Orijinalini görmek için tıklayınız : Mucidi İnkar Etmek
Selamlar herkese.
Siteye ilk defa geldim, hangi konu nereye açılır bilmiyorum, umarım doğru yere açmışımdır.
Ha öncelikle belirteyim, eskiden Müslüman olan Ateist birisiyim, dipnot olarak dursun.
İki sorum vardı, ikisi de birbirine benziyor ama yine de ayrı ayrı sorayım.
Taslaman'dan duymuşsunuzdur şu argümanları;
1- "Bilime önem verin tabii ki fakat, bilimle araştırıp öğrenip, topu taça atıyorsunuz. Yani aygıtın nasıl çalıştığını öğrenip, mucidi inkar ediyorsunuz. Böyle bir şey olmaz."
2- "Evrim olsa ne olacak? Evrim, bir yaratıcının insanı oluşturma aşamasıdır."
Şu iki argümana sağlam bir karşıt argüman oluşturamadım, Taslaman'ı genelde izlerken, Deist birini izler gibi izliyorum, ara sıra bakıyorum videolarına.
Umarım yardımcı olursunuz, şimdiden teşekkürler.
postalmarx
22-04-2017, 17:20
Bunlar argüman değil ki. Ne ispat ediliyor burada? Burada sadece tavsiyeler var. Diyor ki kendince "bilime inanma demiyoruz ama mucidi inkar ediyorsun". Tamam kendi böyle görebilir. İkincisi de diyor ki "evrimle müslümanlık çelişmez". Tamam. Herkesin kendi keyfine göre.
Yıldıztozu
22-04-2017, 19:27
Yani aygıtın nasıl çalıştığını öğrenip, mucidi inkar ediyorsunuz. Böyle bir şey olmaz."
Selam.
Evrenin nasıl işlediğini açıklamak, tek başına, onun bir yaratıcısının olmadığının kanıtı değildir, fakat yaratıcı varsayımını kabul etmemiz için bir gerekçe kalmadığının kanıtıdır.
Allahsız da açıklayabiliyorsak, allah yarattı demek için bir gerekçe kalmaz.
Öte yandan mucidin yokluğunu bilebilmek, salt işleyiş açıklamasıyla değil, onun bir kurgu olduğunun anlaşılmasıyla mümkündür.
Tanrıyı insan yaratmışsa ve yaratırken de istekler gibi yanlış yol ve yöntemler kullanmışsa bu, tanrının bir kurgu olduğunu yani gerçekliğinin olmadığını gösterir.
Kendi adıma konuşacak olursam ben ''tanrı yoktur'' derken bunu sadece doğanın işleyiş açıklamalarına dayandırmıyorum, tanrının insan tarafından tarihsel süreçte psikolojik ve sosyal ihtiyaçlara yönelik olarak kurgulanmasına dayandırıyorum.
NickMickyok
22-04-2017, 21:05
Taslaman'dan duymuşsunuzdur şu argümanları;
1- "Bilime önem verin tabii ki fakat, bilimle araştırıp öğrenip, topu taça atıyorsunuz. Yani aygıtın nasıl çalıştığını öğrenip, mucidi inkar ediyorsunuz. Böyle bir şey olmaz."
İnkar, kabul etmemek, tanımamak anlamında. (TDK ya göre)
Tanrı , ispat edilmişte, bilim dünyası inkar ediyor gibi olmuş.
Tanrı konusu, bilimde topu taca atmak değildir. Eğer bilim Tanrıya varırsa, kimse Hayır demeyecektir. Ama Taslaman ve onun gibiler istiyorki bilimdeki her boşluğuTanrı ile dolduralım.
spartacus
22-04-2017, 23:16
1- "Bilime önem verin tabii ki fakat, bilimle araştırıp öğrenip, topu taça atıyorsunuz. Yani aygıtın nasıl çalıştığını öğrenip, mucidi inkar ediyorsunuz. Böyle bir şey olmaz."
2- "Evrim olsa ne olacak? Evrim, bir yaratıcının insanı oluşturma aşamasıdır."
Şu iki argümana sağlam bir karşıt argüman oluşturamadım, Taslaman'ı genelde izlerken, Deist birini izler gibi izliyorum, ara sıra bakıyorum videolarına.
Umarım yardımcı olursunuz, şimdiden teşekkürler.
Ortada bir aygıt görmüyorum -ki mucidi olsun.
Ortada bir mucit görmüyorum -ki aygıtı olsun...
