PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kutlu Doğum Haftası'nda FETÖcüleri avlamak!


upuaut
27-04-2017, 02:25
Bu konudaki en son gelişmeleri ODATV'nin, "Türkiye FETÖ'nün ilan ettiği günü kutluyor (http://odatv.com/turkiye-fetonun-ilan-ettigi-gunu-kutluyor-1904171200.html)" haberinden biliyoruz.

Peki FETÖcüler kimdir?

Sağolsunlar, "27 Nisan 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimi ve E-Muhtıra ARŞİVCİ ÜLKE TV" programını yapan ÜLKE TV Arşivcisi, pardon FETÖcü arkadaş, hiç üşenmemiş Kutlu Doğum haftası ile ilgili gelişmeleri kronolojik olarak ele aldığı,

http://www.youtube.com/watch?v=eoYCcC6LU_A

programını sanki bizler için derlemiş!

Bu FETÖcü arkadaş tabii ki bu programı bizler için hazırlamadı; onun işi, Paralel Devlet'e hizmet idi!

Bakalım, bu Paralel Devlet'te kimler yer alıyormuş!

9:51-10:01. Özal 31 Ekim 1989'da 285 milletvekilinin katıldığı oturumda 263 oy alarak Türkiye Cumhuriyeti'nin 8. Cumhurbaşkanı seçilmişti.

Yukarıdaki haberde ise Kutlu Doğum haftası ile ilgili şu itiraf yer almaktadır:

FETÖ soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Mümtazer Türköne, 19 Nisan 2012 tarihli Zaman Gazetesi'nde yayımlanan, "Kutlu Doğum ve 28 Şubat" başlıklı yazısında, Kutlu Doğum Haftası etkinliklerinin nasıl ortaya çıktığını özetle şöyle anlatmıştı:

"1989 yılında, doktora tezimi yazmakla meşgul olduğum zamanlardı. Türkiye Diyanet Vakfı'nda Yayın Kurulu üyesi olarak görev yapmaya başlamıştım. Kurul, milliyetçi düşünce geleneğinden gelen toplam altı ilim ve fikir adamından meydana geliyordu. Kurul başkanımız Profesör Süleyman Hayri Bolay'dı. İkinci isim ise üç yıl önce aramızdan ayrılan Ayvaz Gökdemir'di. Ayvaz Bey, Türk milliyetçiliği yoluna, onun güçlü telkinleri ile adım attığım için hayatımda etkisi fazladır. 'Kutlu Doğum Haftası', işe başlar başlamaz bu kurulun aldığı bir kararla ortaya çıktı. Teklif Süleyman Hayri Bey'den gelmiş, 'Kutlu Doğum' ismini de rahmetli Ayvaz Bey bulmuştu. İlerleyen yıllarda. Kutlu Doğum'u sabitlemeye karar verdik. Miladî takvime göre Nisan ayında bu hafta, Diyanet'in önayak olmasıyla 'Kutlu Doğum Haftası' olarak ilan edildi. Başlarda epeyce itiraz geldi. Bidat olarak görüldü. Ama sanıyorum toplumdan aldığı canlı karşılıklarla yerleşti ve genel kabul gördü. Ne kadar hayırlı bir bidat olduğu zaman içinde ortaya çıktı. Bugün, modern hayatın her alanına giren zengin kutlamaları takip ederken o kararın verildiği gün orada bulunmaktan dolayı gurur duyuyorum. Diyanet İşleri Başkanlığı, çok orijinal kutlama vesileleri buluyor. Kutlu Doğum geleneği artık bütünüyle kültürümüzün bir parçası haline geldi."

48:27-48:42. 27 Nisan gecesi birilerinin rahat uyku çekmesini sağlayan şey, Genelkurmay Sitesi'nde yayınlanan bir yazı idi. Bu yazıyı bir muhtıraya dönüştüren ise, tabii ki içeriği ve zamanlaması idi. Muhtırada laikliğin aşındırıldığı iddia ediliyor ve bu iddia bazı delillere dayandırılıyordu.

Fakat bu FETÖcü kardeş, bu yazıdaki (ki onlara göre e-muhtıra) aşağıda kırmızı renkle vurguladım yerlerden hiç bahsetmiyor:

Türk Genelkurmay Başkanlığı 27 Nisan 2007 tarihli basın açıklaması (https://tr.wikisource.org/wiki/T%C3%BCrk_Genelkurmay_Ba%C5%9Fkanl%C4%B1%C4%9F%C4% B1_27_Nisan_2007_tarihli_bas%C4%B1n_a%C3%A7%C4%B1k lamas%C4%B1)

Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini son dönemde artırdıkları müşahede edilmektedir. Uygun ortamlarda ilgili makamların, sürekli dikkatine sunulmakta olan bu faaliyetler; temel değerlerin sorgulanarak yeniden tanımlanması isteklerinden, devletimizin bağımsızlığı ile ulusumuzun birlik ve beraberliğinin simgesi olan milli bayramlarımıza alternatif kutlamalar tertip etmeye kadar değişen geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.

Bu faaliyetlere girişenler, halkımızın kutsal dini duygularını istismar etmekten çekinmemekte, devlete açık bir meydan okumaya dönüşen bu çabaları din kisvesi arkasına saklayarak, asıl amaçlarını gizlemeye çalışmaktadırlar. Özellikle kadınların ve küçük çocukların bu tür faaliyetlerde ön plana çıkarılması, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne karşı yürütülen yıkıcı ve bölücü eylemlerle şaşırtıcı bir benzerlik taşımaktadır.

