PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Fizikalizm: Masonların Yeni Oyunu


pianola
21-05-2017, 01:49
Şans eseri karşılaştığım bu yazının sitede bulunması gerektiğini düşündüm, yazarı tanımıyorum dolayısıyla izinsiz alıntıladığım için darılmayacağını umarım, en altta verdiğim linke tıklayıp kendi sitesinden de okuyabilirsiniz .

"Aşk imiş her ne var alemde
İlim bir kil u kal imiş ancak"

Fuzuli

İslamcı neşriyat, bilimsel gelişmeleri, nazariyeleri, ekolleri sık sık falancaların, filancaların oyunu diye tarif eder. Kerameti kendinden menkul islamcı söylemler ve inanışlarla çelişen her türlü fikir, yargı, tutum, bir takım düşmanların kasten ortaya attığı şeylerdir. Elbette bilimin gözünden gayet anlaşılabilir bir şey bu: İslamcılar, böyle yaparak, beyinlerini rahatlatıyorlar, zira dünya böylece çok basit bir şekilde açıklanabilir bir manzaraya kavuşuyor. Beyni çalıştırıp, analiz yapıp, veri toplayıp, yorumları birleştirerek bir manzara çizmek yerine, işin içinden böyle sıyrılmak tabii daha az enerji harcar ve kafa kesip kendini havaya uçurmakla meşgul islamcıların, bu faaliyetlerden artıracakları enerjiye ihtiyaçları var elbette. Bu yazıda, sık sık "masonların oyunu", "Yahudilerin oyunu" vs. diye adlandırılan materyalizme ve onun nihai hali olan fizikalizme değineceğim.

Materyalizm, evet, "her şey maddeden ibarettir ve maddeye bağlıdır, madde kaimdir" demek. Bunun hatalı yahut eksik olduğu, "fizik ötesi" yani metafizik bir varlık keşfedilmesiyle değil, maddenin esasında enerjiye dönüşebildiğinin görülmesiyle anlaşıldı. Örneğin e=mc2 olarak bildiğiniz formül, eşitliğin bir tarafında enerji, diğer tarafında kütle, yani madde barındırır. Bu, madde enerjiye, enerji maddeye dönüşebilir demektir.

Bir adım öteye gidelim. E, enerji, m0 ilk kütle, m göreli (hızlanma nedeniyle artan-azalan) kütle, c ışık hızı, v cismimizin hızı olsun. Cismimizin hızına göre kütlesi değişiklik gösterecektir, matematik ve fizik üstadlarını gülümsetecek çocuksulukta açıklayacak olursak; m= m0/√1-v2/c2 yani sözel ifadesiyle "son kütle eşittir, ilk kütle bölü kök içinde bir eksi v kare bölü c kare" formülü, bize cismin kütlesinin hıza göre değişimini verecektir. c, yani ışık hızı çok yüksek bir değer olduğundan, v hızı bizim alıştığımız "günlük hayat sınırları" içindeyken, v2/c2 işlemi bize 0'a çok yakın bir sonuç verir. 1 - 0 yine 1 olacağından, gündelik hayatta hıza göre kütlede gözlemlenebilir değişiklikler olmaz. Fakat v, yani cismin hız değeri arttıkça, bölme işleminin sonucu 1'e yaklaşacaktır. 1'e yaklaştıkça, işlemin geri kalanında m değeri büyüyecektir. v2/c2 sonucu 1 olduğunda, yani hız ışık hızına çıktığında ise, kök içindeki değer 0 olur, işlem tanımsız çıkar. Yani, kütle ortadan kalkar da diyebiliriz: Işık hızında hareket eden, saf enerjidir.

Bu durum, "madde"yi gözden düşürdü, ama materyalizmin temel iddiasını boşa çıkarmadı: Her şey fizikidir. Fizikalizm de, bilimin bu yeni gelişmeleri ışığında yeniden düzenlenen ve mükemmelleşen materyalizmdir.

