PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Zümrüd-ü Ânka'm


Felâsife
07-12-2016, 02:31
Ya Tanrı zar atacak, ya zaafiyet teorileri icat olacak.
Tanrı zar atmazmış, zaafiyet teorileri de olmayacak.
Ânka küller de yanacak, akibet soran bulunmayacak.
Yazın yonca bitince, her şey çok daha güzel olacak!?

Yan Ânka'm yan! ikimiz o yangında beraber yanışalım.
Alem sevdasını yaşarken, biz kızgın küllere karışalım.
Herkes doğruyu biliyor, Nemrutun ateşlerine atışalım.
Nefes almak bile zulüm, zulmet alevlerinde kalışalım.

Sana gülmeler yakışır lakin güzelliğini alıp satarlar.
Ben diyeyim ejderhalar, sen de çok dişli canavarlar.
Yaşamak mümkün değil, temiz vicdanlıyı karalarlar.
Küllerinden de çıkma, zamanı var, yoksa yaralarlar.

Zamanlar geçti çağlar değişti, seni ateşler de unuttular.
Kitaplar da ismin geçmiyor, cismini küller de kuruttular.
Unutulan yansa ne yanmasa ne, volkan ateşi buluttular.
Ateşine bir damla suyu, ne tuttular ne de tutanı tuttular.

Ey küller kraliçesi, Zümrüd'ün aşkı, Ânka'nın ateşi.
Bir ağlasan sönecek, asırlar süren o utançlar ateşi.
Ola ki niyetlendin haber eyle, iki göz sana kurban.
Sönmese beni de yaksın, ruh yakanların kor ateşi.

Bilgeliğin Zümrüdü, güzelliğin Ânkası, bu şiir sana.
Yazı uçar söz kalır, hissedince ta ruhumdan ruhuna.
Gönüle mesafeler yok, kalp kalbe bitişik anlayana.
Zamanı öldürür duygular, kâf dağı ardında olsanda.
♥ ♥ ♥

Şüpheci Dinsiz
07-12-2016, 19:42
Uzun yıllardır babamın benden bir şeyler sakladığını düşünürdüm. Sanırım artık ne sakladığını anladım. Belli yaşa gelince anlaşılan ve henüz yaş yetmezliğinden anlamamış olanlara (sakıncalı olabileceği için) anlatılmaması gereken şeyler... Belli yaşa gelen ve anlamış olanlar kendi aralarında konuşuyorlar mıdır bilmem. Konuşmuyorlarsa, demek ki hiç konuşulmuyor.

Babamı şöyle bir yokladım, düşünceli düşünceli dinledi, konuyu değiştirdi.

Siz (bence) bu 'konuşulmayan şeylerin' ne olduğunu anlamış gibisiniz sevgili Felasife.

Sevgiler

Felâsife
08-12-2016, 00:44
Bence de kimse bunu kendi aralarında konuşmuyorlardır sevgili Şüpheci Dinsiz
Neticede gönülde olanın dile gelmesi zordur ama yazı ile ifade edilebilir, kolay değildir dilin dönmesi, kalem kolaylıkla oynayabilir.
Mesela bu şiiri veya diğerlerini ailemde sülalemde çevremde kimseler bilmez, belki duysalar şaşırırlar ama o kadar ötesi olmaz.
İnsan konuşulmayan bir şey konuşmaması, birazda suçlanması veya yanlış anlaşılabileceği için, gizler ve saklar. Çünkü içinde yaşadığımız hayat o kadar pamuk ipliğine bağlı ki kolayca kopabilir bu, daha doğrusu koparırlar.

O yüzden konuşulmayan şeyler, hep konuşulmayan olarak kalır.
Gerçi benim babamla sizdeki gibi bir ortamım olamaz, pek adam yerinede koymaz ama kendimde bir baba olarak, konuşulmayacak dünya kadar şeyim var diyebilirim. :D

Ne kadar anladım orasını bilemem ama bunu ifade ettiğiniz için teşekkür ederim.

Sevgiler

Şüpheci Dinsiz
08-12-2016, 01:44
Bahsettiğim şeyler, gizli bir sır veya gizli bir suç/günah değil. Hayata-yaşama dair önemli bir bilgi, önemli bir farkındalık. Bu bilginin -hazır olmayana, taşıyamayacak olana- verilmesi ona zarar verebilir. Bu yüzden herkesin bu bilgiyi kendi kendine edinmesi gerekiyor, bu yüzden hiç konuşulmayan, hatta konuşulmaması gereken şeyler.