Bu bağlamda;

Ankara’da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları ile aynı günde kuran okuma yarışması tertiplenmiş, ancak duyarlı medya ve kamuoyu baskıları sonucu bu faaliyet iptal edilmiştir.

22 Nisan 2007 tarihinde Şanlıurfa’da; Mardin, Gaziantep ve Diyarbakır illerinden gelen bazı grupların da katılımı ile, o saatte yataklarında olması gereken ve yaşları ile uygun olmayan çağ dışı kıyafetler giydirilmiş küçük kız çocuklarından oluşan bir koroya ilahiler okutulmuş, bu sırada Atatürk resimleri ve Türk bayraklarının indirilmesine teşebbüs edilerek geceyi tertipleyenlerin gerçek amaç ve niyetleri açıkça ortaya konulmuştur.

Ayrıca, Ankara’nın Altındağ ilçesinde “Kutlu Doğum Şöleni” için ilçede bulunan tüm okul müdürlerine katılım emri verildiği, Denizli’de İl Müftülüğü ile bir siyasi partinin ortaklaşa düzenlediği etkinlikte ilköğretim okulu öğrencilerinin başları kapalı olarak ilahiler söylediği, Denizli’nin Tavas ilçesine bağlı Nikfer beldesinde dört cami bulunmasına rağmen, Atatürk İlköğretim Okulunda kadınlara yönelik vaaz ve dini söyleşi yapıldığı yolunda haberler de kaygıyla izlenmiştir.

Okullarda kutlanacak etkinlikler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilgili yönergelerinde belirtilmiştir. Ancak, bu tür kutlamaların yönerge dışı talimatlarla yerine getirildiği tespit edilmiş ve Genelkurmay Başkanlığınca yetkili kurumlar bilgilendirilmesine rağmen herhangi bir önleyici tedbir alınmadığı gözlenmiştir.

Anılan faaliyetlerin önemli bir kısmının bu tür olaylara müdahale etmesi ve engel olması gereken mülki makamların müsaadesi ile ve bilgisi dahilinde yapılmış olması meseleyi daha da vahim hale getirmektedir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Cumhuriyet karşıtı olan ve devletimizin temel niteliklerini aşındırmaktan başka amaç taşımayan bu irticai anlayış, son günlerdeki bazı gelişmeler ve söylemlerden de cesaret almakta ve faaliyetlerinin kapsamını genişletmektedir.

Bölgemizdeki gelişmeler, din ile oynamanın ve inancın siyasi bir söyleme ve amaca alet edilmesinin yol açabileceği felaketlerin ibret alınması gereken örnekleri ile doludur. Kutsal bir inancın üzerine yüklenmeye çalışılan siyasi bir söylem veya ideolojinin inancı ortadan kaldırarak, başka bir şeye dönüştüğü, ülkemizde ve ülke dışında görülebilmektedir. Malatya’da ortaya çıkan olayın bunun çarpıcı bir örneği olduğu ifade edilebilir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin çağdaş bir demokrasi olarak, huzur ve istikrar içinde yaşamasının tek şartının, devletin Anayasamızda belirlenmiş olan temel niteliklerine sahip çıkmaktan geçtiği şüphesizdir.

Bu tür davranış ve uygulamaların, Sn. Genelkurmay Başkanı’nın 12 Nisan 2007 tarihinde yaptığı basın toplantısında ifade ettiği “Cumhuriyet rejimine sözde değil özde bağlı olmak ve bunu davranışlarına yansıtmak” ilkesi ile tamamen çeliştiği ve Anayasanın temel nitelikleri ile hükümlerini ihlal ettiği açık bir gerçektir.

Son günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumdadır. Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bundan kimsenin şüphesinin olmaması gerekir.

Özetle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün, “Ne mutlu Türküm diyene!” anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır.

Türk Silahlı Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Bu açıklamaya 2007 Nisan'ında kimlerin, nasıl karşı çıktıklarını ve neler söylediklerini GOOGLE amcadan öğreniniz bizzat. Orada FETÖcüleri göreceksiniz!

Şüphesiz, bu programdan daha çok ekmek çıkar ama bu kadarı bile mide bulandırıcı. Çünkü salt bu 2 örnek bile kimlerin FETÖCÜ, diğer bir deyişle, "Paralel Devlet" olduğunu fazlasıyla ortaya koyuyor. İşin kötüsü, ÜLKE TV hala yayındadır!

Natan
27-04-2017, 11:54
Yaziya bakinca aklima geldi dun sozcu gazetesini okudum. Sabah gazetesinin kurucusu anlatiyor. Fetoculer benden alip yandasa verdiler. Ben hapisteyim. Beni iceri atan hakim suan hapiste digerleri kacti diyor. Akp, fetonun gucunden yararlanip ele geciriyor kurumlari, sonra akp fetonun gotune tekmeyi koyup, diktatorlugunu kuruyor. Sucsuz insanlari iceri tikan, zulm eden feto simdi icerde. Hrant dink cinayetiyle ilgili bazi memurlar da iceride suanda.

Fetonun de allah belasini versin. Ne oldu? Mezardan oluleri kaldirip yetmez ama evet diyenlerin gotune girdi suanda!

Etme zulum bulursun zulum.

Adaletsiz ve zulumkarlar elbet cezasini cekecek.

Sirayla..