PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : üç yürek, üç fidan, üç güzel insan!


27-04-2007, 12:00
tam bağımsız türkiye için 6 mayıs'ta kadıköy'de toplanıyoruz. deniz gezmiş'i bugün daha iyi anlıyoruz ve izinden gidiyoruz.

commandante
27-04-2007, 12:11
ne yapılsa ne söylense azdır bu dvrim neferleri için

commandante
27-04-2007, 12:13
1965'den sonra Türkiye'de gelişen gençlik hareketinin en önemli önderlerinden ve Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO)'nun kurucu ve yöneticilerinden Deniz Gezmiş, 24 Şubat 1947'de Ankara'nın Ayaş ilçesinde doğdu. Öğretmen bir ailenin çocuğu olması sebebiyle ilk ve ortaöğrenimini Sivas'da, liseyi İstanbul'da okudu. Gezmiş, henüz lise öğrencisiyken sol düşünceyle tanıştı ve kendini dönemin eylemleri içinde buldu. 1965'de Türkiye İşçi Partisi (TİP)'nin Üsküdar ilçesine üye oldu. İlk kez 31 Ağustos 1966'da Ankara'dan İstanbul'a yürüyen Çorum Belediyesi temizlik isçilerinin Taksim Anıtı'na çelenk koymaları sırasında isçileri destekleyen ve Türk-İş yöneticilerini protesto eden gösteri sırasında gözaltına alındı. 7 Kasım 1966'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi. Ardından 19 Ocak 1967'de Türkiye Milli Talebe Federasyonu (TMTF) binasının yedd-i emine verilmesi sırasında çıkan olaylarda yakalandı ve bir gün sonra iki arkadaşıyla çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı. 22 Kasım 1967'de öğrenci örgütlerinin düzenlediği Kıbrıs Mitingi sırasında Aşık İhsani ile birlikte ABD bayrağını yaktıkları gerekçesi ile gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılan Deniz Gezmiş, Hukuk Fakültesi'nde birlikte okuduğu arkadaşlarıyla birlikte 30 Ocak 1968'de Devrimci Hukuklular Örgütünü kurdu. 7 Mart 1968'de İÜ Fen Fakültesi konferans salonunda düzenlenen AIESEC genel kurul toplantısında konuşma yapan Devlet Bakanı Seyfi Öztürk'ü protesto ettiği için tutuklandı. 2 Mayıs'a kadar tutuklu kalan Gezmiş, 30 Mayıs'ta 6. Filo'yu protesto ettiği için yargılandı ve beraat etti. Öğrenci eylemleri içinde etkinliği giderek artan Deniz Gezmiş, 12 Haziran 1968'de İstanbul Üniversitesi'nin işgal edilmesinde önderlik etti. İşgal Konseyi adına İÜ Senatosu ile Baltalimanı'nda yapılan görüşmelere katılan öğrenci heyetinin içinde yer aldı; öğrenci haklarının elde edilip işgalin sona erdirilmesinde etkili oldu. İşgalden kısa bir süre sonra İstanbul'a gelen 6. Filo'yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmiş, 30 Temmuz'da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 Eylül'de serbest bırakıldı.

TİP içinde yoğunlaşarak, ayrılıklara ve tartışmalara yol açan ideolojik sorunlarda Milli Demokratik Devrim (MDD) görüşünü benimseyen Deniz Gezmiş, bu görüşün özellikle devrimci öğrenciler arasında yayılmasında etkili oldu. Ekim 1968'de eylemlerde birlikte olduğu Cihan Alptekin, Mustafa İlker Gürkan, Mustafa Lütfi Kıyıcı, Cevat Ercişli, M. Mehdi Beşpınar, Selahattin Okur, Saim Kurul ve Ömer Erim Süerkan'la birlikte Devrimci Öğrenci Birliği (DÖB)'ni kurdu. 1 Kasım 1968'de TMGT, AÜTB, ODTÜÖB ve DÖB'ün başlattığı Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüşü'nü düzenledi. Ardından 28 Kasım 1968'de ABD büyükelçisi Kommer'in gelişi sırasında Yeşilköy Havaalanı'nda düzenlenen protesto gösterileri nedeniyle tutuklandı ve bir süre sonra serbest bırakıldı.

