SelGom
02-06-2017, 05:07
Merhaba arkadaşlar. Bu konu hakkında insanlar arasında çok büyük bir kafa karışıklığı var. Neyin ne olduğu birbirine karıştırılıyor ve saçma sorular ve itirazlar getirilmiye çalışılıyor. Neyin ne olduğu anlaşılırsa daha iyi olur diye düşünüyorum. İnsanlar sanıyor ki teori asılsız veya tahmini bir görüştür sanıyorlar. Mesela evrim karşıtları sürekli olarak ''evrim yalnızca bir teoridir, kanıtlanmamıştır, kanıtlansa yasa derdik'' propagandasını yapmaktadır. Aslında teori kanıtlanmayan, zayıf görüş anlamına gelmez. Bu halk arasındaki kullanımıdır. Halk arasında bir teorim var derler yani bir fikrim var anlamında kullanılır. Bilimdeki kullanımı ve bağlamı bambaşkadır, bu bilinmezse safsata üretilmeye devam edilecektir. Teori bir olgunun nasıl ve neden olduğunu açıklayan bir açıklamadır. Yani bir soyutlamadır teori. Soyutlamadaki soyut şey, somutun yerine ikame ettirilemez, ettirilirse safsata olur. Yani evrim teori değildir fakat evrimin teorisi vardır. Mesela mikrop teorisi de var. Mikrop teorisi deyince mikroplar varlığını yitiriyor mu? Tam aksine mikrop teorisi denilen açıklama, mikropların nasıl hastalık yaptığından falan bahseder. Yani bilimde teori deyince açıkladığı bir veya birden fazla olgu vardır zaten. Fakat açıkladığı olgu, teorinin kendisi değildir. Teorinin kendisi soyuttur. Mesela bir elmayı düşünelim. Elmanın nesneler dünyasındaki varlığı ayrı bişey, elma nedir özellikleri nelerdir diye yaptığımız açıklama başka bişey. Elma açıklamadır desek yanlışı hemen görürüz. Zaten açıklama deyince yani bilimdeki teori açıklaması bir şeyi açıklar. Kerameti kendinden menkul değildir, açıkladığı olgu(lar) vardır. Yani anlayabiliriz ki bilimde falanca teori denilince o teori bir olguyu açıklamaktadır. Tabi fizikte teori denilen spekülatif iddialar da var. Açıkladığı bir olgu olmamasına rağmen sırf matematiksel hesap var diye teori diyebiliyorlar. Onlara teori dersek aklımız karışır. Onlar teori değildir, hipotez falan olabilirler anca. Yani onları teori görürsek evrimin de abuk subuk bir fikir olduğunu sanırız. Halbuki evrim teorisinin açıkladığı olgu vardır. Big bang teorisinin de açıkladığı olgu vardır. Mesela Big bang teorisi evrenin genişlemesini izah ediyor. Tabi evrenin genişlemesinin yanında bazı spesifik detayları da var evrenin başlangıcı, tekillik gibi detaylar var. Fakat asıl açıkladığı olgu evrenin genişlemesi. Evrim teorisi de canlıların nesiller içerisindeki değişimini açıklıyor. Evrim teorisinde de spesifik detaylar var. Kim kimden geliyor, kim kime daha yakın, hangi canlı ne zaman yaşamış, hangi canlının ne gibi özellikleri var falan gibi bu teoride de spesifik detaylar var. Ama açıkladığı olgu canlıların değişimi olgusudur. Evrim teorisinde bazı yerler hatalı olabilir. Mesela falanca canlı falancadan değil de diğerinden gelmiştir, verilen tarihlerde hata vardır falan gibi hatalar olabilir. Bunlardan olguya itiraz edilemez. Olguya itiraz için olgu bağlamında bir itiraz oluşturmak gerekir, teorinin detayları bağlamında itiraz oluşturuyorsa hatalı kısım düzeltilir ve teori bile çökmez. Teorinin çökmesi için de ana hatlarının veya açıkladığı olgu denilen şeylerin olgu olmadığının gösterilmesi gerekir. Spesifik şeylerden reddiye yapılamaz yani. Yani anlayacağımız üzre bilimdeki teoriler olguların nasıl ve nedenini açıklayan açıklamalardır. Bir şeye teori diyorsak açıkladığı bir olgu vardır. Canlıların değişmesi bir teori değildir, bir gerçektir ve bu gerçeği açıklayan teori vardır. Teori denilen gerçeğin yerine ikame ettirilemez. Canlıların değişmesi teori olsa zaten evrim teorisi