PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Hala umudum var...


sodomo--
25-04-2007, 13:56
Bildiğiniz gibi Türkiye son yıllarda adeta bir şeriat zihniyeti tarafından kuşatılmıştır. Şeriat-tarikat-siyaset üçgeninde gerici zihniyetin 12 Eylül sonrası gelişimi o kadar hızlı olmuştur ki, belki de hiç kimsenin daha önce aklına gelmeyen şeriat rejimi tehdidi neredeyse kapımıza dayanmıştır. Cumhuriyetimizin aydınlanma dinamiklerine yönelik saldırılar gün be gün artmakta ve karşı devrimci şeriatçı zihniyet bütün "takiyye" yöntemlerini de kullanarak hedefine yaklaşmaktadır. Sözümona bilgi-iletişim çağında yaşamaktayız ama gelin görün ki, gençlerimiz bu bilgi-iletişim çağında "tek taraflı" olarak şeriat bilgisi bombardımanına tutulmakta ve hiç bir karşıt-fikir almadan gün boyu Tv'lerde, internet ortamında, okudukları okullarda, kuran kurslarında, imam hatiplerde, ilahiyat fakültelerinde, siyasi partilerin gençlik kollarında ve neredeyse her mahalleye kadar girmiş tarikat yuvalarında çarpık ve yanlış bilgilerle donatılmakta ve adeta her biri birer şeriat neferi haline gelen gençler yetişmektedir.

Bu mudur Atatürk'ün özlemini duyduğu çağdaş Türkiye?

İslam bugünün Türkiye'sinde bir din olmaktan çıkmış ve bir geçim kapısı haline gelmiştir. Sadece geçim kapısı olsa yine iyi, ama İslam artık bir sömürü aracı, fakir ve saf Anadolu halkımızın cebindeki üç kuruş paraya da göz diken bir istismar aracı haline gelmiştir.
Hemen hemen kendisini Mehdi zannetmeyen bir tarikat lideri yoktur ve bu tarikatler trilyonlarca lira parayı kendi üyelerinden karşılıksız olarak toplamakta ve adeta onlara Allah'ı parayla satmaktadırlar. Tabii kendileri de yurt dışında lüks villalarda yaşamakta ve dünyevi yaşamlarını zenginlik içinde geçirmektedirler.

Sorun sadece bu da değildir. Bugün İslam, Hristiyanlık ve Musevilik adı ile bilinen üç önemli O.Doğu kaynaklı din adeta dünyayı kana bulamıştır. Tarihte insanlığa kan ve zulümden başka bir şey vermeyen bu üç din bugün de bu alışkanlıklarına devam etmektedir.. Özellikle günümüz Türkiye'sinde din artık kin, nefret, düşmanlık üretme aracı haline gelmiştir ve Â*bunun en son örneğini de Malatya'da 3 gencimize yönelik vahşet boyutunda katliam ile tanık olduk.

15-20 yaşında gençler tarikat yuvalarında veya siyasi parti gençlik kollarında, şeriatçı yurtlarda vb..kendisi gibi olmayanlara karşı kin, nefret ve düşmanlık eğitimi almakta ve "kâfirlere karşı savaş etme" zihniyeti ile donatılmaktdır.

Bugün için bazı çevreler Atatürkçülüğü sadece anti-emperyalist yönü ile görmekte ama onun asıl yüzü olan "AYDINLANMA" hedefini es geçmekteler. Atatürk'ün defaatle söylediği gibi asıl büyük mücadele "çağdaşlaşma" mücadelesidir ve bu yönde Cumhuriyet, en ücra köyüne kadar çağdaş eğitimi götürmeyi amaçlamış ve bu yönde tarihte görülmemiş atılımlar yapılmıştır.

Köy Enstitüleri (http://ezkamo.blogcu.com/2547263/)

Peki şimdi neredeyiz? Bırakın en ücra köylerimize kadar giden aydınlanma çabamızı tam tersi şehirlerimizin göbeğinde her türlü kitle-iletişim araçlarına sahip ve her türlü eğitim imkanları elinin altında bulunan gençlerimiz bile bağnaz tarikat yuvalarında şeriat eğitimine tâbi tutulmaktadırlar. Daha da kötüsü bu gençler çeşitli dedikodularla ve aslı astarı olmayan yalan bilgilerle Atatürk'e ve Cumhuriyete karşı karşı düşmanlık hissleri ile yetiştirilmektedirler.

Geldiğimiz nokta vahimdir ama umutsuz değildir.

Bu noktada artık sağcı-solcu olmak değil Cumhuriyetin aydınlanma atılımlarına sahip çıkmak önemlidir. Halkın dini inançlarına saygılı ama dini bir siyaset aracı olarak kullanmayan ve kullandırtmayan, şeriat rejiminin ne kadar tehlikeli bir rejim olduğunu görebilen ve dahası Türkiye'nin kapısında bekleyen bir tehdit olduğunun farkına varan herkes demokratik platformlarda el birliği yapmalıdır. Takiyyeci-şeriatçı siyaseti izole edecek demokratik tepkilerimizi oluşturabiliriz.

