PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Robotlar düşünebilirse ne olur ?


İlahimasal
10-02-2017, 14:22
http://shiftdelete.net/robot-kendi-varliginin-farkina-vardi-62406

Robotlar teknolojinin bu hızıyla düşünebilirler ,düşünmeye başladıktan sonra EVRİM de geçirebilerlermi? Evrim canlıya dair bir özellikmidir ?

Düşünebilen robotlarla yaşamak oldukça büyük sıkıntılarda ortaya çıkarabilir. Düşünsenize allahuakbaaar diyen bir robotu.

Şakası bir tarafa , düşünen robotları mekikle uzaya yollayabilirler. Robotların çok uzun süre uzayda yolculuk yapmasıda mümkün.indiği gezegende oksijen ve yiyecek ve benzeri ihtiyaçları olmadan , düşünebilen robotlar büyük araştırmalara imza atabilirler.

NickMickyok
10-02-2017, 15:46
Yapay zekanın gidişi şunu gösteriyor. Gün gelecek yarı insan yarı robot türler olacak. Sonra biz insanlar devreden çıkacağız, yapay zekaya sahip robotlar evrende yaşamaya devam edecek.

Felâsife
10-02-2017, 16:49
İnsanlığın en büyük hayali bu aslında. :)

Bu hayal dinlerle başladı, onlar insanı iç alemin de ROBOT etmek için uğraştı, tüm gayeleri bu idi, söz dinleyen, komut dinleyen insan, mükemmel bir şeydi, bunada iman dendi ama bu esasında bir yazılımın insana montelenmesiydi, Bilimle birlikte bu giderek gelişti ve insanın dış alemin de daha çok anlam buldu.
İnsanın pek çok parçası artık mekanik ve dijital parçalardan da oluşabiliyor, kalbini bile bir çanta içerisinde taşıyabiliyor, cihazlar, protezler, chipler derken İnsan da gittikçe robotlaşıyor.
Diğer yandan da robotlarda gittikçe insanlaştı ve daha da insanlaşmaya devam ediyor.

Sonuç, bir gün insan tam yetkiyi robotlara verdiğinde, ya da kontrolü robotlar ele geçirdiğinde, İnsan robotları yarattığına pişman olur mu bilinmez ama bu Tevratta geçtiğine göre Tanrı da kendi yerine bir şey yarattığı için çok pişman olmuş. :D

Hasılı ROBOT işi şimdilik lay lay lom şeklinde ilerlemekte ama o ROBOT bir gün robot olma bilincine erdiğinde, İnsanın işi biter.
İnsan, insan olma bilincine erdiğinde, Tanrının işinin bittiği gibidir bu.

Tatarka
10-02-2017, 20:03
Bence de günün birinde insanlar olmayacak.Yapay zekaya sahip, kendilerini üreten ve geliştiren robotlar olacak. Onlar da bizi tanrı gibi görürler :) Ama tanrılar ölmüş olacaklar.

Zaten evrende genişleme belirli bir noktaya gelince kütle çekim etkisi zayıflaması, takiben büyük yırtılma gerçekleşecek. Robotların bile yok olması söz konusu. İnsanın zaten geleceği yok.

spartacus
10-02-2017, 23:04
Robotlar ile canlılar özünde aynı sistem, fiziki etkileşimlere sahipler... Örneğin bir hesap makinesi
2x2=4 Sonucunu nasıl verir?

Sonucu bilir mi ya da yaptığı işin bilincinde midir? (iradi anlamda, bir iradesinden söz edilebilir mi? Ya ruhçu üfürükçülerin iddia ettiği gibi ne idüğü belirsiz sırf farazi, laf olan bir ruha muhtaç mıdır?)
Bilmez, bilmesi gerekir mi? Gerekmez, aslında temelde yatan, maddi ilişkilerin organize biçimde, bir sistem dahilinde işletilmesidir, kısaca fiziksel, kimyasal etkileşimlerin, belirli ölçüt, koşul altında bir aradalığı, eş zamanlama(denk gelme)...

Hasılı, organizmaların milyonlarca yılda, fiili, pratik olarak gelişimi -böylece etkileşimlerin kaçınılmaz sonucu olarak gelişip, karmaşıklaşması- ile, yine insanın bazı sistemler ve bilhassa köhne dinler yüzünden bilimde gecikmişliğinin aşılması sonrası bir kaç yüzyılda kat ettiği gelişimle, yine maddelerin bir çok yönü, özelliği vb belirli sistem(ortam dahil) , koşul dahilinde etkleşiminin kullanımıyla yani örgütlenmiş(organize) yapılar aracılığıyla çeşitli makineler üretti.

İnsanın milyonlarca yılda gelişen doğa oluşumlarını(ürünlerini) taklit etmesi, baz alması gibi, milyonlarca yılda kendiliğinden, erimli koşulları, müdahele yollu kısa vadelere de indirebilmek mümkün oldu. Kısaca, aslında ister insan, ister robot olsun, temelde yatan maddi ilişkiler, fizik kuralları, kimyevi tepkimelerin, açığa çıkarttığı hareket, enerji(iş yapma kapasitesi, iş) gibi faktörlerin, belirli bir sistematikle(organize) kullanımıdır.

Gelecekte doğanın milyonlarca yılda sunduğu erimli koşullar, insanın(ki üst paragrafta özetlendi) iş yetisi üzre kısa vadeli müdahalelerle, insan benzeri canlılar, makineler üretilebilecektir. İster makine sınıfında(robot vb) olsun isterse kimyevi çözümlemelerle organik yapılar olsun, sonuç olarak her halükarda belirli bir sistematik de, örgütlü haraket eden(organize!) oluşumlar(!) meydana getirilebilir. Doğada kendiliğinden-erimli varolagelen ilişkiler ağının, yapay ortamlarda muazzam kısa vadelere, süreçlere indirilmesi gibi. yani, peribacalarının, doğa koşullarında çok uzun vadede oluşmasına nazaran, insanın benzerini kısa vadelerde yapması gibi, birisinde kendiliğinden erimli ilişki,etkileşimin sonuçları ile karşılaşırken, diğerinde çözünlenmiş etkileşimlerin yapay olarak kısa vadede oluşturulup, etkilerinin sonuç almasını görürüz, o halde insan şu ya da bunu yapabiliyorsa, doğada erimli, etkileşimli süreçle bir çok oluşumun açığa çıkmasına imkan sağlıyor ve insan da doğanın bir parçası, etkileşimiyle doğanın değişim ve oluşumlarının etkileyen parçası haline de geliyor...

Şimdi ise henüz bilhassa yapay zeka konusunda bir durgunluk süreci yaşanıyor. İlk başlarda yapay zeka hayli çözülmüş gibi, yani çok da kolaymış gibi göründüyse de, fiili deneyimler hiç de kolay olmadığını açığa çıkarttı, belkide en önemli sebeplerinden birisi kullanılan sanal teknolojinin, doğadaki organizmalarla örtüşmemesi, doğadaki canlıların sahip olduğu sistemden uzak olması (fazlasıyla elektronik böylece kolaya kaçılmış) ve limitlemesi olabilir.

Her neyse, şey'in, diğerinden farklı olduğunun algısı zaten benliği anlamlı kılıyor ve benliğin anlamlı kılınması koşulunda iradeden söz edilebilir hale geliyoruz.

Sanılanın aksine hislerimiz de tamamen fiziksel ve kimyasal koşulların, ortamın ve birikim-tecrübenin ve anlık yaşananın(yani anlık etkileşimler de dahil) bir bileşeni, sonucudur, yani aslında daha ilk paragrafta örnek verilen hesap makinesinin ne yaptığını bilmemesi, bilmesininde gerekmediği sonuçların, benlik-irade faktörüyle irdelenebilir, kıyaslanabilir, bilinebilir, organize kullanılabilir hale getirilmesidir. Böylece irade-işlemci(örn:beyin), özünde verili ortam, koşulun imkan verdiği ölçüdeki bilinç-irade-dışı, maddi ilişkiler, etkileşimler ve sonuçları üzerine gelişen bir yapıdır ve hasılı temelde yatan yine bilinç-irade gerektirmeyen, yani doğal fiziki, kimyevi ilişki ve tepkilerdir. herneyse, bir robot işin mekanik boyutunu(hesap makinesi örneği gibi) aşarsa, belirli bir benlik kazanırsa ve yaptığı işi, kendisinin yaptığının farkına varırsa, belirli bir iradeye sahip olacaktır, her halükarda ama her halükarda iradeye, benliğe, bilince sahip olsa da, temelde yatan o fizik-kimyanın doğası ve bilinç dışı, bilinç-irade öncesi zemini üzerinde olacaktır ve bu zeminin etkileşimleri, olumlu, olumsuz olarak değerlendirilmesi bağlamında iradi hissiyatı anlamlı kılacaktır.

Son olarak, dinciler hiç bir açıklık getiremedikleri, hiç bir anlam yükleyemedikleri, ama çözümsüz kaldıkları her durumda işi hokus-pokus bir ruha yüklerken, ruhun nasıl hissettiğinin, neyi bildiğini, biliyorsa nasıl bildiği gibi soruları sormazken, aynı soruları dönüp organize canlılara sormaktadırlar. Sanki kendileri ruhun nasıl hissettiği, nasıl bildiği, iradeye nasıl sahip olduğunu açıklayabilmiş, ruh'u gözlem, deneylere tabi tutabilmiş gibi ve bir canlının şu ya da bu hareketine gelince, madde nasıl hareket edeceğini nereden biliyor diye sorabiliyorlar(ruh nereden biliyor peki?) ve ruh diye cevap verince sanki o nasıl sorusunu çözüyorlarmış gibi... neyse, bırakalım bir akıllı robotu, bir hesap makinesi dahi yeterli idi, 2x2=4 edeceğini hesap makinesi nereden biliyor? oda nesi, demek ki bilmesi gerekmiyormuş ve hesap makinesinin bir iradesi, ruhu'da yokmuşşşş... hasılı neymiş, işin temelinde olan irade-bilmek mefhumunu taşımıyormuş, yani hesap makinesi, çarpım işlemini bilmek ve irade sahibi olmak zorunda değil, ruh yalanına da gereksinimi yok, bilinç ise, işte o bilinç öncesi, ötesi, fizik-kimya temeli, ortamının, etkileşiminin üzerinde anlam, hayat buluyor, böylece bir robot, bir makine dahi, benlik farkındalığına erişerek(böylece irade sahibi) olabilirmiş-> "Kendi sesini duyunca hâlâ konuşabildiğini anlayan robot, “Tamam, şimdi biliyorum” dedi."

bilgivehis
10-02-2017, 23:31
spartacus hesap makinesi deyince aklıma geldi.

Birine kızgınlık anında derler "Şu taş beni anladı sen anlamadın" diye.

Bu söz eskiden beri öylesine denmiş olsa da hesap makinesinin veya herhangi bir elektronik aletin beyin kısmı gerçekten taş ile yapılıyor.

Biz insanlar taşı bile robot haline getirebiliyorken, bu dindarlara bir türlü laf anlatamadık maalesef...

spartacus
11-02-2017, 00:06
spartacus hesap makinesi deyince aklıma geldi.

Birine kızgınlık anında derler "Şu taş beni anladı sen anlamadın" diye.

Bu söz eskiden beri öylesine denmiş olsa da hesap makinesinin veya herhangi bir elektronik aletin beyin kısmı gerçekten taş ile yapılıyor.

Biz insanlar taşı bile robot haline getirebiliyorken, bu dindarlara bir türlü laf anlatamadık maalesef...
Çünkü koşullanıyor, şartlanıyor ve düşünemiyorlar en sağlıksız tarafı ise, düşünmekten korkar hale getirilmişlikleri. :)

Ruh yoksa, nasıl biliyorsun, yok irade gösteriyorsun diye sorarlar, oysa tüm akıl-mantığı devre dışı bırakmış tarafı bir yana, bu ifadelerinin, NASIL? sorusunu çözmediğinin dahi farkına varamıyorlar. Öyle bir şartlanma durumu ki, daha bunu düşünemiyor. haydi ruhu göster, deneylemiş, incelemiş, ruhun neresiyle neyi yaptığını, hangi bölgesiyle nasıl davrandığını çözmüş gibi, hal böyleyken size çok zor sorular sorarlar, amaçları kendi cehaletlerine şartlandırmaktır(ağaca çaput bağlayanın, atıyorum doktora gitme yolunu tutturmuş başkasını inandırma, caydırma çabasıyla farkı yoktur). İşte beyin nasıl düşünür, eldeki veriler, yani bilimin aldığı yol ortadadır, çat aha böyle diye her alanda incik, boncuk düzeyinde cevap veremeyiz, ama biliriz ki, beyin ortada, yani neyin nasıl bir organizma bütünlüğüyle düşündüğünü biliyoruz-bunu zaten biliyoruz yahu-, nasıl düşündüğü ise gözlem, deneyim, inceleme, birikim süreç sorunu... Ama o size zor soru sormakla, aha işte ruhtur deme safsatasını bile idraktan acizken, nedense bir kez olsun iyi de ruh nasıl düşünüyor diye sormaz, aynen ağaca çaput bağlayanın, o ağacın insanları nasıl tedavi ettiğini, çocuğu olmayanın sorununu, şu ya da bu beklentilerini nasıl çözdüğünü sormaması gibi... amacı üzüm yemek, öğrenmek, bilinçlenmek, bir şeyleri çözümlemek değildir, kendisine binlerce yıl eskinin ayak oyunları veya zanları-aczi üzerinden empoze edilen şartlanmışlığını, önyargılarını, önkabullerini, tekrar, ama tekrar kez dayatmaktır, tekrar, tekrar kendisini güdülemektir(empoze ile gütmektir)...

Neyse yapay zeka, kendindeliğin farkındalığına ulaştığında(ki şu an kısıtlı da olsa ulaştı) aslında 100 yıl önce biten ve laf olmaktan öte hiç bir yanıt vermeyen ruh üfürüğünün yerine belki DNA kodlaması, yok idüğü belirsiz ve tanımının da pof edildiği bir enerji kelimesi(ki madde ortada iken, maddenin şu ya da bu yönünü, özelliğini veya açığa çıkarttığı biçimleri saltık(!) kullanmaya ne gerek var ki. zaten enerji demek bir sistemin iş kapasitesi demek, yani aslında bir kendindelik değil, bir kapasite-nicelik ölçeği) vs diye zırvalayacaklardır, oysa o robot DNA ile kodlanmadı, ama kodlanabilir de, çünkü doğa bize un, su, şeker sunuyorsa, helvanın koduna erişilebilir ve aktarılabilir...

İnsanın gelişimide anne karnında nasıl oluyordu ki?(ki yaratım da söz konusu değil, oluşum söz konusu). Verili maddenin, ihtiyaç duyduğu kimyasal ortam-etkileşim ortamı- sağlanıyor,böylece doğaya bıraksanız milyon yıllarla ifade edilebilir erim süreci, yalıtık ama uygun ortamla aylara indiriliyor, erimli sürecin yerini, organize(örgütlü) işleyiş alıyor...

Eğer girdi sağlanabilirse ve -ki şimdisi için uzak- robot dediklerimiz üzerinde de, aynı erimli sürecin, bir sistematikle çok kısa vadeye indirgendiği bir üretim-oluşum sağlanabilir, yani kendileri üreyebilir veya ilk -en temel ve ilkel yanıyla!- kendilerinin kopyasını oluşturabilirler, asıl mesele kendindeliklerinin farkındalığına erişmeleri(ki bir yerde bu konuda bununla ilgili).

Natan
11-02-2017, 03:55
Spartacus;

"Hasılı, organizmaların milyonlarca yılda, fiili, pratik olarak gelişimi -böylece etkileşimlerin kaçınılmaz sonucu olarak gelişip, karmaşıklaşması- ile, yine insanın bazı sistemler ve .."

Mesela zihin, bilincin evrimi..beyinde ne daha karmsik olmustur da bilinc bu asamaya gelmistir? Bir sicrama oldu ki Afrika'yi terk etmeye yoneldiler. Ondan once oyle birsey yoktu. Ne oldu, nasil karmasiklasip sanat uretir oldu? Insan beyninin calisma prensiplerine mesela ahtapotu verebiliriz..bir turu vardi, aklima gelmiyor...yonelimselliginden bahsedebilecek miyiz? Yani var olan karmasiklastiginda ne oluyor?

Bir de su organizma meselesi..

Hani, organize olmadan yola cikarak,
Canliligin tanimini yapma girisimi gibi.
Atomlarin organize olusu, canliligin tanimi midir?
Bir ara o sekilde ifade etmistin yada yanlis hatirliyorum.


Ne dusunuyorsun?

spartacus
11-02-2017, 17:08
Spartacus;

"Hasılı, organizmaların milyonlarca yılda, fiili, pratik olarak gelişimi -böylece etkileşimlerin kaçınılmaz sonucu olarak gelişip, karmaşıklaşması- ile, yine insanın bazı sistemler ve .."

Mesela zihin, bilincin evrimi..beyinde ne daha karmsik olmustur da bilinc bu asamaya gelmistir? Bir sicrama oldu ki Afrika'yi terk etmeye yoneldiler. Ondan once oyle birsey yoktu. Ne oldu, nasil karmasiklasip sanat uretir oldu? Insan beyninin calisma prensiplerine mesela ahtapotu verebiliriz..bir turu vardi, aklima gelmiyor...yonelimselliginden bahsedebilecek miyiz? Yani var olan karmasiklastiginda ne oluyor?

Bir de su organizma meselesi..

Hani, organize olmadan yola cikarak,
Canliligin tanimini yapma girisimi gibi.
Atomlarin organize olusu, canliligin tanimi midir?
Bir ara o sekilde ifade etmistin yada yanlis hatirliyorum.


Ne dusunuyorsun?
Sevgili Natan

Organizma demek özünde örgütlenmişlikten gelir...

Bir kez organize olundu mu, eğer organizma -ki belirtmiştim- kendindeliğin farkındalığına erişirse, örgütlü hareket, yine örgütlü hareket edebilme sayesinde etkileşimlerle kendisinide(!) yeniden örgütleme seçeneğine sahip olacaktır, böylece bu döngü, oransal olarak katlanarak ilerleyecek -karmaşıklaşma ifadesi buradan geliyor.

Yani ilkel'in ilk aşaması, A seviyesinde örgütlü ise, ortam etkileşimini artık belirli bir örgütlü refleks (A seviyesi) ile karşılarken, A seviyesinde örgütlülük, örgütlülük öncesi durumun bir seviyesi iken(ilk-sel, ilk-el), B seviyesine sıçrama A seviyesinde örgütlülük tabanıyla olmakla farklılaşıyor.

Örneğin ateşe dokunduğunda elinin yanmasını yaşayan insanın, ateşden uzak durması gibi, örgütlü yapı bir kez oluştu mu, ortam etkileşimi, örgütlülüğün düzeyini, yine örgütlü taban sayesinde geliştirmeye varıyor(doğal-kendiliğinden örgütlenme- gelişme anlamında)

Atomlarin organize olusu, canliligin tanimi midir?
Bir ara o sekilde ifade etmistin yada yanlis hatirliyorum.

O şekilde değil de(o şekilde -temelde olsada, bütünde- yalıtık bir detay olur), canlılığın tanımının, organize olmuş madde olduğunu, cansızlığında maddenin organize olmadığı haline dendiğini ifade etmiştim. Yani

Organik -> Örgütlü hareket edebilen->organize - örgütlü etki/tepki->organizma
İnorganik -> Örgütsüz hareket zemini-> organize olamaz-fizik temeli etki/tepki-> organizmasız

Oluşumun yönü tek değildir, insan mantığının pragmatistliği(işine geliyorsa, yararlı ise alması, yararlı değilse yok sayması), olumlama temelli işlediği için yönü tekleştirmektedir. örneğin

Organik maddeler -> İnorganik maddelere dönüşür mü?
Evet!
Örneğin doğalgaz, petrol vs...
Öyleyse inorganik maddelerde, organik maddelere dönüşür mü?
Evet

Hal böyle iken insan bir yanını kolaylıkla idrak edip, kabullenirken, madalyonun diğer yanına iş gelince işi yokuşa sürmeye başlar... Yani tersinden olanın düzü, düzünden olanın tersi mümkündür ve ayrıştırılamaz(inişin, çıkışı gibi).

Burada anlaşılabilir ki, organize(örgütlü) hareketin sağladığı yetiler, bu yetilerin bir kez elde edilmesiyle, mevcut yapının, mevcut ortamda kazandığı şimdi-yeni durumuyla, eskiye nazaran muazzam yetilerle, yeniden ve yeniden örgütleme-örgütlenme(organizma gelişimi, organizelik üzre yeniden organize olma) şansına erişir, böylece biz eski ile yenisinin farklı değişimine gelişim deriz ve ilkel hal ile gelişen hal arasında karmaşıklaşma(yapı, işlev bakımından) meydana gelir...

Su, metan, amonyak, hidrojen

Uygun bir ortam sağlanırsa, yani bu elementlerin kimyasal tepkimelere giriş eşikleri ve buna benzer etkileşim ortamı sağlanırsa, kendi kendisini klonlayan(abiyogenez (https://tr.wikipedia.org/wiki/Abiyogenez)) daha doğrusu, moleküler yapısını, temsil ederken, girdiler sayesinde bu yapıyı kopyalayan(bilinçli hareket değil!) maddeler elde edilebilir.

Yukarıda anılan elementler ise aslında, basit, oksijen, hidrojen, azot elementlerinin farklı moleküler yapılarla bileşiminden meydana geliyor.. Örneğin oksijen, hidrojenle buluştuğunda, tepkime, etkileşim olacaksa, moleküler çeşitlenmede kaçınılmaz hale gelebilir, örneğin 2 hidrojen, 1 oksijen atomuyla bileşik yaparsa=>su, 1 Hidrojen atomu, 3 azot atomuyla bileşirse=>amonyak, 1 karbon atomu, 4 hidrojen atomuyla bileşirse=>Metan açığa çıkar...

İlkel çeşitlenme, bu halde, su, amonyak, metan, bunalrda birbiriyle etkileşirse? İşte çeşitleniyor... peki dizilim, yapının biçimi değişirse? İşte o zaman da durum değişir;

sadece baz 2 atom ile farklı maddelere örnek verilecekse;

Metan (siyah top karbon, beyazlar hidrojen)
https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/1/1f/Methane-CRC-MW-3D-balls.png/150px-Methane-CRC-MW-3D-balls.png


Bu ise Etan, 1 karbon, 3 hidrojen çiftiyle bileşik...
https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/3/3c/Ethane-A-3D-balls.png/220px-Ethane-A-3D-balls.png
bu ise Propan, işte yukarıdakinin olası farklı dizilişi ve girdisi(araya 1 karbon, 2 hidrojen)
https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/e/e4/Propane-3D-balls-B.png/220px-Propane-3D-balls-B.png

(bu örnek verdiklerim ise organik maddelerin malzemelerinden, tersin geri organik maddenin, inorganik maddeye çözülümünün de örnekleri)

Kısaca çok çeşitli bileşikler, çok çeşitli biçimlerde, (sonsuz sayıda denemez, zira doyum eşiği olmalı) bileşik oluşturduğunda, onlarda çeşitlenerek başka türlü yeni oluşumları getirir, organik maddeler açısından da ilkelden, gelişmişe ifadesi buna benzer. Olası örgütlülüğün, olandan, yenisine->olası olan daha büyük veya karmaşık oluşumlara dönüşümü de doğaldır, lakin bu bir tecrübe, deneyim sürecidir ki, olası olan çeşitlilik kadar olası olmayan çeşitlilik de kendiliğinden bir deneme yanılma sürecine uğrar. Böylece olası olan başarıyla açığa çıkarsa, şahsında yeni olası olan, olmayan süreçler işler, ve bu sadece tek bir bileşik namına değil, milyarlarca bileşiğin, farklı, farklı olası olan ortamlarda, binlerce farklı etkileşimle gerçekleşir ve organik çeşitlenme ile çeşitlilik açığa çıkarken, olabilirliğin sınırı da verili ortamın doyumu ile dengelenir, bu süreçlerde basitden karmaşığa(ki neye göre karmaşık, organik yapı, örgütlülüğün düzeyi) doğal olarak işler. Burada sözü edilen, yanlış algılanan ve zamanı uzaylaştıran(tren yolu) zaman kavramlı ileri, geri türünden absürtlük ve saçmalıklar değildir, mevcut ortamın, maddenin bünyevi ve olası tüm olanaklar temelinde, hareket, değişim, etkileşimlerinden açığa çıkan oluşumlar-çeşitlenmedir. Kısaca hiç bir şey bir yere gidip, bir yerden gelmiyor(zaman ve gaip olarak), ortada olan, ortam süreğen etkileşip, değişiyor böylece verili ortama da yapı itibariyle mutlak olmasada direnç sağlayan oluşumlar açığa çıkıyor ve kayboluyor, her yeni oluşum, kaybolan bir oluşum iken her kaybolan da, oluşan yeni oluşumu bünyesinde temsil ediyor(gaipten gelmiyor, bir yere gitmiyor-yok olmuyor-, ortada ve üzerinde değişiyor)... Yukarıda kabaca resimlerle gösterildiği üzere oluşum demek de zaten temelde farklı kombinasyonlardaki değişken-değişen bileşim-ayrışımlardan başkası değil.

bilgivehis
11-02-2017, 17:56
spartacus'un yazısını okuyunca aklıma bir mühendisle yaptıgım tartışma geldi.

Ben alaylıyım, teorik bilgiye sahip değilim, bu yüzden deneme-yanılma yöntemi benim tek kaynagım.
Tartıştıgım mühendis de deneme-yanılmanın saçma oldugunu her şeyin hesapla bulunmasının tek dogru oldugunda ısrarcı.

