PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Uğur Dündar, "Önce Kılıçdaroğlu gidecek"sonra AKP


gungormez
14-05-2017, 03:49
Uğur Dündar: Önce muhalefetteki iktidar, sonra AKP iktidarı değişecek
04.05.2017
Sözcü gazetesi yazarı Uğur Dündar, Kemal Kılıçdaroğlu'na karşı kazan kaldıranlara eklendi. Dündar önce Kılıçdaroğlu sonra da AKP'nin devrileceğini iddia etti.


http://static.birgun.net/resim/haber-detay-resim/2017/05/04/ugur-dundar-once-muhalefetteki-iktidar-sonra-akp-iktidari-degisecek-282044-5.jpg
Referandumun ardından partilerde yaşanan tartışmalar gündem olmaya devam ediyor. AKP'deki kavga medyadaki yazarlara kadar yayılmışken, MHP'de ihraç edilmiş olmalarına karşın muhalefetin etkili olduğu görülüyor.

CHP'de ise Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na başkaldıranların sayısı her geçen gün artıyor. Muharrem İnce, Fikri Sağlar ve 'uzaktan laf dokundurmalarıyla' Deniz Baykal ilk ortaya çıkan isimler. Bugün de Sözcü yazarı Uğur Dündar, alenen Kılıçdaroğlu'nu değiştireceklerini duyurdu.
Dündar, "Uyuyan dev kıpırdandı, önce muhalefetteki iktidar, sonra AKP iktidarı değişecek. Hiçbir şey eskisi gibi sürüp gitmeyecek." diye yazdı.
http://www.birgun.net/haber-detay/ugur-dundar-once-muhalefetteki-iktidar-sonra-akp-iktidari-degisecek-158119.html

marcos
14-05-2017, 16:43
Uğur DÜNDAR ve diğer sözcü yazarları sosyal-demokrat olmaya karar veren CHP den sessizce beyaz tasfiye yöntemi ile dışlandılar.Şimdi durumdan kendilerine pay çıkarıp geri dönme peşindeler.

Kılıçdaroğlu ve ekibi seçim-sandık konusunda başarılı olduklarını ispatladılar.Onların başarısızlığı daha doğrusu basiretsizliği sokağı kullanma konusunda.Uğur DÜNDAR ve onun ayarındakilerin derdi ise CHP yi aşırı milliyetçi jakoben tarza geri döndürme.

Uğur DÜNDAR ve onun gibi düşünenlerin başarısı sosyal demokrat hareketin sonunu CHP nin parçalanmasını vede Kürt sol/sosyalist/sosyal demokrat hareketlere kapıların kapatılmasını getirecektir.

kartopu
23-05-2017, 09:52
Her kesin canının istediği olsa Uğur Dündar ın ki de olurdu. Kılıçtaroğlu 4-5 yıl önce CHP 1930 ların partisi olmayacak demişti ama içindeki aşırı milliyetçiler buna izin vermedi CHP o yıllardan bu yana bir arpa boyu yol alamadı
Bu referandumda CHP ve Kılıçtaroğlu iyi bir itibar kazandı onu da içindeki milliyetçiler hazmedemedi CHP ye uzaktan taş atanlar sadece sağ muhafazakarlar değil bazı solcular ve içindeki milliyetçiliği ırkçılığa vardıranlar da onlardan geri kalmazlar.


CHP bir lider partisi değil bir insanla gelip o insanla yok olacak bir parti de değil Klıçtaroğlu gider ama yerine ne Muharrem İnce gelir Ne Baykal nede Fikri Sağlar. Artık Türkiye iki partili sisteme girdi en çok oyu alamadınmı iktidar şansın yok bunun içinde CHP ye Ecevit gibi toplumu arkasından sürükleyecek kişiye ihtiyaç duyulacaktır. Bunun için CHP de liderden çok sosyal politikalara ihtiyaç duyulacaktır.
Ecevit 1973 te İnönü yü CHP genel Başkanlığından uzaklaştırdığında Ülkeye yep yeni bir politika koymuştu
Yoksulu öne çıkaran ABD ye rest çeken Koçlar Sabancıları karşısına alan bir politikalarla İşçiler köylüler küçük esnaf öğrenciler Eceviti desteklemiş ve CHP yi iktidar yapmıştı. Daha sonraları Kıbrıs fatihi ilan edildi
Mesele adam değil mesele Adam gibi siyaset.


Uğur Dündar gibi Komple teori peşinde koşanlar olacak Bence Baykal İnce veya Sağlar diyeceğine kendini koysun ortaya da görsün boyunun ölçüsünü.
Artık Türkiye yep yeni bir döneme girdi iş seçim sandıklarında bitmiyor .Geniş halk yığınlarını arkana almak gerekiyor onun içinde halkçı politikalar gerekli.


Bu Sağlar İnce ve Baykalın CHP de Kılıçtaroğlu dışında ne gibi politika önerileri var. Açıklasınlarda görelim. Uğur Dündarın önerisi ne.

world
23-05-2017, 17:50
Her kesin canının istediği olsa Uğur Dündar ın ki de olurdu. Kılıçtaroğlu 4-5 yıl önce CHP 1930 ların partisi olmayacak demişti ama içindeki aşırı milliyetçiler buna izin vermedi CHP o yıllardan bu yana bir arpa boyu yol alamadı
Bu referandumda CHP ve Kılıçtaroğlu iyi bir itibar kazandı onu da içindeki milliyetçiler hazmedemedi CHP ye uzaktan taş atanlar sadece sağ muhafazakarlar değil bazı solcular ve içindeki milliyetçiliği ırkçılığa vardıranlar da onlardan geri kalmazlar.


CHP bir lider partisi değil bir insanla gelip o insanla yok olacak bir parti de değil Klıçtaroğlu gider ama yerine ne Muharrem İnce gelir Ne Baykal nede Fikri Sağlar. Artık Türkiye iki partili sisteme girdi en çok oyu alamadınmı iktidar şansın yok bunun içinde CHP ye Ecevit gibi toplumu arkasından sürükleyecek kişiye ihtiyaç duyulacaktır. Bunun için CHP de liderden çok sosyal politikalara ihtiyaç duyulacaktır.
Ecevit 1973 te İnönü yü CHP genel Başkanlığından uzaklaştırdığında Ülkeye yep yeni bir politika koymuştu
Yoksulu öne çıkaran ABD ye rest çeken Koçlar Sabancıları karşısına alan bir politikalarla İşçiler köylüler küçük esnaf öğrenciler Eceviti desteklemiş ve CHP yi iktidar yapmıştı. Daha sonraları Kıbrıs fatihi ilan edildi
Mesele adam değil mesele Adam gibi siyaset.


Uğur Dündar gibi Komple teori peşinde koşanlar olacak Bence Baykal İnce veya Sağlar diyeceğine kendini koysun ortaya da görsün boyunun ölçüsünü.
Artık Türkiye yep yeni bir döneme girdi iş seçim sandıklarında bitmiyor .Geniş halk yığınlarını arkana almak gerekiyor onun içinde halkçı politikalar gerekli.


Bu Sağlar İnce ve Baykalın CHP de Kılıçtaroğlu dışında ne gibi politika önerileri var. Açıklasınlarda görelim. Uğur Dündarın önerisi ne.

Ne var 1930'ların CHP'sinde? Şuankinden daha iyi durumda olduğumuz (siyasi açıdan) ortada. Şu sözümona solcuların,liberallerin her defasında Kemalizmi suçlayıp farkında dahi olmadan gerici faşistlere alkış tutması ne kadar garip ama hayat böyle.

kartopu
24-05-2017, 08:49
Bu fikir banim fikrim değil Kılıçtaroğlunun fikri .CHP hep eleştirildi 1950 de DP nasıl iktidar oldu dersin.Ayrıca ben liberal değilim ve Libarallerin en büyük yanlışı AKP yi desteklemek olmuştur Eleştirine katılıyorum.

spartacus
24-05-2017, 14:01
Ne var 1930'ların CHP'sinde? Şuankinden daha iyi durumda olduğumuz (siyasi açıdan) ortada. Şu sözümona solcuların,liberallerin her defasında Kemalizmi suçlayıp farkında dahi olmadan gerici faşistlere alkış tutması ne kadar garip ama hayat böyle.
Diyorsun ki, CHP eleştirilemez zira ne elaka ise bir partiyi eleştirip, eleştirmemekle kemalizm tanrısı? Tanrıcılık(teizm) kadirdir, mutlaktır, o ne doğurmuş ne doğurulmuştur, kemalizm sembolünü duvara asıp önünde 5 Vakit de secde edip, namaz kılak mı? kendi söylediğin safsatana kendin ortak oluyorsun, gerici faşistlere alkış tutmaktan dem vuruyorsun, ama eleştirileri de hemen kemalizm düşmanlığı olarak mimleyip, gerici faşistlere göz kırpıyorsun, alın size malzeme verdim, CHP hiç eleştirilmesin, verem olmuş vücut gibi tedaviyi(eleştirileri) ret edelim, meydan gerici faşistlere kalsın :) Efendim şovenizm, ırkçı siyaset de gerici faşist değeller mi? sırf şoven kapitalizmi dahi eleştirilebilir kaldı ki siyasetinin eleştirisi... Şu evrende eleştirilemez, sorgulanamaz olan ne var? Hiç bir şey yok, hiçlik dışında o da zaten şey değil ve biliyoruz ki sorgulanamaz olan diye lanse edilen ne varsa hiçtir, metafizik türetimdir, zira şey olamazlar, şey olamayan da sorgulanamaz değil mi?...