Forumda diğer başlıklarda yazdıklarınıza, şiirlerinize bakarak bu sonucu çıkardım. Ve gayet iyi anladınız. :)

Sevgiler

bilgivehis
08-12-2016, 01:51
Bence de kimse bunu kendi aralarında konuşmuyorlardır sevgili Şüpheci Dinsiz
Neticede gönülde olanın dile gelmesi zordur ama yazı ile ifade edilebilir, kolay değildir dilin dönmesi, kalem kolaylıkla oynayabilir.
Mesela bu şiiri veya diğerlerini ailemde sülalemde çevremde kimseler bilmez, belki duysalar şaşırırlar ama o kadar ötesi olmaz.
İnsan konuşulmayan bir şey konuşmaması, birazda suçlanması veya yanlış anlaşılabileceği için, gizler ve saklar. Çünkü içinde yaşadığımız hayat o kadar pamuk ipliğine bağlı ki kolayca kopabilir bu, daha doğrusu koparırlar.

O yüzden konuşulmayan şeyler, hep konuşulmayan olarak kalır.
Gerçi benim babamla sizdeki gibi bir ortamım olamaz, pek adam yerinede koymaz ama kendimde bir baba olarak, konuşulmayacak dünya kadar şeyim var diyebilirim. :D

Ne kadar anladım orasını bilemem ama bunu ifade ettiğiniz için teşekkür ederim.

Sevgiler

Sevgili ustam, bu yorumun en az şiirin kadar etkileyici olmuş, aynı zamanda içimi sızlatan söylenmeyenleri kabarttı maalesef.
Başıma ne geldiyse söylenmeyenleri söylemekten geldi, bu yüzden de dokuz köyden hep kovuldum, tek dokuz köyden mi, imkan olsa bu dünyadan da kovacaklar...

Felâsife
08-12-2016, 02:30
Bahsettiğim şeyler, gizli bir sır veya gizli bir suç/günah değil. Böyle diyeceğinizi hissettim aslında, emin olun.

Bu yüzden herkesin bu bilgiyi kendi kendine edinmesi gerekiyor, bu yüzden hiç konuşulmayan, hatta konuşulmaması gereken şeyler.
Tabi mesele tam net olmayınca bende şu diyemiyorum doğal olarak ama kendi kendine bilgi konusunda haklısınız, insanlar bilgilere ulaşmaz aslında, bilgi insanlara gelir, yeter ki insan o frekansa çıksın.

Üsteki şiiri yazarken mesela, aslında ben başka bir şey yazıyordum, araya kafiyeli bir satır koyayım dedim, zincirleme reaksiyon gibi 1-2 saat içinde bu şiir ortaya çıktı, yazmasıda zor oldu gerçekten, foruma eklerken de son halini aldı.
Diyeceğim bu dediğinize katılırım bu illaki böyledir, bilgi içimizdedir netekim.



Forumda diğer başlıklarda yazdıklarınıza, şiirlerinize bakarak bu sonucu çıkardım. Ve gayet iyi anladınız. :)
Valla öyle diyorsanız öyle olsun sevgili dostum, gerçi kafamda tam şekillenmedi soru ama olsun, gizemde kalması benim için her zaman iyidir, ben net bildiklerimden her zaman acı çekmişimdir. çünkü o bilgiler rahat durmuyorlar illa çıkmak istiyorlar, üsteki şiirde tam öyle oldu mesela.

Sevgili ustam, bu yorumun en az şiirin kadar etkileyici olmuş, aynı zamanda içimi sızlatan söylenmeyenleri kabarttı maalesef.
Başıma ne geldiyse söylenmeyenleri söylemekten geldi, bu yüzden de dokuz köyden hep kovuldum, tek dokuz köyden mi, imkan olsa bu dünyadan da kovacaklar...
Başına gelenlere üzüldüm, maalesef doğru denen şeyin, eğri tarafıda bu oluyor, söyleyeni kovuyorlar.

Neva
08-12-2016, 03:13
Yine dokulmus sozler sevgili Felasife, yuregine saglik.

Felâsife
08-12-2016, 03:19
Sağ olasın sevgili Neva teşekkürler.

Bu arada Zümrüd-ü Ânka'nın hikayesini bilmeyenler olabilir, acıklı bir hikaye (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=545214&postcount=15)si vardır onun.