Şiir? Şiir fizikidir, bir adamın beynindeki elektrik sinyalleri ve kimyasal salgılarla oluşur, sese dönüşür, bu ses yine fiziki yollarla, bizzat fiziki bir organ olan beyin tarafından icat edilmiş harflerle kodlanır. Yani şiiri kelimeler, sesler, harfler kadar, nörotransmitterler olarak kodlamak da mümkündür. Bilinç? Bilinç de elbette gökten düşmedi, fizik ötesinden gelmedi, gayet fiziki kurallar içerisinde, fiziki yapılarla bağlantılı olarak evrimleşti. Yani bilinç, fiziki bir fenomendir. Beyin olmazsa; bilinç yok. Bilinci yaratan madde yoksa, bilinçten söz edemiyoruz, ortadan kalkıyor.

Bu bakış, İskender Öksüz'ün özellikle yeni kitapları ve yazılarında sık sık konu ettiği sosyobiyoloji gibi, beşeri bilimleri "pozitif bilimler" dediğimiz düzlemle tevhid eden yeni bilim dalları yaratıyor. İnsanı ve insan topluluklarını, bilişsel meseleleri anlamada, çok daha isabetli ve öznel yoruma daha az yer bırakan yollar geliştirip mesafe kaydediyoruz.

Evrim Teorisine düşmanlık edenlerin vatan haini olması gibi, kıt bilgisi ve dar ufkuyla materyalizme yahut fizikalizme saldıranlar, Türk gençliğinin bilimle ilgilenmesini istemiyor, köleliğe devam etmesini arzuluyorlar desek, yanlış olmaz.

İnsanların alışıldık dünya kurgularının yıkılması korkusu da, fizikalizme düşmanlığın motivasyonlarından biri. Fizikalizmin, yani bilimsel gerçeğin ne olduğunu anladığınızda, beylik laflarla her şeyi açıklayıverip işin içinden çıkamazsınız. Ve bir "ölçekler hiyerarşisi" ile karşı karşıya kalırsınız: Zaman ve mekandan münezzeh lafları ancak fizik söyleyebilir ve fiziğin söyledikleri bile, kapsama alanı geniş olduğu için, sürekli düzeltilip genişletilmeye mahkumdur. Örneğin Newton fiziği, "yanlış" değildi, ama eksikti. Gündelik olayları açıklarken iyiydi, ama daha fazlasını gördüğümüzde eksik kaldığını fark ettik. Görelilik teorileriyle genişlettik, ki kuantum fiziği de apayrı bir alan açtı ve bilim adamları bu alanda yeni birleştirmeler ve genişletmeler peşindeler. O zaman, insanlara dayattığınız fikirler, ahlaki yargılar, dinler; hepsi gelip geçicidir, ölçeği dardır. Biyoloji, 13.6 milyar yıllık bir fiziki skalanın yaklaşık 4 milyar yıllık bir kısmını kapsayabiliyor. İnsan, bugünkü fiziksel görünümüne en erken 200.000 yıl önce kavuşmuş, 2000 yıl önce yazı hala çoğu yerde yaygın değilmiş ve 100 yıl önce elektrik kullanımı hala çoğunluk için geçerli değildi. Böyle bir manzarada, namuslu ve had bilen birisi, ancak şimdiye ve baz aldığı parametrelerin geçerlilik süresine hitap edebileceğini bilir. Bilimsel bakış, insana büyük bir tevazu kazandırır. Ancak kibirli dogmalar, bu erdeme asla tahammül edemez, sürekli saldırırlar. Zira onlar, "ölüm fikri" ile, kendilerince metafizik varsayımlar ortaya atıp, bunlara yürekten inanarak başa çıkmayı seçmişlerdir. Bunu kabul etmeyen, ürperti veren gerçeği yalan teselliye tercih edenlerse, bütün bu kurguyu bir anda sırrı keşfedilmiş bir illüzyon gibi gözden düşürebilmeye muktedirlerdir. O yüzden islamcı, çocukları öcüyle korkutmaya mecburdur.

Keşke, Türkiye'deki fizikalizm düşmanları, yabancı muadilleri kadar kaliteli olabilseler, bilgisizliklerinin cesaretiyle değil, hiç değilse çürütmek niyetiyle de olsa bilimsel yöntemi ve felsefi argüman oluşturma yöntemlerini öğrenerek, dişe dokunur karşı savlar geliştirselerdi. Öyle olsa, islamcılık bile bilime katkı yapabilirdi: Onlara neden hatalı olduklarını anlatmak için güzel metaforlar, nükteler geliştirirdik, Russel'ın çaydanlığı gibi.