Eğer din denen şeyi biz tanrı bağlamlı inanç olarak biliyorsak bu yanlıştır ve bizim bu yanlışımızı fiiliyat da, somut olarak yüzümüze vuran örnekler işte ortada. O gerici faşist dediğinle aynı tutuma sahipsiniz. CHP 1950 öncesi ırkçı-gerici-karşı-devrimci siyaset batağına, saplanmıştı(bilhassa 1926'lar sonrası), bu o düzeyde ki, bütün hayatın, bütün insanlığın, bütün meselelerin üstünde tutulmuş, kof adiyetçilik-tarafgirlik-zombileşmek ekseni tabulaştırılmış ki, siyaseten ırk siyyasetine saplanıp kalmışlıkla, gözler bu subjektif saçmalığın dışında kalan hayata tamamen kapatılmış. Yani ülkede siyaset %99 ırk meselesine endekslenmiş, kalan %1 de hayatın içinde, hayatla bir siyaset yapmaya yetmediği gibi engelde olmuş.

Bunun dönemin liderlerini nasıl etkilediği ayrı bir konu, yani siyasete orta kademeden hızla hakim olan İttihatçılık nasıl, ne gibi yol yöntemlerle siyasete hakim oldu, önderliğin açısını böylece genel siyaseti nasıl ne gibi yöntemlerle başını kuma gömen, içine kapanan-böylece bürokrasiye hayat veren- bir hale getirdi ayrı konular. Türkiye Cumhuriyetinin daha devrimler döneminde içine ırkçı-dinci vari siyasetin hakim kılınması bir truva atıydı, ne yazık ki baş köşeye konan o atın kapıları 1926'larda açıldı ve 1940'larda ise görevini tamamlamıştı, ülkede hem tarım hem de sanayi politikaları, aynen Ömer'in tutumuyla, bizim bu kitaba ihtiyacımız yok çünkü Kur'an'da bu konudan bahsedilmiş, bu kitaba ihtiyaç yok çünkü Kur'an'da bu konudan bahsedilmemiş, bahsetmemişse, demek ki bize lazım değildir yakın, bize Kur'an yeter dediği İskenderiye kütüphanesini yakması gibi, bu truva atları da bize ırk yeter gerisi lazım değil -bir reklam:Bir Kur'an, ırk yeter sevgilimmmm- zihniyetini hakim kılmaya çalıştı ve başardı da, ilk elden sanayi alanlarında üretim namına örgütlenen asli, en önemli sanayi kuruluşları kapatılıp, sağ siyaset kodomanlarına, eski sırtı sağlamlara-ağalık servetli böylece burjuvalaşabilir mirasa, yetkinliğe sahip-, siz kolayca işbirliği yapın, 2'ye ABD'den, Batıdan alın, bu halka 5'e satın, risksiz kazanç, marka batsa sana bir şey olmaz diye komprador kapitalizm özendirildi, kimler tarafından? Yine aynı hakim olan zihniyet....

Bakınız 1923 sonrası bir kaç kez denense de(bazı detaylara girmeyeceğim) zira savaş dönemlerinde vatandaşların malı, mülkü devlet adına kamulaştırılabiliyor, 1. Dünya savaşında böyle kamu mallarının savaş bitiminde sahibine verilmesi gerçekleşmese bile en azından para karşılığı(!kimlerin parası vardı?) satışı da sekteye uğradı. Ama kısa sürede bunlar unutuldu, bütün siyaset ama bütün siyaset ırkçılık üzre, hayatın milyarda birine tekabül etmeyen ilim dışı, subjektif, anti-laik odaklanmaya saplandı, ben bunu kelimelerle anlatamıyorum, ne bileyim bir etiket uydurun, bir kesim insana sen şusun ve bucusun deyin, ya da ne bileyim holginalık olara bakın, bir takım oliganlığına bakın, içi boş tenekeliğine, ama o tenekenin mesti olan insan da bir kez kapıldı mı, bütün evreni, hayatı o tenekesiyle youmlama saplantısından kurtulamıyor işte. Toprak Reformu meselesi bile taaa 1945'e kalmış. Dönemin tarım ülkesinde tarımsal kalkınma bir kaç gösterişten ibaret kalmışken, hoparlörler tam, tam, tam yüce ırkımız, yüce bilmem neyimiz diye slogan atmaktan ibaretti, insana yabancı, tepeden çılgınlık bir gariplik dönemiydi yaşanan... Başka türlü de olabilirdi, işte eleştirmek için iyi bir neden, böylece amaç kötülemek değil, analiz ederek neyin nasıl yapılıp, yapılamayacağının, hangi hataların, hangi sonuçlar doğurduğu bilincine ermektir. Bilim deney olmasa ilerleyebilir miydi? Uçağı bulan akrdeşelr ilk denemelerinde hata yapmasaydı, hatalarını sorgulamasydı sonraki denemelerinde başarılı olur muydu?

Hani şu Erdoğan'ı Allah seçti, Allah'ın yeryüzündeki gölgesi vs alıklıkları veya sabah, akşam tek sorun olarak başörtüsünü veya tek sorun olarak her yerde, her adımda bıtırak gibi camisine rağmen, tek sorunalrının dinlerini yaşamamak gibi dert edenler var ya, işte onlar bu subjektif, boş, uhrevi ucuz siyasetlerin dışına gözlerini kapamışlardır.. İşte çok basit bir ifade kullandım peki sevgili World, bir AKP'li olsan bana ne derdin? Tayyibanizm düşmanı. Yoksa başka ne olabilir ki canım, yoksa ben görüş belirtebilir miyim, benim bilincim, eleştiri, sorgulama yeteneğim, analiz yeteneğim olabilir mi? Yani ne dersem diyeyim sen denilene değil, ad-hominemle geri safsataya secde edeceksin, işte ben dünya yuvarlaktır dersem bitti, bu illa sana düşmanlık, hainlik...

Aman eleştiren dünya yuvarlaktır derse, sen deme, zaten dememek için bin dereden bin su. Bırakın safsatayı, kemalizm'e düşmanlık lafızlarını ötekide din düşmanlığı diye yapıyor aynı safsatayı, ne yazık ki iki siyasetinde özünde kutsal-tabu-etiket fanatikliği, gözleri kapalı, farklı bir kafayı yaşamıyorsunuz, işte ikinizinde fiiliyatda dönüp, dolaşıp düğümlendiği gerici-faşizm oluyor, senin dininden olmayan düşman, hain vs :)

Kılıçdaroğlunu daha az ŞOVENİST, ırkçılık yapma eleştirenlerin eleştirisi geçerli değildir, ülkenin bu günlere gelmesine geri dönülme istemi nasıl bir aklın-mantığın ürünü olabilir? Neden ders çıkarmak istemiyor, çünkü imanlı! Kutsallaştırdığı şeylere imanlı, o bir fetişist! istediği hayat değil, görüntü, biçim, kılık. İnsan hayat meseleleri yerine, gidip alakasız sembolik, egolarca kendisine enjekte edilmiş cila-giysi davası güderse yazık eder kendine.

Kılıçdaroğlu, CHP, Açlık sınırın bilmem kaç olduğu, yoksulluk sınırın bilmem kaç olduğu, asgari ücretin, yaşam standardının, bu toplumun çeyreğinin açlık sınırında, yarısının yoksulluk sınırı altında yaşadığı bir ülkede, yalandan sağlıkta devrim yaptık lafları dolaşırken, acısıyla kıvranan insana bile, 1 emar için bile 2-3 ay sonraya gün veren hastanelerin olduğu ve kabak gibi hastane kuyruklarının oluştuğu, poliklinikler de 1 doktora 80-90 hastanın düştüğü bu ülkede-hani hiç bir halt yapmıyorsunuz işte bir örnekle sağlık alanından söz ettim, -sorunlar neredeyse-, hastane, hastane gezin, çekim de yapın, gazeteci de götürün, hastalarla konuşun vs, daha ne bileyim, can pazarına dönmüş bir ülkede, sorunlar dağlar gibi yükselmiş olan bir ülkede, hala ama hala neyi karşıladığı bilinmez ırkçı, şoven lay, lom, lom siyasetine itmeye çalışmak muhalefet de değildir, sen beni AHUBUBU ırkından, veya mezhebinden yapsan ne olacak, neyim değişecek biyolojime, ihtiyaçlarıma, hayata dair?. Muhalefet fiili uygulamlar ve uygulamamalar-yani sorun var çözüm politikası yok- üzerinden yapılabilir...

İşte görüyorsunuz insanlara sen şusun deyip anti-laikçe onun siyasetini yapmak bir ülkeyi kalkındırmıyor aksine toplumları siyaseten men edip, tamamen cahilleştiriyor, mankurtlaştırıyor, bağımlı insan piskolojileri üretiyor. Bunun siyasetini yapmadığı için CHP eleştirileri, gerici faşist bir konumdur, tencere, kapak misali.

