PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ses getiren büyük İstanbul mitingi çağrısı için 16 maddelik bildiri yayınlandı


xcan
17-08-2016, 01:45
Ses getiren büyük İstanbul mitingi çağrısı için 16 maddelik bildiri yayınlandı
Ses getiren "Gericiliğe, emperyalizme ve darbecilere karşı" başlıklı İstanbul mitingi çağrısı için 16 maddelik bildiri yayınlandı.
Haber Merkezi
Salı, 16 Ağustos 2016 16:33


Türkiye siyasetinin, 15 Temmuz'daki Amerikancı ve gerici darbe girişiminin ardından AKP'nin önderliğini yaptığı "milli mutabakat" çizgisine hapsedilmesine karşı güçlü bir ses yükseliyor. Bu kapsamda bir grup akademisyen, yazar, siyasetçi ve sanatçının 4 Eylül'de İstanbul Kartal Meydanı'nda "Gericiliğe, emperyalizme ve darbecilere karşı" büyük bir miting çağrısı yapması çok ses getirdi.

İstanbul’da 'gericiliğe, emperyalizme ve darbecilere karşı' büyük miting çağrısı
İlgili Haber

Mitingde dile getirilecek taleplerle ilgili bugün 16 maddelik bir bildiri yayınlandı. Bildiride ülkenin içine itildiği felaketin nedenleri üzerine cesaretle gidilirken, İslamcı bir cemaatin ülkede darbe deneyebileceği koşulları yaratan gericiliğin önünün alınmasıyla ilgili net talepler dile getirildi.

İmam hatiplerin kapatılması, Diyanet İşleri Başkanlığının lağvedilmesi, tüm tarikat ve cemaatlerin yasaklanması ve yasadışı ilan edilmesi ilk elden göze çarpan talepler.

"4 Eylül Bildirisi"nde gerici örgütlenmeler ve sermaye ilişkisine dikkat çekilirken, Gülen Cemaati'nin kurulma talimatının Türkiye'nin en büyük patron ailesi Koç'un evinde verildiğine dair iddianın da ciddiyetle soruşturulması istendi.

"4 Eylül Bildirisi"nde emperyalizmin ülkenin içine itildiği felaket tablosundaki rolüne değinilerek "Türkiye NATO’dan çıkmalı, Avrupa Birliği üyelik sürecine son verilmelidir. Başta ABD olmak üzere kirli emperyalist devlet yapılarıyla ikili veya bölgesel anlaşmalar iptal edilmelidir" denildi.

İşte o bildiri:

15 Temmuz Amerikancı ve gerici darbe girişiminin ardından 4 Eylül 2016’da İstanbul Kartal Meydanı'nda buluşacak olan bizler, gericiliğe, emperyalizme, darbeciliğe boyun eğmeyeceğimizi haykırıyoruz. Ülkemizi bir yıkımın eşiğine taşıyan güncel gelişmeler Türkiye’nin emperyalizm ve sermaye sınıfı tarafından bilinçli bir politikanın sonucu olarak gerici bir karanlığa gömülmesiyle doğrudan ilişkilidir. Bu doğrultuda:

1) Türkiye’de darbeci tarikatların güçlenmesinin de, bu güçlenme zemininin bilinçli yaratıcısı olan gerici iktidarın yıllarca hüküm sürmesinin de arkasında emperyalizmin “ılımlı İslam†adıyla uydurduğu saldırgan projesi vardır. Tüm dünyada, halkları uyutmak ve baskı altına almaktan başka amacı olmayan bu projenin bütünü sorgulanmalı, sorumluları açığa çıkarılmalı, siyasetten tasfiye edilmelidir.

2) Kamu görevlileri, görevlerini kanunlardan aldıkları yetkiyle ve toplum çıkarı için yaparlar. Bu görevi dine ve din kurallarına bağlayan, görevi sırasında yaptıklarını herhangi bir şekilde dinle ilişkilendiren kamu görevlisi anayasal suç işlemektedir. Bu kişiler, ister bakan olsun, ister muhtar, hepsi cezalandırılmalı; uygulamalarında “dine göre davranma†gerekçesi gösteren kişilerin yargılanarak görevden alınması sağlanmalıdır.

