PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Müşrik Araplarda Kurban ibâdeti.


Vefik Sami
01-09-2017, 13:10
Mekkeli müşrikler Kâbe'ye olduğu gibi putlara da saygı gösteriyorlardı. Bu sebeple Kâbe'nin dışında put evleri edinmişlerdi. Kâbe'yi tavaf ettikleri gibi zaman zaman put evlerini de tavaf ederlerdi. Onların da bakıcıları vardı. Çeşitli vesilelerle putlarına hediyeler gönderir, yanlarında kurban keser, ziyafet verirlerdi. Kendisine kurban sunulan putların başında Lât, Menât, Uzzâ, İsâf, Nâile ve Hübel geliyordu. Kâbe'de Hübel'e yapılan ibadet iyi organize edilmişti. Bir hâcib onunla meşgul olur, onun adına getirilen kurban ve hediyeleri kabul eder, fal oklarını çekerdi. Kaynaklarda Hübel'e bir defada 100 deve kurban edildiği belirtilir. Putlara kurban takdim etmenin gayelerinden biri de onlarla iyi ilişkiler kurmak ve kan akrabalığı oluşturmaktı. Putlara kurban olarak genellikle koyun, deve vb. hayvanlar takdim edildiği gibi içki ve buhur da sunulurdu. Çok eski zamanlarda Araplar'ın putlar için insan kurban törenleri düzenlediklerine dair rivayetlere rastlanmaktadır. Putlara esirler, kız ve erkek çocukları adanır, daha sonra da kurban edilirdi.

İslâm öncesi dönemde sunulan kurbanlar arasında "fera‘" ve "atîre"den bahsedilebilir. Fera‘ deve veya koyunun doğurduğu ilk yavruya verilen isimdir. Araplar onu annesinin bereketli ve dölünün çok olması için putlara kurban ederlerdi. Ayrıca bir kimsenin develeri dilediği sayıya veya 100'e ulaşınca doğan ilk yavruyu veya en semiz deveyi putlara kurban ederdi ki buna da fera‘ denirdi (Müsned, V, 76; Ebû Dâvûd, "Eđâĥî", 19; Nesâî, "FerǾ ve'l-Ǿatîre", 2, 3). Atîre ise Araplar'ın receb ayının ilk on gününde putlar için kestikleri ve kanını putun başından aşağı döktükleri hayvana verilen isimdir; bu kurbana "recebiyye" de denirdi. Araplar, özellikle sürülerinin çoğalmasıyla ilgili dilekleri yerine geldiğinde receb ayında kesilmek üzere bir kurban adarlardı (Müsned, II, 490).

Bazı Araplar ekinlerinden ve hayvanlarından bir kısmını Allah ile putlar arasında bölüştürür, "Şu Allah'ın, şu da putlarımızın payı" derlerdi. Allah için ayırdıklarını misafirlere ve fakirlere ikram eder, putlara ayırdıklarını da onların huzurunda yapılacak ziyafetlerde birlikte yerlerdi. Eğer Allah'a ayrılan paydan putun tarafına bir şey geçerse onu öylece bırakır, putlara ayırdıkları paydan Allah için ayrılan tarafa bir şey geçerse onu alıp tekrar putlara ayrılan tarafa koyar, "Allah zengindir, bunlar fakirdir" derlerdi (İbn Hişâm, I, 83). Puta ayrılan pay neticede yine kendilerine kalacağından onun payından Allah için ayrılan tarafa bir şey geçmemesine dikkat ederlerdi (el-En‘âm 6/136).

