PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İnsanlığın vicdanı Fidel öldü,,başlarımız Castro olsun


xcan
26-11-2016, 19:55
Sanki babamdı,
Sanki ben öldüm.
Mazlumların,zulme isyanıydı,Şerefsiz emperyalizme diz çöktürmüştü Kübada.
Fidel öldü.
Şimdi tüm emekçi çocukları
Fidel Castro.
Şimdi dünyanın geleceği oldu göz yaşlarımda.
O şimdi yüzyılın Spartaküsü,Che Guevarası,Lenini.
O şimdi sosyalizmin yemini.
Tarih onu yazacak,
Adına türküler yazılacak
Ne yürekti seninki,
Ve ne akıl,,,
Ne güzel insandın fidel.
Sanki babam,anam tüm sevdiklerim öldü.
İnsanlığın vicdanı öldü.

http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/styles/columnist_photo/public/kemal_okuyan_1.jpg?itok=LNatbz9n (http://haber.sol.org.tr/yazarlar/kemal-okuyan)
Kemal Okuyan (http://haber.sol.org.tr/yazarlar/kemal-okuyan)
26/11/2016 Cumartesi
 (http://twitter.com/share?text=%C3%96l%C3%BCrken+de+devrimci%3A+Fidel% 20-%20Kemal%20Okuyan&url=http://haber.sol.org.tr/yazarlar/kemal-okuyan/olurken-de-devrimci-fidel-177041&via=solhaberportali)  (https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=http://haber.sol.org.tr/yazarlar/kemal-okuyan/olurken-de-devrimci-fidel-177041)  (https://plus.google.com/share?url=http://haber.sol.org.tr/yazarlar/kemal-okuyan/olurken-de-devrimci-fidel-177041)

Ölürken de devrimci: Fidel
Öldü. Alıştırarak; halkını şaşkın ve çaresiz bırakmadan. Düşmanlarını bir kez daha atlatarak; 60 yıl boyunca hayatına sayısız kez kastedip, onu kirli habercilikleriyle defalarca "öldü"ren merkezlerden gelen "müjde"yle değil, biraderi ve yoldaşı ve dostu ve ardılı Raul'un vakur açıklamasıyla…
2006'da hastalandığında Küba Fidelsizliğe hazır değildi. Raul'a ya da parti önderliğine güven duyulmadığı için değil. Çok özeldi Fidel. Türkiye'de ya da başka ülkelerde yarattığı etkiyi düşünün sonra Kübalılar için ne anlama geldiğini kestirmeye çalışın. Mesele sadece ideolojik değil, temelde öyle, lakin Fidel Küba'da sosyalizmden hoşnut olmayanlara da hep güven verdi, saygı uyandırdı. Emperyalizmin uşaklarından, CIA'den harcırah alan kalleşlerden değil Kübalılardan söz ediyorum.
Artık söylemekte sakınca yok, Küba'da birçok yetkili Fidel'in bundan on yıl önceki ağır hastalığı atlatabileceğine inanmıyor ve ülkenin bu doğal ama kabul edilmesi zor sonu "sakin" karşılaması için uğraşıyordu. Çok ama çok kaygılılardı.
Kübalı hekimler evet ama Fidel'in sarsılmaz iradesi bir kez daha devreye girdi ve ülke çok değerli bir süre kazandı, toplum komandantenin olmamasına alıştı, Raul'un farklı tarzını kabullendi.
Ölmese iyiydi, "artık ölebilirim" dediği bir anı seçti.
Kübalılar ve bütün insanlık ölümünü Küba Devlet Televizyonu'ndaki resmi açıklamadan öğrendi. CIA bir kez daha beceremedi anlayacağınız. 50 yıl görevde kaldı, o 50 yıl boyunca ne paralar döndü, ne tezgahlar kuruldu onu öldürmek için. Olmadı "öldü" diye haber ürettiler.
Evet Fidel, elde silah dağlara çıktı Batista aşağılığı "öldü" dedi; Domuzlar Körfezi çıkarmasında "öldü", süikast yaptılar "öldü", nezle oldu "öldü", kolunu kırdı "öldü", gece-gündüz, akşam-sabah "öldü". Ve onca "ölü"ye nazire yaparcasına 90 yaşında, yatağında, güven içinde el salladı insanlığa…
Ölürken de devrimciydi, yaşarken hiç kuşkusuz.
Nefret objesi haline gelen zalim diktatöre karşı derin ahlaki temellere sahip bir mücadeleye girdiğinde halkına inanan bir devrimciydi, 1959'in başında Havana'ya muzaffer bir silahlı gücün komutanı olarak girdiğinde halk ona inanıyordu.
Batista karşıtlığından emperyalizmle hesaplaşmaya, emperyalizme karşıtlıktan komünizme ulaştı. Pişmanlıklar filan yoktu, son derece doğal bir iç evrime sahipti Fidel'in Marksist-Leninist haline gelmesi. Gelişkin adalet duygusu ve eşitlik arayışı Batista'nın devrilmesine indirgenemezdi. Che ve Raul'un sola çekici girdileri, Küba'da üretim araçlarındaki özel mülkiyetin yarattığı derin sorunlar, ABD yönetiminin fanatizmi Castro'nun henüz dağlarda ortaya çıkmaya başlayan feylesofluğu ile birleşti ve ortaya gerçek bir "lider" çıktı.
Sözcüğün her anlamında bir lider.
Komünist ve devrimci. Küba Devrimi'nde önemsiz olmayan ama 26 Temmuz Hareketi ile karşılaştırılmayacak kadar mütevazı bir rol üstlenen Küba Komünist Partisi "bu partinin liderliğini sen hak ediyorsun" dediğinde ortada yapaylığın, protokol sahtekarlıklarının kırıntısı yoktu.
Fidel komünizme kendi mücadele yolundan ulaşmıştı, ezberlerle değil.
Yanlış yapmıştır, söylediği-yazdığı her şeye katılmak zorunda değiliz. Ama yaşamı, yarattığı değerler ve sosyalizmdeki ısrarı konusunda kim ne diyebilir?
Çok konuştu. Çok ve uzun. Danışmanlarına hazırlatmadı söylevlerini, gerçekti ve devrimciydi konuşmaları. Mücadelesini anlatmazdı konuşurken, konuşması kendi başına mücadeleydi. İspanyolca anlamam, bilmem, lakin saatlerce hiç sıkılmaksızın izleyebildiysem simültane çeviri olmayan toplantılarda Fidel'i; dil farkını el-kol hareketleriyle, jestleriyle aşmayı bildiği içindi.
Çünkü inanıyordu.
Çok yazdı, özellikle sonraları. Yine inanarak yazdı, beğenirsiniz beğenmezsiniz hep dürüst oldu, numara yapmadı. Dahası, boş yazmadı.
Bu karmaşık çağda fikri derinliği ve bilgisi olmayanın kendisi dışındaki insanların yaşamına etki etmesi ahlaki bir problemdir. Burjuva siyaseti tam da bunları, sadece ve sadece bunları "lider" diye karşımıza çıkarıyor. Devrimci siyasette ise böylesi bir sığlık affedilemez bir suçtur. Geriye dönüp baktığımızda "bizim cenah"ta bunlardan fazlasıyla mevcut. Renksiz, ortalamacı, yol-yordam bilmeyen karikatürler sayesinde ve onlara göz yumulduğu için nice "büyük" güç rayından çıktı; "küçük" ölçeklerde yaşanan trajedileri ise tarih yazmıyor belki ama suç suçtur.
Fidel bu anlamda Küba'nın ve insanlığın şansıdır. Tarihte bireylerin rolü üzerine çok şey söylenebilir ama bazı örneklerde Marksizmin sınırlarını azıcık zorlama hakkını kullanacaksak, tercihimizi Fidel'den yana yapabiliriz.
Fidelsiz bir Küba Devrimi? Varsayalım ki oldu. Fidelsiz Garbaçovcu karşı devrime direnemezdi Küba, bu imkansız.
Mihayil Garbaçov gittiği her sosyalist ülkede karşısına çıkan "lider"leri "siz çağdışısınız"la ezdi, "değişin" diye emir verdi, birkaç hafta sonra da CIA ile KGB ajanlarının farklı kollardan harekete geçmesiyle Avrupa'nın doğusunda kalan halk demokrasileri birbiri ardına devrildi. Bu işlemde Garbaçov'un işgal ettiği koltuğun ağırlığının yanı sıra onun baskın kişiliği de etkili oluyordu. Bu güvenle Küba'ya da gitti ve dersini aldı.
Dersini verdi çünkü dersini hep iyi çalıştı. Küba Komünist Partisi'nin "Parti Okulu" rektörü, bir keresinde "oturduğun o sırada Fidel de ders dinledi" demişti gülerek. Öğrenmekten utanmadı, rol yapmadı, yanılmazlık pazarlamadı.
Teşekkürler Fidel. Kapitalist barbarlığın yangın yerine çevirdiği gezegenimizde "işte insan" diyebiliyoruz senin arkandan, "işte bizim Fidel", "işte bir komünist"…
Zafere kadar daima!

xcan
26-11-2016, 20:28
Güle güle ustam.

Güle güle yoldaşım.


Güle güle Komandante...