3) Laik Türkiye’nin bir fetva kurumuna ihtiyacı yoktur. Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılmalıdır.

4) Sinsice yürütülen bir operasyon sonucunda eğitim sistemimizin merkezine İmam Hatip Okulları yerleştirilmiştir. Bu, Türkiye’nin bir din devleti haline getirilmesi projesinin parçasıdır ve aslında son gelişmelerle bir kez daha duvara çarpan bu projedir. Türkiye’de ihtiyaçtan çok imam vardır ve ihtiyaç fazlası İmam Hatip Okulları kapatılmalı, eğitim bilimsel esaslara göre düzenlenmelidir.

5) Dini cemaatler ve tarikatlar laikliği yok etmek için uğraşan, tozlu bir örümcek ağı gibi yayılarak devlet içinde sinsice yuvalanan gizli örgütlerdir. Sadece Gülen cemaati değil bütün tarikat ve cemaat örgütlenmeleri yasadışı ilan edilmeli, kovuşturulmalı ve tasfiye edilmelidir.

6) Ülkemizi yıllara yayılmış sinsi adımlarla felaketin eşiğine getiren de, tüm darbelerde olduğu gibi 15 Temmuz darbesinde de rolünü oynamış olan da emperyalizmle kurulu siyasal ve askeri bağlardır. Türkiye NATO’dan çıkmalı, Avrupa Birliği üyelik sürecine son verilmelidir. Başta ABD olmak üzere kirli emperyalist devlet yapılarıyla ikili veya bölgesel anlaşmalar iptal edilmelidir.

7) Tüm ABD ve NATO üslerine el konmalıdır. Dünyanın en büyük nükleer silah depolarından birisi olan, ülkemizi haritadan silecek bir “nükleer mayın†olarak da tasarlanmış İncirlik başta olmak üzere Türkiye nükleer silahlardan arındırılmalıdır.

8) Komşu Suriye’de cihatçı silahlı güçleri destekleyen, bu ülkenin iç işlerine müdahale etmiş, bu müdahalelerle Suriye'nin yıkımın eşiğine gelmesinde büyük pay sahibi olmuş tüm devlet görevlileri yargılanmalıdır.

9) Kamu kaynaklarının birilerine peşkeş çekilmesi, teşvik adı altında keyfi biçimde dağıtılması, geçmişte kamu ve toplum yararına göre oluşturulmuş tesis, kurum ve kuruluşların alenen yağmalanması ülkemizi bataklığa sürükleyen rotanın en önemli durağıdır. Yağma ve adaletsizlik Gülen örgütüne ait olduğu saptanan şirketler veya örgüt yöneticisi olduğu iddia edilen kişilerin sahip olduğu servetten ibaret değildir. Yağmanın, hırsızlığın ve toplum düşmanlarının yaşadığı zenginleşmenin tüm iç ve dış bağlantıları soruşturulmalı, birbirini kollayarak ülkeyi yağmalamış olanlardan hesap sorulmalıdır. Düne kadar aynı ortak siyasal çıkar için çalışmış bir siyasetçinin Türkiye'nin başkentini yöneten bir başka arkadaşına “Ankara'nın yarısını paralellere peşkeş çekip, yağmalattın†diyebildiği yağma ağı parçalanmalıdır.

10) Fethullah Gülen cemaatinin CIA kararıyla, MİT eliyle ve Türkiye’nin en büyük patron ailelerinden birinin evinde kurulduğu açıklaması soruşturulmalıdır

11) İdam cezasının kaldırılması ülkemizde hem siyasal hem de insani boyutları olan, geri döndürülemez bir tarihsel kazanımdır. Darbe girişiminin idam cezasının geri getirilmesinin mazereti olarak kullanılması kabul edilemez.

12) Kamuda uygulanan baskılara son verilmeli, gerekçesiz görevden almalar iptal edilmelidir. Hukuk ve yargı bağımsızlığı ilkelerini hiçe sayan, keyfi ve hükümet yanlısı kadrolaşmaya hizmet edecek uygulamalar durdurulmalıdır.