Taslaman -Harun yahya 2- kelime oyunları üreten, gerçekten kötü edebiyat yapan, aslında kendi argümanları da değil, menşei daha çok ABD Evrim karşıtı ve Akıllı Tasarımcı enstitüler-kişilerden alıntı, bir lafazan, bilim lafzını kullanmaması gerekir.
Bu argüman da safsata ve yalan-çarpıtma üzerine. örneğin diyor ki, yağmur yağdırılıyorsa, bunu bir tanrı yağdırır... Oysa bilim yağmur yağdırılıyor demiyor, çünkü böyle bir iradi fiil gözlemlemiyor-gereğide yok-, yağıyor diyor. elinde veri olmayan birisinin masallar uydurup, senaryolar yazıp, böyle kelime oyunları yapması sahtekarlıktır.
yağmak başka, yağdırmak başka, organik yapı durumu başka, aygıt olmak başka... Önemli olan yağmurun nasıl yağdının çözümüdür, metafizik bir KİM sorusunun anlamı yok... Zaten bu masallarda binlerce yıl önce bir hatayla, -ki idealizmin etkisiylede- KİM sorusuyla yaklaşmak hatasıyla da şekillenmiştir... Şimdi aynı KİM sorusu, bu soytarılarca dayatılıyor, aygıtı gördün, o halde yapanı kim? gibi... Bilimin böyle soruları yok, olduğu anda bilim de, bilgi de, nasıl'da kalmaz, sadece masalcı hokkabazlarca uydurulmuş, üfürülmüş tebliğler ve birde bunlara inanmak-kanmak kalır ortada... Deprem oluyor, kim yapıyor? yağmur yağıyor, kim yağdırıyor, şimşek çakıyor kim çaktırıyor, peynir küfleniyor, kim küflendiriyor, diş çürüyor, kim çürütüyor deyip, depremi deprem perisi, yağmuru tanrı Zavazivo, insanlardan hoşnut kalmışsa perisi Yağazivoya yağdırır, şimşeği Zavazivo tanrısı Ziromiroları korkutmak için yollar, dişlerimizi, kendisini üzdüğümüz için diş perileri çürütür vs, her insan bu türden zırvalıkları kolayca üretebilir, ama bilim de bilgide bu değildir bu basit cehalettir sadece. Sonra çıkıp size, yağmur yağmaz-yağamaz(!) der, ancak gaipten bir iradeyle yağdırılır diyede döner ve elbette siz yağmurun nasıl oluştuğunu çözümlerseniz, bundan da korkunç kaygı duyar, binbir kelime oyunlarıyla kaygısını baskın tutmaya çalışır, garip bir akıl-sızlık oyunu.
Sonrada bu türden sahte argümanlara dayanır, yağmurun yağdırıldığını kabul edip de yağdıranı kabul etmemek, bu ciddi bir çarpıtma, sahtekarlık... Bilim yağmur yağar der, bilim doğadaki nesneler ve organik yapılar için AYGIT demez ki, mucidi inkar etsin. Bilim görmediği, tek bir veri edinemediği şeye dair ne diyebilir ki, kabul etsin veya inkar etsin... İnkar kelimesini kullanması dahi sahtekarlıktır, bilim Zeus'u, Manituyu, Enlil'i, Ba'al'i, El'i(tahta oturan tanrı, El ilah), Tor'u, Ra'yı, Enki'yi, Artemis'i, Mithra'yı, Hera'yı, Hürmüz'ü, Hadat'ı, Dionysus İsa'yı, İsis'i, Sinope'i, Veritas'i, Tellus'u, Osiris'i, Seth'i..... iş üzerinde gözlemlemişde inkar mı ediyormuş?
Son olarak, mucit de(tanrı) bir aygıt mıdır? Uyduruk fiil-irade-eylemlere bakılırsa öyle olmalı zira bunlara göre yaklaşırsak, aygıt değilse eyleminden söz edilemez, çünkü eylemi gerçekleştirebilme kapasitesi ve uzuvları, yetileri aygıta verilmiş olmalı, o halde bu aygıtı kulanan mucidi kim? Kendileri, tanrının da(aygıtın) yaratan tanrıları olduğunu kabul ediyor mu peki? Yoksa o tanrı aygıtı kendi safsata ifadeleriyle, kendiliğinden mi oluşmuş? nasıl olur, hem aygıtı kabul edecek hemde mucidi ret edecekler, ne iş? Neden çark eediyorlar nereden geliyor bu bilim karşıtı keyfiyet?
kelime oyunlarına girersek sonu gelmez ve gerçekten aptalca üretilmiş paradokslardan da çıkılamaz, tamamen zihine dayalı, hiç bir anlam ifade etmeyen ve sonuç da vermeyecek biçimde, boş oyunlar oynanır, bol bol masal-senaryolar yazılır, sonrada silah zoru dayatılıp, insanlara ya inanırsın ya da ölürsün siyaseti izlenir ve üzerinden bol, bol maddi, manevi çıkar, güç ve sürüleştirme elde edilir hepsi bu...
