PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Yarı feodal, yarı intihal


Nero
02-09-2017, 16:47
68 gençliği siyaset sahnesine hızlı girdi, kısa sürede çok yol aldı ve geriye yakışıklı bir ceset bırakıp gitti.

12 mart darbesine hazırlık için pohpohlanan gençlik, Güney Amerikadan çevrilen kitaplardan gerilla savaşı kavramını öğrendi. Mao'nun kitaplarından ise feodali, yarı feodali, sömürgeyi, yarı sömürgeyi...

Bu öğrendiklerini Türkiye'ye uyarladı. Bambaşka sosyal, ekonomik, coğrafî, tarihî şartlara sahip olan Türkiye'yi kısa bir okumayla ve hatalı biçimde yarı sömürge, yarı feodal ülke olarak "analiz etti". Oysa ülke gerçekliği bambaşkaydı. ABD'ye bağımlılık vardı ama bu sömürge düzeyinde değildi. Feodalizm bu ülkede Kürt illeri dışında pek olmamıştı. Ülke esas olarak kapitalist çizgide ilerliyordu.

Bu "analiz"lere uygun olarak da gerilla savaşına, öncü savaşına, halk savaşına hazırlandığını sandı. Oysa devlet içindeki karanlık güçlerin karanlık oyunlarına alet olmaya hazırlanıyormuş meğer.

Ateşli romantik ve idealist gençler, değerli hayatlarını bu karanlık emellere bilmeden harcadılar. Sadece kendi hayatlarını değil, sonraki kuşakların da. Onlara da örnek oldular ve devamında çok daha fazla canlar feda edildi, ziyan edildi.

Buna sebep olanlar, o ithal gerilla kitaplarını türkçeye çevirtenler, peynir ekmek gibi burada açıkça satılmasını ve okunmasını sağlayanlar, bu kanların sorumlusudur. Yani devlet içindeki o karanlık darbeci güçler.

Şimdi ülkeyi getirdikleri şu hâle bakıp nerelerine istiyorlarsa kına yaksınlar!

kartopu
03-09-2017, 09:49
Uğur Mumcunun çok güzel bir sözü var. Tam sana uygun söylemiş. Şöyle der. Bizim ülkemizde bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar çok. Ne dersin seni anlatıyor mu.

Önce 68 kuşağının tarihini oku niçin yola çıktıklarını ondan sonra anlat. 68 kuşağı 1961 ana yasasının bu ülke emekçilerine verdiği hakkı savundu.
Öyle kafelerde canı sıkılan gençlik macera olsun diye sokaklara çıkmadı. Dev Genç örgütlenmesini Türkiye İşçi sınıfı örgütlenmesinden ayırdığında sen ilk okulu bile torpille bitirdin demektir.

Evet Mao dan Latin Amarikadaki bağımsızlık hareketlerinden etkilendiler ama bu hareketlerden kim etkilenmedi Şu da bazı kör gözlere sokulacak kadar açık ki ellerinde ulusal Türkiye devletinin bayrağı vardı.

O gençlik hareketi öyle liberal safsataların anlattığı gibi romantik değil bir hak talabinin şiarı dı.
Sen önce tarih oku sonra fikir öne sür.
Bu ülkede bütün darbeciler tıpkı senin gibi düşünenlerdir FETO ya sor bakalım 12 eylülde onu kim korumuş hangi ordunun hangi generali.

2002 de kiminle ortak hükümet oluşturmuş ve ne kadar yürümüş o yollarda.

Nero
04-09-2017, 11:47
Sevgili kartopu, keşke mahlasını ateştopu olarak seçseymişsin! Belki böylece kar tanesi gibi eriyip giden yazılar yazmazdın. :)

Ben 68 kuşağının tüm mücadelesini değil, sadece bir mücadele anlayışını eleştirdim. O da silahlı mücadele anlayışıdır. Yoksa o kuşağı fedakâr ve erdemli mücadelesiyle birlikte sevgi ve saygıyla anıyorum. Bunu daha önce de yazmıştım.

