Felâsife
13-07-2017, 01:23
Türk zeki değildir.
Veya
Türkler zeki değildir.
Medyada sıradan bir tartışma da bile geçer bu söz ama bir o kadarda doğrudur bu söz. Hatta bu forumda da görmüştüm, Türkler hakikaten zeki değillerdir. O sözün altına bende imzamı atarım.
Tabi bu bir "genellemedir" ve hepsi böyle demekte yanlış olur.
Fakat genede başka milletlerde görülen "ZEKİ" kavramını istesenizde Türk toplumuna monte edemezsiniz. Tarihte çok örneği yoktur çünkü... Türkün okumaması Kutatgu Bilig'te bile eleştirilir. Görünürde çok saçma sapan işlerde yapabilirler, yapıyorlarda netekim. Bu aslında her toplumda da aşağı yukarı vardır zaten, sadece Türklere has bir durumda değildir. Çoğu toplum zeki de değildir.
Zekâ deyince İngilizler favorimdir.
Tabi Türklerde ki durum değişiktir.
Çünkü Türkler "DUYGULARIYLA" hareket ederler. Duygusaldırlar, bu yüzden okumayı da sevmezler, tarihlerini de çok bilmezler. Öyle ince hesap, entrika, uzun vade plan filan da beceremezler, işleri açıktan olur.
Bu geçmiş tarihlerde de böyleydi, şimdide böyle, görünen o ki gelecekte de böyle olacaktır!
Türkleri zeki değil diye küçümsemek, yok saymak, doğru bir yaklaşımda değildir, zira yapısı budur, genetiği budur. Toplumlarda öyle ha deyince değişmezler.
Türklere zeki değil diyenler, aptal olarak gören büyük milletler ya da YÖNETİMLER diyeyim, doğrusuda odur, (Halklar bir birleriyle uğraşmazlar), yönetimler uğraşır anca.
Öyle büyük bir hata yaptılar ki, resmen APTAL durumuna kendileri düştüler. Şimdi gerçekte saçmalayanlar onlar oldu.
Peki neydi bu hataları denirse?
Türklere renklerini belli etmeyeceklerdi! yani 2016 darbe!
İşte bu en büyük hataları bu oldu, sözüm ona o ZEKİLERİN.
Tabi darbe başarılı olsa bizler Fetö diye bir şey genede bilmeyecektik, kimse bilmeyecekti, TSK yaptı bilecektik... Plan öyleymiş... Aslında plan kendi içinde mükemmelmiş, karda yürü izini de belli etme!
Lakin darbe duvara toslayınca, B planları da olmayınca, arkasında kimler varsa, bir gecede kabak gibi meydana çıkması, her şeyi alt üst etti.
Tarih boyunca bu milleti hiç araştırmamışlar, hiç analiz etmemişler anlaşılan.
Farkında mısınız?
Darbenin hemen ertesi sayılacak bir zamanda, ordu Fırat kalkanı deyip direk Suriyeye girdi, giriş o giriş... Bu herkeside şok edecek bir biçimde oldu, oysa Generallerinin yarısıda yokken, hapse atılmışken, ordu yıpranmışken en zayıf oldukları düşünülen bir zamanda yaptılar bunu.
Peki bunun sebebi neydi?
Üstte dediğim gibi üst akıl rengini, niyetini belli etti.
Eğer belli etmeselerdi Türkler Suriye'ye asla giremezlerdi, zaten de giremediler. Bunun sebebi kim dost, kim düşman, amaç ne, plan ne? olayı çok bilemiyorlardı.
Darbenin sabahı resim kabak gibi meydana çıkınca, işin rengi değişti. Mesele varlık yokluk meselesine dönüştü. Darbe, sadece halkın değil, baştakilerin bile gözünü açtı yani.
Savunmada olan anlayış, içerde ve dışarda atağa geçti.
Denilebilir ki bu resim zaten vardı, kim dost kim düşman zaten belliydi, bunun için beklemek niye denirsede, olay üstte bahsedilen meseleye gelir. Yani Türkler zeki değildire gelir.
Duygular böyledir, tehlike önünüzde olsa bilemezsiniz, koynunuza girsede göremezsiniz. Zaten de göremediler, görememişler. Anca canınız yandığı anda ayıkırsınız ki işte bu darbe denilen şeyde, bunu sağladı.
Canı yaktı ve Duyguları harekete geçirdi.
Artık en zeki planlar, en dahiyene hamleler işe de yaramaz... üst akılın hükmü bitti... ZEKÂ kendi sınırına geldi dayandı, fazla ihtiras edip diğer alanada hükmetmek istedi, DEŞİFRE oldular...
Artık ordu gerekirse Arabistana bile girer, Amerikaymış, Rusyaymış, Avrupaymış takmaz. Atağa atak, hamleye hamle!
