Orijinalini görmek için tıklayınız : 1 MAYIS
1 MAYIS MARŞI *
Günlerin bugün getirdiği baskı zulüm ve kandır
Ancak bu böyle gitmez sömürü devam etmez
Yepyeni bir hayat gelir bizde ve her yerde
1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı
Yepyeni bir güneş doğar dağların doruklarından
Mutlu bir hayat filizlenir kavganın ufuklarından
Yurdumun mutlu günleri mutlak gelen gündedir
1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı
Vermeyin insana izin kanması ve susması için
Hakkını alması için kitleyi bilinçlendirin
Bizlerin ellerindedir gelen ışıklı günler
1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı
Ulusların gürleyen sesi yeri göğü sarsıyor
Halkların nasırlı yumruğu balyoz gibi patlıyor
Devrimin şanlı dalgası dünyamızı kaplıyor
Gün gelir gün gelir zorbalar kalmaz gider
Devrimin şanlı yolunda bir kağıt gibi erir gider
1 Mayıs *işçi sınıfının “ birlik, mücadele, dayanışma günü”. *Chicago’da 1884’de toplanan *Trade-Unıons kongresinde “ 1 Mayıs 1886 dan başlayarak normal iş günü 8 saat *olarak saptanması ve tüm işçi örgütlerinin buna hazırlıklı olması” kararlaştırılmıştır. *1886 da yapılan grevlerde kanlı çatışmalar olmuş *ve sonuçta 1889 da bu savaşımlar ve mücadeleleriyle *1 Mayıs *işçilerin birlik, mücadele, dayanışma günü olarak *kabul ettirilmiştir. 1890 da bu gün işçi bayramı olarak alanlarda kutlanmıştır. *
* * * * * *Ama bunları kazanmak kolay olmamış, 1886 1 Mayısın da *yapılan genel grev eyleme katılanlar üzerine ateş açılması sonucu 10 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu olayların sorumlusu olarak 8 işçi lideri tutuklanmış ve bunlardan *4 ü idama mahkum edilmiş- infazları yapılmıştır. Amerikalı işçi lideri *Albert PARSAN *idama giderken;
“ suçsuzum *ben, tüm dünya biliyor suçsuz olduğumu. Cani olduğum için değil, işçi haklarını savunduğum için, sosyalist olduğum için asılıyorum” demiştir. *
Ülkemizde *1 Mayıs ilk kez 1906 da kutlanır. 1908 de Üsküp’te, 1910 da Rumeli’nin bazı şehirlerinde ve 1912 de ilk kez İstanbul’da kutlanmıştır. 1920 ye kadar savaş nedeniyle *kutlanamamış 1921 de işgal kuvvetlerinin yasaklamalarına karşın kitlesel 1 Mayıs gösterileri yapılır. 1922 *İstanbul ve Ankara’da iş bırakma ve mitinglerle kutlanır. 1923 yılında *İzmir’de toplanan İktisat Kongresinde 1 Mayıs *Türkiye işçilerinin bayramı olması benimsenir. Bu yılın 1 Mayısı İstanbul- Ankara- İzmir- Adapazarı’nda kutlanır. *1924 de *hükümet 1 Mayısı yasaklar. 1935 de *1 Mayıs bahar bayramı olarak tatil günleri arasında *yerini alır. Yarım yüzyıl sonra 1975 de İstanbul *Tepebaşı' nda *bir düğün salonunda kutlanır.
* * * * * * * İlk kez 1976 da görkemli bir şekilde DİSK’in organizasyonu *altında *Taksim’de *kitlesel olarak kutlamalar yapılır. 1977 1 Mayıs’ı *daha coşkulu, daha katılımcı bir şekilde iki koldan Taksim alanına yürüyen emekçiler ve yandaşları tarafından kutlandı. DİSK genel başkanı *Kemal Türkler kürsüde konuşmasını bitirmek üzereyken atılan silah sesleri ile beraber panik halinde kaçışan işçiler üstüne ateş açılmış, bu olaylar sonucu 37 işçi- emekçi insanımız hayatını kaybetmişti. 1978 1 Mayıs’ı da Taksim alanında daha coşkulu bir şekilde mitingle *kutlanmış ve 1977 olaylarının katillerinin bulunması istenmiştir. 1979 ve 1980 Taksim alanı işçilere emekçilere yasaklanmıştır. 1980 de 1 Mayıs kutlamaları da yasaklanmıştır. *Uzun yıllar sonra 1987'den *1992'ye kadar 1 Mayıs salon toplantıları ile *kutlandı. 1992 1 Mayıs'ı ilk defa yeniden alanlarda kutlanmaya başladı.
Ancak işçilerin 1 Mayıs Alanı olarak nitelediği Taksim'de 1 Mayıs kutlamaları 1979'dan beri yapılamıyor. Bu yıl DİSK 1 Mayıs'ı Taksim'de kutlayacağını açıkladı. Ancak Türk-iş ve Hak-iş buna katılmadılar. Türk-iş Kadıköy'de, Hak-iş ise Ankara'da kutlama kararı aldı.
Valilik ise 1 Mayıs'ın taksim'de kutlanmasına ısrar edildiği takdirde müdahale edileceğini duyurdu. Anlaşılan bu 1 Mayıs da sıcak geçecek.
Çağlayan'dan sonra da 1 Mayıs'ta olacağız.
İktidara karşı bir haykırış da Taksim'den olacak.
YAŞASIN 1 MAYIS
YAŞASIN BİRLİK MÜCADELE DAYANIŞMA GÜNÜ
Bundan yüzyılı aşkın bir süre önce emekçilerin ateşlediği fitil “Başka Bir Yaşam, Başka Bir Türkiye, Başka Bir Dünya Mümkün” diyenlerin yolunu bugün de aydınlatmaya devam ediyor.
Her 1 Mayıs’ta, bir yandan geçmişte yaşanan mayısların birinci günlerini yeniden anımsamak ve yeniden anımsatmak görevimiz var; öte yandan da gelecek güzel günlerde yaşanacak 1 Mayıslara olan inancı dile getirmek görevimiz var.
77 Bir Mayısı’nın sesleri kulaklarımızda.
77 Bir Mayısı’nda yitirdiklerimiz yanı başımızda.
Bugün, yeniden 1 Mayıs alanlarındayız.
Bugün, ellerimizde eşitlik, özgürlük ve adalet isteyen bayraklarımız var.
Bugün sesimize ses katma, yüreklerimizi yüreklerimizle birleştirme zamanı.
Bugün, neoliberal politikalara ve onların yaratıcılarına daha güçlü karşı durma zamanı.
Bugün, gericiliğe ve ırkçılığa karşı daha fazla dik durma zamanı.
Bugün, dünyadaki kardeşlerimizle birlikte bize dayatılan açlığı, yoksulluğu, sömürüyü, savaşı, gözyaşını ve acıyı yenmek için, kendi yaşamımızı ve geleceğimizi savunmak için, mücadele bayrağını daha da yükseltme zamanı.
Bugün, Türkiye’de, Ortadoğu’da ve bütün dünyada savaşa karşı barışın, kardeşliğin, bir arada yaşamın, adaletin ve dayanışmanın hüküm sürdüğü bir gelecek yaratmak için mücadelemizi kararlılıkla sürdürme zamanı.
Özlemlerle yüklüyüz bugün, umutlarla yüklüyüz.
Yitirdiğimiz tüm değerlerimiz 1 Mayıs alanlarında bizimle birlikteler.
Yapacaklarımız var daha, birlikte yazacağımız tarihler var.
Yürüyoruz inançla. Yürüdüğümüz bu yolda geride bıraktıklarımız bize ışık oluyor.
Bugün yeniden 1 Mayıs alanlarındayız ellerimizde bayraklarımızla.
Haydi, 1 Mayıs’a!
Haydi, 1 Mayıs alanlarına!
TMMOB
deli_cevat
28-04-2007, 11:47
taksimde bir mayıs kutlamak yasakmış peeeeh artık fotoğrafları çekerler sosyalistlerden önce sosyalistlerden sonra diye
Günlerdir "demokrasi" kavgası vermekten bitap düşmüş hükümet *1 Mayıs'ta ne kadar demokrat
olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Disk'in Taksim'de bir Mayıs 1977 anma çabası bir anda İstanbul'u
işgal altında bir ülkenin görüntülerine sürükledi.
Demokrasi yolunda cansiperane çaba(!) gösteren takiyyeci zihniyet demokrasiden anladığının sadece
kendi istediklerini yapmak olduğunu, koskoca kente işkence eden yöneticilerin kulağını çekemeyerek
bir daha gösterdi.
sodomo--
03-05-2007, 18:56
Evet, sözümona demokrat olduğunu söyleyen zihniyetlerin nasıl insanların üzerin gaz bombaları, sopa, tekme tokat ile gittiklerini gördük. Hele o STV'nin yayını tam anlamıyla mide bulandırıcı idi. Adamlar Taksim meydanına çıkan DİSK üyelerine "huzur bozucular" diyordu. Hem de spiker ağzından. Bir TV kanalının haber spikeri böyle çirkin yorumlar yapabilir mi, böyle ithamlarda bulunabilir mi? Sanki Saddam TV adamlar.
İstanbul Valisi ve Emniyet müdürü için Hürriyet gazetesi kampanya başlatmış katılın o kampanyaya ve bu çağdışı zihniyeti protesto edin.
1 MAYIS ın anlamı tam olarak nedir ?
sadece işçi bayramımıdır , sosyal demokratların öne çıktığı bir günmüdür ? yoksa bunların hiçbiri mi ?
Sitenin kapanması ile 1 Mayıs İşçi bayramını atladık.
Tüm arkadaşların bayramlarını kutluyorum.
Dünyanın birkaç yerinde, ülkemizde olduğu gibi yüz kızartıcı bir hal almış olsa da kutluyorum.
Marjinal gurupların sahiplenmeye çalıştığı ve senede bir gün bile olsa adlarını duyurmaya çalışsalar da kutluyorum.
Çünkü biliyorum.
Bu günün önemini,
Emeğin saygınlığını,
Güçlü olmanın aynı zamanda haklı olacağı anlamına gelmediğini,
Üreten emekçinin erdemini,
Veren elin alan elden üstün olduğunu.
Kısaca;
1 Mayıs İşçi bayramımız hepimize kutlu olsun.
Yönetimin takındığı tavrı, yerel kolluk kuvvetlerinin anlamsız ve dengesiz güç kullanmalarını şiddetle kınıyorum.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
"Bir proleter bayram gününü, sekiz saatlik iş gününü elde etme aracı olarak kullanma düşüncesi ilk kez Avustralya'da doğdu. Avustralyalı işçiler, 1856'da, sekiz saatlik işgünü lehinde gösteriler yaparak, toplantılar ve eğlenceler düzenleyerek, hep birlikte bir günlük iş bırakmaya karar verdiler. Bu kutlamanın yapılacağı gün olarak da 21 Nisan tarihi saptandı. Avustralyalı işçiler bu kararı, yalnızca 1856'da uygulamaya niyetlenmişlerdi. Ama bu ilk kutlamanın Avustralyalı proleter kitleler üzerinde çok büyük etkisi oldu, onları canlandırıp yeni bir heyecana yol açtı ve bu kutlamanın her yıl tekrarlanmasına karar verildi."
Devamı için * * * *; http://www.marksist.com/ceviriler/1_mayisin_kokenleri_nedir.htm
Daha fazlası için ; http://www.marxists.org/turkce/luxemburg/1890s/1894.htm
* * * * * * * * * * * * * http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=2381
Yaw, nerede bu sitenin komünistleri. Acemiye yaptırdığınız işi gelip temizleyin şimdi :wink:
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
Sanırım bu 1 Mayıs, iktidarı demokratik zanneden sosyalist gruplara ve bazı sivil toplum kuruluşlarına bir ders olmuştur.
Bundan en başta Disk iyi bir ders aldığını açıkladı ve artık Tandoğan-Çağlayan kitleleriyle beraber olacağını açıkladı.
Disk başkanı Süleyman Çelebi 1 Mayıs'ta yaşananları hayretle karşıladığını şu sözlerle ifade etti:
" Sıkıyönetim dönemlerinde dahi böyle birşey yaşamadık"
Sırada odalar var.
Taksimdeki Mühendisler odasına polis önce gaz bombası attı, daha sonra zorla içerdekileri almaya kalkıştı. MMO saldırıların sürdüğünü açıkladı.
Taksim'i engellemek için şehre girişi kapatan valilik 3 milyondan fazla insanı saatlerce trafikte gözaltına almış oldu. Binin üstünde katılımcı gözaltına alınarak kötü muameleye, işkenceye tabi tutuldu. Yol kenarında yemek yiyeni bile tokatladılar. İnsanlar yerlerde sürüklendi, sille-tokat dövüldü.
Valilik bu yetkiyi tek başına kullanamaz. Arkasında İçişleri bakanlığı ve hükümet vardır.
Tüm dünyada özgürce kutlanan 1 Mayıs, en büyük baskı ve şiddeti demokratik sanılan bu iktidar zamanında yaşamıştır. 1 Mayıs iktidarın demokratlık maskesini düşürmüş, dinci faşist yüzünü açığa çıkarmıştır.
Genelkurmayın web sitesinde yayımlanan bildiriye 2 saat içinde tepki veren AB'nin 1 Mayıs'ta yaşanılanları görmezden gelmesi ise manidardır.
spartacus
03-05-2007, 22:45
Her 1 Mayısda olduğu gibi bu 1 Mayıs'dada işin Siyasi partiler, Hükümetler değil, bu ülkede polis jopu, asker postalının varlığı ve buna rağmen demokrasinin olmadığı bir daha görmüş olduk. Burada gördük ki, Ahmet geldi Veli gitti, Ahmet etti, Veli etti, Ali yaptı Veli bozdu ile bir alakası yoktur.
Ben, ben solcuyum diyenlerinde, bilemediniz demokratım diyenlerinde iktidarda olduğu dönemleri bilirim, kendine solcu deyipde, solculuğu nasıl olurda kendilerine yakıştırırlar dediğim hükümetleride bilirim ve nedense yıllardır(ki yüzyıl deyin artık) bu ülkede "Türkiye laiktir Laik kalacak, Türkiye demokrasi ile yönetilen bir ülkedir, Türkiyede demokrasi vardır" sloganlarını atarken kendilerini kandıranlarıda.
Aslında konusu geçenlerde geçmişti, dümen; suyu ile devam eder, ölüm gösterilir hastalığa razı olacak hazır kitle zaten her dönem vardır. Dozajı ve kime ölümü göstereceğine göre kozlar değişir, olay budur. Tahtiravalli gibi, biri iner, diğeri çıkar, bu tahtiravalli oyunu aslında başka türlü oynanmaz!
Türkiye hiç bir zaman demokrasi ülkesi olmadı, hiç bir zaman laikde değildi, bu durumu hükümetler belirlemedi, ülkedeki düzen kısaca devlet kurumları, toplum yapısı belirledi. Bu toplumu yanıltmak hiçte zor değildir, 2 adet yapay olgu 2 adet de taraf kitle edindiniz mi gerisi çorap söküğü gibidir geriye 2 yapay düşman yada dost birde iyi bir masal doneleri buldunuz mu kahramanlar artık hazırdır(milyonlar gider peşlerinden), kimin kime alet olduğunu ise ancak darbe dönemleri sonrası göstermiştir. Bu anayasayı bu Hükümet mi yaptı? 1 Mayıs'ın meşru bir gün olması mücadelesi 1 yüzyılı bulmadı mı? Eee hani nerede? Taraftarlığın kurumlaştığı yerde bahsedilemeyeck olan tek şey demokrasidir ve 1 mayıs günü yapılan uygulamalarda Türkiyedeki kurumların ve toplumun yönetiliş biçimindeki faşizan bir yapıya sahip olduğunu gördük en azından uygulamada böyleydi, kimsenin demokrasisini görmüş değiliz, gördüğümüz ülkenin demokrasizliğidir.
Buyrun YÖK, böylesine bir kurumun eğitim üzerindeki varlığı dahilinde yeni nesillerin hangi demokrasi ile yönetileceğini düşünebiliyorsunuz? YÖK'e hayır diyen gençlere ne yapıldı ise, dün 1 Mayıs kutlamak isteyenede o yapılmıştır ve adres bellidir. Kafasını kırlaım, işte demokrasinin yanıtı bu, kafasını kırarsa o kafayı susturmayı başarmış olursun, bumudur demokrasi? Bu düpedüz faşizmdir(sindirmedir).
Yinede Hükümetin, Tandoğan ve Çağlayan'ın hıncını almaya, ülkede olan düzen çanak tutabilmiş ise demek ki yaprağı değil ağacın kökünü yargılayacağız.
Ne demek sen Köprüleri tutarsın, ne demek milyonlarca insanın geçiş yollarını kapatırsın, ne demek sen tünellerde insanları eksoz gazları ile zehirlersin ne demek sen insanların üzerine Biber gazı sıkarsın, sana bu gücü kim verdi?(düşman edebiyatı azizim düşman edebiyatı, 7 den 70 e hepimiz çevir kazı yanmasın dönemlerinde öyle yada böyle düşmanız)
Nerede yaşıyorsunuz, yaşıyoruz hiç düşündük mü? İşte düşman edebiyatının, işte bezirgan gemisini düşman kürekleri ile yürütenlerin, bu politikanın dönüp dayanacağı yer burasdır, ötesi yoktur, hatta şudur, bu düşman edebiyatının gelip dayanacağı ilk yerde kişinin aynadaki suretinde bile bir düşman görmesidir. Aynaya bakın, göreceksinizki düşmanınız orada!
İşte demokrasi, söylene söylene ne getirilen nede bitirilen demokrasi.
Kısaca korkulan şudur, bu toplum hep bir kurtarıcı aramış, yıllarca bunu kanıksamış, her istasyonda bir süpermen, her katmerli koltukda bir süpermen bulmuş, küçük murlu azınlık habire almış, üretenler ha bire vermiş, o vermiş o almış, o vermiş o almış, almaya doymamış, ee demiş veren gardaş hep veriyom yav, iyide ben ne olacam demiş, alan demiş ki, sende bu dünyada huzur bulamadın mı ne yapak ki bu bir sınav, öte dünyada ne huriler var ama demiş(bak hele bu eskiş yöntem), cık buna kanmayız artık demiş veren, o halde bak şu istasyonda süpermen var seni kurtaracak demiş, süpermen kim alanın çanak yalayıcısı! Nerede katmerli koltuklarda.
Kısaca Asgari Ücreti belirleyenlere bakarsın, İşveren temsilcisi, Hükümet(milyonların sesi ha duyunda inanmayın), İşçi temsilcisi(buda milyonların temsilcisi)
Bakalım tabloya bir tarafta bir avuç insan, diğer tarafta milyonlar mı var? Öyle görünüyor değil mi, ve ne hikmetse her hükümet istisnasız Asgari ücreti her dönem ev kirası altında imza atmıştır hemde 4 kişilik bir aileye göre, işverenin önerilerine kaygısız imza atmıştır, yani her asgari ücret tespit dönemi birilerinin milyonları satış dönemidir, kral çıplaktır. Demek ki neymiş bu ülkede demokrasi yokmuş. 1 mayısdaki tavır sadece bir sonuçtur. İşte emeğe, üretime, üretene, durmadan verene bu kadar değer veriyoruz demktir, yani herzamanki gibi, 01/05/2007 yılında değişen hiç bir şey yoktur.
Verenin süpermensiz, öte dünya masalsız kendi farkına varacağı tek alan 1 Mayıs alanıdır, bilmem bu korku bundan olmasın ?