Ama silahlı mücadele, gerilla savaşı, öncü savaşı gibi ülke gerçekliğimizden kopuk yollara sürüklenen kesimi eleştirmek gerekiyor. Onları o hatalı yola itenleri ise teşhir etmek lâzım.

Bilgim var, merak etme. Dev-genç ve işçi eylemleri konusunda da var, diğer konularda da. Ben sizlerin aksine, bilmeden fikir ileri sürmem.

İşçi sınıfına destek eylemlerini eleştirmedim ben de zaten, dikkat etmişsen, ben silahlı eylem çizgisini ve bunun teorize edilmesini eleştirdim.

Ülke gerçekliğini iyi analiz etmeden, sanki bir güney amerika ülkesiymişiz gibi tahlil eden ve orada bile artık iflas etmiş olan gerilla savaşı anlayışını pratiğe geçirenlerin bugünki uçuruma gelmemizde pay sahibi olduğunu görmek gerekir.

Ülke kapitalist yolda ilerliyorken okudukları o ithal kitapların etkisiyle yarı feodal dediler. Ülkede az çok bir bağımsız demokratik gelenek varken, serbest seçimler yapılabiliyorken, yarı sömürge dediler, gizli faşizm dediler. Bu hatalı tespitlere göre hatalı bir gerilla savaşı vermeye çalışıp yenildiler. Gelecek kuşaklara ise efsaneleşmiş bir hatalı gelenek bıraktılar. Bu yolun sonuçları ise ortada.

kartopu
04-09-2017, 16:41
Sn Nero
Ben zamanı geldiğinde senin dediğin gibi ateş topuda olurum.
Ama sen 1968 kuşağını hiç anlamamışsın Eleştirdiğin gerilla hareketlerini de anlamamışsın. Bu ülke efeler seymenler kara yılanlar ın eylemleri ile tarih yazmıştır.
Bizim insanlarımız silahı sever hatta babalarından miras bile kalmıştır silah.

Eleştirilerini bile düzgün yapmıyorsun Dev -Genç hareketi bu ülkede en yerel harekettir. Yani o hareketin damarlarında ulusal kurtuluşçuluk vardır bağımsızcılık anti emperyalizm vardır.Deniz Gezmiş bir elinde Türk bayrağı ağzında anti emperyalist slogan vardır. Mahir Çayan da öyle. Biraz İbrahim Kaypakkaya farklı idi.

O insanlar bir tane asker e tetik çekmedi eğer çekse idi Mahir ölmeden en az 10 asker öldürür de öyle ölürdü.
Eleştirilerini adam gibi yap ki bizde kaçırdığımız yerleri senden öğrenelim.

Orhan Veli italmı ya Nazım Hikmet
Bu ülke yarı feodal yarı kapitalist olduğu çok doğru o gün için. Doğudaki ağalık aşiret sistemi partilere bile seçmen sağlıyordu ağalar aşiret reisleri seçim sonuçlarını belirliyordu. Hatta bu durum iç Anadolu da da vardı sülale ve aşiret oralarda bile vardı. Bu gün hala bu ülke halkı birey olamamıştır o günün aşiret sistemini bu gün cemaatler tarikat ler almıştır.

Dinle probaganda yöntemi feodalizmin günümüze yansımasıdır. Biliyorum anti komünist anti devrimcisin ama en azından fikir sahibi olmadan bilgi sahibi ol.

Sen biraz tarih oku Uğur Mumcu yu haklı çıkarma.

Nero
04-09-2017, 17:10
"Ben zamanı geldiğinde senin dediğin gibi ateş topuda olurum." Kartopu :)

Güzel espriydi. Ama eğer ciddiysen, o zamanı geldiğinde ben de görmek isterim! :)

"Bu ülke efeler seymenler kara yılanlar ın eylemleri ile tarih yazmıştır."

