Orijinalini görmek için tıklayınız : Gnostisizm ve Matrix
Ahlaksız
04-12-2016, 17:09
Sean Martin ''Gnostikler-ilk hristiyan sapkınlar'' kitabının sonunda,matrix filminin gnostisizm ile bağlantısını kısaca aktarır ve son olarak şöyle bir cümle kurar;''Baş karakter Neo'da zaten uyku ve karanlıktan çıkıp uyanış ve aydınlığa varmaya çalışan güncel bir gnostiğe karşılık gelmektedir.''
Bu yazımda,gnostisizm hakkında kısa bir giriş yapıp,sonrasında belli başlıklar altında gnostisizmdeki bilgilerin/öğretilerin matrix filminde neye karşılık geldiğini belirtmeye çalışacağım.
Gnostik sözcüğü eski Yunanca'da ''bilgi'' anlamına gelen ''gnosis'' sözcüğünden gelmektedir.Gnostik ruhsallığın amacı,gnosis ya da hakikatin bilgisidir.Bilenler anlamına gelen gnostiklerden,farklı dinler tarafından kullanılan çeşitli dillerde gnosisi gerçekleştirmiş ya da aydınlanmış olan bilenler-gnostikoi(pagan/hristiyan),arifler(müslüman),gnanis(hindu),budalar (budist) olarak bahsedilir.
Gnostikler kendilerini ruhsal bir kişisel dönüşüm yolculuğundaymış gibi görürler.Gnostikler kendi kültürlerinin öne sürdüklerini sorgulayan özgür ruhlardır.
Genel olarak gnostik terimi,hristiyanlığa muhalif bir kesimmiş gibi lanse edilmiştir ama bu çok büyük bir yalandır.Hristiyanlarca heretikler/sapkınlar olarak lanse edilen gnostikler,aslında gerçek/esas hristiyanlardır.Musevi,pers ve pagan geleneklerinden beslenip kendilerini ''hristiyan'' olarak takdim edenler,sahte hristiyanlığı resmi dini haline getiren Roma imparatorluğu tarafından heretik/sapkın/gnostik damgası yemişler ve planlı/kasıtlı olarak yok edilmişlerdir.
PİSTİS
İman(pistis) temeldir.Gnosis onun üzerine kurulur.Gnosis aracılığıyla iman mükemmelleşir.Çünkü bilmek inanmaktan üstündür.
Morpheus Neo'ya ''Bildiklerini unutman gerek.Korku,şüphe,inançsızlık.Aklını özgür bırak.'' derken,inancın da önemini vurgular.Başka bir sahnede Neo'ya ''artık inanıyor musun?'' diye sorar.İnanca özellikle dikkat çeken Morpheus,ajandan kaçmayan Neo'nun artık inanmaya başladığını söyler.
GNOSİS
Gnosis,hiç beklenmedik bir anda bireye kendini duyuran bir oluştur.
Neo matrixin içindeyken,hiç beklemediği bir anda ''uyan Neo'' yazısıyla irkilir.
Bir hocanın yardımıyla gnosise ulaşılabilir.
Neo'ya matrixi anlatan/gösteren Morpheus,gnostik üstat/hoca konumundadır.
Gnosis,zihinsel ve akıcı olmayan,anlatılamayan ancak yaşanabilen bir bilgi türüdür.
Morpheus,matrixin anlatılamayacağını,bizzat Neo'nun görmesi(yaşaması) gerektiğini söyler.
Gnosis,zihinde oluşan bilginin karşıtı olarak yürek bilgisinin bir anlatımıdır.
Morpheus,Neo'nun birşey bildiği için karşısında olduğunu,bildiğini açıklayamadığını ama hissettiğini söyler.
Gnostik üstatlar,inisiyelerin içsel gizemlere inisiyasyon yoluyla gnosisi doğrudan deneyimleyebileceklerini ve hakikati kendi başlarına bileceklerini öğretiyorlardı.
Neo,kurtuluşun kendi başına yapılabileceğini söyler.Morpheus,Neo'nun matrixi kendi başına görmesi gerektiğini söyler.
Gnosis özgürlük,cehalet köleliktir.
Kırmızı hapı seçtiğine pişman olan Reagan'ın ''cehalet erdemdir'' diyerek köleliği yeğlemesi,kırmızı hapı seçen diğer kişilerin gnosise,yani bilgiye/özgürlüğe kavuştuğunu kanıtlar.
TANRI
Gnostisizmde iyi,aşkın,bilinemez tanrı ile kötü,uğursuz,kör tanrı olmak üzere iki tanrı vardır.Gnostiklerin iyi olan gerçek tanrısı,kendisini tüm varlıklar aracılığıyla ifade eden ''evrenin zekası'' olarak görülür.Evreni yaratan Demiurge adındaki yaratıcı tanrı,gnostiklerin kötü olarak kabul ettikleri tanrıdır.Bu tanrının melekleri ya da çocukları ''arkhon'' ismiyle anılır.Arkhonlar,insanı maddi Dünya denilen girdaba çekmeye uğraşırlar.
Filmin sonunda Neo ile karşılaşan yapay zeka,gnostiklerin gerçek tanrısıdır.Mimar,sahte tanrı olan Demiurge'ye karşılık gelir.İnsanları matrix denilen hapishanede tutmaya çalışan mimarın,Merovingian ya da ajanlar gibi yardımcıları da arkhonlara karşılık gelir.
KENDİNİ BİL
Pagan gizemlerinin ruhsal yolundaki en önemli öğüt,Delfi'deki Apollo tapınağında yazılıydı.''Gnothi Seauton''-Kendini Bil.Pagan gizemlerinin inisiyelerinin aradığı gnosis ya da bilgi,kendinin bilgisi idi.Gnostiklerde aynı şeyi öğretirler.
Kahin ısrarla Neo'ya ''kendini bil'' öğüdünde bulunur.
Morpheus Neo'ya ''ne olduğunu düşünme,ne olduğunu bil'' der.
Pagan bilgeler her insanın ''eidolon'' adında ölümlü bir aşağı kendiliğe ve ''daemon'' adında ölümsüz bir yüksek kendiliğe sahip olduğunu öğretmişlerdir.Eidolon bedenlenmiş kendiliktir,fiziksel beden ve kişiliktir.Daemon ise ruhtur,hakiki kendiliktir.Yani her insanın tanrı ile olan ruhsal bağıdır.Gizemler inisiyelerin eidolonun sahte kendilik olduğunu ve onların hakiki kimliklerinin ölümsüz daemon olduğu anlayışlarına yardım etmek için tasarlanmışlardı.
Matrixin bir simülasyon olduğunu anlayanlar,inisiye(mükemmelleşmiş) olmuş gnostiklere karşılık gelirler.Ziondaki insanlar ve Neo,uykularından uyanıp kendilerini yani tanrısal ruh daemonu bilenlerdir.
Gnostik inisiyasyonun hedefi aşağı kendiliği yüksek kendilik ile birleştirmek idi.Çünkü aydınlanmak bunlar bir hale geldiğinde gerçekleşir.Tomas incili 22.ayet-İsa onlara dedi;''İkiden bir yaptığınızda ... krallığa gireceksiniz.''Tomas incili 106.ayet-''Siz ikiyi bir kılarsanız insanoğlu olursunuz ve ey dağ ileri git derseniz,o ileri gider''
Kahin,ajan smithin Neo olduğunu,Neo'nun karşıtı/negatifi olduğunu,savaşı ya ajan smithin ya da Neo'nun kazanacağını söyler.Ayrıca kahinin koruması Seraph ''birini tanımak istiyorsan onunla savaşmalısın'' der.Yani Neo,eidolonu ajan smith ile savaşarak kendini bilmeye,daemonun farkına varmaya çalışır.
Pagan ve gnostik bilgelere göre sonunda kim olduğumuzu keşfettiğimiz zaman,sadece tanrının olduğunu keşfederiz.
Neo aşağı kendiliği ajan smith ile savaşır ve onu yener(İslami jargonla,nefsi ile savaşını kazanır).İsa'nın söylemiyle ikiden bir yapar ve gnostiklerin gerçek tanrısına karşılık gelen makineler şehrindeki yapay zeka ile bütünleşerek bir/christ/tanrı olur.
KAHİN
Bilgelik ya da hikmet,çoğunlukla tanrıyla doğrudan ve yakın bir ilişkisi olan kadın figürüyle simgeleştirilmiştir.O kendisine sığınanları esirgeyen,onların tanrının bilgisine ulaşmalarına ön ayak olan bir kadındır.
Bu Dünya'dan uzaklaşmak tanrının bilgeliğini temsil eden Sophia'nın muktedir olduğu konudur.Her zaman için bu arayış içinde olanlara dönüş yolunda yardımcı olmaya hazırdır.
Gnostisizmdeki ana tanrıça Sophia,filmdeki kahine karşılık gelir.Kahin,insan psikolojisini araştıran yaratıcı bir programdır.Kahin matrixe uyum sağlayamayanların matrixi kabul etmeyenlerin kontrol edildiğini,matrixten çıkmak isteyenlere yardımcı olduğunu söyler.Mesela kahinin filmin sonunda mimara ''ya diğer çıkmak isteyenlere ne olacak?'' sorusu,kahinin ne yapmaya çalıştığını açıklar.Mimar ve ajan smith,matrixin annesinin kahin olduğunu söylerler.Morpheus ise,kahinin yol gösterici olarak direnişin,yani özgürlük savaşının başından beri yanlarında olduğunu söyler.
REENKARNASYON
Gnostik bir metin olan pistis sophia,bir nefsin pek çok ömürden oluşan deneyim aracılığı ile gizemlerin tümünü anlamış olana kadar ışığa erişemiyeceğini öğretir.
Morpheus ''matrix ilk yapıldığında içinde bir insan doğar.Bu kişi istediğini değiştirebilmiş,matrixi yeniden yapılandırabilmiştir.Matrix içinden birini ilk kez uyandıran bu kişidir.Kehanetler bu kişinin öldükten sonra yeniden döneceğini söyler'' der ve Neo'ya bakarak,Neo'nun bu kişinin reenkarnasyonu olduğunu belirtir.
Mimar Neo'nun 6.seçilmiş kişi olduğunu söyler.