Deniz Baykal zamanında CHP'den solcuları, sosyal demokratları, halkla yaşamsal bağları olan devrimci, ilericileri tasviye etti veya o halleriyle yaşam şansı bırakmayarak deforme etti, sistemin adamı kıldı(o zamanalr bu kıyım dönemlerinde bende bir bölgede taban örgütllüğündeydim, kendisine devrimci diyenlerin aprtiden atılması salık veriliyordu, sebep? solcuydular, hayatın asıl sorunalrını önemsiyorlardı, ama bu milyonları kucaklayan ve dertlerine sorun üreten bir siyaset içerse de, kapitalizme ve ondan nemalanan bu tepedeki neo ittihatçılara-nasılsa bu can pazarı sayesinde semiriyorlardı!- dokunuyordu!). CHP'de sorun sanki Kılıçdaroğlu sorunuymuş gibi, sürekli kişi kültü üzerinden siyaset yapıp, sözde eleştirmek adına yerine başka bir Mesihi aramak, aymazlığın dik alasıdır. CHP eğer hayatın siyasetini, yaşamın, insanın, asıl belirleyici olan sosyal, ekonomi-politik siyaseti yapma eğilimine girmezde, sürekli olarak reklamın kötüsü olmaz Erdoğan'ın dedikodusundan öte geçmezse, başına gökten tengri de indirseniz, çaresi olmaz.

Yahu 7-8 Ay boyunca, FETÖ diye süreğen ilericiler, solcular, sosyal demokratlar baskı, faşist zulüm görüyor, ama CHP'de tık yok, derdi ne bu CHP'nin? Hitler Almanya da faşizmini egemen kılmazdan önce Alman Sosyal demokrat Partisi, Alman sosyalistleriyle ittifaka yanaşmadığı için, Hitler tek başına iktidar olabildi... Ve Hitler bir daha ki seçimlerde böyle bir olasılığı ortadan kaldırmak için, ilk iş Alman Komünistlerini fiili olarak tasviyeye yöneldi, şantajlar, provakasyonlarla ve Alman Sosyal demokrat partisi hala bir seyirciydi, öyle ya onalrın kutsal tabuları ve fetişizmi vardı, Hitler de o fetişzmi arada bir okşuyordu...

Muhalefet uygulamalar temelli, fiili temelde yapılır, hamam dedikodusu gibi lakırdamak muhalefet değildir, işte bir çok yönü de olsa basit bir yönüne değindim. FETÖ diye işine son verilen, ama hayatları boyunca da FETÖ karşıtı olan, açlık grevi yapan 2 insan daha 2 gün önce gözaltına alınıp, mahkemece tutuklandı bu ülkede, böyle kaç bin insan! hani CHP nerede? Kulislerde mi! Evet, ne yapıyor? Lakırdıyor, bu mu siyaset yapmak? kendi vekiline-o da aylık dolu, dolu maaşı alıp, semiriyor ki değme keyfine, nasılsa süper emekli de olacak- ajitasyon çekmek... Yukarıda CHP gibi bir partinin rahatlıkla muhalefet yapabileceği, yaşam standardı örneği gibi birde bu siyasi içerikli, faşist uygulama örneğini verdim...

CHP'yi eleştirenlerin bir kısmı, neden CHP'nin sosyal içerikli muhalefet yaptığından şikayetçi-oysa CHP sosyal muhalefet bile yapamıyor, lafızda bir kaç kalemde dile getiriyor- ama bu bile bürokratik, ırkçı, topluma tepeden bakan, elit(!), tipik etiketçi, zaten jakobenizmle ülkeyi milliyet soslu Afganistan sonra bu malzemeyi de mezhep-din soslu Afganistana çeviren o marjinal, dar, tepeden, elit jakobenizmle, JAKOBEN CHP, yani devleti general, halkı esas duruşta bekletilen asker-kul-emir kulu kılan ve içind eolduğumuz durumun da en önemli sebebi iken, yani ülkeyi bu hale getiren yanlışın sonuçlarını, yine aynı yanlışla düzelteceğini sanan, bilim dışı guraba zihniyet isteyenleri rahatsız edebiliyor. Bunlar istiyor ki CHP bir nevi ülkü ocağı olsun ve sabah akşam muhafazakar-subjektif slogan atsın ve böylece süreğen hakim faşist AKP'sine kan taşısın, meze, malzeme üretsin... hayatla ilgili tek bir sözü olmasın, örneğin FETÖ lafzıyla hayattan tasviye edilen böylece muhalefetin en temelden, damarlarından tasviye edildiği onca insana gidip, lan sen Türksün edebiyatı yapmanın yararı veya alakası nedir, hangi sorunu çözecek? örneğin ülkü ocaklarına bakın, siyaseti nedir? iyi bakın. Öğrenciler parasız eğitim ister hoooop bir bakmışınız ülkcüler satırlarla saldırmış! sebep? Düşünün subjektif siyasetin insanları ne hale getirdiğini, tek gündemleri sabah, akşam etiketlerinin hoparlörden bağırılması, zombi mesti.. aynen her adımda cami olmasına rağmen koyunlaştırılmış milyonların hala ama hala tek dertlerinin dinlerini yaşamadıkları iddiası(altlarında donları yok, hayatları ona ağam, buna beyim diyerek KULA-KULLUK etmekle, sefillikle geçmekte, ama onlar hala dinlerini yaşamamalarının sebebi onları kula, kul eden karaktere büründürülmüş, üstelik artık her 10 adımda bir yükselen ve her defasında cami yaşatma yapma diye bunalrın sövüşlene, sövüşlene artık her cami oldu, bir doktor başına binlerce hasta düşen ülkede, cami, imam başına 5 kişinin düştüğü camilerin yetersizliği zannı,,, gırtlağına kadar boka batmışlar belki ve sebeplerini bir türlü çözemiyor, sorgulayamıyorlar, çünkü hakim olan siyaset subjektif, hayatdan kopuk, bu dünyaya ait değil(!))... Birileri yetersiz yaşam koşullarının iyileştirilmesi için sokağa çıkar hooop bir bakmışsınız ülcüler, akpci faşistler, polisten önce koşuyor linç etmek için. Sebep? Birileri yaşam standardı, birileri bilim ve bilimsel eğitim için sokaklara dökülür veya okul alanlarında eylem yapar, hoop bir bakmışsınız mahşerin siyah atlısı bu ırkçı-dinci zombiler saldırıyor, ama işin garibi CHP de %90'ı için seyirci, içten, içe sanki bu ırkçı kesime destek veriyor, ayn fikirde gibi-evet işlerine gelmezse her hak arayana terörist, vatan haini, devlet, kemalizm düşmanı diyorlar, öyle ya şişirilmiş devlet tabusunun hakim kılındığı bir coğrafya da sen çıkıp ekmek dersen, o da ne lan sanki yüce develtimiz insanını aç bırakıyor görüntüsü vermek siteyen ajanlar bunalr, bunalr vatan haini kafası(her şeyde bu hakim bu kesimlerde), çünkü muhafazkarlar, onlar bu mutlak ve asla değişmez devletin ve ürettiği boktan hayatın değişmemesi namına bekçisi(!), sanki yaşam koşullarını değiştirirsek sınırlarına, tabu devletlerine zarar verecekmiş gibi. öyle ya bakın İsviçreye, İrlandaya, Almanyaya, yaşam standardları ve iyi, kötü bilimsel yaklaşımlar hayat buldu diye devletleri yıkıldı-mı?-, ama örneğin Amanya da Hitler devletinin yapısındaki değişimlerden, elbette devlete ırkçı don giydirip, fetişizmiyle mest olacak mankurtlar, ırkçılar rahatsızdı ve bunu devleti yıkan terörist eylem olarak lansetmeleride kurnaz siyasetlerinin rezilliği olabilirdi... Oysa kemalizm diyen avare dingiller, Atatürk'ün batının medeniyet ve teknolojisinden, daha doğrusu bilimden(!) nerede ise oraya gidip, inceleyip, analiz etmek-yararlanmak noktasındaki yerli, yerinde geniş açısını, bizim dinci fetişistlerimiz tarihin masa başında saçma sapan biçimde kuru siyasetle yazıldığı, köhne uyduruklarındaki kof siyasetin fetişzmiyle, kafasını kuma gömüp, kıçını açıkta bırakan devekuşu misali çoktan hiç ettiler. Ben nereden baksam bütün bağlamı, toplamı ırkvari etiket siyasetine adanmış sözde kemalizm, özünde tam bir Atatürk karşıtı, ama şimdi konumuz bu değil...

Neyse çok uzun konular, CHP sosyal siyasete eğilmedi ve halktanlaşamadığı sürece, bu aldığı oyları da alamaz olacak. CHP'de rkçı-şoven boş sembol siyaseti yerine nüvelenen sosyal siyasete karşıtlığın direnci ve sırf buna dair eleştiriler de CHP'nin ayakları yere basar siyasete, insana, halka ve halkın sorunlarına, böylece hakim olanın ürettiği olumsuz uygulamaların toplumu içine soktuğu zor durumlar, topluma zarar veren yönleriyle eleştirilen bir siyaset tutulmayıp, hala reklamın kötüsü-iyisi Erdoğan gölgesinde cahil sokak dalaşı veya hala sözde kutsal-tabu siyaseti(tipik şeriatçılıktır özü) yaparsa, içinde taşıdığı ırkçı, şoven duygularla HDP'nin devlet eliyle tasviyesine destek vermekten çekilip, bunu durdurmak için çalışmaz ve 2019 da HDP ile birlikte, ortak yaşam ve birlikte, uzlaşılmış bir siyaset temelinde cephe oluşturmazsa, ülkenin de geleceği ve kaderi namına her tür insanıyla barışık renk, dil, din, cinsiet ayrımı yapmayan ve gerçekten de, bir gün "bilim ile benim söylediğim uyuşmazsa bilimi seçin" diyen Atatürk'ün de ilkesel olarak kavranması için çalıştığı laik siyasete girilmezse, böylece en azından %40 ve üzerini hedeflemezse, HDP'nin 2019 da seçimlere girebilen veya bölgelerde devlet faşizmiyle men edilebilirliğinin önüne geçilmezse, AKP'nin alacağı oy, %60'ı bulacak, zira karşısında kalan, kulis, tabela partisi, bürokrat tepedenci parti CHP olacak, elbette böyle olmayan aprtiler de var lakin toplumun bilinci ortada, o partiler toplumun bilinciyle de doğru orantılı olarak düşük etki alanındalar...