Bunlar gerilla değildi ki. Bunlar çeteydi ve devlete karşı kaçak yaşayıp, gereğinde askerle çatışmaya giriyordu. Kurtuluş savaşı sırasında bunlar ülkeyi düşman işgalinden kurtarmak için gönüllü veya devletli olarak direnişe katıldılar.

Ülkeyi işgal eden yabancı düşmana karşı gerilla savaşı vermekle; ülkenin kendi iç yönetimine, seçimle gelmiş hükümete, az çok millî egemenliğin temsilcisi olan devlete karşı, devletin askerine, polisine karşı gerilla savaşı vermenin ne gibi bir alakası veya benzerliği var?

"Biraz İbrahim Kaypakkaya farklı idi."

:) Evet, "biraz"... :)

Farkı da kemalizmi faşist diktatörlük olarak tanımlamasındandı. Bu farkı siz biraz geçiştirmek için "biraz"laştırmayı seçiyorsunuz. İşinize öyle gelmeseydi bu "biraz", "çoook farklı" olacaktı, eminim. :)

"O insanlar bir tane asker e tetik çekmedi eğer çekse idi Mahir ölmeden en az 10 asker öldürür de öyle ölürdü."

Doğru, o özeni, titizliği, o ahlakı, o erdemi gösterdiler. O nedenle de halkın nezdinde yiğit, erdemli kişiler olarak anılageldiler. Ama devamcıları, giderek artan oranda asker, polis ve sivil insan öldürmekte bir beis görmedi. Geldiğimiz yer ise sivil katliamların bile mazur ve meşru kabul edildiği, zıvanasından çıkmış bir kör terör sarmalı.

"Bu ülke yarı feodal yarı kapitalist olduğu çok doğru o gün için. Doğudaki ağalık aşiret sistemi partilere bile seçmen sağlıyordu ağalar aşiret reisleri seçim sonuçlarını belirliyordu. Hatta bu durum iç Anadolu da da vardı sülale ve aşiret oralarda bile vardı. Bu gün hala bu ülke halkı birey olamamıştır o günün aşiret sistemini bu gün cemaatler tarikat ler almıştır."

Bunlar birbirinden farklı konular. O devirde de ülke yarı feodal değildi. Feodalite ve yarı feodalite, merkezî yönetimden az çok bağımsız, özerk, yerel iktidarlar ve kapalı ekonomi demektir. O devirde de böyle bir durum yoktu, şimdi hiç yok.

Aşiret düzeni feodalizmin de öncesinden gelen bir düzendir. Aşiret ilişkisi feodalizm değildir.

"Biliyorum anti komünist anti devrimcisin..."

Bak seen... Acaba nereden biliyorsun? Bu bilginin kaynağı ne acaba? Sakın bu bir bilgi değil de, bilgiden yoksun fikir ve önyargı olmasın? O zaman Uğur Mumcu'nun o sözü bana değil, sana uygun düşüyor demektir. :)

kartopu
05-09-2017, 09:54
"Bu ülke efeler seymenler kara yılanlar ın eylemleri ile tarih yazmıştır."

Bunlar gerilla değildi ki. Bunlar çeteydi ve devlete karşı kaçak yaşayıp, gereğinde askerle çatışmaya giriyordu. Kurtuluş savaşı sırasında bunlar ülkeyi düşman işgalinden kurtarmak için gönüllü veya devletli olarak direnişe katıldılar.
-----------
Efe ile Gerilla arasında fark bu ha, Çok fark yokmuş .Hatta birbirinin aynısı imiş . Sözün bittiği yer cehalettir.

Çakıcı Mehmet Efe . Ayıdan post Osmanlı dan dost olamaz.
Che Guevara. Kaybettiğin tek savaş, uğrunda savaşmaktan vazgeçtiğindir…

Nero
05-09-2017, 12:02
Efe ile Gerilla arasında fark bu ha, Çok fark yokmuş .Hatta birbirinin aynısı imiş . Sözün bittiği yer cehalettir.