diye bir şey olmazdı. Zaten teori soyut bir şeydir. Fakat tabanı somuttur. Somut tabanı yoksa teori olamaz. Olgu veya olgular olacak ki onların nasıl ve nedenini açıklayacaksın. Olguların nasıl ve nedenini açıklayan açıklamalar, olguların yerine geçirilemez. Yani evrim yalnızca teoridir söylemi o yüzden çok hatalıdır. Evrim teoridir derken evrim teorisinden bahsediliyor. Halbuki evrim teorisinin açıkladığı olgu(canlıların nesiller içerisindeki değişimi) olmasaydı zaten böyle bir teori kurulamazdı ve nasılı açıklanamazdı. Demekki evrim teorisinin açıkladığı olgular var. İşte o da canlıların nesiller içerisindeki değişimidir. Canlıların akraba olması ve ortak atadan gelmesi gibi olguları da açıklar. Teori diyince bizim anlamamız gereken şey hangi olguları açıkladığıdır. Teori, açıkladığı olguların yerine geçirilemez. Yerine geçirilirse zaten teori olmaz. Teori teoriliğini pratikten alır. Pratiği ve somut tabanı yoksa teori diye ortaya bir şey sürülemez. Bir olgu olacak ki onu açıklayacağım. Öyle bir olgu yoksa onun teorisi de olmaz. Yani olgu ile teori ayrı şeylerdir.
Olgu ise bilimsel gerçektir. İrade dışıdır ve süreç belirtir vikipedinin de dediği gibi. Olgular genel kaidedir. Bir de olaylar vardır. Karıştırılmaması çok önemli. Mesela canlıların nesiller içerisinde değişmesi(evrim) olgudur fakat insanın maymundan veya başka herhangi bir canlıdan gelmesi olaydır. Canlı denilince yalnızca maymun veya insan yok. Spesifik olarak maymun ve insan seçilerek özelleştirilmiş olunuyor. Yani bağlam canlı idi fakat bu bağlamdan özel bir bağlama gidiliyor. İnsanlar da maymundan gelemeyiz evrim yoktur tarzında saçmalıyorlar. Halbuki insanın maymundan gelmesi özeldir, olaydır ve olgu değildir. Çünkü canlılar bazında konuşuyorsak canlı çok daha genel bir kategoridir. Canlı deyince canlı tanımına uyan bütün varlıkları kast ederiz. Canlının değişim olgusuna yalnızca falancanın falancaya dönüşmesine indirgenerek reddiye yapılamaz. Canlıların değişmediği gösterilirse o zaman tutarlı bir itiraz yapılmış olunur ve olgu olmadığı anlaşılmış olunur. Spesifik itirazlar fayda getirmez. Mesela diyelim ki insan maymundan gelmemiş olsun. Maymundan gelmeyecek ama sonuçta bir canlıdan gelecek. Spesifik olarak maymundan gelmek ayrı, herhangi bir canlıdan gelmek ayrı. Herhangi canlı deyince bütün canlılar kast ediliyor, diğerinde yalnızca maymuna indirgenmiş. Herhangi bir canlıdan gelmeye reddiye olarak maymundan gelmiyoruz denemez. Maymundan gelmediğimizin gösterilmesi yalnızca maymun denilen canlıdan gelmediğimizi gösterir. Canlıların nesiller içeirsinde değişmediğini göstermez, sadece spesifik bir falancandan gelmediğimizi gösterir. İşte spesifik olarak falancalar belirlenerek görece daha genel şeylere itiraz edilemez. Bağlam genel ise genel itiraz oluşturulmalıdır, bağlam özel ise özel itiraz oluşturulmalıdır. Tabi özel ve genel neye göre diye sorulabilir. Mesela evrimin en genel tanımı sürece yayılmış değişimdir. Fakat canlıların nesiller içerisindeki değişimi daha özel bir tanım. İlki bütün varlıklar hakkındayken, diğerinde yalnızca canlıdan bahsedilmiş oldu. Sürece yayılmış değişim geneldir, canlıların değişmesi ise sürece yayılmış değişime göre özeldir. Yani birbirine göre anlam kazanan şeyler bunlar. Canlıların değişimi olarak bu genellikte ele alırken falanca canlının falancaya dönüşmesi şeklinde daha özel ele alınarak genele karşı çıkılamaz. Canlıların değişimine karşı çıkmak için canlılar değişmiyor bu gösterilmeli. Burda önemli bir nokta var. Mesela değişim yok veya değişim var derken de falancalar üzerinden gidiyoruz. Mesela