İş o dereceye geldi çünkü, daha doğrusu getirdiler.
"Eşeğin canı yanınca, atı geçermiş!"
Sizin DARBE ile ne işiniz var, zaten her yerde adamınız varmış, İstediğiniz ayarı veriyordunuz. İstediğinizi dinliyordunuz. En önemlisi de sağa sola hareket ettir miyordunuz. Hep savunmada kalmaya zorluyordunuz. Mükemmel bir siyasi KİLİT 'e sahiptiniz.
Peki ya şimdi?
O geçti artık, kilitler serbest kaldı!
Demek ki ZEKÂ denen şeyde bir yere kadarmış, böyle olacağını üst akıllar da hesap edememiş.
Büyük devletler büyük planlar yapmışlar, yıllarca bu uğurda mesai harcamışlar, sonuç; Keskin sirke küpüne zarar verdi!
Hasılı bu konuda esas diyeceğim de şudur ki, devletler, planlar, dalavereler, dümenler gelir geçer, yalnız bir şey hep bâki kalır.
O da ne ZEKÂ, ne de DUYGU ikiside bir birinden ÜSTÜN değildir... Her ikiside hayatta kendine has %50 lik bir paya sahiptir.
Bunu %51 yaptığınız anda diğerinin alanına girer ki bu da ters teper.
Bir insan kendini ÇOK zeki, karşınıda aptal görüyorsa ; yanılır.
Bir insan kendini ÇOK duygusal, karşısını zavallı görüyorsa o da ; yanılır.
Toplumlarda böyledir, kimse kimseden üst/alt değildir.
Zaten ÇOK diye bir şey de yoktur, AZ diye de bir şey yoktur, bu mantığa güvenilmez, bu bir yanılmacadır. Bu şeylerin hayatta ki payı en fazla %50 dir. Az/Çok olmasının bir faydası yoktur.
Bu %50 yi alıp, %100 müş gibi zannetmek, helede buna ÇOK demek, havalara girmek zaten baştan hatadır.
Böyle %100 bir insanı veya toplumu tarihler yazmadı, yazamazda.
Sözün özü: Türkler zeki değildir, doğrudur, ama bu başka hiç bir şeyde değildir anlamına gelmez. Eğer zeki değil diye, hiç bir şey değildir anlamı çıkıyorsa, o zekâda ciddi problemler vardır.
Toparlayacak olursam, zekâda duyguda bir birlerine muhtaçtır. Bunlar bir birleri olmadan olmazlar, olamazlar.
Hele ki zekâ ve duygular bir bedende cilveleşebiliyorlarsa -ki amaç odur normalde- bu bedenden YENİ biri çıkar. O artık ne ZEKÂ ne de DUYGUDUR. O yep yeni birisidir.
Merak etmeyin bu anlamda dünyada zaten CİLVELEŞİYOR sayılır, onun cilveleşmesi sert olabilir, kan gövdeyi götürebilir, ortalık toz dumana karışabilir, KAOS tan başka bir şey gözükmeyebilir lakin gören için, BÜYÜK RESİME göre ZEKÂ ve DUYGU karşı karşıya çoktan geldi.
Bu tantana bunun için bu kadar ses getirdi zaten.
Bir birlerini tartıyorlar, süzüyorlar, inceliyorlar ve en önemliside anlıyorlar.
Yani iş sadece BİRLEŞMEYE bakar!
Birleşince ne mi olacak?
İki şey birleşince ne oluyorsa o olacak...
---
Bu DARBE konusunda bir forumda ilk kez böyle bir şey yazıyorum, başka yazacağımı da zannetmiyorum, gerekte yok çünkü, neticede BÜYÜK RESİM çoktan belli oldu, 1 yıldır meseleyi bende gözlemliyorum elbet, ortada bir sürü komplo teorileri de elân uçuyor, ama artık komplo momplo da kalmadı ki bitti...
BUNDAN SONRASI HAMLEYE HAMLEDİR !...
Bunun daha ötesi, komplosu, teorisi olmaz... Bu konuda iyi bir GÖZLEMCİ olduğumu da düşünüyorum.
Türk deyince ne aşırı sevmek ne de aşırı nefret gibide bakmıyorum olaya. Her hangi bir nefretim olmadığı gibi, her hangi bir tutkumda yok, sonuçta TESADÜFEN doğmuş birinin, bu bilince erenin, ırk gibi bir saplantısı zaten olamaz.
Tesadüf şiirim bu konuda referansımdır.
Konuyu psikoloji bölümüne açtım, zira meselenin özeti direk psikoloji ile alakalı, DARBE de bir şeyleri hareke geçirdiği gibi, bir şeyleri de örttü.
Örtülen şey iflâs eden Zekâ.
Açığa çıkan şeyde Duygular.