Son olarak CHP'lilere diyeceğim, parti içi demokrasi normlarında yapsınlar, heleki 2019'a ramak kala, uluorta, her mecrada bir garip aptal yakınması, sitem psikolojisi olarak yapmamalılar, daha aklı başında söz-yayın alanlarında, bilimsel-objektif temelde değerlendirmeler yapmalılar, her şeyden evvel CHP'de kişi kültünü yıkmak, bunu anlamak zorundalar, çünkü siyasetin membası kişiler değil, insanın membası bazı kişiler değil, hayatdır. hayata baksınlar, hayatı analiz etsinler, hangi politikalar hayat ve membasıyla uyuşmuyor, tersleşiyor bunlara bakmak zorundalar çünkü siyasetin membası hayatdır ve siyaset hayatı doğru, yansız, objektif okumalıdır... Düşünün "yasaya aykırı ama evet diyeceğiz" diyen CHP'in başkanı, düşünebiliyor musunuz! İşte, neyi, nasıl eleştirmek lazım siyasetini mi yoksa abudik-gubidik etiket zırvalığını mı? hayat hangisinde?peki neden sorgulamıyorsunuz, Kılıçdaroğlu bunu derken, CHP'li vekiller de evet dedi? Yasaya aykırı ama evet dediler, bu CHP'de bir tane bile aklı başında partili yok mudur? Kılıçdaroğlu bu söz, tutumunu kendisi mi ifade ediyor, yoksa parti kongresinde veya geniş parti toplantılarıyla alınan bir karar mı? Önce bu tespit edilmeli, eğer öyleyse CHP artık bitmiştir, değil ama diğerleri bu tür siyasetlere boyun eğiyorsa fiili olarak yine bitmiştir(uzamda demiyorum fiili organizma diyorum, yani bir insanın grip olması gibi!), yani, bu kafayla bu parti, bir gönül partisi, bir tabela partisi olmaktan öteye gidemeyecek. yani gönlümü 3 harfe kaptırmışımdır, bunlar C,H,P, orta da, fiiliyatda karşılığı olabilecek parti yoktur, ama tabelası vardır, sırf bu sebeple...

world
24-05-2017, 18:52
Diyorsun ki, CHP eleştirilemez zira ne elaka ise bir partiyi eleştirip, eleştirmemekle kemalizm tanrısı? Tanrıcılık(teizm) kadirdir, mutlaktır, o ne doğurmuş ne doğurulmuştur, kemalizm sembolünü duvara asıp önünde 5 Vakit de secde edip, namaz kılak mı? kendi söylediğin safsatana kendin ortak oluyorsun, gerici faşistlere alkış tutmaktan dem vuruyorsun, ama eleştirileri de hemen kemalizm düşmanlığı olarak mimleyip, gerici faşistlere göz kırpıyorsun, alın size malzeme verdim, CHP hiç eleştirilmesin, verem olmuş vücut gibi tedaviyi(eleştirileri) ret edelim, meydan gerici faşistlere kalsın :) Efendim şovenizm, ırkçı siyaset de gerici faşist değeller mi? sırf şoven kapitalizmi dahi eleştirilebilir kaldı ki siyasetinin eleştirisi... Şu evrende eleştirilemez, sorgulanamaz olan ne var? Hiç bir şey yok, hiçlik dışında o da zaten şey değil ve biliyoruz ki sorgulanamaz olan diye lanse edilen ne varsa hiçtir, metafizik türetimdir, zira şey olamazlar, şey olamayan da sorgulanamaz değil mi?...

Eğer din denen şeyi biz tanrı bağlamlı inanç olarak biliyorsak bu yanlıştır ve bizim bu yanlışımızı fiiliyat da, somut olarak yüzümüze vuran örnekler işte ortada. O gerici faşist dediğinle aynı tutuma sahipsiniz. CHP 1950 öncesi ırkçı-gerici-karşı-devrimci siyaset batağına, saplanmıştı(bilhassa 1926'lar sonrası), bu o düzeyde ki, bütün hayatın, bütün insanlığın, bütün meselelerin üstünde tutulmuş, kof adiyetçilik-tarafgirlik-zombileşmek ekseni tabulaştırılmış ki, siyaseten ırk siyyasetine saplanıp kalmışlıkla, gözler bu subjektif saçmalığın dışında kalan hayata tamamen kapatılmış. Yani ülkede siyaset %99 ırk meselesine endekslenmiş, kalan %1 de hayatın içinde, hayatla bir siyaset yapmaya yetmediği gibi engelde olmuş.

Bunun dönemin liderlerini nasıl etkilediği ayrı bir konu, yani siyasete orta kademeden hızla hakim olan İttihatçılık nasıl, ne gibi yol yöntemlerle siyasete hakim oldu, önderliğin açısını böylece genel siyaseti nasıl ne gibi yöntemlerle başını kuma gömen, içine kapanan-böylece bürokrasiye hayat veren- bir hale getirdi ayrı konular. Türkiye Cumhuriyetinin daha devrimler döneminde içine ırkçı-dinci vari siyasetin hakim kılınması bir truva atıydı, ne yazık ki baş köşeye konan o atın kapıları 1926'larda açıldı ve 1940'larda ise görevini tamamlamıştı, ülkede hem tarım hem de sanayi politikaları, aynen Ömer'in tutumuyla, bizim bu kitaba ihtiyacımız yok çünkü Kur'an'da bu konudan bahsedilmiş, bu kitaba ihtiyaç yok çünkü Kur'an'da bu konudan bahsedilmemiş, bahsetmemişse, demek ki bize lazım değildir yakın, bize Kur'an yeter dediği İskenderiye kütüphanesini yakması gibi, bu truva atları da bize ırk yeter gerisi lazım değil -bir reklam:Bir Kur'an, ırk yeter sevgilimmmm- zihniyetini hakim kılmaya çalıştı ve başardı da, ilk elden sanayi alanlarında üretim namına örgütlenen asli, en önemli sanayi kuruluşları kapatılıp, sağ siyaset kodomanlarına, eski sırtı sağlamlara-ağalık servetli böylece burjuvalaşabilir mirasa, yetkinliğe sahip-, siz kolayca işbirliği yapın, 2'ye ABD'den, Batıdan alın, bu halka 5'e satın, risksiz kazanç, marka batsa sana bir şey olmaz diye komprador kapitalizm özendirildi, kimler tarafından? Yine aynı hakim olan zihniyet....

Bakınız 1923 sonrası bir kaç kez denense de(bazı detaylara girmeyeceğim) zira savaş dönemlerinde vatandaşların malı, mülkü devlet adına kamulaştırılabiliyor, 1. Dünya savaşında böyle kamu mallarının savaş bitiminde sahibine verilmesi gerçekleşmese bile en azından para karşılığı(!kimlerin parası vardı?) satışı da sekteye uğradı. Ama kısa sürede bunlar unutuldu, bütün siyaset ama bütün siyaset ırkçılık üzre, hayatın milyarda birine tekabül etmeyen ilim dışı, subjektif, anti-laik odaklanmaya saplandı, ben bunu kelimelerle anlatamıyorum, ne bileyim bir etiket uydurun, bir kesim insana sen şusun ve bucusun deyin, ya da ne bileyim holginalık olara bakın, bir takım oliganlığına bakın, içi boş tenekeliğine, ama o tenekenin mesti olan insan da bir kez kapıldı mı, bütün evreni, hayatı o tenekesiyle youmlama saplantısından kurtulamıyor işte. Toprak Reformu meselesi bile taaa 1945'e kalmış. Dönemin tarım ülkesinde tarımsal kalkınma bir kaç gösterişten ibaret kalmışken, hoparlörler tam, tam, tam yüce ırkımız, yüce bilmem neyimiz diye slogan atmaktan ibaretti, insana yabancı, tepeden çılgınlık bir gariplik dönemiydi yaşanan... Başka türlü de olabilirdi, işte eleştirmek için iyi bir neden, böylece amaç kötülemek değil, analiz ederek neyin nasıl yapılıp, yapılamayacağının, hangi hataların, hangi sonuçlar doğurduğu bilincine ermektir. Bilim deney olmasa ilerleyebilir miydi? Uçağı bulan akrdeşelr ilk denemelerinde hata yapmasaydı, hatalarını sorgulamasydı sonraki denemelerinde başarılı olur muydu?

Hani şu Erdoğan'ı Allah seçti, Allah'ın yeryüzündeki gölgesi vs alıklıkları veya sabah, akşam tek sorun olarak başörtüsünü veya tek sorun olarak her yerde, her adımda bıtırak gibi camisine rağmen, tek sorunalrının dinlerini yaşamamak gibi dert edenler var ya, işte onlar bu subjektif, boş, uhrevi ucuz siyasetlerin dışına gözlerini kapamışlardır.. İşte çok basit bir ifade kullandım peki sevgili World, bir AKP'li olsan bana ne derdin? Tayyibanizm düşmanı. Yoksa başka ne olabilir ki canım, yoksa ben görüş belirtebilir miyim, benim bilincim, eleştiri, sorgulama yeteneğim, analiz yeteneğim olabilir mi? Yani ne dersem diyeyim sen denilene değil, ad-hominemle geri safsataya secde edeceksin, işte ben dünya yuvarlaktır dersem bitti, bu illa sana düşmanlık, hainlik...

