Peki onların ayrı ayrı yaratılan tür olmadıkları ne malum? 2 ihtimal var; birincisi evrimle birbirine dönüşerek yeni türler çıkarak en sonunda da homo sapiens çıkması, ikincisi ise o türlerin değişim ve dönüşüm geçirmeden o halleriyle yaratılmaları. Şimdi hangisi doğru? Dostum bana salağa yatıyor demişsin ama proflar bile bu mevzuyu tartışıyor yahu. Hatta bakın tartışma videosunu koyayım. Ergi hoca da var videoda. Profların görüşlerine de bir bakınız.
https://www.youtube.com/watch?v=sU1G6KNgLfw
İlahimasal
31-01-2017, 23:25
Save Allah 'a inanan birisi olarak senin bunları söylemen çok kolay.. yaratıldık der çıkarsın işin içinden. Geriside seni bağlamaz zaten.
Erkeksen toprak mamulü, dişiysen erkeğin vucudundan olduğuna inanarak yaşar durursun.
Diğer canlılar için kitabında her hangi bir ayrıntı bulamazssın. işde orada tıkanan lavabo gibi olursun. su danmı, topraktanmı, hiçtenmi, balçıktanmı düşünür durusun. sınırların budur. dahada ilerisi olamaz senin için.
Evrimciler öylemi? Evrimcilerin senin gibi tıkanmış bir tarafı yokki. kaburgadan kadın olurmu demiyorlar bile.
EVRİMİ çürütecek yaratıcının elinde kendi savını doğrulayacak gözlem olması lazım....
Boş konuşuyorsun yani.
Bilime karşı , yaşadıkları bile ispatlanamayan birilerinin safsataları ile evrim çürütmek olmaz. daha sağlam gel..
Evrimcilerin o kadar çok kanıtı varki. sizin ise söz, hemde boş söz...
varmı senin sağlam gözlemli bir savın?
Evrimden daha sağlam bir teori olmadığı sürece , gerisi boş sözden ibarettir. . nedir o ya kaburgadan, kadın yaptım! toprağın içine üfürdüm?
Save The Day
31-01-2017, 23:32
Save Allah 'a inanan birisi olarak senin bunları söylemen çok kolay.. yaratıldık der çıkarsın işin içinden. Geriside seni bağlamaz zaten.
Erkeksen toprak mamulü, dişiysen erkeğin vucudundan olduğuna inanarak yaşar durursun.
Diğer canlılar için kitabında her hangi bir ayrıntı bulamazssın. işde orada tıkanan lavabo gibi olursun. su danmı, topraktanmı, hiçtenmi, balçıktanmı düşünür durusun. sınırların budur. dahada ilerisi olamaz senin için.
Evrimciler öylemi? Evrimcilerin senin gibi tıkanmış bir tarafı yokki. kaburgadan kadın olurmu demiyorlar bile.
EVRİMİ çürütecek yaratıcının elinde kendi savını doğrulayacak gözlem olması lazım....
Boş konuşuyorsun yani.
Bilime karşı , yaşadıkları bile ispatlanamayan birilerinin safsataları ile evrim çürütmek olmaz. daha sağlam gel..
Evrimcilerin o kadar çok kanıtı varki. sizin ise söz, hemde boş söz...
varmı senin sağlam gözlemli bir savın?
Diğer canlılar için kitapta bir ayrıntı bulamazsın demişsin. Yahu her şeyi Allah mı söyleyecek? Yeteri kadar söylenmemiş mi zaten? Kopya mı versin Allah? Gerisini de insanlar bulsun yahu. Bak bugün nasıl bir gözleme sahibiz şöyle söyliyeyim. İnsanların, insanları doğurduğunu biliyoruz. Doğum yapan doktorlara gidip sorsan aynı şeyleri söylerler. Bizzat bebeğin doğmasına yardımcı oluyor doktorlar. Yani insanlardan insan çıkıyor. Yani insan, insandan geliyor. Maymun, insan bireyi doğurmuyor ki. Peki maymun insan mı doğurmuş nasıl olmuş söyler misin? Böyle bir gözleme sahip miyiz?
İlahimasal
31-01-2017, 23:41
Diğer canlılar için kitapta bir ayrıntı bulamazsın demişsin. Yahu her şeyi Allah mı söyleyecek? Yeteri kadar söylenmemiş mi zaten? Kopya mı versin Allah? Gerisini de insanlar bulsun yahu. Bak bugün nasıl bir gözleme sahibiz şöyle söyliyeyim. İnsanların, insanları doğurduğunu biliyoruz. Doğum yapan doktorlara gidip sorsan aynı şeyleri söylerler. Bizzat bebeğin doğmasına yardımcı oluyor doktorlar. Yani insanlardan insan çıkıyor. Yani insan, insandan geliyor. Maymun, insan bireyi doğurmuyor ki. Peki maymun insan mı doğurmuş nasıl olmuş söyler misin? Böyle bir gözleme sahip miyiz?
Sen kimin yazdığı bile bilinmeyen bir kitabın etrafında dönüp duruyorsun halen. Cevabın bu nitelikte.
mahalleyi bile bilmiyorsun, şehri anlatmaya çalışıyorsun.
Evrime deil.yaratılmaya inanıyorum de kapansın konu.
Başka bir fikrimde , kanıtımda yok de kurtul.
diğer canlılar içinde evrim cevaplar bulmuş zaten.. inançların kitaplarının etrafında dönmek onlar için deil. onların daha önemli işleri var.
Bak yine söylüyorum , çürütmek istiyorsan kanıtınla gel.. yoksa sus VE tap ne diyimki.
Sundance
31-01-2017, 23:47
Sevgili hocam evet birçok homo türünün fosili bulunmuş. Tabi bunların sahte olduğu iddiaları bile var ama gerçek kabul edelim. Şimdi onların zamanla evrimleşerek homo sapiens olduğu iddia ediliyor. Peki onların ayrı ayrı yaratılan tür olmadıkları ne malum? 2 ihtimal var; birincisi evrimle birbirine dönüşerek yeni türler çıkarak en sonunda da homo sapiens çıkması, ikincisi ise o türlerin değişim ve dönüşüm geçirmeden o halleriyle yaratılmaları. Şimdi hangisi doğru? Dostum bana salağa yatıyor demişsin ama proflar bile bu mevzuyu tartışıyor yahu. Hatta bakın tartışma videosunu koyayım. Ergi hoca da var videoda. Profların görüşlerine de bir bakınız.
Sen çocukluğunda ebe tura 1 2 3 oynadın mı hiç?
Her arkanı döndüğünde sana biraz daha yaklaşan arkadaşların hareket etmemişler de yeni yerlerinde sıfırdan var olmuş olabilirler mi?
Kusura bakma ama aynı soruları herhalde 10. soruşun filan. Cevaplarını aldığın halde soruyorsun.
Artık sorduğun sorular yukarıda dediğim gibi aynı bir ateistin "Din mi? O da ne?" diye sormasına benzedi. Goy goy yani. Anladığım kadarıyla amacın da zaten bu. :clap2:
Ergi hocanın videosundaki şebekleri Ergi hocayla aynı kefeye koyup prof. demen en başta Ergi hocaya hakaret. Odunu bile torpille prof. yapılan bu devirde kimin gerçek prof. olduğunu yayınlamış olduğu geçerli makalelerden ayırtediyoruz.
Evrim teorisinin tartışılmadığını söylerken dediğimiz bu işte. 200 yıldır milyonlarca bilim adamından bir tekinin bile evrim teorisini çürütecek makale yayınlayamamış olduğu gerçeği.
Yoksa TV'de prof. gözüken şaklaban çok.
İlahimasal
31-01-2017, 23:57
Diyelimki ben konuya çok uzak birisiyim ve bu adamların bilimsel çalışmalarını bana anlattılar ilk tepkim bilimsel olduğu için gerekli olan saygıdır.ÇÜNKİ içerisinde emeksel olan ciddi bir çalışma var.
Bu durumu çürütmek için, kafasında takke, altında entari, elinde tesbih bir adam geldi ve bana seni allah yarattı hemde topraktan içinede üfürdü sonrada senin vucudundan da eşini yaratı dese....önce bu adam deli galiba derim sonrada . sektir len derim...
Save The Day
31-01-2017, 23:58
Sen çocukluğunda ebe tura 1 2 3 oynadın mı hiç?
Her arkanı döndüğünde sana biraz daha yaklaşan arkadaşların hareket etmemişler de yeni yerlerinde sıfırdan var olmuş olabilirler mi?
Kusura bakma ama aynı soruları herhalde 10. soruşun filan. Cevaplarını aldığın halde soruyorsun.
Artık sorduğun sorular yukarıda dediğim gibi aynı bir ateistin "Din mi? O da ne?" diye sormasına benzedi. Goy goy yani. Anladığım kadarıyla amacın da zaten bu. :clap2:
Ergi hocanın videosundaki şebekleri Ergi hocayla aynı kefeye koyup prof. demen en başta Ergi hocaya hakaret. Odunu bile torpille prof. yapılan bu devirde kimin gerçek prof. olduğunu yayınlamış olduğu geçerli makalelerden ayırtediyoruz.
Evrim teorisinin tartışılmadığını söylerken dediğimiz bu işte. 200 yıldır milyonlarca bilim adamından bir tekinin bile evrim teorisini çürütecek makale yayınlayamamış olduğu gerçeği.
Yoksa TV'de prof. gözüken şaklaban çok.
Sevgili hocam sizinle olan konuşmalarımızda siz Lenski deneyinden bahsetmiştiniz. Yani aha değişimi görüyoruz tadında şeyler söylemiştiniz. Fosillerden bahsettiğinizi hatırlamıyorum. Yani fosiller geçmişte yaşamış olan canlıların kalıntılarıdır. Yok bu şundan türedi, şuna dönüştü bu bilgiyi veriyor mu? Bunu fosilin neresinden çıkarabiliyoruz? Fosil, soy ağacını mı veriyor? Tamam geçmişte yaşayan birtakım canlıları tespit ettik. İyi de bunların arasında evrimsel ilişkiler kurup günümüzdeki forma evrildiğini neye dayanarak söyleyebileceğiz? Milyonlarca bilim adamı demişsinizya peki milyonlarca bilim adamının bu soruya cevabı nedir hocam? Ben objektif bir şekilde konuya yaklaşarak deliller üzerine sorgulama yapıyorum. Goy goy gibi bir amacım yok. Evrim ağacı ve vikipediyi de okudum.
Şimdi geçmişte yaşamış olan türlerin fosillerini yan yana koydunuz. İyi de sola koymuş olduğunuz türün, sağa koymuş olduğunuz türe dönüştüğünün bilimsel kanıtı nedir? Ayrı ayrı yaratılmış türler olamaz mı? Yani birbirinden bağımsız olarak varolmuş olamazlar mı? İşte bu konuda 2 görüş ortaya atılıyor. Birisi evrim, diğeri yaratılış. İki görüş de aynı yöntem ve verileri kullanmasına rağmen yorumunu çok farklı yapıyor. İşte o videodaki profesörler de evrime yorumdur diyorlar. Özneldir diyorlar. Ergi hoca benzerlikleri örnek olarak gösteriyor. Turan Güven de diyor ki sen benzerlikleri öyle izah edersin, öbürü de yaradan daha farklı mı yaratacaktı der diyor. Bunlara cevabınız nedir hocam?
Fosil demişken Ömer Faruk Noyan da evrime tahmin diyordu. Geçmişteki bir şeyi açıklamaya çalışıyoruz falan deyip uçağın yapımı gibi bir örnek veriyordu. Gözümüzle görmedikki diyor. Evrim kitaplarında ise gözle görülmüş kadar kesin anlatıldığını söylüyor. Sadece tahmin olduğunun vurgusunu program boyunca yapıyor. Yani geçmişte tamam olduğu söylenen süreçler bunlar. Peki günümüzde de öyle bir gözleme ihtiyacımız var değil mi hocam. Yani maymunun insana dönüştüğünü veya maymunun insan doğurduğunun gözlemine sahip miyiz?
İlahimasal
01-02-2017, 00:01
Bilimsel güzel bir çalışma örneği
dikkatini çekerim boş lakırtı deil.
Evrim moleküler düzeyde ispatlandı.
EVRİM YİNE BİR SIFIR ÖNDE.
EVRİM 1 - YARATILIŞ 0
ABD'de yayımlanan Science dergisinde yer alan araştırmaya göre, Oregon Üniversitesi'nden bilim adamları, doğanın yeni bir mekanik moleküler parça yaratma sürecini, var olan elementlerle aşama aşama ortaya koydular.
Araştırmanın başında bulunan Biyolog Joe Thornton, yeni fonksiyonlar için dönüşüm yapmak üzere, tamamen farklı fonksiyonların oluşması için doğal ayıklanma tarafından baskı altında tutulan eski genlerde bir moleküler çalışma sürecini tespit ettiklerini belirtti.
Bu çalışmalarıyla dönüşüm tarafından evrime uğrayan moleküler karmaşıklığı ortaya çıkardıklarını belirten Thornton, “Çalışmamız, Darwin'in evrim teorisine karşı çıkan tezde (akıllı tasarım) köklü bir hata bulunduğunu da ispatlamış oldu” dedi.
Darwin teorisine karşı çıkanlar, tek başına doğal ayıklanma sürecinin sonucu olacak bir evrim sürecini açıklayabilmek için moleküler sistemlerin çok karmaşık olduğunu savunuyorlardı.
Thornton, yeni tekniklerin, bugün ortadan kaybolmuş olan eski genlerin yüzmilyonlarca yıl önce nasıl evrimleştiklerini görme olanağı sağladığını belirtti.
Amerikalı biyologlar, bu çalışmalarında, Dünya'daki ilk hayvanın iskeletinin tespit edilmesinden önce, en erken 450 milyon yıl önce varolan “aldosteron hormonu”nun (anaç regülatör) reseptör geninin evrimleşmesini tespit ettiler.
Deneylerde, bu reseptörün, aldosteron tarafından bu hormon varolmadan çok önce aktive edilebildiği ve bu reseptörün, aldesterondan çok daha eski, ancak benzer yapıda bir hormona yanıt verdiği ortaya koyuldu.
Joe Thornton, çalışmalarıyla ortaya koydukları moleküler mekaniğin evrimleşme sürecinin Darwin'in teorisiyle tamamen uyum içinde olduğunu belirtti.
http://www.hurriyet.com.tr/evrim-teorisi-molekuler-duzeyde-ispatlandi-4222682
Save The Day
01-02-2017, 00:04
Bilimsel güzel bir çalışma örneği
dikkatini çekerim boş lakırtı deil.
EVRİM YİNE BİR SIFIR ÖNDE.