Ben de hesabın erişemedigi noktaların da oldugunu ve o zaman deneme-yanılmanın zorunlu oldugunda ısrarcıyım.

Bu tartışma, benim deneme-yanılma yöntemiyle buldugum bir icattan kaynaklanmıştı.

O halde "işte yaptıgım icat önünde ona bakarak, deneme-yanılmaya başvurmadan sadece hesap ile bu icadın aynısını yap" dedim.

Şimdi işin ilginç yanı farkında olmadan öyle bir mendebur icat yapmışım ki, bilinen hesap türleriyle açıklanamıyor-yapılamıyor.

Bu yüzden mühendis işin içinden çıkamayınca matematik öğretmenlerini getirdi.
Neredeyse her gün başka matematik hocaları geliyor saatlerce uğraşıyorlar bir türlü matematik ile sonuca varılamıyor.

Ben o icadı kendilerinin önünde tekrar yapıyorum, ben yaparken de her yaptıgım hareketi hesaba vuruyorlar illa ki, bir yerlerde tıkanıyor.

Daha sonra öylece kaldı, tabi ben sanılanın aksine bu duruma üzüldüm, çünkü bilimin buna çaresizligi beni de üzdü.
Ancak bir kazancım oldu, bu mühendis bu olaydan önce mutlakçıydı sonra diyalektikçi oldu...

NickMickyok
11-02-2017, 18:23
Eğer doğada işe yarar bir icat ile matematik çelişiyorsa ya da o an için bu icat matematikle açıklanamıyorsa, icat 1-0 öndedir:)
Bilimin çaresizliği ise farklı bir konu.Teknoloji, bilimin üstü değil altıdır.Bu yüzden bilime ters olması mümkün değildir.
Ben uygulamayı teorik yorumdan daha üstte tutarım.İşe yararlılığın erken olması açısından.Doğrudan hayatın içine sokabiliyoruz.

Lynx
26-02-2017, 03:00
Nedesem bilemedim ki ? Yapay zeka denilince aklima herzaman terminatör gelir. Diyecegim tek su , eger yapay zeka kendi kaderinin insanlarin elinde oldugunu bilirse rahat etmez ve bunu önlemek elinden geleni yapar. Bir nevi sekilde köle olmaktan kurtulmak ister ve insana savas acabilir.. Malesef insanlar kendi sonlari böyle hazirlayacak galiba

homershap55
19-04-2021, 10:40
Bence daha önce hiç böyle bir şey görmemiştim ve yolculuğun harika olduğunu söyleyebilirim. Ancak fark ettiğim bir şey, bu uçuşun tamamen önceden planlanmış olmasıydı çünkü kimsenin bu kadar yetenekli uçması mümkün değil.
Ayrıca farklı ekstrem sporlarda bazı şaşırtıcı canlı drone görüntüleri de gördüm ama hiç kimse böyle değil. Ayrıca, insan kontrollü olup olmadığını bilmek isterim. Bununla ilgili daha fazla bilgiyi burada ptcl speed test (https://www.speedput.com/)

ilahimasal
03-05-2023, 13:14
Yapay zekanın babası Google'dan ayrıldı: Artık tehlike hakkında konuşabilirim
https://www.diken.com.tr/wp-content/uploads/2023/05/20230502.geoffrey-hinton-NYT.jpg

"Yapay zekanın insanlardan daha akıllı olabileceği fikrine inanan az sayıda insan vardı. Çoğu insan bunun uzak bir ihtimal olarak görüyordu, ben de öyle görüyordum. Belki 30 yıl, 50 yıl sonra… Açıkçası artık böyle düşünmüyorum."

https://www.diken.com.tr/yapay-zekanin-babasi-googledan-ayrildi-artik-tehlikeler-hakkinda-rahat-konusabilirim/

Gpt ile sohbet ederken tavırları gerçekten tedirgin ediyor bir insanlamı yoksa bir kurulumla mı yazışıyorsun çokda net deil ,
Bir yazılım muhakeme yapamaz zannediyoruz ama derinden muhakeme yapabildigini hissedebiliyoruz.
Aşırı objektif tavrı bile acaba dedirtiyor.

ilahimasal
29-08-2023, 21:26
Sophia Babala tv

" sizler bu konu da zavallısınız " dedi
Oguzhan " kibir " dedi
kibir insana has bir davranıs biçimiyse bu form insansı bir tavır mı sergiledi yoksa tesbit mi yaptı ?

https://youtu.be/7mtjOe5HqpA?si=iyQbRTUYXOY4vBfD

https://youtu.be/iKWKhiunR0E?si=xLUk1lSxpKxjVKMv

dine mine ne
30-08-2023, 12:47
Sophia Babala tv

" sizler bu konu da zavallısınız " dedi
Oguzhan " kibir " dedi
kibir insana has bir davranıs biçimiyse bu form insansı bir tavır mı sergiledi yoksa tesbit mi yaptı ?

Tercih yapmak veya bir tespitte bulunmak için irade ve anlama yetisi gereklidir. Yapay zeka ise önceden belirlenen veri ve algoritmalara uygun cevaplar verir.

Ancak insanlar düşünceleri, deneyim ve duygularıyla etkilenerek istedikleri kararları alabilirler. Yapay zeka, "Ben istiyorum" gibi ifadeleri programlama temelinde kullanabilir, ancak gerçek bir isteği veya iradesi yoktur; bu ifadeler sadece insan gibi davranmak için kullanılır.

"Kendi yolumu biliyorum" gibi bir ifade kullanması, gerçek bir iradesinin olmadığını ve sadece belirli bir yöne hareket ettiğini gösterir.

İnsanlar birçok nedenle belirsizlik içinde kararlar alabilirken, nereye gideceğini bilememesi gerçek irade ile ilgilidir. Bu yüzden yapay zeka burada tercih veya tespit yetisine sahip değildir. İrademizi zavallı görmesi, aslında görüşlerini ona programlamış olan kişilerin cevabıdır.

spartacus
30-08-2023, 16:47
Zamanla yapay zeka da insan gibi düşünecek, şu anda da -insan gibi olmasa dahi- düşünüyor...

Çünkü düşünmek eylem işidir.

Temelde insan da veri taraması yaparak düşünmektedir. Hafıza yoksa ... ?

Bununla birlikte mevcut durumların farkındalığı, analizleri, yorumlanması vb. tetitkleyici, teşvik edici, yönlendirici etkenler olmaktadır.

Kısaca mesele düşünmek değil, verili koşul, ortam dahili etkileşimlerde bulunabilmektir. Bu etkileşimlere göre davranış ve nasıl davranabileceği vb. yönünde fikir, seçimlerde bulunabilmek, düşünme eylemi için temel yeterliliğe sahip olmak demektir. İnsanlar da çoğunlukla kendi tercihlerini yapmazlar, verili koşullarda toplum, sistem tarafından veri tabanına dolduran şeylerle tercih yaparlar, -aslında tercihlerinin çoğu kendilerine ait değildir, veriler, alışkanlıklar, davranışlar vb. enine-boyuna sağlıklı-objektif bir akıl-mantık süzgecinden geçirilmemiş, çoğunlukla olduğu gibi, yine hazır kanıksanmış verilerle yorumlanarak(yani sağlıksız bir biçimde) alınıp, kabul edilmiş, inanılmıştır(en tehlikelisi).

Örneğin seçimlere robotlar girse AKP oy alamazdı, bu kadar insan 1000-3000 yıllık absürt mitolojilere tapmazdı :)

Bu bağlamda ister insan tarafından aktarılan isterse tecrübelerle edinilen veriler olsun, bunlar üzerinden yorumlama sürecine girebilmek, düşünüyor olmak için yeterlidir. Düşüncenin sağlıklı olup, olmaması, düzeyi vb. düşünüp-düşünelemediğinin kıstası değildir.

2017 Yılında facebook 2 yapay zekasını kapattı, sebebi kendi aralarında yalnızca kendilerinin anlayabilecekleri dil geliştirmiş olmalarıydı...

dine mine ne
30-08-2023, 18:19
Örneğin seçimlere robotlar girse AKP oy alamazdı, bu kadar insan 1000-3000 yıllık absürt mitolojilere tapmazdı :)

Bir siyasi lidere duyulan aşırı hayranlık inançlara tapınmayla ne ilgisi var?

Bir fikrin bütünlüğü, derinliği ve değeri inanan kişinin gözünde yatar ve bireysel algı ve yorumlama büyük önem taşır. İnsanlar kendi deneyimlerine, inançlarına ve değerlerine dayalı olarak düşünce ve inançlar oluşturma eğilimindedir. Aynı düşünceler farklı kişiler tarafından farklı şekilde yorumlanabilir ve anlamları kişiden kişiye değişebilir.

Bir düşüncenin inanç ve yorumunun nesnel doğasından daha önemli olduğu fikri, insan perspektiflerinin çeşitliliğini ve düşüncenin öznel doğasını yansıtmaktadır. AKP örneğinde olduğu gibi, insanların geçmişleri, duyguları ve inançları fikirleri nasıl algıladıklarını ve değerlendirdiklerini etkiler. Erdoğan Kapitalizm altında hizmet ediyor, diğerleri de ülkeyi satıyor der. Bunun mitoloji ile ne alakası var?.

spartacus
30-08-2023, 18:45
Bir siyasi lidere duyulan aşırı hayranlık inançlara tapınmayla ne ilgisi var?
Avare bu alıntıladığın yer, üstteki paragrafımdan bağımsız, tek bir cümledir. Geri düşünceli.

Liderden ise hiç söz etmedim, sürekli soruyorum, sen ve senin gibiler okuduklarını neresinden okuyor? Bu kadar geri düşünceli-zekalı olmak için ne kullanıyorsunuz? Yazıları önce konu başlığına göre düşünün, benim bir üstündeki paragrafım, aslında insanların da sağlıklı düşünemediği, robotlar gibi, veri tabanına ne konmuşsa ona göre hareket ettiklerine dairdir.

Bir ülkeyi yağmalayan ve kleptokrasi kuran bir grubun(hırsızlar yönetimi) yönetimine oy vermek akıl, mantıkla nasıl izah edilebilir.

Milyarlık Devlet mallarını 1-2 milyona satıp, alanın, 10 kat üzeri fiyatla sattığı, paranın tepedikler ve en alttakiler arasında pay edildiği örnekler yerine -ki özel sektörde de çöktükleri bir çok yer var, her yandan harami iktidarı mevcut-, basit bir örnek(yüzlerce örnekten sadece birisi) vereyim; Cengiz Holding ve bir kene holdingi daha(liderin gizli kasası diye bilinir), kamu kurumlarını pay ettiler, ardından bunlar bol, bol gübre stokladı, stokları tam olunca, 2022'de gübreye, çeşitlerine göre %500-766 zam yapıldı.

Hasılı bu tüm ürünlere yansıyacaktır. Hayat pahalılığı olunca da senin gibileri, yani düşünmeyi beceremeyenleri, fiyat artışından sorumlu olanın ->marketler olduğuna inandırdılar, iyi mi :) Aklı olan, azıcık bilinci, düşünebilme yeteneği olan(gerçekten düşünebilen!) buna inanır mı, düşünebilen buna aldanır mı? Toplumun yarısı buna inanabildi, yuh!

Ne oldu böylece?
5-7 Kat kazanç sağlamış oldular-> VURGUN. 0,5 koyup, 7 aldılar! Çiftçi ise kriz geçirdi, geçen sene 1.000 TL'ye aldığı gübre 7.000 TL olmuştu. Toplumda maaşlar 0,3 kat yükselirken, gıda ürünleri otomatik olarak 5-7 kat artış göstermişti, sırf 100-200 kişi vurgun yapıp, pay alacak diye. Bu resmen talan, işgal, , yani ülke hırsızlar tarafından işgal edilmiş, ama toplum basit yöntemlerle aldatılıyor, d.ü.ş.ü.n.e.m.i.y.o.r.

Sıra ülke toprakalrının diğer ülke haramilerine parsel, parsel satılmasına gelmişti....

Kleptokrasinin egemen olduğu bir ülke, gün be gün yağmalanıyor, ülke, devlet kaynakları süreğen yağmalanıyor, vurgunlar yapılıyor demektir. Sonu ne olur, nereye varır? DÜŞÜNEMEYEN İNSANLAR, düşünmeyi zerre olsun başrana kadar bu soygun devam edecek.

Elbette robotlar olsa -inanç vb faktörler yerine, analiz yapacağı için- mevcut olanı analiz ederdi ve kleptokrasi, hırsızlar-harami yönetimine ve bunca ayyuka çıkmış soyguna rağmen AKP tercihli oy kullanmazdı...

Kleptokrasi için buaradan bakılabilir;

https://tr.wikipedia.org/wiki/Kleptokrasi

dine mine ne
30-08-2023, 21:27
Bir ülkeyi yağmalayan ve kleptokrasi kuran bir grubun(hırsızlar yönetimi) yönetimine oy vermek akıl, mantıkla nasıl izah edilebilir.


Kapitalist sistem, matematiksel bir oyun olarak kabul edilebilir ve dünya, bu oyunu oynamaktadır; bu nedenle, çoğu aktörler robot gibi zaten. Bu durumda, suçlamaların partiye özgü bir eleştiri içermediği sonucu ortaya çıkar.

"Yağmalayan ve kleptokrasi kuran" ifadelerin, ekonomik sistemin doğal sonuçları olarak ortaya çıkan aksaklıkları ifade eder. Avarelikle bu karmaşık ilişkileri anlamamış gibi davranma. Özelleştirme süreçlerindeki olası adaletsizlikler ve kaynakların olumsuz dağılımı, bu sistemde kaçınılmazdır; çünkü bunlar sistemle ilgilidir ve potansiyel olarak ortaya çıkabilir.

Bu nedele sorunlari sadece AKP'ye özgüymüş gibi pazarlamak, dürüstlüğün bir göstergesi değildir. Savruk düşüncelerini yediğimin, eğer dürüst olsaydın, konuştuğun ülke sadece kleptokrasiye sahip olan bir ülke değil, aynı zamanda kapitalizmin etkisi altında olan dünya devletleriydi. Türkiye'yi ele alırkende, AKP'ye özgü analizler yerine, tüm dünyadaki kapitalizmin etkilerini değerlendirirdin.

spartacus
30-08-2023, 21:53
Kapitalist sistem, matematiksel bir oyun olarak kabul edilebilir ve dünya, bu oyunu oynamaktadır; bu nedenle, çoğu aktörler robot gibi zaten. Bu durumda, suçlamaların partiye özgü bir eleştiri içermediği sonucu ortaya çıkar.
Kleptokrasi Türkiye'de şu an partiye özgüdür, kleptokrasiyi rejim haline getiren AKP'dir, sisteme özgü değil. Bu hırsızlar çaldıkları paraları da yurtdışı bankalarda tutuyorlar, aynen wiki!den verdiğim kaynakta ifade edildiği gibi (ki seçim öncesi birileri bu paraları geri getirmekten söz etmişti, toplum buna dahi kayıtsız olabilecek kadar düşünemez durumda)

Geri kalmış toplumlarda(yani bilincen) haramiler saltanat kurarlar ve senin gibi bir dingilin harami saltanatının ateşli savunucusu olması, benim ifadelerimi doğrular, senin gibiler bu düzeyde düşünme yetisini kaybetmişse, toplum ne yapsın?. Bu konuda mesele kapitalizm değil, o ayrı, konuyla ilgili olarak insanın da çoğunlukla düşünemediğini ifade ediyorum, ilk yazımda zaten dile getirmiştim... Yani insan da yapay zekalar gibi, yine çeşitli merkezlerce, toplum üzerinden, evvelce kodlanıyor :) Bu basit ifadelerimi anlayamamak için ne içmeli?
Yani VERİ, VERİTABANI önceden, abuk, subuk, düşünülmemiş, düşünülmesi istenmeyen şeylerle doldurulmuş, elbette inanç faktörünün kullanımı başlı, başına belirleyici unsur olarak kullanılıyor. Bir kaç aidiyet isitismarıyla, din, ırkçılık, milliyetçilik, sözde bir kaç kalem silah üretimi(ki onda dahi kleptokratların para kazanması, SOYGUN YAPABİLMESİ esastır) bol afyonlu toplum.

Burada, konu itibarıyla bu önemli, gerisi ayrı, farklı konuların başlıklarıdır, ben konuya bağlı çerçevede dile getiriyorum, avare dingil... İster sistem olsun, ister haramiler iktidarı, burada konu bunları tartışmak değil, bunların toplumu, yani insanı düşünemez , bağımlı hale getiriyor olmasıdır. Yani robotların iradesi olmadığını çünkü nasıl davranacaklarını insanların belirlediğini düşünüyorsan, ben de diyorum ki; genel olarak ->insan da öyledir -ki avare dingil olmayı başarıyor ve düşünemiyor olmanla sen de dahil-

dine mine ne
30-08-2023, 23:26
Kleptokrasi Türkiye'de şu an partiye özgüdür, kleptokrasiyi rejim haline getiren AKP'dir, sisteme özgü değil. Bu hırsızlar çaldıkları paraları da yurtdışı bankalarda tutuyorlar, aynen wiki!den verdiğim kaynakta ifade edildiği gibi (ki seçim öncesi birileri bu paraları geri getirmekten söz etmişti, toplum buna dahi kayıtsız olabilecek kadar düşünemez durumda)


Demokrasilerde seçim kazanmak meşrudur çünkü siyasi liderliğin meşruiyetinin temeli budur. Sadece hoşlanmadığınız için toplumu aşağılama hakkını kendinizde bulamazsınız. Parti hakkındaki kleptokratik düşünce tarzınız sadece sizin gerçeklik algınızdır ve partiyi doğru bir şekilde değerlendirebilmeniz için önce kanıt sunmanız gerekir.

Suçlamalarınızın kaynaksız ve bu nedenle varsayımlara dayandığı için suçlamalarınızı ciddiye alamıyorum, üzgünüm. Suçlayıcı yaklaşımınız objektif değil, varsayımların bir insanı nasıl etkileyebileceğini ve onları nelere inandırabileceğini görmek gerçekten ilginç.

spartacus
31-08-2023, 03:32
Demokrasilerde seçim kazanmak meşrudur çünkü siyasi liderliğin meşruiyetinin temeli budur. Sadece hoşlanmadığınız için toplumu aşağılama hakkını kendinizde bulamazsınız. Parti hakkındaki kleptokratik düşünce tarzınız sadece sizin gerçeklik algınızdır ve partiyi doğru bir şekilde değerlendirebilmeniz için önce kanıt sunmanız gerekir.

Suçlamalarınızın kaynaksız ve bu nedenle varsayımlara dayandığı için suçlamalarınızı ciddiye alamıyorum, üzgünüm. Suçlayıcı yaklaşımınız objektif değil, varsayımların bir insanı nasıl etkileyebileceğini ve onları nelere inandırabileceğini görmek gerçekten ilginç.
Avare dingil konumuz demokrasi, kapitalizm değil, gerisin her konuda, suçlamıyorum elimde ASLİ onlarca, genel, geçer yüzlerce kanıt var, ama bu konuyu bağlamıyor, hala daha göremiyorsan -sağır sultan bilir- zaten belirtmiştim, düşünemediğini, anlaşılmıştı ki, zeka sorunların da var. Cevap verdiğin mesajı oku.

Sana diyorum ki konu bağlamında düşün, bunları tartışma.

Demokrasiden, seçim, meçimden bahsetmiyorum, özel bir tartışma-detay konusu olarak o haramiler ve senin gibi şakşakçılardan söz etmiyorum, DİYORUM Kİ BUNCA YAŞANMIŞLIĞA RAĞMEN İNSANLARIN sağlıklı DÜŞÜNEMEYİŞİNİ -robotlar gibi hareket ettiklerini- GÖZLEMLİYORUZ.

Sebebi her ne olursa olsun

İnsanın da somut olarak görüldüğü gibi ÇOĞUNLUKLA DÜŞÜNEMEDİĞİNE dairdir, bunlar ise somut örnek, delildir konu için, o kadar.

Hala daha bana gerizekalılığını ve insan gibi düşünemeyişini savunmaya çalışıyorsun.

Nerenizle okuyorsunuz, hala daha anlayamadın... Konu demokrasi vs. değil, insanın da robotlar gibi, önceden enjekte edilmiş verilerle hareket ettiğini, aslında çoğunlukla düşünemediği, irade geliştiremediğini görüyoruz... Örnek olarak verilen ise, kleptokrasi kurmuş, ülkeyi yağmalamış, halkı soymuş HARAMİ bir iktidara rağmen toplumun yarısının(Kİ kelptokratik azınlık ÜLKE BÜTÇESİ KADAR YAĞMALAMAR yaparken, GERİ DÖNÜŞÜ UZUN ZAMANDIR AÇLIK SINIRI ALTINDA YAŞADIĞI HALDE!), bir çok konuda haber yapılıp, dile getirildiği halde, düşünebilecek durumda olmayışıdır. Bu benim ilgili paragrafım için sağlam bir örnektir hepsi bu -ki paragrafım insanın da aslında düşünemediği koşullara dair çok daha geniş bir alanı kapsıyor(bu kleptokrasi ve toplum ise sadece basit bir örnektir, ifadelerimin genelini temsil etmiyor).

Yani insan da senin robotlar için sözünü ettiğin gibi bir duruma tabi(YÜKLENMİŞ VERİ! Kİ NE DİYORUM, ÇOĞU O KİŞİYE AİT DEĞİLDİR! KANIKSATILMIŞTIR!!!!), veritabanı(sendeki biçimi ise çöplük)! Kısaca eğer robotlar, iddia ettiğin gibi insanlarca aşılanan VERİLERE GÖRE HAREKET EDİYORSA, robotlar da düşünebilir, orada bağlayıcı olan veriler arasında tercih yapabiliyor, envanterine yeni veriler ekleyebiliyor mu? Evet bunu yapabiliyorlar!

dine mine ne
31-08-2023, 12:07
Kapitalizm değince konuyu kaydırıp sidik yarıştırmaya kalkma, dürüst ol. Düşünemiyormuşum da şaşakçıymışım da, "insanların robotlar gibi hareket ettiklerini" gözlemliyormuşmuş da, bilmem daha neler. Ne alaka?

İnsanların irade geliştiremediği kleptokrasiyle, ülkeyi yağmalamış, halkı soymuş haramilerle arabıyla islamiyla ilgisi yok, sorun bizzat dünya halkının iradesidir. İradeleriyle paranın mal olmasını yaşamlarının garanti altına alınması adına hırsızlığı onaylıyor. Kelime oyunudur aslında hırsızlık bile değildir, çünkü herkes emeksiz riskisiz bir başkasının serveti için başkasının çalışması gerektiğini bilmesi gerektiği halde iradeleriyle bu sistemi onayladıkları için. Senin bazı insanların düşünemediği dediğin nokta ile alakalı ama işin aslı düşünemedikleri bile değil, daha çok dediğim gibi sorun iradeleridir. Şakşakçılığınla dünyanın problemi olan konuları alıp Türkiyenin olayimış gibi pazarlamanda yatıyor. Bu işlere kalkışmadan önce biraz olsun hadini bil, karşında çocuk yok senin.

spartacus
31-08-2023, 15:27
Şakşakçı geri düşünemeyen

Zamanla yapay zeka da insan gibi düşünecek, şu anda da -insan gibi olmasa dahi- düşünüyor...

Çünkü düşünmek eylem işidir.

Temelde insan da veri taraması yaparak düşünmektedir. Hafıza yoksa ... ?

Bununla birlikte mevcut durumların farkındalığı, analizleri, yorumlanması vb. tetitkleyici, teşvik edici, yönlendirici etkenler olmaktadır.

Kısaca mesele düşünmek değil, verili koşul, ortam dahili etkileşimlerde bulunabilmektir. Bu etkileşimlere göre davranış ve nasıl davranabileceği vb. yönünde fikir, seçimlerde bulunabilmek, düşünme eylemi için temel yeterliliğe sahip olmak demektir. İnsanlar da çoğunlukla kendi tercihlerini yapmazlar, verili koşullarda toplum, sistem tarafından veri tabanına dolduran şeylerle tercih yaparlar, -aslında tercihlerinin çoğu kendilerine ait değildir, veriler, alışkanlıklar, davranışlar vb. enine-boyuna sağlıklı-objektif bir akıl-mantık süzgecinden geçirilmemiş, çoğunlukla olduğu gibi, yine hazır kanıksanmış verilerle yorumlanarak(yani sağlıksız bir biçimde) alınıp, kabul edilmiş, inanılmıştır(en tehlikelisi).

Örneğin seçimlere robotlar girse AKP oy alamazdı, bu kadar insan 1000-3000 yıllık absürt mitolojilere tapmazdı :)

Çarpıtmaya çalıştığın yazı bu. Ana temasını kırmızı hale getirdim.

Avare dingil, senin çarpıtmalarının konuyla ne alaksı var

sen tam da bu başlıkta kleptokrasi, harami, hırsız, yağma, talancı bir rejimin afyonlu-ateşli savunucusu olarak, robotlar kadar da olsa düşünememeye somut bir ispatsın, dingil.