Aman eleştiren dünya yuvarlaktır derse, sen deme, zaten dememek için bin dereden bin su. Bırakın safsatayı, kemalizm'e düşmanlık lafızlarını ötekide din düşmanlığı diye yapıyor aynı safsatayı, ne yazık ki iki siyasetinde özünde kutsal-tabu-etiket fanatikliği, gözleri kapalı, farklı bir kafayı yaşamıyorsunuz, işte ikinizinde fiiliyatda dönüp, dolaşıp düğümlendiği gerici-faşizm oluyor, senin dininden olmayan düşman, hain vs :)

Kılıçdaroğlunu daha az ŞOVENİST, ırkçılık yapma eleştirenlerin eleştirisi geçerli değildir, ülkenin bu günlere gelmesine geri dönülme istemi nasıl bir aklın-mantığın ürünü olabilir? Neden ders çıkarmak istemiyor, çünkü imanlı! Kutsallaştırdığı şeylere imanlı, o bir fetişist! istediği hayat değil, görüntü, biçim, kılık. İnsan hayat meseleleri yerine, gidip alakasız sembolik, egolarca kendisine enjekte edilmiş cila-giysi davası güderse yazık eder kendine.

Kılıçdaroğlu, CHP, Açlık sınırın bilmem kaç olduğu, yoksulluk sınırın bilmem kaç olduğu, asgari ücretin, yaşam standardının, bu toplumun çeyreğinin açlık sınırında, yarısının yoksulluk sınırı altında yaşadığı bir ülkede, yalandan sağlıkta devrim yaptık lafları dolaşırken, acısıyla kıvranan insana bile, 1 emar için bile 2-3 ay sonraya gün veren hastanelerin olduğu ve kabak gibi hastane kuyruklarının oluştuğu, poliklinikler de 1 doktora 80-90 hastanın düştüğü bu ülkede-hani hiç bir halt yapmıyorsunuz işte bir örnekle sağlık alanından söz ettim, -sorunlar neredeyse-, hastane, hastane gezin, çekim de yapın, gazeteci de götürün, hastalarla konuşun vs, daha ne bileyim, can pazarına dönmüş bir ülkede, sorunlar dağlar gibi yükselmiş olan bir ülkede, hala ama hala neyi karşıladığı bilinmez ırkçı, şoven lay, lom, lom siyasetine itmeye çalışmak muhalefet de değildir, sen beni AHUBUBU ırkından, veya mezhebinden yapsan ne olacak, neyim değişecek biyolojime, ihtiyaçlarıma, hayata dair?. Muhalefet fiili uygulamlar ve uygulamamalar-yani sorun var çözüm politikası yok- üzerinden yapılabilir...

İşte görüyorsunuz insanlara sen şusun deyip anti-laikçe onun siyasetini yapmak bir ülkeyi kalkındırmıyor aksine toplumları siyaseten men edip, tamamen cahilleştiriyor, mankurtlaştırıyor, bağımlı insan piskolojileri üretiyor. Bunun siyasetini yapmadığı için CHP eleştirileri, gerici faşist bir konumdur, tencere, kapak misali.

Deniz Baykal zamanında CHP'den solcuları, sosyal demokratları, halkla yaşamsal bağları olan devrimci, ilericileri tasviye etti veya o halleriyle yaşam şansı bırakmayarak deforme etti, sistemin adamı kıldı(o zamanalr bu kıyım dönemlerinde bende bir bölgede taban örgütllüğündeydim, kendisine devrimci diyenlerin aprtiden atılması salık veriliyordu, sebep? solcuydular, hayatın asıl sorunalrını önemsiyorlardı, ama bu milyonları kucaklayan ve dertlerine sorun üreten bir siyaset içerse de, kapitalizme ve ondan nemalanan bu tepedeki neo ittihatçılara-nasılsa bu can pazarı sayesinde semiriyorlardı!- dokunuyordu!). CHP'de sorun sanki Kılıçdaroğlu sorunuymuş gibi, sürekli kişi kültü üzerinden siyaset yapıp, sözde eleştirmek adına yerine başka bir Mesihi aramak, aymazlığın dik alasıdır. CHP eğer hayatın siyasetini, yaşamın, insanın, asıl belirleyici olan sosyal, ekonomi-politik siyaseti yapma eğilimine girmezde, sürekli olarak reklamın kötüsü olmaz Erdoğan'ın dedikodusundan öte geçmezse, başına gökten tengri de indirseniz, çaresi olmaz.

Yahu 7-8 Ay boyunca, FETÖ diye süreğen ilericiler, solcular, sosyal demokratlar baskı, faşist zulüm görüyor, ama CHP'de tık yok, derdi ne bu CHP'nin? Hitler Almanya da faşizmini egemen kılmazdan önce Alman Sosyal demokrat Partisi, Alman sosyalistleriyle ittifaka yanaşmadığı için, Hitler tek başına iktidar olabildi... Ve Hitler bir daha ki seçimlerde böyle bir olasılığı ortadan kaldırmak için, ilk iş Alman Komünistlerini fiili olarak tasviyeye yöneldi, şantajlar, provakasyonlarla ve Alman Sosyal demokrat partisi hala bir seyirciydi, öyle ya onalrın kutsal tabuları ve fetişizmi vardı, Hitler de o fetişzmi arada bir okşuyordu...

Muhalefet uygulamalar temelli, fiili temelde yapılır, hamam dedikodusu gibi lakırdamak muhalefet değildir, işte bir çok yönü de olsa basit bir yönüne değindim. FETÖ diye işine son verilen, ama hayatları boyunca da FETÖ karşıtı olan, açlık grevi yapan 2 insan daha 2 gün önce gözaltına alınıp, mahkemece tutuklandı bu ülkede, böyle kaç bin insan! hani CHP nerede? Kulislerde mi! Evet, ne yapıyor? Lakırdıyor, bu mu siyaset yapmak? kendi vekiline-o da aylık dolu, dolu maaşı alıp, semiriyor ki değme keyfine, nasılsa süper emekli de olacak- ajitasyon çekmek... Yukarıda CHP gibi bir partinin rahatlıkla muhalefet yapabileceği, yaşam standardı örneği gibi birde bu siyasi içerikli, faşist uygulama örneğini verdim...

CHP'yi eleştirenlerin bir kısmı, neden CHP'nin sosyal içerikli muhalefet yaptığından şikayetçi-oysa CHP sosyal muhalefet bile yapamıyor, lafızda bir kaç kalemde dile getiriyor- ama bu bile bürokratik, ırkçı, topluma tepeden bakan, elit(!), tipik etiketçi, zaten jakobenizmle ülkeyi milliyet soslu Afganistan sonra bu malzemeyi de mezhep-din soslu Afganistana çeviren o marjinal, dar, tepeden, elit jakobenizmle, JAKOBEN CHP, yani devleti general, halkı esas duruşta bekletilen asker-kul-emir kulu kılan ve içind eolduğumuz durumun da en önemli sebebi iken, yani ülkeyi bu hale getiren yanlışın sonuçlarını, yine aynı yanlışla düzelteceğini sanan, bilim dışı guraba zihniyet isteyenleri rahatsız edebiliyor. Bunlar istiyor ki CHP bir nevi ülkü ocağı olsun ve sabah akşam muhafazakar-subjektif slogan atsın ve böylece süreğen hakim faşist AKP'sine kan taşısın, meze, malzeme üretsin... hayatla ilgili tek bir sözü olmasın, örneğin FETÖ lafzıyla hayattan tasviye edilen böylece muhalefetin en temelden, damarlarından tasviye edildiği onca insana gidip, lan sen Türksün edebiyatı yapmanın yararı veya alakası nedir, hangi sorunu çözecek? örneğin ülkü ocaklarına bakın, siyaseti nedir? iyi bakın. Öğrenciler parasız eğitim ister hoooop bir bakmışınız ülkcüler satırlarla saldırmış! sebep? Düşünün subjektif siyasetin insanları ne hale getirdiğini, tek gündemleri sabah, akşam etiketlerinin hoparlörden bağırılması, zombi mesti.. aynen her adımda cami olmasına rağmen koyunlaştırılmış milyonların hala ama hala tek dertlerinin dinlerini yaşamadıkları iddiası(altlarında donları yok, hayatları ona ağam, buna beyim diyerek KULA-KULLUK etmekle, sefillikle geçmekte, ama onlar hala dinlerini yaşamamalarının sebebi onları kula, kul eden karaktere büründürülmüş, üstelik artık her 10 adımda bir yükselen ve her defasında cami yaşatma yapma diye bunalrın sövüşlene, sövüşlene artık her cami oldu, bir doktor başına binlerce hasta düşen ülkede, cami, imam başına 5 kişinin düştüğü camilerin yetersizliği zannı,,, gırtlağına kadar boka batmışlar belki ve sebeplerini bir türlü çözemiyor, sorgulayamıyorlar, çünkü hakim olan siyaset subjektif, hayatdan kopuk, bu dünyaya ait değil(!))... Birileri yetersiz yaşam koşullarının iyileştirilmesi için sokağa çıkar hooop bir bakmışsınız ülcüler, akpci faşistler, polisten önce koşuyor linç etmek için. Sebep? Birileri yaşam standardı, birileri bilim ve bilimsel eğitim için sokaklara dökülür veya okul alanlarında eylem yapar, hoop bir bakmışsınız mahşerin siyah atlısı bu ırkçı-dinci zombiler saldırıyor, ama işin garibi CHP de %90'ı için seyirci, içten, içe sanki bu ırkçı kesime destek veriyor, ayn fikirde gibi-evet işlerine gelmezse her hak arayana terörist, vatan haini, devlet, kemalizm düşmanı diyorlar, öyle ya şişirilmiş devlet tabusunun hakim kılındığı bir coğrafya da sen çıkıp ekmek dersen, o da ne lan sanki yüce develtimiz insanını aç bırakıyor görüntüsü vermek siteyen ajanlar bunalr, bunalr vatan haini kafası(her şeyde bu hakim bu kesimlerde), çünkü muhafazkarlar, onlar bu mutlak ve asla değişmez devletin ve ürettiği boktan hayatın değişmemesi namına bekçisi(!), sanki yaşam koşullarını değiştirirsek sınırlarına, tabu devletlerine zarar verecekmiş gibi. öyle ya bakın İsviçreye, İrlandaya, Almanyaya, yaşam standardları ve iyi, kötü bilimsel yaklaşımlar hayat buldu diye devletleri yıkıldı-mı?-, ama örneğin Amanya da Hitler devletinin yapısındaki değişimlerden, elbette devlete ırkçı don giydirip, fetişizmiyle mest olacak mankurtlar, ırkçılar rahatsızdı ve bunu devleti yıkan terörist eylem olarak lansetmeleride kurnaz siyasetlerinin rezilliği olabilirdi... Oysa kemalizm diyen avare dingiller, Atatürk'ün batının medeniyet ve teknolojisinden, daha doğrusu bilimden(!) nerede ise oraya gidip, inceleyip, analiz etmek-yararlanmak noktasındaki yerli, yerinde geniş açısını, bizim dinci fetişistlerimiz tarihin masa başında saçma sapan biçimde kuru siyasetle yazıldığı, köhne uyduruklarındaki kof siyasetin fetişzmiyle, kafasını kuma gömüp, kıçını açıkta bırakan devekuşu misali çoktan hiç ettiler. Ben nereden baksam bütün bağlamı, toplamı ırkvari etiket siyasetine adanmış sözde kemalizm, özünde tam bir Atatürk karşıtı, ama şimdi konumuz bu değil...