Kahin Neo'ya ''birşey bekliyorsun gibi?'' der.Neo ''nedir o?'' dediğinde,kahin ''belki bir sonraki hayatını.Kimbilir?'' der.
ENKARNASYON
Platon bir insan bedenine enkarne(ruhun vücut bulması) oluşun,bir tür hapiste olmaya benzediğini söyler.Gnostik olan John'un gizli kitabı da benzer şekilde enkarnasyonu zincire vurulmuş olarak tanımlar.
Morpheus,matrixi bir hapishane,Neo'yu da bir köle olarak izah eder.
MUHALİF OLMA
Gnostik toplulukların egemen ve dayatmacı öğretilere çoğunlukla muhalif oldukları bilinmektedir.
Matrixin içindeki bay Anderson'un(Neo) patronu ''otoriteyle ilgili bir sorununuz var'' der.
Morpheus Zion'daki insanlara konuşurken ''hepimizin burada olma nedeni,emirlere karşı gelme eğilimimiz'' der.
ŞİFRE
Mistik öğretilerin mitsel hikayelerde şifrelenebileceği düşüncesi pagan gizemlerinin temeli idi.Pagan filozoflar gibi gnostiklerde karmaşık kutsal matematik öğretileri çözmek için gematria ve sayı sembolizmini kullanmışlardır.
Filmde özellikle şifreler/rakamlar/kodlar kullanılır.Matrix,kodlardan oluşan bir simülasyondur.Filmde 3 ve 1 rakamları öne çıkar.Neo 101 ve 303 nolu odalarda,Trinity'de 303 nolu odada gözükür.Merovingian 101.kattadır.Nebukadnezar Zion'a 3 numaralı kapıdan girer.Ajanlar 3 tanedir ama sonradan 1 tane olur.Film 3 ayrı bölümdür ama aslında tek bir filmdir.Filmde öne çıkan 3 karakter(Neo-Morpheus-Trinity)vardır.Morpheus ''eğer 3 amaç,3 gemi,3 kaptan varsa bu rastlantı anlamına gelmez'' der.Neo kaynağa 3 enerji hattı üzerinden gider.Şunu da belirtmem lazım.Gnostik mitoloji,baba tanrı,oğul tanrı ve ana tanrıça Sophia şeklinde bir kutsal üçlüyü içerir.Ayrıca gnostikler bir insanın 3 tarafa(beden,nefs,ruh) sahip olduğunu düşünmüşlerdir.
ANAHTAR
Magdalalı Meryem; '' Ey efendimiz,şimdi özgür olarak kesin olarak açık olarak biliyoruz ki,sen ışık krallığının gizemlerinin anahtarlarını getirmişsin''
Tomas incili 39.ayet-İsa dedi;''Ferisiler ve yazıcılar bilginin anahtarlarını aldılar ve sakladılar''
Luka 11-52 ''Vay halinize ey yasa uzmanları.Bilgi kapısının anahtarlarını alıp götürdünüz''
Morpheus ''Ben sadece kapıyı gösterebilirim'' der ve ajanların kapıları tuttuğunu,anahtarlara sahip olduklarını da ekler.
Neo,kaynağa açılan kapıyı anahtarcıdan aldığı anahtarla açar.
ELBİSE
Tomas incili 78.ayet.İsa dedi;''Onların güzel elbiseleri var ama gerçeği idrak edemiyorlar.''
Matrixteki kişilerin güzel elbiseleri vardır.Kurtulanların ise elbiseleri eski,hatta yırtıktır.
SEVGİ
Gnostikler için tanrı sevgidir.
İlk hristiyanlar gnosisin gerçekleştirilmesini İsa ile tanrıçanın mistik evlilikleriyle sembolize etmişlerdir.Çünkü gnosis yaşamı birbirini tamamlayıcı karşıtların bir aşk ilişkisi olarak yaşamaktır.
Tüm kötülüğün kaynağı ikilik,ayrılma ve nesnelleştirilmedir.Tüm iyiliğin özü,ikiliği birlik halinde ortadan kaldırma arzusudur ve bunu aşk olarak deneyimleriz.
Philip incili 59.ayet-Kısır olarak çağrılan bilgelik bütün meleklerin annesidir.Ve ...'nın eşi Magdalalı Meryem'dir....onu bütün müritlerinden daha çok sever ve onu ağzından(dudaklarından) sık sık öperdi.
Trinity Neo'yu dudaklarından öper ve Neo ölümden dirilir.Neo'da Trinity'i aşkı sayesinde ölümden diriltir..
Kahin ''O kişi olmak,aşık olmak gibi birşeydir.Kimse sana aşık olduğunu söyleyemez.Bunu bilir ve benliğinde hissedersin.'' der.
Kahin ''her şey gibi kurabiyeler de sevgi ister'' der..
Merovingian ''aşk belirtilerinin delilik belirtilerine bu kadar benzemesi doğrusu çok ilginç'' der.
Neo,istasyonda karşılaştığı Rama'dan programların bile sevebileceğini öğrenir ve şaşırır.
MESİH
Gnostik inisiyelerin amacı,bir christ haline dönüşmektir..
Filmin başında simülasyon disketi alan kişi,Neo'ya ''sen benim kurtarıcımsın/mesihimsin'' der.
Bane'in içine giren ajan smith,Neo'ya ''kör mesih'' der.
DÜALİZM
Düalizm,ikilik ya da karşıtlık gnostisizmin önemli bir olgusudur.
Gerçek tanrı ve yaratıcı(sahte)tanrı,karanlık(dünya) ve aydınlık(ışık dolu kaynak),uyku ve uyanık olma,aşağı kendilik ve yüksek kendilik,matrix içindeki bay anderson ve Neo,hatta filmdeki beyaz tavşan ve siyah kedi de bile bu düalizm olgusu işlenmiştir.
SON
Tomas incili 18.ayet.İsa dedi;''Başlangıcı buldunuz mu ki sonu arıyorsunuz?Çünkü başlangıcın olduğu yerde sonda olacaktır.''
Ajan smith ve kahin ''başlangıcı olan herşeyin bir de sonu vardır'' der.
Yararlandığım kaynaklar;
-Gnostikler,ilk hristiyan sapkınlar-Sean Martin
-İsa'nın gizemleri-Tımoty Freeke,Peter Gandy
-İsa ve kayıp tanrıça-Tımoty Freeke,Peter Gandy
-Gnostik inciller-Şeref Mercan
-Diğer inciller-Ekrem Sarıkçıoğlu
-Kayıp inciller-Darrell L.Brock
-Matrix-Slavoj Zizek
-Yeni ahit
Felâsife
04-12-2016, 18:35
SON
Tomas incili 18.ayet.İsa dedi;''Başlangıcı buldunuz mu ki sonu arıyorsunuz?Çünkü başlangıcın olduğu yerde sonda olacaktır.''
Ajan smith ve kahin ''başlangıcı olan herşeyin bir de sonu vardır'' der.
Eyvallah.
Bu tasavvufta da aynen böyledir, sonuna gelindiğinde bu tekrardan başa sarar ve kişi başladığı noktaya geri gelir, bu aynı zamanda yeniden bir doğuştur.
Ahlaksız
04-12-2016, 21:30
Eyvallah.
Bu tasavvufta da aynen böyledir, sonuna gelindiğinde bu tekrardan başa sarar ve kişi başladığı noktaya geri gelir, bu aynı zamanda yeniden bir doğuştur.
Merhaba felasife..Yazının sonundaki cümleler benzer ama farklı anlamları var..Ben yazının sonuna uygun olur diyerek belirttim sadece..
Tasavvuf konusuna hakim değilim ama dediğiniz gibi gnostisizmdeki reenkarnasyon,tasavvufta var..Zaten tasavvuf denilen şey,gnostisizmden kaynaklanır..Tasavvuf konusunda hiç kitap okumadım ama yazıda kaynak olarak belirttiğim ''İsa ve kayıp tanrıça'' isimli olağanüstü kitapta,küçük bir ''gnostik islam'' bölümü var..Suhrawardi'nin İslam ve paganizmi bir gördüğü veya Rumi'nin bedenle özdeşleşmekten kurtulabilirsek hepimizin birer Christ olacağını belirtmesi gibi enfes bilgiler var orada..
Gnostisizmde reenkarnasyon ve yeniden diriliş konuları farklıdır..Yeniden dirilme,bir nevi gnosise erişme olarak algılanmalıdır..Yani gerçeğin farkına varma,farkındalıkta bir değişim olarak anlaşılmalıdır..Reenkarnasyon ise,mükemmelliğe varıncaya kadar,yani bir İsa oluncaya kadar,farklı bedenlerde yeniden hayata başlama olarak anlaşılmalıdır..
Felâsife
04-12-2016, 22:05
Merhaba felasife..Yazının sonundaki cümleler benzer ama farklı anlamları var..Ben yazının sonuna uygun olur diyerek belirttim sadece..
Merhaba
Bence çokta yerinde olmuş, :thumb: anlamları da fark etmez aynı yere işaret ediyor nasıl olsa, tabi İsanın dediği daha isabetli.
Tasavvuf konusuna hakim değilim ama dediğiniz gibi gnostisizmdeki reenkarnasyon,tasavvufta var..
Tasavvufta doğum/doğuş gibi olaylarda var elbet tam olarak bu reenkarnasyon olmuyor, mesela tasavvuf bu noktada ikiye ayrılır Zahir ve Batın diye.
Zahirde ki doğum belli, kişi bir anne ve babadan doğar, bunuda hatırlamaz, hatta anne ve babasını çok bilmez, onlar öyle dediği için, onlara inanır filan.
Batını doğumda bu biraz ters olur ve kişi anne ve babasını ve doğumu bildiği gibi, süreç aşağı yukarı aynı olur. Burada anne, baba semboliktir.
Zahirde ki bebek nasıl ki isimleri bilmez, yemek filan yiyemez, Batını doğumda da bu süreç işler, yemek yiyemez, isimleri bilemez, zamanla bunları adeta yeniden öğrenir.
Burada daire öyle tamam olur ki kişi ilk başta nasılsa o hâle geri gelir, adeta bebekliğe geri gelir, zira başlangıç bebekliktir.