EVRİM 1 - YARATILIŞ 0
Dostum verdiğiniz çalışma daha çok ilk canlı ile ilgili değil mi? Yani biyolojik moleküllerin elementlerden nasıl ortaya çıktığı değil mi?
İlahimasal
01-02-2017, 00:08
Dostum verdiğiniz çalışma daha çok ilk canlı ile ilgili değil mi? Yani biyolojik moleküllerin elementlerden nasıl ortaya çıktığı değil mi?
ALLAHIN yaratılışı nı savunan birisi için çok saçma olan sorulu bir cevap vermişsiniz .
ilk canlı evet ......bizde ilk canlıdan yani allahın ademinden behsettik ya sizin gibi..
bırak soruyuda bilimsel çalışmaya çürütme getir.
Al sana evrime bilimsel ispat.....
Sundance
01-02-2017, 00:36
Peki onların ayrı ayrı yaratılan tür olmadıkları ne malum? 2 ihtimal var; birincisi evrimle birbirine dönüşerek yeni türler çıkarak en sonunda da homo sapiens çıkması, ikincisi ise o türlerin değişim ve dönüşüm geçirmeden o halleriyle yaratılmaları. Şimdi hangisi doğru?
Bak bugün nasıl bir gözleme sahibiz şöyle söyliyeyim. İnsanların, insanları doğurduğunu biliyoruz. Doğum yapan doktorlara gidip sorsan aynı şeyleri söylerler. Bizzat bebeğin doğmasına yardımcı oluyor doktorlar. Yani insanlardan insan çıkıyor. Yani insan, insandan geliyor. Maymun, insan bireyi doğurmuyor ki. Peki maymun insan mı doğurmuş nasıl olmuş söyler misin? Böyle bir gözleme sahip miyiz?
Şu yorumlardan sonra aşağıdaki yorumu yapman zaten goy goy yaptığını gösteriyor.
Sevgili hocam sizinle olan konuşmalarımızda siz Lenski deneyinden bahsetmiştiniz. Yani aha değişimi görüyoruz tadında şeyler söylemiştiniz.
Bir yandan bakterinin evrim geçirdiğinin gözlemlenmesinden bahsediyorsun, diğer yandan farklı yaratılmış türlerden bahsediyorsun.
Lenski deneyinde daha önce olmayan bakterileri Allah laboratuara girip de gizlice mi yaratıverdi tüpün içinde?
Evrim ile ilgili kanıtları okuduğunu ve soruşturduğunu söylüyorsun ama yaratılışçı olarak neden Allah bugün çamurdan insan yaratmıyor diye sorgulamayı unutuyorsun.
Evrim ile ilgili elimizdeki bunca gözleme karşı nedir güzel kardeşim türleri Allah'ın yarattığına dair gözlemin?
Yazdıklarından evrimi öğrenmeye niyetin yok da, açık açık çürütmen mümkün olmadığı için böyle salağa yatarak suyu bulandırayım, bu arada da dinimi satayım gibi bir izlenim uyanıyor.
Evet güzel kardeşim cevap ver bakalım:
Lenski deneyindeki yeni oluşan bakteri türlerini şakacı Allah'ımız eşsiz bir latife olarak tam o anda tam o laboratuarın içinde tam da o tüplerin içinde yaratmıştır.
Şakacı Allah'ımız bu bakterileri yaratmadan önce eski bakterilerden aşama aşama çok hafif değişiklikler ile bir sürü alternatif bakteri de yaratmıştır. Öyle ki bu bakterilerin bazılarındaki değişiklikler, ilk bakteri ile işlevsel olarak hiç bir fark oluşturmazken, en son yarattığı bakteride daha önce fark etmemiş bu ufak değişikliklerin üzerine ufacık bir değişklik daha yapınca yeni özellikte başka bir bakteri yaratmıştır.
Böyle mi?
İlahimasal
01-02-2017, 01:00
Bakın alttaki mavi ile yazılmış cümleler , yapılan bilimsel çalışmadaki öz güvenin ve bu çalışmayı çürütecek hiç kimsenin olmayacağının mağrur hali.
Akıllı tasarımcıların köklü bir hata yaptığını dahi ispatladık ayrıca evrimteorisini de doğruladık diyor.
A llah cılar o kadar paniklediki , eğitim kurumlarından kaldıralım bu evrim teorisini . bu teori allahımızı öldürüyor demeye başladılar.
zaten bu halleride kendi allahlarına ve inançlarına güvenemediklerinin ispatıdır. esasında haklılarda evrim allhadan bir adım hep önde .
Bu çalışmalarıyla dönüşüm tarafından evrime uğrayan moleküler karmaşıklığı ortaya çıkardıklarını belirten Thornton, “Çalışmamız, Darwin'in evrim teorisine karşı çıkan tezde (akıllı tasarım) köklü bir hata bulunduğunu da ispatlamış oldu” dedi.
Darwin teorisine karşı çıkanlar, tek başına doğal ayıklanma sürecinin sonucu olacak bir evrim sürecini açıklayabilmek için moleküler sistemlerin çok karmaşık olduğunu savunuyorlardı
Akıllı tasarımcı olan allahcılar ne diyor mhmd dedi, allah dedi, isa , musa dedi gibi safsata lara bel bağlıyoruz , çaresizisiz diyorlar...medet yaaaaa alllahhhhh!
Sundance
01-02-2017, 01:39
A llah cılar o kadar paniklediki , eğitim kurumlarından kaldıralım bu evrim teorisini . bu teori allahımızı öldürüyor demeye başladılar.
zaten bu halleride kendi allahlarına ve inançlarına güvenemediklerinin ispatıdır.
Çocuklara evrim teorisi öğretmemek, matbaanın ülkeye girişini yasaklamak gibidir.
İleride çocuklarına evrim teorisini öğreten ülkeler bilimde, teknolojide sıçrama yaparken, öğretmeyen ülkeler de bunların sömürgesi haline gelecektir.
Save The Day
01-02-2017, 01:58
Sevgili Save
Bir olay gerçekleşmiş olsun, bin kafadan ses çıkabilir, ama bu olayın gerçekliğini gölgelemez. Yani bir çok insan firikir yürütür, nasıl oldu, şöyle olmuş olabilir, böyle olabilir vs... Dilde kullandığımız bir söz vardır işte, "Güneş balçıkla sıvanmaz", bazılarının ideolojik hezeyanalrla yürüttüğü propagandalar kara progandadır...
Big bang'i eğip büktüklerinde KOCA BİLİM İNSANI öyle demiş, vay efendim kaç bin bilim insanı bunu kabul etmiş diye çoğunluk safsatası kullananlar, neden Evrim teorisine gelince yan çizer(iki yüzlüdür, iki yüzlülüğünü ise ne yazık ki cehaletine borçlu), demek ki, objektif olamayan insanın, bilim tartışmasında yeri de yoktur, sizlerde bu tür insanlara itimat etmemelisiniz.... bulundukları alan ve yemlendikleri bilgi-bilim-bilinçli olmak filan değildir, bir kaç basit kof sloganın kölesi olma durumudur, yani, yaptıkları paçavra siyasettir, hedefledikleri ise kara, içi boş proganda yapacak bir dolu papağan...
Evrimin motoru SALT mutasyonlar değil, sağda solda slogan atan her dingile aldanmayın. Lakin mutasyonlarda olasılıktır, öyleyse siz bu olasılığıda hesaba katmak zorundasınız, bilim insanları da bunu yapıyor, hesaba katıyor. bir birimde, herhangi bir mutasyon olursa ve eğer bu mutasyon mevcut koşulda avantaj sağlarsa, kalıtsal olarak aktarılacağı diğer bireylerlede devam eder, dezavantaj oluşturur da, adaptasyonu kırarsa o birey sürdürülebilirliğini kaybeder(eğer adaptosyonu kırıyorsa!), ister kısa vadede koşula yenik düşerek, isterse nesil üretemeyerek ama isterse üretilen nesillerinde adaptasyon sorunundan kaynaklı tükenip gitmesiyle veya saf dışı olması-elenmesiyle. Bu ifadem de ne gibi bir beis var? yanlışsa neresi yanlış, neden yanlış?
Siz bir mutasyonun, verili koşulda avantaj mı, dezavantaj mı sağladığını keyfi olarak nasıl belirleyeceksiniz? Bunu nesiller boyu gözlemle nasıl yapacaksınız? Ama illa mutasyonla avantaj sağlanmış canlı diyeceksek, lütfen canlılarda yapılmış bir çok deneyi inceleyin, binlerce deney yapıldı, lütfen, gaipten masal okumak yersiz.
Mutasyon ifadesi evrim mekanizmalarından sadece birisidir ama SALTIK değildir. Tabloya bir bütün halinde bakıyoruz, ve bütünlük içinde mutasyonda var, var ne yapalım gerçek bu, o tabloda bu da mevcut, ama tek başına değil ki? O tabloda daha bir çok faktör mevcut... Bir mutasyonla Evrim teorisini çökertemezsiniz(özel durumlsrdan genel sonuçlar safsatası), ancak mutasyona dair bilinen yanlışları düzeltmiş olursunuz, eğer haklı iseniz..
Sıçramalı Evrim konusu yakın geçmişe dayanıyor, çünkü incelenen milyonlarca fosilde bu gözlemlendi, daha erken tarihlerde gözlem ebadı, gözlem sayısı, gözlemci sayısı, fosil kayıtları o kadar değildi, yani süreçle elde edilen birikim, tecrübe, delil, nasılların bazı noktalarında, bazı düzeltmelere gereksinim duydu, ama dediğim gibi olgulari öznelerin olgu hakkında neyi, bilip bilmedikelrine bağlı değildir, o yüzden olgudur... yani anlatamıyorum, USÜL-ESAS başka şeydir, usule ayrkırılık arzetmeyen dıdığının, dıdıkları başka...
Yanlış anlamışsın, sıçrama demek, nitel bağın, diğer nitel bağ arasında kopukluğu demek değil :) Aksine ikiside İÇ-İÇEDİR, bir nitelik, mevcut olduğu ama çatıştığı diğer niteliğin bağrındadır, lakin baskın değildir, baskın olması da verdiğim tuğla örneği gibi, eşik değere ulaşıldığında gerçekleşir(eşyanın tabiatı bu), dilersen binlerce çeşit deney yapabilirsin... yani her zaman aklı hokus-pokusa, geriden pislemeye, ortamı kirletme-bulandırmaya çalışan akıllı tasarımcıların iddia ettiği veya cahilce sandığı gibi değil... Her nitelik, potansiyeldir, ister baskın ister değil... Gökten zembille inmez, sıçrama deyimi, eşik değerin aşıldığı an'ı ifade eder.
Bir su'yu ocağa koyduğunuzda, gaz haline geçiş, bir eşik değerle olur, o değer toplam ısının(nicelin), %1'i olabilir... ister eşik değer, ister direnç noktası densin, arada kopuk, hokus-pokus bir süreç yoktur ve su, gaz halini POTANSİYEL olarak taşır! her değişen canlı da, değişim doğrultusu baskın olmasa bile, o değişimi potansiyel olarak taşır, o nedenle de her form, aynı zaman da bir araformdurda(diğer niteliğe geçiş formu), bütün mesele ortam-koşul baskısı, ortam değişkenleri, ilişki ağı, niceliğin istikrarı - örneğin ıstılan bir su, ısı 30 dereceye ulaştığında, verdiği ısı, aldığı ısıya baskın gelirse, o su kaynamayacaktır, o halde belirleyeni ne? Ortam, koşul, ilişkisel ağ ve nitelik POTANSİYELİ)
bir insan silahtan çıkan bir kurşunun istikamet, açı, düşüm noktası gibi bir konuda bunu formüle edecek olsun. Bu kişi, rüzgarı hesaba katmayı, o an, o koşulda akıl edememiş veya henüz rüzgarın, seyir halindeki kurşuna etki edebileceğini bilmiyor olsun... Sonra çıkıp, bunların farkına varıp, formülünü revize etsin.. ne oldu şimdi, her şey çöktü mü, bitti mi? Zeus aşkına o kişi o basit hataYı yaptı diye, atılan mermiler, hava da sabit mi kalıyor? Bir keşmekeş Akıllı Tasarımcı(siz popodan atan okuyun) çıkıp, işte Evrim teroisinde hata yapılmış-oysa gerçek revize edilen bazı kısımlardır-, o halde Evrim yalan demekle, milyonlarca fosil ve bariz değişim puff mu oluyor? Siz bilim'in, Akıllı Tasarımcı omurgasızlar gibi, ne dersek mutlak doğrudur dediğini duydunuz mu ki?
A ile B nin nasıl geçiş sergilediği, yüzlerce cilt edecek düzeyde, yazıldı çizildi, mesele salt bu değil ki, bilim ancak VERİ İLE İLERLEYEBİLİR, bu konuda eldeki malzeme ise fosiller ve doğa(dinamik! değişiyor). Fosiller bizlere daim aynı olmadıklarını, değiştiklerini ifade ediyor, ne yapalım gerçek bu! Ama oturup, efendim nasıl oldu, şipşakla ifade edilemez, bu bekleniyorsa, bekleyen avucunu yalar, aptallığına yanabilir(kömür, ağaç örneği gibi, ağaç 1 günde kömüre dönüşmez, binlerce yıl alır(çünkü dğeişim yavaştır, ortam etkisi, bileşik ypı, ilişki ağına bağlıdır, ama öyle ortamlar olabilir ki, 1 yılda da olabilir, bizim dünya'mız bu ortamı sunmuyor), ama birisi çıkıp haydi al sana ağaç, 10 dakika izleyelim bakalım kömür olacak mı derse, safsatadır, ahmaktır).
https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrle%C5%9Fme
Bir evin çatısının, rüzgar vasıtasıyla uçması 50 yıl alabilir, burada mesele salt rüzgarın gücü değil ki, 50 yıllık süreçte binanın geçerirdği değişim, eskime vb, ama esaslı darbeyi vuran rüzgar olur, birde aynı işi, bir yapı yıkıcıya yaptırdığınızı düşünün, 1 gününü almaz... Bir de faktör salt rüzgar değildir dedim, o halde yarım akıl çıkıp, al sana çatı, hadi üfle yıkılsın diyen Akıllı Tasarımcı, akılsız tayfanın safsatalarını ne yapalım? Belki 50 çeşit faktör var ve, bir teori, 50 çeşit faktörü esas alan, geniş çaıyla tabloya bakıyordur, öteki gerzek rüzgarı kafaya takmıştır, iyi de kimin sorunu? Mutasyonu saltıklaştırıp kafaya takıp, saplantı eden kim? Kim dedi size, faktör salt mutasyon diye? (çatıyı çökerten sadece rüzgardır diye?):)
Çoban köpekleri neden beyaz tercih ediliyor ve neden o cins köpeklerde beyaz rengi olanlar baskın hale geliyor? insan, koyun güdüyor, koyunların rengi genelde beyaz, bir çok köpek görüyor, kimisi siyah, kimisi gri, kimisi beyaz, kimisi kahverengi bilmem ne... hangisi işine geliyor? beyaz, diğerlerini beslemiyor, süreğen beyazı besleyerek neslini sürdürüyor... Doğa ise renkler, zevkler bakımından işlemiyor, daha geniş satıhlı, verili koşula UYUM-ADAPTASYON sağlayanlar sürüp giderken, diğerleri eleniyor, ama bu iş iradi değil, uyum sağlayamadığı için hayat şansını kaybediyor!
