Orijinalini görmek için tıklayınız : Gamze Yağar yaşamını yitirdi
Vefik Sami
28-06-2017, 13:40
http://i.sozcu.com.tr/wp-content/uploads/2017/06/gamze-yagar-487.jpg
Yukarıdaki resim, 17 yaşında bir genç kıza âit.
Erken yaşlanma hastalığına yakalanmış.
Çektiği ağrı ve ızdıraplar içerisinde kısa süre önce vefât etmiş.
Bu resim ve haberi neden buraya aktardığımı merak edenler için söyleyeyim:
Bu tip hâdiselerle karşılaştıkça "akıllı tasarım"a olan inancım zayıflıyor.
Yapılan haksızlıklar ve işkenceler altında inleyen belki de milyonlarca insanın var olduğunu düşündüğümde "Merhametli Tanrı" kavramı artık şüphelerimden âzâde olamıyor.
Biz neden varız ?
Biribirine besin zinciri ile bağlanmış canlıların çektiği bu acı ve ızdırap neden ?
Yoksa bizler de sıradan bir "Bilgisayar oyunu" muyuz ?
Ahlaksız
28-06-2017, 19:27
Vefik sami,bir oyun içinde değiliz..Dünya'da yaşama tutunmaya çalışan sıradan homo sapiensleriz sadece..Hayvanız yani..
Hayvanların tanrısı yoktur..Bir timsah,aç kaldığında tanrısından yardım istemez ya da bir ayı,yaralandığında şifa için tanrısına yakarmaz..Bir homo sapienste,bu hayvanlarla aynı saftadır..Bizim inanç virüsümüz;üretim,özel mülkiyet,paylaşım gibi konular yüzünden var olmuştur..
Dünya'nın işleyişini anlayan birisi,bu virüsten kurtulacaktır..Köle de olsa,sömürülse de yine bu virüsten kurtulacaktır..
Bu kızın ölmesinin tek nedeni şanssızlığı..Bizim hayatta olmamızın nedeni de şanslı olmamız..Bu kadar basit..
Felâsife
29-06-2017, 12:53
http://i.sozcu.com.tr/wp-content/uploads/2017/06/gamze-yagar-487.jpg
"Doğal seçilimin" resmi bu.
Yaşam herkese altın tepsi içinde sunulmuyor sevgili Vefik Sami
Bu durum sadece insanlar için böyle değil, diğer canlılar içinde böyle. Onlarca yüzlerce yavru yapıyorlar 1-2 si hayatta devam edebiliyor anca.
Tabi insanlar bunu anlamadıkları gibi, anlamakta istemiyorlar, ve doğanın bu işleyişine "ÇOK YÖNLÜ ŞEKİLDE" müdahale ediyorlar.
Ellerinden gelse hastalıkların kökünü kazıyacaklar, güyâ kendileri merhametliya doğaya ayar çekecekler.
Oysa doğa bu günlere, bu hallerle geldiyse bu onun mükemmelliğini de gösterir. Binlerce, milyonlarca yıllık bir denenmişlik, tecrübe, kararlılık.
Bunu yanlışlayabilecek hiç bir laboratuvar deneyi de İCAT EDİLEMEDİ, edilemezde.
Doğa kendi için de zayıflık, kusur, hata denen bu şeylere bağışıklıkta kazanmıştır bir yandan. Yani bunlara rağmen yaşam genede devam ediyorsa, bu onun gücünü de gösterir. Lakin dediğim gibi anlaşılmadı, anlaşılmakta istenmiyor.
Hasılı bu resim yargılamadan bakabilen için Mükemmelliğin de resmidir. :)
Mükemmellik sadece lay lay lom bir cennet hayatı hayalleri değildir. Cennet kavramı zaten başlı başına kusurlu bir tasarımın ürünüdür.
Yoksa bizler de sıradan bir "Bilgisayar oyunu" muyuz ?
Benim buna inancım %100 dür. Zaten bir çok yazımda bu ROBOT mevzusuna değinmişimdir, Organik Robotlarız demişimdir.
Ne yapması gerekiyorsa onu yapan, ondan ötesini bilemeyen, programlanmış Robotlarız!
Zaten mekanik Robotlarla insanlar arasında makas, gün geçtikçe iyice azalıyor. Robotlar organik açıdan daha çok insan gibi oldukça, insanlarda mekanik açıdan daha çok Robot gibi olacaklar.
Ve günü geldikçe de pişti olacaklar.