İstanbul Üniversitesi'nde sağcı güçlerin 16 Mart 1969'da girişmiş olduğu hareketlere öğrenci kitlesiyle birlikte karşı koyan Gezmiş, bu eylemi gerekçe gösterilerek 19 Mart'ta yeniden tutuklanarak 3 Nisan'a kadar hapis yattı. Ardından 31 Mayıs 1969'da İÜ Hukuk Fakültesi öğrencilerinin, reform tasarısının gerçekleşmemesini protesto için giriştikleri işgale önderlik etti. Üniversitenin kapatılıp, polise teslim edilmesi nedeniyle çıkan çatışmalarda yaralandı. Hakkında gıyabi tutuklama kararı olmasına rağmen hastaneden kaçan Gezmiş, Haziran'ın sonunda Filistin'e gitti. Filistin'e gitmeden önce 23 Haziran 1969'da TMGT'nin topladığı 1. Devrimci Milliyetçi Gençlik Kurultayı'na kendisi gibi haklarında tutuklama kararı olan FKF Genel Başkanı Yusuf Küpeli ile birlikte bir mücadele programı gönderdi. Eylül'e kadar Filistin'de gerilla kamplarında kalan Deniz Gezmiş,1 Eylül 1969'da, 10 Haziran'da "üniversiteyi işgal" ettiği gerekçesiyle Hukuk Fakültesi'nden ihraç edildi. Hakkında tutuklama kararının olduğu bu dönemde gazetecilere gizlendiği yerden demeçler verdi. 23 Eylül 1969'da Hukuk Fakültesi'nde olduğu sırada haber verilen polislerin de fakülteye gelmesi üzerine teslim olan Gezmiş, 25 Kasım'da serbest bırakıldı. Ancak Yıldız Devlet ve Mühendislik Akademisi'nde Battal Mehetoğlu'nun sağcılar tarafından öldürülmesinden sonra okulda yapılan aramada, ele geçirilen dürbünlü bir tüfeğin Gezmiş'e ait olduğu öne sürülerek hakkında yeniden tutuklama kararı alındı. 20 Aralık 1969'da yakalanan Gezmiş, kendisiyle birlikte tutuklanan Cihan Alptekin'le birlikte 18 Eylül 1970'e kadar tutuklu kaldı. Bundan sonra öğrenci eylemlerinden uzaklaşarak, mücadelesini değişik alanlarda sürdürdü. Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan'la birlikte THKO'yu kurdu. 11 Ocak 1971'de THKO adına Ankara İş Bankası Emek Şubesi'nin soygununu gerçekleştirenler arasında yeraldı. 4 Mart 1971'de dört ABD'li erin Balgat'taki Tuslog Tesisleri'nden kaçırılması eyleminde de bulundu. Kaçırılan erler daha sonra serbest bırakıldı


12 Mart darbesinin ilk günlerinde Yusuf Aslan ile birlikte Sivas'a gitmekte iken motorsikletleri bozulur. Bir ihbar sonucu polislerin gelmesi üzerine çıkan çatışmada Yusuf Aslan ile birbirlerini kaybederler. Yusuf Arslan o esnada Deniz Gezmiş ise 16 Kasım 1971 salı günü Sivas'ın Sarkışla ilçesinin Gemerek nahiyesinde yakalandı ve Kayseri'ye getirildi. Buradan Ankara'ya götürüldü ve zamanının İçişleri Bakanı Haldun Menteşoğlu'nun makamına götürüldü.

Mahkeme 16 Temmuz 1971 günü Altındağ Veteriner Okulu binası'nda Tuğgeneral Ali Elverdi başkanlığında Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 nolu Mahkemesi'nde başladı ve 9 Ekim 1971 günü bitti. Deniz ve arkadaşları 16 Temmuz 1971'de başlayan THKO-1 Davası'nda TCK'nin 146. maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle, 9 Ekim 1971'de idam cezasına çarptırıldı.

Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte 6 Mayıs 1972 tarihinde Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'nde idam edildi.

İdam edilmeden önce son isteğinin Rodrigo'nun Aranjuez konçertosunu (muhtemelen Adagio'sunu) dinlemek ve bir bardak demli çay içmek olduğu söylenir, ama bu isteğinin yerine getirilmediği bilinmektedir. İdam kemendi boynundan geçirilirken de, hücresinden alınıp apar topar darağacına götürülürken giymesine izin verilmeyen botlarının askerlere bırakılmamasını, ailesinden birinin almasını istediğini belirtmişti. Son sözleri:

“ Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm-Leninizm!
Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği! Yaşasın işçiler, köylüler!

Kahrolsun Emperyalizm

InVitatio
27-04-2007, 12:17
:D

commandante
27-04-2007, 12:18
bu pis sırıtmanın nedeni nedir

27-04-2007, 12:36
Arkadaslar, eski kallavi solcular iyice bu adamlarin murilderi oldu. Kuzey Korede devrim yapan komutanin tanrilastirilmasi geldi aklima. Deniz gezmis ve digerleri iyi dava adamlari olsalardi asilmazlardi. Turk solunun hala bu kartpostal devrimciliginde takilip kaldigini gorunce sasiyorum. Turk solu uc-fidancilik devrini kapatip, guncel ve profesyonel sol politika yapmalidir.

ALEMİN
27-04-2007, 12:42
Denizlerden sonra pek çok insan katledildi veya idam edildi. Ancak Denizlerin ismi halkın bütün katmanlarında hâlâ bir sıcaklık yaratıyor. Onlar unutulmadı ve halk onları ve mücadelelerini sahiplendi. Denizleri halkın gözünde diğerlerinden bu denli farklı kılan neydi? bir slogan oldu deniz gezmiş ve arkadaşları ve hatta bir bayrak oldu hala şanıyla dalgalanan bir mucadele bayrağı.

27-04-2007, 12:54
Edebiyat iste. Guzel yazmissin ve okudugu zaman insanin gogsu kabariyo. Bayrak mucadele maneviyat. Ama hepsi bu!

ALEMİN
27-04-2007, 14:54
respendial
Edebiyat güzeldir insanı geliştirir ufkunu açar medeni kılar.ancak Geyik yapmak farklıdır zararlıdır nefesine yazık zamanını beyhude geçirirsin hiçbir kimse olmamış olarak kalırsın geyik yapma.

commandante
27-04-2007, 17:34
respendial
onlar tanrılaştırılmadılar onalr birer sembol ve sol hareketin kahramanları oldular

27-04-2007, 19:58
respendial baskıcı recmin kusursuz bir evladıdır. söyledikleri baştan başa saçmadır.