Uzunca bir süre, diğer milletler uzay teknolojisi geliştirirken Türkler, islamcı Necip Fazıl'ın "Bizimkiler ışığa gem vurup da binerler / Yerden göğe çıkmazlar gökten yere inerler" tesellisine tutunup, kahvede birbirlerine böbürlenerek mavra çevirecekler gibi duruyor.


http://mbdincaslan.com/index.php/koseyazilari/item/514-fizikalizm

Yıldıztozu
22-05-2017, 00:42
Fizikalizm'e eleştiri olarak bir düşünce deneyi ortaya atılmış. Mary'nin Odası isimli bir düşünce deneyi.

Bu deneye göre Mary siyah beyaz bir oda içerisinde siyah beyaz bir monitör başında çalışan bir bilim insanıdır.
Mary bu odanın içerisinde nörofizyoloji konusunda uzmanlaşıyor ve bütün renklerin bilgisini elde ediyor. Mesela kırmızı domates algısının nasıl olduğuna dair bilgiyi elde ediyor. Mary renklerle ilgili bütün bilgiye sahip oluyor, onlarla ilgili her şeyi öğreniyor.
Daha sonra Mary siyah beyaz odadan çıkarılıyor ve diğer renkleri bizzat deneyimlemeye başlıyor. Dışarı çıkınca Mary yeni bir şey öğrenmiş olur mu? Odadayken renklerin bütün bilgisine sahip olmuştu, ama dışarı çıkınca kırmızıyı görme hissini de öğrenmiş gibi görünüyor.
Odadayken renkler hakkındaki tüm bilgiye sahip olmasına rağmen dışarı çıkınca yeni bir şey öğrendiğini kabul edersek odadaki bilgisinin tam olmadığı sonucuna ulaşılır. O halde fizikalizm yanlıştır. (Jackson 1982, s. 130)

Bu örneğe göre biz şu an siyah beyaz odanın içerisindeyiz (evrenin). Diğer renklerle ilgili ne kadar bilgi edinirsek edinelim, o bilgiyi öznel olarak deneyimlemeden o bilgi var olmayacaktır.

Ben bu örneği yetersiz buldum. Çünkü fizikalizm sadece deneyimlediklerimizin fiziksel olduğunu değil, bilip bilmediğimiz her şeyin fiziksel olduğunu söyleyen bir görüştür diye sanıyorum. Yani Mary odasındayken kırmızı renge dair dalga boylarını falan öğrenmiş olabilir, ama o rengin kendi gözüyle etkileşim kurduğunda neler göreceğinin bilgisine sahip değildi. Dolayısıyla Mary odadayken renkler hakkında her şeyi bilmiyordu. Ama örnekte biliyormuş gibi varsayıldı.

Ayrıca sanırım fizikalizmde ''her şeyin teorisi'' gibi bir beklenti var.(mı) Tüm evreni tek bir fiziksel/matematiksel formülasyon şeklinde ifade etme arayışını saçmasapan buluyorum. Çünkü koşulların değişkenliği evreni tek bir teori altında açıklamaya imkan vermez diye düşünüyorum.
Fizikalizmde her şeyin teorisi arayışı var ise daha en baştan gözümden düşer.

spartacus
22-05-2017, 03:45
Materyalizm, evet, "her şey maddeden ibarettir ve maddeye bağlıdır, madde kaimdir" demek. Bunun hatalı yahut eksik olduğu, "fizik ötesi" yani metafizik bir varlık keşfedilmesiyle değil, maddenin esasında enerjiye dönüşebildiğinin görülmesiyle anlaşıldı. Örneğin e=mc2 olarak bildiğiniz formül, eşitliğin bir tarafında enerji, diğer tarafında kütle, yani madde barındırır. Bu, madde enerjiye, enerji maddeye dönüşebilir demektir. İfade de sorunlar var. Birincisi materyalizmin madde ifadesi, fiziğin dahilinde olan şeylerdir. Etkiyen temelde ise maddi ifadesi kullanılır.

İkincisi
e=mc2

Bu formülde m, madde değil, maddenin kütlesini ifade eder ve maddeler kütle kaybedebilir-parçlanabilir, birleşebilir, madde salınımı yapabilir-böylece enerjiye de anlam verir- ve birbirine dönüşümün esası da;

e = mc2 ise;

demek ki eğer enerji bilinirse, ışık hızıda sabit alındığına göre, kütle miktarı bulunabilir, yani böylece dönüşüm sağlanabilir, ancak bu dönüşümde formül üzredir.

kaldı ki materyalizmin madde tanımıyla ilgilisi yok bu ifadelerin.