Robota bakan insanı, insana bakanda robotu görecek!
Bu görebilen için de şimdiden böyle, bu aslında geçmişte de böyleydi. "Robot İnsan" dinlerin hayaliydi. Bayrak el değiştirdi yarışta devam ediyor.
Sevgiler
Vefik Sami
29-06-2017, 13:57
Hasılı bu resim yargılamadan bakabilen için Mükemmelliğin de resmidir. :)
Mükemmellik sadece lay lay lom bir cennet hayatı hayalleri değildir. Cennet kavramı zaten başlı başına kusurlu bir tasarımın ürünüdür.
Kısa bir süre önce yaşanan Ramazan ayı gibi yaz sıcakların insanı bunalttığı bir Ramazan ayında, şakacı komşusu, Nasreddin Hoca'yı iftara dâvet eder. İftar sofrasında bir "kuş sütü" eksiktir. Özellikle yaşanan susuzluğun harâreti giderilsin diye yer sofrasının tam ortasına bir kazan hoşaf konur. Akşam ezanı okununca sofrada buluna herkes hoşafa dalar. Ancak; ev sâhibi Hoca'ya bir mûziplik yapmış kendisi kepçe büyüklüğünde bir kaşıkla hoşaf içerken Hoca'ya tatlı kaşığı boyutunda bir kaşık vermiştir. Ev sahibi hoşafa her kaşık salladığında "oh öldüm" diyerek akşama kadar yaşadığı susuzluktan âdetâ "intikam" alırcasına keyif alırken, garibim hoca doğru dürüst yiyemeden kazandaki hoşaf bitti-bitecek. Sonunda hoca dayanamaz ve komşunun elindeki kaşığı kapar ve
"Muhterem, ver şu kaşığı az da biz ölek" der.
Siz o fotoğraftaki "mükemmellik"i 'gören' değil de yaşayan olsaydınız şimdiki düşünce ve birikimleriniz olur muydu ? Aslında merâmı anlatacak fıkra Nasreddin Hoca'nın "damdan düşme" fıkrasıdır. Ben bu fıkrayı lâtife kabilinden tercih ettim.
Felâsife
29-06-2017, 14:09
Siz o fotoğraftaki "mükemmellik"i 'gören' değil de yaşayan olsaydınız şimdiki düşünce ve birikimleriniz olur muydu ?
Fark etmiyor ki ben de zaten yaklaşık 30 yıldır kronik bir vakayla cebelleşiyorum, ne Doğanın ne Tanrının ne de başka bir şeyin, MERHAMETİNİ görmedim.
10 yıldır oturarak uyuyorum, koşmak ne demektir unuttum ve daha bir sürü detay.
Ama genede buna rağmen diyebilirim ki yaşam herkese ALTIN TEPSİDE sunulmaz. Olan budur çünkü.
Hasılı o resimde ben kendimi görerek öyle dedim zaten.
Yaşamın azı/çoğu akıllısı/akılsızı zaten olmaz, yaşam yaşamdır.
Vefik Sami
29-06-2017, 14:19
Sn. Felâsife;
Hemen hepimizin birtakım sağlık problemleri var.
Herkese kendi yaşadıkları "öteki"nden daha önemli görünebilir.
Sizin, bu kızın yaşadıklarıyla alâkalı tesbit ve genellemelerinizin doğruyu yansıtıp-yansıtmadığı noktasında ben "karar merci'i" değilim.
Sadece basit bir gerçeği dile getirip, sözümü bitireyim.
Ateş, düştüğü yeri yakıyor.
Saygılar.
Felâsife
29-06-2017, 14:45
Sevgili Vefik Sami
Doğayı yargılamak benim işim değil, gördüğümü yaşadığımı ve budan çıkarttığım sonucu aktardım sadece. Hatta elimde olsa Sağlık, Biyoloji gibi ilimleri bile top yekün yasaklarım, o derecede "Doğal seçilimin" taraftarıyım.
İnsanların hayatını uzatmak, helede zayıfların hayatını uzatmak, Doğanın bir kanunu değil. İnsan yaşamı zaten bu açıdan mükemmel de değil, sınırları var, sorunları var.
Ama bu sorunlar dediğim gibi bizim şaşı görüşlerimizden kaynaklanıyor, Doğa bu kadar kusurluydu da bu günlere nasıl geldi !?
Eskiler zaten dememişler mi? "Merhametten maraz doğar!"