Neyse çok uzun konular, CHP sosyal siyasete eğilmedi ve halktanlaşamadığı sürece, bu aldığı oyları da alamaz olacak. CHP'de rkçı-şoven boş sembol siyaseti yerine nüvelenen sosyal siyasete karşıtlığın direnci ve sırf buna dair eleştiriler de CHP'nin ayakları yere basar siyasete, insana, halka ve halkın sorunlarına, böylece hakim olanın ürettiği olumsuz uygulamaların toplumu içine soktuğu zor durumlar, topluma zarar veren yönleriyle eleştirilen bir siyaset tutulmayıp, hala reklamın kötüsü-iyisi Erdoğan gölgesinde cahil sokak dalaşı veya hala sözde kutsal-tabu siyaseti(tipik şeriatçılıktır özü) yaparsa, içinde taşıdığı ırkçı, şoven duygularla HDP'nin devlet eliyle tasviyesine destek vermekten çekilip, bunu durdurmak için çalışmaz ve 2019 da HDP ile birlikte, ortak yaşam ve birlikte, uzlaşılmış bir siyaset temelinde cephe oluşturmazsa, ülkenin de geleceği ve kaderi namına her tür insanıyla barışık renk, dil, din, cinsiet ayrımı yapmayan ve gerçekten de, bir gün "bilim ile benim söylediğim uyuşmazsa bilimi seçin" diyen Atatürk'ün de ilkesel olarak kavranması için çalıştığı laik siyasete girilmezse, böylece en azından %40 ve üzerini hedeflemezse, HDP'nin 2019 da seçimlere girebilen veya bölgelerde devlet faşizmiyle men edilebilirliğinin önüne geçilmezse, AKP'nin alacağı oy, %60'ı bulacak, zira karşısında kalan, kulis, tabela partisi, bürokrat tepedenci parti CHP olacak, elbette böyle olmayan aprtiler de var lakin toplumun bilinci ortada, o partiler toplumun bilinciyle de doğru orantılı olarak düşük etki alanındalar...

Son olarak CHP'lilere diyeceğim, parti içi demokrasi normlarında yapsınlar, heleki 2019'a ramak kala, uluorta, her mecrada bir garip aptal yakınması, sitem psikolojisi olarak yapmamalılar, daha aklı başında söz-yayın alanlarında, bilimsel-objektif temelde değerlendirmeler yapmalılar, her şeyden evvel CHP'de kişi kültünü yıkmak, bunu anlamak zorundalar, çünkü siyasetin membası kişiler değil, insanın membası bazı kişiler değil, hayatdır. hayata baksınlar, hayatı analiz etsinler, hangi politikalar hayat ve membasıyla uyuşmuyor, tersleşiyor bunlara bakmak zorundalar çünkü siyasetin membası hayatdır ve siyaset hayatı doğru, yansız, objektif okumalıdır... Düşünün "yasaya aykırı ama evet diyeceğiz" diyen CHP'in başkanı, düşünebiliyor musunuz! İşte, neyi, nasıl eleştirmek lazım siyasetini mi yoksa abudik-gubidik etiket zırvalığını mı? hayat hangisinde?peki neden sorgulamıyorsunuz, Kılıçdaroğlu bunu derken, CHP'li vekiller de evet dedi? Yasaya aykırı ama evet dediler, bu CHP'de bir tane bile aklı başında partili yok mudur? Kılıçdaroğlu bu söz, tutumunu kendisi mi ifade ediyor, yoksa parti kongresinde veya geniş parti toplantılarıyla alınan bir karar mı? Önce bu tespit edilmeli, eğer öyleyse CHP artık bitmiştir, değil ama diğerleri bu tür siyasetlere boyun eğiyorsa fiili olarak yine bitmiştir(uzamda demiyorum fiili organizma diyorum, yani bir insanın grip olması gibi!), yani, bu kafayla bu parti, bir gönül partisi, bir tabela partisi olmaktan öteye gidemeyecek. yani gönlümü 3 harfe kaptırmışımdır, bunlar C,H,P, orta da, fiiliyatda karşılığı olabilecek parti yoktur, ama tabelası vardır, sırf bu sebeple...


Kemalizmi eleştirmem çünkü Kemalizm Atatürk'ün her fikrine katılmak değildir Kemalizmin doğru olmadığına inansam zaten Kemalist olmazdım Kemalizmin eleştirilecek bir tarafı yok Kemalizm bir düşüncedir Atatürk gibi düşünmektir Atatürk'ün düşündüğünü düşünmek değildir.

Örneğin Atatürk'ü Sünni bir yapı olan Diyanet İşleri'ni kurduğu için eleştirebilirim bunda kötü bir taraf yok yalakalık değildir Kemalizm gerektiğinde Atatürk'ü eleştirip Atatürk'ün emriyle bakanlığa atanan vekil gibi olmaktır.

Kemalizmi eleştir ama benim için Kemalizm doğru olmasa zaten Kemalist olmam bunu anla lütfen. Ayrıca jakoben bir devrimdir Kemalizm doğru ve bununla gurur duyuyorum burjuvazi sisteminin olmadığı okumuş sayısının bir elin parmakları kadar olduğu toplumda neyin halk devrimi olacaktı? Kemalizm otoriterdir bu da doğru olmalıdır da yoksa bugün cahilin teki çıkar basar eveti İslamcı diktatör gelir tepene biner gericilik kol gezer. Kemalizm aydınlanmacıdır,bilimin yolundan gitmektir, devletçiliktir,ulusalcılıktır ama aynı zamanda Kemalizm kendine tehdit hissettiği , devleti çıkmaza gericiliğe sürekleyecek bir tehdit gördüğü an onun tepesine biner. Bursa Nutku'ndaki gibi bunu devlet yapmazsa Cumhuriyet'in devrimci gençleri yarınları yapar gerekirse vatansever ordusu yapar. Bu böyledir Feto'nun köpekleriyle Reis'in uşaklarıyla bir olmak değildir Kemalizm bilimdir, akıldır, demokrasiyi halk tamamen eğitilene kadar Köy Enstitüleri, Halk Evleri gereğini tamamlayıncaya kadar çok partili hayata geçmemektir halkça eğitilmektir. Halk eğitilmemişse elitist ve jakoben yeniliklerle ülkeyi bataklıktan kurtarmaktır.

spartacus
25-05-2017, 00:31
Kemalizmi eleştirmem çünkü Kemalizm Atatürk'ün her fikrine katılmak değildir Kemalizmin doğru olmadığına inansam zaten Kemalist olmazdım Kemalizmin eleştirilecek bir tarafı yok Kemalizm bir düşüncedir Atatürk gibi düşünmektir Atatürk'ün düşündüğünü düşünmek değildir.
Atatürk'ü mümkünse dahil etmeyelim, anladım, bir nevi din yani, asla eleştirilemez bir dogma, ilahi vahy derlemesidir diyorsun. Uzun yazdım biliyorum ama zaten belirtmiştim, sorgulanamaz olan hiç bir şey yoktur, hiç dışında, hiç ise bir şey değildir... Birde sevgili World ben seni ayrı-gayrı görmüyorum, mümkünse önyargıların olmasın...
Kemalizmi eleştir ama benim için Kemalizm doğru olmasa zaten Kemalist olmam bunu anla lütfen. Ayrıca jakoben bir devrimdir Kemalizm doğru ve bununla gurur duyuyorum burjuvazi sisteminin olmadığı okumuş sayısının bir elin parmakları kadar olduğu toplumda neyin halk devrimi olacaktı?
Seni anlıyorum World ve o sebeple seni eleştirmiyorum, ben söylemleri, ifadeleri, fikirleri eleştiririm, neden neci olduğunu sorgulamak benim işim değil. Ama sende artık şunu anla, sana göre doğru olan başkası için doğru olmayabilir, başkasının doğrusu senin doğrun olmak zorunda değil, kemalizm doğru olsa bende kemalist olurdum-kemalist eğitim aldığım halde.