Tasavvuf konusunda hiç kitap okumadım ama yazıda kaynak olarak belirttiğim ''İsa ve kayıp tanrıça'' isimli olağanüstü kitapta,küçük bir ''gnostik islam'' bölümü var..Suhrawardi'nin İslam ve paganizmi bir gördüğü veya Rumi'nin bedenle özdeşleşmekten kurtulabilirsek hepimizin birer Christ olacağını belirtmesi gibi enfes bilgiler var orada..
Doğrudur, bende okumadığım için bir şey diyemeyeceğim.
Gnostisizmde reenkarnasyon ve yeniden diriliş konuları farklıdır..Yeniden dirilme,bir nevi gnosise erişme olarak algılanmalıdır..Yani gerçeğin farkına varma,farkındalıkta bir değişim olarak anlaşılmalıdır..Reenkarnasyon ise,mükemmelliğe varıncaya kadar,yani bir İsa oluncaya kadar,farklı bedenlerde yeniden hayata başlama olarak anlaşılmalıdır..
Doğrudur, bu tip konular yanlış anlaşılmaya müsait olduğu gibi, aktaranların yanlış anlamaları da olabilir.
Tasavvufta da mükemmellik gibi kavramlar vardır, hatta İnsanı Kamil kavramı vardır, yani mükemmel insan, lakin işin içine girince kitaplarda bahsedilen şeylerle, kavramın kendi hakkında tezat durumlar oluşuyor.
İnsanlara göre İnsanı Kamil deyince tam bir Tanrı adamı profili çiziliyor, abdesinde namazında bir profil, oysa mükemmellik bütünlük demek, tam demek, tam deyince iman ve inkarı da hepsini kapsıyor ki bu da insanların anladığı mükemmellikle uyuşmuyor.
İnsanların anladığı mükemmellikte noksanlar olmuyor mesela.
Oysa bütün noksanları da içeren veya zıttı neyse onuda kapsayan bir şey, onun için bütün deniyor, diğer türlü bütün olmuyor.
Neyse bu karışık bir konu, bende daha fazla karıştırmayayım. :D
Doğrudur, bu tip konular yanlış anlaşılmaya müsait olduğu gibi, aktaranların yanlış anlamaları da olabilir.
Tasavvufta da mükemmellik gibi kavramlar vardır, hatta İnsanı Kamil kavramı vardır, yani mükemmel insan, lakin işin içine girince kitaplarda bahsedilen şeylerle, kavramın kendi hakkında tezat durumlar oluşuyor.
İnsanlara göre İnsanı Kamil deyince tam bir Tanrı adamı profili çiziliyor, abdesinde namazında bir profil, oysa mükemmellik bütünlük demek, tam demek, tam deyince iman ve inkarı da hepsini kapsıyor ki bu da insanların anladığı mükemmellikle uyuşmuyor.
İnsanların anladığı mükemmellikte noksanlar olmuyor mesela.
Oysa bütün noksanları da içeren veya zıttı neyse onuda kapsayan bir şey, onun için bütün deniyor, diğer türlü bütün olmuyor.
Degil mi yanlis aktarimlarda onemli, insani kamil ornegindeki gibi, mesela Gnosisler neden iki tanri figuru (kotu ve kor, ugursuz/iyi ve bilinemez) ikilemi sunarlar insanlara, bu kisim pek anlasilir degil. Bu klasik yerlesik dinlerin, cennet ve cehennem, gunah ve sevap vb. motiflerine benziyor.
Felâsife
05-12-2016, 10:58
Degil mi yanlis aktarimlarda onemli, insani kamil ornegindeki gibi,
Aynen öyle, eren ermiş, aziz azize gibi dinin içinde yükselmiş kişilerle, İnsani Kamil aynı şey değil, ama insanlar bunu böyle görmekte sorun görmemişler.
İki Tanrı figürünü bilmediğim için bir şey diyemem ama adı gibi figür ise zaten sembolik anlam da ifade eder.
Mansur 'un Enel Hakk derken, halkın onu linç etmesi vay adam Tanrıyım dedi diyeydi, oysa Hakk, Tanrı anlamında bile değildi, Hakk=Gerçek demekti. Ben gerçeğim dedi, ama Ben Allahım dedi diye öldürüldü.
Halkın mantığı düm-dük işler, öyle ince hesap nedir bilmez maalesef.
Ahlaksız
05-12-2016, 18:31
Sn.Felasife;muhtemelen tasavvuftaki ''insanı kamil'' söylemi,gnostisizmdeki christ(yani İsa,yani Tanrı)söyleminin karşılığıdır..
Google'a şimdi bir soruyum dedim,karşıma Muhammed çıkıverdi;
https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0nsan-%C4%B1_k%C3%A2mil
Zaten Muhammed=İsa..!
Gnostikler(gerçek Hristiyanlar) bir christ olmaya,tasavvufçular(gerçek Müslümanlar) da bir Muhammed olmaya çalışıyorlar..Ben böyle anlıyorum bunu..Tabi dediğim gibi tasavvuftaki kavramlara,işleyişe filan yabancıyım..Yanlışsam düzeltin beni lütfen..
Bu ''bütün'' meselesinin gnostisizmdeki yerini yazımda açıkladım sanırım;
Gnostik inisiyasyonun hedefi aşağı kendiliği yüksek kendilik ile birleştirmek idi.Çünkü aydınlanmak bunlar bir hale geldiğinde gerçekleşir.Tomas incili 22.ayet-İsa onlara dedi;''İkiden bir yaptığınızda ... krallığa gireceksiniz.''Tomas incili 106.ayet-''Siz ikiyi bir kılarsanız insanoğlu olursunuz ve ey dağ ileri git derseniz,o ileri gider''
Bu bir veya birlik konusu gnostisizmde önemli..Gerçek tanrı bir veya birlik olarak aktarılıyor..''Tanımlanamaz,bilinemez,anlatılamaz yüce birlik'' gibi..
Buradan agnostisizmin de kaynağını öğreniyoruz..Agnostikler bana inançlı olmadıklarını anlatamazlar..Çünkü agnostiklerin bu ''bilinemez'' argümanları,dindarlara(gnostiklere,paganlara) aittir..Antik Yunan'dan beri insanlar Tanrı'yı ''bilinemez'' diye tarif etmişlerdir..Allah bile,bilinmek istemedi mi?!
İki tanrı meselesi de önemli..Uzaktan bakıldığında gnostisizmde iki tanrı var gibi görülür ama aslında tek bir tanrı vardır ve o tanrı da üstte ifade ettiğim gibi bilinemez olandır..İyi olandır,bir olandır..Bu tanrının Dünya ile bir alakası yoktur..Dünya'yı yaratan tanrı Demiurgos isimli tanrıdır..
Dünya'daki savaşları,açlığı,kötü durumu biliyoruz..İşte bu kötülüğün arkasında Demiurgos vardır..İnsanlar ''Kötülük varsa eğer,mutlaka iyilikte vardır'' tarzında akıl yürütmüşler ve Dünya ile alakası olmayan bir tanrı icat etmişler..Tabi bu çok uzun mesele..Anlatması zor..Bunun mitolojik öyküleri filan var..Zerdüştlükle veya Yunan'la bağları var..Çok kaba olarak böyle anlatabilirim..Açıkcası bu görüş,bu inanç;bana en rasyonel açıklama olarak geliyor..İnanan birisi olsaydım,kesinlikle bir mistik veya gnostik olurdum..Çünkü Dünya'daki kötülük problemini açıklayan diğer dinler/inançlar irrasyonel..
Felâsife
05-12-2016, 20:36
Sn.Felasife;muhtemelen tasavvuftaki ''insanı kamil'' söylemi,gnostisizmdeki christ(yani İsa,yani Tanrı)söyleminin karşılığıdır..
Aslında değil ama kafanızıda karıştırmak istemem zira kitaplar genelde en tepeye İsa, Musa, Muhammed vs. koyarlar da bu onları en tepede yapmaz genede, zaten tepe diyede bir şey yok.
Lakin insanlar zirveleri seviyorlar netekim.
Peygamberler bir takım kurallara, kaidelere bağlıdırlar, bu onları özgür de yapmaz, lakin İnsani Kamil kavramı özgürdür, ister yapar iste yapmaz, kurallara kaidelere bağlı değildir.
Bu yüzden Veliler altın, nebiler gümüş tuğladır diyede geçer.
Tabi dindar kesim buna şiddetle karşı çıkar, bu onların hayaline terstir.
Gnostikler(gerçek Hristiyanlar) bir christ olmaya,tasavvufçular(gerçek Müslümanlar) da bir Muhammed olmaya çalışıyorlar..Ben böyle anlıyorum bunu..Tabi dediğim gibi tasavvuftaki kavramlara,işleyişe filan yabancıyım..Yanlışsam düzeltin beni lütfen..
Kimse kimse olmaya çalışmamalı, bu bir hayal olur, hayalin peşinden de gitmek olur. İnsan kendi gibi oldukça, kendini bildikçe, zaten birileri ile arasına mesafede koymaz.
Fakat ilginç olanda insan bu meseleyi yanlış yola dalmadan da anlayamıyor galiba. Yanlış olmadan doğrunun anlaşılmaması gibi bir şey bu.
Hasılı insanlar yanlış yapmalı ki doğruyu anlasınlar. :D
Bu bir veya birlik konusu gnostisizmde önemli..Gerçek tanrı bir veya birlik olarak aktarılıyor..''Tanımlanamaz,bilinemez,anlatılamaz yüce birlik'' gibi..
Vahdeti Vücutta var böyle şeyler, Vahdeti vücutta da envai çeşit tanımlamalar bulursunuz, lakin üsteki doğum gibi bir hadise gibi yaşamayan adam, bu meselede ki inceliği çözemez.
Mesela her şeyin birliği deniyor ama bu söylemle anlaşılmaz, insan hafsalası bunu almaz, beyninde canlandıramaz, mesela bizim beynimiz ayrılıklar üzere hareket eder, anne baba, evlat vs. ayırırız ama başkasına anne demeyiz baba da demeyiz, tüm bu kavramları tek bir potada eritip birlik deyince, kime ne diyeceğiz, bu kolay mesele değildir.
İki tanrı meselesi de önemli..Uzaktan bakıldığında gnostisizmde iki tanrı var gibi görülür ama aslında tek bir tanrı vardır ve o tanrı da üstte ifade ettiğim gibi bilinemez olandır..