Fidel hayatını kaybetti: Güle güle Komandante

Küba Televizyonu, Küba devriminin lideri Fidel Castro'nun yaşamını yitirdiğini duyurdu.
http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/styles/newsimagestyle_615x410/public/fidel-castro-600.jpg?itok=XWwWpOty


Cumartesi, 26 Kasım 2016 08:34
 (http://twitter.com/share?text=Fidel+hayat%C4%B1n%C4%B1+kaybetti%3A+G% C3%BCle+g%C3%BCle+Komandante&url=http://haber.sol.org.tr/dunya/fidel-hayatini-kaybetti-gule-gule-komandante-177017&via=solhaberportali)  (https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=http://haber.sol.org.tr/dunya/fidel-hayatini-kaybetti-gule-gule-komandante-177017)  (https://plus.google.com/share?url=http://haber.sol.org.tr/dunya/fidel-hayatini-kaybetti-gule-gule-komandante-177017)

Küba devriminin lideri Fidel Castro, yaşamını yitirdi.
Fidel, Küba Komünist Partisi'nin (PCC) 7. Kongresi'nin kapanışında bir konuşma yapmış; "Belki bu salondaki son konuşmam olacak. Kongrenin belirlediği tüm adaylara oyumu verdim, davetiniz ve beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Başta yoldaş Raul Castro olmak üzere hepinizi olağanüstü çabalarınız için kutlarım. Yola koyulacağız, geliştirmemiz gerekenleri düzeltip geliştireceğiz olanca bağlılığımızla ve gücümüzü birleştirerek" demiş, mücadele çağrısını yinelemişti.
Fidel'in yaşamını yitirdiğini, Küba Devlet Başkanı Raul Castro duyurdu.
Raul'un açıklamasını aktaran Cubadebate; "Bugün, 25 Kasım 22.29'da, Küba Devrimi'nin başkomutanı Fidel Castro Ruz yaşamını yitirdi. Yoldaş Fidel, kendi iradesi uyarınca yakılacak. 26 Kasım Cumartesi erken saatlerde, cenaze organizasyon komitesi halkımızı ayrıntılar hakkında bilgilendirecek. Zafere kadar, daima!" ifadelerine yer verdi.

xcan
26-11-2016, 21:34
Komünist Parti: “Sevgili Başkumandan, zafere kadar daima!”

Komünist Parti, Küba devriminin lideri Fidel Castro Ruz'un ölümü ardından bir mesaj yayınladı. Küba halkının sosyalizm yolunda devam edeceğinin vurgulandığı mesajda, “Sevgili Başkumandan, zafere kadar daima!” ifadeleri yer aldı.
http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/styles/newsimagestyle_615x410/public/fidel-castro-waves-crowds-new-york-city-1959.jpg?itok=sBXUeps6


Cumartesi, 26 Kasım 2016 11:41
 (http://twitter.com/share?text=Kom%C3%BCnist+Parti%3A+%E2%80%9CSevgili +Ba%C5%9Fkumandan%2C+zafere+kadar+daima%21%E2%80%9 D&url=http://haber.sol.org.tr/toplum/komunist-parti-sevgili-baskumandan-zafere-kadar-daima-177040&via=solhaberportali)  (https://www.facebook.com/sharer/sharer.php?u=http://haber.sol.org.tr/toplum/komunist-parti-sevgili-baskumandan-zafere-kadar-daima-177040)  (https://plus.google.com/share?url=http://haber.sol.org.tr/toplum/komunist-parti-sevgili-baskumandan-zafere-kadar-daima-177040)

Komünist Parti, Küba devriminin lideri Fidel Castro Ruz'un ölümü ardından bir mesaj yayınladı.
Komünist Parti'nin mesajı şöyle;
Fidel, Zafere Kadar Daima!
Küba Devrimi’nin Başkumandanı Fidel Castro Ruz’un ölüm haberini almış bulunuyoruz. Bu haber karşısında acımız sonsuzdur.
Yirminci yüzyılın yetiştirip insanlığa armağan ettiği en büyük kahramanlardan birini kaybettik. Küba’da 1959’da gerçekleşen devrim, 1917’de Rusya’da açılışı yapılan sosyalist devrimler çağının en özgün halkasıydı. Fidel’in sıradışı stratejik aklının öncülüğünde zafere ulaşan Devrim bir sosyalist kuruluş süreci ile taçlandı. Bu kuruluşun her anında ve her noktasında yine başkomutanın derin kavrayışı, uzak görüşlülüğü ve öncülük yeteneği devredeydi. Her detayda onun dokunuşlarını görmek mümkündü. Ölümünden çok önce tarihe geçtiği ve yüzyıllar boyu hatırlanacağı bilinen bir kahraman Küba halkının gözünde sadece Fidel’di. Temel motifi adanmışlık olan bir tevazu Fidel’den başlayarak tüm devrimci önderlerin özelliği oldu. Bu özellik onları Küba halkının koparılamaz bir parçasına dönüştürdü ve Küba’da devrimin kökleşmesinde büyük rol oynadı.
Küba Devrimi’nin mesajının bu küçük Karayip adasının sınırlarını çok aşarak evrensel hale gelmesinde yine Fidel’in rolü benzersizdi. José Martí’nin “vatan insanlıktır” sözlerini Küba sosyalizminin temel özelliklerinden biri halini getirmek konusunda en enerjik çabayı gösteren kişiydi. Küba sosyalizmi onun öncülüğünde yalnızca yoksulluk, sömürü ve emperyalist saldırganlık karşısında mücadele eden halklara varlığıyla ilham vererek değil, yardım elini hiçbir karşılık beklemeden dünyanın her köşesine uzatarak evrenselleşti.
Şimdi yokluğunda kaderini bir liderin fiziki varlığına değil, o liderin bir ömür devam eden mücadelesinin kazanımlarının korunmasına bağlamış Küba halkı sosyalizm yolunda devam edecek.
Ve bizler, uluslararası komünist hareketin Türkiye’deki üyeleri Fidel’in Che’ye veda ederken söylediği sözlerin gerçekliğe kavuşması için bulunduğumuz coğrafyada üzerimize düşeni yapacağız:
“Sevgili Başkumandan, zafere kadar daima!”

Felâsife
26-11-2016, 21:48
900 küsür suikast girişimi ama sen genede ecelinle öl...

Böylesi ölmez, anca efsane olur...

xcan
26-11-2016, 22:26
"Fidel arkadaşımdı..."

Yazmakla bitecek gibi biri değil Castro ve dünya onu bir “efsane” olarak yüzyıllar boyu anacak. Aynı çağda ve aynı zaman diliminde yaşamış olmak bile onur verici…


Fidel Castro bir köyü ziyareti sırasında, küçük bir çocukla karşılaşır.
“Burnunu kaptırmadan” çocuğun yanına yanaşıp, başını okşayarak:
“Söyle bakalım,” der. “Büyüyünce ne olmayı düşünüyorsun?”
“Doktor...”
“Güzel. Peki, doktor olmanı kim istiyor. Annen? Baban?”
“Hayır. Fidel...”

“Hangi Fidel?”
“Kurtarıcımız Fidel...”
“Sen Fidel’i tanıyor musun?”
“Elbette tanıyorum... Fidel benim en yakın arkadaşım.”
Çocukların gönlünde böylesine büyük taht kuran kaç lider vardır dünyada?

“Hangi Fidel?”
“Kurtarıcımız Fidel...”
“Sen Fidel’i tanıyor musun?”
“Elbette tanıyorum... Fidel benim en yakın arkadaşım.”
Çocukların gönlünde böylesine büyük taht kuran kaç lider vardır dünyada?

xcan
26-11-2016, 22:43
Fidel Castro'nun son konuşması: İdealler için savaşmaya devam

26 Kasım 2016, Cumartesi
http://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2016/11/26/636200_resource/-75078982.jpeg
1
Küba devriminin efsane lideri Fidel Castro, 90 yaşında yaşamını yitirdi. 1926 yılının 13 Ağustosu'nda dünyaya gelen Castro, devrim son?ası Küba devlet başkanlığı ve başbakanlığı yaptı.






http://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2016/11/26/636200_resource/-364876223.jpeg
2
55 yıl önce gerçekleşen Küba devriminin lideri Castro, yıllar sonra ilk kez Nisan ayında bir konuşma yapmıştı. Komünist Parti'nin kongresinde konuşan Castro, yakında öleceğini söyleyip partililerden inandıkları ideallere sahip çıkmalarını istemişti.


http://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2016/11/26/636200_resource/826763815.jpeg
3
Castro'nun yaptığı son konuşması şöyleydi:

Yakında 90 yaşında olacağım. Yakında ben de diğer önderler gibi gideceğim. Elbette hepimizin zamanı gelecek. Ancak Kübalı komünistlerin idealleri, inançları bu dünya için, insanlık için fayda sağlamaya devam edecek. Bu idealler için savaşmaya devam etmeliyiz.

xcan
26-11-2016, 22:48
'At bakalım şuraya bir yumruk' diyen Fidel Castro'ya Muhammed Ali'nin verdiği unutulmaz yanıt

26 Kasım 2016, Cumartesi
http://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2016/11/26/636238_resource/2.jpg
1
Küba Devrimi'nin efsane komutanı Fidel Castro 90 yaşında yaşamını yitirdi. Castro ardında unutulmaz sözler ve anılar da bıraktı. Geçtiğimiz haziran ayında yaşamını yitiren Muhammed Ali ile olan diyaloğu da onlardan biri...



http://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2016/11/26/636238_resource/3.jpg
2
1998 yılında Küba Devrimi'nin efsane lideri Fidel Castro ile Muhammed Ali Küba'nın başkenti Havana'da bir araya gelmişti.



http://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2016/11/26/636238_resource/1.jpg
3
Fidel Castro, Muhammed Ali'yle birlikte eğlenceli bir sohbete dalmışken ünlü boksöre "At bakalım şuraya bir yumruk" diyerek yanağını göstermişti.



http://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2016/11/26/636238_resource/4.jpg
4


Muhammed Ali ise Castro'ya unutulmazlar arasına giren şu yanıtı vermişti: Seni Amerika yıkamadı, ben nasıl yıkayım...

xcan
26-11-2016, 22:55
O ABD emperyalistlerinin ZORBA'sıydı Yoksul mazlum Dünyanın YÜREKLİ KAHRAMANI

Dünya liderlerinden Fidel Castro mesajları... Trump: Öldü

Küba'nın efsanevi lideri Fidel Castro'nun ölümünün ardından dünya liderleri ve siyasetçiler mesaj yayınladı.