Ötekide çıkıp diyor ki, ya islamsındır ya da kafir, şeytan vs... tek doğru ve doğru yol var diyor islam o da benim! Eğer jakobenist tarz ve ittihatçı kafa yönetimi iyidir diyorsan, doğrudur diyorsan AKP tamda bunlar üzre siyaset yapıyor zaten! Eh artık bu tarz söylemlerin membası ne yazık ki dinsel siyasetten ileri gelir, uzatmayacağım zira ideolojik temeldeki bu tek doğru benim lafzının ne kadar boş olduğunu defalarca işlemişisizdir.

Oysa doğru ve eğrinin zemini ideolojik değil, nesnel koşullara göre objektif temele dayanmalıdır ve bir tarafgirlik aidiyeti kendi adını referans gösterip doğrudur diyemez, yani öznel doğrular, temeli öznel olduğu sürece özneldir, grörecelidir çoğunlukla keyfidir. Takım tutan fanatik birisinin kendi takımını üstün görmesi gibi ve tabi her maalubiyetinde de hakem taraf tuttu, hava koşulları kötüydü, senin için ölürüm kafası, şu ya da buydu. hangi konuda, hayatın, yaşamın hangi noktasında doğru olanı alıp, içeriklendirebilmiştir, neye hitap etmiş, neyi çözümlemiş, analiz etmiş nelere dayanmıştır? objektif esaslar mı yoksa şişkin empoz-sahte benlik ego-robot- soslu subjektif lafızlar mı-işte asıl sorun da bu, zira insanları subjektif lafızların robotu yapmak çok kolaydır, ama insanları objektif zeminde aklı başında, uyanık hale getirmek ise çok zordur, çünkü birisi düşünce gerektirmez, sen şusun busun denir, sen şu isen o zaman böyle düşünecek, bunu giyecek, şunu yiyecek, bundan uzak duracak, şuna yakın olacaksın vs, basit davranış kullanımı, üstelik bu durmaksızın hayat bulan kavgalarıda getirir, sen o olacaksan, bunu giymeyeceksin, gülmeyeceksin, sen şuncuysa madem onu giydin sen hainsin vs, ama diğeri ise işte öyle değildir, bilinç üzredir. Yoksa kapı koluna da sen kapı kolusun deriz, ama o, bunu idrak edecek beyine sahip değildir, gereksinimi de olmaz.

Neyin halk devrimi mi olacaktı? Fiiliyatda devrimi ve devrimci durumu meydana getiren halktır zaten, ama her devrimde önderlerini üretir, lakin devrim bir kez masabaşına itiklenirse, tepedenliğe indirgenir ve devrim denince bir merkezden yasa yapıp, buyruklar vermek haline gelirse bu süreç artık karşı devrimci rol-yol üzredir, tasviyeciliktir-farkında olunsun, olunmasın-, bizi alıklaştıran belkide tatmin eden bir çok subjektif söylem de durumu görmemize engel olur... Devrim ardına değil, önüne, ileriye bakan bir süreçtir, geriden gelmeyi, eskiye yaslanmayı , bir yerde, yani hala eski çağ-dönemin içinde geliştirilen duruş-siyasetde, misyonalrda diretmek, durağanlaşıp, mutlaklaşmayı kaldıramaz.

İttihat Terakki bu topraklara karşı-devrimci, halka karşı darbeci geleneği aşıladı, o bu torpakların karşı dverimci damarını temil etti, o düzeye vardı ki artık darbelere de devrim denilir ve devrim dendi mi, kapsamı çok dar, 1-2 kalem yasa-yasal mevzuat, bir kaç buyruk sanılır, koltukdaki Ali gider Veli gelir sanır... İşte AKP de, ülkeyi dinsel gericiği kullanarak soyma üzerinden, faşizm çanağına çevirince devrim yapmışmış..

Burjuva Devrimler Fransada'da oldu, sanılmasın ki olmadı ABD'de de oldu, Almanyada da oldu(1848), tüm dünyada oldu, ama devrim demek düşündüğünüz gibi paralara resim, direklere bayrak dikmek demek değildir, bunların devlet-resmi sembol dışında bir temeli yoktur, öncül değil ardıldırlar, devrim dendi mi, tarım da, sanayi de gerçekleşen devrim anlaşılır ve bu erimlidir, bir günde ya da bir kaç günde olup-bitmez...

Sonrası kapitalizmden çok fazla bir şey beklenmemeli, en fazla kimimiz senin dinin benim dinim, vay senin mileltin benim mileltim yönlü taraftar kavgası yaparız, dünyaya gözümüz kapalıdır böylece, kapitalizmi ve onun açmazlarını, onun model siyaseti(şovenizm, dincilik) aşmayan hiç bir düşünce bugün ileri vasfına sahip olamaz. Çünkü kapitalizmin felsefesi pragmatizmdir(bir şey bana yarar sağlıyorsa, işime geliyorsa doğrudur, bana zarar veriyorsa yanlıştır anlayışı. Örneğin milliyetçilik kapitalistlere muazzam meşruiyet ve perde oluyorsa, doğrudur, örneğin kapitalist için din sömürü ve sermaye, kar, servet koşullarını olumlu etkiliyor, mümkün olduğunca kitleleri kendisinin hizmetine bağlarken, farkındalıksızlık ve boyun eğişi ve ayrıca pazarlama, düşük iş gücü, boyun eğmiş kitleler oluşturuyorsa, kullanır! Bir şeye de azami dikkat edilir, kapitalsitlerin felsefesi pragmatizm iken, topluma dayattığı idealizm-metafizik ve teolojidir, yani toplum pragmatist olmamalıdır, zira toplumun işine gelen doğrular(pragmatist), kapitalistin gelmez)

kapitalistin dini olmaz(istisna olarak sonradan olmuşsa, parayı bulana kadardır), öyle milliyetçiliği şu ya da bu aidiyetin subjektif temeli olmaz, o bunları kullanabilir, ama asla kendisi çıkar değerlerini bunlarla çözümlemez, zaten hayatın nesnelliğinde üretim-tüketim alanlarında bu tür subjektifliğin karşılığı yoktur. Kapitalist siyasetini ekonomi-politik çıkarları ve bu çıakrlarının kalıcılığı, örgütlü biçimde daha uzun süre kalıcı ve artıcı olması için, daha çok sermaye ve sermaye birikimi üzre yapar. Din, ırk şu ya da bu çeşitli dönemlerde çıkarları namına kullandığı birer araçtır, böylece bunları milyonların gözünde yüceltir çünkü bunalrı ne kadar yüceltirse kendi çıakrları da o kadar yaşam şansı bulacak ve gözden ırak, görünmez bir perde ardında, bir tiyatronun sahnesi gibi, ön tarafta tiyatro oynanacak, oyun ise perde arkasında yazılacak, bu öyle masabaşı değildir, koşulların otomatikman örgütlediği bir biçimdir. örneğin Afganistan da doğan bebek, Almanya da doğan gibi örneğin hıristiyan olmaz, gökten-gaipten din, inanç, ırk, gelenek, yaşam koşullarının zoraki dayattığı davranışlara kendince sahip olmaz. Herkes kendi payına düşene şartlandırılmıştır böylece herkes kendi payınca düzene uyar, bu da otomatikman, perde gerisiyle, perde önünde oynan oyunu örgütler işte....

Ha neden söz ettim, jakobenizm namına, ortada feodal iktidarlar yok artık, artık sistem kapitalizm ve jakobenizmin, kapitalizm koşullarında mutant hali, belirli, ayrıcalıklı bir kesimin daha doğrusu kapitalizmin ve kapitalistlerin ideolojisinin yansıması olmaktan daha öte gidemez, diğer taraftanda değişen koşullara rağmen, feodaliteye karşı durdukları pozisyonla, kapitalizm çağında durduklarında bu, Ortadoğuda hala şeriat isterüük diye 1400 yıl önceki hayata özenenler gibi geri olanı, gericiliği birde marjinal doğası gereği tam bir marjinaliteyi, sekterizmi, psikolojik duygularla kapılma ise bağnazlığa yol açar temsil eder.

Ben oturup kişilerin şahsına eleştiri yapmam, şahsi olamaz bu, kişi kim olursa, lakin politikalarının kapitalizm koşullarında da hatasız, yeterli, doğru halkalardan kavradığı, yani her konuda doğru yaptığı, yapmak zorunda olduğu anlamına da gelmez, zira hiç bir insana hazır, basma kalıp biçimde fiiliyatdaki sorunları nasıl çözebileceğine dair gökten hazır-paketlenmiş ayetler inmez, sorunlarda hata yapa, yapa, tecrübe edine edine ustalaşır. sorunlar ise sabit ve mutlak değildir, o süreğenlik arzeder ve bu da berbaberinde yeni süreçleri, yeni politika-çözümleri, yeni hataları beraberinde getirir... hasılı işin aslı, biz bir tarihi, bir burjuva devrimi değerlendirip, analiz ediyoruz, etmek zorundayız, yoksa din gibi içi pas tutan ama dışı vernikli boyanmış biçimde boya-cilanın mestiyle yaşıyor ve analizi, gözlemi salt buna indirgiyor ve salt önyargılarımız adına kullanır hale geliyorsak bizden bir cacık olmaz. sadece gözlemci, insan önce gözlemci olmalı zira başka türlü algılayamaz, algılama yetisi olmayan da başkalarının papağanı, nakaratı olur en fazla.