13) Katliam uygulanması yönünde karar alan ve talimat veren darbecilerin kimler olduğu kanıtlarıyla birlikte açıklanmalıdır.

14) Darbeyi bastırma görüntüsü altında erleri katleden, sokaklarda terör estiren gerici çeteler, bunları silahlandıranlar, sokağa salanlar, işkenceye başvuranlar tespit edilmeli ve cezalandırılmalıdır. Bunların demokrasiyi savunmak üzere harekete geçmiş anlık toplaşmalar olmadığı, bizzat kendi silahlı darbesini gerçekleştirecek şekilde oluşturulmuş çete örgütlenmeleri olduğu net olarak görülmektedir.

15) “Milli mutabakat†rüzgârı altında ve açıkça darbe fırsatçılığıyla emek karşıtı, sermaye yanlısı düzenlemeler birbirini izlemektedir. Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ve torba yasalar yoluyla dayatılan yeni özelleştirme programı, bireysel emeklilik gibi yağmacı düzenlemeler iptal edilmelidir.

16) AKP hükümeti, 14 yıl boyunca bu ülkeyi getirdiği noktanın hesabını bir özürle kapatamaz. Gülen cemaati çok daha önceden başlayarak on yıllarca kirli misyonlar üstlenmiş, AKP dönemindeyse Anayasaya açıkça aykırı biçimde iktidar ortaklığı yapmıştır. Bu yılların ve AKP hükümetlerinin toplumsal yaşamı ve kamusal alanı etkileyen icraatlarının soruşturulması ve emekçi halkın zararına olan uygulamaların sonuçlarının ortadan kaldırılması darbecilerle gerçek bir hesaplaşmanın zorunlu koşuludur. Bir cemaatin her şeyden sorumlu olduğuna, onun tasfiye edilmesi ile devlet ve toplumun zehrinin akıtılacağına inanmamızı bekleyenlerin, iktidarlarını bu sefer başka cemaat ve tarikatlara yaslanarak sürdürmelerine izin vermek, yeni gerici darbe ve kalkışmalara razı olmak demektir.
http://haber.sol.org.tr/toplum/ses-getiren-buyuk-istanbul-mitingi-cagrisi-icin-16-maddelik-bildiri-yayinlandi-165878


Bildiriye hayran oldum imzamı atıyorum

bilgivehis
17-08-2016, 04:11
Bildiriye bende imzamı atıyorum, tam yurtsever, devrimci düşünceyle hazırlanmış.
Düşünen ve bunu mitinge dönüştürenleri takdir ediyorum.