Yayınlanma tarihi: 26 Kasım 2016 Cumartesi, 16:53


http://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2016/11/26/636379_resource/_Fidel-Castro-Cuba.jpg
55 yıl önce gerçekleşen Küba devriminin lideri 90 yaşındaki Fidel Castro, hayatını kaybetti. Castro'nun ölümünün ardından dünya liderleri de pek çok mesaj yayımladı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin yaptığı açıklamada, Fidel Castro'nun birçok ülke için ilham verici bir örnek olduğunu belirtirken; "Fidel Castro, Rusya'nın samimi, güvenilir ve gerçek bir dostuydu." dedi.
Bir açıklama yayınlayan Sovyetler Birliği'nin son lideri Mihail Gorbaçov, "Fidel, ABD'nin en sert ambargo dönemlerinde ve üzerinde yoğun baskı varken, tavrını hiç bozmadı ve ülkesini güçlendirdi. Ülkesini ambargo dönemlerinden, kendi ayakları üzerinde duran ve bağımsız bir ülke olarak çıkardı." ifadelerini kullandı.
Çin Başkanı Xi Jinping açıklamasında, "Çin halkı yakın bir yoldaşını ve samimi bir dostunu kaybetti." ifadelerine yer verdi.
Venezuela Devlet Başkanı Maduro ise, Castro'nun Venezuela'yı etkilediğini ve etkilemeye devam edeceğini açıkladı. Maduro; "Savaşmaya ve kazanmaya devam edeceğiz. Fidel Castro, dünyanın tüm insanları için mücadelenin bir örneğidir. Onun anısını yaşatmaya devam edeceğiz." şeklinde konuştu.
Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales'in açıklamasında ise; "Fidel Castro, bize insanların birliği için savaşmakla ilgili bir efsane bıraktı. Comandante Fidel Castro'nun gidişi gerçekten canımı yaktı." ifadeleri yer aldı.
ABD cephesinde negatif yorumlar
Güney Amerika ülkeleri ve Küba'nın uzun bir süre müttefik olduğu ülkelerden gelen matem dolu yorumların aksine ABD cephesinden gelen yorumlar negatif oldu.
Küba asıllı ABD Kongre üyesi Ileana Ros-Lehtinen yaptığı açıklamada, "Zorba artık öldü. Batı yarımkürede kalan son komünist kalede yeni başlangıçlar görebiliriz." ifadelerini kullandı.
Trump: Fidel Castro Öldü!
ABD'nin 45. başkanı seçilen ve 20 Ocak'ta göreve başlayacak olan Donald Trump, "Fidel Castro öldü" şeklindeki tek cümlelik basit tweet'inin ardından dün gece hayatını kaybeden Küba'nın efsane lideri Fidel Castro'ya dair bir kez daha konuştu.

Trump, Castro'yu 'zalim bir diktatör' olarakniteleyerek "Küba halkının bundan sonra özgür bir geleceğe adım atmasını umuyorum" ifadelerini kullandı. Trump, Barack Obama'yı Küba'yla diplomatik ilişkileri normalleştirme yönünde attığı adımlar sebebiyle eleştirmiş ve seçmenlerine kendi başkanlığı döneminde Küba ile ilgili atılan adımları geri alacağını vaat etmişti.

marcos
26-11-2016, 23:33
Madem komünizmi bu kadar seviyorsunuz neden komünist olmuyorsunuz?

bilgivehis
27-11-2016, 00:11
Madem komünizmi bu kadar seviyorsunuz neden komünist olmuyorsunuz?

Komünist olmadığımızı nereden çıkarttınız?
Komünist olmak tanrı vergisi değil aselettendir.

Komünizmi sevmiyorsan bak komünizm nasıl bir şey olduğunu komünist olmayan birinden aktarayım...

"Çocuğum ne olacak" korkusu yok

İnsanın çocuğu için endişelenmemesinden daha büyük zenginlik yoktur herhalde. Bu ülkede daha kadın hamileyken, devletin kurduğu hamile merkezlerine gitme zorunluluğu var. 70'li yıllarda, hamile pilatesi başlatılmış bu merkezlerde, ayrıca çocuk bakımı için eğitim veriliyor. Doğan çocuk, devletin sayılıyor. Her tür sağlık ve eğitim hizmetini devlet karşılıyor. Eğitim de tabii ki eşit.

Sağlığın için endişelenmek yok

11 milyon nüfusluk küçük bir ada olan Küba, tıp alanında dünyada en üst sıralarda. Çocuk lösemisini yüzde 80 oranında tedavi edebilecek kadar ileriler. 30 bin doktor çalışıyor. Sadece kendi ülkelerine değil, tüm Güney Amerika ülkelerine sağlık hizmeti veriyorlar. Tabii ücretsiz!

Açlık yok

Devlet, karneyle her aileye ihtiyacı olan yiyeceği dağıtıyor. Tavuk, et, pirinç, patates, şeker… Kişi başı, karnı doyuracak miktar, devlet eliyle veriliyor. Elbette, çuval çuval değil. Örneğin; kişi başlı aylık 2 kilo kırmızı et veriliyor meselâ. Tavuk dersen o daha çok. Eh bizim ülkemizde asgari ücretle geçinen biri her ay kişi başı 2 kilo et yiyebiliyor mu acaba?!

İşsizlik yok

Devlet herkese iş veriyor. Ve maaşlar arasında yüzde 3'ten fazla fark bulunmuyor. Doktor olmuşsun, garson olmuşsun pek fark etmiyor.

Sokakta yatan evsiz yok

Bana en ilginç gelen bu oldu. "En gelişmiş" diye tanımladığımız ülkeler bile evsiz kaynarken Küba'da bir tane sokakta yatan insan yok.

"Kadına şiddet" yok!

Zaten genel olarak kavga-dövüş-bağırış-çığırış yok. Korna çalan bile yok. Hani, belediye suyuna sakinleştirici karıştırıyorlar diyeceğim ama belediye suyu da yok. Her yer doğal kaynak ve su fışkırıyor. Dönelim şiddete; elbette ufak tefek olaylar oluyormuş ama bir kadına hafifçe dokunmanın cezası bile 5 yıldan başladığı için belki de, öyle şiddete filan rastlanmıyormuş. Hele "karısını öldüren kocalar var mı" sorusunu sorduğumda, bana sapıkmışım gibi bakmaya başladılar. "Nereden aklına geliyor böyle şeyler" dedi bana genç bir Kübalı kadın.

Boşanma yok

Çünkü evlenme de yok. Kübalılar genellikle resmi evlilik tercih etmiyor çünkü ayrılmak isterlerse işlemlerle uğraşmak istemiyor. Resmi imzaya gerek duymuyorlar çünkü boşanma sırasında paylaşılacak mal, mülk kısaca nafaka-miras gibi kavramlar yok. Zaten her şey devletin.

Ter kokan kimse yok

Sabun-şampuan karneyle. Hepsi Küba malı. Fazladan almaya kalkarsan pahalı. Ama herkes tertemiz.

Eğlencesiz gün yok

Müzik ve dans her şeyleri. Sanki ibadet gibi. Her ân her yerde eğlence var. Sokaklarda, meydanlarda toplanıp, dans ediyorlar.

Tarlalarda organik olmayan gıda yok

Tavuk çiftliği yok meselâ. Bahçelerde yetişiyor tavuklar, ayağı toprağa değiyor. Tıpkı çocukluğumuzdaki tavuklar gibi lezzetli oluyor.

"Kazık yemek" korkusu yok!

E her işletme devletin. Çalışanlar da devlet memuru. Ama bizdeki öğretmen evleri gelmesin aklınıza. Örneğin, Hilton Otel, Devrim sonrası olmuş Küba Özgürlük Oteli. En görkemli şovlar, en güzel caz kulüpler aslında hep devlet işletmesi. Ayrıca, Küba'da turistler de devlet koruması altında. Turiste zarar vermek en büyük suçlardan biri.

Para yok!

Evet para yok! Doktor, aylık 20 Euro karşılığı bir maaş alıyor. Hayır yanlış yazmadım; en yüksek maaş bizim paramızla aylık 60 lira. Az geldi değil mi! Şimdi "nasıl geçiniyorlar" diye düşünüyorsunuz. Ama işte elektrik de 0,50 kuruş. Ev kirası yok, sabundan yiyeceğe temel ihtiyaçlara para harcamak da yok. Hastane masrafı, eğitim masrafı yok! Çocuklara kalem almak bile yok. Lüks yok ama ihtiyaç da yok!

Reklâm tabelası yok

Asla yok. O yüzden Küba sokaklarını fotoğraflamak gibisi yok gerçekten.

Bu övgüleri yazanı merak ediyorsan söyleyim, Ünlü sunucu Berna Laçin'in Küba izlenimleri.

İlahimasal
27-11-2016, 00:16
Madem komünizmi bu kadar seviyorsunuz neden komünist olmuyorsunuz?

Ne yapalım senin gibi akapa ve arap yalaması mı olalım.

Fidel Castro insanların efsanevi liderlerinden birisidir. Kendisini saygı ile anıyorum.

marcos
27-11-2016, 00:19
Bilgivehis

Dalgamı geçiyorsun.

Şaka gibisiniz.

İlahimasal
27-11-2016, 00:20
Bilgivehis

Dalgamı geçiyorsun.

Şaka gibisiniz.

Adamın konusunu savsaklama lan adi, defol git , sana kayacağım. Bilesin.

bilgivehis
27-11-2016, 00:22
Bilgivehis

Dalgamı geçiyorsun.

Şaka gibisiniz.

Ne kadar ciddi olduğumu anlamadıysan komünizmin değerini de anlayamazsın.

Komünizm cehalet denizinde yüzenlerin, din adına kan dökenlerin amansız düşmanıdır...

marcos
27-11-2016, 00:27
Ne yapalım senin gibi akapa ve arap yalaması mı olalım.

Fidel Castro insanların efsanevi liderlerinden birisidir. Kendisini saygı ile anıyorum.

Komediye bak.

