Orijinalini görmek için tıklayınız : Ya, adam ilkokul mezunu, takılmışlar peşine gidiyorlar.
Vefik Sami
28-09-2017, 18:14
"YA ADAM İLKOKUL MEZUNU, HERHANGİ BİR ŞEY YOK, TAKILMIŞLAR PEŞİNE GİDİYORLAR"
Pensilvanya'daki nasipsiz adamın arkasından giden prof'lar da var. Kusura bakmasın buradaki profesör kardeşlerim. E kardeşim ya adam ilkokul mezunu, herhangi bir şey yok, takılmışlar peşine gidiyorlar. Şu anda da birçoğu kaçmış Pensilvanya'da onunla beraber yaşıyorlar. "Dünyada 160 ülkeyi buradan idare ediyoruz" diyorlar. Amerika'nın sesi çıkıyor mu? Çıkmıyor. Buradan ne demek istediğimi anlıyor musunuz? Birileri bizi bir yerlerden idare etmeye çalışıyor, bölmeye, parçalamaya çalışıyor. Ama bu milleti de bölemeyecekler parçalayamayacaklar.
"BİR PAPAZ DA SİZDE VAR. SİZ DE ONU VERİN"
Belgeyse belge, bilgiyse bilgi hepsini verdik. Sonra diyorlar filanca papazı bize verin. Bir papaz da sizde var. Siz de onu verin, yapalım yargıda şeyini size verelim. "Yahu onu karıştırma" Ne demek? Sizde yargı var, bizde yok mu? Kaldı ki bizdeki yargılanıyor, sizde yargılanmıyor. Sizin vermeniz çok daha rahat. Yürekliliğimizi her yerde göstereceğiz.
Haber (http://www.msn.com/tr-tr/haber/turkiye/cumhurba%c5%9fkan%c4%b1-erdo%c4%9fandan-son-dakika-a%c3%a7%c4%b1klamalar%c4%b1/ar-AAsyFdw?li=BBpmdUa)
Zât-ı âli'niz, 2002'den 2010-11'e kadar, aynı zâta "Muhterem Hocaefendi" demiyor muydu. Yaklaşık 8-9 yıl müddetle, hem de devletin tüm istihbâri imkânları elinizde iken, bu adamı kasdederek "Ne istediler de vermedik" demediniz mi ? Fethulahçılar TSK'nın nâmusu-şerefi kozmik oda'ya sizin başbakanlığınız esnâsında girmedi mi ? Bu ülkede "Fethullahçı"lıktan insanlar hüküm giyecekse, bunların başında siz gelmiyor musunuz ?
Yahu muhterem; insanda azıcık utanma-arlanma olur.
Konuşurken, lâfının nereye uzandığına dikkat eder de yüzü kızarır.
Yani,
Üniversiteler bilgili insan üretmiyor demek ki. Birde bütün suçu F. Gülen e atmamak gerekir çünkü F. Gülen devlet projesi. Tarihi 1964 lere dayanır, komünizmle mücadele derneklerine.
Evet bana da özelden bu tür küfürlü mesajlar geldi.
Ben her küfürleri yazanlara yalama olmuş somun gibi kabul ediyorum. Bunlara cevap versem bana yazık, anasına sövsem anasına yazık, karısına sövsem kadına yazık, kardeşine sövsem kıza yazık . Kendine sövsem zaten yalama olmuş girenden çıkandan haberi bile olmayacak.