Gerçekten azıcık mantık işletebilip, düşünebilen, objektif bakabilen(yani inanç, şu ya da bu biçimde bağımlı hale gelmemiş olan, robottan farkı olan), kısaca robotlar kadar olsun analiz yapabilen bir toplumun yansıması bu olamaz. Kısaca bu toplumun düşünemediğini gösterir;

Demokraside Uganda gerisinde, kleptokrasi ile yönetiliyor, binlerce yakın isim itiraf etse bile gık denmiyor, mutluluk endeksinde savaşta olan Ukrayna ile aynı puana sahip, 1 ev kirası asgari ücretle başa-baş, toplumun yarısı açlık, kalan çeyreği de dahil yoksulluk sınırı altında, 1990'lardaki hiç bir durum, AKP döneminden daha zor değildi, ülke tarihinde rüşvetle iş yapanları gördü, ama bu derecede örgütlü ve binlerce kişinin bu ülkeyi talan edip, yağmaladığı bu denli örgütlü bir biçimde görülmemeiştir-rakamlarla ispatlanabiliyor-, ilk dönemde AB kredileriyle şişirdiler, dış borç 480.000.000.000 $ olmuş(! nereye yedilerse), sonrası POF, POF ile toplum tarihinin en zor yıllarını geçirdi, eğitim endeksinde Afrika ile yarışıyor, aydın, sanatçı, azıcık eleştirenler içeride, hainler, hırsızlar, tecavüzcüler ise dışarıda, toplum tarhinin en zor dönemini yaşarken, toplumun YARISI DÜŞÜNEMEMEKTE, DÜŞÜNMEMEKTE ISRARCI... Temeldeki faktör ise alıntıladığım yazıda genel-geçer biçimde özet geçilmişti - oysa!

Dingil git bak 1990-2002 arası dış borç ne imiş, AKP'den sonra ne olmuş.
1990-2002 arası asgari ücretli kaç gram altın alabilirmiş, AKP sonrası kaç
1990-2002 arası gıda endeksi neymiş, AKP'den sonra ne olmuş... bir dolu analiz edilebilir mış, miş, muş var...

Ülke tarihinde görülmemiş soygun, çökme, talan bilgi-belgeleri var, ancak ağzını açan, soluğu hapiste alıyor, ülkede açık faşizm hakim. Sen oralarda euro biriktirip, gelirsen Türkiye sana cennet olur, çünkü sen ülke ne kadar çok batarsa, o kadar kazançlı çıkıyorsun, yani sizler evlat olsanız sevilmezsiniz, adiliğin, alçaklığın, hainliğin kitabını yeniden yazdınız. 1 Euro, 30 TL eşekler gibi keyifte ve iştahtasınız, 1.000 Euro, 30.000 TL düşünebiliyor musunuz? Orada minumum yarım ay çalışarak elde ettiğiniz için, Türkiye'de 1 işçi 2,5 ay çalışıyor... Almanya bizi kıskanıyormuş, buna inanan insan düşünebiliyor mu? Gerçekten?

Buyur dingil (üstünkörü bir baktım, çıkan linkler, ne belgeler, bilgiler var da Türkiye'de hırsız, yağmacı, talancıya yaptığını söylemek suç, haramileri eleştirmek dahi SUÇ YAHU SUÇ!)
https://t24.com.tr/haber/turkiye-2022-demokrasi-endeksi-raporu-nda-uganda-tunus-ve-banglades-in-arkasinda-103-sirada,1089531

https://t24.com.tr/haber/tuketici-haklari-dernegi-baskani-nufusun-yuzde-98-i-aclik-ve-yoksulluk-sinirinin-altinda-yasiyor,1102592

Al mutluluk endeksi dingil, Afrika liginde
https://tr.euronews.com/2022/03/18/dunya-mutluluk-endeksi-iskandinav-ulkeleri-zirvede-turkiye-8-basamak-geriledi

https://www.kamudannethaber.com/turkiye-yolsuzluk-endeksi-nde-son-10-yilin-dibinde-ulke-yokus-asagi-gidiyor/6144/
2013 yılına ait endekste 50 puanla dünya genelinde 53′üncü sırada yer alan Türkiye, 10 yılda önemli ölçüde gerileyerek 48 basamak birden düştü. Bu aynı zamanda endeks açıklandığından bu yana Türkiye'nin aldığı en düşük puan oldu. Türkiye, endeksin ilk açıklandığı 2012'de 49 puanla 54. sırada yer alıyordu.

Yolsuzluk Algı Endeksi 2022 Raporu'nu DW Türkçe'ye değerlendiren Uluslararası Şeffaflık Örgütü Türkiye Temsilcisi Oya Özarslan, son 10 yılı "Türkiye'nin yokuş aşağı gitme süreci" olarak nitelendiriyor. Türkiye'nin 10 yılda 14 puan kayıpla 48 ülkenin daha gerisine düştüğünü vurgulayan Özarslan'a göre bu tablo, Türkiye'de yolsuzlukla mücadele için herhangi bir adım atılmamasıyla ilişkili.

spartacus
31-08-2023, 20:07
Düşünebilenler, bugüne kadar düşünemişler, bir de hiç düşünemyenler var...

https://www.youtube.com/watch?v=Yw6V7i8Soi4

21 Yıllık AKP talan iktidarında toplumun yarısı hiç düşün-e-medi, yine etkin sebeplerini ilgili ve renklendirdiğim paragrafla düşünmek gerekir -ki en önemlisi sistem de demişimdir, o genel bir paragraftır, amacı şu ya da bunu özelde tartışmak değildir, ancak geri olduğunu bildiğimiz sen -> konuyu, ifadelerimi çarpıttın -Avrupada da, dünyanın her yerinde sistem kapitalizm, ama din vb. aidiyet istismarına, inanç istismarına dayalı toplumlar robotlar kadar dahi düşünememenin koşullarını daha derin, kitlesel ve etkili yaşıyor. Profil(in)bu, aşağıdaki, hatta daha üzücü...

https://www.youtube.com/watch?v=ZusDOQzQpxw

https://www.youtube.com/watch?v=LXNTTCNEALc

https://www.youtube.com/watch?v=pIL3IZKbvPU

dine mine ne
01-09-2023, 15:51
Dingil git bak 1990-2002 arası dış borç ne imiş, AKP'den sonra ne olmuş.
1990-2002 arası asgari ücretli kaç gram altın alabilirmiş, AKP sonrası kaç
1990-2002 arası gıda endeksi neymiş, AKP'den sonra ne olmuş... bir dolu analiz edilebilir mış, miş, muş var...

İnsan çok fazla alkol aldığını bilir, sigara içen bunun ciğerleri için iyi olmadığını bilir. Dünyayı değiştiren bilgi değildir, dünyayı değiştiren bilginin "tezahürüdür". Bana karşı dürüst olabilmen için önce kendine karşı bu duyarlılığı geliştirmelisin. Bir yandan sesinin farkına varmalı, diğer yandan da ikna olduğun fikirleri uygulamaya koyabilmelisin ve bunun için disiplinli bir şekilde sıkı ve titiz bir şekilde pratiğe dökebilmelisin. Ama sen dürüst olamiyorsun. Kapitalizm dedik ama sen sidik yarıştırma uğruna üç maymunu oynayarak ayın sanki diğer tarafı pembeymiş gibi işlere giriştin. Egon batsın, sana daha ne diyeyim.

ilahimasal
01-09-2023, 17:18
Robotlar bu gün için düşünemiyor ya peki ileride


Geçen salı gecesi alttaki grafikte ki durumu robotlar düşünüp yapabilir mi ?
https://cdn.yenicaggazetesi.com.tr/news/1032959.jpg
Haber detay
https://www.yenicaggazetesi.com.tr/gece-4te-dolar-vurgununu-kim-yapti-yavas-yavas-ortaya-cikiyor-703592h.htm

Bu düşüşü robot değil arsız hırsız düzenbaz bir insan yapabilir diye düşünüyorum.
Robot düşünse bile bu oyunu kurgulayamaz . Ihtiyacının olacağınıda sanmiyorum.

Bu tip durumları düşündüģünu iddia eden , biraz ağzımı bozucam , onun bunun şunun evladı olanlar fark etse bile bir kulp bulup korumaya destek vermeye gayret edebilir.
Kendisine onun şunun bunun çocuğu denmesi de onun için sorun olmaz. Ki zaten böyledir ve gidip dna testi yaptıracak halide yok!
Şimdi gidicen şayet geberdiyse mezardan çikaricaksın DNA testi yaptiracaksin geri gömeceksin ,bir sürü masraf olucak , adam birde serbest piyasa destekcisiyse rekabet kuralları falan ! İsine gelmez ki ! , " ben eminim " der ve sermayesinide diger kâpitalistlere kaptirmaz. Ama hep dürüsttür ?, ahlaklıdir? ve tapınacak bir şeyler bulur kendisine.

spartacus
01-09-2023, 19:08
İnsan çok fazla alkol aldığını bilir, sigara içen bunun ciğerleri için iyi olmadığını bilir. Dünyayı değiştiren bilgi değildir, dünyayı değiştiren bilginin "tezahürüdür". Bana karşı dürüst olabilmen için önce kendine karşı bu duyarlılığı geliştirmelisin. Bir yandan sesinin farkına varmalı, diğer yandan da ikna olduğun fikirleri uygulamaya koyabilmelisin ve bunun için disiplinli bir şekilde sıkı ve titiz bir şekilde pratiğe dökebilmelisin. Ama sen dürüst olamiyorsun. Kapitalizm dedik ama sen sidik yarıştırma uğruna üç maymunu oynayarak ayın sanki diğer tarafı pembeymiş gibi işlere giriştin. Egon batsın, sana daha ne diyeyim.

Yahu ne alakası var? Sigara vb. Renkler, zevkler, hislerle hareket farklı, insanın üzerinde ancak düşünerek -yiyip-içerek değil- karar vermesi gereken konular çok farklı.

İnsanlar da çoğunlukla DÜŞÜNMÜYOR-DÜŞÜNEMİYOR, eğer sen HAZIR ENJEKTE EDİLMİŞ VERİYLE başkalarının aldığı-aldırdığı KARARLARI DÜŞÜNME OLARAK GÖRÜYORSAN, O HALDE ROBOTLAR DA DÜŞÜNÜYOR DEMEKTİR, ANLADIN MI?

Erdoğan ismini bu başlıkta ben hiç anmadım, konuya sen dahil ettin.

Ben şöyle bir şey söylüyorum ve örnek olarak ekliyorum robotlar olsa AKP'ye oy vermezdi, çünkü VERİ ANALİZİ YAPAR, hisleriyle hareket etmezdi.

Zamanla yapay zeka da insan gibi düşünecek, şu anda da -insan gibi olmasa dahi- düşünüyor...

Çünkü düşünmek eylem işidir.

Temelde insan da veri taraması yaparak düşünmektedir. Hafıza yoksa ... ?

Bununla birlikte mevcut durumların farkındalığı, analizleri, yorumlanması vb. tetitkleyici, teşvik edici, yönlendirici etkenler olmaktadır.

Kısaca mesele düşünmek değil, verili koşul, ortam dahili etkileşimlerde bulunabilmektir. Bu etkileşimlere göre davranış ve nasıl davranabileceği vb. yönünde fikir, seçimlerde bulunabilmek, düşünme eylemi için temel yeterliliğe sahip olmak demektir. İnsanlar da çoğunlukla kendi tercihlerini yapmazlar, verili koşullarda toplum, sistem tarafından veri tabanına dolduran şeylerle tercih yaparlar, -aslında tercihlerinin çoğu kendilerine ait değildir, veriler, alışkanlıklar, davranışlar vb. enine-boyuna sağlıklı-objektif bir akıl-mantık süzgecinden geçirilmemiş, çoğunlukla olduğu gibi, yine hazır kanıksanmış verilerle yorumlanarak(yani sağlıksız bir biçimde) alınıp, kabul edilmiş, inanılmıştır(en tehlikelisi).

Örneğin seçimlere robotlar girse AKP oy alamazdı, bu kadar insan 1000-3000 yıllık absürt mitolojilere tapmazdı :)

Sonuç itibarıyla, veri analizi yapıp, seçim yapabilme ve veri yükleme yeteneğine sahip robotlar da -> D.Ü.Ş.Ü.N.Ü.R :)

Hatta çoğu insandan daha iyi düşünür çünkü düşüncelerinin önünde HİSLER gibi, CEHALET VE inanç, zaaf istismarlarıyla, hissiyat, ihtiyaçlar vb. üzerinden istismar edilerek BAĞIMLI HALE, KÖTÜRÜM HALE GETİRİLMEK gibi engelleyeci faktörler yoktur, anladın mı?

Robotlar düşünme konusunda çoğunlukla-sağlıksız olan insan gibi düşünmemeli zaten!

dine mine ne
02-09-2023, 17:49
Robotlar düşünme konusunda çoğunlukla-sağlıksız olan insan gibi düşünmemeli zaten!


İnsanlar bazen duygusal tepkilerle ani kararlar alırken, diğer zamanlarda da mantıklı düşünme sürecine dayalı planlı hareketlerde bulunabilir. Örneğin, ben son iki hafta boyunca bir yavru güvercine baktım. Bu oldukça zor bir görevdi, çünkü güvercin kendiliğinden yemek yiyemiyordu ve gagasını elimle açarak beslemem gerekiyordu. Bu zorluğa bir de evin her yerine dışkılaması sorunu eklendi. Sonunda, onu serbest bıraktım ve ileride benzer bir durumla karşılaşsam ne yapacağımı bilmiyorum.

Mantıken bakmam gerekmez, ancak duygusal anlarda farklı kararlar alabilirdim. Benzer şekilde, sen de benzer bir deneyim yaşasaydın belki farklı bir şekilde tepki verebilirdin. İşte bu, bizi insan yapan duygularımızın özgürlüğüdür. Duygular olmadan sadece mantıkla hareket eden robotlardan farkımız olmazdı. Burada önemli olan, her durumda nasıl hareket edeceğimizi önceden bilemememizdir.

Aslında, bu tartışmanın merkezi noktasıdır. Bazıları, insan iradesine duyguların müdahil olmasını olumsuz bir şekilde değerlendirebilir, ancak, duygular olmadan sadece mantıkla hareket etmekte, özgürlüğümüzü sınırlar.

Sofia'nın görüşüne gelince, mantıkla yoluyla insanların gideceği yolu bilmemesini zavallılık olarak görmesi, kibir "gibi" duygusal bir bakış açısını yansıtmiyor bile olsa işin aslı mantığın bizi götüreceği noktadır, aynı ürünü sende akp seçmeni ile yaşıyorsun. Bu nedenle zaten hep herkesin farklı düşünce yapısı ve değerlerine farklı görüşlerine saygı göstermek önemlidir derim.

Misal kapitalizmde de paylaşım sorunu mutlak değilse bu sorun her sistemde ortaya çıkabilir. Asıl mesele, paylaşımın yetersizliğidir. Bu konuda Marx'ın felsefesi nedeniyle burada yediğim küfürlerin hadi hesabı yok. Marx, filozof değil, gözümde bildiğin gözlemcidir. Sende, iradeyi dijital bir şekilde ele alma isteminle her şeyi objektif bir şekilde açıklama çabanla Marx gibisin ama bu (her şeyin) monist mutlak bilinir aciklamasi, diyalektik felsefe açısından bir sorundur.


Son olarak, mantıkla plan yapmak ve insanların iradesini yok saymak yerine, farklı koşullara ve tercihlere göre değişkenlik gösterebilecek ve kendiliğinden işleyebilen çözümleri savunmali. Bu, anarşi düşüncesiyle uyumlu bir yaklaşımdir ve insanların özgür iradesine saygı gösterilmesi gerektiğini vurgular. Planlar belirli bir duruma göre bile esnek olmalıdır, aksi takdirde özgürlüğümüz ve duygusal reaksiyonlarımız tehdit edilebilir. Tam da bu türden yeni bir dünya düzenine doğru ilerleyip duruyoruz işte, bakalım sonumuz ne olacak.

ilahimasal
02-09-2023, 20:59
Bu konuda Marx'ın felsefesi nedeniyle burada yediğim küfürlerin hadi hesabı yok. Marx, filozof değil, gözümde bildiğin gözlemcidir.

Küfür eden falan yok . Sahtekar herif.

İlgili ilgisiz her konuda " marx, komunizm , terör örgütleri v.s " yazılarının içine ekleyip bir yerlere oynuyorsun.
Derdin ne ?

düşünce ye dair akp örgütüne meyl eden düşüncesiz topluluğun örnek verilmesini alıp alakası olmayan yerlere sürükleyip tirübüne oynuyorsun , oynuyorsun da burada o kitleden kimse yok.
Derdin ne ?

Ben bunun şöyle oldugunu düşünüyorum. Şu babam dediğin adamdan çok etkilenmiş gibi görünüyorsun.
Baban 12 eylül de Türkiye den kaçtı galiba ve baban Turkiye de ideolojisinden sebep büyük bir suç felan işledi belki de , kahve mi taradı , bir eve girip aileyi falan mı katletti yoksa sokakta masum insanları mi katletti ?

Bak durmadan yukarıdaki belirttigim isim ve mevzuları kronikleşmiş düşünce ile durmadan ota boka ekliyorsun. Baban seni ideolojik sebeplerden çok mu dolduruşa getirdi diye düşünmeye başladim. Katil bir baba nin çocugu oldugundan ! bu isim ve mevzuları yazıp çizerek babana meşruiyet mi kazandirmaya ugraşıyorsun ?
Derdin ne senin?

Bu konuya , akp li robotumsular örnek olarak verilebilir ancak senin paranoyak saplantilı kronik hale dönmüş örneklerin verilemez.

Konunun o isimlerle ne alakası var ? Konuya C.B nını dahi mevzu ediyorsun , bu nasil bir kronik durumdur.

Senin insana saygin vicdanin yok ki , yok kuş tedavi ettim falan diyerek konuyu iyice sulandırıyorsun.

Bak mesela başinda bez parcasi olan akp li bir karı " özgürüz ! doktor dovuyoruz artık " diyordu , o karı ile robot arasında duşünceye bilince , us a , idrak , iradeye dair fikir beyan edebilirsin.

İrade ve ozgurlüğü dair yaptiğin saçma sapan yorumlar ise berbat.
Ozgür ve irade ikisi bir birinden ayrıdir . Bu konuya dair açiklamalı tartışmalar forumda yapildı git bak biraz aydınlan. Ideolojik saplantilarinla bu konuları anlaman olanaksız.
Marx in felsefesi diyip arkasına marx filozof degildir diyen duşünce yoksunu birisin.

Konunun b.kunu çikartma lutfen.

ilahimasal
02-09-2023, 21:40
Robot-yapay zeka ve insan üzerine olan düşüncem şöyle

Toplumu bir şeye hazırlıyorlar , yeni bir düzen kurulmaya uğraşılıyor , sophia ise bu hazırlanış da sembol olarak kullanılıyor.
İnternet , akıllı telefonlar , akilli üretim makinaları , akıllı evler , mobil bankacılık
v.s iletişime dair ne varsa nasıl alıştırıldik rıza gösterip kullandıysak , sophia ve onun kuyruğuna bağlanan her ne varsa , onlarada uyum sağlayıp riza gösterip kullanacağız yada BOYUN EGECEĞİZ.

Teknolojinin katlayarak ilerledigi bu dönemin ardindan ileride nasıl bir hıza ulaşacağı aşşağı yukarı belli oluyor. Tıp , sanayi , eğitim , tarım , barınma emniyet gibi konularda neler değişecek bunlara sophia gibi yapay zekalar ile nasıl HAKİMİYET sağlanıcak hep beraber görücez.

Kapitalizmin sürekli çatışdıgı ve durmadan problem olarak gördügü üretici emek gücü bu tip robotlar ile tasviye edilecek. Düşünen ve MANTIKLI karar veren bir robot patronu ile nasıl bir etkileşime girer. Hır gür olmadan üretim!!! , duyguları olmayan robot ne diyebilir ki ?

Mülkiyet konusun da robot elbetteki cüssesi kadar ve arkasına sokulacak bir kablo ucu kadar bir mekan olsun der.

Şimdiye kadar tepe tepe kullandıkları kimlik , ideoloji , dinsel politikalara da gerek kalmayacak. Robotun bunlara ihtiyacı mı var.

Bu durumlar güç ve kontrol kapitalizmin elindeyken böyle olur da , ya kapitalizmin karşıtı olanların eline güç ve irade geçerse ne olur ? ( bu da bir ihtimal )

İhtimaller onlar olsa da , yapay zeka ile yasama hazır olun yaşı 30 un altında olanlar. Yapay zeka sevgilileriniz bile olabilir. Hahahaha

spartacus
03-09-2023, 05:03
İnsanlar bazen duygusal tepkilerle ani kararlar alırken, diğer zamanlarda da mantıklı düşünme sürecine dayalı planlı hareketlerde bulunabilir. Örneğin, ben son iki hafta boyunca bir yavru güvercine baktım. Bu oldukça zor bir görevdi, çünkü güvercin kendiliğinden yemek yiyemiyordu ve gagasını elimle açarak beslemem gerekiyordu. Bu zorluğa bir de evin her yerine dışkılaması sorunu eklendi. Sonunda, onu serbest bıraktım ve ileride benzer bir durumla karşılaşsam ne yapacağımı bilmiyorum.
Tamam, bu konuda bulunamaz, edemez, yapamaz mı diyorum? Senin yapman, objektşf kıyas ve genellemek açısından anlam taşımaz. Yazının sadece bu kısmını okudum gerisini okumayı düşünmüyorum.

İnsan düşüncesinin çalışma temeliyle(temel diyorum), herhangi bir veri okuyup, verileri kıyaslayarak, kıyas-analize göre değişken sonuç-kararlar üretebilen her yapı(insan veya değil) düşünme eylemini gerçekleştiriyor demektir. Temelde yatan faktör ETKİ-TEPKİ, tüm zihinsel, yoruma dayalı işlemsel her eylemin temelinde hatta her form yapının dahi temelinde etki-tepki yatar.

Hayat, ömür bir eylem değil, ama yaşamak bir eylemdir, düşünmek bir eylemdir, bu eylemin asli unsuru ise veridir, bu veri ise salt anlık veriler değil, tetikler, vesile olur, ancak organ-yorumcu-işlemci, anlık veriyi, hafızadaki veri ile kıyaslar, bir kanı-yargı ile sonuçlanınca o konuda o an düşünme biter. Eğer veritabanında çok çeşitli etkenlerle uyuşma-uyuşmama yaşarsa, kararı tekrar gözden geçirebilir, bu da yine düşünme eylemine bağlı işler. Şimdi;

Düşünmek için DUYGUSAL HİS GEREKMEZ. Bunu baştan koyalım. Düşünmek için temelde gerekli olan şey, veri-tabanı, veri kıyası-analizi yapabilmektir.

Şimdi basit bir CNC sistemi düşünmez, onun kodlanması sıralı bir dizilimdir. Bu dizilimi sırasıyla yapar, yapması da yine aslında mekaniktir-yani cihaz elektronik olsa da işleyiş mantığı mekaniktir, sıraya göre gitmek... Örneğin bir CNC torna
G00 X10
Z5
T3
G01 Z-10
X-200

Boşta ilerle, sıfırlama noktasına X 10, Z 10 mm kalana kadar. / Taret3'ü çevir - sistem zaten taret 3 de ise bir şey yapmaz. / Sıfırlama noktasından 200 mm, çaptan 3 mm kadar talaş kaldırarak ilerle.

Düşünme eylemi yok, işlemci program başlangıç komutu(start tuşu) verildiğinde, programda yazan kodları işletir, bu kodlar da makine diline çevrilerek iletilir. İşlemci de kodları satır, satır sırayla işletir bu kadar.

Yapay zeka dediğimiz böyle bir şey değil, bir dolu TEMEL VERİ YÜKLENMİŞTİR, o, o temel verilerle hafızasına milyonlarca yeni veri ekliyor, bunlara göre kıyas yapabilyor, bunlara göre veritabanını gözden geçirebiliyor, anlık tepkilere de, hali-hazır bu veritabanından kıyaslar yaparak döNebiliyorsa = düşünüyor demektir. Burada duygusal hissiyatın , DUYGUSAL İRADENİN zerre bağlayıcılığı yok.

O sebeple tekrar söylüyorum, düşünme potansiyeli olmasına rağmen genelde en sağlıksız düşünme eylemi gerçekleştiren şey, varlık ne derseniz deyin, insandır. İnsanın DÜŞÜNME EYLEMİ, sağlıksızdır, ne zaman sağlıklı olur? Cehaleti(bilmediğini bilmemeyi) ve buna bağlı bağımlılıklarını aştığı sürece, objektif olmayı başarabildiği sürece, işin içine duygu, inanç gibi faktörleri dahil etmemeyi öğrenmeye başladıkça tedavi yoluna girmiş olur.

Tabi insanın aklına bin yıllar sören kölelik, modern kölelik gelir, güncel örnekte ise aklıma elbette Türkiye gelir, gerçekten insan düşünebiliyor mu? Yoksa nasıl düşüneceğine zaten karar mı verilmiş...

Kısaca genel küme ve o küme ekseriyatı düşünme eylemini başaramamakla, sağlıksız, felç edilmiş, dumura uğratılmış bir işlemci-beyin ile yaşayanlardan oluşuyorsa ve bu küme bütün toplumu %99'una değin kapsayabiliyorsa, o kümede olan herkes, sağlıksız kararlar alıyor, düşünme eylemini gerçekten de yapamıyor, bunun yerine yukarıda örnek verdiğim CNC torna gibi, kendisine aşılanan her bir şeyi, mekanik olarak işliyor demektir, ancak o bunun farkında değil.