Taksim ve civarında polisin biber gazı sıkarak, su fışkırtarak, coplayarak 1 Mayıs'ı kutlamaya çalışan insanları artık TV'den seyrediyorum. 1 Mayıs kutlamaza çalışmaktan telef olmuş bir kuşaktan olduğumu düşünüyorum. Bilirsiniz 12 Eylül döneminde bırakın 1 Mayıs kutlamayı, elimizde Cumhuriyet gazetesinin bile adını içe getirerek taşırdık. (Not: O yıllarda Cumhuriyet gazetesi darbeye karşıydı ve hatta İlhan Selçuk bir yazısında 12 Eylül için faşizm deme cesaretini göstermişti :) vay be ne günlerdi) *
87'de toplumun değişik kesimlerinde bir hareketlilik başladı. İşçiler yürüyordu, başlarında da sonradan aldığı Jaguar'dan dolayı adı Jaguar Şemsi'ye çıkan Maden-İş sendikasının başkanı Şemsi Denizer vardı. Biz öğrenciydik, yerimizde duramıyorduk. Boyuna jandarma ile kovalamaca oynuyorduk. Her yaptığımız şeye gelip saldırırlardı. Memurlar da örgütleniyordu. Biz de bir grup öğrenci olarak 88 yılında 1 Mayıs'ta pikniğe gitmeye karar verdik. 2 otobüs kiraladık ve tabii 1 Mayıs'tan birkaç gün önce hepimiz piknik çöantalarıyla birlikte Emniyet hücrelerine atıldık. Girişim başlamadan bitmişti. Gazetelerde falan hakkımızda yazılar çıkıyordu, niye bu çocukları tutuyorsunuz diye ama dinleyen kim. Bizim evlerimiz tala ediliyordu, boyuna dayak yiyorduk. Çıkarmayı planladığımız derginin yazılarını ele geçirip hepsini yoketti polis. 35 kişi falan gözaltına almış, 10'larca kişinin evini basmış ve çuvallar dolusu kitap götürmüşlerdi. Ayrıca elimizdeki birkaç daktilo ve dergi şablonları da gitmişti. Ben dernek yöneticisiydim. DGM'den çağırıp hakkımızdaki kararı tebliğ edeceklerini söylediler. Gittim, elime bir takipsizlik kararı, bir de küçük bit tomar kağıt ile kırılmış bir daktilo verdiler. Acayip moralim bozuldu. Günlerce içerde haksız yere tutulmuş, bir tomar dayak yemiş, evlerimiz talan edilmiş, çuvallar dolusu kitabımız alınmış ve bunun karşılığında *sırıtarak parçaladıkları daktilo'yu veriyorlardı. Eee, diğer aldıklarınız, en az 3 çuval kitap benim evden götürdünüz diyecek oldum, elindeki telsiz iki de bir öten sert bakışlı bir polis "istersen seni tekrar emniyete götüreyim, orda sorarsın devamını" dedi. İlk 1 Mayıs girişimimizdi. Yediğimiz dayakla kalmıştık. O yıl İstanbul'da bazı gruplar Talsim'e çıkmaya çalışmış ama hepsi gözaltına alınmıştı.
Ertesi yıl, 1989 yılı, İstanbul'da büyük bir miting yapılacaktı. Biz de üç kafadar arkadaş olarak katılmaya gittik. Mitingin ne zaman nerde olacağını bile kimseye söylemiyorlardı. İzinsiz, gizli bir mitingdi. Zaten 1 Mayıs mitingi için izin almak mümkün de değildi. Sendikalar böyle bir şeyi talep etmeye bile çekiniyordu. Nihayet İstiklal caddesinde başlayacağını öğrendik. Biz geldiğimizde bayağı bir kalabalık toplanmıştı. Gruba katıldık, daha 10 dakika geçmeden önce üstümüzden bir polis helikopteri geçti, arkama dönüp baktığımda ellerindeki copları sallaya sallaya gelen yüzlerce polis gördüm. Herkes çil yavrusu gibi dağıldı tabii. O zamanlar daha bu biber gazları falan yoktu. Coplarla pateküte girişirilerdi. Tabii insanlar sağa sola kaçışınca ezilmelker oldu, bazıları etraftaki dükkanların içine falan girmeye çalıştı. Polisler gruplar haline getirdikleri insanları yerlere yatırıyor, kimi zaman copluyor ve gözaltına alıyordu. Ben nasılsa hengameden kurtulmayı başardım ve kolumda çanta ile gazeteciymiş gibi dolaşmaya başladım. İnsan denizi kaybolmuş, İstiklal caddesi bir ayyakabı, çanta, bot, elbise parçası denizine dönüşmüştü. Daha üç beş dakika önce insan dolu olan cadde şimdi insan artıklarıyla doluydu. O yıl dağıtılan göstericiler yan sokaklardan değişik caddelere çıktılar. Polis bazı yerlerde ateş açmış ve sanırım ilk olarak polise taş atmalar o yıl başlamıştı. Yine dayak yiyen biz olmuştuk ama bu sefer sadece yaralanma değil ölen de vardı. Tarlabaşında Mehmet Akif Dalcı polis kurşunu ile ölmüştü.
Bir sonraki yıl 1 Mayıs'ta yine İstanbul'daydım. Yıl 1990. Bu sefer sendikalar seslerini biraz çıkarmaya çalıştılar ama elbette sert bir cevap alıp sustular. 1 Mayıs'ı işyerlerinde kutlama kararı aldılar. Bizim için bu kabul edilmez birşeydi. Ne yapıp edip 1 Mayıs kutlaması alanda olmalıydı. Yine hedef Taksim'di. Bu sefer önceki yıldan da kötüydü durum. Nerde ne yapılacağına dair bir bilgi de alamıyorduk. Ama biliyorduk ki yine birileri 1 Mayıs'ı kutlamak için Taksim'e gidecek. O gün yine iki arkadaşla buluşmak üzere anlaşmıştık. Ben bir saat kadar önce çıktım ve bir taksiye binip Taksim civarında bir tur attım. Ortadaki tablo inanılmazdı. Tam bir abluka vardı. İnsanlar grup grup toplanmış ve gözaltına alınmış, henüz arabalarla emniyete götürülmeden bulundukları yerde kimi zaman çömeltilmiş, kimi zaman yere yatırılmıştı. Taksim ve civarında kimsenin bulunmasına izin verilmiyor, turistler bile coplanarak uzaklaştırılıyordu. Bir yerde taksiden indim ve yürümeye başladım. Alanın biraz uzağında bir parkta polisler üzerimize doğru koşarak gelip yürüyen insanları coplayarak uzaklaştırdılar. İnanılmaz birşeydi. Ortada ne miting var ne birşey. Hiçbirşeyden haberi olmayan insanlar bile coplanıyordu. Sonradan öğrendiğimize göre bir yerlerde polis yine ateş açmış ve Gülay Beceren adında genç bir kız felç olmuştu.
1991'de DYP-SHP hükümeti kuruldu. 100 gün içinde iki anahtar ve demokrasi vaad ediyorlardı. Erdal İnönü'nün partisinin 1 Mayıs'ın alanlarda kutlanmasına izin vereceğini düşünüyorduk. Ne yazık ki yanıldık. 1 Mayıs öncesi sendikalar ile hükümet arasındaki gerilim yaşanıyor, kutlarız, kutlayamazsınız tartışması sürüyordu. Gazeteler 1 Mayıs yaklaştığında felaket tellallığına başlıyorlardı. Bizler 12 Eylül öncesine dönmek isteyenlerdik. Evren'in başlattığı "12 Eylül öncesine dönmek mi istiyorsunuz" söylemi hala çok güçlüydü. Sendikalar bu sefer de 1 Mayıs'ı salonda kutlamaya karar verdiler.
Artık bizim de hevesimiz kırılmıştı. O yıl 1 Mayıs'a falan gitmedim. Ertesi yıl da 1 Mayıs salonda kutlandı. Ben ertesi yıl da 1 Mayıs'a gitmedim. 93, 94, 95'de Abide-i Hürriyet meydanında sakin kutlamalar oldu, bir olay çıkmadı. 96'da ise başka illerden mitinge katılmak için gelenler engellenmeye çalışıldı. Yanılmıyorsam biri tren garında olmak üzere üç kişi polis ateşi ile öldü. Olay miting alanına gelince mitingdeki hava da sertleşti. Kürsü bazı radikal-devrimci örgütler tarafından bir süreliğine ele geçirildi ve hoş olmayan tablolar yaşandı. Sonraki yıllarda da 1 Mayıslar hep sorunlu yaşandı.
Kısaca hükümetler geldi, geçti. ANAP varken de dayak yiyen biz oluyorduk, DYP-SHP deöneminde de, DSP'li hükümetler döneminde de. Şimdi hükümette AKP var, yine polis elinde copla adam dağıtıyor. Yarın hasbelkader CHP hükümete gelse farklı bir tablo olmayacağına da eminim. Sonuçta 1 Mayıs'ın barışçıl, özgür bir biçimde kutlanması şu yada bu hükümete bağlı değil, demokrasiye bağlı. Demokrasi de pek gelecek gibi durmuyor.
İstanbul Valiliği, 1 Mayıs kutlamalarının Taksim'de yapılmasına izin verilmeyeceğini açıkladı.
Her 1 Mayıs'ta aynı terane..
Önce 1 Mayıs'ın tatil edilmesi yönünde yasa çıkarılacağı umudu verilir.
Bırakın tatili, Taksim'e dahi izin vermedikleri gibi dayaksız, olaysız bir kutlama yaşatmazlar.
1 Mayıs'la ilgili 1-2 not düşelim:
Şikago Samanpazarındaki gösteri ve olaylar 1 Mayıs'ta değil 4 Mayıs'ta olmuştur.
1 Mayıs, grevin başladığı gündür.
İkincisi, Şikago'daki bu grev ve gösterilerin tertipçisi sosyalistler değil, Anarşistler idi.
Anarşistler o dönemlerde oldukça güçlüydüler ve işçi hareketleri üzerinde de etkiliydiler.
Üçüncüsü, Grev kırıcılarla meydana gelen çatışmalar sırasında nereden ve kimler tarafından atıldığı belirlenemeyen bir bomba ortalığı karıştırdı ve çıkan çatışmada 7 polis ile 4 işçi öldü.
( Ölen işçi sayısının 10 olduğuna dair bilgiler de var.)
11 Kasım 1887 günü Anarşist işçi liderleri Parsons, Engel, Fischer ve Spiess idam edildiler. Louis Lingg idamından bir gün önce hücresine gizlice getirttiği mermileri ağzında patlatarak intihar etti.
http://revcom.us/a/may1/haymark.htm
http://zamak.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000004977459
1 Mayıs Pazarlığı:
Sendikalar 1 Mayıs gösterilerinin Taksim'de yapılmasından vazgeçtikleri takdirde 1 Mayıs'ın resmi tatil yapılabileceği söyleniyor.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=253310
Bence Taksim tavizi verilmeli.
Taksim'e 1 Mayıs 1977'nin anısına bir anıt dikilebilir ve her yıl işçi temsilcileri gösterilerden önce bu anıta çelenk koyup bir anma töreni düzenleyebilir.
Asıl gösteriler ise daha geniş ve çevresi serbest bir alanda yapılır.
1 Mayıs 77 gecesi afişlemeden dolayı nezarete alınmıştım. Katliamdan sonra, gelenlere yer açılsın diye bizi bırakmışlardı.
1 Mayıs 78'de ise Taksim'deydik ama kendimi hapiste hissetmiştim.
Çünkü 77 katliamı aklıma geliyordu ve binalarla çevriliydik, bir provakasyonda kaçacak yer yoktu. İnsanların yine birbirini ezmesi kaçınılmazdı.
Türkiye'nin en büyük eksikliklerinden biri büyük alanlara sahip olunmaması.
1 Mayıs ve Cumhuriyet gibi mitinglerde milyonu aşan kitleleri alabilecek meydanlara sahip değiliz.
Pazarlığa Taksim yerine büyük bir 1 Mayıs alanı yapılması maddesi sokulabilir.
Marjinal *gurupların *sahiplenmeye *çalıştığı *ve *senede *bir *gün *bile *olsa *adlarını *duyurmaya *çalışsalar *da *kutluyorum.
1 mayıs 1977'de "marjinal" olduğu söylenen HALKIN KURTULUŞU grubu alana alınmamaya çalışılmıştı. bu grubun içinde bulunan insanlar 68 kuşağında deniz'lerin, mahir'lerin, ibo'ların yoldaşlarıydı. sarı sendika disk bu insanları dışlayarak faşistlerin ve FAŞİST DEVLETİN *ekmeğine yağ sürdü. nitekim bu katliamın suçunu mao'cu yoldaşlarımıza attılar. soldaki bölünmüşlük yetmezmiş gibi elde bulunan az buçuk birliğide parçalamanın alemi yok.
marjinal olmayan gruplardan kastınız kim?
Bugünkü köşesinde M. Ali Birand'ın yazdıklarına katılıyorum:
...Benim en çok şaşırdığım, Devlet’in tutumu. Taksim’i sendikalara kapatırlar, ancak örneğin, polis teşkilatının kuruluş gününde polislerin Taksim’de yürüyüş yapmasına, anıta çiçek konulmasına göz yumarlar. Yılbaşında şenlikler yapılır, insanlar alanı kapatırlar. Konserler verilir. Ancak iş sendikalara gelince, yani bu bayramın gerçek sahipleri söz konusu olunca, hemen yasak konur.
Nedir bu komiklik ?
Neden sendikadan korkuyoruz ?
Gelin bir an önce bu gariplikten kurtulalım.
Pazarlığa Taksim yerine büyük bir 1 Mayıs alanı yapılması maddesi sokulabilir.
Bildiğim kadarıyla 1 mayıs gösterilerinde kullanılmaması için Taksim meydanında boş alanı küçültecek peyzaj düzenlemeleri yapılmış. Otobüs duraklarının arkasındaki park 70'li yıllarda var mıydı mesela bilmiyorum?
Taksim'de yok, tatil'de yok!
Sendikaların 1 Mayıs'ın tatil edilmesi ve 1 Mayıs Alanın serbest bırakılması talepleri hükümet tarafından kabul görmedi.
Beklediğimiz gibi oldu, "Her sene aynı terane" dedik, nitekim umut verdiler ama onay vermediler.
İktidarın özgürlükçü anlayışı türban için, İmam Hatipler için, Kur'an kursları için.
1 Mayıs'a, F tiplerine ve benzeri sol özgürlük taleplerine sıra geldiğinde muhafazakar oluveriyorlar.
Zaten başbakan da kendilerini milliyetçi-muhafazakar olarak tanımlamış değil miydi?
Bu konuda DSP-CHP dahil tüm sola dönük ve sol partiler 1 Mayıs'ı destekliyor.
Ama konu 1 Mayıs olunca AKP şahin kesiliyor.
Hükümet sözcüsü Cemil Çiçek demiş ki "Başka ülkelerde de tatil değil".
Yalan!
DÜNYADA KİM, NASIL KUTLUYOR? *- ntvmsnbc.com / 21.04.08
Çeşitli adlar altında 1 Mayıs’ı resmen tatil olarak kabul eden ve kutlayanlar şöyle:
1 Mayıs Bayramı: Aland, Arnavutluk, Bangladeş, Bulgaristan, Cebelitarık, Çek Cumhuriyeti, Doğu Timor, Eritre, Finlandiya, Gambiya, Hindistan (bölgesel), İsveç, İzlanda, Karadağ, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Lüksemburg, Makedonya, Nepal, Norveç, Slovakya, Slovenya, Sri Lanka, Svalbard ve Jan Mayen, Sırbistan, Vatikan, Yunanistan.
Emek Bayramı: Almanya, Andorra, Angola, Anguilla, Arjantin, Aruba, Avusturya, Bahreyn, Barbados, Batı Sahra, Batı Şeria, Belarus, Belçika, Belize, Benin, Bolivya, Bosna Hersek, Botsvana, Brezilya, Burkina Faso, Burundi, Cezayir, Cibuti, Çad, Çin, Ekvador, Ekvator Ginesi, El Salvador, Ermenistan, Etiyopya, Fas, Fildişi Sahilleri, Filipinler, Fransa, Fransız Guyanası, Fransız Polinezyası, Gabon, Gana, Gine, Gine-Bissau, Grenada, Guadalup, Guatemala, Guyana, Haiti, Hırvatistan, Hollanda Antilleri, Honduras, Hong Kong, Irak, İspanya, İsviçre (bölgesel), İtalya, Kamboçya, Kamerun, Kırgızistan, Kolombiya, Komoro Adaları, Kongo Cumhuriyeti, Zaire, Güney Kore, Kuzey Kore, Kosta Rika, Küba, Laos, Macaristan, Madagaskar, Makau, Kenya, Letonya, Liechtenstein, Litvanya, Lübnan, Malavi, Malezya, Mali, Malta, Martinik, Mauritius, Mayotte, Meksika, Mısır, Moldova, Monako, Moritanya, Myanmar, Nijer, Nijerya, Nikaragua, Orta Afrika Cumhuriyeti, Pakistan, Panama, Paraguay, Peru, Portekiz, Reunyon, Romanya, Ruanda, Rusya, Saint Kitts ve Nevis, Saint Lusia, Saint Pierre ve Miquelon, San Marino, Sao Tome ve Principe, Senegal, Seyşeller, Singapur, Somali, Surinam, Suriye, Svaziland, Şili, Tanzanya, Tayland, Tayvan, Togo, Tunus, Uganda, Ukrayna, Uruguay, Vallis ve Futuna, Vanuatu, Venezuela, Vietnam, Yemen, Yeni Kaledonya, Yeşil Burun (Cape Verde), Zambiya, Zimbabve.
İşçi Bayramı: Güney Afrika Cumhuriyeti, Vallis ve Futuna, Mozambik, Namibya.
Diğer: KKTC (İşçi ve Bahar Bayramı), Trans Dinyester (Uluslararası Emek Bayramı), Estonya (Bahar Bayramı), Kazakistan (Birlik Günü), Marşal Adaları (Anayasa Günü), Polonya (Devlet Bayramı).
evrensel-insan
22-04-2008, 20:34
Saygideger arkadaslar;
Tarihinin hicbir doneminde halktan yana olmamis iktidarlar,bu olayi da bir halka karsi"zafer,kazanc"olarak algiladiklarindan; 1 Mayis'a halkin verdigi deger ve algi neyse, onun tam tersini uygulayip"odun vermeme"cabasindalar.
Herzamanki gibi,"iktidar benim, istedigimi yaparim, sizde bunu kabul etmek zorunda kalirsiniz"mentalitesi.
1 mayis taki herhangibir direniste, herhangibir karara uyusta, yine millenium cagina girmis bir dunya da; onumuze 1 Mayis'in hakkini veremeyen bir tarih sunacaktir.
Emperyalist ulkelerin bile-oyle veya boyle-kabullendigi bir gercegin, daha dune kadar ulkemizde"bahar bayrami"teraneleriyle gecistirilmeye calisilmasi;ve bu kutlamalara sirf kendi korkusu temelinde karsi cikip bu korkuyu suru psikolojisiyle suslemeye calismasi,ULKE IKTIDARININ TARIHSEL DUZEYININ BIR AYNASI DEGIL MI?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Her türlü yasaklamalara rağmen 1 Mayıs'ta Taksimdeyiz !
1 mayıs'ta taksim'deyiz. polisin biber gazı, jopu varsa; devrimcinin taşı ve sopası vardır!!!
1920 lerde bestelenen bir Mayıs marşı var, o dönemlerde söylenilmiş. İlginç olan o zamanki taleplerin 88 yıl sonra hala gündemini koruması ve aradan geçen yıllara ragmen hiç de bir şey deşimedigi gerçegi. Bu Marşı Türkiyedeki işçi haklarının burjuvazinin hediyesi oldugunu düşünenlere ithaf ediyorum. *:lol:
BİR *MAYIS
Hoş geldin! 1 Mayıs işçinin günü
Dağıt rüzgâr gibi gönülden gamı
Karakış günleri yansın kül olsun
Kırmızı çiçekli bahar uyansın
1 Mayıs 1 Mayıs ilk dileğimiz
Yaşatacak seni tunç bileğimiz
Hoş geldin 1 Mayıs ey ulu münci
Kurtuluş yolunun ilk dönemeci
1 Mayıs bize bir şiar getirmiş
Yaşasın yaşasın sekiz saat iş
İş sekiz saat, uyku sekiz saat,
Sonra sekiz saat ders ve istirahat
1 Mayıs 1 Mayıs ilk dileğimiz
Yaşatacak seni tunç bileğimiz
* * saygılarımla
Dilaver'in aktardığı 1 Mayıs marşını biraz farklı sözleriyle okumuştum.
"Birleşin,
Gelin!
Yerden yükselin!
Birliksiz işçi, işçi değildir." gibi..