Ancak benim sorunum başka, antiemperyalist mücadelede talep, miting, protestolar elbette çok önemlidir ve yapılması gerekir hatta bir kıvılcım da olabilir ama tek başına sonuç getirmez. Büyük kitlelerin destegi ve yurt çapında yapılan eylemler ancak karşı tarafı mecbur bırakır. Bu ülkede hiç bir devrimci çağrıya yurt çapında destek geleceğini sanmıyorum. Çünkü ülkenin neredeyse yüzde doksanı mevcut sistemden geçiniyor. Kişisel çıkarlarını vatanın üzerinde tutan ve iktidardan, cemaatlardan, particilikten ve sistemin diğer ayaklarından geçinen bu yüzde doksan, koşullar tamamen dayanıp sınıra gelmediği müddetçe günlük çıkarlarını bırakmazlar. Eskiden üç tane devrimci bir araya geldiğinde örgütlenip büyüyebiliyorlardı, çünkü tanklı-toplu saldırıda ustalaşmış emperyalizm psikolojik saldırılarda bu kadar tecrübe sahibi değildi. Örgüt liderlerini şimdi olduğu kadar satın alamıyordu ve örgütün büyümesini şimdiki gibi engelleyemiyordu. Zira ülkenin ekonomik gücü tam olarak kontrollerinde değildi. Şimdi ise dili biraz laf yapan özellikle okumuşlar emperyalizmden nemalanmak için devrimci adı altında çeşitli örgütler açıyorlar. Halkın bırakın herhangi bir örgüte güvenmesini peşinden koştukları örgütlere de zaten güvenmiyorlar. Her zaman olduğu gibi günümüzde de bütün değerleri ekonomi belirliyor ama artık tamamen emperyalizmin hakimiyetinde. Üç tarafı denizle çevrili bu ülkede denize giremiyorsun, neredeyse bütün kıyı şeridi yabancılara satılmış ve özelleştirilmiş. Yer altı kaynakları yüzde doksan yabancı şirketlere satılmış üstelik elli veya yüz yıl gibi değil, sınırsız anlaşmalar yapılmış. Tarım ürünleri emperyalizmin çıkarına göre yönlendiriliyor, üretim yapmanı bir şekilde engelliyor. Taşınmaz satışları için öyle kolaylaştırıcı ve cazip kanunlar çıkarmışlar ki, üretim yapamayan köylü arazisini yüksek fiyata satmanın sevinciyle kentlere uçuyor. Aynı Filistin'deki gibi yabancılar özellikle İsrail sürekli toprak satın alıyor. Bakkallar, Terziler, sanaatkarlar tekelleşmenin kucağına atılıyor. Emperyalizm tankla-topla niye girsin, nasıl olsa senin ekmegini almış, o ekmegin ucuyla bu ülkeyi işgal etmiş. İşte o ekmegin ucunu bırakıp da devrimci çağrıya gelmezler. İnsanlar "Çıkarım ne olacak" diyor, "Vatan" diyorsun, "Banane" diyorlar, yetmiyor bir de Gomunist, dinsiz, vatan haini diyorlar. Çünkü çıkarım ne olacağa verdiğimiz vatan yanıtı onlar için bir şey ifade etmiyor. Düşünebiliyor musunuz, ekmegin ucunu vatana tercih ediyorlar.
Ancak bu durum kimseyi yanıltmasın, bahsettiğim gibi koşullar dayattığında öyle bir devrimci olurlar ki, şaşar kalırsınız...

upuaut
17-08-2016, 05:04
Ses getiren büyük İstanbul mitingi çağrısı için 16 maddelik bildiri yayınlandı.

Ses getiren "Gericiliğe, emperyalizme ve darbecilere karşı" başlıklı İstanbul mitingi çağrısı için 16 maddelik bildiri yayınlandı.

Haber Merkezi
Salı, 16 Ağustos 2016 16:33

Türkiye siyasetinin, 15 Temmuz'daki Amerikancı ve gerici darbe girişiminin ardından AKP'nin önderliğini yaptığı "milli mutabakat" çizgisine hapsedilmesine karşı güçlü bir ses yükseliyor. Bu kapsamda bir grup akademisyen, yazar, siyasetçi ve sanatçının 4 Eylül'de İstanbul Kartal Meydanı'nda "Gericiliğe, emperyalizme ve darbecilere karşı" büyük bir miting çağrısı yapması çok ses getirdi...

Bu manifestoda kırmızı renkle vurguladığım ifade gerçekten de canımı çok sıktı. Bunlar nasıl solcu? Alın bakın, Lenin döneminde bize "Türkiye" mi denmiş, yoksa "Türk" mü denmiş: "Atatürk ve Lenin’in kurduğu tarihi dostluk (http://www.aydinlikgazete.com/tarih/ataturk-ve-lenininkurdugu-tarihi-dostluk-h61366.html)".

Yani tabansız hiçbir siyasi faaliyette bulunulamaz! Haa, emperyalizme dayalı gerici ve darbeciler zaten bunu toptan reddediyorlar, dolayısıyla onları kaale almıyoruz bile. Ama bunu solcuların yapması, affedilir gibi değil! Yani bunlar önce "Vatansever Solcu mu, yoksa Emperyalist Solcu mu?" sorusuna kesin bir yanıt versinler, ondan sonra oturup konuşuruz!