En iyisi elimi haramdan dilimi kötüden uzak tutuyorum.
bakkalmahmud
29-09-2017, 12:16
"YA ADAM İLKOKUL MEZUNU, HERHANGİ BİR ŞEY YOK, TAKILMIŞLAR PEŞİNE GİDİYORLAR"
Pensilvanya'daki nasipsiz adamın arkasından giden prof'lar da var. Kusura bakmasın buradaki profesör kardeşlerim. E kardeşim ya adam ilkokul mezunu, herhangi bir şey yok, takılmışlar peşine gidiyorlar. Şu anda da birçoğu kaçmış Pensilvanya'da onunla beraber yaşıyorlar. "Dünyada 160 ülkeyi buradan idare ediyoruz" diyorlar. Amerika'nın sesi çıkıyor mu? Çıkmıyor. Buradan ne demek istediğimi anlıyor musunuz? Birileri bizi bir yerlerden idare etmeye çalışıyor, bölmeye, parçalamaya çalışıyor. Ama bu milleti de bölemeyecekler parçalayamayacaklar.
"BİR PAPAZ DA SİZDE VAR. SİZ DE ONU VERİN"
Belgeyse belge, bilgiyse bilgi hepsini verdik. Sonra diyorlar filanca papazı bize verin. Bir papaz da sizde var. Siz de onu verin, yapalım yargıda şeyini size verelim. "Yahu onu karıştırma" Ne demek? Sizde yargı var, bizde yok mu? Kaldı ki bizdeki yargılanıyor, sizde yargılanmıyor. Sizin vermeniz çok daha rahat. Yürekliliğimizi her yerde göstereceğiz.
Haber (http://www.msn.com/tr-tr/haber/turkiye/cumhurba%c5%9fkan%c4%b1-erdo%c4%9fandan-son-dakika-a%c3%a7%c4%b1klamalar%c4%b1/ar-AAsyFdw?li=BBpmdUa)
Zât-ı âli'niz, 2002'den 2010-11'e kadar, aynı zâta "Muhterem Hocaefendi" demiyor muydu. Yaklaşık 8-9 yıl müddetle, hem de devletin tüm istihbâri imkânları elinizde iken, bu adamı kasdederek "Ne istediler de vermedik" demediniz mi ? Fethulahçılar TSK'nın nâmusu-şerefi kozmik oda'ya sizin başbakanlığınız esnâsında girmedi mi ? Bu ülkede "Fethullahçı"lıktan insanlar hüküm giyecekse, bunların başında siz gelmiyor musunuz ?
Yahu muhterem; insanda azıcık utanma-arlanma olur.
Konuşurken, lâfının nereye uzandığına dikkat eder de yüzü kızarır.
Sayin vefik hocam,hic okul yüzü görmemisler peygamber olabiliyorsa ilkokul mezunu el-ilah olmasi lazim :)(sorun fetolar peygamberler deyil ,sorgulamayan kafalar) saygilar
Erdoğan ne demiş bilmiyorum ama burada onu desteklemek gerekiyor. Gülen'i iade etmeyen ABD derin devletini eleştirmek gerekiyor.
Sayin vefik hocam,hic okul yüzü görmemisler peygamber olabiliyorsa ilkokul mezunu el-ilah olmasi lazim :)(sorun fetolar peygamberler deyil ,sorgulamayan kafalar) saygilar
Bu yaklaşımın doğru değil, sağlıklı da değil. Peygamber olmak için, vahiy almak için diploma şartı koymaya kalkman anlamlı değil. Bu tür polemiklere kaç yüzyıl öncesinin insanlarını alet etmen politik olarak da anlamlı değil.
Koyunlar varsa çoban bulunur. İnsanları (koyunları) yönetmek için üniversite diplaması gerekmiyor.
Mesele Türkiye ve içindeki halklar ne kaybetti ne kazandı. Bu gün dış politika fiyasko, ekonomi durma noktasında % 40 artış gösteren vergiler, holding lerden alınamayan gelir vergileri, bankalara sözü geçmeyen iktidar, halkın bankalara olan borçları, satılan kamu mülkleri,
Ve yolla tünelle köprü ile aldatılan halk.
İşte çoban işte dökülen sürü. Sonuç bu. Üfürükle dua ile ezan sesini yükseltmekle toplum yönetilemiyor Sahte darbe ile bir yere kadar ama iş aşta, soğukta yanan sobada, akan çatıda, kaybedilen işte, azalan gelirde bir de üstüne üslük boşalan devlet kasasını doldurma için azalan ekmek diliminde.