Ben bu konuda umutluyum.

TEKADIM
25-04-2007, 14:01
niye telaş ediyorsunki sence nasıl olsa biz batılız.bilim *herşeye kadirdir diyorsun.bilim ALLAHIN olmadığını ispatladı diyorsun.o halde telaş etme * .korkma.

spartacus
25-04-2007, 15:46
TEKADIM

Hayranım bakış açı-sızlığı-na, olaylara, olgulara yaklaşımına.... Bir insan ancak bu kadar sığ, tek düze, aynen yollardaki trafik levhaları gibi hep aynı yönü işaret eder olabilir..
Ancak bir kaza bekleniyor, yada güçlü bir fırtına, tabela bir kezde olsa yönünü değiştirebilsin diye... Başka türlü bir sonuç elde etmek mümkün değil gibi...

sodomo--
25-04-2007, 17:29
Atatürk'ün "fikri hür vicdanı hür" gençlik ülküsü nereye gitti?

Tarikat yuvalarında "kafirlere karşı savaş etmeyi" öğrenen, kendinden başka dini inancı olanı düşman gören, kin ve nefret üzerine bina edilmiş, tek taraflı tarikat eğitiminden geçen bu gençler artık adeta aldıkları bu eğitimin gereğini yerine getirmeye başladılar. Malatya katliamı son örnektir ama tek örnek değildir. *

Şeyhlerinin kasetlerini dinlerken hüngür hüngür ağlayan, kendi tarikat imamlarının karşısında el-pençe divan duran ve onların bir dediğini iki etmeyen, zikir ayinlerinde kafa sallayan veya üç bin kere tarikat imamının ve imamlar silsilesinin isimlerini tekrarlayınca cezbeye girip Allah'a ulaşacağını zanneden ve papağan gibi anlamadığı kuran'ı okuyarak hatim indiren *
ve saçının bir telinin görünmesi halinde 70 bin sene cehennemde yanacağını zanneden bu gençlerin Atatürk'ün ülküsündeki "fikri ve vicdanı hür" gençlerle ilgisi var mı?

Şimdi soralım: Nereye gitti Atatürk'ün gençliği? Nereye gitti fikri hür, vicdanı hür gençlik ülküsü?

mhmd
25-04-2007, 17:41
Nereye gitti Atatürk'ün gençliği?

Şu an onlardan eser dahi yok memleketimizde.
Eser bırakanların bir kısmını sizler söylemişsiniz zaten tekrarlamanın manası yok.
Kalanları da ben toparlayayım müsaadenizle.

Kalanlar itaat ederler el pence divan dururlar, şeyh yerine popüler kültür denen menem şeye.
Hüngür hüngür ağlarlar TV programlarında süreli aşk dizilerinin gidişine.
Zikir ayinlerinin yeri; her akşam bar pavyon, disco, cafeler almıştır.
Zikirlerinin yerini de; dans dedikleri, kafa sallamaca.
Cezbenin yerini; alkol sarhoşluğu, nirvanaya ulaşmak da civciv çiğneme sanatında bulurlar.

Lafı eğip bükmeden yazdım, kendi gördüklerimi ve düşündüklerimi aktardım. Ve tüm bunların neticesi olarak ben de sormaktayım;
Nereye gitti fikri hür, vicdanı hür gençlik ülküsü?

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın

sodomo--
25-04-2007, 17:54
Bunların hepsi genel bir lümpenleşmedir ama bireyseldir. Bunun sorumlusu Amerikan'ın yoz kültürüne kapıyı sonuna kadar açanlardır. Şeriat ise bireysel değil organize bir harekettir. Daha doğrusu şeriat lümpenleşmenin de ötesinde bir "dinsel psikopatlaşma" hareketidir ve zararı kendisine vermez kendisi gibi olmayanlara saldırır.

Şeriat bir yok edicidir. Önüne hedeflerini koyar sonrda o hedeflere atış yapmaya başlar.
Gençler keşke tarikatlere değil kahvelere gitseler de okey oynasalar. En azından oralarda bir birey olarak var olurlar ama tarikat yuvalarında çobanın güttüğü koyun haline gelmekteler.

Ve dahası böyle bir "dinsel psikopatlaşma" hareketi siyasi bir amaç için kullanılır ve ülkenin bütün geleceğini ipotek altına alır çünkü sokaklar din adına kan dökenlerle dolar ve hiç birimiz artık ne sokakta Â*ne evinde kendini güvende hissetmez.

Gençler barlara gitsinler, kız erkek sevişsinler zerre kadar sorun değil, ne yaparlarsa kendilerine yaparlar.
Asıl sorun onları psikopatlaştıran dinsel ve dünyevi ideolojilerdir.