Bir tamirci, her zaman arızayı tek seferde bulamaz, deneme-yanılmaya yönelir. Taki 3-4 parça değişecekte, asıl arızalı olanı bulacak, doğada da işler bu, ama iradi değil, KOŞULLARLA SINANMA üzerine, ama sınama da iradi değil, konuşma dilimizde başka kelime, kavramalr olamdığı için kullanıyoruz, yani nesilelr süreğen bir sınanmışlık için de, bir bakıma işleyiş dene-yanıl gibi işliyor. Arızalı olan çöpe gidiyor!
Bir çok besi hayvanı da, bazı yiyeceklerde tarihte bulunmaz, ne yani tüm bunları Akıllı-Tasarımcı Zeus'mu yapıyor, yoksa zaten doğa, bu malzemeyi ve o ilişkisel ağı sunuyor mu? Doğa ile insanın iradeyle yaptığı arasındaki farkı ise zaten idrak etmek zor değil, doğa çok çeşitli maddelerin bir araya geldiği, böylece bunalrın ilişkisel ağda birbirine etkidiği, bölece çeşitli malzmelerden, bir çok yapı, form ortaya çıktığı açık değil mi? helva bile şeker, un, su, içilen su, Hidrojen+Oksijen, uzatmamayım, türleşme içinde doğa yeterine malzeme sunmuş.
Fosil biliminin sunduğu veri, belgeleri incelemek gerekmiyor mu?
Her teoride tamamlanmaış kısımlar, henüz yeterince aydınlatılmamış kısımlar olabilir, teori, pratiği 100%'de yansıtamaz, eşyanın tabiatına aykırı, lakin aslolan bir şey de vardır ki;
"Niyetin üzüm yemek mi, bağcı dövmek mi?" olduğunun ayırdımı, önce bu yapılacak, sonra referans alınacak... BİLİM HİÇ BİR ZAMAN TAMAMLAYAMAZ, tamamlamaz, tamamlanmaz, tamamlanmış sayamaz, bilim, eğer, statik sonuçlar, ifadeler üretmeye başlamışsa, bilim ölüyor, can çekişiyor demektir...
Verili koşulda dinamik süreçler, birbirini ardışık takip etmesi imkansız süreçler, ortamlar dahilidir, yani tipik bir çorba gibidir, LİNEER değildir, çok açılı, çok faktörlü, çon yönlü ilişkiseldir, kısaca bilgiyi yansıtan hiç bir konu tamamlanmaz, mutlak olmaz ve ifade edilemez, yol bitmez, yürünür, yeri gelir çukurlarla karşılaşılır, düşülür ama hiç bir çukur yolcuyu yolundan alıkoymaz, seyahat bitmez, hayat, hareket üzredir, bilim de....
Yeter ki amaç, "bağcı dövmek" değil "üzüm yemek" olsun ve size en kestirme yol, niyeti bağcı dövmek olanları çöpe atmanızdır, zira hem vaktinizi çalarlar, hem idrakınızı hem de sizi ve gün gelecek bana, safsata kralının videolarını yolladım da izlemedin diye hayıflanmaktan vazgeçeceksin :)..
Görüldüğü gibi Evrim teorisine dair yazışamıyoruz, idrak sorunalrımız üzerine yazışıyoruz, çatı ve rüzgar örneği gibi, kim söyledi size, çatının uçmasının TEK! sebebi rüzgardır diye, kim söyledi size tek etken mutasyondur diye? :)
Evet birçok insan akıl yürütüyor işte şöyle olabilir böyle olabilir diye. Ve gördüğümüz üzere birden çok ihtimal karşımıza çıkıyor. Yani bu akıl yürütmeler gerçekliği gölgelemez demişsiniz. Evet doğru. Fakat gerçeklik olarak bahsedilen yani canlıların varolması ya da yeni türlerin ortaya çıkmasının nasıl olduğu tartışılıyor değil mi hocam. İşte bu konuda ihtimaller göz önüne geliyor. Tabi bu konunun tartışılması, canlıları yok etmez. Aksine canlıların kökenine ve varoluşuna dair birtakım fikirler ve düşünceler gün yüzüne çıkar. İşte bu fikirlerden hangisinin doğru olup hangisinin yanlış olduğunu bulabilmek kolay bir şey değil diye düşünüyorum. Her kafadan ses çıkıyor.
Big bangi örnek verip bilim adamı çokluğundan falan bahsetmişsiniz. Peki bir konuda bilim adamlarının çoğunun bir şeyi kabul etmesi ya da doğru şudur demesi bize neyi gösterir? Bize gerçeği verir mi? Yani bilim adamlarının çoğunun bir şeyi savunması, neyi ifade eder? Ne anlamalıyız bundan? Ne anlama gelir? Bilim adamlarının sözlerini ve görüşlerini de ihmal etmemek gerekir değil mi hocam? Dikkate almamız lazım. Peki bir mevzunun gerçek olduğu, doğru olduğu sonucuna varmak için bilim adamlarının görüşleri hangi konumdadır? Yani bu gerçektir ya da yanlıştır demenin ya da bir kanaate varma sürecinde bilim adamlarının çokluğunun bir şeyi savunmasının konumu nedir? Bilim adamlarının görüşleri yetmez mi? Mesela siz diyordunuz ki onun bunun görüşüne bakma gözlem yap tadında bir şey diyordunuz. İyi de gözlemi sadece biz yapmıyoruz ki. Herkes yapabiliyor. Özellikle de bilim adamları yapıyor. Yani o ortaya atılan şeyler gözlem sonucunda atılmıyor mu? O zaman onların görüşleri de değerli olmaz mı?
Evrim salt mutasyon değil demişsiniz. Evet birçok mekanizma öne sürülür evrime dair. Mutasyon bunlardan biridir. Ama mutasyonun evrimsel sürecin hammaddesi olduğu da söylenir. Hatta Türkiye televizyonlarında bir Türk programında bunu Ergi hoca ve Turan Güven tartışıyordu. Bu iki zat biyolog. Yani atılmış bir laf değil bu hammadde lafı. Peki siz ne düşünüyorsunuz? Yani mutasyonun önemini göz ardı edemeyiz değil mi evrimsel süreç için? Ben mutasyon tek mekanizma demiyorum ama bunları konuşurken hepsini aynanda konuşursak karışabiliyor. Yani programda biyologlar da konuşurken önce bir konuyu konuşuyorlar, kademe kademe diğerlerine geçiyorlar. Hepsinin aynanda konuşulmasının, karışıklığa yol açacağını düşünüyorlar. Ben de mutasyondan dem vurunca salt mutasyon gibi sanılmış. Yok salt mutasyon demiyorum ama birini ele aldık hocam. Bir de evrim ve evrim teorisinin ayırdımı da önemli değil mi hocam? Yani evrim ve evrim teorisinin farklı olduğu vurgulanır. Denir ki birisi olgudur diğeri ise bu olgunun nasıl ve nedenini açıklayan açıklama bütünüdür. Sizin de bu konudaki görüşünüzü öğrenmek isterim. Yani konuşulurken önce evrim konuşulup halledilip, ondan sonra mı teorisine geçmek lazım? Nedir düşünceniz? Benim merak ettiğim bir diğer husus ise, teorisinin doğrulanmadan ya da akla yatmadan evrimin doğruluğundan bahsedip bahsedemeyeceğimiz. Siz revize etmekten falan bahsetmişsiniz peki o zaman bilimsel teoriler yanlışlanamaz mı? Hepsi revize mi edilir? Bilimin en önemli kriterlerinden birisi de yanlışlanabilirlik değil midir? Peki yanlışlanabilirliği siz nereye koyuyorsunuz? Revize edilemeyeceği durumlarda mı yanlışlanmış olur yoksa? Diyelim ki evrim teorisi yanlışlandı ve çürütüldü. O zaman evrim de çöker mi? Yoksa revize mi edilir? Peki evrim nasıl çökebilir? Yanlışlanabilir mi? Bir olayın doğruluğunda onun nedeni ve nasılı kriter midir? Mesela bir kişinin bir sözünü aktardık diyelim. Karşıdaki kişi de yalan söylüyordur diye fikirini öne sürmüş olsun. Biz de dedik ki neden yalan söylesin? Yalan borcu mu var? Yani yalan söylemesinin nedenini sorgulayıp geçerli bir şey bulamayınca yalan söylemediği sonucuna varıyoruz. İşte evrim ve evrim teorisinde de teorisine bakıp akla yatmayınca evrimin yanlış olduğu sonucuna bu şekilde varılabilir mi? Ne düşünüyorsunuz?
Mutasyon olasılıktır demişsiniz. Yani mutasyonun bir canlı üzerinde gerçekleşip gerçekleşmeme olasılığı var değil mi. Gerçekleşse ne zaman gerçekleşecek, hangi noktada gerçekleşecek, ne gibi değişimlere sebep olacak ya ne yapacak vs. Bunlar ihtimal dahilidir değil mi hocam. İşte bu ihtimalleri aşarak aha şöyle olmuştur nasıl diyebiliriz? Yani birsürü ihtimal var. Hatta Çağrı Mert Bakırcı, evrende her şeyin mümkün olduğunu söylüyordu bir makalesinde. Bir başka örnek daha vereyim. Mesela doktora gidiyorsunuz. İşte şikayetlerinizi anlatıyorsunuz. Doktor da diyor ki şu olabilir, bu olabilir diye birsürü hastalığı ve sıkıntıyı sayabiliyor. Birçoğunun da olabildiğini öne sürüyor. İyi de nelerin olabileceğini biz kendimiz de tahmin ederiz değil mi. Oraya hangisinin olduğunu bilmek için gitmiyor muyuz? İşte mutasyon ve evrim meselesinde de tamam şu şu ihtimaller var ve hepsi de olabilir diyoruz. Peki diğer ihtimalleri çürütüp hangisinin olduğunu nerden bileceğiz? Yani o ihtimalleri aşıp da gerçeğe ulaşmak önemli bir mesele diye düşünüyorum. Bilim adamları hesaba katıyor demişsiniz. İşte hesaba katarak bulabilir miyiz? Bu arada bir akıl yürütme yapmışsınız. Mutasyon avantaj sağlarsa demişsiniz. Faydalı ve zararlı mutasyonlardan söz edilir. Avantaj sağlayan mutasyonlar faydalı iken, sağlamayanlar da nötr ya da zararlıdır. Katılıyor musunuz? İyi de faydalı ya da zararlı olduğuna kim karar verecek? Biz insanlar mı? Peki doğada gerçekleşen süreçler değil mi bunlar? Doğanın öyle bir karar verme yetisi var mı? İleriyi görebiliyor mu doğa? Düşünebiliyor mu? Biz insanlar akıl yürüterek işte bu faydalı, bu zararlı diyoruz da doğa bunu nasıl yapacak? Bir de neye göre faydalı, neye göre zararlı?
Hocam mesela bir prof da şöyle diyordu. Arka arkaya genetik mutasyonlar yap ve öyle sına. Böyle bir ifadesi olmuştu, video da atabilirim. Ergi hoca evrimin test edilebilir olduğunu söyleyince onun üzerine söylemişti arka arkaya mutasyon yap diye. Peki siz akıl yürütmüşsünüz işte mutasyon faydalı olursa, şöyle olursa şeklinde. Peki arka arkaya genetik mutasyonlar yaparak balığı amfibiye labaratuvarda çevirebilir misiniz? Bu mümkün mü? Yani doğada kendiliğinden oluyorsa, bilimin geldiği bu noktada bunu yapmak mümkün mü? Mümkün değilse neden değil? Yani geçmişte doğada kendiliğinden olduğu söyleniyor. Yani bilinci olmayan kör doğada kendi kendine olabiliyormuş. Peki 21. yüzyılda da labaratuvarda yapabilmemiz lazım o zaman. İşte bu labaratuvarda canlıyı evrimleştirme deneyi şeklinde olmaz mı sınama? Bilimde test edilebilirlik ve sınanabilirlik önemli kriterlerdir. İyi de evrimi nasıl sınayacaksınız? Labaratuvarda balığı amfibiye çevirebiliyor musunuz? Diyebilirsiniz ki milyarlarca yıllık bir süreci nasıl labaratuvarda yapayım. Ama bilim yeterince gelişmiş değil mi? Aşın o süreyi efendim. Evrimsel süreci labaratuvarda aşıp balığı amfibiye çevirip sınayın evrimi. Peki yapılıyor mu?