insan, balık, kurbağa, bakteri, şu bu vs değişiyor ki sonra diyoruz ki değişim olgu imiş. Veya değişmeyen şeyler var ise de değişim olgusunun yanlış olduğu anlaşılır. Yani bu değişimin olması veya olmaması falancalar üzerinden görülüyor aslında. Ama herhangilik mefhumu çok önemli burda. Bu noktayı yakalamak zor olabilir. Canlıların değişimi derken herhangi canlının herhangi şekilde ve yönde değişimi kastediliyor. İlla maymun insana diye indirgeme yapılmıyor. Kapsamı daha geniş. Evrim olgudur derken de mesela falanca canlının değiştiğini gördük. Sonra diğer bütün falancaların da değiştiğini gördük ve hiçbiri sabit kalmıyor idi. Falancalara bakarak olgu olduğunu anladık. Ama canlıların değişmesi derken canlı olarak sadece insan veya maymun yok. Birsürü canlı var. Olguyu falancalar üzerinden anlasak bile ille de spesifik olarak şu falanca, şuna dönüşecek denmiyor. Yani spesifik olarak seçilmiyor. Canlı deyince kapsamı geniş. İnsana veya maymuna indirgenmiyor. Fakat evrim karşıtları karşı çıkarken insana ve maymuna indirgeyerek yalnızca bunların birbirine dönüşmesine karşı çıkıyorlar ve evrim yoktur diyorlar. İnsan maymundan gelmediyse başka bişeyden gelmiştir, yani falancadan gelmediyse başka falancadan gelmiştir. Burda karşı çıkmaları gereken falancanın falancaya dönüşmesi veya ondan gelmesi değil, genel olarak canlıların akraba olmadığını göstermeleri gerekir. Canlıların değişimine tekrar dönelim. Canlı tarifine uyan bütün varlıklar için geçerlidir dediğim gibi. Mesela insan da bir canlı. Aslında bu konu şeye benziyor. Mesela meyve deyince kapsamı geniş. Elma meyvedir deyince meyve denilenin kapsamı elmaya indirgenmiş gibi algılanarak safsata üretiliyor. Elma, meyve grubunun bir üyesidir. Meyve grubunun kendisi değildir. Küme gibi düşünmek lazım. Meyve diye bir küme var. Elma da o kümenin elemanı. O kümenin kendisi değil. Fakat elma meyvedir derken kümenin kendisiymiş gibi algılanıyor ve safsata üretiliyor. İkisini ayırmak lazım. Yani mesela insan veya maymun canlıdır diyelim. İnsan veya maymun canlı diye bunlardan başka canlı yok demek değildir. Canlı kümesinin elemanlarıdır bunlar. Canlıların değişimi deyince kümenin bütün elemanlarının değişimi kastedilir. Yani o kümeye giren bütün elemanlar değişmektedir. Mesela insan ve maymun da o kümeye giriyorlar. İnsan o kümenin bir elemanı olduğu için evriliyor doğal olarak. İnsan evriliyor diye diğer bir elemana dönüşmek zorunda değil. Canlıların değişimi derken canlılık tarifine uyan bütün falancaların değiştiği kastedilir. Bütün falancalar değişiyor diyorsak spesifik olarak illa şu falanca şu falancaya dönüşür yargısı falancaların değişimi olgusundan bağımsızdır. Farklıdır. Canlıların değişimi derken tamam falancaların değişeceği öngörülüyor ama spesifik olarak illa şu falanca diğer falancaya dönüşecektir demek değildir bu daha özeldir ve spesifiktir. Olgunun reddiyesi olamaz. Mesela insan değişiyor diye boynuzlu veya kuyruklu olmak zorunda değil. Çünkü canlıların evrimi derken spesifik olarak belli bir şeye dönüşmekten bahsedilmez. Bu spesifiktir. Yani canlılar değişir derken X, Y'ye dönüşür denmez bunun bağlamı farklıdır ve spesifiktir. Canlıların evrilmesi olgu derken bunun bağlamı geneldir. Yani bütün falancaların evrimidir. O bütün falancaların içinden insanı alalım. Bütün falancalar değişeceğine göre insan da değişecektir. Ama insan illa şuna dönüşecek, şu özelliği kazanacak söylemi spesifiktir işte. Dediğimi ne kadar anlatabildim bilmiyorum. Mesela sunucu hanım diyor ki ''madem evrim var o zaman neden kuyruklu veya boynuzlu insanlar görmüyoruz?'' bunu soruyor. Bir formun