Örneğin, şuna bir bakınız:

Aralov yola çıkmadan önce Lenin i€™le görüşür ve ondan şu tarihi direktifleri alır: €œMustafa Kemal Paşa tabii ki sosyalist değildir. Ama görülüyor ki iyi bir teşkilatçı. Kabiliyetli bir lider, milli burjuva ihtilalini idare ediyor. İlerici, akıllı bir devlet adamı. Bizim sosyalist inkılabımızın önemini anlamış olup, Sovyet Rusya'€™ya karşı olumlu davranıyor. O, istilacılara karşı bir kurtuluş savaşı yapıyor. Emperyalistlerin gururunu kıracağına, padişahı da yardakçılarıyla (şimdikinin AKP + FETÖ + Diğer Cemaatler + Liberaller + Emperyalist Solcuları vs.) birlikte silip süpüreceğine inanıyorum. Halkın ona inandığını söylüyorlar. Ona, yani Türk halkına yardım etmemiz gerekiyor. İşte sizin işiniz budur: Türk hükümetine, Türk halkına saygı gösteriniz. Büyüklük taslamayınız. Onların işlerine karışmayınız.†(Aralov, s.46-48)

İşte benim anladığım solcu budur!

bilgivehis
17-08-2016, 06:11
upuaut duyarlılığını anlıyorum, o iki kelime benim de dikkatimi çekmişti, onu kullanan kişi ne maksatla kullandığını bilmiyorum ama şu durumda ne iktidarın ne de muhalefetin Türk siyaseti yaptığını söyleyemeyiz, çünkü tamamı Türk siyasetine karşı aynı cephede Türkiye siyaseti yapıyorlar, yani Türk siyasetine karşı yapılan siyasete Türk siyaseti dersek Türk siyasetini de diğer kulvarın içine koymuş oluruz. Oysa burada Türk siyasetine saldıranlar bizzat Türk siyasi ortamını elinde tutanlardır.

Başka bir örnek verelim, Turan Dursun forumunu dinciler ele geçirmiş, ismi Turan Dursun olsa dahi artık bu foruma Turan Dursun forumu diyemeyiz. İşte Türk siyasetini de Türk siyasetine karşı olanlar ele geçirmiş ve dış güdümlü Türkiye siyaseti yapmaktalar. Yani o kelimeyi kullanan kişi art niyetli de olsa farkında olmadan aslında dogru kelime kullanmış...

xcan
17-08-2016, 14:12
xcan´isimli üyeden Alıntı
Haber Merkezi
Salı, 16 Ağustos 2016 16:33


, 15 Temmuz'daki Amerikancı ve gerici darbe girişiminin ardından AKP'nin önderliğini yaptığı "milli mutabakat" çizgisine hapsedilmesine karşı güçlü bir ses yükseliyor. Bu kapsamda bir grup akademisyen, yazar, siyasetçi ve sanatçının 4 Eylül'de İstanbul Kartal Meydanı'nda "Gericiliğe, emperyalizme ve darbecilere karşı" büyük bir miting çağrısı yapması çok ses getirdi...



Upuaut
Bu yazının bütününe tek bir laf etmeyeceksiniz!
"Türkiye siyasetinin"lafı üzerinden giderek yazının ırkçı olmadığı için mahkum edilmesi gibi aptalca bir hükmü dayatacaksınız!
Böyle aptalca eleştiri olmaz .
"Türkiye siyasetinin" bir genelleme olduğunu elbette bilecek çapta birisniz.
Bir durum tespiti olduğunu elbette bilirsiniz fakat bile bile bu namussuz,akademik ahlaka sığmayan ,öküzce eleştiriyi yapmanızın arkasındaki motivasyonu merak ediyorum.
Yenikapı sürüsüne dahil olmayan somut bir tepki sizi neden rahatsız ediyor?
Türkiye Darbeyede,şeriatçi faşist diktayada ve arkalarındali ABD'yede karşı durmamalımıdır?
Bu aptal tepkinizin sebebini adam gibi ortaya koyun ve bizide aptal yerine koymayın.
Böyle rezil eleştiri olmaz.
Böyle ilkelleşilmez,çapsızlaşılmaz.
Her bildirimizi ırksal temelde yazmayız.
Çünki her diktatörlüğün ve darbenin arkasında sömürücü asalak kapitalistler olduğunu biliriz.
Ve biz meselelere ırksal temelden değil sınıfsal temelden bakarız.
Yani,işçiden,köylüden,yokasuldan yana.
Yani ezilenden yana aydınlanmadan yana.
Seni şöyle alıyım "Buyur yeni kapıya"
Ancak bize dışkı atma.