Önce kendinizin ne olduğunu öğrenin sonra muhatabınızın ne olduğunu öğrenin sonra fikir beyan edin.

Komünizmi vede komünistleri çok seviyorsanız komünist olun!

marcos
27-11-2016, 00:29
Ne kadar ciddi olduğumu anlamadıysan komünizmin değerini de anlayamazsın.

Komünizm cehalet denizinde yüzenlerin, din adına kan dökenlerin amansız düşmanıdır...

Komünizmi anlamamışsın.

Komünizm mülkiyetin amansız düşmanıdır.

marcos
27-11-2016, 00:31
Adamın konusunu savsaklama lan adi, defol git , sana kayacağım. Bilesin.

Neden komünist olmuyorsunuz diye sorduk.Şundan bundan diye cevaplamanız gerekirdi.

Kayacam filan diye de konuşma edebli ol.Yada karşılaşalım adımı adresimi vereyim gel görüşelim.

İlahimasal
27-11-2016, 00:53
Neden komünist olmuyorsunuz diye sorduk.Şundan bundan diye cevaplamanız gerekirdi.

Kayacam filan diye de konuşma edebli ol.Yada karşılaşalım adımı adresimi vereyim gel görüşelim.

Özel mesajdan sana yer açtım oraya yaz.

xcan
27-11-2016, 01:44
Markos konunun içine sıçmışsın.
Açarsın bir başlık komünizmi tartışırsın.
Uslubun bu konularda tuhaf kaçıyor.
Fidel ve ölümü ve ona dair bir konu burada yazanların senle düellomu etmesi gerekiyor.
Ne saçma bir söylem bu.
Ne demek "neden komünist olmuyorsunuz?".
Bu soru ,buradamı sorulur ?
Aç bir başlık "neden komünist olmuyorsunuz?"diye.
İnsanlar eğer değillerse,fikrini yazsın.
Komünist olduğumu zaten belirtmişim.
Tekrar senin keyfiyetni memnun edeyim.----Komünistim.-Komünistim.-Komünistim.-Komünistim.
Ama böyle olmaz marcos efendi.

marcos
27-11-2016, 01:44
Anarşitmiş:madgrin: akapacı anarşist

AKP nerden çıktı ne AKP si benim öyle şeylerle alakam olmaz.

Küba küçücük bir ada potansiyeli ortada.Küba' dan kapitalizm gibi köklü küresel bir sistemi alt etmesini beklemek haksızlık olur.Küba sosyalizmi dahi tam uygulayamaz.Bunun için şartları uygun değil.Kapitalizmi yok etmek için küresel karşı koyuş gerekli.

xcan
27-11-2016, 02:36
Siz Atatürkçü değilmisiniz.Kavramların birbirine karışmasına neden oluyorsunuz.Bu bir sorundur işte.Ülkemizin en büyük sorunudur bu.Daha bu ülkede insanlar ne olduklarının farkında değiller.

Kusura bakmayın bu iş böyle.Siz komünist değilsiniz sadece olduğunuzu zannediyorsunuz.

Bu forumda komünizmin ne olduğu ne olmadığı defalarca tartışıldı ve siz foruma o zamanda üyeydiniz.

Kusura bakmayın komünizm için bedel ödemiş bir insan olarak bunları yazmanın hakkım olduğu kanaatindeyim.
Marcos sadece bu konuda yaptıklarımı okusan bu eleştirinden utanırdın.
Bedel ödemiş!.Dilin bedel ödeyen birinin dili değil.
Eğer dürüstlüğün varsa özür dile.
Yoksa ,muhatab olmam senle.
Ben tarihsel materyalizmi özümsemiş biriyim.
Bildiklerin,unuttuklarımı karşılamaz.
Devrimci eleştiri süreç belirtir,koşullar,faktörler nesnellik temelinde devinimi ile somut gerekçelendirererek yapılır,ontolojik ,epistemolojik temelleri olur.
Çelişmez reelliklere dayanır.
Sen bunlara sadaktten uzak somut bir kıyaskıstasıda ortaya koymadan kendi güzellemeni yap,kimseyide komünizmden soğutma.
Bütün yazma isteğimi bu ilkelliğinle söndürdün.

marcos
27-11-2016, 02:47
Marcos sadece bu konuda yaptıklarımı okusan bu eleştirinden utanırdın.
Bedel ödemiş!.Dilin bedel ödeyen birinin dili değil.
Eğer dürüstlüğün varsa özür dile.
Yoksa ,muhatab olmam senle.
Ben tarihsel materyalizmi özümsemiş biriyim.
Bildiklerin,unuttuklarımı karşılamaz.
Devrimci eleştiri süreç belirtir,koşullar,faktörler nesnellik temelinde devinimi ile somut gerekçelendirererek yapılır,ontolojik ,epistemolojik temelleri olur.
Çelişmez reelliklere dayanır.
Sen bunlara sadaktten uzak somut bir kıyaskıstasıda ortaya koymadan kendi güzellemeni yap,kimseyide komünizmden soğutma.
Bütün yazma isteğimi bu ilkelliğinle söndürdün.

Kardeşim siz Atatürkçüsünüz.Ben kesinlikle Atatürkçülüğü küçümsemiyorum.Belkide doğru olan o dur.Bunu kimse bilemez.

Fakat bu iki düşünce arasında uzlaşmazlık vardır.İnsan ya o dur ya öteki ikisi birden olamaz.

Devrimin olamayacağı bir ülkede komünist olmak zordur can sıkıcıdır.Hep kaybedersin.Öyle değil mi insanlara gerçeği söylemek gerekir.

Siz tarihsel diyalektik materyalizmi özümsemiş olabilirsiniz.Ben buna bir şey demiyorum.Sonuçta diyalektik materyalizm eşittir komünizm demek değildir.

xcan
27-11-2016, 03:09
Maximilien François Marie Isidore de Robespierree Hayranım(Burjuva devrimcisi ,tarihin tekerini iler sardığı için.
Davrimciler Bismarkada Cromwelede hayrandır aşağılamaz,Atatürkede tarihin tekerini ileri sardığı için toz kondurtmam,ama Komunist olduğuma inanmanı istemiyorum,özellikle isteemiii yoorummm.
Hala aynı uslupta saçmalamayı sürdüreceksin çünki.

Yazdıklrımın çok dışından saçmalamayı sürdürüyorsun.
Emeğe saygın olsun.
Özür alacaklıyım senden.
Ve diğer aydınlık için savaşan kardeşlerimd alacaklı.
Borcunu öde.
Bir dahada kimseyi düello ile yüz yüze bırakma.

Neva
27-11-2016, 05:33
https://s-media-cache-ak0.pinimg.com/originals/0b/ce/86/0bce86c866b06447192af9813fff3bd8.jpg



Bundan daha guzel, dunyadan ve dunya uzerindeki siyasi hareketlerden, siyasallasmis dinlerden vs. kopmamis, izole kalmamis bir siyasi ongoru olabilir mi?

Felâsife
27-11-2016, 07:26
Madem komünizmi bu kadar seviyorsunuz neden komünist olmuyorsunuz?

Bir mesaj ile komünist olunmaz herhalde.
Yok eğer illada olunur denirsede, bunu söyleyenden daha fazlada komünist olmam mümkün olmaz!

İdeolojiler, inançlar, .izmler ile bir bağım yok, neticede davası olmayan biriyim, her şey MERKEZİNDE diyen biri, dava peşinde olmaz.
Geçmişte olacak olan oldu,
Gelecekte olacak olan olacak,
Bugün ise anca olacak olan olur.

Haliyle "olan"ın peşinde olan birinin davası olmaz, malla mülkle de zaten işi olmaz.

Mal sahibi mülk sahibi,
Hani bunun ilk sahibi,

Mal da yalan mülk de yalan ,
Var gel biraz da sen oyalan.

Hasılı mülk olayı da devlete daha çok yakışır, kişilerin ayarını bozuyor mallar mülkler.

Kendime .izm olarak anca Sufizmi yakıştırabilrim o da ne kadar .izm olur, bu konuda yeri olur tartışılır.
Neyse konuda tatlıya bağlanmış, Fidel amcanın ruhunu daha fazla rahatsız etmeyeyim.

Sevgiler

xcan
27-11-2016, 15:14
http://www.ruhanews.com/files/uploads/news/default/fidel-castro-hayatin-73bae66d3567e210e9d8.jpg


1. Beni suçlayabilirsiniz, sorun değil. Tarih beni aklayacaktır.

2. Eğer büyük kitleleri ikna edebilmişse, fikirler silahlara ihtiyaç duymaz.

3. Devrim hareketine 82 kişiyle başladım. Eğer bunu tekrar yapmak zorunda kalsaydım yanıma 10 ya da 15 sadık insan alırdım. Eğer sadıksanız ve hareket planınız varsa ne kadar küçük olduğunuzun hiçbir önemi yoktur.

4 Devrim için savaşmayana komünist denmez.

5. Diğerleri lüks otomobillere binebilsin diye neden bazı insanlar çıplak ayaklarıyla yürümek zorundadır?

6. İşçi sınıfı yaratıcı sınıftır. İşçi sınıfı bir ülkede maddi refahın gerektirdiği her şeyi üretir, iktidar işçi sınıfının elinde olmadığı sürece, işçi sınıfı, iktidarın sömürücü toprak sahiplerinin, haksız kazanç sağlayanların, tekellerin, yerli ve yabancı çıkar gruplarının elinde kalmasına izin verdikçe, silahlar işçi sınıfının değil de, çıkar gruplarına hizmet edenlerin elinde oldukça, bu çıkar gruplarının ziyafet sofralarından dökülmesine göz yumduğu kırıntılar ne denli çok olursa olsun, işçi sınıfı yoksul bir hayat sürmeye zorlanacaktır.