spesifik bir şeye dönüşümü olaydır, olgu değildir. Mesela üreme olgudur ama falancanın üremesi olaydır demiş vikipedi. Onun üzerinden düşünelim. Bir insan ürüyor ve bir çocuk doğuruyor. İşte neden o çocuğu doğuruyor da şu çocuğu doğurmuyor sorusuna benziyor. Madem doğurma veya üreme var, o zaman neden bu kadın şu çocuğu değil de diğerini doğurdu, demekki üreme yok deniyor! Falancanın değişimi bir gerçek ama onun ille de spesifik bir falancaya dönüşümü olgu bağlamı değil, olay bağlamıdır ve olguya karşı çıkmak için kullanılamaz. Evrim ise olgu bağlamıdır. Yani evrim canlıların nesiller içerisindeki değişimidir. Mesela insan nesiller içerisinde birçok şeye dönüşebilir. Fakat insanın boynuz kazanması olaydır, olgu değildir. Boynuz kazanması derken diğer bütün değişimler yok sayılarak spesifik olarak boynuz seçilmiş olunuyor. Yani canlıların değişimi kümesinin bir elemanıdır boynuz. Yani olaydır. Bu tür spesifik olaylardan da genel kaide yani canlıların nesiller içerisindeki değişim olgusuna karşı çıkılamaz. Sunucu hanım çok yanlış soru sormuş maalesef. İnsanlar yeri geliyor öyle abuk sabuk soru soruyor ki error veriyor akademisyenler ve cevaplayamıyorlar.
Kanun/yasaya gelelim tabi. Hani diyorlarya evrim gerçek olsa ona kanun derdik falan diye. Yer çekimi kanunu örnek veriliyor hep. Aslında kanun demek gerçeğin kendisi değildir. Kanun matematiksel bir ifade ya da bir tanımlamadır aslında. Teori nasıl ki gerçek değildi gerçeğin yani olgunun açıklaması idi. Olgu yoksa teorisi de yok idi. Teori varsa olgusu var idi. Kanun da bir olgunun matematiksel ifadesi denebilir. Fizikte çok sık kullanılır. Yer çekimi bir kanun değildir! Yer çekimi olgusunun veya kütle çekimi olgusunun kanunu ve teorisi vardır. Bir şeyin kendisinin kanun veya teori olmasıyla teorisinin ve kanunun olması başkadır. Yer çekimi veya kütle çekimi dediğimiz şey sayılardan ibaret değil ki. O sayılar bir olguyu tarif ediyor. Formül ortaya konuyor. Matematiksel formüllerle budur diye ifade ediyor kanun. Aslında şöyle düşünebiliriz, hata varsa söyleyin. Mesela kanun aslında bir tanımlamadır ve bunu matematiksel olarak yapar. Mesela kütle çekimi bir olgudur. Yani doğada gözlenen bir kütle çekimi vardır yani kafamızın dışında kütleli cisimlerin birbirni çekmesi vardır ve bu olgudur. Yani olgu olan kütle çekimidir. Fakat kütleli cisimler birbirini çeker diye nedir sorusuna yanıt veren ve matematiksel olarak ifade eden de kanundur. Yani kanun bir tanım veya bir ifadedir. Bunu matematiksel olarak yapar. Yani bir olgunun matematiksel tanımı veya ifadesidir. O yüzden olgunun yerine geçirilemez. Bir şeyin teori iken kanun olmaz. Yer çekimi veyahut kütle çekimi teorisi kütle çekimi kanununa dönüşmedi. Bunlar farklı bağlamlar. Lineer olarak adım adım birbirlerini oluşturmuyorlar. Birisi elma birisi armut. Biri nasıl ve nedenini açıklıyor olgunun, diğeri ise nedir sorusuna matematiksel olarak cevap veriyor. Yani kanun ve teori dediğimiz şeyler soyuttur. Olgunun açıklamasıdırlar. İkisi de olgunun yerine geçirilemez. Olgu ayrıdır, kanun ve teori ayrıdır. Olgu olmasa kanun ve teorisi de olmazdı. Kanun ve teori varsa demekki bunların açıkladığı bir olgu var demektir. Ama dediğim gibi olgunun kendisi teori veya kanun değildir. Bir şeyin matematiksel olarak tanımlanıp formüllerle ifade edilememesi gerçek olmadığını göstermez. Evrim çok kompleks ve kaotik bir süreç olduğu için matematiksel olarak yani yasa şeklinde ifade edemiyor olabiliriz. Yani evrimin fizikteki gibi yasa olarak yani matematiksel olarak ifade edilememesi gerçek olmadığını göstermez, karmaşık olduğunu gösterir.