Ben de o yıllara ait bir 1 mayıs şiirini aktarayım. Bu şiir, 1923'te yazılmış ve basılan ilk Türkçe 1 Mayıs şiiri. Aydınlık gazetesinde yayınlanmış. Yazarı ise devrimci bir kadın.
Bir Mayıs İçin
Ey işçi!
Bugün hür yaşamak hakkı seninken
Patronlar o hakkı senin almışlar elinden.
Sayınla edersin de "tufeyli'leri zengin,
Kalbinde niçin yok ona karşı yine bir kin?
Rahat yaşıyor, işçi onun emrine münkâd;
Lâkin seni fakr etmede günden güne berbâd.
Zenginlere pay verme, yazıktır emeğinden,
Azm et de esaret bağı kopsun bileğinden.
Sen boynunu kaldır ki onun boynu bükülsün,
Bir parça da evlatlarının çehresi gülsün.
...
Sayende saadetlere mazhar beşeriyet;
Sen olmasan etmezdi teali medeniyet.
Boynundan esaret bağını parçala, kes, at!
Kuvvettedir hak. Hakkını haksızlara anlat."
Yaşar Nezihe
lionking
25-04-2008, 21:47
sayin pante,siirle aram hic yokdu ama bu sitede yavas yavas sevmeye basladim,asmis oldugunuz siir cok hosuma gitdi,,tesekkürler ellerinize saglik,,,saygilar
Tabi, bir de 88 yıl önce işçi sınıf olsaymış daha bi anlamlı olurmuş sevgili dilaver... *:D
vardı imhotep, olmasaydı Mustafa Suphiler bogdurulurmuydu, Nazım zindanlara atılırmıydı. Olmasa bile heyyulası yetti, rüyası yetti. O korku hala var. TC hiç degişmedi, kuruldugu günden beri, aynı korku, aynı nefret.
* *saygılarımla
Nazım'ın Mustafa Kemal'e yazdığı mektubu okudunuz mu sevgili dilaver ?
Yalçın kÜçük'ün o mektupla ve destan ile ilgili tahilini de okudunz mu sevgili imhotep
* saygılarımla
Bak sana 23 Mayıs 1999 tarihli A. Taner Kışlalı yazısını alıntılıyorum. Güncelliğini koruduğu için tam metin yayınlamak anlamlı olacak.
CHP, NÂZIM ve ATATÜRK
Bu satırları yazarken CHP kurultayında neler olup bittiği belli değil.
Baykal... Aday bolluğu... kimlik yokluğu...
Seçimlere iki hafta kala bir gerçeği anımsatmak gereğini duymuştuk. "CHP yüzde 7'de bile kalsa gitmemekte direnir" demiştik. "O bıraksa çevresi bıraktırmaz" demiştik...
Kurultay yaklaşırken anımsatmıştık:
- Göğsünü gere gere "Ben Kemalistim" diyemeyenin, CHP'ye genel başkan adayı olmaya hakkı bulunmamalıdır!..
Altını çizmeye özen göstermitştik:
"Tıpkı "Ortanın Solu" hareketinde olduğu gibi; önce tarihsel kimliği 21. yüzyıla taşıyacak bir hareket başlatılmalı... İnsanlar bir düşünce bütünlüğünün etrafında buluşmalı... Ve hareketin en iyi sözcünün kim olacağı daha sonra gündeme gelmeli!..
Neredeyse haykırmıştık:
- Ya o bayrağa layık olun ya da bayrağınızı ve adınızı değiştirin!..
* * *
Varlıkları içinde CHP'ye zarar verenler...
Kemalizmin adını bile ağızlarına almamak için her türlü laf cambazlığını yapanlar...
Danışmanı ya da yardımcısı olmalırı gerekirken, kendileri genel başkanlığa soyunan "ideolojisiz" teknokratlar...
"CHP'de kimlik sorunu yoktur!" diyebilen körler ya da oportünistler...
Listeyi uzatmaya ne hacet!
Kurultay öncesi görüntü hiç de iç açmıyordu. Hobbes "İnsan insanın kurdudur" demişti; CHP de kendi kendisinin kurdu olmak yolunda gibiydi.
Tarihsel bir belgeyi paylaşmanın tam zamanı olduğunu düşündüm.
Önce okurlarımla... Sonra CHP içndeki aymazlarla... Ve de solculuk (!) adına Kemalizme dil uzatmaya kalkan tüm yeni sağcılarla..
* * *
Mektup Bursa Cezaevi'ndeki bir hükümlü tarafından yazılmış.
Tarih 2 Nisan 1938...
"Cumhur Reisi Atatürk'ün yüce katına,
Türk ordusunu isyana teşvik ettiğim iddiasıyla on beş yıl ağır hapis cezası giydim. Şimdi de Türk donanmasını isyana teşvik etmekle töhmetlendiriyorum.
Türk inkılabına ve senin adına and içerim ki suçsuzum. (...)
Kör değilim ve senin yaptığın her ileri dev hamleyi anlayabilen bir kafam, yurdumu seven bir yüreğim var. (...)
Deli, serseri, mürteci, satılmış, inkılap ve yurt haini değilim ki, bunu bir an olsun düşünebileyim. (...) Türk dilinin inanmış bir şairiyim. (...) Bağışla beni! Seni bir an kendimle meşgul ettimse, alnıma vurulmak istenen bu 'İnkılap askerini isyana teşvik' damgasının ancak senin ellerinle silinebileceğine inandığımdandır.
Başvurabileceğim en inkılapçı baş sensin.
Kemalizmden ve senden adalet istiyorum.
Türk inkılabına ve senin başına and içerim ki suçsuzum."
İmza: Nâzım Hikmet RAN.
* * *
Atatürk artık hasta. Nâzım mektubunu yollayamıyor... Ama mektuğp gerçek!
Nâzım, "Mustafa Kemal" demiyor, Atatürk diyor. Atatürk'e, devrimine, Kemalizme olan inancını vurguluyor. Kör ya da deli olmadığını söylüyor.
İnsan en yüce saydığı değerler üzerine ant içer.
O da Türk Devrimi ve Atatürk üzerine ant içiyor!..
Eğer Türk Devrimi henüz amacını tam olarak gerçekleştirememiş ise... eğer devrimin bazı kazanımları bile bugün tehlikede ise... ve eğer tüm bunlara karşın CHP seçim barajının altında kalmış ise...
Bunun "tarihsel kimliğin" yitirilmiş olmasından daha geçerli ne açıklaması olabilir?!. Ve de CHP'nin, tarihsel kimliği yarına taşımaktan daha ileri, daha "solcu" ne gibi bir işlevi bulunabilir?!
Kemalizmi "geçmişin bekçiliği" sananlar, "geleceğin öncülüğü"nü yapmak fırsatını kaçırmaya mahkûmdurlar.
(Cumhuriyet, 23 Mayıs 1999)
Yalçın kÜçük'ün o mektupla ve destan ile ilgili tahilini de okudunz mu sevgili imhotep
* saygılarımla
İnternette bulamadım. Yayınlarsanız memnun olurum.
ben genellikle internetten okumuyorum imhotep. Sırlar, Putları Yıkıyorum ve Gizli Tarih adlı kitaplarına bakılabilir.
* * saygılarımla
Türkiye İşçi Sınıfına Selam
Türkiye işçi sınıfına selam,
Selam yaratana
Tohumların tohumuna,
* * * * * * * * * * * * * * * * *Serpilip gelişene selam!
Bütün yemişler dallarınızdadır!
Beklenen günler, güzel günlerimiz ellerinizdedir,
Haklı günler, büyük günler,
Gündüzlerinde sömürülmeyen,
* * * * * * * * * * * * * * * Gecelerinde aç yatılmayan
Ekmek, gül ve hürriyet günleri,
Türkiye işçi sınıfına selam!
Meydanlarda hasretimizi haykıranlara,
Toprağa, kitaba, işe hasretimizi,
* * * * * * * * * * * * * * *Hasretimizi, ayyıldızı esir bayrağımıza,
Düşmanı yenecek işçi sınıfımıza selam!
Paranın padişahlığını,
Karanlığın yobazın
Ve yabancının roketini yenecek işçi sınıfına
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *Selam!
Türkiye işçi sınıfına selam!
Selam yaratana...
Nazım Hikmet Ran
12.08.1962
Avusturya İşçi Marşı
* * * * (Arbeiter von Wien)
Hayat denilen kavgaya girdik
Çelik adımlarla yürüyoruz
Biz bu karanlık yolun sonunda
Doğacak güneşi görüyoruz
Dağları aşıyor, bak yakınlaşıyor
Kızıl yıldıza hep koşun
Bu bir rüya değil, bu bir hülya değil
Yıldızıdır kurtuluşun
Kara deryalarda bir fenersin
Senin ışığınla yürüyoruz
Biz bu karanlık yolun sonunda
Doğacak güneşi görüyoruz
Fabrikalarda biz, tarlalarda biziz
Biziz hayatı yaratan
Din farkı bilmeyiz, dil farkı bilmeyiz
Sanki doğduk bir anadan
Anamız amele sınıfıdır
Yurdumuz bütün cihandır bizim
Hazırlandık son kanlı kavgaya
Başta bayrağımız Sosyalizm
Bayrağını yükselt, daha daha yükselt
Yükselt bayrağı yukarı
Bugüne vuralım, yarını kuralım
Kaldıralım sınıfları
Ne kadar mükemmel Türkçeye uyarlanmış.
Ama ne yazık ki sözlerin sahibi bilinmiyor.
Grup Yorum farklı yorumlamış, orijinalini bulamadım:
http://www.youtube.com/watch?v=t1Aw6Pt9mJk
evrensel-insan
28-04-2008, 22:00
Saygideger pante;
Bu yazmis oldugun siirlerle tarihte bana bir yolculuk yaptirdin.
Emegine ve bilgine saglik.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Pek muhterem valimiz inadına devam ediyor. Bu yasaklamalarla kargaşanın önünü, provakosyanların önününü daha da açıyor. Polislerin yürüyüş yaptığı, yılbaşının o rezilliklerine rağmen kutlandığı Taksim'i emekçilere kapatıyor !
İnadının sebebi belli, bizim de inadımızın sebebi belli !
Grevle Kutlanan İşçi Bayramı
1923 yılında, bir bölüm işçi 1Mayıs işçi bayramını grevle kutlama kararı almıştır. Bu karara Ankara İmalatı Harbiye işçileri de katılmıştır. 1Mayıs 1923 tarihli Aydınlık gazetesi bu kararı destekleyen iki şiir yayımlar. Şiirlerden biri Nâzım Hikmet imzasını taşımaktadır.
"İstanbul Ameleleri"ne adanan bu şiir, sonradan ustanın Benerci Kendini Neden Öldürdü
adlı uzun şiirinde yer alacaktır:
"Grev
Stop!
Fren!
Zınkkk!
Durdu.
Amele
başparmağını tele
dokundurdu.
Akümülatör, dinamo, motor, buhar, benzin,
elektrik
tırrrik
durdu.
Siyah tuğla bacalarda dumanlar dona kaldı,
koptu kayışlar."
Şiirde patronun şehirden top, uçak, tank ne varsa yardıma çağrılmasını istediği anlatılmaktadır. Bisiklet, motosiklet, otomobil, omnibüs son hızla çıkarlar yola ama nafile.
Ya da ustamızın söyleyişiyle "ekşi boza".
Patlar lastikleri, ne ileri ne geri gidebilirler.
"Dan
dan
dan
tiki taka frev!..
Edildi ilan
umumi grev!!! "
saygılarımla
Biraz da filmlerden ve marşlardan nostalji yapalım:
Sürü - avusturya İşçi Marşı (http://www.youtube.com/watch?v=H_A0vwXZR4A&feature=related)
Kemal Sunal / Cem Karaca - 1 Mayıs Marşı (http://www.youtube.com/watch?v=ac90A8Jchak&feature=related)
Hatırla Sevgili - Gündoğdu Marşı (http://www.youtube.com/watch?v=z0Yv7YubkwE&feature=related)
Enternasyonal Marşı (http://www.videolar.youtubeyukle.com/Enternasyonal__eRcO_i_JXw4.html)
Ciao Bella (http://www.youtube.com/watch?v=S3K8NYw8U7c&feature=related)
Che'li Çav Bella (http://www.youtube.com/watch?v=qrUAH_wtags&feature=related)
Türkiye İşçi Sınıfına Selam (http://www.youtube.com/watch?v=aR577A3ETgU)
Gün gelir zorbalar kalmaz gider!
Tehditler:
http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=5&ArsivAnaID=45111&ArsivSayfaNo=1
Hükümet, son ana kadar devam eden Taksim taleplerini reddetti.
http://www.radikal.com.tr/
Taksim'e gidişi engellemek için otobüs, vapur, metro seferleri iptal edildi.
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Istanbulda_siki_yonetim_17591 9_1&Newsid=175919
Buna rağmen gelirlerse diye Taksim'e barikat kurdular.
http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=1163
ÖDP'nin 1 Mayıs'la ilgili AKP'yi eleştiren afişlerine izin verilmedi.
http://birgun.net/bolum-61-haber-63324.html#haber_basi
Türk-iş yine kıvırdı ve Taksim'den vazgeçti.
http://www.ntvmsnbc.com/news/444706.asp
Biz de Cem Karaca'yı dinleriz ve deriz ki:
Durduramayacaklar Halkın Coşkun Akan Selini (http://www.youtube.com/watch?v=u7DlWxEI7rE&feature=related)
metalheart
01-05-2008, 15:03
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/8828540.asp?yazarid=2&gid=61&sz=6340
işte demokrasi , işte insan hakları , işte özgürlükler.....
Büyük Usta nın şiirlerinden birinin kısa bir bölümünü de ben yazayım.
Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim
Akarsuyun, meyve çağında ağacın,
Serpilip gelişen hayatın düsmanı
Bursa' da Havlucu Recebe
Karabük fabrikasında tesviyeci Hasana
Fakirköylü Hatçe kadına
Sana düşman bana düşman
Düşünen herkese düşman
Vatanki bu insanların evidir
Sevgilim onlar vatana düşman
*Bu kadarı bile bu aşağılık, namussuz, insanlığa düşman faşistleri anlatmaya yeter.
*YAŞASIN 1 MAYIS
Bunların özgürlük anlayışı türbandan öte gitmez.
Bunlar su katılmamış zorbalar.
Bunlara demokrat diyenler, 1 Mayıs'ta yaptıklarına, yaptırdıklarına baksın.
AB, 1 Mayıs'ta yaşanan vahşeti görsün.
AB, bunları görsün! (http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Yalniz_Turbana_ozgurluk_istey en_ikiyuzlu_AKP_176081_1&tarih=01.05.2008&Newsid=176081&Categoryid=1)
Disk binasına terör yuvasına saldırır gibi gaz bombasıyla saldıranlar, hastanenin acil kısmına saldıranlar, ÖDP binasına saldıranlar ve bunlara göz yumanlar bırakın demokratlığı insanlıktan nasibini almamış zorbalardır.
Zorba terörü (http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=SonDakika&Kategori=turkiye&ArticleID=523083&Date=01.05.2008&ver=83)
Devlet kendisine meydan okutmazmış!!
Oligarşiden şikayetçi olanlar ne çabuk da oligarşinin maşası oluverdiler.
Oligarşinin kirli tarihine bir kirli sayfa daha eklediler.
Bu manzaralar söze gerek bırakmıyor;
Oligarşinin çirkin yüzü (http://www.milliyet.com.tr/content/galeri/yeni/goster5.asp?prm=0,3735362&galeriid=3488&ver=40)
Yepyeni bir güneş doğar dağların doruklarından
Mutlu bir hayat filizlenir kavganın ufuklarından
Yurdumun mutlu günleri mutlak gelen gündedir
hornet512
01-05-2008, 20:42
Panteye aynen katılıyor ve yazdıkları için tebrik ediyorum.
Tüm duyarlı insanları bu siteye bir göz atmaya ve imza vermeye davet ediyorum :
www.valiistifa.net
* *saygılarımla
Bugün demokrasi ve özgürlük adına çok üzücü bir gündü.bu ülkede sadece başbakanın demokrasisi olduğu bir kez daha ispatlandı..elinde taşından sopasından başka bir şeyi olmayan halka saldırmak mıdır devlet olmak.başları ayak yapmak mıdır devlet olmak! bu ülkenin genci olarak bu gün bir kez daha utanç duydum ve geleceğe umutsuzlukla bakmanın yanında hükümete karşı nefretim iyice büyüdü...
bütün dostların 1 Mayısı kutlu olsun...
Günlerin bugün getirdiği baskı zulüm ve kandır
Güçlü olmak gerekiyor,20.000 polis ve bir alay jandarma ile oligarşi saldırırken biz Taksim'e çıkamıyorsak bu bizim gücümüzün yetmediğini ve örgütlenmemizin yeterli olmadığını gösteriyor.
İşçi ve emekçilerin sendikaları demokratik kitle örgütleri ve sol örgütlenmeler meşru talep ve tutum gösterirken oligarşi gayri meşru tutum gösteriyor ve baskın basanındır düşüncesiyle saldırıya geçiyor, sabah 06,30 da ilk saldırısını DİSK merkezine yapıyor.
1977 *1 mayısın da *1 milyon emekçi meydandaydı ve bu nicelik onları korkuttuğu için saldırdılar.
2008 1 *mayısın da ise oligarşi güç gösterisinde bulunmuş ve orantısız güç kullanmıştır.
Amaç yükselen halk muhalefetini bastırmak ve gözdağıdır.
Biz tekrardan milyonları toplayabilirsek yalnızca Taksim'e *değil ülkemize * sahip olabiliriz.
YAŞASIN *1 *MAYIS
Yürüyoruz dalgalar gibi...
Marjinal *gurupların *sahiplenmeye *çalıştığı *ve *senede *bir *gün *bile *olsa *adlarını *duyurmaya *çalışsalar *da *kutluyorum.
1 mayıs 1977'de "marjinal" olduğu söylenen HALKIN KURTULUŞU grubu alana alınmamaya çalışılmıştı. bu grubun içinde bulunan insanlar 68 kuşağında deniz'lerin, mahir'lerin, ibo'ların yoldaşlarıydı. sarı sendika disk bu insanları dışlayarak faşistlerin ve FAŞİST DEVLETİN *ekmeğine yağ sürdü. nitekim bu katliamın suçunu mao'cu yoldaşlarımıza attılar. soldaki bölünmüşlük yetmezmiş gibi elde bulunan az buçuk birliğide parçalamanın alemi yok.
marjinal olmayan gruplardan kastınız kim?
gerilla
Marjinal sol denilen takım kimdir nedir pkk dır terörizmdir..bu marjinal grupları kutlayan kimdir vatan hainidir bunlar denizlerin mahirlerin devamı olmaz bunlar oportinisttir.sol adını 1 mayısı kullanan takımdır..üleknden toprak almaya çalışan vatansız takımdır..bunlar denizi mahiri dg yi dy i kullanır bunlar tkp yi kullanır..marjinal sol yoktur..kimki bunları savunur tutarsa vatanhainidir!!!!!!!!!
rebera_roni
01-05-2008, 23:27
dünyanın bütün yerlerinde başkanlarla kutlanan bir 1 mayıs yaşanırken, bizde ise yine keyifçi zihniyet ve sözde demokrasi adamı tayyip beyin kuklası muammer ve kuvvetleriyle tekrar bir savaş günü gecirmemize neden oldu.taksim turistlere taciz edecek kitleye açık, yılbaşı gecelerine açık... ama emkçilere kapalı.ama onlara inat o taksimi alacaz.
1 Mayıs Polis Bayramı Kutlu Olsun !
Emekçinin en temel haklarından olan 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamaları devlet terörü ile sonuçlandı. Sibel Can'a açık olan Taksim meydanı emekçilere kapatıldı !
Taksim'e çıkmaya çalışan gruplara polis sert müdahalelerde bulundu.
Zeki Sezer'in bulunduğu ekip ablukaya alındı.
CHP Şişli İlçe Örgütü önünde barikat kuran polisle partililer arasında çatışma yaşandı. Bir arka caddede ise Halk Evleri ile Polis çatışmasını canlı canlı seyrettim. Her cadde başını polisler tıkamıştı. Çıkmak imkansız... Nereden çıkmaya çalışırsak çalışalım polis engel oldu. O sıralarda ise Polis CHP Şişli Örgütüne ve de Şişli Etfal Hastanesine biber gazı attı !