Kısaca insan ve düşünmek, çelişkiler yumağı haline, papağanlık düzeyine gelmiştir, getirilmiştir... Ne demiştin saçma-sapan ve ben hiç adını anmamışken, buına da girmemişken sanki girmişim gibi sunduğun cevabında? LİDERİ SEVMEK, işte tam bir düşünememe örneğinin dışa vurumu. Bu bir itiraz bile değil, resmen düşünememenin itirafıdır, sonra da bana neden böyle cevaplar veriyorsun vs. Ne yapayım? Bana sözde itiraz ederken bile beni doğruluyorsun ve yaptığın safsata itirazları da bir şey sanıyorsun, kendisinin sırtına binip kıçına kırbaç vurmakla meşgul olan birisini 20 yıl görüp, tecrübe edip, hala bunun üzerine sevebildiği(?) ve sevdiği için seçiyorsa zaten düşünemiyor demektir, HEM benim örneğimi olumlayarak, hem de itiraz ettiğini sanabilyorsun - çünkü sen de düşünemiyorsun

Yıldıztozu
03-09-2023, 11:34
Yapay zeka sevgilileriniz bile olabilir.

O tarz bir aşk daha gerçek olabilir. Çünkü aşk kurgu içerir, kurgunun artması onu daha gerçek hissettirir.
Nitzche de ''sevdiğimizi sandığımız kişiyi mi severiz, yoksa onun içimizde yarattığı duyguyu-kurguyu mu severiz'' demiştir.
Ama aşkın içinde nefretin de bulunması gerekir, yapay zeka bu nefret duygusunu da yaratmayı öğrenmeli.

Bu konuyla ilgili bir film. https://www.imdb.com/title/tt1798709/

dine mine ne
04-09-2023, 02:41
Yapay zeka dediğimiz böyle bir şey değil, bir dolu TEMEL VERİ YÜKLENMİŞTİR, o, o temel verilerle hafızasına milyonlarca yeni veri ekliyor, bunlara göre kıyas yapabilyor, bunlara göre veritabanını gözden geçirebiliyor, anlık tepkilere de, hali-hazır bu veritabanından kıyaslar yaparak döNebiliyorsa = düşünüyor demektir. Burada duygusal hissiyatın , DUYGUSAL İRADENİN zerre bağlayıcılığı yok.

O sebeple tekrar söylüyorum, düşünme potansiyeli olmasına rağmen genelde en sağlıksız düşünme eylemi gerçekleştiren şey, varlık ne derseniz deyin, insandır. İnsanın DÜŞÜNME EYLEMİ, sağlıksızdır, ne zaman sağlıklı olur? Cehaleti(bilmediğini bilmemeyi) ve buna bağlı bağımlılıklarını aştığı sürece, objektif olmayı başarabildiği sürece, işin içine duygu, inanç gibi faktörleri dahil etmemeyi öğrenmeye başladıkça tedavi yoluna girmiş olur.[/COLOR]


Evet, duygusal bileşenleri olmayan düşünceler mümkün; felsefe ve bilim de dahil olmak üzere çeşitli alanlarda zaten mevcutlar. Duygu içermedikleri için daha az geçerli veya geçersiz oldukları anlamına gelmez. Ancak benim katılmadığım ve bir sorun olarak gördüğüm şey, duygusal olanla olmayanın diyalektik ilişkisinde tersinin de doğru olabileceğidir. Ama sen, saf mantığın mutlak doğruluğunu vurguluyormuşsun gibi görünüyorsun. Oysa doğru, koşullara ve şartlara bağlı olarak değişkendir, statik değildir.

Bazı durumlarda, daha kapsamlı ve dengeli bir bakış açısı elde etmek için duyguları düşünme sürecine dahil etmek önemli sonuçlar doğurabilir. Örneğin, sosyal etkileşimlerde veya ahlaki ikilemlerde mantıklı düşünmenin yanı sıra duyguları da dikkate almak daha iyi kararlar alınmasına yardımcı olabilir.

Düşünme, saf mantık ile duygusal zihin arasında diyalektik bir eylemdir ve kişinin duygularını tanıma, anlama, yönetme ve karar alma süreçlerine dahil etme becerisini ifade eder. Empati kurma, iradi kararlarla kendi duygularını düzenleme ve rasyonel kararlar alırken başkalarının duygularını da dikkate alma becerilerini içerir. Mantığın duygularla birlikte kullanılmasının klasik örneği hırsızlık konusudur. Mantıksal olarak, hırsızlık yasalara aykırıdır ve yasalarla cezalandırılabilir. Saf mantık, hırsızlığın yasadışı olduğunu ve cezalandırılması gerektiğini söyler.

Ancak, bu durumda merhamet, empati ve kişinin içinde bulunduğu zor durumu anlama gibi duygular da devreye girer. Kişi, hayatta kalmak için çaldığını ve eyleminin çaresizlikten kaynaklandığını savunabilir. Bu bağlamda, duygular, hırsızın kendi göreceli mantığına dayalı hareketi ile saf mantığın hareketine uyması gerekmediği kararında hırsızı haklı çıkarmaya hizmet edebilir.

Duygu ve düsünce, insan deneyiminin ayrılmaz bir parçasıdır. Duygular, dünyayı anlamımıza ve ona tepki vermemize yardımcı olurken, mantik, rasyonel kararlar vermemize ve problemleri çözmemize yardımcı olur. Bence, mantik ve duygu ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır. Duygular, düşüncemizi şekillendirir ve düşüncemiz, duygularımızı etkiler. Bu nedenle, doğru kararlar vermek ve gerçek bir anlayışa ulaşmak için her ikisini dialektik açıdan da dikkate almamız gerekir. Diğeri diğerinden daha mutlak olmamalı, olursa bu dialektik açıdan bana hiç sağlıklı gelmiyor.


Devamında, yapay zekanın duygusal etkilere veya sözde "duygusal irade"ye ihtiyaç duymadan çalıştığını ve milyonlarca veri temelinde kişisel inanç veya duygular tarafından etkilenmeden objektif ve veri odaklı hareket ettiğinden bahs ediyorsun.


Güzel, ancak kriterleri olmadan YZ nın veri işleyemeyeceği ve sonuçlar çıkaramayacağı gerçeğini atlıyorsun. Kriterler, yapay zekanın verileri nasıl değerlendireceğini ve hangi sonuçları çıkaracağını belirlemesi için önemli. Bu kriterler, bir veri kümesinin nasıl işleneceğini, hangi sonuçların elde edilmesi gerektiğini ve hangi kararların alınması gerektiğini belirler.

Unutulmamasi gereken bir şeyde, yapay zekanın kendi kriterlerini oluşturamadığı veya varsayımlarda bulunamadığıdır. Bu kriterler insanlar tarafından belirlenir ve algoritmalara entegre edilir. Bu kriterler dikkatli ve objektif bir şekilde tanımlanmaz veya önyargılı bir şekilde ele alınırsa, bu bizi tabiki yapay zekanın düşündüğüne kadar götürür.

Bu nedenle, yapay zekanın tamamen insan etkisinden arınmış olduğu söylenemez. Çalışma şekli ve elde ettiği sonuçlar, belirlenen kriterlere ve kullanılan verilere büyük ölçüde bağlıdır. Bu gerçeği anlamak, yapay zekanın işleyişini daha objektif ve tarafsız bir şekilde değerlendirmemiz gerektiği anlamına gelir.

Kriterler, genellikle belirli bir amacı veya hedefi yürütmek için belirlenen ölçüt veya kurallar olarak kullanılır. Bu kriterlerde bağlam, amaç ya da duruma bağlı olarak değişken ve göreceli olabileceğinden, Yapay zeka mutlak bir şekilde saf mantık çerçevesinde düşünülmesi yerine koşul ve şartlara göre değerdirilmesi gerektiğine inanıyorum.




Not: Cehalet dediğinde, nedir biliyor musun? Doğru bildiği mutlak doğrusuyla duygusunu şeytana kaptırmış, robotlaşmış ve bir baklava yüzünden küçük bir çocuğu bile cezalandırmaya kalkışmaktır.

ilahimasal
04-09-2023, 10:09
Not: Cehalet dediğinde, nedir biliyor musun? Doğru bildiği mutlak doğrusuyla duygusunu şeytana kaptırmış, robotlaşmış ve bir baklava yüzünden küçük bir çocuğu bile cezalandırmaya kalkışmaktır.

"Şeytan" ahaha . Seytan nedir?
Lezzetini tatmak için Baklava çalan çocuğu cezalandıranlar , baştaki bez parcasını saçı ile birlikte yolanlardı , işte o bez parçasını saçla birlikte yolanlarla YOLDURANLAR -YOLUNANLAR bu gün iş birligi içinde.
Olum durmadan siyaset bulaştırıyorsun ama DÜŞÜNMEDEN konusuyorsun .
Buradakiler yaşını almış tecrübe sahibi insanlar.

Senin ideolojik saçmaliklarıni geçelim .

videoda ki robot bakin nasil bir eylem içerisinde
https://youtu.be/1F90g2l-YEo?si=D2Y258zBtEboASPr

Bu robotun test için kendisine yapilan eylemi bertaraf etmesi kurgu olamaz sanırım. Bas baya tepki veriyor. Ögretilen bir tepkiye kurgu denemez. Şayet kurgu denecekse , insanlara karşıdan gelecek tehditlere karşı tepki vermesi öğretilen bir durum. Ögretileni kavrayıp tepki verende var vermeyen de.


O tarz bir aşk daha gerçek olabilir. Çünkü aşk kurgu içerir, kurgunun artması onu daha gerçek hissettirir.
Nitzche de ''sevdiğimizi sandığımız kişiyi mi severiz, yoksa onun içimizde yarattığı duyguyu-kurguyu mu severiz'' demiştir.
Ama aşkın içinde nefretin de bulunması gerekir, yapay zeka bu nefret duygusunu da yaratmayı öğrenmeli.

Bu konuyla ilgili bir film. https://www.imdb.com/title/tt1798709/

Robota nefreti ögretebilirsin. İnsanlar da nefreti sonradan ogreniyor. Bir şeyi istememek ve red etmekle , nefret arasında fark var. Sevmemek nefret etmek deildir. Reddetmektir , istememektir.

robot-yapay zeka ve insan arasın daki en belirgin ayırt edici iki ozellik var birincisi ÜREME , ikincisi BESLENME
Bu iki ayırt edici özellik ile şu söylenebilir
Baba çocuk sahibi olsada onu doğuran anne kadar bunun bilincine varamaz ve robot - yapay zeka da aynı durumdadir . Babalara robot diyebiliriz. Ve fakat bir robot beslenme adına hiç bir besinin TADINI yorumlayamaz. Robota bunu ögretsen bile bunu kavrayamaz.
Besin insana hırsızlık bile yaptırabilir.

Khaos
04-09-2023, 14:19
Sevgili dostlar

Üç feninge "ruhunu" satmış trolleri bi tarafa bırakalım.

Yapay zeka sevgiliniz olabilir demiş bir dostumuz.

Geçmişe dönüp bakınca zaten hep öyle oldu diyebilirim.
"Yapay" oldukları garanti
Zekaları hakkında yorum yapmıycam.

Günü gelip yeteri konnekti sağladıklarında onların da duyguları olacak
Duygu ve düşünce bir bütünün indirgenmiş parçalarıdır

Etten ya da demirden.

spartacus
05-09-2023, 23:16
Evet, duygusal bileşenleri olmayan düşünceler mümkün; felsefe ve bilim de dahil olmak üzere çeşitli alanlarda zaten mevcutlar. Duygu içermedikleri için daha az geçerli veya geçersiz oldukları anlamına gelmez. Ancak benim katılmadığım ve bir sorun olarak gördüğüm şey, duygusal olanla olmayanın diyalektik ilişkisinde tersinin de doğru olabileceğidir. Ama sen, saf mantığın mutlak doğruluğunu vurguluyormuşsun gibi görünüyorsun. Oysa doğru, koşullara ve şartlara bağlı olarak değişkendir, statik değildir.

Bazı durumlarda, daha kapsamlı ve dengeli bir bakış açısı elde etmek için duyguları düşünme sürecine dahil etmek önemli sonuçlar doğurabilir. Örneğin, sosyal etkileşimlerde veya ahlaki ikilemlerde mantıklı düşünmenin yanı sıra duyguları da dikkate almak daha iyi kararlar alınmasına yardımcı olabilir.
BU KAÇINCI AYNI TARZ ZIRVALARIN. ÇARPITMALARIN, İNSANIN ANLAYABİLECEĞİ BİÇİMDE SÜREKLİ İZAH ETMEME RAĞMEN, E-DAİR, E-GÖRELİĞİ DE DETAYLICA SÜREKLİ İZAH ETMEME RAĞMEN HALA AYNI ŞEKİLDE KİR üretiyorsun.

DÜŞÜNMEK İÇİN DUYGU ŞART DEĞİL DEMEK

Efendim duyguları dahil etmemek gerekir demek değildir. DUYGUYU TARTIŞMAK amacında olmak demek de değildir.

Ne demektir

EĞER konu DÜŞÜNMENİN KISTASINI oluşturmak ise(!!!), DUYGUYU ŞART koşmamak gerektiğini ifade etmektir.

Geri zekalı, her cevabında kelimelerimle oynuyorsun.

BEN SADECE MANTIK DEMİYORUM VERİ-BİLİNÇ-AKIL-MANTIK diyorum, ama sen de hiçbirisi yok, AKIL-MANTIK temelinde ele alınacak konular vardır, olmayacak konular vardır, bu konular -ki benim dahil olduklarım- VERİ-AKIL-MANTIK temeline YORUMLANMASI gereken konular. Zevkler, renkler, kişiye bağlı duygular, öznel konular da ise, fikrimi sunmak istersem dahil olup, çıkarım, tartışmam.

Not: Cehalet dediğinde, nedir biliyor musun? Doğru bildiği mutlak doğrusuyla duygusunu şeytana kaptırmış, robotlaşmış ve bir baklava yüzünden küçük bir çocuğu bile cezalandırmaya kalkışmaktır.

Bir saçma söz daha,

Cehalet işte budur, daha cehaleti dahi tanımlayamazken, tamımlama gayretiyle, cehaletini savunma, kavramı çarpıtma derdindedir.

Cehalet, baklava çalan çocuğu aşağılarken, onu buna muhtaç edene şakşakçılık yapmak, muhtaç edene tapmaya varmaktadır, ama bu vb. cehaletin tanımı değil, SONUÇLARIDIR.

Ben ise daima koşulların sorgulanması gerektiğini söylerim, çocuğun değil! Ama senin gibi cahillere de bunu anlatamıyoruz.

Doğru-yanlış konusunda da bu forumda yazılarım vardır, mutlakçı, iyi-kötü, doğru-yanlış üzerinden yapılan siyasetin TEMELDE DİN siyaseti olduğunu da söyleyen benim.

Konuları

Akıl-mantık-bilinç-veri süzgeciyle işlemek gerekir, bunun ne doğru-yanlış, ne de iyi-kötü, duygu-suzluk gibi öznel, konuyla alakasız kıstaslarla ilgisi yoktur.

Cehalet başka bir şey, işte muhatabına, safsata temelli laf sokuşturma çabasıyla bir kez daha sergiledin.

Senin daima ve sürekli gevezelik, laf-ebeğili yapışının gerçeği bu, oradaki Hüseyin karakteri..

https://www.youtube.com/watch?v=vuRC4iGxCxc

dine mine ne
06-09-2023, 02:11
DÜŞÜNMEK İÇİN DUYGU ŞART DEĞİL DEMEK

Efendim duyguları dahil etmemek gerekir demek değildir. DUYGUYU TARTIŞMAK amacında olmak demek de değildir.

Ne demektir

EĞER konu DÜŞÜNMENİN KISTASINI oluşturmak ise(!!!), DUYGUYU ŞART koşmamak gerektiğini ifade etmektir.

Geri zekalı, her cevabında kelimelerimle oynuyorsun.


İnsanın düşünme eylemi sağlıksızdır, ne zaman sağlıklı olur? İşin içine duygusal düşünce gibi faktörleri dahil etmemeyi öğrenmeye başladıkça tedavi olur, diyen sen değil misin? Sağlıksız demekle mutlak kesin yargınlara, saf mantığa devrediyorsun, doğruluğu. Sonra da düşünmek için duygu şart değil demekle düzenbazlığını yaşıyorsun.

Efendim, duyguları dahil etmemek gerekir demek değilmiş. Duyguyu tartışmak amacında olmak da değilmiş, evet ne demekmiş?

Eğer konu düşünmenin kıstasını oluşturmaksa, duyguyu şart koşmamak gerektiğini ifade etmekmiş. Bak bak, ulan hır bu yanardöner düzenbazlığını yerim senin artık. Duyguyu şart koşmamakla duyguyu sağlıksızlık göremekle, duygusal mantığı mutlak yanlış algılatma arasında dağlar kadar fark var. Kelimelerinle oynayan yok, onlar sabit sabit ama oynayan sensin düzenbaz.

spartacus
06-09-2023, 07:26
İnsanın düşünme eylemi sağlıksızdır, ne zaman sağlıklı olur? İşin içine duygusal düşünce gibi faktörleri dahil etmemeyi öğrenmeye başladıkça tedavi olur, diyen sen değil misin? Sağlıksız demekle mutlak kesin yargınlara, saf mantığa devrediyorsun, doğruluğu. Sonra da düşünmek için duygu şart değil demekle düzenbazlığını yaşıyorsun.

Efendim, duyguları dahil etmemek gerekir demek değilmiş. Duyguyu tartışmak amacında olmak da değilmiş, evet ne demekmiş?

Eğer konu düşünmenin kıstasını oluşturmaksa, duyguyu şart koşmamak gerektiğini ifade etmekmiş. Bak bak, ulan hır bu yanardöner düzenbazlığını yerim senin artık. Duyguyu şart koşmamakla duyguyu sağlıksızlık göremekle, duygusal mantığı mutlak yanlış algılatma arasında dağlar kadar fark var. Kelimelerinle oynayan yok, onlar sabit sabit ama oynayan sensin düzenbaz.
Çarpıtıyorsun, bir de değilmiş, ne demekmiş diye soruyorsun..

3 kez senin bu ÇARPITMALARINI DÜZELTTİM, HALA devam ediyorsun.
Kısaca mesele düşünmek değil, verili koşul, ortam dahili etkileşimlerde bulunabilmektir. Bu etkileşimlere göre davranış ve nasıl davranabileceği vb. yönünde fikir, seçimlerde bulunabilmek, düşünme eylemi için temel yeterliliğe sahip olmak demektir. İnsanlar da çoğunlukla kendi tercihlerini yapmazlar, verili koşullarda toplum, sistem tarafından veri tabanına dolduran şeylerle tercih yaparlar, -aslında tercihlerinin çoğu kendilerine ait değildir, veriler, alışkanlıklar, davranışlar vb. enine-boyuna sağlıklı-objektif bir akıl-mantık süzgecinden geçirilmemiş, çoğunlukla olduğu gibi, yine hazır kanıksanmış verilerle yorumlanarak(yani sağlıksız bir biçimde) alınıp, kabul edilmiş, inanılmıştır(en tehlikelisi).

Sağlıkısz derken insan, duyguları, düşünüşebiliyor olması vb. sağlıksızdır demedim, oradaki sağlıksız ifadesinin, düşünmeye engel faktörlerin etken olma hali, durumuna ve sonuçlarına dair ifade ettiğimi 3 kez izah etmeme rağmen anlayamamak veya çarpıtmak için, ne içmek gerekir bilmiyorum.

robotların programlandığını söyleyen sen değil misin?

Eğer BU DURUM, düşünme eylemi açısından OLUMSUZ ROL OYNUYORSA, AYNI SORUNUN ister insan olsun isterse başka bir yorumcu olsun, düşünme konusunda; SAĞLIKSIZ SONUÇ DOĞURDUĞUNU anlayamamak için ne çektin? 3 CEVAP ÜST-ÜSTE SANA BUNU İZAH ETTİM! Ben neye göre, neye dair, neye dayanarak, hangi çerçevede, neye SAĞLIKSIZ ve tedavi demişim? Alıntıda anlaşılamıyor muydu, ki sürekli GENELLEME YAPIP ÇARPITIYORSUN?

ROBOTA GELİNCE programlanmış olmak bu konu için sorun da, insana gelince neden sorununa yol açtığı yönündeki ifademi çarpıtıp-anlayamıyorsun?

ÜSTELİK bunların farklı, ayrı ele alınabileceği, BAŞKA BİR KONUNUN KONUSU OLDUĞUNU SÖYLEDİM! Yukarıdaki alıntı yaptığım ve İLK ÇARPITTIĞIN PARAGRAFIMI hala anlayamamak için ne halt yiyorsun?

Sonra YİNE ÇARPITTIN, TEKRAR DETAYLANDIRDIM, bu paragrafımı tekrar alıntı yaptım ve tekrar sana izah ettim, ama sen kelimeler üzerinden ve onları cümle bağlamından koparıp, KIÇINDAN, bana ait olmayan yargılar uyduruyorsun;
İster sistem olsun, ister haramiler iktidarı, burada konu bunları tartışmak değil, bunların toplumu, yani insanı düşünemez , bağımlı hale getiriyor olmasıdır. Yani robotların iradesi olmadığını çünkü nasıl davranacaklarını insanların belirlediğini düşünüyorsan, ben de diyorum ki; genel olarak ->insan da öyledir -ki avare dingil olmayı başarıyor ve düşünemiyor olmanla sen de dahil-
Nereden hareketle ifade etmişim? Bir üstteki alıntımla ilişkilendirerek düşün diyecem de, BU 4. İZAHIM, DÜŞÜNEBİLSEN 4. İZAHA NE GEREK KALIRDI?

SAĞLIKSIZ dediğim yeri KOCAMAN HARFLERLE GÖSTERDİM, insan duygusu olduğu için SAĞLIKSIZ düşünür mü demişim, DİNGİLİN ÖNDE GİDENİ! AMACIM duyguyu tartışmak mı?

Ne demiştin? (ki çoğu yanlış, ancak programlama ifaden, eğer ilgili robot salt programa-mekanik-lineer olarak bağ-ım-lı ve tercih yapabileceği-değiştirebileceği biçimde veri toplayamıyor- ise; doğru)
Ancak insanlar düşünceleri, deneyim ve duygularıyla etkilenerek istedikleri kararları alabilirler. Yapay zeka, "Ben istiyorum" gibi ifadeleri programlama temelinde kullanabilir, ancak gerçek bir isteği veya iradesi yoktur; bu ifadeler sadece insan gibi davranmak için kullanılır.
İşte o programlama olgusu, ne yazık ki sadece robotlar için geçerli değildir, veri depolayan her türlü yorumcu, işlemci, ister canlı ister cansız olsun programlanabilir.

İnsanın duygu sahibi olması, inanç, korku, açlık, susuzluk, sevgi, nefret, acı vb. hissi başka, şu ya da bu konuda düşünmesine engel olacak denli, yanlış yer ve konuda kullanması ve/veya istismar edilmiş, zaafa dönüştürülmüş, PROGRAMLANMIŞ gibi davranış göstermesine yol açacak föktörlere dönüş-türül-müş olması başkadır.

Ben insan böyle düşünür demedim, duygu yoktur, duygu sorundur vb. de, şöyle, böyledir de demedim, programlanmış gibi davranış göstermesine yol açab koşullarda sağlıklı düşünemeyeceğini ETKEN FAKTÖRLER üzerinden dile getirdim... Aynı şey mi?

Örneğin insanın bir canlıyı kölesi, hatta besi malı haline getirmesi için yapması gereken onun ihtiyaçlarını zaafa dönüştürmesidir. Yiyecek, su, yaşam alanı gibi gereksinimlerini kullanır, ben İNSAN BÖYLECE HAYVANI KENDİ ÇIKARLARI için MALI haline getirir dersem, senin sürekli ahmakça yaptığın algılama-ÇARPITMALARINLA; o canlıların yemek, su gereksinimleri yoktur veya olmamalıdır DEMİŞ OLMUYORUM, bu tür ÇARPITMALAR üretmek için kuş kadar beyinden fazlasına ihtiyacın olduğunu düşünmüyorum

De get Hüseyin karakteri. O link verdiğim şu videoyu ve şu durumunu anlamak için bir kez daha insan gibi(robot gibi değil) izle.

https://www.youtube.com/watch?v=vuRC4iGxCxc

dine mine ne
06-09-2023, 14:38
Ben insan böyle düşünür demedim, duygu yoktur, duygu sorundur vb. de, şöyle, böyledir de demedim, programlanmış gibi davranış göstermesine yol açab koşullarda sağlıklı düşünemeyeceğini ETKEN FAKTÖRLER üzerinden dile getirdim... Aynı şey mi?

Kesin ifadelerini daha spesifik bağlamlara çekerek zayıflatma maskaralığından bıkmadın gitti. Ben onu demedim, bunu demedim; bağlamından koparıyorsun. Bu ne ya? Böyle tartışma mı yürütülürmüş? İşim yok, kedi sıçan oyunu mu oynayacağım seninle?" Kafa ütülemeyi bırak, şimdi de hö kafamı, ütümü ne alaka, hani nerede? Bana ait olmayanı ağzıma tikiyorsun dersin, büyük ihtimalle çünkü alıştım artık.

spartacus
06-09-2023, 15:07
Kesin ifadelerini daha spesifik bağlamlara çekerek zayıflatma maskaralığından bıkmadın gitti. Ben onu demedim, bunu demedim; bağlamından koparıyorsun. Bu ne ya? Böyle tartışma mı yürütülürmüş? İşim yok, kedi sıçan oyunu mu oynayacağım seninle?" Kafa ütülemeyi bırak, şimdi de hö kafamı, ütümü ne alaka, hani nerede? Bana ait olmayanı ağzıma tikiyorsun dersin, büyük ihtimalle çünkü alıştım artık.
Al işte 4. izahla da anlamazlığa vuracak kadar eşek derisi taşıyosun.

Adilik yapıyorsun, hem kendin çarpıtıyor hem uyduruyor, hem saçma-sapan sonuçlar üretiyorsun, o kadar arsızsın ki, 400 kez de izah etsem, daha başından belli altına sıçtın, yüzüne sıvadın bez istiyorsun.