Hipotez ise varsayımdır, kanıtlanmamıştır. Mesela canlıların nesiller içerisinde değişmesi kanıtlanmadan önce hipotez olarak ortaya atılabilir. Hipotez der ki canlılar nesiller içerisinde değişir. Bu kanıtlandıktan sonra artık olgu deriz. Hipotez gözlemleri birbirine de bağlayabilir. Aslında olguya çıkıyor kapı. Olgu da falancaları birbirine bağlıyordu. Falanca canlılar değişince canlıların nesiller içerisinde değiştiğinin olgu olduğunu anlıyoruz. Yani ispatladıktan sonra diyoruz ki bu olgu. Fakat ispatlanmadan önce mesela bazı gözlemlere dayanarak deniyor ki canlıların nesiller içerisinde değişmesi gerekir deniyor. Bir varsayım yapılıyor. Sonra ispatlanınca da olgu olduğu anlaşılıyor. Aslında hipotez teoriye de dönüşebilir. Mesela bir olgunun açıklaması teoridir demiştik. Tamam olgunun açıklaması yapılıyor ama yapılan açıklamanın doğruluğu meselesi var. Teori deyince baya sağlam olduğunu anlıyoruz açıklamanın. Ufak tefek eklemeler, çıkarmalar teoride elbette olacaktır. Fakat genel çerçevesi pek değişmez. Yani teori deyince olguya dair yapılan açıklama epey sağlam. Bazı yerleri tartışılabilir ama açıklamanın genel hatları sağlam. Yani birçok gözlem ve deneyle doğrulanmış ifadeler yer alıyor teoride. Fakat bir olguyu hipotez ile de açıklayabiliriz. Olguya dair yaptığımız açıklamanın yeterli veri ile desteği yoksa hipotez olur. Fakat sonra verilerle desteklendikten sonra teori olabilir. Veyahut bir teoride zaten birsürü hipotez bulunur. Teorinin içindeki hipotezler de kanıtlanabilir veya çürüyebilir. Ama genel çerçeve ile değil de daha spesifik şeyler ise teori çürümez de o kısım revize edilir sadece. Yani hipotezin de kapsamı geniş. Siz ne düşünüyorsunuz?
Olgu ise bilimsel gerçektir. İrade dışıdır ve süreç belirtir vikipedinin de dediği gibi. Olgular genel kaidedir. Bir de olaylar vardır. Karıştırılmaması çok önemli. Mesela canlıların nesiller içerisinde değişmesi(evrim) olgudur fakat insanın maymundan veya başka herhangi bir canlıdan gelmesi olaydır. Canlı denilince yalnızca maymun veya insan yok. Spesifik olarak maymun ve insan seçilerek özelleştirilmiş olunuyor. Yani bağlam canlı idi fakat bu bağlamdan özel bir bağlama gidiliyor. İnsanlar da maymundan gelemeyiz evrim yoktur tarzında saçmalıyorlar. Halbuki insanın maymundan gelmesi özeldir, olaydır ve olgu değildir. Çünkü canlılar bazında konuşuyorsak canlı çok daha genel bir kategoridir. Canlı deyince canlı tanımına uyan bütün varlıkları kast ederiz. Canlının değişim olgusuna yalnızca falancanın falancaya dönüşmesine indirgenerek reddiye yapılamaz. Canlıların değişmediği gösterilirse o zaman tutarlı bir itiraz yapılmış olunur ve olgu olmadığı anlaşılmış olunur. Spesifik itirazlar fayda getirmez. Mesela diyelim ki insan maymundan gelmemiş olsun. Maymundan gelmeyecek ama sonuçta bir canlıdan gelecek. Spesifik olarak maymundan gelmek ayrı, herhangi bir canlıdan gelmek ayrı. Herhangi canlı deyince bütün canlılar kast ediliyor, diğerinde yalnızca maymuna indirgenmiş. Herhangi