Hocam suyun kaynama örneği veriyorsunuz. Bu örnek felsefede sıkça kullanılıyor sanırım. Şimdi bir düşünelim. Sıçrama kopukluk değil demişsiniz. Yani orada bir baraj var. Siz eşik değer diyorsunuz ona sanırım. İşe o aşıldıktan sonra başka bir hal olmuş oluyor. Yani bir noktadan sonra başka şeye dönüştüğü için mi sıçrama oluyor? Aynı kalsa olmaz mıydı? Bir nitelik çatıştığı diğer niteliğin bağrındadır diyorsunuz. Çatışmadan kasıt ne? İç içe olması mı? Bağrında derken de aslında ikisi de potansiyel olarak var ama birisi daha baskın olup kendisini gösterirken, diğeri baskın olmadığından baskın olanın bağrında kalıp gizleniyor gibi. Yani gizleniyor dedim de insanın saklanması olarak algılamayın. Kelimeler yetmiyor. Yani pasif işte. Gizli kalmış. Yani diyorsunuz ki gökten zembille inmez bu şekilde olur. Ama burada bir e dairlik zeminine ihtiyaç var. Siz neye dair konuştunuz? Suyun kaynamasına dair. Evrime dair değil ki. Yani siz suyun kaynamasını gözlemleyip bunu ortaya koydunuz. Gözünüzün önünde oldu, su kaynadı. Ama evrimi böyle gözünüzün önünde test edebilir misiniz? Milyarlarca yıllık bir süreç yani tarihsel bir süreç. Yani çok fark olmuyor mu? Bir de genellemiş olmadınız mı? Su böyle kaynıyorsa, evrim de böyle olmalıdır tadında düşünmüş olmadınız mı? İkisi farklı şeyler değil mi? Aynı olmak zorunda mı? Evrim mevzusunda canlılar değişimi potansiyel olarak taşır demişsiniz. Bunu nereden biliyorsunuz? Yani bazı şeyleri potansiyel olarak taşıyabilir ama her değişimi taşımaz kanımca. Yani genetik yapısı elverdiği üzre potansiyel olarak taşıyabilir. Genetik yapısı elvermiyorsa taşımaz. Doğru mu? Yani işte neyi potansiyel olarak taşıyıp taşımadığını bulsak bile yani şu şu değişimleri geçirmesinin mümkün olduğunu bulduk. Ama mümkün olması, gerçekleşmiş olduğunu göstermez. Sadece mümkün olduğunu gösterir. Mesela Çağrı Mert Bakırcı evrende her şeyin mümkün olduğunu söylüyor dediğim gibi. Yani bir yaratıcının yaratması da, evrim geçirmek de potansiyel olarak var zaten di mi? Yani bunlar ihtimal. İşte bu ihtimallerden hangisinin doğru olduğunu bulmamız lazım. Peki ikisi de aynanda doğru olabilir mi? Bu arada her form aynı zamanda ara formdur demişsiniz. Ara form şöyle olur mesela A, B ve C canlı türleri var. İlk başta A türü var. Zamanla evrim geçirerek B oluyor. Sonra B de C'ye dönüşüyor. İşte B burada ara geçiş formudur. Yani başka bir şeye geçerken o arada geçiş niteliği taşıyor. Yani günümüzde elimizde canlı formları var. Ama gelecekte ne olacağını bilemediğimizden ara geçiş diyemiyoruz. Günümüzdekilere ara geçiş demek için gelecekteki formları bilmemiz lazım. Geçmişteki ile gelecektekinin ara geçişi o zaman olabilirdi günümüzdekiler. Yani günümüzdekinin neye dönüşeceği bilinmiyor ama tahmin edilebilir. Gelecek zaten gelecek olduğu için yani gelmemiş, gelse şimdi olurdu. Yani öngörü oluyor o da tahmindir. İşte bilmediğimiz için her form ara formdur demek yanlış olmaz mı? Bu arada ortam ve koşul baskısı demişsiniz. Evrimde de seçilim baskısı olarak geçiyor. Canlılar çevre tarafından değişime zorlansa da başka türe dönüşebilir mi yoksa ölür mü? Yani genetik yapısı değişir mi? Başka canlı olması için genetik yapısının değişmesi lazım. Ortam ve koşul, genetik yapıyı nasıl değiştirir? Evrime karşı çıkan birtakım bilim adamları değişimi inkar etmiyor fakat mesela Turan Güven bir türün başka bir türe dönüşmesine karşı çıkıyor. Değişim vardır ama bu şekilde bir değişim yoktur diyorlar. Turan Güven bu arada biyoloji profesörü. Ortam ve koşulun şöyle bir etkisi olabilir. Mesela etrafınızda yaşanan olaylar sizi çok etkiler ve ruh haliniz değişir. Ya da kilo alıp verebilirsiniz, kas yapabilirsiniz. İşte bunlar değişimdir fakat evrim değildir. Evrim değişimdir ama her değişim evrim değildir.
Bilim ancak veri ile ilerleyebilir demişsiniz. Peki tahminler, varsayımlar falan veri olmadan yapılamaz mı? Önce tahmin ederseniz, varsayımlar yaparsınız ve veri topladıkça da bunları doğrulamaz mısınız?Bir de bir şeyin veri olup olmadığını kim belirleyecek? Kim karar verecek? Neyse fosil bilimindeki veriler nedir? Fosillerdir? Peki fosil nedir? Geçmişte yaşamış olan canlıların kalıntılarıdır. Yani geçmişte hangi canlıların yaşadığını ispat eder. Dikkat edin yaşadığını ispat eder, değişimini değil. O canlıyı yaşarken görüş değişimini gözlemlemeniz gerekir. Siz o canlıyı kanlı canlı görmüyorsunuz, sadece öyle bir canlının yaşadığına dair birtakım verilere sahipsiniz. Ama o veriler evrim geçirdiğini söylemez, sadece yaşadığını söyler. Siz o canlının ya da herhangi bir canlının veya canlıların fosillerine bakarak nasıl değişimi görebiliyorsunuz? Bunun izahı lazım. Yani şu canlının atası şudur, şuna dönüşmüştür, şöyle değişimler geçirmiştir tadında bir iddianın ispatı nedir? Fosil nasıl ispat olacak? Açıklanması gereken önemli bir nokta bu. Tamam fosil varsa fosil yaşadığını gösteriyor sadece. Yani A'nın değişip B olduğunu, B nin de değişip C olduğunu fosiller üzerinden nasıl gösteceksiniz? Sadece tahmin ve varsayımlarda bulunabilirsiniz. Bu tahmin ve varsayımları nasıl test ederek kanıtlayacaksınız? Bunu bir izah eder misiniz? Çok çok önemli bir nokta bu. Fosiller bize değiştiklerini ifade ediyor demişsiniz. İşte o değişimi ortaya koyun. Fosil nasıl ifade ediyormuş canlıların değiştiğini? Bu tahmin olmaz mı? Yorum olmaz mı? Öznel olmaz mı? Bu arada ağaç 1 günde kömüre dönüşmez örneğini veriyorsunuz. Peki insan bilimi kullanarak çok daha kısa sürede işlemi tamamlayamaz mı? Mesela şöyle bir örnek de vermişsiniz: ''50 yıllık süreçte binanın geçerirdği değişim, eskime vb, ama esaslı darbeyi vuran rüzgar olur, birde aynı işi, bir yapı yıkıcıya yaptırdığınızı düşünün, 1 gününü almaz.'' Hah işte evrim doğada kendi kendine milyarlarca yıl sürüyor. İşte siz de onu labaratuvarda o süreyi aşarak çok daha kısa sürede gerçekleştiremez misiniz? yani 50 yıllık süren bir şeyi yıkıcı 1 günde yapıyormuş. Milyonlarca, milyarlarca yıllık süren evrimi de çok kısa süre içerisinde labaratuvarda yapabilir misiniz bunu soruyorum. Yapan bilim adamı var mı? Siz labaratuvarda tek bir etkeni esas almak zorunda değilsiniz. Yani tek rüzgar ya da tek mutasyon değil. İstediğinizi yapın, bütün imkanları kullanın, her şeyi yapın. Yani serbest. İşte o şekilde labaratuvarda evrim yapılabiliyor mu?
Çoban köpeği örnekleri vermişsiniz ve beyaz tercih edildiğini söylemişsiniz. İsteyen istediği rengi tercih edebilir, hangisi işine geliyorsa ona göre bir tercih yapacaktır o işten para kazanıyorsa. Ama bu yeni türlerin ortaya çıkmasına bir kanıt mı? Şimdi çeşitli çoban köpeği türleri vardır. Onların birini tercih etmek ve onu yaşatmak, diğerlerinin yok olması doğal seçilime örnek olabilir. Yani insanlar birini tercih ediyor ve diğer tür çoban köpekleri ölüyor. Ama bu yeni bir türün ortaya çıkışının kanıtı değildir, sadece türün neslinin tükenmesinin kanıtı olabilir. İşte siz doğal seçilim ya da başka mekanizmalarla yeni türün ortaya çıkışını gözlemeniz lazım ilk adımda. Daha sonralarda ise işte efendim cinstir, takımdır, familyadır şudur budur bunların da oluşumu lazım. Ama ilk başta yeni tür tabiki. Yeni tür de şöyle oluşması lazım. Yeryüzünde yaşayan canlıların değişimiyle yeni tür ortaya çıkması gerekiyor. Tabi evrim için bu böyle. Böyle süreçlerin gözlemi gerekiyor. O takdirde siz bu gözlemleri ortaya koyabilirsiniz. Yani bazı canlı türleri uyum sağlayıp yaşamına devam ederken, diğerleri de sağlayamayıp ölebilir ama bu evrim geçirerek yeni türün ortaya çıkması değildir dediğim gibi. Siz varolan canlı türlerinin evrim geçirerek değişmesi ve yeni canlı türlerini meydana getirmesinin gözlemini ortaya koymalısınız.
Bir tamirci evet bazen tek seferde arızayı bulurken, bazense daha çok uğraşabilir. Hatta çok uğraşıp yine de bulamayabilir. Bulacak diye bir kaide yok. Bulmayacak diye de bir kaide yok. Yani bunu söylerken neyi anlatmak istiyorsunuz? Evrimi tek seferde bulamamış olabiliriz, daha yolu var mı demek istiyorsunuz? Bu arada devamında diyorsunuzki doğada işler koşullarla sınanma üzerine. İradi değil diyorsunuz yani bilimdeki sınanma gibi değil de doğada yaşan canlıların şartlara uyum sağlayabilip hayatta kalması ya da sağlayamayıp hayatta kalmamasına dair bir koşulla sınanmaktan bahsediyorsunuz. İyi kötü anladım galiba. Ama bu dediğiniz, daha önce de dediğim gibi doğal seçilimi anlatıyor. Yani uyum sağlayan hayatta kalır, sağlayamayan da ölür doğal seçilimdir. Doğal seçilim tek başına yetmez ki. Salt yetmiyor. Doğal seçilim ya da diğer mekanizmalarla evrimin gerçekleştiğini gösterebilmeniz lazım. Caner Taslaman tam da bu konuda kitabında güzel bir örneğe yer vermişti. Harfi harfine hatırlamasam da mantığını hatırlıyorum örneğin. Hemen bahsedeyim mesela Ahmet 1.000 metre yukarı sıçrıyor. Bu sıçramayı sağlıklı ayakkabılar ve spor ayakkabı ile gerçekleştiriyor. Siz ise Ahmet'in sağlıklı ayakları ve spor ayakkabıları olduğunu ifade ediyorsunuz. Oysa önce sağlıklı ayaklar ve spor ayakkabıları olduğunu göstermeniz lazım, sonrasında ise o sağlıklı ayaklar ve ayakkabılar ile de 1.000 metre yukarı sıçradığını gösterebilmeniz lazım. Böyle bir örnek veriyor Taslaman hoca. Evrimi anlatan kitaplarda böyle bir mantık hatasının işlendiğini söylüyor. Dediğine göre hata şu, evrimi anlatan kitaplar ahmetin sağlıklı ayakları ve ayakkabılarının olduğunu gösteriyorlar sadece. Onları kullanarak 1.000 metre yukarı sıçradığını gösteremiyorlar. Yani bunu neden verdim siz de doğal seçilim örnekleri verdiniz. İyi de onları kullanarak evrimin gerçekleşmesini göstermeniz lazım.
Akıllı tasarımcı Zeus'a da değinmişsiniz. Doğa o ilgili malzemeleri sunması evrime nasıl kanıt olacak? O malzemeleri kullanarak Zeus canlıları yarattıysa? Yani araba fabrikası misali. Fabrikada malzemeler birleştirilip araba yapılıyor. Fabrika kendi kendine mi yapıyor yoksa insanlar mı tasarladı? Fabrikayı bile insan yapıyor, tasarlıyor. Yani o sistemi iradi bir güç olan insan yapıyor, ondan sonra malzemeler birleştiriliyor. Malzemeler gelip de kendi kendine birleşmez ki. İradi gücü olan varlık tasarlayıp, süreci yönetiyor. Yani kendi kendine olmuyor tasarım var. Yani sizin o malzemeleri göstermeniz yetmez. O malzemeleri Zeus da birleştirmiş olabilir. Mesela siz orman yangınlarının kendi kendine olduğunu ifade ediyorsunuz. Oysa insan müdahalesiyle olmuyor mu? Yani mesela orada bir cam parçası unutursunuz, yani ormanda piknik yaparken unutursunuz ve güneş de cama çarparak yangın çıkabilir. Yani iradi bir müdahale var. Kendi kendine nasıl olacak? Helva örneği vermişsiniz helvayı insan yapmıyor mu? Kim yapıyor? Hayvanlar mı yapıyor? Yoksa helva doğada kendi kendine mi oluşuyor iddianız nedir? Mesela pasta nasıl oluşuyor? Doğada kendi kendine pastayı oluşurken gördünüz mü yoksa insanlar birtakım malzemeleri biraraya getirerek pastayı mı oluşturuyor? İradi müdahale var gördüğünüz gibi. Bak mesela bu malzemeyle ilgili video var. Adam lego malzemelerini bir poşete koyuyor. Sallıyor sallıyor sonra poşetten çıkarıyor bi bakıyor ki helikopter oluşmuş. Tabi ironi var. Yoksa helikopter çıkmaz. Buyrun izleyin efenim. https://www.youtube.com/watch?v=MGtXWsOFtmY
Hocam niyetimi sormuşsunuz. Niyetim üzüm yemektir. Bağcı dövmek değil. Bilim hiçbir zaman tamamlayamaz diyorsunuz. O zaman evrimin bilimsel bir gerçek olduğu ya da olgu olduğun söylenebilir mi? Yani bilim tamamlanmıyor ise son söz söylenemez. Son söz söylenemiyorsa evrimin gerçek olduğu ya da olgu olduğunu nasıl söyleyeceksiniz? Tamamlanmamış ki nasıl olgu olacak o zaman? Yani tamamlanacak bitecek ki bu olgu diyeceksiniz. Ama nitelendiremezsiniz tamamlanmaz ise. Yani olgu nasıl diyebilirsiniz bunu merak ediyorum. Evrimin gerçek ve olgu olduğunu söyleyenlere Turan Güven, bilimde son söz söylenmemiştir diyordu. Böyle bir itiraz getiriyordu. Bu arada lineer değildir çok yönlüdür demişsiniz. O zaman biri de diyebilir ki bakış açısına göre değişir evrim. Zaten çok yönlü olduğunu bizzat siz söylediniz. Birçok açı ve yön var o zaman. Yani adam kendi açısından bakınca da Zeus'a ulaşabilir yani akıllı tasarımcıya. Siz de kendi açınızda evrime ulaşabilirsiniz. Hangisi doğru hangisi gerçek?
Evet birçok insan akıl yürütüyor işte şöyle olabilir böyle olabilir diye. Ve gördüğümüz üzere birden çok ihtimal karşımıza çıkıyor. Yani bu akıl yürütmeler gerçekliği gölgelemez demişsiniz. Evet doğru. Fakat gerçeklik olarak bahsedilen yani canlıların varolması ya da yeni türlerin ortaya çıkmasının nasıl olduğu tartışılıyor değil mi hocam. İşte bu konuda ihtimaller göz önüne geliyor. Tabi bu konunun tartışılması, canlıları yok etmez. Aksine canlıların kökenine ve varoluşuna dair birtakım fikirler ve düşünceler gün yüzüne çıkar. İşte bu fikirlerden hangisinin doğru olup hangisinin yanlış olduğunu bulabilmek kolay bir şey değil diye düşünüyorum. Her kafadan ses çıkıyor.