Ben Senin Yalanlarin *Ve Hilelerinle Bas *Edemedim, *Bu Bana Dert *Oldu
Bende *Senin Önünde Diz *Cökmedim, Buda Sana Dert Olsun...
Seyid Riza

seyid rıza dedemizin sözüne uyuyor ve zalimin önünde diz çökmüyoruz.

ibrahim kaypakkaya'dan kadir manga 'ya tüm önderlere selam olsun!

habilis
27-04-2007, 20:37
saygı duymak lazım deniz gezmiş gibilerine çünkü suçsuz günahsız insanlardı. katledildiler hiç yere. şimdi terörist olanlaraysa devletler (isim vermiyorum ) sahip çıkıyor. hapisanelerde kırallar gibi yaşatılıyor. bu insanlar ise suçsuz yere katledildi. deniz gezmiş, yusuf aslan , hüseyin inan ve daha niceleri.

27-04-2007, 22:44
respendial
Edebiyat güzeldir insanı geliştirir ufkunu açar medeni kılar.ancak Geyik yapmak farklıdır zararlıdır nefesine yazık zamanını beyhude geçirirsin hiçbir kimse olmamış olarak kalırsın geyik yapma.

E kaba tabiri ile geyik bu iste. Deniz Gezmis edebiyati yapmak, amanda nasil bizim icin canlarini verdiler su bu, kaba tabiri ile geyik muhabbeti. Diger devrimci liderleri okudukca bu devrimcileri bizde ozel kilan tek seyin "YERLI MALI OLMALARI" oldugunu farkediyor insan. Bu kadar kisa bir mucadele doneminden sonra asilip bu kadar uzun sure anilan baska devrimci varmidir acaba.

Edit: Ozal'in hayatini anlatan kitaplari best seller yapan iste bu milli oluseviciligimiz bence.

dilaver
27-04-2007, 23:06
respendial

* * *o dönemleri hatırlayamayan ancak izleyebilen bir yaştasınız, kaldı ki 12 eylülü de yaşamadıgınız için ahkam kesmek kolay oluyor.

* * * Devrimciden bahsediyoruz. Devrim siyasi erki zor kullanarak ele geçirmek demektir. Bunu isteyene de devrimci denir. Devrim ise nicel birikimlerin nitel bir patlamaya dönüşmesi ile olur. Bu anlamda mutlaka devrim ateşini ilk ateşleyenler olacaktır. Deniz bunlardan biriydi, ancak ilki degildi. Onun ateşledigi düşünce karşı çıkma, teslim olmama, kararlılık ve asla uzlaşmama çizgisiydi.

* * * *Deniz hiç bir zaman ML düşüncenin özüne inemedi, çizgisi küçük burjuva ihtilalci bir çizgi oldu. İşçi sınıfından ve halktan, kitlelerden kopuk bir çizgi oldu. Bunu tahlil edenler Denizden sonra onun THKO örgütünü sürdüren kişiler. Ve Denizin ve eski çizginin özeleştirisi temelinde yeni mücadeleye atıldılar. Bu gelenek şu anda yasal bir parti olarak mevcudiyetini sürdürüyor.

* * * Denizin cesareti, uzlaşmazlıgı, kararlılıgı ve ölüme meydan okuyan tavrı her ezik Anadolu insanının bagrında yaşayan İnsanlık onurunu yüceltti. Deniz tek başına da olsa yaşamı pahasına asla taviz vermeyen insanın numunesi idi halkımız için. Bu yüzden de 72 senesinde pek çok yeni dogan çocugun ismi Deniz oldu, Mahir oldu, Ulaş oldu.

* * * Deniz başkaldırının sembolü idi. Bu yüzden kahraman oldu. Dogru, Deniz yerli malı idi, bizdendi ve bize insanlık onurunu ögretti. Halkımız ve gençlik bu insanlık onurunu 1980 lere kadar dimdik taşıdılar. Ancak 80 darbesi ile kitleler depolitize edilmeye çalışıldı ve anlaşılan bunda da başarılı olundu. Ne yazık ki o dönemlerde dogan insanlar insanlıgın, insanlık onurunun ne demek oldugunu bile bilemiyorlar. İnsan görmemişler ki bilsinler.


* * * * saygılarımla

27-04-2007, 23:34
seyid rıza dedemizin sözüne uyuyor ve zalimin önünde diz çökmüyoruz.

Bembeyaz yakalarin bogazimizi kestigi, gunesin tozlu parklari tozuttugu, kaydiraklari kizgin tavaya cevirdigi, hicbirseyin olmadigi bir ulkede hicbirseysiz dogdum. Bakkal vardi, kutularda nem kokan acik biskuviler vardi uzerinde de kartondan bir yazi "Piskuvit".

Ilk kinder supriz yumurta alacak para elime gectiginde, coktan buyumustum. Ulkuculerin toplanti yapmak icin kantinleri bosalttigi, polisin zirt pirt kimlik sordugu, tartakladigi, assagiladigi, ne bir Leman ne bir Cumhuriyet gaztesinin okunamadigi okullarda okudum.

"hiçbir kimse olmamış olarak kalırsın"
Bir arkadas hicbirsey olursun demis, ben hickimse olsaydim, hanginizin haberi olurdu?

Simdi gecmisi dusunuyorum da, tek varolan sey yokluktu. Ben ne onur gordum, ne adalet, ne insanlik. Denizlerin bana biraktigi miras nedir?

dilaver
27-04-2007, 23:42
insanlık onuru, adalet için savaş, gerekirse yaşamını hiçe sayma. Ve egemenlerin hiç bir şeyi sana vermeyecekleri. Hak verilmez alınır sloganı.


