PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Liderler toplumun aynası mı?


bilgivehis
07-02-2017, 23:45
Genelde değersiz, dönek, iki yüzlü, sahtekâr, yalancı kişilikler lider oluyor.
Bu durum bir çelişki mi yoksa toplumun aynası mı veya daha başka nedenler mi var?
Çelişki ise kaynagı nedir, toplumun aynası ise toplum bu kişilige nasıl sahip oluyor, daha başka nedenler var ise onlar nedir?

Bu konuda siz değerli üyelerin görüşünü almak istiyorum, aynı soruları soran başkaları da belki bu konuda bir fikir sahibi olur...

Felâsife
08-02-2017, 02:00
Bu durum bir çelişki mi yoksa toplumun aynası mı veya daha başka nedenler mi var?
Çelişki ise kaynagı nedir, toplumun aynası ise toplum bu kişilige nasıl sahip oluyor, daha başka nedenler var ise onlar nedir?

"Çelişkilerin ilişkisi, ilişkilerin çelişkisi!"
Ne taraftan bakarsak bakalım, bir birlerinden ayrı değil bu iki kavram, bir birleriyle irtibatlı adeta. Böyle bu kadar bariz bir örnek, başka bir toplumda da olmasa gerek.
İktidar %50 yi almış, diğer yanda da diğer %50, artı eksi bir iki puanın bir önemide yok, bu acayip bir şey, hesaplasanız, zorlasanız, dünyayı seferber etseniz bunu tutturmak imkansız.

Lider toplumun aynası mıdır, olaya hiç bu taraftan bakmıyorum bile, bu küçük resim adeta, olaya daha büyük ölçekte bakıyorum,
"Biz dünyanın aynasıyız !..."

Başka değişle de kalbi konumundayız, şark ve garbın ortasıyız.
Ve eğer biz bu zıt durumda iç barışı sağlayalım, dünya düzelir o derece ilginç bir konumdayız.
Kalbin rahatlaması tüm organları rahatlatır.

Örneğin şu an ki KAOS ortamı, hatta öncesinden itibaren ki KAOS ortamı, sürekli yüksek tempo ve hiç düşmüyor. Çok ilginç aslında ve bende herkes kadar içindeyim, ilgiyle seyrediyorum.

Bu kaosların bir özelliği de FIRSAT yaratırlar, bakalım bu fırsat işi nasıl olacak, nasıl değerlendirilecek!
Kast ettiğim fırsat birinin ötekini yok etmesi değil, bu zaten bir fırsat değil, zulümdür.

Fırsat, çelişki ile ilişkinin anlaşarak bir araya gelmesidir.

Bu söylediğim tuhaf bir ihtimal ama ben böyle düşünüyorum.

Şüpheci Dinsiz
08-02-2017, 03:59
Sevgili bilgivehis,
Genelde değersiz, dönek, iki yüzlü, sahtekâr, yalancı kişilikler lider oluyor.
Bu durum bir çelişki mi yoksa toplumun aynası mı veya daha başka nedenler mi var?
Çelişki ise kaynagı nedir, toplumun aynası ise toplum bu kişilige nasıl sahip oluyor, daha başka nedenler var ise onlar nedir?

Bu konuda siz değerli üyelerin görüşünü almak istiyorum, aynı soruları soran başkaları da belki bu konuda bir fikir sahibi olur...

Değersiz, dönek, iki yüzlü, sahtekâr, yalancı dediğiniz kişilikler lider olduğunda, başarı kazandığında, onu lider yapan topluma fayda sağlıyorsa tarih ona göre yazılıyor, şöyle büyük liderdi, 100 metre uzağa işer, 500 metre uzağa tükürürdü diye.

Bu, toplumun beklentileriyle ilgili bir şey. Bu anlamda liderin yapısı, onu takip eden toplumun aynası olur.

Temelde yağmacı olan Orta Asya Türklerinin/Moğollarının Attila, Timur gibi liderlerini tarih, büyük adam olarak yazmıştır örneğin. İşgalci Osmanlı'nın padişahları hala yöce fatih filan diye anılır.

Tayyip de kendi toplumunun lideri. Onlar kazanırsa ona göre bir tarih yazılacak. Bu tarihte hep böyle olmuş.