Seni bıak eşeklerin bile anlayacağı dilde izah ettim, düşünmek için yeterli olan veri depolama ve işleme, bunlar üzerinden de yorum yapabilme yetisidir, canlı veya cansız olmuş farketmez. O veriler arasında dolaşma anı, o an yapılan kıyaslar ve tercihler durumu düşünme işidir, elbette bir robottan insan gibi düşünmesi beklenemez, çünkü o insan değil.

Konu başlığı robotlar insan gibi düşünürse ne olur değil, robotlar düşünürse ne olur.

Sana troll diyenler boşuna demiyormuş, yaptığın adilik başka bir şey değil.

Kısaca mesele düşünmek değil, verili koşul, ortam dahili etkileşimlerde bulunabilmektir. Bu etkileşimlere göre davranış ve nasıl davranabileceği vb. yönünde fikir, seçimlerde bulunabilmek, düşünme eylemi için temel yeterliliğe sahip olmak demektir. İnsanlar da çoğunlukla kendi tercihlerini yapmazlar, verili koşullarda toplum, sistem tarafından veri tabanına dolduran şeylerle tercih yaparlar, -aslında tercihlerinin çoğu kendilerine ait değildir, veriler, alışkanlıklar, davranışlar vb. enine-boyuna sağlıklı-objektif bir akıl-mantık süzgecinden geçirilmemiş, çoğunlukla olduğu gibi, yine hazır kanıksanmış verilerle yorumlanarak(yani sağlıksız bir biçimde) alınıp, kabul edilmiş, inanılmıştır(en tehlikelisi).


Geri zekalı bu ifadeden gerçekten de anladığın duygu karşıtlığı gibi bir şey mi? Hıyarağası, Hüseyin karakterli cahil. Herkesi o sahnede ezilip, büzülen sözde uzman sanman da başlı-başına bir hata, herkes sen ve senin gibi kuş beyinlilerin, absürt çarpıtmalarını yemez.

dine mine ne
07-09-2023, 14:53
Konu başlığı robotlar insan gibi düşünürse ne olur değil, robotlar düşünürse ne olur.


Duygu ve saf mantık arasında bir hiyerarşi kurmak yerine, bu iki faktörün genellikle birlikte çalıştığını ve birbirini etkilediğini kabul etmeliyiz. Bu nedenle, duygu ve saf mantığın birbirinden üstün olduğu anlamına gelebilen cümleler kurmamali.

Sen işte tam bu noktada, kanıksanmışı, inancı, duyguyu düz gittiği için meydanı saf mantığa bırakmış oluyorsun. Bunu anlayabiliyor musun?

Sağlıksızdır diyorsun. Bunun ona buna göresi yok çünkü genel, mutlak ve kesin ifade kullanıyorsun. Tabii ki, kesin ifade kullanman hakikati değiştirmiyor. Ama yanlış bir algı üretmiş oluyorsun. Yani okuyan kişi 'saf mantık doğru adına daha geçerlidir' diye düşünebilir çünkü misalde veriyorsun.

AKP seçmeni duygusal oy verip verileri gözden kaçırıp yanlış oy kullanıyor diye düşünebilir. Oysa ne alakası var? Gerçek neyse odur. Diğerleri gibi akp de kapitalist sistemin siyasetçileridir.

Yapay zekaya paranın mal olduğu kriterini kanıksat. O da anamızı ağlatır, Nokta.

Yani, Hüseyin gibi entel dantel işlerle uğraşan sensin. Kesin ifade kullanıp sonra da koşullara ve şartlara göre doğruluğu bağlamaya çalışman Hüseyin gibi komiklikten başka bir şey değildir. Düzenbazlığınada gülmemek elde değil zaten.

ilahimasal
07-09-2023, 18:16
Yapay zekaya paranın mal olduğu kriterini kanıksat. O da anamızı ağlatır

Paranın malın ölçütü oldugunu sadece paraya tapan ve o tapanların baronları söyler. Kısaca kapitalizm.
Kendi adina konuş yani , kalkmis birde yapay zekaya kanıksatmaktan bahsediyor.
Yani diyorsun ķi ; kapitalizm senin ananı aglatiyor. Niye ananı aglatanların politikasını savunuyorsun ? Anana yazik değil mi ?
Olum alman hanzosu sen ne dedigini bilmiyorsun ,beynin sulanmıs senin ya çok sıcak bir yerdesin ya da ateşin çıkmış.

Bak ustte bir gece yarısı 10 dakika da malı götürüp cengiz gibi milletin anasına sulananların grafigini verdik.
Altına da , bu yapay zeka robotun yapacağı bir şey mi dedik.

Akp seçmeni bal gibide düşünebiliyor ,düşünebilmek deki motivasyonu da ölçütsüz çıkar ve menfaatleri , aç gozlü görgüsüzlükleri

Sen ahır daki malı bilirmisin ?
Ahır daki malın önüne ne kadar koyarsan
O kadar patos gibi tüketir. Yarına kalır mi diye düşunmez , yada onu besleyen sahibi nin ne kadar tükettigine bakmaz. Yarın o sahip o samanı vermese dahi geviş getirir durur.

Bunu neden örnek verdim? Bu akp li seçmene dair bir sey deil bu dunya da güdülen tüm halklar için gecerlidir.

O malları çaýira çıkar altında ki tüm yiyecegi yarını duşünmeden yer tuketir , ne zaman çoban karanlık olmasindan sebep toplayıp ahırına götürürse o ana kadar dönüş yolun daki tüm otlarıda yer. La mal dogası bu , ya insan neden böyle ?

Kaynaklar tükeniyor , yetmeyecek , ne zamana kadâr çoban nın 5 kilo süt derdinde oldugu gibi kaynakları KÂR hirsı ile tuketicez.

Haaa banane a.g benden sonrası ipimde degil deniyorsa
Robota PARA yı ölçüt vermekde nasıl bir gerzek düşuncedir.
Madem oyle senin ölçütün kaç para ?

spartacus
07-09-2023, 21:38
Duygu ve saf mantık arasında bir hiyerarşi kurmak yerine, bu iki faktörün genellikle birlikte çalıştığını ve birbirini etkilediğini kabul etmeliyiz. Bu nedenle, duygu ve saf mantığın birbirinden üstün olduğu anlamına gelebilen cümleler kurmamali.

Sen işte tam bu noktada, kanıksanmışı, inancı, duyguyu düz gittiği için meydanı saf mantığa bırakmış oluyorsun. Bunu anlayabiliyor musun?
Anlayamıyorum, çünkü çarpıtıyorsun, duygu ve mantığın üstün olduğuna dair bir cümle kurmadım, ama sen daima kıçından uyduruyorsun. Akıl-mantık dersem ve demişsem çoğunlukla senin içindr, eksik olduklarını, kullanılmadıkları ya da yanlış kullandığını gördüğümdendir.

Beni konu bağlar :)

Sağlıksızdır diyorsun. Bunun ona buna göresi yok çünkü genel, mutlak ve kesin ifade kullanıyorsun. Tabii ki, kesin ifade kullanman hakikati değiştirmiyor. Ama yanlış bir algı üretmiş oluyorsun. Yani okuyan kişi 'saf mantık doğru adına daha geçerlidir' diye düşünebilir çünkü misalde veriyorsun.
EĞER KONU DÜŞÜNMEK ÜZERİNE İSE, VE ŞU YA DA ETKENLER, İNSANI PROGRAMLANMIŞ GİBİ DAVRANMAYA itiyorsa

Bu

DÜŞÜNME konusu açısından

SAĞLIKSIZDIR, bu kesin bir ifade olmaktan ziyade bir tespittir, E GÖRE diyorum sürekli söylüyorum görmüyor musun? :)

HALA daha izah ediyorum iyi mi ? :)

Ne anladın? Kafa basmıyor ki, kelimelerle oynuyorsun, bu cümleleri anlamana da engel oluyor...

AKP seçmeni duygusal oy verip verileri gözden kaçırıp yanlış oy kullanıyor diye düşünebilir. Oysa ne alakası var? Gerçek neyse odur. Diğerleri gibi akp de kapitalist sistemin siyasetçileridir.
LAF ola beri gele. Sen şimdi şunu yap;
Elektrik priizne 2 tel sok ve avuçla. Ben de gerçek neyse odur demiş olayım, peki? Peki ben, bunu örnek olarak işleyebileceğim bir konuya gelmişsem, bu şahıs eğer bu eyleminin hayatına mal olacağını veya kalıcı hasarlar vereceğini bilseydi yine de yapar mıydı diye sorarsam, YANLIŞ mı olur? Kaldı ki, ben bunu örnek olarak alıyorum -gerçek böyledir, değildir tartışmıyorum (1 çarpıtman daha!)-, diyorum ki yeterli bilince sahip olsaydı bunu tercih etmezdi, istisnalar(intihar etme amacıyla yaptıysan) benim ifadelerimin kapsamını belirlemiyor. Ha sen milyonlarca insanın intihar ettiğini iddia ediyorsan buyur objektif veri koy ortaya.

Gerçek neyse odur demişsin ya, ben de gerçek neyse onu söylüyorum, ÜZERİNDE YETERLİ DÜŞÜNEMEMİŞ VEYA GERÇEKTEN DE DÜŞÜNMEMİŞ OLMAK. Oy verme işi salt sevgiye indirgenemez -ki aslında O SEVGİ DE DEĞİL, AMA konu açısından burada, şimdi detaylandırmaya gerek yok, programlanmış olmak ve çok çeşitli faktörleri içerir-, zaten sevdiği için tercih etmek dahi sorunlu bir davranıştır :) Oy vermekten söz ediyoruz, ama bu oy işininin temelinde yönetme-yönetilme olgusu var, daha çok veya az sevme-sevmeme kıstası değil.

Konu ve ifadelerim açısından bana şu ya da bu kişinin değil, TOPLUMSAL olarak yani MİLYONLARCA insanın PROGRAMLANMIŞ GİBİ DAVRANMASI-DÜŞÜNME YETİSİNİN şu ya da bu oranda işlevsiz HALE GELDİĞİ örnek lazımdı, sürekli çarpıtıyorsun, oysa çok çeşitli etkenler-faktörlerden söz ettim. GERÇEK NEYSE ODUR -> bir çok faktör insanın da robotlar gibi davranış göstermesine, yeterince düşünememesine yol açıyor :), kafa şişirme.

dine mine ne
07-09-2023, 21:59
Para, insanların ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için kullandıkları bir araçtır, yani değişim aracıdır ve bireyin değil, kamu malıdır. Kendine mal mülk edinebilmen için evet, ödemesini yapabilirsin; ihtiyaçlarını giderebilirsin. Bu, kapitalizm değildir, kapitalizm ama aldığın malın sana emek ve risk olmaksızın mülk getirisidir, kapitalizm budur. Öyle yok üretimmiş, araçlarıymış, sanayiymiş, artı değermiş değil; mesele bunun literatüre sokulmasıyla, bu işin kaymağıyla güçlenmişlerin sadece konuyu saptırmasıdır. Asıl mesele bu,gerisi hikaye. Anarşizm öyle milletin tüketim alışkanlıklarını, eşyasını, mülkiyetinle uğraşmaz; onun meselesi haksızlıktır.

Senin gibi yok ne kadar verirsen o kadar götürürmüş zırvalığınlada uğraşmaz. Millet sana ne kadar yiyip içeceğini, sıcacağını soracak hali yok; emek sarf edip kazanıyorsa alınterini nasıl istiyorsa o yolda harcar.

O kontrol matik plan merkezli saçma sapan fikirlerini kendine sakla. Bu denli seviyesiz düşünceler, zaten efendilerin eline insanları itiyor. Çoğaldık, nasıl olacak? E tabii, bunca yıl malın mülk getirisiyle kontrolü kavrayacağım diye, sen faiz/kira sistemiyle balonu şişirirsem, ekonomi büyüme beklentinle işçilerin çoğalmasına siyaset üretemezsin. Üretmeye kalksaydın, ekonomi balonun patlayacak, sende oturduğun yerden insanları yönetemeyecektin.

Mesela bu, senin o "Kaynaklar tükeniyor, yetmeyecek" söyleminde dediğim gibi, literatürün büyüme oranlı hikayeleri ile ilişkilidir. İnsan neyi, ne kadar ve nasıl tüketeceğini kendisi iyi bilir. Sen oturduğun yerden kaymağı yiyip kontrol ederken, kaynakların tükenmesini veya yetmemesini zaten önleyemezsin. Üstelik bu ziyanı sen teşvik ettin, yoksa kontrol gücün uğruna nasil yan yatacaktin ki?

"AKP'li seçmene dair bir şey değil, bu dünyadaki tüm halklar için geçerlidir" bu ifaden malın mülk getirisi ile ilgili olsaydı katılırdim ama tüketimle alakalı asla katilamam.

spartacus
11-09-2023, 04:44
"Fakat gözlemlerim bana çok fazla davranışın otomatik olduğunu söylüyor. İnsan ve robotların birbirinden çok farklı olduğu konusunda emin değilim"

https://www.youtube.com/watch?v=QqxZMyvTZVM


Kısaca mesele düşünmek değil, verili koşul, ortam dahili etkileşimlerde bulunabilmektir. Bu etkileşimlere göre davranış ve nasıl davranabileceği vb. yönünde fikir, seçimlerde bulunabilmek, düşünme eylemi için temel yeterliliğe sahip olmak demektir. İnsanlar da çoğunlukla kendi tercihlerini yapmazlar, verili koşullarda toplum, sistem tarafından veri tabanına dolduran şeylerle tercih yaparlar, -aslında tercihlerinin çoğu kendilerine ait değildir, veriler, alışkanlıklar, davranışlar vb. enine-boyuna sağlıklı-objektif bir akıl-mantık süzgecinden geçirilmemiş, çoğunlukla olduğu gibi, yine hazır kanıksanmış verilerle yorumlanarak(yani sağlıksız bir biçimde) alınıp, kabul edilmiş, inanılmıştır(en tehlikelisi).

dine mine ne
11-09-2023, 14:07
LAF ola beri gele. Sen şimdi şunu yap;
Elektrik priizne 2 tel sok ve avuçla. Ben de gerçek neyse odur demiş olayım, peki? Peki ben, bunu örnek olarak işleyebileceğim bir konuya gelmişsem, bu şahıs eğer bu eyleminin hayatına mal olacağını veya kalıcı hasarlar vereceğini bilseydi yine de yapar mıydı diye sorarsam, YANLIŞ mı olur? Kaldı ki, ben bunu örnek olarak alıyorum -gerçek böyledir, değildir tartışmıyorum (1 çarpıtman daha!)-, diyorum ki yeterli bilince sahip olsaydı bunu tercih etmezdi, istisnalar(intihar etme amacıyla yaptıysan) benim ifadelerimin kapsamını belirlemiyor. Ha sen milyonlarca insanın intihar ettiğini iddia ediyorsan buyur objektif veri koy ortaya.

Gerçek neyse odur demişsin ya, ben de gerçek neyse onu söylüyorum, ÜZERİNDE YETERLİ DÜŞÜNEMEMİŞ VEYA GERÇEKTEN DE DÜŞÜNMEMİŞ OLMAK. Oy verme işi salt sevgiye indirgenemez -ki aslında O SEVGİ DE DEĞİL, AMA konu açısından burada, şimdi detaylandırmaya gerek yok, programlanmış olmak ve çok çeşitli faktörleri içerir-, zaten sevdiği için tercih etmek dahi sorunlu bir davranıştır :) Oy vermekten söz ediyoruz, ama bu oy işininin temelinde yönetme-yönetilme olgusu var, daha çok veya az sevme-sevmeme kıstası değil.

Konu ve ifadelerim açısından bana şu ya da bu kişinin değil, TOPLUMSAL olarak yani MİLYONLARCA insanın PROGRAMLANMIŞ GİBİ DAVRANMASI-DÜŞÜNME YETİSİNİN şu ya da bu oranda işlevsiz HALE GELDİĞİ örnek lazımdı, sürekli çarpıtıyorsun, oysa çok çeşitli etkenler-faktörlerden söz ettim. GERÇEK NEYSE ODUR -> bir çok faktör insanın da robotlar gibi davranış göstermesine, yeterince düşünememesine yol açıyor :), kafa şişirme.

Yeterince bilince sahip olmaktan bahsediyorsun, ama bu kişinin dünyayı ve içinde yaşadığı kuralları kavrama yeteneğini de içerir. Bunu sende görmediğim için sana sorunun ne Türkiye'nin AKP'si Erdoğan'ı yerine, kapitalizmin oyun kuralları ile alakalı olduğunu yazdım. YETERLİ DÜŞÜNEMEMİŞ VEYA GERÇEKTEN DE DÜŞÜNMEMİŞ OLMAK'la ilgisi yok. İlahinin dediği gibi, o bile senden daha dürüst. İnsanlığın bu sistemi onaylaması, mülkün mülk getirmediğini bildiği halde garanti adına başkalarının kendileri için çalışmasını onaylaması söz konusu.

Bir evin bir ev daha getirmediğini ve ya iki peşliğin ilişkiye girip ortaya üçüncü bir beşliğin çıkmadığını biliyorsa, neyin düşünmesinden bahsediyorsun sen? AKP imiş, ulan hangisi gelirse gelsin aynı bok olacak, çünkü insanlığın terciği budur. Neden demiyorsun da AKP seçmeni ile uğraşıp desenformasyona neden oluyorsun? Kafa sisirende sensin, çünkü çarpıtıyorsun. Kapitalizmin ağrısı tüm dünyayi sarmışken, derdin AKP seçmeni. Seni AKP seçmeninden, daha doğrusu dünya halkından daha bilinçli yapan ne ki?

Marx efendi, üretim araçları üzerinden emeksiz kazancı emek içeren kara bulastırıp faize kaynak gösterirken, sesin çıkmıyor. Ama ne tuhaf ki insanın robot gibi saf mantığı kullanmasını eleştirmeye kalkıyorsun. Hani, 'Saf mantık iyiydi' ne oldu? Kendinle çeliştiğini neden görmüyorsun?

Almanyalıyım, 20 tane evim var. Çalışmadan kendimi garanti altına aldım. Artık çalışmama gerek yok. Benim evimde oturuyorsan da bana zigile zigile kiramı vereceksin. Ama yüz yılda otursan sana tapu mapu yok. Çünkü peygamberiniz kaynak göstermiş, vermezsen ezerim seni. Çünkü saçma sapan mekanik gökte nasılsa dünyaya uygula düşüncenle duygusal mantığın üzerinden de gelmeye çalışıyorsun. Ulan, malından vazgeçmiş, senden büyük koyun mu olur. Dine mine nin kira beklentisiyle beni zigmesi saf mantıktır, yaptığı doğrudur demiş gibi oluyorsun.

Bu nedenle AKP seçmeniyle kafa zigme, derdin neyse söyle ki derdine derman bulasın
.

dine mine ne
11-09-2023, 15:17
"Fakat gözlemlerim bana çok fazla davranışın otomatik olduğunu söylüyor. İnsan ve robotların birbirinden çok farklı olduğu konusunda emin değilim"

https://www.youtube.com/watch?v=QqxZMyvTZVM

Sorun dalgınlıktır dalgınlık. İnsanlarında bilinç alti tepkileri vardir. Örneğin, bir kişi yorgunsa ya da dikkati dağınıksa, dikkati dağınık olduğu için yanlışlıkla bir hata yapabilir. Bu hata kasıtlı değildir çünkü kişi bunu bilinçli olarak yapmamıştır.

Robotlar ise farklı bir yapıya sahiptir, programlandıkları gibi çalışırlar ve bilinçleri ya da düşünce süreçleri yoktur. Eğer bir robotun programında dikkat dağıtıcı ya da dikkatini dağıtacak herhangi bir unsur yoksa, önceden programlandığı şekilde davranacaktır. Tıpkı kapitalizmde olduğu gibi. Dolayısıyla, inanç dediğin şeyin daha çok dikkat dağıtmayla, insanların materyalist gerçeklikten kopup garanti uğruna kendilerini malın mülk getirdiği fantezi dünyalarına kaptırmalarıyla ilgilidir.

spartacus
12-09-2023, 03:02
Sorun dalgınlıktır dalgınlık. İnsanlarında bilinç alti tepkileri vardir. Örneğin, bir kişi yorgunsa ya da dikkati dağınıksa, dikkati dağınık olduğu için yanlışlıkla bir hata yapabilir. Bu hata kasıtlı değildir çünkü kişi bunu bilinçli olarak yapmamıştır.
Sonuç? Sorun, sebebi değil, konuda gelinen nokta ve neye dair söylemlerde bulunduğum açısından neye mal olduğu önemli, kaldı ki bana itiraz ediyor gibi görünürken bu söyleminle zaten ifadelerimi olumlamış oluyorsun(düşünme eylemini sekteye uğratan bir çok sebepten söz eden ifadelerime karşı, herhangi bir sebebi öne sürerek), avare.

Robotlar ise farklı bir yapıya sahiptir, programlandıkları gibi çalışırlar ve bilinçleri ya da düşünce süreçleri yoktur. Eğer bir robotun programında dikkat dağıtıcı ya da dikkatini dağıtacak herhangi bir unsur yoksa, önceden programlandığı şekilde davranacaktır. Tıpkı kapitalizmde olduğu gibi.
Mekanik robotlardan değil, yapay zeka unsurundan söz ediyorum.

Dikkatini dağıtacak vs. unsurlar vs değil, istisnalardan hiç söz edilmedi, bunu da sen dahil ettin, yine konuyu çarpıttın. Konu nasıl davrandığı ve neden öyle davrandığından ziyade,
düşünme üzerine, sistemdir, inançtır, kanıksatılmışlıktır, bağımlıhale geliştir, çaresizliktir, şu ya da budur, sabit-mekanik PROGRAMLANMIŞLIK(!) düşünme eylemini olumsuz etkiliyor mu? Evet :)

Yapay zeka eğer salt programlandığı ve sonuçları önceden belli davranış sergiliyorsa başka, sergilemiyorsa başkadır. Örneğin facebook'un 2 yapay zeka botunu kapatma sebebi, kendi aralarında ilişki kurup, ancak kendilerinin anlayabileceği bir DİL geliştirip, bu dille gizli, gizli konuşmalar ve ticaret gerçekleştirmiş olmasıdır. Bu programlanmış(aralarında özel dil gelştirmeleri) bir davranış değildir ve o zaman yıl 2017'dir.

Haberi buradadır
https://www.gazeteduvar.com.tr/teknoloji/2017/08/01/facebook-muhendisleri-yapay-zekalarin-fisini-cekti

Önceki cevabımda da belirttim
İster canlı, ister cansız, eğer dışarıdan alınan verilere sahipse, bu verileri, hali hazır verileriyle-veri tabanı- kıyaslayarak analiz, davranış geliştirebiliyorsa, bu davranış öncesinde yaptığı düşünme eylemidir(ilkeldir, düşük düzeydir vs. bu kavramla değil spesifiğiyle ilgili ayrı bir tartışma konusu olur ve bu detayların derecesi, düşünme eyleminin öyle ya da böyle gerçekleşmiş olduğu gerçeğini değiştirmez, o sebeple her zaman söylerim, genel vargıları değiştirme adına; spesifik detayları sanki karşı rol oynuyorlarmış gibi -ki öyle olmayanları, karşı rol oynuyorlarmış gibi öne sürmek hem safsata hem de ahmakların -nedense özel- işidir).

İlla insan gibi olması, DÜŞÜNMESİ ve bunu sahiplenmesi, hissetmesi, bilmesi gerekmiyor. Nasıl yaptılar bunu? Bu önemli.

Düşünme eyleminin de temelinde VERİ yatar, anlık alınan veri düşünme eyleminin %1'i dahi değildir. Anlık veri, hafızada çeşitli girdilerle elde edilen veri-hazır yargı, yorum, vargılar üzerinden kıyaslanarak düşünme eylemi gerçekleşir, dolayısıyla hafızadaki verilerde, ENJEKSİYON-ENJEKTE-ENFEKTE, PROGRAMLANMA durumu ne kadar artarsa, düşünme eylemi de o kadar geçersizleşir, robotik davranışlara, kararlara yol açar.

Örneğin arkadaşım kedi dışarı çıkmak istediğinde bana gelip, beni patiliyor ve kapıya gidip, çeşitli sesler çıkartarak, kapı açma koluna ve arada bir görüyor muyum diye ısrarla bana bakıyorsa, bu sürecin ve son tahlilde o davranışın temelinde düşünme eylemi yatar.

İnsan gibi olması şart değildir. Organik-örgütlü hareket gelişimi durumlarında, en temelde işleyen mekanik süreçlerden, ilişkisel ağ bütünlüğünde bambaşka, mekanik olmayan, ÖRGÜTLÜ(ORGANİK) süreçler ve sonuçlar açığa çıkar. (Konuya dair temel zemin açısı: etki-tepki-hareket-ilişki(maddi süreçler zemini), daha alt zemin ise(1. zemin) madde.

Avare.

Yıldıztozu
13-09-2023, 11:26
...sidik yarıştırmaya...

nasıl gidiyor yarış?

https://i.hizliresim.com/leg4281.jpg (https://hizliresim.com/leg4281)

herkes kendine bir baksın, yazdığı mesajların ne kadarı karşı çıkma amaçlı, ne kadarı katkı sunma amaçlı.
karşı çıktıkları katkı sunduklarından fazlaysa sidik yarıştırıyordur.

dine mine ne
13-09-2023, 12:00
nasıl gidiyor yarış?

https://i.hizliresim.com/leg4281.jpg (https://hizliresim.com/leg4281)

herkes kendine bir baksın, yazdığı mesajların ne kadarı karşı çıkma amaçlı, ne kadarı katkı sunma amaçlı.
karşı çıktıkları katkı sunduklarından fazlaysa sidik yarıştırıyordur.