upuaut
17-08-2016, 22:22
Ses getiren büyük İstanbul mitingi çağrısı için 16 maddelik bildiri yayınlandı
Ses getiren "Gericiliğe, emperyalizme ve darbecilere karşı" başlıklı İstanbul mitingi çağrısı için 16 maddelik bildiri yayınlandı.
Haber Merkezi
Salı, 16 Ağustos 2016 16:33

3) Laik Türkiye'nin bir fetva kurumuna ihtiyacı yoktur. Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılmalıdır.

5) Dini cemaatler ve tarikatlar laikliği yok etmek için uğraşan, tozlu bir örümcek ağı gibi yayılarak devlet içinde sinsice yuvalanan gizli örgütlerdir. Sadece Gülen cemaati değil bütün tarikat ve cemaat örgütlenmeleri yasadışı ilan edilmeli, kovuşturulmalı ve tasfiye edilmelidir.

Manifestodaki yukarıdaki maddeler şu arkadaş için yok hükmündedir:

http://odatv.com/images/2016_08/2016_08_17/laikligi-dayatan-bedelini-agir-oder-1708161200_m2.jpg (http://odatv.com/laikligi-dayatan-bedelini-agir-oder-1708161200.html)
http://odatv.com/images/resimler/eremmm.jpg

Yani özetle diyor ki: "Darbeyi biz yaptık, arkadaş!"

O zaman Batı'nın darbeyi tiyatro olarak görmesine bir şey demeyeceksin. Bu arada, ülkede iç savaş çıkartmaya bu sözlerinle Batı aleyhinde konuştuğunda arkanda AKP destekçisinden başkasını göremezsen, sesini çıkartmayacaksın!

upuaut
17-08-2016, 22:26
xcan´isimli üyeden Alıntı
Haber Merkezi
Salı, 16 Ağustos 2016 16:33


, 15 Temmuz'daki Amerikancı ve gerici darbe girişiminin ardından AKP'nin önderliğini yaptığı "milli mutabakat" çizgisine hapsedilmesine karşı güçlü bir ses yükseliyor. Bu kapsamda bir grup akademisyen, yazar, siyasetçi ve sanatçının 4 Eylül'de İstanbul Kartal Meydanı'nda "Gericiliğe, emperyalizme ve darbecilere karşı" büyük bir miting çağrısı yapması çok ses getirdi...



Upuaut
Bu yazının bütününe tek bir laf etmeyeceksiniz!
"Türkiye siyasetinin"lafı üzerinden giderek yazının ırkçı olmadığı için mahkum edilmesi gibi aptalca bir hükmü dayatacaksınız!
Böyle aptalca eleştiri olmaz .
"Türkiye siyasetinin" bir genelleme olduğunu elbette bilecek çapta birisniz.
Bir durum tespiti olduğunu elbette bilirsiniz fakat bile bile bu namussuz,akademik ahlaka sığmayan ,öküzce eleştiriyi yapmanızın arkasındaki motivasyonu merak ediyorum.
Yenikapı sürüsüne dahil olmayan somut bir tepki sizi neden rahatsız ediyor?
Türkiye Darbeyede,şeriatçi faşist diktayada ve arkalarındali ABD'yede karşı durmamalımıdır?
Bu aptal tepkinizin sebebini adam gibi ortaya koyun ve bizide aptal yerine koymayın.
Böyle rezil eleştiri olmaz.
Böyle ilkelleşilmez,çapsızlaşılmaz.
Her bildirimizi ırksal temelde yazmayız.
Çünki her diktatörlüğün ve darbenin arkasında sömürücü asalak kapitalistler olduğunu biliriz.
Ve biz meselelere ırksal temelden değil sınıfsal temelden bakarız.
Yani,işçiden,köylüden,yokasuldan yana.
Yani ezilenden yana aydınlanmadan yana.
Seni şöyle alıyım "Buyur yeni kapıya"
Ancak bize dışkı atma.