İki tanrı olayını hiç duymadım, ilginçmiş ama gene de iki tanrı var ise birde 3. olmalı, o nerede, onunla ilgili bir şey var mı?
Nasil tek bir tanri oluyor ki burada!? O zaman klasik, iyi tanri bilinemez, cunku gokte oturur, dunya isleri ile ilgilenmez, butun kotulugu oteki yapar gibi birsey mi? Burada(gnostizm) iyilik ve kotuluk, tanriya iliskin nasil ayiriyor? Veya iyi tanri, diger kotu tanriyi mi yaratmis oluyor veya bu kotu tanri kendi kendine mi turemis tanri?
Tasavvuf dunku cocuktur daha yas itibariyle(semavi dinlere iliskin), ondan once mevcut olan genel, antik Sufi'ligi vb. nereye koyuyor peki gnostizm? Adamlar dincilerin agziyla kafirin onde gideni, bir nevi tanritanimaz, iyi ve kotuyu birarada eritebilmis, harmanlamis tipler. Bana kalirsa gnostizm'in bu sekilde cikarimi(eger boyleyse) yine klasik"sevgili tanri veya tanri sevgidir, tanri sizi seviyor vb." (gerek hristiyanlik, gerekse muslumanlik)mottolardan evriliyor.
Ahlaksız
06-12-2016, 18:29
Sn.Felasife;tasavvufçuların veya tarikatçıların Muhammed=Allah dediklerini veya Hallaç gibi isimlerin kendilerini Allah yerine koyduklarını biliyoruz..
İnsanı kamil olmak,Muhammed olmaya tekabül ederse;insanı kamil olmak Allah olmakla aynı şeydir..Tabi bu satıhtan anlaşılacak şeyler değil..Olmak ile kastedilen kendini bilmektir..Tasavvufun da özü,kendini bilmek değil mi?Yani kendimizi bildiğimiz an,insanı kamil oluruz,Muhammed oluruz,Allah oluruz..Tasavvufçuların gayesi Muhammed olmak diyerek,siyerdeki Muhammed'den bahsetmiyorum..''Çok eşli oluyum,çok namaz kılıyım ve sonuçta Muhammed oluyum'' diyen bir tasavvufçu olamaz..
Ben tabi ki bu yorumları gnostisizmi biraz bildiğim için ve tasavvufun da gnostisizmden kaynaklandığını düşündüğüm için yapıyorum..Tasavvufu bilir gibi yapmak istemem ama en azından wikipedia beni teyit ediyor..
Size göre tasavvufçuların bir gayesi filan yok mu?
Sn.Felasife ve sn.Neva;Gnostisizmde düalizm önemlidir ama buna bakarak gnostiklerin iki tanrıyı kabul ettikleri gibi bir anlam çıkmasın..Asla böyle bir şey yok..Gnostikler tek bir tanrıya inanırlar..Bu tanrı ne yaratır,ne de bir adı vardır..
Dünya'yı yaratan tanrı Demiurgos veya laldaboath isimli tanrıdır..Aslında tanrı değildir ama kendini tanrı sanmaktadır..Sahte tanrı yani..Gnostikler bu tanrıyı,Yahudilerin tanrısı ''Yehova'' olarak kabul ederler..
3. tanrı yok mu?
Olmaz mı?
Teslis'in nereden kaynaklandığını da açıklayayım..
Gnostikler baba,oğul ve ana tanrıça üçlüsüne inanırlar..Hristiyanlar,bu üçlüdeki tanrıça yerine kutsal ruhu koymuşlardır..
Gnostik mitolojide,baba tanrıdan ana tanrıça Sophia veya kızı Sophia doğar..Sophia ise Demiurgos'u yaratır..Demiurgos ise tüm Dünya'yı yaratır ve ebeveyninden bihaber olarak kendisinin tek tanrı olduğunu söyler..
Kötülüğün kaynağı Demiurgos'tur..Baba tanrı ve kızı/karısı olan Sophia,Dünya'yı yaratmamıştır..Yaratamazlar da..Çünkü Dünya'yı yaratmak kötü/kibirli/küstah bir tanrının işi olmalıdır..Bu günah keçisi de Demiurgos'tur..
Peki,oğul nerede?
Asıl konu bu zaten..
Sophia aşağı kendiliği,eidolonu,psişeyi,nefsi temsil eder..Sophia yeryüzünde kaybolmuştur..bir Fahişe olmuştur..Sonuçta dayanamaz gerçek tanrıdan yardım ister..Hiçbir işe karışmayan gerçek tanrı karısı veya kızının sesini duyar ve ona oğlu christi yollar..Christ,yani İsa yüksek kendiliktir..Deamondur..Ruhtur..İsa,yeryüzünde kız kardeşi ile cinsel ilişkiye girer ve iki bir haline gelmiş olur..Yani tanrının iki parçası birleşerek tanrı haline gelirler..Bu kutsal evlilik veya mistik evlilik gnostisizmin temel taşlarından biridir,hatta temel taşıdır..İnisiye olan gnostiklerden gelinler diye söz ediliyor..Yani gnostikler kendilerini gelin yerine koyuyorlar,Dünya'da fahişe haline gelmiş Sophia yerine koyuyorlar..Kurtuluşun gelin odasında gerçekleştiği veya gelin odasının kutsalların kutsalı olduğu söylenir..Bu çok önemli bir konu..Sümer'de başlıyan bir ritüel bu..Hani şu mabet fahişeleri filan var ya,işte gnostisizm bu Sümer'deki mabet fahişelerine kadar geri götürülebilir..
İslam'la bir alakası var mı?
Bir hadiste Kabe çevresinde menilerin aktığından bahsediliyor..Bir başka hadiste çıplak tavaftan bahsediliyor..Rahim şeklindeki taş veya küp(tanrıçanın şekli) şeklindeki mabet..
Çok ilginç ama söylediklerimle alakalı bir bilgi vereyim..İbni Arabi Kabe'yi tavaf ederken Sophia'yı görmüş..
Kim bu Sophia?Tanrıça..
Kabe için ne deniliyor?Tanrıça tapınağı..
Sophia, aslinda "bilgelik" saglayan dunya gezegenidir. Gnostik anlatilarin tamami sembolik, ayrica kendi mezhepleri icinde de ayrisilar, hatta kavga ederler. Demiurgos hepsine gore negatif bir sey degildir.
"Setyan Gnostisizmi ve Platoncu Gelenegi" diye bir kitap var, detayli sekilde anlatmis eleman, aslinda bunlarin temeli Pisagorcular.
Tanri: Uzay
Demiurgos: Gunes sistemi (sahte tanri)
Lusifer: Akil
Abraxas: Gunes (buyuk Arkon)
Yedi Arkonlar: Yedi gezegen (bunlarin yorungelerinin vucutlardaki enerji merkezlerine baglantisi vardir, karakteri ve yasamsal yonelimi bunlar belirler, tanrisi Saturn olan dunyevi zevklerin pesinde, Jupiter olan guc pesinde, Merkur olan bilgi pesinde vs. Tanrisi ucten fazla olan deli falan oluyor)
Agnosis: Varolus ('un sebebi) - Tanri'nin her dongude kendini becermek istemesi/baslangicsiz ve sonsuz cehalet
Plasmatio: Pleroma'dan zamansiz dusus, Adem'in evrimi (Ouroboros; kendi kuyrugunu kovalayan yilan)
Gnosis: Tanri'nin Kurtulusu/Pleroma'ya donus
Gnostik panteizmde Tanri'nin duygun seks istegi, "ezeli cehalet" (Agnosis) olarak adlandiriliyor, kendinden baska seksuel iliskide bulunabilecegi hic bir sey olmadigi icin, kendisini parcalamak zorunda, fakat cekecegi aciyi bilmiyor (ilk gunah). Tanri'nin bu cehaleti, kendi gucu (Spiritum) ile zekasinin (Nous) SEKS (Latin 'Secare'den geliyor: parcalanma/kopma) yapmasina sebebiyet veriyor, ve Logos doguyor; Logos'tan evren sudur ediyor. Sekar kelimesi Kuran'da da vardi galiba, kavuran ates mi oyle bir sey, Muhammed yanlis ogrenmis.
Logos'un ilkeden kopmasi, Pleroma'dan dususun sebebi, bu dususun neticesi olarak parca-ruhlar (anima), her firsatta seksuel iliski halinde varligi devam ettiriyor, yani var olusun tek amaci seks ve orgazm, bu istekten mutlak olarak arinmis Nous ise "KRESTOS" (Christ) oluyor, yani agnosis giderilip, gnosis bulunuyor. Gnostiklere gore anima maddi bir seydir, Tanri'ya (uzaya) form veren bu kollektif ruhlarin seks planlaridir, her sey seks yapar, gunes dunyayla yapar, dunya ayla yapar, su toprakla, atom atomla, gece gunduzle, erkek erkekle, kadin kadinla, erkek kadinla, sevgi nefretle, sadece seks.
Dikkat ederseniz Gnostik sembollerin cogu penis ve vajina, bazilari da motiflerde gizlenmis.
0dEZrfZYX-g
Felâsife
06-12-2016, 20:56
Sn.Felasife;tasavvufçuların veya tarikatçıların Muhammed=Allah dediklerini veya Hallaç gibi isimlerin kendilerini Allah yerine koyduklarını biliyoruz..
İnsanı kamil olmak,Muhammed olmaya tekabül ederse;insanı kamil olmak Allah olmakla aynı şeydir..Tabi bu satıhtan anlaşılacak şeyler değil..Olmak ile kastedilen kendini bilmektir..Tasavvufun da özü,kendini bilmek değil mi?
Bilmek,
Bulmak,
Olmak.
Olmak güzel de yalnız gerçekten o olur muyuz?
Burası biraz muğlak, zira Tanrı dediğimiz, Muhammed dediğimiz, veya kutsal olan her ne ise neticede bizim Hayal sınırımızla sınırlı bir şey.