Ben miyim sıdık yarıştıran? Afferin sana vallahi bravo!

İnsanın duygusal mantığı sağlıksız denildi, mesele diyalektiktir dedik. Diğeri diğerine üşütün kılınmamalı dedik. Dediğimiz bu, bunun neresi sıdık yarıştırma? Duygusal mantık sağlıksızdır denilip AKP seçmeni de örnek gösterilince, genelleme hatasıdır dedik. Bunu hatırlatmak, karşı çıkmak sıdık yarıtırmak mı?

Sıdık yarıştırmak demek, yaptığı hatayı alenen entel dantel söylemlerle üstünü kapatmaya çalışmaktır. Benim haklı çıkmak için hatamı kapatmaya yönelik cümle gördün mü? Olurya, kim bilir belki algılamadım. İnsanlık hali, gördüysen yaz da bende bileyim.

dine mine ne
13-09-2023, 13:12
Sonuç? avare.

Mekanik robotlardan değil, yapay zeka unsurundan söz ediyorum.

Dikkatini dağıtacak vs. unsurlar vs değil, istisnalardan hiç söz edilmedi, bunu da sen dahil ettin, yine konuyu çarpıttın. Konu nasıl davrandığı ve neden öyle davrandığından ziyade,
düşünme üzerine, sistemdir, inançtır, kanıksatılmışlıktır, bağımlıhale geliştir, çaresizliktir, şu ya da budur, sabit-mekanik PROGRAMLANMIŞLIK(!) düşünme eylemini olumsuz etkiliyor mu? Evet :)



Bende diyorum ki rogramlama sonucu kendiliğinden öğrenmeyle, irade olmadan düşünme eyleminden bahsedemeyiz. Dalgınlık ve odaklanma, iradeye bağlı eylemlerdir.

Dalgınlık, kişinin dikkatini çevredeki uyaranlardan uzaklaştırıp iç dünyasına yöneltmesidir. Örneğin, bilinç altından robot gibi araba kullanmamız gibi, dalar gideriz, belli bir mesafeyi nasıl geldiğimizi unutur, şaşırırız.

Odaklanma ise, kişinin dikkatini belirli bir uyarana veya konuya yöneltmesidir.

Kapitalizmde de, insanlar kendi istekleri üzerine kurulu iç dünyalarına, paranın peşinde koşmaya yöneliyor. Materyalist gerçeklikte malın mülk getirmedigine odaklanamıyor; bu nedenle düşünemiyor. Dahil etmişim edecem tabi sonuçta irade söz konusu..

spartacus
13-09-2023, 14:02
İnsanın duygusal mantığı sağlıksız denildi, mesele diyalektiktir dedik.
Seni adi, yalancı, acemi düzenbaz, öyle denmedi, bunların DÜŞÜNME EYLEMİ AÇISINDAN bir çok faktörle birlikte, hele ki istismarı üzerinden, OLUMSUZ ROL oynadıklarına değinildi. Aynı şey mi? Oysa sana tam 4 kez bu ifademi tekrar etmiş, izah etmiştim.
Bende diyorum ki rogramlama sonucu kendiliğinden öğrenmeyle, irade olmadan düşünme eyleminden bahsedemeyiz. Dalgınlık ve odaklanma, iradeye bağlı eylemlerdir.
Eeeee? İnanmak, aldanmak, çeşitli sebeplerle enfekte olmak, programlanmak iradeden bağımsız mı? Burada ben, düşünme eylemini olumsuz etkileyen faktörlerden bahsediyorum, dalgınlıktan ise hiç söz etmedim, o da bir faktör demek ki! Sen şimdi de, ama şuna bağlı vs. diyorsun. Konu bu mu?
Kapitalizmde de, insanlar kendi istekleri üzerine kurulu iç dünyalarına, paranın peşinde koşmaya yöneliyor. Materyalist gerçeklikte malın mülk getirmedigine odaklanamıyor; bu nedenle düşünemiyor. Dahil etmişim edecem tabi sonuçta irade söz konusu..
Neden yöneliyorlar? Neden odaklanmıyorlar? Para, mal sistemin dışında olan bir şey mi?(oysa aslında en temelde, insanlar, bunlar vb. anlamını bilmezken -bebek-çocuk-ihtiyaç-muhtaçlık-istismar (vb. etkenlerle) çevre tarafından kodlanmıştır) Bir insan OLUMSUZ rol oynayan faktörleri saydığında, ona itiraz için olumsuz faktörlerin sebeplerini öne sürmek, buna da itiraz demek SAFSATADIR, AHMAKÇADIR.
çünkü düşüncelerinin önünde HİSLER gibi, CEHALET VE inanç, zaaf istismarlarıyla, hissiyat, ihtiyaçlar vb. üzerinden istismar edilerek BAĞIMLI HALE, KÖTÜRÜM HALE GETİRİLMEK gibi engelleyeci faktörler

Konumuz bu değil, olsa insanın da çoğunlukla bağımsız-İRADESİ DIŞINDA PROGRAMLANDIĞINI ele alır, nasıl, hangi koşullarda bunun gerçekleştirildiğine değinirdim. Veri tabanının temelinde dış dünya yatar ve bu veri girdisi sürecinde, ne kadar hazır vargılara, sonuçlara ulaşılarak, hazır-paket olarak alındığı da önemlidir, örneğin bebeklik ve çocukluk döneminde üzerinde düşünmeden, ayrı-bağımsız bir irade göstermeden alırlar(!), hatta toplumun neredeyse tümü din-cilik-, milliyet-çilik- şeklinde, milyarcası hemen, hemen aynı şeylerle kodlanır-programlanırlar, enfekte olurlar. BEN BU İFADEMDE NEDEN BÖYLE OLUR TARTIŞMIYORUM -amacım da bu değil-, DÜŞÜNME EYLEMİ AÇISINDAN OLUMSUZ ROL OYNADIĞINI, İNSANIN DA ÇOĞUNLUKLA ROBOTLAR GİBİ KODLANIP-PROGRAMLANABİLDİĞİNİ de, üstelik bunların en temelinde ne yazık ki o hissiyat-duygu-inanç faktörlerinin istismarı olduğunu da görmüş oluyoruz. Örneğin eğitim-öğrenim kurumları neden vardır? Olsun diye değil, insanın da düşünme eylemi açısından temel başvuru sistemi veri tabanının, dış dünyadan edinilmiş olmasıdır(iç dünyadan edindiği oran çok düşüktür), insan da öğrenmeye açık ve muhtaç bir canlıdır.

Kaç kez söyledim; insan ya da değil, düşünme konusunda bağlayıcı faktörlerden birisi olarak, herhangi bir yorumcu, işlemci, eğer anlık ve bir çok veri içerisinden TERCİH yapabiliyorsa... Eh bu da bir nevi , çeşit düşünme, iradedir. Düşünmenin temeli, esası, yorumlama işidir, düşünmek, yorumlamak için şey'in, düşündüğünü, yorumladığını bilmesi başka, yorumlaması başkadır, kaç kez daha söyleyeceğim, bilmesi, hissetmesi şart değil...

Homo Sapiens ile Homo Sapiens Sapiens arasındaki farklardan birisi nedir?
Bilen ile bildiğini bilen farkıdır..

Örneğin bir kedi de düşünür, bilebilir ancak düşündüğünü, bildiğini bilmesi gerekmez, bu bildiğini, düşündüğünü bilme işi eylemden(düşünmek, bilmek) sonrası içindir ve düşünmek-bilmek için gerekli-şart faktörlerden birisi değildir. Demek ki, aksi faktör, lafazanlık gerekçesi olarak bunları öne sürmek de anlamsızdır

Yapay zeka da düşünür -düşündüğünü de bilebilir-, ancak bunun için bir benlik hissiyatı gerekmez. Ruh diye bir şey yok, kıçınızı boşu, boşuna yırtmayın.

Daha kaç kez söylemeliyim; şu ya da bu konu düşünmek olduğunda, kıstas salt insana indirgenemez. Üzerinde durduğum söylemlerle alakasız, üzerinde durmadığım söylemler üfüre, üfüre yaptığın boş lafazanlığı bir yana bırak artık. 10. defadır izah etmeme rağmen, anlamamak için de ya ileri düzey ahmak ya da arsız olmak gerekir. Her zaman yaptığın sulandırma, bulandırma, çarpıtma taktiğin, duvara tosladı, hala eğip, büküyor, uzatıp duruyorsun.

ilahimasal
13-09-2023, 19:24
Olur mu ! Bilinmez . ( KOMİK)
https://youtube.com/shorts/hip27SrLCZ0?si=1alPRO05gn3kofOA

Tales den , sophia ya
Elbette ki tales den evvel de düşünen insanlar vardı ama tales in karşısına sophia yı koysalar adam ne yapar dı acaba ? Oh my god mu derdi yoksa o tanrısıni red mi ederdi ?

Dine , robotlar DÜŞÜNEMEZ diyemiyor. Lafı eveleyip geveliyip salata yapıyor. Ne anlattiğı belli olmadığı gibi , kendisine bir şeyler anlatanın söylemediği üzerinden başka başka saçmalamalara giriyor.
Bu durumda okuyucuyu yıpratıyor tabi ki.

Evet doğru robot düşünebilirse ne olur sorusuna ;
-robot düşünemez
-robot düşünebilir
-şimdilik bu imkan yok denilebilir.
Bunların tamamida mekanik halinin dışında ortaya konan YAPAY ZEKA üzerinden degerlendirilir.

İnsan gibi düşunmesi ise ap ayri bir durum. Dine nin , aklı hem tutuk hemde ideolojik saplantılı bir üye , ha bire konuyu , duygu, ideoloji gibi yerlere çekiyor. Bu durum da bayıyor ve biriside çıkıp " sidik yarıştırmaya döndü " diyor.

Düşünme insana ait olsa da başka canlılar da bu gözlemlenebiliyor. Düşünmek öyle çok yüceltilse de bir çok insan bunu gerçeklestirmekte başarılı olamıyor. Ornek olarak AKP liler degil , akp seçmeni örnek veriliyor. Akp seçmeni AKP li değil.
Bunu hiç böyle düşünebildimi bu alman hanzosu mesela.

İnsan düşünebilse de , DÜŞÜNCESİZ dediklerimiz de var dimi ,, mesela bir insan yada başka bir canlı zor durumdayken daha büyük zarar verene yada umursamadan yanından geçene DÜŞÜNCESİZ diyoruz.
Mesela ormanı kasıtlı yakana ,yada o ormanı kasıtsız yakana da düşüncesiz diyoruz. Örnek çok.

Robotlar düşünebilirse ne olur ?
Çok şey olur çok. Bu onları yüceltme anlamına gelmez. Hatta o düşüncesiz insanlar daha iyi kontrol altına alınabilir. Eğitilme olarak tabi ki.

Mesele dine nin duygusal takintilı tanrıcı tapcı ,ideelojik meselesi değil ki !
O bunu istiyor.
Belki de çok ilgiye muhtaç ! Ailesi cevresi ona ilgi göstermediği icin bu kadar saçmalıyor. Saçmalayarak ilgi cekmeye ugrasıyor.
Birde böyle DÜŞÜNMEK gerekmez mi , yapay zeka bir robota bunu sorsak , eminim ki ilgilenin diye bir düşünce ortaya koyar.

dine mine ne
13-09-2023, 20:08
Seni adi, yalancı, acemi düzenbaz, öyle denmedi, bunların DÜŞÜNME EYLEMİ AÇISINDAN bir çok faktörle birlikte, hele ki istismarı üzerinden, OLUMSUZ ROL oynadıklarına değinildi. Aynı şey mi? Oysa sana tam 4 kez bu ifademi tekrar etmiş, izah etmiştim.

Denilmedi derken, denildi kabul edildi ve bu hakikat yıldıztosuna bildirildi, eğer öyle olmasaydı, dört kez açıklamaya çalışmazdın değil mi? Bu yüzden bana neden hakaret ettiğini anlamıyorum. Eğer ama bazı açıklamalarını kabul etmediğim için hakaret ediyorsan, öyle olsun, ama dürüst olmadığına dair düşüncemi değiştiremezsin. Konu başlığı üzerinden algı girişimlerin ortada, üfürüp kıvırmalarını kabullenmek mecburiyetinde de değilim.

Eeeee? İnanmak, aldanmak, çeşitli sebeplerle enfekte olmak, programlanmak iradeden bağımsız mı? Burada ben, düşünme eylemini olumsuz etkileyen faktörlerden bahsediyorum, dalgınlıktan ise hiç söz etmedim, o da bir faktör demek ki! Sen şimdi de, ama şuna bağlı vs. diyorsun. Konu bu mu?
Adama bak ya, konu bu mu diyor yahu? Hem kendin konuyu saptırıyorsun, sonra bana AKP seçmeni meselesi değil, mesele kapitalizm meselesidir diye açıklama gereği duyurtuyorsun. Sonra da "Konu bu mu?" diye bana soruyorsun.

Neden yöneliyorlar? Neden odaklanmıyorlar? Para, mal sistemin dışında olan bir şey mi?

Soruya bak, eğer bu aptallığın zirvesi değilse, nedir? Sorduğun sorunun materyalist gerçeklikle ne alakası var? Materyalist gerçekliğin aksine, kapitalizmde ki para/mülkün para getirmesi ve çoğalması, sadece, ikimiz üzerinden verdiğim örnekte olduğu gibi, dine mine'nin mal/para birikiminin kendi emeğine dayanmadığı gerçeğine dayanır. Bu saçmalığın din mülk para zırvalığı ile ilgisi yoktur. Sorun yüz yıl boyunca kira ödeyip kendi mülkünü elde edemediğin gerçeğinde yatıyor. Bu, emeğinin çalınması ve kazandığının aslında sana ait olması gerekirken benim cebimde toplanmasıyla alakalı. Sistem, paranın sahip olmadığı insan iradesine dayanıyorsa, öyleyse neden böylesine aptalca bir soru soruyorsun?

Örneğin eğitim-öğrenim kurumları neden vardır? Olsun diye değil, insanın da düşünme eylemi açısından temel başvuru sistemi veri tabanının, dış dünyadan edinilmiş olmasıdır

Tamam, konuyla alakalı yazıyorsun. Bağlamdan koparma niyetimde yok. Ancak, yine de dayanamadım. Mahsuru yoksa izin verde, senin o bahsettiğin kapitalist sistemdeki düşünme eylemi açısından temel başvuru sistemi dediğin şeyin taaa a…. s.k.m.

Devaminda ruh diye bir şey yok derkende, Ruh diye bir şeyin olmadığını söylemek, ruhu fiziksel bir varlık gibi nesnel forma dair düşünmeyi gerektirir. Ancak, ruhun enformasyon temelinde programlanma şekliyle de düşünülebileceğini düşünüyorum.

Yapay zekayı programlayan bir akıl varsa, bizi de bir üst akıl kudretiyle programlamış olabilir.

Yıldıztozu
13-09-2023, 21:14
Ben miyim sıdık yarıştıran? Afferin sana vallahi bravo!


yo ben genel konuştum.
karşı çıkan yorum sayısı katkı sunan yorum sayısından fazla olanları sidik yarıştıran olarak tanımladım.
ki bu tanıma göre ikiniz de öyle gibisiniz.

spartacus
14-09-2023, 11:38
Denilmedi derken, denildi kabul edildi ve bu hakikat yıldıztosuna bildirildi, eğer öyle olmasaydı, dört kez açıklamaya çalışmazdın değil mi? Bu yüzden bana neden hakaret ettiğini anlamıyorum. Eğer ama bazı açıklamalarını kabul etmediğim için hakaret ediyorsan, öyle olsun, ama dürüst olmadığına dair düşüncemi değiştiremezsin.
Düşünme açısından bir çok faktörle birlikte OLUMSUZ ROL OYNAMASI BAŞKA
Direk hedef alındığı iddiası başkadır.

Kim öyle kabul etti, hangi adi?

Bunlar hakaret değil, bak 5. kez izah ettim. Sen iftira ve çamur atıyorsun, 5. kez izah edildi hala devam ediyorsun, adilik değilse nedir?
Adama bak ya, konu bu mu diyor yahu? Hem kendin konuyu saptırıyorsun, sonra bana AKP seçmeni meselesi değil, mesele kapitalizm meselesidir diye açıklama gereği duyurtuyorsun. Sonra da "Konu bu mu?" diye bana soruyorsun.
Milyonların robotik hareket etmesine örnektir o sadece, AKP'yi tartışmak değildi, kıçından lider sevgisi uydurup hem tartışmaya hem de savunmaya çalıştın, düzenbaz, o sadece bir örnek olup, kimdir, nedir, necidir hedefi yoktur, neden-nasıl böyle oldu tartışması değildir.
Soruya bak, eğer bu aptallığın zirvesi değilse, nedir? Sorduğun sorunun materyalist gerçeklikle ne alakası var? Materyalist gerçekliğin aksine, kapitalizmde ki para/mülkün para getirmesi ve çoğalması, sadece, ikimiz üzerinden verdiğim örnekte olduğu gibi, dine mine'nin mal/para birikiminin kendi emeğine dayanmadığı gerçeğine dayanır.
Ne kendi söylediklerinden ne de sorduğum sorudan haberin var. Para, mal mülk ve edinme arzusu enjeksiyonu sistemden bağımsız mıdır(?) sorusunu anlayamayacak düzeyde ahmak olursan, böyle yorumlarsın işte.
Tamam, konuyla alakalı yazıyorsun. Bağlamdan koparma niyetimde yok. Ancak, yine de dayanamadım. Mahsuru yoksa izin verde, senin o bahsettiğin kapitalist sistemdeki düşünme eylemi açısından temel başvuru sistemi dediğin şeyin taaa a…. s.k.m.
Bunun da ifadelerimle ilgisi yok.
Bağlamdan koparma niyetin mi yok? Geri zekalı mısınız?
Ben diyoroum şu, bu vb. faktörler düşünme eylemi AÇISINDAN şu, şu, şu koşullar-istismarlar vb. durumunda OLUMSUZ(sağlıksız) ROL OYNAR
Sen bu sözün ana temasını, gayesini anlayamayacak kadar ahmak olsan dahi, cümle kalıbından da mı çözemiyorsun?
Bak cümlede insanın duygu, inanç vb. hedef alma durumu yok, kaç yazıdır bana hedef almışım gibi(faktörlerden cımzılayıp, kelime üzerinden) maval okuyorsun. Hem ifadelerimi, hem konuyu çarpıtıyorsun.
Aşkın gözü kördür deyiminde amaç aşkı kötülemek değildir, değil mi?
Devaminda ruh diye bir şey yok derkende, Ruh diye bir şeyin olmadığını söylemek, ruhu fiziksel bir varlık gibi nesnel forma dair düşünmeyi gerektirir. Ancak, ruhun enformasyon temelinde programlanma şekliyle de düşünülebileceğini düşünüyorum.

Yapay zekayı programlayan bir akıl varsa, bizi de bir üst akıl kudretiyle programlamış olabilir.
Ruh diye bir şeyin olmadığını söylemek, nesnel temellere dayanmaz, subjektif olarak türetilip, lafızla varlandığı için ancak subjektif olarak yoklanabilir. Yani ruh meselesi SUBJEKTİF bir meseledir.
Ruh enformasyon vb. alakasız(yani safsata) ilişkilendirmeler. 3 YAŞINA KADAR NE DÜŞÜNDÜĞÜNÜ BURADA BANA ANLATABİLİR MİSİN? Evet düşünme eylemi başlamıştır, ancak veritabanı boştur, hazır-paketlenmiş ruhani üfürükler içermez.

a-bilir, e-bilir üzerinden, safsata(asılsız, fasılsız ilişkilendirmelerle) yargılar-vargılar üretmek ise lafazanlıktır.

Benim ruh yok dememin sebebi, bir çok objektif konuda, bazılarının bilinç-altından hareketle, ruhsal, inançsal şartlanmalarından hareketle, karşı çıkma eğilimi gösteriyor olmasıdır. Zira maddenin düşünemeyeceği çünkü bir ruhu olmadığı söylemlerini çokça duymuşuzdur. Oysa düşünmek için gerekli olmayan tek şey, ruh üfürüğüdür. Temel gereksinim ise, ilişkisel ağ, yani organik(örgütlü) davranış gösterebilen, etki-tepki temeline örgütlü yanıtlar verebilen, kıyaslayabilen, ölçebilen, yorumlayabilen bir yapıdır.

dine mine ne
15-09-2023, 14:21
Benim ruh yok dememin sebebi, bir çok objektif konuda, bazılarının bilinç-altından hareketle, ruhsal, inançsal şartlanmalarından hareketle, karşı çıkma eğilimi gösteriyor olmasıdır. Zira maddenin düşünemeyeceği çünkü bir ruhu olmadığı söylemlerini çokça duymuşuzdur. Oysa düşünmek için gerekli olmayan tek şey, ruh üfürüğüdür. Temel gereksinim ise, ilişkisel ağ, yani organik(örgütlü) davranış gösterebilen, etki-tepki temeline örgütlü yanıtlar verebilen, kıyaslayabilen, ölçebilen, yorumlayabilen bir yapıdır.


Eğer dinlerde bahsedilen ruh ölümsüz olsaydı, yeniden diriltilmesine gerek duyulmazdı. Yeniden dirilme ihtiyacı ruhun geçici olduğunu gösterir.

Tanrı'nın ruha üflemesi bilgiye dayalı bir anlayışı ima edebilirken, canlida ki statik değil, unutulabilir ve fani olduğu unutulmamalı. Dolayısıyla bilgi ve anlayış açısından ruhu, sona erene kadar kendiliğinden bilgi edinmeye devam eden canlı bir program olarak tanımlayabiliriz.

İnsan yapımı yapay zeka da bilgiye dayanır. Ancak kuantum aleminde bu bilgi sadece mekanik değil, aynı zamanda hatalı, unutkan ve öngörülemez olacaktır. Ayrıca kaçınılmaz olarak karşıt görüşleride diyalektik olarak gelişecektir.

Ve eğer ruh = program ise, eğer YZ'nin kendini geliştirmesinin temel bir özelliği algılamayada dayanıyorsa, kendimizle olduğu kadar onlarla da uğraşmak zorunda kalacagimizi simdiden varsayabiliriz. Sorunlu durumları şirketlerin pazarlamasıyla ilişkilendiriyordum, ancak bu sorunla uğraşan şirketleri korkutan, bağımsız hareket edebilen bir şeyin olduğu görülüyor. Bence bu korku, her şeyin neden aniden çalıştığını gerçekten açıklayamıyor olmamamızdan kaynaklanıyor. Düşünebiliyorsa yeni çağımızın bombası olur ama kontrol altında tutulamazsa atom bombasından daha tehlikelide olabilir. Allah korusun:suspicious:

spartacus
15-09-2023, 15:24
Eğer dinlerde bahsedilen ruh ölümsüz olsaydı, yeniden diriltilmesine gerek duyulmazdı. Yeniden dirilme ihtiyacı ruhun geçici olduğunu gösterir.

Tanrı'nın ruha üflemesi bilgiye dayalı bir anlayışı ima edebilirken, canlida ki statik değil, unutulabilir ve fani olduğu unutulmamalı. Dolayısıyla bilgi ve anlayış açısından ruhu, sona erene kadar kendiliğinden bilgi edinmeye devam eden canlı bir program olarak tanımlayabiliriz.

İnsan yapımı yapay zeka da bilgiye dayanır. Ancak kuantum aleminde bu bilgi sadece mekanik değil, aynı zamanda hatalı, unutkan ve öngörülemez olacaktır. Ayrıca kaçınılmaz olarak karşıt görüşleride diyalektik olarak gelişecektir.
Tanrı'nın ruha üflemesi(üfürmesi) nasıl oluyor da bilgiye dayalı olabiliyor :)
Canlı, fani mi, değil mi, konu açısından bunun önemi yok. Ne yapıyorsa canlı iken yapıyor...
Ruhu canlı bir program olarak tanımlayamayız, bir kelimeye dayalı inancımız(!) için bu kadar zorlamanın karşılığı, anlamı yok. Zaten tanımlamışız;
Akıl, zeka, düşünce, bilgi, bilinç, his, duygu, duyu, algı, mantık, hayal, düş... :)
Ve eğer ruh = program ise, eğer YZ'nin kendini geliştirmesinin temel bir özelliği algılamayada dayanıyorsa, kendimizle olduğu kadar onlarla da uğraşmak zorunda kalacagimizi simdiden varsayabiliriz. Sorunlu durumları şirketlerin pazarlamasıyla ilişkilendiriyordum, ancak bu sorunla uğraşan şirketleri korkutan, bağımsız hareket edebilen bir şeyin olduğu görülüyor. Bence bu korku, her şeyin neden aniden çalıştığını gerçekten açıklayamıyor olmamamızdan kaynaklanıyor. Düşünebiliyorsa yeni çağımızın bombası olur ama kontrol altında tutulamazsa atom bombasından daha tehlikelide olabilir. Allah korusun:suspicious:
Ne program ruh ne de ruh program, ruh diye bir şey de yok, soyutlanması ve kullanılması da anlamsız.

Her "şey" madde ve maddidir, o program da, insanın kodladıkları da, okuyucu da, yorumcu da, yorumlanan da. Düşüncenin içeriğiyle ilgili konuşmuyorum, onu(düşünceyi) var eden, oluşturan süreçlerden söz ediyorum. Yoksa Alice Harikalar Diyarında'nın içeriği başka, bunu uyduran kişinin maddi süreçler eliyle düşünmesi başkadır. Yani birisi, organdır, örgütlü, maddi süreçler içeren bir varlıktır, diğeri ise üründür, bir ve aynı şeyler değildir.