Feto bu işin süsü beraber yürünen yol bitti, çeşmeden su akmıyor, artık geçmişte dolan kazanlarda su azalmaya başladı. Papaz falan anlatılan masal iş ekonomide azalan gelirde borçlanan devlette yalan bitti. Yapılacak tek şey bürokraside tasarrufa gitmek bakanların altındaki araçları alıp onlara halk otobüslerinde yolculuk etmesini sağlamak sarayları kapatıp apartman dairesine taşınmak.
İstanbul boğazını sattılar kara yetmedi denizi doldurdular sıra kara deniz yaylalarında o da bitecek köle pazarları kurup bizi satacaklar.
Bütün mesele koyun olmamakta koyun olduğunda iyi çoban kötü çoban seçme hakkın olmuyor. Pişmanlıklarda kaybettiklerini geri getirmiyor.
Vefik Sami
30-09-2017, 11:35
Türkiye üzerinde büyük oyunlar oynanıyor. AKP, ne gibi bir başarı gösterdi de 15 yıldır seçim kaybetmiyor ? Ne Demirel'in Adâlet Partisinden ne de Ecevit'in CHP'sinden daha başarılı bir parti. Ama 15 yıldır iktidar. Ve bu süreçte Türk ordusunun komuta kademesi önceleri "Ergenekon-Balyoz" tezgâhları ile şimdi de "FETÖ" manevraları ile derdest edildi. Genelkurmay eski başkanı Koşaner paşa ve dört kuvvet komutanının neden süreleri dolmadan istifâ ettikleri şimdi daha iyi anlaşılıyor. Demek ki TSK üzerinde oynanan oyunları engellemeye güçleri yetmedi. Bu işler kotarılırken yetkili konumda bulunmayı, namus ve şereflerine yediremediler ve istifâ ettiler.
Egemenlik sâhibi olmayı, dört yılda bir seçim sandığına gidip, zarf atmak zanneden bu ebleh millet uyudukça, başımıza daha neler gelir, neler... ABD-AB-Rusya, Ortadoğuda yeni sınırlar husûsunda önceden anlaşmış olmasalar Barzani, Türkiye ve İran'a rağmen, referanduma cesâret edebilir miydi ? "A plânı" yâni Ulus devlet bitti. "Solcu" etiketli CIA-MOSSAD piyonları ve liboşlar, ulus devlete ve Gazi Paşaya saldırarak görevlerini ifâ ettiler. Şimdi sıra, "B plân'ı"na, yâni sınırların değişimine geldi. Otuz küsur senedir, PKK maşası ile Güneydoğu bu günlere hazırlandı zâten.
Peki, bizim "akıllı"(!) millet bu tezgâhları farkedebildi mi ?
Farketmiş görünüyor mu sizce ?
Gerçi, etse ne yazar ?
Örgütlü toplumu kuramadık ki...
Dünya bir kaç sefer değişti, sınırlarda öyle .Birinci dünya savaşından sonra değişti. ikinci dünya savaşından sonrada değişti. Sovyet plok u çöktükten sonrada değişti.
Şimdide değişebilir.
Konu sınırların değişmesi değil senin dünya devletleri arasındaki gücün.
Türkiye cumhuriyeti 70 yıldır kendi kabuğunu kıramadı bir üst aşama olan Emperyalizm e yükselemedi arada kaldı Türkiye gibi çok halklı uluslar sürekli krizler yaşarsa bu krizler bir gün ayağına takılır ve düşürür. Her devlet özellikle emperyalist devletler kendi krizlerini az gelişmiş veya gelişememiş ülkelerin sırtına sarar sarmassa kendisi perişan olur.
Türkiye de 2 büyük darbe (15 temmusu saymıyorum) oldu 2 muhtıra bu darbe ve muhtıralar yapılmadan da ülkedeki siyasi krizler çözülebilirdi ama devlet kolay yolu seçti bu kolay yolda hep ABD ve AB den destek aldı.