Müşrik Araplar'ın âdetlerinden biri de bazı vesilelerle birtakım hayvanları putlara kurban etmeleri veya bazılarını putlar adına serbest bırakmaları idi. Bu uygulamaya yönelik Kur'ân-ı Kerîm'deki ifade şöyledir: "Allah bahîre, sâibe, vasîle ve hâm diye bir şey -meşrû- kılmamıştır. Fakat kâfirler kendi uydurdukları yalanları Allah'a yakıştırmaya çalışıyorlar. Onların çoğu akıllarını kullanmıyor" (el-Mâide 5/103). Câhiliye Arapları'nın geleneğine göre bir deve beş defa doğurur ve beşinci yavrusu dişi olursa onun etini sadece erkekler yerdi. Eğer son yavrusu dişi ise onun adak olduğunu belirtmek üzere kulağını yarıp serbest bırakırlardı, bu hayvana "bahîre" denirdi. Bahîreye binmez, tüyünü almaz, istediği yerden su içmesine ve otlamasına izin verir ve onu kesmezlerdi; ayrıca sütü sağılmaz, putlara bırakılırdı. Yine Câhiliye döneminde bir kişi hasta olur veya bir yakını kaybolursa muradına ermek için bir deve adardı. Eğer hasta iyileşir ya da kaybolan kişi geri dönerse o deveye yük yüklemez, üzerine binmezler ve onu serbest bırakırlardı. Put adına serbest bırakılan, sütünden yalnızca misafirlerin faydalandığı bu deveye sâibe denirdi. Ayrıca hepsi dişi on yavrusu olan deveye de sâibe adı verilirdi. Vasîle ise yedi defa doğurmuş koyuna denirdi. Yedincide erkek doğurmuşsa bu yavru büyüdükten sonra puta kurban edilir, etini de yalnız erkekler yerdi. Yedincide dişi doğurmuşsa yavruyu kesmezlerdi. Bu koyun sahibine ait olurdu. Eğer biri erkek, biri dişi olmak üzere ikiz doğurmuşsa dişinin hatırına erkeğe dokunmazlar, "Kız kardeşi ona yetişti, etini bize haram kıldı" derlerdi. Yedinci batında erkek ikiziyle doğmuş hayvana da vasîle denirdi. Yavrulayan bu hayvanın sütü erkeklere helâl, kadınlara haram sayılırdı. Eğer bu koyun ölü yavru doğurursa etini erkekler de kadınlar da yerdi. Bir erkek devenin sulbünden on döl alınır veya yavrusunun yavrusuna binilirse buna "hâm" adı verilir ve binilmekten, yük yüklenmekten kurtulurdu (İbn Hişâm, I, 91-93). Rivayete göre bahîre, sâibe, vasîle ve hâm adaklarını ilk defa ortaya atan kimse Amr b. Luhay'dır (Buhârî, "Tefsîr", 5/13; İbn Hişâm, I, 78-79).

Kaynak (http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=340367)

Cercis Hz Circis
01-09-2017, 13:55
islam beş şartını da putperestlerden almıştır. islamın beş şartını müşrikler yerine getiriyordu. (mustafa islamoğlu)
türk bayrağındaki hilal islamı, 5 köşeli ay-yıldız islamın 5 şartını temsil ediyor.
dolayın dolaylarında bize kadar uzanıyor putperest müşrik gelenek ve ibadetleri.

Vefik Sami
01-09-2017, 14:09
islam beş şartını da putperestlerden almıştır. islamın beş şartını müşrikler yerine getiriyordu. (mustafa islamoğlu)
türk bayrağındaki hilal islamı, 5 köşeli ay-yıldız islamın 5 şartını temsil ediyor.
dolayın dolaylarında bize kadar uzanıyor putperest müşrik gelenek ve ibadetleri.

İşte bütün mes'ele de Muhammed'in yeni bir din getirmediğini kültür dindarı müslümanlara anlatabilmek. "Müşrik" olarak nitelenen Araplarda; Hac, Kurban, Oruç, Zekât ve - şimdiki şekliyle olmasa da - Salât-Namaz bulunuyordu. Bunların mescidleri vardı ve bu mescidlerde putlara secde edilirdi. Zâten, Mescid; "Secde edilen yer" demek. Ümmi olan, yâni kendilerine kitap verilmemiş olan Arapların, Allah'ın farz kıldığı tüm ibâdetleri bilmesi ve fakat Ehl-i Kitap'ın bunlardan bihaber olması tuhaf değil mi ? Tabii Müslümana sorarasanız, onlar kutsal kitaplarını tahrif etmişler.

Peki bu iddianı ıspat edecek belgen var mı ?
El-cavâb: Kur'an

Kur'an "belge" ise neden Tanah veya İncil belge olmuyor ?
El-Cevâb: Onlar tahrif olmuş.

Bu kitapların "muharref" olduğuna dâir kanıtın ?
El-cavâb: Kur'an

Bu şekilde kısır döngü olarak uzaaar gider.

Mudiban Çivitgorz
01-09-2017, 20:04
İşin tuhafı ve korkunç yanı ne biliyormusunuz? İbrahim ismail'i kesecekken allah koç göndermeseydi, ibrahim kendi çocuğunu kesseydi, bu islam ümmeti ilk doğan çocuklarını veya en sevimli yavrularını, kurban'a niyet ederek kıtır kıtır kesecektiler. "Yavrumu kestim ama bu sayede allah'a yaklaştım" düşüncesiyle kendilerini teskin edecektiler. Acılarını öyle yatıştıracaktılar. Osmanlı padişahları öz çocuklarını keserken nasıl kendilerini "saltanatın bekası için evladımızı astık-kestik" mazeretiyle teskin ettilerse, işte öyle osmanlı torunları da yine aynı beceriyle acılarını yatıştıracaktılar.