Sana karşı yazdıklarımın içinde bir tek buna cevap verebildiğine göre diğerlerine diyecek sözün yok demektir. Bunu bana katıldığın veya en azından itiraz edemediğin şeklinde yorumluyorum.

Sözün bittiği yer cehalet değildir. Cehalet, söyleyecek söz bulur, buluyorsunuz.

Sende sözün bitmesi cehaletinden değil, belki iyimserce bir tahmin olacak ama, bir ihtimal, mahcubiyetindendir.

kartopu
06-09-2017, 08:49
Sn Nero görüyorum ki bu forumda tartışmadığı fikrine karşı çıkmadığı kimse yok.
Onun için sen üstünsün her şeyi bilensin deyip kapatmak geldi içimden.

Nero
06-09-2017, 12:27
Sn Nero görüyorum ki bu forumda tartışmadığı fikrine karşı çıkmadığı kimse yok.
Onun için sen üstünsün her şeyi bilensin deyip kapatmak geldi içimden.


Ooo Kartopu, böyle çabuk çekilip gitme. Biraz zor olanı seç, kolaya kaçma. Böyle nasıl gelişebilirsin, geliştirebilirsin?

Ben üstün değilim, ben sorguluyorum ve tartışıyorum. Yanlış görünce de söylerim, doğru görünce de. Doğru gördüğüm neyse onu savunurum, yanlış gördüğüme de karşı çıkarım. Olması gereken de bu.

İçinden gelen o istek seni tembelliğe iten alışkanlığındır. Ona teslim olma. Diren Kartopu, kendine karşı, seni esir eden benliğine karşı diren! :)

İtirazın varsa neye niçin itiraz ettiğini yaz. Ben de karşılık vereyim. Tartışma böyle olur. Sense ilk fırsatta kaçmak için kapıya ayağını tutup tartışmaya katılıyorsun.

Konuyu da bozdun bu arada. Daha etkili tartışacak elemanlar aranıyor. :)

Nero
09-09-2017, 11:22
Che Guevera bir idol hâline getirildi. Giderek bir pop ikonu oldu. Oysa onun amacı ABD emperyalizmine karşı ve kapitalizme karşı dünyanın her yerinde mücadele etmekti.

Ama ABD emperyalizmi tarafından öldürülüp, kapitalizm tarafından bir tüketim nesnesine döndürüldü. Tişörtler, çıkartmalar, döğmeler, vb...

Che ve yoldaşlarının mücadelesi bizim ülkemize de uyarlamak iştendi ama şartlar aynı değildi. Ama kim şartları takıyordu ki? Kim doğru düzgün incelemişti ki? Birileri çıkıp "bizim de dağlarımız vardır Che Guevera" dedi ve bir dağ edebiyatı başladı, gitti.

Tabii bu dağ edebiyatını destekleyecek birileri gerekiyordu. Yani ateşi besleyecek dallar lâzımdı. Yani gerilla yapılıp ölüme gönderilecek gençler lâzımdı.

Deniz, Mahir, Ibo, ilk öncülerden oldular, Alparslan, Sinan, Kazım, Hüseyin ve diğerleri de öyle.

Sol kesim yazı işlerinden iyi anlıyordu. Bir edebiyat oluşturuldu. Dağ edebiyatı, gerilla edebiyatı.

Kendisi elini kazara kesse olay yapacak kişiler, başkalarını dağa ve silahlı savaşa özendiren süslü yazılar yazdılar. Kendileri sıcak evlerinde oturup, dağa çıkan gençlere övgüler düzdüler.

Kendi çocukları dağa çıkarıldığında örgüte başvurup onu kurtarmaya kalkışan baba, düne kadar dağı, gerilla savaşını, örgütün mücadelesini savunan yazılar yazıyordu. (Bu gerçek bir vakadır.)