Bu kadar çözülebilecek krizleri çözemezsen ve kendine illada bir patron ararsan bir gün o patron senin içinde planlar yapar.
İşte kendi uşkurunu bağlayamayan ın uşkuru bir başkasına bağlatan devletler şimdi hepsi içinden çıkılamayacak problemler yaşamakta.
Dünya da taşlar yerinden oynadı ya birinin uydusu olacaksın ya biri senin uydun olacak.
Bu ülkede 1926 dan bu yana Kürt meselesi vardı ama kimse bunu mesele yapmadı yapmak istemedi görmemezlikten geldi. Bu gün yara büyüdü vücudu tehdit ediyor .Bu güne kadar bütün krizlerini hep birilerini arkana alarak çözmüşsen bu gün arkana alacak kimsen kalmadığını da bileceksin.
Artık bu ülkede Kürt var meseleside var bunu bileceksin ve sorunu çözeceksin Çözmezsen biri gelir sorunu kendi çıkarı doğrultusunda çözer ve sen bakar kalırsın.
Ondan sonra bu işi karıştıran var işimize karışan var aramıza çomak sokuyorlar der sızlanırsın. Sovyet sistemi dağıldı ve kangren olan yerler atıldı şimdi Rusya yine dünya sahnesinde ve etkin.
Bunlar hep anlayanlara derstir.
Vefik Sami
30-09-2017, 15:00
Konu sınırların değişmesi değil senin dünya devletleri arasındaki gücün.
Eğer bu bana hitâben yazılmışsa ya önceki mesajımı hiç anlamamışsın; ya da muhatabı yanlış seçmişsin. Bana göre Fatih Sultan Mehmed ile son Osmanlı padişahı Vahdettin'in "Vatan sevgisi" rasında bir fark yoktur. Çünki; her ikisi de "Mülk-Devlet"in sâhibidir. Tek Fark; Vahdettin'in şanssızlığıdır. Yanlış zamanda, Osmanlı'nın en güçsüz âninda Pâdişah olmuştur.
Demek ki aslolan sınırlar değil, Devletin gücüdür.
Bir dönem Osmanlı'nın sâhip olduğı sınırlar dikkate alınırsa gerçek fark edilecektir.
Gâzi Pasşa'nın vefâtı sonrası, O'nun siyâsi mirası üzerine çöreklenen çakma entelijansiya, Cumhuriyet'in Cumhur'a dayandığı gerçeğini göremedi. Hem içinden çıktığı Cumhur'u hakir görerek, hem de sırtını 1950'ye kadar İngiltere'ye, 50'den sonra da ABD emperyalizmi ve NATO'ya yaslayarak, hot-zot ile devlet yönetti. İşin en kötü tarafı da bu devran'ın hep böyle süreceğini zannettiler. ABD, Ortadoğu'nun haritasını tekrar çizmeye başlayınca bu "Atatürkçü" görünen çakallar, saf dışı kaldı. Şimdi kıytırık üç-beş tv kanalına bile hâkim olamıyorlar.
Bu ülkede 1926 dan bu yana Kürt meselesi vardı ama kimse bunu mesele yapmadı yapmak istemedi görmemezlikten geldi. Bu gün yara büyüdü vücudu tehdit ediyor .
Artık bu ülkede Kürt var meseleside var bunu bileceksin ve sorunu çözeceksin Çözmezsen biri gelir sorunu kendi çıkarı doğrultusunda çözer ve sen bakar kalırsın.
(...)
Ondan sonra bu işi karıştıran var işimize karışan var aramıza çomak sokuyorlar der sızlanırsın.
(...)
Bunlar hep anlayanlara derstir.
Kendi iç sorunlarını çözmezsen, başkaları bunu fırsata çevirip kullanır; bu doğru tespit. Ne var ki "Kürd sorunu" olarak karşımıza çıkan devâsâ durum, son tahlilde "Bağımsız Kürdüstan" dır. Kürdlerin Özerklik veya Konfederasyon ile yetineceklerine ihtimâl vermiyorum.