--/--

Ülke-vatan nedir, neyin nesidir diye pek düşünmemiş milliyetçi/ırkçı insanlar var. Mesela Bulgaristan'ı, Arnavutluk'u, Yugoslavya'yı, İran'ı vs. bunlara sorsan, eee ne olmuş der. Öte yandan öldüresiye Ermeni-Kürt düşmanıdır. Halbuki öbür ülkeler ve insanları da eskiden Osmanlı toprağıydı, parçalanınca (https://tr.wikipedia.org/wiki/Eski_Osmanl%C4%B1_topraklar%C4%B1nda_%C5%9Fu_an_bu lunan_devletler_listesi) 51 ülke çıktı. Bunlardan biri de Türkiye.

Ne hikmetse yalnızca Türkiye'deki bir güruh Osmanlı'yı diriltmeye uğraşıyor, ne hikmetse Osmanlı'ya bedel ödetmek isteyen Türkiye'yi sıkıştırıyor, ne hikmetse parçalanma sonrasında Anadolu sınırları içinde kalan nüfusun bir kısmı ırkçılık/mezhepcilik yaparak diğer halkları asimile etmeye çalışıyor, edemediğinde öldüresiye düşmanlık gösteriyor.

Vatan denen şey bir takım 'lider'lerin peşine takılıp işgal ettiğin yer de olabiliyor, esirken-sömürgeyken kurtardığın toprak parçası da olabiliyor, doğrusunu-yanlışını tartışmıyorum, tıpkı iyi lideri-kötü lideri tartışmadığım gibi. her ne oluyorsa oluyor, başarılı olanlar tarihi bildiği gibi yazıyor.

Ganimetçi toplumun ganimetçi liderlerini yüzyıllardır övmüyor muyuz? Güney-Kuzey Amerika kıtalarını, Afrika'yı, Avustralya'yı işgal edenleri tüm Dünya yüzyıllardır övmüyor mu? Hitler Avrupa'yı değil de yeni keşfedilen bir kıtayı işgal etseydi veya Avrupa'yı işgal etmeyi başarsaydı o da övülmeyecek miydi?

--/--

Olay şu; ezilmiş toplumların ihtiraslarını-özlemlerini-öfkesini-gücünü kullanabilen kişiler lider olabiliyor, başarı kazanıldığında elde edilen ganimet toplumu tatmin ediyor, herkes zengin, herkes kahraman oluyor, peşinden yakışıkli bir tarih yazılıyor.

Bizler de -zamanın farkında olanları- olarak olanları, olacakları izleyen, bir şeyleri değiştirmeye gücü yetmeyen gözlemcileriz.

Sevgiler

bilgivehis
08-02-2017, 05:05
Sevgili Felâsife, biz dünyanın aynasıyız görüşüyle çok ilginç bir yaklaşımda bulundu. Bu yaklaşım aslında çok konuyu kapsayacak geniş bir alanı içine alıyor. Bunun için çok fikir üretilebilr, örnegin dünya iki yüzlü, sahtekâr, yalancı, dönek oldugu için biz de ona göre evrilerek onun aynası konumundayız denilebilir.
Veya dünya çok masum oldugu için bizler ona zıt olarak evrildik de denilebilir.
Ama sonuçta sadece liderler değil biz tamamen öyleyiz sonucu da çıkabilir ki, galiba bu dogru...
---------------------------------------

Şüpheci Dinsiz ise sanki aynı zamanda Felâsife'nin biz dünyanın aynasıyız görüşünün içerigini anlatmış gibi ilginçlikte Felâsife'den geri kalmamış :)

Ama Şüpheci Dinsiz'in son cümlesi var ya cidden beni ağlatacak cinsten.
Bu ağlatacak cinsten olan son cümle için bir örnek vereyim, kimse alınmasın, sadece bir örnek.
Arasıra gördügüm raporlu harbi delinin biri sürekli şu cümleyi söyler "Ben her şeyi bilirim ama bilmem" der. Bu cümle için gel de bu adamın deli olduguna inan ama deli işte sonuçta.
Şüpheci Dinsiz de bunu demek istedi "Biz her şeyi biliriz ama yine de gözlemciyiz". Maalesef öyle, biz çok şeyi biliriz ama bilmeyiz...

Sevgili Şüpheci Dinsiz, anlattıgın olaylara itirazım yok hepsi zaten yaşanan gerçekler, ancak alttaki bağlayıcı cümlene istaneden bir soru oluşuyor.