Bunun için Arabi fususun sonlarında;
"Hayalde yaratılan ilahlar, bir hudud ile mahdud oldular"
Yani bir sınır ile sınırlandılar der, o yüzden oldum diyen, kendi bu sınırları içinde Allah olabilir, Muhammed olabilir, ama bu gerçekte genede olmadığını gösterir, çünkü insan ilk başladığı zamanlarda ki hayali neyse, en sonda da ona ulaşmış olur, bildiği bir şeye sahip olmuş olur.
Daha net söylemek gerekirse, nefsinin arzu ettiği şeyi bulur.
Olmak asla bu değil, öyle ki yıllarca üzerinden atamayacağı bir şokla karşılaşması gerekir ki o nefsinin istediği olmasın, o hayalini kurduğu şey olmasın.
O yüzden kitap yazanlar olayı Tanrı olunca bitirirler, çünkü ulaşılacak menzil odur, son durak odur, neticede hayalleri oraya kadardır, Tanrıdan ötesi yoktur yazarlara göre.
Kendini bilmek güzeldir de, kendimizi hakikaten ne kadar biliriz, burasıda çok muğlaktır.
Eğer kendimizi biliyorsak zaten arayış bile yapmayız, sonumuzu düşünmeyiz, nasıl ki öncemizi düşünmedik sonramızı hiç düşünmeyiz, bu yüzden arayışta olmak kişinin kendini bilmemesiyle alakalıdır aslında, ama bu mesele bir o kadar da elzemdir, insan yanlış yapacak ki doğruyu kıyas edebilsin.
Size göre tasavvufçuların bir gayesi filan yok mu?
Bu tamamen kişisel fikrim, yok.
Aslında kimsenin gayesi yok, her şeyin hazır olduğu bir sistemde herkes illa bir şeyler yapacak, gayelerde hazır çünkü, birileri hazırlamış ekstra bir gaye yok... Adeta görev taksimi gibi, bunları savunacak filan ama gerçekten savunduğu için mi yapıyor yoksa onu savunacak ondan başka kimse olmadığı için mi savunuyor.
Kısaca başka çaresi olmadığı için mi yapıyor bunu.
Böyle olunca, bu bir gaye değil aslında, onu yapmaya mecbur olduğu için yapıyor, yani bir nevi zorlama, görev.
Zaten dediğim gibi bir sürü gayeler var ve herkes bir ucundan tutuyor ilginç bir şekilde.
Herkesin en ortak noktasıda "düşünmek"
Bugün hayatın dışında, kimselerin yapmadığı, yaparsa da kendi istediği için yapacağı, birilerinin yaptığını taklit etmeyeceği tek gaye düşünmemektir.
Bu bir nevi her şeyin hazır olduğu bir dünyada, hazır olmayan tek şey.
O yüzden tasavvufçular bu sistemi değiştirmeye hiç çalışmamışlardır, "Her şey merkezinde" derken bile bu kast edilir, çünkü sistemi sistemin kurallarıyla bozmaya çalışmak, sistemin istediği bir şeydir, bu genede sisteme hizmet etmek demektir. Böyle bakar bizimkiler.
Neticede zıtlar bir birlerine güç verirler, birinin yok olması diye bir şey söz konusu olmaz, zayıflar ama geri güçlenir, çünkü onun gücü karşısındakindendir.
Hiç bir şey yapmamak, hiç bir şeye karışmamak, sufinin tuhaf dünyasıdır, ama bu kolayda değildir tabi, böyle olmak zorundadır.
Zorunluluk olunca bu bir gaye midir? bence değildir, onun için yok dedim.
Çok ilginç ama söylediklerimle alakalı bir bilgi vereyim..İbni Arabi Kabe'yi tavaf ederken Sophia'yı görmüş..
Kim bu Sophia?Tanrıça..
Kabe için ne deniliyor?Tanrıça tapınağı..
Bilgiler için teşekkürler, bir araştırayım bakalım koca Arabi ne demiş Sophia için.
Felâsife
06-12-2016, 21:35
her sey seks yapar, gunes dunyayla yapar, dunya ayla yapar, su toprakla, atom atomla, gece gunduzle, erkek erkekle, kadin kadinla, erkek kadinla, sevgi nefretle, sadece seks.
Eheh, ilk başta itici gelen cümleler bunlar ama olayın bir yönüde böyle tabi, hayatta olmayan bir şey değil bunlar.
Tabi entersan olan bunlar aslında bir birlerine zıtlar, (iki aynı şeyi kast etmiyorum kadın kadınla gibi) ortada bir birine emsal zıtların birlikteliğinin amacı çocuktur, yani 3. olandır.
Birliktelik illa seks yapmak için birleşmek değil, birleşmenin kaçınılmaz bir mecburiyet olduğu için yapılır.
Yani ortada zıt varsa birleşme kaçınılmazdır, ki ortaya çocuk çıksın, adeta sulh olsun.
Diğer türlü çocuk yoksa zıtlar didişir durur, çocuk olunca da didişirler elbet ama çocuk neşedir sevinçtir bağlayıcıdır.
Ek:
Aklımdayken şunuda ekleyim, kadın kadınla, erkek erkekle birleşme olayıda üsteki anlama göre zaten semboliktir, birleşmede bunun biri cinsiyet değiştir, kadın kadınla da biri erkek olur. Erkek erkekle de biri kadın olur, hatta böyle canlılarda vardı bildiğim.
Gnostik panteizmde Tanri'nin duygun seks istegi, "ezeli cehalet" (Agnosis) olarak adlandiriliyor, kendinden baska seksuel iliskide bulunabilecegi hic bir sey olmadigi icin, kendisini parcalamak zorunda, fakat cekecegi aciyi bilmiyor (ilk gunah). Tanri'nin bu cehaleti, kendi gucu (Spiritum) ile zekasinin (Nous) SEKS (Latin 'Secare'den geliyor: parcalanma/kopma) yapmasina sebebiyet veriyor, ve Logos doguyor; Logos'tan evren sudur ediyor. Sekar kelimesi Kuran'da da vardi galiba, kavuran ates mi oyle bir sey, Muhammed yanlis ogrenmis.
Logos'un ilkeden kopmasi, Pleroma'dan dususun sebebi, bu dususun neticesi olarak parca-ruhlar (anima), her firsatta seksuel iliski halinde varligi devam ettiriyor, yani var olusun tek amaci seks ve orgazm, bu istekten mutlak olarak arinmis Nous ise "KRESTOS" (Christ) oluyor, yani agnosis giderilip, gnosis bulunuyor. Gnostiklere gore anima maddi bir seydir, Tanri'ya (uzaya) form veren bu kollektif ruhlarin seks planlaridir, her sey seks yapar, gunes dunyayla yapar, dunya ayla yapar, su toprakla, atom atomla, gece gunduzle, erkek erkekle, kadin kadinla, erkek kadinla, sevgi nefretle, sadece seks.
Evet Pyrrhon, Sekar kelimesi kitapta sozde kavuran ates seklinde geciyor. Ama kokenine baktigimizda agir alkol, icki vb. anlamindadir.Daha once farkli baslikta islemistik Tanah'a dair. Gnostiszmde de muhtemelen bu seks halini haliyor. Diger bir ornek olarak, ki ornekler cok fazla, minarelerin gercekte Osiris'in penisini temsil ettigini soylememize gerek yok sanirim.
Seks acisindan, bildigimiz anlamda seks degil de, daha cok ureme, bereket(tanri/tanricalar babinda) vb. anlamda kullaniliyor antik cagdan beri genellikle. Fakat bu istekten(varolusa iliskin ureme vb.) arinanin Krestos olmasi ilginc. Tam da bu yuzden olsa gerek Incil'deki Isa, aseksuel olarak tanitiliyor olmalidir. Dan Brown alti ustu bir kitap yazdiginda, kilisede yer yerinden oynamisti hatirlarsan, Isa'ya ait soyca bir bag kesinlikle olamaz babinda.
Evet Pyrrhon, Sekar kelimesi kitapta sozde kavuran ates seklinde geciyor. Ama kokenine baktigimizda agir alkol, icki vb. anlamindadir.Daha once farkli baslikta islemistik Tanah'a dair. Gnostiszmde de muhtemelen bu seks halini haliyor. Diger bir ornek olarak, ki ornekler cok fazla, minarelerin gercekte Osiris'in penisini temsil ettigini soylememize gerek yok sanirim.
Seks acisindan, bildigimiz anlamda seks degil de, daha cok ureme, bereket(tanri/tanricalar babinda) vb. anlamda kullaniliyor antik cagdan beri genellikle. Fakat bu istekten(varolusa iliskin ureme vb.) arinanin Krestos olmasi ilginc. Tam da bu yuzden olsa gerek Incil'deki Isa, aseksuel olarak tanitiliyor olmalidir. Dan Brown alti ustu bir kitap yazdiginda, kilisede yer yerinden oynamisti hatirlarsan, Isa'ya ait soyca bir bag kesinlikle olamaz babinda.
Ben Kleopatra'nın İğneleri zannediyordum!
Ahlaksız
07-12-2016, 19:19
Sophia, aslinda "bilgelik" saglayan dunya gezegenidir. Gnostik anlatilarin tamami sembolik, ayrica kendi mezhepleri icinde de ayrisilar, hatta kavga ederler. Demiurgos hepsine gore negatif bir sey degildir.
"Setyan Gnostisizmi ve Platoncu Gelenegi" diye bir kitap var, detayli sekilde anlatmis eleman, aslinda bunlarin temeli Pisagorcular.
Tanri: Uzay
Demiurgos: Gunes sistemi (sahte tanri)
Lusifer: Akil
Abraxas: Gunes (buyuk Arkon)
Yedi Arkonlar: Yedi gezegen (bunlarin yorungelerinin vucutlardaki enerji merkezlerine baglantisi vardir, karakteri ve yasamsal yonelimi bunlar belirler, tanrisi Saturn olan dunyevi zevklerin pesinde, Jupiter olan guc pesinde, Merkur olan bilgi pesinde vs. Tanrisi ucten fazla olan deli falan oluyor)
Agnosis: Varolus ('un sebebi) - Tanri'nin her dongude kendini becermek istemesi/baslangicsiz ve sonsuz cehalet
Plasmatio: Pleroma'dan zamansiz dusus, Adem'in evrimi (Ouroboros; kendi kuyrugunu kovalayan yilan)
Gnosis: Tanri'nin Kurtulusu/Pleroma'ya donus
Gnostik panteizmde Tanri'nin duygun seks istegi, "ezeli cehalet" (Agnosis) olarak adlandiriliyor, kendinden baska seksuel iliskide bulunabilecegi hic bir sey olmadigi icin, kendisini parcalamak zorunda, fakat cekecegi aciyi bilmiyor (ilk gunah). Tanri'nin bu cehaleti, kendi gucu (Spiritum) ile zekasinin (Nous) SEKS (Latin 'Secare'den geliyor: parcalanma/kopma) yapmasina sebebiyet veriyor, ve Logos doguyor; Logos'tan evren sudur ediyor. Sekar kelimesi Kuran'da da vardi galiba, kavuran ates mi oyle bir sey, Muhammed yanlis ogrenmis.