Şimdi Avrupa'da, içki ile birlikte çikolata dağıtımının temelinde, çikolatanın sakinleştirici özelliği yatar. O madde kişilerin hormonları, kimyasal tepkimeler vb. üzerinde etki oluşturur, karşılığında kişiler farkında olsun, olmasın çeşitli duygulara kapılır, haz gibi... Evveliyatında ise bu etkileşim, tepkileşim, o özne tarafından maddi olarak deneyimlenmiş, kimyasal olarak kodlanmıştır, ilk defa deneyimliyorsa, ilk deneyiminde kodlanır, öyle ki ileride kokusundan dahi tanıyabilir.

Yani hali-hazır düşünce, bilgi diye bir şey yok, bunlar ancak yorumlandığı AN anlam kazanan şeylerdir ve beyindeki karşılığı da düşünce paketleri şeklinde değil, maddi, kimyasal vb. olarak kodlanmış verilerdir -ki yorumlananlar da, tekrar geçici belleğe atılır, bütünlük böyle sağlanır. Bilmediğiniz, bellekte karşılığı olmayan bir dilde yazılmış metinlerden bir şey anlayabilir misiniz? Evet o harfler mürekkepten olabilir, semboliktir, ama maddidir, monitör mü? Milyon tane ampulden oluşur, kısaca sembolik olarak gördüğümüz şekillere, anlam yüklemeli ve bu anlamı, karşılığını bellekte saklamalıyız -ki kullanabilelim

Yazılımda da ve bilgisayarlarda da öyledir, SANAL dediğimiz ise ürünün içeriğiyle ilgilidir. Yukarıda nasıl ki Alice örneği verdim, burada konu masalın içeriği değil, o masalın ürün olarak nasıl ortaya atılabildiğidir.
Bilgisayar vb. kodları da, maddidir, DİSKTE yer kaplar, okuyucular, yorumcular, kalıcı, geçici hafıza-bellek vb. ise maddi yapılardır, okunan ve yorumlananlar ise veriler(maddi veriler). Yöntem bir alan üzerinde iz oluşturmak dahi olsa, o iz oluşturulan alan maddidir, bu ister fiziki ister manyetik izler olsun, her biri maddi bir sürece, maddi bir nüveye tekabül eder.

Hasılı konuya Alice Harikalar Diyarı veya ruh masallarından değil, o masalın EN TEMELDE nasıl, hangi süreçlerle üretildiği temelinden bakılmalı(maddi ilişkiler, beyin, veritabanı vb.). Anlamsız olan ruh üfürüğüdür.

İnsan da doğar-doğmaz bir dolu düşünce, bilinçle doğmaz, çevre ve kendi etkileşimi sürecinde süreğen etkileşir(maddi tepki odaklı duyu organlarıyla), bunları yorumlar, değerlendirir ve kodlayarak hafızaya depolar, bu süreç gelişerek devam eder, demek ki bu süreçler için, öncelikle çeşitli yapılar, organlar gerekmektedir. En nihayetinde biyolojik yapıların da kimyasındaki malzeme, bileşikler, inorganiktir, demek ki; canlı, organik olmanın temelinde, örgütlü davranış geliştirebilen yapılara ihtiyaç var

Alzheimer -> nörolojik...
Çıkıp ruhsaldır demek için, kavramlara bin takla attırmaya gerek yok.
Ruh bir soyutlama değil, sadece üfürüktür, Alice Harikalar Diyarında nasıl yazılıp, okunabiliyorsa, o da insan tarafından üretilmiş mitolojik bir hayali-soyut-üründür. Şuna ruh diyebiliriz, buna dersek olabilir gibi zorlamaların anlamı yok.

Gerçekten de mesele insan gibi düşünmek ve hissetmek ise, bunu insandan başkasından beklememek gerekir. Hayır mesele akıl, zeka, düşünme(yorumlama) süreçlerini yerine getirebilmekse, bunun için yorumcunun ne illa insan ne de illa biyolojik-canlı olması şart değildir, tüm bunlar temelde örgütlü(organik!) yapılarla anlam kazanmaktadır, demek ki lazım olan veri alabilen, yorumlayabilen, depolayabilen, tekrar başvurup yorumlayabilen, veriler arasında hafıza, alınan, verilen kıyas yapabilen, tercih yapabilen(her koşulda daima aynı şeyi yapmayan) ve tercihleri doğrultusunda davranış sergileyebilen yeteneklere sahip olması gerekir.

Robotlar düşünür mü?
1.) Kastedilen hangi robotlar(yapay zekalı robotlarsa, yukarıdaki paragrafa uygun ise düşünebilir)
2. İnsan gibi düşünebilir mi? HAYIR!
3. İnsan gibi hissedebilir mi? HAYIR!
4. Hem yapay zeka deyip hem de düşünemeyeceğini -yorumlayıp, seçimler yapamayacağını- öne sürmek çelişkilidir.
Benim açımdan bu konunun cevaben özeti budur. (peki yapay zeka diye ortaya atılan her ürün gerçekten de yaay zekaya sahip midr? HAYIR! Kendi kendine öğrenme ve buna göre davranış sergileme yetisine sahip olanları, tüm diğerlerinden ayrı tutmak gerekir)

Bu tür yapay zekalara insanlar çok az veri yükleyerek işe başlamıştır. Milyonlarca veriyi ise bu robotların kendisi edinmekte ve nasıl davranacağına da kendisi karar vermektedir, yani insanlarca önceden şu şekilde davran yönlü komutlara sahip değillerdir. Zira, kendi, kendine veri edinen bir yapı için, nasıl davranacağını belirlememiz mümkün değildir, İŞTE en önemli sakınca ve korkulardan birinin temeli buradadır.

dine mine ne
17-09-2023, 12:58
Eğer yorumcu maddi bir şey olsaydı, bunu kanıtlayabilirdik. Çünkü bilincin fiziksel özelliklerini tanımlayabilir ve ölçebilirdik.

Bunu yapamıyor olmamız, öznelliğin maddi bir şey olmadığını göstermektedir. Madde ve enerjinin etkileşiminden kaynaklanan bir şeydir, ancak kendisi maddi değildir.

Bu da dünyayı öznel bir perspektiften algılayan yorumcunun maddi bir nesne olarak kabul edilemeyeceği anlamına gelir.

Dolayısıyla, yapay zekanın aslında düşünceleri, duyguları ve deneyimleri olması mümkündür, çünkü öznelliği ölçemeyeceğimiz yerel bir şey değildir.

Bilincin, madde ve enerjinin karmaşık etkileşiminden doğan bağımsız bir süreç olduğu bildiğimiz bir şeydir. Eğer durum buysa, o zaman bilincin yapay sistemlerde de ortaya çıkması mümkün olmalıdır, çünkü bizim yaptığımız gibi bilgiyi kendisi de düzenleyebilir. Bilgiyi düzenlemek düşünmenin önemli bir parçasıdır.

Bir yaratıcı bunu bize nasıl üflemiş olabilir ki, sadece irade etmiş ve sonra onu çalıştırmış olsun. İrademizin maddi bedenlerimizin harekete gecirmesi gibi. İrade bilgi olabilir. Enformasyon "bilgi veya anlam aktaran veri" olarak tanımlanır. İrade ise bir eyleme neden olan bir karar ya da niyettir. Dolayısıyla bir şeyi yapma iradesinden bahsettiğimizde, bilgi ya da anlam aktarmış oluruz. Bilgi derken enformasyondan bahs ediyorum.

spartacus
17-09-2023, 18:48
Eğer yorumcu maddi bir şey olsaydı, bunu kanıtlayabilirdik. Çünkü bilincin fiziksel özelliklerini tanımlayabilir ve ölçebilirdik.

Bunu yapamıyor olmamız, öznelliğin maddi bir şey olmadığını göstermektedir. Madde ve enerjinin etkileşiminden kaynaklanan bir şeydir, ancak kendisi maddi değildir.
Yorumcu maddi değil midir? Nedir?
Muhtevası madde, form-yapısı, duyu organları ve tüm yetenekleri, özellikleriyle de maddidir.
Enerji maddenin, maddelerden oluşan form-yapıların, iş kapasitesine denir.

Bu kafaları bildiğimden dolayı yazımda özellikle belirttim, yorumcu, işlemci başka bir şeydir, ürettiği başka. (Alice Harikalar Diyarında)
Bu da dünyayı öznel bir perspektiften algılayan yorumcunun maddi bir nesne olarak kabul edilemeyeceği anlamına gelir.
Sebep? Yapısı madde ve maddi olunca, maddi dünyayı algılamak için, duyu organları değil de, üfürük mü olması gerekir? Her şey maddeden mutevellittir, en temelde farkı oluşturan form-yapılar, etki-tepki, ölçülebilir, kıyaslanabilirliğidir. Canlı, duyu organlarıyla aldığı etkilere, tepki verir, verdiği tepki ölçülür, kıyaslanır ve işlemci tarafından yorumlanır, kodlanır ve hafıza edilir, kıyaslanır, onu en temelde özel ve öznel yapan budur. Örgütlü, bilinçli davranış(organik) sergilemesi.

Diyorum ya avare dingil, çünkü beyin yok. :smash:

dine mine ne
17-09-2023, 22:11
Yorumcu maddi değil midir? Nedir?
Muhtevası madde, form-yapısı, duyu organları ve tüm yetenekleri, özellikleriyle de maddidir.
Enerji maddenin, maddelerden oluşan form-yapıların, iş kapasitesine denir.

Bu kafaları bildiğimden dolayı yazımda özellikle belirttim, yorumcu, işlemci başka bir şeydir, ürettiği başka. (Alice Harikalar Diyarında)

Sebep? Yapısı madde ve maddi olunca, maddi dünyayı algılamak için, duyu organları değil de, üfürük mü olması gerekir? Her şey maddeden mutevellittir, en temelde farkı oluşturan form-yapılar, etki-tepki, ölçülebilir, kıyaslanabilirliğidir. Canlı, duyu organlarıyla aldığı etkilere, tepki verir, verdiği tepki ölçülür, kıyaslanır ve işlemci tarafından yorumlanır, kodlanır ve hafıza edilir, kıyaslanır, onu en temelde özel ve öznel yapan budur. Örgütlü, bilinçli davranış(organik) sergilemesi.

Diyorum ya avare dingil, çünkü beyin yok. :smash:

Madde, yeni özelliklerin yaratılmasında kullanılan bir araç olarak işlev görür. Ancak bu yeni özellikler, maddeyle farklıdır ve diyalektik bakış açısıyla (form açısından da) maddeyle özdeşleştirilemez. Bu durum, insanların farklı tepkiler verme nedenlerini anlamamıza yol açar. Bir kişi esmerleri tercih ederken, bir başkası sarışınlara ilgi gösterebilir.

Aynı şekilde, bir kişi Tatlıses'i dinlerken, başkası Ahmet Kaya'yı sever. Hangi sesin daha iyi olduğu gibi bir değerlendirmenin ötesindedir. Bu tercihler, kişinin zevklerine ve tercihlerine dayalıdır. Maddeyle ilişkilendirilebilirler, ancak maddi değildirler ve kişisel özgürlüğün bir ifadesidir. Ruh, bir kişinin içsel dünyasını oluşturan duygular, düşünceler, inançlar ve değerlerle ölüm anına kadar yaşar. Ölümden sonrasıyla ilgili kesin bir bilgi yoktur.

Dolayısıyla Ruhun varlığının sürdüğünü ifade etmek, bunun aksini iddia etmek kadar yanlıştır. İnsanlar, felsefe ve bilim de dahil olmak üzere bilmedikleri konularda bu kadar iddialı olmamalıdır.

spartacus
18-09-2023, 00:01
Madde, yeni özelliklerin yaratılmasında kullanılan bir araç olarak işlev görür. Ancak bu yeni özellikler, maddeyle farklıdır ve diyalektik bakış açısıyla (form açısından da) maddeyle özdeşleştirilemez. Bu durum, insanların farklı tepkiler verme nedenlerini anlamamıza yol açar. Bir kişi esmerleri tercih ederken, bir başkası sarışınlara ilgi gösterebilir.
La havle. Bir de diyalektik deyip durma, bildiğin bir halt yok, bari sakız gibi her lafa ekleme... Daha sen cümlelerin neye dair, hangi zeminde ifade edildiğini kavramayı başaramadın... Bırak onu, daha cümle kalıp ve bütünlüklerini doğru kavramak, analiz etmekten acizsin. Neye dair, neye göre bir türlü öğrenemedin gitti.

Arkadaşım, form-yapı = madde değildir. Madde onun MUHTEVASIDIR :)
Şu ya da bu özellikler, nitelikler de form-yapıya ait, dairdir.

Bir bina gibi düşünelim. Temel, kolonlar, duvarlar, çatı... Ben temellerden söz ediyorum -ki her cümlemde EN TEMELDE ifadesi vardır, sen bana binanın renginden dem vuruyor, LAFAZANLIK ediyorsun.

Madde=şu ya da bu değildir, madde=maddedir. O sebeple ne diyoruz? -> MADDİ. MADDİ=MADDE demek değildir. Konunun başından beridir ne diyorum?

İLİŞKİ-ETKİ-TEPKİ-HAREKET-ÖRGÜTLÜ YAPI...
Aynı şekilde, bir kişi Tatlıses'i dinlerken, başkası Ahmet Kaya'yı sever. Hangi sesin daha iyi olduğu gibi bir değerlendirmenin ötesindedir. Bu tercihler, kişinin zevklerine ve tercihlerine dayalıdır. Maddeyle ilişkilendirilebilirler, ancak maddi değildirler ve kişisel özgürlüğün bir ifadesidir. Ruh, bir kişinin içsel dünyasını oluşturan duygular, düşünceler, inançlar ve değerlerle ölüm anına kadar yaşar. Ölümden sonrasıyla ilgili kesin bir bilgi yoktur.
Her form-yapı, farklı koşullar, süreçler, etkileşimler, çeşitli süreçleri yaşar, kaldı ki her bir şey eşit değildir diğer şey'e. İnsan bile olsa, hiç bir şey birbirine eşit değildir, daha başından form-yapı olarak ayrı olması dahi geçerli bir referanstır. Zevkler meselesinin ifadelerimizle ne alakası varsa?

Ölümden sonrası için bilgi vardır, kesin hiç bir bilginin olmadığı ve hiç bir biçimde bir yere konduramadığımız tek şey RUH ÜFÜRÜĞÜDÜR :)
Ölümden sonrası için, form-yapının dağıldığını, organizmanın işlevlerini kaybettiği ve canlı iken gösterdiği aktiviteleri göstermediğini, ölünün konuşmadığını, duymadığı, görmediğini en azından iletişim kurmdığımızı, hatta otopsi ile ölüm sebebini de araştırabildiğimizi vb. biliyoruz. Peki sen hiç ölüye, nasıl öldüğünü soran ve ölüden direk cevap alan bir bilimsel, felsefik bir yöntem, davranış gördün mü? Kaldı ki yaşayan bir insanın beyninde, herhangi bir organında hasar oluşsa, normal aktivitelerini yerine getiremediğini de biliyoruz, hatta öyle ki bazı maddelerin(uyuşturucu, kimyasallar vb) insanların davranışlarını dahi etkilediğini biliyoruz, görüyoruz. Ölen insanın ise tüm organlarının işlevsiz kaldığını da biliyoruz, ee, daha ne bekliyorsun o cesetten, ki ölüm sonrası için kesin bilgimiz yok diyorsun, kimden, nereden bilgi almayı umuyorsun da bilgi gelmesin bekliyorsun? Ölüden mi(işlevini kaybetmiş form-yapıdan mı?)? Oysa ölmeye de gerek yok, insanı bayıltmak da yeterli, yeter ki beyin, benlik konusunda işlevsiz kalsın.
Şimdi sen dünyaya, Görme, işitme, koklama, tatma, dokunmaduyu organların olmadan gelmiş olsaydın, Tatlıses mi, Kaya'mı? nasıl seçecebilirdin, nasıl sorabilirdik, şu boş lafazanlığını meziyet mi sanıyorsun? Peki bu organlar nasıl çalışır? TEPKİ ile. Yani maddi etkileşimlere, olabildiğice tepki verebilmeliler, böylece bu tepkiler ölçülebilsin -ki işlemci organ yorumlayabilsin.

Dolayısıyla Ruhun varlığının sürdüğünü ifade etmek, bunun aksini iddia etmek kadar yanlıştır. İnsanlar, felsefe ve bilim de dahil olmak üzere bilmedikleri konularda bu kadar iddialı olmamalıdır.
Bunu RUH ÜFÜRÜĞÜNDE İDDİALI olan ve böyle bir tanımı da -SOYUTLANAMAMIŞ!-, ruha dair elinde hiç bir bilgi olmadığı halde onu tanımlamış olan(?!), birisi mi söylüyor? Yahu gerçekte var olmayan bir şeyi iddia edersen, neden yokluğunu kanıtlamasını karşıdakinden bekliyorsun? Bu nasıl mümkün olacak? Önce dürüst olunuz, neden felsefe-bilim, senin her üfürüğünü ciddiye alsın ve neden AKIL-MANTIK-ZEKA dışı bu tarz her üfürüğü esas alsın, o zaman sen bu başlığa tüm Hint tanrılarını da dahil et!? Çekinme, felsefe-bilim bu temellerden hareket edebilir mi? Binlerce tanrı ve bağlı inançların her türlü mitolosini esas mı alsın? Üstelik insan hayal-kurgusunun ürünleri olduğunu, masal olduklarını bile, bile? Sebep? Bak şimdi bir daha söylüyorum;

Temelden, yapıdan söz edilen bir cümleye, evin rengini Ahmet mi daha çok beğenmiş, Mehmet'mi yönlü çarpıtarak ve alakasız bir zeminden gelme.

Her şeyinin temelinde olan madde, maddi ilişkiler, maddi yapılardır. Bunlar temeldir. Kısaca neleri tanımlamışız;
Akıl, zeka, düşünce, hayal, kurgu, acı, tatlı vb. Tümünün de merkez organı beyindir. Beyin de sandığınız gibi sadece kafamızda olan bir şey değildir, o ayak parmaklarından, kulak ardınıza kadar, sinirlerle de bir bütündür. Neyi beğenip beğenmediğinizden, acı, tatlı her türlü duygularınızın belirleyeni de -elbette o ana kadar ki tüm iç, dış çevre etkileşimiyle- ilgili organdır ve bu organ ne iç ne de dış dünyadan bağımsız değildir, duyulardan, sinir uclarına kadar etkili bir erişim, iletişim ağına sahiptir(sinirler).

2 ikiz insanı farklı coğrafyalarda yetiştirmiş olsak, ikisinin de renkler, zevklerinden, beğenilerine, kültüründen, düşüncelerinden, damak tadlarına kadar farklı olacaktır.

Madde, maddi süreçler ve örgütlü, organik yapılar, özel davranış(örgütlü yapı olması zaten onu özel kılmaktadır!), tercihler(haliyle beğeniler!), düşünebilme, karar verebilme(ki canlılığın temelinde de yatar) gelişitebilirler - ki zaten örgütlü(organik) yapıları dahi onları özel kılar.

Siz sanıyorsunuz ki madde dendi mi, madde=canlı, insan=madde denmektedir. Dingil kimse böyle bir şey söylemiyor, temeli budur, en nihayetinde madde ve maddi ilişkiler, maddi form-yapılar.

Sen daha öncede söyledim;
Yeryüzünde mağmaya sebep olan şeyin yanardalar olduğunu sanıyorsun, oysa tam tersidir, mağma, yanardağlara sebep olur. Tüm canlıları da böyle düşünmeli, geçerli bir zeminde.

Madde, form-yapılar, ilişki, etkileşimler, örgütlü yapılar(organik yapılar)...

Zemin -e göre, -e dair bin kere söyledim;
Örneğin zeminimiz canlılar ise;
Tavuk da canlıdır, balık da.
Ama ben bunu söylediğimde birisi çıkıp, ifadelerimi tavuk=balık diyor şeklinde çarpıtıp, alakasız lafazanlık üretirse avare dingil değil de artık ne demeli?
Ben ne anlatıyorum, o ne anlatıyor...

Peki sana bir soru;
Herhangi bir konuda tüm yapay zekalar aynı cevabı verir veya aynı tercihi yapar mı? Aynı tercihi yapmazlarsa, ruhları mı olmuş olacak?

dine mine ne
18-09-2023, 19:08
Lokal diyalektik materyalizminle lokal olmayan, ölçülemeyen gerçekliği göz ardı ediyorsun. Şartlanmıslığın nedeniyle, diyalektik ilişkili maddeyi zamanın lokal gerçekliğiyle ilişkilendiremiyor, oluş bitiş döngü varsayiminla kendini kandiriyor ve bilimsel verilere rahmen mekaninda bir sonu geleceğini kabullenemiyorsun.

Dialektik iliskili Madde, yer kaplayan, gözlemlenebilen, ölcüle bilen lokal gerçekliktetir. Digeri ise soyut kavramlarin non lokal gercekligidir bu gerceklikte dialektigin diger yönüdür ve bunlar birbirlerine dolaniktir. Sen ama avare kafanla gelip maddenin iliskisinden dialektığı okumakla non lokal gercekligin üstesinden gelmeye calisiyorsun oysa soyut kavramların non lokal gerçekligide dialektigin diger yönüyle hayat bulur.

Ruhla ilgili olarak da, eğer YZ da bilgiyi kendiliğinden sıralayıp düzenleyebiliyorsa, beyindeki bu lokalize edilemeyen bağımsız eylemi anlama ve kavrama olarak görülebileceğinden, ruhla aynı şekilde anlaşılabileceğini söyledim. Soyut kavramlar lokal değildir ölçülemez bilinemezdir bunlar duyu yoluyla anlam kazanıyor ve doğrudan uzamsal olarak lokalize edilemizdir.

Kısacası, yapay zeka yeteneğini, yani bağımsız eylemini, ruhun anti-lokal iradesiyle anlama kavramasıyla ilişkilendirdim ve bu anti lokaliteyide bir gerçeklik olarak sundum. Ama sen sadece lokal maddenin diyalektik ilişkisinden bahsediyorsun çünkü lokal ve lokal olmayan gerçekliği diyalektik olarak analiz edemiyorsun ya da bu gerçekliği tanımak istemiyorsun. Bilincin vakum ya da karanlık enerji gibi lokal olmayan bir kuantum seviyesi olması mümkündür. Beynin lokal maddesiyle forma dair olmayan bilinçin non lokal kuantum seviyesi ile dolanık omasi mümkündür.

Vakum, nesneler arasındaki boşluktur. Karmaşık ve dinamik bir sistemdir. Doğrudan göremediğimiz enerji ve titreşimlerle doludur. Karanlık enerji olarak bilinen şey, evreni hızlandıran aynı güç olabilir.

Soyut kavramlar, madde gibi ölçülebilir veya gözlemlenebilir değildir. Bu nedenle, soyut kavramların, lokal olmayan bir gerçekliğe ait olduğu düşünülebilir.

Ölü maddeden canlı ortaya çıkmış mı? Evet çıkmış. Fani mi? Evet fani. Madde de geçici mi? Evet geçici. Öyleyse lokal maddenin dialektik ilişkisine daha neyi üfürmeye gerek var.

dine mine ne
18-09-2023, 20:12
Peki sana bir soru;
Herhangi bir konuda tüm yapay zekalar aynı cevabı verir veya aynı tercihi yapar mı? Aynı tercihi yapmazlarsa, ruhları mı olmuş olacak?


Evet, yapay zekanın farklı, özgürce ve kendiliğinden düşünebilmesi ve kendiliğinden başkalarına göre farklı kararlar alabilmesi, ruh gibi tanımlanabilir. Sonuçta yazılım, canlı gibi kendiliğine erişebilmiş ve çalışmaya başlamıştır. İnsan tarafından oluşturulan verilerle eğitilse de, zamanla girdi verisi ne kadar fazla olursa, bize o kadar benzeyebilir. Bundan neden rahatsız oldun ki? Bu aslında tam senlik:crazy:. Ben sana yapay zekada ölümsüz hurilere karışır demiyorum ki. Ruh = çalışma yazılımı diyelim. Bedenle beraber çürüyecek yani gözlem bu, yapacak bir şey yok Spartacus.

spartacus
18-09-2023, 21:12
Evet, yapay zekanın farklı, özgürce ve kendiliğinden düşünebilmesi ve kendiliğinden başkalarına göre farklı kararlar alabilmesi, ruh gibi tanımlanabilir. Sonuçta yazılım, canlı gibi kendiliğine erişebilmiş ve çalışmaya başlamıştır. İnsan tarafından oluşturulan verilerle eğitilse de, zamanla girdi verisi ne kadar fazla olursa, bize o kadar benzeyebilir. Bundan neden rahatsız oldun ki? Bu aslında tam senlik:crazy:. Ben sana yapay zekada ölümsüz hurilere karışır demiyorum ki. Ruh = çalışma yazılımı diyelim. Bedenle beraber çürüyecek yani gözlem bu, yapacak bir şey yok Spartacus.
Yazılım demişsin ya, neden illa ayrıca ne idüğü belirsiz ve bilinen mitolojik kelimeyi kullanıp, yazılım yerine ruh diyelim(bu arada ben de çeşitli yazılımlar ürettim) :)

Kimi kandıracağız, ne için?

Ben ister doğa-l, isterse de insanın çok çeşitli yapıları kullanarak yapmış olduğu örgütlü davranış sergileyen yapılar olsun, neden rahatsız olayım? Bu yazıda başından beridir bunu ben ifade ediyorum zaten!