Birisi yasal bir parti diğeri ise hastahane !
İstanbul milletvekili Çetin Soysal kendini panzerin önüne attı. Sonrasında ise bayıldı. Yine bir İstanbul milletvekilimiz ise kalp spazmı geçirdi.
Tüm sokaklar biber gazları ile sislendi.
La Faşo nedir ?
Böyle biber gazı gibim, cop gibim bi şey...
Saygılar
AKP vahşetinin tanığıyım!
1 Mayıs 2008, yaklaşık altı yıldan bu yana Türkiye’yi yöneten AKP’nin “gerçek” yüzünü, fazla söze gerek bırakmayacak bir şekilde gösterdi. AKP’nin tüm demogojilerine rağmen, bu partinin “hak ve özgürlükler”le, demokrasiyle, insan haklarıyla hiçbir ilgisinin bulunmadığı görüldü.
1 Mayıs günü, İstanbul’da “İşçi Bayramı” kutlamalarına katılmak isteyenler, AKP’li İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın verdiği talimat doğrultusunda “orantılı güç”ün şiddetine maruz kaldı. Dünyanın her yerinde kutlanan 1 Mayıs, Türkiye’de AKP yüzünden tam bir kabusa, ardından da vahşete dönüştü.
Polisin “orantılı güç” kullanımı karşısında, biber gazından zehirlenen binlerce kişi, canlarını kurtarmaya çalıştı. Biber gazından kurtulanlar, bu kez de cop yedi. Ortalık tam bir ana-baba günüydü. Ele ele tutuşan çiftler, sendikacılar, milletvekilleri, gazeteciler, işçiler, işsizler, ölümün o soğuk yüzüyle karşılaştı.
Öyle ki; DİSK’e destek vermek için İstanbul’a gelen CHP Milletvekili Mehmet Ali Özpolat, binaya sıkılan biber gazı yüzünden, bir ara ölüm tehlikesi geçirdi. CHP Milletvekili Çetin Soysal, Mehmet Sevigen, Nur Serter, Şahin Mengü, binaya sıkılan gaz yüzünden nefes alamadı. CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, fenalık geçirdi.
Ara sokaklardaki tablo da bundan farksız değildi. Şahit olduğumuz görüntüler, AKP’yi canla başla savunanları, eğer biraz vicdanları kalmışsa, utandıracak tarzdaydı. Polis, göstericileri bir yandan tekmeliyor, bir yandan da kendi arasında şakalaşıyordu. Bir polis, biber gazını sıktıktan sonra şöyle diyordu: “Bunlara vurdukça, bundan zevk alıyorlar. Bizi bir tam serbest bıraksalar da biraz ekşın (hareket) olsa.”
Belli ki; AKP’yi canhıraş savunanlar, bu insanlık dışı görüntülere de bir ‘mazeret’ bulacaktır. Bulmak da zorundalar. Çünkü; midelerinden bağlandıkları ağa babaları, “arpa”larını hemen keser… Bu yüzden, AKP’yi savunma pahasına, insanlığın değerlerini ezip geçmek zorundalar.
Ancak; ne mutlu ki; o iğrenç ilişki ağı, henüz Türkiye’nin her yerini teslim alamadı. Bu vahşete direnen, insanlığın onurunu savunan binlerce kişi; en meşru hakları olan “İşçi Bayramı”nı kutlamaya çalıştı.
Biber gazına, copa, ‘orantılı güç’e karşı, demokrasiyi, insan haklarını, özgürlükleri savunanlar, bir yandan da AKP’nin makyajını akıttı. Bu makyajın adı, “demokrasi”ydi.
“Demokrasi” 1 Mayıs 2008 tarihinde, AKP’nin elinden kurtuldu.
Yalakaları demokrasi tekelini AKP’nin elinde tutmaya çalışsa da, yaşadığımız dehşet anları, oyunun bittiğinin habercisiydi.
1 Mayıs’ın en hayırlı an’ı da kuşkusuz buydu.
AKP şiddeti, AKP statükoculuğu, 12 Eylül ruhu, Şişli’de açıkça görüldü.
AKP’yi ‘demokrat’ diye savunanlar ise, utançlarından saklanacak köşe bucak aradı.
********
Cumhuriyet Gazetesi'nin bahçesinde polis tarafından dövülerek kolu kırılan meslektaşlarımız Ali Deniz Uslu ile yaralanan Esra Açıkgöz'e geçmiş olsun diyorum. Cumhuriyet çalışanlarına da biber gazlı saldırıya uğradıktan sonra, meslektaşlarına açtıkları dost kucağı için teşekkür ediyorum.
Barış Yarkadaş
Gerçek Gündem
Dilaver, verdigin linke bilgilerimi yazdim, ama adimi listede goremedim. Ikinci defa denedigimde de kabul etmedi.
Bence hem Vali Muammer Güler'in hem Istanbul Emniyet Muduru Celalettin Cerreh'in istifasini istemek gerekir. Bu sabah oglene kadar SkyTurk'den seyrettim. Saatler boyunca alandan baglanti yapti. Tum gelismeleri en hizli sekilde aktardilar. SkyTurk'u kutlamak lazim. 100 kisiye yaklasan her gruba polis saldirdi. Boyle emir vermisler. Bu yontemi 1989 1 Mayis'inda da uygulamislardi. Binlerce kisiyi daha toplanamadan gozaltina aliyorlardi. Bu sefer de coplar ve biber gaziyla dagitmaya calisiyorlardi.
Oglen saatlerinde Celalettin Cerrah Taksim Meydanina "teftis"e geldi. Alan abluka altina alinmis, "ayaklar" Taksim'e sokulmamis, koca Taksim ruh gibi, bombos. Celalettin Cerrah'in alani hakim edasiyla bir gezisi vardi. SkyTurk'un yorumcusu "bir ati eksik, adam kendisini Fatih Sultan Mehmet saniyor" diyordu. Yaninda diger sehir fatihi Muammer Güler eksikti ne yazik ki. Buyuk bir is basarmislar, Taksim alanini buyuk fedakarliklarla "halk"tan korumuslardi. Kendi insanina dusman olan bu zihniyet son bulmadikca halka huzur yok.
Bu iki kisinin de derhal istifasini isteyelim!
evrensel-insan
02-05-2008, 03:48
Saygideger arkadaslar;
1 Mayis'ta Turkiye genelinde ve ozellikle Istanbul gibi"metropol"bir sehirde yasananlar; iktidar ve onun devlet gucunun "feodal"dusunce ve davranis yapisini bir kez daha ortaya koydu.Aksi zaten beklenemezdi. Persembenin gelisi carsambadan belliydi.
Ben 1 Mayis'ta gorev alan ve fiili olarak katilan tum kurulus ve vatandaslara ve dusuncesinde 1 Mayis'i tarihsel layikligiyle degerlendiren herkese gecmis olsun diyorum.
Aslinda gonlum kutlu olsun demek isterdi ama;Turkiye'nin icinde bulundugu yasamsal durum ve bunu yonetip yonlendirmeye soyunanlar, bu kutlamanin bilincinde olmadiklarini ve 1 Mayis'in tarihsel getirisinden bihaber olduklarini gostermis, kutlanmasini-her turlu feodal gucu kullanarak-engellemistir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
sizin o marjinal olmayan gruplar polisten jopu yiyince bi taraflarına bakarak terkettiler taksim'i. bizim marjinal gruplar faşist devletin faşist polisine karşı canla başla savaştı. ne mutlu ki nazım hikmet'in de belirttiği gibi vatan hainiyim!!!
valla sen nazım hikmetin bahsettiği o "vatanhaini" olamazsın.bizim o marjinal olmayan gruplar hiç bi yere gitmedi sizin marjinaller kim bu arada pkk lılar mı.solu bölen sizsizin sizin eseriniz.devrim yoluna marjinal dediğiniz bu pkklı bölücü unsuru sokmayın bari.gidin başka bi şeyi kullanın..sizin marjinal gruplar savşsın faşist devlete aferin onlara ama onlar devrim için ülke için yapmıyorlar bunu kendi bilmemneistanlarını kurmak için savaşıyorlar o yüzden çıkıp burda nazım hikmetin vatan hainiyim deme bari bunu kullnamayın alışmışsınız otu boku kendinize çekmeye
bizlerin (marjinallerin) bize düşman olanlara affı yoktur. kapitalistlere faşistlere insan gözüyle bakmayız. onların silahlı güçlerine, dini güçlerine karşı taviz vermeyiz. sizin gibi İGD-aydınlık geleneğiyle yetişmedik. bizim önderlerimiz denizler, mahirler, ibolar'dır. onlar bu devlete baş kaldırarak başlattılar gerillayı. bizler onların yolundan gidiyoruz. o yüzdendirki onları katleden devlete düşmanız. sizler devletinizi sevebilirsiniz. lakin bizlerin devlete olan kini hat safhadadır...
bak hala aynı şeyi yapıyorsun denizi mahiri kullanıyorsun yapma bunu ve yine *her zamnki gibi bnm siyasi görüşümü bilmeden bni yargılama.denizler amerikan emperyalizmine karşı çıktılar hepsi birer kemalistti.sizin saygu duyduğunuz gerilla dediğiniz pkk ne amerikanın köpeği atatürk düşmanı saygı duyduğunuz o lider ne tecavüzcü eroinman..sen kapitalistlerer faşistlere düşman gözüyle bak bnde bakıyorum ama pkk yı savunan gerçek solu kullanan marjinal kısmı istemiyorum.ben pkk ya saygı duyup vatanımı satamam
denizler amerikan emperyalizmine karşı çıktılar hepsi birer kemalistti
* * sevgili Lestat,
* * *Bir yanlışın altını çizmek durumundayım. Denizlerin son sözleri :
* * *Yaşasın Marksizm, Leninizm
* * * Yaşasın Türk ve Kürt Halklarının kardeşligi
* * * olmuştur, ve bu sözler kendi idam sehpasını tekmelerken söylenmiştir. Bu sözlerin içerisinde Yaşasın Kemalizm yoktur. Denizler hiç bir zaman Kemalist olmadılar. Tüm 68 devrimcileri gibi kemalizmin etkisinde kaldılar orası ayrı. Ama Mustafa Kemali sevdiler, burası da ayrı. Mustafa Kemali sevmek Kemalist olmak anlamına gelmez. Ben de Mustafa Kemali severim ama hiç bir dönemde Kemalist olmadım.
* * * *1975 senesinde Denizin mensup oldugu örgüt, onun mücadele arkadaşları bir özeleştiri yayınladılar ve geçmişlerini aştılar. Denizlerin en yakın mücadele yoldaşları olarak her halde *Denizin ne olup olmadıgını onlar tüm iddia sahiplerinden daha iyi bilirlerdi. Onun için, şu Denizler Kemalistti masalına itibar etmemek lazım. Denizler ve Thko haraketi hiç bir zaman Kemalist olmadı, onlar ML savunuyorlardı, herhalde ML ile Kemalizm arasında ciddi bir ayrım vardır.
* * * * O dönemde kemalizmden en ciddi kopuşu İ.Kaypakkaya ve Tikko hateketi temsil ediyordu ama o bile yeterli degildi.
* * * * Bir diger sorun ise karşılıklı suçlamalara girişmemek ile ilgili. Buna dikkar etmek gerekiyor.
* * * * saygılarımla
Denizlerin en yakın mücadele yoldaşları olarak her halde *Denizin ne olup olmadıgını onlar tüm iddia sahiplerinden daha iyi bilirlerdi.
Doğru. Deniz'lerin ne olup olmadığını en yakınındaki Bozkurt Nuhoğlu gibi mücadele arkadaşları bilir.
Bakalım neymişler:
http://www.68dayanisma.org/
gozeneli
02-05-2008, 22:14
Ne zaman sömürgeciler sözcügü emperyalist sözcügü oldu?
Doğru. Deniz'lerin ne olup olmadığını en yakınındaki Bozkurt Nuhoğlu gibi mücadele arkadaşları bilir.
* *Sevgili Pante
* *Ben Bozkurt Nuhoglu nu THKO davasında hatırlamıyorum. 70 li yıllarda da pek de isminin geçtigine şahit degilim. En azından Deniz Gezmiş hareketinde şahit degilim. 1975 ve sonrası THKO belgelerine ve onun devamı olan TDKP belgelerine ulaşmak isteniyorsa kaynak Bozkurt Nuhoglu degil burasıdır :
http://www.tdkp.net/news.php
* *Ayrıca illaki birinin şahitligne başvurulacaksa o da Nuhoglu degil, Nurhaklarada yaralı olarak ele geçen ve 79 senesine kadar ceza yatan, sonra TDKP davasından gene 81 den sonra yatan ve şu anda da yazan çizen sık sık TV lere çıkan MUstafa Yalçıner'in tanıklıgına başvurmakta fayda vardır. O dönem Deniz ile yakın olmayan 68 li yoktu ama tanıklık ise Thko lular seçilmelidir. Şayet gerçekler aranmak isteniyorsa.
* * *saygılarımla
ben zaten son sözleri *hakkında bi yorumda bulunmadım.sadece gerilla nın pkk ile bir tuttuğu insanlarn kemalist olduklarnı söyledim yanıldıysam eyv. buarda kimseyi suçladığımı sanmıyorum en azından gerilla kadar değil...bni uyarma gereğini neden duyduğunu anlayamadım
sevgili Lestat
* *gerilla için ceza almak zaten bir alışkanlık oldu. *:lol:
* *İnsanlara amiyane davranmayı seviyor, sizin iletinize cavaben uyarı mesajı yazmamın nedeni ortaya bir söylem idi. * :lol:
* *Üzerinize alınmanıza gerek yok.
* *saygılarımla
Deniz Gezmiş'ler Kemalist değil sosyalisttiler.
Ancak gerçek Kemalistlerin de kendileri olduğunu söylüyorlar ve anti-emperyalist mücadelede Mustafa Kemal'i önder, Kurtuluş Savaşını ise rehber olarak görüyorlardı.
Deniz'lerin Samsun'dan Ankara'ya yürüyüşü, mahkeme savunmaları, sol Kemalistlerle ittifakı bunun göstergesidir.
Bozkurt Nuhoğlu, Celal Doğan, Cavit Kavak vb. isimler o dönemde Deniz Gezmiş'e en yakın isimlerdi. Bu isimlerin çoğu CHP'de siyaset yaptılar. Bunlar o dönemin sosyalistleri, antifaşist, antiemperyalistleriydiler ama sol Kemalizm içinden gelmişlerdi.
Bugün de 68'liler vakfını sosyalist ama Mustafa Kemal'ciler (Kemalistler değil) oluşturur.
Deniz'lerden sonra grubun sağ ve sol sapmaları olmuştur. Bunlar Deniz'lerin ne olduğuna kıstas olmamalı. Ne özeleştiri getirenler, ne sosyal demokrat siyaset yapanlar.
Bursa Nutku * * * *
* * *Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
*Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek”
*Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.”
*İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği! * * *K. Ataturk
Sadece 1 mayis alanlarinda fasizm ile mucadele edilmez. Fasizm ile her zaman her yerde mucadele edilir.
ben şuanda marjinal sol denen kısmın yaptıklarının denizlerin yaptıklarıula alaksını göremiyorum hatta tam tersi gibi geliyor bana neden peki bu takım bu insnaların adını kullanıyor??? :roll:
1 Mayıs 2008 İstanbul bize neyi ögretti :
* 1- Her şeyden evvel egemen sınıfların siyasi aygıtı olan devlet güçlerinin emege karşı düşmanlıgını gösterdi. Emek hareketi ne kadar cılız da olsa egemen sınıf temsilcilerinin bizden daha bilinçli oldugunu ve sonlarını bildiklerini gösterdi. Olayı sadece polis terörü diye netleyenlere gezi meydanında bekleyen 2 000 komando askerini hatırlatalım. Bu devletin topyekun saldırısının seo derece aşikar bir örnegi idi.
* 2- 1 Mayıs her şeyden evvel bir Mücadele günüdür, bunu bir piknik havasına indirgemöek isteyenlee bir şamardı olan bitenler. 1 Maysı siyasi bir mücadeledir, ve siyasi mücadele için siyasi örgüt gerekir. Sendikalar siyasi mücadele veremezler. 1 Mayıs bize siyasi bir mücadele aygıtının , tüm devrimcileri kapsayacak bir biçimde gerekirliligini bir kere daha gösterdi.
* 3- Geçen seneki katılımlar göz önüne alındıgında , 2007 deki tüm yaşananlara karşın insanların yılmadıgını ve daha kararlı olduklarını gösterdi. Önümüzdeki yıllarada bu kararlılık daha da artacaktır. Ve Erdogan'ın deyimiyle 35 bin *kişiye engel olmak isteyen devlet ( ki bu geçtigimiz yıl bir kaç bin lişi idi ) *100 binler karşısında hiç bir şey yapamayacaktır. Ve önümüzdeki yllarad 1 Mayıs 1 Mayıs alanında kutlanacaktır.
* *4- Türk İş genel sekreterinin dedigi gibi İşçi sınıfı 1 Mayısı Taksimde kutlamadıgı sürece rüştünü ispat edemeyecektir.
* *5- Son derece cılız olsa da sınıf mücadelesinin ivmesi yükselmektedir. *80 lerin ölü topragı atılmaktadır.
* * 6- İnsanlar bu tür mücadelerde artık taraflıktan ( devlet taraftarlıgı ) tarafsızlıga dogru meyletmektedirler, bu çok önemlidir.
* * *saygılarımla
metalheart
02-05-2008, 23:32
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/8838499.asp?yazarid=249&gid=61&sz=21823
http://www.mavidefter.org/anasayfa/content/view/350/71/
saygılarımla
Avrupa emek örgütleri, 1 Mayıs'ta Taksim'e çağırıyor!
28 Mart 2009 - http://gfx1.hotmail.com/mail/w3/ltr/i_safe.gifAvrupa ülkelerinden ve Türkiye'den emek örgütleri, bu yıl İstanbul'da yapılacak 1 Mayıs mitingi için ortak bir uluslararası dayanışma kampanyası başlattılar. Emek örgütleri, "1 Mayıs, Türkiye'de de 'Dünya Emek günü' olarak tanınmalıdır! Sınırsız Gösteri ve yürüyüş hakkı istiyoruz!" sloganıyla 1 Mayıs’ta İstanbul’a çağrısı yapıyorlar. Uluslararası dayanışma İran'lı tutuklu sendikacı Mansour Osanloo'ya atfediliyor.
Almanya'da Gıda İşçileri Sendikası NGG-Dortmund'un başlattığı "1 Mayıs" kampanyası, Türkiye ve Avrupa'da pek çok sendikanın “ETUC, ITF, IUF, ICEM DGB, DiSK, KESK,Türk-İş Genel merkezleri ve çok sayıda üye sendika ve Parlamento grupları” katılımı ile büyüyor.
Geçen yıl 1 Mayıs'ta yaşanan işçi ve sendika düşmanı 'orantılı şiddet!'i protesto için, 1 Mayıs'ın resmi tatil ilan edilip yürüyüş hakkına saygı gösterilmesi için 'sendika bayrağınızı alıp İstanbul'a gelin' çağrısı ile harekete geçen sendikalar, bir yandan da bir imza kampanyası yürütüyorlar. Başbakanlık ve İstanbul Valiliğine 10.000 protesto mektubu gönderilmesi amaçlanıyor.
saygılarımla
"Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'e, 1 Mayıs'ın tatil ilan edilmesiyle ilgili olarak işçi konfederasyonlarıyla görüşmesi için talimat vermişti. Bugün o görüşmeler yapıldı ve tasarı imzaya açıldı."
Kaynak, http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=187238
Bu günleri görecek miydik?
Sahi bunu duymayan var mı?
evrensel-insan
10-04-2009, 18:37
Saygideger arkadaslar;
Emperyalist zihniyet ve onun emir kullarinin, su 1 Mayis'a yanasimi cok ilginc. Mesela burda; 1 Mayis tatili vardir ama; 1 Mayis gunu, gunun anlamina izin vermez. Yani 1 Mayis kutlamalari sonra yapilir. Cunku 1 Mayis "bahar bayrami" dir.