Logos'un ilkeden kopmasi, Pleroma'dan dususun sebebi, bu dususun neticesi olarak parca-ruhlar (anima), her firsatta seksuel iliski halinde varligi devam ettiriyor, yani var olusun tek amaci seks ve orgazm, bu istekten mutlak olarak arinmis Nous ise "KRESTOS" (Christ) oluyor, yani agnosis giderilip, gnosis bulunuyor. Gnostiklere gore anima maddi bir seydir, Tanri'ya (uzaya) form veren bu kollektif ruhlarin seks planlaridir, her sey seks yapar, gunes dunyayla yapar, dunya ayla yapar, su toprakla, atom atomla, gece gunduzle, erkek erkekle, kadin kadinla, erkek kadinla, sevgi nefretle, sadece seks.
Dikkat ederseniz Gnostik sembollerin cogu penis ve vajina, bazilari da motiflerde gizlenmis.
Sn.Pyrrhon;kitap sanırım İngilizce..Google'dan baktım ama Türkçe bir şey çıkmadı..Sanırım bu yazdıklarınızı o kitabı baz alarak yazıyorsunuz..
Ben yazdıklarınızdan hiçbirşey anlamadım,hiçbir şey..Gnostisizmdeki sadece seks konusu ile benzer şeyler yazdığınızı görüyorum..Geri kalan yazdığınız herşey,benim açımdan hatalı..En basitinden akla yatkın değil..Kavramlar da farklı..
Arada şunu da belirtmem lazım..Niye ben,sizin ve sn.Neva'nın mesajlarını okumakta güçlük çekiyorum..Mesela ''çoğu'' yazmak yerine,neden ''cogu'' yazıyorsunuz?
Farklı gnostik topluluklar var ama tüm gnostikler için madde kötüdür..Haliyle maddeyi yaratan sahte tanrı Demiurgos kötü olmak zorundadır..Çünkü esas tanrı iyidir..Siz öyle bir şey diyorsunuz ki,tamamen bu Dünya görüşüne ters..O kadar islam mezhebi var ama tüm Müslümanlar Allah birdir veya Allah tanrıdır derler..Demiurgos bazılarına göre negatif değildir demek,bazı Müslümanlara göre Allah melektir demek gibi bir şey..
Gnostik mitlerin hepsi semboliktir..Bu konuda haklısınız..Hepsi alegorik,metaforik,sembolik..
Sophia,Dünya gezegenidir demeniz de hatalı..Tabi siz bu kitabı baz alıyorsunuz..Öyle bir karıştırmışlar ki,anlatamam size..
Sophia'nın bilgelik anlamına geldiği doğru ama..Farklı isimleri ve farklı manaları da var tabi..Çok uzar bu konu..
Tanrı uzay,Demiurgos güneş sistemi filan..Böyle bir şey yok..Yazar kendine göre bir mit yaratmış..
Tanrı'nın seks isteği veya Tanrı'nın cehaleti filan..Komik..!
Önceki mesajlarımda ve konuda özet olarak anlatmaya çalıştım..Benim yazdıklarım özetin özetin özeti..Sadece Kaynaklarımdaki iki kitap 1000 sayfa..Sadece Sophia konusuna girsek,çıkamayız..
Şöyle bir şey var..Bu tarz konuları öğrenmek için farklı kaynakları karşılaştırmak lazım..Ben bunu yaptım..Bunu yapmazsanız,mevzuyu kavrayamazsınız..Tek bir kaynak,Ahaber seyredip Türkiye konjonktürünü yorumlamaya benzer..
Ahlaksız
07-12-2016, 19:43
Bilmek,
Bulmak,
Olmak.
Olmak güzel de yalnız gerçekten o olur muyuz?
Burası biraz muğlak, zira Tanrı dediğimiz, Muhammed dediğimiz, veya kutsal olan her ne ise neticede bizim Hayal sınırımızla sınırlı bir şey.
Bunun için Arabi fususun sonlarında;
"Hayalde yaratılan ilahlar, bir hudud ile mahdud oldular"
Yani bir sınır ile sınırlandılar der, o yüzden oldum diyen, kendi bu sınırları içinde Allah olabilir, Muhammed olabilir, ama bu gerçekte genede olmadığını gösterir, çünkü insan ilk başladığı zamanlarda ki hayali neyse, en sonda da ona ulaşmış olur, bildiği bir şeye sahip olmuş olur.
Daha net söylemek gerekirse, nefsinin arzu ettiği şeyi bulur.
Olmak asla bu değil, öyle ki yıllarca üzerinden atamayacağı bir şokla karşılaşması gerekir ki o nefsinin istediği olmasın, o hayalini kurduğu şey olmasın.
O yüzden kitap yazanlar olayı Tanrı olunca bitirirler, çünkü ulaşılacak menzil odur, son durak odur, neticede hayalleri oraya kadardır, Tanrıdan ötesi yoktur yazarlara göre.
Kendini bilmek güzeldir de, kendimizi hakikaten ne kadar biliriz, burasıda çok muğlaktır.
Eğer kendimizi biliyorsak zaten arayış bile yapmayız, sonumuzu düşünmeyiz, nasıl ki öncemizi düşünmedik sonramızı hiç düşünmeyiz, bu yüzden arayışta olmak kişinin kendini bilmemesiyle alakalıdır aslında, ama bu mesele bir o kadar da elzemdir, insan yanlış yapacak ki doğruyu kıyas edebilsin.
Bu tamamen kişisel fikrim, yok.
Aslında kimsenin gayesi yok, her şeyin hazır olduğu bir sistemde herkes illa bir şeyler yapacak, gayelerde hazır çünkü, birileri hazırlamış ekstra bir gaye yok... Adeta görev taksimi gibi, bunları savunacak filan ama gerçekten savunduğu için mi yapıyor yoksa onu savunacak ondan başka kimse olmadığı için mi savunuyor.
Kısaca başka çaresi olmadığı için mi yapıyor bunu.
Böyle olunca, bu bir gaye değil aslında, onu yapmaya mecbur olduğu için yapıyor, yani bir nevi zorlama, görev.
Zaten dediğim gibi bir sürü gayeler var ve herkes bir ucundan tutuyor ilginç bir şekilde.
Herkesin en ortak noktasıda "düşünmek"
Bugün hayatın dışında, kimselerin yapmadığı, yaparsa da kendi istediği için yapacağı, birilerinin yaptığını taklit etmeyeceği tek gaye düşünmemektir.
Bu bir nevi her şeyin hazır olduğu bir dünyada, hazır olmayan tek şey.
O yüzden tasavvufçular bu sistemi değiştirmeye hiç çalışmamışlardır, "Her şey merkezinde" derken bile bu kast edilir, çünkü sistemi sistemin kurallarıyla bozmaya çalışmak, sistemin istediği bir şeydir, bu genede sisteme hizmet etmek demektir. Böyle bakar bizimkiler.
Neticede zıtlar bir birlerine güç verirler, birinin yok olması diye bir şey söz konusu olmaz, zayıflar ama geri güçlenir, çünkü onun gücü karşısındakindendir.
Hiç bir şey yapmamak, hiç bir şeye karışmamak, sufinin tuhaf dünyasıdır, ama bu kolayda değildir tabi, böyle olmak zorundadır.
Zorunluluk olunca bu bir gaye midir? bence değildir, onun için yok dedim.
Bilgiler için teşekkürler, bir araştırayım bakalım koca Arabi ne demiş Sophia için.
Yanlış yapma konusunda şunu söyleyeyim sn.Felasife..Gnostikler ahlak kavramına karşılar..Bu insanlar için önemli olan ahlak köleliği değil,ruhsal özgürlük..Bu bakımdan bu insanlar çile çekmeyi veya serbest cinsel ilişkiyi seçerlerse,kimse bu kişileri eleştiremez..Yani tüm tabuların yıkıldığı bir ortam bu..Eşcinsellik filan da dahil buna..
Bir materyalist,bir ateist gibi ahlak kavramına bakıyorlar ama bir o kadar da düzgün bir hayat yaşıyorlar..Çünkü onlar için önemli olan kurallar,toplumsal normlar filan değil..
Mesela grup sekse karşı çıkmıyorlar ama seks yapmıyorlar..Bunun gibi..
Tabi seks yapmamaları,kutsal evlilik veya mistik evlilik kavramları ile çelişiyor..
Olmak konusunda haklısınız..Zaten reenkarnasyon bu yüzden var ya..İnsanlar olamadıkları için sürekli yeniden deniyorlar..Aslında reenkarnasyon inancı,kimsenin tek bir hayatta olamayacağının kanıtıdır..Gnostiklerin veya mistiklerin ben tanrıyım demeleri altında yatan neden,tanrı olduklarını söylemek değil de;tanrıdan bir parça olduğunu haykırmak olarak algılanabilir..
İbni Arabi'nin tavaf yapması bana garip geldi..Tasavvufta dini ritüeller yapılıyor mu?Ben bilmiyorum bunu..
Ayrıca Muhammed'in kızı Fatıma'da sophia olarak kabul ediliyormuş..Bunu da anlamak zor..Çünkü Sophia'nın gnostisizmdeki yeri ile Fatıma'nın İslam'daki yeri bambaşka..
Ahlaksız
07-12-2016, 20:25
Sophia hakkında birkaç şey daha yazıyım..Görünmeyen,bilinmeyen,tanımlanamayan,iyi olan,sevgi olan tanrımız ve bu tanrının kızı(kimi yerde karısı) Sophia ve oğlu İsa..