Şüpheci Dinsiz
08-12-2016, 03:57
Yakında yüklü bir şiir daha gelecek sevgili Felasife'den. :)

Felâsife
08-12-2016, 04:26
Gelene kapımız açık, hoş gelmiştir sefâ gelmiştir. :D

Felâsife
09-12-2016, 08:15
Ânka, Simurg, Hümâ diye Divan edebiyatında kullanılmış, tasavvufi gönüllerde de bir güzel işlemiş, merak edene iki küçük kaynak.

Divan Şiirinin Mitolojik Kuşları: HÜMÂ, ANKA VE SİMURG (http://turkoloji.cu.edu.tr/ESKI%20TURK%20%20EDEBIYATI/batislam.pdf)
Şeyh Galib Divanında Anka-Simurg Sembolü (http://www.ijla.net/Makaleler/2069338573_63-72%20Zülfi%20Güler%20(1)%20(2).pdf)

Anka ve Simurg, Divan Şiirinde en çok kullanılan, en ilginç ve en işlek mitolojik unsurlardan ve simgelerden biridir. Metafizik ve kozmik düşüncelerin ifadesinde, insanın emellerinin ve hayallerinin anlatımında, dinî, ahlakî ve içtimaî değerlerin dile getirilmesinde ve daha birçok şiirsel anlatılarda sembol olarak kullanılmışlardır.

Tasavvuf düşüncesi sembolik ifadeye çok müsaittir ve klasik edebiyatımızdaki birçok sembolik ifade tasavvuf düşüncesinden doğmuştur.

Anka, tekliğin, tek başına yaşayışın, başka bir şeye ve kimseye ihtiyaç duymadan kendi kendine yetmenin, kanaatkârlığın sembolü olmuş efsanevi bir kuştur.

Dehân-ı yârdır hep güft u gûy-ı ehl-i dil Gâlib
‘Aceb ‘ankâ-yı ma‘nâ nâm u şân ister mi ister yâ (Şeyh Galip)
"Galib! Âşıkların sohbeti, konuştukları hep sevgilinin ağzıdır, böyle bir Anka hiç şan şöhret istemez mi?"

Öyle yaksın beni kim âteş-i reng-â-rengin
Mürg-i 'Anka çıka hâkister-i hâşâkimden (Şeyh Galip)
"Rengârenk ateşin beni öyle yaksın ki, süprüntülerimin külünden Anka kuşu çıksın"

Gir gönül Kâfına 'Ankâ-yı hakâyık kıl şikâr
Ey Usûlî dâm-ı tezvir ü riyadır kal u kîl (Usûlî)
"Gönül Kafına gir, hakikatlerin Anka'sını avla. Ey Usûlî! Dedikodu, iki yüzlülük ve yalan dolan tuzağıdır"

Gönlümün şehbâzı 'ulvîlerde itmişken karâr
Bir 'aceb lu'b ile sayd itdi anı 'Ankâ-yı 'ışk (Muhibbi)
"Gönlümün doğanı yücelerde dolaşırken acayip bir oyunla aşk Anka'sı onu avladı"

Etmezem gülzâr seyrin bülbül-i şeydâ gibi
Meskenim Kâf-ı kanâ'at olalı 'Anka gibi (Hayalî)
"Anka gibi kanaat Kafi meskenim olduğundan beri çılgın bülbül gibi gül bahçesinde dolaşmam"

Ne ra'na rahş olur elhak ol ejderhâ-yı 'Ankâ-per Ki
eyler cilvesi sermende tavûs-ı hırâmânı (Nefî)
"Doğrusu o Anka kanatlı ejderha ne güzel at olur ki cilvesi salınan tavusu utandırır"

Gönül ki kâkülüne sineden hücum eyler Ol
âşiyâne-i 'Anka bu şîr-pîşesidir (Nailî)
"Gönül, kâkülüne sineden hücum eder. O Anka yuvasıdır, bu aslan gibi ona hücum eder"

Açdugınca şeh-per-i zerrinini 'Ankâ-yı mihr
Zâg-ı şeb kıldukça anun heybetinden intikâl (Mesîhî)
"Güneş Anka'sı, altından yapılmış uzun kanatlarını açtıkça, onun heybetinden gece kargası yer değiştirir (korkup kaçar)"

Felâsife
05-10-2017, 01:08
ZÜMRÜD-Ü ÂŞK'MAşkı unuttular be güzelim, ateşlerini de söndürdüler.
Çakma ruhlar inanca bakıp, betondan inkarı döktüler.
Aşığa yanmayı da çok görüp, dolanla üstünü örttüler.
Aşığa yanacak yerde yok, kim yansa yananı sürdüler.