Big bangi örnek verip bilim adamı çokluğundan falan bahsetmişsiniz. Peki bir konuda bilim adamlarının çoğunun bir şeyi kabul etmesi ya da doğru şudur demesi bize neyi gösterir? Bize gerçeği verir mi? Yani bilim adamlarının çoğunun bir şeyi savunması, neyi ifade eder? Ne anlamalıyız bundan? Ne anlama gelir? Bilim adamlarının sözlerini ve görüşlerini de ihmal etmemek gerekir değil mi hocam? Dikkate almamız lazım. Peki bir mevzunun gerçek olduğu, doğru olduğu sonucuna varmak için bilim adamlarının görüşleri hangi konumdadır? Yani bu gerçektir ya da yanlıştır demenin ya da bir kanaate varma sürecinde bilim adamlarının çokluğunun bir şeyi savunmasının konumu nedir? Bilim adamlarının görüşleri yetmez mi? Mesela siz diyordunuz ki onun bunun görüşüne bakma gözlem yap tadında bir şey diyordunuz. İyi de gözlemi sadece biz yapmıyoruz ki. Herkes yapabiliyor. Özellikle de bilim adamları yapıyor. Yani o ortaya atılan şeyler gözlem sonucunda atılmıyor mu? O zaman onların görüşleri de değerli olmaz mı?
Evrim salt mutasyon değil demişsiniz. Evet birçok mekanizma öne sürülür evrime dair. Mutasyon bunlardan biridir. Ama mutasyonun evrimsel sürecin hammaddesi olduğu da söylenir. Hatta Türkiye televizyonlarında bir Türk programında bunu Ergi hoca ve Turan Güven tartışıyordu. Bu iki zat biyolog. Yani atılmış bir laf değil bu hammadde lafı. Peki siz ne düşünüyorsunuz? Yani mutasyonun önemini göz ardı edemeyiz değil mi evrimsel süreç için? Ben mutasyon tek mekanizma demiyorum ama bunları konuşurken hepsini aynanda konuşursak karışabiliyor. Yani programda biyologlar da konuşurken önce bir konuyu konuşuyorlar, kademe kademe diğerlerine geçiyorlar. Hepsinin aynanda konuşulmasının, karışıklığa yol açacağını düşünüyorlar. Ben de mutasyondan dem vurunca salt mutasyon gibi sanılmış. Yok salt mutasyon demiyorum ama birini ele aldık hocam. Bir de evrim ve evrim teorisinin ayırdımı da önemli değil mi hocam? Yani evrim ve evrim teorisinin farklı olduğu vurgulanır. Denir ki birisi olgudur diğeri ise bu olgunun nasıl ve nedenini açıklayan açıklama bütünüdür. Sizin de bu konudaki görüşünüzü öğrenmek isterim. Yani konuşulurken önce evrim konuşulup halledilip, ondan sonra mı teorisine geçmek lazım? Nedir düşünceniz? Benim merak ettiğim bir diğer husus ise, teorisinin doğrulanmadan ya da akla yatmadan evrimin doğruluğundan bahsedip bahsedemeyeceğimiz. Siz revize etmekten falan bahsetmişsiniz peki o zaman bilimsel teoriler yanlışlanamaz mı? Hepsi revize mi edilir? Bilimin en önemli kriterlerinden birisi de yanlışlanabilirlik değil midir? Peki yanlışlanabilirliği siz nereye koyuyorsunuz? Revize edilemeyeceği durumlarda mı yanlışlanmış olur yoksa? Diyelim ki evrim teorisi yanlışlandı ve çürütüldü. O zaman evrim de çöker mi? Yoksa revize mi edilir? Peki evrim nasıl çökebilir? Yanlışlanabilir mi? Bir olayın doğruluğunda onun nedeni ve nasılı kriter midir? Mesela bir kişinin bir sözünü aktardık diyelim. Karşıdaki kişi de yalan söylüyordur diye fikirini öne sürmüş olsun. Biz de dedik ki neden yalan söylesin? Yalan borcu mu var? Yani yalan söylemesinin nedenini sorgulayıp geçerli bir şey bulamayınca yalan söylemediği sonucuna varıyoruz. İşte evrim ve evrim teorisinde de teorisine bakıp akla yatmayınca evrimin yanlış olduğu sonucuna bu şekilde varılabilir mi? Ne düşünüyorsunuz?
Mutasyon olasılıktır demişsiniz. Yani mutasyonun bir canlı üzerinde gerçekleşip gerçekleşmeme olasılığı var değil mi. Gerçekleşse ne zaman gerçekleşecek, hangi noktada gerçekleşecek, ne gibi değişimlere sebep olacak ya ne yapacak vs. Bunlar ihtimal dahilidir değil mi hocam. İşte bu ihtimalleri aşarak aha şöyle olmuştur nasıl diyebiliriz? Yani birsürü ihtimal var. Hatta Çağrı Mert Bakırcı, evrende her şeyin mümkün olduğunu söylüyordu bir makalesinde. Bir başka örnek daha vereyim. Mesela doktora gidiyorsunuz. İşte şikayetlerinizi anlatıyorsunuz. Doktor da diyor ki şu olabilir, bu olabilir diye birsürü hastalığı ve sıkıntıyı sayabiliyor. Birçoğunun da olabildiğini öne sürüyor. İyi de nelerin olabileceğini biz kendimiz de tahmin ederiz değil mi. Oraya hangisinin olduğunu bilmek için gitmiyor muyuz? İşte mutasyon ve evrim meselesinde de tamam şu şu ihtimaller var ve hepsi de olabilir diyoruz. Peki diğer ihtimalleri çürütüp hangisinin olduğunu nerden bileceğiz? Yani o ihtimalleri aşıp da gerçeğe ulaşmak önemli bir mesele diye düşünüyorum. Bilim adamları hesaba katıyor demişsiniz. İşte hesaba katarak bulabilir miyiz? Bu arada bir akıl yürütme yapmışsınız. Mutasyon avantaj sağlarsa demişsiniz. Faydalı ve zararlı mutasyonlardan söz edilir. Avantaj sağlayan mutasyonlar faydalı iken, sağlamayanlar da nötr ya da zararlıdır. Katılıyor musunuz? İyi de faydalı ya da zararlı olduğuna kim karar verecek? Biz insanlar mı? Peki doğada gerçekleşen süreçler değil mi bunlar? Doğanın öyle bir karar verme yetisi var mı? İleriyi görebiliyor mu doğa? Düşünebiliyor mu? Biz insanlar akıl yürüterek işte bu faydalı, bu zararlı diyoruz da doğa bunu nasıl yapacak? Bir de neye göre faydalı, neye göre zararlı?
Hocam mesela bir prof da şöyle diyordu. Arka arkaya genetik mutasyonlar yap ve öyle sına. Böyle bir ifadesi olmuştu, video da atabilirim. Ergi hoca evrimin test edilebilir olduğunu söyleyince onun üzerine söylemişti arka arkaya mutasyon yap diye. Peki siz akıl yürütmüşsünüz işte mutasyon faydalı olursa, şöyle olursa şeklinde. Peki arka arkaya genetik mutasyonlar yaparak balığı amfibiye labaratuvarda çevirebilir misiniz? Bu mümkün mü? Yani doğada kendiliğinden oluyorsa, bilimin geldiği bu noktada bunu yapmak mümkün mü? Mümkün değilse neden değil? Yani geçmişte doğada kendiliğinden olduğu söyleniyor. Yani bilinci olmayan kör doğada kendi kendine olabiliyormuş. Peki 21. yüzyılda da labaratuvarda yapabilmemiz lazım o zaman. İşte bu labaratuvarda canlıyı evrimleştirme deneyi şeklinde olmaz mı sınama? Bilimde test edilebilirlik ve sınanabilirlik önemli kriterlerdir. İyi de evrimi nasıl sınayacaksınız? Labaratuvarda balığı amfibiye çevirebiliyor musunuz? Diyebilirsiniz ki milyarlarca yıllık bir süreci nasıl labaratuvarda yapayım. Ama bilim yeterince gelişmiş değil mi? Aşın o süreyi efendim. Evrimsel süreci labaratuvarda aşıp balığı amfibiye çevirip sınayın evrimi. Peki yapılıyor mu?
Hocam suyun kaynama örneği veriyorsunuz. Bu örnek felsefede sıkça kullanılıyor sanırım. Şimdi bir düşünelim. Sıçrama kopukluk değil demişsiniz. Yani orada bir baraj var. Siz eşik değer diyorsunuz ona sanırım. İşe o aşıldıktan sonra başka bir hal olmuş oluyor. Yani bir noktadan sonra başka şeye dönüştüğü için mi sıçrama oluyor? Aynı kalsa olmaz mıydı? Bir nitelik çatıştığı diğer niteliğin bağrındadır diyorsunuz. Çatışmadan kasıt ne? İç içe olması mı? Bağrında derken de aslında ikisi de potansiyel olarak var ama birisi daha baskın olup kendisini gösterirken, diğeri baskın olmadığından baskın olanın bağrında kalıp gizleniyor gibi. Yani gizleniyor dedim de insanın saklanması olarak algılamayın. Kelimeler yetmiyor. Yani pasif işte. Gizli kalmış. Yani diyorsunuz ki gökten zembille inmez bu şekilde olur. Ama burada bir e dairlik zeminine ihtiyaç var. Siz neye dair konuştunuz? Suyun kaynamasına dair. Evrime dair değil ki. Yani siz suyun kaynamasını gözlemleyip bunu ortaya koydunuz. Gözünüzün önünde oldu, su kaynadı. Ama evrimi böyle gözünüzün önünde test edebilir misiniz? Milyarlarca yıllık bir süreç yani tarihsel bir süreç. Yani çok fark olmuyor mu? Bir de genellemiş olmadınız mı? Su böyle kaynıyorsa, evrim de böyle olmalıdır tadında düşünmüş olmadınız mı? İkisi farklı şeyler değil mi? Aynı olmak zorunda mı? Evrim mevzusunda canlılar değişimi potansiyel olarak taşır demişsiniz. Bunu nereden biliyorsunuz? Yani bazı şeyleri potansiyel olarak taşıyabilir ama her değişimi taşımaz kanımca. Yani genetik yapısı elverdiği üzre potansiyel olarak taşıyabilir. Genetik yapısı elvermiyorsa taşımaz. Doğru mu? Yani işte neyi potansiyel olarak taşıyıp taşımadığını bulsak bile yani şu şu değişimleri geçirmesinin mümkün olduğunu bulduk. Ama mümkün olması, gerçekleşmiş olduğunu göstermez. Sadece mümkün olduğunu gösterir. Mesela Çağrı Mert Bakırcı evrende her şeyin mümkün olduğunu söylüyor dediğim gibi. Yani bir yaratıcının yaratması da, evrim geçirmek de potansiyel olarak var zaten di mi? Yani bunlar ihtimal. İşte bu ihtimallerden hangisinin doğru olduğunu bulmamız lazım. Peki ikisi de aynanda doğru olabilir mi? Bu arada her form aynı zamanda ara formdur demişsiniz. Ara form şöyle olur mesela A, B ve C canlı türleri var. İlk başta A türü var. Zamanla evrim geçirerek B oluyor. Sonra B de C'ye dönüşüyor. İşte B burada ara geçiş formudur. Yani başka bir şeye geçerken o arada geçiş niteliği taşıyor. Yani günümüzde elimizde canlı formları var. Ama gelecekte ne olacağını bilemediğimizden ara geçiş diyemiyoruz. Günümüzdekilere ara geçiş demek için gelecekteki formları bilmemiz lazım. Geçmişteki ile gelecektekinin ara geçişi o zaman olabilirdi günümüzdekiler. Yani günümüzdekinin neye dönüşeceği bilinmiyor ama tahmin edilebilir. Gelecek zaten gelecek olduğu için yani gelmemiş, gelse şimdi olurdu. Yani öngörü oluyor o da tahmindir. İşte bilmediğimiz için her form ara formdur demek yanlış olmaz mı? Bu arada ortam ve koşul baskısı demişsiniz. Evrimde de seçilim baskısı olarak geçiyor. Canlılar çevre tarafından değişime zorlansa da başka türe dönüşebilir mi yoksa ölür mü? Yani genetik yapısı değişir mi? Başka canlı olması için genetik yapısının değişmesi lazım. Ortam ve koşul, genetik yapıyı nasıl değiştirir? Evrime karşı çıkan birtakım bilim adamları değişimi inkar etmiyor fakat mesela Turan Güven bir türün başka bir türe dönüşmesine karşı çıkıyor. Değişim vardır ama bu şekilde bir değişim yoktur diyorlar. Turan Güven bu arada biyoloji profesörü. Ortam ve koşulun şöyle bir etkisi olabilir. Mesela etrafınızda yaşanan olaylar sizi çok etkiler ve ruh haliniz değişir. Ya da kilo alıp verebilirsiniz, kas yapabilirsiniz. İşte bunlar değişimdir fakat evrim değildir. Evrim değişimdir ama her değişim evrim değildir.