Turkiyede'de ne Newruz, ne de 1 Mayis' a hep "korku" gozuyle bakilir. Izin verilmez, ya da "olay cikar" cunku izin verenlerin "korkusu" olay cikaranlarin "asirisi" ile ozdestir. Neyse, en azindan 1 Mayis'in resmiyeti, bir Avrupa kopyaciligi olsa gerek. Umariz, yine Avrupa gibi; kutlamalara da izin verilir ve kutlamayi yapanlarda veya sabote edenlerde bunu trajediye donusturmezler.
Saygilarimla;
evrensel-insan
şu ampul takımını anlamak mümkün değil özellikle RTEyi
geçen yıl bas bas bağırdı 1 mayıs asla tatil olamaz yok efendim ayakların baş olduğu yerler filan
şimdi noldu da değişti?
niye tatil etmeye karar verdi?
sevindim tabiiki tatil kararınada
olayın midemi bulandıran tarafı tayyibin asla hiç bi sözüne güvenilmeyeceğidir
hiçbir dediğinin arkasında duramadı bugüne kadar
iç dış politika sıfır
şimdiden 1 mayıs kutlu olsun herkese
sevgiler
Geçtiğimiz senelerde taksimde yaşananlar ve dünya kamuoyunda yarattığı sesi bilenler var mı bilmıyorum.. Sadece iki ülke vardı 1 MAYIS kutlamasında olay çıkan; biri tayland diğeri ise Türkiye biz kutluyamayanız kutlamada olay çıkan değil :) Şimdi akp bu olaylarla anılmak istemıyor ve gerçekten akıllıca bir pazarlığa gitti ?? Neydi bu?
Bakanlar neden sendikacılarla görüşmek istedi? görüşülecek ne var ki tüm sendikalar zaten yıllardır 1MAYIS tatil ilan edilsin der!!
Şu görüşüldü tamam tatil ilan edilsin!! amma taksimden vazgeçilsin ;)
maalesef sendikalarda bunu kabul etmiş görünmekteler ancak nihayetinde sendikalar herşey değil!!
Taksim alanı işçi sınıfına açılana kadar bu mücadele sürecektir.. Herkese açılan bu alanı bu alanın yapıcılarına kapatmaya kımsenin hakkı yoktur! Yıllar önce kaybettiğimiz o alanda kanları dökülen yoldaşlarımızı o alan da anacağız!!! siz hiç 5 ocak adananın kurtuluşunun istanbulda kutlandığını gördünüz mü???
saygılar...
"olayın midemi bulandıran tarafı tayyibin asla hiç bi sözüne güvenilmeyeceğidir"
Sadece RTE değil, hiçbir siyasetçinin sözüne güvenilmez.
Nedeni siyasetin bizatihi kendisindendir.
AKP için nasıl ise CHP için de aynıdır.
Altı okla yola çıkanların çarşafa dolanmaları hakkında da birkaç satır yazılabilinir.
Ve bu yazılar da başkalarının midesini kaldırabilir.
Ancak başlıktaki haberimizin esas vehametini henüz yazmadık.
1 Mayıs gibi toplumsal bir tepkinin, üstten tek elden "VERİN" demesi ile olmasıdır.
Bu hak ALINMALIYDI.
Olmadı.
VERİLDİ.
Sağlık olsun diyemiyoruz.
Hayırlı olsun diyelim.
sevgili kızılordu
benim bildiğim kadarıyla DİSK taksimde ısrarlı
taksimde kutlanmaması zaten saçma olur çünk sembolik anlamı var.
sadece taksimde kutlanmaı değil mesele yani alan fetişizmi yapıp 1 Mayıs' ın anlamını yitirmesi içinin boşaltılması, işçi sınıfı beraberliğinden yoksun bırakılması kitlesellikten arındırılması gibi çok önemli hususlar taksimden daha önemlidir.. yani taksim şu demek değildir disk olarak geçen senede tek ve merkezi bir mayıs denildi??? ama disk her şehirde kutlama yaptı istanbul merkez binasında 300 kişi vardı 300 kişilik güçle yapılacaksa vazgeçilsin taksimden!!
kesk taksim dedi sabahında olayları gördü vazgeçti çünkü 200 kişi kadardı.. bu sendikaların asıl gücü değil ama asıl sözüdür! bundan sonra ne kadar para okadar köfte olmalı tek ve devrimci 1 Mayıs kitlesel olacak deniliyorsa herkes tüm gücüyle asılmalı emekten, işçiden yana olmalı patronların sözcülerinden ağalardan kurtarılmalıdır.. Aksi halde taksimde aynen sistemin istediği gibi bi yer olur anlamı gider 1 Mayıs karnavala döner eğlenceye döner..
Aksi halde taksimde aynen sistemin istediği gibi bi yer olur anlamı gider 1 Mayıs karnavala döner eğlenceye döner..
Polis pislik yapmasa PKK'lılar yapar. Apo'nun posterlerini açıp çirkin olaylara sebebiyet verirler.
Onu da yapmasalar olay çıksın diye sağı solu taşlar, içine ederler.
Adam gibi bir 1 Mayıs kutlanamayacak mı bu ülkede?
Sadece 1978'i hatırlıyorum coşkulu ve olaysız bir kutlama olarak.
TURAN DURSUN
YOLUMUZU AYDINLATMAYA DEVAM EDİYOR
DİNLERDEN ÖZGÜRLÜK GRUBU
Şöyle bir pankartla o şölende bizde orda olmalıyız
Haydi 1 mayısa
Akhenaton
17-04-2009, 22:11
Pkk lılar meydanlara dökülür yine, yeter ki böyle fırsatlar vermeyin.
mesele pkk meselesi değil aslında sistemin ne kadar baskısı sol güçlerin demokratların o kadar karışık müdehalesi demek.. 77-78-79 1Mayısları ülke tarihinin en önemli unsurları gerek emekçi kitlelerin gücü gerekse sendikaların sınıf sendikacılığı gereksede sisteme verilen ders yada söylem anlamında başarıları su götürmezdir.. ancak 1 Mayıslar sadece sistem eliyle değil sol içinde ki hatalardan dolayıda zarar görmekte, bu hatalar yalnızca çatışmalar değildir alınan yanlış kararlarla yapılan yanlış uygulamalar bizi geriye götürmekte nasıl mı?? şöyle söyleyeyim 30 kişilik grup elinde pankartla taksim alanına 1.250 çeviğin koruduğu bu alana girmeye çalışıyor?? neden?? amacımız alan fetişizmine döndüğünde bu olur amaç o alana ayak basma değil o alanda işçi sınıfını toplayabilme o alana insanları getirip halkı getirip onlara hitap eden konuşmalar yapma... varsayalım bunda başarılı olduk alana işçi sınıfını yığdık kitle hazır güçlü beklentili..
Y a sonra bitti mi?? hayır o alanda mutlak bir kürsü lacak ve bu kürsüden yapılacak konuşmalar işçi sınıfına emeğe hitap etmeli patronlara, burjuvaziye değil çünkü şunu söylemi duymuşsunuzdur " koç için gerekirse işçileri yürütürüzz" bunu söyleyen bir sendikacıdır!! koç için işçiler yürüyecek :s bu da 1 Mayısı bitiren olay olur.. yani teorik ve pratik hataların olmadığı 1 Mayıs zor olabilir ama başarılması basittir yeterki yerinde ve birlikte kararlar alalım yeterki emeğin mücadelle günü olduğunu bilelim 1 Mayısın..
evet 1 Mayısta turan dursunuda öyle bir pankartla orda görmek gerçekten güzel olur.. iyi fikir bakbuba..
Disk ve bazı diğer sendikalar Taksimde kararlı. Ama devletin Taksime izin vereceğine pek inanmıyorum, geçen sene neydi o öyle. Taksimin kenarını adamlar zırhlı araç ve binlerce silahlı askerle tutyorlardı. Bu senede benzer olayların olacağı kesin. Polisiyle, askeriyle, biber gazıyla, jopuyla devlet yerini alacak. ve yine bu seneki 1 mayısta da katliam olacak.
bana kalırsa mesele şudur
hükümet kim olursa olsun insanların birlik beraberlik ve dayanışma içerisinde olmasını istemiyor
çünkü bir arada olanlar oturup konuşup fikir alışverişinde bulunabilir
toplumda yaratmaya çalıştıkları kutuplaşmada bu yüzden
sanal ortamda dahi insanlar birbirlerine tahammül edemeyecek raddeye geldi
başarılı olmamaları için
birlik beraberlik ve dayanışma şarttır diyorum.
disk bu senede taksim de kararlı ve kesinlikle orada olacak ama bazı satılmış sendikalar taksimde ısrarcı olmayacağız diyor.bunlar işçi sınıfının haklı mücadelesini sabote ediyorlar.bunların tek düşündükleri kendi ceplerinin dolması.ayrıca bu sene bana kalırsa geçen seneki kadar şiddet uygulanamaz çünkü yutdışındanda sendika temsilcileri taksime gelecek.son olarakta biz duyarlı arkadaşların eğer imkanları varsa 1 mayısta taksimde olmaya çağırıyorum!
Tüm dünya işçileri birleşin.
Sevgili TURAN DURSUN dostları,
Emeğin, Kardeşilğin ve Mücadelenin günü 1 mayıs'a TURAN DURSUN'u yadeden bir pankartla katılmayı düşünüyoruz.
Destek ve düşüncelerinizi bekliyoruz
Sevgilerle
bakuba konuyu desteklediğimi yeniliyorum buradan...
eylemsel
23-04-2009, 09:52
iyi bir fikir oldugunu düşünüyorum
1 mayısta taksimde olacağız dostlar katılmak isteyenler belirtsinler lütfen belki bir organizasyona girişiriz:) ulaşım konusunda yardımcı olabilirim..
Ben bulunduğum ilde 1 Mayıs mitinginde olacağım,istanbul'dan yeni döndüm ama bir kardeşimi bıraktım orda benim yerime.
Bize lutuf gibi verilen 1 mayıs zaten hakkımız..Akp bununla bize hava yapmasın..
Bulunduğum kentte 1 mayıs kutlamalarına katılacağım...
saygılar...
parmis Güneşin_kızı
http://1mayis.info/icerik/1-mayis-100-yasinda-vardik-variz-varolacagiz
saygılarımla
1886'da Sikago'da iscilerin, grev ve 8 saat uygulamasini fiili olarak hayata gecirme gunu olarak belirledigi 1 Mayis icin dagittigi bir bildiride asagidakiler yaziyormus:
"Bir gunluk isyan, daha azi degil. Emegin dunyasini egemenlik altinda tutan kurumlarin sefil sozculerinin denetimi disinda bir gun. Emegin kendi yasalarini yaptigi ve bunlari uygulamaya koyma gucunu elde ettigi bir gun. Emekci ordusunun birliginin yarattigi muhtesem gucun, dunyanin tum halklarinin kaderlerini ellerinde tutanlara karsi cevrildigi bir gun."
Emegin kendi kaderini kendi eline aldigi koskoca bir gun… Gecen 123 yilda tum gunleri talep etmeyi ogrendik ve hatta dunya olceginde “Emegin kendi yasalarini yaptigi ve bunlari uygulamaya koyma gucunu elde ettigi” gunleri de gorduk.
Bildiri cagrisina butun isciler cevap vermisler ve hemen hepsinin dilinde su sozler varmis: "Biz sadece, fabrikada calisan aksam eve geldiginde yemek yiyip yatan ve ertesi gun yeniden calisan koleler degiliz. Dusunmek ve yasamak istiyoruz."
Ama ne yazik ki simdiki gunlerde bir yandan issizlik kol geziyor; bircoklarimiz icin kosullari ne olursa olsun bir ise sahip olmak en buyuk beklentiye donusuyor. Diger yandan kâh issizlik tehdidiyle kâh acimasiz rekabet dunyasinda basarili olabilmek adina dayatilan 13 – 14 saatlik is gunleri “dusunmek ve yasamak”i olanaksizlastiriyor.
Ve genel ve evrensel olan bu dayatmalara ulkemizin egemenlerinin siyasal, sosyal, ekonomik dayatmalari eklendiginde yasam cok daha cekilmez hale geliyor.
1 Mayis’in anlami –tekrarda sakinca yok - evet budur:
Emegin dunyasini egemenlik altinda tutan kurumlarin sefil sozculerinin denetimi disinda bir gun.
Emekci ordusunun birliginin yarattigi muhtesem gucun, dunyanin tum halklarinin kaderlerini ellerinde tutanlara karsi cevrildigi bir gun.
Ve belki de en onemlisi:
Emegin kendi yasalarini yaptigi ve bunlari uygulamaya koyma gucunu elde ettigi bir gun.
Ve bugunun anlamini apacik ki, emek dunyasi kadar egemenlerimiz de biliyor; bu nedenle her 1 Mayis donemi, ulkemizde tehdidin, yasaklamanin, gozaltinin, tutuklamanin olumun kol gezdigi gunlere donuyor.
Ama caresi yok: Istanbul’da ve Turkiye’nin dort bir yaninda bir araya gelecek, kendi gucumuzu tum dunya halklarinin gucune katacak, bu kohnemis duzeni degil yepyeni bir alemi istedigimizi haykiracagiz.
Evet, o gun biz de gunese dogru ziplayacagiz ve bizim de ayaklarimiz yerden kesilecek.
saygılarımla
Akhenaton
29-04-2009, 19:04
1 mayıs yasaklanmalı.1 mayısların amacı üreten insan değil uyuşturucu çetelerinin gövde gösterisidir.
1 mayıs işçinin ve emekçinin dayanışma gününü en içten dileklerimle kutluyorum...
not: bir değişiklik olsun benden bir kutlama mesajı olsun istedim:))
saygılar...
Parmis Güneşi,n-kızı
http://haber.mynet.com/detail_news/?type=Life&id=A0105012&date=01Mayis2009
Bu, bu, nedir bu?
Tüm Dünya'da 1886 yılından beri işçilerin birlik , mücadele ve dayanışma günü olarak kutlanan 1 mayıs, ilk olarak A.B.D de çalışma saatlerinin sekiz saate indirilmesi eylemleriyle başladı.İşçi liderleri ;
Persons, Spies ve Lois Lingg Hay market meydanına bomba atmakla suçlandılar. Hemde işçilerin meydan da toplandığı bir anda. Karanlık eller işçi liderlerini suçlamak için o gün Hay market meydanındaydı... Spies ve Louis polis tarafından yakalandı ki zaten meydanda konuşmacıydılar. Persons bir süre sonra kendi gelerek teslim oldu.
İşçi liderleri önceden hazırlanan düzmece bir mahkemede yargılanıp idam cezasına çarptırıldılar. Persons'un idam dan kurtulması için pişman olup , özür dilemesi gerekiyordu. Bir işçi lideri suçlamaları kabul edecek ve canını kurtarmak için özür dileyecekti.
Daliy News gazetesi editörü iki saat Persons'un hücresinde kaldı. Ve adeta ona yalvardı. Özür dilemesi için.
Persons ; " özür dilersem hüküm değişecek bunu biliyorum ama bunu daha fazla üstelemenizi rica ederim.Ben suçsuzum. Jürinin beni suçlu bulduğu cürmü işlemedim. Bütün Dünya biliyor suçsuz olduğumu. ğer asılırsam , cani olduğumdan değil , geçmişte öğretmiş , söylemiş ve yazmış olduğum şeyler yüzünden asılacağım. Haymarket'e bomba attığımdan değil. İllinois halkı , kendini gönüllü olarak yetkililere sunmuş bir suçsuzun asılması karşısında susmayı göze alırsa, bende savunduğum fikirler ve davam uğruna asılmayı göze alabilirim..." dedi.Editör Persons'u ikna edemiyeceğini anlamıştı. persons nazikçe ayağa kalkarak Daliy News editörünü hücresinden yolcu etti.
Persons ilerleyen günlerde çocuklarına bir veda mektubu yazdı. işte Persons'un son mektubu :
Zindan no 7
Cook County hapishanesi
CHİCAGO İLL 9 kasım 1887
" Çok sevgili değerli çocuklarım Albert R. Persons Jr . ve kardeşi Lulu Eda Persons'a ;
Bu kelimeleri yazarken adlarınız üstüne göz yaşlarım damlıyor. Bir daha hiç karşılaşamayacağız. Ah sevgili çocuklarım,nasıl içten derinden seviyor sizi babacığınız. Sevdiklerimiz için yaşamakla gösteririz sevgimizi,ve gerektiğinde sevdiklerimiz için ölmekte de gösteririz sevgimizi. Benim hayatımı ve doğal olmayan haksız ölümümü , Başkalarından öğreneceksiniz. BABANIZ ÖZGÜRLÜK VE MUTLULUK UĞRUNA GÖNÜLLÜ OLARAK CANINI VERMİŞ BİR KURBANDIR. Sizee , miras olarakşerefli bir ad ve yerine getirilmiş bir görev bırakıyorum. Onu koruyun. Bu yolda yürüyün. Kendinize karşı doğru olun.O vakit başkalarına karşı sahte olmazsınız. Yaratıcı , uyanık ve neşeli olun. Anneniz ! O kadınların en yücesi , en şereflisidir. Onu sevin , sayın ve öğütlerine uyun.
Çocuklarım, değerli varlıklarım ,bu mektubuyalnız sizin için değil,daha doğmamış çocuklar içinde ölen bir kişinin ölüm yıldönümlerinde okumanızı istiyorum.
Yavrularım elveda..."
Albert Persons asılırken son sözleri söylettirilmeden iskemlesi alelacele tekmelendi.
Arkadaşı August Spies ; son sözlerinde " Öyle bir zaman gelecek ki, bizim suskunluğumuz,sizin bu gün ipe çektiğiniz seslerden daha güçlü olacaktır..." diye bağırmış ve üç işçi lideri yiğitce ölümü kucaklamışlardır...
Lous Lingg adlı işçi lideri ise hücresinde idamlardan daha evvel feci şekilde dövülüp , ağzına dinamit lokumları yerleştirilerek , yüzünün yarısı parçalanmış bir şekilde ölüme yollanmıştır. Hücresinin içine ufak bombalar yerleştirilmiş ve Louis'in bombayla intihar ettiği , hatta hücresini bile imal yeri haline getirdiği söylenmiştir...
Sonuçta işçi liderleri ölmüş ama başlattıkları sekiz saatlik çalışma amacına ulaşmıştır. Bu zamanı ve onların mücadelerini anmak adına 1 mayıs birlik , dayanışma ve emeğin bayramı haline gelmiştir.Tüm Dünya'da 1886 yılından beri amacına uygun olarak kutlanmaktadır...
Türkiye'de ise 1 mayıs hep tehlike v e yasağın adı olmuştur. İlk kez 1909 yılında Osmanlı yönetimi altında kutlanmış. 1912 de yasaklanmış. Selanik'te kutlanması engellenen 1 mayıs'ı işçiler iş bırakarak kutlamak istemişler ve ilk polis copu 1912 de işçilerin üstünde patlamıştır. 1913 yılnda ise bizzat engellenmiş ve yeniden kutlanması ancak 1920 yılında olmuştur. 1921 de ise 1 mayıs işgale karşı bir gösteriye dönüşmüştür. Mersin limanında demirli Fransız donanmasına karşı ; kahrolsun emperyalizm " sloganları atılmış , Mersin işgale karşı yazı ve afişlerle donatılmıştır.
1 mayıs'ın ilk kez bayram olarak kutlanması 1923 yılında gündeme gelmiş ancak 1924 yılında yeniden yasakla karşı karşıya kalmıştır. 1925 yılında başlayan Şeyh Sait isyanı dolayısıyla tüm gösteri ve yürüyüşler yasaklanmıştır. Tabi 1 Mayıs da...
1935 yılında ise 1 mayıs bahar ve çiçek bayramı adıyla tatil olmuştur.
1 mayıs ilk kez 1975 yılında bir salonda kutlanır. İlk kitlesel ve özgür kutlama 1976 yılında Taksim meydanında yapılır. ve 1977 yılında ise katliam la karşılaşır 36 insan meydan da , kazancı yokuşunda kurşunlarla vurularak , sıkışma sonucu ezilerek , panzerle çiğnenerek öldürülür...