bir canlıdan gelmeye reddiye olarak maymundan gelmiyoruz denemez. Maymundan gelmediğimizin gösterilmesi yalnızca maymun denilen canlıdan gelmediğimizi gösterir. Canlıların nesiller içeirsinde değişmediğini göstermez, sadece spesifik bir falancandan gelmediğimizi gösterir. İşte spesifik olarak falancalar belirlenerek görece daha genel şeylere itiraz edilemez. Bağlam genel ise genel itiraz oluşturulmalıdır, bağlam özel ise özel itiraz oluşturulmalıdır. Tabi özel ve genel neye göre diye sorulabilir. Mesela evrimin en genel tanımı sürece yayılmış değişimdir. Fakat canlıların nesiller içerisindeki değişimi daha özel bir tanım. İlki bütün varlıklar hakkındayken, diğerinde yalnızca canlıdan bahsedilmiş oldu. Sürece yayılmış değişim geneldir, canlıların değişmesi ise sürece yayılmış değişime göre özeldir. Yani birbirine göre anlam kazanan şeyler bunlar. Canlıların değişimi olarak bu genellikte ele alırken falanca canlının falancaya dönüşmesi şeklinde daha özel ele alınarak genele karşı çıkılamaz. Canlıların değişimine karşı çıkmak için canlılar değişmiyor bu gösterilmeli. Burda önemli bir nokta var. Mesela değişim yok veya değişim var derken de falancalar üzerinden gidiyoruz. Mesela insan, balık, kurbağa, bakteri, şu bu vs değişiyor ki sonra diyoruz ki değişim olgu imiş. Veya değişmeyen şeyler var ise de değişim olgusunun yanlış olduğu anlaşılır. Yani bu değişimin olması veya olmaması falancalar üzerinden görülüyor aslında. Ama herhangilik mefhumu çok önemli burda. Bu noktayı yakalamak zor olabilir. Canlıların değişimi derken herhangi canlının herhangi şekilde ve yönde değişimi kastediliyor. İlla maymun insana diye indirgeme yapılmıyor. Kapsamı daha geniş. Evrim olgudur derken de mesela falanca canlının değiştiğini gördük. Sonra diğer bütün falancaların da değiştiğini gördük ve hiçbiri sabit kalmıyor idi. Falancalara bakarak olgu olduğunu anladık. Ama canlıların değişmesi derken canlı olarak sadece insan veya maymun yok. Birsürü canlı var. Olguyu falancalar üzerinden anlasak bile ille de spesifik olarak şu falanca, şuna dönüşecek denmiyor. Yani spesifik olarak seçilmiyor. Canlı deyince kapsamı geniş. İnsana veya maymuna indirgenmiyor. Fakat evrim karşıtları karşı çıkarken insana ve maymuna indirgeyerek yalnızca bunların birbirine dönüşmesine karşı çıkıyorlar ve evrim yoktur diyorlar. İnsan maymundan gelmediyse başka bişeyden gelmiştir, yani falancadan gelmediyse başka falancadan gelmiştir. Burda karşı çıkmaları gereken falancanın falancaya dönüşmesi veya ondan gelmesi değil, genel olarak canlıların akraba olmadığını göstermeleri gerekir. Canlıların değişimine tekrar dönelim. Canlı tarifine uyan bütün varlıklar için geçerlidir dediğim gibi. Mesela insan da bir canlı. Aslında bu konu şeye benziyor. Mesela meyve deyince kapsamı geniş. Elma meyvedir deyince meyve denilenin kapsamı elmaya indirgenmiş gibi algılanarak safsata üretiliyor. Elma, meyve grubunun bir üyesidir. Meyve grubunun kendisi değildir. Küme gibi düşünmek lazım. Meyve