Bana kızma, xcan, ben sadece herkesin malumu olanını dile getirdim. Tabii ki Türkiye'de yönetimi ele geçirenler nedeniyle "Milliyet" kavramının bir kenara atıldığını biliyoruz. Ama biz bu sapkınlardan olmayacağız. Ne yani, pire yüzünden yorganı mı yakacağız!

upuaut
18-08-2016, 02:57
Manifestodaki yukarıdaki maddeler şu arkadaş için yok hükmündedir:

http://odatv.com/images/2016_08/2016_08_17/laikligi-dayatan-bedelini-agir-oder-1708161200_m2.jpg (http://odatv.com/laikligi-dayatan-bedelini-agir-oder-1708161200.html)
http://odatv.com/images/resimler/eremmm.jpg

Yani özetle diyor ki: "Darbeyi biz yaptık, arkadaş!"

O zaman Batı'nın darbeyi tiyatro olarak görmesine bir şey demeyeceksin. Bu arada, ülkede iç savaş çıkartmaya bu sözlerinle Batı aleyhinde konuştuğunda arkanda AKP destekçisinden başkasını göremezsen, sesini çıkartmayacaksın!

Baylar bayanlar, yukarıdaki fitneyi yapan şahıs FETÖcüymüş.

İşte, Kasım 2013'te aşağıdaki tweeti atan bu şahsın "kandırıldık" tweeti atıp atmayacağı merak konusu...

http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/images/2016/08/17/cqeejidwaaa6l_d.jpg (http://haber.sol.org.tr/toplum/laiklik-dusmani-gerici-yazar-bakin-3-yil-once-ne-demis-166028)

Şimdi bu haberdeki şahısla birlikte Adalet Bakanı'nın bugünkü "Suikast olabilir!" açıklamasını değerlendirdiğimizde şu sonuç çıkar: Demek ki FETÖcüler tamamen temizlenememiş!

Bu sonuçla birlikte şu siyasi sonuçlara dikkat etmemiz gerekiyor:

1. Bahçeli ve Kılıçdaroğlu, neden AKP'ye hep koşulsuz destek veriyorlardı?

Öyle anlaşılıyor ki, Erdoğan, Başbakanken FETÖ'nün darbe de dahil olmak üzere her türlü çılgınlığı yapabileceğine ilişkin Bahçeli ve Kılıçdaroğlu'nu uyarmış ve bunun tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini söylemiştir. Onlar da kendi parti görüşlerine bağlı kalarak bu zimni anlaşmayı kabul etmiş olmalılar.

Bu konuda 9/11 filmlerini aratmayan,

1. Kaos: Örümcek Ağı, 2012:

http://www.youtube.com/watch?v=BC2SGhOgMq0

2. Kod Adı: KOZ. Maskeler Düşüyor, 2015:

http://www.youtube.com/watch?v=pfubJx1FW4Y

3. Darbe, 2015:

http://www.youtube.com/watch?v=APoo5ZHER5M

4. Darbe: Hakan Fidan (MİT Başkanı):

http://www.youtube.com/watch?v=2C0tT9dNl9s

filmleri ilk elde sayılacak birkaç filmdir. Bakmayın siz, bu filmlerin girişlerindeki "Bu film bir hayal ürünüdür. Kişi ve kurumlarla bir ilgisi yoktur" uyarısına. Bal gibi de öyle! Örneğin, 2. filmde darbenin saat 21:00'de yapılacağı geçiyor ve Emniyet Müdürü'ne şöyle deniyor: "Suç işlemeden Devrim yapılmaz!"

Ben bu filmi 11 Eylül 2001'den önce çekilmiş "Die Hard 3 (Zor Ölüm)" filmine benzetiyorum. Yani bu filmde 15 Temmuz 2016'da yapılan darbedeki olaylara gayet iyi yaklaşımlar yapılmış ve buradan, AKP+CHP+MHP arasında daha önceden bir zımni anlaşma yapılmış olduğunu anlaşılmaktadır.