* * saygılarımla

28-04-2007, 00:43
Sevgili dilaver,

savasmadan adaletin olmadigi, insan hayatinin hice sayildigi bir ulkede ne gereksiz miraslar bunlar. Nasil ahlakli yasamak icin din gerekmiyorsa, insanlik onuru icinde bir idol gerekmiyor.

Alin fidanlarinizi nereye dikerseniz dikin, ben kendi fidanimi tohumdan buyuttum diktim bahceme.

dilaver
28-04-2007, 00:53
.

* * sevgili respendial

* * adalet tüm ülkelerde savaşarak elde edilmiştir, ancak bunun degerini savaşanlar bilir. Savaşmadan dededen atadan adaleti miras alanlar ise bunu ebedi bir hak oldugunu düşünür. Sizin yaşadıgınız cografyada belki adalet bu kadar eskiye yönelmiş olabilir ve adaleti hissedenler onun nasıl kazanıldıgını unutmuş olabilirler.

* * *Ancak bizim yaşadıgımız cografyada bu tuhumlar kanla, terle sulanıyor, ve her birimizin yaşamına yer ediyor. Unutmak istesek de unutamıyoruz ve insan onurunun bir ürünü olan bu degerleri yaşatmakla mücadele azmimizi bileyebiliyoruz.

* * *Bu fidanlar insanlıgın kurtuluşu için şu anda insanlıgın beşigine ekiliyor. Büyümesi için ise ne yazık ki bizlerin teri ve kanı gerekiyor. Bizler bu cografyada bir insanlık fidanı diktik yetiştirmeye çalışıyoruz. O kadar çok kan ile sulandı ki bu fidan artık kana doymuş olması gerekiyor ve pıtırak gibi insanlık fışkırması gerekiyor.

* * * *saygılarımla

28-04-2007, 03:09
"adalet tüm ülkelerde savaşarak elde edilmiştir,"

Savasmak guclu olanin guclulugunu en aci yoldan ispatlamasi demektir. Taraflardan biri ikna olunca zaten savas biter. Savas icerisinde adleti barindiramaz. Bence bilgi ve egitim olmali.

"Sizin yaşadıgınız cografyada belki adalet bu kadar eskiye yönelmiş olabilir ve adaleti hissedenler onun nasıl kazanıldıgını unutmuş olabilirler."

Ben solcu ogretmen cocuguyum. Bu sebeple her sene tayinimiz ckardi, genelde de doguya. Benim yasamadigim az cografya var Turkiye'de.

"O kadar çok kan ile sulandı ki bu fidan artık kana doymuş olması gerekiyor ve pıtırak gibi insanlık fışkırması gerekiyor. "

Kan degil, akil gerekli. Halk ve insanlik bir silah, namlusu heryere doner. Adolf Hitler'in arkasindan giden almanlar, pitirak gibi SS subayi ordusu degil mi? Rwanda'da 2.5 milyon insan palalarla olduruldu. Hangi uc fidan, hangi ucbin fidan. Akilli ve iyi niyetli aydinlarin, insanlik silahini alip namluyu dogru yone cevirmesi gerekiyor. Olan biten bu.

InVitatio
28-04-2007, 05:12
neden gülümsedim :-)?

selam sanal alemin en keskin sanal devrimci arkadaslarim
selam arkadaslar,
ya su ilk iki üc iletiyi tekrar okuyun.....varmi böyle ici bos sacmalik diye düsünüp
gülmeden edemedim ilk okudugumda.....
deniz gezmis, hüseyin inan ve yusuf aslan, atatürk, marksizim, leninizim, laiklik...
eeeeh iyici bir karman corman yapip insanlarin önüne iste cözüm bu demek ne kadar
ulu orta ortaya atiklarimizin kanitidir......

simdi ilk basta sunu belirtmekte fayda var
bu üc fidan , ve üc yürekli insan anadolu topraklarinin tartislmaz en iyi anti (amerikan)
emperialistleri idi, hem siyasi fikir olarak, hemde siyasi fikirin aksiyona dönüsmüs hali ile.
ama bu üc fidan ne kadar "sosyalist devrimci" idi iste bu bence tartislir.
benim bildigim kadari ile thkp birkac *bildiri haric bir parti tüzügü bile yok,
eger bu üc anti emperialist sosyalist devrimci ise, ibrahim kaypakkaya, mahir cayan,
mihri belli, dr hikmet kivilcimli, gün zileli, yusuf küpeli, ertugrul kürükcü, Ertugrul Kürkçü ve Münir Ramazan Aktolga, ... bunlarin gözünde bu harektin neresinde ?


ibrahim yoldasin "kemalizim" degerlendirmesi, deniz gezmisin o ünlü savunma konusmasindaki
"atatürk ilke ve inklaplarini" tam sahiplenmek ve savunmak ile ibo yoldasin kemalizim hakkindaki
elestirisini nasilbir biri ile kiyaslayip *degerlendirecegiz ?
kaldiki ibo yoldas genc yasina ragmen bir devrimci sosyalist'de yakisir parti tüzügü ile
kendi siyasetini ve sosyalizmin maoist deger yargilarini ser verip sir vermeyerek savunmustur !
Deniz Gezmis Mahkeme önünde devrimci sosyalist bir profil gösterecegine,
kendisinin "anayasaya bagimliligini ilan etmistir"