İşte çağdaş bir eğitimden geçerek meslek sahibi olan, yeri geldiğinde şiir okumasını bilen, tiyatroya giden, kitap okuyan, resim yapan, spor yapan, bisiklete binen, balık tutan ve sadece kendisine değil içinde yaşadığı topluma karşı da sorumluluğunun olduğunu bilen ve yaşadığı müddetçe insanlara karşı hep hoşgörülü olan, onlara yardım eden, onları eğiten ve yeri geldiğinde de adam gibi eğlenmesini bilen gençler yetiştirmeliyiz.

Bu çok mu zor?

vartor
25-04-2007, 19:05
Cehaleti yok etmeliyiz demek oluyor bunu basarabilmek. Camiler ve imam hatip okullari acmakla olmayacagi, kur"andan daha da apacik ortada...

mhmd
26-04-2007, 08:58
Zor olduğunu düşünmüyorum. Ama süre çok uzun olacak eminim.
Bu; yokuşu olmayan fakat çok uzun bir yoldur bence. Sabır ve adanmışlıkla başedilebilinecek bir yol.

İstanbul'un eski halini anlatırlardı. Gayrimüslüm komşulardan bahisle.
Rum ve Ermeni mahallesinden geçtiğinizi fark ederdiniz derlerdi. Sokakları, kapı önleri tertemizdir. Yere ekmek düşse kaldırıp yerdiniz.
Yerleşik medeniyetin bir ürünüydü bu. Sahiplik duygusuyla birlikte gelişen koruma, kollama ve geliştirme davranışları.
Bizim sorumuzun da cevabında bulunacak püf noktası bu olsa gerek.

Herkes kendi kapısının önünü temiz tutacak.

Kendimiz, eşimiz, kardeşimiz, anne babamız, çocuğumuzdan başlayarak.
Belki soluğumuz yetmeyecek ama olsun, torunlarımız için çocuklarımızı eğitmeliyiz.
Belki görmeyeceğiz ama olsun, dedik ya adanmışlık gerekecek.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın

26-04-2007, 13:22
elbette kapımızın önünü süpürelim,birbirimize saygılı ve sevgili davranalım ama ihtiyacımız olan bundan ötesi kapımızın önünü süpürmek şu anda türkiye yi kurtarmaz sokakları temizler.bizim herkes için doğru olan doğrulardan oluşmuş,kuralları olan,tariflenmiş,sistem kaçakları,önlenmiş düzgün bir sisteme ihtiyacımız.sistemi düzeltmeye kalkanlar ve sistemi delmeye çalışanlar aynı saftamı....

26-04-2007, 13:32
niyetler yeterki düzeltmeye yönelik olsun,Almanya ikinci dünya savaşını bitmiş vaziyette terketti,japonya atom bombasını kafasına yedi,tekrar medeniyette yerini aldı.o kadar uzağa gitmeyin kurtuluş savaşından çıkan bir ülke niyeti düzeltmek olan bir yöneticiyle neler yaptı.bir ülkenin ekonomisini,eğitim sistemini düzeltmek nesiller boyu sürmez,yıllardan beri herkes bir şekildeTürkiyeyi kurtarmaya çalışıyor ama niyetler ve yapılanlar arasında bir uyumsuzluk var ya da alınan sonuçlar niyetlerin göstergesi...

sodomo--
26-04-2007, 13:54
Aileler çocuklarını hiç iyi yetiştiremiyorlar. Saldım çayıra mevlam kayıra. Sonra o çocuklar büyüyünce toplumun başına dert oluyor. Bana trilyonlarca lira para verseler hiç kimseyi öldürmem öldüremem. *Aç kalsam açıkta kalsam kimseye el açıp dilenemem. Neden? Çünkü hamurumuz böyle yoğruldu. Herkesin kendi çocuğunu iyi yetiştirme görevi vardır. Yok öyle saldım çayıra mevlam kayıra...

walla
27-04-2007, 22:55
Sevgili Sodomo, gençlik geçim derdinde. Koyamadım cebime 200 ytl de gidemedim ankaraya buyuk mitinge. 2000 ytl olsa sokaklarda bir tek cüppeli sarıklı bırakmazdım ya şükretsinler züğürtüm.

sodomo--
03-05-2007, 14:58
Walla, artık daha da fazla ümitliyim çünkü 29 Nisan'ı yaşadım. Bence Cumhuriyeti koruma görevini halk devralmıştır ve o halk o gün AKP'nin yaptığı gibi bir istatistiki rakam değerinde olmadığını göstermiştir.

Daha önce de söyledim şimdi de söylüyorum; tarih yazacak olan halk bir kilo patatese oyunu satan halk değil o gün o meydanda sesini gür bir şekilde duyuran ve dahi kendi kaderine sahip çıkan halktır. Sakın ola ki, o halkı istatistiki bir rakamdan ibaret olan ve bir kilo patatese oyunu satan halk ile karıştırmasınlar.