Sevgiler
Veya
Türkler zeki değildir.
Medyada sıradan bir tartışma da bile geçer bu söz ama bir o kadarda doğrudur bu söz. Hatta bu forumda da görmüştüm, Türkler hakikaten zeki değillerdir. O sözün altına bende imzamı atarım.
Tabi bu bir "genellemedir" ve hepsi böyle demekte yanlış olur.
Fakat genede başka milletlerde görülen "ZEKİ" kavramını istesenizde Türk toplumuna monte edemezsiniz. Tarihte çok örneği yoktur çünkü... Türkün okumaması Kutatgu Bilig'te bile eleştirilir. Görünürde çok saçma sapan işlerde yapabilirler, yapıyorlarda netekim. Bu aslında her toplumda da aşağı yukarı vardır zaten, sadece Türklere has bir durumda değildir. Çoğu toplum zeki de değildir.
Zekâ deyince İngilizler favorimdir.
Tabi Türklerde ki durum değişiktir.
Çünkü Türkler "DUYGULARIYLA" hareket ederler. Duygusaldırlar, bu yüzden okumayı da sevmezler, tarihlerini de çok bilmezler. Öyle ince hesap, entrika, uzun vade plan filan da beceremezler, işleri açıktan olur.
Bu geçmiş tarihlerde de böyleydi, şimdide böyle, görünen o ki gelecekte de böyle olacaktır!
Türkleri zeki değil diye küçümsemek, yok saymak, doğru bir yaklaşımda değildir, zira yapısı budur, genetiği budur. Toplumlarda öyle ha deyince değişmezler.
Türklere zeki değil diyenler, aptal olarak gören büyük milletler ya da YÖNETİMLER diyeyim, doğrusuda odur, (Halklar bir birleriyle uğraşmazlar), yönetimler uğraşır anca.
Öyle büyük bir hata yaptılar ki, resmen APTAL durumuna kendileri düştüler. Şimdi gerçekte saçmalayanlar onlar oldu.
Peki neydi bu hataları denirse?
Türklere renklerini belli etmeyeceklerdi! yani 2016 darbe!
İşte bu en büyük hataları bu oldu, sözüm ona o ZEKİLERİN.
Tabi darbe başarılı olsa bizler Fetö diye bir şey genede bilmeyecektik, kimse bilmeyecekti, TSK yaptı bilecektik... Plan öyleymiş... Aslında plan kendi içinde mükemmelmiş, karda yürü izini de belli etme!
Lakin darbe duvara toslayınca, B planları da olmayınca, arkasında kimler varsa, bir gecede kabak gibi meydana çıkması, her şeyi alt üst etti.
Tarih boyunca bu milleti hiç araştırmamışlar, hiç analiz etmemişler anlaşılan.
Farkında mısınız?
Darbenin hemen ertesi sayılacak bir zamanda, ordu Fırat kalkanı deyip direk Suriyeye girdi, giriş o giriş... Bu herkeside şok edecek bir biçimde oldu, oysa Generallerinin yarısıda yokken, hapse atılmışken, ordu yıpranmışken en zayıf oldukları düşünülen bir zamanda yaptılar bunu.
Peki bunun sebebi neydi?
Üstte dediğim gibi üst akıl rengini, niyetini belli etti.
Eğer belli etmeselerdi Türkler Suriye'ye asla giremezlerdi, zaten de giremediler. Bunun sebebi kim dost, kim düşman, amaç ne, plan ne? olayı çok bilemiyorlardı.
Darbenin sabahı resim kabak gibi meydana çıkınca, işin rengi değişti. Mesele varlık yokluk meselesine dönüştü. Darbe, sadece halkın değil, baştakilerin bile gözünü açtı yani.
Savunmada olan anlayış, içerde ve dışarda atağa geçti.
Denilebilir ki bu resim zaten vardı, kim dost kim düşman zaten belliydi, bunun için beklemek niye denirsede, olay üstte bahsedilen meseleye gelir. Yani Türkler zeki değildire gelir.
Duygular böyledir, tehlike önünüzde olsa bilemezsiniz, koynunuza girsede göremezsiniz. Zaten de göremediler, görememişler. Anca canınız yandığı anda ayıkırsınız ki işte bu darbe denilen şeyde, bunu sağladı.
Canı yaktı ve Duyguları harekete geçirdi.
Artık en zeki planlar, en dahiyene hamleler işe de yaramaz... üst akılın hükmü bitti... ZEKÂ kendi sınırına geldi dayandı, fazla ihtiras edip diğer alanada hükmetmek istedi, DEŞİFRE oldular...
Artık ordu gerekirse Arabistana bile girer, Amerikaymış, Rusyaymış, Avrupaymış takmaz. Atağa atak, hamleye hamle!