Bu sorunu kâğıt üzerinde defalarca çözersin.
Fakat; pratiği o kadar kolay değil.
Bu gün Kürdler, mevcut konjoktür'ü "Fırsat"a çevirme peşinde, Emperyalistlerin kuruğuna takılmış gidiyor.
Biz de takılmıştık vakt-i zamânında.
Neticede; burnumuzu pisliğin içine sokup bıraktılar.
Çünki onlar; kendi çıkarlarını amaç, bölge halklarını da araç olarak kullanır.
Sen de bunu bileceksin !..
Karaiskakis
30-09-2017, 15:30
Hem içinden çıktığı Cumhur'u hakir görerek, hem de sırtını 1950'ye kadar İngiltere'ye, 50'den sonra da ABD emperyalizmi ve NATO'ya yaslayarak, hot-zot ile devlet yönetti. İşin en kötü tarafı da bu devran'ın hep böyle süreceğini zannettiler. ABD, Ortadoğu'nun haritasını tekrar çizmeye başlayınca bu "Atatürkçü" görünen çakallar, saf dışı kaldı. Şimdi kıytırık üç-beş tv kanalına bile hâkim olamıyorlar.
Belki sen Ordu ile ilgili olarak yazmadın bu satırları ama özellikle 1991 ile 2007'de ki Ergenekon operasyonuna kadar geçen sürede TSK'da yaşanılan süreç tam olarak bu oldu.
1950'de NATO'ya giriş ile birlikte Türk Ordusu tamamen Amerikancı ve Atlantikçi bir çizginin hakim olduğu bir kurum haline gelmişti. Cemal Gürsel'in ''donumuza kadar Amerika veriyor'' sözü bu gerçeği ifade ediyordu. Bu doğrultuda gerektiğinde Amerika, TSK'da ki gücü vasıtası ile Türkiye'de ki siyaseti bile istediği gibi şekillendirebiliyordu. Mesela gerek 1960, gerek ise 1980 darbesi Amerikancı birer darbedir. Fakat 1990'lara girilmesi ile birlikte bu durum yavaş yavaş değişmeye başlar. Öncelikle Sovyetler Birliği'nin yıkılışı, Türk Devleti'nin kronikleşmiş Komünizm korkusunu ortadan kaldırır. Dolayısıyla Sovyet baskısına karşı Amerikan yardımına ve desteğine olan ihtiyaç azalır. İkinci olarakta 91 Irak harekatı ile bölgede Amerikan eliyle kukla bir Kürdistan kurulması, Türk ordusundaki özellikle ulusalcıları rahatsız eder ve Amerikan karşıtlığını arttırır. Bu da Ordu içinde yeni arayışları ortaya çıkarır. Bu süreçte Avrasyacılık olarak adlandırılan yeni bir anlayış, Türk ordusunda kendisini göstermeye başlar; PKK'yı destekleyen, Kemalizmin aleyhine olacak şekilde İslamcılığı ve Kürt milliyetçiliğini teşvik eden Atlantik sistemine karşı Rusya'nın, Çin'in, Hindistan'ın aralarında bulunduğu Avrasya sistemi içerisinde yer almak fikri Türk ordusunda hasıl olur.