1980 askeri darbesiyle sendikalar ve siyasi partiler kapatılır. Hapishanelere doldurulan işçiler " savaş suçu" yla yargılanır. Uzun müddet sadece cezaevlerinde kutlanan 1 mayıs yeniden olarak 1984 yılında salonlarda kutlanmaya başlanır. Meydanlarda kutlanması1993 yılnda başlar ancak 1 mayıs günümüzde bayram olarak ilan edilsede önündeki özgürce kutlanma tahditleri bir türlü kaldırılmaz...
Tüm emekçilerin 1 Mayıs Bayramı kutlu olsun.
http://img232.imageshack.us/img232/2690/1mayis77basturk.th.jpg (http://img232.imageshack.us/my.php?image=1mayis77basturk.jpg)
http://img232.imageshack.us/img232/8384/1m771ay8.th.jpg (http://img232.imageshack.us/my.php?image=1m771ay8.jpg)
Önümüzdeki senelerde bu fotoğraflardaki birlikteliğin yeniden ama barış içinde yaşanması özlemiyle.
İşçi sınıfı gene zorla en doğal haklarından biri olan Taksim de 1 Mayıs ı İşçi ve Emekçi Bayramını kutlamıştır ve bundan sonrada orda kutlamaya devam edecektir.Bunlar tamamen bir mücadelenin bir sonucudur.Bugün bende ordaydım ve tam 32 yıl sonra Taksime de 1 Mayıs kutlamalarına katılmanın gururu içindeyim.Biz bu diretmelerimize zorlamalarımıza devam edersek kazanan tabii ki işçi sınıfı olacaktır.
serüvenci
01-05-2009, 22:26
DURAKSAYANA
Diyorsun ki,
Davamıza hayrı yok bu gidişin.
Karanlık gitgide, diyorsun, derinleşiyor.
Güçler azalıyor, diyorsun, gitgide.
Bunca yıl, diyorsun, çalış çabala,
Sonunda ilk günden daha güç bir duruma düş.
Oysa işte düşman her zamankinden daha kuvvetli.
Yenilmez gibi de görünür.
Biz de hatalar yaptık, bu inkâr edilmez.
Sayımız yavaş yavaş azalmada.
Sloganlarımız orda burda dağınık.
Düşman sözcüklerimizin bir kesimini çarpıttı.
Bugüne dek söylediklerimizden hangisi yanlış şimdi?
bir kısmı mı, yoksa hepsi mi?
Güveneceğimiz kim var artık?
Artakalanlar mıyız bizler
yaşayan bir ırmaktan fırlatılmış?
Geride mi kalacağız
kimseyi anlamadan ve hiç anlaşılmadan?
Yoksa şans mı gerek bize?
işte senin sordukların bunlar. Ama kimseden bir yanıt bekleme, yanıtını da kendin ver.
Bertolt Brecht
Çev: A. Kadir-Güler Fındıklı
egoiste yasaklanmalı. egoistenin amacı ortalığı karıştırmak yersiz muhalefet olmak...
egoiste yasaklanmalı. egoistenin amacı ortalığı karıştırmak yersiz muhalefet olmak...
Sevgili kizilordu;
1 Mayis yasaklanmamali fakat diger konuda hakli. Elleri tasli, sopali, bicakli, tasli ve suratlari kapali insanlarin amaclari ne? Kimdir bunlar? Bunlar mi isci sinifini temsil ediyorlar?
Kol, kola sarkilar türküler söyleyerek, kardesce bayrama mi gidiliyor yoksa savasa mi? Kimin savasi bu ?
Isci sendikalari düzgün bir oraganizasyonu yapmaktan aciz ancak laf ebeligi yapiyorlar.
Polis zaten egitimsiz ve bilgisiz. Üniformayi üzerine geciren kendini Malkocoglu saniyor.:)
Istanbul emniyet müdürü canli konusmasinda '' Ak partimizin binasi '' gibi bir cümleyi ifade ederken farkina varip hemen cümleyi düzeltti.;)
Ayrica 1 Mayis isci bayrami bir terör örgütünün gövde gösterisi yapacagi bir bayram degildir. Bunlari ayiklamasini bilmeyen ve bunlara canak tutanlar sendikaci olamaz. Bu kafada olan her kimse; emekten ve isci bayramindan söz etmeye hakki yoktur. Zaten olmamaktadir.
sevgili cigi biz 1 mayısı gayet olaysız bir şekilde kutladım taksime çıktık binlerce insanla ancak orda o alanda sabahın 9 undan öğleden sonra 3 e kadar olmayan kımse yaşananları bilemez ben bir eylemci aynı zamanda gazeteci foto muhabir olarak ordaydım yaşananları size burda anlatamam ama sorualarınıza cevap vereyim...
yüzleri maskeli insanlara maskesinin sebebini sordunuz ya peki polislerin maskeleri neden?? kol kola kardeşçe türküler deniliyorya o halde panzerler silahlar coplar helikpterler v.s neden?? bakınız polis 10 kişilik gruba 24 tane biber gazı attı yer şişli bulvarı na birleşen bir ara sokak ordaki 10 kişinin tek isteği disk kortejine girmek yani 1 mayısı kutlamak taksime yürümek.. polis bunlara izin vermedi ve sürekli suyla gazla copla müdehala etti..
ortalığı provake eden savaş başlatan yine polisti.. ancak polisle çatışmayı marifet sananlar yokmuydu?? elbet olacak tıpkı sabah yakalanan devletin provakatörü gibi sol içinde de provakatörler olacaktır.. banka camlarının taşlanması vatandaşların araçlarına saldırılması v.s gibi tüm durumlar kınadığımız şeylerdir yapılmaması için biz elimizden geleni yapıyoruz aramıza bu kişileri sokmuyoruz ama polisinde hoşuna gidiyor sanırım 8 kişiyi yakalamak varken 2 saat tarlabaşında onlarla çatışmasını anlamadık gasları sıkıp platik mermi sıkıp beklemek neden?? gidin göz altına alın!!
sevgili cigi maalesef devletin savaşı bu biz istemiyoruz bi zoalanda yaşlısıyla genciyle varız kımsenin o biber gazını solumasını istemiyoruz kımsenin polisle muhattap olmasını dahi istemiyoruz biz oraya 1MAYIS kutlamaya gidiyoruz bu sene bunu taksimde başardık daha sonraki senelerde daha güçlü ve olaysız bi şekilde taksimde olmak dileğiyle..
vede bu seneki malkoçoğullarının seneye daha uysal olmasına vede elleri taşlı kişilerin bu malkoçoğullarıyla çatışamamasını diliyorum...
PANZERE DEĞİL EĞİTİME BÜTÇE :)
saygılar..
[quote=kızılordu;171954]biz oraya 1MAYIS kutlamaya gidiyoruz bu sene bunu taksimde başardık daha sonraki senelerde daha güçlü ve olaysız bi şekilde taksimde olmak dileğiyle..
vede bu seneki malkoçoğullarının seneye daha uysal olmasına vede elleri taşlı kişilerin bu malkoçoğullarıyla çatışamamasını diliyorum...
PANZERE DEĞİL EĞİTİME BÜTÇE :)
quote]
Sevgli kizilordu;
Taksim'i 1 Mayis kutlamalarina vermek istemeyen kafalarin ellerine koz verilmemelidir. Yukarida ki yazdiklarina yürekten katiliyorum.
Dilerim bu sekilde ki kutlamalara Taksim dar gelir.
Egitime, üretime ve sagliga bütce.:)
Sevgiler.
Tartışmalı bir İşçi Bayramını daha geride bıraktık. 1 Mayıs 2009 Türkiye işçi sınıfı mücadelesi açısından bir kilometre taşı olacaktır. İki sebepten;
1) 1 Mayıs EMEK ve DAYANIŞMA BAYRAMI olarak emekçilerin kazandığı bir hak olmuştur.
2) 1 Mayıs Meydanı da, artık emekçiler açısından asla geri verilmemesi gereken bir alan olmuştur.
Devlet, kendi haklı taleplerine ısrarla ve inatla sahip çıkan işçi ve emekçi kitlesiyle açık bir meydan savaşına girmeyi göze alamadı. Buna karşılık, varoşların yoksullarına, dışlanmışlarına, işsizlerine ve devrimci/sol güçlere sokak savaşına karşı "hodri meydan" dedi, onlar da kabul eylediler...
Sonuç; bir yanda gözlerinde 31 yıllık bir özlemin ardından kanlı 1 Mayıs'tan, Şanlı 1 Mayıs'a doğru bir sevincin ışıltısıyla alanı dolduran; koşan, bayrak açan, sevinçten birbirine sarılan, ağlayan ve aslında başka ve güzel bir dünyaya olan açlığın hasretiyle alanı fethetmeye gelen emekçiler;
öte yandan dişleriyle, tırnaklarıyla Dolapdere'den, Kazancı Yokuşu'ndan, Sıraselvilerden tırmanıp, kah düşe kalka, kah gaza ve ateşe boğularak, cam kırıp taş fırlatarak bu sevince ortak olmak arzusuyla yanıp tutuşan kenar semtlerin işsizleri, dışlanmışları ve ezilmişleri...
Temel sorunlarımızın bambaşka olduğunu elbette biliyoruz; yaşanılan kapitalist krizin emekçi kesimlerdeki bunaltıcı etkisi, yeni sosyal güvenlik sistemi, iyice vahşileşen üretim ilişkileri, sendikal hareketteki gerileme, kitlelerin kaybettiği özgüven vb. vb.. Ama öte yandan, halkın ve emekçilerin daha ileri kesimlerine moral ve motivasyon verecek yeni bir kazanım, sembolik de olsa bir zafer...
1 Mayıs Meydanı artık kazanılmıştır! Bundan geri adım atılamaz. Ve bu kazanımda, bir çok şeyin rolü vardır; özellikle üç yıldan beri ısrarla bu meydanı isteyen devrimciler, demokratlar, sosyalistler; belki de karşı saflarda açılacak bir gedik gibi görüp, olanca gücüyle her yıl Taksim'e hucum eden gençler, sınıfının anlamsız bakışları altında kendi kitlesinden koparak ileri fırlayan bilinçli işçiler, memurlar; şuursuzca da olsa sapanla taş atan çocuklar, yaptıkları yanlış da olsa öfkelerine yenilip cam kırıp, kaldırım söken gençler... Hepsinin bu kazanımda rolü var..
1 Mayıs Meydanı artık kazanılmıştır!
Artık emekçiler asıl gündemleriyle baş başadır. Esas kazanılacak mevziler önlerinde durmaktadır; İşsizlik, eşitsizlik, yoksulluk; eğitim, sağlık ve barınmadaki devasa sorunlar.. Asıl kazanılacak zaferler burada durmaktadır.
saygılarımla
serüvenci
03-05-2009, 14:49
bir ülkede iktidar partisinin politik malzemesi olarak verilmiş bir hakkın mücadeleyle edinildiğinin ifade edilmesi ne kadar doğrudur ? bu hakkın verilmesinin nedeni, insanları belli bir sırınınn iiçine sokma çabasıdır. Taksimi mücadeleyle aldık ifadesi de aynı derecede yanlıştır. Göz boyamak isteyenlere güzel fırsat yaratılmıştır. Valiye Taksimdeki kutlamaların işçi bayramı niteliğini taşıyacak şekilde ifade etme fırsatı yaratılmıştır.
evrensel-insan
02-05-2013, 02:00
Bilindigi gibi, "guvenlik" gerekcesi ile Taksim Meydani, 1 Mayis kutlamalarina kapanmis, fakat isciler ve emekciler ise; "Kanli 1 Mayis" dan sonra, bu meydani 1 Mayis kutlamalarina tarihi bir alan olarak secmisti.
1 Mayis'tan bir gun once, devlet elinden geldigi sekilde, Taksim Meydani'na cikan butun yollari kapattigi gibi, Istanbul bunyesinde de Avrupa yakasindan Asya yakasina her turlu gecisionleyen ve de avrupa yakasinda Taksin'e ulasan her turlu ulasimi engelliyen; sadece sikiyonetim sartlarinda gorulebilen bir ulastirma zorlugu karari almisti.
Bu aslinda Anayasa'ya gore seyahat ozxgurlugunu onleyen bir suctu.
Bu sabah Besiktas'ta toplanmis olan ve CHP agirlikli bir grup secim otobusleri ile birlikte henuz polise dogru yuruyuse gecmeden, birden bire tazyikli su ve biber gazi saldirisina maruz kaldilar.
Ayni saldirilar, Sisli ve Mecidiyekoy'de de yasandi. Sanki polis bir kac kisinin bir araya gelmemesi icin, her turlu insanlikdisi saldirisini amansizca surduruyordu.
Tazyikli suyun, lagam suyu oldugu, biber gazinin duzeyinin fazlaligi ve her turlu gaz bombasinin duzeyi polisin ne kadar vicdansiz ve acimasiz oldugunun gostergesiydi.
Istanbul sanki bir savas alanina donmustu. Bu arada aranan ambulanslar gelmiyor ve polis kacanlari bile kovaliyordu. Ortalik can pazarina doinustu.
Besiktas tarafinda toplanan ve CHP agirlikli kalabalikta, CHP genel baskan yardimcisi G.Tekin'de biber gazindan nasibini almis ve rahatsizlanmisti. Ambulans beklerken, orada bulunan bir evde dinleniyordu.
Isin ilginci, ambulans geldiginde ve kendisi ambulansta iken; savas ortamlarinda bile gorulmesi mumkun olmayan sekilde polis, ambulansin icine biber gazi s1kt1.
Sisli'de oturanlar evlerinde bile biber gazindan etkilendiler. DISK merkezi ablukada biber gazinin hedefi oldu. Iki kisinin ciddi olarak basindan yaralandigi ve cok sayida fenalik gecirenlerin oldugu soylendi. Bu arada hastahane goruntulerinde bile biber gazi dumani hastane icine kadar uzaniyordu.
Polisin bu devlet teroru ve vicdandan yoksun saldirisi, yine ulkede bir ilkti.
Guya, taksim alan'ina guvenlik icin alinmayanlar; devlet terorunun elinde guvenlikten yoksun kaldilar.
Burada baska bir ilginc konu da, yolda giden ozel arabalarin ya da taksilerin yollarinin kesilmesi ve seyahatlerine izin verilmemesi idi. Hatta polis boyle bir durdurmada "sokaga cikma yasagi var, bilmiyor musun?" gibi garip bir soru sormustu.
Her turlu teknigin oldugu ve 1 Mayis'ta olanlarin her aninin BBG evi gibi gozlem altinda oldugu dusunulurse, basta CHP yetkililerine yapilanlarin gayet bilincli ve emir uzerine yapildigi da algilanabilir.
Evet, bugun istanbul'da polis devlet teroru estirdi. Iktidarin ve esbaskaninin boylece tum yuzu de aciga cikti.
Surasi unutulmamali ki, birincisi toplumunun ve halkinin uzerine saldiran iktidarin iki durumu vardir.
Iktidari kaybetme korkusu
Baskiyi her yonde artirma ve sindirme politikasi.
Burada aci olan iktidar usagi medyanin vermis oldugu yanlis ve yalan bilgiler, gozden kacmadi.
Bu haberlerden birinde guya "marjinal gruplar" a mudahele edildi. Yani CHP marjinal grup oldu.
Ankara'da ise iki farkli kutlama vardi. Sihhiye'deki kutlama isciler ve emekciler kuruluslarina yonelik iken; Tandogan'daki kutlama da basi IP cekiyordu.
Bu arada iktidarin usagi Hak-is'e sembolik ve mehter takimi esliginde taksim'e celenk koymasina izin verildi.
Anlasilan o ki, dunyada bile artik hemen hemen her yerde olaysiz kutlanan 1 Mayis gosterilerinin, ulkemizde bu duzeye gelmesi epey zaman alacak.
Tum isci, emekci, calisan ve insan haklari evrensel hukuk demokratik hak ve ozgurluklerden yana olan herkewsin 1 Mayis'i kutlu olsun.
Ahlaksız
02-05-2013, 02:23
''Barış''diye feryat eden Ak-il adamların,hastane bahçesinde gaz bombası atan Ak-polislere dair yorumlarını duymak istiyorum..!
Utanmadan/sıkılmadan Ak-Vali polis şiddet kullanmadı diyor..
Polisin attığı gaz bombasının yere yığdığı 17 yaşındaki bir kızı haberlerde gördük..
Kafası yarılıp yere yığılan gazeteceyi gördük..
Bacakları kırılıp ne yapacağını bilemez halde kıvranan gazeteceyi gördük..
Ana muhalefet partisi vekili Gürsel Tekin'in hastanedeki görüntülerini gördük..
Köşeye sıkışmış 6-7 tane kişinin su ile nasıl etkisiz hale getirildiğini gördük..
Astım krizi geçirenleri gördük..
İşine gidemeyen vatandaşlarının feryatlarını duyduk/gördük..
UTANMAZLAR..!
Siz kimsiniz de bir köprüyü kapatabiliyorsunuz?
Siz kimsiniz de metroyu/feribotları kullanım dışı bırakabiliyorsunuz?
Siz kimsiniz de bir meydanı kapatabiliyorsunuz?
Mevzu,işçi/emek/ideoloji mevzusu olmaktan çıkmış artık..
Mevzu vatan..Vatan elden gitti diyoruz ama bir türlü inandıramıyoruz kimseyi..!
Bir vatandaş muhabire şunu dedi;
''Abi ben yüzme bilmiyorum,karayolu kapalı,deniz yolu kapalı..Ben nasıl karşıya geçeceğim'' dedi..!
Olaya bakarmısın?!
Yıllardır diyoruz..Mevzu ideoloji filan değil..Bu insanlarda en ufak bir acıma filan yok..Bu Akp'lileri ben insan yerine koymam..Daha dün Kamer Genç'e ne yapıldığı belli..Akp'nin ardına düşene zerre değer vermem..
Akp'nin bu ülkeye yaptığını PKK yapmamıştır..
Bunu eninde sonunda herkes anlayacak ama bu Akp sevdalıları anlamayacak..
Bir realiteyi ortaya koyalım şimdi..
Bugünkü görüntülerden bir bölüm;
(Korku filmi gibi)
https://www.facebook.com/photo.php?v=10151630355568534
Yaklaşık bir ay önce İstanbul'da çekilen görüntüler;
http://video.cnnturk.com/2013/haber/3/17/istanbulda-binler-nevruzu-kutladi
Bir tarafta binlerce insan ÖCALAN'A ÖZGÜRLÜK,KÜRTLERE STATÜ afişleri altında mutlu/mesut miting yaparken;diğer tarafta dertleri sadece bir meydana çıkmak olan işçi/emekçi kesim adeta bozguna uğratılıyor..Ak-polisler ile işçilerin savaşı,aklıma elinde sapanla İsrail'e kafa tutan Filistinlileri getirdi..İstanbul bir savaş meydanına döndürülmüş adeta..Korkunç bir şey bu..
Bu ülkede Öcalan posterleri ile miting yapabilirsiniz ama orak/çekiç posterleri ile miting yapamazsınız..Mevzu bu kadar net..!
Akp'lileri bir türlü çözemeyen bir kısım sosyalistlerin/liberallerin,umarım bugünden sonra akılları başlarına gelir..Akil adam dediğin adam,faşizmin karşısında olan adamdır..Bir kısım aydın sosyalist/liberal insanlar,bugün Ak-polislere direnen antikapitalist müslüman gençlerden ders alsın bence..
Türkiyeliler intihar etmek istedi ve intihar ettiler. Hala AKP'ye oy verenler ve bunları seçenler bundan başkasını yapmıyor.
evrensel-insan
02-05-2013, 02:49
Türkiyeliler intihar etmek istedi ve intihar ettiler. Hala AKP'ye oy verenler ve bunları seçenler bundan başkasını yapmıyor.
Yukarida koyulastirdigim cumleni aciklar misin?
Ahlaksız
02-05-2013, 02:53
Kandil'e kalaşnikofla çıkış serbest,Taksim'e çiçekle çıkmak yasak..
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/23184319.asp
Bu yazıdan şöyle bir sonuç çıkarabiliriz..
Akil adamları destekleyenler bu devlet terörünü desteklemiş olur..Terörü destekleyenlerin,sürece karşı çıkanlara ''insanların ölmesini mi istiyorsunuz'' diye sormaları ne kadar ironik..!
evrensel-insan
02-05-2013, 03:02
Kandil'e kalaşnikofla çıkış serbest,Taksim'e çiçekle çıkmak yasak..