haaa simdi bunlari gectik ve yok saydik diyelim.......
yahu bu laf salatasinin icinde Atatürk isminin ne isi var ? Atatürk ile sosyalizimin marksist leninist
yorumu arasinda nasil bag kurulabilinir ?
böyle bag kuran arkadaslarin leninist parti örgütlenmesinden haberdar olup olmadiklarini bir sorgulamak lazim, Atatürk'ün genclik yillarinda bir kagit parcasina yazdigi bir karalamaya dayanarak
Atatürk'ün marksist leninizimi savunan adam olarak göstermek isteyen arkadaslara,
Atatürkün "bizim en iyi iktisatcimiz Celal Bayar"demisligine nasil bir aciklama getircegiz ?
Atatürkün ilke ve inklaplari Marksin olmazsa olmaz dedigi "proleter dikta" ile nasil bir birine yakin
siyasi tercihler olur ?
Ki Celal Bayar, daha burjuvasi bir devletin iktisadi ve mali politiklarini savunuyordu,
ama eldeki imkanlar ne yazik ki "henüz olgunlasmadigi icin" Devletci bir ikitisat politikasi gelistirldi.
(iyi veya kötü fark etmez ) Ama Deniz Gezmis, Marksizim Leninizim, ve Atatürk gibi bir üclem yapmak neyin nesidir kendi kendime hep sormusumdur....

Tabiki ülkemizin insanlarindan bir anti emperialist durus beklenmeli !
Tabiki ülkemizi yönetenlerden bir sosyalist adalet anlayisi beklenmeli !
Tabiki Marksizim Leninizim kendince savunulmali !
Tabiki Atatürk'ün en büyük kazanci olan Laiklik ilkesi , deger olarak var olmali !
Deniz Gezmis Marksist Leninist degil ! kendi ifadesine dayanrak Atatürkcü idi
Atatürk ise Marksist Leninist miydi ? tabiki hayir !
Insanlar sirf anti emperialist olmak ile devrimci sosyalist olunmuyor
anti emperializimi günümüz "idealist veya fasist partileri" de savunmakta oldugu gibi
kücük ve orta ölcekli burjuva sinifi'da gerektiginde anti emperialist durus sergilemekte.....

birde su var arkadaslar,
türk veya türkiyeli sosyalistler genelde siyastelerini neden hep bir slogan havasinda yaparlar ?
neden halkin hep ve tek yorumlayip ama ciddiye alincak bir alternatif deger sunmazlar?
ne minting'den mitinge bayrak sallarayarak siyaset yapmak ?
sosyalizim miting alanlarinda degil hayatin tüm alanlarinda sosyalistler tarafindan
yasanarak ve yasatilarak yapilmali,
köylüye gidip onun anlayacagi bir dil'de , akademisyene gidip onun sahiplenecegi bir sekilde
yapilmali sosyalizim, yoksa yilda bir defa 1 Mayis'da yok Taksimde toplanalim yok sehir disindaki
ici bos kavga ile sosyalizim mosyalizim olmaz.....
bu olsa olsa, nostaljik bir bulusma olur, eski tüfeklerin omuzlari oksandigi bir halk toplantisindan öteye gitmiyor......
türk halki büyük bir kismi emekci sinifi insani olmasina ragmen, sol'dan habersiz, tek tanidiklari
kendilerinin de mensup oldugu bir din'in karsindaki insanlarin "solcu" oldugu dur.....
halbuki sosyal adalet, herkese esitlik, vergi hukukun demokratiklesmesi, toprak reformu,
feodalitenin ortadan kaldirilmasi, tüm vatandaslarin parasiz en yüksek egitim ve saglik sistemlerinin
devlet tarafindan sunulmasini birilerini bu halka en iyi sekilde bir sol partinin yapabilecegini
anlatmali.....
ve hele hele ne zaman Türk Solu sinifsal düsünmeyi birakip "mili" eksenli "kürd ulusal hareketinin" gönüllü yamagi olmaya kalkisti iste o zaman türkiyeli insanlarin türkiyeli soldan beklentileri de kesildi....ha türkes....ha apo diyen solcular, revisionizim'le suclandi....
halbuki kürd ulusal hareketin öyle marksist leninist olmak gibi bir idaasi partinin besinci kongresinden sonra tamamen olmadigi karara baglandi.....
kürd ulusal hareketi kendi bez parcalarinda orak ve cekice bile tehamül edemedi :)
ama türkiyeli insanlara umut olacak *sözüm ona türk solu, bu var olan sorunlara milli göz ile bakip
yorumlayan kürd milliyetcisi partiye sonuna kadar kader birligi yapti.......

yapmayanlari da bildik
revisionist, burjuva, parlamenter demokrat, sosyal fasist, amerikan usagi
natocu solcu, kautsyci, bernsteinci, yakistirmalari yapip kendince "asaglandi" :)
ve ne gariptir'ki bugünde bu jargonla kendilerini ifade etmekten de ali koyamiyorlar :)))))

ama olsun....
söyle güzelce bir karman corman yapin milletin önüne sürün
nasil olsa bu millet koyun sürüsü cakmaz degilmi :)?

28-04-2007, 13:19
"selam sanal alemin en keskin sanal devrimci arkadaslarim"

Ne kadar terbiyesiz bir hitap sekli bu. Tanimadigin insanlar hakkinda nasil konusuyorsun? Dayanagin nedir? Eger bir dayanagin yoksa sen sanal degil reel(!) bir terbiyesizsin.