Yalnız biliyoruz ki, enerji, bir sistemin iş kapasitesidir, bir niceliktir(scaler nicelik) ve çeşitli değerlerle formüle edilebilir veya daha basit haliyle, birim zamanda yapılan iş için, harcanan-harcanması gereken kuvvet-güç de denebilir ama sorunlu ifade-(!) kapasitesine enerji denir.

Einstein'ın formülünde ise tutarlılığı, ışık hızı bozuyor. Tutarsız bir formül, ancak önemli kılan yanı ise formülde kütleyi kullanması... yani o formülde enerjiyi formüle edebilmenin yolu kütleden geçiyor, formülde kütle olmazsa ne olur?Enerji olmaz ve enerji;

e=c2!

Yani enerji= ışık hızının karesi olur!. peki ilgili kişi söylemlerinde ne demeye vardırmış? Enerji=ışık hızı, eh, zorlayacağım derken kaşı almış, gözü çıkarmış :)

yani diyor ki, eğer diyor bir madde, ışık hızına erişirse, enerjiye dönüşür! hayır, dönüşmez, sıfır enerji olur veya enerjide ışık hızı(hız niceliği!) olur ki, bu da doğru bir ifade olmaz. Yani şunu diyor;
e=c2! ya da şunu diyor, m = c2! Oysa "c" hız niceliği, ne enerji hızın değeri olabilir ne de kütle hız olabilir, bunlar birbirine dönüşebilir tanımlar, nicelikler değil.
o zaman kütle = ışık hızının karesi diyebilir miyiz? hayır!
Tamam enerji = ışık hızının karesi diyebilir miyiz? hayır :)

Sonuç olarak materyalizmden vazgeçip, fizikalizm demenin sağlayanı yok. üstelik bir formülden yola çıkıp, o formülüde tutarsız bir hale getirip, sırf buna dayalı bir isim vermek de anlamlı değil. materyalizmde madde fizik dahilindeki şeylerdir... Gözlemcinin gözlemleyip, gözlemlememesi sorunu ilgili tanımı değiştirmez zira gözlemin zemini zaten fiziğin dahilidir, metafizik ise kapsam dışı, hayal-zihinsel türetim...

Birde enerjinin korunumu yasası vardır, enerji, bir biçimde başka enerjiye dönüşür, korunur vs...gerçi kapalı sistemlerde öngörülür -zira açık sistemlerde sınır olmayacağı için başka bir enerji biçimine dönüşmeside şart değil, ancak biliyoruz ki, ışık dahi maddi ortamlardan geçerken kayıba uğrar, mesele açık, kapalı sistemlere de indirgenemez diye düşünüyorum...

Başka formüllere bakalım;
E=Fd: 1 joule enerjiye sahip bir madde, 1 metreyi 1 Newton ile gider.
E=Pt: 1 joule enerjisi olan bir madde, 1 saniye boyunca, 1 Watt'lık güç uygulayabilir.

Joule kafa karıştırabilir;
Bir Newton'luk bir kuvvetin bir cismi kuvvet doğrultusunda bir metre hareket ettirmesiyle yapılan işe eşittir.

Kısaca burada kullanılan joule, enerji birimidir, orada enerji, 1 cisimi, 1 newtonluk kuvvetle hareket ettirmekle açığa çıkan iş kapasitesi-yani kapasitenin değeri, birimi...

Yıllardır teologlar, enerjinin tanımını değiştirdi-piyasada onalrın elinde olunca-, şahsı münhasır ayrı bir varlık -resmen metafizik ruh!- biçimiymiş gibi -ve ilgili yazıda aynı sorunlu tanım-bakış açısına sahip gibi-, oysa enerji, kapasite-kaabiliyet ifadesidir. ne bileyim scaler(yönü ve doğrultusu olmayan sayısal birimler) büyüklük de denebilir. Ama metafizik ruh hiç bir formüle uyarlanamaz, dolayısıyla dönüp, dolaşınca hiç bir anlam ifade etmeyen sonuçlara varma çabası anlamsız, gereksiz...