İş o dereceye geldi çünkü, daha doğrusu getirdiler.
"Eşeğin canı yanınca, atı geçermiş!"
Sizin DARBE ile ne işiniz var, zaten her yerde adamınız varmış, İstediğiniz ayarı veriyordunuz. İstediğinizi dinliyordunuz. En önemlisi de sağa sola hareket ettir miyordunuz. Hep savunmada kalmaya zorluyordunuz. Mükemmel bir siyasi KİLİT 'e sahiptiniz.
Peki ya şimdi?
O geçti artık, kilitler serbest kaldı!
Demek ki ZEKÂ denen şeyde bir yere kadarmış, böyle olacağını üst akıllar da hesap edememiş.
Büyük devletler büyük planlar yapmışlar, yıllarca bu uğurda mesai harcamışlar, sonuç; Keskin sirke küpüne zarar verdi!
Hasılı bu konuda esas diyeceğim de şudur ki, devletler, planlar, dalavereler, dümenler gelir geçer, yalnız bir şey hep bâki kalır.
O da ne ZEKÂ, ne de DUYGU ikiside bir birinden ÜSTÜN değildir... Her ikiside hayatta kendine has %50 lik bir paya sahiptir.
Bunu %51 yaptığınız anda diğerinin alanına girer ki bu da ters teper.
Bir insan kendini ÇOK zeki, karşınıda aptal görüyorsa ; yanılır.
Bir insan kendini ÇOK duygusal, karşısını zavallı görüyorsa o da ; yanılır.
Toplumlarda böyledir, kimse kimseden üst/alt değildir.
Zaten ÇOK diye bir şey de yoktur, AZ diye de bir şey yoktur, bu mantığa güvenilmez, bu bir yanılmacadır. Bu şeylerin hayatta ki payı en fazla %50 dir. Az/Çok olmasının bir faydası yoktur.
Bu %50 yi alıp, %100 müş gibi zannetmek, helede buna ÇOK demek, havalara girmek zaten baştan hatadır.
Böyle %100 bir insanı veya toplumu tarihler yazmadı, yazamazda.
Sözün özü: Türkler zeki değildir, doğrudur, ama bu başka hiç bir şeyde değildir anlamına gelmez. Eğer zeki değil diye, hiç bir şey değildir anlamı çıkıyorsa, o zekâda ciddi problemler vardır.
Toparlayacak olursam, zekâda duyguda bir birlerine muhtaçtır. Bunlar bir birleri olmadan olmazlar, olamazlar.
Hele ki zekâ ve duygular bir bedende cilveleşebiliyorlarsa -ki amaç odur normalde- bu bedenden YENİ biri çıkar. O artık ne ZEKÂ ne de DUYGUDUR. O yep yeni birisidir.
Merak etmeyin bu anlamda dünyada zaten CİLVELEŞİYOR sayılır, onun cilveleşmesi sert olabilir, kan gövdeyi götürebilir, ortalık toz dumana karışabilir, KAOS tan başka bir şey gözükmeyebilir lakin gören için, BÜYÜK RESİME göre ZEKÂ ve DUYGU karşı karşıya çoktan geldi.
Bu tantana bunun için bu kadar ses getirdi zaten.
Bir birlerini tartıyorlar, süzüyorlar, inceliyorlar ve en önemliside anlıyorlar.
Yani iş sadece BİRLEŞMEYE bakar!
Birleşince ne mi olacak?
İki şey birleşince ne oluyorsa o olacak...
---
Bu DARBE konusunda bir forumda ilk kez böyle bir şey yazıyorum, başka yazacağımı da zannetmiyorum, gerekte yok çünkü, neticede BÜYÜK RESİM çoktan belli oldu, 1 yıldır meseleyi bende gözlemliyorum elbet, ortada bir sürü komplo teorileri de elân uçuyor, ama artık komplo momplo da kalmadı ki bitti...
BUNDAN SONRASI HAMLEYE HAMLEDİR !...
Bunun daha ötesi, komplosu, teorisi olmaz... Bu konuda iyi bir GÖZLEMCİ olduğumu da düşünüyorum.
Türk deyince ne aşırı sevmek ne de aşırı nefret gibide bakmıyorum olaya. Her hangi bir nefretim olmadığı gibi, her hangi bir tutkumda yok, sonuçta TESADÜFEN doğmuş birinin, bu bilince erenin, ırk gibi bir saplantısı zaten olamaz.
Tesadüf şiirim bu konuda referansımdır.
Konuyu psikoloji bölümüne açtım, zira meselenin özeti direk psikoloji ile alakalı, DARBE de bir şeyleri hareke geçirdiği gibi, bir şeyleri de örttü.
Örtülen şey iflâs eden Zekâ.
Açığa çıkan şeyde Duygular.
Sevgiler