Biz bunun veya başkalarının bin çeşit tanrı masalını kabul edersek, bu sonsuz sayıda tanrıyı da yaratan tanrı diye tanrı üfürmek anlamına gelecek ve tabi ki kavramları da yanlış kullanmış olacağız, yaratım(hokus-pokus) sözkonusu değil, olamaz, sadece olanın farklı form/biçim-yapı etkileşim ve değişimleri, oluşumları mevcut, bu konudaki tüm kavramlarımız da bu form-yapı değişkenlikleriyle anlam kazandı, dışına fırlatılamaz. Örneğin sebep/sonuç ilişkisi bir hokus-pokus zemini değil, herhangi bir şeyin form-yapıca etkileşimi-değişimine dairdir, varlığın kendisine değil, biçimine.
Biz olanı aygıt-mucit diye düşünürsek, zaten bilim orada bitmiş demektir, geriye ne kalır? Ortaçağ karanlığı, haydin Satürn gününe, cumartesi günü Satürne bol, bol adaklar adayıp, dualar edelim, yağmur böyle yağdırılacak vs...
Oyuncakların varlığı Noel babanın oyuncak dağıttığının göstergesi olabilir mi? Uçakların varlığı ya da New York'un gerçek olması da Superman'in? Saçma-sapan kelime oyunları, bizler herhangi bir üfürük tanrının kendi ihtiyaç ve acizliklerini gidermek için ürettiği aygıt değiliz, organik yapılarız... Organik yapıların ORGANİZE hareket etmeside bir masal kahramanı büyücünün, onlara ihtiyaç duyması ve kullanmak için üretilen birer AYGIT oldukları anlamına gelmez. Aygıt değiliz ki, bizi süpürge, kalem, kağıt, dolap gibi kullanıp, ihtiyaçlarını giderecek mucit arayalım? Hem bu şekilde mucidde bir aygıt olmadı mı?
Save The Day
23-04-2017, 03:30
Ortada bir aygıt görmüyorum -ki mucidi olsun.
Ortada bir mucit görmüyorum -ki aygıtı olsun...
Taslaman -Harun yahya 2- kelime oyunları üreten, gerçekten kötü edebiyat yapan, aslında kendi argümanları da değil, menşei daha çok ABD Evrim karşıtı ve Akıllı Tasarımcı enstitüler-kişilerden alıntı, bir lafazan, bilim lafzını kullanmaması gerekir.
Bu argüman da safsata ve yalan-çarpıtma üzerine. örneğin diyor ki, yağmur yağdırılıyorsa, bunu bir tanrı yağdırır... Oysa bilim yağmur yağdırılıyor demiyor, çünkü böyle bir iradi fiil gözlemlemiyor-gereğide yok-, yağıyor diyor. elinde veri olmayan birisinin masallar uydurup, senaryolar yazıp, böyle kelime oyunları yapması sahtekarlıktır.
yağmak başka, yağdırmak başka, organik yapı durumu başka, aygıt olmak başka... Önemli olan yağmurun nasıl yağdının çözümüdür, metafizik bir KİM sorusunun anlamı yok... Zaten bu masallarda binlerce yıl önce bir hatayla, -ki idealizmin etkisiylede- KİM sorusuyla yaklaşmak hatasıyla da şekillenmiştir... Şimdi aynı KİM sorusu, bu soytarılarca dayatılıyor, aygıtı gördün, o halde yapanı kim? gibi... Bilimin böyle soruları yok, olduğu anda bilim de, bilgi de, nasıl'da kalmaz, sadece masalcı hokkabazlarca uydurulmuş, üfürülmüş tebliğler ve birde bunlara inanmak-kanmak kalır ortada... Deprem oluyor, kim yapıyor? yağmur yağıyor, kim yağdırıyor, şimşek çakıyor kim çaktırıyor, peynir küfleniyor, kim küflendiriyor, diş çürüyor, kim çürütüyor deyip, depremi deprem perisi, yağmuru tanrı Zavazivo, insanlardan hoşnut kalmışsa perisi Yağazivoya yağdırır, şimşeği Zavazivo tanrısı Ziromiroları korkutmak için yollar, dişlerimizi, kendisini üzdüğümüz için diş perileri çürütür vs, her insan bu türden zırvalıkları kolayca üretebilir, ama bilim de bilgide bu değildir bu basit cehalettir sadece. Sonra çıkıp size, yağmur yağmaz-yağamaz(!) der, ancak gaipten bir iradeyle yağdırılır diyede döner ve elbette siz yağmurun nasıl oluştuğunu çözümlerseniz, bundan da korkunç kaygı duyar, binbir kelime oyunlarıyla kaygısını baskın tutmaya çalışır, garip bir akıl-sızlık oyunu.