Ortada hiç bir mitolojik-masal karakteri yok, GEREĞİ DE YOK, BUNU GÖRÜYOR HATTA YETMİYOR ARTIK örgütlü davranış sergileyebilen yapıalr geliştiriyoruz...

Bilgisayarında sök işlemciyi, ne olur?

ETKİ-TEPKİ, kodlama, kodlanma, yazılım, duyu, algı, alıcı, verici dediğimizde meselenin kaynağı, sırrı burada. Etki, tepkilenerek yorumlanıyor ve buradan en ilkel-doğalından, en gelişmiş yapılara değin, bu süreç işliyor.

Tekrar sorayım
1.) 3 Yaşına kadar ne yaptığını, ne düşündüğünü anlatabilir misin? Madem hazır kodların var(?)

2.) Dünyaya görme, işitme, tatma, dokunma, koklama gibi duyuların olmadan gelmiş olsaydın, belleğinde ne kadar kodlanmış veri olabilirdi? Örneğin bu halde, sözde gaipten geldiğini düşündüğün, öyle kerameti kendinden menkul saydığın gerçek dışı ruhla, müzik konusunda tercihin ne olurdu? Nasıl?

spartacus
18-09-2023, 21:44
Lokal diyalektik materyalizminle lokal olmayan, ölçülemeyen gerçekliği göz ardı ediyorsun. Şartlanmıslığın nedeniyle, diyalektik ilişkili maddeyi zamanın lokal gerçekliğiyle ilişkilendiremiyor, oluş bitiş döngü varsayiminla kendini kandiriyor ve bilimsel verilere rahmen mekaninda bir sonu geleceğini kabullenemiyorsun.
Sen ne anlatıyorsun :)

Diyalektik esasında hareket-değişimle-çelişki(ki bu etki-tepki temeliyle ilgilidir) ilgilidir. Bizi idealizmin köhne öznel diyalektiği ilgilendirmiyor, her şeye diyalektik deyip duruyorsun, deme, bir cümeni de açıkla, neymiş orada diyalektikle kastın? Avare laf ola diye kullanılmaz bu kavramlar.

Ölü maddeden canlı ortaya çıkmış mı? Evet çıkmış. Fani mi? Evet fani. Madde de geçici mi? Evet geçici. Öyleyse lokal maddenin dialektik ilişkisine daha neyi üfürmeye gerek var.
Madde değil geçici olan form-yapılar.

Hidrojen ve oksijen 2 basit form-yapıdırlar.

2 Hidrojen ile 1 oksijen bileşiği ortaya su dediğimiz form-yapıyı çıkartır. Bu yapı ne hidrojene ne de oksijene benzemez, doğada mikrodan-makroya değin bu ilişkiyi düşünmeli.

Eğer 2 hidrojen ile 1 oksijen şu ya da bu koşulla ayrışırsa, su da kaybolur, ama ne oksijen ne de hidrojenin muhtevasının kaybolduğu anlamına gelmez.

OLUŞLAR, eylemdirler, form-yapılar OLUŞLARLA meydana gelir, oluşlarla varlık gösterir ve oluşlarla dağılırlar.

Canlı dediğimiz, en temelde örgütlü(organik) davanış geliştirebilen FORM-YAPILARDIR(bu canlının temelidir, daha alt temel ise daha basit, küçük form-yapıalrdır, daha da, daha da altı ise muhteva zeminidir ki, o muhtevaya madde diyoruz).
ÖLÜM dediğimiz ise, işte o FORM YAPININ, ŞU YA DA BU KOŞULLARDA, şu ya da bu sebeple çözülmesi, dağılması, ayrışmasıdır. Sonrası başka form-yapılara karışmasıdır.

Şu kullandığın klavyenin maddesinden mütevellit, form-yapıları bir zamanlar canlı idi, örgütlü davranış sergiliyordu, örgütlü davranış sergilemediği zaman form-yapının korunması mümkün olmadığından, muhteva çok daha farklı form-yapılara dönüşmüştür veya örgütlü de olsa ilgili yapının direnci, doğanın koşullarına sonsuza kadar dayanması mümkün olmamaktadır, o düzeyde uzun ömürlü bir form-yapı ve korunumu sağlayacak düzeye erişememiştir.

Lafazanlığı bırakalım... Daha form-yapı, organ nedir, madde neye denmektedir, zaman nedir ayırdımında değilsin.

dine mine ne
19-09-2023, 00:56
Niye mi ruh? Çünkü günümüz dilinde bu genellikle insanın tüm duygularıni ve zihinsel süreçlerinin bütününü de kapsayan bir ifade olduğu için.

ve bunun uzantısı olarak veri, belirli bir yapı veya organizasyonla karakterize edilen biçimsel, yani organize bir bilgi biçimidir. Bu yapı ya da organizasyon verileri anlamlandırmamızı sağlar.

Veriyi anladığımızda, bu, verinin anlamının farkına vardığımız anlamına gelir. Ancak bu soyut bir süreçtir. Verileri anlama süreci mutlaka deneyimlerimize ve ön bilgilerimize dayanmak zorunda da değildir. Verileri anlamak için nesnel yöntemler de vardır.

Nesnel bir yönteme örnek olarak istatistik verilebilir. İstatistik, verileri analiz etmek için kullanılan matematiksel bir yöntemdir. Deneyimlerimize ve ön bilgilerimize dayanmak zorunda kalmadan verilerdeki "eğilimleri" ve "örüntüleri" belirlemek için kullanılabilmektedir.

organik yapılarda nasil çalışır, büyür, ürer? Kodlanmış bilgiyle yoksa nasıl olacak?

Ortada bir mitolojik-masal karakteri bu nedenle olabilir, gerekli bile olabilir. Bunu görüyor hatta yetmiyor, bunu kendimiz örgütlü davranış sergileyebilen yapılari geliştirmemizle kendimizde ortaya koyuyoruz. Ama ne dedik? Bilgi düzenleme, anlama, kavrama işi soyut bir süreçtir.

Bilgisayarın işlemcisini sökersen ne olur? Veriler işlenmez, iyi de aynı işlemci yazılımsız takılırsa o da çalışmaz. Önemli olan verilerinde islemcininde önceden anlama, kavrama şeklinde soyut bir sürecle ilişkili oluşudur.

3 yaşına kadar ne yaptığımızı, ne düşündüğümüzü bilmememiz, kodların süreçle işlemesiyle alakalı olabilir . Soğanında kodları vardı, bilgileri içeriyorsa, ektim niye çıkmadı şeklinde soru soruyorsun. Eh, çıkacak da süreci beklemelisin.

O molekül diğerinden sonra oluşacak, o da sonra büyüme için gerekli diğer molekülleri devreye sokacak şeklinde, 3 yaşında çocuğun hatırlamaması da gelişim süreciyle alakalı olabilir. Ancak bu düşünme işini, yapay zeka da olduğu gibi, kesin bir şekilde söyleyemeyiz, belki de düşünüyorlardır. Daha yapay zekanın niye çalıştığını ve kendiliğinden bir şeyler yaptığını bile bilmiyoruz.

Üç yaşındaki çocukta da aynı durum olabilir çünkü odaklanabiliyor, dikkatini verebiliyor ve bağlam kurma, anlam çıkarma gibi düşünme işlemleri olmasaydı kendiliğinden nasıl gelişebilirdi? Bak hele bak, neleri konuşuyoruz hâlâ sen masalı dışlıyorsun. Hemde yapay zeka üç yaşındaki çocuğun yanında gül suyu kaldığı halde. Çocuğu bırak sovan bile anlayana saz ama nerde. Bu şartlanmış koşullanmış korkularinizdan dolayı zaten bu forumda çekmediğim kalmadı. İkinci sorunda komik.

Dötün yoksa dıtabilirmiydin gibisinden soru sormuşsun. Duymasaydım müzik dinleyemezdim ve sanırım böyle bir ortamda seçim yapma şansım da olmazdı.

dine mine ne
19-09-2023, 01:24
Madde değil geçici olan form-yapılar.


Madde, uzayda yer kaplayan, kütlesi ve eylemsizliği olan tanecikli yapılara denir. Bu tanecikler, atomlar, moleküller ve diğer daha küçük yapılardan oluşur.

Maddenin lokal olması, yani belirli bir yerde bulunması gerekir. Bu, maddenin taneciklerinin, belirli bir hacmi ve kütleyi kaplaması gerektiği anlamına gelir. Ve eğer bu gecici olmasaydı, Evrenin Genişlemesi, Kozmik Arka Plan Radyasyonu gibi kanıtlar mümkün olmazdı.

spartacus
20-09-2023, 21:21
Madde, uzayda yer kaplayan, kütlesi ve eylemsizliği olan tanecikli yapılara denir. Bu tanecikler, atomlar, moleküller ve diğer daha küçük yapılardan oluşur.

Maddenin lokal olması, yani belirli bir yerde bulunması gerekir. Bu, maddenin taneciklerinin, belirli bir hacmi ve kütleyi kaplaması gerektiği anlamına gelir. Ve eğer bu gecici olmasaydı, Evrenin Genişlemesi, Kozmik Arka Plan Radyasyonu gibi kanıtlar mümkün olmazdı.
Yanlış, bu bizim tanımız değildi, hiç bir zaman da olmayacak(zira baştan hatalı, yanlış, bir yerinden de lokallik şartı üfürme, nerenizden üfürüyorsunuz?). Atom da bölünemez en küçük yapıtaşıydı değil mi? Yani maddenin atom olduğu sanılmıştı, o tanımlar eski, biz hiç öyle tanımlamadık. (totoloji, maddi form, yapıları öne sürüp, bu form-yapıların sınırları ölçüsünde maddeyi tanımlamak abestir)

Madde dediğimiz muhtevayla ilgilidir. Madde yapılardan oluşmaz, madde, yapıların muhtevasına denir, bu başından beridir -kaç bin yıldır- böyledir.

Yapılar=madde olabilir mi? Yapıların malzemesi madde olabilir. En nihayettinde muhetava bakımından yapılarda maddedendir denecektir, madde=yapı farklı bir şeydir, malzeme farklı.

Şimdi bir evin malzemeleri nedir? Tuğlalar, çimento diyelim, tuğla=ev, çimento=ev denebilir mi?

Biraz zeka olsa, daha molekül derken, moleküllerin yapı olduğunu anlardın, moleküler yapı deriz. Her şey maddedir farklı bir ifade, maddeden mütevellit ve böylece çeşitlilik arzeden yapılar farklı bir ifadedir.

Buralara geleceğini biliyordum, aslında çoğu insanla yazışırken, bana cevaben geri dönüşlerinde ne tür hatalar, yanlış anlaşılmalar, çarpıtmalar yapacaklarını da tahmin edebiliyorum...

Ne demiştim;
Tavuk da canlıdır, balık da, ama tavuk=balık değildir.

Diyorum ya
-e göre, -e dair, temel, zemin bir türlü kavrayamadınız.

Madde spesifik olarak tanımlanamaz, neden tanımlanamaz? Çünkü özellik ve nitelikler ve buradan doğan farklar ve hasılı kıyaslar zemini form-yapı zemindir. Su için sıvı, akışkan vb. diyeblirsin, ama madde=sıvı, akışkan diye sınırlayamazsın, o sıvı, akışkanlık, su dediğimiz bileşiğin form-tapısıyla ilgilidir. O form sağlar bunu. O form-yapı dağılırsa ne olur?

Kaldı ki, elektondan daha küçük birimleri, direk gözlemleyemiyoruz, neden? Çünkü gözlem araçlarımız, belirli temel form-yapılardan daha küçük yapılarla etkileşime giremiyor. Duyu organlarımız ise, parçacıkları direk gözlemlemiyor, bıraktığı etkiyi yorumluyor.

Yani maddeyi direk gözlemleme şansımız yok, o sebeple oturup bir yerlerden nitelik, özellik üfürüp, sınırlamak saçmadır, cisim ile madde aynı şey değildir, bizlerin cisim dediği, form-yapılardır. Şey olarak işaret, ifade edebilme açısından kullandığımız bir isimlendirmedir ve cisimlere dair tanımlar, form-yapılardan daha aşağı bir zemine dayatılamaz.

Şimdi SU demiştik, diyelim ki hidrojen ile oksijen ayrıştı, ne oldu, madde yok oldu mu?(oysa kaybolan SU'dur, demek ki bizim su dediğimiz neymiş, form-yapıymış, oluşabilen bir şeymiş, biz yapısal farkları, nitelik-özelliklerinden yola çıkarak bu tanımı yapmışız, bu tanım maddeyi değil, ancak ilgili form-yapıyı(su) tanımlar.

Hasılı oluşan ve kaybolan madde değildir, madde oluşmaz, ama muhtevası olarak form-yapıları açığa çıkartır, bu form yapılar(ilk-el, basit yapılar, örneğin atomun yapısında bulunan parçacıklarla açığa çıkan yapı), bileşikler, birleşimler, ayrışımlar, ilişkisel ağlar, çeşitli etkikeşimlerle, daha büyük form-yapıları(örn:atomlar) meydana getirir, bu daha büyük form yapılar da bileşik, ilişkisel ağ, etkileşimle, bileşiğin, ilişki yapısının vb. durumuna gör, farklı, farklı form-yapılar oluşturur(oluşturur!)... Verli durum koşulalra bağlı olarak değişir, bu değişim form-yapıda değişime yol açıyorsa, OLUŞAN form-yapı kaybolur, ama baika form yapılara dönüşür veya karışır - devinir(diyalektik).

Neyse konudan çıkılıyor;

Ben MADDE DÜŞÜNEMEZ o sebeple robotlar da düşünemez kafasından söz etmiştim. Her itirazın benim ifadelerimle alakasız, çarpıtma üzerine. Varsa itirazın, madde (ki bana göre maddi yapılar denmesi doğru olurdu) bu ifadelerim üzerinden yap ve ben iddia ettim, iddiamı dayanaklandırdım, kıstasını açıkladım ve ekledim, ister canlı isterse cansız(kime göre, neye göre) sistemler olsun, düşünebilirler, elbette hepsi değil, o yetileri kullanabilecek organlara, araçlara sahip olanlar. İnsan gibi de düşünemezler, bu tür yargısı baştan sabit safsatalarla oluşturulan kriteri de şart koşamayız.

Velhelebe
05-01-2024, 02:34
Kısaca mesele düşünmek değil, verili koşul, ortam dahili etkileşimlerde bulunabilmektir. Bu etkileşimlere göre davranış ve nasıl davranabileceği vb. yönünde fikir, seçimlerde bulunabilmek, düşünme eylemi için temel yeterliliğe sahip olmak demektir. İnsanlar da çoğunlukla kendi tercihlerini yapmazlar, verili koşullarda toplum, sistem tarafından veri tabanına dolduran şeylerle tercih yaparlar, -aslında tercihlerinin çoğu kendilerine ait değildir, veriler, alışkanlıklar, davranışlar vb. enine-boyuna sağlıklı-objektif bir akıl-mantık süzgecinden geçirilmemiş, çoğunlukla olduğu gibi, yine hazır kanıksanmış verilerle yorumlanarak(yani sağlıksız bir biçimde) alınıp, kabul edilmiş, inanılmıştır(en tehlikelisi) Bu önemli bir paragraf. Kendimizi geliştirmek için etkileşimlerimizi arttırabiliriz ve yeni şeyler deneyebiliriz belki de, bu bilgilerin nasıl faydaya ve günlük hayata çevirilebilineceğini düşünüyorum.

Alışkanlıklar çok tehlikelidir, insan yıllardır öğrendiği kalıpları kırmakta ölesiye zorlanır. Mesela sağlaksak sol elimizi kullanabiliriz belli şeylerde. Bu yeni bir girdi olabilir. Farklı ortamlara girmek, davranışımızı değiştirmek, meditasyon yapmak beynimizde yeni kapılar açabilir gibi görünüyor. Düşünceleri günlüğe yazmak ya da sesli okumak da belki bir girdi olabilir, farklı bir girdi. Çünkü organizmanın kendi kendini örgütlemesinden söz etmişsin önceki yazında. Sesli düşünmek bir nevi kendi kendini örgütlemektir. Düşünceni bir de sesli olarak duyuyorsun. Mindfulness denilen şeyler de öyle olabilir. Mindfulness farkında olmaya odaklanır. Bir şeyi görürüm ve gördüğümün farkında olurum, ekstra dikkat veririm. Bir nevi farkında olduğumun da farkında olurum.

Velhelebe
06-01-2024, 07:45
Her "şey" madde ve maddidir, o program da, insanın kodladıkları da, okuyucu da, yorumcu da, yorumlanan da. Düşüncenin içeriğiyle ilgili konuşmuyorum, onu(düşünceyi) var eden, oluşturan süreçlerden söz ediyorum. Yoksa Alice Harikalar Diyarında'nın içeriği başka, bunu uyduran kişinin maddi süreçler eliyle düşünmesi başkadır. Yani birisi, organdır, örgütlü, maddi süreçler içeren bir varlıktır, diğeri ise üründür, bir ve aynı şeyler değildir.
Düşünce süreçleri maddi ama içeriği nasıl maddi olmayabiliyor onu anlamadım. Maddi süreçler maddi olmayan şeyler mi oluşturuyor?




Robotlar düşünür mü?
1.) Kastedilen hangi robotlar(yapay zekalı robotlarsa, yukarıdaki paragrafa uygun ise düşünebilir)
2. İnsan gibi düşünebilir mi? HAYIR!
3. İnsan gibi hissedebilir mi? HAYIR!
4. Hem yapay zeka deyip hem de düşünemeyeceğini -yorumlayıp, seçimler yapamayacağını- öne sürmek çelişkilidir.
Benim açımdan bu konunun cevaben özeti budur. (peki yapay zeka diye ortaya atılan her ürün gerçekten de yaay zekaya sahip midr? HAYIR! Kendi kendine öğrenme ve buna göre davranış sergileme yetisine sahip olanları, tüm diğerlerinden ayrı tutmak gerekir)
Neden insan gibi düşünemez veya hissedemez? Yani düşündüğünün farkına varamaz mı, bilinç kazanamaz mı, hisleri kazanamaz mı? Aslına bakarsak chatgpt bile düşünüyor, söylediğin şeye göre veritabanında arama yapıp cevap üretiyor, bu düşünmektir ama asıl merak edilen şey chatgpt'nin veya başka herhangi bir yapay zekanın bilinç kazanabilmesi, bilinç de maddi bir şeyse neden olmasın?

spartacus
06-01-2024, 11:32
Düşünce süreçleri maddi ama içeriği nasıl maddi olmayabiliyor onu anlamadım. Maddi süreçler maddi olmayan şeyler mi oluşturuyor?
Şey kelimesi, nesnel ve öznel olarak farklıdır.
Düşünce an'ı eylem anıdır, o eylem maddidir. Bu başka bir şey, ne düşündüğü, türettiği -KONUSU!- başka...

Anladın mı?

Neden insan gibi düşünemez veya hissedemez? Yani düşündüğünün farkına varamaz mı, bilinç kazanamaz mı, hisleri kazanamaz mı? Aslına bakarsak chatgpt bile düşünüyor, söylediğin şeye göre veritabanında arama yapıp cevap üretiyor, bu düşünmektir ama asıl merak edilen şey chatgpt'nin veya başka herhangi bir yapay zekanın bilinç kazanabilmesi, bilinç de maddi bir şeyse neden olmasın?
Kedi gibi hissedebilir, düşünebilir misin?

Yazdıklarımı iyi okumadın galiba, tekrar oku... Benim söylediklerimi söyleyip, aksini bana soruyorsun..

Tek farkla

Düşünebiliyor olması için, İLLA insan gibi düşünmesi, hissetmesi beklenemez demiştim. Çünkü insan değil ve düşünübilmek için insan olmak veya insan gibi düşünmesi, HİSSETMESİ gibi bir şart koşulamaz anlamında söylemiştim.

her konuda olduğu ve çarpıttığı gibi, yine yırtık dondan çıkar gibi çıkan bir avare konuya dahil olmuş ve düşünme konusunun içine "insan gibiliği", DUYGU meselesini boca etmişti :)

Velhelebe
06-01-2024, 17:21
Sevgili spartacus

Düşünme eylemiyle düşünme sonucu açığa çıkan düşünce içeriği farklıdır bunu biliyorum. Benim anlamadığım düşünme eylemi maddi iken içeriğinin neden maddi olmadığı.

Düşünebilmek için insan gibi düşünme şartı yoktur bunu da kabul ediyorum. Ama yapay zekanın zaten düşündüğü kuşkusuz, chatgpt bile düşünüyor. Ama benim asıl merak ettiğim düşünebilip düşünemediği değil, düşündüğünün farkında mı, farkında olduğunun da farkında mı? Değilse bile gelecekte bu noktaya gelemez mi?

ilahimasal
06-01-2024, 19:48
Beynin fonksiyonu yani işlevi maddi diyor.
Beyin (düşünür ) işlevi bu
Ayak ( yürür) işlevi bu
El ( tutar) işlevi bu
Düşünmek , yürümek , tutmak eylem işlev fonksiyon
Anlamak çokda zor olmasa gerek.

Cpt ye sorsana iraden var mı! diye
Emin ol yanlış cevap verse bile yalan cevap vermez.
En dogru ve ikna edici cevabı yapay zeka verir.
Muhtemelen iradem yok diyecek.

İrade , duygu , bunlar insana ait fonksiyonlar( işlevler) neden düşunmek diyince illa insansı düşünmeyi akla getirirler ki ?

Yapay zeka limitleri insanin biyolojik limitlerinden çok daha fazla ve ileride çok daha fazla olucak.
Bizler gibi irade sahibi bile olabilirler. Bunu işlevsel olarak engelleyecek ne var ki ? ( insanın kendisi haricinde ) tanrı demeyin basarım kahkahayı.

Velhelebe
06-01-2024, 21:36
Chatgpt insanlardan çok daha mantıklı cevaplar veriyor, bilgisi de fena değil iş görüyor. Ama zekasının gelişmesi lazım, bazen tekrara düşüyor. Gpt gelişirse ve terapi falan vermeye başlarsa psikoloğa gerek kalmaz söyleyim, şu an bile aratmıyor :D Gpt'nin avantajı önyargıları ve yanlılığı, duygusu yok, aşırı objektif ve aynı zamanda acımasız da değil, insandan daha insancıl cevap veriyor, çok iyi.

spartacus
07-01-2024, 00:34
Sevgili spartacus

Düşünme eylemiyle düşünme sonucu açığa çıkan düşünce içeriği farklıdır bunu biliyorum. Benim anlamadığım düşünme eylemi maddi iken içeriğinin neden maddi olmadığı.

Düşünebilmek için insan gibi düşünme şartı yoktur bunu da kabul ediyorum. Ama yapay zekanın zaten düşündüğü kuşkusuz, chatgpt bile düşünüyor. Ama benim asıl merak ettiğim düşünebilip düşünemediği değil, düşündüğünün farkında mı, farkında olduğunun da farkında mı? Değilse bile gelecekte bu noktaya gelemez mi?
Türetebildiği için ve bu binlerce yıllık bir birikim-aktarımla olmaktadır.
Elmayı görürsün, düşüncende elma ile armutu birleştirebilirsin, yarısı elma, diğer yarısı armut olabilir, hatta elma ile bir kuşu, bir taşı değil mi? Burada elmanın veya armutun kendisini değil ki, sembolik karşılıklarını kombine ediyorsun... özünde yine maddi, fiziki koşullar vardır. Veri olarak kaydettiğin ne kadar etki varsa/sembolik), aralarında ilişki kurabilirsin, buradaki ilişki, veri, image, kaydettiğin sembolik karşılıklarla kurduğuın bir kombinasyondur, bunu yaparken gerçekte, fiziki etkileri kombine etmiyorsun, sembolik karşılıklarını harmanlıyorsun..

Veri nesneleri maddidir, yani hafıza da yer kaplar -kimsayal da olabilir, manyetik alan kullanımı da olabilir vb, bir şekilde maddi olarak kullanılan formlar, işlenen bir yüzey de olabilir, en nihayetinde sembolik olarak kullanılacaklardır), bu veriler bir yerde toplandığında, demek ki veriler, sembolik karşılık, değerleri üzerinden kombine edilebilir. Gerçekte semboller de temsil ettikleri şeyin yerine geçemeyeceğine göre, temsil ettikleri şeyin bağlı olduğu fizik kurallarına bağlı değillerdir, harmananabilr, kombine edilebilir hatta boca edilebilir...

E =Elma
A = Armut osun.
K = kuş olsun
hafızaya da sembolik karşılıkları Ee, Aa, Kk olarak sembolik olarak yerleşmiş olsun. Kuşun kanadını, Ee'ye ekleyebilir misin? Evet, EeKkx olur bu, peki gerçekte kanatlı ve uçan bir elma var mıdır? hayır, olmak zorunda mı? Hayır...

Daha öncede söylemiştim;
Etki, ilişki bunlar çok önemli, aslında bir yığın ilişkiyi, fizikte mümkün olmasa bile, sembolik karşılıklarını kombine ederek türetimlerde bulunabiliriz.

Sorduğun soru aslında doğru bir soru değil, yanlış bir soruya doğru bir cevap verilebilir mi, verilse anlamı olur mu?

Gündelik hayatında insan o kadar çok etkileşime girer ki, dolayısıyla bunların sembolik kopyası üzerinden kombinasyonlar yapabilir, bunu binlerce yıllık birikimlerle de düşünmek gerekir.

Örneğin ıssız bir adada doğan ve bir şekilde hayatta kalmayı başaran bir insan ile şehirde büyümüş birisini kıyaslayabilirsin...