Tumagü İskicap
02-09-2017, 08:22
Kesinlikle Mudiban Çivitgorz. Allah koç göndermeseydi ve ibrahim, ishak'ı veya ismail'i kurban etme çılgınlığını yapsaydı, dünya müslümanları oğul kurban etme geleneğini devam ettirirdi bugün ve dini vecibelerine saygı ve hoşgörü beklerlerdi ve alırlardı da o saygı ve hoşgörüyü ve dahası , kanlı 4 kurban günü, bugünkünden farksız mı olurdu orasına karar veremiyorum.

Üsküdarlı gece bekçisi Kara Kemal Ayson ile Adnan Menderes arasındaki ironik öyküyü bilirmisiniz?

Tarih 17 Şubat 1959. Adnan Menderes'in de içinde bulunduğu THY uçağı, Londra'da inişe geçtiği sırada düşer. Uçaktaki 21 kişiden 14'ü ölür. Kurtulan 7 kişiden 1'i Adnan Menderes'tir. Türkiye'ye dönüşünde Sirkeci garında büyük bir devlet töreni ile karşılanır. Orada Menderes'i karşılayanlar arasında CHP Genel başkanı İsmet İnönü de vardır ama en ilginç olay bundan sonra.

Adnan Menderes perona ayak bastığında insanlar yüksek boyutlu bir dalga gibi gidip gelirler. O sırada kalabalığı eline bıçakla yaran bir adam ensesinden tuttuğu 5-6 yaşındaki erkek çocuğunu Başbakan Menderes'in ayaklarının dibine yatırır. Herkesin şaşkınlıktan kanı donmuştur. Bu adam Üsküdarlı Kara Kemal Ayson, Menderes'in şaşkın bakan gözlerinin içine diktiği gözlerini devirerek şöyle der;

"Sizi allah bağışladı uçak kazasından kurtuldunuz. izin verin oğlumu sizin için allah'a kurban edeyim" diye bağırır.

Adamla Menderesin bakışmaları esnasında adam bir an şaşkınlığa düşünce, onun bu şaşkınlığını fırsat bilen emniyet görevlileri yetişir ve çocuğu adamın elinden kurtarırlar.

O olaydan 18 ay sonra 17 Eylül 1961'de Adnan Menderes idam sehpasının merdivenlerini titrek adımlarla çıkmaktadır. Ölümle yaşamı birbirine bağlayan sandalyenin konduğu masanın ayakları, olması gerekenden daha yüksek. Cellat gelip Adnan Menderes'in ayaklarının altındaki sandalyeyi çeker ve Adnan Menderes'in idamı infaz edilir. Adnan Menders'in ayaklarının altındaki iskemleyi çeken adam kimdi biliyor musunuz? Sirkeci garında, Menderes'in uçak kazasından kurtulması şerefine kendi çocuğunu kurban etmek isteyen adamın ta kendisiydi. Üsküdarlı Kara Kemal Ayson.

Hayat size ne şekilde ironi hazırlıyor bilemezsiniz ama herkesin hayatının biryerinde böyle birkaç ironik hatıra vardır.

Neva
30-11-2018, 13:57
Putperestlerde gayet sartli ve inancli olmalarina ragmen, islam tarafindan cahiliye seklinde tanimlanmalari ilginc tabi..

RollingStones
30-11-2018, 16:50
Putperestlerde gayet sartli ve inancli olmalarina ragmen, islam tarafindan cahiliye seklinde tanimlanmalari ilginc tabi..


"Derken bir kavme vardılar ki, onlar, kendilerine mahsus bir takım putlara tapıyorlardı. Dediler ki; Ey Musa! Onların tanrıları gibi, sen de bize bir tanrı yap! Musa da onlara dedi ki: Siz gerçekten cahillik eden bir kavimsiniz."

Ben bir ilginçlik göremedim.
Bu durumda, putlara tapmak tam da cahillik gerekçesiymiş zaten.

Neva
01-12-2018, 01:07
Sevgili Rolling Stones, ilginc olan, halen putlara tapilmasi ve dahi tum dinlerin de bunu uyguluyor olmasidir. Dikkatli okursan kendilerine ozel bazi putlardan soz ediyor.