Sonrada bu türden sahte argümanlara dayanır, yağmurun yağdırıldığını kabul edip de yağdıranı kabul etmemek, bu ciddi bir çarpıtma, sahtekarlık... Bilim yağmur yağar der, bilim doğadaki nesneler ve organik yapılar için AYGIT demez ki, mucidi inkar etsin. Bilim görmediği, tek bir veri edinemediği şeye dair ne diyebilir ki, kabul etsin veya inkar etsin... İnkar kelimesini kullanması dahi sahtekarlıktır, bilim Zeus'u, Manituyu, Enlil'i, Ba'al'i, El'i(tahta oturan tanrı, El ilah), Tor'u, Ra'yı, Enki'yi, Artemis'i, Mithra'yı, Hera'yı, Hürmüz'ü, Hadat'ı, Dionysus İsa'yı, İsis'i, Sinope'i, Veritas'i, Tellus'u, Osiris'i, Seth'i..... iş üzerinde gözlemlemişde inkar mı ediyormuş?
Son olarak, mucit de(tanrı) bir aygıt mıdır? Uyduruk fiil-irade-eylemlere bakılırsa öyle olmalı zira bunlara göre yaklaşırsak, aygıt değilse eyleminden söz edilemez, çünkü eylemi gerçekleştirebilme kapasitesi ve uzuvları, yetileri aygıta verilmiş olmalı, o halde bu aygıtı kulanan mucidi kim? Kendileri, tanrının da(aygıtın) yaratan tanrıları olduğunu kabul ediyor mu peki? Yoksa o tanrı aygıtı kendi safsata ifadeleriyle, kendiliğinden mi oluşmuş? nasıl olur, hem aygıtı kabul edecek hemde mucidi ret edecekler, ne iş? Neden çark eediyorlar nereden geliyor bu bilim karşıtı keyfiyet?
kelime oyunlarına girersek sonu gelmez ve gerçekten aptalca üretilmiş paradokslardan da çıkılamaz, tamamen zihine dayalı, hiç bir anlam ifade etmeyen ve sonuç da vermeyecek biçimde, boş oyunlar oynanır, bol bol masal-senaryolar yazılır, sonrada silah zoru dayatılıp, insanlara ya inanırsın ya da ölürsün siyaseti izlenir ve üzerinden bol, bol maddi, manevi çıkar, güç ve sürüleştirme elde edilir hepsi bu...
Biz bunun veya başkalarının bin çeşit tanrı masalını kabul edersek, bu sonsuz sayıda tanrıyı da yaratan tanrı diye tanrı üfürmek anlamına gelecek ve tabi ki kavramları da yanlış kullanmış olacağız, yaratım(hokus-pokus) sözkonusu değil, olamaz, sadece olanın farklı form/biçim-yapı etkileşim ve değişimleri, oluşumları mevcut, bu konudaki tüm kavramlarımız da bu form-yapı değişkenlikleriyle anlam kazandı, dışına fırlatılamaz. Örneğin sebep/sonuç ilişkisi bir hokus-pokus zemini değil, herhangi bir şeyin form-yapıca etkileşimi-değişimine dairdir, varlığın kendisine değil, biçimine.
Biz olanı aygıt-mucit diye düşünürsek, zaten bilim orada bitmiş demektir, geriye ne kalır? Ortaçağ karanlığı, haydin Satürn gününe, cumartesi günü Satürne bol, bol adaklar adayıp, dualar edelim, yağmur böyle yağdırılacak vs...