diye bir küme var. Elma da o kümenin elemanı. O kümenin kendisi değil. Fakat elma meyvedir derken kümenin kendisiymiş gibi algılanıyor ve safsata üretiliyor. İkisini ayırmak lazım. Yani mesela insan veya maymun canlıdır diyelim. İnsan veya maymun canlı diye bunlardan başka canlı yok demek değildir. Canlı kümesinin elemanlarıdır bunlar. Canlıların değişimi deyince kümenin bütün elemanlarının değişimi kastedilir. Yani o kümeye giren bütün elemanlar değişmektedir. Mesela insan ve maymun da o kümeye giriyorlar. İnsan o kümenin bir elemanı olduğu için evriliyor doğal olarak. İnsan evriliyor diye diğer bir elemana dönüşmek zorunda değil. Canlıların değişimi derken canlılık tarifine uyan bütün falancaların değiştiği kastedilir. Bütün falancalar değişiyor diyorsak spesifik olarak illa şu falanca şu falancaya dönüşür yargısı falancaların değişimi olgusundan bağımsızdır. Farklıdır. Canlıların değişimi derken tamam falancaların değişeceği öngörülüyor ama spesifik olarak illa şu falanca diğer falancaya dönüşecektir demek değildir bu daha özeldir ve spesifiktir. Olgunun reddiyesi olamaz. Mesela insan değişiyor diye boynuzlu veya kuyruklu olmak zorunda değil. Çünkü canlıların evrimi derken spesifik olarak belli bir şeye dönüşmekten bahsedilmez. Bu spesifiktir. Yani canlılar değişir derken X, Y'ye dönüşür denmez bunun bağlamı farklıdır ve spesifiktir. Canlıların evrilmesi olgu derken bunun bağlamı geneldir. Yani bütün falancaların evrimidir. O bütün falancaların içinden insanı alalım. Bütün falancalar değişeceğine göre insan da değişecektir. Ama insan illa şuna dönüşecek, şu özelliği kazanacak söylemi spesifiktir işte. Dediğimi ne kadar anlatabildim bilmiyorum. Mesela sunucu hanım diyor ki ''madem evrim var o zaman neden kuyruklu veya boynuzlu insanlar görmüyoruz?'' bunu soruyor. Bir formun spesifik bir şeye dönüşümü olaydır, olgu değildir. Mesela üreme olgudur ama falancanın üremesi olaydır demiş vikipedi. Onun üzerinden düşünelim. Bir insan ürüyor ve bir çocuk doğuruyor. İşte neden o çocuğu doğuruyor da şu çocuğu doğurmuyor sorusuna benziyor. Madem doğurma veya üreme var, o zaman neden bu kadın şu çocuğu değil de diğerini doğurdu, demekki üreme yok deniyor! Falancanın değişimi bir gerçek ama onun ille de spesifik bir falancaya dönüşümü olgu bağlamı değil, olay bağlamıdır ve olguya karşı çıkmak için kullanılamaz. Evrim ise olgu bağlamıdır. Yani evrim canlıların nesiller içerisindeki değişimidir. Mesela insan nesiller içerisinde birçok şeye dönüşebilir. Fakat insanın boynuz kazanması olaydır, olgu değildir. Boynuz kazanması derken diğer bütün değişimler yok sayılarak spesifik olarak boynuz seçilmiş olunuyor. Yani canlıların değişimi kümesinin bir elemanıdır boynuz. Yani olaydır. Bu tür spesifik olaylardan da genel kaide yani canlıların nesiller içerisindeki değişim olgusuna karşı çıkılamaz. Sunucu hanım çok yanlış soru sormuş maalesef. İnsanlar yeri geliyor öyle abuk sabuk soru soruyor ki error veriyor akademisyenler ve cevaplayamıyorlar.