7. Bizler çoğu kez insan hakları üzerine konuşuyoruz. Ama aynı zamanda insanların hakları üzerine de konuşmalıyız. Diğerleri lüks otomobillere binebilsin diye neden bazı insanlar çıplak ayaklarıyla yürümek zorunda? Diğerleri 70 yıl yaşasın diye neden bazı insanlar 35 yıl yaşamak zorunda?Diğerleri müthiş derecede zengin olsun diye neden bazıları berbat bir şekilde yoksul olmak zorunda? Ben, bir parça ekmeğe bile sahip olamayan dünya çocuklarının adına konuşuyorum

8. Ben bir Marksist-Leninistim ve yaşamımın son anına kadar da böyle kalacağım.

9. Bir devrimden daha önemli bir şey yoktur. İnsanlığın diyalektik gerçeği budur. Emperyalizme karşı sadece sosyalizm durmaktadır.

10. Bir katilin, bir hırsızın başbakan olduğu bir cumhuriyette, dürüst kişilerin yerinin ya mezar, ya cezaevi olduğunu anlayabilmek zor bir şey olmasa gerek.

xcan
27-11-2016, 16:36
https://s-media-cache-ak0.pinimg.com/originals/0b/ce/86/0bce86c866b06447192af9813fff3bd8.jpg



Bundan daha guzel, dunyadan ve dunya uzerindeki siyasi hareketlerden, siyasallasmis dinlerden vs. kopmamis, izole kalmamis bir siyasi ongoru olabilir mi?
"Bir siyahın ABD başkanı olduğunda ve dünyada Latin Amerikalı bir papa olduğunda Amerika Birleşik Devletleri bize konuşma gelecektir," Fidel Castro

Herkez anlasın Fidelin öngörüsünü.
İşte diyalektik düşünme farkı.
İlişkili düşünme öngörüdür.
Yağmurun yağacağını bilmek gibi,ve bilimseldir.

xcan
27-11-2016, 16:47
Güneşe gömüldün Fidel ve her zerre ışığınla insanlığı aydınlatıyorsun.

Ölenler dövüşerek öldüler;Güneşe gömüldüler
Vaktimiz yok onların matemini tutmaya!
Akın var
Güneşe akın
Güneşi zaptedeceğiz
Güneşin zaptı yakın!

pianola
27-11-2016, 21:01
ABD seçimlerinde oylar yeniden sayılıyor (http://www.ensonhaber.com/abdde-bir-ilk-trump-baskanligi-kaybeder-mi-2016-11-26.html)

http://www.sevilensozler.com/uploads/13461.jpg

xcan
27-11-2016, 23:45
Bu başlık zirvede kalmazsa yazmayacağım

xcan
28-11-2016, 00:19
zirvede tuması gerekenler koünistıl
er

xcan
28-11-2016, 00:44
komünistler bu başlığı kaptmayacak

Neva
29-11-2016, 04:29
jD0SJkuhy4M

TnQ-liQd8zA

vartor
30-11-2016, 02:26
Defalarca Kuba'ya gittim; Her seferinde de tekrar ziyaret etmek, bu insan insanlarla tekrar konusmak, tartismak arzusuyla ayrildim. Bazilari kapitalist ulkelerin cazibesine dayanamadigi halde, buyuk bir cogunlugu, icinde yasadikllari ulkenin zenginligini hicbirseye degismeyecegini defalarca soylediler.
Castro'nun buyuklugunu, sokaklarda Che'nin posterleri bolca var iken, kendi resimlerini gormek mumkun degildi. Belki olumunden sonra, onun da Che gibi, resimleri sokaklari susluyebilir. Castro'nun alcak gonullulugunun, Cuba halkina da gectigini defalarca sahit oldum. Viva Cuba libre.

Neva
03-12-2016, 04:46
Hürriyet Daily News'te "Why the Turkish left hates Erdoğan but loves Castro" ("Neden Türkiye solu Erdoğan'dan nefret eder ama Castro'yu sever") başlıklı bir yazı kaleme alan Mustafa Akyol, Erdoğan ile Fidel'i birbirine benzetti.

Yazıda, Fidel'in "diktatör" olduğunu öne süren Akyol, Erdoğan eleştiriliyorsa, aynı eleştirilerin Fİdel'e de yapılması gerektiğini iddia etti. Yazıda Fidel'in "devrimci", "ilerici" ya da "anti-emperyalist" olmasının birönemi olmadığı öne sürüldü.

Yandaş yazarın yazdıklarına, Küba Büyükelçisi Alberto Gonzalez Casals yanıt verdi. "Fidel Castro'yu tanımıyorsunuz, Küba'nın tarihi hakkında hiçbir fikriniz yok" diyen Casals, Akyol'un yazdıklarının cehaletini gösterdiğini söyledi.

Casals'ın Akyol'a yanıtı:

"Yazdıklarınızın cehalet düzeyini gösterdiğini ifade etmeme izin verin. Fidel Castro'yu tanımıyorsunuz, Küba'nın tarihi hakkında hiçbir fikriniz yok ve saçma ve yaralayıcı sözleriniz, Küba karşıtı basının aşağı ve kötü bir kuklası gibi hareket ettiğinizi gösteriyor.

Yazınız saygısızca; yalnızca liderimizi kaybetmenin acısını yaşamakta olan Küba halkına karşı değil, Türk halkının kendisine karşı da. Biliyorsunuz şu günlerde milyonlarca Türk, Fidel Castro'ya olan saygısını ifade etti. Yalnızca, nefret ettiğiniz ve tiksindiğiniz açık olan soldan değil, büyük ülkenizin bütün kurumlarından, bütün siyasi, toplumsal, dini kesimlerinden insanlar saygılarını dile getirdiler.

Sözlerinizin yol açtığı yara, onları Kübalılar için son derece zor bir anda yayınlamış olmanızla birlikte ikiye katlanmış durumda. Dünyadaki milyarlarca insanın duygularına ortak olmanızı istemiyoruz, çünkü görüldüğü kadarıyla ‘farklıyı oynayarak' dikkat çekmekten zevk alanlardan olduğunuz anlaşılıyor; istediğimiz şey saygı göstermeniz. Yazınız, zıt görüşler arasında bile var olması gereken en temel onur ve saygı kurallarını dikkate almamıştır.

Havana'dan Santiago de Cuba'ya kadar tüm Küba'dan gelen görüntüler, liderimiz için ağlayan bütün Küba halkının görüntüleri fikrinizi değiştirmeniz için yeterli değil mi? Yoksa yalnızca Miami televizyonunu mu izlemeyi tercih ediyorsunuz?

Sizin kendi liderlerinize bile saygınız yok. Latin Amerika'da Mustafa Kemal Atatürk'ün imajını yücelten kişinin Fidel Castro olduğunu muhtemelen bilmiyorsunuz. Bütün Türklerin kahramanı olan Atatürk'ün anısına Küba'da adım atılmasını Fidel Castro sağladı. Küba'daki Atatürk büstünü Fidel Castro dikti, çünkü onun fikirlerine inanıyordu ve onun fikirlerinden ders almıştı.

Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bir şey demek istiyorsanız cesur olun ve dolambaçsız konuşun. Zehrinizi salmak için numaralara başvurmanız ve liderimizin kişiliğini kullanmanız kabul edilemez."

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/638648/Kuba_Buyukelcisi_nden_Castro_ile_Erdogan_i_karsila stiran_yazara_yanit__Cehaletinizi_gosteriyor.html


"Fidel Dünya'nın Gençliğidir" sloganıyla yapılacak buluşmalar, Fidel için bir saygı yürüyüşüyle sona erecek. Buluşmalarda, Komünist Gençlik'in Küba gençliğine gönderdiği dayanışma mesajı ve Küba Komünist Gençlik Birliği'nin yanıtı da basınla paylaşılacak.
İstanbul'daki buluşma, 3 Aralık Cumartesi günü saat 13:00'te, Bahariye Caddesi'nin bitimindeki Mehmet Ayvalıtaş Parkı'nda başlayacak. Ankara'da ise 4 Aralık Pazar günü saat 14:00'te Küba Büyükelçiliği önünde buluşulacak.
Yürüyüşe katılanlar daha sonra, Küba Büyükelçiliği'nin Fidel anısına açtığı taziye defterini ziyaret edecek ve yapılacak anma etkinliklerine katılacak.

http://www.kubadostluk.org/gencler-fideli-ugurlamak-icin-yuruyor/

spartacus
03-12-2016, 07:27
Bi öğrenmişler çok parti yoksa diktatörlük vardır diye...

Kapitalizmle yönetilen bir ülkede tek parti olması diktatörlüktür elbette...

Oysa Küba'da uygulanmaya çalışılan "doğrudan, yerinde demokrasi" ve çok farklı...

Kapitalizmde seçmen çaresiz önüne gelen cambazlardan birisini seçmek zorundadır.

Doğrudan Demokraside ise "halk kimi isterse" kurumlara onu yetkilendirir!

Aradaki fark ne?

Birisinde halkı para ile kandıran cambazlar, çaresiz kendisi ya da diğerini seçme konusunda tercihe zorlarken

Diğerinde halk, kimi isterse onu tayin eder.

Birisinde halk kendisini kimin güdeceğinin tercihini yaparken

Diğerinde halk kendi, kendisini belirler.

Küba'da seçimler de, Türkiye gibi kapitalist ve sömürücü, yiyici, haksız-adaletsiz ülkelerdeki gibi vitrinde olmaz, aksine seçimlere parti de katılmaz(Komünist Parti'de)...

Seçimler kongre usulü yapılır ve tabandan, tavana kadar KONGRELERLE gerçekleşir, kongrelere ise tüm halk katılır ve seçim bir gün değil, tabandan, merkeze halkın delegelerini ve görevlilerini belirleyip seçtiği bir süreç işler, bu sürecin standart bir süresi yoktur, zamanı, kongrelerde alınan konular, fikirler ve tartışmaların yoğunluğu belirler...

En yüksek organ, hükümet değil KONGRE'dir.