Oyuncakların varlığı Noel babanın oyuncak dağıttığının göstergesi olabilir mi? Uçakların varlığı ya da New York'un gerçek olması da Superman'in? Saçma-sapan kelime oyunları, bizler herhangi bir üfürük tanrının kendi ihtiyaç ve acizliklerini gidermek için ürettiği aygıt değiliz, organik yapılarız... Organik yapıların ORGANİZE hareket etmeside bir masal kahramanı büyücünün, onlara ihtiyaç duyması ve kullanmak için üretilen birer AYGIT oldukları anlamına gelmez. Aygıt değiliz ki, bizi süpürge, kalem, kağıt, dolap gibi kullanıp, ihtiyaçlarını giderecek mucit arayalım? Hem bu şekilde mucidde bir aygıt olmadı mı?
Sevgili spartacus sen ve Pyrrhon'un görüşlerinden ben anladığımı söyleyim. Bildiğiniz gibi yaratılış ve akıllı tasarıma hep insandan örnekler veriliyor. İşte araba tasarlanması, bir kitap bile kendi kendine oluşmaz, bir iğnenin bile ustası var, saatin bile ustası var evrenin nasıl olmasın şeklinde bakıyorlar. Hatta morrigan malzemeler kendi kendine biraraya gelmez deyip yemek örneği vermişti. Yemek örneğinde insan biraraya getiriyor malzemeleri demişti. Sizin duruşunuz ise şu. Tamam bazı konularda iradi müdahale var. Tasarım var ve insan yapıyor. Ama oradaki tasarım ve üretim de koşullara bağlı olarak gelişiyor diye bakıyorsunuz. Yani tasarımın yapılması ve tasarımın yapan canlı koşullardan bağımsız değil, koşullara bağlı yapılıyor. Tanrı ise her şeyden bağımsız olduğu için bilimsel görmüyorsunuz, kurgu olarak değerlendiriyorsunuz. Koşullara bağlı oluşan bir yaratıcı düşünsek de bu sefer o yaratıcıyı gözlemlemiyoruz, fakat evreni şuyu buyu gözlemliyoruz neden yaratıcıyı varsayalım diye düşünüyorsunuz. Ayrıca koşullara bağlı yaratıcı yarattığı veya tasarladığı şeyden daha mükemmel ve karmaşıktır diye düşünüp, o karmaşık yaratıcı koşullarla oluşabiliyor da evren, canlılar falan gibi şeyler koşullara bağlı niye oluşamasın diye düşünüyorsunuz. Ayrıca canlıyı, evreni şuyu buyu gözlemliyoruz ama koşullu yaratıcıyı gözlemlemiyoruz şeklinde düşünüyorsunuz. Dolayısıyle her şey koşullara bağlı oluşur şeklinde olaya bakıyorsunuz. Bakış açınızı ve duruşunuzu doğru tarif ettim mi?
Anladım.
Gayet güzel doyurucu cevaplar vermişsiniz, emekleriniz için hepinize teşekkür ederim.
spartacus
25-04-2017, 21:27
Sevgili spartacus sen ve Pyrrhon'un görüşlerinden ben anladığımı söyleyim. Bildiğiniz gibi yaratılış ve akıllı tasarıma hep insandan örnekler veriliyor. İşte araba tasarlanması, bir kitap bile kendi kendine oluşmaz, bir iğnenin bile ustası var, saatin bile ustası var evrenin nasıl olmasın şeklinde bakıyorlar. Hatta morrigan malzemeler kendi kendine biraraya gelmez deyip yemek örneği vermişti. Yemek örneğinde insan biraraya getiriyor malzemeleri demişti. Sizin duruşunuz ise şu. Tamam bazı konularda iradi müdahale var. Tasarım var ve insan yapıyor. Ama oradaki tasarım ve üretim de koşullara bağlı olarak gelişiyor diye bakıyorsunuz. Yani tasarımın yapılması ve tasarımın yapan canlı koşullardan bağımsız değil, koşullara bağlı yapılıyor. Tanrı ise her şeyden bağımsız olduğu için bilimsel görmüyorsunuz, kurgu olarak değerlendiriyorsunuz. Koşullara bağlı oluşan bir yaratıcı düşünsek de bu sefer o yaratıcıyı gözlemlemiyoruz, fakat evreni şuyu buyu gözlemliyoruz neden yaratıcıyı varsayalım diye düşünüyorsunuz. Ayrıca koşullara bağlı yaratıcı yarattığı veya tasarladığı şeyden daha mükemmel ve karmaşıktır diye düşünüp, o karmaşık yaratıcı koşullarla oluşabiliyor da evren, canlılar falan gibi şeyler koşullara bağlı niye oluşamasın diye düşünüyorsunuz. Ayrıca canlıyı, evreni şuyu buyu gözlemliyoruz ama koşullu yaratıcıyı gözlemlemiyoruz şeklinde düşünüyorsunuz. Dolayısıyle her şey koşullara bağlı oluşur şeklinde olaya bakıyorsunuz. Bakış açınızı ve duruşunuzu doğru tarif ettim mi?