Mesela 28 Şubat postmodern darbesi, bu Avrasyacı komutanların gerçekleştirdikleri bir eylemdir. Karadayı, Kıvrıkoğlu gibi Paşalar Avrasyacıdır. Örneğin, bu yıllarda Rusya'nın başı Kafkaslardaki ayaklanmalar ile ağrımaktadır. Bu ayaklanmalar hem ABD tarafından desteklenmekte, hemde Türkiye ile tarihi ve kültürel bağları olan halklar tarafından gerçekleştirilmektedir. Fakat söz konusu dönemde bu gibi komutanların verdikleri beyanlara bakarsanız, Rusya'yı destekleyen, Kafkaslardaki ayaklanmaları dini terör olarak itham ve mahkum eden bir içerik taşıdığını görürsünüz. Mesela bu çok ilginçtir. Demek ki Ordu yavaş yavaş Amerikan siyasetinin çizdiği sınırlardan uzaklaşmaktadır. Zaten 28 Şubat'ın Avrasyacı bir hareket olması hasebiyle Amerika tarafından onaylanmadığını görürüz. Zira Amerika'nın 28 Şubat'a cevabını, 3 Kasım 2002 seçimleri ile görürüz. Böylelikle 100 yıl sürecek denilen 28 Şubat sadece 5 yıl sürer ve iktidara İslamcı gelenekten gelen ama Batı ile de iyi ilişkiler kurmak isteyen bir parti gelir. O dönemin AKP'si bu her iki yönüyle de 28 Şubatçıların asla istemediği bir nitelik taşımaktadır.
Ergenekon operasyonuda bu Avrasyacı/Kemalist komutanların ordudan tasfiyesini ifade etmektedir. Onların tasfiyesi ile birlikte Ordu içinde FETÖ'cü ve Atlantikçi unsurların köşe başlarını tutmaları sağlanmıştır. Sonrası ise malum. AKP'nin hem FETÖ hemde Batı ile ilişkilerinin bozulması sonucui 15 Temmuz FETÖ'cü ve bir o kadarda NATO'cu darbe girişiminin vuku bulur. Artık her şey için çok geçtir...
Vefik Sami
30-09-2017, 16:29
Belki sen Ordu ile ilgili olarak yazmadın bu satırları ama özellikle 1991 ile 2007'de ki Ergenekon operasyonuna kadar geçen sürede TSK'da yaşanılan süreç tam olarak bu oldu.
Evet, TSK da dâhil bu düşüncelerime. Çünki bu ülkede ordu, hep siyâsetin içinde olmuştur. Belki görüntü olarak yoktur. Ancak; fiilen vardır. Türkiye Ulus Devlet yapısı ile emperyalizm'in menfa'atlerine hizmet ettiği süreçte, sözünü ettiğim çakma entelijansiya (Sivil-asker dâhil) uluslararası konjoktürden bilistifâde, "Atatürkçülük" üzerinden yemlendiler.
Bizde Atatürkçülük gerçekten yaşansaydı, memleket bu hallere düşmezdi.
"Atatürkçülük" dediğim zaman, yıllarca insanımıza pompalanan lider fetişizimini kasdetmiyorum.
Batılılaşma ve medenileşme, anlatmak istediğim...
Eğer bu bana hitâben yazılmışsa ya önceki mesajımı hiç anlamamışsın;
Bu sorunu kâğıt üzerinde defalarca çözersin.
Fakat; pratiği o kadar kolay değil.
Bu gün Kürdler, mevcut konjoktür'ü "Fırsat"a çevirme peşinde, Emperyalistlerin kuruğuna takılmış gidiyor.
Biz de takılmıştık vakt-i zamânında.
Neticede; burnumuzu pisliğin içine sokup bıraktılar.
Çünki onlar; kendi çıkarlarını amaç, bölge halklarını da araç olarak kullanır.
Sen de bunu bileceksin !..
Sana hitaben yazılmadı.
Türkiye yi 1925 den itibaren yönetenlere hitaben yazıldı
Sn Vefik Sami.
Evet her olasılık olabilir. Başka olasılıklarda olabilir bakarsın bir diriliş olmuştur. Fırsatı kullanamayan bulduğunun üstüne yatan bir tarihi başlatamayan bunu geliştiremeyen bir gün bakmışlar her şey elinden alınmıştır. Ama bir ulusta doğabilir.