Diyelim ki, ilçe kongresi yapıldı ve alt birimlerden gelen delegeler konuları irdeledi, çözüm önerilerini sundu, paylaştı. Aralarında ile gidecek delegeleri seçerler, ilçe yönetimini seçerler, seçilenler, seçenlere hesap vermek zorundadır ve kalkıp uzak başkentlere gidip, 5 yıl boyunca caka satamazlar, orada, halkla birliktedirler ve gündelik işlerine de (zorunlu olanalr hariç) devam ederler.

Fidel'i kim seçer?

Tüm bölgelerden merkeze gönderilen delegeler seçer!
Fidel aday olmasa bile, kararı delegeler verebilir...

Küba geçen kongresinde

8.000.000 insan Kongrelerde fikir belirtmiş, sorunları dile getirmiş, çözüm önerilerini sunmuş...

Seçilen merkezi yönetimin görevi, kongrelerde tartışılan konualrı irdelemek, aynı sorunalrı bir çatıda birleştirmek ve önlerinde ki, diğer kongreye kadar olan süreçte, tüm halkın katıldığı kogrelerde alınan karar, öneri, sorunlar ve çözümler ve çözüm önerilerini hayata geçirmek!

Fidel'e diktatör demek için tüm halka diktatör denmeli, bu mümkün mü? hayır.

Kapitalistler ve kemik yalayıcıları, kendi ülkelerindeki halkın durumunu görüp, sözde HALKIN KATILAMADIĞI YÖNETİM ve zenginlerin siyaset yaptığı haliyle oligarşik diktatörlüğün meselelerini görmek yerine, iki yüzlüce doğrudan demokrasi modelini, parkura çıkmış at ve jokelere oynayan, seyirci kılınmış ve umursanmayan halkıyla kapitalist demagograsi ile kıyaslarken, sahtekarlık yapıp, kapitalizmde trübünlerdeki halkın, sosyalizmde sahada karar kıldığı modeline karşı sahtekarlık yapıyorlar, dahi bunun için para alıyorlar.

Türkiye'de de partiler seçimlere katılamasa, seçim zamanalrı her yerde kongre salonlarında halk toplansa, herkes özgürce sorunlarını ve çözümlerini sunsa, kimi delege seçeceğini kendisi belirlese, seçilenler de süreğen kongreye karşı sorumlu olsa ve seçenlerde dilediği zaman delegesini görev alıp, yenileyebilse, parayla siyasetin ümüğü sıkılsa, bunu kim ister?

Ülkeyi yöneten bir avuç ve onun medyası böyle bir ortamı ister mi?

İstemez

O halde diyorlar ki;

Biz aman kötüleyim de, bizim ülkelerimize de demokrasi gelmesin, zenginle, fakir, efendi ile köle milyonlar bir olur mu, onalrın görüş, fikirlerine kulak asılır mı? Yoksul halk sorunalr tartışılırken, sorunlarını sıralamayacak mı, barınak, giyecek, gıda, sağlık sorunlarımız var demeyecek mi? Dahası, ağa eşek gibi kullanıyor, patron eşekgibi kullanıyor, emeğimin hakkınıda vermiyor, patronalr ve ağalar olmasın da demez mi?

Aman uzak durun, kapitalizmin demagogsrasisi ile esas diktatörlük ve ÇARESİZLİK altında yaşamaya, adamını bulursanız da dırtı sağlam hükümet siyasetçielrine kemik isteyen köpek gibi yalvarmaya devam edinde, kara propgandalarla kandırıldığınız şeytan demokrasi size gelmesin, hayat sizi insan yerine koymasın, bunalrda koydurmasın...

Fidel diktatör olamaz, kongreler usulü seçimlerde onu halk belirliyor, peki Türkiye'de sözde başbakanı, cumhurbaşkanını nasıl belirlediniz? 1 Gün elinize kağıt verildi, üzerinde semboller, parti isimleri, al şu mührü bas dediler, yahu mühür basmaktan daha fazla hiç bir katılıma sahip değilsin, gidip kağıda mühür basıyorsun...

Mühür basma işinden başka hiç bir etkinliğin yok ve mühür bastığın kodomanlar da iktidara gelir, gelmez, zaten her şeylerini meydana getiren bir avuç kodomanın diktatörlüğünü uyguluyorlar, siz halkı ise bu şartlarda kandırmak çok kolay. Çık dinsel propaganda yap, ırksal propaganda yap(üretmeyen, ekmeği yapmayan, yemeyen, yenilip, içilmeyen subjektif kof sözler ve nutuk malzemeleri), taamen halkın yaşamına, hayata uzak kof propagandalarla kandır, devranını sürdür. Olur da halktan bilinçlenen olur, muhalefete durursa kapısına polis, sırtına jop, parmaklıklar ardına yolla, ama bu diktatörlük değilmiş, peki ya nedir?

Yasa yap bari, kimin vekil adayı olacağına seçimden önce halk oturumlarıyla halk belirlesin, eminim o para kodomanları yaşadıkalrı yerde işçi düşmanı, herkese tepeden bakan, halktan tiksinen ve şimarık çocuklarının jaguarlarla sokak aralarında gariban kızı kovaladığı halleriyle halk tarafından tercih edilmeyecektir, ama gel gör ki, ne kadar para o kadar medya, o kadar siyaset egemenliğinde halkın %80'i resmen kayıt dışı. Yine de bu kayıt dışı kılınmış halka Fidel'in dikatör olduğu söylenir ve bu cehaletin kurbanı halk da kendi diktatörü, her kanalda günde 5 posta bunalra giydirirken, kendisine giydirenlere inanır... İnsan -ki bir garip canlı, göz, kulak, burun, akıl, mantık süs eşyası gibi.

Fidel kendisini seçen delegelere, ben adayım beni seçin demedi, delegeler bu görevi O'na verdi ve alacaksın dedi, iki yol vardı ya verilen görevi kabul etmemek ya da etmek, Fidel görevi kabulü seçtiği için orada idi...

Seçimler nasıl yapılıyor;
http://bianet.org/bianet/siyaset/104368-kuba-da-secim-sonuclari-belli-oluyor-tartisma-buyuyor

Küba’da, 614 Ulusal Meclis vekiliyle bin 201 Eyalet Meclisleri delegesinin belirlendiği seçimlere katılım oranı yüzde 96 oldu.

Ülkenin tek yasal partisi olan Küba Komünist Partisi (KKP) seçimlerde aday göstermediği gibi herhangi bir adayı da desteklemiyor. Ulusal Meclis adaylarının yarısı Belediye Meclislerince belirlenirken, kalan adaylar ülkedeki başlıca işçi, çiftçi, gençlik, kadın ve öğrenci örgütleri ile Devrim Muhafız Komiteleri (DMK) üyelerince seçiliyor.

http://haber.sol.org.tr/yazarlar/ernesto-gomez-abascal/kubada-demokrasi-secimler-ve-siyasi-partiler-ernesto-gomez-abascal-13
Mahalle sakinleri, öne çıkan ve kendi çıkarlarını savunmak üzere çalışmaya hazır vatadaşları aday göstermekte ve seçmektedirler. Komünist Partisi, bir seçim partisi değildir, halkın öncülüğünde oluşturulmuş bir siyasi güç olarak, toplumun rehberi ve yönlendiricisidir. Ne aday önermelerine ne de seçimlere müdahale etmektedir, tüm bunları doğrudan halk yapmaktadır.

Küba'nın halkçı demokrasisi, her vatandaşın açıkca kendisi ifade etmesini, seçmenin kendisi de dahil olmak üzere, kimi uygun görüyorsa, aday göstermesini ve seçmesini mümkün kılmaktadır. Bunun için parasının olması gerekmemektedir ve toplumun çıkarlarına en iyi şekilde hizmet edeceği düşünülüyorsa da seçilecektir. Milletvekilleri hiç bir imtiyaza sahip değildir, daha önce çalıştıkları yerden ne kadar maaş alıyorlarsa aynı miktarı almaya devam etmektedirler. Ödülü, halkın takdiri ve görevini en iyi şekilde yerine getirmekle elde edilebilecek prestijdir.

Buyrun Bu'da yalancı medya haberleri
Demiş ki, Küba'da tek partili seçimi Komünist parti(KP) kazandı.

Oysa KP seçime katılmıyor, seçim sisteminde PARTİLER yok, parti de yok ve seçime katılamazlar, ama neden bu kadar kolay sahtekarlık? Bu nasıl medya, tabi ki kapitalist medya, gerçekleri örtmek için var. :)

http://arsiv.ntv.com.tr/news/198082.asp

Bir diğeri(ki %90'ının olduğu gibi yandaş medyadan)
Küba'da "rakipsiz" seçim

http://www.pressmedya.com/manset/13316/kubada-rakipsiz-secim.html

Rakip kim olacak ki, rakipli seçim olacak(partilerin işi seçim değil ki rakipli olsun, halk parti seçmiyor, orada halk kendi, kendini seçiyor)? Halk kendisine rakip mi olacak? Çok sitiyorsa zaten Kongrelerde dilediği gibi görüş belirtip, tartışabilir! hemde demagograside olduğu gibi ekrana çıkıp şov yapan kodoman siyasetçileri izlemez, bizzat siyaset yapar. Tribünde değil, sahadadır, dilediği görüş ve fikre katılmıyorsa katılmaz ve belirtir...

Bu kadar alçak propaganda ve yalan medya ile bir çok insanımız kandırılıyor, hem de aleni ve üstelik kolayca, tek korkuları HALK ve gözünü açması!...

Vefik Sami
03-12-2016, 12:57
Sn. spartacus;

Ben siyâsetten, ideolojiden anlamam. Gençliğimde bir ara heveslenmiştim. Lâkin; kaygan zeminde bırakın 'dans' etmeyi, doğru dürüst yürümek dahi benim için imkânsız olduğundan, işi 'ehline' bırakıp kabuğuma çekildim. Bu itibarla, daha baştan, bu başlığa müdâhil olma gerekçemi yazayım. Sâdece, alıntıladığım mesajınızdaki bir tesbitinizin açıklanmasını ricâ edeceğim. Siyâsetteki çoğu kavramdan bihaber iken, bu tip münâkaşalarda taraf olmam söz konusu değil.