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/23184319.asp
Bu yazıdan şöyle bir sonuç çıkarabiliriz..
Akil adamları destekleyenler bu devlet terörünü desteklemiş olur..Terörü destekleyenlerin,sürece karşı çıkanlara ''insanların ölmesini mi istiyorsunuz'' diye sormaları ne kadar ironik..!
Isin ilginci bugun bir "akil adam" da Istanbul'da polis ve devlet terorunden nasibini almis ve sikayet ediyordu. Polisler ona da zarar verirken, herhalde RTE'nin 67 dokunulmazindan biri oldugunu fark edemediler.
Ayrica G.Tekin kendisi yaptigi aciklamada, kendisine polisin bilerek saldirida bulundugunu da soyledi. Cunku ilk saldiriya ugrayan grup, CHP'nin oldugu Besiktas'ta toplanan gruptu.
Tutatsiz ulkenin tutarsiz siyaset uretimi iste.
2 yil once sanirim akil adamlar diye bir olusum ortada yok iken, daha kotu kareler hatirliyorum 1 Mayis tarihine ait.
Devletin terorize olan yanini mi elestiriyoruz yoksa baris surecini mi?
Ama gelenegimizde kutsal olan devlet anlayisi var. AKP de lololulu devletinin hukumeti.
Yetkilerini adi gecen lololu anayasasindan aliyor.
Devlet teror yapmaz, teror tanimimizin icinde devlet ifadesi gecmiyor.
Akil adamlar ile yatip kalkmak yerine sakil devlet yapimizin elestirisi yapilmis olursa cevaplar daha cabuk bulunabilecektir.
Cevap versem yine aynı laflar ile karşılaşacağım ama yine de söylemek istiyorum. Bilmem kaç senedir iktidarı boyunca bir kez bile oy vermediğim iktidarın yanlısı olmak ile suçlanacağım lakin, biraz elinizi vicdanınıza koyun ve söyleyin.
Kaç tane işçi, emekçi insan dün 1 Mayıs'ta Taksim'e gitmeye çalıştı? Lise öğrencisi birisi mi işçi oldu, Türkiye'de bu kadar işçi varsa niye hepiniz işsizlikten dert yanıyorsunuz? Kaç tane işçi, bayramını kutlamak için elinde sopalarla, sapanlarla, taşlarla dolaşır? Geçen senede bu iktidar vardı ve Taksimde kutlaması yapıldı gerçeğini göremeyen sizin, öryargılı davranışlarınızdan artık vazgeçmenizi rica ediyorum.
Niye İzmir'de, Eskişehir'de, Ankara'da 1 Mayıs'ta olaylar olmuyor da sadece ama sadece Taksim de oluyor?
Niyesini söyleyim size, gelen gençlik saf. Ne yokluk görmüşler, ne insanlığı tatmışlar. Tek istedikleri, bağırıyım, çağırıyım, yıkıyım, dökeyim, kırayım. İnsanlık bu ya...
Şiddet her zaman şiddeti doğurur. Bu yüzden, olay çıkartanlar da bu olayları durdurmaya çalışanlar da yanlış hareketlerinden dolayı suçludur. Ülke olarak, insanca yaşamasını bilmeme gibi bir huyumuz var. O kadar tuhaf bir toplum olduk çıktık ki, dün 1 Mayıs için birileri olay çıkartır, yarın başka bir olay için dün karşı karşıya gelenler bugün yan yana durur birlikte tepki gösterir ya da birlikte sevinir. Ben bunun adına kısaca şuursuzluk diyorum.
Bundan önceki iki seneyi devletlülerimiz bize bahşetmedi sayın yergin. Ondan önceki senelere bakacaksınız siz. Delinen barikatlardan sonra çaresizce geri çekilmelerine bakacak, ondan sonra izin vermek zorunda kalmalarını hesaba katacaksınız. Saydınız mı kaç işçi var kaç öğrenci var diye ? Disk, kesk, türk-iş tmmob vb. sendikaların içinde öğrenci mi var yahu? Hadi genç-sen var diyelim. Örgütlülüğü de belli..
Ne dersek diyelim, boş lakırdı oluyor kimilerine. 1 mayısla işsizliği bile açıklayanlarla nasıl konuşulur ki?
İktidar, iktidar olduğunu hatırlatmak için yasaklamıştır Taksim'i. Jandarmasıyla polisiyle alanı kuşatmanın başka açıklaması yok.
Ahlaksız
02-05-2013, 13:31
...................
Ben bunun adına kısaca şuursuzluk diyorum.
2002-2011 arasında 11,000 işçi öldürülmüş,15,000 işçi de sakat kalmış..
Öldürülen işçilerin hesabını veren yok,istifa eden birileri yok,taşeronlaşma almış başını gidiyor,çocuk işçiler almış başını gidiyor,öldürülen işçilerin ardından utanmadan GÜZEL ÖLDÜLER bile deniliyor ama sn.Yergin bize şuurdan bahsediyor..!
Nerede yaşıyorsunuz siz acaba?
Papua Yeni Gine'de mi?
Vali ''benim canımı sıkmayın ulen,Taksim'e çıkmayacaksınız dediysem çıkmayacaksınız'' diyor..İnsanlarda bu tavırdan rahatsız olup ''babanın tapulu malı mı len Taksim'' diyor..Büyükler böyle atışınca,küçüklerde eline sapanı alıyor..
Bu gerçeği anlayamayan birinin bu ülkede siyaset/toplumsal gerçekler adına söz söylemeye hakkı yoktur..
Dün Recep İvedik'te aynı sizin gibi bir açıklama yaptı ve karşılığında ciddi anlamda küfür yedi..Orada eli sapanlı bir gencin işçi olmadığını söylemeye kimse tenezzül edemez..Kimin işçi olup olmadığına dış görünüşü ile karar veremezsiniz..
Uzun sakalları olan bir metalci genci uzaktan görüp,''muhafazakar bir arkadaşa benziyor'' demeye benzer bu..!
şuursuzluk; devlet terörünü göremeyecek kadar kör olmaktır.
şuursuzluk; emekçinin ne olduğunu bilmeyecek kadar cahil olmaktır.
şuursuzluk; işçi emekçi deyince sadece zonguldak madenlerinde çalışanlardan oluşan bir grup insanı işçi emekçi sanmaktır.
şuursuzluk ; ben akp ye oy vermedim deyip , akp nin yaptırımlarına destek vermektir.
şuursuzluk ; evet şuursuzluktur.
evrensel-insan
02-05-2013, 20:54
Cevap versem yine aynı laflar ile karşılaşacağım ama yine de söylemek istiyorum. Bilmem kaç senedir iktidarı boyunca bir kez bile oy vermediğim iktidarın yanlısı olmak ile suçlanacağım lakin, biraz elinizi vicdanınıza koyun ve söyleyin.
Kaç tane işçi, emekçi insan dün 1 Mayıs'ta Taksim'e gitmeye çalıştı? Lise öğrencisi birisi mi işçi oldu, Türkiye'de bu kadar işçi varsa niye hepiniz işsizlikten dert yanıyorsunuz? Kaç tane işçi, bayramını kutlamak için elinde sopalarla, sapanlarla, taşlarla dolaşır? Geçen senede bu iktidar vardı ve Taksimde kutlaması yapıldı gerçeğini göremeyen sizin, öryargılı davranışlarınızdan artık vazgeçmenizi rica ediyorum.
Niye İzmir'de, Eskişehir'de, Ankara'da 1 Mayıs'ta olaylar olmuyor da sadece ama sadece Taksim de oluyor?
Niyesini söyleyim size, gelen gençlik saf. Ne yokluk görmüşler, ne insanlığı tatmışlar. Tek istedikleri, bağırıyım, çağırıyım, yıkıyım, dökeyim, kırayım. İnsanlık bu ya...
Şiddet her zaman şiddeti doğurur. Bu yüzden, olay çıkartanlar da bu olayları durdurmaya çalışanlar da yanlış hareketlerinden dolayı suçludur. Ülke olarak, insanca yaşamasını bilmeme gibi bir huyumuz var. O kadar tuhaf bir toplum olduk çıktık ki, dün 1 Mayıs için birileri olay çıkartır, yarın başka bir olay için dün karşı karşıya gelenler bugün yan yana durur birlikte tepki gösterir ya da birlikte sevinir. Ben bunun adına kısaca şuursuzluk diyorum.
Sana tek bir soru;
Kimden yanasin, iktidar guc ve otorite odakli polis uygulamali devlet terorunden, seyahat ozgurlugunun onlenmesinden, ambulansa hastahaneye bile gaz bombasi atilmasindan, yalandan dolandan, yana mi?
Yoksa vatandastan, polis ve devlet terorune maruz kalandan ve her turlu hukuk ve insanlikdisi muamele gorenden yana mi?
Secim bu kadar acik.
Ya yalanci validen ve ona emriverenden ve uygulayan polisten yanasin, ya da seyahat ozgurlugu onlenen uzerine saldirilan dan yanasin. Secim senin.
O yuzden gerisi bahane. Ya da senin sadece kendini avutmak adina getirdigin bahaneler. Ustelik iktidar yonlendirimli.
Zaten sizler gibi dusunenler olmazsa, bu ulke de ne oyle bir vali olur ne de boyle bir iktidar. Iste ulkemizin dunyaya rezil olan durumu bu.
Baskaulkelerde birak valiyi ic isleri bakani hatta hukumet istifa eder.
O yuzden safinizi iyi secin.
Bu ülkede çoğu vatandaşımız DEVLET nedir bilmiyor. Devlet denilince bakınız neler gerekli,
1- ULUS - HALK
2- Toprak (üstü ve altı)
3- Resmi dil
4- Toplumsal kurumlar
5- Yabancı ülkelerdeki temsilciler.
6- Askerler
7- İdareciler
Şimdi arkadaşlarımızın bazıları idarecileri devlet snıyor olacaklar ki devlet teröründen söz edebilmişler. Halbuki Devlet hepimizi içerir. İdareceiler de devlet değildir. Lütfen olayların ayırdında olalım. Devlet bir gemi ve içindeki yolculara benzer. Sadece mürettebattan bazı kişileri, (yolcularla birlikte o gemi sanarsanız) yanılmış olursunuz. Benden hatırlatması.
Sevecenlikle,
evrensel-insan
02-05-2013, 22:20
Bu ülkede çoğu vatandaşımız DEVLET nedir bilmiyor. Devlet denilince bakınız neler gerekli,
1- ULUS - HALK
2- Toprak (üstü ve altı)
3- Resmi dil
4- Toplumsal kurumlar
5- Yabancı ülkelerdeki temsilciler.
6- Askerler
7- İdareciler
Şimdi arkadaşlarımızın bazıları idarecileri devlet snıyor olacaklar ki devlet teröründen söz edebilmişler. Halbuki Devlet hepimizi içerir. İdareceiler de devlet değildir. Lütfen olayların ayırdında olalım. Devlet bir gemi ve içindeki yolculara benzer. Sadece mürettebattan bazı kişileri, (yolcularla birlikte o gemi sanarsanız) yanılmış olursunuz. Benden hatırlatması.
Sevecenlikle,
Evet parti devletinden bahsediyoruz. Vali kimdir ve kimin neyin altinda calisir?
Emniyet kimdir ve kimin neyin altinda calisir?
Ic isleri bakani, devletin mi yoksa iktidarin mi bakanidir?
Zaten sorun devlet diye bir kurumun olmamasinda. Cunku devlet, her donem iktidar kim ise onun gudumunde. SIYASI DEVLET OLMAZ. Devlet hukuk ve sosyaldir.
Ama maalesef TC tarihinde devlet her zaman siyasetin iktidarinin yonlendirim araci olmus ve iktidara hizmet etmistir. Devletin gorevi halka hizmet etmektir.
Sana tek bir soru;
Kimden yanasin, iktidar guc ve otorite odakli polis uygulamali devlet terorunden, seyahat ozgurlugunun onlenmesinden, ambulansa hastahaneye bile gaz bombasi atilmasindan, yalandan dolandan, yana mi?
Yoksa vatandastan, polis ve devlet terorune maruz kalandan ve her turlu hukuk ve insanlikdisi muamele gorenden yana mi?
Secim bu kadar acik.
Ya yalanci validen ve ona emriverenden ve uygulayan polisten yanasin, ya da seyahat ozgurlugu onlenen uzerine saldirilan dan yanasin. Secim senin.
O yuzden gerisi bahane. Ya da senin sadece kendini avutmak adina getirdigin bahaneler. Ustelik iktidar yonlendirimli.
Zaten sizler gibi dusunenler olmazsa, bu ulke de ne oyle bir vali olur ne de boyle bir iktidar. Iste ulkemizin dunyaya rezil olan durumu bu.
Baskaulkelerde birak valiyi ic isleri bakani hatta hukumet istifa eder.
O yuzden safinizi iyi secin.
evrensel-insan,
Seneler oldu burada, ama hiç bir şeyi anlatamamışım ben size.
Mesajımda ne dedim? İki tarafta suçludur. Siz bana ne soruyorsunuz? Hangi taraftasınız. Ya birinci suçludansın, ya ikinci suçludan. İlla ki birisinden olmam gerekli mi? Şart mı? Her ikisinide haksız gören birileri olamaz mı? İlla ki "taraf" mı olmak gerekiyor bu ülkede?
Ben size ve hepinize açık açık, dobra dobra, çoğunuzun cesaret edipte diyemediklerini burada tekrar ve son kez yazıyorum.
Eline sopa, sapan, molotof vs. gibi zarar verici maddeler alıp sağı solu yakıp, yıkan, kıran, dökenlerde suçludur. Bunlara gösterilmesi gereken tepkiyi gösteremeyen, bunlarla konuşulması gerektiği gibi konuşmayan, şiddeti şiddet durdurur prensibini üstlenip hataya düşen, başka türlü yol bulma gayretini göstermeyenlerde suçludur.
Ve, her iki taraftan birisini tutupta, kendi hatasını göremeyenlerde oradakiler kadar suçludur.
İnsanlık, fikirlerini, düşüncelerini sevmeseniz bile karşınızdaki insana saygı duymaktır, onu bir tarafa sürüklemek değil. Ateisti müslümanı suçluyor, müslümanı ateisti suçluyor, sağcısı solcuyu, solcusu sağcıyı, türk olan kürdü, kürt olan türkü. Bu nasıl bir iştir yahu? Herkes birbirini suçlar iken bu ülke nasıl kalkınabilir? Nasıl büyük işler başarabilir.
NOLAN, sana da kısaca cevabım. Varsa kaynak bul araştır. Bilmem kaç sene arasında şu kadar işçi ölmüş dedin. Bunların illa ki bazıları veya çoğu sendika üyesidir. Kaçının yakınlarına sendika yardım etmiş? Senelerce işçiyi sömürerek aldığı parayı o işçi için kullanmış? Türkiye'de üyesi işçiyi koruyan bir tane sendika yoktur.
Başkalarının kurduğu oyunlarda oynamaya devam edin. Olan size oluyor, bize oluyor ama anlayan yok, size başka sözüm de yok...
evrensel-insan
02-05-2013, 23:48
evrensel-insan,
Seneler oldu burada, ama hiç bir şeyi anlatamamışım ben size.
Mesajımda ne dedim? İki tarafta suçludur. Siz bana ne soruyorsunuz? Hangi taraftasınız. Ya birinci suçludansın, ya ikinci suçludan. İlla ki birisinden olmam gerekli mi? Şart mı? Her ikisinide haksız gören birileri olamaz mı? İlla ki "taraf" mı olmak gerekiyor bu ülkede?
Ben herhangibir insanligin polis eliyle ve devlet teroru eliyle uygulandigini gormedim, sen gordunmu? Yani polisi nasil hakli bulabiliyorsun, izah eder misin? Ya da valinin getirdigi yasaklarin adaletini aciklar misin?
Ben size ve hepinize açık açık, dobra dobra, çoğunuzun cesaret edipte diyemediklerini burada tekrar ve son kez yazıyorum.
Eline sopa, sapan, molotof vs. gibi zarar verici maddeler alıp sağı solu yakıp, yıkan, kıran, dökenlerde suçludur. Bunlara gösterilmesi gereken tepkiyi gösteremeyen, bunlarla konuşulması gerektiği gibi konuşmayan, şiddeti şiddet durdurur prensibini üstlenip hataya düşen, başka türlü yol bulma gayretini göstermeyenlerde suçludur.
Sen olayi da carpitiyorsun. Ilk saldiri besiktas'ta ve polise verilen bir direktiften gelmistir. Ayrica hic bir vicdan boyle vahsi bir saldiriyi benimseyemez. Ne yani polis her turlu malzemesi ile saldiracak, sen de karsi koymayacaksin? Dogru biat kulturu ve teslimiyet de budur zaten. Vali yasaklar sen uyarsin.
Ve, her iki taraftan birisini tutupta, kendi hatasını göremeyenlerde oradakiler kadar suçludur.
Uzerine saldirilan hic bir zaman suclu olmaz. Sen hic nefsi mudafa diye bir sey duymadin mi?
İnsanlık, fikirlerini, düşüncelerini sevmeseniz bile karşınızdaki insana saygı duymaktır, onu bir tarafa sürüklemek değil. Ateisti müslümanı suçluyor, müslümanı ateisti suçluyor, sağcısı solcuyu, solcusu sağcıyı, türk olan kürdü, kürt olan türkü. Bu nasıl bir iştir yahu? Herkes birbirini suçlar iken bu ülke nasıl kalkınabilir? Nasıl büyük işler başarabilir.
Bu ulkenin kalkinmasi yasaklarla gucle saldiri ile olmaz. Zaten boyle bir niyet olsa; basta o insaaat bitirilirdi. Sonra devlet ile kurumlar gereken onlemi alir ve taksim de kutlanirdi. Ne oldu cukur korundu insanlik harcandi. Esbaskan degilmiydi "taksimde diratmek iktidara karsi gelmektir" diyen. Ne o yani 1 Mayis iktidar yalakciligi/yardakciligi icin mi? Oyler dusunuyorsan, once 1 Mayis'in anlam ve icerigini ogrenmelisin. Bu acikca bir vahsettir. Dunyaya da rezil olunmustur.
NOLAN, sana da kısaca cevabım. Varsa kaynak bul araştır. Bilmem kaç sene arasında şu kadar işçi ölmüş dedin. Bunların illa ki bazıları veya çoğu sendika üyesidir. Kaçının yakınlarına sendika yardım etmiş? Senelerce işçiyi sömürerek aldığı parayı o işçi için kullanmış? Türkiye'de üyesi işçiyi koruyan bir tane sendika yoktur.
Başkalarının kurduğu oyunlarda oynamaya devam edin. Olan size oluyor, bize oluyor ama anlayan yok, size başka sözüm de yok...
Asil o oyunu sen iktidardan gucten yana cikarak oynuyorsun. En basiti bir saldiri insanlikdisidir. Senin sadece polisin saldirisini bile savunman bunu gosterir.
Ahlaksız
03-05-2013, 01:40
NOLAN, sana da kısaca cevabım. Varsa kaynak bul araştır. Bilmem kaç sene arasında şu kadar işçi ölmüş dedin. Bunların illa ki bazıları veya çoğu sendika üyesidir. Kaçının yakınlarına sendika yardım etmiş? Senelerce işçiyi sömürerek aldığı parayı o işçi için kullanmış? Türkiye'de üyesi işçiyi koruyan bir tane sendika yoktur.
Başkalarının kurduğu oyunlarda oynamaya devam edin. Olan size oluyor, bize oluyor ama anlayan yok, size başka sözüm de yok...
Sn.Yergin;sadece Akp döneminde onbinlerce işçi ölmüş..Bu gerçeği görmezden gelmeyin..Bu gerçeği görmek,idrak etmek için sağa veya sola ihtiyacınız yok..Ben solcu değilim bu arada..
Sendikaları boşverin..Bu dönemde baştaki hükümete bakın siz..''Sendikalar işçileri savunmuyor veya paraları yiyiyorlar'' lafları boş laflar..Asıl kabahatliyi görün..
Bu ülkeyi kim yönetiyorsa,bu ülkedeki işçi katliamlarından da onlar sorumludur..Sendikalar veya başka kurumlar değil..