Dünya'da kaybolmuş,bir fahişeye dönüşmüş olan Sophia'nın gnostiklerdeki karşılığı iki Meryem'dir..Biri bakire Meryem,diğeri fahişe Mecdeleli Meryem..Bakire Meryem,babası olan bilinemez tanrının yanındaki yüce olan Sophia,Mecdeleli Meryem ise aşığı İsa tarafından fahişelikten kurtarılan düşmüş olan Sophia'dır..
İsa bilinci (ruhu) temsil ediyor..İsa'nın aşığı/kardeşi olan tanrıça Sophia ise,yani Mecdeleli Meryem psişeyi (nefsi) temsil ediyor..Gnostikler İsa'nın yani ruhun/bilincin/esas tanrının farkına varmak,kendini bilmek için kendilerini İsa'nın seks yaptığı kız kardeşi Sophia,yani Mecdeleli Meryem yerine koyuyorlar ve kendilerinden gelinler diye bahsediyorlar..İsa'da damat oluyor tabi..
İnsanların kendini bir fahişenin yerine koyması,bu insanların maddeyi kötü olarak algılamaları ile de örtüşüyor..Dünya'da kendini kötülük altında hisseden,kendini bir hapiste hisseden bu insanlar,İsa'nın kendilerini kötülükten/maddeden kurtaracağına inanıyorlar..İşte ''kurtarıcı'' kavramı da buradan çıkıyor..İsa ilk günahtan filan kurtarmıyor insanları..İsa fahişe haline gelmiş insanları bakire haline getirmek için esas tanrı tarafından Dünya'ya yollanıyor..
Felâsife
08-12-2016, 01:45
Gnostikler ahlak kavramına karşılar..Bu insanlar için önemli olan ahlak köleliği değil,ruhsal özgürlük..Bu bakımdan bu insanlar çile çekmeyi veya serbest cinsel ilişkiyi seçerlerse,kimse bu kişileri eleştiremez..Yani tüm tabuların yıkıldığı bir ortam bu..Eşcinsellik filan da dahil buna..
Doğrudur.
Ben zaten Ahlak kavramının kendisine karşıyım (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=36766), insanlar bu kavrama sığınarak bir sürü şeyi kendilerine göre yontabiliyorlar. Anlaşılan batıda durum pek farklı değil.
Ahlak denen kavram bence çok asalak bir kavram, pek şeyden beslenebiliyor, böyle olunca ahlak üzerinden özgürlük söylemleri de (bence) yanlış oluyor.
Ben istediğimi yaparım böyle bir ruhaniyet bile yok.
Ruhaniyet dedikleri zaten BEN denen kavramın olmadığı yerdir, orada ben istediği yaparım da diyemezsiniz, çünkü benlik yok.
Senlik denen başka bir şey oluyor ki bu, bunun ifade etmesi bile zor aslında, kişinin kendiliğinin olmadığı yerde, istediğini yapması teorik olarak mümkün bile değil.
İstediğimi yaparım özgürüm ben demek bana açıkcası hep toyca geliyor.
O yüzden ben, BEN denen şeyin ne özgür olabileceğine, ne de kutsal olabileceğine inanmıyorum.
Bunu diyebilirler elbette ama illaki tıkanır böyle düşünceler.
Olmak konusunda haklısınız..Zaten reenkarnasyon bu yüzden var ya..İnsanlar olamadıkları için sürekli yeniden deniyorlar..
Kim bilir belkide böyle olduğunu düşünmek onlara iyi geliyordur, sonuçta "bulamamışsa" bir fırsat daha olmasının kimseye bir zararı olmasa gerektir.
Tabi burada bulamamak anahtar kelime, bulmak değil, bulan zaten aramaz, arayanda bulamaz, zira aramak öyle girdap bir şeydir ki bir zaman sonra aramak alışkanlık halini alır. Bulsa bile bulduğunu bile göremez, aslında arayışta olan zaten bulmuştur bile diyebilirim. :)
İbni Arabi'nin tavaf yapması bana garip geldi..Tasavvufta dini ritüeller yapılıyor mu?Ben bilmiyorum bunu..
Yapabilir tabi bunda sıkıntı yok, namaz filanda kılar hatta, tasavvufta ne olduğun önemli değil, ne olabiliyorsun o önemli.
Yoksa bu konudaydı galiba İnsanı Kamil iman ve inkarı birleştiren gibi bir şey demiştim, haliyle böyle bir adamda tabu olmaz.
Zaten adamın tavafıda normal değil, o başka alemlerde baksanıza Sophia filan. :D bu kadar tavaf eden vardır kimseden böyle bir şey duyulmuş değil.
Zaten onun en meşhur iki eserinden biri Futuhatı Mekkiye, yani Mekkede ki manevi fetihler anlamında ki tavaf filanla o oranın enerjisini hissetmek içinde gitmiştir oralara.
İmkanım olsa ben bile gitmek isterim oralara, ortam enerjisi farklı bir olay çünkü, beden orada kafam başka yerlerde olur orası da ayrı tabi. :D
Yapabilir tabi bunda sıkıntı yok, namaz filanda kılar hatta, tasavvufta ne olduğun önemli değil, ne olabiliyorsun o önemli.
Yoksa bu konudaydı galiba İnsanı Kamil iman ve inkarı birleştiren gibi bir şey demiştim, haliyle böyle bir adamda tabu olmaz.
Zaten adamın tavafıda normal değil, o başka alemlerde baksanıza Sophia filan. :D bu kadar tavaf eden vardır kimseden böyle bir şey duyulmuş değil.
Zaten onun en meşhur iki eserinden biri Futuhatı Mekkiye, yani Mekkede ki manevi fetihler anlamında ki tavaf filanla o oranın enerjisini hissetmek içinde gitmiştir oralara.
İmkanım olsa ben bile gitmek isterim oralara, ortam enerjisi farklı bir olay çünkü, beden orada kafam başka yerlerde olur orası da ayrı tabi. :D
Degil mi, (!) tavaf onemlidir.
Felâsife
08-12-2016, 04:42
Degil mi, (!) tavaf onemlidir.
Benim için manevi bir önemi yok ama insanlar bu kadar önemsediği için merak için bile olsa gitmek isterim.
Diğer taraftan bir fikrin, bir idealin de etrafında döner dururuz, tavaf olayı düşünen insana çok uzak bir kavram değil. Ben bu tavafı her zaman yaparım mesela. :third:
Benim için manevi bir önemi yok ama insanlar bu kadar önemsediği için merak için bile olsa gitmek isterim.
Diğer taraftan bir fikrin, bir idealin de etrafında döner dururuz, tavaf olayı düşünen insana çok uzak bir kavram değil. Ben bu tavafı her zaman yaparım mesela. :third:
Iste o yuzden demistim, (!) tavaf onemlidir.
spartacus
08-12-2016, 07:09
İstediğimi yaparım özgürüm ben demek bana açıkcası hep toyca geliyor.
O yüzden ben, BEN denen şeyin ne özgür olabileceğine, ne de kutsal olabileceğine inanmıyorum.
Bunu diyebilirler elbette ama illaki tıkanır böyle düşünceler.
Sevgili felasife asıl mesele, özgürlüğü, kişinin her istediğini yapması olarak düşünmektir. Oysa özgürlük, kişinin her istediğini yapması değil, alakası da olmadığı gibi bu türden ifadeler de özgürlüğe karşıttır...
özgürlük, zorunluluğun, zaruriyetin ve her istediğini yapamazlığın ve tercih edilebilirlik koşulunun sağlanması bilincidirve elbette hiç bir fiziksel-iradi baskı ve zorlama altında olmaksızın davranabilme şansıdır...
Hasılı üst paragrafı yazarken su içtim, susadım demek ki, işte özgürlük, susadığım anda suyu tercih edebilir ve ulaşabilir kılmaktır ve bana zorla içirmek ya da içirmemek değil, aksine gereksinim duyduğumda içilebilir koşula sahip olmam ve tercih edilebilirlik şansına sahip olmamdır, yine de yetmez, pekala kimsenin de bana zorla canı istediğinde(!) içirememesidir de.
peki, hiç su yoksa? işte özgürlüğü şimdi düşüneceksiniz ve gördüğünüz gibi özgürlüğün EGO YA DA BEN'LİĞİN her istediğini gerçekleştirmesiyle alakası yok...
böylece ve yine şu da vardır ki, "özgürlük" kendi başına muğlak bir kavramdır, bir tanımı vardır ancak özele, özgül şeylere dair değildir, insan hangi konuda özgür-değil ayırdımını yapmak zorundadır ve koşula, duruma, yere, gereksinime göre değişir ve özgürlük bilince edilemezse(koşulalr çözülemezse) zaten kişi tercih etme şansına da sahip olmaz, böylece yine özgür olamaz...
örneğin kapitalizmin "özgürlük & birey" ifadeleride özgürlük düşmanıdır, sahtedir, yalandır, HAYALİ ARGÜMANDIR, diğer taraftanda bireycilik özgürlüğün asli düşmanıdır -ki bu koşulda özgürlüğü her istediğini yapmakla birey'in kendinden menkul ve sırf kendi şahsına münhasır davranışıyla koşulalrdan da bağımsız ilişkilendirmek hatadır. Şu ya da bunu yapmaya sahipsiniz, seçme şansınız var denir lakin seçme şansının sırf niyetle değil KOŞULLA olan asli ilişkisini, esas ZEMİNİNİ yok sayarken, bir yandan her birey özgürdür derken diğer taraftanda bireylerin seçme şansının koşullarını elinden alan sisteme dönüşür, olmayan özgürlüğünüzü böylece elinizden alır ve özgürlüğün taınımında içini boşaltır, şebeğe çevirir.
Kısaca suyu sizden alır, ama içme özgürlüğünüz var der...
haydi herkesin Miamilerde 15 günlük tatil yapma şansı var, herkesin villa da yaşama şansı var, herkesin trilyonluk araba alma şansı var, gidersin galeriye alırsın(?), herkesin ezilmeden, sömürülmeden yaşama şansı var, herkesin aç kalmama özgürlüğü var(!) vs... peki herkes yapabilir mi, koşula sahip mi? hayır, o halde kimse özgür değil. Bütün mesele koşulda düğümlenir ve özgürlük de koşula-koşuta göredir, yani sınırsızca dilekleri gerçekleştirmek değil, koşullar ölçüsünde hareket edebilme şansı ve o şansa sahip olabilmektir. ego ya da ben'lik geçerli değil, bütün mesele gereksinimler ve hareket özgürlüğünün koşullarının mevcut olup, olmaması, zaruriyetler ve karşılayabilme koşulları ve tercih edilebilirlik şansıdır...