Bilim ancak veri ile ilerleyebilir demişsiniz. Peki tahminler, varsayımlar falan veri olmadan yapılamaz mı? Önce tahmin ederseniz, varsayımlar yaparsınız ve veri topladıkça da bunları doğrulamaz mısınız?Bir de bir şeyin veri olup olmadığını kim belirleyecek? Kim karar verecek? Neyse fosil bilimindeki veriler nedir? Fosillerdir? Peki fosil nedir? Geçmişte yaşamış olan canlıların kalıntılarıdır. Yani geçmişte hangi canlıların yaşadığını ispat eder. Dikkat edin yaşadığını ispat eder, değişimini değil. O canlıyı yaşarken görüş değişimini gözlemlemeniz gerekir. Siz o canlıyı kanlı canlı görmüyorsunuz, sadece öyle bir canlının yaşadığına dair birtakım verilere sahipsiniz. Ama o veriler evrim geçirdiğini söylemez, sadece yaşadığını söyler. Siz o canlının ya da herhangi bir canlının veya canlıların fosillerine bakarak nasıl değişimi görebiliyorsunuz? Bunun izahı lazım. Yani şu canlının atası şudur, şuna dönüşmüştür, şöyle değişimler geçirmiştir tadında bir iddianın ispatı nedir? Fosil nasıl ispat olacak? Açıklanması gereken önemli bir nokta bu. Tamam fosil varsa fosil yaşadığını gösteriyor sadece. Yani A'nın değişip B olduğunu, B nin de değişip C olduğunu fosiller üzerinden nasıl gösteceksiniz? Sadece tahmin ve varsayımlarda bulunabilirsiniz. Bu tahmin ve varsayımları nasıl test ederek kanıtlayacaksınız? Bunu bir izah eder misiniz? Çok çok önemli bir nokta bu. Fosiller bize değiştiklerini ifade ediyor demişsiniz. İşte o değişimi ortaya koyun. Fosil nasıl ifade ediyormuş canlıların değiştiğini? Bu tahmin olmaz mı? Yorum olmaz mı? Öznel olmaz mı? Bu arada ağaç 1 günde kömüre dönüşmez örneğini veriyorsunuz. Peki insan bilimi kullanarak çok daha kısa sürede işlemi tamamlayamaz mı? Mesela şöyle bir örnek de vermişsiniz: ''50 yıllık süreçte binanın geçerirdği değişim, eskime vb, ama esaslı darbeyi vuran rüzgar olur, birde aynı işi, bir yapı yıkıcıya yaptırdığınızı düşünün, 1 gününü almaz.'' Hah işte evrim doğada kendi kendine milyarlarca yıl sürüyor. İşte siz de onu labaratuvarda o süreyi aşarak çok daha kısa sürede gerçekleştiremez misiniz? yani 50 yıllık süren bir şeyi yıkıcı 1 günde yapıyormuş. Milyonlarca, milyarlarca yıllık süren evrimi de çok kısa süre içerisinde labaratuvarda yapabilir misiniz bunu soruyorum. Yapan bilim adamı var mı? Siz labaratuvarda tek bir etkeni esas almak zorunda değilsiniz. Yani tek rüzgar ya da tek mutasyon değil. İstediğinizi yapın, bütün imkanları kullanın, her şeyi yapın. Yani serbest. İşte o şekilde labaratuvarda evrim yapılabiliyor mu?
Çoban köpeği örnekleri vermişsiniz ve beyaz tercih edildiğini söylemişsiniz. İsteyen istediği rengi tercih edebilir, hangisi işine geliyorsa ona göre bir tercih yapacaktır o işten para kazanıyorsa. Ama bu yeni türlerin ortaya çıkmasına bir kanıt mı? Şimdi çeşitli çoban köpeği türleri vardır. Onların birini tercih etmek ve onu yaşatmak, diğerlerinin yok olması doğal seçilime örnek olabilir. Yani insanlar birini tercih ediyor ve diğer tür çoban köpekleri ölüyor. Ama bu yeni bir türün ortaya çıkışının kanıtı değildir, sadece türün neslinin tükenmesinin kanıtı olabilir. İşte siz doğal seçilim ya da başka mekanizmalarla yeni türün ortaya çıkışını gözlemeniz lazım ilk adımda. Daha sonralarda ise işte efendim cinstir, takımdır, familyadır şudur budur bunların da oluşumu lazım. Ama ilk başta yeni tür tabiki. Yeni tür de şöyle oluşması lazım. Yeryüzünde yaşayan canlıların değişimiyle yeni tür ortaya çıkması gerekiyor. Tabi evrim için bu böyle. Böyle süreçlerin gözlemi gerekiyor. O takdirde siz bu gözlemleri ortaya koyabilirsiniz. Yani bazı canlı türleri uyum sağlayıp yaşamına devam ederken, diğerleri de sağlayamayıp ölebilir ama bu evrim geçirerek yeni türün ortaya çıkması değildir dediğim gibi. Siz varolan canlı türlerinin evrim geçirerek değişmesi ve yeni canlı türlerini meydana getirmesinin gözlemini ortaya koymalısınız.
Bir tamirci evet bazen tek seferde arızayı bulurken, bazense daha çok uğraşabilir. Hatta çok uğraşıp yine de bulamayabilir. Bulacak diye bir kaide yok. Bulmayacak diye de bir kaide yok. Yani bunu söylerken neyi anlatmak istiyorsunuz? Evrimi tek seferde bulamamış olabiliriz, daha yolu var mı demek istiyorsunuz? Bu arada devamında diyorsunuzki doğada işler koşullarla sınanma üzerine. İradi değil diyorsunuz yani bilimdeki sınanma gibi değil de doğada yaşan canlıların şartlara uyum sağlayabilip hayatta kalması ya da sağlayamayıp hayatta kalmamasına dair bir koşulla sınanmaktan bahsediyorsunuz. İyi kötü anladım galiba. Ama bu dediğiniz, daha önce de dediğim gibi doğal seçilimi anlatıyor. Yani uyum sağlayan hayatta kalır, sağlayamayan da ölür doğal seçilimdir. Doğal seçilim tek başına yetmez ki. Salt yetmiyor. Doğal seçilim ya da diğer mekanizmalarla evrimin gerçekleştiğini gösterebilmeniz lazım. Caner Taslaman tam da bu konuda kitabında güzel bir örneğe yer vermişti. Harfi harfine hatırlamasam da mantığını hatırlıyorum örneğin. Hemen bahsedeyim mesela Ahmet 1.000 metre yukarı sıçrıyor. Bu sıçramayı sağlıklı ayakkabılar ve spor ayakkabı ile gerçekleştiriyor. Siz ise Ahmet'in sağlıklı ayakları ve spor ayakkabıları olduğunu ifade ediyorsunuz. Oysa önce sağlıklı ayaklar ve spor ayakkabıları olduğunu göstermeniz lazım, sonrasında ise o sağlıklı ayaklar ve ayakkabılar ile de 1.000 metre yukarı sıçradığını gösterebilmeniz lazım. Böyle bir örnek veriyor Taslaman hoca. Evrimi anlatan kitaplarda böyle bir mantık hatasının işlendiğini söylüyor. Dediğine göre hata şu, evrimi anlatan kitaplar ahmetin sağlıklı ayakları ve ayakkabılarının olduğunu gösteriyorlar sadece. Onları kullanarak 1.000 metre yukarı sıçradığını gösteremiyorlar. Yani bunu neden verdim siz de doğal seçilim örnekleri verdiniz. İyi de onları kullanarak evrimin gerçekleşmesini göstermeniz lazım.
Akıllı tasarımcı Zeus'a da değinmişsiniz. Doğa o ilgili malzemeleri sunması evrime nasıl kanıt olacak? O malzemeleri kullanarak Zeus canlıları yarattıysa? Yani araba fabrikası misali. Fabrikada malzemeler birleştirilip araba yapılıyor. Fabrika kendi kendine mi yapıyor yoksa insanlar mı tasarladı? Fabrikayı bile insan yapıyor, tasarlıyor. Yani o sistemi iradi bir güç olan insan yapıyor, ondan sonra malzemeler birleştiriliyor. Malzemeler gelip de kendi kendine birleşmez ki. İradi gücü olan varlık tasarlayıp, süreci yönetiyor. Yani kendi kendine olmuyor tasarım var. Yani sizin o malzemeleri göstermeniz yetmez. O malzemeleri Zeus da birleştirmiş olabilir. Mesela siz orman yangınlarının kendi kendine olduğunu ifade ediyorsunuz. Oysa insan müdahalesiyle olmuyor mu? Yani mesela orada bir cam parçası unutursunuz, yani ormanda piknik yaparken unutursunuz ve güneş de cama çarparak yangın çıkabilir. Yani iradi bir müdahale var. Kendi kendine nasıl olacak? Helva örneği vermişsiniz helvayı insan yapmıyor mu? Kim yapıyor? Hayvanlar mı yapıyor? Yoksa helva doğada kendi kendine mi oluşuyor iddianız nedir? Mesela pasta nasıl oluşuyor? Doğada kendi kendine pastayı oluşurken gördünüz mü yoksa insanlar birtakım malzemeleri biraraya getirerek pastayı mı oluşturuyor? İradi müdahale var gördüğünüz gibi. Bak mesela bu malzemeyle ilgili video var. Adam lego malzemelerini bir poşete koyuyor. Sallıyor sallıyor sonra poşetten çıkarıyor bi bakıyor ki helikopter oluşmuş. Tabi ironi var. Yoksa helikopter çıkmaz. Buyrun izleyin efenim. https://www.youtube.com/watch?v=MGtXWsOFtmY
Hocam niyetimi sormuşsunuz. Niyetim üzüm yemektir. Bağcı dövmek değil. Bilim hiçbir zaman tamamlayamaz diyorsunuz. O zaman evrimin bilimsel bir gerçek olduğu ya da olgu olduğun söylenebilir mi? Yani bilim tamamlanmıyor ise son söz söylenemez. Son söz söylenemiyorsa evrimin gerçek olduğu ya da olgu olduğunu nasıl söyleyeceksiniz? Tamamlanmamış ki nasıl olgu olacak o zaman? Yani tamamlanacak bitecek ki bu olgu diyeceksiniz. Ama nitelendiremezsiniz tamamlanmaz ise. Yani olgu nasıl diyebilirsiniz bunu merak ediyorum. Evrimin gerçek ve olgu olduğunu söyleyenlere Turan Güven, bilimde son söz söylenmemiştir diyordu. Böyle bir itiraz getiriyordu. Bu arada lineer değildir çok yönlüdür demişsiniz. O zaman biri de diyebilir ki bakış açısına göre değişir evrim. Zaten çok yönlü olduğunu bizzat siz söylediniz. Birçok açı ve yön var o zaman. Yani adam kendi açısından bakınca da Zeus'a ulaşabilir yani akıllı tasarımcıya. Siz de kendi açınızda evrime ulaşabilirsiniz. Hangisi doğru hangisi gerçek?
Videoda mantık hatası var. ama defalarca açıklandığı halde anlamamışsın ben nasıl bu ahmakça videonun ahmakça olduğunu gösterebilirim bilmiyorum ama kısaca legoyla doğa aynı değildir doğa dinamik değişim ve devinime zorunlu olarak uyan bir yapıdır ve bir anda hiçbir şey oluşmaz. Her şey değişim ve devinim içindeki olasıklara bağlı olarak dönüşür ve günümüzdeki halini alır.Bu da rastgele değildir bunun birçok nedenini biliyoruz bilemediklerimizinse nasıl işlediğini bilmediğimiz için random yani rastgele olduğunu düşünüyoruz.
Save The Day
01-02-2017, 02:15
Şu yorumlardan sonra aşağıdaki yorumu yapman zaten goy goy yaptığını gösteriyor.
Bir yandan bakterinin evrim geçirdiğinin gözlemlenmesinden bahsediyorsun, diğer yandan farklı yaratılmış türlerden bahsediyorsun.
Lenski deneyinde daha önce olmayan bakterileri Allah laboratuara girip de gizlice mi yaratıverdi tüpün içinde?
Evrim ile ilgili kanıtları okuduğunu ve soruşturduğunu söylüyorsun ama yaratılışçı olarak neden Allah bugün çamurdan insan yaratmıyor diye sorgulamayı unutuyorsun.
Evrim ile ilgili elimizdeki bunca gözleme karşı nedir güzel kardeşim türleri Allah'ın yarattığına dair gözlemin?
Yazdıklarından evrimi öğrenmeye niyetin yok da, açık açık çürütmen mümkün olmadığı için böyle salağa yatarak suyu bulandırayım, bu arada da dinimi satayım gibi bir izlenim uyanıyor.
Evet güzel kardeşim cevap ver bakalım:
Lenski deneyindeki yeni oluşan bakteri türlerini şakacı Allah'ımız eşsiz bir latife olarak tam o anda tam o laboratuarın içinde tam da o tüplerin içinde yaratmıştır.
Şakacı Allah'ımız bu bakterileri yaratmadan önce eski bakterilerden aşama aşama çok hafif değişiklikler ile bir sürü alternatif bakteri de yaratmıştır. Öyle ki bu bakterilerin bazılarındaki değişiklikler, ilk bakteri ile işlevsel olarak hiç bir fark oluşturmazken, en son yarattığı bakteride daha önce fark etmemiş bu ufak değişikliklerin üzerine ufacık bir değişklik daha yapınca yeni özellikte başka bir bakteri yaratmıştır.
Böyle mi?
Goy goy değil. Size çelişkili gibi göründüğü için goy goy olduğu kanaatine varmışsınız. Söylediklerim doğru olmayabilir, yanlış olabilir ki herkes için geçerlidir. Ama bu goy goy olduğu anlamına gelmez. Evrim zaten goy goy yapılacak da bir mevzu değil, gayet ciddi bir mesele. Lenski deneyine yapılan birçok itiraz var. Mesela Adem Tatlının yazısını okumuştum. Bakterinin hala bakteri olarak kaldığını ve evrimin kanıtı olmadığını söylüyordu. Oysa evrime baktığımızda ilk hücre veya hücrelerden bütün canlılık oluşmuş değişe değişe. Yani tek hücre olarak kalmamışlar. Daha kompleks yapıya bürünmüşler. Mesela Lenski deneyinde bakteri, bir hayvana ya da bitkiye ya da insana dönüşmemiş. Bakteri olarak kalmış. Fosil konusuna da cevabınızı bekliyorum.
Sundance
01-02-2017, 02:17
https://www.youtube.com/watch?v=MGtXWsOFtmY
Videodaki hatalar:
1- Legolar üreyip kendi kopyalarını yaratmıyor.
2- Torbanın içinde hangi parçanın hangi parça ile birleşeceğini belirleyecek bir doğal seçilim mekanizması yok.
3- Legolar üreyip sonraki nesillere aktarabilecekleri ve doğal seçilim ile gittikçe karmaşıklaşabilecek DNA gibi bilgi içeriklerine sahip değiller.
Video evrimi nasıl gösteriyor?
Sanki evrim tüm canlılar havadaki moleküllerden tesadüf eseri oluştuğunu iddiaa ediyormuş gibi?
Peki bu durum aslında kimin tezini anımsatıyor?
Allah tarafından bir anda yaratılan türleri.
Save The Day
01-02-2017, 02:26
Videoda mantık hatası var. ama defalarca açıklandığı halde anlamamışsın ben nasıl bu ahmakça videonun ahmakça olduğunu gösterebilirim bilmiyorum ama kısaca legoyla doğa aynı değildir doğa dinamik değişim ve devinime zorunlu olarak uyan bir yapıdır ve bir anda hiçbir şey oluşmaz. Her şey değişim ve devinim içindeki olasıklara bağlı olarak dönüşür ve günümüzdeki halini alır.Bu da rastgele değildir bunun birçok nedenini biliyoruz bilemediklerimizinse nasıl işlediğini bilmediğimiz için random yani rastgele olduğunu düşünüyoruz.