Kanun/yasaya gelelim tabi. Hani diyorlarya evrim gerçek olsa ona kanun derdik falan diye. Yer çekimi kanunu örnek veriliyor hep. Aslında kanun demek gerçeğin kendisi değildir. Kanun matematiksel bir ifade ya da bir tanımlamadır aslında. Teori nasıl ki gerçek değildi gerçeğin yani olgunun açıklaması idi. Olgu yoksa teorisi de yok idi. Teori varsa olgusu var idi. Kanun da bir olgunun matematiksel ifadesi denebilir. Fizikte çok sık kullanılır. Yer çekimi bir kanun değildir! Yer çekimi olgusunun veya kütle çekimi olgusunun kanunu ve teorisi vardır. Bir şeyin kendisinin kanun veya teori olmasıyla teorisinin ve kanunun olması başkadır. Yer çekimi veya kütle çekimi dediğimiz şey sayılardan ibaret değil ki. O sayılar bir olguyu tarif ediyor. Formül ortaya konuyor. Matematiksel formüllerle budur diye ifade ediyor kanun. Aslında şöyle düşünebiliriz, hata varsa söyleyin. Mesela kanun aslında bir tanımlamadır ve bunu matematiksel olarak yapar. Mesela kütle çekimi bir olgudur. Yani doğada gözlenen bir kütle çekimi vardır yani kafamızın dışında kütleli cisimlerin birbirni çekmesi vardır ve bu olgudur. Yani olgu olan kütle çekimidir. Fakat kütleli cisimler birbirini çeker diye nedir sorusuna yanıt veren ve matematiksel olarak ifade eden de kanundur. Yani kanun bir tanım veya bir ifadedir. Bunu matematiksel olarak yapar. Yani bir olgunun matematiksel tanımı veya ifadesidir. O yüzden olgunun yerine geçirilemez. Bir şeyin teori iken kanun olmaz. Yer çekimi veyahut kütle çekimi teorisi kütle çekimi kanununa dönüşmedi. Bunlar farklı bağlamlar. Lineer olarak adım adım birbirlerini oluşturmuyorlar. Birisi elma birisi armut. Biri nasıl ve nedenini açıklıyor olgunun, diğeri ise nedir sorusuna matematiksel olarak cevap veriyor. Yani kanun ve teori dediğimiz şeyler soyuttur. Olgunun açıklamasıdırlar. İkisi de olgunun yerine geçirilemez. Olgu ayrıdır, kanun ve teori ayrıdır. Olgu olmasa kanun ve teorisi de olmazdı. Kanun ve teori varsa demekki bunların açıkladığı bir olgu var demektir. Ama dediğim gibi olgunun kendisi teori veya kanun değildir. Bir şeyin matematiksel olarak tanımlanıp formüllerle ifade edilememesi gerçek olmadığını göstermez. Evrim çok kompleks ve kaotik bir süreç olduğu için matematiksel olarak yani yasa şeklinde ifade edemiyor olabiliriz. Yani evrimin fizikteki gibi yasa olarak yani matematiksel olarak ifade edilememesi gerçek olmadığını göstermez, karmaşık olduğunu gösterir.
Hipotez ise varsayımdır, kanıtlanmamıştır. Mesela canlıların nesiller içerisinde değişmesi kanıtlanmadan önce hipotez olarak ortaya atılabilir. Hipotez der ki canlılar nesiller içerisinde değişir. Bu kanıtlandıktan sonra artık olgu deriz. Hipotez gözlemleri birbirine de bağlayabilir. Aslında olguya çıkıyor kapı. Olgu da falancaları birbirine bağlıyordu. Falanca canlılar değişince canlıların nesiller içerisinde değiştiğinin olgu olduğunu anlıyoruz. Yani ispatladıktan sonra diyoruz ki bu olgu. Fakat ispatlanmadan önce mesela bazı gözlemlere dayanarak deniyor ki canlıların nesiller içerisinde değişmesi gerekir deniyor. Bir varsayım yapılıyor. Sonra ispatlanınca da olgu olduğu anlaşılıyor. Aslında hipotez teoriye de dönüşebilir. Mesela bir olgunun açıklaması teoridir demiştik. Tamam olgunun açıklaması yapılıyor ama yapılan açıklamanın doğruluğu meselesi var. Teori deyince baya sağlam olduğunu anlıyoruz açıklamanın. Ufak tefek eklemeler, çıkarmalar teoride elbette olacaktır. Fakat genel çerçevesi pek değişmez. Yani teori deyince olguya dair yapılan açıklama epey sağlam. Bazı yerleri tartışılabilir ama açıklamanın genel hatları sağlam. Yani birçok gözlem ve deneyle doğrulanmış ifadeler yer alıyor teoride. Fakat bir olguyu hipotez ile de açıklayabiliriz. Olguya dair yaptığımız açıklamanın yeterli veri ile desteği yoksa hipotez olur. Fakat sonra verilerle desteklendikten sonra teori olabilir. Veyahut bir teoride zaten birsürü hipotez bulunur. Teorinin içindeki hipotezler de kanıtlanabilir veya çürüyebilir. Ama genel çerçeve ile değil de daha spesifik şeyler ise teori çürümez de o kısım revize edilir sadece. Yani hipotezin de kapsamı geniş. Siz ne düşünüyorsunuz?