Daha detaya girebilirdik, lakin hem konu dağılıyor hem de yazı detay da uzuyor... hasılı özgürlük her istediğimizi yapmak değil, yapılabilirliğin sınırları-koşulları dahilinde hareket edebilmek ve neyi yapamayacağının da bilincine varmaktır. örneğin evinden çıktın, bir yere gideceksin ama gideceğin tüm yollar kapatılmış, işte bir mahrumiyet durumu, özgürlüğün ego ile hiç bir ilgisi yok, zaruriyet ve zorunlulukla ilgili, siz ekmek almak için bakkala gitmeye mecbur iseniz bakkalın yolları tıkalı ise alamazsınız, bakkal yoksa yine alamazsınız, o halde bu konuda özgürlüğünüz bakkala giden yolunuzun tıkalı olmamasından geçiyor, tıkalı ise mahrumiyetiniz size özgürlüğün bilincini dayatır, sizi mahrum kılan egonuz değildir, size o şansı verecek olanda egonuz olmayacak, tamamen şartlar-koşullar dahilinde, bakkala gidip, ekmek alıp-almamak tercihini yapabilme şansınızın ve koşullarına mevcut olup/olmamasıyla ilgilidir... Kişinin canının her istediğini yapıp, yapamaması konusu özgürlükle değil davranışla ilgilidir ve özneldir, özgürlüğün koşulları ise esas ve temelde nesneldir.
pekala her an zeytin yemeye mecbur kaldınız diyelim, iyi ama doğada ve ortamda mevcut olduğu halde, sizi peynir yemekten ve tercih edebilirlikten alıkoyan ne? işte özgürlüğün bilncine doğru yol alıyorsunuz... yok efendim soframda tavuk sütü, inek yumurtası olsun, bunun özgürlükle alakası yok, çünkü özgürlük zaruriyet kadar koşulun da bilincidir, olanlar arasında tercih edebilirlik ve mahrumiyetin kaynağının analizidir, böylece mahrumiyetin kaynağını çözümleyen insan aşmanın da yollarını bilince edebilir. Kimse verili koşulları analiz edemeyen bir insandan daha esir değildir, ama ne yazık ki dünyamızda, çoğunluğunun durumu da budur, sonra özgürlüğün her canının istediğini yapmak olarak enjekte edilir, koşulalrın elind eçaresiz kalmış kişiler avunur, her istediğin gerçek olmaz ki canımmmmm diyerek de esaretini kabullenir, teşvik ve tercih edilebilir hale getirir... Koşuların analizi ise, neleri yapabilme, tercih edebilme, erişme şansına sahip, bunalrdan mahrum kılan ne(?), koşul nedir(?) böylece koşulda ne yapabilirim(?) noktasını bilince etmeli ki, tercih edebilmek kadar neyi nasıl tercih edebileceğine dair fikiri sahibi olsun, koşulun analizini yapamayan insan dolayısıyla zaten ne yapabilirim noktasında bir fikrede sahip değildir,öylesyse koşulu analiz edemeyen bir insan dan daha esir bir insan yoktur, çünkü atıldır, hareket etme şansı vardır ama edemez...
Felâsife
08-12-2016, 16:44
Iste o yuzden demistim, (!) tavaf onemlidir.
Benim jeton biraz geç düştüğü için, illa makineyi sallamak gerekiyor. :D
Sevgili felasife asıl mesele, özgürlüğü, kişinin her istediğini yapması olarak düşünmektir. Oysa özgürlük, kişinin her istediğini yapması değil, alakası da olmadığı gibi bu türden ifadeler de özgürlüğe karşıttır...
Eline sağlık sevgili spartacus, söylediklerine aynen katılıyorum.
Ahlaksız
08-12-2016, 18:41
Doğrudur.
Ben zaten Ahlak kavramının kendisine karşıyım (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=36766), insanlar bu kavrama sığınarak bir sürü şeyi kendilerine göre yontabiliyorlar. Anlaşılan batıda durum pek farklı değil.
Ahlak denen kavram bence çok asalak bir kavram, pek şeyden beslenebiliyor, böyle olunca ahlak üzerinden özgürlük söylemleri de (bence) yanlış oluyor.
Ben istediğimi yaparım böyle bir ruhaniyet bile yok.
Ruhaniyet dedikleri zaten BEN denen kavramın olmadığı yerdir, orada ben istediği yaparım da diyemezsiniz, çünkü benlik yok.
Senlik denen başka bir şey oluyor ki bu, bunun ifade etmesi bile zor aslında, kişinin kendiliğinin olmadığı yerde, istediğini yapması teorik olarak mümkün bile değil.
İstediğimi yaparım özgürüm ben demek bana açıkcası hep toyca geliyor.
O yüzden ben, BEN denen şeyin ne özgür olabileceğine, ne de kutsal olabileceğine inanmıyorum.
Bunu diyebilirler elbette ama illaki tıkanır böyle düşünceler.
Kim bilir belkide böyle olduğunu düşünmek onlara iyi geliyordur, sonuçta "bulamamışsa" bir fırsat daha olmasının kimseye bir zararı olmasa gerektir.
Tabi burada bulamamak anahtar kelime, bulmak değil, bulan zaten aramaz, arayanda bulamaz, zira aramak öyle girdap bir şeydir ki bir zaman sonra aramak alışkanlık halini alır. Bulsa bile bulduğunu bile göremez, aslında arayışta olan zaten bulmuştur bile diyebilirim. :)
Yapabilir tabi bunda sıkıntı yok, namaz filanda kılar hatta, tasavvufta ne olduğun önemli değil, ne olabiliyorsun o önemli.
Yoksa bu konudaydı galiba İnsanı Kamil iman ve inkarı birleştiren gibi bir şey demiştim, haliyle böyle bir adamda tabu olmaz.
Zaten adamın tavafıda normal değil, o başka alemlerde baksanıza Sophia filan. :D bu kadar tavaf eden vardır kimseden böyle bir şey duyulmuş değil.
Zaten onun en meşhur iki eserinden biri Futuhatı Mekkiye, yani Mekkede ki manevi fetihler anlamında ki tavaf filanla o oranın enerjisini hissetmek içinde gitmiştir oralara.
İmkanım olsa ben bile gitmek isterim oralara, ortam enerjisi farklı bir olay çünkü, beden orada kafam başka yerlerde olur orası da ayrı tabi. :D
Kabe'yi bende görmek isterim ama bizi almıyorlar işte..Ateistiz ya..!
24 saat Kabe'den canlı yayın yapan bir kanal var..Bazen bakarım oraya..Hakikaten Kabe'de olan şey,bugün için inanılmaz bir durumdur..İnancın herşeye(teknoloji) rağmen,dimdik ayakta durduğununun kanıtıdır Kabe..
Google'a ibni arabi ve sophia yazdım ve size bahsettiğim şeyi gördüm..Bakınız;
İbn Arabî’de Allah’ın kendini bu şekilde yansıtmasının temelinde sevgi mertebesi söz konusu olmaktadır. O, bu konuda güzellik için sevilecek olan tek varlığın Allah olduğu ve bu sevginin esin kaynağı olarak kendisini göstermek için seçtiği yaratıklarda görmenin mümkün olduğu ön savını ileri sürmekte ve Kabe’nin çevresinde dönerken kendisinde büyük etki yaratan bir görüntü/hayal ile karşılaştığını, bunun Nizam adlı bir genç kız olduğunu ve onun ilâhî bilgeliğin vücut bulmuş hali olan Sophia(bilgi, hikmet), olduğuna inandığını belirtmekte ve erkekler için kadınların Allah sevgisine ulaşmada bir esin kaynağı olduğunu ileri sürmektedir.53
http://www.tasavvufdergisi.net/Makaleler/954617285_makale8.pdf
Sn.Felasife;önceden tasavvufla ilgilenen bir müslüman mıydınız?
Felâsife
08-12-2016, 19:29
Sn.Felasife;önceden tasavvufla ilgilenen bir müslüman mıydınız?
Tabi canım hikayemde evvela müslümanlık var ama o fazla sürmedi, 1 yıl geçmeden zaten tasavvufun tohumları çoktan ekilmeye başlamıştı, burada (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=39098) hikayemi uzun bir yazı dizisiyle paylaşıyorum.
O yazıyı bende gördüm ama birisi Arabinin anladığı şeyi anlatmaya çalışmış ki aslında ben o tür yazımları pek sevmiyorum, pek anlam çıkartamıyorum bunlardan, kitabın tercümesini de koysa, öyle yorumlasa daha iyi olurmuş.
Ahlaksız
22-11-2019, 22:30
https://www.youtube.com/watch?v=UYby9Mpxxy0
Ahlaksız
08-02-2021, 19:18
https://www.youtube.com/watch?v=VCIwJuaA35w
İnsanın varlığını devam ettirebilmesi için bedene muhtaç olmadığının ispatı niteliğinde.Beynin dijitalleştirilmesinin ilk adımlarına şahit oluyoruz.İşin sonu eşyaya nüfus etmeye son demde tekilliğe gider.
Alın size Gnostisizm Matrix Tasavvuf ve her şey insanın binlerce yıllık hayalleri.Boş sözlerle değil bizzat insan ürünü ile.
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/elon-muskin-sevgilisi-grimesdan-beyin-cipi-aciklamasi-hadi-taktiralim-1812251
Let's aim for chips by 2022. it's experimental surgery but if it succeeds we'll have the knowledge of the Gods haha
Ahlaksız
17-12-2021, 13:28
Matrix 4, bir hafta sonra, yani Noel'de(İsa'nın doğum günü) izleyiciyle buluşacak.
Neo'nun, aslında İsa olduğu alenen ortaya konuyor.
Ahlaksız
04-11-2024, 19:26
https://www.youtube.com/watch?v=Q3HG0iQOlg0
https://www.youtube.com/watch?v=UXx9Hph3DXQ