Sevgili arkadaslar,
benim elestirilerim insanlarin mumyalanmasi ve bu sekilde ideolojinin pasiflestirimesine idi. Ben de sizler gibi, sosyalist ve devrimci ahlakin savunucusuyum, ML gencligin bezginligine kiziyorum. Her nesil biraz daha depolitize ediliyor, yeni Deniz Gezmis'ler yetistirme sansi azaliyor. Gorunus bu, bu anlamda varolanlara sahip cikilmasina kesinlikle karsi degilim. Benim karsi oldugum sey, saygi gostermeliyiz! gibi yapilan dayatmalar ve kisilerin kutsallastirilmasi.

Buradan yapilan propagandaya kesinlikle destek veriyorum, Invitatio gibi unsurlarda eger benden feyz alarak patavatsizlik etmislerse, onlarin adina da ozur diliyorum.

habilis
28-04-2007, 13:51
seyid rıza dedemizin sözüne uyuyor ve zalimin önünde diz çökmüyoruz.



8O

28-04-2007, 15:25
respendial demiş ki (Mesaja Bak): *
Mesaja bak dimi :)
O bir alintiydi, sagina sopluna " ekleyip, yorum yazacaktim baska birsekilde devam etti yazi. Sonra girip editlemek istemedim. Senden de ozur dilerim o zaman bu seni hayret dolu smaylilere gomen davranisim icin.

InVitatio
28-04-2007, 16:55
sevgili respendial
sen neden alindin "sanal devrimci" dememe anlamis degilim.....
ama su klavey'ye ellerim degmisken sorayim bari

Sen'ce Deniz Gezmis Marksist Leninistmiydi `?
Marksist Leninizim ile Atatürkcülügü ve onun kazandirdigi degerlerin bir biri ile iliskisi varmidir ?
Hakimiyet Kayitsiz Sartsiz Milletindir ile Proleter Dikta'nin ne gibi bir biri ile benzerlikleri var ?
Eger Deniz Gezmis Marksist Leninist ise, bunu kendisi Savunmasinda neden dile getirmemistir ?

Ordu Görveve naralari atanlar ile Demokratik Sosyalizim ile ne gibi bagi olabilir ?
Milli Demokrati Devrim Hakkinda ne düsünüyorsun ?
Mahirlerin PASS'i bunlarin neresinde ?

evet merakla hem senin hemde sözüm ona devrimcilerin cevaplarini bekliyorum



Edit : Ben Senin Yalanlarin *Ve Hilelerinle Bas *Edemedim, *Bu Bana Dert *Oldu
Bende *Senin Önünde Diz *Cökmedim, Buda Sana Dert Olsun...
Seyid Riza


Seyid Riza bu sözü kime karsi demektedir ?
Seyid Riza'nin gözünde zalim olan kimdir ve neden zalimdi oldugunu savunur kendisi ?

aziz_antuan
28-04-2007, 18:39
merhaba ben antuan. yeni sayılırım bu sitede.

şunu belirtmek isterimki ; bu üç masum genç gerçektende suçsuzdu, ideolojileri yüzünden öldürüldüler. çok acı bir şey bu . ben siyasete pek girmem , fakat fikrimi belirtmek istedim .

sevgilerle

(katolik )aziz antuan

28-04-2007, 20:58
Sevgili InVitatio,

benim kararim neyi degistirecek, ne kadar gereksiz sorular. Eger bu cevaplar uzerine soyleyecek birseyin varsa soyle. Banane senin su sordugun seylerden, benim hangi dedigime antitez olusturuyor? Sanal devrimciler demene alinmadim, davranisin terbiyesiz oldugunu soyledim, neden dersen :) ile ;) arasindaki farki biliyorum, bu yuzden. Bu sorularin cevabi benim dediklerimi tersine mi cikartacak? Laf...

Not: Yazdiginin yarisi kadar oku, banane Seyid Riza'dan, yazinda ne isi var dersen az yukarda belirtilmis.

Sevgili habilis,

sende su smaylilerle konusma, neyse soyle, sasirdim, uzuldum, guldum. Biz oturup size noktasina virgulune kadar dikkat ederek yaziyoruz.

28-04-2007, 21:24
ne vakit hurlugun barisin askina
bir cigara atmissak denize
sabaha kadar yandi durdu

Cemal Sureyya

spartacus
28-04-2007, 21:37
Nasil ahlakli yasamak icin din gerekmiyorsa, insanlik onuru icinde bir idol gerekmiyor.

Sevgili Respendial, katılıyorum.

Bizlerin hiç ama hiç bir kutsala ihtiyacı yoktur, bir türlü anlamadğımız şu, inanç üzerinden fili durum oluşturmak yada en basitinden işi inanç noktasına getirip buradan işlemek, rengi ne olursa olsun, nasıl olursa olsun, ölgündür, bitmiştir, kendi köklerini kurutmuş yapraksız ağaç olmaktır bu. Tabu nedir, kutsalın yüzüdür başka bir şey değildir, ve biz cidden, hiç kimse yanlış anlasın istemem, ama tarikat zihniyetini aşamadık, kolay aşacağımızıda sanmıyorum.

Gerçi özelde konu etmiştim
Benim müritliğim ilk anne dediğim günden mirastır. Bunu dedim böyle düşündüm, böyle gördüm, nasıl olursa olsun toplum göl gibidir, ne seviyeye kadar girersek girelim mutlaka bir yerimiz ıslanacak ve biz hiç birimiz bu toplumdan soyut olmayacağız. Bize önce sınrılarımız çizilir, sonra tabularımız gelir, sonra sembollerimiz gelir ve gelecekte ne olmamız gerektiği yönünde bir yığın idoller aşılanır. Genel yetişim olarak söylüyorum, öyle yada böyle, bu şekilde yetişiriz.....