Demişsiniz ki;



Kapitalizmde seçmen çaresiz önüne gelen cambazlardan birisini seçmek zorundadır.

Bu tesbitinize şapka çıkarmaktan öte bir sözüm olamaz. Siyasi zekâsı benim gibi vasatın altında olan biri için bile kolayca görülen, anlaşılan bir durum. Bahsettiğiniz konjonktürün bizzat içinde yaşamakta, bir biçimde etkilenmekteyiz çünki.

Kanâ'atimce, örgütlü toplumu oluşturamamış bütün kitlelerde durum aynıdır. İnsanlar kendilerini 'sağlam'a alma adına güçlü gördükleri bir yerlere entegre olur. İnsanlardaki bu "yamanma" ihtiyâcı, saf veya câhil olmalarından kaynaklanmıyor. Herkes ne yaptığını çok iyi biliyor. Belli bir dönem etkin olan bir siyasi oluşum gücünü yitirip, siyâset arenasından çekilince, orada boşluk oluşmuyor. O siyasi oluşumun zayıflamasıyla oluşan boşluğu, bir başka güç dolduruyor. Bu nedenle, yeni "siyâsi biat"lar sahneleniyor. Bir biçimde bireyler bilinçlenmedikçe, insanlarda kollektif şuur oluşmadıkça, mevcut durum bir kısır döngü olarak sürüp gidecektir.

Birisinde halkı para ile kandıran cambazlar, çaresiz kendisi ya da diğerini seçme konusunda tercihe zorlarken

Diğerinde halk, kimi isterse onu tayin eder.

Birisinde halk kendisini kimin güdeceğinin tercihini yaparken

Diğerinde halk kendi, kendisini belirler.

Burada; halkın bu denli bilinçli ve örgütlü davranabilmesini sağlayan şey nedir ? Devlet eliyle oluşturulan kurumlara aidiyet ve bu kurumların yönlendirmesi ile oluşan "egemenlik"(!) değil kasdettiğim. Bu bir kandırmacadan ibârettir. "Örgütlü" görünen yığınler, sistemin gerek duyduğu bilince ulaş(a)mamışsa ve nihâyetinde "Keçi'yi sâhibinin istediği yere" götürüp bağlıyorsa, orada bir uyutma düzeni hüküm sürüyor demektir. Diyelim ki; Kübada her şey sizin anlattığınız gibi gerçekleşmekte. Dünyanın diğer coğrafyalarındaki kültürlerde benzer durumların yaşanacağının garantisi nedir ? Şu bir gerçek ki; her kültür medenileşmede aynı süreçleri aynı devrelerde yaşamamıştır, yaşamaz.

Küba'da seçimler de, Türkiye gibi kapitalist ve sömürücü, yiyici, haksız-adaletsiz ülkelerdeki gibi vitrinde olmaz, aksine seçimlere parti de katılmaz(Komünist Parti'de)...

Seçimler kongre usulü yapılır ve tabandan, tavana kadar KONGRELERLE gerçekleşir, kongrelere ise tüm halk katılır ve seçim bir gün değil, tabandan, merkeze halkın delegelerini ve görevlilerini belirleyip seçtiği bir süreç işler, bu sürecin standart bir süresi yoktur, zamanı, kongrelerde alınan konular, fikirler ve tartışmaların yoğunluğu belirler...

En yüksek organ, hükümet değil KONGRE'dir.

Kübada olan bitenin ne olduğunu anlamamız bâbında yazmışsınız bunları. Unutulmasın ki, bu toplumu oluşturan insanların kahır ekseriyeti, liberalizm, kapitalizm, sosyalizm gibi temel kavramları gerektiği ölçüde bilmez. Bu nitelikteki insanlara; yabancı oldukları, hiç bilmedikleri rejimi, istediğiniz gibi allayıp-pullayıp kolayca pazarlarsınız. Misâl; ömrü monarşilerde geçmiş, 'tebaa' kültüründen hiç çıkamamış, ülke idâresinde zerre-i miskâl etkisi olmayan insanlara, liberalizm ve seçimleri öyle bir anlatırsınız ki, dinleyenler kendini "Cennette" sanır. Halbuki uygulamada gerçek çok farklıdır.

Suyun toprak üzerindeki her ortamda akacak mecrâ bulması gibi insandaki hırs, güçlenme ve hükmetme isteği de her ortamda boşluk bularak etkin olur. Ama; kiminde sermayeyi kullanır, kiminde sistemin boşluklarını...

Sizden ricam; cevap verecekseniz eğer, kısa ve öz olsun. Siyasi yazıları algılama özürlüyüm. Çok uzun yazsanız da bu benim için açıklayıcı olmaktan öte, okumadan bırakmama neden olur.

Saygılar.

spartacus
03-12-2016, 20:30
Kanâ'atimce, örgütlü toplumu oluşturamamış bütün kitlelerde durum aynıdır.
Burada; halkın bu denli bilinçli ve örgütlü davranabilmesini sağlayan şey nedir ? Devlet eliyle oluşturulan kurumlara aidiyet ve bu kurumların yönlendirmesi ile oluşan "egemenlik"(!) değil kasdettiğim. Bu bir kandırmacadan ibârettir. "Örgütlü" görünen yığınler, sistemin gerek duyduğu bilince ulaş(a)mamışsa ve nihâyetinde "Keçi'yi sâhibinin istediği yere" götürüp bağlıyorsa, orada bir uyutma düzeni hüküm sürüyor demektir. Diyelim ki; Kübada her şey sizin anlattığınız gibi gerçekleşmekte. Dünyanın diğer coğrafyalarındaki kültürlerde benzer durumların yaşanacağının garantisi nedir ? Şu bir gerçek ki; her kültür medenileşmede aynı süreçleri aynı devrelerde yaşamamıştır, yaşamaz.
Sevgili Vefik Sami

Aslında sormuş olduğun soruyu, bir önceki paragrafta -üst alıntı- cevaplamıştın. Örgütler yapısal anlamda devlet örgütü değil... Şöyle düşünün, yaşadığınız mahallelerdeki muhtarlıklar belirli bir bölge-kitleye sahiptir. Muhtarlık binaları yerine halk Meclisi kurulduğunu, kongre salonuyla... Bu halde bu Meclis, bir BİRİM'dir, yani birim örgütüdür...

Bu birimin, bileşeni ise yine daha alt birimlerdir, bunlar;İşçi birimleri(işyerleri ve belirli bölgelye göre), Çiftçi birimleri, Mesken birimleri vb. diyelim ki bir mahallede 10.000 kişi yaşıyor olsun ve toplamda 100 Birimden oluşsun. 100 Birimin kongrelerde seçtikleri delegeler gidiyor Mahalle birimine(muhtarlık örneği gibi), böylece alt birimlerden seçilen delegeler, mahalle birimini oluşturuyor.. O delegeleri kim gönderiyor, sen, ben, yani ilgili taban birimleri...

Böylece yerel birimlerden, genel birimlere doğru bir seyir işliyor, mahalle birimleri kent birimlerine delege gönderiyor, kent birimleri de merkezi birime delege gönderiyor, böylece merkezi meclis oluşuyor, hepside alttan, üste birimler toplamı... Böyle bir uygulamaya halkın katılımı için özelde siyasi bir bilince gereksinimi zaten yoktur.

Bu örgütler(halk birimleri) zaten siyasi bir parti niteliği taşımıyor, o nedenle de partilerden söz etmenin anlamı yok, zira birimlerin menşei insan... Neyse, Parti kongrelerini düşünelim, seçim sistemininde tüm ülkede KONGRE olarak uygulandığını, ne kadar da farklı değil mi, herkesin katılımını esas almak?

Küba'nın asıl sıkıntısı, daracık toprak alanı ve geçmişte aleni köle bir ülke olması idi. kapitalizmin, henüz sosyalizmin kulağını bükmediği çıplak kölelik dönemleri, zincirlenebilen, sahibince eşek, atdan farklı görülmeyen, gerekirse sahibince öldürülebilir olan dönemlerin kölesi... İşte bugünün Küba halkı dünün at, eşekten farklı görülmeyen ve efendisinin(zengin Amerikalı baronların) malı sayılan, efendinin(kapitalistin) dilediğinde öldürebildiği kölelerdir. Nereden, nereye...

Bu yetmez, kapitalistler kendi sömürü cennetlerine karşıt, insanın ve halkın, emeğin yanında olan bir ülke görmek istemezler-maymunlar gözünü açabilir çünkü-, bu bahislede Küba'ya yıllarca ambargo uyguladılar, SSCB olmasa zaten çoktan silahla girip işgal/talan etmişlerdi, şimdi ise dünya kamuoyuna attıkları yalanlar işe yaramadığı için giremiyorlar. kapitalist medya süreğen yalan ve karalama propagandası içinde...

ABD Irak'a ambargo uyguladı ve ambargo yüzünden kısa sürede 3.000.000 çocuk ya öldü, ya sakat kaldı ya da anneleri öldü. Sebebi sağlık malzemelerinin de ambargolu olması, bebek maması bile! Küba o ambargodan, ilacını üreterek, her yana bıtırak gibi üniversiteler açarak ve herkesin katılabileceği, abuk subuk sınav ve rant, rüşvet ilişkilerinin dönmediği biçimde bilime yöneldi, tek bir çocuk ölmesin istendi, oysa Irak'da hakim-egemenler ve şeyhler ülkenin gaspıyla meşguldü(kapitalizmin doğası).