Karanlıktan aydınlığa
30-09-2017, 23:27
Ülkemiz topraklarında Terör örgütlerini maşa olarak kullanmaya bağımlı olan dış güçler ,bu sefer de peşinde gidenlerinin müslüman olması hasebiyle lawrence fitnesinin bir benzerini hayal ederek fetöyü türkiye'de ki islamın ayağını kaydırmak için koz olarak gördüler .seçtiklerine biat edenler , islama aykırı hezeyanlarını her haykırdığında "vardır bi bildiği,ne de olsa fatih sultan mehmetin ruhuyla istişare ediyor "dedikleri hocalarına körü körüne bağlanmakta inat ettiler ..... "sadece bir kısım biat edenleri için" en iyimser görüşüm bu.farkındayım,kendimi epey zorladım...okumuş etmiş tahsilli bir müslümanın dinini en iyi şekilde bilmesi gerektiğine inanan veya bildiğine inanmak isteyen biri olarak bu adamın peşinden gidenlerin mazeretlerini akılla bağdaştırmakta zorlanıyorum.
Bu yüzden eğitim her zaman belirleyici olmuyor.
Bu yüzden eğitim her zaman belirleyici olmuyor.
Koyunlar için.
Koyunun çobanı seçme şansı yok. Garibim (sürü) önüne ne koyarsan arkasından gidiyor.
F. Gülen T. Erdoğan. Gülen Erdoğan ortaklığı beraber yürünen yollar, beraber ıslanılan yağmurlar Nedense hep batı malı projeler. Bu iki ortak dostken ortada Lawrence yoktu. İşler bozuldu dostlar düşman oldu Lewrence piyasaya sürüldü.İktidar kavgası iki dostu düşman yaptı. Eee iktidar bu babayı oğul a, oğul u babaya düşman yapıyor.
İnsan biat edecek kadar güçsüz bilgisiz se biat edilecek nesne bulur.
Sahi Arakan ne oldu gündemden düştü mü.? Bir lawrence te oralarda mı yoksa.
Vefik Sami
01-10-2017, 11:53
Ülkemiz topraklarında Terör örgütlerini maşa olarak kullanmaya bağımlı olan dış güçler ,bu sefer de peşinde gidenlerinin müslüman olması hasebiyle lawrence fitnesinin bir benzerini hayal ederek fetöyü türkiye'de ki islamın ayağını kaydırmak için koz olarak gördüler.
(...)
okumuş etmiş tahsilli bir müslümanın dinini en iyi şekilde bilmesi gerektiğine inanan veya bildiğine inanmak isteyen biri olarak bu adamın peşinden gidenlerin mazeretlerini akılla bağdaştırmakta zorlanıyorum.
Bir zamanlar Mustafa İslamoğlu sizin gibi düşünmüyormuş.
"Hadi bakalım; Fethullah Hoca gibi bir âlim yetiştirin de görelim. O'nun ayakkabısını bile yetiştiremezsiniz" demiş.
https://www.youtube.com/watch?v=I-S2U8nr3Qc
Ama ne hikmetse İslâmoğlu gibi bir İslâm âlimi, Türkiyede esen siyâsi rüzgârların yönüne paralel olarak, sonradan fikir değiştirmiş.
Bakınız; Cübbeli Ahmed Hoca da Fethullah Gülen için "Hocaefendi deyin" diye gürlemiş mikrofonlardan.
https://www.youtube.com/watch?v=S9CB_3_awBs
Daha sonra o köprünün altından epey "su" akmış.
Muhterem "reyiz" de bir sıralar "Mavi marmara" gönüllülerini epey desteklemişti.
İsrail-Türkiye ilişkileri normale dönünce "Bana mı sordunuz giderken ?" deyiverdi.
Bu arada; Müslümanlar, Bedir savaşını kazanınca Allah nasıl bir âyet göndermiş; (Enfâl :17)
Uhudda yenilgi alınınca, ne demiş. (Âl-i İmran :165)
Oku bakiiim. :D
Bu yüzden eğitim her zaman belirleyici olmuyor.
Sen, öğretim ile eğitimi karıştırıyorsun.