Ama demek ki hayatın her alanında, tabunun soğuk yüzünü kırmak zorundayız, bunun kişisi, inancı yok ayrımsız hepimizin, her inancın. Dünyaya kavanozlar içinden bakmamalıyız, bir şeye inandığımız için değil gerçekten o şeyin gerekliliği için ter dökelim, ama önce bunu bir anlayalım...

Ne için yapıyorum, inancım(kutsal anlamıyla) için sözlerinin arkasında bulacağımız, körleşmiş ve artık zerre kadar diriliği kalmamış ölgünlükten öte hiç bir şey yok...

O ipte bizlerden herhangi biriside olabilirdi, zaten aslende öyleydi, bizlerden birisiydiler, düşündükçe yeri gelecek üzüntü duyacağız, belkide bu üzüntü bile çok görülecek, ama asıl üzüntü, o ipte olanda bizdik ve biz kendimize ağıt yakıyor yada kendi ölülerimizi birer siyasi malzeme yapıyoruz, işte asıl kutsalın soğuk yüzü burası işte asıl tabularımız böyle hayat buluyor ve bunu anlayabiliyorum, bu gün ise bu kör bakışdan rahatsız oluyorum. Onlar birer tabu değillerdi, Onları idolleştirmekde bana göre asıl ipi çekmekten başka bir şey değildir!
------------------------

Tarihe bakalım, yüzlerce, binlerce, onbinlerce insan, savaşmış, ölmüş, öldürmüş, açlıktan ölmüş, vebadan kırım kırım kırılmış, diliyle ölmüş, rengiyle ölmüş hatta diniyle ölmüş....., devamda ediyor, oysa ortada aslen karşıtı olmayan tek bir cephe var ve aslen savaşlarda dahi tek bir kitle. İnsan. Neresinden bakarsak bakalım, cephenin her iki ucundakilerde aslen bizleriz, düşmanda biziz, dostta biziz, hepside insanlığımız. Bir bütün halinde insanlığımız, kavanoz insancıkları değil, öyle hacıyatmazlar değil, etiyle, buduyla herşeyiyle bağıran insanlık. Kısaca biz, hepimiz!

InVitatio
29-04-2007, 04:06
sevgili spartakus,
sorun aslinda su....bu tip insanlarin ne zaman basi sigisca hemen toplumun önüne bir
"türlü" sürüyorlar.....ne var bu türlünün icerisinde.....
1 kg atatürk....250gr atatürkcülük....150er gram demokrasi...laiklik......500er gram
devrim....300gr sosyalizim.....Deniz Gezmisler, Mahir Cayanlar, Ibrahim Kaypakkayalar.
Mihri Belli'ler, Che'ler vs vs.....500er gram marksizim / leninizim / maoizim haaaa iki de
nazim hikmet siiri yazdikmi .....oldu bu is......
sür milletin önüne bu türlüyü nasil da yiyorlar bak gel gör......
bir biri ile celiskili siyasi fikirleri bir birine yakinmis gibi gösterip bir gercek anlamda cözüm müs
gibi sunmak neye hizmet ?

commandante
04-05-2007, 10:34
güncelleyelim

04-05-2007, 10:46
"bu tip insanlarin ne zaman basi sigisca hemen toplumun önüne bir "türlü" sürüyorlar"

Bu adamlari toplumdan ayiran nedir? Insani hedef alan fikirler, ideolojiler toplumun dusuncelerinin eseri degil midir? Demokrasi, laiklik, sosyalizm toplumun icadlari degil mi? O zaman ister turlu yapar ister corba.

04-05-2007, 11:07
denizler sana hiç bir miras bırakmamıştır respendial.

denizler yokluğu gördüğü anda diz çökmeyen insanlardı. senin gibi devletin baskı unsurlarını içine sindirmiş birisine hiçbir şey bırakamazlar.

yaşasın 1 mayıs 1977 mantığıyla taksim'de halkını biber gazından geçiren insanlara hiç bir şey bırakmamıştırlar.

sadece cebine bakıyorsun, orda ne varsa hayatında o.

04-05-2007, 12:40
"senin gibi devletin baskı unsurlarını içine sindirmiş birisine hiçbir şey bırakamazlar. "

1 tanisiyor muyuz?
2 mirasi idol bagimlisi insanlara birakmistir.
3 adam gibi oku analiz et anla ve geri gel

InVitatio
04-05-2007, 13:12
vallaha ben tüm iyi niyetime ragmen
marksizim leninizim ile atatürk arasinda bir bag kuramiyorum !
proleter dikta ile hakimiyet kayitsiz sartsiz milletin'dir arasinda da bir bag kuramiyorum....
deniz gezmisin savunmasina bakarak sosyalist olduguna bile inanmiyorum.....
adam sosyalizim savuncagi en güzel yerde mahkemede kendisini atatürkcü ilan etti.....
ibrahim gibi ser verip sir vermedi ama olsun
milllet nasil olsa cakmiyor salla salla ortaya at .....
birde "allahcilara" diyorsunuz görmediginiz seye nasil iman edersiniz diye...
ya gözümüz ile görüp de yanlislara göre göre neden diretiyorsuz o zaman ? bende bunu anlamis degilim...