Grup Yorum gibileri "dağlara gel dağlara" diye şarkılar söyleyip gençleri dağlara çekiyordu ve buna özgürlük, demokrasi, ilericilik vb deniliyordu. Sonra o gençlerden birileri rehin aldıkları bir savcıyı ışidvâri biçimde kafasına silah dayayıp poz verdikten sonra katletti. Bu silahlı mücadele sevicileri o gençlere övgüler düzdü. Ölen savcının eşi ve çocuğu vardı. O savcı Berkin Elvan cinayetinin soruşturmasını hızlandırmaya çalışan bir savcıydı.

Türkiye böyle traji komik durumlar yaşadı. Bir ideolojik tahakküm mücadelesi veriliyordu. Müzik de bunu icin araç edinilmişti, yazı da, çizi de.

Nero
11-09-2017, 11:03
Yarı feodal-yarı intihal dedim bu başlığa. Ülkemizin yarı feodal olduğunu ileri süren bu görüşler aslında büyük ölçüde intihal, yani çalıntı. Daha nazik söylemek istersek, "esinlenme" diyebiliriz. :)

Mesela 68 kuşağının silahlı sol grupların bir kısmının ideolojik önderi İbrahim Kaypakkaya. Hani şu bizim Kartopu'nun "biraz farklı" dediği Kaypakkaya. Bakın ne demiş:

"Kemalizm, komprador burjuvazi ve toprak ağalarının kurduğu faşist diktatörlüğün, altı ok ile doktrine edilen ideolojisidir."

O zaman soralım:

1- Her sınıfın ayrı bir ideolojisi varsa nasıl oluyor da kemalizm, hem burjuvazinin hem de feodalizmin ideolojisi oluyor?

2- Altı ok belli: halkçılık, milliyetçilik, devletçilik, devrimcilik, laiklik, cumhuriyetçilik... bunların hangisi feodalitenin ideolojisi olabilir?

3- Marksizm-leninizme göre faşizm, tekelci burjuvazinin en gerici, en saldırgan kesiminin ideolojik-politik programıdır. bu doğruysa, nasıl oluyor da komprodor burjuvaziyle feodalitenin ideolojisi faşizm olabiliyor?

4- Türkiye'de feodalite olduğu sonucuna kapsamlı bir araştırma yaparak mı ulaşıldı? eğer öyleyse, aradan geçen 50 yılın ardından bu araştırmanın yenilemesi gerektiğini düşünür müsünüz? hani diyalektiğin yasası ne der, bilirsiniz: her şey sürekli değişir.

Bu sorularıma bu kesimin "sol"cuları cevap veremediler, veremezler. Bu soruların cevabı İbrahim Kaypakkaya'nın tespitinin yanlış ve saçma olduğunu gösteriyor çünki.

kartopu
11-09-2017, 11:19
"Kemalizm, komprador burjuvazi ve toprak ağalarının kurduğu faşist diktatörlüğün, altı ok ile doktrine edilen ideolojisidir."

2- Altı ok belli: halkçılık, milliyetçilik, devletçilik, devrimcilik, laiklik, cumhuriyetçilik... bunların hangisi feodalitenin ideolojisi olabilir


Hem Türk milliyetçisi ol hem ezanın Arapça okunmasını savunmak gibi bir şey.

Nero
11-09-2017, 11:53
"Kemalizm, komprador burjuvazi ve toprak ağalarının kurduğu faşist diktatörlüğün, altı ok ile doktrine edilen ideolojisidir."

2- Altı ok belli: halkçılık, milliyetçilik, devletçilik, devrimcilik, laiklik, cumhuriyetçilik... bunların hangisi feodalitenin ideolojisi olabilir


Hem Türk milliyetçisi ol hem ezanın Arapça okunmasını savunmak gibi bir şey.

Evet, işte o dönemin tezleri böyle çelişkili, temelsiz, dayanaksız görüşler içeriyordu. Ama bunları o dönem görmek zordu. Zaten yeni öğreniliyordu teori. Bir çocuğun bir ansiklopedinin bütün maddelerini okuyup öğrenmesi gibi bir şeydi. Öğrenir ama ne öğrenir, ne kadar öğrenir? Sorgulamak ve test etmek için çok erkendir henüz.