Böylece şimdi Küba, Çocuk ölümlerinde dünya sonuncusu, neredeyse bilim ve tıp alanında müdahale edilebilirlik dışında kalmayan tüm ölümler engellendi. Sağlıkta dünya birincisi.. Sokaklarında halkın dilediği an danslar yapabildiği, eğlenebildiği tek ülke. Barınak, sağlık, okul, gıda herkesin sahip olduğu hak...Unutulmasın ki, bu toplumu oluşturan insanların kahır ekseriyeti, liberalizm, kapitalizm, sosyalizm gibi temel kavramları gerektiği ölçüde bilmez. Bu nitelikteki insanlara; yabancı oldukları, hiç bilmedikleri rejimi, istediğiniz gibi allayıp-pullayıp kolayca pazarlarsınız.
Küba cennettir demiyorum, seçim sistemiyle ilgili yazmıştım, yağında kavruluyor(hiç olmazsa), lakin bizler gibi her yönüyle(siyasetten, sömürüye, ticaret malalrına kadar) esir değil ÖZGÜR insanlardır. Yine de eğer Küba halkı şu haliyle anadolu halkı olsaydı, Anadolu için dünyanın cennet ülkesi dememek için bir sebep olmazdı.

Al mıdır, pul mudur bilemem, ama
Türkiye'de barınak, sağlık, giyecek, gıda'nın aile başına en az yeterli miktarın devlet tarafından sağlandığını ve işsizliğinde olmadığını düşünelim, bunlar benim ifadelerim değil Küba'yı yerinde gören dürüst(!) olanların ifadeleri, yeter ki olsun da bizler allayıp, pullayalım...

http://haber.sol.org.tr/medya/berna-lacinden-fatih-altayliya-kubada-patates-yok-yaniti-110158

marcos
11-12-2016, 01:49
Maximilien François Marie Isidore de Robespierree Hayranım(Burjuva devrimcisi ,tarihin tekerini iler sardığı için.
Davrimciler Bismarkada Cromwelede hayrandır aşağılamaz,Atatürkede tarihin tekerini ileri sardığı için toz kondurtmam,ama Komunist olduğuma inanmanı istemiyorum,özellikle isteemiii yoorummm.
Hala aynı uslupta saçmalamayı sürdüreceksin çünki.

Yazdıklrımın çok dışından saçmalamayı sürdürüyorsun.
Emeğe saygın olsun.
Özür alacaklıyım senden.
Ve diğer aydınlık için savaşan kardeşlerimd alacaklı.
Borcunu öde.
Bir dahada kimseyi düello ile yüz yüze bırakma.


Xcan kardeş kusura bakma seni kırmak istemezdim.
İçinde bulunduğumuz duruma kızgınım kusuruma bakma.

spartacus
03-01-2017, 02:00
http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/images/2017/01/02/download_5.jpg

http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/images/2017/01/02/f0015571.jpg

http://haber.sol.org.tr/dunya/devrim-meydaninda-gecit-toreni-kuba-tek-bir-ilkesinden-bile-vazgecmeyecek-181054

bilgivehis
03-01-2017, 04:08
Artık ABD-AB Küba'ya damlar, 20 yıl sonra da dönüş başlar...

Neva
26-07-2018, 05:24
Etrafı kapitalist ülkelerce kuşatılmış, büyük komşusu ABD'nin yıllardır hedefinde olmuş (hâlâ öyle) bir ülke olarak mevcut sistemin korunmasına ağırlık vermek, tüm çabayı bunun için harcamak son derece gerçekçi..

Küba'nın parlamentoda kabul edilen, 13 Ağustos ile 15 Kasım arasında da halk oylamasına sunulacak olan yeni anayasada artık "komünizm" sözcüğünün yer almayacak oluşu Küba karşıtı çevrelerde "komünizmden vazgeçildiği" biçiminde yorumlandı hemen. Dünyanın önde gelen medya kuruluşları da asıl vurguyu anayasada komünizm sözcüğünün yer almamasına yaptı.



Anlaşılabilir bir durum. Yıllardır onca baskıya, ambargoya rağmen ayakta kalabilmiş bir sosyalist ülke olarak Küba'nın, her neyi engelliyorsa Komünizm sözcüğünü anayasasından çıkarması tabii ki ilgi çeker. Bu güzel ülkeyi sevenlerde de sevmeyenlerde de durumun şaşırtıcı olması doğal.

1976 tarihli anayasa son yıllarda Küba'da yapılan değişiklikleri yansıtmıyordu. Değişiklik ihtiyacı bundan doğdu. Ama Küba sosyalizmden vazgeçmiyor. Sınıfsız topluma (Komünizm'e) ulaşma ideali uzak bir hedef. Sovyetler Birliği Anayasası'nın özelliklerini taşıyan, Sovyet dönemi dünyasının koşulları, hedefleri doğrultusunda sosyalist ülkelerin anayasalarında yer alan "komünizm hedefi", bugünün koşullarında gerçekçi değil. Küba parlamentosu bunu büyük bir cesaretle gündemine alıp oyladı. Küba'da yönetim tüm dikkatini "sosyalist toplumu" daha güçlendirmeye verecek artık. Komünizm sözcüğünün anayasasa kalması buna engel miydi? Elbette değildi ama hedeflenen her neyse günümüz gerçeklerine uygun olmalı. Küba'nın yaptığı bu.

Etrafı kapitalist ülkelerce kuşatılmış, büyük komşusu ABD'nin yıllardır hedefinde olmuş (hâlâ öyle) bir ülke olarak mevcut sistemin korunmasına ağırlık vermek, tüm çabayı bunun için harcamak son derece gerçekçi. Sistemi ayakta tutmak, ileride gerçekleştirilecek Komünist toplumu oluşturmaktan daha önemli. Durum böyleyken anayasada sadece bir slogan olarak Komünizm sözcüğünü bulunmasının anlamı yok. Küba Meclis Başkanı Esteban Lazo, "Bu, fikirlerimizi feragat ettiğimiz anlamına gelmez" diyerek açıkladı yeni gelişmeyi. Dünyanın , Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonra farklı bir çağa geçtiğini söyleyen Lazo, "Sosyalist, egemen, bağımsız, müreffeh ve sürdürülebilir bir ülkeye inanıyoruz" diyor.
"Sol"dan karşı olanların da iflah olmaz antikomünistlerin de yıllardır Küba'yı eleştirmek için kullandıkları argümanlar yeni anayasa ile ortadan kaldırılmış oluyor, asıl önemli olan bu. Tek parti devleti, tek adam yönetimi, özgürlüklerin kısıtlılığı iddiaları yeni anayasa ile artık bir eleştiri/suçlama gerekçesi olmayacak.

Anayasadaki diğer değişiklik, devlet tarafından yönetilen ekonomiye yönelik piyasa reformlarını takiben ortaya çıkan mikro işletmelere daha geniş bir alan açıyor. Zaten Küba'da bir süredir küçük ama hareketli bir özel sektör var. Daha fazla yabancı yatırım çekmeye çalışılacak.

Küba'nın yeni anayasasısı Komünist Parti'yi sistemin yönlendirici gücü olarak görüyor ama ülke liderliği kolektif bir hale dönüşüyor. Siyasi kurumları güçlendirmek hedefler arasında. Devlet Başkanı'na yaş/dönem kısıtlaması da geliyor ki "bu tek adam" etkisini kırabilecek çok önemli bir değişiklik. Cumhurbaşkanı artık Bakanlar Konseyi Başkanı olmayacak. Bunun yerine Başbakanlık pozisyonu oluşturuldu. Meclis Başkanı da Küba'nın en yüksek yürütme organı olan Devlet Konseyi'nin Başkanı olacak.

Yeni anayasanın en önemli maddelerinden biri evlilikle ilgili olanı. Evlilik yeni anaysada "erkek ya da kadın" arasındaki bir sözleşme olarak değil "iki birey" arasındaki sözleşme olarak tanımlanıyor. Kapalı bir ifade olmasına rağmen bunun eşcinsellere evlilik hakkını içerdiği ortada. Küba'ya yönelik en önemli suçlamalar arasında eşcinsellere baskı iddiaları vardı. Oysa Raul Castro'nun kızı ülkede eşcinsel hakları konusunda mücadele veren önemli bir figürdü. Bu mücadele başarıya ulaşmış görünüyor.

Bir süre önce başlatılan reformlar, son yıllarda bazı Kübalıların zenginleşmelerine yol açtı, eşitsizliği teşvik etti, dolayısıyla devletin kontrolünü zayıflattı. Bu nedenle reform adımları bir hayli yavaşladı Küba'da. Bu ay hükümet, özel sektörün kontrolünü sıkılaştıran, iş ruhsatlarını kişi başına bir ile sınırlayan düzenlemeler yapmıştı.

Din özgürlüğünü, dinden kaynaklanan hakları tanıyan bir anayasa yapıldı. Anayasaya göre kimse cinsiyet kimliği nedeniyle ayrımcılığa uğramayacak. Bugün konuştuğumuz bu anaysa değişikliğini işaretini Raul Castro'nun Cumhurbaşkanlığı döneminde Küba Komünist Partisinin (PCC) 6. Kongresi'nde görmüştük. 1976 tarihli anayasa artık toplumun çok gerisinde kalmış bir anayasadır. Merkezi ekonomiyi içeren ancak içinde bulunduğu koşullardan ötürü bunu hayata geçirmede pek başarılı olamayan Küba, hem siyasi hem ekonomik düzenin daha fazla demokratikleşmesi için bu tür bir adım atmış görünüyor. Bugün Küba'da uygulanan kararlar 6. Kongre'de alınmıştı.



Küba'da binlerce emekçi uzun süredir kendi hesabına çalışıyor. Ülke ekonomisi işçi dövizleri ile ayakta duruyor. Bu yeni ekonomik koşullara uyum sağlama çabası olarak değerlendirmek gerekiyor Küba'daki gelişmeleri.

Ne demişti Fidel; "adayı kapitalizme teslim edeceğimize batırırız".

Küba sosyalisttir, öyle de kalacak.

https://www.birgun.net/haber-detay/kuba-sosyalisttir-oyle-de-kalacak-224493.html