04-05-2007, 14:37
Sevgili InVitatio,

Sosyalistlerin Ataturk'u benimseyebilmelerinin sebebi, Ataturk'un monarsiyi yikmasi ve buyuk bir devrimci olmasidir. Koroglu'da ayni ortak eksende devrimciler tarafindan benimsenmistir. Devrimcilik ozunde budur zaten, bolubeyidir, hlafettir. Ama bu sebeple, bir sahsi (Ataturk), bir ideoloji ile kiyaslamak sacmalik.

Ikinci onemli konu, mutlak dogrunun olamayacaginin bilincindeki demokratlar, dusuncelerini beton bir duvar gibi koyamazlar. Bunu Allah yapar, bu sebeple solcular kendi aralarinda bu kadar tartisirken, dini sitelerde kek tarifleri verilir, ABD'ye beddua edilir. Demokrasi yasa gibi islemelidir, yani insanin o anki ihtiyaclarina ve dogrularina gore degisebilir, elestirilmeli, tekrar tekrar analiz edilmelidir. Bu anlamda Dogu Perincek Maoculuktan dondu ifadesi sacma kalir. Ona bakarsan bu forumdaki bir cok arkadas "Donek muslumanlardir" demeliyiz (ben haric ben ateist buyutuldum). Ne senin turlu zannettigi sey Kemalizmin acigidir ne de sahislar bir ideolojinin teminatidir.

04-05-2007, 21:21
Sevgili invitatio,

olayi daha karmasiklastirmanin alemi yok. Demokratik tavir teoride bir tanedir, bir kavramin once demokrasinin ozuyle celismemesi lazim. Demokratik Islam olabilir mi? Nudist (ciplaklik) Islam olabilir mi?

"mmhmmm fransiz jakoben devrimciligi gibi yani ?"

Kisileri tartismayalim, ben sana Koroglu demisim daha ne istiyorsun? Ben sana sadece kendi yaptiklarimin hesabini verebilirim.

spartacus
04-05-2007, 23:01
Sevgili InVitatio
Şu söylediklerin nedir biliyormusun(kulplu demokrasi örneklerşn) sindirim problemidir, hazımsızlıktır, o yüzden herkes bir kulp takmıştır. Kısaca birinciler asıl, ikinciler ise kitle psikozudur(çekmek)

Taraftarlığın olduğu yada hakim kılınmaya çalışıldığı yerde orada demokrasiden bahsetmek mümkün değildir.

"milliyetci(1) demokrasi(2)
liberal(1) demokrasi(2)
Dierlerinde numara belli....

muhafazkar demokrasi
sosyalist demokrasi
sosyal demokrat
liberal demokrat
demokrat da demokrat"

dilaver
04-05-2007, 23:18
vallaha ben tüm iyi niyetime ragmen
marksizim leninizim ile atatürk arasinda bir bag kuramiyorum !
proleter dikta ile hakimiyet kayitsiz sartsiz milletin'dir arasinda da bir bag kuramiyorum....
deniz gezmisin savunmasina bakarak sosyalist olduguna bile inanmiyorum.....
adam sosyalizim savuncagi en güzel yerde mahkemede kendisini atatürkcü ilan etti.....
ibrahim gibi ser verip sir vermedi ama olsun


* * * *sevgili invitatio

* * * *sosyalizm 6.000 senelik bir mücadeledir, insanlık tarihinin % 3 üne tekabül eder ve daha birhiçtir, başlangıçtır. Sosyalizm emegin özgürleşmesi mücadelesidir ve sınıfların ortaya çıkışı ile başlamıştır. Sermaye son tahlilde yabancılaşmış emektir ve emek bu yabancılaşmaya karşı ile mücedele ile sosyalizme ulaşır.

* * * *Ütopik sosyalistlere de biz sosyalist diyoruz ama ütopik de diyoruz, neden mi pratikten kopuk oldukları için. Emegin her mücadelesi, emek için verilen her mücadele öznel güdülerden bagımsız olarak objektif olarak sosyalist nitelik taşır, sınıfsal nitelik taşır.

* * * *Emperyalizme verilen her mücadele, her bagımsızlık mücadelesi emegin yanındadır, emegin karşısındaki emperyalist zincire darbe vurur ve bu anlamda da sosyalizmle birliktedir.

* * * * İbrahim Kaypakkaya nın daha fazla marksist kitap okuması onu sosyalist yapmıyor. Sonuçta onun tahlilleri de ülke gerçeginden kopuktur, köylülügü ön plana çıkarmıştır, maoizmden etkilenmiştir ve her üçü de - hem deniz, hem mahir hem de ibo bu anlamda teorik olarak sınıflardan kopukturlar, işçi sınıfından kopukturlar ve ML teoriden kopukturlar. Ama objektif olarak her üçü de ve de temsil ettikleri siyasi örgütler de sosyalizm safındadırlar, 6.000 senelik emek mücadelesinin tarafındadırlar.

* * * * Bu elbetteki oldukça yüzeysel bir tahilidir ve teorik içeirikten yoksundur. Nasıl ki herhangi bir işçiyi de emekten yana degil diye dışlayamıyorsak bu konuya da böyle bakmak zorundayız. Ama iş bolşevik olmaya geldigi zaman, partili olmaya geldigi zaman sizin dediginiz kıstaslar geçerli olabilir.


* * * * *saygılarımla

07-05-2007, 00:15
Demokrasi ve Humanizm'i "en-kapsayan" olarak goruyor muyuz? Onur ile onursuzluk arasindaki kriter budur.