Olay şu; ezilmiş toplumların ihtiraslarını-özlemlerini-öfkesini-gücünü kullanabilen kişiler lider olabiliyor, başarı kazanıldığında elde edilen ganimet toplumu tatmin ediyor, herkes zengin, herkes kahraman oluyor, peşinden yakışıkli bir tarih yazılıyor.

Şimdi bunlar bahsettigin nedenlere dayanarak bir liderin peşinden gidiyor ama kendilerini ezen, döneklik yapan, yalan söyleyen, sahtekâr yine aynı kişidir.

Zaten kendileri de ondan farklı değil, işin ucunda ganimet var, fırsat var vs, diyorsun anladıgım kadarıyla.

Eğer öyle ise senin liderler toplumun aynasıdır görüşün ağır basıyor.
Diğer yandan da Felâsife'nin biz dünyanın aynasıyız ile de örtüşüyor zanedersem.

Yani bunu itiraz mahiyetinde değil, sadece görüşünüzü dogru anlamaya çalışıyorum...

Şüpheci Dinsiz
08-02-2017, 06:41
1200'lü yıllarda İbn-i Haldun (https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0bn-i_Haldun) adlı çok değerli bir bilgin-filozof yaşamış. Kendisi tarih biliminin kurucusu olarak anılır. Mukaddime (https://tr.wikipedia.org/wiki/Mukaddime) adlı eserinde, tarihte olagelen bir döngüyü müthiş bir açıklıkla dile getirir.

İbn-i Haldun'a göre; ilerlemiş medeniyetler, ilkeller tarafından yıkılmaya mahkumdur. Çünkü medeniyet seviyesi arttıkça hak-hukuk da artar, refah ve bilgi topluma yayılır. refaha ulaşan toplum saldırganlığı bırakır, gevşer, zamanla savaşmayı unutur. Bu, onları ilkellerin saldırısına açık hale getirir. Böyle bir saldırıya uğradıklarında da yenilir, tarihten silinirler.

--/--

Hakikaten, en güçlü imparatorluklar bile güçlerinin zirvesindeyken rehavete düşüp, daha zayıf düşmanlar tarafından yenilgiye uğratılmış, silinip gitmişler ve hakikaten daha zayıf olduğu halde daha vahşi-barbar olanlar koca imparatorluklar kurmuşlar.

Emperyalizm-kapitalizm/sümürü-emek sömürüsü savaşı da kimi zaman zayıfların kazanımıyla son bulmuş, diktatoriyal-faşist rejimler de silah üstünlüklerine rağmen halk ihtilaliyle devrilmişler.

Emperyalizm-kapitalizm-diktatorya-faşizm, her zaman ezme-sömürme-ganimet elde etme, bunu sürekli hale getirme çabası içinde olacak. Belki tarihin bir parçasında egemen olmayı başaracak. Bu hegamonya önünde sonunda ya başka ilkellerce (başka emperyalistlerce-kapitalistlerce-faşistlerce) yıkılacak, ya bizzat sömürülenlerce yıkılacak, ama kesin yıkılacak.

Tarihte şimdiye kadar bizzat sömürülenlerce yıkılan örnekler -az olmakla birlikte- var. Bizim de amacımız bu örneklere bir diğerini katmak. Şimdilik gücümüz yetmiyor, ama izliyoruz, gözlemliyoruz, insanlara anlatmaya çalışıyoruz. Biz ganimetçiliğin kötü olduğunu anlatıyorken, düşman ganimetin ışıltısını anlatıyor, hatta şimdiden pay veriyor. Kimin daha çok kazandığını tarih kitapları yazıyor, aynı tarih kitapları kimsenin baki kalmadığını da yazıyor.

Zayıf olanı ham yaparlar ve hep yapmışlar. Zayıf olmamak için birlik olmak gerek denmiş, ama hiç birlik olunamamış. Devlet olalım denmiş, bu sefer devleti ele geçirenler ezmiş.

Şöyle kenara çekilip "küçük ama güvenilir insanlardan oluşan bir topluluk halinde yaşayıp gidelim" diyene kimse rahat-huzur vermemiş. İlla saldır, illa öldür, illa yak-yık veya sen yapmazsan aynıları başına gelsin. Günümüzde illa sömür, illa sömürene ses çıkarma veya sen yapmazsan seni sömürsünler. Seçenekler bunlar.

Bu devinim eğrisiyle/doğrusuyla insanın hikayesi.