Legoyla doğanın aynı olmadığını söylemişsiniz. Oysa lego doğada olan bir şeydir. Yani varlığı bölmeyin dostum. Yaşadığımız dünyanın hepsi doğa değil mi? Doğa sınırlı bir yer mi? Yani mesela Ahmet'in balkonu gibi sınırlı mı yoksa dünyanın her yeri mi? O zaman lego da doğa içinde yer alıyor. Doğada değişim olabilir de olmayabilir de. Bir de değişimin neye dair olduğu da önemli. Yani doğadaki birtakım şeyler değişiyor diye evrim olmak zorunda değil. Neye dair değişim olduğu bu yüzden önemli. Bir anda hiçbir şey oluşmaz demişsiniz. Ergi hoca ile Ömer Faruk Noyan bu mevzuyu tartışıyordu. Ömer Faruk Noyan, canlıların bir anda ortaya çıktıklarını savunuyordu ve Kambriyen patlamasını örnek gösteriyordu. Ergi hoca da diyor ki 20-25 milyon yıl süren bir şey bir an değildir çok uzun süredir diyordu. Ömer Faruk Noyan da jeolojik olarak bir andır diyordu. Yani 20-25 milyon yıllık sürenin jeolojik olarak bir an olduğunu söyledi Ömer Faruk Noyan. Yani bir an var. Bir an var ki birden fazla anlar da var. Bir de olasılıktan söz etmişsiniz, evet birçok olasılık var. Her şey değişir ifadesi çok iddialı. Dediğim gibi neye dair olduğuna bakmak lazım. Videodaki kişi malzemelerin kendi kendine biraraya gelerek yeni bir yapı oluşturamayacağını göstermiş. Siz doğada farklı diyorsunuz ama doğa ile lego birbirinden yalıtık değil. Yani malzemeleri göstermek yetmez, malzemelerin kendi kendine oluşabildiğini ve değişerek ve biraraya gelerek yeni yapılar oluşturduğunu göstermek lazım. Ama bir çerçeve çizmek lazım. Biz burada evrimi konuşuyoruz. Spartacus da doğada malzeme var Zeus'a gerek yok demiş. Yani o malzemeler bir iradi müdahale olmadan kendi kendine biraraya gelerek canlıları oluşturabilmesi lazım, bunun gözlemi lazım.
Save The Day
01-02-2017, 02:34
Videodaki hatalar:
1- Legolar üreyip kendi kopyalarını yaratmıyor.
2- Torbanın içinde hangi parçanın hangi parça ile birleşeceğini belirleyecek bir doğal seçilim mekanizması yok.
3- Legolar üreyip sonraki nesillere aktarabilecekleri ve doğal seçilim ile gittikçe karmaşıklaşabilecek DNA gibi bilgi içeriklerine sahip değiller.
Video evrimi nasıl gösteriyor?
Sanki evrim tüm canlılar havadaki moleküllerden tesadüf eseri oluştuğunu iddiaa ediyormuş gibi?
Peki bu durum aslında kimin tezini anımsatıyor?
Allah tarafından bir anda yaratılan türleri.
Legolar üreyip kendi kopyalarını yaratmıyor demişsin hocam. Kendi kopyasını oluştursa da evrim geçireceği manasına gelmiyor. Mesela insan kendi kopyası olarak çocuk yapar ama insan olarak kalır, doğan da insandır. Doğal seçilim ise tek başına yeterli değil. Caner Taslaman'ın bununla alakalı çok güzel örneği var. Dur alıntı yapayım hatta: ''Daha önce belirtildiği gibi Evrim Teorisi'nin diğer görüşlerden ayırt edici özelliği; bütün türlerin, cinslerin, familyaların, takımların birbirlerinden oluştuğunu dile getirmesidir. Bu yüzden doğal seleksiyonun ve mutasyonun canlılar dünyasında önemli olduğunu göstermek, Evrim Teorisi'nin bir delili sayılamaz. Evrim Teorisi'ne karşı çıkan birçok kişi de mutasyonların ve doğal seleksiyonun önemini kabul etmekte hiçbir güçlük çekmeyecektir. Canlılar dünyasında mutasyonların ve doğal seleksiyonun hiçbir önemi olmadığını söyleyecek aklı başında hiçbir biyolog da felsefeci de bulunmamaktadır. Geçmişte dinozorların yok olduğu gibi, gelecekte pandalar da yok olurlarsa bu bir doğal seleksiyon olur. Doğadan bir canlı türünün yok oluşu elbette önemlidir, ama hiçbir türün yok oluşu, yepyeni özellikleriyle bir türün nasıl oluştuğu için bilimsel bir delil sunmaz. Evrim Teorisi'ni savunan kitaplarda, sıkça yapılan bir mantık hatasını şu şekilde gösterebiliriz:
Evrim Teorisi'nin mekanizması doğal seleksiyondur (veya mutasyondur).
X olayı doğal seleksiyonun (veya mutasyonun) varlığını (veya önemini) gösterir.
Bu da bize Evrim Teorisi'nin doğruluğunu ispatlar…
Bu mantık örgüsünde özellikle ikinci maddedeki önermeye dikkat edilmesi gerekmektedir. Bu ikinci maddenin doğruluğu aslında üçüncü maddedeki önermenin doğruluğunu ispat edecek mahiyette değildir. Oysa tutarlı bir akıl yürütmede, öncüller doğruysa sonucun da doğru olması gerekmektedir. Birinci maddede de görüleceği gibi, asıl iddia edilen; doğal seleksiyonun ve mutasyonun varlığı değil, bu mekanizmaların bütün canlı türlerinin tüm özelliklerinin oluşumuna sebebiyet verdiğidir. Bu yüzden ikinci önermede doğal seleksiyonun ve mutasyonun varlığının değil, bu mekanizmalarla yepyeni özellikli canlıların oluştuğuna dair deliller verilebilseydi ancak üçüncü maddedeki sonuç önermesine ulaşılabilirdi. Oysa Evrim Teorisi'nin anlatıldığı ders kitaplarında; bu mekanizmaların varlığı, Evrim Teorisi'nin gözlemsel delillere sahip olduğu gibi aktarılmaktadır.
Bu mantık yanlışını daha iyi anlamak için benzer bir yanlış kurgu oluşturmamız konunun daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunacaktır. "Ahmet 1.000 metre sıçradı" önermesini ele alalım ve bunu şu şekilde formüle ederek ispat etmeye çalıştığımızı düşünelim:
Ahmet 1.000 metre yukarı sıçramayı sağlıklı ayaklar ve bir çift lastik ayakkabı ile becermiştir.
Ahmet'in ayakları sağlıklıdır ve bir çift lastik ayakkabısı vardır.
Demek ki Ahmet 1.000 metre yukarı sıçramıştır.
Bu formülasyondaki hatayı hemen görebiliriz. Birinci önermede Ahmet'in iddia edilen zıplamayı gerçekleştirmede kullandığı araçlara dikkat çekilirken, ikinci maddede sadece bu araçların var olduğunun gösterilmesi, bu zıplamanın yapıldığının delili sayılmıştır. Oysa önemli olan bu araçların varlığının değil, Ahmet'in bu araçları kullanarak 1.000 metre yukarı sıçrayacak kapasiteye erişebileceğinin gösterilmesidir. Hayata dair sıradan bu tip bir olayda bu mantıksal yanlış kolayca fark edilebilmesine karşın, Evrim Teorisi'ni anlatan kitaplarda bu yanlışın, birçok kişi tarafından fark edilemediğine tanık olmaktayız.'' Mütiş örnek vermiş Taslaman hoca. Yani aha doğal seçilim var, mutasyon var demek evrime yetmiyor görüldüğü gibi.
Save The Day
01-02-2017, 03:07
Tür ayrımı keyfe bağlı olarak yapılan sınıflandırmadır. İnsanları da kendi aralarında pekala türlere ayırabilirsin.
Mesela; esmerler- sarışınlar- siyahlar.
Ya da bıyıklılar- sakallılar- kılsızlar.
Ya da farklı bir kategori bulabilirsin.
Canlıları türlere ayırmak da aynı şekilde keyfe bağlı.
İskelet yapılarına göre ayırabilirsin; omurgalılar-omurgasızlar
Primatlar- memeliler- sürüngenler- kuşlar gibi keyfi ayrımlar.
İnsanla şempanzeyi ayıran keyfi kriterler, Koreli insanla Japon insanı ayıran keyfi kriterler kadar keyfidir.
Hani sen dedin ya, ''insan hep insandır''
Aynı cümleyi ''canlı hep canlıdır'' diye de söyleyebiliriz.
Canlıların hepsi canlı olmak bakımından aynıdır. Arasındaki farklar ve ayırımlar tamamen bizim uydurduğumuz keyfi kriterlerdir.
Biyolojideki türden bahsediyorum. Yoksa başka nesneler de ayrılabilir. Mesela sen insansın ve başka bir insanla ilişki yaşayarak çocuk dünyaya getirebilirsin, bir maymunla ya da başka canlıyla üreme işlemini gerçekleştiremezsin. İşte bak gördün mü sen insan türünün bir üyesisin, diğer insanlar da öyle. İşte bu tespittir. Keyfiyetten falan bahsetmiyoruz. Keyfiyet dersen işte yürüdüm, koştum, yazı yazdım vs bunlar keyfidir demekki evrim doğrudur ya da yanlıştıra varamayız. Keyfiyetten bahsetmiyoruz, evrimden bahsediyoruz. İnsanlar da birbirindek farklı tabiki. Yanı sarışın, esmer ve kumral insanlar var mesela. Ama bunlar biyolojideki tür değil. Aynı türün içindeki çeşitlilik bu. Yani farklı tür değiller, birbirleriyle üreyebilirler. DNA'larına bakarsak zaten aynı tür olduğunu görürüz. Bunların yavruları da insan olur. Maymun olmaz. İşe bu ayrımı yakalamak önemli. Doğada elbette böyle bir ayrım var. Ayrım olmasa hepsi aynı olurdu. Oysa bir tane bile aynı insan yok. İşte bu farkı ister görürsün ister görmezsin kişisel mesele. Senin keyfiyet dediğin görüp görmeme üzerine. Yani kişisel ve keyfi meseleleri buraya dahil etme. Evrim diyorsan, biyoloji diyorsan onun üzerine yazalım. Keyfiyeti başka başlıkta konuşabilirsin. Yani biyolojideki tür sandığın gibi uydurma değil. Canlıların alnında yazması da gerekmez. Alnında yazması da ayırt edebilmek için bir yoldur. Başka şekilde de ayırt edebilirsin. Yani evrim sarışın insan, esmer insana ya da sakallı insana dönüşüyor demiyor ki. Dört ayaklı maymunlar ağaçtan indi, savanaya indi insan oldu diyor. Bunu ispat etmen gerekirken konuyu farklı yerlere çekiyorsun. Günümüzde bir maymunun insana dönüştüğünü gördün mü?
Engse Hohol
01-02-2017, 04:10
✔ (https://tr.sputniknews.com/bilim/201701311027006930-saccorhytus-mikroskobik-deniz-canlisi/) Çin'in Shanxi eyaletinde, insanlığın bilinen ilk atası 540 milyon yıl önce yaşadığı belirtilen mikroskobik deniz canlısı, elips biçiminde bir vücuda ve büyük bir ağıza sahip olarak bulundu.
✔ (http://odatv.com/bu-haberi-artik-ders-kitaplarinda-okuyamazsiniz-3101171200.html) Bilim araştırma ekibi Çin'in Shanxi eyaletinden elde edilen milimetrik fosillerde Saccorhytus isimli mikroskobik bir canlı türü keşfetti.
✔ (https://www.theguardian.com/science/2017/jan/30/huge-mouth-and-no-anus-earliest-known-ancestor-saccorhytus-coronarious-evolution) Ağzı var, götü yok; A huge mouth and no anus – this could be our earliest known ancestor. Thought to have lived 540 million years ago, the discovery of Saccorhytus coronarious fossils sheds light on the early stages of evolution.
spartacus
01-02-2017, 05:22
Evrimin gerçek ve olgu olduğunu söyleyenlere Turan Güven, bilimde son söz söylenmemiştir diyordu. Böyle bir itiraz getiriyordu. Bu arada lineer değildir çok yönlüdür demişsiniz. O zaman biri de diyebilir ki bakış açısına göre değişir evrim. Zaten çok yönlü olduğunu bizzat siz söylediniz. Birçok açı ve yön var o zaman. Yani adam kendi açısından bakınca da Zeus'a ulaşabilir yani akıllı tasarımcıya. Siz de kendi açınızda evrime ulaşabilirsiniz. Hangisi doğru hangisi gerçek?
Sevgili Save The day
defalarca konuştuğumuz halde karmakarışık ama buna rağmen uzun, uzun yazıyorsun ve sonuç sıfır, çünkü hep aynı safsata mantığı. yeter bıkmadın mı, okumuyorum yazılarını, çünkü 50 kere safta ürettiğin ve mantıksız, alakasız kurgular-bağlamlar kurmaya çalıştığın, bunu yapıp oluşturduğun her bir ön yargınla çalakalem bir yığın hkelime dizebileceğin ama toplamda değerinin sıfır olacağı defalarca anlatıldı... Bilim son sözü söylememiştir demek ne demek, bilim hiç bir zaman son sözü söylemez, söyleyemez zaten, daha konusunu ettiğin başlığa bak ne diyor? hareket, değişim, dinamik, ilişkisel evren-doğa->evrim...
Son sözü söylememiş olmak başka bir şeydir, olgu ya da olayın ortadalığı başka...
kafana saksı düşerse, saksının düşmüş olduğu gerçeği, saksıyı kafana kim, nasıl, nerede düşürdüğünü bulmaya çalışmana bağlı değildir, o saksı düşmüştür, nasıl düştüğü, nereden geldiğini %100 ifade edemiyor olman, olan biteni değiştirmeyeceği gibi belirlemeyecektirde ve dahi öne sürdüğün çeşitli tahminlerin olması dahi doğal olan olacaktır, sen oturup a tahmini ile B tahminini çekiştirip, saksının düşmediğini iddia edersen sadece ahmaksın(evrim karşıtlarının yaptığı gibi, evrimin kendisi başka, çözümlemesi, açıklaması, nasıllarına cevap aranması başkadır, ikincisi birincisine bağlıdır ama birincisi(olgu) ikincisinin ne düzeyde izah edip edemediğine, açıklama konusunda henüz yolun neresinde olup olmadığına bağlı değildir...