Sevgili Save bir farkla, her şey koşullara bağlı oluşmaz, her şey oluşum demek değildir. Oluşmak ile kastımız, şeyler'in, form-yapı değişimleri ve bu değişimler arası kıyasın farkında anlam kazanır... hasılı anlaşılır dille, varlık oluşmaz(ortadadır, ne geçmiş ne gelecekte, diğer alan ifadesiyle, madde var edilemez, yok edilemez, süreç mahsulü değildir, süreçlerin zeminidir-form-yapı-etkileşimle ve sebep/sonuç ilişkiside süreçle anlam kazanır, süreç ise mevcut olanın hareket-etkileşim-ilişki-değişimleriyle), form, yapı, böylece yansıttığı özellik, belirleyici özellik(nitelikler) oluşur ve kaybolur.
Tasarım demek ise, zaten form-yapılara müdahale demektir, yani olanın form-yapısının ihtiyaca-amaca binaen değiştirilmesi-sergilenecek form-yapının amaca dönük işlenmesi-şekillendirilmesi(şeklin amaç eksenli farklı şekle bürünmesi, ortada hiç bir form yokmuş gibi şeklin yaratılması değil). Dizayn(Design) yaratım demek değildir, olanın form-yapı eksenine müdahalelerle tekrar karma, ilişkilendirme-ilişikleme, form-yapı, şekil, biçim verilmesidir. İnsan bunu yapar.
Sözde akıllı tasarımcıların durduğu zemin çürüktür, söylemleriyle kendi, kendilerini ret ederler, tasarım dedikleri an, yaratımı, yaratım dedikleri an tasarımı dışlarlar, sırf o icat-mucit, elbise-terzi türünde safsatanın cazibesi, aldatıcı -peşin hükümlü yargıya da bağlama imkanı veren safsata taktiği-etkisi adına bu söylemlere yöneliyorlar, ama bir karar vermeliler, ol diyerek oldurmakta mı, iradesinden bağımsız ortada olanı, işlemekte midir? (insan tasarım yaparken olanı işler ve tasarım bir planlama, ön tasarım sürecini yani üzerinde enine, boyuna düşünme, önsel-düşünsel hatalar, eksikler, fazlalıklar, rötuşlar vs gerektirir, terzi kumaş, kumaşçı iplik, iplikler doğadaki şu ya da bu malzemenin işlenmesi-form-yapı biçimlendirilmesi- sürecine tabi ve insan da yapısındaki ve etkileşimdeki maddeye tabidir(yani insan bir şeyi tasarlamakla maddesini ve ayrıca kendi maddi varlığını yaratmaz veya sözde bir tanrı tabi olduğu kendi varlığını-maddesini şu ya da bu özellik, niteliğini tabi olduğu halde yaratamaz-eğer bu geçersiz kelime yaratmak arızasını kullanacaksak-, varlık biçimini ortaya koyma temeli(zemini!) iradesinden bağımsızdır, çünkü iradesi varlık biçimine bağlı anlam kazanacak, kısaca bu tür örnekler verip işi malzemeyi-maddeyi yaratımmış gibi göstermek arızadır, insan terzi olmakla kendisini veya malzemeyi yaratmış olmaz, olanı işlemiş olur, hokus-pokus yok)
bilgivehis
26-04-2017, 01:38
kısaca bu tür örnekler verip işi malzemeyi-maddeyi yaratımmış gibi göstermek arızadır, insan terzi olmakla kendisini veya malzemeyi yaratmış olmaz, olanı işlemiş olur, hokus-pokus yok)
Şimdi bu noktada Save muhtemelen şunu soracak "terzi yaratmış olmuyor ama terzinin işlediği malzemenin kökeni nasıl var oldu ?"
Cevap: doğada var zaten.
Save yine soracak "doğa nasıl var oldu?"
Cevap: bu foruma ilk üye olduğun günden başla bugüne kadar spartacus'un senin sorulara verdiği yanıtları tekrar baştan bu son yanıta kadar oku...