O zamanın koşulunda yani feodalitenin henüz hakim veya nüfuz sahibi olduğu koşullarda, bir kısa dönem, yıkılan ama yıkılmaya direnenle, yeni olan ve gelenin dayatıığı bazı zaruriyetlerle, dikteye dayalı biçimiyle jakobenizm kabul edilemez değildir-tek yol da değildir, ama kolaylığı namına kolay tercih edilir-, ama bu gelip, geçici ve kendisini zoraki dayatan süreçte DEVRİMİ İLERLETMEK, devleti kurduktan sonra en kısa vadede jakobenist yapılanmayı ortadan kaldırmakla mümkündür. haydi ben bir süreliğine anlam verebilirim, ama 2017 yılına kadar jakobenist siyasetle, halkı tanımayan ve halka rağmen halk adına davranan(halk uzun vadelerde bu tür siyasetleri affetmez), karşısında muhatabı olmayan feodal koşullara rağmen, devrim yapılırken halk mı varmış(yokmuymuş, cephelerde komutanlar neye komuta etmişler?!) kafasını yaşayan ve hala 100 yıl geride kalmış taktik-stratejileri üstelikde sanki şartlara göre gelip, geçici, belirli bir süre kullanımlık taktik hat değilde, mutlak ideolojiymiş gibi olduğu gibi alıp kullanmak, benim izah da zorlandığım türden bir gericilik, bağnazlık ama bir o kadarda feodaliteye karşı ilerici, dünya ve hayata karşı gerici bir pozisyondur... İşte yanlış olan budur, şuncu, buncu önemli değil, kimci olursa olsun, hangi coğrafa, hangi türden devrim olursa olsun bu duruma düşmüşse yanlıştır. Aynı temelde sorunalrın olumsuz etkisi SSCB tarihinde de görülmedi mi? Tersinden jakobanizm yıktı, geçti, tepede halka, insana, işçi-köylüye yabancılaşmış jakobenistler masa başından yönetir oldu...

Feodal saray sultanlığını geri dönememecisine yıktıysan, ama asıl önemlisi üretim ilişkilerinde feodal üretim ilişkileri tasviye olmuş yerine piyasaya üretim yapan kapitalist pazar geçmişse, bu doğru orantılı bir süreçtir, bu süreçle birlikte kısa vadeli, gelip geçici jakobonizm'de derhal terk edilmek zorundadır yoksa, fiili duruma hakim olan mutant hale gelmiş feodal aristokrasi oluverir.

Her neyse işin aslı, CHP nezdinde, şovenizm ve jakobenizm tarz-ı siyasetle eleştiri yapıp, bu yönlerin ayyuka çıkması ve hep üstün tutulması için diretenlerin durumu, ne yazık ki bağnazlıktır, sıkışınca istismar etmek için Atatürk diyorlar, oysa bu bağnazlık ve objektif koşulalrı okuyamamam cehaleti Atatürk'ün bakış açısına da aykırıdır, zira bir dönem kullanılan taktikler o dönemle bitmelidir, bu ayrı, ama bunlar var diye de CHP olması gerektiği gibi eleştirilemez değil.

Tamda o feodal koşullarda -kullanılmasa da olur-, ama kolay yol olarak kullanılır jakobenizm, hem daha başlarda kısa sürede ittihatçıların hakim olmasını ve sonrasında da yarılma üzre DP'nin kapılarını aralayan.
Eğer bugün jakobenizmi kendinizde buluyorsanız neo ittihatçılıktan daha öte değildir, zaten o gelip-geçici(!) jakobenizm sürecinin kısa tutulmayıp, mutlaklaştırılması değil miydi İttihatçılığı ülkeye hakim kılan ve diğerlerini de dilediği gibi kandırıp, dolduruşa getirmeye çalışan, başaran?

İttihatçıları araştırın, onlar çok kısa süre -cumhuriyet devrimlerine yakın süreçte- baktılar ki ümmet malzemesi artık geçersiz, miadını da doldurdu, silah-malzeme olarak kullanacakları biçimde ırkçı oldular, aslında katı ümmetçiydiler ve sürekli darbe yapar, yaptırır veya saray entrikaları çevirilerdi, hani şu Abdullah Çatlı ve onun gibilerin at koştuğu bir dönem vardır ya, işleri, güçleri ona benzer ama resmileştirilmiş bir siyaset üzreydi. O kafa döndü, dolaştı devrimin baharında, devrimin eline, koluna zift gibi yapıştı, masa başlarında dünyalar kurup, dünyalar yıktılar.

detay giremiyorum işte çok uzuyor, hasılı bu gün CHP'nin bu gelenek-zihniyetle yapılan eleştirisi doğru bir hat üzerinde durmamaktadır. CHP bir düzen partisi, kapitalist bir parti, ama iyi kötü sistemin egemen sınıflarının da ilerici yanını temsil ediyor, CHP'nin çağı yakalaması, bazı bilim dışı siyaset anlayışından uzaklaşıp yerine insana dayalı, insana dayalı hukuk, demokrasi anlayışında siyaset üretmesi, artık halk diyebilmesi, mümkün olduğunca yerel yönetimleri kurmaya öncülük edip, desteklemesi, halkla böylece iç, içe olup halka bir şeyler vermesi, alması yönündeki siyasete girmelidir, her şey sadece halkla hiç bir bağı kalmamış meclis koltukları sayısı değildir, gerçek direnç de muhalefetde hayatla yapılır ve örgütlü halklar kolayına güdülemez ama kolayına da boyun eğdirilemezler, CHP aldığı oya göre-ki çoğu harfe, kağıda oy atıyor aslında- parti olabilseydi-yukarıda izah ettim- bir çok faşist uygulama yasa çıkamayacağı gibi daha bunların her gün yaptığı yolsuzluklarla bu iktidar artık ayakta kalamazdı. Kısa geçtim kaba, bunun bir kaç örneği İzmir'de mevcut, hani jakoben, elit-aristokratçı Deniz Baykal her ilerici, sosyal demokratı bu partiden tasviye edememiş ya, İzmir de bazı bölgeler bunun örneğine sahip.

önceki yazımda da belirttiğim gibi HDP'yi artık dışlamaması gereken, ırkçı, şoven söylemle ülkeyi ayrı-gayrı ve insanları da ayrı-gayrı eden parti olmaması gereken parti CHP'dir. Eğer ülkenin gidişatına dair söylemlerinde samimiyseler yok tek dertleri din elden gidiyor tarzındaki galeyan siyaseti, sözde sınır fetişizmi ise yazık. Artık bu ülkede 200 yıl eskide kalmış, miadını doldurmuş milliyetçi ve jakobenist anlayış terkedilmeli, artık her bir insana Kürt, Türk, Alevi, Sünni diye bakmayan, aksine yurttaş diye bakan(yurttaşın dini, ırkı yok, herhangi bir subjektif siyaset aidiyeti belirtmez, aksine ülke insanını temsil eder), birlikte, ortak yaşamı savunan bir hat üzre ilerlemelidir. Madem feodalitede ilksel koşullar jakobenliği dayattı, ama feodalite bitti, miadı doldu, şimdiki koşullarda jakobenizmin yanlış biçimde kullanılıp, miadı-misyonu çoktan bitmişken sırf bazı elitleri aristokratlaştrıp nüfuz kurmalarını sağlıyor diye sürdürülmüş(ki bu millete de ihanetti) ve böylece dünyaya gözleri kapalı bakan bir kapalı kutu algısı hakim olmuş, bunun kalıcılaştırılması sonucu ortaya çıkan sorunları çözmek için, aksine birleştirici, birlikte, ortak yaşamı savunan bir hatda yönelinmesi de şimdinin zorunlu dayatımıdır. Bu geçmişin değil artık, şimdinin sorunudur-geçmiş geçti ve şimdi çözülmelidir.

AKP 2019 seçimleri namına barajı %7'ye düşürmek amacında ama bu barajıda, bölgesel kılıp, bölgedeki toplam oy çoğunluğu esasıyla yapma peşinde, yani uzun sözün kısası MHP saf dışı. Geriye CHP ve HDP kalıyor ki, önceki seçidme olduğu gibi silahlar ve faşizm altında HDP saf dışı tutulmaya çalışılmaz ve tutulamazsa, meclisde 3 parti olacak gibi. CHP,HDP, akP. CHP2ninde AKP karşısındaki durumunu, gücünü bir yerde HDP ile olan ilişkisi belirleyecek, bu ilişki bugün olduğu gibi olumsuz ilişki olursa, son viraj da artık size geçmiş olsun... O ölesiye savunulan bş-subjektif etiketçi jakobenizm, AKP'ce, öteki etiketi üzre dikte yönetimiyle, tam faşizm-durdurulamaz konuma erince- tam iktidar olacak, şimdi de iktidar, ama o zaman tam olacak, bakalım jakobenizm, etiket siyaseti, bağnaz sözde kutsal-tabu siyaseti b-s-ize daha neler, neler yapacak, hep birlikte göreceğiz...