Olay açısından da böyledir, bir kaza olmuş olsun, yaralıalr hastanede, ama kaza anı yaralanan kişi o an bayılmış olsun ve olayın nasıl geliştiğini tam anlamıyla ifade edemiyor olsun, olayın olmuşluğu, kişinin ifadesinin yeterli olup olmamasına bağlı değildir ve böylece olayı yeterince hatırlamayan insana göre de, olaya dair henüz son söz ya da tam bir söz söylenmemiştir, insaf artık, defalarca açıkaldım bunları..
Birçok açı ve yön var o zaman. Yani adam kendi açısından bakınca da Zeus'a ulaşabilir yani akıllı tasarımcıya. Siz de kendi açınızda evrime ulaşabilirsiniz. Hangisi doğru hangisi gerçek?
Bu şekilde bitirdiğin için cevap verme gereği duymamıştım... Bu şekilde biten bir yazıyı irdelemenin benim için anlamı yok, konunun ne olduğununda önemi yok. Yüzlerce kez bu tarz akıl, mantık yürütümünün safsata olduğunu anlattım, elma resmi koydum paylaştım, olmayan harf sorusu sordum paylaştım, kafana göre olgu denilen şeyleri keyfiyetle şebeğe-KEYFİYET MAHSÜLÜNE çevirip, birde bir dolu, kendi, kendine şebeğe çevirdiğin mantığınla boş yazıp, anlamsız, aslında muhatapsız sorular sorup sayfalarca gereksiz biçimde saçmalıyorsun...
ben kendi açımda evrime filan ulaşamam, öteki de kendi açısında Zeus'a ulaşamaz, mümkün oluyorsa sen bu akşam Zeus'a ulaşanın açısıyla bak ve yarın bana Zeus'u kameraya al ve gönder. Eğer size hangi yemeği sevdiğiniz soruluyorsa bu kendi açınızdandır, sizi bağlar ve eğer bir konu salt sizi bağlayan niteliklere sahipse, pekala diğerlerinin de kendi açısını öne sürüp tartışmasının anlamı olmaz, çünkü onlarınkide onları bağlayan sınırlardadır, benim açımla ulaşılacak bir şeyden söz edeceksen, yazışmaya gerek yok, demek ki zamanı-mızı- boşa harcamak sizi ırgalamıyor...
Evrim ise ne benim ne de benim açımın ne de benim zihin-hayal kurgu yetimin ya da beğeni veya beğenmememin ya da bana özel tercih veya tercih etmememin dışavurumu değildir, bizzat doğa ve hayatın kendiliğinden kaçınılmaz olarak sergilediği(böylece milyonalrca bulguda, çeşitli canlıalrda ise kısa vadeli anlık olarak ve dahi etrafınıza baktığınız doğanın dahi süreğen hareketli, değişkenliği gözlemlenen), hareket ve değişimlerdir...
Bin kere yazıştık, kişilerin iradesine bağlı olmayan hiç bir şeyde, ona, şuna, bana bakmayı defalarca sana yanlışlığı GÖSTERİLDİĞİ halde hala ısrarla sürdürmen, senin ciddi olmadığını, hatta muhatap olup vakit öldürmenin bile ziyan olduğunu(artık izin verirsen 50 kez bu yönteminin yanlışlığı sana anlatıldı, 50 kez anladım dedin!) gösterir.
Ya 2-3 kalemi geçmeyen SAFSATA MANTIĞI kıyas zırvalığını bırakacaksınız, ya da üzgünüm bana o kadar uzun ve anlamsız, gereksiz, boş, birbirini götüren, hiç gereği olmayan, tutarsız, mesnetsiz, neye göresiz sorularınla da boğduğun türden uzun kargaşa yazıalrınla vakit öldürmemem gerektiğini teslim edeceksiniz...
Evrimi tartışacaksan, adamları ve adamına göreyi tartışma, bize ne o ya da bunun Zeus'a inanıp, evrimi ret etmesinden, biz kişileri tartışmıyoruz ki, o öyle inanıyor ve düşünüyorsa bizi bağlamaz ve dilediği gibi düşünmekte özgür, kimsenin derdi bizi germedi!
Düşün, biraz düşün şu türden saçma-sapan lafızlarla ürettiğin saçmalıkları. bende kendi açımdan bakınca, dünyayı serçe parmağımın bir hareketiyle yarattığını söylüyorum, bana göre böyle mi, o halde senin açından bu tartışma bitmiştir ve bana göre sen bir ağaç maymunusun, daldan dala atlayıp duran. bana göre mi böyle, o halde tartışma bitmiştir, gönül rahatlığıyla bir daldan dala atlayan maymun olduğunu kabul edebilirsin, hem öyle olup, olmadığına dair ne gibi bir dayanağın, temelin olabilir ki değil mi ama, efendim seni daldan dala kuyruğu üzre atlarken görmüş müyüm, vs ama bana diyorsun ki, bunlar önemli değil, önemli olan benim kuyruğumun olmayıp, ağaçalrda maymun olmayışım ve gözlenip, gözlenmemesi değil, kişiye göresidir. diyorsun ki sana göre neysem ben oyum ve böylece bana, ağaç maymununa ulaşmışsın!? Ağaç maymunu demişsem, bunca bıktırdığın ve hepside aynı 3-5 kalem zırvalık kıyasından ibaret safsata soru ve mantığının getirdiği katlanamazlığa rağmen fena sayılmaz, umarım nihayete erer zira devam ettikçe ağaç maymunu olmayı bile mumla arayabilirsin! Zira bana göre ve umarım daldan dala atlayan tutarsız ve safsata yazım-düşünce tarzınla kullandığım mecazı(metaforu) yanlış anlamazsın, anlasan bile ne yapalım değil mi, kabul etmelisin işte, bana göre ise gerçek de olan bu(mu), sana göre öyle nasılsa!...
resimde gördüğüm canlı, bir çeşit maymundur bana göre, peki sana göre ne ve madem sana göre olacak o halde resimin de, resimde olanın da anlamı, kıymeti ne? Üstelik sana rağmen orada iken?
https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/1/10/Photo_singe_vert_grand.jpg
spartacus
01-02-2017, 08:15
Save The Day
Birçok açı ve yön var o zaman. Yani adam kendi açısından bakınca da Zeus'a ulaşabilir yani akıllı tasarımcıya. Siz de kendi açınızda evrime ulaşabilirsiniz. Hangisi doğru hangisi gerçek?
İlgili yerdeki KENDİ açısı ile kastının GÖZLEM AÇISI olduğunu iletti. Oysa kendi açısından deyimi, kişi açısından deyimi olarak kullanılır, olması gereken ise -madem ifadenin amacı gözlem açısı- Gözlem açısı olmalıdır, kısaca o ifade o haliyle bence yanlıştır-kişiye görelik aksediyor-...
Peki cümleyi değiştirelim;
Bir gözlemci hangi açıdan gözlemlerse Zeus'a, akıl-sız- tasarımcıya ve bir fiil onalrı eylem üzerinde görme şansına ulaşıyor? Ben kendi açımdan bakınca dediği kısım içinde, tamam ben hangi gözlem açısında gözlemelrlerse evrime ulaşırlar söyleyim... At gözlüğü açısında bakmaları bile yeterli, her şey hareketli, her şey değişiyor, her şey birbiriyle etkileşim-iletişimde, etkiyor, tepkiyor yine değişiyor... NASIL? NEDEN? Bu sorular önce gelmiyor, önce gözleme yansımış ki, sonra soruluyor... Evrim ıssız mağaralarda ya da çok özel odalarda aranan bir Kül kedisi değil ki...
Bazı gözlemciler, verdiğim maymun resminin sadece kuyruğunu, kimisi sadece yüzünü, kimisi sadece bir bölümünü görüyor olsun, o halde yapacağı yoruma ne deriz? TAHMİN! :) Kişi de zaten gözlem açısının veya gözlem nesnesinin gözlemlenebilir diliminin yetersizliğini ne yapıyordur? Biliyordur :) peki masalcıların kafadan sallama iddialarını bir yana bırakalım, madem mesele gözlem açısı, efendim evrimin gözlemledikleri kadarlık dilimine dair tahminleri nedir? Hiç -> tahmin yoksa demek ki ne yok -> gözlem yok...
Bilimsel yöntemin işleyişi
GÖZLEM->git->DENEY
GÖZLEM->(gözlemin yeterliliği sorunu)-> git -> TAHMİN(eldeki verilere göre ama! salalama değil)
peki tahminden sonra nereye gidilecek tekrar?
TAHMİN->git->DENEY
Deneyler sağlıklı sonuç vermedi mi tekrar gözlem, tekrar deney, tekrar tahmin...
Tahmin yeterlilik düzeyinde değil mi
Tekrar git -> DENEY->deney sonuçlarına göre tamini irdele, deney sayesinde yeni bir tahmin yetisi kazandın, ama tablonun tümünü henüz göremiyorsun, tekrar tahminde bulun ve şimdi yeni tahminini deneyle kıyasla, olmadı mı, tekrar gözlem, tekrar deney.... hasılı esas ve bağlayıcı olan neymiş? GÖZLEM, GÖZLEMLENEN-> böylee gölemcinin elde ettiği bulgu, veri, ama neye dayanmalıymış gözlem, gözlemenen ve deneyler... Ben gözlem açısına göre(kendi açısına göre) iddia edilen Zeus veya Akıllı Tasarımcı namına nasıl olacakta Zeus2un o haşmetli cüssesini, EYLEMLERİNİ(bizzat!) gözlemleyeceğim? Sorun gözlem açımda mı?
Peki gözlemlere tekabül etmesi olası olmayan bir şey hakkında, haya, kurgu, zihin yetileriyle kolayca kurgular, senaryolar, atmasyonalr üretebilir miyim? Evet! Peki bana kim inanır?->ahmaklar, çok mudurlar? Bıtırak gibi çok olacakalr, çünkü hala gözlemin ve ancak gözlemlenein yorumlanacağına dair hiç bir bilgiye sahip değillerdir hatta atıcının gözlemi olmadığı halde, kısaca ortada olmayan eylere rağmen sanki görüyormuşçasına uydurduğunun dahi teatisini yapamayacaklardır...
1.) Aşağıdaki harf hangi harftir
A
2. Peki aşağıdaki harf hangi harftir?
....
2 Nolu için ne söylenebilir? Basit, ben orada bir harf görmüyorum!
İşte cevap basit, bir Zeus görmüyorum, ne diyecektik ki, vay din düşmanı, vay bilmem ne düşmanı, yok kafirler, ateistler, yok materyalist katliamcılar vssssss... Yahu, değil, zeusullahide değil, millahide değil, görmüyorum, görmediğim içinde görmüyorum diyorum insaf... peki siz 2 nolu soruda herhangi bir harf görüyor musunuz? Görmüyorsanız, görmüyorum demenizden daha doğal ne var?
Ama siz bu kadarcığı idrak edemeyip, ben atıyorum çıkıp, 2 noluda K harfi var, o ne K harfidir oooo, 40 bin kanadı var, bir takla atsın masa bile olur, zıplasa 3.000 yıldız doğurur, yağmurları yağdırır, şimşekleri çakar, buğdayı un eder önümüze koyar, biz ölünce bizi cenent bahçelernde yaşatacak, erkekler için güzel bir kadın, kadınalr için güzel bir erkek, 24 çekirdekli süper bir bilgisayar filan dersem?
Size düşen nedir zeus aşkına?
1.) İnanmaktır
2.) Orada böyle bir harfin olmadığını söylemek ve tabi onca sayılıp dökülmüş yüklenmiş hiç bir sıfatı, fiilide böylece göremeyeceğini bilmek, ve tabi birde nasılsa DENEYİM-TECRÜBE-GÖZLEM şansınız yok, atmacı atıyorda atıyor, bunu görmek...
Kısaca bu türden dayanakalrı öne sürüp, Evrimle yumurta gibi tokuşturmak, sağlıklı, aklı başında bir insanın yapacağı bir iş değil, Evrim diyecekseniz, elinizden alınmadı işte siz, işte doğa, lütfen neyi gördüğünüze dair konuşun, hareketi görüyor musunuz, değişimi, dinanizmi, o iç içe sarmaş haldeki ilişkiler ağını, hiç bir şey gelmiyorsa elinizden, gölgede kalmış ağaçlara bakın, nasılda eğri yükseliyor, çünkü hayat dinamik, doğa dinamik böylece dinanizme uyum veya uyamamak değişimle noktalanır ve evrimin esası da sürece ve sürecin elinde-belirleyeni ve süreci de verili koşul-durum ve hareketin belirlediği olarak yayılmış değişimdir...
Bunun nesini tartışacağız? Gözlemlerden elde edilen ve gözlemlenen bir durum bu...
Sırf harf örneğinde andığım gibi, Zeus nasıl yaratmışsa her şey öyledir ve bu DEĞİŞMEZ demenin anlamı yok, her şey değişiyor görüyorsunuz öylece, dayanağı yok, kaynağı yok, çünkü kaynak doğa olmalı, şu ya da buna dair inanç olamaz, çünkü ,inanç gözlemlenebilir bir doğa ya da doğa nesnesi kısaca doğanın kendisi değildir, bu konuda tüm yorumlar doğa ve gözlemine dair olmalı, dayanmalı... Bu yoksa kişi ya idrak yoksunudur, ya şartlandırılmış bir robot ya da bir masalcılığı sermaye etmiş bir çıkarcı..
Pencerenizi açtınız, dışarıya bakıyorsunuz, ne gördüğünüzü yorumlamanıza dair ve KARŞIT olarak birisi size, iyide Superman pencereden değil çatıdan bakıyordu tadında gelirse ne demeli?
Evrm olgudur, Evrim teorisi ise olguyu anlama, kavrama, gözlem, deney, testler, malzemelenin kıyaslarıyla kavranılanın ifadesi temelindedir. vay efendim 1 milyon sağlıklı gözleme rağmen, maymun örneği gibi henüz kuyruğunun gözlemlenebildiği, böylece tahminlerde bulunulduğu hal ve durumalrı öne sürüp, 3-5 tane tahmine dayalı öngörünün yine bilimin andığım yöntemle, tahmin->dön->gözlem, tahmin>tekrar dön->deney ilişkisinde, her gözlem düzeyinina rtmasıyla tahminlerdeki değişimi öne sürüp, evrim yoktur demek dahi aslında adi bir yönteme, kandırmacaya, kişileri aldatmaya dönük bir yöntemdir. Kişiler bunu idrak edemiyor mu, öyle büyüdükelri için de bir yerde çoğunluğu nasılda kolayca ahmak yerine konup, alakasız safsata yol, yöntemlerle kandırıldığını idrak edemiyor, etselerdi zaten dünya 3-5 bezirganın elinde 3-5 kalem salt subjektif(yani objektif gibi gözlemi olmayan, gözleme dayanmayan) güzellemeyle inliyor olmazdı..