Akp'nin yaptığı bu terörü görmezden gelip ''ama canım meydanlarda ellerindeki taşları polise atıyorlar,sapanlarla polise direniyorlar'' lafları da boş laflar..Düşünülmeden söylenmiş çocukça laflar..Bir yetişkin bu olaylara bu kadar sığ bakamaz..Bir yetişkin Türkiye'deki mevzulara at gözlüğü ile bakamaz..
1 mayıs olaylarının sorumlusu Akp hükümetidir..1 mayısta bu olayların çıkması adına adeta seferberlik yapılmıştır..22.000 polisten bahsediliyor..Türkiye'nin her yerinden İstanbul'a otobüslerle polisler gelmişler..Olaya bakın..!
1 mayıstan önce hükümet ve adamları açıkça provokasyon yaptılar..Taksim'e sokmayız kimseyi demek bir provokasyondur..Ulaşımı iptal etmek bir suçtur,provokasyondur..
İstanbul'da marjinal grupların olduğunu sağır sultan bile biliyor..Bu provokasyonlara karşılık ciddi bir tepki geleceğini herkes biliyordu..Bu olayların olacağı o kadar netti ki..!
Tabi ki bu olayları marjinal gruplara yıkamayız ama İstanbul'da her zaman sokağa dökülmeye hazır gruplar var..
1 mayısta işçisi de,öğrencisi de,emeklisi de,memuru da,vekili de tepkisini göstermiş ve tazyiki yemiştir..!
Polise taş atan veya sapanla bilye atanların derdi,yapılan faşizme karşılık yapılmış eylemlerdir..Bu eylemler kanunen suçtur ama olayları başlatan Akp'dir..
Sizin mantığınızın sakatlığına bakın..
''Poliste suçlu,karşısındaki gençlerde..Ben bir taraf değilim''diyorsunuz..
Durup dururken gelip biri bana yumruk atıyor ve bende bu etkiye bit tepki vererek bende yumruk atıyorum..Dışarıdan bir gözlemci de şöyle diyor..''İki tarafta yumruk atıyordu..Her iki tarafta suçludur..''
Böyle bir bakış açısı olabilir mi?
Evinize hırsız girmiş ve kanunen bir suç işlemiş durumda..Sizde evinize giren hırsızı bir güzel dövüyorsunuz..Hakim size dönüp niye dövdün bu hırsızı der mi hiç?
Bir insan dövmek suç tabi ama hırsızı dövmenin nesi suç?
Şimdi arkadaşlarımızın bazıları idarecileri devlet snıyor olacaklar ki devlet teröründen söz edebilmişler.
Sn.sesli;Uludere'deki veya 1 mayısta İstanbul'daki terörü kim yapmıştır?
evrensel-insan
03-05-2013, 02:11
Türkiye’de 1 Mayıs’ın serüveni
Türkiye'de işçi bayramı kutlamalarının tarihi geçmişi Osmanlının son dönemine kadar uzanır..
Türkiye’de 1 Mayis işçi bayramının geçmişi Osmanlı Devletinin son dönemlerine kadar uzanır. II.Meşrutiyetin ilanı ile ortaya çıkan özgürlük ortamında işçiler de haklarını aramak için sendikalaşmaya ve partileşmeye başladılar.
Meşrutiyetin ilanının hemen ardından çalışma şartlarının iyileştirilmesi amacıyla hak arama mücadelesine giren işçilerin elindeki en büyük koz ise grevdi. Bu amaçla liman işçileri, Paşabahçe şişe cam fabrikası, Samsunda tütün işçileri, İstanbul’daki gazetelerde çalışan işçiler,tramvay şirketlerinde çalışan işçiler, telgraf idaresindeki işçiler,Demiryolu hatlarında çalışan işçiler, Şirket-i Hayriye ve deniz işletmelerindeki işçiler grev yaptılar. Bu grevlerle birkaç gün içerisinde ülkede hayat durdu.
İşçilerin bu geniş çaplı grevine İttihat ve Terakki’nin tavrı ise hükümetin yanında yer almak oldu. Böylece işçilerin İttihat ve Terakki ile olan birlikteliği meşrutiyetin daha ilk aylarında son buldu. Hükümet 8 Ekim 1908 tarihinde çıkardığı Tatil-i Eşgal Kanunu Muvakkatı yasasını çıkarttı. Yasa ile kamu hizmeti yapan işçilerin, yani Demiryolları, tramvay, liman işletmeleri, su ve havagazı şirketleri, Duyun-u Umumiye ve reji idarelerine bağlı çalışan işçilerin grev yapması yasaklandı. Ağır para ve hapis cezaları getirdi. Yasanın çıkmasının ardından grevler yok denecek noktaya geldi. Böylece Osmanlı’da henüz yeni yeni oluşan işçi hareketi büyük ölçüde son buldu.
İşçi partileri ve sendikalaşma
Buna karşın işçi hakları ile ilgili örgütlenmeler özellikle İstanbul’da ve ülkenin Balkan coğrafyasında görülür.. İstanbul’da Osmanlı Sosyalist Fırkasını kuran Hüseyin Hilmi Bey İttihat ve Terakki’ye sol taraftan muhalefet ederken Selanik merkezli kurulan Selanik Sosyalist İşçi Federasyonu da ülkedeki en büyük tabana sahip kitle örgütlerinden biri haline gelmeye başlamıştı.
İşçi haklarını savunan bu örgütlenmelerler dünyadan bağımsız değildi. Tüm dünyada işçilerin bayram günü olarak kutlanan 1 Mayis Osmanlı’daki işçilerin de bayram olarak kabul ettikleri bir gündü. Osmanlı’da ilk işçi bayramı 1909 tarihinde Üsküp’te kutlandı.Bulgar,Sırp,Türk kökenli bir grup işçinin talep ettikleri hakları yürüyüş yaparak kutladıkları bu bayram Osmanlıda bir ilk oldu. Daha sonra 1910,1911 ve 1912 yılındaki 1 Mayis işçi bayramı farklı etnik grupların katılımı ile başta İstanbul olmak üzere Selanik ve bazı Balkan şehirlerinde kutlandı. Tabii ki bu kutlamalarda aynı zamanda işçiler yönetimden taleplerini dile getiriyorlardı. İşçi hakları ile ilgili yasal düzenlemelerin yapılması, çalışma saatlerinin düzenlenmesi, grev haklarının genişletilmesi öne çıkan taleplerdi.
İşgal altında 1 Mayis kutlamaları bağımsızlık mitinglerine dönüştü
1912 yılında başlayan Balkan savaşları ve I.Dünya savaşı süresince İttihat ve Terakki yönetimi, ilan ettiği sıkıyönetim ile 1 Mayis iişçi bayramının kutlanmasını ve işçilerin grevlerini yasaklattı. 1.Dünya savaşının ertesinde Mütareke döneminde ise (1918-1922) yıllardır söz hakkından mahrum olan işçiler hızlı bir şekilde tekrar örgütlenmeye başladılar. Bu örgütlenmelerle 1 Mayıs kutlamaları tekrar başladı. 1919,1920 1921 yıllarındaki 1 Mayis işçi bayramları işgal altındaki İstanbul’da bağımsızlık mitinglerine dönüştü. İşgal güçlerinin yasaklamalarına, yapılacak olan iş bırakmanın askeri suç sayılacağı ve askeri mahkemede yargılanacakları gibi tehditlerine karşın 1 Mayis kutlamalarına katılımlar yoğun bir şekilde gerçekleşti.
1922 yılındaki 1 Mayis işçi bayramı ise bu kutlamalar arasında en dikkat çekeni oldu. Türkiye Sosyalist Fırkasının öncülüğündeki kutlamaları, Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası, Sosyal Demokrat Fırkası, Türkiye İşçi Derneği, Beynelmilel İşçiler İttihadı gibi parti ve örgütlenmeler gerçekleştirdi.
Bu kutlama programı Kağıthane’de gerçekleşti. Binlerce işçinin katıldığı kutlama programı Sultanahmet Meydanı’nda başladı. İşgal kuvvetlerinin tüm baskı ve tehditlerine rağmen burada toplanan işçi grubu Pangaltı üzerinden Kağıthane’ye kadar yürüdü. Yürüyüş sırasında işçiler “Türkiye amelesi sendika ister”, “Burjuvazinin zulmünü protesto ediyoruz”,
1923 yılının Şubat ayında İzmir’de toplanan İktisat Kongresine işçi temsilcileri de katılarak taleplerini dile getirdiler ve 1 Mayis' ın işçi bayramı olarak kabul edilmesini istediler. Ancak kongrede bu yönde bir karar alınmasına rağmen işçi bayramının resmen kabulü gerçekleşmedi.
Yasaklı kutlamalardan bayrama
Cumhuriyetin ilk dönemlerinde 1 Mayis kutlamaları Takrir-i Sükun kanunu sebebiyle sonrasında ise getirilen yasaklar sebebiyle gerçekleşemedi. 1935 yılında ise Bahar ve Çiçek Bayramı olarak resmi tatil ilan edildi. 1960’lı yıllara gelindiğinde ise tekrar güçlenen işçi hareketleri 1 Mayis işçi bayramını kitlesel olarak kutlamaya başladılar. Bunlardan en önemlisi 1977 yıllında Taksim Meydanında gerçekleşen kutlamaydı. On binlerce kişinin katıldığı bu kutlamalar katliama dönüştü.Meydanın muhtelif noktalarından kalabalığın üzerine açılan ateş sonucu 37 işçi hayatını kaybetti. Faili hala meçhul kalan bu olay Türkiye’nin 12 Eylül askeri darbesine giden yolun ilk basamağı oldu. 12 Eylül askeri rejimi ile beraber 1 Mayis kutlamaları yasaklandı ve tatil günü olmaktan çıkarıldı. 1992 yılına kadar gayrı resmi şekilde kutlanan 1 Mayis bu tarihten itibaren tekrar resmi olarak kutlanmaya başlandı. 2008 yılında "Emek ve Dayanışma Günü" olarak kutlanması kabul edilen 1 Mayis, 2009 yılında TBMM'de kabul edilen yasa ile resmi tatil günü ilan edildi.
Günlerin bugün getirdiği baskı zulüm ve kandır.
Ancak bu böyle gitmez, sömürü devam etmez.
Yepyeni bir hayat gelir, bizde ve her yerde.
1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı.
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkın bayramı.
Yepyeni bir güneş doğar dağların doruklarından.
Mutlu bir hayat filizlenir kavganın ufuklarından.
Yurdumun mutlu günleri, mutlak gelen gündedir.
1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı.
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkın bayramı.
Ulusların gürleyen sesi, yeri göğü sarsıyor.
Halkların nasırlı yumruğu balyoz gibi patlıyor.
Devrimin şanlı dalgası Dünyamızı kaplıyor.
Gün gelir gün gelir zorbalar kalmaz gider.
Devrimin şanlı yolunda kül gibi savrulur gider.
Türkiye'de yazılmış ilk "1 Mayıs" şiiri
1 MAYIS İÇİN;
Ey işçi!
Bugün hür yaşamak hakkı seninken
Patronlar o hakkı senin almışlar elinden.
Sa'yınla edersin de "tufeyli"leri zengin,
Kalbinde niçin yok ona karşı yine de bir kin?
Rahat yaşıyor, işçi onun emrine münkad;
Lakin seni fakr etmede günden güne berbad.
Zenginlere pay verme, yazıktır emeğinden,
Azm et de esaret bağı kopsun bileğinden.
Sen boynunu kaldır ki onun boynu bükülsün,
Bir parça da evlatlarının çehresi gülsün.
Ey işçi!
Mayıs birde bu birleşme gününde
Bişüphe bugün kalmadı bir mani önünde...
Baştan başa işte koca dünya hareketsiz;
Yıllarca bu birlikte devam eyleyiniz siz.
Patron da fakir işçilerin kadrini bilsin
Ta'zim ile hürmetle sana başlar eğilsin,
Dün sen çalışırken bu cihan böyle değildi.
Bak fabrikalar uykuya dalmış gibi şimdi.
Herkes yaya kaldı, ne tren var, ne tramvay.
Sen bunları hep kendin için şan-ü şeref say.
Bir gün bırakınca işi halk şaşkına döndü.
Ses kalmadı; her velvele bir mum gibi söndü.
Sayende saadetlere mazhar beşeriyet;
Sen olmasan etmezdi teali medeniyet.
Boynundan esaret bağını parçala, kes, at!
Kuvvettedir hak. Hakkını haksızlara anlat...
YAŞAR NEZİHE BÜKÜLMEZ
(Türkiye'de yazılmış ilk 1 Mayıs şiiri,yayın tarihi:1924)
Ülkemizde *1 Mayıs ilk kez 1906 da kutlanır. 1908 de Üsküp’te, 1910 da Rumeli’nin bazı şehirlerinde ve 1912 de ilk kez İstanbul’da kutlanmıştır. 1920 ye kadar savaş nedeniyle *kutlanamamış 1921 de işgal kuvvetlerinin yasaklamalarına karşın kitlesel 1 Mayıs gösterileri yapılır. 1922 *İstanbul ve Ankara’da iş bırakma ve mitinglerle kutlanır. 1923 yılında *İzmir’de toplanan İktisat Kongresinde 1 Mayıs *Türkiye işçilerinin bayramı olması benimsenir. Bu yılın 1 Mayısı İstanbul- Ankara- İzmir- Adapazarı’nda kutlanır. *1924 de *hükümet 1 Mayısı yasaklar. 1935 de *1 Mayıs bahar bayramı olarak tatil günleri arasında *yerini alır. Yarım yüzyıl sonra 1975 de İstanbul *Tepebaşı' nda *bir düğün salonunda kutlanır.
* * * * * * * İlk kez 1976 da görkemli bir şekilde DİSK’in organizasyonu *altında *Taksim’de *kitlesel olarak kutlamalar yapılır. 1977 1 Mayıs’ı *daha coşkulu, daha katılımcı bir şekilde iki koldan Taksim alanına yürüyen emekçiler ve yandaşları tarafından kutlandı. DİSK genel başkanı *Kemal Türkler kürsüde konuşmasını bitirmek üzereyken atılan silah sesleri ile beraber panik halinde kaçışan işçiler üstüne ateş açılmış, bu olaylar sonucu 37 işçi- emekçi insanımız hayatını kaybetmişti. 1978 1 Mayıs’ı da Taksim alanında daha coşkulu bir şekilde mitingle *kutlanmış ve 1977 olaylarının katillerinin bulunması istenmiştir. 1979 ve 1980 Taksim alanı işçilere emekçilere yasaklanmıştır. 1980 de 1 Mayıs kutlamaları da yasaklanmıştır. *Uzun yıllar sonra 1987'den *1992'ye kadar 1 Mayıs salon toplantıları ile *kutlandı. 1992 1 Mayıs'ı ilk defa yeniden alanlarda kutlanmaya başladı.
Ancak işçilerin 1 Mayıs Alanı olarak nitelediği Taksim'de 1 Mayıs kutlamaları 1979'dan beri yapılamıyor. Bu yıl DİSK 1 Mayıs'ı Taksim'de kutlayacağını açıkladı. Ancak Türk-iş ve Hak-iş buna katılmadılar. Türk-iş Kadıköy'de, Hak-iş ise Ankara'da kutlama kararı aldı.
Yillarin icinde hic degisiklik yok. Yasaklar, yaralanmalar, cesitli sekilde puskurtulmeler, olumler ...
Baskoylu
05-05-2022, 00:45
Butun Dunya Isci ve Emekcinin Bayramini Kutluyor ve Gelecekte 1 Mayis`larin Zaferlerle, Kararlilikla ve Onurlu Direnislerle Kutlanmasi Dileklerimle.
Basta Site Yoneticileri Olmak Uzere Site Uyelerinin de sozde kendilerini Demokrat hatta ve hatta daha da ileri giderek kendilerini sosyal demokrat gormeye calismalari DUSUNDURUCU OLMAMISMI?
I Mayis Dunya Isci ve Emekci Bayramini kutlamakta geri durmus ve acizliklerini bir kez daha ortaya koymustur.
1 Mayis Dunya Isci ve Emekci Bayrami dillerden dusmiyecek, Ezen ve Ezilen Var Oldugu Surce Yasamin Her Alaninda Haykirilacaktir.
Bu Var Olan Dinci Yobaz Duzen, Irkci VE Fasist Duzen Tarafindan Yassaklansada SUSMIYACAGIZ.
DENETIMDE OLSAK DA SUSMIYACAGIZ
INADINA SUSMIYACAGIZ.
SIZLER SUSTURMAYA CALISIYORKEN BUNLAR BIZ ISCI VE EMEKCILERE DERT OLUYORKEN,
BIZLERDE SUSMUYORUZ,
BU DA SIZLERE DERT OLSUN
1 MAYIS İÇİN;
Ey işçi!
Bugün hür yaşamak hakkı seninken
Patronlar o hakkı senin almışlar elinden.
Sa'yınla edersin de "tufeyli"leri zengin,
Kalbinde niçin yok ona karşı yine de bir kin?
Rahat yaşıyor, işçi onun emrine münkad;
Lakin seni fakr etmede günden güne berbad.
Zenginlere pay verme, yazıktır emeğinden,
Azm et de esaret bağı kopsun bileğinden.
Sen boynunu kaldır ki onun boynu bükülsün,
Bir parça da evlatlarının çehresi gülsün.
Ey işçi!
Mayıs birde bu birleşme gününde
Bişüphe bugün kalmadı bir mani önünde...
Baştan başa işte koca dünya hareketsiz;
Yıllarca bu birlikte devam eyleyiniz siz.
Patron da fakir işçilerin kadrini bilsin
Ta'zim ile hürmetle sana başlar eğilsin,
Dün sen çalışırken bu cihan böyle değildi.
Bak fabrikalar uykuya dalmış gibi şimdi.
Herkes yaya kaldı, ne tren var, ne tramvay.
Sen bunları hep kendin için şan-ü şeref say.
Bir gün bırakınca işi halk şaşkına döndü.
Ses kalmadı; her velvele bir mum gibi söndü.
Sayende saadetlere mazhar beşeriyet;
Sen olmasan etmezdi teali medeniyet.
Boynundan esaret bağını parçala, kes, at!
Kuvvettedir hak. Hakkını haksızlara anlat...
KAMIL KAMIL ALDANMA VE KANMA BUNLARIN YALAN VE HILELERINE.
kamil beni duyuyormusun.şimdi nerelerdesin kamil
beni duymak zorundasın sana seslenmem yakarma deyil
yalvarmak hiç.bunu iyi bil kamil
ya örs olacaksın ya örse çekiç
bir evimiz vardı hani.temeli gırannitten.
munzurdan taşımışdık harcına suyu
ustalar getirmişdik ta hudutlardan
işçileri gönüllü kan pahasına yani
evimiz güzeldi şirindi.sevdik sevindik sevindirdik
seyrine hayran olduk.üstüne titredik
seyrin aldan da koyu.ama seyrin niyeti belli
seyirde sahtelik var kamil.niye haykırmaz sesin
seyrime perde oluyorlar.seyri beyazlar
kamil kamil nerdesin.evi mekan eylediler
kargalar kazlar.yuvalandılar yuvalanıyorlar
çatıdan başladılar.çatıyı oynattılar
bizim çatı ki .tipilere meydan okurdu
ferman çıkarırdı kasırgalara
çatıyı taşladılar.çatı delindi yuvalandılar yuvalandılar
kargadan.baykuşa,sinekten,üveze kadar
çatı gücünü yitirdi.misyonunu bitirdi
haşereler için bir indi artık.çatı delindi
su sızıyor içeri.kar suları yağmur suları
itelemeden açılıyor kapı geri geri
giren girene içeri.şimdi ne etmeli dememeli kamil
menteşeleri yenile .kilitleri onar
öyle bir onarki,uymasın her anahtar
bilirsin ki bizim ev
ne don kilisesidir ne mevlana tekesidir
temele oynuyorlar kamil temeli kurtar
şunu iyi bil kamil
çatı temele uygun deyil .temele kurtar
konuşmak istemiyorum
birde sözüm ona,kahramanlar var
renkli,cilveli ele düşman sevdaya küskün dostluğa inat
hile anası kahramanlar.her biri kenedir
ama kelepir günü gelirse ki gelecektir
anlatıcam bir bir
SAYGI VE INSANI SEVGILERIMLE.
BASKOYLU