Sevgiler

kartopu
08-02-2017, 09:33
yıllarda İbn-i Haldun (https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0bn-i_Haldun) adlı çok değerli bir bilgin-filozof yaşamış. Kendisi tarih biliminin kurucusu olarak anılır. Mukaddime (https://tr.wikipedia.org/wiki/Mukaddime) adlı eserinde, tarihte olagelen bir döngüyü müthiş bir açıklıkla dile getirir.

İbn-i Haldun'a göre; ilerlemiş medeniyetler, ilkeller tarafından yıkılmaya mahkumdur. Çünkü medeniyet seviyesi arttıkça hak-hukuk da artar, refah ve bilgi topluma yayılır. refaha ulaşan toplum saldırganlığı bırakır, gevşer, zamanla savaşmayı unutur. Bu, onları ilkellerin saldırısına açık hale getirir. Böyle bir saldırıya uğradıklarında da yenilir, tarihten silinirler.
-------------------------------
Sn Şüpheci Dinsiz.
İbn i Haldun un düşüncesi ilgimi çekti bu kitabı hemen alacağım ve zevkle okuyacağım.
Marx ı Manifestoda işçi sınıfı için söylediği sözlere çok benziyor.

Komünistler görüşlerini ve niyetlerini gizlemeye tenezzül etmezler. Amaçlarına ancak şimdiye kadarki her türlü toplum düzeninin zorla devrilmesiyle ulaşılabileceğini açıkça ilan ederler. Varsın hakim sınıflar bir komünist devrim korkusuyla titresin. Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecekleri bir şey yoktur. Kazanacakları bir dünya vardır.

Felâsife
08-02-2017, 10:54
Sevgili Felâsife, biz dünyanın aynasıyız görüşüyle çok ilginç bir yaklaşımda bulundu. Bu yaklaşım aslında çok konuyu kapsayacak geniş bir alanı içine alıyor. Bunun için çok fikir üretilebilr, örnegin dünya iki yüzlü, sahtekâr, yalancı, dönek oldugu için biz de ona göre evrilerek onun aynası konumundayız denilebilir.
Veya dünya çok masum oldugu için bizler ona zıt olarak evrildik de denilebilir.
Ama sonuçta sadece liderler değil biz tamamen öyleyiz sonucu da çıkabilir ki, galiba bu dogru...
---------------------------------------
Yıllar önce 90 ların ortasında Mithat Bereket din ve laiklik üzerine bir haber belgeseli yapmıştı, ki o zamanlar da Yekta Güngörler, Erbakanlar derken ortalık fokur fokur kaynıyordu, tansiyon hep yüksekti.
Mithat belgeselin sonunda Kuran ve Anayasa kitaplarını birer eline alıp, Türkiye'de ki sorunların temeli bu iki kitaba dayanıyor, bu iki kitap bir biriyle çatışıyor demişti.

Sevgili bilgivehis, bu iki kitapta bizim ne özümüz, ne aslımız, ne de kendimiz, bize ait değerler değiller, bunları biz icat etmedik, bunlar başka milletlerin özleri, başka milletlerin sevdaları, hayalleri.

Kısaca biri doğunun hayali, biride batını hayali.

"Biz dünyanın aynasıyız !..." derken, üsteki bu meseleye göre dedim.
Öyle ki şu an çekilen acılar bile, bizim acılarımız değil, bu başkalarının acıları!
Bizim kendiliğimiz yok!
Aynanın içinde yaşayanlar gibiyiz.
Aynanın içinde kimsenin kendiliği olamaz!

Dediğim gibi bu büyük resimdir, hayat aynasının bize oynadığı bir oyundur, aslında bu oyun dünyaya oynanıyor.
Biz onların günahlarının, ihtiraslarının, doymak bilmez açlıklarının bir yansımasıyız.
Bizim iyiliğimiz bile onlara bağlıdır esasında, ama biz iyi olduğumuzda onlarda iyi olacaktır, bundan adım gibi de eminim.

Öteki türlü liderin/liderlerin de toplumdan bir ayrısı yok, toplum neyse onlar da o.
Hasılı onlarda ne yaptığının farkında değil, tıpkı halkında ne yaptığının ayardın da olmaması gibi.

Aynanın için de kimse kimseye ayna da olmaz, onlar zaten her biri birer yansımadır!

Sevgiler