Kimler var sen gibi Zümrüd'üm, söylesende bilseydik.
Çare olmazdık belki ama gözyaşımızı kurban etseydik.
Sessizliğin yokluğuna değil, bilakis varlığına işarettir.
Aşığın dili lâldir, ruhumuzda bari sesin duyabilseydik.

Hiç mi cevap yok Zümrüd'üm, cevapsızlık mı cevabın!
Benim ki de soru işte, boş soruya boşa olur cevabın!
Anlasam sormazdım, anlatsanda onu nasıl anlarım ki.
Bilmeyene soruda yok, bilene zaten olmazdı cevabın!

İnsanlar cehennemden korkuyor, yâhû o size değil ki.
Cehennem zaten elân var, ahirette kurulacak değil ki.
Hangi günah, aşktan daha büyük günah diye yazıldı ki.
O günahın bizatihi kendi, gayri azap kimseye değil ki.

Tanrı sever aşık olmayanı, ister inansın istersede inanmasın.
Dinler zaten aşkı örtmek içindir, kimseler aşıkları anlamasın.
Anlayanlarda onu kimselere anlatamasın, ne anılırsa o anılsın.
Aşıklar edebiyatlara hapsolsun, gayri isimleri dahi anılmasın.

Aşka mahkumlar varken, hiç bir suçlu, suçlu bile sayılmaz.
Katiller bile masum sayılır, yananın cezasına çarptırılmaz.
Gönlü yakan çakan bakışlardır, tutuşmayan katili anlamaz.
Ötesine hayat güzel, ölüm kurtuluş, aşksıza azap yapılmaz.

Dinler yasakladı aşkı, gönülde sadece Tanrıya yer ayrıldı.
Aşk girdabına düşmeyenlere, işte onlara müjdeler yapıldı.
Aşkın şarabını içenlerede, cehennemler törenlerle yakıldı.
Tanrıdan gayrıya yer yoktu, zûlmet halkaları aşığa takıldı.

Ey Zümrüd'üm ey Ânka'm, hangi azabın gazaplarına düştün.
Ruhlarda yanıyor! hangi Tanrının merhametine ters düştün.
Yangının kadar büyük olmayınca mı? kendi külüne karıştın.
Daha büyüğü yok, anladım! o yüzden aşkın ateşlere düştün.

Aşk zaten cümleyi silmek midir? yok artık daha neler.
Bedavacılar ona uğramasın, o fedakâr olanı mı bekler.
Cümleden geçemeyen, rüyasında dahi onu görmez mi?
Yanma yolun başı, hebâ sonu, kimse kalmaz nede izler.

Tanrı gönüllerdedir, sev ya da nefret et, farketmez.
İkisi de aynı yerin farklı yolları, duygusu farketmez.
Ama aşk iki yoldan da değildir o yolu bile unutmaktır.
Artık meçhûlden gelen meçhûle gider, yol farketmez.

Öyleyse aşk en büyük inkar, insanların en sevdiklerine.
İmanda en büyük ceza, aşkın yoluna kefen biçtiklerine.
Sırlar da sır kalır, gönül kapısından öylece geçtiklerine.
Aşk zaten sırdır, ondan bir kere içmeyi reddettiklerine.

Aşkın dışına lanet olsun denilmez, aşığa gayrısı yok ki.
Aşk her daim vardır, ondan özge başka bir şey yok ki.
Gayri tüm varlar, oyun oynamaca, oyuncak, oyalanmak.
Aşıklara oyun yok yanma var, oyuncak yok eden yok ki.

Gel sen sesim ol, ben de senin sıcak nefesin.
Dudağım dudağın olsun, ah çekişimse çekişin.
Ceylan gibi süzül hayalime, o sekerek gelişin.
Bu şiir kurbanın olsun, zaten senindir verişin.

Ver gönlünün ateşini, benden yananda sen ol.
Bırakma beni bana ki, gel de ateşine sahip ol.
Bende ben olmasın, sende de sen bulunmasın.
İki olmaz bir kalmaz, aşkı da yak, sırla sır ol.
♥ ♥